İMAM MEHDİ (A.S)’DAN KIRK HADİS
1)“İnsanların benden gaybetim döneminde istifade etmeleri, bulutların arkasında gözlerden uzak kalan güneşten istifade etmeleri gibidir. Şüphesiz ki yıldızlar gök ehli için bir güven vesilesi olduğu gibi, ben de yer ehli için bir güvenim.”
el-Bihar, 52/92/7
2)“Bu iş (zuhur) ne zaman olacak ey efendim?” diye soran Ali bin. Mehziyar’a şöyle buyurmuştur: “Sizinle Mekke yolu arasına engel girdiği zaman.”
Nur’us Sakaleyn, 5/461/4
3)İmam Mehdi (a.s) Sa’d bin Abdullah Kumi’nin kendisine, “İnsanların kendi başlarına neden bir imam seçemeyeceğini” sorması üzerine şöyle buyurmuştur: “O imam iyi midir, yoksa kötü mü?” (Sa’d diyor ki:) “İyidir” deyince İmam şöyle buyurdu: “Acaba onlardan birinin iyi ve kötü hakkındaki görüşünün ne olduğunu bilmemesi ve neticede kötü bir insanı seçmesi mümkün müdür?” Ben, “Evet” deyince de şöyle buyurdu: “İşte bu yüzden!.”
Nur’us Sakaleyn, 2/76/283
4)Biz gerçi, dünya hükümeti zalimlerin elinde olduğu müddetçe, kendimizin ve imanlı Şiilerimizin bazı maslahatlarından dolayı zalimlerin yerleşim bölgelerinden uzak bir yerde ikamet ediyoruz, ama sizin
durumunuzdan haberdarız, durumunuz bize gizli değildir… Biz, sizi gözetmekte ihmalkarlık etmiyoruz, sizi unutmamışız da. Eğer böyle olmasaydı, musibetler belinizi büker ve düşmanlar kökünüzü kazırdı…”
Kelmet’ul- İmam Mehdi, s. 190.
5)“Acaba Allah Teala’nın; “Ey iman edenler! Allah’a, Resulüne ve ululemre itaat edin” diye buyurduğunu duymadınız mı? Acaba bu emri, kıyamet gününe kadar sürecek olan bir emir değil mi? Acaba Allah Teala’nın, Adem (a.s)’dan en sonuncu İmam’a (İmam Hasan Askeri’ye) dek sizin için sığınacağınız sığınak ve hidayetinize vesile olacak nişaneler kıldığını görmediniz mi? Ne zaman bir nişane kaybolduysa diğer bir nişane zahir oldu; bir yıldız battıysa (yerine) bir başkası doğdu. Allah Teala onun ( İmam Hasan Askeri’nin) ruhunu aldığında, kendisi ve kulları arasındaki sebebi (bağı) kestiğini sandınız. Hayır, hiç bir zaman böyle olmamıştır ve kıyamete kadar da böyle olmayacaktır; sonunda onlar hoşlanmasa da Allah’ın emri zahir olacaktır.”
Kemal’ud- Din, c. 2, s.487.
6)“Hidayet olmak istersen, hidayet olursun; arasan bulursun.”
Kemal’ud- Din, c. 2, s. 502; Suhuf’ul- Mehdi, s. 354.
7)“Vuku bulan vakıalarda, bizim hadislerimizi rivayet edenlere müracaat ediniz; zira onlar benim sizlere olan hüccetimdir ve ben de Allah’ın onlara olan hüccetiyim.”
Kemal’ud- Din, c. 2, s. 484.
8)“Kim elindeki malımızı, bizim emrimiz olmaksızın kendi malını harcadığı gibi helal bilip harcarsa melundur ve kıyamet günü biz onun hasmı (düşmanı) olacağız. Nitekim Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Kim Ehl-i Beyt’imden, Allah’ın haram kıldığı şeyi helal sayarsa, benim dilimle ve duası kabul olan her peygamberin diliyle lanete uğramıştır.” Öyleyse kim bize zulmederse, bize zulmeden zalimlerin sırasında yer alacak ve Allah’ın laneti onun üzerine olacaktır. Çünkü Allah Teala buyurmuştur ki: “Bilin ki, Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir.”
Kemal’ud- Din; Kelimet’ul- İmam Mehdi, s.204.
9)“Yatsı namazını (bir mazereti olmaksızın) yıldızlar birbirine girene kadar erteleyen kimse melundur, melundur! Sabah namazını yıldızlar kayboluncaya kadar geciktiren kimse de Allah’ın rahmetinden uzaktır, Allah’ın rahmetinden uzaktır!”
Bihar’ul- Envar, c. 52, s. 484.
10)“İzin almaksızın başkasının malında tasarrufta bulunmak helal değildir.”
a.g.e, 17/309/4
11)“Bilin ki, gerçekten hak bizimledir ve bizim aramızdadır; bizden başka hakkın kendisinde olduğunu söyleyen kimse, yalancı ve iftiracıdır; bizden başka kim onu iddia ederse azgın ve sapıktır.”
Kemal’ud- Din, c. 2, s. 511.
12)“İlahi! Sana yalvaran, karada ve denizde seni çağıran kimselerin hakkı hürmetine Muhammed ve Âl-i Muhammed’e salat gönder; Muhammed ve Âl-i Muhammed’in hakkı hürmetine mümin erkek ve kadınların fakirlerine zenginlik ve genişlik; mümin erkek ve kadınların hastalarına şifa, sıhhat ve rahatlık; mümin erkek ve kadınların yaşayanlarına lütuf ve keramet; mümin erkek ve kadınların ölülerine mağfiret ve rahmet; mümin erkek ve kadınların gariplerine kendi vatanlarına salim ve kazançlı geri dönmeyi merhamet buyur.”
El- Misbah-u lil Kef’ami, s. 306.
13)“Dini kardeşlerinden kim, din hususunda Rabbinden çekinir ve üzerinde (humus, zekat vb.) olan borcunu hak sahiplerine ulaştırırsa, bozucu fitnelerden ve karartıcı sıkıntılardan güvende kalır. Kim de, Allah’ın verdiği nimetleri, verilmesini emrettiği kimseye vermekte cimrilik yaparsa, dünya ve ahrette zarara uğrayanlardan olur.”
Bihar’ul- Envar, c. 53; Kelimet’ul- İmam Mehdi, s. 200.
14)“Eğer Şiilerimiz -Allah onları kendi itaatine muvaffak kılsın-üzerlerine farz olan ahde vefa etmede kalpleri bir olursa, bizimle görüşmek saadeti onlardan tehir edilmez; bize nispet sahip oldukları gerçek marifet üzere bizimle görüşme mutluluğu, en yakın bir zamanda onlara nasip olur. Bizi onlardan uzaklaştıran şey, sevmediğimiz şeyleri yapmaları hususundaki haberin bize ulaşmasıdır. Allah en iyi yardım dilenendir; O bize yeter ve O ne güzel vekildir. Allah’ın salat ve selamı, korkutucu ve müjdeci olan efendimiz Muhammed’e ve onun pak Ehl-i Beyt’ine olsun.”
Bihar’ul- Envar, c. 53; Kelimet’ul- İmam Mehdi, s. 204.
15)“…Allah’ım, ben dünyanın hayır ve ahretin sevabını senden istiyorum. Allah’ım, helalinle haramdan ve fazlınla bütün yaratıklarından beni müstağni kıl. Allah’ım, ben yararlı bir ilim, huşulu bir kalp, şifa verici yeterli bir yakin, temiz bir amel, güzel bir sabır ve büyük bir mükafat senden istiyorum. Allah’ım, nimetine şükretmeyi bana ihsan et, ihsan ve keremini bana artır, sözümü halk arasında duyulan, amelimi kendi katında yücelmiş, hayırlardaki eserime uyulmuş ve düşmanımı kahrolmuş kıl. Allah’ım, Muhammed’e ve onun seçkin Âl’ine gece ve gündüzler (sürekli olarak) salat gönder; eşrarın şerrinden beni koru; günah ve suçlarımdan beni arındır; cehennem ateşinden beni kurtar; dinlenme evine beni kondur; beni ve mümin ve mümine bütün dini kardeşlerimi bağışla; kendi rahmetinle ey rahmedenlerin en merhametlisi!”
Sahifet’ul- Mehdi, s. 312.
16)Her biriniz aşkımıza yaklaştıran şeyi yapsın ve hoşnutsuzluğumuza ve öfkemize yaklaştıran şeyleri yapmaktan kaçınsın.
Ihticac el-Tabarsi – c. 2, s. 498
17)“Allah-u Azze ve Celle, hakkı tamamlayıp batılı yok etmek ister…”
Bihar’ul- Envar, c. 53, s.193.
18)Zuhurun çabuk olması için çok dua edin. Çünkü bu sizin kurtuluşunuzdur.
Kemâl ed-Din – c. 2, bab 45, h. 4, s. 237
19)Uzun bir hadiste “fahle na’leyke” (ayakkabılarını çıkar) ayetinin tefsirinde şöyle buyurmuştur:
“Musa (a.s), kutsal vadide rabbine münacat ettiğinde (O’na yalvarıp yakardığında) şöyle arz etti: “Ey Rabbim! Ben sevgimi yalnızca sana halis kıldım, kalbimi senin dışındakilerden arındırdım.
”Musa (a.s) ailesini çok seviyordu. Allah-u Teala (onun bu sözü üzerine) şöyle buyurdu: “Ayakkabılarını çıkar” Yani eğer sevgin bana halis ise (sadece beni seviyor isen) kalbin de başkasına yönelmekten arındırılmışsa o halde ailenin sevgisini kalbinden sök at.”
Bihar, c. 52, s. 83; c. 3, s. 65; c. 83 s. 237.
20)“Gaybetin vuku bulmasının nedenine gelince; Allah (c.c) buyuruyor ki: “Ey İman edenler, size açılandığında hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın…” Babalarımdan her birinin boynunda, zamanlarındaki tağutların biatı vardı, ama ben öyle bir zamanda kıyam edeceğim ki, tağutlardan hiç birinin biatı boynumda olmayacaktır.”
Kemal’ud- Din, c. 2, s. 485.
21)“Allah’ım, eğer sana itaat ettiysem övgü senindir; eğer isyan ettiysem hüccet senindir; rahatlık ve ferahlık sendendir; nimet verip şükrü kabul eden, güçlü olup bağışlayan Allah münezzehtir. Allah’ım, eğer sana isyan etmişsem, senin en çok sevdiğin şeyde yani sana iman etmede sana itaat etmişim; sana çocuk nispeti vermemişim ve sana hiçbir şeyi şerik koşmamışım; bunların hepsinde senden taraf bana minnet vardır, benden taraf sana minnet yoktur.”
Muhec’ud- Da’vat, s. 295; Suhuf’ul- Mehdi, s. 174.
22)“…Allah’ım, zengin seninle zengin olmak isteyen ve sana muhtaç olandır; fakir ise yaratığınla zengin olmak isteyip senden yüz çevirendir; Öyleyse Muhammed ve Âl-i Muhammed’e salat gönder; kendinle beni yaratığından müstağni eyle ve beni yalnızca sana el açan kimselerden kıl.Allah’ım, bedbaht; tövbe önünde ve rahmet arkasında olduğu halde ümidini kesen kimsedir; amelim zayıf olsa da, rahmetine ümidim güçlüdür; öyleyse güçlü ümidim için zayıf amelimi bana bağışla. Allah’ım, biliyorsun ki, kulların arsında benden daha katı kalpli, günahı daha büyük olan vardır; ben de bilmekteyim ki, senden daha güçlü, daha çok rahmeden ve daha çok bağışlayan yoktur; öyleyse ey rahmetinde tek olan (Allah), hatalarında tek olmayanı bağışla.Allah’ım, şüphesiz sen emrettin, bizse isyan ettik; sen nehyettin, bizse
kaçınmadık; sen hatırlattın, bizse unuttuk; sen gözümüzü açtın, bizse kendimizi körlüğe vurduk; sen sakındırdın, bizse (hakka) tecavüz ettik; bu, senin bize yaptığın ihsanın karşılığı değildi (ama biz yaptık); oysa sen bize bildirdiğin ve bizden sakladığın şeye daha alimsin; bizim yaptığımızı ve bize yapılanı daha iyi bilmektesin; öyleyse Muhammed ve Âl-i Muhammed’e salat gönder; hata ve unuttuklarımızdan dolayı bizi muaheze etme, yanımızda olan haklarını bize bağışla, ihsanını bize tamamla ve rahmetini bize indir…”
Sahifet’ul- Mehdi, s. 320.
23)“Her biriniz, sevgimizi kazanacak işleri yapmaya ve sevmediğimiz işlerden ise uzak durmaya çalışın. Çünkü bizim işimiz (zuhur etmememiz) ansızın, birden bire olacaktır; artık o zaman tövbenin ona bir faydası olmayacak, cezalandırmamızdan onu kurtaramayacaktır.”
Kelimet’ul- İmam Mehdi, s. 192; İhdicac, s. 498.
24)“Şüphesiz Allah Teala bizimledir; öyleyse bizim başkasına ihtiyacımız yoktur. Hak bizimledir; öyleyse bizden ayrılan bizi korkuya düşüremez.”
Kemal’ud- Din, c. 2, s. 511.
25)“Mehdi benim; zamanın kıyam edecek İmamı benim; Yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak olan benim; yeryüzü kesinlikle hüccetsiz kalmayacaktır.”
Bihar’ul- Envar, c. 52, s. 2.
26)“Bizi sevmenizi ve bize yönelmenizi açık sünnetler esasına dayandırın.”
Bihar’ul- Envar, c. 53, s. 179.
27)“Allah’ım, bize, sana itaat etmek muvaffakiyetini, isyandan uzaklaşmayı, niyetin doğruluğunu ve saygısı korunması gereken kimseleri tanımayı ihsan et; hidayete erişmek ve onda sabit kalmakla bize ikramda bulun; dillerimizi doğruluk ve hikmetle güçlendir; kalplerimizi ilim ve marifetle doldur; karınlarımızı haramdan ve şüpheli şeylerden arıt; ellerimizi zulüm ve tecavüzden alıkoy; gözlerimizi kötülüklerden ve hıyanetten koru; kulaklarımızı boş söz ve gıybete kapat. Alimlerimize, dünyaya düşkün olmamayı ve hayırseverliği; öğrencilere ciddi çalışmayı ve rağbeti; dinleyenlere uymayı ve öğüt almayı ihsan et.Müslümanların hastalarına şifa ve rahatlık; ölülerine şefkat ve rahmet, yaşlılarımıza vakar ve ağır başlılık, gençlerimize hakka dönüş ve tövbe, kadınlarımıza haya ve iffet, zenginlerimize alçak gönüllülük ve cömertlik, fakirlerimize sabır ve kanaat lütfet. Gazilere galibiyet, tutsaklara kurtuluş, emir sahiplerine adalet ve şefkat, emir altındakilere (halka) insaf ve güzel huy nasip et.Hacı ve ziyaretçilerin yol azıkları ve nafakalarını bereketli kıl; onlara farz kıldığın hac ve umreyi eda etmelerini müyesser eyle; ey merhametlilerin en merhametlisi! Fazlın ve rahmetinle dualarımızı kabul buyur.”
Sahifet’ul- Mehdi, s. 18; el- Misbah-u lil Kef’ami, s. 281.
28)“Gerçekten tam gaybet vakti olmuştur. Allah (c.c) izin vermedikçe zuhur gerçekleşmeyecektir. Zuhurun gerçekleşmesi ise çok uzun bir zamandan, kalpler katılaştık- tan ve yeryüzü de zulümle dolduktan sonra olacaktır.”
-Bihar, c. 53, s. 196; İhticac, c. 2, s. 468; el- Gayybe, s. 178.
29)“Allah-u Teala, bize konuşma müsaadesi verdiği zaman, hak aşikar, batıl ise yok olacaktır.”
Bihar’ul- Envar, c. 53, s. 196.
30)“Ben Allah’ın yeryüzündeki Bakiyyetullah’ım (O’nun baki bıraktığı
hüccetim); O’nun düşmanlarından intikam alacak olan da benim.”
Bihar’ul- Envar, c. 52, s. 24.
31)“Maarifi (dini ve islami hükümleri), bizim yolumuzu bırakarak başka yoldan talep etmek, bizi inkar etmekle eşittir.”
Sahifet’ul- Mehdi, s. 334.
32)“Biz kimden teberri ediyorsak, şüphesiz Allah, melekleri, peygamberleri ve dostları da ondan teberri etmektedirler.”
İhticac, c. 2, s. 474.
33)“Allah’ım, biz senden İslam ve ehline izzet bağışlayacağın, nifak ve ehlini zelil edeceğin onurlu bir devletin tahakkuk bulmasını istiyoruz; öyle bir devlet ki, bizi o devlette, itaatine davet edenlerden ve hidayet yolunun öncülerinden kılasın, onun vesilesiyle dünya ve ahiret kerametini bize ihsan edesin, Allah’ım, haktan bize tanıttığın şeyi taşımaya muvaffak et; eksiğimiz olan (tanımadığımız) şeyi de bize ulaştır (bizi ondan haberdar kıl).”
Sahifet’ul- Mehdi, s. 244.
34)“Kim bize ait maldan haram olarak bir dirhem yerse, Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun.”
Kemal’ud- Din, c. 2, s. 522.
35)“Mallarınıza gelince, onları (sizlerden) kabul etmemiz sadece temiz olmanız içindir; öyleyse isteyen versin, istemeyen vermesin; Allah’ın bize verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır.”
Kelimet’ul- İmam Mehdi, s. 286; Kemal’ud- Din, c. 2, s. 484.
36)“Allah’ım, rahmetinin Peygamberi ve nurunun kelimesi olan Muhammed’e rahmet et. Kalbimi yakin, göğsümü iman, fikrimi sebat, azmimi ilim, kuvvetimi amel, dilimi doğruluk, dinimi katından olan
basiret, gözümü ışık, kulağımı hikmet, dostluğumu Muhammed ve Âl-i Muhammed’e dostluk ve velayet nuruyla doldur, ki sana kavuşarak ahd ve misakına vefa etmiş olayım da rahmetin beni sarmış olsun; Ey Mevla! Ey övülmüş!”
Sahifet’ul- Mehdi, s. 42.
37)“Ey Nurların nuru! Ey her şeyi tedbir eden! Ey kabirdekileri haşır eden! Muhammed ve Âl-i Muhammed’e salat gönder; bana ve Şialarıma darlıktan kurtuluş ve üzüntüden çıkış yolu ver; yolu bizlere genişlet; kendi katından bize açıcı şey bağışla; sana layık olacak şekilde bizim hakkımızda davran; ey kerim, ey merhametlilerin en merhametlisi!”
El- Cennet’ul- Vakiye, b. 26; Suhuf’ul- Mehdi, s. 162.
38)“Allah’ım, kendini bana tanıt, eğer kendini bana tanıtmazsan Resulünü tanıyamam; Allah’ım, Resulünü bana tanıt, eğer Resulünü bana tanıtmazsan hüccetini tanıyamam; Allah’ım, hüccetini bana tanıt, eğer hüccetini tanıtmazsan dinimden saparım; Allah’ım, cahiliye ölümüyle beni öldürme ve hidayet ettikten sonra kalbimi saptırma.”
Sahifet’ul- Mehdi, s. 260.
39)“Ama ferecin (zuhurun gerçekleşmesiyle kurtuluş) ortaya çıkmasına gelince; o, Allah Teala’nın iradesine bağlıdır; vakit tayin edenler yalan söylemişlerdir.”
Kemal’ud- Din, c. 2, s. 484.
40)“Namaz gibi hiçbir şey şeytanın burnunu toprağa sürtemez; öyleyse
namaz kıl ve şeytanın burnunu toprağa sürt.”
Bihar’ul- Envar, c. 53, s. 182.