<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YÖNETİCİ, İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://imammehdiyarenleri.org/author/admin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://imammehdiyarenleri.org/author/admin/</link>
	<description>Adalet Güneşinin Doğacağı Sabahın Özlemiyle</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Sep 2026 19:55:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-imy-32x32.jpg</url>
	<title>YÖNETİCİ, İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği sitesinin yazarı</title>
	<link>https://imammehdiyarenleri.org/author/admin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İmam Mehdi (a.s)</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 19:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ehlibeyt]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Mehdi (a.s-a.f)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=177</guid>

					<description><![CDATA[<p>DOĞUMUNDAN BABASININ ŞEHADATİNE KADAR OLAN DÖNEM 1- İmam Mehdi (a.s) Hakkında Söylenen Sözlerin Çokluğunun Nedeni Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında bu kadar söz söylenmesinin nedeni nedir? Hz. Peygamber (s.a.a) ve&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/">İmam Mehdi (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-21718ed97996d022ddd83811993260f7">DOĞUMUNDAN BABASININ ŞEHADATİNE KADAR OLAN DÖNEM</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b0b6cd45b2f8edca906f13daa40c2d68">1- İmam Mehdi (a.s) Hakkında Söylenen Sözlerin Çokluğunun Nedeni</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f9d76930dcefb84f42ac9111f4b7829f"><strong>Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında bu kadar söz söylenmesinin nedeni nedir?</strong> <br>Hz. Peygamber (s.a.a) ve Masum İmamlar (a.s) muhtelif yer ve zamanlarda o Hazret hakkında konuşmuş ve hatta onun muhtelif özelliklerini, şemalini ve hususiyatlarını saymışlardır ve bu diğer hiçbir İmam hakkında yapılmış değillerdir.<br> Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in (s.a.a) ve İmamların (a.s), Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.f) özelliklerini, gaybetini, kıyamını v.s beyan buyurmalarının birkaç yönü-boyutu vardır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e969ff84526bb84964dac4afa0dd7274">A-İnsanların yaşadıkları dönemde kendilerini o Hazretin zuhuru için hazırlamaları ve aynı hedef doğrultusunda ilerleyerek İmam&#8217;ın adalet hükümetinin salih kulların eli ile kurulmasıdır. Adalet hükümetinin kurulmasının olmazsa olmaz şartı İslamî hareketlerin en ciddi şekilde yapılmasını sağlamaktır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dd40d845effd0c72d43f2f558794607c">B- Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) özelliklerinin anlatılmasının nedeni: Yalancı ve kasıtlı kimselerin ve insanların inançlarından suistifade ederek kendilerini Vadedilmiş Mehdi ilan edecek olanların tanınıp toplumdan ferd edilmesidir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-789403d20313129c50d49c7e77ad63db">C- Tarih boyunca bütün insanların ümit bağladıkları Hz. Mehdi hakkında bu kadar söz söylenmesinin nedeni, insanların geleceğe olan ümitlerini yitirmemeleri; mümin ve mustazafların kendi hallerine bırakılmadıklarını ve Allah&#8217;ın, Masum Hücceti ve Velisi ile onları desteklediğinin bilinmesini sağlamaktır. Ayrıca hiç kimseden çekinip korkmadan, onun liderliğinin gölgesi altında ilerlemelerini ve o Hazretin gaybeti döneminde onun, vasıf ve özelliklerinin dikkate alarak kimlerin o Hazretin genel naipliğini üstlenerek Müslümanlara önderlik edebileceklerini göstermektir. <br> Bu liderin, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) sahip olduğu özelliklere en yakın kişinin &#8220;Veliyy-i Fakih&#8221; olarak Müslümanlara önderlik etmesi gerekir.<br> Eğer Hz. İmam Mehdi (a.s)&#8217;ın bu özellik ve hususiyatları açıklanmamış olsaydı insanların büyük çoğunluğu siyasi, içtimai ve manevi alanlarda yoldan çıkarak şarka yada garba teslim olurlardı.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bbd429aab5f6582c5225b8abfee05d00">2-MEHDİ (A.S) BİZDENDİR</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ce5dbd8eb9ef9f0f43f854cc72b8312">Hz. Resuli Ekrem (s.a.a), kızları Hz. Fatime&#8217;ye (s.a) şöyle buyurmuşlardır: <br>&#8220;Peygamberlerin en üstünü senin babandır. Vasilerin en üstünü bizdendir ve o, senin kocan Ali (a.s)&#8217;dır. Şehitlerin en üstünü bizdendir ve o, amcam Hamza&#8217;dır. İki kanata sahip olan ve o kanatları ile cennette istediği yere uçan bizdendir ve o, senin babanın amcaoğlu Cafer&#8217;dir. Bu ümmetin iki sıbtı ve cennet gençlerinin iki efendisi bizdendir ve onlar, senin iki oğlun Hasan (a.s) ve Hüseyin (a.s)&#8217;dır. Mehdi bizdendir ve o, senin evlatlarındandır.<br> <strong>Mecalis-us Seniyyeti <strong>s.5</strong>, Seyyid Mushin Cebelamuli </strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6d04e7529960b2d8bb544ea64baf10c1">3-BENİM OĞLUM</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-480e82d8d95a29bb2c17c8af86448db7">Hz. İmam Hasan El Askerî (a.s) buyurdular:<br>Allah&#8217;a and olsun ki, yakında bir oğlum olacak ve o, dünyayı adaletle dolduracaktır.<br><strong>Gaybet-i Şeyh Tusi s.123</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b7e3dc8284877298c8068572460eb877">4-ALLAHU TEALA&#8217;NIN NİMETLERİNDEN</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-12fc8ce3e11558202c162e55d231b5bb">Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) buyurdular:<br>Emiremuminin Ali b. Ebu Talib (a.s) Nehrevan Savaşından Kufe&#8217;ye döndüklerinde insanlara bir konuşma yapmış ve o konuşmalarında ilk olarak Allahu Teala&#8217;ya hamd ve senalar etmiş, Hz. Peygamber&#8217;e salat ve selam ettikten sonra Allahu Teala&#8217;nın Resulullah&#8217;a (s.a.a) ve kendisine ihsanda bulunmuş olduğu nimetleri teker teker saymış ve sonra şöyle buyurmuşlardır:<br>&#8220;Allahu Teala&#8217;nın bana ihsanda bulunmuş olduğu nimetlerden bir tanesi ise şudur: <br>Bu Ümmetin Mehdisi benim evlatlarımdandır.&#8221;<br><strong>Meani-ul Ahbar c.1 s.138</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8ee19c4510d1bf7493b95c89a7e0a4d9">5-HÜSEYİN&#8217;İN (A.S) EVLATLARINDAN</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d1f9bde878931d6a758e4ce347734f5f"> İbn-i Ayyaş, Muktazab adlı kitabında şöyle yazmıştır: Şeyh Ebul Huseyn b. Abdussamed b. Ali&#8217;den, Nuh b. Derrac&#8217;tan ve birtakım diğer kimselerden şöyle nakledilmiştir:<br> Bu kişiler, Hz. Emirelmuminin İmam Ali b. Ebu Talib&#8217;in (a.s) huzurunda iken Hz. İmam Hüseyin (a.s) içeri girdiler ve Hz. Emirelmuminin (a.s), İmam Hüseyin&#8217;e (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Babam, cariyelerin en üstününün oğlunun babasına feda olsun.&#8221;<br>Hz. İmam Ali (a.s)&#8217;a arz ettiler:<br>&#8220;Ya Emirelmuminin! Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a böyle söylemenizin nedeni nedir? En üstün cariyenin oğlu kimdir?&#8221;<br>Hz. Emirelmuminin (a.s) buyurdular:<br>&#8220;O kendi akrabalarından, yakınlarından ve vatanından uzak düşmüş bir yitiktir. O&#8217;nun adı, Muhammed&#8217;dir ve Hasan b. Ali b. Muhammed b. Ali b. Musa b. Cafer b. Muhammed b. Ali b. Hüseyin&#8217;in (a.s) oğludur.&#8221;<br>Hz. Emirelmuminin (a.s) bunları söyledikten sonra elini Hz. İmam Hüseyin&#8217;in mübarek başına koyarak şöyle buyurdular: &#8220;Bu Hüseyin&#8217;in.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.3-4; İsbat-ul Hudat c.6 s.395</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1291e9d940e9c6f210b48f04001cb87a">6-ONU GÖREMEZSİNİZ</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2ff83d2fed681b3024b0d58d5e56748b"> Hz. İmam Ali b. Muhammed Naki-Hadi (a.s) buyurdular:<br>Benim halefim, oğlum Hasan (a.s)&#8217;dır; onun halefi döneminde haliniz nice olacaktır.<br>Arz ettiler: &#8220;Canımız sana feda olsun! Maksadınız nedir?<br>Buyurdular: &#8220;Çünkü onu göremeyeceksiniz.&#8221;<br><strong>Gaybet-i Şeyh Tusi s.122</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-73d12f19c0da1663dc864f926f42cd5b">7-ABBASÎ YÖNETİMİNİN İMAMI BULMA ÇIRPINIŞLARI</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-250fc9fa1d67b84ecb69d223c93739e8"> 12. İmam&#8217;ın (a.s)&#8217;ın İmameti hakkında Hz. Resulullah (s.a.a)&#8217;den ve İmamlardan ulaşan haberler Şiaların arasında yaygın olduğu için Abbasî halifeleri bu inançla çok ciddi bir şekilde mücadele etmiş ve bilgilerin muhakkak olmasına engel olmak için çırpınıp durmuşlardır çünkü Abbasîlerin, İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) doğumundan sonra içine düşmüş oldukları en büyük korku, o Hazretin zuhur ederek onların zulüm ve ayyaş yönetimlerine son vermesiydi.<br> Bu sebepten dolayı Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;yi (a.s) kuşatma altına almış ve Hz. İmam Mehdi&#8217;nin doğması ile birlikte ele geçirip katletmeyi planlamışlardır.<br> Ehlibeyt İmamları (a.s) gayb ilmine sahip oldukları için çok önceden Şialara Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybete çekileceği haberini vererek Abbasîlerin bu tuzağını boşa çıkarmışlardır.<br> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) doğum haberinin gizli tutulmasının nedeni, Abbasîlerin bu planı idi ve o Hazretin doğumundan sadece Şianın bazı seçkinleri haberdar idiler.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2645e07da6a4dbdd7434191181ee6569"> Hz. İmam Hasan Askerî (a.s)&#8217;ın şehadatinden sonra İmam Hasan Askerî&#8217;nin bir oğlu olduğu ve 12. İmam olduğu haberi yavaş yavaş yayılmaya başladı. Bu haberin yayılması Abbasîleri vahşete düşürmüştü çünkü Hz. Eba Muhammed İmam Hasan Askerî&#8217;nin (a.s) bir oğlu olduğu haberi net ve açık bir şekilde ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine Abbasî halifesi Mu&#8217;tamad&#8217;ın emri üzerine İmam&#8217;ın evine baskın yapılıp her taraf didik didik arandı ve sonra da o Hazretin evi mühürlenerek kapatılmıştı. <br> Mu&#8217;tamad, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin oğlu Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) bulamayınca bazı kabilelere Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) eş ve cariyelerinin muayene edilmesini ve hamilelik emaresi olan kadınların halifeye bildirilmesini emretti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9c91ecfdea461aab96452047356d331b"> Bir hadiste şöyle denilmiştir: <br>&#8220;Kabilelerden birisi İmam&#8217;ın kölelerinden birinin hamile olduğuna ihtimal verdiği haberini vermişti. Mu&#8217;tamad bu ihtimalden haberdar olunca o kadının bir yere alınıp gözetim altına tutulmasını emretmişti. Abbasî Mu&#8217;tamadın bu emri (özel ekibinden olan) &#8220;Nehrir&#8221; isimli bir kişi tarafından kadınlardan bir ekip kurulmuştu; o kadını kontrol altında tutmuşlardı ve o kadın bir süre kontrol altında tutulduktan sonra hamile olmadığı ortaya çıkmıştı.<br><strong>El-Kafi c.1 s.505<br></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-efaf66002f846a50f8fd1af0a18e4799">8-İmam&#8217;ın Annesinin Gözetim Altında Tutulması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e06af2c46b864a09d97d787448dfcf98">Tarihçiler şöyle yazmışlardır:<br>Abbasîler, Hz. İmam Mehdi (a.s)&#8217;ın annesi Hz. Nergis Hatunu (s.a), kendi aralarında meydana gelen muhtelif olaylardan dolayı meşgul olana kadar sıkı bir kontrol ve gözetim altında tutuyorlardı.<br>O olaylardan bazıları şunlardır:<br><strong>1-</strong> Yakub b. Leys Seferî ile meydana gelen savaştan dolayı Mu&#8217;tamad ve Mutevekkil&#8217;İn Yakub ile savaşmak için Samerra&#8217;dan Bağdat&#8217;a hareket etmesi.<br><strong>2-</strong> Hicri 263 yılında Mu&#8217;tamad&#8217;ın veziri Abdullah b. Yahya b. Hakan&#8217;ın ölümü.<br><strong>3-</strong> Hz. Nergis Hatun&#8217;un (s.a) ve diğer kadınların kontrolünden sorumlu olan Başyargıç Hüseyin b. Ebu Şurab&#8217;ın H.261 yılında ölümü.<br><strong>4-</strong> Abbasîleri çok büyük sıkıntıya sokan Sahib-i Zenc&#8217;in (yada Zengiyan&#8217;ın) kıyam ve başkaldırmasının devam ediyor olması.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1cfc39587a50b5039e5423c9d6e2d044">9- Cafer-i Kezzab (Yalancı Cafer&#8217;in) İmtihanı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9c1ece2b56df4775345a4df506b8cdf0"> Kum şehrinden bir grup Şia humuslarını İmam&#8217;a vermek için Samerra şehrine gelmişlerdi ama Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) şehadet haberi ile karşılaştılar. Bu grubun içinde olan bazı kimseleri Cafer&#8217;e yönlendirdiler. Cafer&#8217;in yanına giden Şialar yaptıkları imtihan ve sınamalar ile Cafer&#8217;in İmam olmadığını anladılar ve bu Şialar, humuslarını Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) göndermiş olduğu elçiye teslim ettiler. <br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.476</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a03f4941c772fb47ed7fd2161579edbb">10- Gizli Doğum</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5863d44ef394e088c47e2e6e60d92519"> Hz. İmam Ali Naki (a.s) ve Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin imameti döneminde Abbasî yöneticileri derin endişe içindeydiler. Bu endişenin nedeni, Hz. Resul-i Ekrem&#8217;den (s.a.a) ve İmamlardan, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) bir oğlunun olacağı hakkında buyurmuş oldukları sözler ve vermiş oldukları müjdelerdi. Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) oğlunun dünyayı adalet ve eşitlikle dolduracağını müjdelemiş olmalarıydı.<br><strong>Muntab&#8217;ul Eser 25. ve 34. bablar </strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5bcf6a5fb056788a1e7ff67f97ff5c6b">Bu sebepten dolayı da bu iki İmam&#8217;ı özelliklede Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;yi (a.s) çok sıkı gözetim altında tutarak Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) doğumuna engel olmaya çalışmışlardı. Bu sebepten dolayı da Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) anne karnında olduğu dönem insanlardan gizli tutulmuştur.<br><br> Hz. İmam Hasan Askeri (a.s), Ben-i Ümeyye ve Abbasîlerin Ehlibeyte olan düşmanlıkları hakkında şöyle buyurmuşladır: <br>Emeviler ve Abbasiler kılıçlarını iki sebepten dolayı üzerimize çektiler. Birincisi ve ikincisi mütevatir hadislerden öğrenmişlerdir ki: <br> &#8220;Zorbaların ve zalimlerin egemenliği bizim Kaimimizin eliyle sona erecektir. Ve kendilerinin o zorba ve zalimler olduklarından asla şüphe etmiyorlardı. Bu yüzden Resulullah&#8217;ın (s.a.a) Ehlibeytini katletmeye ve soylarını yok etmeye çalıştılar. Kaim&#8217;in doğmasını engelleme ya da onu öldürme amacına ulaşma hırsıyla bunu yaptılar. <br><strong>Muntahab-ul Eser s.291</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c79e044f1fe46ec4c63fe874afdd372b">Hz. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuşlardır:<br>&#8220;O&#8217;nun (Hz. İmam Mehdi&#8217;nin) özelliklerinden birisi şudur: Gizli ve saklı bir şekilde dünyaya gelecektir.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-da1dcad00a4df601bd4bbab4df0090ea">Birçok hadiste ise şöyle buyurulmuştur:<br>&#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin doğumunda (Allah zuhurunu acil etsin) Hz. İbrahim&#8217;e ve Hz. Musa&#8217;ya benzerlikler vardır.&#8221;<br>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin doğumundan sonra Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) has yarenlerinin haricinde hiç kimse o Hazreti göremiyolardı ve onlarda nadiren görüyorlardı.<br><strong>Muntahab-ul Eser s.291</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b36f14e1c1645dda8078a660ccd6fa79">11- İmam Mehdi&#8217;nin Annesinin Adı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d834e3ab8b17869394635c61c49ca41a">Hz. İmam Mehdi (a.s)&#8217;ın annesi hakkında muhtelif rivayetler vardır ve Yakubî O Hazret&#8217;in annesinin adının <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-nergis-hatun-s-a/" type="post" id="941">&#8220;Nercis/Nergis&#8221; </a>olduğunu yazmışlardır.<br><strong>İsbat-ul Vasiyyeti s.248</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eb9be46e11cf99138a438912002eb8db"> Şehid, İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) annesinin Zeydî Aleviyye&#8217;nin kızı &#8220;Meryem&#8221; olduğunu yazmıştır.<br><strong>Biharul Envar c.51 s.28<br></strong>(Elbette Şehid, bunu &#8220;denilmiş-söylenmiştir&#8221; diyerek nakletmiştir ve buda bu görüşün zayıf olduğunu göstermektedir.)</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7c096323dd8ccaf0355484e09c2c26a1">Şeyh Tusi nakletmiş olduğu rivayette Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) annesinin adının &#8220;Reyhane&#8221; olduğunu naklettikten sonra şöyle yazmıştır: Ona Nercis, Sukeyl ve Susen de denilmektedir.<br><strong>El Gaybet-i Tusi s.241- Kemal-ud Din s.431</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-71c774a883dbd40d6dd81e8337d13fbd">Şeyh Mufid, Hz. İmam Mehdi (a.s)&#8217;ın annesinin adının &#8220;Nercis&#8221; olduğu beyan buyrulmuştur.<br><strong> El-İrşad s.390</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bbd98f287ad056175be4090fe582d994">Hz. İmam Hasan Askerî (a.s)&#8217;ın halası Hz. Hekime Hatun&#8217;dan (s.a) olan rivayette de Hz. İmam Mehdi (a.s)&#8217;ın annesinin adının &#8220;Nercis&#8221; olduğu beyan buyrulmuştur.<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.89- Biharul Envar c.51 s.12</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2274719720a295c9a7188322dc76bb3b">12- İmam Mehdi&#8217;nin Annesinin Adı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1d64552fd1b3714df4ad1314f4b5be11"><strong>Araştımacılardan bazılar şöyle söylemişlerdir:<br></strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) annesinin adının &#8220;Nercis&#8221; olduğu ve &#8220;Sukeyl&#8221; dışındaki diğer adları, Hz. İmam Muhammed Taki (a.s)&#8217;ın kızı, Hz. Hekime Hatun&#8217;un (s.a) ona vermiş olması kuvvetli bir ihtimaldir çünkü o dönemin halkı cariyelere hoşgeldin olarak muhtelif adlar veriyorlardı. Nercis, Reyhane ve Susen gül isimleridir ve İmam&#8217;ın annesine hoş geldin demek için verilmiştir.<br><strong>12. İmam&#8217;ın Siyasi Gaybet Tarihi s.114, Dr. Casım Hüseyin</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9eb3bf4d075897661a85894d98f38e4a">Şeyh Saduk&#8217;un kendi senedi ile Ğıyas&#8217;tan nakletmiş olduğu rivayet bu ihtimali kuvvetlendirmektedir. O rivayette şöyle denmektedir:<br>&#8220;Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) halefi cuma günü dünyaya geldi, O Hazretin annesinin adı Reyhane idi. Nercis, Sukeyl ve Susen adlarıda vardı. İmam&#8217;a hamile iken yüzünde öz-has bir nur olduğu için kendisine Sukeyl ismi verilmişti.<br><strong>Kemal-ud Din s.432</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-be335e0ac487be92accf6e435c614182">Seyyid Muhammed Sadr, kendi kitabında İmam Mehdi&#8217;nin annesinin adlarının çeşitli ve muhtelif olması konusunu etraflı bir şekilde açıklamışlardır. <br><strong>Tarih-ul Gaybet-i Suğra s.242</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e366c1bdd3ccb3677caf5f25d5a1385f">13- Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Annesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a7177a862a7307c50cf78208db9a656b">Hz. İmam Mehdi (a.s)&#8217;ın annesine muhtelif isimlerin <strong>(Nercis, Sukeyl, Reyhane, Hekime ve Meryem)</strong> verilmesinin nedenini açıklayacağımız şu iki hususa dikkat edecek olursak daha iyi anlama imkanına sahip olacağız.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0f5cbfe796a5e98d16c8fb80e9821d1f"><strong>A-</strong> Hz. İmam Hasan Askerî (a.s)&#8217;ın muhtelif adlarda cariyeleri vardı ve Hz. Hekime Hatun (s.a) bu konuyu iki ayrı yerde açıklamışlardır:<br><strong>1-</strong> Hekime Hatun bir yerde şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Bir defa Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin huzuruna gitmiştim. İmam evinin bahçesinde oturmuşlardı ve cariyeleri de etrafında-yanında idi.<br>Dedim: &#8220;Canım sana feda olsun! Halefin, bunların hangisinden dünyaya gelecektir?<br>Buyurdular: &#8220;Susen&#8217;den dünyaya gelecektir&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.17<br></strong><br> <strong>2-</strong>Hekime Hatun şöyle buyurmuşlardır: &#8220;Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;nin (a.s) evine gitmiştim, dönmek istediğim zaman bana buyurdular: &#8220;İftarını bizde aç çünkü Allah, bu akşam bize bir evlat ihsan edecektir.<br>Dedim: &#8220;Efendim, hangi cariyenizden olacaktır?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Nercis&#8217;ten olacaktır.&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Efendim, ben onu diğer cariyelerden daha çok seviyorum.&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.25<br></strong>Bu iki hadis Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) birden fazla cariyesinin olduğunu göstermektedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e5817f5d1611bea0051289012b530071"><strong>B- </strong>Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) oğlu tehlike dolu bir ortamda dünyaya gelmişlerdir çünkü Abbasî halifeleri ve hatta Haşimoğullarından bazıları da Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) dünyaya gelme zamanının geldiğini bildikleri için (ki o zalim yöneticiler ile mücadele edecek en büyük İlahî Hüccet&#8217;tir) görevlendirmiş oldukları ajanlar vesilesi ile hem Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin evini hem de Ehlibeyt&#8217;e ait (Alevîlerin) bütün evleri kontrol altında tutmaya başlamışlardı. Bunların bu işteki tek gayeleri doğacak çocuğu Abbasî halifesine teslim etmekti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-44de50a08be3429e7f02a42de3f52500"><strong>Bu iki hususa kısaca değindikten sonra şunları söylememiz gerekiyor:<br></strong> Allahu Teala, böylesine sıkı bir şekilde kontrol altında tutulan bir evde ve böylesine büyük korkuları hakim ettiği bir ortamda Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;ye bir evlat vermeyi ve onu bütün tehlikelerden koruyup muhafaza etmeyi irade etmişti. Alahu Teala&#8217;nın bu iradesi tedbirlerle doluydu.<br> <strong>1-</strong> Her şeyden önce elimize ulaşan çok sayıda hadiste de buyrulmuş olduğu gibi Allah&#8217;ın iradesi ile Hz. İmam Mehdi&#8217;nin annesinde hamilelik nişanesi yoktu.<br><strong>2-</strong> Hz. İmam Hasan Asker, (a.s), doğacak İmam&#8217;ın annesinin kim olduğunu kimseye söylemiş değillerdi.<br><strong>3-</strong> Doğum zamanında Hz. Hekime Hatun&#8217;un (s.a) dışında (belki de cariyelerinden bazıları hariç) hiç kimse İmam&#8217;ın doğumunda bulunmamış ve şahit olmamışlardır.<br><strong>4-</strong>Bunların dışında Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) evlenip evlenmediğini ve eğer evlenmişlerse cariyelerinden hangisinin İmam&#8217;ın eşi olduğunu hiç kimse bilmiyordu.<br><strong>Dadkuster-i Cihan s.113-114</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2a2e200f43e287252b29daf49494bfcd">14-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Annesinin (s.a) Milliyeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-191daa280f02bc9cce04892b603a392a">12. İmam&#8217;ın annesi (s.a), Rum Kayseri&#8217;nin oğlu Yeşuu&#8217;nun kızıdır; annesi ise Hz. İsa&#8217;nın (a.s) havarilerinden olan Simon&#8217;un soyundandır. İslam ordusu tarafından esir alınmış ve satışa çıkarılmıştır fakat Hz. İmam Hadi&#8217;nin (a.s) göndermiş olduğu elçi tarafından Bağdat köle pazarından satın alınmış ve Samerra&#8217;da bulunan İmam Hadi&#8217;ye (a.s) götürülmüştür. <strong>Kemal-ud Din s.317</strong><br><strong>12. İmam&#8217;ın Siyasî Gaybet Tarihi s.114-115</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-201339c38e91cc5f1e4f96eb38b5cce8">15- İmam Mehdi&#8217;nin Annesi: Sukeyl</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-28b7a766a84aa7d9fa341ba7a00d7313">Sukeyl, 12. İmam&#8217;ın annesinin lakaplarından bir tanesidir ve arınmış ve pak olmuş demektir.<br>Seyyid Muhammed Sadr, bu hususta şöyle demiştir:<br> &#8220;İmam&#8217;ın (a.s) aile fertleri bu hanımefendide hamilelik belirtilerinin olmadığını gördükleri zaman kendisine vermiş oldukları, <strong>Nercis, Susen ve Reyhane</strong> gibi isimlerin yanına <strong>Sukeyl</strong> adını da kendisine verdiler.&#8221;<br><strong>Tarih-ul Gaybet-us Suğra s.243</strong></p>



<pre class="wp-block-verse has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-452a7906938ceed1149a260476db4807">Bir başka rivayet ise şöyledir:<br> "Bu hanımefendi nurdan bir bebeğe sahip oldukları için özel bir nura bürünmesinden dolayı kendisine <strong>Sukeyl </strong>adı verilmiştir."<br><strong>Kemal-ud Din s.432</strong></pre>



<p class="has-x-large-font-size">Merhum Meclisî bu husuta şöyle demiştir:<br>O Hanımefendiye nurdan bebeğe sahip olduğu için sahip olduğu öz nuraniyetten dolayı <strong>Sukeyl yada Sekila</strong> adı verilmiştirin anlamı şudur:<br>&#8230;<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.15</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d88af16923a8fa765f55c69cd7b0bb1d">16-Doğumun Gizli Olması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9971d8736e177db7469bcb2995d565b7">Ahmed b. Hasan b. İshak Kummî şöyle rivayet etmiştir:<br>Salih evlat dünyaya geldikten sonra Ahmed b. İshak, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) mübarek elleri ile yazmış olduğu bir mektubu bana getirdi, şöyle yazmışlardı:<br>&#8220;Bir oğlum oldu, bu konuyu sakla ve gizli tut çünkü onun doğduğunu dost ve yakınlarımın haricinde hiç kimseye söylemeyeceğim.<br><strong>İsbat-ul Hudat c.6 s.432</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3f7948853dd15a4c54c34d7786bee5e5">17-Doğumun Gizli Olması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2863a8f5db6fc917cdf5c1b108b34bb9">Abbasî yöneticileri, Hz. İmam Mehdi&#8217;yi bulabilmek için çok çalışıyorlardı ve bu sebepten dolayı da Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;nin (a.s) hayatını çok sıkı kontrol altına almışlardı ve bundan dolayı Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) doğumu gizli gerçekleşmiştir.<br> Şeyh Mufid (r.a), İmam-ı Zaman&#8217;ın (a.s) halinin şerhi kitabının başlarında şöyle yazmışlardır:<br>İmam Mehdi&#8217;nin doğumu, zamanın yönetiminin almış olduğu sıkı tedbirlerden meydana gelmiş olan sıkıntı ve zorluklardan ve O Hazret&#8217;i bulabilmek için uygulamış oldukları aşırı istihbarat harekatından dolayı gizli gerçekleşmiştir.<br><strong>El-İrşad s.435</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-28c576bfd406b5a8f4ccb28dd9d6e028">Abbasi Halifesi Mu&#8217;tamad, Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;nin hastalandığı haberini alınca özel hizmetçisi Narir&#8217;in de olduğu beş hizmetçiyi, birkaç doktoru ve Gaz-il Guzzatı (Başyargıcı) İmam&#8217;ın evine yerleştirdi ve bunların haricinde Vezirine, güvendiği 10 kişiyi İmam&#8217;ın evine yerleştirmesini ve gece gündüz ayrılmadan orada kalmalarını emretti. Hz. İmam Hasan Askerî (a.s) şehid oluncaya kadar bu kişiler İmam&#8217;ın evinde kaldılar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-20920dccf3beb5233af1dd75e25ae47b">Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) şehadet haberi duyulunca Samerra şehrinin tamamı mateme girmişti. Yönetim, İmam&#8217;ın evinin aranması için görevliler gönderdi. Ev, didik didik aranarak bulunan her şey kayıt altına alınıp mühürlendi. Bütün bunlar, İmam Hasan Askeri&#8217;nin oğlunu bulup ele geçirmek için yapılıyordu.<br> Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) bütün cariyelerini teker teker kontrol ve muayene ettiler ve hamile olmasından şüphelendikleri cariyelerden birisini, bir odaya kapattılar ve başına muhafız koydular.<br> İmam&#8217;ın defninden sonra hem Sultan hem de insanlar her yerde İmam Hasan Askeri&#8217;nin oğlunu arıyorlardı. Bütün evleri en ince ayrıntısına kadar aradılar. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) bulmaktan ümitleri kesilince ve o cariyenin hamile olmadığı anlaşılınca Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin malını annesi ve kardeşi arasında taksim ettiler.<br><strong>Usul-u Kâfi c.2 s430</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7b9d911c3e27d96a7b6d21a5eeabe9d0">18-Doğum Haberi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3854876c42c869dbf5dd821b0f344604">Ahmed b. İshak şöyle demiştir:<br>Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin huzuruna müşerref olmuştum buyurdular:<br>&#8220;Ahmed! İnsanların şek ve şüphe ettiği meselede ne haldesin?&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Oğlunuzun doğumunu müjdeleyen mektubunuz elime ulaştıktan sonra erkek, kadın, genç ve yaşlı bütün hepimiz için hak aşikar oldu ve ona inandık.&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Yeryüzünün Hüccetsiz olmayacağını bilmiyor musun?&#8221;<br><strong>Muntahabul Eser s.345</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1376d95bf115227449e20a7e361ea72d">19-İmam&#8217;ın Veladeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0b76dcc91c9d1c469ba8facd043e2489">Şii/Caferi/Alevilerin 12. İmam&#8217;ı Hicrî Kamerî 255. yılın Şaban ayının 15. günü/Cuma günü sabaha karşı Samerra şehrinde dünyaya gelmiştir.<sup><strong>1</strong></sup><br>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s), 254.<strong><sup>2</sup></strong> 256.<strong><sup>3</sup></strong> ve 257.<strong><sup>4</sup></strong> yıllarda doğduğu da söylenmiştir.<br><strong><strong>1-Şia kaynaklarının çoğu</strong><br><strong>2-Kemal-ud Din s.227-228</strong><br><strong>3-Usul-u Kafi c.1 s14</strong><br><strong>4-Bihar-ul Envar c.51 s.16</strong></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-12d8c9cd02465cf160f66d620ac4d7b9"> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) doğmuş olması tarihin kesin olaylarındandır. Masum İmamların yanı sıra Şia alimleri, tarihçileri ve hadisçileri ile birlikte Sünni alim, tarihçi ve hadisçilerinin birçoğu da bu olayı teyit etmişlerdir. Bu hususta yazılmış olan bazı araştırma kitaplarında bu Sünni alim, tarihçi ve hadisçilerin 50&#8217;den fazlasının adı yazılmıştır.<br><strong>Hurşid-i Mağrib s.18-20</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-750a31e4f4552a0c709fd77876472881">20- 15 Şaban</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fcd633fc7802bad3bb4f3b1ec917acef">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) doğumundan sonra, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) şehadetinden önce vefat etmiş olan Fazl b. Şazan, &#8220;Gaybet&#8221; adlı kitabında, Muhammed b. Ali b. Hamza&#8217;dan şöyle rivayet etmiştir: <br> Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin şöyle buyurduğunu duydum: &#8220;Allah&#8217;ın Hücceti ve benim yerime geçecek olan İmam, Hicri 255. yılın Şaban ayının 15. günü şafak doğarken sünnetli olarak dünyaya gelmiştir.&#8221;<br><strong>Muntahab-ul Eser s.32</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c99647719d3eb3d9bb1dbd9adfcf7d66">21- 15 Şaban&#8217;ın Fazileti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-af584616f7ed2241dfdf91db04e08319">Şeyh Hurr-i Amulî, ashabın büyüklerinin Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) şöyle buyurduklarını naklettiklerini rivayet etmişlerdir:<br> &#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin doğduğu gece doğan bütün çocuklar mümin olarak dünyaya gelirler. Kafir diyarında dünyaya gelecek olsalar dahi Allahu Teala onları Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) bereketi hürmetine imana hidayet edecektir.&#8221;<br><strong>Tevzih-ul Mekasid (Şeyh Bahaî) s.532 </strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3874efcfebbbc179acc79059a7ba72d7">22- 15 Şaban&#8217;ın Fazileti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d4666c55015291db0bbe0df8766fc7c3">15 Şaban günü Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (as.) ve Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) ziyaretnamelerini okumak müstehaptır.<br>Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Kadir gecesinden sonra en üstün gece 15 Şaban gecesidir. Bu gece, yatsı namazından sonra 2 rekat namaz kılmak müstehaptır. Birinci rekatta Fatiha suresinden sonra Kafirun suresi, ikinci rekatta ise Fatiha suresinden sonra Tevhid suresi okunur.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s162</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d480eed176fa36801f8c9cf0ab56f1e4">23- 15 Şaban&#8217;ın Fazileti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-13cfdbd922a96a45a76cad6e099c1a5e">15 Şaban gecesi gusül almanın ve uyumadan sabahlamanın çok büyük fazileti vardır. Bu gecenin Allah katındaki değeri o kadar büyüktür ki Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) mübarek doğumları, bu gece sabaha karşı gerçekleşmiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d55c492a1b412fb8a2284313b3b02e16">24- 15 Şaban&#8217;ın Fazileti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ab529538eb3b9b62800aeaf00b545f02">Rivayet olunan bir diğer hadiste ise şöyle buyurulmaktadır:<br>&#8220;Kadir gecesinde olduğu gibi 15 Şaban gecesinde de rızıklar ve ömürler taksim edilmektedir.<br>Bazı hadislerde ise şöyle buyurulmuştur:<br>&#8220;Kadir gecesi, Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in (s.a.a) gecesi ve 15 Şaban ise İmamların (a.s) gecesidir.&#8221;<br>Bu gecenin faziletlerinden bir diğeri ise şudur:<br>&#8220;Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) ziyaretinin okunduğu özel gecedir. Bu gece 100.000 Peygamber O Hazret&#8217;in ziyaretine gitmektedirler.&#8221;<br>Bu gece kılınması mustehab olan bir diğer namaz ise şöyle kılınmalıdır:<br>&#8220;2 rekattır ve her rekatta Fatiha suresinden sonra 100 defa İhlas suresi okunmalıdır.&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.322</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1869e00e41a78b6bbe78642a63d37932">25- İmam&#8217;ın Doğumu Hakkında Bilgi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-df4e6057103f9901aa7e408122adf748">Bu bilgiyi Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin ((a.s) halası, Hz. Hekime Hatun (s.a) vermişlerdir.<br>Şeyh Mufid, Hz. İmam Muhammed Taki&#8217;nin (a.s) kızı, Hz. Hekime Hatun&#8217;un (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir.<br>Ebu Muhammed Hasan b. Ali (a.s) haber gönderip beni yanına çağırttı. Yanına gittiğim zaman buyurdu: &#8220;Halacığım! Bugün akşam iftarını bizimle birlikte aç çünkü bugün, Şaban ayının 15&#8217;idir. Allahu Teala bugün Hüccetini yeryüzünde zahir edecektir.<br>Sordum: Annesi kimdir?<br>Buyurdular: Nercis&#8217;tir.<br>Dedim: Canım sana feda olsun! Onda hiçbir hamilelik emaresi yoktur.<br>Buyurdu: Halacığım! Söylediğim olacaktır.<br>Bunun üzerine içeriye girdim ve selam verdim. Nercis, beni karşılayıp ayakkabımı çıkardıktan sonra dedi:<br>&#8220;Efendim! Nasılsınız?&#8221;<br>Ona dedim ki: Benim ve ailemin Hanımefendisi sensin!<br>Ama o benim söylediklerimi kabul etmeyerek dedi: &#8220;Halacığım! Siz, neler buyuruyorsunuz?&#8221;<br>Dedim: &#8220;Kızım! Allahu Teala bu gece sana, bu dünyanın ve öteki dünyanın efendisi olan çocuğu ihsan buyuracaktır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-db43b9e8262c76983ec3a6be4eecd81b"> Benim bu söylediklerimden utanmıştı. Akşam namazını kıldıktan sonra iftar ettim ve uyudum. Gecenin yarısı olunca yatsı namazını kılmak için uyandım ve namazımı kılmaya başladım ama Nercis uykuda idi ve kendisinde hiçbir hamilelik emaresi yoktu.<br> Namazımı kıldıktan sonra mustehap-sünnet namazlarımı da kıldım ve tekrardan yatağa girdim ama o uykuda idi. Sonra uyandı, mustehap namazlarını kıldıktan sonra yatağa uzandı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a49576ae3caa6935c618b9dfe9ba1e49"> Hekime Hatun (s.a) daha sonra şöyle buyurmuşlardır:<br> Şafağın atmasını görebilmek için ben dışarı çıktım ve ben çıkarken o uyuyordu. Onun bu durumu beni, Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;nin (a.s) beklentisi hakkında şüpheye düşürmüştü. Ben bunları düşünürken İmam, bulundukları yerden sesini yükselterek buyurdular:<br>&#8220;Halacığım! Çok acele etme, çok yakında vaad edilen muhakkak olacaktır.&#8221;</p>



<p>Bunun üzerine Ha Mim (Secde) ve Yasin surelerini okumaya başladım. Nercis Hatun uykudan uyanıp doğruldular. Yanına gittim ve dedim: &#8220;Hanımım! Selam olsun sana! Bir şeyler hissediyor musun?&#8221;<br>Dedi ki: &#8220;Evet, benim Efendim.&#8221;<br>Dedim: &#8220;Kendini toparla ve rahatlamaya çalış.&#8221;<br>Bunları söyleyince uyku bana galebe etmeye başladı sonra Efendimin seslenmesi ile uyanıp kendime geldim ve Nercis Hatun&#8217;un üstündeki örtüyü kaldırdım Efendimi (Hz. Mehdi&#8217;yi) secde halinde yere kapnmıştı kucağıma aldım, pak ve tertemizdi.<br>Eba Muhammed bana seslenerek buyurdular: &#8220;Halacığım! oğlumu bana getirin.&#8221; <br>Bende söylediğini yaptım. İmam Hasan Askeri (a.s) mübarek dilini onun ağzına koyduktan sonra ellerini gözlerine, kulaklarına, kol ve bacaklarına çektikten sonra buyurdular: &#8220;Oğlum! Konuş.&#8221; Bunun üzerine çocuk konuşmaya başladı ve şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ba76ea354415021ce27b2256b70ec8c2">&#8220;Allah&#8217;tan başka hiçbir İlah&#8217;ın olmadığına ve Muhammed&#8217;in (s.a.a) O&#8217;nun Peygamberi olduğuna şehadet ediyorum. Daha sonra Emirelmuminin Hz. İmam Ali&#8217;den (a.s) başlayarak babasına kadar dedelerinin adlarını teker-teker söyleyip onları selamladıktan sonra sustular.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e889ae629bda8c6e62fc685bb3e36012">İmam Hasan Askeri (a.s) buyurdular:<br> &#8220;Halacığım! Annesine götür, ona da selam versin. Sonra bana geri getir.&#8221; <br>İmam&#8217;ın buyruğunu yerine getirdim, annesine götürdükten sonra geri getirdim ve İmam&#8217;ın yanına koydum. Daha sonra İmam Hasan Askeri (a.s) bana buyurdular: <br>&#8220;Halacığım! 7 gün sonra onu görmeye gel.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-98d95f1c119389b496427949cfd61380"> Bir gün sonra Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;yi selamlamaya gittim; Efendimi görmek için perdeyi araladım ama onu göremedim, İmam Hasan Askeri&#8217;ye dedim: &#8220;Canım size feda olsun! Efendime ne odu?&#8221;<br>İmam buyurdular: &#8220;Halacığım! O&#8217;nu, Hz. Musa&#8217;nın (a.s) annesinin oğlunu emanet ettiği kimseye emanet ettim.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6d7f0b39a4e2fe2b1f0e5833c9c2145f">Hz. Hekime Hatun (s.a) daha sonra şöyle buyurdular:<br> &#8220;Yedinci gün gittim, Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;ye selam verdim ve oturdum. <br>İmam buyurdular: &#8220;Halacığım! oğlumu bana getir.&#8221;<br>Bende gidip O&#8217;nu bir bez parçasına sarılı olduğu halde getirdim İmam Hasan Askeri (a.s) ilk gün yaptıklarının aynısını yaptılar ve çocukta o gün söylediklerinin aynısını söyledikten sonra şu Ayet-i Kerime&#8217;yi okudular:<br>وَنُر۪يدُ اَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْاَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ اَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِث۪ينَۙ<br>وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَنُرِيَ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُمْ مَا كَانُوا يَحْذَرُونَ<br>&#8220;Ve biz, yeryüzünde zayıf hale getirilmek istenilenlere lütfetmeyi ve onları, halka rehber-önder kılmayı ve yeryüzüne onları varis bırakmayı dilemekteyiz.<br>İstiyorduk ki, onları yeryüzüne yerleştirip kuvvetlendirelim, Firavun&#8217;a, Haman&#8217;a ve onların ordularına (askerlerine) de onlardan çekindikleri şeyleri gösterelim.&#8221; <strong>Kasas Suresi 5. ve 6. Ayetler</strong><br><strong>Kemal-ud Din s.224-226</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d60a88b4e3fa8e26a519fb20ccbe0024">26- İmam&#8217;ın Doğumu Hakkında Bilgi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-115bc2e1660729b30cfd0981b0d490ae">Hz. Musa (a.s) ile Firavunun kıssası meşhur bir olaydır ve bir şekilde Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) veladetleri için de gerçerlidir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b8cb7cc7ae57301a4ee9d3b410b0f54b"><strong>Kısaca şu şekildedir:</strong><br> O dönemdeki bütün sihirbazlar Allahu Teala&#8217;nın o gün bir rahime yerleştireceği bir nütfenin, Firavun&#8217;un düzenini yıkıp yerle bir edeceğini söylediler. Firavunda güç ve kudret sahibi olduğu için bütün erkeklerin bir yerde toplanmasını emretti. Bütün erkekler bir mekanda toplanınca Firavun onlara şöyle dedi:<br>&#8220;Bana düşman birisi varmış ve ben, onu bulup ortaya çıkaracağım.&#8221; Firavun, onlara teker teker bakıyor ve bu değildir diyordu.<br> Firavun bu bahane ile bütün erkekleri bir araya toplamış ve evde olmalarına engel olmuştu. Sabah olunca da şöyle dedi:<br> &#8220;Bu gece bir nütfenin münakir birleşmesi irade olunmuştu ve biz, bütün erkekleri burada tutarak o nütfenin munakit olmasına engel olduk.&#8221;<br> Ama olay bu kadar değildi ve Firavun, olayın zahiri yönünü görüyordu ama Allah&#8217;ın kanun ve ilkelerinin, batınından habersizdi. Hz. Musa&#8217;nın (a.s) babası İmran ile annesi Yer&#8217;a (ki her ikisi de Hz. İbrahim&#8217;in (a.s) torunlarından idiler) o gecenin belli bir zamanında Firavun&#8217;un sarayında birlikte idiler.<br> Mevlana Celaleddin Rumî Mesnevisinde bu olayı şiire dökmüş ve Hz. İmran&#8217;ın eşi Yer&#8217;a&#8217;dan ayrılırken söylemiş olduğu sözleri şiir dili ile şöyle nakletmiştir.</p>



<pre class="wp-block-verse has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1670934eaa7f67f691cc6ac3a188c985"><strong>"Ben bulut gibiyim, sen topraksın Musa da bitki,<br>Hak, satrançta şahtır, biz ise matız, mat."</strong></pre>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d3fefcd61ed3cf63710bf7000366d025"> Satrançta şah olan Allahu Teala&#8217;dır ve Firavun, bildiği birkaç taktikle Allah ile satranç oynamak ve bildiği birkaç tane hile ile Allahu Teala&#8217;nın iradesinin önüne geçmek istiyordu ancak Allahu Teala&#8217;nın milyarlarca ilke ve kanunundan bihaberdi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-afae8f5f0cfdab4a0d902cc845c92591">Evet, Allah&#8217;ın sayısız kanun ve ilkeleri vardır ve birtakım insanlar da Allahu Teala&#8217;nın bu ilkesinden haberdardırlar. İmran ile Yer&#8217;a bundan haberdar iken Firavun gaflet içindeydi. Bütün işlerde durum böyledir ve iyiler özel-has yerleri görmelerine rağmen hadlerini aşmazlar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e79eb3671f31d071624067097043643a">Bir misalde Hz. Hekime Hatun&#8217;dan (s.a) vereyim:<br> Hz. Hekime Hatun (s.a), Hz. İmam Muhammed Taki&#8217;nin (a.s) kızıdır, çok mütedeyyin ve büyük makam sahibidir. Nercis (s.a) adında bir hizmetkarı vardır. <br>Hz. Nercis Hatun (s.a), İmam&#8217;ın evine ilk geldiği zaman Hz. Hekime Hatun&#8217;a (s.a) hizmetkarlık yapıyordu. Hz. Hekime Hatun (s.a), bir meclise gireceği zaman Hz. Hekime Hatun&#8217;un ayakkabılarını alıyor ve gideceği zamanda önüne koyuyor ve kendisine tazim edip saygı gösteriyordu. <br> Bir akşam Hz. İmam Hasan Askeri (a.s), Hz. Hekime Hatun&#8217;a buyurdular:<br>&#8220;Halacığım! Allahu Teala, Hz. Kaim&#8217;i (a.s) bu kadından bize ihsanda bulunacaktır.&#8221;<br>Hz. Hekime Hatun (s.a) arz ettiler: &#8220;Ben bilmiyordum.&#8221;<br>İmam buyurdular: &#8220;Nercis Hatun&#8217;un yüzünden belli ve aşikardır.&#8221;<br>Hz. Hekime Hatun (s.a) arz ettiler: &#8220;Efendim! Ben görmüyorum.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0d9668031d9e6b5399c6ce505002691c">Bu konuşmadan sonra Hz. Hekime Hatun (s.a), Hz. Nercis Hatun&#8217;un (s.a) odasına girdiler ve Hz. Nercis Hatun, Hz. Hekime Hatun&#8217;un (s.a) ayakkabısını çıkarmak için eğilince hemen eğildiler ve Hz. Nercis Hatun&#8217;un (s.a) ellerinden öpüp, dediler:<br>&#8220;Ayakkabımı çıkarmana ve önüme koymana müsaade etmeyeceğim.&#8221;<br>Nercis Hatun dedi: &#8220;Nasıl olur? Sen, benim Efendimsin.&#8221;<br>Hekime Hatun dedi: &#8220;Sen benim Efendim ve Hanımımsın.&#8221;<br>Nercis Hatun: &#8220;Efendim, neden böyle konuşuyorsun?&#8221;<br>Hekime Hatun buyurdu: &#8220;Hz. İmam Hasan Askerî (a.s), Allah&#8217;ın hazinesi olan Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) senden olacağını beyan buyurdular.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a4323ff8450b4c6d6f42aafa25d897f6">Evet, Hz. Hekime Hatun (s.a), mukaddes ve çok büyük makam sahibi olmasına rağmen bunu görebilmiş değildi çünkü mutahhar insanların görüşlerinin de bir haddi ve ölçüsü vardır ama kamil insan, mahlukatın tamamını görmektedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a07edd7de3fa595e601dae2358c26d51">Hz. Hekime Hatun şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;15 Şaban gecesi namazımı kılmak için kalktığımda Nercis Hatun henüz yatağında idi ve kendisinde hiçbir hamilelik emaresi yoktu.<br> Kendi kendime dedim ki: &#8220;Hz. İmam Hasan Askerî (a.s) bu gece oğlum dünyaya gelecektir, buyurdular ama hala hiçbir hamilelik emaresi dahi yoktur.&#8221;<br> Başka bir odada olan İmam (a.s), buyurdular: &#8220;Halacığım! Acele etme.&#8221;<br>Daha sonra yanıma gelip buyurdular: &#8220;Halacığım! Mehdi (a.s) annesinin kaburgasına yapışık şekilde yatıyor, annesinin karnında değildir.&#8221;</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2d5b45d4b6b28f2171c5969ff0b16c54">27- Hz. Hekime Hatun&#8217;un Rivayeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5feb1450281ec4468613df9e794ccee5">Hz. İmam Hüccet b. Hasan El Mehdi&#8217;nin (a.s) doğumunda hazır olan ve olayı etraflı bir şekilde nakleden kimselerden bir tanesi, Hz. İmam Muhammed Takî (a.s)&#8217;ın kızı ve Hz. İmam Hasan Askerî (a.s)&#8217;ın halası olan Hz. Hekime Hatun&#8217;dur ve olay kısaca şu şekildedir:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-89f5427049dccb7d2ac15ad03bc1cabf">Hz. Hekime Hatun (s.a) buyurdular:<br> &#8220;Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;nin (a.s) evine gitmiştim ve o gün, Hicri Kameri 255. yılın Şaban ayının 15. gününün akşam vakti idi. İmam Hasan Askeri (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Halacığım! Bugün bizim evde kal çünkü bu gece, Allah&#8217;ın Hücceti ve benim halefim olan İmam dünyaya gelecektir.&#8221;<br>Sordum: &#8220;Hangi cariyeden olacaktır?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Susen&#8217;den olacaktır. Susen&#8217;e ne kadar baktımsa kendisinde en ufak bir hamilelik belirtisi göremedim. Akşam namazını kıldıktan sonra iftar açtım ve Susen ile birlikte aynı odada uyuduk. Çok geçmeden uykudan uyandım ve İmam&#8217;ın buyruklarını düşünmeye başladım. Daha sonra gece namazını kılmaya başladım. Susen de uyanıp gece namazını kıldı. Şafak vakti yaklaşıyordu ama Susen de hiçbir hamilelik belirtisi yoktu. İmam&#8217;ın buyruklarından şek etmeye başlamıştım ki İmam Hasan Askeri (a.s) bulunduğu odadan buyurdular: &#8220;Halacığım! Şüpheye düşme, oğlumun doğum vakti çok yakındır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-16fa6ccd04a4f25effac64807c8e628f">Bu esnada Susen&#8217;in durumunda değişiklik olmaya başladığını gördüm ve ne olduğunu sordum.<br>Dedi ki: &#8220;Şiddetli bir ağrım vardır&#8221;<br>Şiddetli bir ağrı başladı. Hemen kalkıp hazırlık yaptım ve doğacak olan çocuğun ebelik görevini üstlendim. Çok geçmeden çocuk, tertemiz ve pak bir şekilde dünyaya geldi ve başka bir odada olan Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Halacığım! Oğlumu bana getir.&#8221;<br> Çocuğu alıp İmam&#8217;a götürdüm ve İmam, çocuğu kucağına aldıktan sonra ağzını çocuğun gözlerine koydu ve çocuğun gözleri hemen açıldı. Sonra ağzını çocuğun ağzına ve kulaklarına koydular ve ardından elini başına sürdüler. Çocuk konuşmaya ve Kur&#8217;an okumaya başladı. Daha sonra annesine götürmem için tekrar bana verdiler ben de annesinin yanına koyduktan sonra kendi evime geri döndüm.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0031e9834706cf8b376c1953e42e47ea">Doğumdan üç gün sonra Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) evine gittim ve ilk olarak çocuğu görmek için Susen&#8217;in odasına girdim ama çocuk yoktu. Oradan çıkıp İmam&#8217;ın odasına girdim ama utandığım için İmam&#8217;a (a.s) çocuğu soramadım.<br>İmam buyurdular: &#8220;Halacığım! Oğlum, Allah&#8217;ın koruması içinde gaybete çekildi. Ben dünyadan gittikten sonra Şialarımın ihtilafa düştüğünü gördüğün zaman oğlumun doğduğunu Şialarımızdan güvenilir olanlara anlat. Bu olayın gizli kalması gerekir çünkü oğlumun gaybet dönemi olacaktır.&#8221;<br><strong>El Gaybet-i Şeyh Tusi s.141</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-05b8988240191beb6757c5c2700c29b3">28- İmam&#8217;a Akika Yapılması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7f6e6ad622c927857702803ff2dcb5ba">Ebu Cafer Ömerî şöyle rivayet etmiştir: &#8220;Hz. Hüccet b. Hasan El Mehdi (a.s) dünyaya geldikten sonra İmam Hasan Askeri (a.s) şöyle buyurdular: &#8220;Ebu Amr&#8217;ı hazır edin!&#8221; <br>Ebu Amr geldiği zaman buyurdular: &#8220;Onbin parça ekmek ve onbin parça et temin edip Haşimoğullarına dağıtın ve bu kadar sayıda koyunu da oğlum için akika et.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.6 s.230</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ae51e9c99662c7c2161bf9b8393da58e">29- İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) El Yazısı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ef605130f92fecf61606566fa1179cdf">Musa Bağdadî diyor: Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) üzerinden şöyle bir yazı çıktı: &#8220;Ben öldükten sonra soyun munkati olacağını (kesileceğini) düşündüler ama Allahu Tebareke ve Teala, onların sözünü boşa çıkardı, Elhemdulillah!&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.117</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6dbdde821c63e7d58e25463b31ae6020">30-Bizim Küçük Efendimiz (Mevlamız)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b7ddd5ac050a42570f90681f6f62d082">Hz. İmam Ali Naki&#8217;nin (a.s) hizmetçisi Hamza b. Nasır, babasının şöyle söylediğini nakletmiştir: <br>Hz. Sahib-el Emr Mehdi (a.s) dünyaya gelince Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin aile fertleri birbirilerini tebrik edip müjdeliyorlardı. Biraz büyüdükten sonra her gün etli kemik almamı emrettiler ve bunun küçük Mevlamız için olduğunu söylüyorlardı.<br><strong>İsbat-ul Hudat c.8 s.18, İsbat-ul Vasiyyet s.197</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e615fefca95e222a5c7fb2f75dc9ca78">31- Yakub b. Mankuş&#8217;tan Rivayet</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-28c7e03c256f2c4b4518090126943640">Yakub b. Mankuş şöyle demiştir: <br>Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;nin huzuruna müşerref oldum. İmam bir taş parçasının üzerine oturmuşlardı. Sağ tarafında bir oda vardı ve odanın kapısına bir perde asılmıştı.<br>Arz ettim: &#8220;Benim Efendim! Emir Sahibi kimdir?&#8221;<br>Perdeyi aralamamı buyurdular. Perdeyi açtığım zaman 8-10 yaşlarında bir erkek çocuk gördüm. Nur yüzlü, beyaz simalı, parlak gözlü, geniş omuzlu ve öne çıkık dizli idi. Sağ yanağında bir ben vardı ve saçları uzundu. Gelip babası İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) dizinin üzerine oturdular. Sonra İmam Hasan Askeri (a.s) bana buyurdular: &#8220;Sahibiniz budur.&#8221; <br>Sonra o çocuk ayağa kalktılar ve İmam buyurdular: &#8220;Oğlum! Malum zaman gelinceye kadar eve gir.&#8221; O da İmam&#8217;ın emri üzerine eve girdi. Daha sonra İmam Hasan Askeri (a.s) bana buyurdular: &#8220;Ey Yakub! Eve gir ve bak, içeride kim vardır? İçeri girdim fakat hiç kimse yoktu.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.116-117</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cab5460fd59bb7029ca59ee51aac59b9">32-Doğumun Şahidi: Nesim-Mariye</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-594c22046d542d49d261ed181ce711bc">Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) hizmetçilerinden şöyle rivayet etmişlerdir:<br> &#8220;Hz. İmam Mehdi (a.s) dünyaya geldikten sonra dizlerinin üzerine oturdu ve parmağını göğe kaldırdılar sonra hapşırdılar ve şöyle buyurdular: &#8220;Elhemdulillahirabbilalemin: Hamd olsun alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.292, İsbat-ul Vasiyyet s.197</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b2ad250076c59c2021cebcba1e3280a6">33-Doğan Çocuğun Tanıtılması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6cb78f1335502ce86139b6a2f3def3d7">Hizmetkar Ebu Ğanem şöyle demiştir:<br>&#8220;Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin bir oğlu oldu ve adını Muhammed koydular. Doğumunun üçüncü günü o çocuğu ashabına gösterdiler ve şöyle buyurdular: <br>&#8220;Bu benim oğlumdur ve benden sonra sizin sahibiniz ve İmamınızdır. Bütün herkesin gelmesini beklediği Kaim budur. Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra kıyam edecek ve onu, hak ve adalet ile dolduracaktır.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.6 s.431</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2dc317fb3d392ea8f32e28accd5b5e49">34-Doğumun Şahidi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7472614399b0f92f60a541e95b406060">Ebu Ali Hizranî, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;ye (a.s) hediye etmiş olduğu hizmetçinin şöyle söylediğini nakletmiştir:<br>&#8220;Ben, Sahib-el Emr Hz. Mehdi&#8217;nin (a.s) doğumunda orada idim. Annesinin adı Sukeyl&#8217;dir.&#8221;<br><strong>Muntahab-ul s.343</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5f46773ee81a6db18429162ab88d32c3">35-Doğumun Şahidi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-487ff5e66383c3c00b3afd576efaf75e">Hasan b. Munzir şöyle dedi: <br>&#8220;Hamza b. Ebul Feth yanıma geldi ve dedi ki: <br>&#8220;Müjdeler olsun! Dün gece Allah, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;ye (a.s) bir erkek evlat verdi ama İmam, onun doğumunu gizli tutmamızı emir buyurdular. Adını sordum, Muhammed olduğunu buyurdular.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.6 s.432</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8030f4eab6b5bdedc25bf714a4be8fa7">36-Gizli Doğum</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cc90b91ebe84173300d5f93143a52f01">Genellikle çocuk sahibi olacak kimseler bu haberi, akrabalarına, yakınlarına ve arkadaşlarına verirler. Özelliklede toplum içinde bir yeri olan kimselerin çocuk sahibi olmaları gizli tutulmaz. <br> Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) düşman ve muhalifleri İmam&#8217;ın kendisinin ve yakınlarının tamamının evlerine ajanlar yerleştirip her anlarını kontrolleri altına almalarına rağmen Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin çocuğunun olacağını öğrenememeleri nasıl mümkün olabilir? <br> Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin çocuğunun olması sıradan bir olay mıydı yoksa olağan dışı ve mucizevi bir olay mıydı?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1032f3841579ae559356f5fe4cde62a7"> Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) hem önceden verilmiş olan bilgilerden haberdar idiler ve hem de doğacak olan çocuğun azamet ve önemini biliyorlardı. <br>İmam, hem düşmanın doğacak olan çocuğa olan o büyük hassasiyetlerini ve hem de topluma hakim olan siyasi durumun ne olduğunu çok iyi bir şekilde biliyorlardı. Bu sebepten dolayı da doğacak olan çocuğun doğumunu öylesine büyük bir titizlikle hazırladılar ki düşmanların tamamının o doğumdan haberdar olmamaları bir tarafa yakınlarının ve sevenlerinin dahi büyük bir çoğunluğu o doğumdan haberdar olmamışlardı.<br> Böylece İmam; dirayeti, becerisi, İlahî gücü ve ileriyi görüp bilmesinden dolayı bu doğumu, düşmanlarının almış olduğu onca tedbir ve önleme rağmen İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) doğumunu gizli tutarak Allah&#8217;ın kendisine vermiş olduğu bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmişlerdir.<br><br> Bu sebeplerden dolayı Şeyh Tusî (r.a), İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) doğumun gizli olmasını sıradan ve normal bir iş olarak görmüş ve şöyle söylemişlerdir:<br> &#8220;İnsanlık tarihinde bu olay ilk olay değildir, bunun gibi bir çok olay olmuştur.&#8221;<br><strong>Gaybet-i Şeyh Tusî s.77</strong><br><br> Şeyh Tusî, bu cümlesinde Hz. İbrahim&#8217;in (a.s) ve Hz. Musa&#8217;nın (a.s) gizli olan doğumlarına işaret etmektedirler.<br><strong>Bihar-ul Envar c.12 s.19, c.13 s.15</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-63ad78bf3f0388eb0a58084fef5e9d85">37-İmam&#8217;ın Dünya&#8217;ya Geldiği ve Korunduğu Yer </h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fb170d949f9df14cd388af6e796d4f5b">Bu hususta birkaç ihtimal vardır:<br><strong>1-Samerra&#8217;da dünyaya geldiler ve babası Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;nin (a.s) hayatının sonuna kadar o Samerrada idiler.</strong><br> Bu ihtimalin olması, Şiaların Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;yi (a.s) Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) doğumundan dolayı tebrik etmelerini beyan eden rivayetlerden çıkarımdır.<br><strong> Bu rivayetler, Gaybet-i Tusî s.230 ve s.251&#8217;de, Kemal-ud Din kitabının 434. sayfasında nakledilmiştir.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a07d9f4b82fcb5e01cee64c4b2669e08">Bize göre bu rivayetler, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin, İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) evinde dünyaya gelip gelmemelerine delalet etmemektedir. Başka bir yerde dünyaya gelmiş olma ihtimalide vardır ve İmam Mehdi&#8217;nin dünyaya geldiğinden haberdar olan bir takım has Şialar, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;yi (a.s) tebrik etmek için İmam&#8217;ın Samerrada ki evine gitmiş olabilirler.<br> Bu ihtimalin diğer bir şahidi ise muhtelif şekillerde Hz. Hekime Hatun&#8217;dan (s.a) nakledilmiş olan rivayetlerdir. Bu rivayetlerde Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin doğumun olacağı günün akşamı halası Hz. Hekime Hatun&#8217;dan kendilerinde kalmasını ve Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) hem doğumuna yardım etmesini ve hem de onu görmesini kendisinden istemesi beyan olunmuştur. <br><strong>Bu olayın Samerra şehrinde olduğu, El Gaybet-i Tusî kitabının 232. sayfasında ve Kemal-ud Din kitabının 429. sayfasında nakledilmiştir.</strong><br> Ama bize göre bu hadislerde Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Samerra&#8217;da dünyaya geldiğine kesin olarak delalet etmemektedir. Çünkü bu hususta elimizde olan bir takım hadisler, bu hadisler ile çelişmektedir ve onlardan bir tanesi de <strong>Kemal-ud Din kitabının 501. sayfasında buyrulmuştur, şöyledir:</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6cdccb63f57d2ef7bc8e853c7a08215b">&#8220;Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;nin (a.s) şehadetinden sonra Medine&#8217;de Hz. Hekime Hatun&#8217;a (s.a) şöyle soruldu:<br>Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) yerine kim geçti?<br>Hz. Hekime Hatun (s.a) buyurdular: Yeryüzü Allah&#8217;ın Hücceti olmadan ayakta duramaz, Allah&#8217;ın Hücceti olmadan baki kalamaz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin oğlu onun yerine geçen İmam&#8217;dır. <br>Soruldu: &#8220;İmam Hasan Askeri&#8217;nin oğlunu siz gördünüz mü yoksa duymuş musunuz?<br>Buyurdular: &#8220;Duydum.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-490934f204f3b60cc7a7f7aa9bb489d8">Hz. Hekime Hatundan nakledilmiş hadislere istinad ederek kesin olarak bir yeri söylemek mümkün değildir.<br> Bu görüşün isbatı için söylenmiş olan üçüncü grup rivayetlerde Hz. İmam Mehdi&#8217;yi Samerra şehrinde Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin evinde gördüklerini söyleyenlerin rivayetleridir. <strong>Bu rivayetler, Kemal-ud Din kitabının 435. sayfasında ve Sefinet-ul Bihar kitabının 2. cildinin 703. sayfasında nakledilmiştir.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-10a115304ba8cbd7d87946fa7e38e4a3">a- Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s), Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;nin (a.s) evinde görmüş olanlar sadece bir defa görmüş ve diğer gidip gelmelerinde ise görememişlerdir. Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) kendisinden sonraki İmamın, Hz. İmam Mehdi (a.s) olduğu husunda hücceti tamamlamak için İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Samerra&#8217;ya getirilmesini ve bu kişilerin kendisini görmesinden sonra yaşadığı yere götürülerek koruma altında tutulmasını emir buyurmuş olabilirler. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0bea3c28f72467822bf6e371e1057db0">b- Hz. İmam Mehdi (a.s), Samerra şehrinde yaşıyorduysa sürekli olarak İmam&#8217;ın yanına gidip gelen güvenilir kimselerin o Hazreti defalarca görmesinde ne tür bir sakınca olabilirdi? <br> Mesudî, İsbat-ul Vasiyyet kitabında şöyle nakletmiştir: <br>Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin huzuruna müşerref olmuştum, buyurdular:<br> &#8220;İnsanların şek ve şüphe içinde oldukları meselede siz ne haldesiniz?&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Efendim! Mevlamız ve Efendimizin doğum haberi bize ulaştığı zaman bizim büyüklerimizin ve küçüklerimizin, kadınlarımızın ve erkeklerimizin tamamı onu kabul ettiler.&#8221;<br>İmam buyurdular: &#8220;Yeryüzünün hiçbir zaman Allah&#8217;ın Hücceti olmadan baki kalmayacağını bilmiyor musunuz?&#8221;<br> Hz. İmam Hasan Askeri (a.s), İmam Mehdi&#8217;yi h. 259 yılında kendi annesi ile Hacca göndermişlerdir. İmam, onları Hac seferine gönderirken gerekli olan her şeyi buyurmuş, İmamet emrini oğlu İmam Mehdi&#8217;ye bırakmış ve h. 260 yılında olacak olayları annesine haber vermişlerdir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-572de4a1dc5283e886c1e0671be75f77"><strong>2-Samerra&#8217;da dünyaya gelmişlerdir ve babası, kendi şehadetinden önce Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) Mekke&#8217;ye göndermişlerdir ve Hz. İmam Mehdi (a.s) babasının şehadetine kadar Mekke&#8217;de yaşamışlardır.</strong><br> Bu hususta olan hadislerden şu neticelere ulaşılmaktadır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-29d67a76ea0529ec7ab23dce71901c43">a-Hz. İmam Mehdi (a.s)&#8217;ın doğum haberi, mektup veya güvenilir kişilerin aracılığı ile birçok Şiaya verilmiştir.<br>b- Şialar, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin dünyaya gelip gelmediği hususunda şek ve şaşkınlığa düşmüş ve birçok kimsede bu yüzden yoldan çıkmıştır.<br>c- Hz. İmam Mehdi (a.s) doğumundan sonra bir müddet Samerra da kalmıştır.<br>d- Bu rivayete göre, Hz. İmam Mehdi (a.s) 4 yaşındayken babasının şehadetinden bir yıl öncesinde Samerra şehrinden ayrılmıştır. İmam&#8217;ın öğütlerini ve İmameti o zaman babasından almış ve bu tarihten sonra babasını bir daha görmemiştir.<br>e- Hz. İmam Mehdi (a.s), babaannesi ile birlikte Mekke&#8217;ye gitmiş ve Mekke&#8217;de ikamet etmiştir. Bu iddianın delili ise Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Mekke&#8217;nin yakınlarında &#8220;Zi Tuva&#8221; adında bir yerde ikamet ettiğini beyan eden rivayettir. <br><strong>3- Samerra da Dünya&#8217;ya gelmiştir ve sonra da Medine&#8217;ye götürülüp koruma altına alınmıştır.</strong><br><strong>4- Medine&#8217;de Dünya&#8217;ya geldiler ve Medine&#8217;de yaşadılar.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fb6e1d2d0351ea2e77ebfecd6795dd25">Bu iki görüş hakkında hem bir takım rivayetler hem de bir takım tarihi olaylar nakledilmiştir.<br>Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;ye (a.s) arz edildi: <br>&#8220;Efendimiz! Bir sorumuz vardır ama sizin azametiniz soruyu sormamıza engel olmaktadır. Sormamıza izin var mıdır?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Sorabilirsiniz.&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Efendimiz, sizin evladınız var mıdır?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Evet, vardır.&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Efendimiz! Bir şey olursa onu nerede bulabiliriz?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Medine&#8217;de.&#8221;<br><strong>Usul-u Kafi c.1 s.328</strong><br><br> Bu hadisten İmam Mehdi&#8217;nin Samerra&#8217;da dünyaya gelmediği anlaşılmaktadır çünkü Haşim, İmam&#8217;ın kendisine karşı takiyye yapacağı birisi değildir. Ayrıca Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin &#8220;Medine&#8217;de&#8221; buyruğunu manası benim ölümümden sonra onu Medine&#8217;de bulabilirsiniz, değildir! Çünkü Haşim yeryüzünün İmamsız ve Hüccetsiz olmayacağını ve 11. İlahî Hüccet&#8217;ten sonra 12. İlahî Hüccet&#8217;in olmasının zarurattan olduğunu biliyordu ve Hz. İmam Hasan Askeei&#8217;nin (a.s), &#8220;Medine&#8217;de&#8221; buyruğunun manası da, İmam Mehdi&#8217;nin Medine&#8217;de olduğunu ve orada korunduğunu buyurmaktadır. Bu hususta bir takım diğer hadislerde vardır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e080730ee9399f153da4531633581c6e">38-Şiaların içine Düşmüş Oldukları Şaşkınlık</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e3f8dcf1c5ef012b7079175f933a205f">Hz. İmam Hasan Askerî (a.s)&#8217;ın şehadetinden (a.s) suğra (küçük) gaybetin sonuna kadar olan dönemi, &#8220;Şiaların şaşkınlık dönemi&#8221; olarak adlandırmak mümkündür.<br><strong>El Gaybet-i Numanî s.185</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-24211903984a55fe826b68e90a911c61"> Bu dönem Ehlibeyt&#8217;in (a.s) taraftarları ve sevenleri için çok zor ve çetin bir dönem olmuştur. Çünkü bu dönemde İmamet meselesi husunda farklı görüşlere sahip fırkalar ortaya çıkıp insanları şüpheye düşürüyorlardı ve Şialar da kendileri için bir merci arayıp duruyorlardı. <br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.11</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a324ee0ece0a43fd4e181bf92cd52664">Bu mesele o kadar şiddetli yayılıyordu ki Mesudî şöyle yazmıştır:<br> &#8220;Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;den (a.s) sonra insanlar 20 fırkaya ayrıldılar ve her bir fırkanın itikadı bir diğerinden farklı idi. <br><strong>Murevvic-uz Zeheb c.4 s.199</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-69e51135b142b51abcacdebfef9229c0">Diğer taraftan da düşmanlar, İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) bir oğlu olduğunu anladıkları için her yolu kullanıyor ve onu öldürüp ortadan kaldırmaya çalışıyorlardı.<br> Bütün bu olanlar Ehlibeyt&#8217;in (a.s) taraftarlarının içine düşmüş oldukları hayret ve şaşkınlığı kat kat artırmıştı. <br>Hz. İmam Rıza (a.s) bir hadiste şöyle buyurumuşlardır:<br> &#8220;Üçüncü oğlumun (Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;nin) vefatından sonra öylesine şiddetli ve kapsamı geniş bir fitne vücuda gelecektir ki bir çok iyi ve seçkin kimse de o fitnenin içinde olacaktır.<br><strong>El Gaybet-i Numanî s.180, Kemal-ud Din s370, Sefinet-ul Bihar c.2 s.703</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-93225c13b82e0173f06c6962e20ed02c">39-Küçük Yaşta İmam Olmak</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-878f0ce08eb91f8256a8a38425374567">Hz. İmam Mehdi (a.s) 5 yaşındayken ağır ve büyük İmamet makamını üstlendiler. <br><strong>İmam Mehdi (a.s)&#8217;ın küçük yaşta İmam olması istisnai bir durum mudur? Yoksa normal bir şey midir?</strong><br>Biz Şiaların inancına göre İmam&#8217;ın küçük yaşta olmasının hiçbir mahzuru yoktur ve bunun gibi başka örnekler de vardır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e5aab6c7af112eae1101764bdbaa59e8">Kur&#8217;an İslam dininin en muhkem ve şüphesiz bilgi kaynağıdır ve Kur&#8217;an&#8217;da bazı kimselerin adları zikredilerek daha küçük yaştayken kendilerine hikmet ve Nübüvvetin verildiği buyurulmuştur. Bu ayetler, Allah&#8217;ın Peygamber göndermesinde, gönderilen Peygamberin-Liderin çocuk olmasının hiçbir öneminin olmadığını ortaya koymaktadır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4b9e35a2c01245c482edad0aef1d330c">Hz. Yahya (a.s) hakkında şöyle buyurulmuştur:<br>يَا يَحْيٰى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍؕ وَاٰتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّاۙ<br>Ey Yahya! Kitabın hükümlerine sımsıkı sarıl; Ona (Yahya&#8217;ya) henüz küçük bir çocukken ilim, hikmet ve peygamberlik verdik.<br><strong>Meryem Suresi 12. Ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d9d404fcd4dd535b402644fb6c455fda">Hz. İsa&#8217;nın (a.s) Peygamberliği hakkında Kur&#8217;an&#8217;da şöyle buyurulmuştur:<br><strong>فَاَشَارَتْ اِلَيْهِ۠ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِى الْمَهْدِ صَبِيًّا<br>قَالَ اِنّٖى عَبْدُ اللّٰهِ۠ اٰتَانِىَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنٖى نَبِيًّاۙ</strong><br>Bunun üzerine (Meryem çocukla konuşun diye) işaret etti. Dediler ki: &#8220;Bir çocuk ile nasıl konuşabiliriz?&#8221; Bebek şöyle dedi: &#8220;Şüphesiz ben Allah&#8217;ın kuluyum. Bana kitabı (İncil&#8217;i) verdi ve beni Peygamber yaptı.&#8221;<br><strong>Meryem Suresi 29. ve 30. Ayetler</strong><br><br> Evet, küçük yaşta İmam olmak ilk defa Hz. İmam Mehdi (a.s) ile olmuş bir şey değildir ve buna hiçbir itiraz edilemez. Allah&#8217;ın Peygamberlerinden bazıları daha küçük yaşta yukarıda örneklerini verdiğimiz yerlerde de olduğu gibi daha kundakta iken Peygamber olmuşlardır. Nitekim Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) haricinde 12 İmam&#8217;dan Hz. İmam Muhammed Taki Cevad (a.s) ve Hz. İmam Ali Naki Hadi (a.s) da çocuk yaşta iken İmamet makamına ulaşmışlardır.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3477acf968d87711b130f66a691f69aa">İmam Mehdi&#8217;nin Ad ve Lakapları</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9dc6bc02d9a9f8c98c691f804f1d5874">40-Kaim (a.s) Lakabı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fe00b16b81c5500c3a426ff6155fad5d">Sürekli olarak sorulan sorulardan bir tanesi şudur: <br>&#8220;12. İmam için neden Kaim ve Mehdi kelimeleri kullanılmaktadır ve Kaim kelimesi telaffuz edildiği zaman neden ayağa kalkılıp ayak üstünde durulmaktadır?&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4e6225e83909a050233f25aa3941df50"> Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında buyrulmuş olan hadislerin büyük çoğunluğunda Kaim ve Mehdi kelimesi kullanılmıştır. 11 İmam&#8217;ın döneminde ki zalim ve gaspçı yönetim/yöneticilerin döneminde yapılmış olan zulüm ve çıkarılan fesatlardan dolayı İmamlarımız, Hz. İmam Mehdi&#8217;yi akıllarına getiriyor ve şöyle diyorlardı: &#8220;Bizim Kaimimiz, bizim intikamımızı alacaktır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-788cea6604f62d0280713dee4862f172">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuşlardır: &#8220;Biz İmamların tümü kaimiz ama o Kaim (Hz. İmam Mehdi a.s) kılıç (hükümet ve güç) sahibidir. Onun programı, bizim programımızdan farklıdır.<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.127</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-36a902a08742cad8e6fe3b7a679f2ced">41-Kaim (a.s) Lakabı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2f94923a310ddf1486ee4fe70f79afbf"> Kaim kelimesinin anlamı kıyam eden demektir ve Hz. İmam Mehdi&#8217;nin kıyamı evrensel olacağı için o Hazret&#8217;e, &#8220;Kaim&#8221; denilmektedir. Hz. İmam Mehdi&#8217;yi kabul edenlerin Kaim kelimesini duydukları zaman ayağa kalkmaları mustehap bir ameldir ve o Hazret&#8217;in zuhurunu beklediğini göstermenin nişanesidir.    <br> Ayrıca o Hazret&#8217;in kıyamını akıllara   getirmiş olması, taraftarlarının her daim mücadele içinde olarak kendi paylarına düşen vazifeleri yerine getirerek ortamı zuhur için hazırlamaları gerektiğini de öğretmektedir. <br>Bu iş, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) döneminde yaşayan Şiaların arasında yaygın bir işti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0654b19380214f3aebe881a8119e910d">Bir rivayet şöyledir:<br> &#8220;Hz. İmam Ali Rıza&#8217;nın (a.s) bulunduğu bir mecliste Kaim kelimesi kullanıldığı zaman İmam Rıza (a.s) ayağa kalktılar ve elini başının üzerine koyarak şöyle dediler:<br> &#8220;Allahumme eccil ferece ve sehhil mehrecehu: Allahım! Onun zuhurunu yakınlaştır ve kıyam yolunu kolay kıl.&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.30</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5ca99c6be6ff60035511e64c475f15d3">42- Mehdi Lakabı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c3c331f0e711410492e100bd510c49d9">Hz. İmam-ı Zaman (a.s) hem hidayet olmuş ve hem de hidayet eden olduğu için kendisine Mehdi denilmiştir.<br> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) bir hadislerinin bir bölümünde şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Hz. Kaim&#8217;e (a.s), insanları yitirdiklerine hidayet edecek olmasından dolayı Mehdi; hak üzere kıyam edeceği için de Kaim denilmiştir.<br><strong>İsbat-ul Hudat s.7</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3903109c32eb49829973d5d804e37fa8">Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) buyurdular: <br>&#8220;O zamanın insanları gerçek İslam&#8217;ı yitirecekler ve Hz. Mehdi (a.s) onları gerçek İslam&#8217;a hidayet edecektir.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat s.169; Tevzihul Makasid s.512</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0f0d5113404785af22bb050f12ceee1c">43-Muntezer</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-587376709f4f7ecabd5cf8d0a435bbe6">Hz. İmam Muhammed Bakır&#8217;a (a.s) soruldu:<br>&#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;ye (a.s) neden &#8220;Muntezer&#8221; denilmiştir?&#8221;<br> Buyurdular: &#8220;Onun çok uzun bir gaybet dönemi olacaktır ve pak ve ihlas sahipleri onu beklerken şüphe ehli olanlar, onu inkar edecekler. İnkarcılar adıyla alay edecekler, (zuhuru için) vakit belirleyenler çok olacaktır; (Zuhurunda) acele edenler helak olacaklar ve Müslüman olanlar onun eliyle kurtulacaklardır.&#8221;<br><strong>Muntahab-ul Eser s.182-184; Bihar-ul Envar c.51 s.2</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-18e70816479ca5ddb6e3b2b53ea2546a">44-İmam Mehdi&#8217;nin Mübarek Adı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3109ba056204215e2eea75a410dc5881"> Hz. İmam Mehdi&#8217;ye (a.s), Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) bizzat kendisinin &#8220;Muhammed&#8221; adını verdiklerinde bütün tarihçiler görüş birliği içindedirler. <br><strong>Hayat-ul İmam Mehdi (a.s) s.27</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-788ef5883790dfcf20bddb76218d4d1b"> O Hazret&#8217;e, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) adının verilmesi nedensiz değildir. Hz. Peygamber (s.a.a) doğumları ile dünya ehlini cehaletin karanlığından kurtardığı gibi 12. oğlu da zuhuru ile beşeriyyeti delaletin karanlığından kurtaracaktır. <br><strong>Bihar-ul Envar c.52 s.338; El-İrşad c.2 s.384 </strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e7c4ff31b22048bc89280ed7968ef9d6">45-İmam Mehdi&#8217;nin Lakapları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b2e23f9cc427981a990b96208678a845"> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) meşhur olan lakapları şunlardır:<br>&#8220;Mehdi, Kaim, Muntezer, Hüccet, Halefu&#8217;s-Salih, Bakiyettulah, Mensur, Sahib-ul Emr, Veliyy-i Asr, Sahib-ez Zaman&#8221; Ama en meşhur olanı Mehdi lakabıdır.<br><strong>A&#8217;yan-uş Şia c.2 s.44; Hayat-ul İmam Mehdi (a.s) s.27; Bihar-ul Envar c.51 s.28,43 ve 51</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eeb19c6fc6f8e8e1758e7443fedb9fda">46-İmam Mehdi&#8217;nin Lakaplarının Sebepleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-de7572aad18c5f80321c08c03feac5ef"> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) lakaplarından her birinin hikmet ve nedeni vardır.<br>Mesela, halkı hidayet ettiği için <strong>Mehdi</strong>; hak ile kıyam edeceği için <strong>Kaim</strong>; insanların zuhurunu beklemesinden dolayı <strong>Muntezer</strong>; Allahu Teala&#8217;nın, yarattıklarına delil ve hücceti olduğu için <strong>Hüccet </strong>denilmiştir.<br><strong>Hayat-ul İmam Mehdi (a.s) s.27,28; Bihar-ul Envar c.51 s.28,31</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-628bc03b0b332eaed9c58553d6eeaecd"> Kefemî&#8217;nin nakline göre Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) yüzüğünde şöyle yazılıdır:<br>&#8220;Ene Huccetullahi ve Hassetihi: Ben, Allah&#8217;ın kullarının üzerine Hücceti ve has deliliyim.&#8221;<br><strong>A&#8217;yan-uş Şia c.2 s.44</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1da95ba01bc2441610a47602722391d9">47- Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Adı, Lakapları ve Sıfatları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b8ae3b4f3a6980940412c6398c5e2b68"> Merhum Sikat-ul İslam Nuri; ayet ve hadislerden, önceki İlahî kitaplardan ve ravi ve tarihçilerin kullanmış oldukları tabirlerden Hz. İmam Mehdi (a.s) için 182 isim ve lakap derlemiş ve şöyle yazmışlardır: <br>&#8220;Bunları derlerken kendi şahsi istinbatlarımdan ve kesin olmayan isim ve lakaplardan uzak durudum aksi durumda bu rakamın kat be kat fazlası olurdu.&#8221; <br>Onlardan bazıları, &#8220;Muhammed, Ahmed, Abdullah, Mahmud, Mehdi, Burhan, Hüccet, Hamid, Halef-i Salih, Dai, Sahib, Gaib, Kaim, Muntezer&#8230;&#8217;dir.&#8221;<br><strong>Necm&#8217;us Sakib s.55&#8217;den s.132&#8217;ye kadar</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d813d1e937e620955d2c74e62d117414">48- İmam&#8217;ın Lakapları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-17aac80a611fb596c1012cfd08675faf">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) lakaplarından meşhur olanlardan bazıları şunlardır:<br>&#8220;Mehdi, Hüccet, Kaim, Halef-us Salih, Sahib-ez Zaman, Bakiyyetullah&#8221; <br>Bunların içinde en meşhur olanı &#8220;Mehdi&#8221; lakabıdır.<br><strong>Necm-us Sakıb s.48,49</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c62cbfc471bf82aeea82b5af2fbd7a4f">49-117 İmam&#8217;ın Lakaplarından Bazıları ve Anlamları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4e9efab05f8f1c8a99c3e6be2edc4466">Hz. İmam Mehdi&#8217;ye ait olan dua ve ziyaretnamelerde açıkça kullanılmış olan ünvan ve sıfatların bazılarını ve anlamlarını vereceğim.<br><strong>49-Bakiyyetullah:</strong> Allah&#8217;ın yeryüzünde koruyup muhafaza ettiği.<br><strong>50-Vechullah: </strong>Allahu Teala&#8217;nın cemal ve celalına mazhar olan.<br><strong>51-Babullah: </strong>İlahî marifetin tamamının kapısı, Allah&#8217;a gidenlerin İlahî kurba ulaşabilmek için ulaşmaya çalıştıkları kapı.<br><strong>52-Daiyellah: </strong>İlahî davet, insanları Allah&#8217;a çağıran, Allah&#8217;a hidayetin gerçek davet edeni.<br><strong>53-Sebilellah: </strong>Allah&#8217;ın yolu. (Onun dışında hangi yol ile olursa olsun Allah&#8217;a gitmek isteyen kimse, kesinlikle delalete düşecek ve helak olacaktır.)<br><strong>54-Veliyyellah: </strong>Allah&#8217;ın velayetinin teslim edildiği kimse, Allah&#8217;ın dostu.<br><strong>55-Hüccetellah:</strong> Allah&#8217;ın Hücceti, delili. Dünyada hidayet olmanın şartı ve ahirette hesaba çekilince delil olarak istenilecek kimse.<br><strong>56-Nurullah: </strong>Allah&#8217;ın sönmeyen nuru. Tevhidî hakikatlerin ve marifetin tamamını zahir eden ve hidayet olmak isteyenleri hidayet eden.<br><strong>57-Aynullah:</strong> Allah&#8217;ın mahlukatına olan uyanık gözü, varlık alemini gözetleyen. Allah&#8217;ın, kulların yaptıklarını gören gözü.<br><strong>58-Sulalet-un Nübüvveti:</strong> Nübüvvetin oğlu, Peygamberlerden kalan tek kimse.<br><strong>59-Hatem-ul Evsiya: </strong>İmameti sonlandıracak olan kimse. Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) son Halifesi.<br><strong>60-Ayn-ul Huda:</strong> Hidayet Sancağı. Allah&#8217;ın yolunun sonsuza kadar dalgalanan bayrağı, Hakikat yolunun nişanesi.<br><strong>61-Sefinet-un Necat:</strong> Kurtuluş gemisi. Delaletten kurtaran vesile. Hidayet gemisi.<br><strong>62-Ayn-ul Hayat:</strong> Hayat kaynağı, Hayat çeşmesi.<br><strong>63-Kaim-ul Muntezer:</strong> Bütün salihlerin kıyam etmesini bekledikleri kıyam edecek olan.<br><strong>64-El Adl-ul Muştahar:</strong> Meşhur adalet. Vaad edilen adaleti gerçekleştirecek olan.<br><strong>65-El Kamer-uz Zahir:</strong> Tam parlak ay, zulüm ve fitnenin içinde parlayan ay.<br><strong>66-Şems-uz Zellam: </strong>Varlık aleminin güneşi. Karanlığa girmişleri kurtaran güneş.<br><strong>67-Rebi-ul Unam:</strong> İnsanların baharı. İnsanın yeşermesini sağlayan mevsim. Yaratılmışların adalet baharı.<br><strong>68-Nedret-ul Eyyam:</strong> Zamanın huzur ve neşesi. Tarihin yeniden yeşermesinin sırrı.<br><strong>69-Ed Din-ul Me&#8217;sur: </strong>Dinin vücut bulmuş hali. Peygamberlerin getirmiş olduğu dinden geriye kalan vücut. Dinin özü. Dinin ruhu.<br><strong>70-Kitab-ul Mestur:</strong> Kur&#8217;an&#8217;ın cisime gelmiş hali. Tekvinî kalem ile yazılmış olan kitap. Peygamberlerin insanlara olan mucizesi.<br><strong>71-Sahib-el Emr:</strong> İlahî Velayetin sahibi, emir sahibi, şeriatın sahibi.<br><strong>72-Sahib-ez Zaman:</strong> Zamanın emrine verildiği kimse. Allah&#8217;ın varlık alemine tayin etmiş olduğu emir-komutan.<br><strong>73-Mutahhir-el Arz:</strong> Allah&#8217;ın mescidi olan yeryüzünü temizleyen. Yeryüzünden alçaklığı ve çirkefliği yok edecek olan kimse. <br><strong>74-Naşir-el Adl:</strong> Adaleti hakim kılacak olan. Dünyanın tamamına hak ve adaleti hakim kılacak kimse.<br><strong>75-Mehdiyyil Umem:</strong> Ümmetleri (insanların tamamını) hidayet eden.<br><strong>76-Cami-ul Kelim:</strong> Bütün kelimeleri (ilimleri) tevhid kelimesine göre düzenleyecek olan. Bütün safları birleştirecek kimse.<br><strong>77-Nasire Hakkullah: </strong>Allah&#8217;ın hakkına yardım eden. Hakikatin yardımcısı.<br><strong>78-Delile İradetullah:</strong> İnsanları Allah&#8217;ın ilkelerine yönlendiren. İnsanları Allah&#8217;ın iradesine götüren kimse.<br><strong>79-Es Sair-u Bi Emrillahi:</strong> Allah&#8217;ın emri ile kıyam edecek olan. Allah&#8217;ın emri ile Allah&#8217;ın düşmanlarına karşı kıyam edecek olan.<br><strong>80-Muhyil Muminin:</strong> Müminleri dirilten. İman ehlinin kalplerine hayat veren.<br><strong>81-Mubirrul Kafirin: </strong>Kafirleri yok edecek olan kimse. Küfrün sarayını yıkacak ve inkarcıları ortadan kaldıracak kimse.<br><strong>82-Muizzul Muminin:</strong> Müminlere izzet verecek olan kimse. İman ehlini değerli yapacak olan kimse.<br><strong>83-Muzillil Kafirin:</strong> Kafileri hor zelil ve alçaltacak olan kimse.<br><strong>84-Munciyel Mustazafin:</strong> Mustazafların (ezilmişlerin) kurtarıcısı.<br><strong>85-Seyfullah-illezi La Yenbu:</strong> Allah&#8217;ın körelmeyen kahr-azab kılıcı.<br><strong>86-Misakullah-illezi ehezehu:</strong> Allahu Teala&#8217;nın kullarından almış olduğu kulluk ahdi.<br><strong>87-Medar-ud Dehr:</strong> Zamanın ekseni, varlığın mihveri, zamanın vücuda gelmesinin merkezi.<br><strong>88-Namus-ul Asr:</strong> Zamanın var olmasının sebebi.<br><strong>89-Kelimetullah-it Tammeti:</strong> Allah&#8217;ın eksiksiz sözü, Allah&#8217;ın mutlak Hücceti.<br><strong>90-Taliye Kitabullahi:</strong> Allah&#8217;ın kitabının karisi, okuyucusu.<br><strong>91-Vaadellah-illezi zeminehu: </strong>Allah&#8217;ın temin edilmiş vaadi. Olmaması imkansız İlahî vaad.<br><strong>92-Rahmetullah-il Vasietu:</strong> Allah&#8217;ın sonu olmayan rahmeti.<br><strong>93-Hafizu Esraru Rabbul Alemin: </strong>Alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;ın sırlarının koruyanı, koruyucucusu.<br><strong>94-Ma&#8217;den-il Ulum-ul Nubuvveti: </strong>Peygamberlik-Nübüvvet ilminin hazinesi.<br><strong>95-Nizam-ud Din: </strong>Dinî nizam-düzen yapan kimse.<br><strong>96-Ya&#8217;sub-ul Muttakin:</strong> Takva sahiplerinin önderi.<br><strong>97-Muizzel Evliya: </strong>Yarenlere izzet veren.<br><strong>98-Muzillel A&#8217;dai: </strong>Düşmanları alçaltıp hor ve zelil eden.<br><strong>99-Varis-el Enbiya:</strong> Peygamberlerin mirasçısı.<br><strong>100-Nur-i Ebsar-il Veri: </strong>Yaratılmışların gözünün nuru.<br><strong>101-El Vitr-ul Mevtur:</strong> Şehitlerin intikamını alan.<br><strong>102-Kaşif-el Belva: </strong>Belaları yok eden.<br><strong>103-El Ma&#8217;d-u Li Kati Dabir-ez Zelameti:</strong> Zalimlerin kökünü kurutmak için hazır olan.<br><strong>104-El Muntezir-u Li İkamet-il Ummet-i Vel Uci:</strong> Bütün yanlışlıkları ve olmaması gerekenleri ortadan kaldırması için gelmesi beklenilen kimse.<br><strong>105-El Müterecci Li İzalet-il Cevri Vel Udvan:</strong> Zulüm ve baskıyı yok edecek, arzulanan kimse.<br><strong>106-El Muddehhiru Li Tecdid-il Feraizi Ves Suneni: </strong>İlahî farzları ve kuralları yeniden diriltmesi için korunup muhafaza edilen kimse.<br><strong>107-El Muemmilu Li İhya-il Kitabi ve hududihi: </strong>Kur&#8217;an&#8217;ı ve ilkelerini yeniden diriltmesi için kendisine ümit bağlanmış olan kimse.<br><strong>108-Cami-ul Kelimetu Ela-et Takva: </strong>Bütün insanları takvada bir araya toplayacak olan kimse.<br><strong>109-Es Sebeb-ul Mufessilu Beynel Arzı ves Semai:</strong> Yer ve göğün arasındaki vesile. Allah&#8217;ın rahmetinin yeryüzüne inmesinin sebebi.<br><strong>110-Sahibe Yevm-il Fethi ve Naşir-el Rayet-il Huda:</strong> Zafer gününün sahibi ve hidayet sancağını dalgalandıracak olan.<br><strong>111-Muellifu Şeml-es Selahi ver Rıza: </strong>Kalpleri rıza ve doğruluk temeli üzerinde birbirilerine ısındıracak olan.<br><strong>112-Et Talibu Bi-demil Maktuli Bi Kerbela:</strong> Kerbela Şehidinin intikamını alacak olan.<br><strong>113-El Muztarr-ul Lezi Yucabu İza Dea:</strong> Dua ettiği zaman duası kabul olacak olan zulme uğramış.<br><strong>114-Sefinet-en Necat:</strong> Kurtuluş Gemisi.<br><strong>115-Elem-ul Huda</strong>: Hidayet Sancağı.<br><strong>116-<strong>Namus-ul Asr:</strong> </strong>Varlık aleminin zamanın var olmasının sebebi.<br><strong>117-El-Mansur ela men&#8217;iteda aleyhi ve iftera:</strong> Düşmanlar ve iftira edenler karşısında yardım olunmuş.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ef32cf12d2e152d602772e8bcab72039">İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Özellikleri</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1de9abf4fd710fa5f32050330840f9cf">118-İmam&#8217;ın Siması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-df0d0a1355300fcf4a300374b31c1d37"><strong>Cabir Cufî şöyle demiştir: <br></strong>Hz. İmam Muhammed Bakır (aleyhisselam) buyurdular:<br>Bir gün Ömer b. Hattab, Emirelmuminin Hz. İmam Ali&#8217;ye (aleyhisselam) Hz. İmam Mehdi hakkında sorular sordu, buyurdular:<br> Habibim Resulullah (sallalahu aleyhi ve alih) Allahu Teala&#8217;nın onu göndereceği güne kadar adını söylememem hususunda benden ahd almıştır. Fakat siması ve yapısı şöyledir: <br>&#8220;Ne uzun ne de kısa boylu (orta boylu) bir gençtir. Siması ve saçları çok güzeldir, saçları omuzlarına dökülmüştür. Yüzündeki nur, saçının siyahlığını şuasının altına almıştır.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat, Şeyh Bahai s.506,510</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f5781b21a17b4b2eee07dce59f4550dc">119-İmam&#8217;ın Siması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0bd5c52ec15e56d584f85f3ac75e40ee"><strong>Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdular:</strong><br>&#8220;Mehdi bizdendir ve onun geniş alnı ve çekik burnu vardır.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat, c.7 s.185</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d2f10c32e7a091db617f0afd5809f376">120-132 Hz. Peygambere Olan Benzerliği:</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b4b8fbf823d1982b6a26287c5ea8bc87"><strong>120-</strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin siması, Hz. Peygamber&#8217;in siması gibidir. Konuşması, tutum ve davranışı ve gidişatı tıpkı o Hazret gibidir.<br>Emirelmuminin İmam Ali (a.s), Hz. İmam Hüseyin&#8217;e (a.s) baktıktan sonra ashabına şöyle buyurdular: <br>Allahu Teala Hüseyin&#8217;in soyundan; adı, Hz. Peygamber&#8217;in adı olan; zahiri ve ahlaki özellikleri tam olarak Peygamber&#8217;e benzeyen birisini zahir edecektir.&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.39 19. Hadis</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-30611c0e64074e2a4088de4b402f5282"><strong>121-</strong> Geniş ve dik alnı vakarını ve yüzünün güzelliğini artırdıkça artırmakta ve yüzündeki nur saç ve sakalının siyahlığını şuasının altına almaktadır.<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.36</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a69c9638ce519ce2944691fcb20e279f"><strong>122-</strong> Eğer cemal ve güzellik tam anlamıyla simada ve uzuvlarda tecelli edecek olsa idi Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in (s.a.a) bu nazenin evladının sima ve uzuvlarında tezahür ettiği kadar olabilirdi.<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.36</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5d87a5522ffd19a3f2661c152b25855b"><strong>123-</strong>Boyu ne orantısız uzun ve nede yere yakın kısadır, orta ve mutedil boyludur.<br><strong>Muntah-al Amal c.2 s.481</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-47e2ee951adcb8973d537e705d3178e1"><strong>124-</strong>Yüzünün sağ tarafında, sırtında ve iki omuzunun arasında sol tarafa doğru ben vardır.<br><strong>Muntah-al Amal c.2 s.481, <strong>Bihar-ul Envar c.51 s.41</strong></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b741b91806efe0e3ca05553b3c2c062e"><strong>125-</strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin yüzü al beyazıdır ama geceleri ihya etmesinden dolayı yüzünün rengi sarıya çalmaktadır. Gözleri siyah, kaşları bitişik ve burnunun orta tarafında hafif çıkıntı vardır. Dişleri aralıklı ve yüzü az etlidir. İki omuzunun arası geniştir; karnı ve kolları ise Emirelmuminin İmam Ali&#8217;nin karnı ve koluna benzemektedir. <br>Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında şöyle buyrulmuştur:<br>&#8220;Mehdi, cennet ehlinin tavusudur. Yüzü, bedenine nur vermişçesine ay gibi parlamaktadır.<br><strong>Muntah-al Amal c.2 s.481</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5697255ff7bfec0322997deecc46e8be"><strong>126-</strong>Bir defasında Hz. Emirelmuminin İmam Ali (aleyhisselam), Hz. İmam Hüseyin&#8217;e (aleyhisselam) bakarak buyurdular:<br> &#8220;Benim bu oğlum efendidir, Hz. Peygamber de kendisine efendi buyurmuştur. Çok yakın bir zamanda Allah, onun soyundan Peygamber ile aynı isme sahip olan birisini zahir edecektir ve o yaratılışta ve yüz benzerliğinde Peygamber&#8217;in benzeri olacaktır. O, insanların gaflet içinde olduğu, hakkın ayaklar altına alınıp öldürüldüğü ve zulmün her tarafı sardığı zaman zuhur edecektir. <br> Allah&#8217;a and olsun ki! Kıyam etmeyecek olursa boynunu vururlar. Gök ehli ve göklerin sakinleri onun kıyamı ile şad olacaklar.<br> O, uzun boylu, çıkık burunlu, zayıf butlu, aralıklı dişlidir ve yeryüzünü zulümle dolduğu gibi hak ve adaletle dolduracaktır.&#8221;<strong><br><strong>İsbat-ul Hudat</strong> c.3 s.238</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-836b36dc8198bfe36009ce7061892438"><strong>127- Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdular:<br></strong> &#8220;Benim evlatlarımdan olan Mehdi&#8217;nin yüzü ay gibi parlaktır. Yüzünün rengi Arapların yüz rengi ve beden yapısı İsrailoğullarının beden yapısı gibidir (iridir). O, Yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adalet ile dolduracaktır. Yer ve gök ehli ve havadaki kuşlar, onun hükümetinden razı olacaklar ve 20 yıl hükümet edecektir.<br><strong>El Mecalis-us Seniyye, Seyyid Muhsin Cebel Amulî s.5</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-03a948cefb3c4e08479b4fbc1ab90434"><strong>128-</strong>Birçok muhaddis ve tarihçi, Hz. Peygamber (s.a.a) ve Ehlibeyt&#8217;ten (a.s) ulaşan hadislere istinaden Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) sima ve diğer özelliklerini kendi kitaplarında yazmışlardır ve onlardan bazıları şunlardır:<br> &#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin siması/çehresi genç, buğday renkli, hilal kaşlı, iri ve siyah gözlü, geniş ve nurani alınlı, geniş omuzlu sağlam ve dik kemikli, iri el ve parmaklı, yanakları az etli, geceleri uykusuz kaldığı için sarıya çalan benizlidir. Sağ yanağında siyah bir ben ve kaslı pazuları vardır, saçları kulaklarının hizasında olacaktır.<br><strong>Muntahab-ul Eser s.185, A&#8217;yan&#8217;uş Şia c.2 s.44, Keşf&#8217;ul Ğumme c.2 s246</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-247fe4a6663c0a7c35f1b4c00675651a"><strong>129-</strong>Cafer b. Muhammed b. Malik, aralarında Ali b. Bilal, Ahmed b. Bilal, Muhammed b. Muaviye b. Hekim ve Hasan b. Eyyüb&#8217;ün de aralarında bulunduğu bir grup Şianın şöyle söylediklerini nakletmiştir. <br> &#8220;İmam&#8217;ın halefinin kim olduğunu öğrenmek için Hz. İmam Hasan&#8217;ın evine gitmiştik, orada kırk kişi vardı. Osman b. Said ayağa kalktı ve dedi ki: &#8220;Efendimiz! Sizin çok iyi bildiğiniz bir konuyu size sormak için buraya geldik.&#8221;<br>İmam Hasan Askeri (a.s) buyurdular: &#8220;Otur.&#8221; Daha sonra hiç kimse gitmesin buyurdu ve odadan çıktılar. Bir saat sonra yanında bir çocuk ile birlikte döndüler. O çocuk tıpkı bir ay parçası gibiydi. <br>İmam buyurdular: &#8220;Sizin İmamınız budur, kendisine itaat edin. Ama artık göremeyeceksiniz.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.2 s.311</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dab98ba3dfe90ac5cc77caf226ecd23c"><strong>130- </strong>Ebu Harun şöyle demiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;yi gördüm, yüzü 14 günlük ay gibi parlıyordu.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.20  </strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a1a87b677cf340a9da97e04e47c9d6d1"><strong>131-</strong> Ebu Besir şöyle demiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;a (a.s) arz ettim: &#8221; Efendim! Babanızdan Hz. İmam Mehdinin geniş göğüslü ve omuzlu olduğunu işittim.&#8221;<br>İmam buyurdular: &#8220;Eba Muhammed! Babam, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) zırhını giyindi kendisine büyük geldi, öyle ki yere değiyordu. Ben de giyindim bana da büyük geldi. Ama o zırh Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) bedenine tam olduğu gibi Kaim&#8217;e (a.s) de tam olacaktır. O zırhın etek kısmı kısadır ve görenler, her tarafının düğümlendiğini zannedecekler.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.3 s.440-520</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dfc8ca37dd9053c728fc3877233c67d2">Reyyan b. Saib şöyle demiştir:<br>Hz. İmam Rıza&#8217;ya (a.s) arz ettim ki: <br>&#8220;Efendim! Emir sahibi siz misiniz?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Ben İmam ve emir sahibiyim ama yeryüzünü hak ve adalet ile dolduracak olan emir sahibi ben değilim. Kaim, zuhur ettiği zaman genç görünümlü ama büyük yaşlı birisidir. Öylesine kuvveti vardır ki büyük ve köklü ağacı tuttuğu zaman kökünden söküp çıkarabilecektir. Dağların arasında feryat edecek olursa dağlar parçalanıp birbirinden kopar.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.48, İ&#8217;lam-ul Veri s.407, Keşf-ul Ğumme c.3 s.314</strong><br>Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) buyurdular: <br>&#8220;Mehdi, benim evlatlarımdandır ve onun bedeni İsrailoğullarının erkeklerinin bedeni gibi sağlam ve güçlüdür.&#8221;<br><strong>El Melahim-u Vel Fiten s.142</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-577843cef38766d7f61d095a0d7e31cb"><strong>132-</strong>Eba Salt Hirevî şöyle demiştir:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2a72bd96f3da88d2251fda9206da16ac">Hz. İmam Rıza&#8217;ya (a.s) arz ettim: Hz. Kaim&#8217;in (a.s) zuhur edeceği zamandaki nişaneler nelerdir?<br>Buyurdular: &#8220;O, genç simalı ama büyük yaşlıdır. Görenler kırk yada kırktan daha az yaşının olduğunu düşünürler. Gece ve gündüzlerin gelip geçmesi, ömrü sona erinceye kadar onu yaşlandırmayacaktır.&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.52 s.285</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cec39444990f2349e60af5aca7c602ac">133- Sünni Kaynaklarından</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e11f805238d4d33f402a2023f85d8626">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin özelliklerinden bazıları şunlardır:<br>&#8220;Dünyanın tamamına hükümet edecektir.&#8221; <br>Sünni müfessirlerin büyüklerinden olan Kurtubî şöyle yazmıştır:<br>Sadece 4 kişi dünyanın tamamına hakim olmuşlardır. Onlardan 2 tanesi Kafirlerden olan Nemrut ve Baht Nasır, 2 ise müminlerden olan Süleyman b. Davud (a.s) ve Zülkarneyn (a.s)&#8217;dır. Çok yakında beşinci kişide Dünya&#8217;nın tamamına hakim olacaktır ve o, İslam Ümmetinden olan Hz. Mehdi (a.s)&#8217;dır.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Mekasid-Şeyh Bahai s.506-510</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5bebb8b18f52b55795d056b765755a7c">134-140 İmam Mehdi&#8217;nin Nişaneleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-342a6bc456fc84e8fdb2a97103f6a928"><strong>134-</strong>Hz. İmam Zeynelabidin-Seccad (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Bizim Kaimimiz de (a.s) 6 Peygamberin nişanesi vardır. <br>1- Hz Nuh&#8217;un (aleyhisselam) nişanesi,<br>2-Hz. İbrahim&#8217;in (aleyhisselam) nişanesi,<br>3-Hz. İsa&#8217;nın (aleyhisselam) nişanesi,<br>4-Hz. Musa&#8217;nın (aleyhisselam) nişanesi,<br>5-Hz. Eyyüb&#8217;ün (aleyhisselam) nişanesi,<br>6-Hz. Muhammed&#8217;in (aleyhisselam) nişanesi.<br>Hz. Nuh&#8217;tan (a.s) olan nişanesi, uzun ömürlü olmasıdır; Hz. İbrahim&#8217;den (a.s) olan nişanesi ise doğduğu yerin gizli olmasıdır. Hz. Musa&#8217;dan (a.s) olan nişanesi düşmandan olan korkudur, Hz. Musa (a.s) da düşmanın korkusundan Mısır&#8217;dan çıkıp Medyen&#8217;e gitmiş ve bir müddet gaybete çekilmiştir; Hz. İsa&#8217;dan (a.s) olan nişanesi ise insanların kendisinde ihtilafa düşmesi ve onunda insanlardan uzaklaşmasıdır. Hz. Eyyüb&#8217;ten (a.s) olan nişanesi sorun, sıkıntı ve beladan sonra zafere ve huzura kavuşmasıdır. Hz. Peygamber&#8217;den (s.a.a) olan nişanesi ise kılıç ile kıyam etmesidir. &#8220;<br><strong>İ&#8217;lem-ul Veri s.290</strong><br> Bazı hadislerde Hz. Yusuf&#8217;tan da nişanesi olduğu buyurulmuştur ve o nişane, zindan ve maphus olmasıdır.<br>Hz. İmam Mehdi&#8217;de (a.s) bu nişanenin olmasından maksadın dost ve sevenlerinden uzak olmasıdır ki bu da birnevî maphus olmaktır.<br><strong>İ&#8217;lem-ul Veri s.304</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5a01bc597ed1680648b2c1d5488fe306"><strong>135-</strong> Hz. İmam Hüseyin (a.s) buyurdular:<br>Hiç kimsenin, Onu biatinin ve sanacağının altına çağırmaması için gözlerden saklı olacaktır.<br><strong>Bihar-ul Envar c.52 s.279</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-214b0b4a885be56e1f9132b7b17bc3d2">136- İmam Mehdi&#8217;nin Azamet ve Gücünün Büyüklüğü</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-71e5fef91a33d1d70570267612c241cf">Hz. İmam Rıza (as.) kendisinden rivayet edilen bir hadisin bir bölümünde şöyle buyurmuşlardır:<br>&#8220;Hz. Mehdi (Kaim) ihtiyar yaşta olmasına rağmen genç simaya sahiptir. Beden gücü o kadar çoktur ki yeryüzündeki en büyük ağacı tutup sökmek isterse söküp çıkaracak güçtedir. Dağların arasında bağıracak olursa/sesini yükseltecek olursa dağlardaki taşlar parçalanır. Musa&#8217;nın (a.s) asası ve Süleyman&#8217;ın (a.s) yüzüğü Ondadır.&#8221;<br><strong>Keşf-ul Ğumme c.3 s.445, İ&#8217;lem-ul Veri s.407</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-073b5db54d7fc21e68eef043b13935ff">137-Cennet Ona Müştaktır</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ee7b86177aa9de4a7eb51c9648e198f2">Hz. Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve alihi) buyurdular:<br>Cennet, benim Ehlibeytimden 4 kişiye müştaktır. Allah, onları seviyor ve bana da onları sevmemi emir buyurmuştur:<br>1-Ali b. Ebu Talib (a.s),<br>2-Hasan b. Ali (a.s),<br>3-Hüseyin b. Ali (a.s),<br>4-Mehdi (a.s), ki İsa b. Mesih (a.s) onun arkasında namaz kılacaktır.<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.103</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-aad841223f64220643fa5bcb1db81a8f">138-Cennet&#8217;in Efendisi</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-25791cc10928443b59df7c8769211625"><strong>138-</strong>Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdular: <br>Biz Abdulmuttalipoğulları Cennet&#8217;in efendileriyiz. Onlar ben, kardeşim Ali, amcam Hamza, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi&#8217;dir (aleyhum selam)<br><strong>Keşf-ul Ğumme c.3 s.376, İsbat-ul Hudat c.7 s.103</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-898aa06270b3cc7827f838b53746910e">139-Cennet Ehlinin Tavusu</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c88f351687d2102c564a8aa5498cfb0d">Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdular: <br>&#8220;Mehdi (a.s) Cennet ehlinin tavusudur.&#8221;<br><strong>Mecalis-us Seniyye s.5-Seyyid Muhsin Cemal Amulî</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-31247ef8182d50bdddf06ba99ebbb3ce">140-İmam Rıza&#8217;dan Hadis</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b56ddf9213828fbbc2167a5d18a7dff1">Hz. İmam Rıza (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Mehdi (a.s), insanlara kendilerinden daha önceliklidir. İnsanlara, kendi baba ve annelerinden daha şefkatli ve Allahu Teala&#8217;ya karşı en mütevazi olandır. İnsanlara emir verdiği zaman kendisi herkesten daha önce onu yapar ve insanları bir şeyden men ettiği zaman kendisi herkesten daha çok ondan uzak durur.&#8221;<br><strong>İlzam-un Nasib s.10</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-76fd63e965a6e5bd9ded602ab13c5408">141- İmam Hüseyin (a.s) Buyruğu </h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-582478b8d6333aa287c7ee26e3ba19e8">Hz. İmam Hüseyin (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Kaim&#8217;in (a.s) rahat ve vakarlı, helal ve haramı bilen, herkesin ona muhtaç ama onun hiç kimseye ihtiyacının olmadığın göreceksiniz.&#8221;<br><strong>Gaybet-i Numanî S.127, Muntahab-ul Eser s.309</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b90b8221778386155bbcbef39c8cefb9"><strong>142-</strong>İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Lakabı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-269e6214c0513588d5fab5e21e27ea87"> İmamlarımızın her birisinin bir lakabı vardır. Mesela, Hz. Emirelmuminin&#8217;in (a.s), Aliyyel Murteza; İmam Hasan&#8217;ın (a.s), Müçteba; İmam Hüseyin&#8217;in (a.s), Seyyideş Şüheda lakapları olduğu gibi diğer İmamların lakapları ise sırasıyla Seccad, Bakır, Sadık, Kazım, Rıza, Taki, Naki ve Zekiyyul Askeri&#8217;dir. <br> Ama Hz. İmam Mehdi&#8217;nin kendisine mahsus-özel bir lakabı vardır ve o lakap kendisine yapacakları kıyamdan dolayı verilmiştir. Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) kendine has lakabı, Kaim&#8217;dir ve &#8220;Dünyada kıyam edecek olan kimse&#8221; demektir. Her İmamın bir sıfat ve özelliği öne çıkmıştır ve Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) öne çıkan özelliği ise Dünya&#8217;nın tamamında kıyam edecek olmasıdır. <br><strong>Seyr-i Der Sire-i Eimme-i Ethar c.1 s.273</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a255d01d3ce71cc360ec7b7840332970">143-Diğer Özellikleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b3310e919b75ba697f23389205b7f0da">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) hadislerde buyrulmuş olan bir takım diğer özellikleri ise şunlardır:<br><strong>1-</strong>Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) soyundan ve evladıdır.<br><strong>2-</strong>Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) ad ve künyesine sahiptir ve insanların arasında Hz. Peygamber&#8217;e (s.a.a) en çok benzeyen kimsedir.<br><strong>3-</strong>Hz. İmam Hüeyin&#8217;in (a.s) oğullarından dokuzuncu oğludur.<br><strong>4-</strong>Babasının adı Hasan&#8217;dır.<br><strong>5-</strong>Annesinin adı Nercis Hatun&#8217;dur.<br><strong>6-</strong>Onikinci ve son İmam&#8217;dır.<br><strong>7-</strong>Uzun-kısa ve büyük-küçük olmak üzere iki gaybet dönemi olacaktır.<br><strong>8-</strong>Ömrü çok uzundur.<br><strong>9-</strong>Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra onu hak ve adalet ile dolduracaktır.<br><strong>10-</strong>Doğumu gizlidir.<br><strong>11-</strong>Allah&#8217;ın düşmanlarını öldürecek ve yeryüzünü zulüm ve haksızlıktan arındıracaktır.<br><strong>12-</strong>Allah&#8217;ın dinini aşikar edecek ve yeryüzünün tamamına hakim kılacak ve kendisi de yeryüzünde hüküm sürüp hükümet edecektir.<br><strong>13-</strong>Kılıçla kıyam edecektir.<br><strong>14-</strong>Peyamberlere benzeyen yönleri vardır ve benzerliklerden bir tanesi de gaybette olmasıdır.<br><strong>15-</strong>Hz. Peygamberin (s.a.a) yolundan gidecektir.<br><strong>16-</strong>İnsanların ağır, çetin ve zor sınanmalarla sınanmasından sonra zahir olacaktır.<br><strong>17-</strong>İmam Mehdi (a.s) zuhur ettikten sonra Hz. İsa (a.s) gökten inecek ve o Hazret&#8217;in (a.s) arkasında namaz kılacaktır.<br><strong>18-</strong>Zuhurundan önce bidat, zulüm, günah ve fesat çoğalıp yayılacak.<br><strong>19-</strong>Zuhur ettiği zaman gökten O&#8217;nun ve babasının adıyla nida gelecek, bütün herkes bu nidayı duyacak ve bu şekilde İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhuru ilan edilmiş olacak.<br><strong>20-</strong>Zuhurundan önce nuthlar (fiyatlar) artacak, hastalıklar çoğalacak ve meydana gelecek büyük savaşlarda ölümler çok olacaktır.<br><strong>21-</strong>İmam Mehdi&#8217;nin zuhurundan önce Zekiyye Nefs ve Yemanî öldürülecektir, Beyda&#8217;da (Mekke ile Medine arasında bir yer) husuf olacak, Süfyanî ile Deccal çıkacak ve İmam Mehdi (a.s) onları öldürecektir.<br><strong>22-</strong>İmam Mehdi&#8217;nin zuhurundan sonra göklerin ve yerin bereketi zahir olacak, yeryüzü abad olacak ve yeryüzünde Allahtan başka hiçbir şeye tapılmayacaktır. <br><strong>23-</strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin ashabının sayısı 313 kişidir ve bir saat içinde İmam&#8217;ın huzurunda olacaklardır.<br><strong>24-</strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin bir çok mucizesi vardır ve bir çok kimse huzuruna çıkmaya müşerref olmuştur.<br><strong>Muntahab-ul Eser s.158</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ef0d2fe2fcb293b7a15b2f039413631">144-Yakub&#8217;dan Rivayet:</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3a3841fc1254b540d1477bbd4e02f976">Yakub şöyle demiştir: <br>&#8220;Bir defasında Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) huzuruna müşerref olmuştum, İmam&#8217;ın sağ tarafında kapısına perde asılmış olan bir oda vardı, arz ettim: <br> &#8220;Efendim! Emir sahibi kimdir?&#8221;<br> Perdeyi kaldırmamı buyurdular. Perdeyi kaldırdığımda bir çocuğun olduğunu gördüm ve gelip İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) dizine oturdular. Sonra İmam Hasan Askerî (a.s) buyurdular:<br> &#8220;Sizin İmamınız budur.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.6 s.245</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1d336f725d1cd19318e6197b256a83b8">145-İmam&#8217;a Mektup</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4e8029f16f81790bfb7e7c6c5e275671">Şeyh Hurr-i Amuli şöyle yazmıştır:<br> &#8220;İbn-i Ebu Gaim Kazvinî, Şialara Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin evladının olmadığını söyleyip duruyordu. Bunun üzerine Şialar, Hz. İmam Mehdi&#8217;ye (a.s) bir mektup yazdılar. İmam&#8217;a mektup yazıldığı zaman İmam&#8217;ın cevabının mucize olması için mürekkep kullanılmadan, yazı olmayacak şekilde yazılıyordu. (Yani bir kağıdın üzerine mürekkep kullanılmadan yazı olmayacak şekilde yazılıyordu.) Hz. İmam Mehdi (a.s) bu mektubun cevabını ihsanda bulundular.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.360</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1c813051a5c0fb015d6396325060746b">146-İmam Özellikleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ef0f9201a350c531935e83e70db56e82">Hz. İmam Mehdi (a.s) 5 yaşına kadar (h.255 yılından h.260 yılına kadar-Hz. İmam Hasan Askeri (a.s)&#8217;ın şehadetine kadar) babasının yanında idi ama saklanıyordu. Bu müddet içerisinde İmam&#8217;ın ashabından ve İslam Ulemasından bir çok kimse Hz. İmam Mehdi&#8217;yi ziyaret etmişlerdir. <br>Hatta Çin, Buhara, Semerkant, Hindistan, Endülüs ve Avrupa ülkelerinden Samerra&#8217;ya gelen seçkin ve büyük bilginler ve vekilleri Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin izni ile Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) ziyaret etme şerefine nail olmuş, sorularını sormuş ve Hz. İmam Mehdi (a.s) de sorulan soruların tamamını teker teker cevaplandırmışlardır. <br><strong>Bu konu, Bihar-ul Envar kitabının 52. ve 53. cildinde geniş ve etraflı bir şekilde açıklanmıştır.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6f2dde8ecd1fd281712d0a9d98f84438">147-Peygamber (s.a.a) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-26581864383d5f2fc427fac652d74c28">Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) buyurdular:<br> &#8220;Benim oğullarımdan olan Mehdi, kırk yaşındadır (zuhur ettiği zaman kırk yaşında olan birisinin görünümünde olacaktır.) Yüzü yıldız gibi parlıyor, yüzünün sağ tarafında bir ben vardır. Sırtına iki kalın aba alacaktır ve beden yapısı İsrailoğulları&#8217;nın beden yapısı gibidir. Bütün hazineleri çıkaracak, müşrik ülkelerin tamamını fethedecek ve kendi hükümeti/yönetimi altına alacaktır.<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.185</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6ae5b74148093e2e50dc5c7f3244ffdb">148-İmam&#8217;ın Siması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-919d9db727a31f3239374efa1057da01">Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdular:<br>&#8220;Mehdi&#8217;nin burun yapısı uzun ve çekiktir, çok güzel simalı ve saçı alnının iki tarafına dökülmüştür.&#8221;<br><strong>El-Melahim-ul Fiten s.156</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b1dc318aee05b7222ff6e74c42f25c87">149-151 Bir Başka Özelliği</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-caae7e80027a02a0725787b921109834">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin özelliklerinden birisi şudur:<br> &#8220;İmam Mehdi (a.s) baba tarafından İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) soyundan anne tarafından ise İmam Hasan&#8217;ın (a.s) soyundandır çünkü Hz. İmam Muhammed Bakır&#8217;ın (a.s) annesi, Hz. İmam Hasan&#8217;ın (a.s) kızıdır.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.184</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-646b571d74abd5f95abd629d6ade5c0f"><strong>150-</strong> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin diğer bir özelliği ise Hz. İsa&#8217;nın (a.s) gökten inip arkasında namaz kılacak olmasıdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c4b64125266895aca67dea6f1ce1fa16"><strong>151-</strong>Hz. İmam Mehdi (a.s) kıyam ve cihad,<strong><sup>1</sup></strong> ibadet ve teheccüd,<sup><strong>2</strong></sup> huşu ve huzu,<strong><sup>3</sup></strong> zühd,<sup><strong>4</strong> </sup>sabır,<strong><sup>5</sup></strong> adalet ve ihsan<strong><sup>6</sup></strong> ehlidir. İlim ve bilgide bütün herkesin üstündedir.<strong><sup>7</sup></strong> Kendisinde adalet, bereket ve paklıktan başka hiçbir şey yoktur.<strong><sup>8</sup></strong><br><strong>1-Mefatih-ul Cinan, İftitah Duası</strong><br><strong>2-Mikyal-ul Mekarim c.1 s.122</strong><br><strong>3-Uked-ud Dar s.158</strong><br><strong>4-Bihar-ul Envar c.52 s.354</strong><br><strong>5-Kemal-ud Din s.310</strong><br><strong>6-El Adl-ul Muntezer</strong><br><strong>7-Bihar-ul Envar c.51 s.151,<strong> Kemal-ud Din s.</strong>653<br>8-<strong>El-Melahim-ul Fiten  s.1</strong>08</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dff5350b7ca3af3973ed38ac98007f15">152-İmam Mehdi&#8217;nin Seçkin Ahlaki Özellikleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-122943929d8025736b8c5d661cba5653"> Hz. İmam Mehdi (a.s) Allah&#8217;ın bütün Peygamber ve Evsiyasının varisi olmasından dolayı her türlü cemal ve kemale son haddinde sahiptirler. İmam Mehdi (a.s) Allah&#8217;ın Peygamberlerinin ahlakına, Emirelmuminin Hz. İmam Ali&#8217;nin, Hz. Fatime&#8217;nin ve onların Mutahhar, Masum ve Allah&#8217;ın Hücceti olan evlatlarının üstün, emsalsiz ve idraki imkansız özelliklerinin tamamına sahiptirler. Bu özelliklerden bazılarını zikredeceğim ve bu özelliklerin bilinmesi esir olmayan hür insanların O Hazret ile birlikte yürümesini bahşedecektir.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6a701f167731568a481cd3f706daecd4">1-Büyük ve Kapsamı Geniş İlim</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0abe6a2436e7c04c519fbd310b8a26bc">Masumlar, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin ilmi hakkında şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;O, insanların en bilgilisi ve alimidir.&#8221;<br><strong>Muntahab-ul Eser s.309</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ccf048936bb7db439b603d6ceb7aa134">Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) buyurdular:<br> &#8220;Bitkilerin en iyi şekilde yeşerip yerden çıkması gibi Allahu Tebareke ve Teala&#8217;nın kitabının ve Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in (s.a.a) sünnetinin ilmi de Mehdi&#8217;nin (a.s) kalbinden üreyip çıkmaktadır. Onu gördüğünüz zaman kendisine şöyle hitap edin: <br> &#8220;Ey Rahmetin ve Nübüvvetin Ehlibeyti ve Ey Risaletin ilim hazineleri ve risalatin sahipleri, selam olsun size.&#8221;<br><strong>Muntahab-ul Eser s.309</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-659b3af4385d160f163aacc1bd91a194">2-Zühd Ehli Olması ve Dünyaya Asla Temayül Etmemesi</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-64491f6395082cbabce5732cd831a948">Hz. İmam Rıza (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Bizim Mehdimizin elbisesi, basit ve bedeni tırmalayan elbiseden ve yemeği de kuru ekmekten başka bir şey değildir.&#8221;<br><strong>Muntahab-ul Eser s.307</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-804cd0f2a3c4bf70925ce5d7e071202f">3-İnsanların Arasında Adaleti Hakim Edecek Olması</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eb358531b66d1d299142c2a7bd253884">Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) buyurdular:<br> &#8220;İster kötü işlerde olsun, ister iyi işlerde bizim Kaimimiz (a.s) sadece adalet ile iş yapacaktır, adaleti uygulayacaktır.&#8221;<br><strong><strong>Muntahab-ul Eser s.3</strong>10</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a2bbcb714f17a8133593c93759c07f15">4-Hz. Peygamber&#8217;in Sünnetini Uygulayacak Olması</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7cb0fdee9fb9ec69409885f095443b75">Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) buyurdular:<br> &#8220;Mehdi, bendendir. Adı, benim adımdır. Allahu Teala benim dinimi onun eli vesilesi ile koruyacak ve o, benim sünnetim üzerine iş yapacaktır.&#8221;<br><strong><strong><strong>Muntahab-ul Eser s.3</strong>10</strong></strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-68299dfa9a0d6aa522143b67057ac640">5-İmam&#8217;ın Cömertliği</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e220d5556889bb50134f37f91be2d8c5">Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdular:<br> &#8220;Onun (Mehdi&#8217;nin) yanına birisi gelecek ve kendisine bir şey vermesini isteyecektir. Bunun üzerine Mehdi, (a.s) onun taşıyabileceği kadar malı kendisine verecektir.<br><strong>Kenz-ul Ummal c.6 s.39, Yenaib-ul Meveddet s.431</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dd9e57a761a85f61c08b8b6bb992b52c">6-İmam&#8217;ın Dua ve İbadetleri</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3e9dfa7d7a10e84c2901b09c3a80824e">Hz. İmam Mehdi&#8217;den ulaşmış olan çok sayıdaki dua ve özel namazlar, O Hazret&#8217;in daima dua ve ibadet ile meşgul olduklarına delalet ettiği gibi Kurbullah&#8217;a ulaşmanın en önemli unsurunun ibadet ve dua olduğunu da açıkça ortaya koymaktadır. <br> Hz. Peygamber&#8217;e (s.a.a) büyük vazife, Peygamberlik vazifesi verilmeden önce gece namazının kendisine emredilmesi/farz kılınması büyük ve önemli vazifeleri üstlenebilmek için ibadetin çok yapılmasının, namaza önem gösterilmesinin ve kulluk vazifelerine hassas olmanın şart olduğunu ortaya koymaktadır. Buna göre Hz. Mehdi&#8217;nin (a.s) böyle bir mesuliyeti üstlenip tevhid ve adaleti bütün dünyaya hakim kılabilmesi için asla kesilip ara verilmeden ibadet ve dua ehli olmalarını şart kılmaktadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-26312448a85234e64f40f93fe9368f33">7-İmam&#8217;ın Cesaret ve Korkusuzluğu</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1b1d8eea094986ac83fb95b5d4992d02">Dünyadaki bütün müşrik ve müstekbirlerin karşısına çıkabilmek ve yeryüzünde bulunan bütün tağuti düzenleri yıkabilmek, emsali olmayan yiğitlik ve cesareti gerekli kılmaktadır. <br>Bu kişinin Hz. İmam Hüseyin (a.s) gibi er ve yiğit ve Hz. Emirelmuminin İmam Ali gibi zırhının arkasının olmaması gerekir. <br>Tıpkı Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) savaş meydanında, emsali olmayan yiğitlikle savaşmasının Müslüman savaşçılara azim, güç ve korkusuzluk verdiği gibi İmam Mehdi&#8217;de (a.s) böyledir.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-18c1d34480c43a4d65737c663f257f6b">8-İmam&#8217;ın Sabır ve Mukavemeti</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7a323ac58e230df419f071283f2c9b0e"> Her insanın sabır ve mukavemetinin ölçüsünün kişiye gelen bela, sıkıntı ve zorluklar ile orantılı olması gerekir. Tarihin en sabırlı ve en mukavim insanları bela ve zorluklara yalnızca birkaç yıl dayanabilmişlerdir. Ama Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) 12 asırdır içinde bulunmuş oldukları sıkıntı, zorluk ve belaların, hiç kimsenin içinde bulundukları zorluk, sıkıntı ve belalar ile mukayese edilmesi mümkün değildir. Çünkü asırlar süren zorluk, sıkıntı ve belalar karşısında diz çökmemek için emsalsiz bir mukavemete sahip olmanın şart olmasının yanında, insanın üstlendiği vazife ve mesuliyetin türünün de mukavemet etmenin ölçüsünün üzerinde azim bir etkisi vardır. </p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8d8d58696eb32462e52ef0fff82d338c">153-157 İmam Mehdi&#8217;yi Tanımanın Önem ve Değeri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ebc18448e96a1fb78059d686e4d12711"><strong>153-</strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) tanımak, Allahu Teala&#8217;yı tanımanın en iyi yoludur.<br> &#8220;Allah&#8217;a ulaşmak isteyen kimsenin sizden (siz Ehlibeyt&#8217;ten) başlaması gerekir. Allah&#8217;ın tek ve eşi ve benzeri olmadığını kabul eden kimsenin, sadece sizin sözlerinizi/söylediklerinizi kabul etmesi gerekir ve Allah&#8217;ın kurbuna ulaşmayı isteyen kimsenin de size yönelmesi gerekir.&#8221;<br><strong>Ziyaret-i Camie-i Kebire, Hz. İmam Hadi (a.s)</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fd9ce0d60f59a43d860762354af99419"><strong>154-</strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;yi tanımak, onu sevmenin mukaddimesidir ve İmam Mehdi&#8217;yi sevmenin mukaddimesi de Allahu Teala&#8217;yı sevmenin mukaddimesidir.<br>Hz. İmam Ali Naki-Hadi (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Sizi seven, Allah&#8217;ı sevmiştir.&#8221;<br><strong><strong>Ziyaret-i Camie-i Kebire, Hz. İmam Hadi (a.s)</strong></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7a74b3a100c1f4bb0fd771d4e953b895"><strong>155-</strong>İmam Mehdi&#8217;yi tanımak, cahiliyetin esaretinden kurtulmaktır. İmam-ı Zaman&#8217;ı tanımakla Din&#8217;i, Kur&#8217;an&#8217;ı ve İlahî marifetin tamamını tanımak mümkün olmaktadır ama İmam Mehdi&#8217;yi tanımadan ne dini ve Kur&#8217;an&#8217;ı tanımak, ne İslamî öğretileri anlamak ve ne de cehaletten kurtulabilmek mümkün değildir.<br>Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdular:<br> &#8220;Zamanının İmamını tanımadan ölen kimse cahiliyet ölümü ile (yani dinsiz) ölmüş olur.&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.22 s.331</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-61a4f744bcc265edb5b4e077497edfdf"><strong>156-</strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;yi tanımak, hidayete ulaşabilmek için muhkem ve kopmaz bir ipe sarılmak ve delalete düşmekten kurtulmak demektir.<br> &#8220;Allahım! Kendi Hüccetini bana tanıt (tanımamı ihsanda bulun) eğer Hüccetini bana tanıtmayacak olursan dinimden çıkacağım (delalete düşeceğim)&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.53 s.18</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-814d6fdc2d8d62bca6316225f66a1270"><strong>157-</strong>Hz. İmam Hasan Askerî (a.s) buyurdular:<br> &#8220;Oğlum Muhammed (Mehdi aleyhi selam) Allah&#8217;ın benden sonraki Hüccetidir. Onu tanımadan ölen kimse cahiliyet ölümü ile ölmüş olur.&#8221;<br><strong>Vesail-uş Şia c.11 s.498</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5fa7ce3366d20cb7056d9d341e2ac469">158-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin İmameti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d8c88fb3ec3c34f5d8405966f3d847a6">Hz. İmam Ali Naki&#8217;nin vekillerinden birisi olan, Hasan b. Eyyub b. Nuh şöyle demiştir:<br> &#8220;Kendisinden sonraki İmam hakkında soru sormak için Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin huzuruna gitmiştik ve o Hazret&#8217;in huzurunda 40 kişi vardı. Osman b. Said (ki sonradan Hz. İmam Mehdi&#8217;nin vekili olmuştur) ayağa kalktı ve şöyle arz etti: <br> &#8220;Hakkında benden daha çok bilgi sahibi olduğunuz bir konu hakkında soru sormak istiyorum.&#8221;<br> İmam Hasan Askeri (a.s) oturmasını buyurdular. Sonra Osman b. Said gitmek istemişti ama İmam, hiç kimsenin ayrılmamasını buyurdular.<br> Hiç kimse ayrılıp gitmedi ve bir müddet geçtikten sonra İmam Hasan Askeri (a.s), Osman&#8217;ı çağırdı ve şöyle buyurdular:<br> &#8220;Buraya neden geldiğinizi size söylememi ister misiniz?&#8221;<br>Orada bulunanların tamamı İmam&#8217;dan buyurmalarını istediler.<br>Buyurdular:<br> &#8220;Buraya benden sonraki İmam&#8217;ın, Allah&#8217;ın Hücceti&#8217;nin kim olduğunu sormaya gelmişsiniz.&#8221;<br>Herkes, &#8220;Evet, doğrudur.&#8221; dediler.<br>Tam bu sırada ay parçası gibi nurlu ve tamamen İmam Hasan Askeri&#8217;ye benzeyen bir çocuk içeri girdiler.<br>Sonra İmam, o nuranî çocuğu göstererek şöyle buyurdular:<br> &#8220;Benden sonraki İmamınız ve benim yerime geçecek olan işte budur. Kendisine itaat edin ve benden sonra (bunun hakkında) ihtilafa düşmeyin! Eğer ihtilafa düşecek olursanız dininiz elinizden gidecek ve helak olacaksınız.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din s.435</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-23dfd1127d4ebb2d03a981303180f162">İmam Mehdi&#8217;nin Gaybeti Hakkında Yazılmış Olan Kitaplar</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6953fbc1ca23ab7409f486cffd01b114">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybeti hakkında yazılmış olan kitapların yazılma tarihlerine baktığımız zaman, üç gruba ayırabiliriz:<br> <strong>A-</strong>Hicri 260. yılında Hz. İmam Hasan Askerî (a.s)&#8217;ın şehid olduğu zamana kadar 11 İmam&#8217;ın hayatı boyunca yazılmış olan kitaplar,<br> <strong>B-</strong>Hicri 260 yılından Hicri 329 yılına kadar süren Gaybet-i Suğra döneminde yazılmış olan kitaplar.<br> <strong>C-</strong>Hicri 329 yılında başlayan Gaybet-i Kübra&#8217;nın başından günümüze kadar yazılmış olan kitaplar.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7e65a0d51472f2d7862ff9a36ab07f1d">A-11 İmam&#8217;ın Hayatı Döneminde Gaybet Hakkında Yazılan Kitaplar</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cc7630d423568c60f7a2cdfdbb458e7a">11 İmam&#8217;ın (a.s) tamamının hayatı döneminde İmamların ashab ve talebeleri gaybet hakkında 400 kitap yazmışlardır ve bunlara 400 temel ilke denilmektedir.<br> Bu müddet içinde yazılmış olan bu 400 kitap sonraki asırlarda (4. ve 5. asırlarda) Şia&#8217;nın rivayet kaynağının temelini oluşturmuştur. Bu kitapların bazılarında Hz. Peygamber&#8217;den ve İmamlardan hadisler nakledilerek Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybeti konusu açıklanmış ve tartışılmıştır.<br><strong>Kaynaklar: </strong><br><strong>Ez-Zeriatu ila Tesanuf-uş Şia c.2 s125-167, Şeyh Aga Bozorg Tahranî</strong><br><strong>El Kulliyatu Fi Ulum-ur Rical s.465-468, Cafer Subhanî</strong><br><strong>El Mebadi-ul Amme lil Fıkhil Caferî Haşim s.72-76</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dd15e5a1bdd93a5e26f623565466394b">Örnek olarak, İmam Muhammed Taki ve İmam Ali Naki&#8217;nin (a.s) vekilleri olan Ali b. Mehziyar&#8217;ın, <strong>El-Melahim </strong>ve<strong> El-Kaim</strong> kitabı; H.224 yılında vefat eden Hasan b. Mahbub&#8217;un, <strong>El-Meşiha </strong>kitabını ve Fazl b. Şazan&#8217;ın, <strong>El-Gaybet </strong>kitabını söyleyebiliriz.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-050e0a9d1fc504718947f25c8cc2f408"> Ali b. Mehziyar, Hz. İmam Muhammed Taki&#8217;nin (a.s) en önemli yardımcısı idi ve İmam (a.s), kendisini Ahvaz vekili olarak tayin etmişlerdi ve 10. İmam, Hz. İmam Ali Naki (a.s) da kendisini vekil olarak tayin etmişlerdi. Ali b. Mehziyar, <strong>El Melahim</strong> ve <strong>Kaim</strong> adında iki kitap ve yazmıştır ve bu kitaplarda Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybeti ve kılıç ile kıyam etmesi konusu işlenmektedir.<br><strong>Kaynak: Rical Şinasi s.191; El Fifristu lil Şeyh Tusî s.226</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6d783bbdb01156684d23b2c3cf709f3c">Hasan b. Mahbub kitabında gaybet meselesi hakkında, genellikle İmamlara ait olan konuları ele almıştır. Bu kitap hali hazırda olmamış olsa da bu kitapta olan konular İmamiyye Mektebinin kaynaklarında naklen vardır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-85c29d0573047c82b946e9b7d492b965">Fazl b. Şazan Nişaburî, İmamiyye Mektebinin meşhur alimlerinden bir tanesi idi ve Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) tarafından tekrim edilmiştir. Fazl b. Şazan da <strong>EL-Gaybet</strong> adında bir kitap yazmıştır. <br><strong>Kaynak: Muntahab-ul Eser </strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-da6f0fe4e7c33e617168dcd10a1619f4"> Fazl b. Şazan 11. İmam&#8217;ın şehadetinden 2 ay sonra dünyadan ayrılmış olmasına rağmen hem yazmış olduğu hadisler ve hem de Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) <strong>Kaim</strong> olduğuna inanmış olması çok önemlidir. Ondan sonra gelen Şeyh Tusî gibi alimler, eserlerini Fazl b. Şazan&#8217;ın kitabını esas alarak yazmışlardır. <br> Fazl b. Şazan&#8217;ın kitabı elde olmamasına rağmen Mir Levhi&#8217;nin yazmış olduğu, <strong>Kifayet-ul Mehdi fil Marifet-il Mehdi</strong> kitabı ile Mirza Hüseyin Nuri&#8217;nin yazmış olduğu <strong>Keşf-ul Estar </strong>kitabının, Fazl b. Şazan&#8217;ın kitabının yeniden yazılmış ve yazılarak teksir edilmiş hali olduğu uzak ihtimal değildir.<br> <strong>Kaynak: Ez-Zerie c.16 s.82; Muhtahab-ul Eser s.467</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-208d5d84d14700d9ab0c5e02760122d4">B- Gaybet-i Suğra Döneminde Yazılmış Olan Kitaplar (h.260-329)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c997f1dc8a173332a00840ac2f80fe1a"> Bu dönemde yazılmış olan eserler genel olarak h.k 260. yıldan önce yazılmış olan eserler temel alınarak yazılmıştır ve bu kitapların yazarları, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) bizzat liderlik ettiği ve gizli bir şekilde faaliyet gösteren alim ve fakihlerdir. Bu sebepten dolayıdır ki bu alim ve fakihler yazmış oldukları kitaplarda öylesine önemli bilgileri yazmışlardır ki onları, o dönemde yazılmış olan tarih kitaplarında bulabilmek mümkün değildir. Bu kitaplardan bazıları şunlardır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c17d42adc8c0ee3d44836f6a5176c96f"><strong>1-İbrahim b. İshak Nehavendi&#8217;nin El Gaybet Kitabı:</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e9b7773612429fa6e93cccef4204f157">İbrahim b. İshak Nehavendi, Hicri Kameri 262. yılında 12. İmam&#8217;ın Bağdat temsilcisi olduğunu iddia etmiştir.<br><strong>Kaynak:Bihar-ul Envar c.51 s.300</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-04cd76c640a330fd4033d4c9e0d7df5e"><strong>2-Abdullah b. Cafer Humeyrî&#8217;nin El Gaybet-ul Hayret Kitabı</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e33edebf5a490ed77ee8c2bef07a271f">Abdullah b. Cafer Humeyrî&#8217;nin 10. ve 11. İmamın çok yakınlarından olması ve yine 12. İmam&#8217;ın Birinci ve İkinci naiplerinin yanında olması yazmış olduğu kitabı çok önemi kılmaktadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-94a73530fea99e0d56459b53a341a5de">3-Merhum Kuleynî&#8217;nin Usul-u Kafî Kitabı (El Hüccet başlığı)</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-15ad3ca9620d59f3ca021a979c32f72a"> Merhum Kuleynî&#8217;de (H.K 239) Usul-u Kafî Kitabının önemli bir bölümünü <strong>&#8220;El Hüccet&#8221;</strong> başlığı altında gaybet meselesine ayırmıştır. Kuleynî (r.a) bu bilgileri H.260 ile H.339 yılları arasında İmametin, genel durumunu ortaya koyduğu önemli bilgiler ışığında yazmış ve İmam&#8217;ın elçi ve naiplerinin çok önemli rolleri olduğunu ısrarla beyan etmişlerdir.<br> Merhum Kuleynî (r.a), İmamların (a.s), Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybeti hakkında buyurmuş oldukları hadisleri kayıt altına almış ve hadisleri Ehlibeyt Mektebi&#8217;nin kadim alimlerinden olan Hasan b. Mahbub (h.224), Abdullah b. Yakub Esferî (h.k250) ve Hasan b. Samae (h.k263) gibi işin ehli ve konuya hakim alimlerden naklederek kayıt altına almıştır. <br> Bunların haricinde bilgilerin asıl kaynağı, Hz. İmam Mehdi (a.s)&#8217;ın naipleri idi.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a32f1d94c370dfe927c3b5795441911b">C-Gaybet-i Kübra&#8217;nın Başından (h.329) Günümüze Kadar Yazılmış Olan Kitaplar</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-16ef9a27b32bfd2517e56fb000221e15">Hicri Kamerî 329 yılında başlayan Gaybet-i Kübra dönemi Ehlibeyt İmamiyye Mektebinin tarihinde yeni bir başlık açmıştır. Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybeti bir taraftan uzamakta ve diğer taraftan da ortaya çıkan yeni şüpheler, yeni kitapların yazılmasını gerekli kılmıştı. Bu sebeplerden dolayı da Şia uleması ve fakihleri işe koyulmuş, çok değerli ve ağır eserler ortaya koymuşlardır. Bu dönemde yazılmış olan paha biçilmez eserler şunlardır:</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7bc3729134511708e63e174216815b13">1-El Gaybet-î Numanî (H.K 360)</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bf176270e8a40a214ff9610045a221bd">Numanî, adı Muhammed b. İbrahim b. Cafer&#8217;dir, Ebu Zeyneb olarak meşhur olmuştur. Numaniye şehrinin köylerinden birisindendir. Kendisi Bağdat şehrine hicret etmiş ve Kuleynî&#8217;den (h.k329) ve İbn-i Ukbe&#8217;den (h.332) hadis nakletme ilmini öğrenmiştir. Daha sonra Suriye&#8217;ye hicret etmiş ve Hicri 360 yılında orada vefat etmiştir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-be81c4ce2007c26f0d3e98991c61dc23"> Hicri 260 yılında 11. İmam&#8217;ın şehadetinden sonra Şiaların şaşkınlık içine girmesinden dolayı Numanî, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) ve İmamların (a.s) hadislerine dayanarak 12. İmam&#8217;ın gaybete çekilmesinin gerekliliği ve zaruretini <strong>El-Gaybet</strong> kitabını yazarak ispatlamıştır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dee05fc354a4726a49d070232879c2d7"> Numanî, bu konudaki verilerin büyük çoğunluğunu hiçbirinin akide ve inancına bakmadan kadim ulemadan almıştır. Bunlardan bazıları Hasan b. Mahbub (h.k224), Fazl b. Şazan (h.k260), Hasan b. Samae Vakıfî (h.k263), İbrahim İshak Nehavendi Gali (h.k286), Kuleynî (h.k329), Meşhur Zeydî Fakih İbn-i Ukde (h.k333) ve Mesudî&#8217;dir (h.k345). Bu ve bunlara benzer kadim ulema, Hz. İmam Mehdi (a.s) ve onun gaybeti hakkında kitap yazmış olan alimlerdir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0437a41b627797b0d8e9d90282b88deb"> Numanî, Mesudî&#8217;den sonra İmamlara (a.s) ait olan hadislere yapmış olduğu tefsirleri bir araya toplamıştır. Bu hadisler, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Suğra ve Kübra olmak üzere iki gaybetinin olacağını ve Suğra gaybetin H.329 yılında Hz. İmam Mehdi&#8217;nin 4. naibinin vefat edip dünyadan ayrılmasına kadar süreceğini ve o tarihten itibaren Kübra gaybetin başlayacağını kesin bir şekilde ispatlamıştır.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4465d769b246281f2c2e9c81d5b9783d">2-Kemal-ud Din ve Temam-un Nimet, Şeyh Saduk (h.k381)</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e2f9f188817732674b900c6ddb82929e">Rical ilmi alimleri içinde 3 tane büyük rical ilmi alimi vardır ve onlar, &#8220;Ali b. Hüseyin ve iki oğlu Ebu Abdullah Hüseyin ve Ebu Cafer Muhammed Saduk&#8217;tur.&#8221;<br> Babaveyh, onun büyükbabasının adıdır. Ali b. Hüseyin Babeveyh Şeyh Saduk&#8217;tur ve İbn-i Babeveyh olarak meşhurdur. Amcası, Muhammed b. Musa b. Babeveyh&#8217;in kızı ile evlendi ama çocuk sahibi olamadı. Bu yüzden Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) naibi, Hüseyin b. Ruh&#8217;a ve onun aracılığı ile Allahu Teala&#8217;nın kendisine evlat vermesi için İmam&#8217;ın dua etmesini istedi.<br> Hz. İmam Mehdi (a.s) kendisine göndermiş olduğu mektupta bu eşinden çocuk sahibi olamayacağını ama çok yakın bir zamanda sahip olacağı Deylemli bir cariyeden Allah&#8217;ın kendisine iki fakih evlat vereceğini haber verdiler. Bu haberden sonra İbn-i Babeveyh&#8217;in Muhammed, Hasan ve Hüseyin adında 3 oğlu oldu, Hasan, ibadet ve zühd ile iştiğal ederken Muhammed ve Hüseyin iki büyük fakih oldular.<br><strong>El-Gaybeti Lit-Tusi s.188</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ecdf4701ebdb13a6a7abe3ba717f238a">İbn-i Babeveyh Hicri 4. asırda Şia&#8217;nın en büyük alimlerinden birisi idi ve bir çok değerli eserler kaleme almışlardır.<br> Merhum Muhaddis Kummî şöyle yazmıştır:<br> &#8220;İbn-i Babeveyh&#8217;in 300 civarında yazılı eseri vardır ve bu eserler fıkıh, usul, tefsir, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) ve Ehlibeyt&#8217;in siyeri, Ehlibeyt&#8217;in faziletlerinin delilleri, gaybet, gaybetteki İmam&#8217;ın zuhur nişaneleri, Mukaddes Meşahidin ziyaret adabı ve başka ülkelerdeki alimlerin sormuş oldukları sorulara verilen cevapları içermektedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d95ef7ca71a5950025389c0a18b2cf73">Bu kitaplardan bazıları şunlardır:<br> Men La Yehzurul Fakih, Tevhid-i Saduk, Risale-i İtikad, Hisal, Kemal-ud Din, Uyun-u Ahbar Er-Rıza&#8230;<br> Hicri Kamerî 381 yılında vefat etti ve şimdi dahi İbn-i Babeveyh Mezarlığı olarak meşhur olan Rey şehrindeki kabristana defin edildi. Babası Ali b. Hüseyin&#8217;in kabri kum şehrindedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5f229f14799cc3ccb1b4dade942f54ab"> Muhammed b. Ali b. Babeveyh&#8217;in, &#8220;Kemal-ud Din ve Temam-un Nimet&#8221; isimli kitabı Gaybet hakkındadır ve bu kitapta olan bilgilerin tamamı H.260 yılından önce yazılmış olan Şia&#8217;nın kaynak kitaplarına dayanmaktadır.<br><strong>Kemal-ud Din s.19</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b5d7b293a810a1d967348943763c3121">4-El Fusul-ul Aşere fil Gaybet-i vel İrşad, Şeyh Müfid (h.k413)</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5204dada31111c38337536efb0611721">Muhammed b. Muhammed b. Numan, Şeyh Müfid olarak meşhurdur. 12 İmam Şialarının taklid Mercii idi. Bu büyük alimin döneminde gaybet meselesi kelamî açıdan tartışılmaya başlandığı için Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybetini savunma istikametinde 5 makale yazmasının yanında &#8220;El Fusul-ul Aşere fil Gaybet-i vel İrşad&#8221; adında bir kitapta yazmıştır. Bu kitapta Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) h.260 yılından önceki gizli hayatı hakkında çok önemli bilgiler vardır. <br> Şeyh Müfid, El Fusul-ul Aşere fil Gaybet-i vel İrşad adlı kitabında hadis nakli konusunda Merhum Kuleynî ve Numanî&#8217;nin yolunda gitmiş ve her şeyden önce Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) var olduğunu ispatlamış ve daha sonra o Hazret&#8217;in ömrünün, diğer insanların ömründen neden daha uzun olduğunu açıklamışlardır.<br><strong>12. İmam&#8217;ın Siyasi Tarihi Kitabı s.26</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b0c32813f4117d345ef73d83fef29a03">5-El-Geybet, Şeyh Tusî (h.k460)</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eade02a49a6beccdcce855788960f970">Muhammed b. Hasan El Tusî (r.a) Şia&#8217;nın büyük alimlerinden birisidir. Kitaplarında Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybet meselesine yer vermesinin yanında bu konu hakkında çok önemli kaynaklardan olan <strong>&#8220;El-Gaybet&#8221;</strong> kitabını da yazmıştır. Bu kitaplarda hem hadislerle hem de akli delilller ile 12. İmam&#8217;ın, Hz. İmam Mehdi ve Kaim (a.s) olduğunu ve gaybette olması gerektiğini ispatlamıştır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8daa86b8a6fd7197524fc06f0dab7905"> Şeyh Tusî, bir takım Şia grupların Kaim&#8217;in Hz. İmam Ali b. Ebu Talib (a.s), Muhammed Hanefî, Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s), Muhammed b. İsmail ve İmam Musa Kazım (a.s) olduğu iddialarını reddetmiştir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-264b041790b49101b4d4f2dfd0bf8ebf"> Şeyh Tusî (r.a), Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) 4 naip-vekilinin yapmış oldukları gizli faaliyet ve çalışmalar hakkında &#8220;Ahbar-ul Vukela-ul Arbaa&#8221; kitabında çok önemli bilgiler vermişlerdir.<br><strong>12. İmam&#8217;ın Siyasi Tarihi s.27</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a8aa4cb1762c76b937f82e2afe9edeeb">Gaybet Hakkında Yazılmış Rical Kitapları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d6e4eaa47864b7140a7ad4cdbdb330d3">Gaybet hakkında yazılmış olan diğer bir grup kitaplar ise rical kitaplarıdır. Bu kitaplar; ravilerin ve hadis toplayanların hayatı, itikadları ve siyasi eğilimleri yazılmış ve güvenilir olup olmadıklarından bahsedilmiştir. Bu kitaplardan bir tanesi <strong>&#8220;12. İmam&#8217;ın Siyasi Tarihi&#8221;</strong> kitabıdır. Bu kitap okuyucusuna İmamlarla vekillerinin, özelliklede Gaybet döneminde İmam Mehdi (a.s) ile vekillerinin ve o Hazret&#8217;in vekillerinin Şia alimleri ile ilişki ve irtibatlarının nasıl olduğunu anlatmaktadır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f5308c839797c1a2e33723fea63740b5"> 12. İmam&#8217;ın İmametine inanan alimler bu konu ile ilgili olarak Hicri 4 ve 5. asırlarda 4 kitap yazmışlardır ve o kitaplar şunlardır:</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9802b925f79ff11e00e4f6de5d9afacd">1-Marifet-ul Nakilin Enil Eimmetis-Sadıkin, Keşi</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-941a9473a2e25a67cd1a1b5622b78798">Muhammed b. Ömer Keşi, Samerkand yakınlarında olan Keş ahalisindendir, aynı yerde Şia alimi olan Muhammed b. Mesud Samerkandi&#8217;den eğitim almış ve hayatının tamamını aynı şehirde geçirmiştir. Şeyh Tusî&#8217;nin yazdıklarına göre Hicri Kamerî 368 yılında vefat etmiştir. <br><strong>Rical-i Neşai s.288; El-Rical s.458</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9719031654ae33c76bbb744f12fafdf8"> Keşî vermiş olduğu bilgileri 53 ayrı raviden nakletmiş olduğu verilere dayanarak vermesine rağmen bilgisinin asıl kaynağı Ali b. Muhammed b. Kafibe Nişaburî&#8217;dir.<br><strong>Rical-i Neşai s.197</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-143dec22933761318532a6f6681b834d">2-Ahbar-i Marifet-u Rical, Şeyh Tusî </h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c42b5b3036297b3884b1b46f71a09d21"> Muhammed b. Ömer Keşi, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Gaybet-i Suğra döneminde yaşamıştır ve O Hazret&#8217;in Horasandaki vekilleri ile çok sıkı ilişki ve irtibat içinde idi.<br> Keşî&#8217;nin &#8220;Marifet-ul Nakilin Enil Eimmetis-Sadıkin&#8221; kitabı, (Şeyh Tusî gibi) alimler için çok önemli bir kaynak olmuştur ve Şeyh Tusî, o kitabı özet-hulase hale getirip &#8220;Ahbar-i Marifet-u Rical&#8221; adında kaleme almıştır.<br><strong>Külliyat-u fil İlm-il Rical, Allame Cafer Subhani s.52 </strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cbf96902abdd571ff905215ed6ea1b57">3-El Fihrist-ul Rical, Şeyh Tusî</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-95d5a5596a80ded070b0febedf76bded"> Şia ulemasının yazmış oldukları 4 kitaptan 2 tanesini, Şeyh Tusî&#8217;nin yazmıştır.  Merhum Şeyh Tusî (r.a), bu iki kitapta sahih ve muhkem deliller ile Gaybet-i Suğra döneminde İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) vekilleri ile ve o Hazret&#8217;in vekillerinin de Şia uleması ile nasıl ilişki ve irtibat kurduklarını okuyucularına ispatlamaktadır.<br><strong>12. İmam&#8217;ın Siyasî Tarihi s.29</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0bf6dbedf78478c14d43a61ba108cc27">4-Fihrist-i Musnefi Eş-Şia, Necaşî (h.k450)</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-54bf8ff2a8e50b499ff6e21567c87d1b"> Şia&#8217;nın rical hakkında yazılmış olan 4. kitabının sahibi Ahmed b. Ali Necaşî&#8217;dir. Necaşî, Kufe ehlindendir. Öğrenimini tamamladıktan sonra Bağdat&#8217;a gitmiş ve orada Şia&#8217;nın büyük alimlerinden olan ve Şialara liderlik yapan Seyyid Murteza&#8217;ya (h.k436) katılmıştır. <br> Necaşî, bu iki şehirde ellerinde Gaybet-i Suğra ile ilgili belge bulunan 45 Şii alim ile irtibat kurmuştur. Bu belgeler, İmametin muhtelif yönleri ile ilgili çok önemli bilgileri taşıyan belgelerdir.<br><strong><strong>12. İmam&#8217;ın Siyasî Tarihi s.29</strong></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-96c60c788940753dd2a2a8b85c0b02f5">Gaybet Hususunda İncelenmesi Gereken Genel Tarih Kitapları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-926bad28ce57186083c09cfa845f3353"> Gaybet konusu hakkında dikkate alınması ve incelenmesi gereken diğer bir grup kitap ise genel tarih hakkında yazılmış olan kitaplardır ve onlardan bazıları şunlardır:</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c9548f85f911d206ff48d67ff4d0da4f">1-Taberi</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a2bbe7b821cdb9131de4b7695eeff3bd"> Taberî h.k 310 yılında, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Gaybet-i Suğra döneminde yaşamıştır. Tarihî Taberî olarak meşhur olan kitabının adı, <strong>&#8220;Tarihî El-Resul vel Muluk&#8217;tur&#8221;</strong> ve bu kitapta Hz. İmam Mehdi&#8217;nin vekillerinin faaliyetleri hakkında hiçbir bilgi yoktur. Durumun böyle olması İmam&#8217;ın naip ve vekillerinin faaliyetlerinin gizli olduğunun delilidir. Buna mukabil İsmailîler gibi diğer Şia grupların h.k 296 yılına kadar kurmuş oldukları hükümete kadar yapmış oldukları mücadele ve çalışmalara yer vermiştir. Ayrıca bu tür grupların Gaybet-i Suğra döneminde iktidar olabilmek için Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) Hz. İmam Mehdi (Kaim) hakkında buyurmuş oldukları hadislerin kaynağını ve onları nasıl kullandıklarını kitaplarında yazmışlardır.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d66a52a892b6789b6b7c7d1419f502df">2-Mesudî</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-995fc6405f6b40869f5855a4ab900513">H.k 346 yılında ölen Mesudî, Gaybet-i Kübra döneminde yaşamıştır. Mesudî kitabında Abbasîlerin Ehlibeyt İmamlarına ve onların taraftarlarına yapmış oldukları baskı ve zulümleri yazıp kayıt altına almış olması bu siyasetin, Gaybet olayının vuku bulmasındaki çok büyük etkisini ortaya koymaktadır. Bu hakikatler Mesudî&#8217;nin yazmış olduğu &#8220;<strong>Muruc-uz Zeheb</strong>&#8220;<strong>, </strong>&#8220;<strong>Et-Tesniyyetu vel Eşraf</strong>&#8221; <strong>ve </strong>&#8220;<strong>İsbat-ul Vasiyyet</strong>&#8221; kitaplarından açıkça elde edilmektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a1c528c3d28846dba27d58c7569c65a2">3-İbn-i Esir</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ac5ff963ca844e0735ede91f18aced47"> H.k 630 yılında ölen İbn-i Esir, <strong>&#8220;El Kamil-u Fit-Tarih&#8221;</strong> kitabında Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) adlarına ve vekillerinin sayısı hakkında olan ihtilaflar hususunda çok önemli bilgiler vermektedir. Bu ihitlafların çıkmasında Gullatların ve Şelgamîlerin çok büyük rolünün olduğunu yazmıştır. </p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3deea3d1c3c3f52d45637d25d698ac2d">Son Asırda Yazılmış Olan Kitaplar</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1e3d9ec563b04c596df3ab10701821a6"> Bu kaynakların haricinde son asırda da Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybeti ve siyasi hayatı hakkında çok sayıda kitap yazılmıştır. Bu kitaplar, hem O Hazret&#8217;in siyasi hayatının nasıl olduğunu ve hem de vekillerinin yapmış oldukları gizli faaliyetlerin nasıl olduğu hakkına çok önemli ve hassas bilgiler vermektedir. Onlardan bazıları şunlardır:<br><strong>1- Muntahab-ul Eser Fi İsna Eşer, Ayetullah Safi Gulpeyganî<br>2-Tarih-ul Gaybet-i Suğra, Seyyid Muhammed Sadr<br>3-12. İmam&#8217;ın Siyasî Tarihi, Dr. Casım Hüseyin<br>4-Heyat-ul İmam Muhammed El Mehdi, Bakır Şerif El-Kureyşî</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5565242fc87d82cced8dd7d726d7f254">160-Gaybet-î Numanî</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ded77b15ae7ae01c520985e2bfe99074">Gaybet-i Numanî kitabı, Ebu Zeyneb adı ile meşhur olan Muhammed b. İbrahim b. Cafer b. Ebu Abdullah Numanî&#8217;nin yazmış olduğu kitaptır.<br> Numanî (r.a), İmamiyye Şiasının büyük alimlerinden olup <strong>&#8220;Usul-u Kafî&#8221;</strong> kitabının sahibi Kuleynî, İbn-i Ukde, Muhammed b. Ahmed Sefvanî ve <strong>&#8220;Murevvic-uz Zeheb&#8221;</strong> kitabının sahibi Mesudî ile aynı dönemde, Gaybet-i Suğra döneminde yaşamıştır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c7b57b8cb3a8389293b3a05be33f4e17"> Gaybet-i Numanî, en eski ve en güvenilir kitaplardan birisi olup Şia ulemasının yanında en değerli kitaplardan birisi olarak kabul edilmektedir. Bu değerli kitap hakkında Merhum Şeyh Müfid şöyle buyurmuştur:<br><strong> &#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybeti hakkında bilgi sahibi olmak isteyen kimse Gaybet-i Numanî kitabına müracaat etsin, en kapsamlı kitaptır.&#8221;</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2b0e7cf77eb25a5a8ca988e7d82468b1">Gaybet-i Numanî, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybeti ve 12 İmam&#8217;ın imametinin ispatı hakkında tek başına yeterlidir. Gaybetî Numanî, 26 babdan oluşmaktadır ve her bir bab kendi hakkında çok önemli ve hassas konuları açıklamaktadır. Bu babların herbirisinde nakledilmiş olan rivayetler Kur&#8217;an ayetleri ile desteklenmesinin yanında Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in (s.a.a) ve O&#8217;nun tertemiz Ehlibeyti&#8217;nin hadisleri ile de teyit edilmektedir. Ayrıca bu kitapta yazılmış olan hadislerin çok büyük bir kısmı Sünni uleması tarafından kabul edilmiş ve kitaplarında yazılı olan hadislerdir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5c65714649fdf3812fb348d6033f16ff">161-İmam Mehdi (a.s) Hakkındaki Kitaplar</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a2c8f28772782e74873c65009d432f3f">Kitapnameî İmam Mehdi kitabında, O Hazet hakkında yazılmış olan kitapların tamamının isimleri fihrist olarak yazılmıştır. 1996 yılında 2 cilt olarak yayınlanmış olan bu kitapta 2000 bağımsız kitabın adı bulunmaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9eceaa03e39f0c13512beea596f750c5">162-Sünni Ulemasının İmam Mehdi (a.s) Hakkında yazmış oldukları Kitaplar</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dafc9ac60fa011440cc6a4eb2b7847f7">Hali hazırda büyük Sünni alimlerin Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında yazmış oldukları 70 müstakil kitap elimizde bulunmaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-37d5051e2845f3a563e8ebca9f7ca79a">163-Teşerrufat Kitapları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e9951a7127badd34f467242a2a197835"> Muasır ve önceki bilim adamları Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) huzuruna müşerref olanların olayları ile bir çok kitap yazmışlardır. Onlardan bazıları şunlardır:<br><strong>1-Tebsiret-ul Veli Fimen Rea Kaim El-Mehdi, Seyyid Haşim Behranî<br>2-Tezkiret-ut Talib Fimen Rea İmam El-Mehdiyyil Gaib, Meysem Irakî<br>3-Dar-us Selam Fimen Faze Be Selam-il İmam, Merhum Nuri<br>4-Bida-us Selam Fimen İçtemee Bil İmami, Seyyid Cemaleddin Muhammed Tabetabai<br>5-El Behçetu Fimen Faze Bi Lika El-Hücceti, Mirza Muhammed Naki İsfehanî<br>6-El-Ebkeriyyul Hisan, Ali Ekber Nihavendî</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-304934511466c689c3bcbd43ed24061d">164-İmam Mehdi&#8217;nin Hayatının Evreleri</h2>



<p> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin hayatı 3 evreden oluşmaktadır. Bunlar, &#8220;Gizlilik Dönemi, Gaybet-i Suğra, Gaybet-i Kübra&#8221; dönemleridir. İmam&#8217;ın zuhur ve zuhurundan sonraki dönemleri de O Hazret&#8217;in hayatının bölümlerinden sayılmaktadır ve bu 2 bölüm kelamî açıdan ele alınmaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-81a70aba3e2be8762ab83dbc8adec0b7">165-Gizlilik Dönemi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1d3f76fc15a04b7772899b68d59660ab">Bu dönem, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) h.k 255 yılında doğmasından, babası Hz. İmam Hasan Askerî&#8217;nin (a.s) h.k 260 yılında şehit edilinceye kadar babasının yanında olduğu dönemdir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5569561c9ab73d687d75510766e3aac4">166-İmam Hasan Askeri (a.s) ve Gizlilik Dönemi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ddb8f5d80688482e1644c397231d6012">İmam Hasan Askeri (a.s), bu dönemde iki tane çok önemli ve hassas görevi yapmak ile görevli idi. <br>Bu vazifelerin ilki, oğlu Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) Abbasi halifelerinin şerrinden korumaktı; diğeri ise o Hazret&#8217;in olduğunu ispat edip 12. İmam olarak imametini ilan edip duyurmaktı. <br> Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) bu iki vazifeyi de en iyi ve olması gerektiği şekilde yapmışlardır. Hem o Hazret&#8217;i sarıp kuşatan çok büyük tehlikelerden korumuş ve hem de uygun olan bütün fırsat ve imkanları kullanarak dost ve yarenlerine tanıtmışlardır ama Abbasilerin uygulamış oldukları şiddetli baskı ve Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) ele geçirmek için almış oldukları sayısız ve şiddetli tedbirlerden dolayı O Hazret&#8217;in doğumundan sadece belirli bir kesim haberdar olmuştur ve onlardan bazıları:<br> &#8220;Ebu Haşim Caferî, Ahmed b. İshak ve 11. İmam&#8217;ın 2 halası Hz. Hekime Hatun ve Hz. Hatice Hatun&#8217;dur.&#8221;<br><strong>12. İmam&#8217;ın Siyasi Tarihi s.124</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ee093d291a88cb997f1064924ff88bc0">167-Ona Tabi Olun</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-50622d4f3d6ccb593d4a19284c37c119">Muaviye b. Hekim, Muaviye b. Eyyüb b. Nuh ve Muhammed b. Osman b. Ömerî şöyle nakletmişlerdir:<br> Şialardan 40 kişi Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) huzurunda bir arada idik. İmam Hasan Askeri (a.s) oğlunu bize gösterdi ve şöyle buyurdular:<br> &#8220;Benden sonraki İmamınız budur. Benim yerime bu geçecektir. Ona tabi olup itaat edin ve ondan kopup uzaklaşmayın, helak olursunuz dininiz heba olur. Şunu da bilin ki, bu günden sonra bir daha onu göremeyeceksiniz.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din s.435, Keşf-ul Ğumme c.2 s.527, Bihar-ul Envar c.52 s.25, Muntahab-ul Eser s.355-357</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ffbae61b72f85310f5a481ff881b796e">168-İmam Mehdi&#8217;nin Gizliliği </h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0e939cd1157f0e219548760e1e356a70">Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) oğlunu (Hz. İmam Mehdi&#8217;yi) koruyup muhafaza edebilmek için güvenilir ve emniyetli bir yere göndermişti. Tarihi belgeler Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) oğlunu ilk önce Samerra&#8217;da ve daha sonraları ise Medine&#8217;de güvenilir bir yerde sakladığını göstermektedir. Hz. İmam Mehdi (a.s), Medine de babası Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin büyükannesinin yanında yaşıyorlardı.<br><strong>12. İmam&#8217;ın Siyasi Tarihi s.124</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cf56fbe93fe981416616b87ce5302f4e">Şeyh Saduk şöyle nakletmiştir:<br> Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) oğlunu dünyaya geldikten 40 gün sonra gizli bir yere gönderdi ve daha sonraları annesine geri getirildi.<br><strong>Kemal-ud Din s.429</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a425d276a22dfc1331b8d79464d02453">Mesudî şöyle rivayet etmiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) h.259 yılında annesi Hudeysiye&#8217;ye hacca gitmesini söylediler ve o tarihten sonra Hudeysiye ve torunu, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) samimi dostlarından olan Ahmed b. Mutahhar ile birlikte Mekke&#8217;ye gittiler.<br><strong>İsbat-ul Vasiyyet s.247-253</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-07a91ea89bbdbec619c921beb3b83140"> Hac ibadetinin yapılmasından sonra Medine&#8217;ye gidip İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) orada saklamış olmaları kuvvetle muhtemeldir. <br><strong>12. İmam&#8217;ın Siyasi Tarihi s.124</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0fd874469fc3240f2200c620a95ccd7d">Bu İhtimali destekleyen bir takım rivayetler vardır:<br> Ebu Haşim Caferî, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;ye sordu:<br> &#8220;Sizin vefatınızdan sonra yerinize geçecek İmamı nerede arayalım?&#8221;<br>İmam buyurdular: &#8220;Medine&#8217;de&#8221;<br><strong>Usul-u Kafî c.1 s.328</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-95a9277dbad09acc62f0e59addc632c5">Hz. İmam Muhammed Takî&#8217;nin (a.s) buyurmuş oldukları şu sözde bu ihtimali doğrulmaktadır:<br> Soruldu: &#8220;Hz. Kaim&#8217;i (a.s) nerede arayalım?&#8221;<br> Buyurdular: &#8220;Medine&#8217;de (şehirde)&#8221;<br> Soruldu: &#8220;Hangi şehirde (hangi Medine&#8217;de)<br> Buyurdular: &#8220;Bizim bu şehrimiz de. (Bizim bu Medinemiz de) Bunun dışında bizim medinemiz/şehrimiz mi vardır?<br><strong><strong>12. İmam&#8217;ın Siyasi Tarihi s.124-125</strong><br></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-db4b70f51ad5db795573fb12857ccf0e">169-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Mekan ve Meskeni</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-01bf0b64dab934a53bbcf6daa471d6c1">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) hakkındaki tartışma konularından bir tanesi de o Hazretin yaşadığı ve sükunet ettiği yerdir. <br>Acaba İmam Mehdi (a.s) özel bir yerde mi yaşamaktadır? <br>Eğer özel bir yerde yaşıyorsa orası neresidir? <br>Eğer özel bir yerde yaşamıyorsa nasıl tanınmadan yaşayabiliyor?<br> Bu konuda elimizde muhtelif ve birbirinden farklı rivayet ve bilgiler bulunmaktadır ama bu hadislere geçmeden önce bir hususun açıklanması önem arz etmektedir ve o konu ise şudur:<br><strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybette olması şahsi bir mesele midir yoksa ilkesel bir konu mudur? <br></strong> Bir başka ifade ile diyecek olursak:<br>&#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin hiç bir şekilde ve hiç bir zaman insanlar ile irtibat içinde olmadığı bir hayatı mı vardır, acaba hiç kimsenin o Hazret&#8217;in yerini bulabilmesi mümkün değil midir? Yoksa o Hazret insanların içinde ve arasında hiç kimsenin kendisini tanımayacağı bir şekilde mi yaşamaktadır?&#8221;<br>Bu iki durumunda incelenip araştırılması gerekir?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a1994c544e7b4fbfb36a8983fcee7b62"><strong>1-</strong>Bir takım hadislerde Hz. İmam Mehdi (a.s) için özel bir yaşam alanı belirtilmemiş ve o Hazret&#8217;in dağlarda ve çöllerde yaşadığı beyan buyurulmuştur:<br> Mesela Hz. İmam Mehdi (a.s), Mehziyar&#8217;ın oğluna şöyle buyurmuşlardır: <br> &#8220;Mehziyar&#8217;ın oğlu! Babam İmam Hasan Askeri (a.s) sarp dağlarda ve çetin çöllerde yaşamamı emretti ve benden söz aldı.&#8221;<br> <strong>El-Gaybetî Tusî s.266</strong><br> Bu türden olan hadislere göre Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) insanların kendisine ulaşamayacağı uzak ve çetin yerlerde ve hiç kimsenin o Hazretin yaşadığı yeri öğrenebilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu hadislere göre İmam&#8217;ın nerede ve hangi bölgede yaşamakta olduğu belli değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e3b4c48eb47144d16dcc0ed7a506d434"><strong>2-</strong>Bir takım rivayetlerde ise Hz. İmam Mehdi&#8217;nin yaşamakta olduğu bölge muayyen edilmiş ve hatta yaşamakta olduğu bölgenin hudutları da belirtilmiştir. <br>&#8220;Hadislerde Medine ve etrafı için &#8220;Rızva Dağı&#8221;, Mekke ve etrafı için ise &#8220;Zi Tuba&#8221; adları kullanılmıştır.&#8221;<br> <strong>El-Gaybet-i Tusî s.162; Bihar-ul Envar c.52 s.153; El-Kafi c.1 s340; El-Gaybet-i Numanî s.182</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-766cf518125f25a457d50d37f2496623"><strong>3-</strong> Üçüncü grup hadislerde yer alan hadisler de tıpkı birinci grup hadislerde olduğu gibi İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) yaşamakta olduğu yer belirtilmemekte ve ama tanınmayacak bir şekilde insanların arasında yaşadığı beyan buyrulmuştur. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b3225bc8f9c9ff7032772936a002e76b">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: <br> &#8220;Bizim Kaimimiz, Hz. Mehdi&#8217;nin Yusuf Peygamber ile de benzerliği vardır. Allahu Teala&#8217;nın Yusuf için yapmış olduğu şeyi Hücceti için de yapması inkar edilemez bir hakikattir. <br> Sahib-ez Zaman, hakkı elinden alınmış olan o mazlum; insanların arasında çarşı ve pazarlarda dolaşıyor, ayağını dostlarının evlerindeki yaygıların üzerine koyup oturuyor ama insanlar onu tanımıyorlar. Allahu Teala ona kendisini tanıtma iznini vereceği güne kadar bu böyle olacaktır. <br>Yusuf&#8217;un kardeşleri, Yusuf&#8217;a &#8220;Sen Yusuf&#8217;sun!&#8221; dedikleri zaman, &#8220;Evet, ben Yusuf&#8217;um!&#8221; dediği gibi.<br><strong><strong>El- Gaybetî lil Numanî s.18</strong>2</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-92d7750644b5fd1dc2591d5348efe4ce"> Bu hadis-i şerif Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybetinin ilkesel bir gaybet olduğunu, toplumun içinde olduğunu, insanlar ile ilişki ve irtibatının olduğunu, Dinî merasimlere ve Hac merasimlerine katıldığını ama tanınmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır ve bunun benzeri olaylar önceki zamanlarda da olmuştur.<br> Normal insanlar dahi bir müddet tanınmadan bir yerde yaşayabilirler; insanlarla git-geli olabilir ama hiç kimsenin onun aslında kim olduğunu bilmemesi mümkün olabilir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-edaf3bbee0046d8e6c10b18512d75792"><strong>Peki bu üç grupta olan hadisleri bir bütün olarak kabul edebilmek mümkün müdür?</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e11c6545595cbbafec8f15642277f423"> İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) normal ve sıradan bir yaşam tarzının olması akıl ve ananelere uygun olan yaşam şeklidir çünkü bu tür bir yaşam tarzı hassasiyet uyandırmadığı gibi o Hazret için de en rahat ve en doğal olan yaşam şeklidir. İmam&#8217;ın böyle bir hayatının olması, o Hazretin zamanının çoğunu yada özel günlerde Mekke&#8217;de olmasına ters düşmemektedir. <br> Yine kimi zamanlarda doğal yaşamın tehlikeli bir hale gelmesi ve gaybetin felsefesi ile çelişmesi de mümkündür. Bu durumda toplumdan ayrılıp uzak ve ıssız yerlere gitmesi tabii bir şeydir. Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s), İmam Mehdi&#8217;ye sarp dağlarda ve zor çöllerde yaşamasını emir buyurmuş olmasının sebebi bu tür durumlar olabilir. <br> Evet, birbirinden farklı olan bu üç hadis grubu, aslında birbiri ile zıt çelişkili hadisler değildir. Tanınmadan adı belirlenmiş bir yerde yaşamak mümkün olduğu gibi zaruret zamanlarında sarp dağlarda ve ulaşılması mümkün olmayan çöllerde yaşamak da, insanların arasında gizli ama doğal bir yaşamla yaşamakla da birbirileri ile çelişmemektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-732a1346fd11a2a0b2b6d6186d561b80">170-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Eş ve Çocukları</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e5689b2f267510132b6c2f0e52afab3b">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybetinin felsefesi dikkate alındığı zaman ki o Hazretin, gizli ve tanınmadan yaşaması gerekmektedir. Şöyle bir soru ile karşılaşılmaktadır:<br> Böyle bir durumda İmam&#8217;ın evlenmesi ve eş ve çocuk sahibi olması o Hazretin gaybetine uygun mudur?<br><br> Bu hususta elimizde bulunan kaynakların senetlerinde sıkıntı ve sorunların olmasından dolayı kesin bir netice ortaya koyamamaktayız. Bu durumda 3 ihtimal ortaya çıkmaktadır:<br><strong>1- Hz. İmam Mehdi (a.s) hiç evlenmemiştir.</strong><br><strong>2-Evlenmişlerdir ama çocukları yoktur.</strong><br><strong>3-Evlenmişlerdir ve çocukları vardır.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-79fbf59fdea80d01d6aba6e4aa0ebe62">1-İmam Mehdi (a.s) Hiç Evlenmemiştir</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2f3cb6acb979fc97eefa8cafe7fb705e">Birinci ihtimale göre, Hz. İmam Mehdi (a.s), Masum İmam olmasına rağmen İslam&#8217;ın önemli ilkelerinden bir tanesini terk etmiş olmaktadır ve İmam&#8217;ın böyle bir şeyi yapmış olması mümkün değildir ama bir başka açıdan bu meseleye bakıldığı zaman şu neticeye ulaşılmaktadır:<br> &#8220;Evlenmek önemli (mühim) bir mesele iken gaybet ise çok önemlidir (ehemdir), bu durumda mühimmi ehemme feda etmenin hiçbir sakıncası yoktur.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bd59e8dc828998b92df388911ed942a8">2-İmam Mehdi (a.s) Evlenmişlerdir ama Çocukları Yoktur</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7da8fe5ccc246865f0f627c1ecedeeab">İkinci ihtimale göre ise İmam, İslamın önemli ilkelerinden birisi olan evlilik ilkesini yerine getirmiş ama o Hazretin yerinin ve içinde bulunduğu durumun ortaya çıkmaması için çocukları olmamıştır. <br> Bu durumda da şu sıkıntı ile karşılaşılmaktadır:<br> &#8220;İmam&#8217;ın birisini kendisine eş olarak seçmiş olmaları durumunda İmam&#8217;ın eşinin ömrünün de tıpkı İmam&#8217;ın ömrü gibi uzun olması gerekir.&#8221;<br> Bunun böyle olduğuna dair elimizde hiçbir delil yoktur. <br>Eğer İmam&#8217;ın evlenmiş olduğu eşinin belli bir müddet sonra vefat ettiği ve İmam&#8217;ın bu şekilde İlahî emri yerine getirdiği ve eşinin ölümünden sonra da eşsiz ve çocuksuz yaşadığı durumu ortaya çıkmaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f1e261a38b18ab642f95400e4f3d7fa0">3-İmam Mehdi Evlenmişlerdir ve Çocukları Vardır</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ff28efe259aefed99a592034023fb12d">Üçüncü ihtimale göre ise İmam Mehdi (a.s) evlenmişlerdir ve çocuk ve torunları da vardır.<br> Bu ihtimal içinde kesin ve muhkem bir delil bulunmamaktadır, ayrıca İmam&#8217;ın çocuk ve torunları olacak olursa bunlardan birilerinin soylarının ve neseplerinin peşine düşme ihtimallerinin olmuş olması gaybet felsefesi ile çelişmektedir. <br> Bazı kimseler bir takım hadis ve duaları, bu üçüncü ihtimale delil olarak sunmaya çalışmış olsalar da onların ortaya koyduklarını delil olarak kabul etmek mümkün değildir.<br><strong>Çeşm Be Rah-e Mehdi s.251</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-356890427da9c1d265f07f8933969352">171-İmam Hasan Askeri&#8217;nin Vasiyetnamesi</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3bcc8c12bafa25ac9cd80a27cbb87af2"> İmam Hasan Askeri (a.s), oğlunu zalim hakim ve yöneticilerin tehlikesinden koruyabilmek için ona vasiyetinde yer vermedi ve gizli tuttu. İmam Hasan Askeri (a.s) bu hususta o kadar hassas ve dikkatliydi ki kimi zamanlar bir takım seçkin ashabına karşı da takiyye edip konuyu muğlak hale getiriyorlardı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-54942891e028ce87cbf0654e85451c22">İbrahim b. İdris şöyle demiştir:<br> İmam Hasan Askeri (a.s) bana bir koyun göndermiş ve şöyle buyurmuşlardı: <br> &#8220;Bu koyun oğlumun akika kurbanıdır, onu kesip ailen ile birlikte yiyin.&#8221;<br>İmam&#8217;ın emrini yerine getirdikten bir müddet sonra huzurlarına müşerref olduğumda İmam, oğlunun dünyadan gittiğini buyurdular.<br> Bu olaydan sonra yine bir koyun göndermişlerdi ve yazmış oldukları mektupta şöyle buyuruyorlardı:<br> &#8220;Bu koyunu İmamın/Mevlan için akika et ve akrabalarınla birlikte birlikte yiyin.&#8221;<br> Bu olaydan sonra tekrar huzuruna müşerref oldum ama bu sefer hiçbir şey buyurmadılar.<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.22, İsbat-ul Hudat c.7 s.78, İsbat-ul Vasiyyet s.198</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c8f7f02279a852ef3eb0b5aab83a9940"> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) da vasiyetinde bu tür muhafazakarlık yapmış ve yerine 5 vasi tayin etmişlerdi ve onlar zamanın Abbasî halifesi Mansur, Medine Valisi Muhammed b. Selman, oğulları İmam Musa Kazım (a.s) ve Abdullah ile İmam Musa Kazım (a.s)&#8217;ın annesi Hamide Hatun idi.<br> <strong>El-Kâfi Kitabı El İşaret ve Nas Babı s.109</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e2998cbce0fd272c9bb6be6920c32725">172-İmam Mehdi&#8217;nin Babasına Cenaze Namazı Kılması</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6b96088c6ae3234c69997c11bf298aa6">Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) şehadetlerinden birkaç gün önce şiddetli bir halsizlik ve rahatsızlık içine girmişlerdi. Abbasi Halifesi durumdan haberdar olduğu zaman devletin üst düzey yöneticilerini bir grup tıbbi ekip ile birlikte İmam&#8217;ın evine gönderdi. Abbasi Halifesinin bunu yapmadaki gayesi İmam&#8217;ı tedavi etmenin yanında ortamı kontrol altına almak ve İmam&#8217;ın yerine geçecek kişi ile ilgili olarak şüpheli bir durumla karşılaşılması durumunda halifenin bilgilendirilmesi idi.<br><strong>Bihar-ul Envar c.50 s.328</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e11a1bb9e053cba8d1a60fb4794906ea">Nihayetinde Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) Hicri Kameri 260 yılının Rebiulevvel ayının 8. günü Samerra şehrinde Dünya&#8217;ya gözlerini kapadılar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-97448abb3fe038b783ec7a158e17e5c0">Şeyh Mufid şöyle yazmıştır:<br> &#8220;Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) vefat haberi yayılınca Samerra şehri mateme girmiş ve bütün çarşı ve pazar yerleri kapatılmıştı. Haşimoğulları, Devlet görevlileri ve halk her taraftan akın akın İmam&#8217;ın evine gidiyorlardı, sanki kıyamet kopmuştu. İmam&#8217;ın cenaze işleri tamamlandıktan sonra Abbasi halifesi, Mutevekkil&#8217;in oğlu Ebu İsa&#8217;yı İmam&#8217;ın cenazesine namazı kılmakla görevlendirdi.<br> <strong>El-İrşad c.3 s.324, Usul-i Kafi c.1 s.505</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b0f6efb096ff247d4d4636f5351ca239">Bir başka rivayet ise şu şekildedir:<br> &#8220;Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) şehadetinden sonra cenaze işleri bitince İmam&#8217;ın kardeşi Cafer cenaze namazı kılmak için öne geçmişti ki topluluğun arasından çıkıp gelen bir çocuk, Cafer&#8217;i kenara iteleyip babasına cenaze namazı kıldılar.<br><strong>Kemal-ud Din s.475</strong><br>Bu iki rivayetten şunu anlamak mümkündür:<br> Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) cenazesine iki ayrı namaz kılınmıştır. Bunlardan bir tanesi toplu ve açıkça, diğeri ise gizli kılınmıştır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-484eb086dec494ad6c14b7eb0c3599c3">Ebul Edyan şöyle demiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin evine vardığım zaman cenazesinin kefenlenmiş olduğunu gördüm. Kardeşi Cafer, cenazeye namaz kılmak için öne geçti ama daha tekbir almadan bir çocuk çıkageldi ve Cafer&#8217;in elbisesinden tutup kenara çekti ve buyurdular:<br> &#8220;Amca! Sen kenara çekil! Babama cenaze namazı kılmaya senden daha çok liyakatliyim.&#8221;<br>Bunun üzerine Cafer, rengi kaçmış bir halde kenara çekildi.<br><strong>Kemal-ud Din s.475</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d94d7627d3a49908063a750618c579cc">Bu rivayetler, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s), babasının cenaze namazını İmam&#8217;ın evinde ve belirli kişilerle kıldığını ortaya koymaktadır; Mütevekkil&#8217;in oğlu olan Ebu İsa&#8217;nın İmam&#8217;a kıldırmış olduğu cenaze namazı ise resmi namaz olup İmam&#8217;ın kıldırmış olduğu namaz ile çelişir bir yönü yoktur.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-771f358875aebbbcc873c92071351fbd">173- Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Amcası (Cafer-i Kezzab) Yalancı Cafer</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a6b673a2d54cefd1386369908bfa53e8">Hz. İmam Ali Naki-Hadi&#8217;nin (a.s) Hasan (a.s), Hüseyin, Cafer, Muhammed ve Ali adlarında 5 oğlu vardı. Bu çocuklardan Cafer çok serkeşlik yaptığı için kendisine kezzab (yalancı) lakabı verilmiştir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ff47c5b5e071a75a075a0d22eeec3d14">Hz. İmam Hadi (a.s), Cafer hakkında şöyle buyurmuştur:<br> &#8220;Cafer&#8217;den uzak durun! Kenan&#8217;ın Hz. Nuh (a.s) ile irtibatı ne ise Cafer&#8217;in de benimle olan ilişki ve irtibatı aynıdır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-04f45e93373cb4b999520976fcf92f85">Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) buyurdular:<br> &#8220;Benim ile Cafer&#8217;in durumu, Hz. Adem&#8217;in (as.) oğulları Habil ve Kabil&#8217;in durumu gibidir. Cafer beni öldürme imkanına sahip olmuş olsa idi kesinlikle öldürecekti ama Allah ona bu imkanı vermedi.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b9d323276b6b294f9a1c9367f152313f"> Cafer, imamet iddiasında bulunuyor ve babasından sonra İmam Hasan Askeri&#8217;nin değil, kendisinin İmam olduğunu söylüyordu. Öyle ki babasının irtihalinden sonra Abbasî Halifesinin yanına gitmiş ve şöyle demişti:<br> &#8220;Size 20.000 eşrefi göndereceğim ve karşılığında sizden, kardeşim Hasan&#8217;ı İmamet makamından azledip beni oturtmanızı rica ediyorum.&#8221;<br>Halife dedi:<br> &#8220;Sen çok ahmak birisin! İmamet, bizim elimizde olsa idi onu kendimize alırdık. İmam&#8217;ın kim olduğunu teşhis edebilenler ve Şialar, babandan ve kardeşinden görmüş oldukları mucizeleri senden görecek olurlarsa seni kendilerine İmam karar kılarlar. Bu durumda bizim yardımımıza ihtiyacın olmamış olur. Aksi durumda hiçbir zaman sana iman etmeyeceklerdir. <br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.322</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1f8fc12c92113dd180a1cc9ba41ce53f">174- Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Amcası (Cafer-i Kezzab) Yalancı Cafer</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a4f0595fec05168a1a82758a330ce1c4"> Cafer&#8217;in Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin imameti döneminde çıkarmış olduğu fitneler hiçbir sonuç vermedi ise de kardeşinin şehadetinden sonra yeniden sahneye çıktı ve kardeşinden sonra kendisinin İmam olduğunu iddia etti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-610e29a2cb7af7ddfc5f5c540fbd48ff">Hz. İmam Hasan Askeri (a.s), insanların şüphe ve ikileme düşmesine ve Cafer&#8217;in, Hz. İmam Mehdi&#8217;ye çıkaracağı sorun ve sıkıntılara engel olabilmek için hayatının son anlarında Ebul Edyan adındaki ashabını çağırtıp kendisine şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Şu bir kaç tane mektubu alıp Medain şehrine götür ve şu kişilere ver. Mektupların cevabını alıp ayın 15. günü Samerra&#8217;ya geldiğin zaman benim evimden ağlama sesleri duyacak ve benim Dünya&#8217;dan gittiğimi anlayacaksın.&#8221;<br><strong> Ebul Edyan arz etti: <br></strong> &#8220;Canım size feda olsun! Sizin sözleriniz, şüphesiz ki hak ve doğrudur, buyurduğunuz gibi de olacaktır. Fakat sizden sonraki İmam kimdir?&#8221; <br><strong> İmam Hasan Askeri (a.s) buyurdular:<br></strong> &#8220;Yazmış olduğum bu mektupların cevabını senden isteyecek kimse İmamdır.&#8221; <br><strong>Ebul Edyan:</strong> &#8220;Sizden sonraki İmam&#8217;ın başka nişanesi nedir?&#8221;<br><strong>İmam buyurdular: </strong>&#8220;Benim cenazeme namaz kılacak kimse İmam&#8217;dır.&#8221;<br><strong>Ebul Edyan: </strong> &#8220;Sizden sonraki İmam&#8217;ın başka nişanesi nedir?&#8221;<br><strong>İmam buyurdular:</strong> &#8220;Keselerin içindeki altınlardan haber verir.&#8221;<br><strong>Ebul Edyan diyor ki:</strong> &#8220;İmam&#8217;ın ubuhetinin altında kalmıştım keselerden maksadının ne oduğunu soramadan kalkıp mektupları alıp İmam Hasan Askeri (a.s) ile vedalaştım ve Medain&#8217;e doğru yola çıktım.&#8221;<br>Mektupları sahiplerine verdim ve cevapların aldıktan sonra Samerra&#8217;ya geri döndüm. İmam&#8217;ın evine varmıştım ki feryat ve ağlama sesleri duydum ve İmam&#8217;ın Dünya&#8217;dan gittiğini anladım. <br> Bir grup insan Cafer-i Kezzab&#8217;ın etrafına toplanmış hem tebrik ediyorlar hem de başsağlığı veriyorlardı. <strong>Birisi Cafer-i Kezzab&#8217;ın yanına geldi ve dedi: </strong><br> &#8220;Kardeşinizin cenazesine gusül verildi buyurun, cenazeye namaz kılın. Cafer yerinden kalktı ve bir grup insanda ona eşlik ediyordu. <br> <strong>Kendi kendime dedim:</strong> &#8220;Dinsiz birisi insanlara İmam olacaksa bu, bu dinin başından beri boş olduğunu gösterir. Çünkü ben Cafer-i Kezzab&#8217;ı çok iyi tanıyordum, müptezel bir hayatı vardı, zevk ve sefa düşkünü idi, şarap içiyordu.&#8221; <br>Olayın nereye varacağını görmek için bende Cafer&#8217;in peşi sıra yürümeye başladım.&#8221; <br> Cenazenin yanına geldik, Cafer önde durdu ve onunla birlikte gelenler ise arkasında saf tuttular. <br>Kendi kendime iş buraya kadarmış dedim o esnada odada asılı olan beyaz bir perde vardı, aralandı ve nuranî bir çocuk göründü, Cafer&#8217;in elbisesinden tutup çekti ve buyurdular:<br><strong> &#8220;Amca kenara çekil! Babamın cenazesine namaz kılmaya ben, senden daha çok liyakatliyim.&#8221; <br></strong>Cafer donup kalmıştı, hiçbir şey diyemeden kenara çekildi.<br> O çocuk cenazeye namaz kıldıktan sonra giderken bana buyurdular: <br><strong>&#8220;Mektupların cevaplarını ver.&#8221;<br></strong> Allah&#8217;a hamd ve şükürler ettim çünkü Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) kendisinden sonraki İmam için buyurmuş olduğu nişanelerden iki tanesi zahir olmuştu. <br>Sonra Cafer&#8217;in yanına geldim ve o çocuğun kim olduğunu sordum.<br>Dedi: &#8220;Ben, ne onu önceden görmüştüm ne de tanıyorum.&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.322</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b717de50f420f513e3d12e7f31bab673">175-Kum Şehrinden Gelenler ve Cafer-i Kezzab</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0b00cf06bfa51ad8ab31c2c48db6e0cb">Ebu Edyan şöyle demiştir:<br> Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) şehadetinden bir gün sonra Kum şehrinden gelen bir grup insanı gördüm. 11. İmam&#8217;ın Dünya&#8217;dan gittiğini öğrenmiş ve onun yerine geçen Allah&#8217;ın Hüccetinin kim olduğunu soruyorlardı. Bazı kimseler, Cafer&#8217;in İmam olduğunu söyleyip ona yönlendirdiler.<br> Kum şehrinden gelen bu kimseler Cafer&#8217;in yanına gelip selam verdikten sonra şöyle dediler:<br> &#8220;İmam&#8217;a ait olan çok büyük meblağda para getirmişiz.&#8221;<br>Cafer onların getirmiş olduğu paraların alınmasını emretti ama onlar şöyle söylediler:<br> &#8220;Bizler Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin huzuruna vardığımız ve para getirdiğimiz zaman İmam paranın sahiplerinin adlarını, ne kadarının dinar ve ne kadarının dirhem olduğunu sahiplerinin adı ile birlikte bize buyuruyorlardı. Eğer siz, o Hazret&#8217;ten sonraki İmam iseniz getirdiğimiz paraların türünü, ne kadar olduğunu ve sahiplerinin adlarını söyleyin ki size teslim edelim.&#8221;<br> Cafer dedi:<br> &#8220;İnsanlar benden gaybtan haber vermemi istiyorlar, kardeşim gaybtan haber mi veriyordu?&#8221;<br>Kum ehli bunları duyunca parayı kendisine vermekten imtina ettiler.<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.322</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-29ab4b255fa6fd2dc5560bb54651ac54">176-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Yakalanma Emri</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-89ab6bd8bf2f51d62e0463da55cccce6">Cafer-i Kezzab, Abbasi Halifesi Mu&#8217;tamad&#8217;ın yanına gitti ve şöyle dedi:<br> &#8220;Kardeşim Hasan Askeri&#8217;nin bir oğlu vardır ve gelip babasının cenazesine namaz kıldı.&#8221;<br>Bunun üzerine Mu&#8217;tamad, Raik adındaki birisinin komutası altında İmam&#8217;ın evine yüz kişilik bir görevli birliği gönderdi. Bunlara hiç kimseden içeri girme izni almadan içeri girip bütün her tarafı aramalarını emretti. <br> Raik, emrindeki askerler ile birlikte İmam Hasan Askeri&#8217;nin evine baskın yapıp her tarafı aradıktan sonra beyaz perdenin asılı olduğu odaya girdiler. Perdeyi araladıklarında karşılarında bir deniz ve denizin üzerinde de bir çocuğun seccadesini açıp namaz kıldığını gördüler.<br> Raik, görevlilerden birine, gidip o çocuğu yakalamasını emretti ama o görevli ayağını atar atmaz suya battı ve boğuldu. Ardından bir başka görevliye gitmesini emretti ve o da ayağını atar atmaz suya battı, bağırarak yardım istedi ve onu kurtardılar. <br> O çocuk tam bir vakar içerisinde namazını bitirdikten sonra o görevlilerin gözlerinin önünden geçerek odadan çıktı.<br> Bütün herkes kuruyup-donup kalmıştı ve hiç bir kimse Hz. Hüccet b. Hasan İmam Mehdi&#8217;ye en küçük bir zarar dahi veremedi. Bu andan itibaren Hz. İmam Mehdi (a.s) gaybete çekildiler ve Gaybet-i Suğra (küçük gaybet) başlamış oldu.<br> <strong>Bihar-ul Envar c.51 s.322, Mecalis-us Seniyye c.5 s.728</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5ae21a02cf6091eac3af42a0f5e402f3">179-Cafer-i Kezzab</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8b0f5fe29e2a36ef2273ca699a53fab9">İmam Hasan Askeri&#8217;nin kardeşi olan Cafer, babasının ve kardeşinin aksi bir hayatın içinde idi. Hz. İmam Ali Naki-Hadi&#8217;nin (a.s) Cafer hakkında ashabından bazılarına şöyle buyurdukları rivayet olunmuştur: <br> &#8220;Oğlum Cafer&#8217;den uzak durun çünkü onun benim yanımdaki yeri, Hz. Nuh&#8217;un (a.s) oğlunun, babasının yanındaki yeri gibidir.&#8221;<br> <strong>Siret-ul Eimmet-ul İsna Eşer c.2 s.537, Haşim Huseynî</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-28c5b71f1033fab549ef4b43193db135">Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin şehadetinden sonra birçok yanlış işler yapmıştır, onlardan bir tanesi O Hazret&#8217;in cenazesine namaz kılmaya yeltenmesidir ki Hz. İmam Mehdi (a.s) elbisesinden tutup kenara çekmiş ve şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Amca, kenara çekil! Babama namaz kılmaya ben senden daha çok liyakatliyim.&#8221;<br><strong>Usul-u Kâfi c.1 s.505, Kemal-ud Din c.2 s.475</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ccf57ab778523e04c314c2530ee3e02b">Başka bir işi de, hem Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) değil kendisinin İmam olduğunu iddia etmiş ve hem de o Hazret&#8217;in şehadetinden sonra da İmam olduğunu iddia etmiş olmasıdır. Bu yalan iddialardan dolayı da tarihte Cafer-i Kezzab (Yalancı Cafer) olarak meşhur olmuştur.<br> Cafer&#8217;in yapmış olduğu bir diğer iş ise İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) mallarına el koymak istemesidir. Cafer kardeşinin varisi olmadığını tek varisin kendisi olduğunu söylüyordu ve Abbasi yönetimi de onun bu iddiası üzerine İmam&#8217;ın mallarının tamamını sahiplenmesine izin vermişti. <br> <strong>Usul-u Kâfi c.1 s.505</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5be5cc5e6bf668d6c9c5ab08f74954dd">Ayrıca yönetimi, Hz. İmam Mehdi&#8217;yi yakalamaları için tahrik ediyordu. <br> Hz. İmam Mehdi (a.s) Şialarından Muhammed b. Osman b. Said Ömerî&#8217;ye yazmış oldukları bir mektupta amcası Cafer&#8217;in ve oğullarının sonunda Hz. Yusuf&#8217;un (a.s) kardeşleri gibi tevbe ettiklerini buyurmuşlardır.<br><strong>Usul-u Kâfi c.1 s.176</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center">İmamet Hidayet Yıldızıdır</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cb10278538efd958250ec300ce39c7f0">178/179/180/181-Tarih, Kelam, İlmi ve Akıl Bakımından Dünya&#8217;nın Geleceği Aydınlıktır</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b6701c27e7ad99237e3170e87c69dce0">1-Dünya faciaya doğru gitmesine rağmen önümüzde parlak bir gelecekte vardır. Bunun delili ve isbatı da insanın tekamül yolunda ilerlemesidir çünkü toplum ilim ve fenden tutun refah ve imkanlarına kadar bütün her alanda ilerlemektedir. Bu durum, tekamül sevgisinin insanın özünde var olduğunu; maddi tekamüle doğru ilerlerken manevi tekamüle doğru da ilerlemektedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d48ab28db53f903512dd6f972c06e003">2-Bu aleme hakim olan ve akıllara durgunluk veren düzen, bu dünyanın herhangi bir boyutunda meydana gelecek sapmanın/düzensizliğin birçok facianın meydana gelmesine sebep olacağını ortaya koymaktadır. Eğer insan beyninde küçük bir hücre iş yapmayacak olursa yada yeryüzü ile güneşin arasında hakim olan düzende çok küçük bir bozukluğun olması durumunda ne kadar büyük faciaların meydana geleceğini düşünmek bile çok zor ve çetin bir iştir. Buna göre bütünün çok küçük bir uzvu olan insanın isteyerek veya istemeyerek dahi olsa varlık aleminin düzenine teslim ve tabi olması ve her türlü karışıklık çıkarıp düzene karşı gelmekten içtinap edip uzak durması gerekir. Eğer böyle olacak olursa varlık alemine hakim olan düzen bizleri gelecekte doğru ve sahih bir toplumsal düzene kesinlikle götürecektir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-84886a3381b2e61eb87c55ef30055fef">3-Etki ve tepki/amel ve aksulamel ilkesini hatırlayalım. Meydana gelmiş ve kabul edilen temel toplumsal olaylar-hadiseler ve toplumlarda meydana gelmiş olan temel değişimler önceden yapılmış olan baskı ve zorbalıklardan dolayı meydana gelmiştir. Bu temel ilke bizlere şunu söylemektedir:<br> &#8220;Günümüz dünyasında meydana gelen baskılar, zulümler, savaşlar, haksızlık ve adaletsizlikler sonunda açıkça karşılığını bulacak ve günümüze hakim olan toplumsal düzeni yıkacak, yerine yeni bir beşeri düzen meydana getirecek ve bu düzende insanlar adaletin lezzetini tadacaklardır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2074c26523196b3033779914c75d58ba">4-Toplumun olmazsa olmaz gereksinimlerinden bir tanesi ise insan hayatının ihtiyaç duyulan ve olması gereken bir seviyeye gelmesi gerektiğinin hissedilmesidir. Mesela günümüzde ulaşım ve nakliye araçlarının olması o kadar önemli ve hassas bir hale gelmiştir ki insanlar, trafik kurallarının şart ve olmazsa olmaz bir ihtiyaç olduklarını anlamış ve kabullenmişlerdir. Burada da olduğu gibi bir gün insanlar, bütün Dünya&#8217;ya hakim olan zulüm, baskı, haksızlık ve silahlanma yarışmasından bıkıp Dünya&#8217;nın tamamına hakim olacak adaletli ve emniyetli bir yönetimin zaruretine inanıp kabulleneceklerdir. İşte o zaman bu değişim, dönüşüm ve inkılabın olması kaçınılmaz olacaktır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0db206b9fa082ee48928c1df92883a0e">182- Hz. İmam Mehdi&#8217;nin İmamet ve Liderliği ve İslamî Kaynaklar</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1db9c3955d8bd3123b55728474b73735"><strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhuruna, imamet ve liderliğine iman etme meselesi hangi İslamî kaynaklarda açıklanmıştır?</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d68bd8a99f8899aa929cc502e16ca0d1"> Toplumun imam ve liderinin olması konusu, İslam dininin temel ilkelerinden bir tanesi olup Kur&#8217;anî öğretilerdendir. Bakara Suresinin 124. ayet-i kerimesinde Hz. İbrahim&#8217;in (a.s) bir takım ağır imtihanlarla sınandıktan sonra kendisine imamet makamı verildiği buyrulmuştur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bd2e342c420f9a0ca4adcff35cc5fa9c">Şia ve Sünni kaynaklarında nakledilmiş olan mütevatir hadislerde ise imamet makamı, Allah tarafından İslam&#8217;ın Aziz Peygamberi&#8217;nin pak ve mutahhar Ehlibeytine verilmiş ve onlarla sınırlandırılmıştır. Bu İlahî takdire göre İslam Peygamberinin Ehlibeytinden masumluk ve ilim özellikleri gibi bir takım özelliklere sahip olanlar her dönem için insanların imamlık ve liderlik makamına seçilmişlerdir. Ancak böyle bir kişi Allah&#8217;ın Hücceti, Kur&#8217;an&#8217;ın dengi, insanlara yol gösteren ve din ve şeriatın koruyucusu olabilir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c4f2699d4f582bc16981afa96f60df8a">İmamet, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) döneminden günümüze kadar olan ve Dünya&#8217;nın sonuna kadar olacak olan temel bir kural ve ilkedir. İmamet, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin izzet bahşeden zuhuru ile ve Dünya&#8217;ya hakim olacak olan tek bir adalet düzeni ile zahiri anlamda zirve noktaya ulaşacak ve o Hazretin zuhuru ile bütün istidatlar ortaya çıkacak, beşerin fikrî tekamülü en son haddine ulaşacak ve yer ve gökteki bütün nimetlerin ortaya çıkması ile Dünya hak, adalet, eşitlik, hayır ve bereket ile dolacaktır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-22f48a11895816334902261bf3252b5f">İslamî öğretiler, kurulacak olan yeni Dünya düzeninde adalet ve tevhidin hakimiyetini ortaya koymaktadır. Bu hakikat, Kur&#8217;an&#8217;ın bazı surelerinde buyrulmasının yanında, Hz. Peygamber&#8217;den (s.a.a) elimize ulaşmış olan yüzlerce hadiste de beyan buyrulmuştur. Bu öğretilerde Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) soyundan; Hz. İmam Ali (a.s) ve Hz. Fatime&#8217;nin (s.a) evladı olduğu ve zuhuru ile Dünya&#8217;ya hak, adalet ve emniyetin hakim olacağı buyrulmuştur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b84e94c54ebc0ef42127509672be99a4">Söylenmiş olunan İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhuruna inanmak, İslam&#8217;ın ilk dönemlerinde ki naslarda beyan olunmuş ve Hz. Peygamber&#8217;den (s.a.a) elimize ulaşmış olan mutevatir hadislerde de bu mübarek ve kutsal olayın haberi verilmiş ve o Hazretin ümmetinden o günü beklemelerini istemişlerdir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-54e9458848aa26899b62e5032988283f">Zuhur meselesi, İslam dininin bütün Dünya&#8217;ya hakim olacağı yönünde verilmiş olan müjdelerden istinbat olmuş olsa da bunun anlamı yalnızca hadislerin mazmunundan anlaşılan ve elde edilen bir şey olduğuna delalet etmez çünkü var olan nasların tamamı zuhur meselesini en açık şekilde ortaya koymaktadır. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-138cfc05248efe4cb5d5036e6812730b">Zuhur inancını ortaya çıkaran şeyin, nas ve hadislerin kendisinin olduğunun anlaşılması ve açığa çıkması bizleri şu hakikate de götürmektedir: <br> &#8220;Hz. Peygamber&#8217;den (s.a.a) sonra meydana gelmiş olan tarihi olaylarda bu inancın umumi olarak yayılmasında önemli rol oynamıştır çünkü bu inancın ortaya çıkmasının başlangıç noktası, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) kendi dönemidir ve bu hususta var olan hadislerin sayısı 1000 hadisin üzerindedir ki tefsir, hadis, tarih ve diğer kitaplarda mevcuttur. Bu sebepten dolayı da Sünni mektebinin önde gelen büyük alimleri zuhur konusunda müstakil kitaplar yazmışlardır.&#8221;<br> 12 asır önce yazılmış olan kitaplar, en büyük İslamî ilim merkezleri tarafından yazılmış ve bu kitaplarda Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) bizzat kendisinin Hz. İmam Mehdi&#8217;nin zuhurunu müjdeledikleri, Peygamberin ashabı, tabiin ve tabiinden sonra gelen kesimler tarafından haber verilmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a4cee02b7315e9b0173ab5ba7dcbcb83">183-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Hakkaniyyeti</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c1961f5851747a645d6489c03856c97c">Merhum Hacı Mirza Zeynelabidin Şirvanî Bostanî, Seyahat kitabının 539. sayfasında şöyle yazmışlardır:<br> Hz. Vahib-ul Etaya (Allahu Teala), Hz. İmam Mehdi&#8217;ye tıpkı Hz. Yahya&#8217;ya (a.s) verdiği gibi daha çocuk iken hükümet vermiş ve küçük yaşta bütün yaratılmışların İmamı karar kılmıştır ve tıpkı Hz. İsa (a.s) gibi çocukken en yüksek makama çıkarmıştır. Şaşırtıcı olan Hz. Hızır&#8217;ın, Hz. İlyas&#8217;ın, Deccal&#8217;in ve Şeytan&#8217;ın yaşadığına inanan kimselerin, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin yaşadığını inkar etmeleridir. Oysa Hz. İmam Mehdi (a.s) önceki Peygamberlerden daha üstündür, nitekim o, mutlak Risalet ve Velayet sahibinin oğludur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-34ca06baee40db27e70dceee0a449827"> Bundan daha şaşırtıcı olan ise şudur: <br> &#8220;Kendilerini ileri görüşlü ve ilim sahibi gören bir takım sofiler, Hindistan&#8217;da yaşayan bir takım Cuki, Murtaz ve Berhemnilerin az ve basit şeyler yiyip, nefislerine hakim olarak binlerce yıl yaşadıklarına iddia etmelerine  rağmen Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) varlığını inkar etmektedirler.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-28f83ae9431c12fa5fb965bf9c718672">Ben diyorum ki: &#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) varlığını inkar etmek, Allahu Teala&#8217;yı inkar etmektir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-96dc4d9e5e67b55f31a2ea0a1b341851">184-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Zuhuruna İnanmak ve Mehdeviyyet İddiasında bulunanların Ortaya Çıkması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eed7babbe18a7faae26e08bfdff4472d">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin/Kurtarıcının (a.s) geleceğine inanmak, her zaman Mehdeviyyetcilerin doğmasına sebep olmuştur ama bir takım kimseler bu durumu Mehdeviyyet inancını ortadan kaldırmak için kullanmışlardır.<strong> Acaba bu insanların, Mehdeviyyet inancını ortadan kaldırmak için yapmış oldukları bu işleri kabullenebilmek mümkün müdür?</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-aefda38133bf3981ad57033d6493ac81">Bunu hiçbir şekilde kabul etmek mümkün değildir çünkü Mehdeviyyet inancının bir takım çekip uzatmalarla kabul edilmesi her alandaki doğru görüşlerin reddedilmesini beraberinde getirir ama bu güne kadar sayısız kimsenin İlahlık iddiasında yada kendilerini Allah&#8217;ın mahzarı, Allah ile birlikte kendisini muttahit ve Allah&#8217;ın kendilerinin özünde olduğunu iddia etmelerinin, Allah&#8217;a inanmaya hiçbir zarar vermediği gibi birilerinin de çıkarak Mehdeviyyet hakkında hakikatten uzak şeyleri söylemelerinin, hakikat olan Mehdeviyyet&#8217;e zarar verebilmesi mümkün değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cd5ac544200647797859b5752ffe5916"> Yine tarih boyunca bir çok kezzabın (yalancının) ortaya çıkıp Peygamberlik iddiasında bulunarak insanları saptırıp yoldan çıkartmalarının da Nübüvvet ilkesine hiçbir zararı olmamıştır. Her fikir ve düşüncede bu tür yaklaşımlar az yada çok meydana gelmektedir ama bu fikirlerin meydana gelmiş olması ana düşünceye hiçbir zaman zarar verememiştir. <br> Kısacası güzel ve cazibe anlamı olan her bir isim ve kelime, zıt anlamında kullanılacak olursa, mesela:<br>Bir haine emin, bir cahile alim, bir zalime adil, bir fasıka muttaki, denilecek olursa bunların hiçbirinin adil, emin, alim ve muttaki olanlara zarar verebilmesi mümkün değildir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c9574a2a1f4e6efda545ab45805d76ed"> 185-İçtimaî, İktisadî ve Siyasî Unsurların Dinî Tefekküratın Meydana Gelmesindeki Rolü</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-10771e7367342e64c1997075e5786bd4"> Dinî olmayan dünyevi görüş ve ideolojilerin tamamına göre meydana gelen bütün olayların tarih ve madde ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir ama dinî olan Dünya görüşü ve ideolojisine göre asıl olan şey vahiy, Peygamberlerin daveti ve insan fıtratının idrak etmiş olduklarıdır ki bunlara akıl, fıtrat, vahiy ve nübüvvetin hidayeti denilmektedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-21af05d9b8f23ae854125ef30d646b51"> Dine göre meydana gelmiş ve ortaya çıkmış olan sapık yolların tamamı, madde ve tarihin ürünü ve insanın şahsi başkaldırışının; toplumsal kültür ve eğitiminin eksik ve natamam olmasının mahsulüdür. Ama buna karşılık dinî öğretilerin tamamı insan fıtratının özünde olan vahiy ve nübüvvetten kaynaklanmaktadır. Tarihin/zamanın geride kalmasının, beşerin sahip olduğu ilmin ve dünyevî (maddi) sebeplerin dinî öğretileri vücuda getirmesi mümkün değildir. Aksine ahiret hayatına Peygamberlerin risaletine ve İmamların imametine inanmak, tamamen insan aklının ve fıtratının ve Allah&#8217;tan gelmiş olan vahyin ortaya çıkardığı hak itikat ve inançtır.<br> Buna göre Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhur edeceğine olan itikat ve inancın meydana gelmesinde hiçbir toplumsal, siyasi ve iktisadi unsurun zerre kadar etkisi olmamıştır ve olmayacaktır. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7b718e601eba8610a1b2bc0efc42551e"> Bu inancı; Peygamberlerin, İlahî kitapların, Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in (s.a.a), Emirelmuminin Hz. İmam Ali&#8217;nin ve diğer 11 İmam&#8217;ın (a.s) buyurmuş oldukları sözler meydana ve vücuda getirmiştir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-33382a4d01aaa33bbf7500466b94e957"> Mehdeviyyet iddiasında bulunan yalancılar makamperestliklerinden ve siyasi hedeflerinden/maksatlarından dolayı böyle bir iddiada bulunmuşlarsa da bu yalancıların iddialarının kaynaklandığı ana sebepleri incelediğimiz zaman onları bu tür iddialarda bulunmaya iten şeyin çok önemli bir tahrifat fikri ve düşüncesinin olduğunu görmekteyiz. Allahu Teala&#8217;ya inanma ilkesinde de durum aynen böyledir. İnsanların kalbinde Allahu Teala&#8217;ya inanma ve itaat etme hakikati olmasına rağmen bir takım insanlar tarih boyunca ortaya çıkmış ve İlahlık iddiasında bulundukları gibi bir diğer kesim ise Peygamber olduklarını iddia etmişlerdir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4c6b6c54cc0770110f1c4b06f1f6a2ca">Mehdeviyyet konusunu, İslam&#8217;ın Aziz Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a) tebliğ etmişti ve o Hazret&#8217;in ashabı, bunu bizzat o Hazret&#8217;in ağzından işitip insanlara aktarmışlardır bu yüzden bir takım kimseler, kendi muhtelif siyasi amaç ve hedeflerine ulaşabilmek için Mehdeviyyet&#8217;i kullanmış ve ondan suistifade etmişlerdir.<br> Eğer Mehdeviyyet meselesinin hakikati olmamış olsa idi bir takım kimseler onu tahrif edebilmek için bu kadar çırpınıp durmazlardı. Ama birilerinin Mehdeviyyet meselesini kendi çirkin ve alçak gayelerine ulaşmada kullanabilmek için bu kadar çırpınıp durmaları, bunun hak ve herkesin rahatlıkla kabul edebileceği bir mesele olduğunu ortaya koymaktadır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cbb4b2637d06ff5440f9cae3fe4a6337">Tevhid inancının kahramanı Hz. İbrahim&#8217;in (a.s) olaylardan istifade ederek insanlara Allah&#8217;ı tanıtmış olduğu gibi olayların, insanları hakikate hidayet etmesi mümkündür.<br> Hz. İbrahim (a.s) akşam yıldızı gördüğü zaman, &#8220;Benim Rabbim budur&#8221; dedi ancak yıldız batıp görünmez olunca şöyle söylemiştir:  &#8220;Ben batıp yok olanları sevmiyorum.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cf06256c3d8f91e470a2d4dc0cdc8f1c">فَلَمَّا جَنَّ عَلَيْهِ الَّيْلُ رَاٰ كَوْكَبًاۚ قَالَ هٰذَا رَبّ۪يۚ فَلَمَّٓا اَفَلَ قَالَ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ<br><strong>Enam Suresi 76. Ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cfda37975831f6ad3d6afb9e33445be4"> Hz. İbrahim (a.s), yıldızın doğup batma olayını kullanarak insanlara yıldızın Rab olamayacağını öğretiyordu.  Daha sonra Ay&#8217;ın doğup battığını insanlara göstererek, Ay&#8217;ın da Rab olamayacağını öğretiyordu. Daha sonra Güneş&#8217;in de doğup battığını insanlara gösteriyor ve insanlara Güneş&#8217;in de Rab ve İlah olamayacağını ortaya koyuyordu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0dc46c5772e1c731895553545547e34a"> Hz. İbrahim (a.s) bu şekilde şirk dolu inançlardan teberri ederek insanları, Alemlerin Yaratıcısı olan Allah&#8217;a hidayet etmiştir. Buna göre, olayların insanı/insanları hakikate ulaştırması mümkündür ama inancın hakikatlerinin olayların mahsulü olması mümkün değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2191b5a1abac4ff63939c073a422d974"> Zamanın geçmesi ve ilerlemesinin, insanların Hz. İmam Ali&#8217;ye ve evlatlarına olan inançlarının güçlenmesine ve Şia inancının yayılmasına sebep olduğu doğrudur. Ama birileri çıkıp da &#8220;Şialık ve Mehdeviyyet zamanın ilerlemesi ile meydana gelmiş ve yayılmıştır&#8221; diyecek olursa bu doğru ve hak söz değildir. Çünkü önceden söylemiş olduğumuz bir çok delil, bu iddianın yalan ve iftira olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-db6937cdc5ef3b94eec5b8f418f7009c">12 İmam (a.s) hakkında var olan ve tamamını Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) buyurmuş olduğu bilgilerin tamamının uydurma olduğunu hiç kimse söyleyemez çünkü bu sözlerin tamamı hem mutevatir hadislerdir ve hem de Ehlibeyt İmamlarına ve onların mekteplerine delalet ettiğine dair çok sayıda karine vardır. <br> Hz. Peygamber&#8217;in vermiş oldukları bu haberler, tıpkı Hz. Ammar b. Yasir&#8217;in (r.a) şehadeti hakkında vermiş oldukları şu haber gibidir:<br> &#8220;Ey Ammar! Seni zalim ve haktan çıkmış bir topluluk öldürecektir.&#8221;<br> <strong>Bihar-ul Envar c.18 s.129</strong><br> Bu hadisin, Muaviye ve Ordusunun, Hz. Ammar&#8217;ı (r.a) Sıffın Savaşında şehid etmesinden sonra söylendiğini hiç kimse iddia edemez. Çünkü Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) ashabı, Hz. Ammar (r.a) hakkında olan bu hadisi bu savaştan yıllar önce anlatıp naklediyorlardı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-198ba5ab1a5f18c6a2b3708a4c3864d8">12 İmam&#8217;ın (a.s) İmamet meselesi de aynen bu şekildedir ve imamet meselesini Hz. Peygamber&#8217;den (s.a.a) Hz. İmam Ali (a.s), Hz. İmam Hasan (a.s) ve Hz. İmam Hüseyin (a.s) nakletmişlerdir.<br> Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Benden sonra İmamların sayısı 12&#8217;dir ve onların ilki Ali b. Ebu Talib&#8217;tir, sonuncunun adı ise benim adımdır.&#8221;<br> <strong><strong>Bihar-ul Envar c.36 s.368-386</strong></strong><br>Bu olay Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) buyurmuş oldukları gibi gerçekleşmiştir ve hakikat bu iken bu hadislerin uydurma olduklarını söylemek kimin haddinedir?</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ec02a249295e216d36b1c7bdf2b6cca6">186-Dünya&#8217;nın Kurtarıcısı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c7923f2814148c3152b559cd4bc3c30d">Allame Tabatabai şöyle yazmıştır:<br> &#8220;İnsanoğlu yeryüzünde yaşamaya başladığı günden itibaren her daim saadete en yakın olan bir toplumsal hayatın olmasını arzulamıştır ve böyle bir günün geleceğini umut ederek adımlar atmıştır. İnsanoğlunun bu arzusu gerçeklemeyecek bir şey olsa idi, bunun insanın özünde olması ve bunun gerçekleşmesi için çalışması mümkün olmayacaktı. Çünkü yiyecek olmamış olsa idi, açlıkta olmayacaktı; su olmayacak olsa idi susamada olmayacaktı. Bu sebepten dolayı, Dünya&#8217;nın bir gün hak, adalet, barış ve huzur ile dolması ve insanoğlunun böyle bir Dünya&#8217;da yaşayıp kemal ve fazilet içinde yüzmesi kaçınılmaz bir zarurettir. Böyle bir dünya elbette ki insanların kendi elleri ile kurulacaktır ve beşeri dünyayı kurtaracak kimse de hadislerde haber verilen Hz. İmam Mehdi&#8217;dir (a.s).<br><strong>İslam&#8217;da Şia s.220</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4bfe40a60ff25563dbea1b7a2f3af4b7">187-Nas ve Mucize</h3>



<p>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) İmameti, hem nas hem de mucize yolu ile sabit olmuş ve ispatlanmıştır.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-91c208fb136c848dc5b5f5239c1df2e7">Nas</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c0b3f8db4d63b52d71137397cc20c50c">Şeyh Saduk, Kemal-ud Din kitabında sahih senetlerle Yusuf b. Abdurrahman&#8217;dan şöyle nakletmiştir:<br>Yusuf b. Abdurrahman dedi:<br> &#8220;Hz. İmam Musa Kazım&#8217;ın (a.s) huzuruna gittim ve arz ettim:<br> &#8220;Ey Allah Resulü&#8217;nün oğlu! Hak üzere kıyam edecek olan siz misiniz?&#8221;<br>Buyurdular: <br> &#8220;Ben de Kaim bil Hakk&#8217;ım ama Dünya&#8217;yı zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi onu, Allah&#8217;ın düşmanlarından temizleyip hak, adalet ve eşitlikle dolduracak olan Kaim, benim beşinci oğlumdur. Onun uzun bir gaybet dönemi olacaktır çünkü canından korkmaktadır.&#8221;<br> Onun gaybette olduğu bir dönemde insanların bir kesimi haktan çıkacak, diğer bir kesimi ise hakta sabit kalacaklardır. Bizim Mehdimizin gaybet döneminde bizim velayet ipimize sarılıp, bizim sevgimizden kopmayan ve düşmanlarımızdan bizar olan Şialarımız ne de bahtiyardırlar. Onlar, bizden ve biz de onlardanız.<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.361</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2aa59d2e97c5234488e7218c9dbfea98"><strong>Kemal-ud Din kitabının 376, 381 ve 409. sayfalarında olan diğer naslara müracaat edilebilinir. Ayrıca Şeyh Ali b. Muhammed b. Ali El Haraz Kummî, Kifayet&#8217;ul Eser fin Nessi Ela Eimmet-il İsna Eşer kitabında Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) İmametine açıkça delalet eden 170 hadis nakletmişlerdir ki bu hadisleri, Şia ve Sünni kaynaklarından alınmıştır.</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading">Mucize</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-afb8b34c653a9504a0949de4fc865a15">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) mucize ve kerametleri o Hazret&#8217;in İmametinin delil ve ispatıdır. Ali b. Muhammed Samiri&#8217;den şöyle nakledilmiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;ye Mektup yazdım ve kendisinden kefen istedim, mektubumun cevabında şöyle yazmışlardır:<br> &#8220;80 (veya 81) yılında ona ihtiyacın olacaktır.&#8221;<br>Ali b. Muhammed Samiri, İmam&#8217;ın buyurmuş oldukları yılda vefat etti ve vefat etmeden önce bir ay kendisine istemiş olduğu kefen gönderilmişti. <br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.501</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f2f5bdb1b21ce235243118d43b2ad8ea">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin apaçık mucizelerinden bir tanesi de insanların o Hazret vesilesi ile hacetlerine ulaşmalarıdır. Dermansız hastalıklara müptela olan hastalar, Cemkeran Mescidinde o Hazret&#8217;ten hacetlerini almışlardır. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ecbae8e56ccebc5ebb36f3f4950be65"> Şeyh Saduk, Kemal-ud Din kitabında; Allame Meclisi, Bihar-ul Envar kitabında ve Mirza Hüseyin Nuri, Necm-us Sakıb kitabında bu mucizelerin bir kısmını nakletmiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-30244d09068f17929d6b62b80eca76aa">188-İmam Mehdi&#8217;nin Varlığının İspatı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2f711ef4b36fff8c9d9862a302e259c2">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin vaad edilmiş bir lider ve beşeriyetin kurtarıcısı olduğu konusu, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) hadislerinde genel olarak ve Ehlibeyt&#8217;in (a.s) hadislerinde ise özel olarak beyan buyrulmuştur. Bu hadislerde konu en ufak bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklanmış ve tekid edilmiştir. Bu konu hakkındaki hadislerin Sünni kaynaklardaki sayısı 400 tane olmasına karşılık Şia kaynaklarında hadislerin sayısı 4000&#8217;in üzerindedir. Hz. İmam Mehdi&#8217;nin varlığı hakkında bu kadar hadis varken Müslümanların inanmış olduğu birçok İslam&#8217;ın bedihi konusu hakkında elimize bu kadar hadis gelmemiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-510a01259bb40b61a2f18243b6f05caf">189-Bütün Fırkalara Göre</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e04ff04f0b8311c18cd62dc891225719"> Hak, Sulh ve Adalet Ordusunun, Zalim ve batılın ordusuna mutlak galip geleceği, İslamî düşünce tarzının bütün Dünya&#8217;ya hakim olacağı ve bütün dünyanın mukaddes bir zatın eli ile ideal ve arzulanan bir insanî merkez haline geleceği fikrî bütün inananlarda vardır ve İslamî mütevatir hadis ve rivayetlerde o mukaddes kişiye Mehdi denilmektedir. Bir takım farklılıklar olmuş olsa dahi İslamî fırkaların tamamı bu inanca sahiptirler. <br><strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Kıyam ve İnkılabı s.6</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-14e3c155593432396f4f85ae32368174"> İslam Dininde, özellikle de Şia inancında Mehdeviyyet meselesi çok büyük bir felsefe olmasının yanında bir kurtarıcının geleceği fikri ve beklentisi, bir kavme, millete, bölgeye veya bir ırka ait olmadığı gibi bütün insanların ümit ettikleri ve olmasını bekledikleri bir hakikattir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b3422cbf042fdb43d7a5b2f246afb1ae">Mehdeviyyet, bir kurtarıcının gelip sadece bir inancın yada ülke veya bölgenin yahut da sadece Müslümanların kurtarılması meselesi değildir!<br> Mehdeviyyet, bir kurtarıcının çıkıp bütün dünyayı ve bütün insanları, müptela oldukları zulüm ve haksızlıktan kurtarması ve onları, saadet ve huzura ulaştırması meselesidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6d0f5227ea19b533ae15897a953a5dba">190-Mehdeviyyet&#8217;in Felsefesi</h3>



<p>Bir takım kimselerin, ilim ve bilgi çağında beşeri tehdit eden bir tehlikenin olduğunu düşünmenin mümkün olmadığını, beşerin sapıp yoldan çıkmasına sebep olan unsurlardan bir tanesinin cehalet olduğunu düşünmesi mümkündür ama bu varsayım boş ve yanlış bir varsayımdır çünkü ilim ve bilgi çağında beşeri tehdit eden tehlikeler, Cahiliyye Döneminde beşeri tehdit eden tehlikelerden daha çok ve büyüktür. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4b3569b49c3127f8c5b87c5678c4eef1"> Ayrıca acaba insanın azıp yoldan çıkmasının tek sebebi cehalet ve bilinçsizlik midir?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-68c1205dbf62f82c3f18489d10a27386">Elbette ki cehalet, insanın yoldan çıkmasının sebeplerinden bir tanesidir ama tek sebep değildir. İnsanoğlunun inhirafa düşmesinin en büyük nedenlerinin en önemlisi, kontrol edilip dizginlenemeyen istek ve arzularıdır ve bunlarda insandaki şehvet ve gazaptan meydana gelmektedir. <br> Daha fazlasını istemek, makam sahibi ve üstün olma peşinde olmak, zevk ve lezzet peşinde olmak, kısacası insanın kendi nefsine tapıyor olması, ilmin gelişmesi ile azalmaması bir tarafa, arttıkça artmış ve hızla artmaktadır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e0e58036a6ee2d151fc9107c9a667b56">William James Durant, &#8220;Felsefe&#8217;nin Tadı&#8221; adlı kitabın mukaddimesinde Makine Çağı&#8217;nın insanı hakkında şöyle yazmıştır:<br> &#8220;Bizler, makine bakımından güçlenmiş ve ilerlemişiz ama amaçlara ulaşma bakımından fakiriz. İlim çağının insanı, bu asırdan önceki insanlarla kendi hışım ve şehvetine esir olmada aynı durumdadır, aralarında hiç bir fark olmuş değildir. İlim, insanı heva ve hevesinden kurtaramadığı gibi insanların; Haccac, Cengiz, Nadir, Ebu Müslim ve Sezar olmasına da mani olamamıştır. İnsanlar bu özelliklerinin yanında fesat, nifak, ikiyüzlülük ve zahiren iyi olma görüntüsü vererek dünyayı yönetmektedirler. Önceki asırların insanları ile makine ve ilim çağının insanları arasındaki tek fark şudur:<br> &#8220;İlim, makine çağının inanlarının kolunu daha da uzatmış ve iki tarafı kesen kılıçları, kıtalar arası füze ve uçaklara dönüştürmüştür.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-982212f96aff4e7085be727f73d3b748">Bizler Müslüman ve Mümin olduğumuzdan dolayı dünyanın, Allah adında bir sahibi olduğuna kalbimizin en derinliklerinden inanmaktayız ve bu sebepten dolayı da Dünya&#8217;da meydana gelen hiçbir olay ve azim tehlike, &#8220;İnsanların yok edilmesi ve dünyanın yanıp küle çevrilmesi&#8221; gibi büyük tehlikeler, bizleri korkutmadığı gibi asırlar boyu bu Dünya&#8217;nın var olacağına ve yaşam yeri olacağına inanmaktayız. Biz, bizden sonra saylarını sadece Allah&#8217;ın bildiği kadar Müslüman&#8217;ın Dünya&#8217;ya geleceğini ve bu Dünya&#8217;da yaşayacağına inanmaktayız. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d36b34587c02a9847d395267cbcac659"> Evet, biz Müslümanlar hiçbir zaman beşerin ve Dünya&#8217;nın ömrünün sona geldiğine inanmamaktayız. Bu itminan ve inancı bize veren şey de Allah&#8217;ın Peygamberlerinin talim ve öğretileridir ve bizlerde bu inanca dayanarak yolumuza devam etmekteyiz. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-838a044f973e8e106aea380b2a903599"> Bizlere uzay boşluğunda büyük bir yıldızın hızla Dünya&#8217;ya doğru hareket ettiğini ve 8 ay sonra Dünya&#8217;ya çarpıp Dünya&#8217;yı yakarak küle çevireceğini söyleyecek olsalar, bilim adamlarının öngörülerine tam anlamıyla inanmakla birlikte hiçbir korkuya kapılmayız ve sahip olduğumuz köklü ve sarsılmaz iman ile yeni yeni yeşermekte olan beşeriyet bahçesinin bir olayın etkisi ile yok olacağına inanmayız. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fb0eea3a28abda2737f1f4225a5c2f69">Biz Müslüman ve Müminler, yeryüzünün bir tabiat olayı neticesinde yok olacağına inanmadığımız gibi, yine beşeriyetin de kendi eli ile yaptığı (icat etmiş oldukları) araç ve gereçlerle yok edilebileceğine de inanmıyoruz. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-46963a1f0528aedc14e0bbf264b3cae4"> Evet, bizler Peygamberlerin mektebinden almış olduğumuz manevi ilhamdan dolayı bunlara inanmıyoruz.<br>Acaba başkaları inanıyorlar mı?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9d9399a0ca42c033c33b9e65e3674a58"> İçinde bulunduğumuz dönemde insanların tamamı, zayıflık ve güçsüzlük ile yoğrulmuş bir şaşkınlığın içindedirler. Hiç kimsenin istemediği bir savaşa doğru ilerlediğimizi ve bu savaşın insanların büyük çoğunluğunu yok edeceğini de biliyoruz. Ama insanlar bu hakikatin karşısında, böyle bir savaşın olmasına engel olmanın yerine, tıpkı yılanın karşısında donup kalan ve düşmanına boş boş bakan bir tavşan misali öylece bakmaktadırlar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6c00bd62cb0b157107af6a913c31fda8">İnsaflı bakacak olursak, maddi ve zahiri şartlara göre değerlendiğimiz zaman, insanların böylesine büyük ve sonu olmayan karamsarlığın içinde olmaları normal ve olması gereken bir şeydir. Çünkü bütün herkese hakim olan bu karamsarlık ve ümitsizliği ortadan kaldırarak bunu, ümide tebdil edebilecek tek şey; manevi iman, gaybi yardımlara inanmak ve bu Dünya&#8217;nın, Allah adında bir sahibinin olduğuna inanmaktır. <br>Ancak bu inançlara sahip olan bir kimse şöyle diyebilirler: <br> &#8220;Beşerin saadet, refah ve kemali ile adalet, hürriyet ve emniyet dolu insanca bir yaşam, gelecektedir ve insanları beklemektedir.&#8221;<br> Bu karamsarlığın kabul edilmesi durumunda ise insanların durumu, çok muzhik bir gülünç hal alacaktır ki şu misale benzeyecektir:<br> &#8220;Eline bıçak alıp sallama gücüne erişen ve bıçağı eline alıp kendi kalbine saplayarak hayattan en küçük bir haz almayan çocuğun misali.&#8221;<br> Maddeci düşünce de yetişen birisi böyle düşünebilir ama Peygamberlerin İlahî mektebinde yetişmiş olan birisinin bu şekilde düşünmesi ve birkaç tane delinin Dünya&#8217;yı ve beşeriyeti yok edebileceğini düşünmesi mümkün değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ee62a42145b38bc44bc98a735e3b9540"> İlahî mektepte yetişen kimse ise şöyle düşünmekte ve söylemektedir:<br> &#8220;Dünya&#8217;nın çok büyük bir tehlike karşı karşıya olduğu doğrudur ama Allahu Teala, küçük bir şua ile insanları tehlikelerden kurtarmış olduğu gibi gaybtan bir kurtarıcı ve muslih gönderip akılları durdurduğu/şaşkına çevirdiği gibi yine bir kurtarıcı gönderip beşeriyeti kurtaracaktır. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-938a08ca1da11527f3f682ce0946121f">Bilinmesi gereken bir diğer husus ise şudur:<br>&#8220;Dünya&#8217;nın sonu gelmemiştir ve daha işin başındayız. Adalet, hak, akıl, hikmet, hayır, bereket, saadet, refah ve bütün Dünya halkının birleşip tek vücut olacağı hükümet, insanları beklemektedir. Bu yönetim salihlerin yönetimi olacaktır ve o hükümette en doğru olana karar verilecektir. <br> O yönetimde hak ve adalet ile hükmedilecek ve zulüm, sonsuza kadar ortadan kaldırılacaktır. Yollar, emniyetle dolacak; yeryüzü bağrındaki hazineleri ve bereketi dışarı atacak, fakirlik olmayacak ve insanlar, sadaka ve zekatlarını verecek fakir bulamayacaklardır. Allahu Teala, kitabında işte bunu, bu hakikati beyan buyurmuşlardır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8c9237c8d70184503efe89f6ea7d814d"> وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّق۪ينَ <br> &#8220;Son, takva sahiplerinindir.&#8221;<br><strong> A&#8217;raf Suresi 128. ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4d5e8845c667fb156cb746dfbf5c138b">Bundan önceki dönemdeki zuhurlar, zorluk ve sıkıntılardan sonra olduğu gibi bu zuhur da zorluk ve sıkıntılardan sonra olacaktır.<br> Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s) Nehcül Belağe&#8217;de, &#8220;Vahşet, korku ve savaşlarla dolu zor bir dönemden sonra aydınlık dolu kurtuluşun geleceğinin müjdesini vermişlerdir.&#8221;<br> Ve Allahu Teala da Kur&#8217;an&#8217;da şöyle buyurmuştur:<br>وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ اَنَّ الْاَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ<br> &#8220;Hiç şüphesiz biz, Zebur&#8217;da Zikir&#8217;den (Tevrat&#8217;tan) sonra şöyle yazdık: &#8220;Hiç şüphesiz ki, yeryüzünde salih kullarım hükümet edeceklerdir.&#8221;<br><strong> Enbiya Suresi 105. ayet</strong><br><br> Yeryüzü, sonsuza kadar şehvet ve makam esirlerinin, zalim ve zorbaların elinde ve idaresi altında olmayacaktır. <br> Evet, Mehdevyiyet&#8217;in azim ve büyük felsefesi tam olarak budur. Bir takım zulüm, zorbalık ve olumsuzluklardan sonra aklın, cehalete; Tevhid&#8217;in şirke, imanın şüpheye, adaletin zulme ve saadetin şekavete galip geleceğinin adıdır Mehdeviyyet.<br><strong> İmdadhaye Gaybi Der Zindegiye Beşer s.95, Murtaza Mutahhari</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ec711d7e2553bf93ecdad597504816ca">  191-Abbasiler ve İmamet</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d0969daedee6eda0a26efe7ac822dc9a"> Abbasiler, ilk başlarda hilafeti elde etmenin kendileri için mümkün olmadığını bildikleri için Hz. İmam Ali&#8217;nin (a.s) evlatlarından ve halkın arasında itibar sahibi olan birisini öne çıkarmayı planladılar. <br> Hz. Emirelmuminin İmam Ali&#8217;nin (a.s) evlatlarından birisini öne çıkaracak ve hedeflerine ulaştıktan sonra da onu ortadan kaldıracaklardı. Bu iş için seçmiş oldukları kişi, Abdullah Mahz&#8217;ın oğlu Muhammed idi. Abdullah Mahz, hem anne ve hem de baba tarafından Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) evlatlarından idi. <br> Abdullah Mahz, takva ve iman ehli birisi idi. Kendisi Peygamber&#8217;in (s.a.a) babasının adını taşırken oğlu da İslam Peygamberi&#8217;nin adını taşıyordu ve alnında da bir ben vardı. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6002ee20adcb64e5395e2794268ee973"> Abbasiler, hadislerde kıyam ederek zorbalığı ortadan kaldıracak kişinin adı, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) adı ve sırtında da ben olacağı buyrulmuş olduğu için Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) kıyam edecek olan evladının Abdullah Mahz&#8217;ın oğlu Muhammed olduğunu ve zuhur döneminin de bu dönem olduğunu iddia etmeye başladılar. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-91c6829d9d1510359a794218960ece2e">Ebul Ferec şöyle nakletmiştir:<br> &#8220;Abdullah Mahz ayağa kalktı ve hutbe okumaya başladı ve sonra insanları birlik olup kendi aralarından birisine biat ederek Allah&#8217;tan kendilerine Ümeyyeoğulları&#8217;nın karşısında zafer ihsanda bulunmasını istemeye davet etti.&#8221;<br> Sonra şöyle dedi:<br> &#8220;Ey İnsanlar! Hepiniz bu oğlumun Mehdi; Mehdi&#8217;nin ta kendisi olduğunu biliyorsunuz, ona biat edin.&#8221;<br> Mansur bunu duyar duymaz şöyle dedi:<br> &#8220;Doğru söylüyorsun, senin oğlun olan Muhammed&#8217;den daha iyi ve üstün kimse yoktur. Ey İnsanlar! Abdullah Mahz, doğru ve hak olanı söylüyor. Hepiniz onun oğluna (Muhammed&#8217;e) biat edin.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5a397ca370cdc8a489b1bc51daf5c3cb"> Bunun üzerine herkes, Mansur ve Abdullah&#8217;ın söylediklerinin doğru olduğunu söyleyerek Muhammed&#8217;e biat ettiler ve daha sonra, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ı (a.s) çağırmaları için birilerini İmam&#8217;a gönderdiler. <br>(Bazı rivayetlerde şöyle söylenmiştir: &#8220;Abdullah Mahz, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) çağrılmasına karşı çıktı ve şöyle dedi: &#8220;Cafer&#8217;i çağırmayın, o buraya geldiği zaman bunu kabul etmeyecek ve bütün planları bozacaktır.&#8221; Ama onun bu isteği kabul görmedi ve Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) çağrılması için adam gönderdiler.)</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-18a0fdcf75ae38bfe1ea591e7b884d2b"> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) içeri girdikten sonra Abdullah Mahz ayağa kalktı ve İmam ile kucaklaştıktan sonra kendi yanına oturttu ve sonra da önceden söylemiş olduğu sözleri tekrarladı ve şöyle dedi: <br> &#8220;Hepimizin bildiği gibi benim bu oğlum, Ümmet&#8217;in Mehdisidir. Herkes ona biat etti, sizde Ümmet&#8217;in Mehdisine biat edin.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b46121ec1af8770499e3043ef9ed6026">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: <br> &#8220;İslam Peygamberi&#8217;nin zuhurunu haber vermiş olduğu Mehdi&#8217;nin zuhur zamanı daha gelmiş değildir. Abdullah! Bu oğlunun Mehdi olduğunu düşünüyorsan hata yapıyorsun. Ne senin bu oğlun, Ümmetin Mehdisidir; ne de bu dönem, Ümmetin Mehdisinin zuhur dönemidir. <br> Siz, Ümmetin Mehdisi olduğu vehmiyle buna biat ediyorsanız ben biat etmiyorum, bu yalandır. O, Ümmetin Mehdisi değildir ve zaman da zuhur zamanı değildir. Ama siz, marufu emir, münkeri nehyetmek ve zulüm ile mücadele etmek için ona biat ediyorsanız bende biat ederim.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3b2db599ccba74a2b5badfcf8205ef00">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) duruşunu ve tavrını net bir şekilde ortaya koymuşlardır. <br> İmam;Marufu emretmek, münkeri nehyetmek ve zulümle mücadele etmek için kendilerine destek olmaya hazır olduklarını buyururken Muhammed&#8217;in Ümmet&#8217;in Mehdisi olduğunu kabul etmeyeceklerini net ve açık şekilde ortaya koymuşlardır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e7262d774716e5a2aa795d52e19f1f22"> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s), Muhammed&#8217;in Mehdi olduğu iddiasının yalan olduğunu ve kendisine biat etmeyeceğini buyurması, Abdullah Mahz&#8217;ı kızdırmıştı. İmam, Abdullah&#8217;ın kızdığını görünce ona şöyle buyurdular:<br> &#8220;Abdullah! Sana söylüyorum. Senin oğlun Ümmetin Mehdisi olmadığının yanında biz Ehlibeytte başka sır bilgiler de vardır. Kimin halife olacağını ve kimin halife olamayacağını da biz biliyoruz. Senin oğlun halife olamayacak ve öldürülecektir.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-58923f1e8e8835710bc6a482dc73ff94">Ebul Ferec şöyle yazmıştır:<br>&#8220;Abdullah Mahz, bunları duyunca daha çok kızdı ve şöyle dedi:<br> &#8220;Hayır, sen inancının tersine/aksine konuşuyorsun. Benim bu oğlumun Ümmetin Mehdisi olduğunu, sen kendin de biliyorsun ama oğluma olan hasedinden dolayı böyle söylüyorsun.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-096a0bf508b2b996f5e14df57772969e"> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) eliyle Ebul Abbas Seffah&#8217;ın sırtına vurarak buyurdular:<br> &#8220;Bu ve kardeşleri halife olacaklar ama sen ve oğlun halife olamayacaksın.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0eb40ad3a1ec62b08822b10e3d6b9c24"> Daha sonra elini Abdullah&#8217;ın omuzuna koyup buyurdular: <br>&#8220;Ne sen, ne de çocukların halife olamayacaksınız, oğullarının ikisi de öldürülecektir.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b51ca476d6aba5867e41784b8745ef0d">İmam Cafer-i Sadık (a.s) ayrılırken Abdulaziz b. İmran&#8217;ın kolundan tutmuşlardı, yavaşça ona şöyle buyurdular:<br> &#8220;Sarı renkte elbise giyinmiş olanı (Mansur&#8217;u) gördün mü?&#8221;<br>Arz etti: &#8220;Evet, görüyorum.&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Allah&#8217;a and olsun ki! Biz, bunları ve olacakları biliyoruz. Abdullah&#8217;ın her iki oğlunu da o öldürecektir.&#8221;<br>Abdulaziz şaşırmıştı, kendi kendine şöyle dedi:<br> &#8220;Bugün ona biat ediyorlar, yarın onu nasıl öldürebilirler?&#8221;<br> İmam buyurdular:<br>&#8220;Evet Abdulaziz, onları öldürecekler!&#8221;<br>Abdulaziz diyor: <br>&#8220;İçimden şöyle geçirdim: &#8220;İmam Cafer-i Sadık, bütün bunları hasedinden dolayı söylemiş olabilir mi?&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ba4c481d22993edf5a7f7a505750d947">Abdulaziz daha sonra şöyle söylemiştir:<br> &#8220;Allah&#8217;a and olsun ki! Mansur&#8217;un, Abdullah Mahz&#8217;ın oğulları Muhammed ve Abdullah&#8217;ı öldürdüğünü kendi gözlerimle gördüm.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bf8d6144aefb4b9408b96244ce7a21aa"> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s), Abdullah Mahz&#8217;ın oğlu Muhammed&#8217;i seviyordu ve Ebul Ferec bu hususta şöyle yazmıştır:<br> &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) Abdullah Mahz&#8217;ın oğlu Muhammed&#8217;i gördükleri zaman gözlerinden yaş akıtarak şöyle buyuruyorlardı:<br> &#8220;İnsanlar, bunun hakkında aslı ve doğru olmayan şeyler söylüyorlar.&#8221;<br><strong>Seyr-i Der Sire-i Eimme-i Ethar (a.s) c.1 s.151</strong> </p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5f8cd588da75c602510d318ab4c00f70">192-Tarihin Takamülü</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-910e77e37db1e1cda2433c7cfabafb70"> İnsan, yaratılış düzeni ile uyum içinde olmak olan takva yolunda hareket edecek olursa tabiat ile sulh içinde olur. Ama takva yolundan çıktığı zaman ise tıpkı bedende iş görmez ve vazifesini yapamaz hale gelmiş olan bir uzuv gibi olur ki bedenin diğer uzuvları, zaman içinde o iş göremez duruma gelmiş olan uzuv ile ilişki ve irtibatlarını kesip dışlarlar. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-406ebb06e6041f67d7e1cc284f2c1109"> Eğer birileri çıkıp tabiat (madde) ötesi unsurların tarihe dahil edilip edilmeyeceğine inanacak olursa bu mesele, ilmi açıdan tartışılabilecek bir mesele olur. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-91a418722d78cf9a48eef6020ef1c2d9">Yani tarihi; insanların ahlakî ve tekamül yolunda ilerleyen ve hayatları sürekli olarak yaratılış ve tabiat ile uyum içinde olan toplumlar ile bunların tam tersi istikamette hayata sahip olan toplumların, birinci yolda olanların aksine her açıdan çirkin, haksızlık ve zulüm dolu bir hayat sürüp sürmedikleri bakımından araştırmak ve incelemek mümkündür. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eb272f6f3e0f8a499952d9c8b6bab68b"> Günümüze tartışma konusu olan meselelerden bir tanesi şudur:<br> &#8220;Beşeri toplumun ulaşabilmek için ilerlemekte olduğu tekamül hedefi, hakikati olan bir tekamül müdür?&#8221;<br>Çünkü tabiat ile muayyen bir tekamüle doğru gitmektedir ve yanlış bir yola girmesi durumunda teadülden sapması kaçınılmaz olacaktır.&#8221;</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ae105354b2bc70aec4023302c99e69c4">193-Beşerin Geleceği</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2079d68be5bd5ab2c23e776a7d3dc0f5">İslam Peygamber&#8217;i (s.a.a), Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Size Mehdi&#8217;yi müjdeliyorum! O, insanlar ihtilafa düştüğü zaman zuhur edecek, yer ve gök ehli ondan hoşnut olacaklar. O, malı kamil bir şekilde taksim edecektir.&#8221;<br>Sordular:<br> &#8220;Ya Resulallah! Kamil bir şekilde taksim etmek ne demektir?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;İnsanlara eşit bir şekilde verecektir.&#8221;<br><strong>Muntahab-ul Eser 14. hadis</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d7370e1e71a1b826fabb582207c0fdf7"> Allahu Teala yeryüzünü hiçbir zaman sahipsiz koymamış ve koymayacaktır. İnsanoğlu ne zaman bir çıkmaza girdi ise Allah, bir insanın eli ile bütün insanları kurtarmıştır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e34801e5eeaab84a52ef2571e7c95b24">Günümüz aydınlarının insanoğlunun geleceği için ne kadar büyük bir karamsarlık içinde olduğunu biliyor musunuz?<br> Ayrıca zahiri duruma bakıldığı zaman, zahiri gidişat dikkate alındığı zaman bu karamsarlığın, yerinde bir karamsarlık olduğunu biliyor musunuz?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c936018a7045e74d4e6330b91ea7f8a0"> Biz Müslümanlar, yüz yıl önce yaşamış insanlar gibi insanoğlunun yüz, bin, yüzbin yıl yaşayabileceğini ve insan soyunun tükenmeyeceğini ve Dünya&#8217;da da hayatın var olacağını söylüyor ama nimetin kadrini bilmiyoruz. Ama günümüz aydınlarının bir kesimi insanoğlunun sona gedliğini ve insan türünün yok olması gerektiğine inanıyorlar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ba697015edf9518693aa6ef877fcef6d">Böyle bir karamsarlık bataklığının içinde olan bilginlerden birisi de Albert Einstein&#8217;dır ve şöyle söylüyor:<br>&#8220;Büyük ihtimal ile insan, şaşırtıcı bir beceri ile kendi soyunu sonlandıracak ve kendi kendini yok edecektir. Çünkü ulaşmış olduğu öldürücü üretimler, insan türünü yok edecek seviyeye ulaşmıştır. Eskiden durum böyle değildi. Eski dönemlerdeki ister en en tehlikeli kimseler olsun isterse de en sevilen kimseler, kendi dönemlerinin en büyük güç ve kudretine sahip olsalardı dahi hiçbir şey yapamıyorlardı. Yaptıkları en büyük şey, 50.000-100.000 insanı öldürmekti sonrasında duruyorlardı. Haccac b. Yusuf 30.000 kişiyi öldürmüştü bundan fazlasını öldürme gücüne sahip değildi. O dönemin uygarlığı bundan fazlasının yapılmasına izin vermiyordu. Kılıç ve cellat ile ne kadar insan öldürülebilirdi? 30 yıl hükümet eden birisi her gün 2-3 kişiyi öldürecek olsa dahi 30.000 kişiyi geçmez.<br> Vampir Rum İmparatoru Sezar, daha ne kadar cinayet işleme gücüne sahipti?<br> Fikri olarak cinayetkar olmuş olsaydı dahi yapabileceği en büyük iş, yüksek bir yere çıkarak &#8220;Şu şehri yakın!&#8221; diyecekti ve kendisine bağlı olanlarda Sezar&#8217;ın söylediği şehri yakacaklardı. Onlar da Dünya&#8217;nın tamamını ateşe verip yakma gücü var mıydı? Ayrıca onların yakmış oldukları şehirlerin hangisi (mesela) Tahran kadardı? Tahran kadar olması mümkün değildir. Onların sahip olduğu imkanlar, Tahran gibi büyük şehirleri yakıp yok etmek için yeterli değildi. Ama günümüzde beşeri uygarlık öylesine gelişip ilerlemiştir ki, bir Sezar çıkıp bir delilik yapacak olursa çok büyük insan topluluklarını yok edebilir.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ccd1c4320da3df22a479627cdf417d44"> Almanya Şansölyesi şöyle demiştir:<br> &#8220;3. Dünya savaşının çıkması durumunda bu savaşın galip ve mağlubu olmayacaktır. Şimdiye kadar meydana gelmiş olan savaşlarda sürekli olarak bir taraf galip ve diğer taraf ise mağlup oluyordu. Ama günümüzde, Dünya&#8217;nın en güçlü devletlerinin arasında bir savaş çıkması durumunda her iki tarafta yok olacağı için bu savaşın kazananı ve kaybedeni olmayacaktır.&#8221;</p>



<pre class="wp-block-verse has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9ae883f49637dc9aff0c3cbf0b19ef67"> Günümüzde Dünya'nın barut üzerinde olduğunu farz edecek olursak bu baruttan daha tehlikeli olan şey, basılacak olan bir kaç tane düğmedir. <br> Buna göre Dünya'nın geleceğine karşı karamsarlık içinde olanların haklı olmaları, kaçınılmaz bir hakikat olmaktadır. Bu zahiri durum esas alınacak olursa karamsar olmamak için hiçbir sebep ve gerekçe de yoktur. Ümitli olmak, çocuklarımızın doğal bir yaşam-hayat sürüp kendi çocuklarını ve torunlarını görmelerini ummalarının hiçbir haklı tarafı bulunmamaktadır. <br> Ama bu hakikatin içinde bizlere ufuk açan ve ümit veren tek bir şey vardır ve o da dinin vermiş olduğu ilhamdır, Kur'an şöyle buyurmaktadır:<br>اَلَّذٖينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ<br>"Onlar gayba iman ederler."<br><strong>Bakara Suresi 3. ayet</strong></pre>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-422ed69f35b5c58a255e658604cecb50"> Geçmiş dönemlerde insanoğlu küçük yada orta ölçeklerde, kabile, şehir veya bölgesel olarak tehlikelerle yüz yüze kalmış ve Alemlerin Sahibi olan Allahu Teala, onları o tehlikelerden koruyup kurtarmıştır. Durum böyle olunca tehlike bütün Dünya&#8217;yı tehdit edecek olursa eskiden olduğu gibi yine Allah, lütfunu Dünya&#8217;dan ve insanlardan esirgemeyecektir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fafb910666e1e928c33ece8f32ffea07">Gandi şöyle demiştir:<br> &#8220;Avrupa deli ve mucit doludur. Mucitleri de delidir ve delice keşifler/buluşlar yapmaktadırlar.&#8221; </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b94692a313856f313e032f3e3c5826ba"> Din mantığından ve <strong>&#8220;Onlar gaybe iman ederler&#8221;</strong> mantığından elde etmiş olduğumuz bilgi ve veriler vardır ve bunlar, zahiri kurtarmak için değildir! Elde etmiş olduğumuz verilere göre, insanoğlu tamamen yok olmayacaktır. Geçmişte meydana gelmiş olan ve vuku bulmuş olan şeylerin tamamı, gelecekte meydana gelecek olan olayların mukaddimesidir. İnsanoğlunun geleceği vardır ve İslam Dini, o geleceğe aklın hakim olacağını beyan buyurmuştur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4b5e024ef857da2c86d2f6c45580125e">Hadislerde şöyle buyrulmuştur:<br> &#8220;Hz. İmam Mehdi (a.s) zuhur edince Allah, lütuf ve ihsan elini insanların kafasına koyacağım&#8221; buyurmamıştır; Allahu Teala şöyle buyurmuştur: <br>&#8220;O dönemde insanlar, yitirmiş oldukları akıllarını bulacaklardır.&#8221;<br><strong>Muntahab-ul Eser Bab:1 Hadis:2</strong><br>Dolayısıyla şimdiye kadar yapmış oldukları akılsızlıkları yapmayacaklardır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-da9911200679e7e968a128105f0b60b7"> Yine şöyle buyrulmuştur:<br> &#8220;Ömürler uzayacak, insan sağlığı olması gereken en üst seviyede olacak ve her açıdan emniyet hakim olacaktır. Öyle ki vahşi hayvanlar bile sulh içinde yaşayacaklardır.<br><strong>Muntahab-ul Eser Bab:1 Hadis:2</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2fcb998af9c05ae1f462bccccdbe29a3">Ve yine şöyle buyrulmuştur: <br>&#8220;Yeryüzü bağrında olanları dışa vuracaktır.&#8221;<br><strong>Muntahab-ul Eser Bab:1 Hadis:78</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eb902071e940d6c224272cd3e320f325"> Yani yeryüzün bağrında sizin bilmediğiniz çok sayıda hazine vardır. Adamlar, bu kadar insanın çok olduğunu ve yeryüzünün bunu kaldıramayacağını söylüyorlar. Bu doğru değildir, Allah&#8217;ın yaratmış olduğu bu yeryüzünde bu nüfusun kat ve kat fazlası bolluk içinde yaşayabilir. <br>Zuhur döneminde yeryüzü bağrında olan hazineleri dışa vuracak ve gökyüzü ise bereketini yağdıracaktır. <br> Bizler bu tür konuları, dinin öğretilerini esas alarak incelediğimiz için günümüzün sözde aydınlarına ve ileri dünyasına baktığımız zaman şunu görmekteyiz:<br> &#8220;İçinde yaşamış olduğumuz Dünya ile Dinin bize müjdelemiş olduğu Dünya&#8217;nın arasındaki durumumuz, bir tünelden geçmekte olan insanın durumu gibidir. Tünel karanlık bir yer olduğu için yapay ışıklar ile aydınlatılır ve tünelden çıkıldığı zaman ise Dünya&#8217;yı nasıl bir ışığın aydınlattığı görülür. Bu gerçek ışığın aydınlatmış olduğu Dünya&#8217;da adalet ve hürriyet gerçek manada hakim olur. Tevhidin hakikati ortaya çıkar ve Dünya&#8217;yı, bütün karanlıkları sonsuza kadar yok edecek şekilde ortadan kaldırarak aydınlatır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-661e93f69169f66d53b8c4d09390d4f0">Kur&#8217;an şöyle buyurmaktadır:<br>اِعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ<br> &#8220;Bilin ki, Allah yeryüzünü öldükten sonra yeniden diriltir.&#8221;<br><strong>Hadid Suresi 17. ayet</strong><br> Evet, Kur&#8217;an ölmüş olan bu yeryüzünü bahar mevsimi geldiği zaman yeniden diriltecektir. <br>Bu Ayet-i kerimeyi tefsir eden hadislerde şöyle buyrulmaktadır:<br> &#8220;Bu ayette kastedilen şey sadece yeryüzünün toprağı değildir, beşerin toplumsal dünyası da aynı şekildedir. Bir gün fesadın bütün yeryüzüne hakim olduğunu gördüğünüz zaman, beşeri toplum ölmüş olur ama siz ümitsizliğe kapılmayın, önünüzde bahar vardır ve o bahar kesinlikle gelecektir.&#8221;<br><strong> &#8220;Onlar, gayba inanırlar.&#8221;</strong> buyruğunun da anlamı kısaca budur.<br>Yaratılışa ve gaybi yardımlara inanmak, iman etmek budur.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bd2313b347896ac050d8a4dff1050f06">194-Mehdeviyyet, Büyük Bir Evrensel Felsefedir</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1c117f3e777e949c04e71b9ac665baaa">Ey Mehdeviyyet&#8217;e İnananlar! Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkındaki fikir ve düşüncelerimizi İslam Dininin emir ve buyruklarına uygun hale getirmeye çalışmalıyız! Çünkü meseleye inanan bizlerin kahrı ekseriyeti bu meseleyi çocuksu bir arzu yada kin ve intikam açısından bakmaktayız. <br> Bizler, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Allah&#8217;ın izni ile gelip, bizleri saadet okyanusuna sokmasını bekliyor gibiyiz ancak Mehdevîlik, bu değildir! <br>Mehdevîlik, çok büyük ve evrensel bir felsefedir. İslam Dini, evrensel bir din olduğu için Şialık (gerçek manada Şialık) da evrenseldir. Bu sebepten dolayı da Mehdeviyyet&#8217;i evrensel bir felsefe olarak görmemiz gerekir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7acfd9d8b70e6e37435f836782092197"> Kur&#8217;an şöyle buyurmaktadır:<br>وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ اَنَّ الْاَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ<br> &#8220;Biz Zebur&#8217;da, Zikir&#8217;den sonra (Tevrat&#8217;tan) yazdık ki, &#8220;Hiç şüphesiz ki, benim salih kullarım yeryüzünün hakimleri olacaktır.&#8221;<br><strong>Enbiya Suresi 105. ayet</strong><br> Bu ayette buyrulmuş olan şey, yeryüzünün tamamıdır; burada bir şehir, bölge veya ırk buyrulmuş değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-594029d21566de34bb3677eeb0dc727c">1-Herşeyden önce Dünya&#8217;nın gelecekte yok edilmeyeceğinin ümidini vermektedir. Bugün dünyada ve Batı uygarlığında insanlar öyle bir yere ulaşmışlardır ki, &#8220;İnsanın, kendi eli ile kazmış olduğu mezara girmesi için sadece bir atması gerektiği&#8221; fikri, hızla yayılmakta ve insanlara hakim olmaktadır. <br>Dünya&#8217;nın zahiri yapısına baktığımız zaman durumun böyle olduğunu biz de görüyoruz ama İslam Dini bizlere şöyle buyurmaktadır:<br> &#8220;İnsanoğlunun saadet dolu hayatı ileride başlayacaktır, bugün olanlar geçici şeylerdir.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7d2bb6c7ebb8feee97b97394cb2a7332">2-Gelecek olan zuhur dönemi, akıl ve adalet dönemidir. İnsan hayatı, üç dönemden oluşmaktadır:<br> 1-Çocukluk Dönemi: Bu dönem, oyun ve çocukça düşünme dönemidir.<br> 2-Gençlik Dönemi: Bu dönem, gazap ve şehvet dönemidir<br> 3-Aklî kemal ve yaşlılık dönemi: Bu dönem ise kazanılan tecrübelerden faydalanıldığı, duygulardan uzaklaşıldığı ve insana, aklın hükümet ettiği dönemdir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b67b0b206b6491fedbe0d183f4d515e8">Beşeri toplumda da durum aynen bu şekildedir, beşeri toplumun da içine girerek yaşaması ve sırasıyla kat etmesi gereken üç aşama vardır ve bunlar:<br> 1-Efsaneler Dönemi: Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;de bu döneme, Cahiliyet dönemi denmektedir.<br> 2-İlim ve Hükümet Etme Dönemi: Bu dönem, şehvet ve gazap dönemidir. <br>Eğer dönüp bir bakacak olursak içinde bulunduğumuz dönemin neyin ekseni etrafında döndüğünü göreceğiz. Asrımız genel olarak şehvet ve gazap dönemi içindedir. Bizim yaşadığımız dönem, silahların ve bombaların (yani gazabın) ve sadece benim istediğim olmalıdır tefekkürünün (yani şehvetin) hakim olduğu dönemidir.<br> Üçüncü dönem ise Akıl dönemidir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dedd98534702529fe84e98225bc2449a">Ne zorbaların hükümetinin, ne gazabın ve ne de şehvetin olmadığı dönemin gelmesi gerekmiyor mu?<br> Marifetin, adaletin, sulhun, insaniyetin ve maneviyatın gerçek manada hakim olacağı bir dönemin gelmesi gerekmiyor mu?<br>Böyle bir dönemin gelmeyecek olması nasıl mümkün olabilir?<br> Allahu Teala&#8217;nın bu alemi yaratıp, insanı da mahlukatının (yaratılmışların) en üstünü olarak yaratmasına rağmen insanoğlunu üst dönemine girmeden bu dünyadan aniden alıp götürmesi nasıl düşünülebilir?<br> Bütün bunlar, Mehdeviyyet&#8217;in çok büyük bir felsefe olduğunu ortaya koymaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4fddd618354ad8b54327af851b57f579">195- Bir Tarihçinin Söyledikleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-47e082b124a564d6c45de7b42d0959f1"> Ebul Ferec İsfahi, emevi asıllı bir tarihçidir ve Şia da değildir. Mekatil-ut Talibiyyin adlı kitabında şöyle yazmıştır:<br> Zuhrî,<sup>1</sup> Zeyd b. Ali b. Hüseyin&#8217;in,<sup>2</sup> şehadet haberini aldığı zaman şöyle dedi:<br> &#8220;Bu Ehlibeyt, neden bu kadar acele ediyorlar? Onların Mehdisinin zuhur edeceği gün kesinlikle gelecektir.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-751af56c9f92514ac85706551ad28cff"> Bu sözler, Hz. Peygamber&#8217;in evlatlarından olan Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gelecek ve zuhur edecek olmasının ne kadar kesin ve şüphesiz bir mesele olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü Zuhrî&#8217;ye, Zeyd&#8217;in kıyam ve şehadet haberi verildiği zaman aklına gelen ilk şey, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhur ve kıyam meselesi olmaktadır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bf374379442ceb2dc281e5cd35bf53cf"> Zuhrî&#8217;nin bu sözlerinin hak olup olmaması ayrı bir konudur. Bu sözlerde açıklanmış olan en önemli husus, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) Ehlibeytinden olan birisinin kıyam edecek ve kıyamının başarıya ulaşacak olmasıdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-23c96a41780a51e7db161ee374efbeff"><strong>Dipnotlar:</strong><br><strong>1-</strong>Zuhrî, Sünni akidesine sahiptir ve Zuhrî de tabiindendir. Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) sahabelerini gören kimselere tabiin denmektedir ve Zuhrî, kendi döneminin büyük alimlerinden biridir.<br><strong>2-</strong>Hz. İmam Zeynelabidin&#8217;in (a.s), Zeyd adındaki oğlu kıyam etmiş ve şehid edilmiştir. Zeyd&#8217;in nasıl birisi olduğu hakkında birbirinden farklı sözler söylenmişse de Şia rivayetlerinde İmamların, onun değerli biri olduğunu buyurdukları rivayet olunmuştur. <br> Usul-u Kâfi kitabında nakledilmiş olan bir hadiste Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s), Zeyd hakkında şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur:<br> &#8220;Allah&#8217;a and olsun ki! Zeyd, şehid olarak Dünya&#8217;dan gitmiştir.&#8221;<br> Günümüzde Yemen&#8217;de yaşayan Zeydî Mezhebinin taraftarları, Hz. İmam Zeynelabidin&#8217;den (a.s) sonra Zeyd&#8217;in İmam olduğuna inanmaktadırlar.<br> Hz. Zeyd, iman ve takva ehli birisi idi ve bizim hadislerimizde buyrulmuş olduğu üzere marufu emir ve münkeri nehyetmek için kıyam etmiştir. Zeyd&#8217;in kıyamı, İmam olmak için yapılan bir kıyam değildir. Bu sebepten dolayı da Ehlibeyt Mektebi taraftarlarına göre Hz. Zeyd değerli ve salih bir kimsedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3eff3717795192ce535d8c39568fc3f4">196-İlimlerin Varisi (Sahibi)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8549fd22509f82c2abf6aa5de701b577"> Hz. İmam Mehdi (a.s), hem Peygamberlerin ve Evliyaullah&#8217;ın ve hem de Ehlibeyt&#8217;in (a.s) diğer fertlerinin tamamının varisidir. Böyle bir güce sahip olan Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s), Ceddi Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in (s.a.a) evrensel İslam Dinini bütün Dünya&#8217;ya hakim edebilme güç ve kudretine sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.<br><strong>Ayetullah Cevad-i Amuli&#8217;nin Sözlerinden</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-518b69d620ced9be2e19a62dcc6e4594">197-Mehdeviyyet&#8217;in Tarihteki Etkisi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ad0fa460b25c04461af1c9c7cc6a8730"> Hz. İmam Mehdi (a.s) ve Mehdeviyyet hakkındaki ayet ve hadisleri bir kenara bırakıp, İslam Dini&#8217;nin vaad etmiş olduğu Mehdeviyyeti bir başka açıda ele almak mümkündür. <br><strong>Şöyle ki,</strong> <strong>&#8220;Mehdeviyyet, tarihi nasıl etkişlemiştir?&#8221;<br></strong> İslam tarihini incelediğimiz zaman, bu hususta Hz. Peygamber&#8217;den (s.a.a) ve Emirelmuminin İmam Ali&#8217;den (a.s) elimize ulaşan hadislerin yanında hicri 1. asrın ikinci yarısından itibaren, Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkındaki bilgilerin İslam tarihinin özünü oluşturduğunu görmekteyiz. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.a) bu meseleyi sıkça dile getirdikleri için bundan suistifadelerde olmuştur. Durumun böyle olması, Hz. Peygamber&#8217;in bu husustaki sözlerinin Müslümanların arasında geniş bir şekilde yayıldığının ve konuşulduğunun en açık delilidir. Aksi durumda birçok kimsenin bu meseleyi art niyetli olarak kullanmasına yer olmayacaktı.<br><strong>Seyr-i Der Tarih-i Eimme-i Ethar c.1 s.286</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-821ef34c805e92a0138073c4afb22328">198-Mehdeviyyet&#8217;in Tarihteki Etkisi </h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d732a258d3fdcc226e748af4eec31f63"> Mehdeviyyet&#8217;in tarih üzerindeki ilk etkisini, Ebu Ubeyd Es-Sakafi&#8217;nin oğlu Muhtar&#8217;ın, Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) intikamını almak için başlattığı kıyamda görmekteyiz. Muhtar&#8217;ın siyasi kişiliğinin, Dinî kişiliğinin önünde olduğunda hiç şüphe yoktur, Muhtar&#8217;ın iyi yada kötü birisi olduğu konumuz dışındadır, bu yüzden Muhtar&#8217;ın bu yönü ile işimiz yoktur. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6ec0466cd34922152456a1a59ab4daf7"> Muhtar, hem Hz. İmam Hüseyin&#8217;in katillerinden intikam almanın çok önemli olduğunu biliyordu hem de içinde bulunduğu zamanın çok uygun bir zaman olduğunu biliyordu ama insanlar, bu işi onun liderliği altında yapmaya hazır değillerdi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eb82693b6258631e7482cae08efcfd2d">Muhtar, Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in haber vermiş olduğu Vadedilmiş Mehdi meselesini, Emirelmuminin Hz. İmam Ali&#8217;nin (a.s) oğlu Muhammed Hanefiye ile mevzu edip ortaya attı çünkü Emirelmuminin İmam Ali&#8217;nin o oğlunun adı Muhammed idi ve Hz. Peygamber de (s.a.a) şöyle buyurmuşlardı:<br> &#8220;Kıyam edecek Mehdi&#8217;nin adı, benim adımdır.&#8221;<br>Ve bu sebepten dolayı da Muhtar şöyle diyordu:<br> &#8220;Ey İnsanlar! Ben Mehdi&#8217;nin temsilcisiyim! Ben, Peygamber&#8217;in haber vermiş olduğu Mehdi&#8217;nin temsilcisiyim.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-af2de58be6ae95f3571faa6f05f44ef1"> Şu hususun bilinmesi gerekir ki, Sadr-ı İslam&#8217;dan beri Hz. İmam Mehdi&#8217;nin zuhur zamanının ne zaman olduğu belirlenmiş değildir. Sadece bazı özel-has kimseler onun kimin oğlu olduğunu biliyordu. Hz. Mehdi (a.s) hakkında, Hz. Peygamber (s.a.a) O&#8217;nun kendi evlatlarından olduğunu ve kesinlikle zuhur edeceğini buyurmuş ama ne zaman olduğu açıklanmamıştır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-97dce58ea027f668b23e469980a19f82"> Muhtar bir müddet Mehdi&#8217;nin naibi-vekili adıyla siyaset yaparken Muhammed Hanefiye&#8217;nin kendisinin, Vadedilmiş Mehdi olduğu iddiasını kabul edip etmediği bahis konusu olmuştur. Bazı kimseler Muhammed Hanefiye&#8217;nin intikam alabilmek için bu iddiayı kabul ettiklerini söylemişlerse de bu ispatlanamamıştır. <br>Fakat Muhtar&#8217;ın, Muhammed Hanefiye&#8217;yi Vadedilmiş Mehdi olarak ilan etmesinde hiçbir şüphe yoktur ve Keysaniyye mezhebi de buradan doğmuştur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e0cddbd89a8d16d2b471033f88855e7d">Keysaniyye Mezhebinin taraftarları, Muhammed Hanefiye&#8217;nin vefatından sonra şöyle söylüyorlardı:<br> &#8220;Hz. Mehdi, dünyayı eşitlik ve adalet ile doldurmadan ölmeyeceği için Muhammed Hanefiye ölmemiş, Rezva Dağında gaybete çekilmiştir.&#8221;<br><strong>Seyr-i Der Sire-i Eimme-i Ethar (a.s) c.1 s.281</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-449c6deeb208a7534cb8f9749129387e">199-Mehdeviyyete İnanmanın Etkisi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cba40362e9408f747f96f821c69ba799"> Mehdeviyyet hakkında bilgi sahibi olmayanların bir bölümü, özellikle de Şia mektebi ve mezhebi hakkında  bilgisiz olan kimseler, bazı kitaplarda yazılmış olan bazı sözlerden Mehdeviyyet meselesinin Hicri  3. asırdan sonra meydana geldiği vehmine kapılmışlardır. Yani Mehdeviyyet&#8217;in Hz. İmam Hüccet b. Hasan El Mehdi&#8217;nin (a.s) doğumundan sonra gündeme geldiğini ileri sürmüşlerdir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8c4e402f399d9bf250b5984dc912d439">Mehdeviyyet meselesinin açık bir şekilde beyan olunup olmadığını, ne zaman ve nasıl başlayıp söz konusu olduğunu kısaca açıklayacak olursak:<br> Mehdeviyyet meselesi, Kur&#8217;an da net ve açık bir şekilde &#8220;Kulli İlahi Müjde&#8221; halinde açıklanmıştır. Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;i dikkatlice inceleyen bir kimse, bir çok Ayet-i kerime de Hz. İmam Mehdi&#8217;nin hem varlığını hem de gelecekte olması kesin bir İlahî irade ve takdir olduğunu açıkça görecektir. <br>Kur&#8217;an&#8217;ın bu husustaki ayetlerinden bir tanesi Enbiya Suresi&#8217;nin 105. Ayet-i kerimesidir:<br><strong>وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ اَنَّ الْاَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ<br> &#8220;Hiç şüphesiz biz, Zebur&#8217;da Zikir&#8217;den (Tevrat&#8217;tan) sonra şöyle yazdık: &#8220;Hiç şüphesiz ki, salih kullarım yeryüzüne hakim olacaktır.&#8221;</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b953deb75a87563630a75993da3e6349">Allahu Tebareke ve Teala bu ayet-i kerime de şöyle buyurmaktadır:<br> Biz daha önceleri Tevrat&#8217;ta yazmıştık, sonra da Zebur&#8217;da şöyle yazdık ve ilan ettik: &#8220;Salih kullarım kesinlikle yeryüzüne, yani Dünya&#8217;nın tamamına hakim olacaklardır.<br> Burada bir bölge, şehir veya bir ülke mevzu bahis değildir; burada, Dünya&#8217;nın tamam söz konusudur; hedef ve fikir, çok büyüktür ve Dünya&#8217;nın tamamıdır.<br> Yeryüzü sonsuza kadar zalim ve zorbaların yönetiminde ve elinde kalacak değildir. Bu, geçici bir süreliğine böyle olacaktır ve salihler, Dünya&#8217;nın tamamına hükümet edeceklerdir ve bu dönem, gelecekte muhakkak olacaktır.<br>Bu Ayet-i kerimenin anlamının bu şekilde olduğu hususunda en küçük bir şüphe dahi yoktur.<br><strong>Seyr-i Der Sire-i Eimme-i Ethar (a.s) c.1 s.278</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-55381757ce35dbe53bfcb164b59a2a26">200-İlahî İlke (Sünnet)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-57650163208e3d524c7c1c623e39abc9"> Dünya&#8217;nın gidişatı mecrasından çıkmaya başladığı her zamanda Allahu Teala tabiat kanunları ile öngörülmesi mümkün olmayan ani bir değişiklik meydana getirmektedir. Evet Din, insanın gözlerini açmak ve insan aklını sırada olayların inhisarından kurtarmak için gelmiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a0215f344b86d0732e1fd96608ed540b">201-İmam&#8217;ın Peşisıra</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-13568908364a25e37fc3d1dad1526b23">Ebu Reca Mısrî şöyle demiştir:<br> Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) irtihalinden sonra 2 boyunca İmam&#8217;ı aradım durdum ama ulaşamadım. 3. yıl Medine&#8217;nin Seriya mahallesinde İmam Hasan Askeri&#8217;nin oğlunu aramaya başladım. Ebu Ğanem, akşam kendisine misafir olmamı söyledi.<br> Oturmuş düşünüyor ve kendi kendime şöyle diyordum:<br> &#8220;3 yıldır arıyorum, bir İmam olsaydı görünürdü.&#8221; <br>Bu şekilde düşünürken sahibini görmediğim bir ses işittim, şöyle diyordu:<br> &#8220;Ey Nasır b. Abdurrabbeh! Mısır halkına sor, Allah Resulünü gördükten sonra mı kendisine iman ettiler?&#8221;<br>  Ben kendim dahi babamın adını bilmiyordum çünkü Medain şehrinde Dünya&#8217;ya geldiğim zaman babam vefat etmiş ve Nevfilî, beni yanına alıp Mısır&#8217;a götürmüştü ve Mısır&#8217;da büyümüştüm. <br> Bu sesi ve sözü duyduktan sonra hızlıca yerimden kalktım ve Ebu Ğanem&#8217;in evine gitmeden Mısır&#8217;a geri döndüm.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.250</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dc4a4c5f4f849a953734e620395ab427"> 202-Tarih&#8217;in Dilinden</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9158d6b57466af38687e08739cc89f8d"> İslam ümmetinin her kesimi (Şii-Sünni) nezdinde, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) döneminde hak olmayan ve isyankar halifenin, özel birimler oluşturarak o Hazreti ve ailesini her bakımdan kontrol altında tuttuğu bilinen bir hakikattir. <br> İmam&#8217;ın oğlunu bulabilmek için aile fertlerinin tamamı hem sıkı kontrol altında idiler hem de o Hazretin cariyelerinden bazıları hapis edilmişlerdi.<br> Zalim Halifenin, bu iş için görevlendirmiş olduğu kimselerden bir tanesi, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) öz kardeşi Cafer idi. <br> Cafer, İmamet hayalleri kurduğu için kardeşinin oğlunun ortadan kaldırılmasından sonra İmam olmayı planlamıştı. Ama Allah&#8217;ın gaybete çekme iradesi, gaybete çekilen Peygamberlerde muhakkak olduğu gibi o Hazret için de muhakkak oldu ve Hz. İmam Mehdi (a.s) gaybete çekildi.<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.46</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-38e84b19b6186ef64ffbb9a3f789e2e8"> 203-Hz. İmam Mehdi (a.s) Kesinlikle Vardır</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-934b40363b5a3470e7fc5d06c819bcdf"> Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) İsmail adında bir oğlu vardır ve İsmailiyye mezhebinden olanlar ona bağlı olanlardır. İsmail, Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) hayatta iken vefat etmiştir ve İmam oğlu İsmail&#8217;i çok seviyordu. <br> İsmail vefat edince cenaze işleri yapıldıktan sonra İmam, oğlunun cenazesinin yanına geldiler, oğlunun cenazesinin sarılmış olduğu kefeni açıp İsmail&#8217;in yüzünü ashabına göstererek, buyurdular:<br> &#8220;Bu, benim oğlum İsmail&#8217;dir, vefat etmiştir. Yarın onun Ümmetin Mehdisi olduğunu ve gaybete çekildiğini iddia etmeyin. Onun yüzüne bakın, kim olduğunu görün ve sonra, vefat ettiğine şahitlik edin.&#8221;<br> Evet, bütün bunlar Mehdeviyyet meselesinin en küçük bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde İslam ümmetinin nezdinde kesin olduğunu ortaya koymaktadır. </p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-00b4e6317d2006ff51fcd4fee0dd2db4">204-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Ömrünün Uzun Olması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a1c34313354974c726b50f6e0901ae04"> Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında sorulan sorulardan ve yapılan itirazlardan bir tanesi, o Hazretin ömrünün uzun olmasıdır. <br>&#8220;Bir insanın bu kadar uzun bir ömre sahip olup yaşaması nasıl mümkün olabilir?&#8221; denilmektedir.<br> Bu konunun aydınlığa kavuşması için aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekir:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6c770f6444ba000b4ac04cda2581a434"><strong>1-</strong>İnsan hayatının belirli bir ölçü, sınır ve miktarı yoktur ve sınırı olmadığı içinde onu aşmanın mümkün olmadığı söylenemez. Şimdiye kadar hiçbir bilim insanı, &#8220;İnsanın bu Dünya&#8217;da yaşayabileceği süre, azami şu kadar yıldır ve yıla gelindiği zaman kesinlikle ölüp bu Dünya&#8217;dan gitmesi gerekir.&#8221; şeklinde bir söz söylemiş değildir.<br> Aksine hem önceki dönemlerin hem de günümüzün (hem Doğu&#8217;nun hem de Batı&#8217;nın) bilim adamları, insanoğlunun ömrünün sınırının olmadığını ve gelecekte insanın ölümü, önemli ölçüde geciktirebileceğini ve böylece de uzun yıllar Dünya&#8217;da yaşayabileceğini söylemiş ve söylemektedirler.<br> Bu ilmi veriler, bilim adamlarına başarıya ulaşma umudu verdiği için gece-gündüz araştırma ve deneyler yapmaktadırlar ve yapmış oldukları bu deneylerin büyük çoğunluğunda da başarıya ulaşmışlardır.<br> Bu araştırma ve deneyler, ölümünde diğer hastalılar gibi neden ve sebepleri olduğunu ve bu sebeplerin teşhis edilip önlenmesi halinde mevcut ortalama yaşam süresinden daha uzun yaşanabileceğini ortaya koymaktadır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-33af1cc8e28da02d09628bb75929079e"> <strong>2-</strong>Hayvan, bitki ve insan türünden bazı canlıların, türlerindeki diğer canlılara oranla daha uzun yaşadıkları keşfedilmiştir. Bu tür insanlar olduğunun bulunmuş olması, o türden olanlar için aşılması imkansız uzun hayat ve yaşam sınırlamasının olmadığının en açık delillerinden bir tanesidir. İnsanların büyük çoğunluğunun 100 yaşından sonra öldükleri doğrudur ama bunun böyle olması insanın 100 yıldan fazla yaşayamayacağına delil olmaz çünkü 100 yılın üzerinde yaşayan sayısız sayıda insan vardır ve bunların 120, 150, 180 yıl yaşamış olmaları, insanın Dünya&#8217;da yaşayacağı müddetin sınırı olmadığını ortaya koymaktadır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f04b1832ae60a8244c05ca25a2759538"><strong>3-</strong>Yaşlılık önlenemeyecek bir kader değildir, aksine tedavi edilmesi mümkün olan bir hastalıktır. Tıp ilmi bugüne kadar birçok hastalığın neden ve sebeplerini ve tedavi yollarını bulabildiği gibi gelecekte yaşlanmanın sebeplerini bulup, tedavi yollarını insanların hizmetine sunması da mümkündür. Birtakım bilim insanları gençlik iksirini bulmak için çırpınıp duruyorlar ve belli bir ölçüye kadar muvaffak da olmuşlardır. Bu başarılar, gelecekte insanların yaşlanmaya galebe edebileceklerini göstermektedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-14a314282bcbff18750caf6e87cb3b87"> Hem söylemiş olduğumuz bu hususları hem de bilim adamlarının yapmış oldukları çalışmalarda elde etmiş oldukları sonuçları dikkate aldığımız zaman şu neticeye ulaşmaktayız:<br> &#8220;Beden yapısı bakımından kamil derecede olan; <br>bedenin temel uzuvları olan kalp, beyin, sinir sistemi, böbrek, akciğer ve midesi sağlam olan;<br>sağlık kurallarının tamamını bilen ve eksiksiz uygulayan;<br>yiyecek ve içeceklerin özelliklerini bilen ve faydalı olanları kullanan;<br>mikropların tamamını, bütün özellikleri ile birlikte tanıyan;<br>nelerin zehirli olduğunu bilip onlardan kaçınan;<br>bedenin ihtiyaç duyduğu yiyecek ve vitaminleri zamanında ve ölçüsünde bedene yükleyen;<br>anne ve babasından hiçbir kalıtsal hastalık taşımayan;<br>beden ve beynin tahrip ve çökmesine sebep olan kötü ahlak ve fikri ızdıraptan uzak duran;<br>ruh ve bedene hayat veren güzel ahlakın tamamına sahip olan kimse ve bütün bunların yanında ruhî ve cismî tedbiri kemal seviyesinde olan kimse, kendi hemtürlerinden ciddi ve kıyaslanamayacak derecede farklılıklara sahip olduğu için binlerce yıl yaşayabilir. İlim, bu şartlara sahip olan kimselerin çok uzun yıllar yaşamasının mümkün olduğunu ispatlamıştır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a417645f7c90fe687d4faec57935e739"> Bu sebeplerden dolayı, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) uzun ömürlü olmasını imkansız olarak görmek mümkün olmadığı gibi ilim ve akıl bunun mümkün ve olması gereken bir ömür olduğunu ortaya koymaktadır.<br> Bunlardan daha önemli olan husus ise şudur:<br> &#8220;Bir kimsenin varlığı, alem için şart ve olmazsa olmaz zaruri olduğu zaman mutlak kudret sahibi olan Allahu Teala&#8217;nın bunu yapmasında (o kimsenin çok uzun bir hayat sürmesini irade etmesinde) ne tür bir sakınca olabilir? Bu iş, Allah&#8217;ın gücünün dışında mıdır ki olması imkansız olmuş olsun.&#8221;<br><strong>Dünya&#8217;nın Adaletçisi s.201</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9744a2741379aa28e6673db03ba9e91e">205-Murtaza Mutahhari&#8217;ye Göre İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Ömrü</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-055c5c00f3a8d79f9e2efdc3fcaef517"> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) konusu açıldığı zaman insanların bir çoğu şöyle söylemektedirler:<br> &#8220;Bir insanın 1200 yıl yaşaması mümkün müdür? Böyle bir şeyin olması tabiat kanunlarına aykırıdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5e1e393cad021602503055f840e40da8">Bu fikre sahip olanlar, Dünya&#8217;da meydana gelen olayların tamamını tabiat kanunlarına (yani günümüz insanlarının sahip olduğu ilme) %100 uygun olduğunu sanıyorlar. Aksine tarih boyunca bütün canlıların (insanların, hayvanların ve bitkilerin) hayatında meydana gelen büyük değişimlerin tamamı normal olmayan değişimlerdir. <br> Acaba yeryüzünde canlıya dönüşen ilk nutfe tabiat-dünya ilmine uygun bir olay mıdır?<br>Yeryüzünde meydana gelen ilk hayat hangi doğal kanunlar ile açıklanabilir?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-29d00cbbad27cf5a7227250df45d53d5"> Günümüz ilmine göre yeryüzü kırk milyar yaşındadır. Milyonlarca yıl önce bizim Dünyamız kızgın ve yakıcı bir küre idi ve burada hiçbir canlının yaşayabilmesi mümkün değildi. İlmi tahminlere göre milyarlarca yıl geçtikten sonra yeryüzünde ilk canlı vücuda gelebilmişti.<br> Günümüzün ilmi ise canlıların sadece canlıdan türediğini ve canlının, canlı olmayan bir şeyden türemesinin mümkün olmadığını söylemektedir. Ama ilim bugüne kadar yeryüzünde meydana-vücuda gelen ilk canlının, yani birleşip canlıya dönüşen ilk nutfenin nasıl birleşip de canlıya dönüştüğünü açıklayabilmiş değildir. İlk nutfenin birleşip vücuda gelmesi Dünya&#8217;da meydana gelen en büyük olaylardan bir tanesidir ama ilim, bugüne kadar bunu açıklayabilmiş değildir.<br>Bu hususta şöyle söylemektedir:<br> &#8220;Hayatı meydana getiren ilk nutfe-hücre gelişerek iki kısıma ayrılmaktadır ve bunlardan biri bitkisel, diğeri ise hayvani boyutlardır, birbirilerinden tamamen farklı özelliklere sahiptirler ama aynı zamanda birbirilerini tamamlamaktadırlar.<br>Şaşırtıcı olan husus ise şudur:<br> &#8220;Bitki olmayacak olursa hayvan vücuda gelemediği gibi hayvan olmadığı zamanda bitki var olamıyor. Bu durum özelliklede atmosferde olan gazların alınıp verilmesinde ve solunup dışarı çıkarılmasında böyledir.<br> Bu olayda meydana gelen başka büyük bir değişimdir fakat ilim ise bugüne kadar bunu dahi açıklayabilmiş değildir.<br> Nutfeden hayvani ve bitkisel boyutların nasıl meydana geldiği açıklanabilmiş değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-147e7c9991400c410b13b671a49cde7f">Burada şunu sormamız gerekir:<br> &#8220;Acaba vahyin inmesi sıradan bir olay mıdır? <br>Tabiat-Dünya ötesinden bir kimseye emir ve kuralların gelmiş olması bir insanın 1200 yıl yaşamış olmasından daha küçük bir şey midir&#8221;<br> İnsanın uzun yıllar yaşayabilmesi doğal bir olaydır ve bilim insanları bunun doğal ilkelerini bulmaya çalışıyorlar. Bilim insanları bir takım ilaçlarla insan ömrünü uzatmaya çalışmaktadırlar.<br> Şu halde kimse çıkıp, &#8220;Tabiat kurallarına göre insan bu Dünya&#8217;da 80-100 yıl yada 150-200 yıldan fazla yaşayamaz&#8221; diyemez.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-29f13e4e59141ce4afa282b8a3a25657"> İnsanların bedenini oluşturan hücrelerin hayati evrelerinin olduğu doğrudur ama sınırlı şartlar içinde geçerlidir. <br> Bir gün yapılacak bir keşif neticesinde, çok küçük bir şey ile insan ömrünün 500 yıla kadar yada daha fazlasına çıkartılabilmesi mümkün olacaktır ve bu insanın şüphe edeceği bir şey değildir. Bu, bu Dünya&#8217;da meydana gelmiş olan sıradan olaylar gibi bir olaydır. <br> Buna göre İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) ömrünün uzun olması ne tartışılacak bir meseledir ne de şüphe duyulacak bir olaydır.<br><strong>Seyr-i Der Sire-i Eimmei Ethar (a.s) c.1 s.267, Murtaza Mutahhari</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b462e473b37fe0a90bd5db7ca2b01425">206-Dikkat Çeken Bir Husus</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3afc00b443f0469ffa60f234fcec7aae"> Tarihi Mısır kazılarında yapılan kazı çalışmalarının birisinde Mısır Firavunlarının mezarında eski Mısır&#8217;dan kalma buğday başaklarından birisi bulunmuş ve bu buğday tanelerinde hayat olup olmadığının öğrenilmesi için buğday taneleri ekilmiş ve ekilen buğdaylar yeşerip ürün vermiştir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-145016f6b1e89e97e23f516cf04347e1"> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (canlar ona feda olsun) hayatını, bu buğday taneleri ile kıyasladığımız zaman, o Hazretin ömrünün bu buğday tanelerinin yaşı kadar dahi olmadığını göreceğiz. Ayrıca bu hususta bir çok akli ve nakli delillerde vardır.<br><strong>Binbir Nokta, Allame Hasanzade Amuli s.139</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-186314b49c674693fdf9a1ddedb7b004">207-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Ömrünün Uzun Olması </h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-aa669ec2f1e1b32dc9e2b750366a7cb4">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin ömrünün uzun olması hususunda birçok söz söylenmiştir; ama o hazretin ömrünün uzun olmasındaki en önemli faktör, Allahu Teala&#8217;nın iradesinin işin içinde olmasıdır. İlahi kitaplarla, özellikle de Kur&#8217;an-ı Kerim ile ilişkisi olan kimseler, alemde hem birçok olağan dışı işler olmuştur hem de birçok mucizeler, mucizeler meydana gelmiştir ve bunların tamamı Allahu Teala&#8217;nın sonsuz kudreti ile meydana gelmiştir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-452e38267c46145d33097836ad073fed"> Örnek verecek olursak: Hud suresinin 37 ve 38. ayet-i kerimelerinde Hz. Nuh&#8217;un (a.s) uzun ömrünü; Enbiya suresinin 69. ayet-i kerimesinde ateşin Hz. İbrahim&#8217; (a.s) için soğuk ve etkisiz hale gelmesini; Kasas suresinin 33. Taha suresinin 20. ve Şuara suresinin 32. ayet-i kerimesinde Hz. Musa&#8217;nın (a.s) asasının ejderhaya dönüşmesini; Enbiya suresinin 91. ayet-i kerimesinde Hz. İsa&#8217;nın (a.s) babasız olarak dünyaya gelmesini ve Meryem suresinin 27 ve 34. ayet-i kerimelerinde ise o hazretin kundakta, beşikteyken konuşma meselelerini söyleyebiliriz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d22feac5170d70636e025d0b3ca59789"> Allahu Teala sadece birkaç tane örnek verdiğimiz olağan dışı işleri yapmaya kadir olduğuna göre, Hüccetini de uzun yıllar yaşatmaya muktedirdir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2f263681337b3ff18bf20d31d981ce1e">Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e baktığımız zaman birtakım kimselerin uzun yaşadıklarını ve yaşamakta olduklarını görmekteyiz:<br>Hz. Nuh&#8217;un (a.s) tufandan önce 950 yıl yaşadığı Ankebut suresinin 14. ayet-i kerimesinde buyurulmaktadır. Hz. Nuh (a.s) tufandan sonra da yaşamış ve tarih kitaplarında 2500 yıla kadar yaşadığı yazılmıştır. <br>Yahudilerin &#8220;Biz İsa&#8217;yı yakalayıp öldürdük&#8221; sözlerine karşılık Kur&#8217;an&#8217;da şöyle buyurulmuştur: <br>&#8220;Allah onu göğe yükseltmiştir.&#8221; ve bu olay Nisa suresinin 158. ayet-i kerimesinde buyurulmuştur. <br> Ayrıca birçok hadiste Hz. İsa&#8217;nın yaşadığını, gökte olduğunu ve Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhurundan sonra yere inip o hazretin arkasında namaz kılacağı buyurulmuştur. <br> Bu sebepten dolayı da Hz. İmam Mehdi hakkında yazılmış olan kitapların büyük çoğunluğuna Muammerin (uzun ömürlü olanlar) adında ayrı bir bab-, başlık açılmıştır; açılmış ve uzun ömür sahiplerinin adları ve kim oldukları yazılmıştır. <br> Evet, tıp ilmi insan ömrünü 70, 80, 100 yıl ile sınırlamamaktadır. Aksine insan bedenini vücuda getiren uzuvların uzun bir hayat sahibi olacak şekilde yaratıldığını ortaya koymaktadır. İnsan ömrü ile diğer canlıların hayat süreleri üzerinde uzun ve kapsamlı araştırmalar yapmış olan bir bilim adamı, insan bedeninin binlerce yıl yaşayabilecek şekilde yaratıldığını ispatlamıştır.<br><strong>İlk Akademi ve Son Peygamber c.2 s.220<br></strong>Bir başka bilim adamı ise şöyle söylemiştir: <br>&#8220;İnsan için belirli ve sınırlı müddette bir hayat süresi düşünmek imkansızdır.&#8221; <br><strong>Muslihi Cihan s.67</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-839a3a425590ff5ee41cc775577d31eb">208-Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi&#8217;nin Dilinden Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Uzun Ömürlü Olması</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f2c2ae6558a2b2662a5080298ce9c33e"> Şia&#8217;nın muhalifleri, 12. İmam Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) şimdiye kadar yaklaşık olarak 1200 yıl yaşında olması gerektiğini ama böyle bir şeyin mümkün olmadığını söylüyorlar. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-62716cc181c93c34adf8d47a06b28949"> Bu sözlerin sahipleri hakikati kabul etmekten uzaklaşmak için bunu söylemektedirler. Gaybette olan İmam hakkında Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in ve Ehlibeyt İmamlarının (a.s) buyurmuş oldukları sözlere müracaat edenler, gaybetteki İmam&#8217;ın yaşam şeklinin olağan dışı bir yaşam şekli olduğunu göreceklerdir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c5faf99e429ce90460dcd449cda9e568">Olağan dışı olmak demek imkansız demek değildir ve ilim, olağan dışı olan şeyleri/olayları reddedebilmiş değildir. Çünkü bu dünyada olan ve iş yapan vesilelerin sadece biz insanların görebildiği ve tanıdığı vesilelerden ibaret olduğunu ve bunların haricinde vesilelerin olmadığını ispatlayabilmek mümkün değildir. Bu sebepten dolayı da bazı kimseler de bizlerin görüp bilmedikleri vesilelerin olmasından dolayı bin yıl ya da birkaç bin yıl yaşayabilmeleri mümkündür ve bunun reddedilebilmesi imkansızdır. <br> Bu sebepten dolayıdır ki tıp dünyası uzun yıllardır uzun yaşamanın yolunu bulma hususunda yapmış olduğu çalışmalarda çıkmaza girip ümitsizliğe düşmüş değildir. İlahi kitaplara sahip olan Müslümanların, Yahudi ve Hristiyanların bu tür sözleri söylemeleri çok şaşılacak şeydir. <br><strong>İslam&#8217;da Şiilik, Allame Tabatabai s.125</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b81f58c4ce45f675007095e2a41f3e20">209/210-Uzun Ömür Sahipleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ecef8295b2ec4ede7890e083c41dd51e">Mesudi, kendi kitabında uzun ömür sürmüş olan kimselerin bazılarını isim ve kaç yıl yaşadıkları ile birlikte yazmıştır:<br>Adem 930 yıl, Şis 912 yıl, Enuş 960 yıl, Kenan 920 yıl, Mehlail 700 yıl, Lut 732 yıl, İdris 300 yıl, Matuşalih 960 yıl, Lamek 790 yıl, Nuh 950 yıl, İbrahim 195 yıl, Keymers 1000 yıl, Cemşid 600 yıl ya da 900 yıl. Ömer İbn Amr Amir 800 yıl, Ad 1200 yıl. <br><strong>Mürevvic-uz Zeheb c.1 s.201</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-62d90411692478a1c5bc683d346571be">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: &#8220;Babam, dedemiz Hz. Resulullah&#8217;ın (sallallahu aleyhi ve alih) şöyle buyurduklarını buyurdular: <br>Ebul Beşer Adem 930 yıl, Nuh 2500 yıl, İbrahim 175 yıl, İbrahim oğlu İsmail 120 yıl, İbrahim oğlu İshak 180 yıl, İshak oğlu Yakup 120 yıl, Yakub oğlu Yusuf 120 yıl, Musa 126 yıl, Harun 133 yıl, Davud 110 yıl ki 40 yıl padişahlık yapmıştır ve Davud oğlu Süleyman da 712 yıl yaşamıştır.&#8221; <br><strong>Kemal-Din c.2 s.308-309</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-68a4b7d19d9f4206b036387c0e015ebe">211-Sahte Mehdiler</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4f19c3731232bc3e8bde4c4f49401dd1"> Mehdeviyyet ilkesi köklü bir ilkedir ve Sadr-ı İslam&#8217;ın kesin ve şüphesiz meselelerinden bir tanesiydi. Durum böyle olduğu için de geçmişte birçok sahte mehdiler türemiştir ve biz burada adları tarihte kayıt altına alınmış olan sahte mehdilerin bazılarını açıklayacağız:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-53243de954ddb89328df9c8b81355d2e">İnsanların bir kesimi Muhammed b. Hanefiyye&#8217;nin Mehdi olduğu vehmine kapılmışlardır ve onun ölmediğini, Redva Dağı&#8217;nda gaybete çekildiğini ve zuhur edip dünyayı hak ve adaletle dolduracağını söylemişlerdir. <br><strong>El Milel ven Nihel c.1 s.242; Fırak-uş Şia lil Nevbahtî s.255</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-82da4df1338a25b41af2fec74d66d334">Zeydiyye fırkasından olan bir kesim, Hasan oğlu Abdullah&#8217;ın oğlu Muhammed&#8217;i Mehdi görmüş ve zuhurunu beklemişlerdir. <br><strong>El Milel ven Nihel c.1 s.256; Fırak-uş Şia s.62</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ce70f73103e5b03bfccb9987c3172e19">Navusiye fırkası, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ı (a.s) Mehdi, yaşıyor ve gaybette kabul ediyorlar. <br><strong>El Milel ven Nihel c.1 s.273; Fırak-uş Şia s.67</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d696fd13d2b12e045a349962d15d5fa6">Vakfiyye fırkası, Hz. İmam Musa Kazım&#8217;ın (a.s) Mehdi olduğuna, gaybette olduğuna, zuhur edip dünyayı adaletle dolduracağına inanıyorlar. <br><strong>El Milel ven Nihel c.1 s.278; Fırak-uş Şia s.80-83</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9a56da11663a21cf4a9636ac50d1c9ee">İsmailiyye fırkasının bir bölümü, İsmail&#8217;in ölmediğini ve hayatta olduğunu, takiyye edildiği için gizlenildiğine inanmaktadırlar. <br><strong>El Milel ven Nihel c.1 s.279; Fırak-uş Şia s.67</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7455771fe820bf1bf618cc85800bfaad">Bakırıyye fırkası, Hz. İmam Muhammed Bakır&#8217;ın (a.s) Vaadedilmiş Mehdi olduğuna inanmaktadırlar. <br><strong>Tenbihat-ul Celile fi Keşfil Esraril Batile c.4 s.245</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1e6f7df413d3d239710dfb0dac1278e6">Muhammediyye fırkası, Hz. İmam Muhammed b. Ali Taki&#8217;nin (a.s) oğlu 10. İmam Hz. İmam Ali b.Muhammed Naki&#8217;nin (a.s) oğlu Muhammed&#8217;in Mehdi, hayatta ve gaybette olduğuna inanmaktadırlar. Oysaki İmam Hadi&#8217;nin oğlu Muhammed, İmam hayattayken vefat etmiştir. <br><strong>El Milel ven Nihel c.1 s.245</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a10f7c5fe79e077f88c73f1ee2ac2344">Cevaziyye fırkası, Hz. İmam Hüccet b. Hasan&#8217;ın (a.s) bir oğlunun olduğuna ve onun Mehdi olduğuna inanmaktadırlar. <br><strong>Tenbihat-ul Celile fi Keşfil Esraril Batile c.4 s.245</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0632b80608760a725654ccb96ccd0479">Haşimiye fırkasından ayrılan bir fırka Abdullah b. Harbî&#8217;nin hayatta, gaybette ve Mehdi olduğuna inanmaktadırlar. <br><strong>El Milel ven Nihel c.1 s.245</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ad0f488c6569f40412f10d2f048edafb">Mübareke fırkasından olan bir fırka Muhammed b. İsmail&#8217;in Mehdi ve gaybette olduğunu iddia etmişlerdir. <br><strong>El Milel ven Nihel c.1 s.279</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6500fb0bb5097bda6297edaaa2d5051e">Yezidiye fırkası Yezid&#8217;in göğe yükseldiğine ve zuhur edip dünyayı hak ve adaletle dolduracağına inanıyor. <br><strong>El Yezidiye li Demluci s.164</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-827de69ad0059b0b770bbc6b5d52fcf2">İsmailiye fırkası şöyle söylemektedir: <br>Hadislerde geleceği haber verilmiş olan Mehdi Muhammed b. Abdullah&#8217;tır ve o Mısır ve Fas bölgelerinde hükümet etmiştir. <br><strong>Ravzat-us Safa Tarihi c.4 s.181</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a1edd0f98165c9589ea380d2995408bf"> İmamiyye mektebinden olan bir fırka ise şu iddiada bulunmuşlardır:<br>Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) yaşıyor ve kıyam edecek olan Mehdi odur. Şimdilik gaybet dönemindedir ve vakti geldiği zaman zuhur edip dünyayı eşitlik ve adaletle dolduracaktır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-78f955f537a6b77375f4e47679683368"> Yine Ehlibeyt mektebinden olan İmamiyye mektebinden bir başka fırka ise şöyle inanmaktadırlar: <br>İmam Hasan Askeri (a.s) kıyam edecek olan Mehdidir. Ölmüştür ama dirilip kıyam edecektir çünkü kıyam etmenin anlamı öldükten sonra kıyam etmektir. <br><strong><strong>El Milel ven Nihel c.1 s.284; Fırak-uş Şia s.96-97</strong></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5431c79d4297716e4adcee78c401b4a1">Ebu Müslim fırkası, Ebu Müslim Horasani&#8217;nin gaybetteki İmam olduğuna inanmaktadırlar. <br><strong><strong>Fırak-uş Şia s.47</strong></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3b1bfad402a9757c5ac839674325de49"> Karamita fırkası Muhammed b. İsmail&#8217;in gaybete çekilen İmam olduğunu iddia ediyor ve onun Rum bölgesinde yaşadığına inanıyorlar. <br><strong>El Mehdiyyetu fil İslam s.170, <strong><strong>Fırak-uş Şia s.</strong></strong>72</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fdc16ada50c778e94b72268907c9fdd7">Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) Mehdi olduğuna inanan başka bir grup ise onun öldükten sonra diriltildiğini, o günden bu tarafa gaybette yaşadığını ve bir gün zuhur edip dünyayı hak ve adaletle dolduracağına inanmaktadırlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4a7c024e1668c314a8b328b10d8d51b7">212-Sahte Mehdiler</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-410de65446b0ea063623e57484003fdd"> 2. İmam Hz. İmam Hasan&#8217;ın (a.s) kendi adında (Hasan adında) bir oğlu vardı ve ona İkinci Hasan denilmektedir. İkinci Hasan, Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) kızı Fatime ile evlenmişti. Hasan ve Fatime&#8217;den Abdullah adında bir erkek çocuk dünyaya gelmiştir. Abdullah hem baba hem de anne tarafından Hz. İmam Ali (a.s) ve Hz. Fatime (s.a) torunu olduğu için kendisine Safkan Abdullah deniliyordu. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-77c00fc1944bbe1b0db04daea6f66feb"> Safkan Abdullah&#8217;ın Muhammed ve İbrahim adında iki oğlu vardı ve bu iki çocuk Emevi yönetiminin son dönemlerinde, h.k 130 yılında yaşamışlardır. Muhammed çok azamet sahibi birisi olduğu için kendisine Nefs-i Zekiye deniliyordu. Emevi döneminde İmam Hasan&#8217;ın soyundan olan sadat kıyam etmişlerdi ve Abbasiler dahi Abdullah&#8217;ın oğlu Muhammed&#8217;e biat etmişlerdi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c4582773587af8d88847ae0e8e58fe34"> Abbasilerin Muhammed&#8217;e biat etmesinden sonra Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ı (a.s)&#8217;ı çağırtıp şöyle dediler:<br> &#8220;Sen de Hasaneyn Seyyidsin (İmam Hasan ve İmam Hüseyin&#8217;in soyundansın) Muhammed&#8217;e biat etmeni istiyoruz.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0604593ad6e185a22d2d9714144be305"> İmam Sadık (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Kıyam etmekteki maksadınız nedir? Marufu emretmek ve münkeri nehyetmek için kıyam ediyorsanız size destek olurum. Ama onun vaadedilmiş Mehdi olduğunu iddia ettiğiniz için kıyam ediyorsanız bilin ki; bu ümmetin Mehdisi, o değildir. Mehdi başka birisidir. Bu durumda ben sizin kıyamınızı kabul etmiyorum.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8e79ebc2fa3d0e72410f1038c0bacd21"> Abdullah&#8217;ın oğlu Muhammed&#8217;in hem adı Muhammed idi hem de omuzunda bir ben vardı ve bu sebepten dolayı da insanlar onun vaadedilmiş Mehdi olabileceğini söylüyorlardı ve bu sebepten dolayı da kendisine biat etmişlerdi. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eb947c41abe6c6d404c751eeb9d2c161">Mehdeviyyet meselesi Sadr-ı İslam&#8217;dan beri Müslümanların arasında o kadar meşhur ve kesin bir meseleydi ki birisi kıyam ettiği zaman eğer biraz da olsa salih birisiydi ise hemen Mehdi olduğu ilan ediliyor ve şöyle söyleniyordu: <br> &#8220;Bu kişi Hz. Peygamber&#8217;in (sallallahu aleyhi ve alih) haberini verdiği Mehdi&#8217;nin ta kendisidir. Eğer böyle olmamış olsaydı şunlar ve şunlar olmazdı.&#8221; <br><strong>Seyr-i Der Sirei Eimmei Ethar (a.s) c.1 s.286</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b19504c5d8901b84a71ee0194f610b57">213-Sahte Mehdiler</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-935f8d0d3880232107f492a2577e3632">​ Abbasi halifelerinden bir tanesinin adı Mansur oğlu Mehdidir. Abbasilerin 3. halifesidir ve Abbasilerin Mehdisi diye de meşhurdur. <br> Tarihçiler kendi kitaplarında Mansur&#8217;un siyasi kazanç ve çıkar sağlamak için oğlunun adını kasten Mehdi koyduğunu ve bu şekilde en azından insanların bir kesimini aldatmayı planladığını yazmışlardır.<br> Mekalit-ul Talibiyyun ve bazı diğer kitaplarda şöyle yazılmıştır:<br> Mansur özel yerlerde yakınlarına oğlunun Mehdi olduğunu söylemesinin yalan olduğunu ve bunu insanları aldatmak ve yanında tutabilmek için söylediğini itiraf ediyordu.<br>​Bir gün yakınlarından olan Müslim b. Katibe adında birisiyle karşılaşmıştı, ona şöyle dedi: <br>&#8220;Şu safkan Muhammed b. Abdullah neler söylüyor?&#8221; <br>Müslim dedi: &#8220;Muhammed b. Abdullah ümmetin Mehdisi olduğunu söylüyor.&#8221; <br>Mansur dedi: &#8220;Hayır, yalan konuşuyor. Ne o ümmetin Mehdisidir ve ne de benim oğlum.&#8221;<br>​<br> Hz. Peygamber&#8217;in (sallallahu aleyhi ve alihi) Hz. Mehdi hakkındaki hadislerinin hem çok olması hem de halkın genelinin arasında yaygın olmasından dolayı birileri çıkıp mehdilik iddiasında bulundukları zaman insanlar hiçbir araştırma yapmadan ve Hz. Mehdi&#8217;de olması gereken özelliklerin neler olduğunu öğrenmeden o yalanlara kanıp yalancı mehdilere tabi oluyorlardı.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c084b80c466c390b2ea8b5a13745eefb">214-Sahte Mehdiler</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3bd4134077888693365e2306b3b4bca5">Medine müftülerinden-fakihlerinden olan Muhammed b. Eclan, safkan Muhammed b. Abdullah&#8217;a biat etmişti. Abbasiler hilafeti ellerine aldıktan sonra Hasani Seyyidleri öldürmeye başladılar. Mansur halife olduktan sonra bu müftüyü çağırttı, Muhammed&#8217;e biat ettiğini tespit etmişti; azarlayıp kınadıktan sonra ellerini bağlattı ve dedi: <br> &#8220;Düşmana biat eden ellerin kesilmesi gerekir.&#8221;<br>Medine fakihlerine mektup yazılıp durumdan haberdar edilmelerinin üzerine Medine müftüleri toplanıp affedilmesini istediler ve Mansur&#8217;a şöyle dediler: <br> &#8220;Ey halife! Muhammed b. Eclan fakih ve hadis alimidir ve suç işlemiş değildir. Hz. Mehdi hakkındaki hadisleri görünce safkan Muhammed&#8217;in Ümmetin Mehdisi olduğunu zannettiği için ona biat etmiştir. Yoksa size düşman olduğu için ona biat etmiş değildir.&#8221;<br><br> İslam tarihine baktığımız zaman Mehdilik meselesinin çok önemli meselelerden bir tanesi olduğunu hemen görmekteyiz. Bu sebepten dolayı da İslam tarihinde meydana gelmiş olan olayların büyük bölümü, çok önemli bir mesele olan Mehdeviyyet meselesinden dolayı meydana gelmiştir. <br><br> İmamlarımızdan birçoğu şehit edilip dünyadan gittikleri zaman taraftarlarının bir kısmı ölmediğini, gaybete çekildiğini ve Mehdi olabileceğini söylüyorlardı. <br> Hz. İmam Muhammed Bakır, İmam Cafer-i Sadık ve İmam Musa Kazım (aleyhum selam) için de bu tür iddialarda bulunulmuştur. <br><strong>Seyr-i Der Sirei Eimmei Ethar (a.s) c.1 s.286</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9672ded922d63de135ee1189345ec38c">Kutsal Kitaplarda İmam Mehdi (a.s)</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b55c268435b3f22fb03bbf9dcdde8c7e">215- Varis</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ed8b9ae11d1761d687bc50aee584e582">Kur&#8217;an&#8217;da şöyle buyurulmuştur: <br>وَعَدَ اللّٰهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۖ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دٖينَهُمُ الَّذِي ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْناًؕ يَعْبُدُونَنٖي لَا يُشْرِكُونَ بٖي شَيْـٔاًؕ وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ<br>&#8220;Allah sizden inanıp salih amel yapanları, ondan önce nasıl yeryüzüne sahip ve hakim kıldıysa onları da kesinlikle yeryüzüne sahip ve hakim kılmayı ve onlara razı ve hoşnut olduğu dini nasip edip ve o dini bütün dinlerden üstün kılmayı ve korkularını emniyete tebdil etmeyi vaat etmiştir. Bana kulluk etsinler ve hiçbir şeyi bana eş-ortak tutmasınlar. Ve bundan sonra kim kafir olursa onlar buyruktan çıkanların, fasıkların ta kendileridir.&#8221; <br><strong>Nur Suresi/55<br></strong> Birtakım müfessirler bu ayet-i kerimenin; zuhur edip zulüm ve haksızlıkla dolan dünyayı hak ve adaletle dolduracağı mütevatir hadislerle haber verilmiş olan Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında indiğini ve ayet-i kerimede buyurulmuş olan &#8220;sizden iman edip salih amel işleyenler&#8221;den maksadın ise Hz. Peygamber ve Masum imamlar olduğunu söylemişlerdir. <br><strong>El Mizan Tefsiri (Tercümesi) c.15 s.218</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ed2c954ba701e54a81bd5f9a8bce7fc9">216-Kuranî (Kur&#8217;an kaynaklı) İnanç</h3>



<pre class="wp-block-verse has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d24dbfac9b1b2cdb29a10c7d0098b2e6"> Hak, barış ve adalet ordusunun zulüm ve batıla galebe edeceği inanç ve fikri Kur'an'dan kaynaklanmaktadır. Tevbe suresinin 33. ayetinde, Saf suresinin 9. ayeinde, Enbiya suresinin 105. ayetinde, Kasas suresinin 5. ve Araf suresinin 128. ayet-i kerimelerinde İslami imanın, salih amel ve takva sahiplerinin kesinlikle zafere ulaşıp sonsuza kadar zalim ve zorbaları ortadan kaldıracaklarını ve beşerin geleceğinin aydınlık olduğu buyurulmuştur. <br><strong>Hz. İmam Mehdi'nin (a.s) Kıyam ve İnkılabı, s.6</strong></pre>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-37a8770b72d8e18c16f47931954bc613">217-İslam&#8217;ın Evrensel Olması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5ce5fdecedbb3a65af64690c0fb4bc87"> İnsanların evrensel ticaret ve sanayi peşinde oldukları ve kendi ürünlerini evrensel yapmaya çalıştıkları gibi Kur&#8217;an da İslam&#8217;ın evrensel bir din olduğunu <strong>&#8220;O Kur&#8217;an bütün insanlar için zikirdir&#8221;,</strong> <strong>&#8220;O bütün alemler için uyarıcıdır&#8221;, &#8220;Bütün insanlar içindir&#8221; ve &#8220;Alemlerin tamamı için rahmettir&#8221;</strong> tabirleriyle beyan buyurmuştur.  <br> Kur&#8217;an-ı Kerim nazil olurken şöyle buyurulmuştur: <br> &#8220;Benim size getirmiş olduğum mesaj, evrensel bir mesajdır ve bu mesajın vaadedilmiş kişi olan Hazreti Mehdi&#8217;nin (a.s) eliyle gerçekleşmesi muhakkak olacaktır. <br><strong>Ayetullah Cevad-ı Amuli&#8217;nin Konuşmasından</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4315959f1a4fddef8145a935d9cf4782">218-Kur&#8217;an&#8217;ın Talimi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7acbaedc3b96489b398fcd9423d88ede"> Emirel Müminin Hz. İmam Ali (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Kûfe Mescidi&#8217;nde toplanmış ve çadırlar kurarak insanlara Kur&#8217;an&#8217;ı indiği şekilde öğretecek olan Şialarımı görür gibiyim.&#8221; <br><strong>El Gaybet-i Numani s.318<br></strong>Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Ali İbn Ebu Talib&#8217;in Şialarını görür gibiyim; ellerine Kur&#8217;an almış ve insanları eğitiyorlar.&#8221; <br><strong><strong>El Gaybet-i Numani s.318</strong></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d22554b5973c3b3dc05f2a129e097663">219-Kur&#8217;an ve Vaadedilmiş Olanın Müjdesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ff8e2a724f0f5c965cf417f01eda1650"> Dinin önderleri Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de olan birçok ayet-i kerimeden maksadın Hz. İmam Mehdi (a.s) olduğunu buyurmuşlardır. Birtakım kitaplarda Sünni ve Şii kaynaklarında yer alan hadislere istinaden Kur&#8217;an ayetlerinden 140 ayet-i kerimeden maksadın Hz. İmam Mehdi olduğu derlenip yazılmıştır. <br><strong>Sima-i İmam-ı Zaman</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b2e17a6257a2ade33f469df35124e38e">220- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<pre class="wp-block-verse has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0d5ca3e2532b2dbe0f9c9e3cde9a87fa"><strong>هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ<br>اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ<br>Bakara Suresi 2 ve 3. ayetler</strong><br>Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s), "Huden lil muttakin" (Muttakilere hidayettir) ve "Ellezine yu'minune bil gayb" (Onlar gayba iman ederler) ayetlerinin tefsirinde şöyle buyurmuşlardır: <br>"Müttakiler, Hz. İmam Ali b. Ebu Talib'in(a.s)  Şialarıdır; gayb ise Hz. İmam Mehdi'dir (a.s)."<strong><br>Bihar-ul Envar c.51 s.52</strong></pre>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-306f1259df520a5746dd4440cdf27bb8">221- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dacbfa756508f7f89ff1bed3475de42d"><strong>وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِۜ وَبَشِّرِ الصَّابِر۪ينَۙ<br></strong>&#8220;Andolsun ki mutlaka sizi birazcık korku ile, açlıkla, mal, can ve meyve azlığıyla sınayacağız. Müjdele sabredenleri.&#8221; <br><strong>Bakara Suresi/155<br></strong> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) bu ayet-i kerimenin tefsirinde şöyle buyurdular: <br>&#8220;Bizim Kaimimizin zuhurundan önce müminler için birtakım nişaneler olacaktır.&#8221; <br>Arz ettim: &#8220;Efendim, o nişaneler nedir?&#8221; <br>Buyurdular: &#8220;Korku ve vahşete sebep olacak olan tür tür hastalıklar, açlıklara sebep olacak olan fiyat artışları, ölümlerin artıp çoğalmasına sebep olacak olan kıtlıklar ve yağmurun yağmamasının sebep olacağı ürünlerdeki azlıklardır. O zaman da bize olan inançlarının üzerinde sağlam ve muhkem duranlara müjdeler ver.&#8221;<br>Sonra şöyle buyurdular: <br>&#8220;Ayet-i kerimenin tevili budur ve ilimde kök salmışların haricinde ayetlerin tevilini kimsenin bilmesi mümkün değildir. Ve ilimde kök salmışlar biziz.&#8221;<br><strong>Yenabi-ul Meveddet c.3 s.235</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-54f3f9a5d2f069d3daca0e412cb372a9">222- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a04e84b111ed916d4517537d41ed313d"><strong>اَفَغَيْرَ د۪ينِ اللّٰهِ يَبْغُونَ وَلَهُٓ اَسْلَمَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَاِلَيْهِ يُرْجَعُونَ<br></strong>&#8220;Allah&#8217;ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Göklerde ve yeryüzünde olanlar, istekleriyle ve zorla ona teslim olmuşlardır.&#8221; <br><strong>Âl-i İmran/83<br></strong> Hz. İmam Musa Kazım (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Bu ayet-i kerime, Hz. Kaim Mehdi (a.s) hakkında nazil olmuştur. O zuhur ettiği zaman İslam dinini dünyanın doğusundan batısına kadar bütün her yerdeki Yahudi, Hristiyan, dinsiz ve dinden çıkan ve kafirlerin önüne koyacaktır.&#8221; <br><strong>El Meheccet-ul Beyza s.50, İsbat-ul Hudat c.3 s.549</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4e646047f243187178905a8761bbff16">223- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-37129c50c25037c5d8bc9cb68b45feaa"><strong>وَقَاتِلُوهُمْ حَتّٰى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدّٖينُ كُلُّهُ لِلّٰهِۚ<br></strong>&#8220;Hiçbir fitne kalmayıncaya kadar ve din tamamıyla Allah&#8217;a münhasır oluncaya kadar onlarla savaşın.&#8221;<br><strong>Enfal/39 <br></strong> Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Bu ayetin tevil manasının zamanı daha gelmiş değildir. O zaman, bizim Kaimimizin kıyam ettiği zamandır.&#8221;<br><strong>Mecma-ul Beyan Tefsiri c.4 s.834</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1734c80873c726fce1455a1f713cfca8">224- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-86528e0bfe67214e4aac9dd00eb8b8c5"><strong>هُوَ الَّـذٖٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدٖينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّٖينِ كُلِّهٖۙ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ<br></strong>&#8220;O, (Allah) müşrikler hoşlanmasalar da kendi dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resulünü hidayet ve hak din ile gönderendir.&#8221; <br><strong>Tevbe/33<br></strong>Bu anlamı ifade eden diğer ayetler Fetih Suresi&#8217;nin 28. ayet-i kerimesi ile Saf Suresi&#8217;nin 9. ayet-i kerimesidir.<br> Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Bu ayet-i kerime Âl-i Muhammed&#8217;in (sallallahu aleyhi ve alihi) Kaimi zuhur edince muhakkak olacaktır.&#8221; <br><strong>Mecma-ul Beyan Tefsiri c.5 s.38</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-50c84bc10299aba5390fb04222e4aa62">225- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-169d556c0a29fee677cd66e170d8fa21"><strong>بَقِيَّتُ اللّٰهِ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ<br></strong>&#8220;İnanmışsanız Allah&#8217;ın ayırıp bıraktığı sizin için daha hayırlıdır.&#8221; <br><strong>Hud/86<br></strong> Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Mehdi (a.s) zuhur ettikten sonra söyleyeceği ilk söz bu ayet-i kerime olacaktır.&#8221; <br><strong>Bihar-ul Envar c.52 s.192</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a32b9247e3ab1ddc9212229cf9bccbca">226- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bbf23507260f340aa7c6fe1b2074d241"><strong>وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَٓا اَنْ اَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَذَكِّرْهُمْ بِاَيَّامِ اللّٰهِۜ<br></strong>&#8220;Andolsun ki Musa&#8217;yı &#8216;Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah&#8217;ın günlerini an&#8217; diye delillerimizle gönderdik.&#8221; <br><strong>İbrahim/5<br></strong>Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Allah&#8217;ın günleri üç gündür ve onlar Hz. Kaim&#8217;in kıyam ettiği gün, rec&#8217;at ve kıyamet günleridir.&#8221;<br><strong>Yenabi-ul Meveddet c.3 s.242</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f400973df3290eb60966a9f04007be1f">227- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4f4b55956a1247837eb7cafc27d524e7">قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ<br>قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَۙ<br>اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ<br>Dedi ki: &#8220;Rabbim, insanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver, yaşat beni.&#8221; <br>Buyurdu: &#8220;Sen kendisine süre verilenlerdensin. <br>Malum vakit gelip çatacağı güne kadar.&#8221; <br><strong>Hicr/36,37,38<br></strong> Hz. İmam Rıza (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Malum vakit, Hazreti Kaim Mehdi&#8217;nin (a.s) kıyam edeceği gündür.&#8221;<br><strong>Muntahab-ul Eser s.220, Kemal-ud Din c.2 s.371</strong> </p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3aabdd94c27f1eaf226e458db4f2cbeb">228- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c9c25aabd230859afa8e8466d5f5ae85"><strong>وَمَن قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِ سُلْطَانًا<br></strong>&#8220;Haksız yere öldürülen kimsenin velisine hakkını alması için yetki verdik.&#8221; <br><strong>İsra/33<br></strong> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Hüseyin (a.s) mazlum-haksız yere öldürülmüştür; biz onun velileri ve kanının varisleriyiz. Bizim Kaimimiz Mehdi (a.s), Hüseyin&#8217;in akıtılan kanının intikamını almak için kıyam edecektir.&#8221; <br><strong>El Meheccet-ul Beyza s.128</strong><br>Yine şöyle buyrulmuştur: <br>&#8220;Mansur; Âl-i Muhammed&#8217;in (sallallahu aleyhi ve alihi) Kaim&#8217;i, Mehdi&#8217;dir. Zuhur ettiği zaman Hüseyin&#8217;in (a.s) dökülen kanının intikamını alacaktır.&#8221; <br><strong>Kamil-uz Ziyaret s.63</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0630088d3f36835be8f1fa689b6d6aa3">229- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-989fb2311c150227731ce18aaa33a70d"><strong>حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ اِمَّا الْعَذَابَ وَاِمَّا السَّاعَةَۜ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضْعَفُ جُنْدًا<br></strong>&#8220;Nihayet kendilerine vaadedilen azabı ya da vakti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.&#8221; <br><strong>Meryem/75<br></strong>Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Bu ayette buyrulmuş olan vakitten maksat, Hz. Kaim Mehdi&#8217;nin (a.s) kıyam edeceği zamandır.&#8221; <br><strong>Usul-u Kafi c. 1 s.431 </strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dc632d0644bf5d88876507c86f3a4e19">230- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-189fe06e0e51dcaf336a1e815c2659d4"><strong>وَنُر۪يدُ اَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْاَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ اَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِث۪ينَۙ<br></strong>&#8220;Ve biz yeryüzünde zayıf bırakılanlara lütufta bulunmayı, onları önderler kılmayı ve yeryüzünü onlara miras bırakmayı dilemedeydik.&#8221;<br><strong>Kasas/5<br></strong> Hz. İmam Muhammed Bakır ve Hz. İmam Cafer-i Sadık (aleyhimu selam) şöyle buyurmuşlardır: <br>&#8220;Bu ayet-i kerime, yalnızca ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Kaim Mehdi (aleyhisselam) hakkında nazil olmuştur.&#8221; <br><strong>El Burhan Tefsiri c.3 s.220 </strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0592215b77e88b718bd98ee4796d0648">231- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3de2685464ebb73fc876404cad315498"><strong>قُلْ يَوْمَ الْفَتْحِ لَا يَنْفَعُ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا ا۪يمَانُهُمْ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ<br></strong>&#8220;De ki: Fetih günü kafir olanlar imana gelseler de kendilerine faydası yoktur ve onlara mühlet verilmeyecektir.&#8221; <br><strong>Secde/29<br></strong>Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Fetih günü, Hz. Kaim-i Mehdi&#8217;nin (a.s) bütün dünyayı fethedeceği gündür.&#8221; <br><strong>El Meheccet-ul Beyza s.174, Muntahab-ul Eser s.470</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c0b0f3e014086864cbe342090001d0b7">232- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ff284e1aa76c39b14d403146d4835648"><strong>هُوَ الَّـذٖٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدٖينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّٖينِ كُلِّهٖؕ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَهٖيداًؕ<br></strong>&#8220;O, öyle bir mabuddur ki Peygamberini doğru yolu göstermesi için hak-gerçek din ile bütün dinlere üstün olmak için göndermiştir; Allah&#8217;ın şahitliği yeterlidir.&#8221;<br><strong>Fetih/28<br></strong>Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) bu ayeti şöyle tefsir buyurdular: <br>&#8220;Bu ayet-i kerime bizim Kaimimiz Mehdi (a.s) hakkında nazil olmuştur.&#8221;</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a52e99ae0db36070580a5a38bac4b20f">233-Allah&#8217;ın Hücceti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-721f58f7183f915420b400a6c7903456"><strong>وَقُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَؕ وَسَتُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۚ<br></strong>&#8220;De ki: Yapın, yapacağınızı! Muhakkak ki yaptıklarınızı Allah görüyor, Peygamberi de ve müminler de… Ve gizliyi de açığı da bilenin kapısına (hakimiyetine) gideceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir.&#8221; <br><strong>Tevbe/105<br></strong>Bu ayet-i kerimede buyrulmuş olan müminlerden maksat kimlerdir?<br>Allahu Teala&#8217;nın, Hz. Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve alihi) ile aynı düzey ve seviyede tuttuğu bu müminlerin, alemin batınından haberdar kimseler olduğunda hiçbir pak fikir sahibinin şüphe etmesi mümkün değildir.<br> &#8220;Bu müminler, insanların yapmış olduğu amel ve işleri gören kimselerdir.&#8221;<br> Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;a (a.s) &#8220;Bu müminler kimlerdir?&#8221; diye sorulduğu zaman şöyle buyurmuşlardır: <br> &#8220;Allahu Teala&#8217;nın bu ayette kastetmiş olduğu müminler bizleriz. İnsanların amellerini gören bizleriz.&#8221;<br><br> Evet, hem Kur&#8217;an-ı Kerim hem de hadisler, Allahu Teala&#8217;nın her dönem için göndermiş olduğu hüccetinin bütün insanlarla çok sıkı bir ilişki ve irtibatının olduğunu ortaya koymaktadır.<br> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s), bu ayet-i kerimenin Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında olduğu hususunda şöyle buyurmuştur: <br> &#8220;Hz. İmam Mehdi (a.s) dört aylık olduğu zaman sağ kolunun pazısına şöyle yazıldı:<br><strong>وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلًاۜ <br></strong> &#8216;Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır.&#8217; <br><strong>En&#8217;am/115<br></strong> Yani Allah&#8217;ın daveti; Hz. Peygamber&#8217;in ve masum İmamların gelmesiyle tamamlanmıştır.<br>Peygamber&#8217;in ve İmamların, insanların amellerini nasıl gördükleri hususunda birtakım hadisler de mevcuttur. <br> Hz. İmam Rıza (a.s) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: <br>&#8220;Allah&#8217;ın hüccetinin önünde nurdan bir direk vardır. Bu direk yerden başlayıp göğe kadar uzanmaktadır ve bu direğe baktığı zaman hem yaratılmışların tamamını hem de onların amellerini görmektedir. Allah&#8217;ın Hücceti, hüccet olduğu zaman Allah&#8217;ın emri bu nurdan direk ile kendisine inmektedir.&#8221;<br><br> Yani Allah&#8217;ın Hüccetleri; Allahu Teala&#8217;nın kaza ve kaderinin tamamını, alametlerini ve indirmiş olduğu bütün her şeyi görebilmektedir. Bir taraftan kavs-ı nüzulü, diğer taraftan da kavs-ı suudu görmektedir. Yani hem Allah katından aleme inenleri hem de dünyadan göğe yükselenleri görmektedir.&#8221;<br> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) dört aylık iken sağ kolunun pazısına bu ayet-i kerimenin yazıldığının buyrulduğu hadisin kastetmiş olduğu beden, mana alemindeki bedendir ve Hz. İmam Rıza (a.s) o bedeni görmektedir.<br><strong>Ayetullah İmam Kaşanî&#8217;nin Konuşmasından</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6fedd54d593ac1f9d8058e432ae4ddb5">234-Nur Ayeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a7c9ef18b7f12cfcb5a8a937b47f1e96">Emirel Müminin Hz. İmam Ali&#8217;nin (a.s), Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında nazil olduğunu buyurmuş olduğu ayetlerden bir tanesi şu ayet-i kerimedir.<br>Emirel Müminin Hz. İmam Ali (a.s) buyurdular: <br><strong>اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ مَثَلُ نُورِه۪ كَمِشْكٰوةٍ ف۪يهَا مِصْبَاحٌۜ اَلْمِصْبَاحُ ف۪ي زُجَاجَةٍۜ اَلزُّجَاجَةُ كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ<br></strong>&#8220;Nur, Kur&#8217;an&#8217;dır ve nur, Allah&#8217;ın adlarından bir adıdır. Allahu Teala Nur Suresi&#8217;nde şöyle buyurmuştur: <br>&#8216;Allah göklerin ve yerin nurudur. Nurunun misali içine kandil konan bir yere benzer. Orada bir kandil var. Kandil bir sırça içinde, sırçada sanki parıl parıl parlayan bir yıldız sanki&#8230;&#8217;<br><strong>Nur/35</strong><br>Sonra buyurdular: <br>&#8220;Kandil, Hz. Resulullah&#8217;tır (sallallahu aleyhi ve alihi). Misbah, onun vasisi ve vasileridir. Zucaceden maksat Fatime (aleyha selam) ve parlayan yıldızdan maksat ise yeryüzünü hak ve adaletle dolduracak olan Kaim-Mehdi&#8217;dir (a.s).&#8221;<br><strong>Mucem&#8217;u Ehadisi-l Mehdi (a.s) c.5 s.274</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a9c053184fad4a2594806a8cc034f19e">235-Bir Şüphenin Giderilmesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6def3a2e21e26dc6df18564bda208c61">Bazı kimseler insanları, özellikle de gençleri şüpheye düşürebilmek için şöyle diyorlar: <br>&#8220;Dünyanın zulüm ve haksızlık ile dolmasından sonra İmam Mehdi&#8217;nin zuhur edeceğini söylemiyor musunuz? <br>Öyleyse neden marufu emredip münkerden nehyediyorsunuz? <br>Neden İslam&#8217;ın düşmanları ile mücadele ediyorsunuz? <br>Bunları yapmayın ki fesat çoğalsın ve zulüm her tarafı sarsın, böylece İmam Mehdi (a.s) zuhur etsin.&#8221;<br> Bu şüphe, sinsi vesvesecilerin meydana getirmek istedikleri ve insanların bir kesimini müptela ettikleri şüphedir. <br>Bu hususta Nur Suresi&#8217;nin 55. ayet-i kerimesinde şöyle buyrulmuştur:<br><strong>وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۖ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ د۪ينَهُمُ الَّذِي ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْنًاۜ يَعْبُدُونَن۪ي لَا يُشْرِكُونَ ب۪ي شَيْـًٔاۜ وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ<br></strong>&#8220;Allah sizden inanıp iyi işler yapanlara, onlardan önce gelip geçenleri yeryüzüne sahip ve hakim kıldığı gibi, onları da mutlaka yeryüzüne sahip ve hakim kılmayı, onlara razı ve hoşnut oldukları dini nasip edip o dini bütün dinlerden üstün etmeyi, korkularını emniyete tebdil etmeyi vaad etmiştir. Bana kulluk etsinler ve hiçbir şeyi eş koşmasınlar. Ve bundan sonra kim kafir olursa o çeşit adamlardır buyruktan çıkanların ta kendileri.&#8221; <br><strong>Nur/55</strong><br>Allahu Teala bu ayet-i kerimede şunu buyurmaktadır: <br> <strong>Allah, salih kullarına vaad etmiştir:</strong> Yani bu dünyada bir inkılabın ve değişimin olmasını istiyorsanız, zalim çoğunluğun karşısında bu inkılabın öncüleri olan bir azınlığın olması ve durması gerekir. Bu inkılap için olması gerekli olduğu halde olmayan tek şey, salih amel ehlinin azlığıdır. Salih amel sahibi müminlerin sayısının artıp çoğalması gerekir ki Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhurunun ortamı vücuda gelebilsin.<br> Bu dünyada yeterli derecede olan şey, zaten zulüm ve haksızlıktır. Bugün dünyaya baktığımız zaman insanların ne tür zulüm ve ayrımcılık altında olduğunu görürüz. Bu sebepten dolayıdır ki inananların, zulmün artmasının değil, salih amel sahibi müminlerin sayısının artmasının peşinde olması gerekir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-708b2f63db895ddc61dc941f3a29cd43">236-Apaçık Bir Ayet</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a3454cd4d7b400added0614e985dbac0"><strong>وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۖ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ د۪ينَهُمُ الَّذِي ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْنًاۜ يَعْبُدُونَن۪ي لَا يُشْرِكُونَ ب۪ي شَيْـًٔاۜ<br></strong>&#8220;Allah sizden inanıp iyi işler yapanlara, onlardan önce gelip geçenleri yeryüzüne sahip ve hakim kıldıysa, onlarıda mutlaka yeryüzüne sahip ve hakim kılmayı ve onlara razı ve hoşnut oldukları dini nasip edip o dini bütün dinlerden üstün etmeyi, korkularını emniyete tebdil etmeyi vaad etmiştir. Bana kulluk edecek ve hiçbir şeyi bana eş-ortak koşmayacaktır.&#8221; <br><strong>Nur/55<br></strong>Bu ayet-i kerime, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhuruna en açık delil gösterilecek ayetlerden bir tanesidir. Ayetin beyanının haricinde Ehlibeyt&#8217;ten rivayet olunan ve hem Şia hem de birtakım Sünni kaynaklarında nakledilmiş olan hadislerde bu durum, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) kıyamı olarak tefsir olunmuştur.<br>Ayetin içeriği çok önemlidir ve Allahu Teala bu ayet-i kerimede iman ve salih amel sahibi olan kimselere dört şey vaad etmiştir:<br><strong>1-</strong>Onların yeryüzünün sahibi ve hakimi olacaklarının vaadi. <br> Yani yeryüzünde kurulacak olan İlahî yönetim, Allahu Teala&#8217;nın tayin etmiş olduğu bir liderin önderliğinde iman eden ve salih amel işleyen kişilerin eliyle kurulacaktır.<br><strong>2-</strong>Allah, göndereceği İlahî Hüccet ile razı ve hoşnut oldukları dini vermeyi ve o dini de bütün dinlerden üstün kılmayı vaad etmiştir.<br><strong>3-</strong>Allah&#8217;ın iman edip iyi işler yapanlara vermiş olduğu üçüncü vaad ise: Korkularını emniyete tebdil etme sözüdür. <br>Yani Allahu Teala göndereceği Hüccetinin eliyle dünyaya hakim olan güvensizliği kaldırıp yerine emniyet ve güveni hakim kılmayı vaad etmiştir.<br><strong>4-</strong>Allah&#8217;ın iman edip salih amel sahiplerine vermiş olduğu dördüncü söz ise şudur: <br>Yaratılışın yegane sebebi olan Tevhid ve Allah&#8217;ın kurbuna ulaşmak, bu lider, imam ve hükümet ile mümkün olacaktır.<br> Kur&#8217;an, Allah&#8217;ın müminlere bu sözleri verdiğini buyurmaktadır. Bu hakikat Kur&#8217;an&#8217;ın bazı diğer ayetlerinde de buyrulmuştur:<br> Biz sizden önceki mümin ve salih amel sahiplerine bu sözü verdiğimiz gibi size de vermişizdir. Geçmişteki mümin ve salihlerden maksat Hz. Peygamber&#8217;in (sallallahu aleyhi ve alihi) dönemidir ki, müminler yeryüzünün bir kesimine hakim olmuşlardır.<br><br> Bu ayetin tefsiri hakkında olan hadisler takriben bu hakikati beyan buyurmaktadır:<br> &#8220;Müslümanlar Mekke&#8217;den hicret edip Medine&#8217;ye geldikleri zaman özgür bir ortamdaydılar. Medine halkı Müslümanlara kucaklarını açtığı için de Medine şehri İslam&#8217;ın merkezi olmuştu. Müslümanların hicret edip Medine&#8217;ye gelmesi ve Medine halkının da onlara kucak açması İslam düşmanlarının tamamını birleştirmişti.<br> Şöyle diyorlardı: &#8220;Müslümanlar Mekke&#8217;de bizim kontrolümüz ve pençemiz altındaydılar; ama Medine&#8217;ye gitmeleri ve Medine halkının onlara kucak açması hükümet kurmalarına ve bizim için binlerce sorun çıkarmalarına sebep olacağı için İslam&#8217;a karşı ve düşman olan bütün herkesin birleşmesi ve tek vücut olması gerekir.&#8221; Ve böyle de oldu.<br><br> Bu ayetin şan-ı nuzulü hakkında şöyle söylenmiştir:<br>&#8220;Müslümanlar teyakkuz halinde oldukları dönemlerde silahları ile yatıyor ve silahları ile kalkıyorlardı. Bir gün İslam Peygamberi&#8217;ne (sallallahu aleyhi ve alihi) şöyle dediler: <br>&#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! Ne zamana kadar bu şekilde yaşayacağız? Ne geceleri emniyet içindeyiz ne de gündüzleri.&#8221;<br>Bu olaydan sonra Nur Suresi&#8217;nin 55. ayeti nazil oldu ve Allahu Teala  ayet-i kerimede müminlere dört vaat verdiğini buyurdu. O vaatler şunlardır: <br><strong>1-</strong>Müminlerin yeryüzünün büyük bir bölümüne sahip olacakları.<br><strong>2-</strong>Burada ilahi bir hükümet kuracakları.<br><strong>3-</strong>Korkudan kurtulup emniyet içinde olacakları.<br><strong>4-</strong>Allah&#8217;a ihlas içinde kulluk ve itaat etme nimetine sahip olunacağı.<br><br> Hz. İmam Zeynelabidin (a.s), bu ayetin tefsiri hakkında olan -ve Şii ile Sünni müfessirlerin kendi tefsir kitaplarında kaydettiği- bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: <br>&#8220;Allah&#8217;a andolsun ki onlar, biz Ehlibeyt&#8217;in Şialarıdır.&#8221; <br> Sünnilerin meşhur alim ve müfessirlerinden olan Kurtubî de bu ayeti tefsir ederken Hz. İmam Zeynelabidin&#8217;in (a.s) bu buyruğunu nakletmiştir.<br> İmam Zeynelabidin (a.s) daha sonra şöyle buyurdular: <br>&#8220;Allahu Teala bunları bizden olan birinin eliyle yapacaktır ve o, bu ümmetin Mehdi&#8217;sidir. Her yerde emniyet olacaktır, İslam bütün dünyaya hakim olacaktır ve herkes tam bir emniyet içinde Allah&#8217;a kulluk ve ibadet edebilecektir. Allah onun, (Hz. Mehdi&#8217;nin) eliyle zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan dünyayı hak ve adaletle dolduracaktır.&#8221;<br> Hz. İmam Zeynelabidin (a.s) daha sonra bu söylediklerine delil olarak, Hz. Peygamber&#8217;in (sallallahu aleyhi ve alihi) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: <br> &#8220;Dünyanın ömründen tek bir gün kalmış olsa dahi, Allah o günü benim Ehlibeyt&#8217;imden olan kişinin gelip zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan dünyayı hak ve adalet ile dolduracağı güne kadar uzatacaktır.&#8221;<br>Bu hadis birçok Sünni ve Şii kaynağında nakledilmiştir.<br><strong> Ayetullah Nasır Mekarim Şirazî&#8217;nin Konuşmasından</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-10254e10c9faf9818ad404deb9b61520">237-Mehdeviyyet Düşüncesinin Temeli-Kökü.</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-22864116d9acc98d92fcbf2f65471301">Mehdeviyyet fikrinin kökü ve temeli Kur&#8217;an&#8217;dır. <br>Kur&#8217;an; İslam&#8217;ın, imanın, salihlerin ve takva sahiplerinin kesin ve mutlak zaferini Tevbe Suresi&#8217;nin 33. ayetinde ve Fetih Suresi&#8217;nin 28. ayetinde açıkça buyurmuştur:<br><strong>هُوَ الَّـذٖٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدٖينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّٖينِ كُلِّهٖۙ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ<br></strong>&#8220;O, öyle bir mabuddur ki müşrikler istemeseler de (zorlarına gitse de) Peygamberini insanları doğru yola sevk eden apaçık ve kesin deliller ile ve bütün dinlere üstün kılmak üzere gerçek din ile göndermiştir.&#8221; <br><strong>Tevbe/33</strong><br><strong>هُوَ الَّـذٖٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدٖينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّٖينِ كُلِّهٖؕ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَهٖيداًؕ<br></strong>&#8220;O, öyle bir mabuddur ki Peygamberini doğru yolu göstermek üzere gerçek din ile, bütün dinlere üstün kılmak için göndermiştir ve Allah&#8217;ın şahitliği yeterlidir.&#8221; <br><strong>Fetih/28</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5c802849ae5a786a6ce49438c5405772">238- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dd2c4f7a6e27d32fa3293e154763cfb2">هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ <br>اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ<br> &#8220;(Bu kitap) takva sahiplerine hidayet eder. Onlar gaybe iman edenlerdir…&#8221;<br><strong>Bakara/2,3</strong><br>İslam Peygamberi (sallallahu aleyhi ve alihi) buyurdular: <br>&#8220;&#8230;Ondan (İmam Hasan Askeri a.s) sonra oğlu Muhammed İmam&#8217;dır. Ve o, kıyam edecek olan Mehdi ve Allah&#8217;ın Hüccetidir. Önce gözlere görünmeyecek ama sonradan zahir olacak ve zahir olduğu zaman da dünyayı zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi hak ve adaletle dolduracaktır. Onun gaybeti döneminde sabırlı olanlar ne de bahtiyar kimselerdir! Onun sevgisinden çıkmayanlar ne de bahtiyar kimselerdir! Onlar, Allahu Teala&#8217;nın kitabında övdüğü ve haklarında; &#8220;(Bu kitap) takva sahiplerine hidayet eder. Onlar gaybe iman edenlerdir…&#8221; buyurduğu kimselerdir.&#8221; <br><strong>Yenabi-ul Meveddet c.3 s.274 </strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-262c3278d22c91e3153a38cce178aedb">239- Kur&#8217;an ve İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d0b81d93e25e0fd7b5ac0e6942e186df"><strong>وَاَشْرَقَتِ الْاَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا<br></strong>&#8220;Ve yeryüzü Rabbinin nuru ile aydınlandı.&#8221;<br><strong>Zumer/69<br></strong> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Bizim Kaimimiz kıyam ettiği zaman, yeryüzü Rabbinin nuru ile aydınlanacaktır.&#8221; <br><strong>Aftab-ı Subh-i Mehdi s.14 </strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dd87354cd08b69f15d81fe7fcf421096">240-İlahî İmtihan</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a1f5d38c756b555b3577521f08a1277a"><strong>وَاِذِ ابْتَلٰٓى اِبْرٰهٖيمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَاَتَمَّهُنَّۜ قَالَ اِنّٖى جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ اِمَامًاۜ قَالَ وَمِنْ ذُرِّيَّتٖىۜ قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِى الظَّالِمٖينَ<br></strong>&#8220;Hani Rabbi, İbrahim&#8217;i birtakım kelimelerle sınamıştı da o da bunları tamamıyla yerine getirmişti. (Allah:) &#8216;Seni insanlara imam kılacağım&#8217; dedi. (İbrahim:) &#8216;Soyumdan da (imamlar çıkar)&#8217; deyince (Allah:) &#8216;Benim ahdim zalimlere ermez&#8217; buyurdu.&#8221; <br><strong>Bakara/124<br></strong>Mufazzal b. Ömer, Bakara Suresi&#8217;nin 124. ayet-i kerimesinin tefsiri hakkında şöyle söylemiştir: <br> Bu ayeti Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;a (a.s) sordum, buyurdular: <br> &#8220;Bu kelimeler, Hz. Adem&#8217;in (a.s) Allahu Teala&#8217;dan aldığı ve sonra onları söyleyerek tövbe edip bağışlanma dilediği kelimelerdir. Bu kelimeleri vesile kılarak tövbe ettiği için Allah tövbesini kabul etmiştir. <br>Hz. Adem (a.s) şöyle söyleyerek tövbe etmiştir: <br> &#8216;Allah&#8217;ım! Muhammed&#8217;in, Ali&#8217;nin, Fatime&#8217;nin, Hasan&#8217;ın ve Hüseyin&#8217;in hakkı hürmetine benim tövbemi kabul buyur.&#8221;<br> Ayette buyrulduğu gibi Allah, Hz. Adem&#8217;in tövbesini kabul etti ve şöyle buyurdu:<br>&#8220;Allah tevbeleri çok kabul eden ve Rahimdir.&#8221;<br>Mufazzal arz etti: &#8220;Ey Allah Resulü&#8217;nün oğlu! <br>Bu ayette buyrulmuş olan &#8216;ve onları tamamladı&#8217; ifadesinden maksat nedir?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Maksat şudur: Allah, Hz. İmam Hüseyin&#8217;in evlatları olan diğer dokuz İmamı da (Hz. Mehdi&#8217;ye (a.s) kadar) ona öğretti.&#8221; <br><strong>Nur-u Sakaleyn Tefsiri c.1 s.120, Menakıb-ı İbn-i El Magazili</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8795e59ba522aef865e960a34e84f55c">242-Zuhurun Kur&#8217;an&#8217;daki Nişaneleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-488ff1cf7eac682abb963b6f8210eee0">Muhammed b. Müslim şöyle demiştir: <br>&#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;tan (a.s) işittim, şöyle buyurdular: &#8220;Kaim&#8217;in (a.s) zuhurundan önce Allah&#8217;ın müminler için birtakım nişaneleri olacaktır.&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Efendim, canım size feda olsun, o nişaneler nelerdir?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;O nişaneleri Allah kitabında şöyle beyan buyurmuştur: <br><strong>وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِۜ وَبَشِّرِ الصَّابِر۪ينَۙ<br></strong> &#8216;Andolsun ki mutlaka sizi birazcık korkuyla, açlıkla, mal, can ve ürün noksanlığıyla sınayacağız. Müjdele sabredenleri!&#8217; <br><strong>Bakara/155<br></strong> Yani Kaim&#8217;in (a.s) zuhurundan önce Allah siz müminleri birtakım korku, açlık, mal, can ve meyve (ürün) noksanlığıyla sınayacaktır. Korku, filanın oğullarının hükümetinin son döneminde insanlara salacakları korkudur. Açlık pahalılıktan; maldaki azlık, alışverişin olmamasından; candaki noksanlık ölümlerin artıp çoğalmasından ve meyvedeki noksanlık ise tarım ve ziraatın azalmasından dolayı olacaktır. Bu nişanelerin gerçekleştiği zaman sabredenleri müjdele!&#8221;<br>Daha sonra şöyle buyurdular: <br>&#8220;Ey Müslim&#8217;in oğlu Muhammed! Bu ayetin tevili bu şekildedir ve Allahu Teala şöyle buyurmuştur: <br>&#8216;Onun tevilini ancak Allah ve ilimde kök salmışlar bilirler.&#8217;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.554</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1fdf32b5ca85cd8a7971f8395c672202">243-Ayetlerin Gerçekleşmesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9269a3a3faa1f997c1a2d6daf4df52dd"><strong>يَوْمَ يَأْت۪ي بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَ لَا يَنْفَعُ نَفْسًا ا۪يمَانُهَا لَمْ تَكُنْ اٰمَنَتْ مِنْ قَبْلُ اَوْ كَسَبَتْ ف۪ٓي ا۪يمَانِهَا خَيْرًاۜ<br></strong>&#8220;Rabbinin bazı delilleri geldiği gün; hiç kimseye, önceden iman etmemişse yahut imanından bir hayır kazanmamışsa o günkü imanı fayda vermez.&#8221;<br><strong>En&#8217;am/158<br></strong>Ebu Besir, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) En&#8217;am Suresi&#8217;nin 158. ayet-i kerimesini şöyle tefsir ettiğini rivayet etmiştir:<br>&#8220;O günden maksat, bizim zuhur etmesi beklenen Kaimimiz (a.s)&#8217;dir. Ey Ebu Besir! Bizim Kaimimizin (a.s) Şiaları ne de bahtiyar kimselerdir! İmamlarının gaybette olduğu zaman zuhur etmesini beklerler ve zuhur edince de onun emirlerine tabi olurlar. Onlar Allah&#8217;ın sevdiği kullardır; ne kalplerinde korku vardır ne de üzüntü içindedirler.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.39</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-70431c5b7ca5d923818435778a8c7843">244-Yeryüzünün Diriltilmesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c7e993b6f14898af8501543e5db85bbd"><strong>اِعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ<br></strong>&#8220;Bilin ki Allah, yeryüzünü ölümünden sonra diriltir. Andolsun ki akıl edesiniz diye size delillerimizi apaçık bildirdik.&#8221; <br><strong>Hadid/17<br></strong>Selam b. Müstenir, bu ayet-i kerimenin tefsirinde Hz. İmam Muhammed Bakır&#8217;ın (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br>Buyurdular: &#8220;Allah-u Teala yeryüzünü öldükten sonra bizim Kaimimiz (a.s) ile diriltecektir. Ölmekten maksat yeryüzündeki inkarcılıktır. Ve inkarcı ölüdür.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.584</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4c4a316335089961fbd0acf381b6d391">245-Bütün Dinlere Galip Etmek</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4eadde92512133a78c326d37ba2ce3cb"><strong>هُوَ الَّـذٖٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدٖينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّٖينِ كُلِّهٖۙ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ<br></strong>&#8220;O, öyle bir mabuddur ki müşrikler istemeseler de (zorlarına gitse de) Peygamberini insanları doğru yola sevk eden ve bütün dinlere üstün olmak üzere hak din ile göndermiştir.&#8221; <br><strong>Tevbe/33<br></strong> Ebu Besir, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) bu ayetin tefsirinde şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br>Buyurdular: &#8220;Allah&#8217;a andolsun ki, bu ayetin tevili henüz nazil olmuş değildir ve bizim Kaimimiz (a.s) zuhur etmedikçe de gerçekleşmeyecektir. Çünkü onun zuhuru, Azim-uş Şan olan Allah&#8217;ı inkar eden kâfirin ve İmam&#8217;a müşrik olanların hoşuna gitmeyecektir. Kafir ya da müşrik taşın bağrında saklanmış olsa dahi o taş dile gelecek ve şöyle diyecektir: <br>&#8216;Ey mümin! Benim bağrımda bir kafir vardır, onu öldür, onu öldür!'&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.589</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9c5de15dcf455659b2dd59d5c3c2f522">246-Kalbin Taşlaşması/Kararması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9409c8a09d605a8f7085e0ce87990502"><strong>وَلَا يَكُونُوا كَالَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ الْاَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْؕ وَكَثٖيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ</strong><br>&#8220;…Önceden kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar! Onlar uzun bir zamandan sonra kalpleri taşlaştı-karardı ve onların çoğu emirden çıkanlardır.&#8221; <br><strong>Hadid/16<br></strong>Semae ve diğerleri, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir:<br>Buyurdular: &#8220;Bu ayet-i kerime bizim Kaimimizin (a.s) gaybeti hakkında inmiştir.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.585</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8f8b1af3d51ffe44dfccc80b927e4569">247-255 Bir Kur&#8217;an Ayeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-05afe0b60dc6cc5085af230aa0a5942c"><strong>وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّٖى جَاعِلٌ فِى الْاَرْضِ خَلٖيفَةًۜ قَالُٓوا اَتَجْعَلُ فٖيهَا مَنْ يُفْسِدُ فٖيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَٓاءَۚ وَنَحْنُ نُسَبِّـحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۜ قَالَ اِنّٖٓى اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ<br></strong>&#8220;Hani Rabbin meleklere: &#8216;Ben yeryüzünde mutlak bir halife yaratacağım&#8217; demişti. <br>Demişlerdi ki: &#8216;Orada bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? Biz sana hamd etmekte, noksan sıfatlardan munazzah olduğunu söylemekte ve senin kutsallığını mukaddesliğini haykırmaktayız. <br>Rabbin dedi ki: &#8220;Ben sizin bilmediğinizi bilirim.&#8221;<br><strong>Bakara/30<br></strong>Bu ayet-i kerime genel olarak İlahi İmameti, özel olarak da Hz.  İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) yeryüzündeki mutlak evrensel Halifeliğini ve İmametini beyan etmektedir:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a2074944195b6396ead997f040391885"><strong>247-</strong>Allahu Teala&#8217;nın yaratılıştan önce halifeliği buyurmuş olması, hilafet meselesindeki hikmetin yaratılıştaki hikmetten daha önemli ve öncelikli olduğu hakikatini ortaya koymaktadır ve böyle olduğu için de hilafetle başlamıştır. Çünkü Allahu Teala hikmet sahibidir ve hikmet sahibi olanın da en önemli olan şeyi genel olan şeyin önüne geçirmesi gerekir.<br>Bu hususta Hz.  İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuşlardır: <br>&#8220;Allah&#8217;ın Hüccetleri hem yaratılmışlar yaratılmadan önce vardı, hem yaratılmışlar yaratılınca vardı ve hem de yaratılmışlardan sonra vardı.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.7</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e12e7490e2bd68302795ec9e83814a6f"><strong>248-</strong> Allahu Teala Hz. Adem&#8217;i (a.s) kendisi için yeryüzünde halife kılmaya karar verdiği zaman, gök ehline ona itaat etmeyi farz kılmıştı; nerede kaldı yer ehline farz kılmamış olsun! <br>Yine Allahu Teala yarattıklarına, meleklere iman etmeyi farz kıldığı gibi, meleklerine de Allah&#8217;ın halifesine secde etmeyi farz kılmıştı. Yarattıklarının içinden sadece bir tanesi -ki o da cinlerden olan Şeytan&#8217;dı- Hz. Adem&#8217;e (a.s) secde etmekten imtina etti. Bu sebepten dolayı da Allah kendisine zillet, alçaklık ve helaket elbisesini giydirip kıyamet gününe kadar onu lanetinin içine aldı. <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.9</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c5a15d65bbc564730abfa50ab013d696"><strong>249-</strong> Bu ayet-i kerimede geçmiş olan cailun (karar kılmak) kelimesi, ötre ile kullanılmıştır ve Allahu Teala&#8217;nın sıfatlarından bir tanesidir. Allahu Teala bu sıfatını bu ayet-i kerimede kullanarak sadece kendisinin halife tayin edebileceğini, kendisinden başka hiç kimsenin halife tayin etme hakkının olmadığını buyurmuşlardır. <br>Bunun delili de şu ayet-i kerimedir: <br><strong>وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّٖي خَالِقٌ بَشَراً مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَأٍ۬ مَسْنُونٍ<br></strong>&#8220;Rabbin meleklere demişti ki: Gerçekten de ben kuru, kokmuş balçıktan şekil ve suret verilmiş insan yaratacağım. <br><strong>Hicr/28</strong> <br>Bu ayet-i kerimede de &#8220;halikun&#8221; kelimesi ötre ile kullanılmıştır ve kendisini bu sıfatla sıfatlandırmıştır. Bunun anlamı ise şudur: <br> İnsanı topraktan yaratan sadece benim ve benden başka hiçbir kimsenin buna gücü yoktur. <br>Buna görekendisinin seçebileceğini söyleyen kimsenin de beşeri topraktan yaratabilmesi gerekir ve bu durumda Allah&#8217;tan başka hiç kimsenin halife, imam seçmeye ne liyakati vardır ne de hakkı. <br> İşin bir başka boyutu ise şöyledir: Melekler masum olmalarına; o kadar büyük azamet sahibi olmalarına rağmen imam seçme yetkisine sahip değillerdi. Allahu Teala&#8217;nın kendisi yeryüzündeki imamı, hücceti seçerek yarattıklarının tamamına şunu göstermiştir: <br> Meleklerim, tam anlamıyla masum ve pak olmalarına rağmen imamı seçme hakkına sahip değilken Allah&#8217;tan başka kim bu hakkı kendisinde görebilir?<br> Allahu Teala melekler hakkında şöyle buyurmuştur: <br>&#8220;Onlar Allah&#8217;ın değerli kullarıdır. Ne sözlerinde Allah&#8217;ın önüne geçerler ve ne de onun emirlerine itaatsizlik ederler. Allah&#8217;ın vermiş olduğu emirleri verdiği şekilde yerine getirirler. Hakikat böyleyken insan onca basiretsizliğine, cehalet ve itaatsizliğine rağmen nasıl olur da Allah&#8217;ın adına halife ve imam seçmeye kalkışıyor ve seçebiliyor?<br> Dinin, imamet haricindeki diğer hükümlerine; namaz, oruç, hac, zekat gibi diğer hükümlerine bakın. Allahu Teala bunların yapılıp yapılmamasını ya da nasıl yapılacağını belirtmeyi insanlara mı bırakmıştır? Elbette ki bırakmamıştır ve insanların bu emirlerin nasıllığı hakkında tek bir söz dahi söyleme, şekil ve kural koyma hakkları yoktur. Bu emirleri insana bırakmayan Allah, nasıl olur da bütün emirlerin, hükümlerin ve hakikatin tamamı olan hilafet ve imametin seçilme meselesini insanlara bırakabiliyor? <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.17-19</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e8bef7fee47ca36b922c9d4ef8ffef84"><strong>250-</strong>Bu ayet-i kerimede buyurulmuş olan halife kelimesinden maksat şudur: <br>Her dönem-asır için Allah&#8217;ın yeryüzünde sadece bir halifesi vardır. Buna göre bazı kelimelerin, &#8220;Allah&#8217;ın yeryüzünde birden fazla halifesinin olması mümkündür&#8221; sözü batıl ve gerçek dışı bir sözdür. <br> Bu ayette kullanılan &#8220;halife&#8221; kelimesi tekildir ve eğer Allah birden fazla imamın-halifenin olmasını irade etmiş olsaydı tekil kelime kullanmazdı. <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.19</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3f37b93302d55da3ff2d2ccb6e2cb635"><strong>251-</strong>Allahu Teala bu ayet-i kerimede &#8220;O zaman ki Rabbin meleklere dedi&#8221; cümlesinden Allah&#8217;ın, Hz. Peygamberin (sallallahu aleyhi ve alihi) sadece kendisini muhatap almış olması Allahu Teala&#8217;nın halifelik sistemini-emrini Hz. Peygamberin ümmeti için kıyamete kadar devam ettireceğinin en büyük delillerindendir. Çünkü yeryüzünün bir anlığına dahi olsa Allah&#8217;ın Hüccetinden mahrum-yoksun olması mümkün değildir. Eğer Allahu Teala&#8217;nın Peygamberin (s.a.a) şahsını muhatap almasından maksadı, imamet ve hilafetin kıyamete kadar süreceği olmamış olsaydı &#8220;senin Rabbin&#8221; şeklinde hitap etmesinin hiçbir hikmeti, anlamı olmazdı. O zaman &#8220;onların Rabbi&#8221; şeklinde hitap etmesi gerekirdi.<br> Ayrıca zamanın geçmesi Allah&#8217;ın geçmişteki hikmetini gelecek için yok etmez çünkü Allah adalet ve hikmet sahibidir ve yarattıklarının hiçbirisiyle yakınlık ve akrabalığı yoktur. <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.19-20</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-640b1d1db485235bedd55635d1de8f68"><strong>252-</strong>Allahu Tebareke ve Teala bu ayet-i kerimede hıyanet edenlerden olmaması için pak insanların haricinde hiç kimseyi halife karar kılmayacağını da buyurmuştur. Çünkü eğer Allahu Teala batınları pak olmayanları halife karar kılacak olursa kullarına hıyanet etmiş olur ve böyle olmayacağı için de şöyle buyurmuştur: <br><strong>وَاَنَّ اللّٰهَ لَا يَهْد۪ي كَيْدَ الْخَٓائِن۪ينَ<br></strong>&#8220;Şüphe yok ki Allah, hainlerin düzenlerini, planlarını başarıya ulaştırmaz.&#8221; <br><strong>Yusuf/52<br></strong>Ayrıca bu buyruğu ile de Peygamberine uyarıda bulunmuştur: <br><strong>وَلَا تَكُنْ لِلْخَٓائِن۪ينَ خَص۪يمًاۙ<br></strong>&#8220;…ve hainleri savunma!&#8221;<br><strong>Nisa/105<br></strong> Allahu Teala&#8217;nın başkalarını men etmiş olduğu şeyleri kendisinin yapması nasıl mümkün olabilir? <br>Oysa yine Kendisi Yahudileri yapmış oldukları hilelerden dolayı kınamış ve onlara şöyle buyurmuştur:<br><strong>اَتَاْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنْسَوْنَ اَنْفُسَكُمْ وَاَنْتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ</strong><br> &#8220;İnsanlara iyilik etmelerini emrediyorsunuz da kendinizi unutuyor musunuz? Oysa kitabı okumaktasınız. Aklınız yok mu, düşünmez misiniz?&#8221; <br><strong>Bakara/44</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0594f2293f20e2af5cf5ef231dd7a0ec"><strong>253-</strong> Bu ayet-i kerimede aynı zamanda Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybetine delalet etmektedir. Çünkü ayette şöyle buyurulmuştur: <br> &#8220;Ben yeryüzünde bir halife karar kılacağım.&#8221;<br> Allahu Teala bu buyruğu ile bütün herkesin o halifeye inanmasını farz kılmıştır ama İblis bu emirden sonra sapık bir inançta olmayı seçti ve o inancını kalbinde sakladı ve bu sebepten dolayı da münafık oldu. <br> İblis dile getirmeden kalbinden Allah&#8217;ın seçmiş olduğu bu halifeyi kabul etmemeye ve ona karşı çıkmaya karar vermişti ve bu durum nifakın, münafıkların en çirkin ve en kötü türüdür. Münafıklığın en kötü hali kalpte olan ve asla dışarı vurulmayan münafıklık olduğu için İblis en çok rezil olan münafıktır. <br> Ama Allahu Teala seçmiş olduğu halifesini meleklerine haber verdiği zaman kalben ona tabi olmanın yanında ona müştak ve aşık oldular. <br> Melekler şeytanın seçmiş olduğu yolun tam zıttı bir yolda olmayı seçtikleri için de sahip oldukları makamın 10 kat daha üstündeki makama yükselirken İblis azaba müptela oldu ve bulunmuş olduğu makamdan zilletin dip noktasına düştü. <br>Bu olanlar şu hakikati ortaya koymaktadır:<br> Kalben itaat etmenin ve sevmenin çok büyük mükafat, sevap ve getirileri vardır. Zira kalben itaat eden ve seven kimse, hile ve komplo peşinde olmaz. <br>Hz. Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve alihi) şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Kişi mümin kardeşi için kalbinden ve gizlice dua ederse bir melek kendisine şöyle nida eder:<br> &#8216;Senin için ettiğin duanın iki katı vardır.&#8217; &#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.21-22</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8f357d2dc1548a63743c7642432af862"><strong>254-</strong>Allahu Teala&#8217;nın &#8220;ben yeryüzünde bir halife karar kılacağım&#8221; buyruğu birkaç açıdan Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybetine de delalet etmektedir. <br> Halifenin var edilmeden önceki gaybeti, gaybetin bütün tür ve çeşitlerinden daha derin bir gaybettir. Çünkü melekler bundan önce hiçbir halifeye şahit olmuş değillerdi. Ama biz insanlar Kur&#8217;an&#8217;ın ve mütevatir hadislerin haberini vermiş oldukları birçok halifeden haberdar durumdayız; melekler ise bunların hiçbirisinden haberdar değildi. <br>Bir başka husus ise şudur: <br>Halifenin melekler için gaybette olması Allah tarafından olmasına karşılık; Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybette olmasının nedeni İslam düşmanlarının o hazreti öldürmek istemeleridir. Buna göre Allah tarafından olan gaybetin melekler için ibadet olması ihtimali vardır. <br>Bu durumda Allah&#8217;ın düşmanlarının sebep olduğu gaybet için ne söylenebilir?</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-88591c0cea9fd947eddccff472809762">256-Gaybete İnanmak</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0b64b37723a3606d2230084859985ca3"><strong>255-</strong>Meleklerin Hz. Adem&#8217;e (a.s) secde etmeleri emrindeki sırrın ne olduğu sorulacak olursa cevabı şudur:<br> Allahu Teala; meleklere, Hz. Adem&#8217;e (a.s) tazim ederek o hazrete secde etmelerini emretmiştir ve onlara secde etmeleri emrini vererek bir hakikati kendilerinden saklamıştır.<br> O hakikat ise Allahu Teala&#8217;nın, Hüccetlerinin ruhlarını Hz. Adem&#8217;in soyunda karar kılmasıdır. Buna göre meleklerin yapmış oldukları o secde Allah için kulluk ve tapınma, Hz. Adem (a.s) için itaat ve Adem&#8217;in soyundan olacak olan Allah&#8217;ın Hüccetleri için de tazim ve tekrim secdesiydi. Ama İblis Hz. Adem&#8217;e (a.s) olan hasedinden dolayı o hazrete secde etmeyi reddetmiştir. <br> İblis&#8217;in Hz. Adem&#8217;e haset etmesinin nedeni ise Allahu Teala&#8217;nın hüccetlerinin ruhlarını kendi soyundan değil Hz. Adem&#8217;in (a.s) soyundan yaratmış olmasıydı. Bu sebepten dolayı da haset ederek secde etmeyi reddetti ve Allah&#8217;ın yolundan çıkarak sapık ve fasıklardan oldu. Allah&#8217;ın rahmetinden kovulup recim olması gaybeti inkar etmesini beraberinde getirmiş ve şöyle demiştir: <br> Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten, onu ise topraktan yarattın. İblis, Allah&#8217;ın kendisinden gizlemiş olduğu şeyi inkar etti ve zahirini müşahede ettiği Hz. Adem&#8217;in (a.s) bedeninin yapısını-zahirini gerekçe göstererek inkarcılardan oldu. Ama Hz. Adem&#8217;in (a.s) soyunda neyin saklı olduğunu ve taşımış olduğu o mutahhar ve azim ruhlardan dolayı meleklerin kıblesi olduğunu ve kendisine secde edilmesinin emrinin verildiğini biliyordu. <br> Buna rağmen İblis, Hz. Adem&#8217;in (a.s) soyunda olan o azim ve mutahhar ruhlara iman etmeyi ve onları tazim etmeyi reddetmiştir. Buna göre gaybette olan imama gaybetteyken iman eden kimseler, tıpkı Hz. Adem&#8217;e secde ederek Allah&#8217;a itaat eden melekler gibidirler. <br> Ama Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybet döneminde inkar edenler ise Allah&#8217;ın Hz. Adem&#8217;e secde etme emrine itaat etmeyen İblis gibidir. <br>Bunun böyle olduğunu Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) da buyurmuşlardır. <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.26-27</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-de4ea992a78afe1ef65d0e65d0b7b240">256-Gayba İnanmak</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2e36afb5fc5e5f9aabede045fa6298f4">الٓمٓۚ<br>ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ<br>اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ<br>Elif, lam, mim. Bu öyle bir kitaptır ki onda şüphe yoktur. Takva sahiplerine yol göstericidir. Onlar gayba inanırlar; namazı ikame ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan -bir kısmını- ihtiyaç sahiplerine harcarlar.<br><strong>Bakara/1,2,3</strong> <br> Allahu Teala dinin olmazsa olmaz boyutunun gaybete inanmak olduğunu açık ve net bir şekilde buyurmuştur. Gayba inanmak mümin için çok büyük mükafatları -her türlü ayıp, kusur ve korkudan uzaklaşmak gibi azim mükafatları- beraberinde getirmektedir.<br> Dünyaperestler çıkar ve ölüm korkusundan ötürü padişahlara itaat ederken gayba iman edenler bunlardan tam manası ile müberradırlar. <br> Bunun delili ise Allahu Teala&#8217;nın şu buyruğudur: <br> &#8220;Bizim azabımızın şiddetini gördükleri zaman dediler ki: Tek olan, eşi ve benzeri olmayan Allah&#8217;a iman ettik. Ama bizim azabımızı gördükleri zaman, ettikleri imanın onlara hiçbir faydası yoktur.&#8221;<br> Allahu Teala&#8217;ya iman edip tapanlar için gayba iman etmede çok büyük mükafatlar olduğu için Allah meleklerinin bu mükafatlardan mahrum kalmasını istememiştir. <br>Hadislerde şöyle buyurmuştur: <br>&#8220;Allahu Teala Hz. Adem&#8217;i (a.s) yaratmadan 700 yıl önce melekleri bundan haberdar etmiştir.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.36-37</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bfebe448ace4fbcef443dff9bda63070">257-Gaybtan Maksad Nedir</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f3972f7b6a71f96dc686913dab39290d">الٓمٓۚ<br>ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ<br>اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ<br>Yahya b. Ebul Kasım, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) &#8220;Elif, lam, mim. Bu öyle bir kitaptır ki onda şüphe yoktur. Takva sahiplerine yol göstericidir. Onlar gayba inanırlar, namazı ikame ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan bir kısmını ihtiyaç sahiplerine harcarlar.&#8221; ayetinin manası hakkında şöyle buyurduklarını söylemiştir: <br>İmam&#8217;a bu ayet-i kerimenin manasını sordum, buyurdular: <br> &#8220;Takva sahiplerinden maksat, Hz. İmam Ali&#8217;nin (a.s) şialarıdır. <br>Gayptan maksat ise Allah&#8217;ın gaybette olan Hüccetidir.<br>Bunun delili ise Allahu Teala&#8217;nın şu buyruğudur: <br>وَيَقُولُونَ لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّهٖۚ فَقُلْ اِنَّمَا الْغَيْبُ لِلّٰهِ فَانْتَظِرُواۚ اِنّٖي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِرٖينَࣖ<br><br>&#8220;Ve Rabbinizden ona bir ayet (mucize, delil) indirilse olmaz mıydı?&#8217; derler. <br>De ki: Gayb yalnız Allah&#8217;ındır (Allah&#8217;a mahsustur.) Artık bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.&#8221;<br><strong>Yunus/20</strong><br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.36-37</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ebfe4268a6947fc0532fd681a02e184">258-Kur&#8217;an Ayeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7a7de5c7b2145af94231e879410f1933"><strong>اَلَمْ تَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَاَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةًۜ وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُن۪يرٍ<br></strong>Görmediler mi ki, gerçekten de Allah ram etti size; ne varsa göklerde ve ne varsa yerde, görünen ve gizli olan nimetlerini size yaydı, tamamladı? Ve insanlar içinde Allah hakkında mücadeleye girişen vardır. Bilgisi ve aydınlatıcı bir kitap yokken. <br><strong>Lokman/20<br></strong> Muhammed b. Ziyad Uzdi şöyle demiştir: <br>Efendim Hz. İmam Musa b. Cafer&#8217;e (a.s) bu ayet-i kerimede buyrulmuş olan &#8220;görünen-aşikar ve gizli nimetlerden&#8221; maksadın ne olduğunu sordum, şöyle buyurdular: <br> &#8220;Zahir-görünen nimetlerden maksat zahir olan İmamdır. Allah&#8217;ın gizli nimeti ise gaybette olan İmamdır. Arz ettim: Efendim, imamların içinde gaybette olan imam var mıdır? <br>Buyurdular: Evet, gaybette olacak olan bir imam vardır. Onun kendisi gaybette olacaktır ama yadı hiçbir zaman müminlerin kalbinden çıkmayacaktır. O imam, 12 imamın 12.&#8217;sidir. Allahu Teala zor işlerin tamamını onun için kolaylaştıracak. Yerin bağrındaki hazineleri onun için aşikar edecek. Her uzak olanı ona yakınlaştıracak. İnatçı zalimlerin tamamını onunla yok edecek ve her kovulmuş şeytanı onun eliyle yok edecektir. O hanımların efendisinin oğludur. Doğumu insanlardan gizli olacaktır. Ve onun öz adını, Allahu Teala zuhur edip zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan dünyayı hak ve adaletle doldurmasına izin verinceye kadar ağza alıp söylemek doğru değildir.<br> <strong>Kemal-ud Din c.2 s.57-58</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eb1a94b7562162425baa30b56edba2d0">259-Kur&#8217;an&#8217;da Zuhuru Beklemek </h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6114092a7bdc6c5b0c5e271646c91a82"><strong>هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّٓا اَنْ تَاْتِيَهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ يَاْتِىَ رَبُّكَ اَوْ يَاْتِىَ بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَۜ يَوْمَ يَاْتٖى بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَ لَا يَنْفَعُ نَفْسًا اٖيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ اٰمَنَتْ مِنْ قَبْلُ اَوْ كَسَبَتْ فٖٓى اٖيمَانِهَا خَيْرًاۜ قُلِ انْتَظِرُٓوا اِنَّا مُنْتَظِرُونَ <br></strong>Hala kendilerine meleklerin inmesini, yahut Rabbinin, yahut da Rabbinden bazı delillerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı delilleri geldiği gün; hiç kimseye önceden iman etmemişse yahut da imanından bir hayır kazanmamışsa o günkü inanmasının-iman etmesinin hiçbir faydası olmaz. <br>De ki: &#8220;Bekleyin. Biz de bekleyenlerdeniz zaten. <br><strong>En&#8217;am/158 </strong><br> Ali b. Resab, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) bu ayetin &#8220;önceden iman etmemişse yahut imanından bir hayır görmemişse&#8221; cümleleri hakkında şöyle buyurduklarını rivayet etmiştir: <br> &#8220;Delillerden-ayetlerden maksat, İmamlardır ve bazı ayet-delillerden maksat ise Kaim (a.s)&#8217;dır ve zuhur edeceği zaman kılıç ile kıyam edecektir. Bilin ki, daha önceden ona iman etmemiş olanların o gün iman etmelerinin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır! Kendisinden önceki babalarının gerçek imanı olmuş olsa dahi. <br><strong><strong>Kemal-ud Din c.1 s.37</strong></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c0e2631aa629efc6b9fe71d491d9337e">260-Kur&#8217;an Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1a223c21736e0003df184afd4d1208ad"><strong>فَلَٓا اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِۙ<br> اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِۙ<br> وَالَّيْلِ اِذَا عَسْعَسَۙ<br> وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَۙ<br> اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرٖيمٍۙ</strong>  <br>Artık, andolsun dönüp kaybolan, doğup yürüyen ve burçlarına giren yıldızlara ve geçmeye başladığı zaman geceye ve ışıdığı zaman sabaha, şüphe yok ki Kur&#8217;an büyük bir elçinin sözüdür.<br><strong>Tekvir Suresi 15-19. ayetler</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5cf23366904bf824e1a7d52ab70b6830"> Ümmü Hani şöyle demiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Muhammed Bakır&#8217;ı (a.s) ziyaret ettim ve kedilerine bu ayet-i kerime&#8217;nin tevilinin ne olduğunu sordum, buyurdular:<br> &#8220;Maksat (hicri) 260. yılda görenlerin gözüne görünmeyecek olan İmam&#8217;dır. Sonra zifiri karanlıkların her tarafı sardığı bir gecede nurdan bir yıldız gibi doğacaktır. Onu görecek olursan gözlerin aydın olsun.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.594</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d7b9e20d3a65f9fb6f106363cfa09418">261-Kur&#8217;an Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5d663c91222c8d6d00e6f0e8a596234a"><strong>قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَصْبَحَ مَٓاؤُ۬كُمْ غَوْرًا فَمَنْ يَأْت۪يكُمْ بِمَٓاءٍ مَع۪ينٍ<br></strong>De ki: Haber verin bana, suyunuz tamamıyla batılıp çekilecek olursa artık kimdir size bir akarsu pınarı peydahlayacak olan?<br><strong> Mülk Suresi 30. ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-288cc28d5baccebd4a91866e8ccf2308">Ebu Besir, Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s)&#8217;ın bu ayet-i kerimenin tefsirinde şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br> &#8220;Bu ayet-i kerime, Hz. Kaim (a.s) hakkında inmiştir ve şunu buyurmaktadır: &#8220;İmamınız kayıp olacak olur ve O&#8217;nun nerede olduğunu bilmeyecek olursanız size kim, zahir ve görünen bir İmam gönderecektir ki, gökteki ve yerdeki haberleri ve Allahu Teala&#8217;nın helal ve haramlarını size ulaştırsın?<br>Allah&#8217;a and olsun ki bu ayetin tevil zamanı daha gelmiş değildir ama kesinlikle gelecektir.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.595</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c9d1cc248a778b38de1e9f6a4658064d"> Ali b. Cafer şöyle demiştir:<br> &#8220;Kardeşim İmam Musa Kazım&#8217;a arz ettim: &#8220;Bu ayet-i Kerime&#8217;nin tevili nasıldır?&#8221;<br>Buyurdular:<br>&#8220;İmamınız gaybette olduğu ve onu göremediğiniz zaman ne yapacaksınız?&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.43</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6fae1c236d0cd214d0f24d133e2073df">263-Kur&#8217;an ve İmamet</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1c2224796a959c881d4bceb9dff3c2d7"><strong>وَاِذِ ابْتَلٰٓى اِبْرٰهٖيمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَاَتَمَّهُنَّۜ قَالَ اِنّٖى جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ اِمَامًاۜ قَالَ وَمِنْ ذُرِّيَّتٖىۜ قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِى الظَّالِمٖينَ<br></strong>&#8220;O zamanlar Rabbi, İbrahim&#8217;i bir takım sözlerle sınadı. O, bunları yerine getirip tamamlayınca dedi ki: &#8220;Ben seni, insanlara İmam karar kılacağım. İbrahim, &#8220;Soyumdan da imam karar kıl&#8221; dedi. Allah: &#8220;Benim ahdime zalimler ulaşamazlar.&#8221; dedi.<br><strong>Bakara Suresi 124. ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9e7288b8422e0f9f21bee55665cdaffb">Mufazzal b. Ömer Şöyle demiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;a (a.s) bu ayet-i kerimede buyrulmuş olan sözlerin neler olduğunu sordum, buyurdular:<br> &#8220;Hz. Adem&#8217;in (a.s) Rabbinden almış olduğu ve dili ile söylediği için Allahu Teala&#8217;nın tevbesini kabul ettiği sözlerdir ve o sözler şunlardır:<br> &#8220;Allahım! Muhammed&#8217;in, Ali&#8217;nin, Fatıma&#8217;nın, Hasan&#8217;ın ve Hüseyin&#8217;in hakkı hürmetine tevbemi kabul et&#8221;<br>Allahu Teala&#8217;da tevbesini kabul etti çünkü Allah, tevbeleri hemen kabul eden ve Rahim&#8217;dir.<br>Arz ettim: &#8220;Ey Resulullah&#8217;ın oğlu! Allahu Teala&#8217;nın ayette buyrulmuş olan &#8220;Ve onları tamamlayıca&#8221; buyruğundan maksat nedir?<br>Buyurdular: &#8220;Hz. Kaim (a.s) İmam Mehdi&#8217;ye kadar olan 12 İmam&#8217;ın tamamıdır ki, bu İmamların 9 tanesi İmam Hüseyin&#8217;in evlatlarındandır.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.40-41</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading">264-Asr Suresi </h2>



<p><strong>بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ<br>وَالْعَصْرِۙ</strong><br><strong>اِنَّ الْاِنْسَانَ لَف۪ي خُسْرٍۙ</strong><br><strong>اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ <br></strong>&#8220;Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adı ile. And olsun zamana. Şüphe yok ki insan, kesinlikle zararda/ziyandadır. Sadece inanlar ve iyi işlerde bulunanlar ve birbirlerine gerçeği gözetmeyi ve sabretmeyi tavsiye edenler hariç.<br><strong>Asr Suresi</strong></p>



<p>Mufazzal b. Ömer şöyle demiştir:<br> &#8220;Allahu Teala&#8217;nın bu ayette buyurduklarını Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;a (a.s) sordum, şöyle buyurdular:<br>&#8220;&#8221;Zamandan&#8221; maksat Hz. Kaim&#8217;in (a.s) zuhur edeceği zamandır. <br>&#8220;Şüphesiz insan, kesinlikle zarar-ziyandadır&#8221; buyruğundan maksat, bizim düşmanlarımızdır. <br>&#8220;Sadece iman edenler&#8221; buyruğundan maksat, biz İmamlar&#8217;ın hakkında inmiş olan ayetlere inananlardır. <br>&#8220;Ve salih-iyi iş yapanlar&#8221; buyruğundan maksat, bu inançta olan kardeşleri ile birlik olup ayrılmayanlardır. <br>&#8220;Ve hakkı gerçeği öğütleyenler&#8221; buyruğundan maksat, insanlara İmameti öğütleyenlerdir. <br>&#8220;Ve sabrı öğütleyenler&#8221; buyruğundan maksat ise Gaybet Dönemi&#8217;nde bu inançtan çıkmayanlar/sapmayanlardır.<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.565</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f5d4b93f9d9044baf5caa8dfa4618fb0">265-Kur&#8217;an Tevili</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-13ab1769df40e8408e7c8015619b24bf">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8221; Zamanın cahillerinin bizim Mehdimize (a.s) yapacağı eziyetler, Cahiliye Dönemi&#8217;nin cahillerinin Peygamber&#8217;e (s.a.a) yapmış olduğu eziyetlerden çoktur, fazladır.&#8221;<br>Dedim: &#8220;Efendim! Nasıl olur?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.a) gönderildiği zaman insanlar, taşa ve ağaca tapıyorlardı ama bizim Kaimimiz zuhur ettiği zaman insanlar, Ona karşı Kur&#8217;an&#8217;ı tevil edecekler.&#8221;<br><strong>El Gaybet-i lil Numanî s.322</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fd10082c486997f4705388341ddda046">266-İmam ve Kur&#8217;an</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d4d30a562cbf1396526fe9e4f8bf254c"><strong> وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَمَنْ قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّه۪ سُلْطَانًا فَلَا يُسْرِفْ فِي الْقَتْلِۜ اِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا<br></strong>&#8220;&#8230;Ve kim zulüm ile öldürülürse onun mirasçısına-velisine, öldürene karşı bir kudret ve salahiyet verdik. Ancak öldürmede aşırıya gidilmemeli. Şüphe yok ki, yardıma da mazhar kılınmıştır o.<br><strong>İsra Suresi 33. Ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-45e669485e6495ac577659f6f926bc5d">Bu ayet-i kerime, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;a (a.s) sorulduğu zaman şöyle buyurdular:<br> &#8220;Bu ayetin kast etmiş olduğu kimse, Kaim-i Â-li Muhammed (s.a.a)&#8217;dir. Kıyam ettiği zaman, Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) kanının intikamını alacak ve onun düşmanlarını öldürecektir. Eğer yeryüzündeki insanların tamamını öldürse dahi aşırıya gitmemiş olacaktır.&#8221;<br> &#8220;Öldürmede aşırıya gitmeyin&#8221; buyruğunun anlamı şudur: &#8220;O, aşırıya gitmek sayılacak hiçbir iş yapmayacaktır.&#8221;<br> Allah&#8217;a and olsun ki! Hz. Kaim (a.s), İmam Hüseyin&#8217;in katillerinin soyundan kalanların tamamını, dedelerinin ve babalarının yaptıklarından dolayı öldürecektir.&#8221;<br><strong>Kamil-uz Ziyaret s.63</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e5439f40b225ebd8140b429991fce2f6"> Uyun-u Ahbar&#8217;ur-Rıza kitabında Abdusselam b. Salih Herevî&#8217;den şöyle rivayet olunmuştur:<br> &#8220;Hz. İmam Rıza&#8217;ya (a.s) arz ettim: &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;tan (a.s) rivayet olunmuş olan bu hadis hakkındaki görüşünüz nedir?&#8221;<br>Şöyle buyurdular: &#8220;Doğrudur, öyledir.&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Efendim!<br> وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۚ<br> Hiçbir suçlu bir başkasının suçunu üstlenmez&#8221; ayet-i kerimesinin anlamı nedir?<br><strong>En&#8217;am Suresi 164. Ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-33af745b760636b9b005f863cdd46a99">Buyurdular: &#8220;Allahu Teala her zaman doğruyu buyurmuştur ama İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) katillerinin çocukları, babalarının yaptıklarından razı olanlar ve onunla övünenlerdir. Eğer Dünya&#8217;nın doğusunda olan birisi öldürülür ve Dünya&#8217;nın batısında olan bir başkası bu öldürülmeye sevinecek razı olacak olursa, Allah katında katilin katline ortaktır. Bu sebepten dolayı, Hz. Kaim (a.s) onların çocuklarını da öldürecektir.<strong><br>Uyun-u Ahbar&#8217;ur-Rıza c.1 s.72</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0876bc7970642c4171b4364a7f506591">267-Zerdüştlerin Müjdesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1cc7de627f51bd760e9c3ff5228aa299">Zerdüştlerin kutsal kitabında şöyle yazılıdır:<br>&#8220;Büyük kurtarıcı, dini Dünya&#8217;nın tamamına hakim kılacak, fakirliği yok edecek&#8230; ve Dünyadaki insanların tamamını aynı fikir ve düşüncede yapacaktır.&#8221;<br><strong>Câmasbnâme/121</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-15ac8f926db4a2a35f94108b123c0365">268-Zebur&#8217;un Zuhur Müjdesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dcf475bc1c480fe80f42191c99871626">Zebur&#8217;da şöyle yazılıdır:<br>&#8220;&#8230;Allah&#8217;ı bekleyenler, yeryüzünün sahipleri olacaklardır. Yeryüzü sonsuza kadar onların olacaktır.&#8221;<br><strong>Eski Ahit Mazmur 37. ayet, 9 ve 12,17 ve 18</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-aea27d31af452b565fdcea67b79ee414">269-Tevrat&#8217;ın Müjdesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-358265a95488f394d38f8c01eceb6cd0">Tevrat&#8217;ta şöyle yazılıdır:<br>&#8220;&#8230; Ezilmişlerin arasında adalet ile hüküm verecektir ve hak olduğu şekilde yeryüzündeki ezilmişlere hükümet edeceklerdir. Kaplan, dana ile birlikte uyuyacak ve kuzu ile aslan birlikte dolaşacaktır ve onları, küçük bir çocuk güdecektir.&#8221;<br><strong>Tevrat 11.bölüm 2. ve 10. Ayet</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2abaa57281e7318db736cefa0ac964e8">270- İncil&#8217;in Zuhur Müjdesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ac8ddaf70a4832d715832055541c75e6"> İncil&#8217;de şöyle yazılmıştır:<br>&#8220;Efendisin gelmesini bekleyen kimse gibi kemerlerinizi bağlayın ve çıralarınızı (ışıklarınızı) yakın.. O gelip kapınızı çaldığı zaman hemen açın. Çünkü o, sizin beklemediğiniz bir vakitte gelecektir.&#8221;<br><strong>Luka İncili 12. Bölüm 35-36. ayetler</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1e7138481b2d1db58ed01eb8e18d44ba">271-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin Kutsal Kitaplardaki Adları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-76855f5c391e79f3f8283d45921cad0c">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) kutsal kitaplardaki ve Dünya üzerinde var olan inançlardaki adlarından bazıları şunlardır:<br>Hz. İbrahim&#8217;in suhufundaki adı, <strong>Sahip&#8217;tir.</strong><br>Zebur&#8217;da, <strong>Kaim;</strong> <br>Terkum dilinde olan Tevrat&#8217;ta, <strong>Kaydmu;</strong> İbranice Tevrat&#8217;ta, <strong>Meşii (Büyük Mehdi);</strong> <br>İncil&#8217;de <strong>Son Mehmid;</strong><br>Zerdüşt&#8217;ün Zemzeminde <strong>Sonsuz Allah&#8217;ın Suruşu</strong>.<br>Zend Pazendlerin kitabındaki adları, <strong>Behram ve Sonsuz Allah&#8217;ın Kulu.</strong><br>Hinduların Bin Mektubundaki adı, <strong>Lendbetava.</strong><br>Armafis&#8217;de geçen adı, <strong>Şemahil.</strong><br>Sonsuzlar kitabındaki adı, <strong>Hurand.</strong><br>Firengiler&#8217;in kitabındaki adı, <strong>Kutsal-Mübarek.</strong><br>Mecusilerin kitabındaki adı, <strong>Hosrov.</strong><br>Peygamber&#8217;in izi kitabındaki adı, <strong>Hakkın, Mizani.</strong><br>Borzin Azer Fersiya&#8217;nın kitabındaki adı, <strong>Perviz.</strong><br>Romalıların Kubdus kitabındaki adı, <strong>En Büyük Firdevs.</strong><br>İlahî Sahifedeki adı, <strong>Hakk&#8217;ın Özü.</strong><br>Kutsal Sahifedeki adı, <strong>Lisan-us Sıdk ve Simam-ul Ekber. </strong><br>Kendral kitabındaki adı, <strong>Bakiyyetullah.</strong><br>Kentere kitabındaki adı, <strong>Katii.</strong><br>Didberahime kitabındaki adı, <strong>Mansur.</strong><br>Şakmuni kitabındaki adı,<strong>Ayakta duran.</strong><br>Rigveda&#8217;nın kitabındaki adı, <strong>Vişnu&#8230;</strong><br><strong>Ez-Zamun Nasih c.1 s.481, Necm-us Sakib 2. Bab s.85</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b4c2bd714924b62ad9f8e005fbb550e2">272-Kudsi Hadislerde İmam Mehdi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e371920c911b7fb75adc26da446251d8">Allahu Teala şöyle buyurmuştur: <br> &#8220;Ey Resulüm! Senin ve senin soyundan olan Hüccetlerim ile kullarıma rahmetimi indiriyorum. Ama sizin Kaiminiz ile arzımı tesbih, takdis, tekbir, tehlil ve İlahlığımın yüceltilmesi ile abad edecek ve onun eli ile Tevhid&#8217;in sözünü yüceltip kafirlerin sözünü yok edeceğim. Onun eli ve kendi ilmim ile arzın tamamına ve kullarımın kalplerine yeniden hayat vereceğim ve saklı olan olan hazinelerimin tamamını kendi iradem ile ona zahir edeceğim.<br> Kendi iradem ile kalplerde olan gizli ve saklılardan haberdar edeceğim ve benim dinimi ve emirlerimi yayıp hakim kılması için meleklerim ile ona yardım edeceğim. o benim Hüccetimdir ve benim kullarımı hidayet edecek hak Hidayetcidir.<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.66</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f3b436a3f4f71e96908d602c606269da">273-Kudsi Hadislerde İmam Mehdi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e02034563f706b5360cf7ad36f45d307">Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s), Hz. İmam Mehdi&#8217;ye (a.s) Kaim-i Â-li Muhammed (s.a.a) adının verilmesi hakkında şu hadis-i kudsiyi rivayet etmiştir:<br> &#8220;Ceddim, Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) şehadetinden sonra, melekler feryad edip ağlayarak Allahu Teala&#8217;ya şöyle arz ettiler:<br> &#8220;Ey Rabbimiz! Senin seçmiş olduğun ve seçmiş olduğunun oğlunu ve seçmiş olduğun İmam&#8217;ı (Hüccetini) öldürmelerini af edecek misin?&#8221;<br> Allahu Teala onlara şöyle buyurdu:<br> &#8220;Ey Benim Meleklerim! Sakin olun! İzzetime ve celalime and olsun ki, uzun bir zaman sonra da olsa onlardan intikam alacağım.&#8221;<br>İmam Muhammed Bakır (a.s) daha sonra şöyle buyurdular: <br> &#8220;Allahu Teala bunları buyurduktan sonra, Hz. İmam Hüseyin&#8217;den (a.s) sonra onun evlatlarından İmam olacak olan İmamları meleklere gösterdi ve melekler sevindiler. Bu İmamların içinde bir İmam, kıyamda durmuş ve namaz kılıyordu; onu göstererek buyurdu:<br> &#8220;O&#8217;nun (Kaim&#8217;in: Ayakta duranın) eli ile Hüseyin&#8217;in katillerinden intikam alacağım.&#8221;<br> <strong>Bihar-ul Envar c.51 s.29</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f1aa44ca8803b84308817f7ab23ac7dd">274-Kudsi Hadislerde İmam Mehdi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1b67215baa70c6420abc0e4b6161dedc"> Miraciye hadisinde şöyle buyrulmuştur:<br> &#8220;Allahu Teala şöyle buyurdu:<br> &#8220;Rüzgarları onun emrine vereceğim; sert bulutlar, ona ram edecek ve her yolla onu göklere yükselmeye muvaffak edeceğim.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.256, Bihar-ul Envar c.52 s.37</strong><br> Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:<br> &#8220;&#8230;Hz. Mehdi (a.s) ateş ve nurdan olan, sesten daha hızlı bineklere binecek ve dilediği göğe çıkacaktır&#8230;&#8221;<br><strong>Hurşid-i Mağrib s.39, Muhammed Rıza Hekimî</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d48935ee5e081afa1f55618272fe467d">Hadislerde İmam Mehdi</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3f4407e85ca5cb0b8b84b747a59195fe">275-Ümmetin İmamı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7081ec852128a77ed18141618ade2957">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Bu üç sıfat ve özelliğe sahip olmayan hiç kimse ümmete İmam olamaz.<br><strong>1-</strong>Kendisinden önceki İmam&#8217;dan sonra insanların en üstünü olmalıdır.<br><strong>2-</strong>Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) silahına sahip olması gerekir.<br><strong>3-</strong>Kendisinden önceki İmam&#8217;ın onu açık ve aleni bir şekilde kendisinin vasisi olduğunu ilan etmesi gerekir.<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.402</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fe0506e516c77b9b1d3adb3e48d990ac">276-Hakk&#8217;ın Sözü</h3>



<p>Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) vefalı yarenlerinden olan Osman b. Said şöyle demiştir:<br>&#8220;Bir keresinde Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) huzurunda idik, İmam&#8217;ın yarenlerinden birisi o Hazrete şöyle arz etti: &#8220;Efendim! Mutahhar babalarınızdan şöyle nakledilmiştir: &#8220;Yeryüzü asla Hüccetsiz kalmaz ve zamanının İmamını tanımadan kimse cahiliye ölümü ile ölmüş olur.&#8221; Bu husustaki nazarınız nedir?&#8221;<br>İmam Şöyle buyurdular:<br> &#8220;Evet, bu söz, hak ve doğrudur.&#8221;<br>Sordu: &#8220;Ey Resulullah&#8217;ın oğlu! O halde sizden sonraki Hüccet kimdir?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Benden sonraki İmam ve Hüccet, oğlum Muhammed&#8217;dir. Onu tanımadan ölen kimse, cahiliye ölümü ile ölmüş olur. Bilin ki, onun gaybet dönemi olacaktır ve o dönemde cahiller, sapıtıp yoldan çıkacak ve batıl ehli ise helak olacaktır. Onun gaybette olduğu dönemde onun zuhuru için vakit verenler yalancılardır. O, gaybet dönemi sona erince zuhur edecektir. Kufe&#8217;nin ve Necef&#8217;in başının üstünde dalgalanan beyaz bayrakları görür gibiyim.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.409</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1350a477dd72279d2d23dec61d919c25">277-Hz. Peygamber&#8217;in Halifeleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9f2e6e6e7c96673b22f2b7d15bdedd7d"> Hz. İmam Rıza (a.s) babalarından, Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br>&#8220;Miraca çıkarıldığım zaman şöyle dedim: &#8220;Ey benim Rabbim! &#8230;Bunlar, benim haliflerim ve benden sonraki İmamlar mıdır? Nida geldi: &#8220;Bunlar, senden sonrası için kullarıma seçmiş olduğum dostlarım ve sevdiklerimdir. Senden sonraki Halifelerim ve en üstün kullarım bunlardır. İzzet ve celalime and olsun ki! Dinimi onlarla yükselteceğim ve onların sonuncusu ile yeryüzünü günahkar ve isyancılardan temizleyeceğim ve onu, Doğu&#8217;dan Batı&#8217;ya kadar bütün Dünya&#8217;ya hakim kılacağım.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.366, Uyun-u Ahbar-ur Rıza c.1 s.262</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d84a0a9173735ab494e51b3251834bba">278-Allah&#8217;ın Hücceti&#8217;nin Olmasının Zarureti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a4428c0a5c315fa070a43f442d3cf6be"> Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s), Allah&#8217;ın Hüccetlerinin olmasının zarureti hakkında şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Allah&#8217;ın arzının, Allah&#8217;ın Hücceti olmadan ayakta durması -varlığını sürdürebilmesi- mümkün değildir.<br><strong>Nehcül Belağe, Kısa sözler 147 numaralı söz</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fc94d5cabe3dab757cea1b1578256c17">Hz. İmam Ali b. Muhammed Naki (a.s) şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Allah&#8217;ın arzının, Allah&#8217;ın Hücceti olmadan varlığını sürdürebilmesi mümkün değildir ve Allah&#8217;a and olsun ki, Allah&#8217;ın (bu dönemdeki) yeryüzündeki o Hücceti benim!&#8221;<br><strong>Usul-u Kafi c.1 s.179</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-40a200ccb2ce38d3dc20f5a504280d5d"> İmamlarımızdan (aleyhum selam) elimize ulaşmış olan dualarda mükerrer defa Hüccet kelimesinin kullanıldığını görmekteyiz. O dualardan birisi şöyledir:<br> &#8220;Allahım! Beni, Hüccetinin marifetine ulaşanlardan karar kıl! Eğer sen bana Hüccetini tanıtmayacak olursan sapıp dinimden çıkarım.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.512</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9c2876d5da2288afeeb4f9e52572b64b">Zuhur&#8217;un Haberi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8dc02d4047bf9f15b9f77698cc371c55">Cabir, Hz. İmam Muhammed Bakır&#8217;ın (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br> &#8220;Mehdi (a.s), yatsı vaktinde Mekke&#8217;de zuhur edecektir ve zuhur ettiği zaman Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) bayrağı, gömleği ve kılıcı yanında olacaktır. Ayrıca açıkça nurdan nişaneleri olacaktır. Yatsı namazını kıldıktan sonra yüksek sesle şöyle diyecektir: &#8220;Ey İnsanlar! Allah&#8217;ı ve Allah&#8217;ın huzuruna çıkarılacağınız günü size hatırlatıyorum. Allah, hüccetini tamamlamıştır. Ona hiçbir şeyi ortak koşmamanız, Onun ve Peygamberinin emirlerine itaat etmeniz, Kur&#8217;an&#8217;ın ihya ettiğini ihya etmeniz ve Kur&#8217;an&#8217;ın ortadan kaldırdıklarını ortadan kaldırmanız, hidayet yoluna yardım etmeniz ve ona karşı muin, nasır ve takvalı olmanız için Peygamberlerini ve kitaplarını göndermiştir.<br> Dünya&#8217;nın sonu yakınlaşmıştır. Ben sizi Allah&#8217;a ve Resulü&#8217;ne davet ediyorum. Allah&#8217;ın kitabına amel edin, batılı yok edip sünneti ve şeriatı ihya edin.&#8221;<br> Daha sonra sayıları, Bedir ashabının sayıları kadar olan 313 ashabı ile birlikte önceden kararlaştırmadan birleşip zuhur edecektir. <br> Onlar, gecelerin korkanları, gündüzün aslanlarıdırlar. Allah onun eli ile Hicaz topraklarını fethedecek, zindanlarda olan Haşimoğullarını kurtaracak ve siyah bayraklarla Kufe&#8217;ye girecektir. Sonra Dünya&#8217;nın dört bir tarafına İmam Mehdi&#8217;ye biat almaları için ordular gönderecektir. Onlar, gittikleri yerlerde zulüm ve haksızlıkları ortadan kaldıracak, şehirler ve ülkeler onun için hazır hale getirecektir. Konstantiniye&#8217;yi o fethedecektir.<br><strong>El Melahim-u vel Fiten s.48</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6af5f1695606928ae2923735045b02cb">280-Sünni Kaynaklarında Hz. İmam Mehdi (a.s)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-76221e81636052702b7f4e3b26fa5ddb"> İbn-i Ebil Hadid:<br> &#8220;Ahir-i Zaman&#8217;da Ehlibeyt&#8217;ten birisi çıkacak dini, hak ve adaleti aşikar kılacaktır. Müslümanlar ona tabi olacaklar ve bütün Dünya&#8217;ya hakim olacak olan o kişinin adı, Mehdi&#8217;dir.<br><strong>İbn-i Haldun Mukaddimesi s.362</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8237ad9f5430f200e423b983817a5d29">281-İmam&#8217;ın Olmasının Lüzumu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0334a6a7670ad78eb522acd05602267c"> Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) buyurdular:<br> &#8220;Ey Ebu Hamza! Sizden birisi birkaç fersah yol gitmek istediği zaman kendisine bir yol (adres) gösteren bulmaktadır. Sen, göklerin yolunu, yerlerin yolundan daha çok bilmiyorsun, öyle ise kendine bir yol gösteren ve kılavuz bul.&#8221;<br><strong>Usul-u Kafi c.1 s.261</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-50a4854b3ed9ead2147c53831ff012d2">282- İmam Rıza&#8217;dan Bir Hadis</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b466b5de62d59eda7498577bca41bd53">Hz. İmam Rıza (a.s) buyurdular:<br> &#8220;Hz. İmam Mehdi (a.s), insanların en bilgilisi, en hekimi, en takvalısı, en sabırlısı, en çok bağışlayanı ve en çok kulluk ve ibadet edenidir. Gözleri uyusa da kalbi her daim uyanıktır. Melekler her daim kendisi ile konuşmaktadır&#8230; Duaları her zaman kabul olur ve bir taşa dahi nifrin edecek olsa taş ikiye ayrılır.&#8221;<br><strong>İlzam-un Nasib s.9</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1cb9266b486e34de8f0f412c51da60b3">283- İki Açık Nişane</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dfc5e30bc73133bad0e1f7ffd8f49e32">Hz. İmam Rıza (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Mehdi&#8217;nin (a.s) apaçık nişaneleri vardır ve o, nişaneler ile tanınır. Onlardan bir tanesi sonsuz ilme sahip olması ve diğeri ise duasının her zaman kabul olmasıdır.&#8221;<br><strong>Uyun-u Ahbar-ur Rıza c.1 s.170 </strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-edbf5f43bd88a71c6b4b45736e0be6b3">284-Sınırı Olmayan Bilgi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f92ddab3c240ffc413a09338882505ed">Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s) şöyle buyurdular:<br> &#8220;Mehdi&#8217;nin (a.s) ilmi bütün herkesin ilminden daha çok ve rahmeti, bütün herkesin rahmetinden daha fazladır.&#8221;<br><strong>El Gaybet-i Numani s.114, Bihar-ul Envar c.51 s.115, Muntahab-ul Eser s.309</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4c0f0f0c152176d1a22589e732270c32">285-Babam Ona Feda Olsun</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-392e4e5a2a05c848a6303c2a70067f6b">Hz. İmam Musa Kazım (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Hz. Mehdi&#8217;nin (a.s) yüzünün rengi çok fazla gece ibadeti ve teheccüt etmesinden dolayı sarıya çalmaktadır. Geceleri, secde ve rüku halinde geçirip yıldızların doğup batmasına riayet eden ona, babam feda olsun.<br> Allah yolunda kınayanların kınamasından asla etkilenmeyen Mehdi&#8217;ye, babam feda olsun. O, zifiri karanlıkların hidayet ışığıdır. Allah&#8217;ın emri ile kıyam edecek olan Mehdi&#8217;ye, babam feda olsun.&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.86 s.81</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-42084486dba00a6171ff56d1d1cb039c">286-Allah Karşısında Huşu İçinde</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-378bbfd622a648dd7e90a3d4266306d2">Hz. İmam Rıza (a.s) buyurdular:<br> &#8220;Hz. Mehdi (a.s), kartalının kanadının karşısında ezik olduğu gibi Allah&#8217;ın karşısında eziklik içindedir.&#8221;<br><strong>Ukad-ud Durer s.158</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-644b45d018dd97dec1f016e5d85bea67">Başka bir hadislerinde ise şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Mehdi (a.s), Allahu Teala&#8217;ya karşı en çok huzu ve huşu içinde olandır.&#8221;<br><strong>Ez Zamm-un Nasıb s.10</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-281e77ca251448599397468bc8a76c25">287-İyiliklerde Aceleci</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8932f95d9687e885bc671644dba6d167">Hz. İmam Rıza (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Mehdi (a.s), iyiliklerde ve mücadelede çok acelecidir.&#8221;<br><strong>Cemal-ul Usbuu s.310, Sahife-i Mehdeviyye s.290</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a90127fb8aec36f5db3a966396b8f2ec">288-İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Faziletleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-27f2d696bfc4326443fd24c6928db53c">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular:<br> &#8220;Mehdi (a.s), Hz. Musa&#8217;nın (a.s) kemaline, Hz. İsa&#8217;nın (a.s) azametine ve Hz. Eyyub&#8217;un (a.s) sabrına sahiptir.&#8221;<br><strong><strong>Uyun-u Ahbar-ur Rıza c.1 s.36</strong></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c3e8db03b68f7fbfc38473e5c5e50855">289-İmamsız Dünya Yok Olur</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9dcc2efd590ee31dfb17ce4b5b1c3b34"> Ebu Hamza şöyle demiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;a (a.s) sordum: &#8220;İmam olmadan yeryüzü var olabilir mi?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;İmam olmayacak olursa yeryüzü yok olur.&#8221;<br><strong>Usul-u Kafi c.1 s.334</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8c25c65a763b048a698322969b87266a">290-Allah&#8217;ın Kullarına Gazabı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d9209373f83faf0a2633c85860b21fa0"> Veşa şöyle demiştir: &#8220;Hz. İmam Rıza&#8217;ya sordum: &#8220;Yeryüzü İmamsız olur mu?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Hayır, olmaz.&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Efendim, &#8220;Allah, kullarına gazap etmedikçe yeryüzünün İmamsız kalmayacağını bize söylüyorlar.&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Yeryüzü, İmamsız olamaz, yeryüzünde İmam olmayacak olursa yeryüzü yok olur.&#8221;<br><strong>Usul-u Kafi c.1 s.334</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a6e9212bde3173a158b2e47fd417bb87">291- Sünni Kaynaklarında İmam</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bb667ad3a19d202634dfe509473469bb">Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) buyurdular:<br> &#8220;Benim evlatlarımdan, adı benim adım olan birisi Arablara hakim olmadan, yeryüzü dağılıp son bulmayacaktır.&#8221;<br><strong>Sahih-i Tirmizi c.9 s.74</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-91a4c8a2ab57fa002b3f95c37ab4195c">292-İkrar ve İnkar</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-33d83b095a6162afc6dada3bbdde5d5e">Safvan b. Mervan, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br> &#8220;İmamların tamamını kabul edip Mehdi&#8217;yi kabul etmeyen kimsenin durumu, Peygamberlerin tamamını kabul edip Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.a) Peygamberliğini kabul etmeyen kimsenin durumu gibidir.&#8221;<br>Arz ettiler: &#8220;Ey Allah Resulü&#8217;nün Oğlu! Sizin evlatlarınızdan olan Mehdi kimdir?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Beşinci oğlumun oğludur. Sizden gizli ve saklı olacaktır ve (saklı olduğu dönemde) onun adını anmanız doğru değildir.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.3</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-489288c77144e0e0f21fd1665c9d35b3">293-Üç Muhammed</h3>



<p>Ebu Hişam, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br> &#8220;İmamların içinden adları Muhammed, Ali ve Hasan olan İmamlar, peş peşe gelecektir, onların dördüncüsü Kaim-ul Mehdi (a.s)&#8217;dır.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.4</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1b5759859e5f10f2c36c18e951f73b45">294-Sünni Kaynaklarında İmam Mehdi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bc6dfa3efa35f2afc3fb6aa3d12fcd0e"> Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s), Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in (s.a.a) şöyle buyurduklarını rivayet etmişlerdir: <br>&#8220;Dünya&#8217;nın ömrü bir gün kalmış olsa dahi Allah, benim Ehlibeytimden birisini çıkartacaktır ve o, Dünya&#8217;yı zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi hak ve adaletle dolduracaktır.&#8221; <br><strong>Sahih-i Ebu Davud c.2 s.207</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0e27b6c15050859b7482137e11940307">295-Sünni Kaynaklarında İmam Mehdi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-583f42a2a055f35729b23aefc6eb6d0f">Ebu Said şöyle demiştir: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdular: <br>&#8220;Bizim Mehdimiz açık alınlı ve ince burunludur, yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi hak ve adalet ile dolduracaktır ve yedi yıl hükümet edecektir.&#8221; <br><strong>Sahih-i Ebu Davud c.2 s.208</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8ec25dc2c05d61092f549078f8f559c7">296-Sünni Kaynaklarında İmam Mehdi </h3>



<p>Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: <br>&#8220;Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdular: &#8220;Vadedilmiş Mehdi, Ehlibeyttendir ve Allahu Teala, Onun kıyam etmesinin şartlarını bir gecede vücuda getirecektir.&#8221; <br><strong>Sahih-i İbn-i Mace c.2 s.519</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-001239bf0ced2c7729af5322b5ab85d3">297-Sünni Kaynaklarında İmam Mehdi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-643d7e4387194958837db940d8cf6be9">Ebu Said, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: <br>&#8220;Yeryüzü, zulüm ve haksızlıkla dolacaktır, sonra benim Ehlibeytimden birisi çıkacak, yedi yada dokuz yıl hükümet edecek ve yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracaktır.&#8221;<br> <strong>Mesned-i Ahmed c.3 s.38</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-226ab7e002ddde344c2d76294207c17f">298-İmam Mehdi&#8217;nin Zuhuru Müslümanların Arasında En Çok Meşhur Olan Meselelerdendir</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9cd9c25d83ce12e5bcf97db5e1f296d6">Ahir-i zamanda, Hz. Peygamber&#8217;in Ehlibeytinden bir kişinin çıkıp dini, bütün Dünya&#8217;ya hakim edeceği; hakkı ve adaleti, bütün Dünya&#8217;ya hakim kılacağı ve ülkelerin tamamına hükümet edeceği Müslümanların arasında en çok bilinen ve meşhur olan meselelerden bir tanesidir. <br><strong>İbn-i Haldun Mukaddimesi s.311</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ad572a42ebcca898a9a23d770e964ae">299-Belanın Defi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-73fbf2d16442bc3bc57ea484b66093a8">Hz. İmam Mehdi (a.s) şöyle buyurmuşlardır: <br>&#8220;Allahu Teala, benim ile ailemden ve Şialarımdan belayı def edecektir.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.441</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a5aebd68da3f8acb88d815f39de78e69">300-Hizmet Etme Arzusu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4e6fe2e107d3efdfd188d549c9805c10">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurdular: <br>&#8220;Onun (Hz. İmam Mehdi&#8217;nin) döneminde olmuş olsaydım ömrümün tamamını ona hizmet etmekle geçirirdim.&#8221; <br><strong>Gaybet-i Numani s.245</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-aba7981f8a31cfbb3415201aab52b0e4">301-Kitap ve Sünnet İlmini Bilmek</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e1e41c241332ba895268b76237f9cbc5">Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Bitki, toprakta kök saldığı gibi Allah&#8217;ın kitabının ve Peygamber&#8217;in (s.a.a) sünnetinin ilmi de bizim Mehdimizin kalbinde kök salmıştır.&#8221; <br><strong>Bihar-ul Envar c.52 s.317, Muntahab-ul Eser s.309</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8e5f352b7cba74ddb2b93d9cd1260b77">302-Sünni Hadislerinde İmam</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-641ebbb48a3b16105cfec95fbbfc855f">Ahmed b. Hanbel, Cabir b. Semre&#8217;den şöyle nakleder:<br>&#8220;Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) şöyle buyurduklarını kendi kulaklarım ile duydum:<br> &#8220;Benden sonraki Halifelerimin sayısı 12&#8217;dir ve onların tamamı Kureyşten&#8217;dir.&#8221;<br><strong>Ahmed b. Hanbel Müsnedi c.5 s.92</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b274fc1433a0eb761fa5e1123dff86e5"> Bu hadis, Yenaib-ul Mevedde&#8217;nin hadisinde şu şekildedir:<br> &#8220;Benden sonraki Halifelerimin sayısı 12 tanedir ve onların tamamı Haşimi&#8217;dir.&#8221;<br>Bu hadis, mütevatir seviyesinde rivayet edilmiştir ve bu hadisin mütevatir bir hadis olduğunu hadis ilmi sahiplerinin tamamı itiraf etmişlerdir.<br><strong><strong>Ahmed b. Hanbel Müsnedi c.5 s.92</strong></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0fc262cd759b0b504b2cfa7e64df16f5">Ahmed b. Hanbel, bu hadisi mezkur haliyle 34 ayrı senet ile Cabir b. Semre&#8217;den rivayet etmiştir.<br> Hem Sünni hem de Şia kaynaklarında olan bu hadisin doğruluğunda hiçbir şüphe olmamasına rağmen önemli olan husus şudur:<br><strong>Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) bu 12 kişiden maksadı kimlerdir?</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e98f2e1875535173d5cd3e802360b229"> Ümeyyeoğlu halifelerini kast etmiş olmaları mümkün değildir çünkü onların sayısı 12 değil 15&#8217;tir.<br>Mesudî, Murevvic&#8217;uz Zeheb isimli kitabında Ümeyyeoğlu halifelerinin isimlerini şu şekilde yazmıştır:<br> &#8220;<strong>1-</strong>Ebu Süfyan&#8217;ın oğlu Muaviye,<br><strong>2-</strong>Muaviye&#8217;nin oğlu Yezid,<br><strong>3-</strong>Yezid&#8217;in oğlu Muaviye,<br><strong>4-</strong>Hakem&#8217;in oğlu Mervan,<br><strong>5-</strong>Mervan&#8217;ın oğlu Abdulmelik,<br><strong>6-</strong>Abdulmelik&#8217;in oğlu Velid,<br><strong>7-</strong>Abdulmelik&#8217;in oğlu Süleyman,<br><strong>8-</strong>Abdulaziz&#8217;in oğlu Ömer,<br><strong>9-</strong>Abdulmelik&#8217;in oğlu Yezid,<br><strong>10-</strong>Velid&#8217;in oğlu Yezid,<br><strong>11-</strong>Abdulmelik&#8217;in oğlu Hişam,<br><strong>12-</strong>Abdulmelik&#8217;in oğlu Yezid&#8217;in oğlu Velid,<br><strong>13-</strong>Abdulmelik&#8217;in oğlu Yezid&#8217;in oğlu Velid&#8217;in oğlu Yezid,<br><strong>14-</strong>Abdulmelik&#8217;in oğlu Yezid&#8217;in oğlu Velid&#8217;in oğlu İbrahim,<br><strong>15-</strong>Mervan Muhammed El Hammar&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cfc09a716e8f6b4e61596606140c9202">Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) maksadının Abbasî halifeleri olmadığı da kesin ve açıktır çünkü Abbasi Halifelerinin sayısı 12 değil sayısı 37&#8217;dir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-52c30ef08d3988aad84366643c5b26d6"> Ümeyyeoğullarının ve Abbasilerin haricinde halife olanların sayısı ise 6&#8217;dır ve yine 12&#8217;ye ulaşmamaktadır, bunlar ise 4 Halife, Hz. İmam Hasan (a.s) ve Zubeyr&#8217;in oğlu Abdullah&#8217;tır.<br>Bu sebepten dolayı da Hz. Peygamber&#8217;in buyurmuş oldukları bu halifelerin kimler olduğunun belirlenip  açıklığa kavuşturulması gerekir çünkü Allah&#8217;ın Resulü (s.a.a) hem boş söz hem de muamma şeyler söylemekten beri ve uzaktır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ce1c6d7318556baeacd87d2895840c67">Şia inancına göre Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) bu hadiste buyurmuş oldukları 12 Halife&#8217;den maksatları, Hz. İmam Ali b. Ebu Talib (a.s) ve 11 evladıdır. Sünni kaynaklarında rivayet olunmuş olan hadislerde maksadın, 12 Ehlibeyt İmamı olduğuna delalet etmesine rağmen Sünni alimlerin kendi kitaplarında yazılı olan bu hadisleri dikkate almamış olmaları yada o açık hadisleri başka bir şekilde tevil ederek muhtelif anlamlar çıkarmaya kalkışmaları çok şaşırtıcıdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-686c3994f3f0f89c4a49c8ae57d04102"> Muhammed b. İbrahim Hammui Şafi, Abdullah b. Abbas&#8217;tan şöyle nakletmiştir:<br> &#8220;Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdular: &#8220;Benim vasi ve halifelerim, Allah&#8217;ın benden sonrası için kullarına seçmiş olduğu Hüccetler, 12 kişidir ve onların ilki, benim kardeşim ve sonuncusu ise benim oğlumdur.&#8221;<br>Sordular: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resul&#8217;ü! Senin kardeşin kimdir?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Ali b. Ebu Talib&#8217;tir.&#8221;<br>Sordular: &#8220;Ya Resulallah! Senin oğlun kimdir?<br>Buyurdular: &#8220;O, Mehdi&#8217;dir. Dünya&#8217;yı zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra hak ve adalet ile dolduracak olan kimsedir.&#8221;<br><strong>Feraid-us Simteyn c.2 s.312 H.562</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3dff5df524e23536d2c6c06e3fa9998e">Hafız Süleyman Kunduzi Hanefi, bu hadisi Yenabi-ul Meveddet kitabında naklettikten sonra 12 Halife&#8217;den maksadın kimler olduğunu Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) kendisinin açıkladığını ve onların, Ali b. Ebu Talib (a.s) ve 11 evladının (aleyhum selam) olduğunu yazmıştır.<br><strong>Yenabi-ul Meveddet s.487</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-85cf56db85745963cd38b41febb54f35">Hafız Süleyman Kunduzi Hanefi, kitabında şöyle yazmıştır:<br> &#8220;Bir takım muhakkıklar şöyle söylemişlerdir: &#8220;Zamanın şerhi ve mekanda vücuda gelmiş olan şartlar, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) 12 Halife&#8217;den maksadının kendi itreti (Ehlibeyti) olduğunu ortaya koymuştur. Sahabeden olan halifeler bu hadisin kapsamı içine girmemektedirler çünkü onların sayısı 12&#8217;den azdır. Yine Emevi halifelerini de kapsamamaktadır çünkü onlarında sayısı 12&#8217;den fazladır.<br><strong>Yenabi-ul Meveddet s.446</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-826016c4aab4d1b0fd509d986dd5def7">303-Nasıl Bir Mehdi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-592be136a598bfe7f6ccee9b73cce028">Sünni Ulemasının, Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkındaki görüşleri şu şekildedir:<br>&#8220;Bizler türsel Mehdi&#8217;ye inanıyoruz.&#8221;<br> Bir başka ifade ile şöyle söylemekteler:<br> &#8220;Hz. Mehdi (a.s) hakkında Hz. Peygamber&#8217;İn buyurmuş oldukları hadislerin tamamını kabul ediyoruz ama onun daha doğup Dünya&#8217;ya gelmediğini ve kim olduğunun bilinmediğini; gelecekte doğacağını ve büyüdükten sonra kıyam edip Dünya&#8217;nın tamamına hükümet edeceğini, Hz. Fatıma&#8217;nın (s.a) soyundan ve Hz. İmam Hüseyin&#8217;in evlatlarından olduğunu söylüyoruz.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8965364d054579729c4527bd13dec68d">Şebravi Şafii şöyle demiştir:<br> &#8220;Şialar; hakkında çok sayıda sahih hadisin olduğu Mehdi&#8217;nin, Hasan Askeri&#8217;nin oğlu olduğuna ve ahiri zamanda zuhur edeceğine inanmaktadır. Ama doğrusu şudur: &#8220;Mehdi, daha doğmuş değildir, ileriki zamanlarda doğacak ve büyüyecektir ve O, kerim olan Ehlibeytten&#8217;dir.&#8221;<br><strong>El-İthaf s.180</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-90f4adcf1d2e4a2d9be9a3b953f85b32">İbn-i Ebil Hadid, Nehcül Belağe&#8217;nin 16. Hutbesinin şerhinde şöyle söylemiştir:<br> &#8220;Hadis alimlerinin büyük çoğunluğu Mehdi&#8217;nin Hz. Fatime&#8217;nin soyundan olduğuna inanmaktadırlar ve biz Mutezile fırkası da bunu inkar etmiyor ve kendi kitaplarımızda bunun böyle olduğunu açıkça kabullenmişiz. Ama bizim inancımıza göre o daha doğmuş değildir, sonradan doğup Dünya&#8217;ya gelecektir.<br><strong>Nehcül Belağe Şerhi c.1 s.281 ve c.7s.59</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6a1d1f0f3602412cfdb0f5eab9b37dd7">  Şunu söylemek gerekir ki, Sünni uleması, bu iddialarını isbatlayacak tek bir tane dahi ayet yada hadisi, delil olarak ortaya koyabilmiş değillerdir. Bu inanç hiçbir delile dayanmadan Sünnilerin arasında meşhur olmuştur. Bu inanç, Ehlibeytin dışlanmasının ve İslamî Hilafetin gasp edilmesinin neticelerinden sadece bir tanesidir.<br> Bu delilsiz iddiaya rağmen Sünni kaynak kitaplarında olan bir çok hadis, Şia kaynaklarında olan hadislerle aynı neticeyi vermektedir. O hadislerde şöyle denilmektedir.<br> &#8220;Vaad edilmiş Mehdi (a.s) 12 İmam&#8217;ın 12.&#8217;si, Hz İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) dokuzuncu evladı, Hz. İmam Rıza&#8217;nın dördüncü ve Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) tek oğludur.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-16b270622fedd957c0f4f841b0f88a13"> Sünni kaynaklarındaki hadislerde şöyle denilmektedir:<br> &#8220;Hz. Mehdi (a.s), Hicri Kameri 255. yılının Şaban ayının 15. günü Samerra şehrinde Dünya&#8217;ya gelmiştir ve annesi, Nercis Hatun&#8217;dur.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-64465610a746bbd852206c1f3b20da5a"> Bütün bunlar, Şia ve Sünnilerin Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında hiçbir ihtilaflarının olmadığını; her iki fırkanın da Şahsi Mehdi&#8217;ye inandığını; Ehlibeytin dışlanması ile birlikte Emevi ve Abbasi yönetimlerinin karanlık dönemlerinin, Sünni ulemasının kendi kitaplarında yazmış oldukları hakikatleri yayıp hakim ederek Şialar gibi Şahsi Mehdi&#8217;ye inanmalarına mani olduğunu ortaya koymaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b97347dc539c344f164c0c99a9510b13">304-Türsel Mehdeviyyet</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2ea0ed4b58ca7507c94c63fe28293fa6">Ariflerin bazıları türsel Mehdeviyyet&#8217;e inanmış ve inanmaktadırlar. Şöyle ki, her asır ve dönem için hidayet etme özelliklerine sahip olan bir Mehdinin var olması gerektiğine inandıkları için şöyle söylemekteler:<br> &#8220;Hidayetçinin olmadığı hiçbir asır yoktur ve her asrın hidayetçisinin hangi soydan olduğunun da, ne tür özellikler taşıdığının da hiçbir önemi yoktur.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d8fd36cd37dc6570268d75af7c24ac82"> Ama hak mekteb olan Şia mektebi, Mehdeviyyet&#8217;in türsel değil, şahsi olduğuna inanmaktadır. Yani bu ümmetin ve bütün ümmet ve milletlerin Mehdisi sadece bir kişidir ve onun hangi soydan olduğu, anne ve babasının kimler olduğu, nerede doğup Dünya&#8217;ya geldiği, nerede gaybete çekildiği ve zuhur nişanelerinin neler olduğunun yanında fiziki özellikleri de açıkça bilinmektedir.<br><strong>El Mev&#8217;ud s.10, 11 ve 50</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8700d8370ffd79c26ec2fc7ec2649a37">305-Herkesin Kabulü</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ae0e30e437fa6439eff5f375b9dec541"> İbn-i Haldun&#8217;un dönemine kadar, Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkındaki hadislerin doğru olmadığını tek bir tane dahi olsun hiçbir İslam alimi söylemiş değildir. Bütün alimler, o hadislerin hak ve doğru olduğunu kabul etmişlerdir. İhtilaf etmiş oldukları meseleler olmuş olsa da bu ihtilalar, &#8220;Mehdi bu mudur, yoksa o mudur?&#8221; gibi cüz&#8217;i konularda olmuştur. Yada &#8220;Mehdi, Hz. İmam Hasan&#8217;ın mı (a.s) yoksa İmam Hüseyin&#8217;in mi (a.s) evlatlarındandır?&#8221; gibi meselelerde ihtilaf etmişlerdir? Ama bu ümmetin bir Mehdisi olduğu, Peygamber&#8217;in (s.a.a) ve Hz. Zehra&#8217;nın (s.a) evladı olduğu ve işinin de zulüm ve haksızlıkla dolan Dünya&#8217;yı hak ve adalet ile doldurmak olduğu hususunda ihtilaf ettikleri hiçbir mesele yoktur.<br><strong>Seyr-i Der Sire-i Eimme-i Ethar (a.s) c.1 s.289</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ce82cf961cdfd2c793aa7e098643fc6">306-Sünni Dünyasında Mehdeviyyet İnancı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-338448f58f65ea61c8a4ea03865f4f35"> Mehdeviyyet meselesinin Şia&#8217;ya munhasır bir konu olmadığını öğrenmek isteyenlerin, Mehdilik iddiasında bulunanların sadece Şiaların içinden mi çıktığına yoksa Sünnilerin arasından da Mehdilik iddiasında bulunanların çıkıp çıkmadıklarına iyice bakmak gerekir. Gerçek şudur ki Sünnilerin içinden çıkıp Mehdilik iddiasında bulunanların sayısı oldukça fazladır. Onlardan bir tanesi de Sudanlı Mehdi olarak tanınan kişidir. Bu kişi Sudan&#8217;da ortaya çıkıp Mehdi olduğunu iddia etti ve bir topluluk oluşturmuştu ve bu topluluk bir asra yakın bir müddet varlığını sürdürmüş sonra da dağılıp yok olmuştur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0dc6613ad0b6f54e6c1971294b9a231d"> Bu kişinin Mehdilik iddiasında bulunduğu bölge Sünni bölgesi olmasına rağmen Mehdilik inancının çok yaygın olmasından dolayı hem kendisini, Mehdi ilan edebilmiş hem de taraftarları, uzun bir müddet kendilerine toplum içinde bir yer bulabilmişlerdir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9fe5247a5b9242cbc79bba8fcd938167">Müslüman ülkelerin tamamında her dönem çok sayıda Mehdilik iddiasında bulunanlar olmuş ve vardır. Hindistan ve Pakistan&#8217;da doğup yayılan Kadrîler, bu iddia ile doğmuşlardır. Hadislerde de hem yalancı Mehdilerin, hem de uydurma Deccallerin her dönemde, yerde ve çok sayıda ortaya çıkacağı haber verilmiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2295978a5756a6093c7e9201a16dcf3f">307-Allah&#8217;ın Yeryüzündeki Hücceti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d95dcf357e4bd5237b9ad4b7e9fd3694">Nehcül Belağe kitabında, Emirelmuminin Hz. İmam Ali&#8217;den (aleyhisselam) bir takım sözler vardır ve Ayetullah Burucerdi (rahmetullah aleyh), o sözlerin mütevatir sözler olduğunu beyan buyurmuşlardır.<br> Kumeyl b. Ziyad En-Nehaî, Emirelmuminin Hz. İmam Ali&#8217;nin (a.s) kendisi ile yapmış oldukları o uzun konuşmada şöyle buyurduklarını söylemiştir:<br> Kumeyl şöyle söylüyor:<br> &#8220;Bir gece Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s) benim elimden tuttu ve çöle götürdüler. (Bu olayın Kufe şehrinde meydana gelmiş olması muhtemeldir.)<br> Çöle vardığımız zaman çok derin bir ah çekti ve sonra kalbinde yığılı olan dertleri anlatmaya başladılar.<br> &#8220;Ey Kumeyl! İnsanlar üç gruba ayrılıyorlar: Ya Rabbani (bilgindirler), ya mutaallimdirler yada pislik sivrisinekleri gibidirler.<br>Ey Kumeyl! Ben, bildiklerimi kendisine anlatabileceğim liyakat sahibi birisini bulamıyorum.<br>Bir takım kimseler iyi olmakla birlikte ahmaktırlar. İnsanların bir kesimi zeki ama din ve diyanetten uzaktırlar; dini, dünyevî hedeflerine ulaşma vesilesi karar kılmıştır.&#8221; <br>Mevlam Hz. Emirelmuminin (a.s) insanları sınıflandırdıktan sonra kendisinin yalnızlığından şikayetçi olarak buyurdular:<br> &#8220;Ey Kumeyl! Ben yalnızlık içindeyim, tek başımayım, kalbimdeki sırları kendisine anlatacağım ehil birisini bulamıyorum.&#8221;<br>Sonra şöyle buyurdular:<br> &#8220;Allahım! Evet doğrudur, senin arzın hiçbir zaman Hüccetsiz olmayacaktır. O Hüccetin ya zahirdir yada gözlerden gizli ve kayıp.&#8221;<br><strong>Seyr-i Der Sire-i Eimme-i Ethar (a.s) c.1 s.279</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7a628a112f04795110ce59a230a541ea">308-Mehdeviyyet Hakkındaki Hadisler</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a2aa792fc22944088ed78155ee19bfb3">Hz. Peygamber (s.a.a), Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybeti, zuhuru ve kuracağı hükümet ile ilgili açıklama yapmış mıdır?<br>Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında olan hadisler, Şiaların nakletmiş olduğu hadislerden ibaret olmuş olsa idi, bu konuda şüphe sahibi olanların şu soruyu sorma hakları olurdu:<br> &#8220;Hz. Mehdi meselesi eğer gerçek bir mesele olmuş olsaydı bunu İslam Peygamberi&#8217;nin açıklaması gerekirdi ve eğer onu, İslam Peygamberi açıklamış olsaydı sadece Şialar değil, Müslüman fırkaların tamamının rivayet etmesi gerekirdi.&#8221;<br> Bu sorunun cevabı çok açıktır. Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkındaki Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) buyurmuş olduğu hadisleri, sadece Şialar rivayet etmiş değildir. Sünni kaynaklarında da bu konu hakkında rivayet edilmiş olan hadisler, Şia kaynaklarında olan hadislerden fazla olmasa da az da değildir. Bu konu hakkında yazılmış olan kitaplara bakıldığı zaman bunun, böyle olduğu görülecektir.<br><strong>Seyr-i Der Sire-i Eimme-i Ethar (a.s) c.1 s.278</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-10cb6126e07d41076719a44c044586bf">309-Mütevatir Hadis</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-25116859750a80b0ef26b3464e605a1c">Hem Şia hem de Sünni alimleri, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) şu buyruğunun mütevatir olduğunda hem fikirdirler ve bu hususta tek bir kişinin dahi itirazı yoktur.<br> Buyurdular: &#8220;Dünya&#8217;nın ömründen tek bir gün dahi kalmış olsa Allah, o günü benim evlatlarımdan olan o kişinin zuhur etmesine kadar uzatacaktır.&#8221;<br> İslam Peygamberi (s.a.a) şunu buyurmuşlardır: &#8220;Hz. Mehdi (a.s), Allah&#8217;ın kesin ve olmaması imkansız olan kazalarındandır ve Dünya&#8217;nın yok olmasına sadece bir gün kalsa da bunun olması gerekir.&#8221; <br> Bu hadis, hem Şiaların hem de Sünnilerin müşterek rivayet etmiş oldukları hadislerden bir tanesidir.<br><strong>Seyr-i Der Sire-i Eimme-i Ethar (a.s) c.1 s.270</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5c39fed02c2ded99881f24abd0858dd1">310-İmam&#8217;ın Gayb İlmine Sahip Olması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ae94072e691d51ca48d01631b4b806bd"> Muhammed b. Şazan şöyle demiştir:<br> Hz. İmam Mehdi&#8217;ye ulaştırılmak üzere bir miktar para (humus) getirilmişti, 500 dirhemden 20 dirhem azdı. O şekilde göndermek istemedim, kendimden 20 dirhem koyup Muhammed b. Cafer&#8217;e gönderdim ve kendimden ekleme yaptığımı yazmadım. Muhammed b. Cafer, onun makbuzunu bana gönderdiği zaman üzerine şöyle yazılmıştı:<br> &#8220;500 dirhem bana ulaştı, onun 20 dirhemi sana aitti.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.240</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-06e53a678cc0157cc2082ef38dfaa316">311-Kadir Gecesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-05eed452a7a44181b676bb2093603137">  Kadir Gecesi, zamanın İmamı&#8217;nın gecesidir, Melekler o gece İmam&#8217;a inip, takdiratın tamamını İmam&#8217;a takdim ederler. Masum İmamlarımız (a.s), Kadir Gecesi hakkında şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Bu gecede melekler, bir yıl içinde olacak olan mukadderatın tamamını, Zaman&#8217;ın mutlak Hüccetine getirip takdim ederler.&#8221;<br><strong>Usul-u Kafi-Hüccet Kitabı</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7f3bc44392a5fbe9e33d2c90694fb543">312-İmam&#8217;ın Olması Kesin ve Olmazsa Olmazdır</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-22e8d1457aa6dfda9c625b9012468cb0"> Hadiste şöyle buyrulmuştur:<br> &#8220;Yeryüzünde sadece 2 kişi kalmış olsa onların birisi, kesinlikle İmam ve Allah&#8217;ın Hücceti&#8217;dir.&#8221;<br><strong>Usul-u Kafi c.1 s.179</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c042e26e7c388c255919efff63442e11">313- İmam&#8217;ın İlm-i Gaybı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-40105ce603c4e83fd91cd4a782c45cac"> İshak b. Yakub şöyle demiştir:<br>&#8220;Şeyh Ömerî&#8217;nin kendisinden duydum şöyle diyordu: &#8220;Şehirlerin birisinde, yanında İmam&#8217;ın malı olan birisi ile karşılaştım. Bu adam humusunu İmam&#8217;a göndermiş ama İmam, göndermiş olduğu humusu kendisine geri göndermiş ve şöyle yazmıştır:<br> &#8220;Amcaoğullarının 400 dirhem hakkı bu paranın içindedir, onu çıkar.&#8221;<br> Bu adam şaşkınlık içinde malının ve mülkünün muhasebesini yapmaya başlamış ve kullanmış olduğu tarlalardan birisinin amcaoğullarına ait olduğunu ve onun hakkından bir kısmını kendilerine verdiğini ama geri kalan kısmı vermediğini ve vermesi gereken meblağın İmam&#8217;ın buyurmuş olduğu gibi 400 dirhem olduğunu görmüş. Buyrulmuş olan meblağı çıkardıktan sonra geri kalanı İmam&#8217;a göndermiş ve İmam, kabul etmiştir.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.240-241</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ad0a053c5535efc88db1fec4b1254399">314-Gökten Gelen Ses</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-02543ba7717fc707a1eed88713fa6eae">Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s) buyurdular:<br> &#8220;Gökten, &#8220;Hak, Â-li Muhammedin&#8217;dir (s.a.a)&#8221; nidası geldiği zaman, Mehdi (a.s) zuhur edecektir, onun adı dillerden düşmeyecek ve insanlar, sevinç içinde ondan başka hiçbir şeyi konuşmuyor olacaklardır.&#8221; <br><strong>El Melaimu vel Fiten s.42</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f19c23e5afb43871654646a286c1719b">315- Günlerden Maksat Nedir</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0d927ff563170260ddd56c1b22038dc2">Hz. İmam Ali Naki Hadi (a.s) buyurdular:<br> &#8220;Günlerden maksat bizleriz. Gökler ve yer, bizim olmamızdan dolayı ayaktadır. Cumartesi, Resulullah&#8217;ın; Pazar, Emirelmuminin Hz. İmam Ali&#8217;nin; Pazartesi, İmam Hasan ve İmam Hüseyin&#8217;in; Salı İmam Zeynelabidin, İmam Muhammed Bakır ve İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın; Çarşamba İmam Musa Kazım, İmam Ali Rıza, İmam Muhammed Taki ve benim; Perşembe oğlum Hasan&#8217;ın ve Cuma günü ise oğlum Hasan&#8217;ın oğlunun adınadır/günüdür ki, hakkın peşinde olanların tamamı onun etrafında toplanacaktır. O zulüm ve haksızlıkla dolan Dünyayı hak ve adalet ile dolduracaktır. Evet günlerden maksad bunlardır. Dünya&#8217;da iken bunlara düşmanlık yaparsanız onlar, ahirette size düşmanlık yapacaklardır.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.79</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5381d4efc22b665989502674ceeed695"> 316-On Dört Nur</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-21de5137ebf88d65690441d389f3243b">Mufazzal b. Ömer şöyle demiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: &#8220;Allahu Teala kullarını yaratmadan 14.000 (on dört bin) yıl önce 14 nur yarattı ve o nurlar, bizim ruhlarımızdı.&#8221;<br>Dediler: &#8220;Ey Allah Resulü&#8217;nün oğlu! 14 ruhun sahipleri kimlerdir?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve Hüseyin&#8217;in evlatlarından olan İmamlar. Onların sonuncusu Kaim&#8217;dir (a.s), gaybetinin sona ermesinden sonra kıyam edecek ve zulüm ve haksızlıkla dolan Dünya&#8217;yı hak ve adalet ile dolduracaktır.&#8221;<br><strong><strong>Kemal-ud Din c.2 s.7</strong></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9e05111729f569f74947b1aff41187de">317-Cahiliyet Ölümü</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-af4312b341bac0046c3d4fb219efb68c">Muhammed b. İsmail, Hz. İmam Rıza&#8217;nın (a.s) şöyle buyurduklarını rivayet etmiştir:<br> &#8220;Bir İmamı olmadan ölen kimse cahiliyet ölümüyle ölmüş olur.&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Bir İmamı olmadan ölen kimse cahiliyet ölümüyle mi ölmüş oluyor?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Evet, o kişi vakıf, kafir, nasibi ve müşriktir.&#8221;<br><strong><strong>Kemal-ud Din c.2 s.</strong>585</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3c303226332193430875559a40343cbe">318-Uzun Ömürlü Olmak</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c55409dd9ba1caf6aac6e1939b7496d3">Saide b. Cubeyr dedi:<br>&#8220;Hz. İmam Zeynelabidin (a.s) şöyle buyurdular: &#8220;Bizim Kaimimizde (a.s) Hz. Nuh&#8217;un sünneti vardır ve o sünnet, uzun ömürlü olmaktır.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.310</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f4325995c6d7c8bd9b2f49166f1fc438">319-İmam&#8217;ın Şahsını ve Sıfatlarını Tanıyıp Bilmek</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4544af1aad825acb237fc4dc82a2c221">Abdullah b. Kudame dedi ki:<br> &#8220;Hz. İmam Musa Kazım (a.s) buyurdular: &#8220;Dört şeyde şek-şüphe eden kimse Allah&#8217;ın kitaplarının tamamını inkar etmiş olur. Onlardan bir tanesi İmam&#8217;ın marifetidir ki, her dönemin İmamı&#8217;nın şahsı ve sıfatları ile tanınması gerekir.&#8221;<br> <strong>Kemal-ud Din c.2 s.216</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6ca580096cf6372dc14f32a6bb1f4ca4">320-İmam&#8217;ı Tanımanın Önemi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e118bf0e8dc74e5e27f86e20a3f21fa7"> Fuzeyl b. Yesar, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) şöyle buyurduklarını rivayet etmiştir, buyurdular:<br> &#8220;İmamını tanımadan ölen kimse cahiliyet ölümü ile ölmüş olur ve insanların, İmamlarını tanımama mazeretleri kabul olmayacaktır.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.124</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cf260ab8cd1f1c5bc7d907842eccd674">321-İkrar ve İnkar</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-599cf63126d5a85ffca0cc0016bb6362">Safvan b. Mihran şöyle rivayet etmiştir: <br> &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: &#8220;İmamlarını tamamını ikrar/kabul edip Hz. Mehdi&#8217;yi inkar eden kimse, Peygamberlerin tamamını kabul edip Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.a) Peygamberliğini inkar eden kimse gibidir.&#8221;<br>Arz ettiler: &#8220;Ey Allah Resulü&#8217;nün oğlu! Sizin evlatlarınızdan olan Mehdi kimdir?<br>Buyurdular: &#8220;7. İmam&#8217;ın evlatlarından olan 5. İmam&#8217;dır. İnsanların gözünden saklı olacak ve o dönemde adını anmak doğru değildir.&#8221;<br><strong><strong>Kemal-ud Din c.2 s.</strong>122</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-aa66a3111ea2c7a0a3b46d889fc7938e">322-İmam Mehdi&#8217;yi İkrar Etmek</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7651ef7248a78745490fa997ff7f3054">Hz. İmam Muhammed Taki (a.s) buyurdular:<br> &#8220;&#8230;Onun uzun bir gıybet dönemi olacaktır. İhlas sahipleri zuhur etmesini bekleyecek, şüphe ehli ise onu, inkar edecek, adıyla alay edecekler.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.378</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b947b2293ff9cfcc11faf92b6ef1f7f1">323-Mümin ve Müslüman</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6d3ffdf576996d6bf58d7c156867a440"> Aban b. Teğallub şöyle demiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;a (a.s) arz ettim: &#8220;İmamları tanıyan ama zamanının İmamını tanımayan kimse mümin olur mu?<br>Buyurdular: &#8220;Hayır, mümin değildir.&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Müslüman mıdır?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Evet, Müslüman&#8217;dır.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.185</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9e766d837cea3b6e809326b7dc057e56">324-Hz. İmam Mehdi Hakkında Olan Hadislere Genel Bakış</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-29203cf615bff7910c35946ac4cf9049"><strong>1-</strong>İmamların sayısı 12&#8217;dir ve onların ilki Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s) ve sonuncusu ise Hz. İmam Mehdi (a.s)&#8217;dır. <strong>92 Hadis</strong><br><strong>2-</strong>İmamlar 12 kişidir ve onların sonuncusu Hz. İmam Mehdi (a.s)&#8217;dır. <strong>94 Hadis</strong><br><strong>3-</strong>İmamların sayısı 12&#8217;dir ve onların 9 tanesi Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) soyundandır ve onların sonuncusu Hz. Kaim (a.s)&#8217;dır. <strong>107 Hadis</strong><br><strong>4-</strong>Mehdi, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) itretindendir. <strong>389 Hadis</strong><br><strong>5-</strong>Mehdi, Hz. İmam Ali&#8217;nin (a.s) evladıdır. <strong>214 Hadis </strong><br><strong>6-</strong>Mehdi, Hz. Fatıma&#8217;nın (s.a) evlatlarındandır. <strong>192 Hadis</strong><br><strong>7-</strong>Mehdi, Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) evlatlarındandır. <strong>148 Hadis</strong><br><strong>8-</strong>Mehdi, Hz. İmam Zeynelabidin&#8217;in (a.s) evlatlarındandır. <strong>185 Hadis</strong><br><strong>9-</strong>Mehdi, Hz. İmam Muhammed Bakır&#8217;ın (a.s) evlatlarındandır. <strong>103 Hadis</strong><br><strong>10-</strong>Mehdi, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) evlatlarındandır. <strong>103 Hadis</strong><br><strong>11-</strong>Mehdi, 6. İmam&#8217;ın evlatlarındandır. <strong>99 Hadis</strong><br><strong>12-</strong>Mehdi, Hz. İmam Musa Kazım&#8217;ın (a.s) 5. evladıdır. <strong>101 Hadis</strong><br><strong>13-</strong>Mehdi, Hz. İmam Rıza&#8217;nın (a.s) 4. evladıdır. <strong>98 Hadis</strong><br><strong>14-</strong>Mehdi, Hz. İmam Muhammed Taki&#8217;nin (a.s) 3. evladıdır. <strong>90 Hadis</strong><br><strong>15-</strong>Mehdi, Hz. İmam Ali Naki-Hadi&#8217;nin (a.s) evlatlarındandır. <strong>90 Hadis</strong><br><strong>16-</strong>Mehdi, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) oğludur. <strong>145 Hadis</strong><br><strong>17-</strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin babasının adı, Hasan&#8217;dır. <strong>148 Hadis</strong><br><strong>18-</strong>Mehdi, Peygamber&#8217;in (s.a.a) adının ve künyesinin sahibidir. <strong>47 Hadis</strong><br><strong>Muntahab-ul Eser, Ayetullah El Uzma Safi Gülpeygani</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4fffbf117caae33ce84c6bc24df7d7a1">325-Hz. Peygamber (s.a.a) Miraca Çıktığı Zaman</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b323f9a4a5df439e9c9f48f702505cca">Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s), Hz. Peygamber&#8217;in şöyle buyurduklarını buyurmuşlardır: <br>&#8220;Miraca çağrıldığım zaman, Rabbim bana şöyle buyurdular: &#8220;Ya Muhammed! Yeryüzüne baktım ve onların içinden seni seçtim ve Peygamberim karar kıldım. Kendi ismimden sana ad koydum, &#8220;Ben Mahmud&#8217;um, sen ise Muhammed&#8217;sin.&#8221;<br> Sonra tekrar yeryüzüne baktım ve onların içinden Ali&#8217;yi seçtim ve onu, sana vasi ve halife karar kıldım. Ali&#8217;nin hem kızının kocası hem de senin çocuklarının babası olmasını irade ettim ve ona kendi ismimden verdim, &#8220;Ben, Aliyyul A&#8217;layım o ise Ali&#8217;dir.&#8221;<br> Fatıma&#8217;yı, Hasan ve Hüseyin&#8217;i sizin -ikinizin- nurundan yarattım ve onların velayetlerini meleklerime sundum. Onların velayetini kabul edenler, bana en yakın olanlardır.<br> Ya Muhammed! Eğer kulum bana ibadet etmekten eskimiş ve çürümüş bir deri şekline gelmiş halde, ama onların velayetlerini kabul etmeden bana gelecek olursa onu ne cennetime sokacağım ne de arşımın gölgesinin altına alacağım.<br> Ya Muhammed! Onları görmek ister misin?<br>Arz ettim: Evet, Ey benim Rabbim! Görmek istiyorum.&#8221;<br>Buyurdu: &#8220;Başını yukarı kaldır.&#8221;<br> Başımı kaldırıp yukarı baktığım zaman, Ali&#8217;nin, Fatıma&#8217;nın, Hasan&#8217;ın, Hüseyin&#8217;in, Ali b. Hüseyin&#8217;in, Muhammed b. Ali&#8217;nin, Cafer b. Muhammed&#8217;in, Musa b. Cafer&#8217;in, Ali b. Musa&#8217;nın, Muhammed b. Ali&#8217;nin, Ali b. Muhammed&#8217;in, Hasan b. Ali&#8217;nin ve Muhammed b. Hasan&#8217;ın nurlarını gördüm.<br> Kaim&#8217;in nuru, onların nurunun ortasında idi ve parlak bir yıldız gibi parlıyordu.<br>Arz ettim: &#8220;Ey benim Rabbim! Bunlar kimlerdir?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Bunlar, İmamlardır ve Kaim ise benim helalimi helal ve haramımı haram kılacak olan İmam&#8217;dır. Ben, onunla düşmanlarımdan intikam alacağım. O, beni sevenlerin dostudur ve senin Şialarının kalplerini, inkarcı ve kafirlerin zulümatından kurtaracak kimsedir. Lat ve Uzza&#8217;yı çıkarıp ateşte yakacak kimsedir. Bu ikisinin o gün çıkaracağı fitne, Samiri&#8217;nin çıkardığı fitneden daha büyük ve daha ağırdır.<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.473-474</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8df844d9c266fe521c5f7a397d29f5af">326-Peygamberlerin Sünneti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-43fa6ba13dbb0b2334ec5646ee7e0431">Ebu Besir şöyle rivayet etmiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: &#8220;Bizim Kaimimizde 4 Peygamber&#8217;in 4 ayrı sünneti vardır. Hz. Musa&#8217;dan (a.s) olan sünneti, korku ve beklemedir. Hz. Yusuf&#8217;tan (a.s) olan sünneti, zindandır. Hz. İsa&#8217;dan (a.s) olan sünneti, onun öldüğünü söyleyecek olmalarıdır; oysa o ölmemiştir, hayatta ve yaşamaktadır. Hz. Resul-i Ekrem Muhammed&#8217;den (s.a.a) olan sünneti ise kılıçtır.<br><strong><strong>Kemal-ud Din c.1 s.</strong>302-303</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b1efc83d5d2ba6498351f81f20cd6312">327-Peygamberlerin Sünneti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3e3e12e8f1cc07b113cbff0947b1da63">  &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Bizim Kaimimizde Peygamberlerin sünnetleri vardır. Hz. Musa&#8217;nın (a.s) korku ve ümit sünnetine sahiptir. Hz. Yusuf&#8217;tan (a.s) sahip olduğu sünneti, kardeşlerinin onun ile alış veriş yapıp konuşmalarına rağmen onu tanımamalarıdır. Hz. İsa&#8217;dan (a.s) olan sünneti, seyahat etmesi ve Hz. Muhammed&#8217;den (s.a.a) olan sünneti ise kılıçtır.<br><strong><strong>Kemal-ud Din c.1 s.</strong>56</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-55105e456936c9f998cf775fdfaa7e33">328- İsrailoğullarının Müslümanları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6eec19709775de198a5cf7efe1d73a7d"> İslam şehirlerinden birisi olarak bilinen Bağdat&#8217;ta birisi bana şöyle dedi:<br>&#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybeti çok uzadı ve bu durum insanların şaşkınlıklarının çok artmasına ve İmamet ahdinden çıkmalarına sebep oldu. Nasıl olacak?<br> Ona şöyle dedim: Geçmiş ümmetler için olan şeylerin İslam ümmeti içinde olması gerekir. Hz. Peygamber&#8217;den (s.a.a) rivayet olan bir çok hadiste o Hazret şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Hz. Musa (a.s), Allah&#8217;ın mikatına gitmişti ve 30 gün sonra dönecekti, Allahu Teala 10 gün uzattı ve 40 güne tamamladı.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a46710f8f2b364b1dda6268de4f69f22">Bu olay, Kur&#8217;an-i kerimde şu şekilde beyan buyrulmuştur:<br><strong>وَوٰعَدْنَا مُوسٰى ثَلٰثٖينَ لَيْلَةً وَاَتْمَمْنَاهَا بِعَشْرٍ فَتَمَّ مٖيقَاتُ رَبِّهٖٓ اَرْبَعٖينَ لَيْلَةًۚ وَقَالَ مُوسٰى لِاَخٖيهِ هٰرُونَ اخْلُفْنٖي فٖي قَوْمٖي وَاَصْلِحْ وَلَا تَتَّبِـعْ سَبٖيلَ الْمُفْسِدٖينَ<br></strong> &#8220;Musa ile 30 geceyi vaad etmiştik, vadeyi 10 gece daha katarak tamamlamıştık. Ve böylece Rabbi&#8217;nin tayin ettiği müddet 40 geceyi bulmuştu. Musa, kardeşi Harun&#8217;a &#8220;Kavmim içinde benime yerime geç, halifem ol, onları düzene koy ve bozguncuların yoluna uyma demişti.&#8221;<br><strong>A&#8217;raf Suresi 142. Ayet</strong><br><strong>وَاِذْ وٰعَدْنَا مُوسٰٓى اَرْبَع۪ينَ لَيْلَةً ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِه۪ وَاَنْتُمْ ظَالِمُونَ<br></strong> &#8220;Biz, vaktiyle Musa&#8217;ya 40 gecelik vade verdik. Sonra siz, o yokken tuttuğunuz buzağıya bağlandınız. Siz, böyle zulmediyordunuz.&#8221;<br><strong>Bakara Suresi 51. Ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-555a6d31431bc631084c5ec280efabce"> Bu şekilde Hz. Musa&#8217;nın (a.s) vermiş olduğu dönme zamanı 10 gece gecikince o kısa müddeti çok uzun bir zaman saydılar, kalpleri kararıp taşlaştı. Allah&#8217;ın ve Hz. Musa&#8217;nın emrinden çıktılar, Hz. Musa&#8217;nın yerine tayin etmiş olduğu halifesi Hz. Harun&#8217;u dinlemediler. Onu öylesine güçsüz bir hale getirdiler ki neredeyse öldüreceklerdi. Sonra ses çıkaran ölü bir buzağıya tapmaya başlayıp, Allah&#8217;a tapınmayı terk ettiler. <br> Samiri, onlara şöyle diyordu: &#8220;Bu buzağı, sizin ve Musa&#8217;nın rabbidir.&#8221;<br>Harun, onlara nasihat edip buzağıya tapmaktan men ediyor ve şöyle diyordu:<br>&#8220;Ey insanlar! Siz buzağı ile imtihan oldunuz ama sizin Rabbiniz, Rahman&#8217;dır, bana uyun ve benim emirlerime uyun.&#8221;<br>Ama dediler: &#8220;Ey Harun! Biz, Musa geri dönmedikçe buzağıya tapmaktan el çekmeyeceğiz.&#8221;<br>Ama Musa (a.s), gazaplı ve üzgün bir şekilde kavminin arasına döndüğü zaman şöyle dedi: &#8220;Ben yokken, benden sonra ne de çirkin işler yapmışsınız? Rabbinizin emrinin önüne geçmişsiniz. Sonra Tevrat&#8217;ın yazılarını (levhalarını) yere koyup, kardeşinin kafasından kendisine doğru çekti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-23a6d2b5342a0d4264952eff9271667f">Bu olay, Kur&#8217;an-i kerimde şu şekilde beyan buyrulmuştur:<br><strong>وَمَٓا اَعْجَلَكَ عَنْ قَوْمِكَ يَا مُوسٰى<br></strong>Allah buyurdu ki: “Ey Musa! Seni halkından aceleyle ayrılmaya sevk eden neydi?”<br><strong>قَالَ هُمْ اُو۬لَٓاءِ عَلٰٓى اَثَرٖي وَعَجِلْتُ اِلَيْكَ رَبِّ لِتَرْضٰى<br></strong>Şöyle cevap verdi: “Onlar arkamdan geliyorlar ve ben, Ey Rabbim! Benden daha çok hoşnut olasın diye daha çok acele ettim.”<br><strong>قَالَ فَاِنَّا قَدْ فَتَنَّا قَوْمَكَ مِنْ بَعْدِكَ وَاَضَلَّهُمُ السَّامِرِيُّ<br></strong>Şüphe yok ki, biz de senden sonra kavmini sınadık ve Samiri onları yoldan çıkardı.”<br><strong>فَرَجَعَ مُوسٰٓى اِلٰى قَوْمِهٖ غَضْبَانَ اَسِفًاۚ قَالَ يَا قَوْمِ اَلَمْ يَعِدْكُمْ رَبُّكُمْ وَعْدًا حَسَنًاۜ اَفَطَالَ عَلَيْكُمُ الْعَهْدُ اَمْ اَرَدْتُمْ اَنْ يَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَخْلَفْتُمْ مَوْعِدٖى<br></strong>Bunun üzerine Mûsâ öfkeli bir halde ve hayıflanarak kavmine döndü. Şöyle dedi: “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı? Çok mu uzun süre sizden ayrıldım? Yoksa Rabbinizin gazabının farz olmasını mı dilediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?”<br><strong>قَالُوا مَٓا اَخْلَفْنَا مَوْعِدَكَ بِمَلْكِنَا وَلٰكِنَّا حُمِّلْنَٓا اَوْزَارًا مِنْ زٖينَةِ الْقَوْمِ فَقَذَفْنَاهَا فَكَذٰلِكَ اَلْقَى السَّامِرِىُّۙ<br></strong>Şöyle cevap verdiler: “Sana verdiğimiz sözden kendimize malik olarak caymadık biz. Fakat şu kavmin (Mısır halkının) ziynet eşyalarını almıştık, onları erisin diye ateşe attık; böyle telkin etti Samiri”<br><strong>فَاَخْرَجَ لَهُمْ عِجْلاً جَسَداً لَهُ خُوَارٌ فَقَالُوا هٰذَٓا اِلٰهُكُمْ وَاِلٰهُ مُوسٰى فَنَسِيَؕ<br></strong>O, onlara bir buzağı heykeli yapmıştı ki böğürmedeydi. O ve ona uyanlar “İşte sizin de mabudunuz Musa’nın da mabudu, budur. Fakat Musa, bunu unuttu” dediler.<br><strong>اَفَلَا يَرَوْنَ اَلَّا يَرْجِعُ اِلَيْهِمْ قَوْلاًۙ وَلَا يَمْلِكُ لَهُمْ ضَراًّ وَلَا نَفْعاًࣖ<br></strong>Peki görmüyorlar mıydı ki onlara bir söz söyleyemiyordu bu heykel, onlara ne bir zarar verebiliyordu ne de bir fayda!<br><strong>وَلَقَدْ قَالَ لَهُمْ هٰرُونُ مِنْ قَبْلُ يَا قَوْمِ اِنَّمَا فُتِنْتُمْ بِهٖۚ وَاِنَّ رَبَّكُمُ الرَّحْمٰنُ فَاتَّبِعُونٖي وَاَطٖيعُٓوا اَمْرٖي<br></strong>And olsun ki, Harun onlara daha önce söylemişti: “Ey kavmim! Şüphesiz ki, siz bununla sınanmaktasınız; Şüphesiz ki, Rabbiniz Rahman&#8217;dır. Bana uyun ve emrime itaat edin” demişti.<br><strong>قَالُوا لَنْ نَبْرَحَ عَلَيْهِ عَاكِفٖينَ حَتّٰى يَرْجِعَ اِلَيْنَا مُوسٰى<br></strong>Ama onlar dediler: “Musa dönüp aramıza gelinceye kadar bu heykele tapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”<br><strong>قَالَ يَا هٰرُونُ مَا مَنَعَكَ اِذْ رَاَيْتَهُمْ ضَلُّواۙ<br>اَلَّا تَتَّبِعَنِؕ اَفَعَصَيْتَ اَمْرٖي<br></strong>Musa dedi ki: “Ey Harun! Bunların doğru yoldan saptıklarını görünce sana ne mani oldu? Bana uymadın, yoksa isyan mı ettin?”<br><strong>قَالَ يَبْنَؤُ۬مَّ لَا تَأْخُذْ بِلِحْيَتٖي وَلَا بِرَأْسٖيۚ اِنّٖي خَشٖيتُ اَنْ تَقُولَ فَرَّقْتَ بَيْنَ بَنٖٓي اِسْرَٓائٖلَ وَلَمْ تَرْقُبْ قَوْلٖي<br></strong>Şöyle dedi: “Ey anam oğlu! Sakalımı başımı bırak benim. Gerçektende &#8220;Sözüme tam uymadın ve İsrailoğulları’nın arasına ayrılık saldın!&#8221; diyeceğinden korktum.”<br><strong>قَالَ فَمَا خَطْبُكَ يَا سَامِرِيُّ<br></strong>Musa sordu: “Sen ne diye bu işi işledin Ey Samiri?”<br><strong>قَالَ بَصُرْتُ بِمَا لَمْ يَبْصُرُوا بِهٖ فَقَبَضْتُ قَبْضَةً مِنْ اَثَرِ الرَّسُولِ فَنَبَذْتُهَا وَكَذٰلِكَ سَوَّلَتْ لٖي نَفْسٖي<br></strong>Samiri dedi: “Ben onların görmediklerini gördüm, Sana gelen elçi meleğin izinden bir avuç toprak aldım ve eriyen külçeye attım onu. Nefsim bu işi bana hoş gösterdi.”<br><strong>قَالَ فَاذْهَبْ فَاِنَّ لَكَ فِي الْحَيٰوةِ اَنْ تَقُولَ لَا مِسَاسَۖ وَاِنَّ لَكَ مَوْعِداً لَنْ تُخْلَفَهُۚ وَانْظُرْ اِلٰٓى اِلٰهِكَ الَّذٖي ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفاًؕ لَنُحَرِّقَنَّهُ ثُمَّ لَنَنْسِفَنَّهُ فِي الْيَمِّ نَسْفاً<br></strong>Musa dedi: “Git! Senin Dünya hayatındaki cezan (sana yaklaşan biri olduğu zaman ona) &#8220;Yaklaşma, dokunma bana&#8221; demektir. Ve bir de sana değişmesi imkansız azap vaad edilmiştir. Kulu olduğun ma&#8217;buduna bak ve gör! Biz onu yakacağız ve sonra da kaldırıp parçalarını denize atacağız!”<br><strong>اِنَّـمَٓا اِلٰهُكُمُ اللّٰهُ الَّذٖي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَؕ وَسِعَ كُلَّ شَيْءٍ عِلْماً<br></strong>Sizin mabudunuz ancak Allah’tır, O’ndan başka tapılacak yoktur ve onun ilmi-bilgisi her şeyi kuşatmıştır.<br><strong>كَذٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ مَا قَدْ سَبَقَۚ وَقَدْ اٰتَيْنَاكَ مِنْ لَدُنَّا ذِكْراًۚ<br></strong>İşte böylece geçmişlerin ahvalinden bir kısmını sana hikaye etmekteyiz ve şüphe yok ki sana katımızdan bir de Kur’an verdik.<br><strong>Taha Suresi 83. ayetten 99. ayete kadar</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bf1cbbb3efafcce9b6b4525840a3fa1d">Evet, bu ümmetin cahil ve basiretsizlerinin, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybetinin uzamasını bahane edip hiçbir delil ortaya koymadan mekteplerinden çıkmaları, şaşılacak bir şey değildir. Bunlar, Allahu Teala&#8217;nın buyruklarından ve şu buyruğundan nasiplenmemiş kimselerdir, buyurdular: <br><strong>اَلَمْ يَأْنِ لِلَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِ كْرِ اللّٰهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّۙ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ الْاَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْؕ وَكَثٖيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ<br></strong>&#8220;İman edenlerin Allah&#8217;ı anmaları ve Kur&#8217;an&#8217;dan inen şeyleri kalplerini yumuşatması ve bu şekilde tamamıyla korkup itaat etmeleri ve önceden kendilerine, kitap verilenlere benzememeleri vakti daha gelmedi mi? Onların peygamberleri ile araları uzayıp açılınca kalpleri katılaştı ve çoğu buyruktan, emirden çıktılar.&#8221;<br><strong>Hadid Suresi 16. ayet</strong><br> Bağdatlı adam dedi: &#8220;Bu, Kur&#8217;an&#8217;ın hangi ayetinde buyrulmuştur?&#8221;<br>Dedim: &#8220;Bakara Suresi&#8217;nin ilk ayetlerinde şöyle buyrulmuştur: <br><strong>الٓمٓۚ<br>ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ<br>اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ<br></strong>Elif, Lam, Mim. O öyle bir kitaptır ki onda şüphe yoktur. Takva sahiplerine yol göstericidir. Onlar gayba inanırlar.&#8221;<br><strong>Bakara Suresi 1,2 ve 3. ayetler</strong><br> Bu ayet-i kerimede buyrulmuş olan gaybdan maksat, Hz. İmam Mehdi&#8217;dir.<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.34-36</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-db9e2e048ec383a5192e4a5404404de1">329- Cabir b. Abdullah&#8217;ın Hadisi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2252d46162df74c87de5288ea87321cc">Ebu Besir, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) şöyle buyurduklarını rivayet etmiştir, buyurdular: <br>&#8220;Babam, Cabir b. Abdullah Ensari&#8217;ye buyurdular: &#8220;Sana soracağım bir sorum var, ne zaman yalnız olursun?&#8221; <br>Arz etti: &#8220;Efendim, siz ne zaman buyurursanız.&#8221;<br> İmam Muhammed Bakır (a.s) onunla bir yere geçti ve buyurdular: &#8220;Ey Cabir! Hz. Resulullah&#8217;ın kızı, annem Fatime&#8217;nin (s.a) elinde gördüğün levha neydi? Ve annem Fatıma (aleyha selam) onda yazılı olanlar hakkında sana ne buyurdular?&#8221;<br> Cabir dedi: &#8220;Allah&#8217;ı şahit tutarak söylüyorum. Allah&#8217;ın Resulü&#8217;nün (s.a.a) döneminde Hz. İmam Hüseyin&#8217;in veladetlerini tebrik etmek için anneniz Fatime&#8217;nin huzuruna müşerref oldum. Annenizin elinde yeşil bir levha vardı ve ben onun zümrüt olduğunu düşündüm. Onun üzerinde parlak ve nurdan yazılar vardı, tıpkı güneş gibi parlıyordu. <br>Arz ettim: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü&#8217;nün kızı! Annem ve babam size feda olsun. Bu levha nedir? <br>Buyurdular: &#8220;Bu levhayı Allahu Teala Resulü&#8217;ne hediye etmiştir, onda babamın, kocamın, iki oğlumun ve onlardan sonraki vasi evlatlarımın adları yazılıdır. Allah&#8217;ın Resulü onu, sevinmem ve mutlu olmam için bana vermişlerdir.<br> Sonra annemiz o levhayı bana verdi ve ben okudum, sonrada bakarak aynısını yazdım. <br>İmam Bakır (a.s) buyurdular: &#8220;Onu bana gösterebilir misin?&#8221; <br>Cabir: &#8220;Evet, Ey Allah&#8217;ın Resulü&#8217;nün oğlu&#8221; dedi. <br>Ve babamla birlikte Cabir&#8217;in evine gittiler. <br>Cabir ince bir deriye yazılmış olan levhayı babama getirdi. Babam buyurdular: &#8220;Ey Cabir! Sen kendi yazdıklarını kontrol et ve ben onu sana okuyacağım. Cabir yazdıklarını kontrol ediyordu ve babam da ona yazılı olanları okuyordu. Allah&#8217;a hamd olsun ki, tek bir harf farkı dahi yoktu. <br>Cabir dedi: &#8220;Allah&#8217;a and içerek söylüyorum, o levhada şöyle yazılıydı:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-90506d2469744bebddb08738a9be0990">&#8220;<strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong> <br> Bu kitap, Aziz ve Hekim olan Allah tarafından; nuru, elçisi, hicabı ve delili olan Muhammed&#8217;e yazılmış ve alemlerin Rabbi tarafından, Ruhul Emin ile gönderilmiştir.<br> Ey Muhammed! Benim adlarını tazim et ve nimetlerimin şükrünü yerine getir. Ve ilahlığımı inkar etme. <br> Ben eşi ve benzeri olmayan tek Allah&#8217;ım. Benden başka ilah yoktur. Cebbarları ezen, müşrikleri yok eden, zalimleri alçaltan, hesap gününün yargıcı benim. <br> Ben eşi ve benzeri olmayan tek Allah&#8217;ım. Benim fazlımdan başkasına ümit bağlayanları ve benden başkasının adaletinden korkanları şiddetli azabımın içine koyacağım. <br> Göndermiş olduğum Peygamberlerden zamanı dolan peygamberlerin yerine vasi tayin etmediğim hiçbir peygamberim yoktur. Seni peygamberlerimin en üstünü ve senin vasini de vasilerin en üstünü karar kıldım. <br> Babasının dönemi sona erince Hasan&#8217;ı kendi ilmimin hazinesi; Hüseyin&#8217;i vahyimin madeni karar kıldım, şehadeti ona ikramda bulunup saadeti onun yaptığı işe bağladım. O şehitlerin en yücesi ve en faziletlisidir. Benim tam sözüm odur ve kamil hüccetim ondadır. Onun itreti ile mükafat verip azap ediyorum. Onun ilk itreti (evladı) ibadet edenlerin efendisi ve ondan önceki evliyamın ziynetidir. Ve onun oğlunun adı, dedesinin adı Muhammed&#8217;dir; ve o benim ilmimi yarıp ortaya çıkaran ve hikmetimin madenidir. Ondan sonraki Cafer&#8217;dir. Ve onda şek-şüphe edenler helak olacaktır. Onu kabul etmeyen beni kabul etmemiştir ve bu benim hak sözümdür. Bu şekilde Cafer&#8217;in makamının büyüklüğünü kutluyorum ve kendisini sevenlerinin, şialarının ve yarenlerinin yanında sevindirip şad ediyorum. <br> Ondan sonrası için genç oğlu Musa&#8217;yı seçtim ki vasilik ipim kopmasın. Hüccetim asla gizli kalmasın ve evliyam hiçbir zaman bedbaht olmasın. Onlardan birisini inkar eden nimetimi inkar etmiş olur. Kitabımdaki ayetlerden birisini değiştiren kimse bana iftira etmiş olur. Vay olsun; kulum, dostum ve seçmiş olduğum hüccetim olan Musa&#8217;nın müddeti sona erdiği zaman iftira ve inkar edenlere! 8. İmam&#8217;ı-Hücceti inkar eden kimse, benim hüccetlerimin tamamını inkar eden ve yalanlayan kimsedir. <br> Ali, benim velim ve yardım edenimdir. O, risaletin yükünü omuzlarına yüklediğim şevket ve kudret ile sınayacağım kimsedir. Onu azgın mütekebbir öldürecektir ve benim salih kulum Zülkarneyn&#8217;in kurduğu şehirde kullarımın en kötüsünün yanına defin olacaktır. Onun gözünü halifesi olan oğlu Muhammed ile aydınlatmak bana farzdır. <br> Muhammed ilimlerin sahibi, hikmetin madeni, sırlarımın olduğu yer ve yarattıklarımın tamamına gönderdiğim hüccetimdir. Cenneti onun yeri karar kıldım. Tamamı ateş ehli olan 70 yakını için yaptığı şefaati kabul ettim ve onun saadetini benim velim, hüccetim ve nasırı olan oğlu Ali ile devam ettireceğim. <br> Ali mahlukatımın (yarattıklarımın) içindeki şehidim ve vahyimin emanetdarıdır. Ondan insanları benim yoluma davet eden ve ilmimin hazinesi olan Hasan&#8217;ı zahir edeceğim. <br> Ve sonra bütün alemlere olan rahmetimi, hüccetlerimin silsilesini, Hasan&#8217;ın oğlu ile tamamlayacağım. Onda Musa&#8217;nın kemali, İsa&#8217;nın azameti ve Eyyüb&#8217;ün sabrı vardır. Benim dostlarım onun döneminde tahkir edilecekler. Başları kesilip hediye edilecektir, tıpkı Deylem Türklerinin başlarının kesilip hediye edildiği gibi. Onları öldürecekler, ateşte yakacaklar ve onlar da korku ve vahşet içinde olacaklar. Yeryüzü onların kanı ile boyanacak, kadınlarının feryat ve figanları yükselecektir. Onlar benim gerçek dostlarımdır ve ben onların eliyle her türlü kör fitneyi ve zulmü yok edeceğim. Zorluk ve sıkıntıları ortadan kaldıracağım. Sırtlarındaki ağır yüklerden ve vurdukları zincirlerden kurtaracağım. <br> Onlar Allah&#8217;ın salavat ve rahmetinin içinde olanlardır ve onlar gerçek hidayet olmuşlardır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6f6c62872d79a90651833c3efb23e9fe"> Abdurrahman b. Salim şöyle demiştir: <br>&#8220;Ebu Besir dedi: Hayatının tamamının içinde sadece bu hadisi duymuş olsan sana yeterlidir. Bu hadisi ezberle ve ehli olmayandan sakla.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.569-574</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-de617dfaf9fef99a266a0901ab326094">330- Ateşten Oklar: Şehab-i Sakib</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5bc7b5caf030e68cc52b81579abd983c">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) babaları kanalıyla Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in şöyle buyurduklarını buyurmuşlardır: <br> &#8220;Mehdi benim evlatlarımdandır. İsmi, benim ismim ve künyesi de benim künyemdir. Yaratılış ve huy bakımından insanların arasında bana en çok benzeyen odur. Onun şaşkınlık veren gaybeti olacaktır ve insanlar sapıtıp dinlerinden çıktıktan sonra, şihab-i sakıb (yaydan fırlayan ateşten ok) gibi gelecek ve yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi hak ve adaletle dolduracaktır.<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.536</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-07cca12ea78be93a6b459bafa07fd72a">331-İmamların Zahir ve Batınları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-82b87f25ab3d6c40c244c78183722ca4">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) babaları kanalıyla Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in (s.a.a) şöyle buyurduklarını rivayet etmiştir:<br>&#8220;Allahu Teala günlerin içinden cuma gününü, ayların içinden Ramazan ayını, gecelerin içinden Kadir gecesini, peygamberlerinin tamamının içinden beni, ailemin içinden Ali&#8217;yi seçmiş ve onu, vasilerin tamamının efendisi ve en üstünü karar kılmıştır. Ali&#8217;nin soyunun içinden Hasan ve Hüseyin&#8217;i ve Hüseyin&#8217;in hanedanının içinden de onun vasi olan evlatlarını seçti. Onlar, Kur&#8217;an&#8217;ı sapıkların tahrifinden, batıl ehlinin yanlış yakıştırmalarından ve sapıkların tevilinden korurlar. Onların dokuzuncusu Kaimleridir ve o, onların hem zahir ve hem de batınlarıdır. <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.526</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6a42fcde8d2ce5b6a5cbe7f3356ae392">332-Gayb-i İlim</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-745c4a7a85c57f1b5b28d53e58468a12">Kamil b. İbrahim dedi: <br>&#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s), Hz. İmam Hasan&#8217;ın evinde gördüm, dört yaşlarında idi ve yüzü güneş gibi parlıyordu. Sıkıntılarımın cevabını ben sormadan buyurdular.&#8221; <br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.383</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-84856420fbfdb50bda9aa94d4df379ec">333-Di&#8217;bil&#8217;in Şiirleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f73f3f440c2d773765b52596aabbc832">Dibil b. Ali Huzai, Hz. İmam Rıza&#8217;nın (a.s) huzurunda şiirlerini okuduğu zaman şiirinin sonunda şu iki mısrayı da okudu:<br><strong>Hurucun İmamun La Muhalde Vakii: O hazretin kıyamı kesindir. <br>Yekumu ela İsmillahi vel Berekati: Allah&#8217;ın adı ve bereketi ile kıyam edecektir. </strong> <br>Hz. İmam Rıza (a.s) bunları duyunca hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladılar ve bir müddet sonra buyurdular: <br> &#8220;O İmamı tanıyor musun?&#8221;<br>Arz etti: &#8220;Hayır tanımıyorum ama siz İmamlardan birisinin kıyam edip yeryüzünü hak ve adaletle dolduracağını duymuşum.&#8221;<br> İmam buyurdular: <br>&#8220;Benden sonra oğlum Muhammed İmamdır, ondan sonra oğlu Ali, Ali&#8217;den sonra oğlu Hasan ve Hasan&#8217;dan sonra oğlu Hüccet İmam&#8217;dır. O, Kaimdir. Gıybet dönemi olacaktır ve gıybet döneminde gelmesini beklemek gerekir ve geldiği zaman ona itaat edilmesi gerekir. Yeryüzünü hak ve adaletle dolduracak olan odur. Zuhur zamanı belli değildir, fakat babalarım aniden/defaten zuhur edeceğini haber vermişlerdir.<br><strong>Yenabi-ul Meveddet c.2 s.197</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e2755414da618fc69977bd3b6b38e48c">334-Zuhur&#8217;un Haberi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9582b5750e73e6c0186619648870950d">Emirel Müminin Hz. İmam Ali (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Ahir-i zaman döneminde zorluk, sıkıntı ve insanların cehalet içinde olduğu dönemde Allahu Teala bir kişiyi zahir edecek, melekleri ile ona yardım edecek, yarenlerini koruyup muhafaza edecek, ayetleri ve nişaneleri ile kendisine yardım edecek ve yeryüzü ehlinin tamamına galip kılacaktır. O yeryüzünü hak, adalet, nur ve burhan (delil) ile dolduracaktır. Enine ve boynuna şehirlerin tamamı kendisine baş eğecektir. Öyle ki ne iman etmeyen bir kafir kalacaktır ve ne de ıslah olmamış bir fasık.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.49</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bb131c923ccf97af672edb4e01c59602">335-Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4291588b0efec850d89e19f435c8d816">Hz. Fatime (s.a), Hz. İmam Hüseyin&#8217;e (a.s) şöyle buyurdular: <br>&#8220;Sen dünyaya geldiğin zaman, Allah&#8217;ın Resulü teşrif buyurdular ve seni kucaklarına alıp şöyle buyurdular: Ey Fatime, Hüseyin 9 imamın babasıdır. Onun soyundan salih İmamlar olacaktır ve onların dokuzuncusu Kaim&#8217;dir. <br>(Bunun gibi üç başka hadis daha vardır.)<br><strong>İsbat-ul Hudat c.2 s.552</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a75105ed0982cb7750ff03bb992c5292">336-İlahi İmtihan</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-829fa2f7cb9b13e976d86b73f6b4c112">İbn-i Abbas, Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in (s.a.a) şöyle buyurduklarını rivayet etmiştir:<br>Buyurdular: &#8220;Ali b. Ebu Talib benden sonraki imam ve ümmetime olan halifemdir. Ve yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi hak ve adaletle dolduracak olan Kaim, onun evlatlarındandır. Beni müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderen Allah&#8217;a and olsun ki, onun gıybette olduğu dönemde ona olan inançlarında sapa sağlam kalacak olanlar kibrit-i ahmer&#8217;den (kırmızı kibritten) daha nadir bulunurlar. <br>Bu sırada Cabir b. Abdullah El-Ensari ayağa kalktı, ileri gelerek dedi: &#8220;Ya Resulullah! Senin evlatlarından olan Mehdi gıybette mi olacaktır? <br>Buyurdular: Evet, Allah&#8217;a and olsun ki öyle olacaktır ve bu şekilde müminler tanınacak ve inkarcılar yok edilecektir. <br>Ey Cabir! Bu iş Allah&#8217;ın işlerinden bir iş ve Allah&#8217;ın sırlarından bir sırdır ve kullarına gizli ve saklıdır. Bunda asla şüphen olmasın. Zira Allah&#8217;ın işlerinde şüphe etmek kafirliktir.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.2 s.552</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ce32e0d8b95e3b578dd4309e0ab034ed">337-Hz. İmam Ali&#8217;nin Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-aae77270a21de6101e8d39aa6cee4d44">Emirel Müminin Hz. İmam Ali (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Bizden olan vadedilmiş Mehdi kesinlikle gelecektir. Ahir zamanda zuhur edecektir. Hiçbir millette ondan başka vadedilmiş bir Mehdi yoktur.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.148</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4fdeea7fbafe04e018bb0573ff5dfc3d">338-Hz. İmam Ali&#8217;nin Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ed5bb75f7e969e39a0e439cd2d0de632">Emirel Müminin Hz. İmam Ali (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Mehdi, Hz. Resul-i Ekrem&#8217;in (s.a.a) Ehlibeytinden&#8217;dir ve Medine&#8217;de Dünya&#8217;ya gelecektir. Hicret yeri ise Beyt-ul Makdes&#8217;tir. Mehdinin sakalı gür, gözleri siyah, dişleri parlaktır. Yüzünde iri ve görünür ben vardır. Omuzunda ise Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) omzunda olan nişane vardır.&#8221;<br><strong>El Melahimu vel Fiten s.57</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ddc81eded2e87dbdeb585b08d17b1714">339-Mehdi&#8217;nin Varlığı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ededcd06584172ab2beb775e0e983c99">Ebu İshak Hemedani şöyle demiştir: <br>&#8220;Bizim güvenilir ve itimat ehli ashabımızdan birisi, Emirel Müminin Hz. İmam Ali&#8217;nin (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: <br>&#8220;Ey Rabbim, sen yeryüzünü hüccetsiz bırakmazsın. O hüccetin zahir, görünür olduğu gibi korku içinde gizli de (gözlerin tanıyamadığı da) olabilir. Böyle olması gerekir, ki hüccet ve delillerin yok olmasın.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.562</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-125323723600a009e5db57f62e908920">340-Hz. İmam Ali&#8217;nin Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a961698a071523bb15a87ab5c4486c47">Esbağ b. Nebate şöyle demiştir: <br>&#8220;Emirelmuminin Hz. İmam Ali&#8217;nin (a.s) huzuruna müşerref oldum. O Hazret düşünceye dalmış ve parmağı ile yere bir şeyler çiziyordu.<br>Arz ettim: &#8220;Ya Emirelmuminin! Neden düşünceye dalmışsınız? Neden yere çizgiler çiziyorsunuz? Yoksa yeryüzüne ve yeryüzüne halifelik yapmaya rağbet-istek içinde misiniz?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Hayır! Allah&#8217;a and olsun ki, bir gün dahi olsa ne dünyaya ve ne de dünyaya halifelik yapmaya rağbet içinde olmadım. Benim soyumdan ve benim 11. evladım olan -doğacak- oğlumu düşünüyorum. O, Mehdi&#8217;dir. Yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi hak ve adaletle dolduracaktır. Onun şaşkınlığa düşürecek gıybeti olacaktır; kimi topluluklar sapıtıp yoldan çıkacaklar ve kimi topluluklar da o gıybette hidayet olacaklardır.&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Ya Emirelmuminin! Böyle bir şey olacak mıdır?&#8221; <br>Buyurdular: &#8220;Evet! O, dünyaya geldiği zaman gıybet içinde olacaktır. Sen bunu nasıl bilebilirsin? <br>Ey Esbağ! Onlar, bu ümmetin en iyileridirler ve bu itretin en iyileri ile birliktedirler.&#8221;<br> Arz ettim: &#8220;Ondan sonra ne olacaktır?&#8221;<br> Buyurdular: &#8220;Sonra Allah&#8217;ın istediği her şey olacaktır. O Allah&#8217;ın irade, gaye ve hedefidir.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.538-539</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fe6037e8f7c208c563149477b9090488">341-Hz. İmam Hasan’ın (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8c15e3840358bbaf2a7801d64cc5776d">Hz. İmam Hasan b. Ali (a.s) buyurdular:<br>“Resulullah&#8217;tan sonraki Hidayet İmamları 12 tanedir ve onların dokuzu kardeşim Hüseyin&#8217;in (a.s) evlatlarıdır ve bu ümmetin Mehdi’si, hidayetçisi de onların içindedir.”<br>(Bu hususta 4 ayrı hadis daha vardır.”<br><strong>İsbat-ul Hudat c.2 s.555</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b8fb2a6b04cde72b81024d51c162ea10">342-Hz. İmam Hüseyin’in (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-49aced0d0e38349550c2bf8d3650a626">Hz. İmam Hüseyin b. Ali (a.s) buyurdular:<br>“12 İmam bizdendir. Onların ilki Ali b. Ebu Talib, sonuncusu ise benim hak üzerine kıyam edecek dokuzuncu oğlumdur.<br>Allahu Teala onun varlığının hürmetine ölmüş olan yeryüzünü yeniden diriltecektir ve müşrikler istemese dahi Allah onunla dinini bütün dinlere muzaffer kılacaktır.<br>Mehdi (a.s), bir müddet gözlere görünmeyecektir. Onun gıybetinde insanların bir bölümü dinden çıkacaktır. Fakat başka bir kesim dinde sabit kalacak ve bu uğurda zorluk ve sıkıntılara düşeceklerdir.<br>Onları kınamak maksadı ile kendilerine şöyle denilecektir: “Akideniz (inancınız) doğru olsaydı İmamınız kıyam ederdi. İmamınız ne zaman kıyam edecektir?<br>Ama bilin ki gaybet döneminde düşmanların yalanlama ve eziyetlerine tahammül edenler, Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) yanında kılıcı ile savaşanlar gibidir.<br>(Bu hususta Hazreti İmam Hüseyin&#8217;in 13 başka hadisi daha vardır.)<br><strong>Bihar-ul Envar c. 51 s. 133; İsbat-ul Hudat, c.2 s.333-339</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4fde3ab5ba6b9cbcd0226dc9a05a975d">343-Hz. İmam Hüseyin’in (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dd20bc3d0098ab555bcfee382ef840d9">Abdurrahman b. Selit şöyle demiştir:<br>“Hz. İmam Hüseyin (a.s) buyurdular: 12 Hidayetçi (Mehdi) biz Ehlibeyttendir. Onların birincisi Emirel Müminin İmam Ali (a.s), sonuncusu ise benim dokuzuncu oğlumdur. O, hak üzerine kıyam edecektir ve Allahu Teala onun eliyle yeryüzünü hak ve adalet ile dolduracak ve onun eliyle dinini müşrikler istemese dahi diğer dinlerin-fikirlerin tamamına galip kılacaktır.<br>Onun için, gıybet dönemi olacaktır ve o dönemde kimileri mürtet olacak ve kimileri de dinlerinde sapa sağlam bir şekilde kalacaktır ve mürtet olanlar onlara şöyle diyecektir:<br>“Eğer doğru söylüyorsanız o vaadin ne zaman olacağını da söyleyin.”<br>Bilin ki gıybet döneminde yapılan zulüm ve yalanlamalar karşısında dimdik duranlar, tıpkı kılıçları ile Resulullah&#8217;ın yanında cihat eden ve ona yardım eden mücahitler gibidir.”<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.584</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-75e67084291306d7f82380138b43e70f">344-Hz. İmam Zeynelabidin (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-35db37e93371b7110179a8276e943e72">&nbsp;Hz. İmam Ali b. Hüseyin (a.s) buyurdular:<br>“Bizim Kaimimizin doğumu insanlara gizli/saklı olacaktır. <br>Öyle ki diyecekler: “Asla doğmamış, dünyaya gelmemiştir.” <br>Onun gıybette saklı olmasının nedeni kıyam ettiği zaman hiç kimsenin biatının altında olmamasıdır.”<br>(Hz. İmam Seccad&#8217;dan (a.s) bu hususta 10 hadis daha vardır.)<br><strong>&nbsp;Bihar-ul Envar c.51 s.135</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c367768dea2748974737de97241629c3">345-Hz. İmam Zeynelabidin (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-91d008da7edc7b5cf09a4c0764abe25c">Amr b. Sabit şöyle demiştir:<br>“Hz. İmam Zeynelabidin (a.s) buyurdular: “Kaimimizin gıybeti döneminde bizim velayetimiz üzerinde sağlam bir şekilde baki kalan kimseye Allahu Teala, Bedir ve Uhud şehitlerinden bin şehidin sevabını verecektir.”<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.592</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ddb728f3f936694777e50051fbefe788">346-Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-70d9d2dd29f588dcc72298214a71c9bd">Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s), Aban b. Tağallub’a şöyle buyurdular:<br>“İmamet, Allah&#8217;ın Resulünden (s.a.a) bize ulaşan bir ahddir. Hz. Peygamber’den (s.a.a) sonraki İmamların sayısı 12&#8217;dir ve bunların 9&#8217;u, Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) soyundandır. Mehdi de (a.s) bizdendir ve ahir-i zamanda dini koruyup muhafaza edecektir.”<br>(Bu hususta Hz. İmam Muhammed &nbsp;Bakır’dan (a.s) 62 hadis vardır.)<br><strong>&nbsp;Bihar-ul Envar c.51 s.143 İsbat-ul Hudat, c.6 s.404</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e6c8969a3e39d9c4a45268c67926952a">347-Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-47dfc05c3ddf17da3dfa8b6bd151301b">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular:<br>&nbsp;“Bilin ki eğer ben, o günü (zuhur gününü) görecek olsaydım şüphesiz, canımı o emrin sahibine feda ederdim.<br><strong>El Gaybet-i Numani s.145.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-876a4f675b28efa922ecea40a90cc9c6">348-Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1267fd904b23d07feb549c231c31a130">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular:<br>“İmamların tamamına inanan ama Mehdi&#8217;nin varlığını inkar eden kimse, peygamberlerin tamamını kabul eden ama Hz. Resul-i Ekrem&#8217;i (s.a.a) inkar eden kimse gibidir.<br>Arz ettiler: “Ey Allah Resulü&#8217;nün oğlu! Mehdi (a.s) kimin evlatlarındandır?”<br>Buyurdular: “Yedinci İmamın (İmam Musa Kazım&#8217;ın) beşinci evladıdır. Onun gıybet dönemi olacaktır ve o dönemde adını anmanız caiz değildir.”<br>(Bu hususta Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;tan (a.s) 123 başka hadis daha vardır.)<br><strong>İsbat-ul Hudat, c.2 s.559</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-90d726b2965bc28559490cc612131dc5">349-Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-268022f219092a060716cee18bdafbb6">Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) &nbsp;yarenlerinden bir grup İmam’ın huzuruna müşerref olduklarında o hazreti yerde oturmuş ve şiddetle ağlayarak şöyle söylediğini duydular:<br>“Ey benim Efendim, senin gıybetin gözlerimden uykuyu almış, kalbimden huzuru söküp atmış ve beni dertten derde sokmuştur.”<br>İmamın yarenlerinden birisi arz etti: “Ey benim Efendim! Allah gözlerinizi ağlatmasın. Gözlerinizden sel gibi yaşın akmasına sebep olan şey nedir?”<br>&nbsp;Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) derinden bir ah çekti, bedeni titremeye başladı ve sonra buyurdular:<br>“Vay olsun sizin halinize. Bugün sabahleyin Cifr kitabını okuyordum ve Kaimimizin hayatını düşünüyordum. Gözlere görünmeyecek, gıybete çekilecek. Gıybeti uzun sürecektir. Ömrü çok uzun olacak ve bu müddet içinde müminler, ağır ve çetin imtihanlarla sınanacaklar. Gıybetinin uzun olmasından dolayı çoğu dinlerinden çıkıp mürtet olacaklar&#8230; Onların ahvalini okuyunca sarsıldıkça sarsıldım ve üzüntü, gam ve keder dağları üzerime yıkıldı.<br><strong>El Gaybet-i Tusi s.105, Muntahab-ul Eser s.259</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ffaa960a1ceb13c54d2b0e7af34045a7">350-Mümin ve Kafir</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bb9b2846a6a84e0debf2d5af3bf0a7c7">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s), babaları kanalıyla Hz. Resulullah&#8217;ın şöyle buyurduklarını, buyurdular:<br>“Benden sonra 12 İmam gelecektir ve onların ilki Ali b. Ebu Talib, sonuncuları ise Kaim’dir. Onlar benim halifelerim, vasilerim, evliyam ve Allah&#8217;ın benden sonrası için ümmetime seçtiği hüccetlerdir. Onları kabul edenler mümin, inkar edenler kafirdir.<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.487</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a30d016b01f15d0011158906a5a781cb">351-İlahî Vaad</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-726f3aff7fbd7ae1ef40c37ca5d33f5b">Ali b. Riab şöyle demiştir: <br>“Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: Hz. Fatıma (s.a), Hz. İmam Hüseyin&#8217;e (a.s) hamile kaldığı zaman Hz. Resulullah (s.a.a) kendisine şöyle buyurdular: “Allahu Teala sana bir erkek evlat verecektir. Adı, Hüseyin&#8217;dir ve benim ümmetim onu öldürecektir.”<br>Hz. Fatıma (s.a) bunları duyunca ağlamaya başladı.”<br>Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdular: “Allahu Teala&#8217;nın onun için bana vaadi vardır.”<br>Hz. Fatıma (s.a) sordu: “O vaat nedir?”<br>Buyurdular: “Allahu Teala Hüseyin&#8217;den sonraki imamları, Hüseyin&#8217;in soyundan karar kıldığını vaat etti.” <br>Hz. Fatıma (s.a) dedi: “Şimdi razı oldum.”<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.130</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2c3c6d6f5504af57a2b969b8410fbbe6">352-Takva ve Dine Sarılmak</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5d02d539c3eea9eed08bd3e0e99c8c11">Hani Tammar şöyle demiştir. <br>&#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık buyurdular:<br>Hz. Mehdi&#8217;nin-bu emrin sahibinin (a.s) gıybeti olacaktır, her kulun takvaya bürünmesi ve dinine sarılması gerekir.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.21</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3f14a3d766ed1c6f594e323ebc6d6179">353-Cifr Kitabı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-216251b0a1f9f497da14cb19b40e1738">Südeyr şöyle demiştir: Ben, Mufazzal İbn Ömer, Ebu Besir ve Aban İbn Tağallup hep birlikte efendimiz İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) huzuruna müşerref olduk. İmam&#8217;ın üzerinde yakasız ve kısa kollu Hayberi bir cübbe vardı. Toprağa oturmuş ve evladı ölmüş ana gibi ağlıyordu. İçini yakan acı yüzüne vurmuştu. Gözlerinden yaş akıtıyor ve şöyle diyordu: Benim efendim, senin gaybetin gözlerimden uykumu almış, yatağımı daraltmış ve kalbimi söküp benden almıştır. Ey benim efendim, senin gaybetin üzüntümü faciaya dönüştürmüştür. Birinden sonra bir diğerini yitirmek tamamını ve sizi yok etmiştir. Ben gözlerimden sineme akan gözyaşlarımı ve geçmişin yüreğimi yakan musibetlerinin acısını artık hissetmiyorum. Gözlerimin önünde canlanan tek şey, her sıkıntıdan daha büyük, daha can yakan, daha zor ve en meçhul olan şey senin gazabınla birbirine karışmış olan sıkıntı ve musibetlerin musibetlerdir.<br>Südeyr şöyle demiştir: İmam&#8217;ı bu halde görmek görmenin şaşkınlığı akıllarımızı başımızdan aldı. O vahşet dolu hüzün, o vahşet ve hüzün dolu olay kalplerimizi parçalamıştı. İmam&#8217;ın günün büyük ve çetin musibetine duçar olduğunu düşündük. Dedim: Ey yaratılmışların en üstününün en üstünü olanının oğlu, Allah gözlerini ağlatmasın. Gözlerinizi böyle ağlatan şey nedir? Size bu matemi farz eden hal nedir?<br>İmam Cafer-i Sadık (a.s) öyle bir öyle derin bir nefes aldı ki deruni zahir oldu ve korkuları katlanıp arttırdı. Sonra buyurdular: Vay sizin halinize. Bugün sabahleyin Cifr kitabına bakıyordum. Cifr kitabı, Allahu Teala&#8217;nın kıyamet gününe kadar olacak olan menaya, ölümlerin nasıl ve nerede olacağı, ilim ile belaların nasıl ve ne zaman olacağının ilmini, olan bütün her şeyin ve olacak olan her şeyin ilmini karar kıldığı bir kitaptır. Allahu Teala bu kitabı Hazreti Muhammed&#8217;e (s.a.a) ondan sonra gelen imamlara tahsis etmiştir ve ondan sonra gelen imamlara tahsis etmiştir. Aleyhimüsselam.<br>Bu kitaptaki bazı bölümlere bakıyordum. Bizim kaim&#8217;imizin (a.s) doğumunu, gaybetini, zuhurunun gecikmesini, ömrünün uzun olmasını, ömrünün uzun olmasını, müminlerin içine düşecekleri belaları, müminlerin kalplerinde şüphenin meydana gelmesini, gaybetin uzamasından dolayı mürtet olup dinden çıkmalarını ve boyunlarında olan İslam aidiyetinden kopmalarını gördüm. Allahu Teala şöyle buyurmuştur: Her insanın amelini boynuna astık. Kıyamet gününe karşısına açılmış olan bir kitap çıkaracağız. İsra 13. Bu kitap insanın yazmış olduğu ameldir ve amelden maksat ise velayettir. Bunlara baktıkça kalbim daraldıkça daraldı ve hüzün bana galebe etti. Kemaluddin cilt 2 sayfa 31-33.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bc9c1ec22ed660ccbaef369a7c8460ad">354-Peygamberlerin Sünneti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c8f4fef410c7d014b93e2f8873d6f9e6">Ebu Besir, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın şöyle buyurduğunu söylemiştir:<br> &#8220;Geçmiş Peygamberlerin tamamının sünnetleri ve onlar için meydana gelmiş olan gaybetlerin tamamı kılı kılına ve nalı nalına (aynıları, bir nokta kadarı dahi eksik olmadan) biz Ehlibeyt&#8217;İn (a.s) Kaim&#8217;i için de meydana gelecektir.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.21 </strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">355-Hz. İmam Musa Kazım (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-18adbde4853a5717741310d4582a6ed5">Yunus b. Abdurrahman, Hz. İmam Musa Kazım&#8217;a (a.s) sordu:<br>&#8220;Hak olan Kaim sen misin?&#8221;<br> Buyurdular: &#8220;Ben hak Kaimim. Ama yeryüzünü Allah&#8217;ın düşmanlarından temizleyip hak ve adaletle dolduracak olan Kaim, benim beşinci oğlumdur. Öldürülmekten korktuğu için uzun bir müddet gıybette kalacaktır. Onun gıybeti döneminde insanların bir kesimi dinlerinden çıkacak, diğer bir kesimi ise inançlarının üzerinde kalacaklardır. Zamanlarının İmamı gıybette olduğu zaman bizim velayetimize sarılan; bizim sevgimizde ve düşmanlarımızla olan düşmanlıklarında muhkem ve ciddi olanlar, ne de bahtiyar ve mutludurlar. Onlar bizdendirler ve bizler de onlardanız. Onlar bizim İmam olmamıza razı oldular ve bizler de onların Şialıklarından hoşnuduz. Ne mutlu onlara! Allah&#8217;a and olsun ki, onlar cennetin üst derecelerinde bizimle birlikte olacaklardır. <br>(Bu hususta Hz. İmam Musa Kazım&#8217;dan (a.s) 7 diğer hadis daha vardır.) <br><strong>Biharul Envar c.51 s.151, İsbat-ul Hudat c.6 s.417.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ffa974bf038ae6a60a16a4159b06aeec">356-Hak Üzere Kıyam Edecek</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-97a5864b48e41de2574939780736fb07">Yunus b. Abdurrahman şöyle demiştir: <br>&#8220;Hz. İmam Musa Kazım&#8217;a (a.s) arz ettim: Ey Allah Resulü&#8217;nün oğlu! Hak üzere kıyam edecek olan siz misiniz? <br>Buyurdular: Ben hak üzere kıyam edenim ama yeryüzünden Allah&#8217;ın düşmanlarını temizleyecek ve onu zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi hak ve adaletle dolduracak olan kaim benim beşinci oğlumdur. Onun uzun bir gıybet dönemi olacaktır. Çünkü kendi canından korkmaktadır. Onun gıybeti döneminde insanların bir kesimi mürtet olup dinlerinden çıkacak, diğer bir kesimi ise dinlerinde sabit kalacaklardır.<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.43-44</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d3ca4e268d8ddeb948ed06e8cb869840">357-Hz. İmam Rıza&#8217;nın (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-16e382949e064644439935f356058d4d">Hz. İmam Ali Rıza (a.s), Reyyan b. Salt&#8217;ın &#8220;Emir sahibi sen misin?&#8221; sorusunun cevabında şöyle buyurdular:<br> &#8220;Ben emir sahibiyim ama yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracak olan emir sahibi ben değilim. Gördüğünüz gibi ben güç ve kudret sahibi değilim. Bu halimle ben nasıl o emir sahibi olabilirim? <br> Ahd eden Kaim, ihtiyarların yaşında ama gençlerin şeklinde ve gücünde zahir olacaktır. O kadar güçlü ve kuvvetli olacaktır ki yeryüzündeki en büyük ağaca dahi elini uzatacak olsa onu kökünden söküp çıkaracaktır. Büyük dağların arasında nara edecek olursa dağlardaki büyük kayalar kopup aşağı yuvarlanacaktır. Hz. Musa&#8217;nın (a.s) asası, Hz. Süleyman&#8217;ın (a.s) yüzüğü ondadır. O İmam, benim dördüncü oğlumdur. Ve Allah, irade ettiği zamana kadar onu gözlerden saklayacaktır ve irade ettiği zaman zahir edecektir. Ve o da zulüm ile dolmuş olan dünyayı hak ve adalet ile dolduracaktır.&#8221;<br>(Bu hususta Hz. İmam Rıza&#8217;dan (a.s) 18 hadis vardır.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.43-44</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-98be73b69281b580a61a6a941242cf6a">358-Cismi ve Adı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b77a939bb135efe617116b82c49a4a91">Reyyan İbn Salt dedi: &#8220;Hz. İmam Rıza&#8217;ya (a.s), Hz. Kaim&#8217;i (a.s) sordular, buyurdu: <br>&#8220;Cismi görülmeyecek ve adı dillerde olmayacaktır.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.59</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6b23447dc6e6c74304ff4905ac3a59cf">359-Korku ve Fitne</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cec19cb07a06825fbb18d1f307efbb6e">Hasan b. Mahbub, Hz. İmam Rıza&#8217;nın (a.s) kendisine şöyle buyurduğunu söylemiştir. <br>&#8220;Kesinlikle büyük, çetin ve korkunç bir fitne olacaktır. Öyle ki o fitne olduğu zaman her türlü samimiyet ve sevgi ortadan kalkacaktır. O fitne Şiaların benim üçüncü evladımı yitirdikleri (Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) şehit edildiği), gök ve yer ehlinin ve kalbi yananların tamamının ona ağladığı zamandır.&#8221;<br><strong> Kemal-ud Din c.2 sayfa 59.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fe4953a9d2f295a093b8e5ea27b352f3">360-Dört Fitne</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ab459915f6ca44248b300da3ae803483">İbn-i Menzel şöyle demiştir: <br>&#8220;Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a) şöyle buyurdukları bize ulaştı:<br> &#8220;Ümmetim dört fitne ile karşılaşacaktır. Birinci fitne olduğu zaman diyecek ki bu fitne beni helak edecektir. İkinci fitne olduğu zaman da bu fitne beni helak edecek diyecektir. Üçüncü fitne olduğu zaman, bu fitne ne zaman bitecek diyecektir. Dördüncü fitne ise, bu ümmetin görünen zahir İmama sahip olmadığı zaman meydana gelecektir. Bu dönemde liderlik kimi zamanlar şu kimsenin, kimi zamanlar ise şu kimsenin elinde olacaktır.&#8221;<br><strong>El Melahimu vel Fiten s.3</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1884aa7a49750390292c990ff05b1495">361-Savaş ve Katliam</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b2610a31d452071c6df5c1bdb979831c">Hz. Resulullah (s.a.a) buyurdular: <br>&#8220;Benden sonra dört fitnenin içine gireceksiniz:<br>Birinci fitnede kanlar helal sayılacak, öldürmeler çoğalacak. <br>İkinci fitnede hem kanlar hem de mallar helal sayılacak, katliamlar ve yağmalar çoğalacaktır. <br>Üçüncü fitnede insanların kan, mal ve namusları helal sayılacaktır ve bu fitnede katliam ve yağmanın yanında insanların namusunun emniyeti de olmayacaktır. <br>Dördüncü fitnede insanlar kör ve sağır olacaklar. Tıpkı denizde alabora olan gemideki insanların sığınakları olmadığı gibi hiç kimsenin sığınağı olmayacaktır. Fitne Şam&#8217;dan yükselecek, Irak&#8217;ı içine alacak ve Hicaz adasının eli ayağı ona bulaşacaktır. Sıkıntılar insanların belini kıracaktır. Hiç kimse neden ve niçin diyemeyecektir. Bir taraf da sönse başka bir taraftan alevlenecektir.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.5 s.371</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-163e5b8f45c34ad595acd691378ab9ea"> Hz. İmam Rıza (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Zuhurdan önce aralıksız durmadan ve peş peşe katliamlar olacaktır.&#8221;<br><strong>El Gaybet-i Numani s.271</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-409e54443fb42648b740507ca70aebe7"> Emirel Müminin Hz. İmam Ali (a.s) buyurdular: <br>İnsanların üçte biri katledilmedikçe, üçte biri ölmedikçe ve geriye insanların üçte biri kalmadıkça Mehdi zuhur etmeyecektir. <br><strong>El Melahim vel Fiten s.58 </strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-085356f5ba628ed291fbc5ee9607291e">Muhammed b. Müslim, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) şöyle buyurduklarını söylemiştir: <br>&#8220;İnsanların üçte ikisi ortadan gitmedikçe Mehdi (a.s) zuhur etmeyecektir.&#8221;<br>Arz ettiler: &#8220;İnsanların üçte ikisi öldürüldüğü zaman geriye ne kadar insan kalacaktır?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Üçte birinizin hayatta kalmasına razı değil misiniz?&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.655.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-592da8e5c252de6299f6e5f5b86acada">362-Fitnelerden Sonra Düzelme</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6a2ef9459da9870afbf825dac73e80df"> İbn-i Zebrin dedi: <br>&#8220;Ali b. Ebu Talib&#8217;in (a.s) şöyle buyurduğunu kendisinden duydum: <br>&#8220;Dört fitne olacaktır ve sonunda Allahu Teala Peygamber&#8217;in (s.a.a) itretinden birisini zahir edecek ve onun eliyle ıslah edecektir.&#8221;<br><strong>El-Melahim ve&#8217;l-Fiten sayfa 4.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5143389592b810363e852f42c8aa50cd">363-İnsanların Arasındaki Fitne</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f91655d1b5c7aa61d6ceef4c85d23f77"> Hz. Resulullah (s.a.a) buyurdular: <br>&#8220;İnsanların arasında öyle bir fitne çıkacaktır ki kişi komşusunu, kardeşini ve amcasınınoğlunu öldürecektir.<br>Sordular: &#8220;O insanların aklı başlarında olacak mıdır?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;O dönemin insanlarının çoğunun aklı kendilerinden alınacak ve onların yerini az akıllılar alacaktır. Ve onlardan her birisi kendisinin kişilik ve itibar sahibi olduğuna inanacaktır.&#8221;<br><strong> El-Melahim ve&#8217;l-Fiten, sayfa 5.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-76e57baa093fdac59d9dd231b5fd4aed">364-Hz. İmam Muhammed Taki (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8cf045ea7221f21254da28b78cbb06bd">Hz. İmam Muhammed Taki (a.s) Abdülazim El-Hasani&#8217;ye (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Bizim Kaimimiz, gıybeti döneminde zuhurunun beklenilmesi ve zuhurunda emrine itaat edilmesi gereken vaad edilmiş Mehdi&#8217;dir. O, benim üçüncü oğlumdur. Muhammed&#8217;i (s.a.a) peygamber olarak gönderen ve bizi, İmamet makamına seçmiş olan Allah&#8217;a and olsun ki, dünyanın ömründen sadece bir gün dahi kalmış olsa dahi o günü, Mehdi&#8217;nin zuhur edip yeryüzünü ve hak ve adaletle doldurmasına kadar uzatacaktır. Kelim&#8217;i olan Musa&#8217;nın (a.s) işini de bir gecede düzeltmişti. Musa (a.s), eşine ateş getirmeye gitmişti ama peygamberlik ve resullük makamına çıkarılmış olarak geri döndü.&#8221;<br>Sonra şöyle buyurdular: &#8220;Zuhuru beklemek, bizim Şialarımızın en üstün amelidir.&#8221;<br>(Bu hususta Hz. İmam Muhammed Taki&#8217;den (a.s) 5 başka hadis daha vardır.)<br><strong> Bihar-ul Envar c.51 s.156, İsbat-ul Hudat c.6 s.420.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a29ca8829bae5c3431b2c2f45a9289d3">365-Kadir Gecesine İman Etmek</h3>



<p>Hz. İmam Muhammed Taki (a.s), babalarının kanalıyla Hz. Emirelmuminin İmam Ali&#8217;den (a.s) şöyle rivayet etmiştir, buyurdular:<br>&#8220;Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdular: &#8220;Kadir gecesine iman edin. Çünkü Kadir gecesi Ali b. Ebu Talib ve ondan sonra da onun 11 oğlu içindir.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.525.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-89243c2a1271e82ebb2d0b995ea1683c">366-Hz. İmam Ali Naki&#8217;nin (a.s) Buyruğu</h3>



<pre class="wp-block-verse has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-81bb591d773d38904dca6686e6752034"> "Hz. İmam Ali Naki (a.s) buyurdular: <br>"Benden sonraki İmam, oğlum Hasan'dır ve ondan sonra ise oğlu İmam'dır. O adaleti ve eşitliği ile Dünya'nın tamamını dolduracak olan kimsedir." <br>(Bu hususta Hz. İmam Ali Naki'den (a.s) 5 ayrı hadis daha vardır.)<br><strong> Daadkuster-i Cihan sayfa 59.</strong></pre>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2b02082414bdabb1020ba07597ccaf5b">367-Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) Buyruğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eaff45db964d97a442e4ac40ec13a5dd">Hz. İmam Hasan Askeri (a.s), Musa b. Cafer Bağdadi&#8217;ye şöyle buyurdular:<br> &#8220;Benim halifem hakkında sizi ihtilafa düşmüş görüyorum. Bilin ki, Hz. Peygamber&#8217;den (s.a.a) sonraki imamların tamamının imametini kabul ettiği halde benim oğlumun imametini inkar eden kimse, tıpkı Allah&#8217;ın peygamberlerinin tamamının peygamberliğini kabul edip Allah&#8217;ın Resulü Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.a) peygamberliğini inkar eden kimse gibidir. Oysa Hz. Resul-i Ekrem&#8217;i (s.a.a) inkar etmek demek, peygamberlerin tamamını inkar etmek demektir. Bizden olan son İmam&#8217;a itaat etmek demek tıpkı ilk İmam&#8217;a itaat etmek gibidir. Bilin ki, oğlumun gıybeti o kadar uzun olacaktır ki, insanlar İmamlarının hayatta olduğu hususunda şüpheye düşeceklerdir. Sadece Allahu Teala&#8217;nın imanlarını koruyup muhafaza etmiş olduğu kimseler hariç.&#8221;<br>(Bu hususta Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;den 21 hadis daha vardır.)<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 c.160, İsbat-ul Hudat c.6 c.427.</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7820c326ecbc1b8e21ef9920c9edb7f1">Güneş&#8217;in Gaybeti <br>(Bulut&#8217;un Ardındaki Güneş)</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-left has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d894eb959d704b843eb9c3c9aecb9ffd">368-İmam Mehdi&#8217;nin Gaybeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-70e75bbad65ef8fe81f8683bfc4563a4">​Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s.) buyurdular:<br>​&#8221;Bizim Kaimimizin iki gaybeti olacaktır. Bunların biri uzun, diğeri ise kısadır. Kısa gaybet döneminde onun yerini sadece özel şiaları bilecektir. İkinci gaybet döneminde ise onun yerini, onun dininde olan hizmetlilerinin haricinde hiç kimse bilmeyecektir.&#8221;<br><strong>Mizan-ul Hikmet c.8 s.117</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c679e023376b576002669941eab305ec">369-Hakta İhlas</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1b722ff00edc5bcb223d7dfa889a4683">​Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s.) buyurdular:<br> &#8220;Bizim Kaimimizin gaybeti; hak, kendi ihlası içinde ortaya çıkıncaya ve ihlaslı müminlerin, ihlaslı olmayanlardan ayrılacağı zamana kadar uzayacaktır. Çünkü pak olmayan hayata sahip olanların, Hz. Kaim&#8217;in devleti kurulduğu zaman kendilerini münafıkça müminlerin arasına sokmalarından korkulmaktadır. Bunun olmaması için Kaim&#8217;in kıyamından önce onların (müminlerden) ayrılmaları gerekir.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din s.356</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ed4feef8a06ed1d47901a925d6aa5899">370-İlahi Sırlar Gaybetin Delilidir</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f13bf46be16d38cece937c490ea90a1d">​Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybeti, ilahi sırlardan bir sırdır. Bu sırrın hikmetinin ne olduğu insanlara gizlidir ve ne olduğu o İmam&#8217;ın zuhuru ile ortaya çıkacaktır. <br>Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) Cabir&#8217;e şöyle buyurdular:<br>​&#8221;Ey Cabir! Bu ilahi iş, Allah&#8217;ın sırlarından bir sırdır ve Allah&#8217;ın kullarından gizlenmiştir.&#8221; <br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.71</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1c16d70306874f6edff7d6a928e695d6">371-Zor Gaybet</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-24c4728f6c74bbf627567109df5667a5">​Hz. İmam Sadık (a.s) buyurdular:<br>​&#8221;Hiç şüphesiz bu emrin sahibi için bir gaybet vardır. Onun gaybeti döneminde dinini muhafaza edebilen kimse, dikenli ağacı çıplak eliyle soyabilen kimse gibidir. Hanginiz o ağacın dikenini elinde tutma gücüne sahiptir?&#8221; <br><strong>El-Gaybet lit Tusi s.75</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7f5b7bbabcb5913f37485605a874dc0c">372-İlahi Sırlar Gaybetin Delilidir</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-32342c67825574cf555f020b190dbe6b">​Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurdu:<br>​&#8221;Hiç şüphesiz Sahib-ul Emr için kaçınılmaz-kesin bir gaybet dönemi olacaktır. O gaybet döneminde batıl peşinde olan herkes kesinlikle şüpheye düşecektir. Bize gaybetin hikmetini açıklama izni verilmemiştir. Hz. Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybetinin hikmeti, ondan öncekilerin gaybetinin hikmetiyle aynıdır ve zuhurdan sonra aydınlanacaktır. Tıpkı Hz. Hızır&#8217;ın (a.s) erkek çocuğunu öldürmesinin ve yıkılmak üzere olan duvarı yeniden yapmasının hikmetinin, Hz. Musa&#8217;ya (a.s.) açıklanması ile birbirlerinden ayrılmaları gibi. Gaybet, Allah&#8217;ın emirlerinden bir emir, onun sırlarından bir sırdır.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.482,Muntahab-ul Eser s.266-267, Bihar-ul Envar c.51 s.91</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5557ee974e26bf79b2798d9a8a747072">373-İmtihan Olup Salihlerin Seçilip Ayrılması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2d7c0e52baf5ef883a49923654849f83">​ Bazı rivayetlerde şöyle buyrulmuştur: <br>&#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybete çekilmesinin nedeni, insanların onun gaybeti ile imtihan olmaları ve salihlerin elenip ayrılmalarıdır.<br> Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s) buyurdular:<br>​&#8221;Allah&#8217;a andolsun ki ben ve bu iki oğlum (İmam Hasan ve İmam Hüseyin -a.s-) şehit olacağız. Ve Allahu Teala ahir-i zamanda benim evlatlarımdan birini bizim kanımızın intikamını alması için gönderecektir. Onun bir gaybet dönemi olacaktır ki bununla insanlar imtihan olacak ve yoldan çıkmışlar seçilip ayrılacaklardır.<br>Öyle ki cahiller şöyle diyecekler:<br>&#8220;Allah&#8217;ın Muhammed&#8217;in Ehlibeyt&#8217;i ile hiçbir işi yoktur ve onları kendi başlarına bırakmıştır.&#8221;<br><strong>Gaybet-i Numani s.141</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ac69aa05e025a2969761feadb168b3cd">374-İmtihan ve Salihlerin Seçilip Ayrılması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-58976accf748b09eecf0ede44e5c7b82">​Hz. İmam Hüseyin (a.s) buyurdular:<br>​&#8221;Hz. İmam Mehdi (a.s) için bir gaybet dönemi vardır ve bu gaybet döneminde bazı kimseler dinden çıkacak, bazı kimseler ise dinlerinde baki kalacaklardır. Bu gaybet döneminde düşmanların çıkarmış oldukları zorluklara katlanan ve karşı koyan kimselere Allah, sanki Peygamber&#8217;in (s.a.a.) yanında düşmanlarıyla savaşmış kimse gibi çok ve büyük mükafatlar verecektir.&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.133</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d5eeebec6b301a93bd95a04f95bce900">375-İmtihan Olunma ve Salih Kulların Seçilip Ayrılması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a75b1440600f3ad4b204a4abb6991987">​Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s), &#8220;Ferec ne zaman gerçekleşecektir?&#8221; sorusuna şu cevabı verdi:<br>​&#8221;Şialar, şiddetli İlahî imtihanlarla imtihan olmadıkça ferec ve zuhur gerçekleşmeyecektir. <br><strong>Bihar-ul Envar c.52 s.133</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-04a535e1af24698bb88a15e2b4e79f23">376-Salihlerin İmtihan Olup Ayrılmaları</h3>



<p>​Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s.) buyurdular:<br>​&#8221;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybete çekilecek olması, Şia&#8217;nın imtihanıdır.&#8221; <br><strong>Usul-u Kafi c.1 s.337</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-377d10aa4eef648395863efde51e88de">377-Salihlerin İmtihan Olup Ayrılması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fc067ecc741eec74a31d9b7c725e8332">​Hz. İmam Musa Kazım (a.s) buyurdular:<br>​&#8221;Bu gaybetin kendisi, Allahu Teala&#8217;ya kul olanların imtihanıdır.&#8221; <br><strong>El-Gaybet lit Tusi s.204</strong> <strong>Usul-u Kafi c.1 s.336</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-83938308d18a3c1431e5c6551ae44a45">378-İnsanların Zalim Olmaları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d5da217a1ca831d61205b8979148f913">​ Bazı hadislerde Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybetinin sebebi, insanların zalim olmaları olarak açıklanmıştır.<br>​Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s) Kufe Mescidinde şöyle buyurdu:<br>​&#8221;Allah&#8217;ın arzı hiçbir zaman hüccetsiz kalmaz. Fakat insanlar, zulmetmeleri ve aşırıya gitmelerinden dolayı Allah&#8217;ın Hücceti&#8217;nin vücudundan mahrum kalacaklardır.&#8221; <br><strong>Gaybet-i Numani s.141</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-26c48e1675dc48fb95463e98c286e097">379-Dünyanın Hazır Olmaması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bdf1981074a0610e866e62a7c86305c3">​ Allah&#8217;ın Hüccetlerinin sonuncusu olan, beşeriyetin içinde bulunduğu Dünya&#8217;yı zulümden kurtaracak ve İslam dinini diğer din ve inançların tamamına galip ve hakim kılacak olan Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhur edebilmesi için Dünya ortamının hazır olması gerektiğinde hiçbir şüphe yoktur. <br> Bu sebepten dolayı, zuhurun gerçekleşebilmesi için ortamın o Hazret&#8217;in gelişine hazır hale gelmesi gerekir.<br>Dünya&#8217;nın böyle bir zuhura hazır olmamasını gaybetin sebeplerinden saymak mümkündür.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-52086fcc0b41492f4c3d45c48e014cef">380-Zamanın Tağutlarının Biati Altında Olmamak</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cfbc769704d83519651d3e70da384b3d">​ Bazı rivayetlerde şöyle denilmiştir: <br>&#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) gaybette olmasının sebep ve hikmeti şudur: <br>O Hazret&#8217;in gaybette olması gerekir ki hiçbir yöneticinin biati altında olmamış olsun ve zuhur ettiği zaman hür bir şekilde yapacaklarını yapabilsin. Nitekim önceki İmamlar takiyye ederek kendi zamanlarının yönetimlerini tanımışlardı ama Hz. İmam Mehdi (a.s) takiyye etme emrine/iznine sahip değildir. <br>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) biat etmeyecek olmasından dolayı biat altında olmamasının tek yolu, gaybette olmasıdır.<br>​Hz. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurduLAR:<br>​&#8221;Biz Ehlibeyt İmamlarının her biri takiyye ederek kendi dönemlerinin zalim ve tağut yönetimlerinin biati altında olduk. Sadece arkasında Hz. İsa b. Meryem&#8217;in (a.s) namaz kılacağı Hz. Mehdi (a.s), hiç kimsenin biati altında olmayacaktır. <br> Allahu Teala, onun doğumunun gizli olmasını ve kıyam edeceği zamana kadar gaybette olmasını takdir etti ki hiçbir yöneticinin biati altında olmamış olsun.&#8221;<br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.132</strong></p>



<p>​Hz. İmam Zeynelabidin (a.s) buyurdular:<br>​&#8221;O, hiç kimsenin biati altında değildir.&#8221;<br><strong><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.13</strong>5</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-36c35f69c1038cd3f63d0a23d31e7d85">Hz. İmam Ali Rıza (a.s) buyurdular:<br>​&#8221;Kılıçla kıyam ettiği zaman üzerinde hiçbir biat olmayacaktır.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.480</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-46ae494141ad788fe8e7ee6d55681c2b">381-Zamanın Tağutlarının Biati Altında Olmaması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bf54b92d9df8299d8e7b2c1dcc795edc">​Hz. İmam Mehdi (a.s), İshak b. Yakub&#8217;un, Muhammed b. Osman Amri aracılığıyla kendisine yazmış olduğu mektubun cevabında şöyle buyurmuştur:<br>​&#8221;Gaybetin nedeni hakkında şunu söylemem gerekir ki, Allahu Teala Kur&#8217;an&#8217;da şöyle buyurmuştur:<br><strong>يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَسْـَٔلُوا عَنْ اَشْيَٓاءَ اِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْۚ <br></strong>&#8216;Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde sizi üzecek şeylere dair soru sormayın.&#8217; <br><strong>Maide Suresi/101 <br></strong>Hiç şüphesiz benden önce yaşayan babalarımın her biri, bir zalim hakimin biati altındaydı. Takiyye gereği o zalimlerle savaşmadıklarını söylüyorlardı; çünkü en küçük savaş imkanına dahi sahip değillerdi. Ama ben kıyam ettiğim zaman hiçbir zalim yöneticinin biati altında olmayacağım.&#8221;</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b49e54ef48b8d88b29bc9a42feaa948d">382-İmam Mehdi&#8217;nin Hayatta Kalabilmesi (Öldürülmemesi)</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-19041cc18d102e2f854fbe811d9ff50f">​ İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) hayatta kalabilmesi ve öldürülmemesi gaybetin bir başka sebebidir. <br>Allahu Teala, Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) gaybete çekerek canını düşmanlarının şerrinden korumuştur. Eğer İmam gaybete çekilmemiş olsaydı, o Hazret&#8217;in kanına susamış olan Abbasi halifesi Mu&#8217;temed, onu da tıpkı mutahhar babaları gibi şehit edecek ve yeryüzünde Allah&#8217;ın hücceti kalmayacaktı. <br>Bu hususta masum imamlarımızdan çok sayıda hadis rivayet olunmuştur.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9fa0cf96e044d8bdc3564a7f47b54772">383-İmamın Canının Korunması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4086c2db1206259465871b3d6671619b">​Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) buyurdular:<br>​&#8221;Bizim Kaimimiz kıyam etmeden önce gaybette olacaktır.&#8221;<br>​Ravi sordu: &#8220;Bunun sebebi nedir?&#8221;<br>​Buyurdular: &#8220;Öldürülme korkusu vardır.&#8221; <br><strong>Gaybet-i Tusi s.203</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8035a05debf7bf385e13c276e74fb00b">384-İmamın Canının Korunması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4d98e3227d5b8ac3b6229cf6154e7072">​Şeyh Tusi, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) gaybette olmasının felsefesi hakkında birtakım hadisler naklettikten sonra şöyle yazmıştır:<br>​ &#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybette olmasının felsefesi hakkında buyrulmuş olan hadislerden elde edilen hususlardan, Şiaların sınanıp imtihan edilmesi g.b konular gaybetin sebep ve felsefeleri değildir; gaybetin Şialar için netice ve sonuçlarıdır. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybette olmasının asıl sebep ve felsefesi, düşmanlar tarafından öldürülme korkusudur.&#8221; <br><strong>Gaybet-i Tusi s.203</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-15fa1fdeb03acb1b921a72807e015a9e">385-Gaybet Asrı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-96acd377fa8bcebc95cd9ef2dbcae588">​ Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) gaybette olmasının sebeplerinden bir tanesi, zamanın tağutlarının hiçbirinin biati altında olmamasıdır. Çünkü İmam Mehdi (a.s) hiçbir sultana karşı takiyye etmekle görevlendirilmemiştir. <br> O Hazret, hiçbir zalim yönetim ve yöneticinin idaresi altında olmamış ve olmayacaktır. Allah tarafından uhdesine verilen vazifeler mucibince dini icra edecektir.<br>​Hasan b. Fazzal şöyle demiştir:<br>​Hz. İmam Ali Rıza (a.s) buyurdular:<br>​&#8221;Üçüncü oğlumun (İmam Hasan el-Askeri&#8217;nin -a.s.-) vefatından sonra Şialarımın her yerde imamlarını aradıklarını görüyor gibiyim; ama onu bulamıyorlar.&#8221;<br>​Arz ettim: &#8220;Gaybette olmasının sebebi nedir?&#8221;<br>​Buyurdular: &#8220;Kılıcı ile kıyam ettiği zaman hiç kimsenin biati altında olmaması içindir.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.480</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-305b75567d6203e29ca07cf7a5cf9e59">386-Gaybetin Felsefesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-58bfc4647fc8a3b4d023309563a17f7f">​ Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybette olmasının nedenlerinden bir tanesi, Allahu Teala&#8217;nın o Hazret&#8217;i gaybette tutarak öldürülmekten korumasıdır. Çünkü eğer İmam gaybete çekilmeyip insanların arasında kalacak olsaydı ilk gün öldürülecekti. Bugün de aynı tehlike mevcuttur. Eğer Hz. İmam Mehdi (a.s.) vaadedilmiş olan zuhur gününden önce ortaya çıkacak olursa kesinlikle öldürülecektir.<br>​Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s.) yarenlerinden olan Zurare bu hususta şöyle söylemiştir:<br>​&#8221;Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular:<br>​&#8221;Beklenen İmam (bizim Kaimimiz), kıyam etmeden önce bir müddet gözlere görünmeyecektir.&#8221;<br>​Arz ettim: &#8220;Bunun sebebi nedir?&#8221;<br>​Buyurdu ki: &#8220;Canından korkacaktır.&#8221; <br><strong>Usul-u Kafi c.1 s.337</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-26636ad51fe0750257110958df5b91e4">387-İmtihanın Zorluğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b40f98654922e7e3a7aeab147291f438">​Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybete çekilmesi ile yapılacak imtihan -sınama- en zor ve çetin sınamalardandır; zorluğu iki ayrı kısma ayrılmaktadır:<br><strong>​1-</strong>Gaybetin olmasından dolayı meydana gelecek olan zorluk ve sıkıntılardır çünkü gaybetin uzun sürmesinden dolayı insanların büyük çoğunluğu şek ve şüpheye düşecektir.<br>​<strong>2-</strong>Gaybet döneminde meydana gelecek olan sıkıntı ve zorluklar. İnsanları savuracaktır. Öyle bir hale gelinecektir ki imanı koruyabilmek ve dinde baki kalabilmek zorlaşacak, insanların imanı tehlikelerle yüz yüze kalacaktır.<br><strong>Muntahab-ul Eser s.171-177</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-412eb81dff69916483b7096c29542055">388-İnsanların Sınanması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fa1ec20971cacab8e2c0459dd07820ca">​Hz. İmam Musa Kazım (a.s) şöyle buyurdular:<br>​&#8221;Benim beşinci oğlum gaybete çekildiği zaman dininize sahip çıkın ve hiç kimsenin sizi dininizden çıkarmasına izin vermeyin. O kaçınılmaz olarak gaybete çekilecektir ve müminlerin bir kesimi imandan çıkacak-döneceklerdir. Allah onun gaybeti ile kullarını sınayıp imtihan etmektedir.&#8221; <br><strong>Usul-u Kafi c.1 s.337</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-927fbb1b253511f9e7d25d02da934683">389-İnsanların Sınanması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-080a7bf7e9e93c4b75449f072046cc99">​ Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybette olmasının hikmetlerinden bir tanesi insanların sınanıp imtihan edilmesidir. Bu dönemde, sağlam imana sahip olmayanların batınları zahir olacak ve şüphe tufanına tutulacaklardır. Fakat iman kalplerine yerleşip kök salmış olanlar, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) zuhurunu beklemenin vermiş olduğu kuvvet ile sıkıntı ve zorluklara mağlup olmayacak ve bu sebepten dolayı Allah katında büyük derecelere ulaşacaklardır. <br><strong>Sire-i Pişvayan s.670</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-93c9a8e083cdcc07aab63385d80ea162">390-72 Fırka</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-16fc70c2e9f0fd1f4971026908627228">​İslam&#8217;ın aziz Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a.) buyurdular:<br>​&#8221;İsrailoğulları 72 fırkaya ayrıldı, benim ümmetim de 72&#8217;si batıl biri hak, 73 fırkaya ayrılacaktır ve biri hariç tamamı cehennem ehlidir.&#8221;<br>​Sordular: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! Nâciye (kurtulan) fırka hangi fırkadır?&#8221;<br>​Buyurdu ki: &#8220;O fırka, bana ve benim Ehlibeytime tabi olan fırkadır.&#8221;<br><strong>El-Melahimu vel Fiten s.129-148</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">391-Evrensel Vaat</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-94e806a0023a61bf6c4e50545582bdab">​ Mehdeviyyet hakkındaki en önemli konu, Allahu Teala&#8217;nın dini iki kısma ayırması ve bunların bir kısmının sorumluluğunu insanlara vermesi, diğer kısmının sorumluluğunu ise İlahi vaat (söz) olarak kendi uhdesine almasıdır. <br> Allahu Teala&#8217;nın sorumluluğunu insanlara bırakmış olduğu kısım karşısında, insanların bazıları vazifelerini yapıp yerine getirirken, diğerleri ise oralı bile olmamaktadırlar. Bu durum her dönemde olduğu gibi günümüzde de böyledir. Allahu Teala insanları, kendi saadet ve şekavetleri hususunda hür yaratmıştır ve insanlar, yapmış olduklarının karşılığını mükafat ya da ceza olarak ahirette alacaklardır.<br>​Allahu Teala dinden, sorumluluğunu insanlara vermiş olduğu hususları Hadîd Suresinde şöyle beyan buyurmuştur:<br><strong>لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ<br></strong>​&#8221;Andolsun ki biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki insanlar adaleti yerine getirsinler…&#8221;<br><strong>Hadid Suresi 25. Ayet</strong><br>​Dünya hayatının ferdi, içtimai, iktisadi ve siyasi; kısacası her alanında adaleti uygulama işi insanlara bırakılmıştır. Ama insanların bir kesimi bunu yaparken diğerleri adaletin yanından dahi geçmemektedir.<br> Allahu Teala Kur&#8217;an&#8217;da şöyle buyurmaktadır:<br><strong>وَقُلِ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْ فَمَنْ شَٓاءَ فَلْيُؤْمِنْ وَمَنْ شَٓاءَ فَلْيَكْفُرْۙ <br></strong>​&#8221;De ki: Hak Rabbimizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin…&#8221; <br><strong>Kehf Suresi 29. Ayet</strong><br><strong>اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبٖيلَ اِمَّا شَاكِراً وَاِمَّا كَـفُوراً<br></strong>​&#8221;Şüphesiz biz onu (insanı) bir yola koyduk; o bu yolu, ya şükrederek yada nankörlük ederek kat eder.&#8221; <br><strong>İnsan Suresi 3. Ayet<br>وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِۚ<br></strong>​&#8221;Biz ona (insana) iki apaçık yol gösterdik.&#8221;<br><strong>Beled Suresi 10. Ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3039c6177c24668714eb23c5f63b8537">​Allahu Teala&#8217;nın dinden kendi uhdesine almış olduğu kısmı ise, evrensel vaat (söz) olarak beyan buyurmuştur. <br> Kur&#8217;an&#8217;da birkaç yerde bütün maarifin mebdeinin, Allahu Teala olduğu beyan buyrulmuştur, buyuruyor:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1be2f7ba3ed0fabd616c9cf34e7140be"><strong>يُر۪يدُونَ اَنْ يُطْفِؤُ۫ا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللّٰهُ اِلَّٓا اَنْ يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ<br></strong>​&#8221;Allah&#8217;ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Kafirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.&#8221; <br><strong>Tevbe Suresi 32. Ayet</strong><br> <strong>هُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۙ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ </strong><br><strong><strong>كَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا</strong><br></strong>​&#8221;Allah&#8217;a ortak koşanlar hoşlanmasalar da dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderdi, Şahid olarak Allah yeter.&#8221;<br><strong>Tevbe Suresi 33. Ayet </strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-71ffc42bdf78487234a477e18e1a0e07">​Allahu Teala, kendi sorumluluğuna (uhdesine) almış olduğu kısım için &#8220;kamil ve adil olabilmeniz için ya da bu hususlarda bir yere ulaşabilmeniz için katımdan size kitap gönderdim&#8221; buyurmuyor! <br>Allahu Teala&#8217;nın buyurmuş olduğu şey şudur: <strong>&#8220;Kendi dinimi kendi elimle dünyanın tamamına hakim kılmak için kendi katımdan kitap gönderdim.&#8221;<br></strong>​ &#8220;Ben dinimi sizin elinizle dünyanın tamamına hakim kılmak için Kur&#8217;an&#8217;ı göndermiş değilim. <br><strong>&#8220;Li Yuzhihrehu ela&#8217;d dini kullihi&#8221;</strong> Yani dini kendi elimle Dünya&#8217;nın tamamına hakim kılmak için gönderdim. Eğer insanların eliyle hakim kılmayı irade etmiş olsaydı, <strong>&#8220;Li Tuzhirehu ela&#8217;d dini kullihi&#8221;</strong> buyurması gerekirdi.&#8221;<br> Yani siz insanların eli ile dini dünyanın tamamına hakim kılmak mümkün değildir. Çünkü siz insanların kiminizin derunî, kiminizin ise birunî sıkıntı ve problemleri vardır. Ve bazılarınız taammüden (bilinçli olarak) yanlış yolda gidiyorsunuz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8733a246d7949542a2e2b99e9f8c1623">Kur&#8217;an bunlarla ilgili şöyle buyurmaktadır:<br><strong>قَالُوا رَبَّـنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْماً ضَٓالّ۪ينَ<br></strong>​&#8221;Onlar da şöyle derler: Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk.&#8221;<br><strong>Mu&#8217;minun Suresi 106. Ayet<br></strong>(Yani bilerek ve isteyerek senin yolundan çıktık.)</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4bc473aedb41d8959b4f01d6d623628f">Diğer kimseler ise kendilerini koruyabilecek durumdadırlar; fakat isyankarların isyanı, onların kendilerini korumalarına mani olmaktadır. Kur&#8217;an bunlar hakkında şöyle buyurmuştur:<br><strong><strong>رَبَّنَا أَخْرِجْنَا</strong> مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ<br></strong>​&#8221;…Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan bu memleketten çıkar…&#8221; <br><strong>Nisa Suresi 75. Ayet</strong><br>​ Evet; dünyanın insanın eliyle adaletle dolup gülistan olmasına engel olan şeylerin bazıları derunî (insanın kendisinden kaynaklanan), bazıları ise birunî (hariçte olan) sıkıntı, zaaf ve sorunlardır. <br>Bunlar insanların adaleti hakim kılmasına engel olmaktadır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d17f0597aa30cfb4b9506353fd904cdc">​Hakikat böyle olduğu için de Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:<br><strong>لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ<br></strong>​&#8221;Peygamberlerimin hedefini gerçekleştirmeyi, benim kendim bizzat kendi uhdeme almışım ve kendim gerçekleştireceğim.&#8221;<br><strong>Tevbe Suresi 32. Ayet</strong><br><strong>هُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۙ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ<br></strong>​&#8221;O öyle bir Allah&#8217;tır ki dinini bütün dinlere hakim kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderdi&#8221;<br><strong>Tevbe Suresi 33. Ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f0dfcb78453f480c26b84628c6e35000">​Allahu Teala, dinini bütün dinlere kendisinin hakim kılacağını İlahî bir vaat olarak insanlara vaad etmiştir ve bu vaadini gerçekleştirmesine engel olabilecek her türlü derunî ve birunî zaaftan münezzehtir. <br>Allahu Teala mutlak alim olduğu için derunî zaaftan münezzehtir. <br>Allah; mutlak adil, mutlak kadir, mutlak hakim, mutlak rauf ve rahimdir. <br>Birunî zaafı da yoktur çünkü alemlerin tamamı O&#8217;nun emirlerini uygulamak için her daim hazır ve amade haldedir. Tekvinî alemde Allah&#8217;a karşı koyabilecek hiçbir şey yoktur:<br><strong>وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ<br></strong>​&#8221;Göklerin ve yerin orduları Allah&#8217;ındır…&#8221; <br><strong>Fetih Suresi 4. Ayet</strong><br><strong>وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلَّا هُوَۜ<br></strong>​&#8221;…Rabbinin ordularını kendisinden başka hiç kimse bilmez…&#8221; <br><strong>Müdessir Suresi 31. Ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a6472b1817dbbd065e6cecb6f6522e6d">Emirelmuminin Hz. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuşlardır:<br>​&#8221;Ey insanlar! Bilin ki uzuvlarınız, O&#8217;nun orduları ve askerleridir. Allah&#8217;ın dini, vahyi, emir ve hükümleriyle savaşmaya kalkışmayın.&#8221;<br><strong>Nehcül Belağe 199. Hutbe</strong><br> Allah Teala, bir kimseyi cezalandırmak istediği zaman ona hariçten başka askerler göndermesi gerekmez. Çünkü insanın uzuvlarının tamamı Allah’ın askerleridir.<br>​Onu kendi eli, kendi dili, kendi sözü ve kendi ayağı ile yakalar ve asla gitmemesi gereken yere gönderir; söylememesi gereken bir sözü söyler ve atmaması gereken bir imzayı attırır ve helak olur.<br>​Allah Teala bizlerin yolunu kapatmak isterse dilimiz, elimiz, ayağımız, gözümüz ve diğer uzuvlarımızla yolumuzu kapatır. Uzuvlarımız Allah’ın askerleridir ve Allah&#8217;ın dışarıdan asker göndermesi gerekmez.<br>​Ey Allah’ın kulları! Bilin ki uzuvlarınız Allah’ın askerleridir. Allah’ın emirleri, ilkeleri ve vahiy hükümleri ile savaşmayın.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5b42c0037ba595678a8ffe7cd99e643f">Etrafınıza bakın! Yanlış yolda olmakta ısrar eden ve öğüt verenlerin öğüdüne kulaklarını tıkayan-kabul etmeyen kimselerin; ağızlarından çıkan tek bir cümle ile ya da adım atıp bir yere giderek kendilerini nasıl rezil ettiklerini görün.<br>​ Bu, Allah’ın o kimseyi kendi dili ve kendi ayağı ile cezalandırmasıdır; Allah’ın o kişinin yolunu kendi dili ve ayağı ile kapatmasıdır. Çünkü alemlerin tamamı ve onda olan ne varsa her şey, Allah’ın emirlerinin uygulandığı bir karargah ve o emirleri uygulayan askerleridir.<br>​ Bu, Allah’ın mutlak kudretinin zerre kadarlık bir tecellisidir; bunun üstünde kendisinin, Zatı’nın mutlak gücü vardır. Evet, hiçbir şeyin Allah’ın iradesinin gerçekleşmesine mani olması mümkün değildir. Kendisi de şöyle buyurmuştur:<br><strong>اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـًٔا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ<br></strong>​“Bir şeyi dilediği zaman O’nun emri, o şeye sadece &#8216;Ol!&#8217; demektir; o da hemen oluverir.”<br><strong>Yasin Suresi 82. Ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-51a30cfd91503936687ca49fb72fc70d">&#8220;Ben bu dini sizden bazılarınız tabi olup, bazılarınız da tabi olmayasınız diye göndermedim. Dinimi, kendim dilediğim o zaman da kendi ellerimle Dünya&#8217;nın tamamına hakim kılacağım.&#8221; Bu ilke, Allah&#8217;ın ilkelerinden bir diğeridir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c5db6705f0e567f398506f79f0e47793">​Bir başka ilke ise şudur: Allah&#8217;ın Resulü Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a), hayatı boyunca hem Kur&#8217;an ve İtreti&#8217;nin konusunu hem de Mehdeviyyet meselesini her ortamda açıklayıp beyan buyurmuşlardır.<br>​Hz. Peygamber (s.a.a), meşhur sahabelerinden olan Cabir b. Abdullah El-Ensari&#8217;ye şöyle buyurdular:<br>&#8220;Ey Cabir! Benim irtihalimden sonra yaşayacaksın. Torunum Zeynelabidin&#8217;in oğlunu göreceksin. Onun adı benim adımla aynıdır ve Şialarımızın 5. imamıdır. Onu gördüğün zaman benim selamımı kendisine ilet ve sonra de ki: &#8216;Ceddin Resulullah dedi ki: Mehdi senin evladındır.'&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4970049046de85656263bd136ff85359">Cabir b. Abdullah, hayatının sonlarına doğru gözleri görmez olmuştu. Medine sokaklarında dolaşıyor ve Hz. Peygamber’in insanlara ulaştırmasını istediği konuları halka anlatıyordu. Her yerde ulaştırdığı mesajlardan biri de şuydu; diyordu ki:<br>​“Ey insanlar! Çocuklarınızı Resulullah’ın Ehlibeyti&#8217;nin sevgisi üzerine terbiye edin, yetiştirin. Çocuklarınızı Ali&#8217;nin (a.s) evlatlarının sevgisi üzerine yetiştirin. Çocuklarınıza Ehlibeyti (a.s.) tanıtın; fazilet, keramet, şefaat ve mucizelerini öğretin.”<br>​ Cabir, Medine sokaklarını teker teker dolaşıyor ve halka, çocuklarını Hz. Peygamber (s.a.a) ve Ehlibeyti&#8217;nin sevgisi üzerine yetiştirmelerini söylüyordu.<br>​Nihayetinde Hz. İmam Muhammed Bakır’ın (a.s) huzuruna ulaştı ve dedesi Resulullah’ın (s.a.a) selamı ile mesajını kendisine arz etti. <br> Bu olay, Hz. Peygamber’in (s.a.a), tarihin her dönemi için insanları bir taraftan Kur&#8217;an ve Ehlibeyti ile; diğer taraftan Mehdeviyyet ile aşina edebilmek için izlemiş olduğu bir yoldur. <br>Bu şekilde tarihin her döneminde yaşayan insanları, olması kesin olan İlahî iradeden haberdar ediyorlardı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5e25928758e73927c9b90312b9370ad7">Allahu Teala dinini Hz. Resulullah’ın (s.a.a) eliyle ihya ettiği gibi dinin özünü de yine O Hazret’in eliyle yerleştirmiş ve sarsılmaz hale getirmiştir.<br>Allahu Teala, Hz. Peygamber&#8217;e buyurdular:<br><strong>وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰىۚ<br></strong>​“&#8230; (Ok&#8217;u) attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı.” <br><strong>Enfal Suresi 17. Ayet </strong><br>​&#8221;Hak dini sen zahir etmedin, onu Allah zahir etti.&#8221;<br> Hz. İmam Mehdi de (a.s) Allah Teala’nın gaybi kudretiyle dini dünyanın tamamına hakim kılacaktır; tıpkı Hz. Peygamber’in (s.a.a), Allah’ın gaybi kudretiyle aziz İslam’ı; şirk, küfür, nifak ve inkarın hakim olduğu coğrafyalara hakim ettikleri gibi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7a2caf65dc06c10d5f1bbb4d3cff66a4">Müminlerin Emiri Hz. İmam Ali (a.s) buyurdular:<br>“Peygamber (s.a.a) geldikleri zaman dünyanın bir kesimine şüphe, bir kesimine putperestlik, geri kalan kesimine ise inkar ve inançsızlık hakimdi.”<br><strong>Nehcül Belağe 1. Hutbe</strong><br>​Evet, kim ne derse desin, aziz İslam dininin dünyanın tamamına hakim olacağı müjdesi kesindir.<br><strong>اللّٰهُ اِلَّٓا اَنْ يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ<br></strong>​“Kafirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlayacaktır.” <br><strong>Tevbe Suresi 32. Ayet</strong><br><strong>لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۙ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ<br></strong>“Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar da Allah, dinini bütün dinlere hakim kılacaktır.”<br><strong>Tevbe Suresi 33. Ayet</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6fd4a6c049794ffed0e8b0a541f4c17d">392-Terk Edilmiş, Yalnız ve Garip</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-362a9d929ab6ffa67851ab0227b02606">​ Hadislerde Hz. İmam Mehdi’den (a.s) söz edildiği zaman şöyle buyrulmaktadır:<br>​“Ey çöllerde yapayalnız kalan! Ey yalnız ve garip olan!”<br>​Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:<br>​“İnsanların en çaresizi, bizim oğlumuz olan vaat edilmiş Mehdi’dir.”<br><br>​Peki, İmam Mehdi’nin (a.s) çaresiz olmasının sebebi nedir? <br>Müslümanların içinde bulundukları sorun ve sıkıntılar; meydana gelen olumsuzluklar ve bizlerin işlemiş olduğu günahlar O Hazret’i çaresiz bırakmakta ve o da bunlar karşısında çaresizlik içinde Allah Teala’dan yardım dilemektedir.<br><strong>​Ayetullah İmamı Kaşani</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5952987c8f48499805c343563da62be6">393-İmam Mehdi’nin Tanınmaması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fa5399a61975680673965b8e8d81f5b3">​Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:<br>​“Bu ümmet, Allah Teala’nın Hz. Yusuf’a yaptığını kendi hüccetine yapmasını nasıl inkar edebilir? Sizin sahibiniz, hakkı elinden alınmış bir mazlumdur. Hükümetin sahibi, insanların arasında dolaşıyor; çarşı, pazar ve evlerine gidiyor ama insanlar onu tanımıyorlar. Allah Teala’nın kendisini tanıtmasına izin vereceği güne kadar bu böyle devam edecektir. Tıpkı Hz. Yusuf’un kardeşleri, ‘Sen Yusuf musun?’ diye sorduklarında, ‘Evet, ben Yusuf’um’ demesine izin verildiği gibi…”<br><strong>Gaybet-i Numani s.162</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7342f0fc6e126e57dc3fe7ed576b914b">394-Gaybet Döneminde İmam Mehdi’nin Vekili</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6ca1cb55954327ec67620697876a45ea">​Davud b. Kasım Caferi şöyle demiştir:<br>​Hz. İmam Hadi (a.s) buyurdular:<br>“Benim halefim oğlum Hasan’dır. Benim halefim olan oğlumun halefine karşı tutumunuz nasıl olacaktır?”<br>​Arz ettim:<br>“Canım size feda olsun! Bunu sormanızın sebebi nedir?”<br>​Buyurdular:<br>“Çünkü onu göremeyeceksiniz ve adını anmanız doğru olmayacaktır.”<br>​Arz ettim:<br>“Öyleyse onu nasıl anacağız?”<br>​Buyurdular:<br>“Onu ‘Âl-i Muhammed’in (s.a.a) Hücceti’ diye anın.”<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.76</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-841d4c4c4a9809fbdd8c83a861be1509">395-İmam Mehdi’nin Adını Söylemek Caiz Değil Midir?</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-30eda27028e492cd3a062868d1aae397">​Bizim dönemimizde Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) adını “Muhammed b. Hasan El-Askeri (a.s)&#8221; olarak anmak caizdir. <br><strong>Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi, Kavaid-ul Fıkhiyye s.124<br></strong>​Ehlibeyt (a.s) mektebinin büyük alimlerinden olan Ali b. İsa Erbili, Keşf-ul Ğumme kitabının 3. cildinin 438. sayfasında şöyle demiştir:<br>​“Hz. İmam Mehdi’nin (a.s), Muhammed olan adının söylenmesi, o dönemde takiyye gereği yasaklanmıştır ama günümüzde anılmasında bir sakınca yoktur.”</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-50e09ebfd422fde7db130372d538a384">396-Gaybet Şekli</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-50147e88e704a705f8b8db4379ff87d5">​Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) buyurdular:<br>​“Oğlum Mehdi, asla görünmeyecek şekilde gaybete çekilecektir ve İslam’ın sadece ismi, Kur’an’ın ise sadece cismi kaldığı zaman gelecektir. O zaman Allah ona kıyam iznini verecek; İslam’ı onunla güçlendirip hakim kılacaktır.”<br><strong>İsbat-ul Vasiyyet c.7 s.52</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-aa364e3bb9614818b4883dc120677926">397-Gaybet İçin Hazırlanmak</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7391a2d88bbd612478787411dcb103e5">​Mesudî, İsbat-ul Vasiyyet kitabında şöyle yazmıştır:<br>​Hz. İmam Hadi (a.s), insanlarla çok az görüşüyordu ve ashabının önde gelenleri haricinde hiç kimseyle ilişki ve irtibat kurmuyordu. İnsanlarla görüştüğü zamanlarda ise genellikle perdenin arkasından onlarla konuşuyor ve bu şekilde Şialarını gaybet dönemine hazırlamaya çalışıyorlardı.<br><strong>İsbat-ul Vasiyyet s.206</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bc653a56415570db920914c12326d339">398-Cahil Sözü</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-529f5818fd39063143498e5e4b863259">​Esbağ b. Nebate şöyle nakletmiştir:<br>​Müminlerin Emiri Hz. İmam Ali (a.s) buyurdular:<br>​“Uyanık olun ve bilin ki Mehdi, öyle bir şekilde gaybete çekilecektir ki cahiller şöyle diyecekler:<br>&#8220;Allah’ın Muhammed&#8217;in (s.a.a) Ehlibeytine hiçbir ihtiyacı yoktur.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Vasiyyet c.6 s.393</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7ce706eaa60c6b8229ad10d52e647029">399-İnkar Etmeyin</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0283f3d9cd999d988a4fe29f2268c82b">​Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular:<br>​“İmamınızın gaybete çekildiği haberini aldığınız zaman inkar etmeyin.”<br><strong><strong>İsbat-ul Vasiyyet c.6 s.</strong>350</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bc0f791433522f8c458b1e094cb640bb">400-Gaybet&#8217;in Meşhurluğu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-76d70ba96ea58e83017debcda0a65d28">Ehlibeyt imamlarının 12&#8217;ncisi olan Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) gaybeti, Sadr-ı İslam&#8217;dan beri her dönemde hem İslam&#8217;ın aziz Peygamberi, hem Hz. Emirel Muminin İmam Ali ve hem de diğer imamlar (salavatullahi aleyhim) tarafından her zaman Müslümanlara açıklanmış ve haber verilmiştir.<br>​ Bu konu o kadar meşhur ve bilinen bir meseleydi ki İslam bilginleri, hadis ravileri ve Ehlibeyt&#8217;in yarenlerinin bir kısmı; Hz. İmam Mehdi&#8217;nin babasının ve dedesinin (aleyhum selam) dünyaya gelmesinden önce o Hazretin gaybeti hakkında kitaplar yazmış, gaybet hakkında olan hadis ve rivayetleri, kitaplarında kayıt altına almışlardır. Bunların kimler oldukları rical ilmi kitaplarında vardır ve biz onlardan bazılarının ismini vereceğiz:<br><strong>1-Ali b. Hasan b. Muhammed Taki Tahiri:</strong> Bu zat, Hz. İmam Musa Kazım&#8217;ın (aleyhisselam) yarenlerindendir ve gaybet hakkında bir kitap yazmıştır. Bu büyük fakih ve alim, herkesin güvendiği bir zat idi. <br><strong>Rical-i Neccaşi, s.193; Rical-i Şeyh Tusi, s.357<br></strong>​<strong>2-Ali b. Ömer A&#8217;rec Kufi: </strong>Hz. İmam Musa Kazım&#8217;ın (a.s) ashabındandır ve gaybet hakkında kitap yazmıştır. <br><strong>Rical-i Neccaşi, s.194</strong><br><strong>3-​İbrahim b. Salih Anmati:</strong> Hz. İmam Musa Kazım&#8217;ın (a.s) ashabındandır ve gaybet hakkında kitap yazmıştır. <br><strong>Rical-i Neccaşi, s.28</strong><br><strong>4-​Hasan b. Ali b. Ebu Hamza: </strong>Hz. İmam Rıza&#8217;nın (aleyhisselam) döneminde yaşamıştır ve gaybet hakkında bir kitap yazmıştır. <br><strong>Rical-i Neccaşi, s.28</strong><br><strong>​5-Abbas b. Hişam Naşiri Esedi:</strong> Hz. İmam Rıza&#8217;nın (aleyhisselam) özel ve has yarenlerindendir. Hicri Kameri 220 yılında vefat etmiştir ve gaybet hakkında bir kitap yazmıştır. <br><strong>Rical-i Neccaşi, s.215; Rical-i Şeyh Tusi, s.384<br>​6-Ali b. Hasan b. Faddal: </strong>Hz. İmam Ali Hadi ve Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (aleyhimüsselam) has ve güvenilir yarenlerindendir ve gaybet hakkında kitap yazmıştır.<br><strong>Rical-i Neccaşi, s.195; Rical-i Şeyh Tusi, s.219<br>​7-Fazl b. Şazan: </strong>Hz. İmam Hadi ve Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (aleyhimusselam) has yarenlerinden olan büyük fakih ve mütekellim Fazl b. Şazan, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) gaybeti hakkında kitap yazan bir başka bilgindir ve Hicri Kameri 260 yılında vefat etmiştir. <br><strong>Rical-i Neccaşi, s.235; Rical-i Şeyh Tusi, s.420</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ecb2868e358fe5e8d951dc81046aa65e">401-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin İki Gaybeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a1f57111eb9e7483f2eb6cb3f38f2b9c"> İshak b. Ammar, Hz. İmam Sadık&#8217;ın (aleyhisselam) şöyle buyurduklarını söylemiştir:<br>​&#8221;Bizim Kaimimizin (aleyhisselam) kısa ve uzun iki gaybeti olacaktır. Birinci gaybet (kısa gaybet) döneminde has ve özel Şiaları onun yerini bileceklerdir fakat ikinci gaybet (uzun gaybet) döneminde ise özel dinî dostlarının haricinde hiç kimse onun yerini bilmeyecektir.&#8221; <br><strong>İsabt-ul Hudat c.7 s. 69, Bihar-ul Envar c.52 s.155</strong> </p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6c8aac0a976ae49a680647a7e641987f">402-Peygamber&#8217;in (s.a.a) Gaybeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-add6fd975f6730a89e9261c06ba1f8b4">Medine&#8217;nin şeyhlerinden şöyle rivayet olunmuştur:<br>​Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve alihi) vefat ettiği zaman Ömer b. Hattab insanların karşısına geçti ve şöyle dedi: <br> &#8220;Allah&#8217;a andolsun ki Muhammed (sallallahu aleyhi ve alihi) ölmemiştir, gaybete çekilmiştir. Tıpkı Hz. Musa&#8217;nın (aleyhisselam) gaybete çekildikten sonra zahir olup ortaya çıktığı gibi o da zahir olacaktır.&#8221;<br>​ Bu sözünü o kadar tekrarladı ki insanlar onun aklını yitirdiğini, delirdiğini düşünmeye başladılar. İnsanlar söylediklerinden şaşırmış bir şekilde onun etrafını sarmışlardı.<br>​Derken Ebubekir geldi ve şöyle dedi: <br>&#8220;Ey Ömer, bu söylediklerini ve içtiğin antları bırak! Allahu Teala kitabında bizlere şöyle buyurmaktadır: <br><strong>اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَؗ<br></strong>&#8216;Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.&#8217; ,<br><strong>Zumer Suresi 30. Ayet </strong><br>​Ömer dedi: &#8220;Ey Ebubekir, bu ayet Allah&#8217;ın kitabında mıdır?&#8221;<br>​Ebubekir dedi: &#8220;Evet, Allah şahit olsun ki Muhammed ölmüştür.&#8221;<br>&#8220;Ömer Kur&#8217;an hafızı değildi.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.62</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8826ee9b502c1d6c1f6c5a113fbebb67">403- Hz. İdris&#8217;in (a.s) Gaybeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e754f83b4155069a6c646cbbd236ccac">​İbrahim b. Ebu Bilad babasından, Hz. İmam Muhammed Bakır&#8217;ın (aleyhisselam) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br>​ Hz. İdris&#8217;in peygamberliğinin başlarında zalim bir kral hükümet ediyordu. Kral bir gün atına bindi ve dolaşmaya çıktı. Bir mümine ait yemyeşil ve abad bir yeri gördü; orayı çok beğendi. Vezirine buranın kime ait olduğunu sordu. Vezir, oranın kralın kullarından mümin bir kula ait olduğunu söyledi.<br>​Kral o yerin sahibini huzuruna çağırdı ve sahip olduğu o yeri kendisine hibe etmesini söyledi. <br>Adam: &#8220;Benim ailemin ona ihtiyacı senden daha çoktur&#8221; dedi.<br>​Kral: &#8220;Fiyatını söyle ve parasını al&#8221; dedi.<br>​Adam: &#8220;O yeri ne hediye ederim ne de satarım. Bu fikrinden vazgeç&#8221; dedi.<br>​ O mümin kişinin söylediği bu sözler kralı çok sarsmış ve gazaplandırmıştı. Gazaplı bir halde ailesinin yanına gitti. Kralın Ezrak soyundan bir karısı vardı (Ezrak, mavi gözlü demektir; kralın eşinin Rumi bir köle olduğu anlaşılmaktadır). Kral kendisini çok seviyor ve karşılaşmış olduğu sorunlarda onunla istişare ediyordu.<br>​Kral mekanına gidip tahtına oturduktan sonra karısını çağırdı; kendisine yapılan saygısızlık hakkında konuşmak istiyordu. Karısı içeri girdiğinde kralı gazaplı gördü ve şöyle dedi: <br>&#8220;Ey bizim kralımız! Sizi gazaplandıran şey nedir? Bir şey yapmadan önce söyler misiniz?&#8221;<br>​Kral, görmüş olduğu yeri ve yerin sahibi ile arasında geçenleri anlattı.<br>​Karısı dedi ki: &#8220;Ey bizim efendimiz! Bu iş, güç ve kudreti olmayanlar için önemli bir iştir. Onu sebepsiz yere öldürmek istemiyorsan bu işi yapmayı ben üstleniyorum. O yeri haklı bir sebeple o kişinin elinden alıp sizin emrinize vereceğim. Ortaya koyacağım sebep, insanların önüne koyacağınız delil olacaktır.&#8221;<br>​Kral dedi: &#8220;Nasıl yapacaksın?&#8221;<br>​Karısı yanıt verdi: &#8220;Benim Ezrak soyumdan arkadaşlarım vardır. Onları gönderip o kişiyi aldıracağım; sizin huzurunuza getirip dininizden çıktığına dair aleyhinde şahitlik yapmalarını söyleyeceğim. Bu şekilde siz hem onu öldürebilecek hem de yerini elinden alabileceksiniz.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dd59b135d2aaf245fd435bc280eae406">Kral karısına planını uygulamasını söyledi ve bunun üzerine adam getirildi. Aleyhinde yapılan şahitliklerden dolayı kral tarafından öldürüldü ve sahip olduğu o yere el koyuldu.<br>​Bu iş Allahu Teala&#8217;yı gazaplandırmıştı. Peygamberi Hz. İdris&#8217;e (aleyhisselam) o zalim kulunun yanına gidip kendisine şöyle söylemesini vahyetti:<br><strong>​&#8221;Neden sahip olduklarına razı olmadın ve benim mümin kulumu öldürdün? Ona ait olan yeri elinden aldın ve ailesini muhtaç yaptın? İzzetime andolsun ki ahirette senden çetin intikam alacağım. Dünyada ise krallığını elinden alacağım, şehrini harabeye çevireceğim, izzetini zillete dönüştüreceğim ve karının bedenini de köpeklere yem edeceğim. Ey bedbaht! Benim halim olmam seni aldatmıştır!&#8221;</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-787fc0c0f036c70c7189dc01a685a2d6">​Hz. İdris (aleyhisselam) kralın yanına gitti. Kral tahtında oturmuştu, etrafını ise yarenleri sarmıştı. Allahu Teala&#8217;nın vahyini noktasına kadar Kral&#8217;a ilettikten sonra Kral dedi: &#8220;Ey İdris, bana üstünlük taslama; hemen çık ve git!&#8221;<br>Daha sonra karısını çağırdı ve Hz. İdris&#8217;in (aleyhisselam) söylediklerini karısına anlattı.<br>​Karısı dedi: &#8220;İdris&#8217;in söyledikleri seni korkutmasın. Ben adamlarımı gönderip onu öldürteceğim ve bu şekilde İdris&#8217;in Rabbi&#8217;nin söylediklerinin yalan ve boş olduğunu ortaya koyacağım.&#8221;<br>​Kral yapmasını söyledi. Hz. İdris&#8217;in (aleyhisselam) dünyaya esir olmayan yarenleri vardı; onlarla toplanıyor ve istişare ediyorlardı. Toplandılar ve bu toplantıda Hz. İdris (aleyhisselam), Allahu Teala&#8217;nın indirmiş olduğu vahiy ile ilahi mesajı o zalim krala ulaştırdığını haber verdi. Bu durum, Hz. İdris&#8217;in kral tarafından öldürülmesine sebep olacağından dolayı yarenleri korkmuştu.<br>​Zalim kralın karısı, Ezrak boyundan oluşan 40 kişilik bir timi Hz. İdris&#8217;i (aleyhisselam) öldürmeleri için gönderdi. Tim, o Hazret&#8217;in yarenleriyle toplandıkları yere gitti fakat onu bulamayıp geri döndü. Hz. İdris&#8217;in (aleyhisselam) yarenleri bu timi görünce, Allah&#8217;ın Peygamberi&#8217;ni öldürmeye geldiklerini anladılar. O Hazret&#8217;i arayıp bulduktan sonra şöyle dediler: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Peygamberi, zalim kral seni öldürecektir, tedbirli ol. Bugün seni öldürmek için 40 kişi gelmişti, bu şehirden ayrıl.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-535718fb5f9bd8768fe7bc273b4e28f4">​Hz. İdris (aleyhisselam) aynı gün yarenlerinden birkaç kişiyle birlikte şehrin dışına çıktı. Seher vakti Rabbi ile raz-ı niyaz etti ve şöyle dedi: &#8220;Ey Rabbim! Beni o zalimin yanına gönderdin, ben de gittim ve senin mesajını ona ilettim. Ama o beni öldürmeye karar vermiştir, bana ulaştığı takdirde öldürecektir.&#8221;<br>​Allahu Teala şöyle vahyetti: &#8220;Şehirden çık ve ondan uzak dur! İzzetime andolsun ki onun hakkında vermiş olduğum hükmümü uygulayacağım, senin ona söylediklerinin tamamını gerçekleştireceğim.&#8221;<br>Hz. İdris dedi: &#8220;Ey Rabbim! Senden bir dileğim vardır.&#8221;<br>​Allahu Teala buyurdu: &#8220;Dileğini iste, isteyeceğin şey kabul olundu.&#8221;<br>​Arz etti: &#8220;Ey Rabbim! Ben senden isteyinceye kadar o şehre, etrafına ve onlarda olan hiçbir şeye yağmur yağdırma.&#8221;<br>​Buyurdu: &#8220;Ey İdris! Bu durumda şehir harabeye döner ve halkı açlığa ve zorluğa müptela olur.&#8221;<br>​Arz etti: &#8220;Ey Rabbim! Şehir yıkılsa ve halkı zorluk ve sıkıntıya müptela olsa dahi yağmurunu yağdırma.&#8221;<br>​Buyurdu: &#8220;Ey İdris! İstediğini verdim. Sen isteyinceye kadar yağmur yağdırmayacağım. Ben sözünde en iyi şekilde duran kimseyim.&#8221;<br>​Hz. İdris (aleyhisselam), Allahu Teala&#8217;dan kendisi isteyinceye kadar o şehre ve etrafına yağmur yağdırmama isteğinde bulunduğunu ve Allah&#8217;ın da bu isteğini kabul ettiğini yarenlerine haber verdi ve onlara şöyle buyurdu: &#8220;Ey müminler! Bu şehirden ayrılıp başka şehre gidin.&#8221;<br>​Hz. İdris&#8217;in (aleyhisselam) 20 kişi olan yarenleri de o şehirden çıkıp diğer şehirlere dağıldılar. Hazreti İdris&#8217;in (aleyhisselam) Allah&#8217;tan istediği şey şehir halkı arasında yayılmaya başlamıştı. O Hazret&#8217;in kendisi de bir dağın tepesindeki bir mağarada saklanıyordu. Hz. İdris (aleyhisselam) gündüzleri oruç tuttuğu için Allahu Teala kendisine yemek getirmesi için bir melek görevlendirmişti.<br>​Zalim kraldan sonra başka bir günah ehli o şehirde ortaya çıkmıştı. Hz. İdris&#8217;in (aleyhisselam) şehirden ayrılmasının üzerinden 20 yıl geçmiş ve bir damla dahi yağmur yağmamıştı. Şehir halkı çok büyük sıkıntı ve zorluklara müptela olmuşlardı. Çok zor şartlar altında, uzak şehirlerden yiyecek getirmeye çalışıyorlardı. Sıkıntı ve zorluklar zirve haline gelince şehir halkından bir grup bir araya toplanıp dediler: &#8220;İçinde bulunduğumuz bu belanın sebebi, İdris&#8217;in kendisi isteyinceye kadar bu şehre yağmur yağdırmamasını Allah&#8217;tan istemesidir. İdris&#8217;in nerede olduğunu bilmiyoruz ama onun Rabbi, ondan çok daha rahimdir.&#8221;<br>​Bu konuşmadan sonra işlemiş oldukları günahlardan dolayı tövbe etmeye ve Allahu Teala&#8217;dan kendilerini affedip yağmur göndermesini istemeye karar verdiler. Siyah elbiseler giyindiler, kendi elleri başlarına kül yağdırıp ağlayıp sızladılar ve Allah&#8217;tan kendilerini bağışlayıp affetmesini istediler.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-11a53bdd57e7f9d51b6e7c676312eda5">​Bunun üzerine Allahu Teala Hazreti İdris&#8217;e şöyle vahyetti:<br><strong>​&#8221;Ey İdris! Senin şehrinin halkı tövbe edip ağlayıp sızlayarak benim huzuruma geldiler. Ben Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ım, tövbeleri kabul eder ve ve işlenen günahları affederim. Onları rahmetimin içine almaya karar verdim. Ama onların istediği yağmuru yağdırmama engel olan tek şey, senin benden istediğin dileğindir; benden, sen isteyinceye kadar onlara yağmur göndermememi istemiştin. Ey İdris! Şimdi benden iste ve ben de onların feryatlarına cevap verip kendilerine yağmur göndereyim.&#8221;<br></strong>Hz. İdris dedi: &#8220;Ey Rabbim! Bunu yapmanı senden istemeyeceğim.&#8221;<br>​Allahu Teala buyurdu: &#8220;Ey İdris! Bunu sen benden istemedin mi? Ben de senin dileğini kabul etmiştim. Şimdi yapmanı istediğim şeyi neden kabul etmiyorsun?&#8221;<br>Hz. İdris yine dedi: &#8220;Ey Rabbim! Bunu senden istemeyeceğim.&#8221;<br>​Bunun üzerine Allahu Teala, Hz. İdris&#8217;e yemek götürmekle görevlendirmiş olduğu meleğe yemek götürmemesini emretti. Hz İdris (aleyhisselam) gecenin bir vaktine kadar yemeğinin gelmesini bekledi ama yemeği gelmedi. Hüzün, üzüntü ve açlık dermanını elinden almıştı. Ellerini kaldırıp Rabbini çağırdı ve şöyle dedi: &#8220;Ey benim Rabbim! Canımı almadan önce rızkımı kestin.&#8221;<br>​Bunun üzerine kendisine şu vahiy geldi: <strong>&#8220;Ey İdris! Sana bir gün yiyecek vermedim ve sen böyle üzüldün. Ama şehrinin halkının 20 yıldır içinde bulundukları açlık ve zorluklar karşısında asla üzülmedin. Onlara rahmetimi göndermemi benden istemeni söylediğim zaman da bunu yapmadın, benden rahmetimi onlara göndermemi istemedin. Bunun üzerine ben de seni açlıkla terbiye ettim ve senin acizliğin, tahammülsüzlüğün zahir oldu. Şimdi olduğun yerden çık ve kendi rızkını kendin ara; rızkını bulma işini senin kendi becerine bıraktım.&#8221;</strong><br>​Bunun üzerine Hz. İdris (aleyhisselam) olduğu yerden çıktı ve açlığını giderebilmek için yollara düştü. Bir şehrin yakınlarına geldiği zaman bir evden dumanların yükseldiğini gördü; o eve doğru gitti. Yaşlı bir kadın pişmesi için sacın üzerine iki ekmek koymuştu. Yaşlı kadına dedi: &#8220;Açlıktan dermansızım. Bana yiyecek bir şey verebilir misin?&#8221;<br>​Kadın dedi: &#8220;Ey Allah&#8217;ın kulu! İdris&#8217;in duası elimizde fazla bir şey bırakmadı.&#8221; <br>Sonra bu iki ekmekten başka hiçbir şeyinin olmadığına dair and içti ve ekledi: &#8220;Gidip başka şehirlerdeki insanlardan rızkını-yiyecek iste.&#8221;<br>​İdris dedi: &#8220;Ölmeyeceğim kadar bana yiyecek ver ki ayaklarımın üzerinde durup rızık arayabileyim.&#8221;<br>​Kadın dedi: &#8220;İki ekmeğimiz vardır; bunun birisi benim, diğeri ise oğlumundur. Kendi yiyeceğimi sana verecek olursam ben öleceğim, oğlumun yiyeceğini verirsem o ölecek. Sana verebileceğimiz hiçbir şey yoktur.&#8221;<br>​Hazreti İdris dedi: &#8220;Oğlun küçüktür, ölmemesi için yarım ekmek yeterlidir. Onun ekmeğinin yarısı ile de ben hayatta kalırım.&#8221;<br>​Bunun üzerine kadın, kendi payına düşen bir ekmeği yedi; oğlunun ekmeğini ise bölüp yarısını Hz. İdris&#8217;e verdi. Kadının oğlu eve gelip Hz. İdris&#8217;in kendi ekmeğini yediğini görünce o kadar üzüldü ki kalbi durdu ve öldü.<br>​Kadın dedi: &#8220;Ey Allah&#8217;ın kulu! Oğlumun üzüntüden ölmesine sen sebep oldun!&#8221;<br>Hazreti İdris dedi: &#8220;Dur, sabırlı ol! Ben Allah&#8217;ın izniyle onun ruhunu geri getireceğim.&#8221;<br>​Sonra çocuğun her iki kolundan tuttu ve şöyle dedi: &#8220;Ey bu çocuğun bedeninden çıkan ruh! Ben Allah&#8217;ın peygamberi İdris&#8217;im, çocuğun bedenine geri dön!&#8221;<br>​Ve ruh çocuğun bedenine geri döndü. Kadın, o Hazret&#8217;in &#8220;Ben Allah&#8217;ın peygamberi İdris&#8217;im&#8221; dediğini ve oğlunun ruhunun geri geldiğini görünce: &#8220;Şehadet ederim ki sen Allah&#8217;ın peygamberi İdris&#8217;sin!&#8221; diyerek dışarı çıktı ve haykırmaya başladı: &#8220;Ey insanlar! Size kurtuluşu müjdeliyorum, İdris sizin şehrinize geri dönmüştür!&#8221;​</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c6831f5c67936de8cd5aa8a56b7fada8"> Hz. İdris (aleyhisselam) o evden ayrıldı ve zalim kralın sarayının olduğu yere gitti. Ev yerle bir olmuştu. Şehrin halkı etrafına toplanıp dediler: &#8220;Ey İdris! 20 yıldır açlık ve sıkıntı içindeyiz. Bize acımayacak mısın? Allah&#8217;tan bizlere yağmur yağdırmasını iste.&#8221;<br>​Dedi ki: &#8220;Bu şehrin halkının tamamı, hem eski ve hem de yeni zalimlerin tamamı yalın ayak gelip bunu benden istemedikleri müddetçe yapmayacağım.&#8221;<br>​Bu haber yeni zalime ulaştırılınca, Hz. İdris&#8217;i huzuruna getirmeleri için 40 adamını gönderdi. <br>Hz. İdris&#8217;e gelip: &#8220;Yönetici bizi, seni alıp kendi huzuruna götürmemiz için gönderdi&#8221; dediler. <br>Bunun üzerine Hz. İdris onlara beddua (nifrin) etti ve tamamı orada öldü.<br>​Yöneticiye bu haber ulaştığında, bu sefer 500 kişilik bir birlik gönderdi. <br>Bunlar Hz. İdris&#8217;in yanına geldikleri zaman dediler: &#8220;Ey İdris! 20 yıldır bizi açlık ile öldürdün, şimdi de nifrinin ile mi öldürüyorsun? Bize acımayacak mısın?&#8221;<br>​Hz. İdris dedi: &#8220;Ben onun yanına gitmeyeceğim. Hem o hem de şehir halkının tamamı yalın ayak yanıma gelmedikleri müddetçe Allah&#8217;tan size yağmur göndermesini istemeyeceğim.&#8221;<br>​Nihayetinde herkes yalın ayak olarak Hz. İdris&#8217;in karşısına geldi ve Allah&#8217;tan kendilerine yağmur göndermesini istemesi için yalvardılar. <br>Bunun üzerine Hz. İdris (aleyhisselam): &#8220;Şimdi evet&#8221; dedi. Sonra Allah&#8217;tan bu şehre ve etrafındaki beldelere bol yağmur yağdırmasını istedi.<br>​Hz. İdris&#8217;in bu duasından hemen sonra o şehrin ve etrafındaki şehirlerin üstü bulutlarla örtüldü ve yağmur yağmaya başladı. Yağmur o kadar şiddetli yağıyordu ki insanlar boğulmaktan korkmaya başladılar. <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.254-265</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e5f71baffdc4c78b1c454ab44a68a575">404-Hz. Salih&#8217;in (a.s) Gaybeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ee674257f56e9f038d22cbfc5a7e396c">Zeyd Şahham, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (aleyhisselam) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br>​Hz. Salih (aleyhisselam) gaybete çekildiği zaman güzel boylu, gür sakallı, orta zayıflıkta ve orta boyluydu; fakat kavminin arasına döndüğü zaman kimse onu tanıyamadı. Halkının arasına döndüğü zaman insanlar üç gruba ayrılmıştı:<br>​<strong>1-Fikirlerinden asla dönmeyen inkârcılar,<br>​2-Şek ve şüphe ehli olan kimseler,<br>​3-İman ve yakin ehli olanlar.</strong><br>​ Hz. Salih (aleyhisselam) döndüğü zaman ilk olarak şek ve şüphe ehlinin yanına gitti; onlar kendisine şöyle dediler: &#8220;Allah senden razı olmasın! Salih senin gibi değildi.&#8221;<br>​Sonra inkarcıların yanına gitti ama onlar şiddetle kendisinden uzak durdular.<br>​Daha sonra iman ve yakin ehlinin yanına gitti ve onlara: &#8220;Ben Salih&#8217;im&#8221; dedi. Onlar ise Hz. Salih&#8217;e şöyle dediler: &#8220;Bizi şüpheden kurtaracak bir haber ver. Elbette ki bizim, Allahu Teala&#8217;nın istediği kimseyi istediği şekle sokacağına inancımız vardır. Ama bizlere haber verilmiştir ve Hud&#8217;un (a.s) nişanelerini de araştırmışız. Gelen kişinin Kaim olduğu, bir ilahi haber vermesiyle ortaya çıkacaktır.&#8221;<br>​Hz. Salih dedi: &#8220;Ben deveyi (nakeyi) size çıkartan Salih&#8217;im.&#8221;<br>​Dediler: &#8220;Doğru söyledin; biz bunu okumuş ve araştırmıştık. Peki, o devenin nişaneleri nedir?&#8221;<br>​Hazreti Salih dedi: &#8220;Bir gün suyu o içerdi, bir gün de siz içerdiniz.&#8221;<br>​Dediler: &#8220;Allah&#8217;a ve senin getirdiklerine iman ettik.&#8221;<br>​Allahu Teala bu hususta şöyle buyurmuştur: <br>&#8220;Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen insanlara dediler ki: &#8216;Siz Salih&#8217;in Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?&#8217; Onlar da: &#8216;Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlardanız&#8217; dediler.&#8221; <br><strong>A&#8217;raf Suresi 75. Ayet</strong><br>​Büyüklük taslayanlar (müstekbirler), o inkâr edenler ile şek ve şüphe içinde olanlardı. <br>İman edenlere dediler ki: &#8220;Biz sizin inandığınıza inanmıyoruz.&#8221;<br>​Ravi diyor ki: <br>Arz ettim: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü&#8217;nün oğlu! Onların arasında Salih&#8217;i tanıyan var mıydı?&#8221;<br>​Buyurdular: &#8220;Allahu Teala, yeryüzünü insanları Allah&#8217;a götürecek alimlerden mahrum kılmaktan münezzehtir. O insanlar Hz. Salih&#8217;in zuhur etmesinden sonra sadece 7 günü ne yapacaklarını bilmeden geçirdiler ki, o müddet de imamlarını tanıyamadıkları müddetti. Ama ellerinde olan Allah&#8217;ın dinine amel ediyorlardı ve birlik içindeydiler. <br>Hz. Salih (a.s) zahir olduktan sonra ise Hz. Salih&#8217;in etrafında toplandılar. <br>Bizim Kaimimiz Hz. Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) misali de Hazreti Salih&#8217;in (aleyhisselam) misali gibidir.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.271-273</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0436e7bd0eb79352925b5dea8c549fb8">405-Hz. Yusuf&#8217;un Gaybeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8b6bba30d9515964d00e6746bdf2594d">Südeyr, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (aleyhisselam) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br>​&#8221;Hz. Kaim-Mehdi&#8217;de (aleyhisselam) Hz. Yusuf&#8217;un sünneti vardır.&#8221;<br>​Arz ettim: &#8220;Efendim, Hazretin kendisinden mi yoksa gaybetinden mi haber vereceksiniz?&#8221;<br>​Buyurdular: &#8220;Bu insanlar; Yusuf&#8217;un kardeşlerinin peygamber evlatları olduklarını, Kardeşleri olan Yusuf ile ticaret yaptıklarını, onu sattıklarını ve Yusuf &#8216;Ben Yusuf&#8217;um, bu da kardeşim (Bünyamin)&#8217;dir&#8221; deyinceye kadar tanımadıklarını inkar ve reddetmezken, Allahu Teala&#8217;nın zamanın bir döneminde Hüccetini insanlardan gizlemesini neden inkar ediyorlar? <br> Yusuf (aleyhisselam) bir dönem Mısır&#8217;ın hükümdarı oldu ve babası ile arasında yürüyerek 18 günlük mesafe vardı. Allahu Teala irade etmiş olsaydı, onun yerini babasına gösterebilirdi. Allah&#8217;a andolsun ki, Yakup ve çocukları müjdeyi aldıktan sonra 9 gün içinde Mısır&#8217;a ulaştılar!<br>​Öyleyse bu insanların, Allah&#8217;ın Hz. Yusuf&#8217;a yaptığı şeyin aynısını kendi Hücceti için yapmasını inkar etmelerinin sebebi nedir? <br> Tanınmadan onların arasında olabileceğini, çarşı pazarlarında dolaşabileceğini, yaygılarına ayağını basacağını ve Allah&#8217;ın kendisine izin verdiği zamanda tıpkı Hz. Yusuf gibi kendisini tanıtacağını neden inkar ediyorlar? <br> Allah, Hazreti Yusuf&#8217;a kendisini tanıtma izni verdiği zaman onlara dedi ki: &#8216;Sizler cehalet içinde olduğunuz zaman Yusuf&#8217;un ve kardeşinin başına neler getirdiğini biliyor musunuz?&#8217; <br>Dediler: &#8216;Sen Yusuf musun?&#8217; Dedi: &#8216;Ben Yusuf&#8217;um ve bu da benim kardeşimdir.'&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.287-288</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-182a5ac9f3450c1d14a7123d573527ad">406- Hz. Musa&#8217;nın (a.s) Gaybeti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0982d2add19567da166774414d6de6de">Abdullah b. Sinan, Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (aleyhisselam) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br>​Buyurdular: &#8220;Bizim Kaimimizde (a.s) Hazreti Musa b. İmran&#8217;ın bir sünneti vardır.&#8221;<br>​Arz ettim: &#8220;Efendimiz, o sünnet nedir?&#8221;<br>​Buyurdular: &#8220;Dünyaya gelmesi gizli olacak ve kavmine görünmeyecektir.&#8221;<br>​Arz ettim: &#8220;Hazreti Musa&#8217;nın gaybeti kaç yıl sürdü?&#8221;<br>​Buyurdular: &#8220;28 yıl.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.302</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c7a4c942255144c9b5afd2ebe022da76">407-Gaybette Olmak İmam&#8217;ın Varlığının Farz Oluşuna Aykırıdır</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4afbd1043337d87e4614bcfae2eed447">Şia&#8217;nın muhalifleri şöyle diyorlar:<br>​&#8221;Şialar dinin hükümlerinin açıklanması ve insanların hak ve hakikate hidayet olabilmesi için imamın olmasının farz olduğuna inanıyorlar. Ama imamın gaybette olması bu amaca ters ve aykırıdır. Çünkü insanların gaybette olan ve kendisine hiçbir şekilde ulaşılamayan bir imamdan hiçbir şekilde istifade edebilmeleri mümkün değildir. Eğer Allahu Teala beşeri dünyayı ıslah etmesi için bir imam göndermeyi irade edecek olursa lüzum anında onu yaratabilir; bu sebepten dolayı da zamanından binlerce yıl önce o imamı yaratmasının hiçbir lüzumu yoktur.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6a02998256cd489cc0d0bd77a01f415a"><strong>​Cevap:</strong><br>​&#8221;Bu türden eleştiri ve itirazlarda bulunan kimseler imametin hakikatini anlayamamış kimselerdir. İmamet meselesini açıkladığımız zaman, imamın vazifesinin yalnızca insanların zahiri hidayetleri ve onlara marifetin şeklini öğretmek olmadığını; bunların haricinde amellerin ve işlerin batıni liderlik ve velayetine de sahip olduklarını söylemiştik.<br>​ Buna göre insanların manevi hayatlarını tanzim etme ve amellerin hakikatini Allah&#8217;a yönlendirme vazifesininde imamın vazifesi olduğunu söylemiştik. Hakikat böyle olduğu için de imamın hazır ya da gaybette olmasının, onun bu vazifesini yapmasına hiçbir zararı yoktur. Çünkü imamlar batıni yol ile insanların kendilerine ve ruhlarına hakimiyet kurmaktadırlar.<br><strong>İslam&#8217;da Şia s.131, Allame Tabatabai</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a3374acf38e97eeb8371fd306d32b59e">408-409-410- Bulutun Arkasındaki Güneş</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7203fe15611d48f59735bb126f485dfc">Hz. İmam Mehdi (aleyhisselam), İshak b. Yakub&#8217;a yazmış olduğu mektupta şöyle buyurmuştur:<br>​&#8221;İnsanların benim gaybetim döneminde benden istifade etmeleri, tıpkı bulutların arkasında olan güneşin ışığından yararlanmak gibi olacaktır.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.483</strong><br>​ Bulutların ardında-arkasında olan güneş hakkında insanların nasıl bir tutum ve beklenti içinde oldukları hakkında şunlar söylenmiştir:<br> <strong>408-</strong>İnsanlar bulutların arkasında olan güneşin ışığından daha fazla istifade edebilmek için onun bir an önce çıkmasını sabırsızlıkla bekledikleri gibi, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) gaybeti döneminde o Hazretin Şiaları ve sevenleri de aynı beklenti içindedirler.<br>​<strong>409-</strong>Hz. İmam Mehdi (aleyhisselam) hakkında bu kadar ayet ve hadislerin olmasının yanında, o Hazre&#8217;in kendisinin ortaya koymuş olduğu sayısız mucize ve işe rağmen onun varlığını inkar etmek; bulutların arkasında olan güneşin varlığını, eseri görülmesine rağmen kendisi görünmediği için inkar etmekle aynı şeydir.<br>​<strong>410-</strong>Güneş belli bir süreliğine bulutların arkasında olduğu zaman nurunun-ışığının yapması gereken aydınlatma ve diğer işleri yaptığı gibi, İmam da gaybet perdesinin arkasında olduğu zaman velayet nuru ile alemlerin tamamını aydınlatmaktadır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-83209f8f33b8ae37c1e2e7789a969f90">​Ehlibeyt (aleyhimu selam) hadislerinde şöyle buyrulmuştur:<br>​&#8221;Masum İmam&#8217;ın nuru olmayacak olursa yeryüzü ve onda olan bütün her şey yok olur. İmam, yer ehlinin emanıdır.&#8221;<br><strong>Kuleynî, El-Kâfî c.1 &#8220;Yeryüzünün Hüccetsiz Kalmayacağı Babı&#8221; Hadis No: 10; Şeyh Saduk, Kemal-ud Din c.1 s.201-210</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-522c8a09257b245ad2d4291b4e842123">411-Marifet Hicabı Tanınma Örtüsü</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c649ab3dfd30bbcd9c8013a4cbb443fb">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s.) buyurdular: <br>&#8220;Bu emrin sahibinde (Hz. İmam Mehdi&#8217;de a.s) peygamberlerin sünneti vardır. Hz. Musa&#8217;nın, Hz. İsa&#8217;nın, Hz. Yusuf&#8217;un ve Hz. Muhammed&#8217;in (sallallahu aleyhi ve alihi) sünneti vardır. Hz. Musa&#8217;dan (a.s.) olan sünneti; korku içinde olması ve fırsatın gelmesini beklemesidir. Hz. İsa&#8217;dan (a.s.) olan sünneti; Hz. İsa hakkında söylenenlerin onun için de söylenecek olmasıdır. Hz. Yusuf&#8217;tan (a.s.) olan sünneti; saklı olması, Allahu Teala&#8217;nın onunla insanların arasına perde çekmesidir. Öyle ki insanlar onu görecek ama tanımayacaklar. Hz. Muhammed&#8217;den (sallallahu aleyhi ve alihi) olan sünneti ise şudur: Onun hidayetiyle hidayet edecek ve onun sünnetiyle hüküm verecektir.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c. 2 s.351<br></strong>​ Bu ve buna benzer hadislere göre Hz. İmam Mehdi (a.s)&#8217;ı, sıradan insanlar bile görmekte ama tanımamaktadırlar. <br> Bu hakikatin ortaya koymuş olduğu netice şudur: <br> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin tanınmasına engel olan şey, insanların gözlerine ve kalplerine çekilmiş olan perdedir; yoksa İmam&#8217;ın perdelenmiş olması değildir. İnsanların göz ve kalplerine Allah tarafından çekilmiş olan perde kaldırıldığı zaman, herkes gördüğü ama tanımadığı o imamı tanıyabilecektir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9ed6151d5c6b4bcc2e924d26ed4512bf">412-​Her Zaman Bizimle Birliktedir</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9c8e6e6d899eb732a8dd18f673954e68">Nudbe Duası&#8217;nı okuduğumuz zaman ona şöyle arz ediyoruz: <br>&#8220;Canıma andolsun ki sen, her daim bizim aramızda olan saklanılansın! <br>Canıma andolsun ki sen, bizden asla uzak olmayan uzak olansın!&#8221; <br><strong>Mefatih-ul Cinan<br></strong> Bu iki hayat veren cümle, O Hazretin her daim sevenleri ve Şiaları ile birlikte olduğunu ortaya koymaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8d9fb26e3f9fdf652441ef880cf34054">413-​İmam Mehdi Kalplerden Değil, Gözlerden Saklıdır</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4e4cacf0be5b824b120f6fa8e70e4d5c">Ravi diyor: <br>&#8220;Hz. İmam Musa Kazım&#8217;a (a.s.) Lokman suresinin 20. ayet-i kerimesini sordum. <br>Buyurdular: &#8220;Allahu Teala&#8217;nın açık ve aşikar nimetinden maksat, zahir olan imam; gizli ve saklı nimetinden maksat ise saklı ve zahir olmayan imamdır.&#8221;<br>Arz ettim: &#8216;Bizim imamlarımızdan gaybette olacak imamımız var mıdır?&#8217; <br>Buyurdular: &#8216;Evet, yüzü insanların gözüne saklı olacaktır ama kendisi her zaman müminlerin kalbinde olacaktır.&#8221; <br><strong>Muntahab-ul Eser s.239<br></strong>​ Bu hadiste &#8220;insanların gözleri&#8221; ile &#8220;müminlerin kalpleri&#8221; tabirinin kullanılmış olması, müminlerin hem diğer insanlara olan üstünlüklerini hem de müminlerin gaybet meselesine farklı açıdan baktıklarını ortaya koymaktadır. Sıradan insanlar için önemli olan şey gözleriyle görmeleridir; gözleriyle görmedikleri hiçbir şeye inanmadıkları için kalpleri gaybette olan İmam&#8217;dan etkilenmemektedir ve kalpleri de etkilenmediği için İmam&#8217;a tabi olmayı akıllarına dahi getirmiyorlar. Müminler için önemli olan şey kalp gözü olduğu için kalp gözleriyle İmam&#8217;ı görmektedirler ve ona inanıyorlar. Kafalarında olan gözleriyle imamlarını görmüyor olmalarına rağmen kalp gözleriyle gördükleri için tutum ve davranışları velayet rengiyle renklenmektedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6debd39a0c0bd8e55836dcf010579c19">414-Gerçek Din Hizmetlilerinin Gaybetteki Yerini Bilmesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4b542c73c3ebec6f532d968a2583fa5f">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Hz. Kaim-Mehdi&#8217;nin (a.s) iki gaybet dönemi olacaktır. Onların bir tanesi kısa, diğeri ise uzun gaybettir. Birinci gaybet döneminde has Şiaların haricinde hiç kimse onun yerini bilmeyecektir; ikinci gaybet döneminde ise O Hazretin yerini sadece gerçek din hizmetlilerinin haricinde hiç kimse bilmeyecektir.&#8221; <br><strong>Usul-u Kafi c.1 s.141<br></strong>​ Bu hadis-i şerifin açıklamış olduğu hakikat şudur:<br> Gaybet, velayete mahrem olmayan kimselerin gözlerine çekilmiş olan bir perdedir. Eğer Şialar gerçek manada Şia ve İmamlarının gerçek yarleri olabilecek olurlarsa İmamlarının gaybetteki yerinden haberdar olmalarına izin verilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-76dbc2b6950eda27454ed8ea2c9d374a">415-Zalimlerin Yaşam Yerlerinden Uzak Durması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-221f74a5d90aaff940b4873858f3785c">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Bu emrin sahibi (Hz. İmam Mehdi a.s) için kesinlikle gaybet dönemi olacaktır, gaybet döneminde kesinlikle kenara çekilecektir. Medine yaşanılacak en iyi yerdir ve gaybet döneminde 30 kişi hiçbir korku içinde olmayacaktır.<br><strong>Usul-u Kafi c.2 s.140</strong><br> Bu rivayetlerde, gaybet döneminde Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) yanında yakın yarenlerinden 30 kişi olacağı haber verilmiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a5a406009823853b0a0fb33bc30d59f5">416-Tanınmamak</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ee328febaa099330a71659de39ffd426">&#8220;Allah&#8217;a andolsun ki, bu emrin sahibi size görünmeyecektir ve o kadar meçhul kalacak, tanınmayacaktır ki onun öldüğünü ve uçurumlardan düşüp yok olduğunu söyleyecekler.&#8221; <br><strong>Usul-u Kafi c.2 s.138</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a1d752bb71aeca1dcbdc40a9d72c8ccf">417-İmam Mehdi&#8217;nin Çarşı-Pazarlarda Dolaşması ve İnsanların Yaygılarına Ayak Basması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-95e4b3032ed364e317ce71faf971cc72">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Hz. Yusuf&#8217;un (a.s) kardeşlerinin tamamı peygamberlerin evlatları ve torunlarıydılar; bunun haricinde onunla yüz yüze gelmelerine, konuşmalarına ve alışveriş yapmalarına rağmen kendisi &#8216;Ben Yusuf&#8217;um ve bu da benim kardeşimdir&#8217; deyinceye kadar onu tanımadılar. Peki bu nifrin olunmuş (lanetlenmiş) ümmet Allahu Teala&#8217;nın kendi hücceti olan 12. İmam&#8217;a, Hz. Yusuf&#8217;a yaptığının aynısını yapmasını ve bir müddet onu görmelerine rağmen tanımamalarını nasıl inkar edebilirler? <br>Bu ümmet Allahu Teala&#8217;nın kendisine zuhur etme izni verinceye kadar hüccetinin tanınmadan bu insanların çarşı ve pazarlarında gezmesine, yaygılarına ayak basmasına izin vermesini nasıl inkar edebilirler?&#8221; <br><strong>El-Kafi c.1 s.134</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a513497810e0df771a9a40545e7f9294">418-İnsanların Halinden Haberdar Olmak</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-56d5088a154e470e84b61e26b5d94126">Emirel Müminin Hz. İmam Ali (a.s), Kufe Mescidi&#8217;nin minberinde hutbe okuduktan sonra Allah&#8217;ın hüccetleri hakkında konuşma yapıp buyurdular: <br> &#8220;Allah&#8217;ın hüccetleri ya aşikardırlar ama itaat olunmuyorlar ya da gizlidirler ve aşikar olmaları bekleniyor. Eğer Allah&#8217;ın hüccetleri, insanların gözlerinden saklı olsalar dahi onların insanların hal ve durumlarına olan ilim ve bilgileri asla kesilmez. Aksine onların ilkeleri insanların kalplerine hakimdir ve onlara amel ederler.&#8221; <br><strong>El-Kafi c.2 s.139</strong><br>​Hz. İmam Mehdi (a.s.) bu hususta şöyle buyurmuşlardır: <br>&#8220;Sizin hiçbir haberiniz bize saklı değildir. Sizin her halinizden haberdarız.&#8221; <br><strong>El-İhticac&#8217;u Lit-Tabersi s.121</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-74de990bfd01c3de2469857fb9386dec">419-Masumların (a.s) İnsanları Gaybet Dönemine Hazırlaması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-609d0e9ffc341406ec33644a79339e0c"> Gaybet ve Mehdiyet konuları Müslümanların, özelliklede Şiaların arasında kökleri çok eskiye dayanan konulardır ve hem Hz. Peygamber&#8217;den (sallallahu aleyhi ve alihi) hem de Ehlibeyt&#8217;ten (a.s.) ulaşan hadisler ışığında bu hakikate ulaşmışlardır. Müslümanların, özellikle de Şia mektebinin kaynakları bu konular hakkındaki hadislerle doludur ve büyük alimlerimizden Şeyh Tusi (rahmetullahi aleyh) bu hususta şöyle söylemiştir: <br> &#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybetinden çok önceleri babalarının vermiş oldukları haberler hem O Hazret&#8217;in imametine delalet etmektedir hem de onun gaybetinin olacağını, gaybetinin nasıl olacağını, ne tür ihtilafların ve olayların meydana geleceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu hadislerde Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) kısa ve uzun olmak üzere iki gaybet döneminin olacağı, kısa gaybetin süresinin belli, uzun gaybetin süresinin ise belli olmadığı buyurulmuştur.<br><strong>El-Gaybet s.101, Şeyh Tusi</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6b57e6403100de0f68ad05ac157b2344">Suğra (KISA) GAYBET VE ÖZEL TEMSİLCİLER</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5d13476f7bad77efd24bbda024fc78f0">420-Kısa (Suğra) Gaybet</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a18d067cb3a0a222300a82d65b9d941f">Hicri Kameri 260 yılında Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) şehit edilmesi ile Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) kısa gaybet dönemi başladı; 70 yıl sürdü ve Hicri 329 yılında sona erdi. <br> Bu gaybet dönemine kısa sürdüğü için &#8220;Suğra Gaybet&#8221; adı verilmiştir ve bu kısa gaybet döneminin en önemli özelliklerinden bir tanesi, Şiaların uzun (büyük) gaybet dönemine hazırlanmasıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e0d67be602912b5fdf2bfc41a8afea02">421-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Gaybet Döneminin Başlaması </h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6e18fe2ed33e7b72ea93209c98c243d9">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin gaybet döneminin başlaması hakkında İslam bilginleri farklı görüşlere sahiptirler:<br> <strong>1-</strong>Bir takım İslam alimi, gaybetin &#8220;Serdab olayı&#8221; ile başladığına inanmaktadırlar. Yani Abbasi Halifesi Mu&#8217;temid&#8217;in görevlendirdiği birlik İmam&#8217;ı yakalamak için evine saldırdıkları zaman gaybet başlamıştır. Bu görüş temelden yanlış bir görüştür. Çünkü Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybeti, Abbasi Halifesi&#8217;ne ait birliklerin Serdab&#8217;a saldırmasından önce başlamıştı.<br>​<strong>2-</strong>Aralarında Şeyh Müfîd&#8217;in de olduğu bir takım alim ise Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) kısa (küçük) gaybetinin dünyaya gelmesiyle başladığına inanmaktadırlar. <br><strong>El-İrşad c.2 s.340<br></strong> Bu görüş meşhur olan görüşe terstir ve Ehlibeyt mektebinin alimlerinin büyük çoğunluğu bu görüşü kabul etmemektedir.<br>​<strong>3-</strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) gaybet dönemi, babası Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) şehit edilmesiyle başlamıştır ve ilk vekili ise Osman b. Said&#8217;dir. Bu kısa gaybet dönemi h.k 260 yılının Rebiülevvel ayının 8. günü başlamış ve Hicri 329 yılının Şaban ayının 15. günü son vekili Ali b. Muhammed Samiri&#8217;nin vefatı ile 69 yıl sonra son bulmuştur. <br><strong>Tarih-ul Gaybet-i Suğra s.345</strong><br> Bu görüş, İmamiyye fırkasının alimlerinin büyük çoğunluğunun kabul ettiği görüştür. <br><strong>Hayat-ul İmam Mehdi s.114-115, Bakır Şerif</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2957a5c67c264c050652f62fbfca2819">422-Bir Sorunun Cevabı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-76535bb839f50b0dfe0ea19bca0b8658">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gizlilik dönemleri, kısa gaybet dönemi midir?<br> Hayır, görünmediği her dönem Suğra Gaybeti&#8217;nden sayılmaz. Çünkü Suğra Gaybeti, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) İmamet döneminin başlaması ve vekillerinin olması ile başlaması gereken gaybet dönemidir. İmam Mehdi&#8217;nin ilk vekili, Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) şehit edilmesi ile tayin edilmiş ve dört vekilinin sonuncusu olan Ali b. Muhammed Samiri&#8217;nin Hicri 329. yılının Şaban ayının 15. günü vefat etmesiyle son bulmuştur.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-363a6caf1904b7f277090abb427b1d03">423- Suğra (Kısa) Gaybet Döneminin Özellikleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-92a30ffbb7d6a00b6f4b004e1a367e52"><strong>1-</strong>Kısa gaybet dönemi sınırlıdır ve altmış dokuz (69) yıl sürmüştür. Bu gaybet süresinin sınırlı ve kısa olmasından dolayı &#8220;Suğra&#8221; (küçük-kısa gaybet) adı verilmiştir.<br> Seyyid Muhammed Sadr (r.a) bu hususta şöyle yazmıştır: <br>&#8220;Bazı kimselerin küçük gaybet döneminin 74 yıl olduğunu söyledikleri nakledilmiştir. Bu sözün sebebi, kasti olabileceği gibi Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Hicri Kameri 255 yılında doğmasından sonra herkes tarafından görülmemesi de olabilir ama kasti olarak söylenmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Çünkü O Hazretin babasının döneminde herkes tarafından görülmemiş olmasını küçük gaybetten sayabilmek mümkün değildir. Çünkü Hz. İmam Mehdi (a.s) babasının döneminde İmamet makamında değildi; babasının şehadetinden sonra bu sorumluluğu üstlenmiştir.&#8221; <br><strong>Tarih-ul Gaybet-i Suğra s.341</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3624683eba6a79bb9710733d38706af2"><strong>2-</strong>Küçük (Suğra) gaybet döneminde Hz. İmam Mehdi (a.s) bütün gözlerden saklı değildi. Özel-has vekilleri ile irtibat içinde olmasının yanında, İmam&#8217;ın vekilleri bazı kimselerin O Hazret ile görüşmelerini organize ediyorlardı. <br><strong>El-Gaybet s.216, Şeyh Tusi</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3194debd848589bac4c388abdb9c190b"><strong>3-</strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s), Suğra (kısa) gaybet döneminde dört tane özel vekili olmuştur ve onların her birisi için özel vekillik hükmü vermiş ve onlarda birbirinin ardı sıra vekillik görevlerini yerine getirmesinin yanı sıra, her bir vekil kendisi için vekiller tayin etmişlerdir. Bu dönemin bitiminden sonra hiçbir zaman İmam&#8217;ın özel vekilleri olmuş değildir. Kısa gaybet dönemi sonrası için vekillik hususunda İmamlarımız (a.s) şöyle buyurmuşlardır: <br> &#8220;Vekillik şartlarını taşıyan herkes Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) vekili olabilir.&#8221;<br>Bu dönem Müçtehitlerin liderlik dönemidir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ef6b81a0be8db4fbdfaaee5ad7cdccff"><strong>4-</strong>Küçük (Suğra) gaybet döneminde İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) gören kimselerden bazılarının O Hazreti tanımaları mümkün iken, Kübra (büyük) gaybet döneminde O Hazreti görebilen kimselerin tanımaları mümkün değildir. <br><strong>Ali Gaffarzade, İmam Mehdi&#8217;nin Özel Vekillerinin Hayatı s.33<br></strong> Bazı seçkin kimselerin O Hazreti görüp tanımalarına izin verilmiş olsa dahi bunu açıklama iznine sahip değillerdir. <br><strong>Mecelle-i Havza s.70, 71, 72, 122</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0b3869a2c3896e78dddf93b7ed7ee41e">424-Toplumun Suğra Gaybet Döneminde İçinde Bulunduğu Siyasi, İçtimai ve Fikri Vaziyet</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-246406348d234759c8e09c4f89a4c8c3">Küçük (kısa) gaybet dönemi hakkında doğru ve kapsamlı bilgiye ulaşabilmek ve Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybete çekilmesinin nedenlerini öğrenebilmek için Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) dönemindeki siyasi, içtimai ve fikri durumun nasıl olduğunu derinlemesine analiz etmek gerekir.<br>Abbasilerin hilafeti 5 asırdan (Hicri Kameri 132-656) uzun sürmüştür ve tarihçiler Abbasilerin hilafet tarihini dört döneme ayırmışlardır <br><strong>El-Asr&#8217;ul Abbasi s.46-47</strong><br><strong>1. Dönem:</strong> Farsların nüfuz dönemi <strong>Tarih-i İslam, Tarih-i Ayyaşi</strong><br><strong>2. Dönem:</strong> Türklerin nüfuz dönemi <strong>Tarih-i İslam, Tarih-i Ayyaşi</strong><br><strong>3. Dönem:</strong> Farslardan olan Babeyhoğullarının dönemi <strong>Tarih-i İslam</strong><br><strong>4. Dönem:</strong> Selçuklu Türklerinin nüfuz dönemi <strong>Tarih-i İslam, Mucma-ul Buldan</strong><br><br> Bizim konumuz olan dönem Abbasilerin 2. dönemidir. Bu dönemde siyasi açıdan yönetim merkezi Bağdat&#8217;tan Samarra şehrine taşınmıştır. Samarra şehri h.k 220 yılında Abbasi Halifesi Mu&#8217;tasım tarafından yeni başkent ilan edilmiş, aynı yıl içinde yapımına/inşasına başlanmış ve bir yıl sonra, 221 yılında taşınıp Samarra şehri hilafetin merkezi yapılmıştır. <br> Samarra şehri 279 yılına kadar 59 yıl hilafetin başkenti olarak kalmış ve bu müddet içinde önemli ölçüde gelişmiştir. Fakat Mutasım&#8217;ın hilafetinin bitiminden sonra yeniden Bağdat&#8217;a taşınmış ve bu taşınmadan sonra hızla harabeye dönüşmüştü ve Hz. İmam Ali Naki (a.s) ile İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) mezarlarının olduğu mekan ve Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybete çekildiği yerlerin haricinde harabeye dönüşmeyen hiçbir yer kalmamıştı.<br> Bu dönemin en önemli özelliklerinden bir tanesi, Türklerin hilafetin her alanına, özellikle de orduya sızmış olmalarıdır. Bazı tarihçiler Abbasilerin Türklere yönelmesinin en önemli nedeninin Farsların nüfuz ve kontrolünden kurtulmak olduğunu yazmışlardır <br><strong>El-Asr&#8217;ul Abbasi Es-Sani s.10</strong><br> Türklerin en üstün özelliği savaşçı olmalarıydı; devlet yönetimi ve siyasi alanlarda üstünlükleri yoktu. Buna karşılık Abbasilerin hem kifayetsiz hem de lezzet kurbanı ve ayyaş olmaları, Türklerin her alana nüfuz edip kontrolü ellerine almalarına sebep olmuştu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c60f20be1655d1ce25a2878dd3d3ac9f">Bu dönemde insanlar ekonomik ve mali açıdan mahrumlar ve zenginler olmak üzere iki kısma ayrılıyordu. Fikri bakımdan ise bu dönemin en büyük özelliği, Mütevekkil&#8217;in Mutezile düşüncesinden çıkıp hadis ehline yönelmesiydi. Yani Mutezile tefekkürü şiddetle baskı altına alınıyor ve onun yerine Ehli Sünnet vel Cemaat son sürat güçlendiriliyordu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-60e88e15762c4d65a7427e4db00e78eb"> Burada sorulması ve cevabının öğrenilmesi gereken soru şudur: &#8220;Abbasilerin 2. döneminde Şiaların durumu nasıldı ve ne yapıyorlardı?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3b932e5831862a75fd00354695f7842c">Bu dönemde fikri açıdan Şialar seçkin bilginlere sahiptiler. Bu alimler Masum İmamların (a.s) eğitip yetiştirmiş oldukları öğrenciler idiler. Hem ilkeler kendilerine öğretilmiş hem de Ehlibeyt&#8217;in itikat ve fıkıh alanında yazılmış olan 400 kitaba (yazılı kaynağa) sahiptiler.<br> Bu dönem siyasi açıdan çok hassas ve karışık bir dönem idi. Ehlibeyt İmamları (a.s) muhasara ve kuşatma altındaydılar ve takiyye etmelerine rağmen daha fazla kontrol ve baskı altına tutulmak için Medine&#8217;den alınıp Samarra&#8217;ya getiriliyorlardı. Şiaların İmamlarına ulaşmaları hem çok zor hem de çok tehlikeli bir hal almıştı. Mücadelenin aşırı derecede zorlaştığı ve imkansızlaştığı bu dönemde Şialar gizli vekillik sistemi ile mücadele ediyorlardı. Bu sistem öylesine karışık ve etkili bir sistemdir ki derinlemesine ve etraflı bir şekilde analiz edilmediği müddetçe nasıl bir sistem olduğunun anlaşılması mümkün değildir.<br> Masum İmamlar (a.s) bu dönem içinde kurmuş oldukları gizli ilişkiler ile hem bu teşkilatın yayılmasını hem de Şiaların güç kazanmasını sağlıyorlardı.<br> İmamların bu dönemde yapmış oldukları bir başka iş ise Abbasi yönetiminin zayıflatılması ve onların yapmış oldukları zulümlerin azaltılabilmesi için Alevî ayaklanmalarını teşvik edip desteklemeleriydi.<br>İçtimai bakımdan Şialar şiddetli baskı ve zulüm altındaydılar. Abbasi halifelerinin mal varlıklarına el koymasının yanında Şiaların canlarının da hiçbir değeri yoktu. Kendilerine hiçbir önemli makam verilmemesinin yanında aşırı baskı altında tutuluyorlardı. Buna rağmen bazı Şialar yeri ve zamanı geldiği zaman vazifelerini yapabilmek için takiyye ederek önemli makamlara gelebilmişlerdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-043cb2acc017dfbdf7177337f4c31c3a">425-Özel Vekiller</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6e94a647feb46707aaafaf53492a1348"> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) kısa gaybet döneminde insanlar İmam&#8217;ın tayin etmiş olduğu özel naipler, vekiller vasıtasıyla İmam ile irtibat kurabiliyor, soru ve sorunlarını ulaştırıp cevaplarını alabiliyorlardı. Kimi zamanlarda da vekillerin aracılığıyla özel gruplar İmam&#8217;ın huzuruna çıkabiliyorlardı. <br><strong>Kemal-ud Din s.434, 479<br></strong>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) özel vekillerinin sayısı 4&#8217;tür ve tamamı Şia&#8217;nın en meşhur alimlerinden olan bu vekiller, şunlardır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-938812fd879c6f20d35c5d4d6953f8b6"><strong>1-Osman b. Said:</strong> Hicri Kameri 260 yılından 267 yılında vefat edinceye kadar İmam Mehdi&#8217;nin ilk özel vekili olmuştur. Bazı tarihçiler H. 265 yılında vefat ettiğini yazmışlardır. <br><strong>12. İmam&#8217;ın Gaybetinin Siyasi Tarihi s.156</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a161a9a3496f069d25f821673b89c755"><strong>2-Ebu Cafer Muhammed b. Osman:</strong> 1. vekilin vefatı ile vekil tayin edilmiş ve Hicri 305 yılına kadar bu vazifeyi yapmıştır.<br><strong>3-Ebul Kasım Hüseyin b. Ruh Ev-Nevbahti: </strong>Hicri 305 yılından 326 yılına kadar vekillik görevi yapmıştır.<br><strong>4-Ebul Hasan Ali b. Muhammed Es-Samuri: </strong>Hicri 326&#8217;dan 329 yılına kadar özel vekillik yapmıştır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ae592d6238d4629cb84ec64234016d6c">426- Dört Vekil</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-23ea3d02d740c31ec5abbceaa22a221b">Yukarıda söylemiş olduğumuz gibi Hz. İmam Mehdi (a.s) Suğra Gaybeti dönemi boyunca 4 özel vekil tayin etmiştir. Bu vekiller, İmam&#8217;ın emir ve isteklerini Şialara ulaştırdıkları gibi Şiaların soru, istek ve arzularını  da İmam&#8217;a iletiyor ve İmam&#8217;dan aldıkları cevabı kendilerine ulaştırıyorlardı. İmam Mehdi (a.s) cevaplarını kendi elleriyle yazmış oldukları mektup/yazı ile veriyorlardı. <br> Merhum Allame Meclisi, İmam&#8217;ın kendi el yazısı ile yazdıkları yazılı cevapların tamamını Biḥar-ul-Envar hadis kitabında toplamışlardır.<br>İmam&#8217;ın 4 vekilinin yapmakla mükellef oldukları vazifelerden bazıları şunlardır:<br>1-İmam&#8217;ın adını ve yerini saklı tutmak.<br>2-İmam&#8217;a ait olan malları almak ve dağıtmak.<br>3-Şiaların fıkhi ve itikadi sorularına cevap vermek.<br>4-Yalandan vekillik/naiplik iddiasında bulunanlar ile mücadele etmek&#8230;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8fac22a598a55c2398d6073dfbcca1e0">Rivayetlerde adı söylenmiş olan Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) 2. vekili olan Ebu Cafer Muhammed b. Osman, İmam&#8217;ın 1. vekili olan Osman b. Said&#8217;in oğludur. Babasının hayatı döneminde Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) kendisinin vekil olacağını haber vermiş ve babası Osman b. Said&#8217;in vefatından sonra Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) emriyle vekillik şerefine nail olmuştur. <br>Şiaların tamamı onun adalet, liyakat ve emanetdarlığında görüş birliği içindedirler.<br> Hz. İmam Mehdi (a.s), babası Osman b. Said&#8217;e önemli dini meseleler hakkında yazmış olduğu el yazısı türünün/şeklinin aynısı ile onun döneminde yazıp onun aracılığıyla Şialarına ulaştırıyordu ve Şialar da ondan başka hiç kimseyi Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) naibi olarak görmüyorlardı. <br>Ayrıca Muhammed b. Osman&#8217;dan bu hususta birçok nişane ve keramet naklolunmuştur.<br> 4 özel naip arasında naiplik görevini en uzun müddet yapan naiptir ve 40 yıl Ehlibeyt İmamlarının naibi-temsilcisi olmuşlardır. <br>Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) şöyle buyurmuşlardır: <br> &#8220;Osman b. Said ve oğlu Muhammed b. Osman, bunların her ikisi de güvenilir kimselerdir. Size ulaştırdıkları her şeyi bizden ulaştırmışlardır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ff87771f741af64bb356bb5986fc9637"> İlk naip olan Osman b. Said&#8217;in vefatından sonra Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) muhatap aldığı ilk kişi, oğlu Muhammed b. Osman&#8217;dır. Babasının vefatından dolayı kendisine başsağlığı buyurduğu mektupta kendisinin özel naip olarak tayin edildiğini buyurmuşlardır.<br> Muhammed b. Osman&#8217;ın naiplik döneminde (Hicri 265-305) birtakım kimseler Şiaların arasında şöhrete ulaşabilmek ve onlar tarafından Hz. İmam Mehdi&#8217;ye (a.s) gönderilen malları ele geçirebilmek için kendilerinin naip/temsilci olduklarını ilan etmişlerdir. Muhammed b. Osman&#8217;ın naiplik döneminde yapmış olduğu en önemli işlerden birisi bunların yalanlarını ortaya çıkarmak ve Şiaların bu kimselere güvenmemesini sağlamaktır. Muhammed b. Osman&#8217;ın kendi naipliğinin doğruluğunu ortaya koymak için yapmış olduğu işlerden birisi İmam&#8217;ın mektup ve diğer yollarla yardımıyla gizliden ve gaipten haber vermektir.<br> Muhammed b. Osman&#8217;ın naiplik döneminin uzun olmasından dolayı Hz. İmam Mehdi (a.s) hakkında birçok hakikati doğumundan-gaybete çekilmesine kadar açıklama fırsatına sahip olmuştur. Hz. İmam Mehdi (a.s) ile ilgili muhtelif konular hakkında kendisinden rivayet edilmiş konular vardır.<br> Ayrıca onun rivayet etmiş olduğu hadisler, Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) çocukluk döneminde defalarca görmesinin yanında İmamet döneminde de defalarca İmam&#8217;la görüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.<br> Ravi şöyle demişti: <br> &#8220;Muhammed b. Osman kendisi için bir mezar yeri kazmış ve tahtalarını dahi hazırlamıştı. Bunun nedenini kendisine sorduğum zaman dedi: <br>&#8220;Ölümün sebepleri vardır.&#8221; <br>Bunu yapmasının nedenini tekrar sordum. Dedi ki: <br>&#8220;Kendimi hazırlamam emredildi.&#8221; Ve bu konuşmadan iki ay sonra vefat etti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6ee633be6e40b3b6a5fb3aa3ed74e344"> Ebu Cafer Muhammed b. Osman, Hicri Kameri 305 yılında Cemaziyelevvel ayının sonunda vefat etti ve Kufe yolu üzerinde annesinin mezarının yanına, kendi evinin olduğu yere defnedilmiştir. <br><strong>12. İmam&#8217;ın Gaybetinin Siyasi Tarihi s.183; El Gaybet-i Tusi s.362; Kemal-ud c.2 s.521</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5731611afb321e43b0cb761c216eff2b">427-Naiplerin Sayısı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-06a91ecb149c9e6d48648d36e2170fa0">Naiplerin sayısı hakkında ihtilaf vardır. <br>Seyyid b. Tavus, Rabi-uş Şia adlı kitabında onların adlarının şöyle olduğunu yazmıştır:<br>&#8220;<strong>1-</strong>Ebu Haşim Davud b. Kasım, <br><strong>2-</strong>Muhammed b. Ali b. Bilal, <br><strong>3-</strong>Osman b. Said, <br><strong>4-</strong>Muhammed b. Osman Amrî El-Ahvazî, <br><strong>5-</strong>Ahmed b. İshak, <br><strong>6-</strong>Ebu Muhammed El-Vecney, İ<br><strong>7-</strong>İbrahim b. Mehziyar, <br><strong>8-</strong>Muhammed b. İbrahim. <br><strong>Rical-u Lilebu Ali, s.312</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5f0d3831c09e2063275c7567b0c391a5">Şeyh Tusi ise Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) vekillerinin şunlar olduğunu yazmıştır:<br>Bağdat&#8217;tan: Amrî ve oğlu, Haciz, Bilalî ve Attar.<br>Kufe&#8217;den: Asımî.<br>Ahvaz&#8217;dan: Muhammed b. İbrahim b. Mehziyar.<br>Kum&#8217;dan: Ali b. İshak, Ahmed b. İshak.<br>Hemedan&#8217;dan: Muhammed b. Salih.<br>Rey&#8217;den: Esedî.<br>Azerbaycan&#8217;dan: Kasım b. Alaa.<br>Nişabur&#8217;dan: Muhammed b. Şazan.<br><strong>İsbatul- Hudat c.7 s.294</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c4221594ec4eae0b83447daadaf33a1c">Fakat bu vekillerin içinden dört naibin naiplikleri meşhurdur ve adları şu şekildedir:<br>1-Osman b. Said, <br>2-Muhammed b. Osman, <br><strong>3-</strong>Hüseyin b. Ruh ve<br><strong>4-</strong>Ali b. Muhammed Samuri<br>Aynı zamanda bu naiplerin diğer şehirlerde naipleri vardır. <br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.362</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ff66cb9aa41144d5f5b23c0eaeb1b25a">428-Vekillein Sayısı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-df810978e23411ea1fd46927a04d1e1f">Merhum Şeyh Saduk (rahmetullahi aleyh) Kemal-ud-Din kitabında şöyle yazmıştır: <br> &#8220;Irak ehlinden bir kişi humsun İmam payını Hz. İmam Mehdi&#8217;nin vekili Osman b. Said&#8217;e götürmüştü. Osman b. Said almayı kabul etmedi ve getiren kişiye şöyle dedi: <br> &#8220;Bunun içinde 400 dirhem amcazadelerinin hakkı vardır. Önce onu çıkarıp ayır.&#8221; <br> Irak&#8217;tan gelen adam bu sözler karşısında şaşırıp kalmıştı. Malı hesaplamaya başladı ve elinde bulunan tarlalarda amcaoğullarının hakkının olduğunu anladı. Onların payının ne kadar olduğunu hesapladığı zaman ise 400 dirhem ettiğini gördü. Onların payına düşen 400 dirhemi ayırdıktan sonra getirdiği parayı Osman b. Said&#8217;e takdim etti ve o da kabul etti. <br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.326</strong> <strong>İsbatul- Hudat c.7 s.302</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-19e65c27307e86381c038c36c529e407">429-Özel Vekillerin Faziletlerinden</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-63262b477a910c62b9d3e62152308ed0">Ahmed b. İbrahim b. Muhalled şöyle demiştir: <br>&#8220;Bir gün Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) has naiplerinden olan Ali b. Muhammed Es-Samuri hiçbir şey yokken şöyle dedi: <br>&#8220;Allah, Ali b. Babeveyh Kummî&#8217;ye rahmet etsin.&#8221;<br> Orada bulunanlar onun bu sözü söylediği zamanı-tarihi yazıp kayıt altına aldılar. Daha sonra Ali b. Babeveyh&#8217;in o sözün söylendiği gün vefat ettiği haberini aldılar. Ali b. Muhammed Samurî Hicri Kameri 329 yılında vefat etmiştir. <br><strong>Bihar-ul Envar c.51 s.360</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6ca7af246321e6e51ba2842f306b0106">430-Muhammed b. Osman</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8f81146f94a4f7f98c732879e27233a3">Muhammed b. Osman, babası Osman b. Said&#8217;in vefatından sonra Hz. İmam Mehdi (a.s.) tarafından özel naiplik makamına getirilen ikinci naiptir.<br> Şeyh Tusi (rahmetullahi aleyh) onun hakkında şöyle yazmıştır: <br>&#8220;Muhammed b. Osman ile babası, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) özel naiplerinden idiler ve O Hazretin yanında büyük değer ve makama sahiptiler.&#8221; <br><strong>Muntehal Makal s.305, Tenkihul Makal c.3 s.149</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ae69c3d3cbc812cadf75a713a41bb7c4">Mamkani ise şöyle yazmıştır: <br>&#8220;Muhammed b. Osman&#8217;ın azamet ve büyüklüğü İmamiyye fırkasında sabit ve kesindir; bunu ispat etmek için hiçbir delile gerek yoktur. Öyle ki babasının hayatta olduğu dönemde Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) vekili olmasının yanında Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) temsilciliğini de yapıyordu.&#8221; <br><strong>Rical-u Lil Mamkani c.3 s.149</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bcfffd0d6d0c1e5543c08bad1aabf738">431-İmam ile Halkın Arasındaki Aracı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-53ba804c2c5b5db81692db86f7f33679"> Küçük gaybet dönemini ve naiplerin zamanını idrak eden alimlerden bir tanesi olan Muhammed b. İbrahim b. Cafer Numanî&#8217;dir. Bu büyük alim, kendisinin El-Gaybet adındaki kitabında özel naiplerin olduğunu kabul ettikten ve gaybet ile ilgili hadisleri naklettikten sonra şöyle yazmıştır:<br>&#8220;Küçük gaybet döneminde belli ve meşhur kimseler, İmam ile insanların arasında aracılık yapıyordu. Bunların vesilesiyle birtakım hastalar şifa buluyor ve Şiaların içinde bulundukları sorundan kurtulma reçeteleri veriliyordu. Ama halihazırda küçük gaybet dönemi sona ermiş, büyük gaybet dönemi başlamıştır.&#8221; <br><strong>El-Gaybet Numanî S.81</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2768cff1fafa4c1a06f59596f54e7a70">432-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Duası</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4cc3d038363cc01773cec8053afe0820">Merhum Şeyh Saduk (r.a) şöyle yazmıştır: <br>Muhammed b. Ali Esvedî şöyle nakletmiştir: <br> &#8220;Ali b. Hüseyin b. Babeveyh, benden Hz. İmam Mehdi&#8217;nin özel naibi/vekili olan Hüseyin b. Ruh&#8217;tan, Allahu Teala&#8217;nın kendisine bir erkek evlat vermesi için Hz. İmam Mehdi&#8217;den dua etmesini istemesini rica etmişti. Ben onun isteğini Hüseyin b. Ruh&#8217;a ilettim. <br>Üç gün sonra Hüseyin b. Ruh bana şöyle dedi: <br>Hz. İmam Mehdi (a.s) kendisi için dua etti ve şöyle buyurdular:<br> &#8220;Allahu Teala yakında kendisine bir erkek evlat ihsanında bulunacaktır ve onun vesilesiyle insanlar İlahî berekete ulaşacaklardır.&#8221; <br>Aynı yıl bir erkek evlat sahibi olduktan sonra onun haricinde başka evlatları da oldu.<br>Merhum Şeyh Saduk (rahmetullahi aleyh) bu olayı naklettikten sonra şöyle yazmıştır: <br> &#8220;Muhammed b. Ali Esvedî, Muhammed b. Hasan b. Ahmed&#8217;in derslerine gidip gelirken beni gördüğü zaman, ilmi kitapları okumaya ve öğrenmeye büyük isteğimin olduğunu bildiği için şöyle diyordu: <br>&#8220;Senin ilim öğrenmeye bu kadar istekli olman şaşılacak bir şey değildir çünkü Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) duasının bereketiyle dünyaya gelmişsin.&#8221; <br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.180</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5da5f788c88d1979fb0ed10cf7670bb7"> Adamın birisi Hüseyin b. Ruh&#8217;un vekilliği hususunda şüphe içindeydi. Mürekkep kullanmadan kuru bir kalem ile bir mektup yazıp Hz. İmam Mehdi&#8217;ye gönderdikten birkaç gün sonra, Hz. İmam Mehdi (a.s) Hüseyin b. Ruh ile mektubun cevabını gönderdi.<br><strong>Kemal-ud Din c.7 s.240</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1d149918b70cb50360b813dfcbb3476f">433-Dördüncü Vekil</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-289d0a0d9a15aaf4ec45223fd8e7c2e9">Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) 4. vekili, Şeyh Ebul Hasan Ali b. Muhammed Samurî&#8217;dir.<br> Seyyid b. Tavus onun hakkında şöyle yazmıştır:<br> &#8220;O zat, Hz. İmam Hadi (a.s) ve Hz. İmam Hasan Askeri (a.s)&#8217;a da hizmet etmişlerdi. Bu iki İmam kendisine birçok yazılar, mektuplar yazmışlardır ve Ali b. Muhammed Samuri, Şia&#8217;nın önde gelen güvenilir bir simasıdır.&#8221;</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7c9a3180e16b1766b1de368de9b8d71a">434-Allah Her Şeye Kadirdir</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9f1b07baaa814cf86650af6d5a624d7f">Ebu Said şöyle demiştir: <br> &#8220;Hz. İmam Hasan (a.s), Muaviye ile sulh (savaşmama) anlaşması imzalamasından sonra insanlar İmam&#8217;ın huzuruna geliyorlardı ve onlardan bazıları İmam&#8217;ı bu anlaşmadan dolayı eleştiriyorlardı.<br>İmam Hasan (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Vay olsun sizin halinize! Ne yaptığımı biliyor musunuz? Yapmış olduğum bu iş, Şialarım için üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır. Benim, Allah Resulü&#8217;nün apaçık buyruğu ile sizlere itaati farz olan İmam ve Cennet gençlerinin iki efendisinden biri olduğumu bilmiyor musunuz?&#8221;<br>Dediler: &#8220;Biliyoruz.&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Hz. Hızır&#8217;ın yıkılan duvarı inşa etmesi, gemiyi delmesi ve genç çocuğu öldürmesinin, hikmetini bilmediği için Hz. Musa&#8217;yı (a.s) gazaplandırdığını biliyor musunuz? Oysa Allah, hikmet üzerine bunları yapmasını buyurmuştu. Acaba bizim –Ehlibeyt İmamlarının arasında– arkasında Hz. İsa&#8217;nın (a.s.) namaz kılacağı Hz. Kaim (İmam Mehdi a.s) haricinde, İmamların tamamının zamanlarının isyankar yöneticilerinin biati altında olacağını bilmiyor musunuz? Allah, O&#8217;nun doğduğu günü saklı tutacak ve kendisi, hiç kimsenin biati altında olmaması için zuhur edeceği güne kadar gözlerden gizli kalacaktır. O, kardeşim Hüseyin&#8217;in (a.s) soyundan dokuzuncu torunudur ve Allah gaybet döneminde O&#8217;nun ömrünü uzatacaktır. Sonra ise kendi kudretiyle O&#8217;nu kırk yaşından daha küçük yaştaki bir genç suretinde zuhur ettirecek ve bununla Allah&#8217;ın her şeye kadir olduğunu gösterecektir.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.1 s.581, 582</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-aa4013c6d574a95dc61916cf182c35e1">435-Ebu Sehl Nuvbahti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-67102f6f6909b6c745acf9b364079dae"> İsmail b. Ali b. İshak b. Nuvbahti, 37 kitap ve risale yazmış meşhur bir alim ve Şia&#8217;nın muhalifleriyle amansız münazaralar yapan bir bilgedir. <br><strong>Nuvbahti Hanedani s.122-123</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-40c286bd7d64077003821aead97bea3b">Bazı kimseler Ebu Sehl Nuvbahti&#8217;ye şöyle sordular: <br>&#8220;Nasıl oldu da vekillik görevi Şeyh Ebul Kasım Hüseyin b. Ruh&#8217;a verildi de sana verilmedi?&#8221;<br>Dedi ki: &#8220;İmamlar, bu makama kimi getireceklerini herkesten daha iyi bilirler. Ben düşmanlarla irtibatı olan ve onlarla tartışmalar yapan birisiyim. Eğer ben Ebul Kasım&#8217;ın bildiği sırları bilmiş olsaydım, düşmanlarla tartışırken İmam&#8217;ın varlığı hakkında ortaya koyacağım kesin deliller, O Hazretin yerinin ortaya çıkmasına sebep olabilirdi. Ama eğer Ebul Kasım, İmam&#8217;ı elbisesinin altına saklamış olsaydı, etini makasla doğrasalar dahi O&#8217;nun yerini kimseye söylemezdi.&#8221;<br><strong>El Gaybet s.391, Şeyh Tusî</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e0d009f83a0d33702812c0f42cc660a4">436-Küçük Gaybetin Süresi </h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-12d17568f946fba10d30e839c13cdb49">Merhum Şeyh Müfid (rahmetullahi aleyh) Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) küçük gaybetinin O Hazretin doğumu ile başladığına inanıyor ve bu hususta şöyle demiştir:<br> &#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin küçük gaybet dönemi, O Hazretin dünyaya gelmesiyle başlamış ve Şiaların her zaman kendisiyle irtibat içinde oldukları özel temsilcilerinin sonuncusunun vefatı ile son bulmuştur. Buna göre O Hazretin küçük gaybet dönemi 74-75 yıl sürmüştür.&#8221;<br> Merhum Şeyh Müfîd&#8217;in böyle inanmasına sebep olan şey, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) doğumundan babasının şehadetine kadar geçen 5 yıllık süre içinde sıklıkla insanların arasında ortaya çıkmaması ve toplumsal olarak açık bir ilişki içinde olmamasıdır.<br><strong>El-İrşad c.2 s.340</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f291f439f4e55d43f72bdb8e1b1d6c4b">437-Serdab Olayı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8cbf190204ce122a691e9556bb415e0b">Hz. İmam Mehdi (a.s) nerede ve nasıl gaybete çekildi? <br>Babasının evinin serdabında mı gaybete çekildi ve halen de orada mıdır?<br> Bu hususta Şia&#8217;ya birçok töhmet atılmış ve şöyle söylenmiştir: <br> &#8220;Şia, Abbasi yönetiminin Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) ele geçirebilmek için babasının evine saldırdığına, bu sırada evin serdabında olan Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gözlere görünmez olduğuna, bugüne kadar aç ve susuz bir şekilde orada yaşadığına ve günü geldiği zaman oradan zuhur edeceğine inanmaktadır.&#8221;<br> Bu töhmetler o kadar yayılıp meşhur olmuştur ki, O Hazrete &#8220;Serdabın Sahibi&#8221; dahi denilmektedir. <br> Oysa Şia kaynaklarında ve kitaplarında gaybetin serdapta gerçekleştiğine dair bir bilgi dahi geçmemektedir. Bu mesele daha çok muhalif kaynaklarda yer almakta ve Şia&#8217;ya bir saldırı aracı olarak kullanılmaktadır. <br><strong>Muntahab-ul Eser s.372</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-49b71bfc8b1c460f0475a19f41deb9ba"> Onlar, Şiaların serdapta İmamlarını aradıklarına ve bu sebepten dolayı O&#8217;nun zuhurunu orada beklediklerine inanmaktadırlar. Eğer Şia kaynaklarına bakma zahmetine katlanmış olsalardı, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) doğduğu günden itibaren saklı bir hayat yaşadığını ve babasının şehadetinden sonra Küçük Gaybet döneminin resmen başladığını göreceklerdi.<br> Hz. İmam Mehdi (a.s), babasının mutahhar naaşına namaz kıldıktan ve defin ettikten sonra eve girmiş ve o andan sonra hiç kimse kendisini görmüş değildir. <br><strong>Hayat-ul İmam Mehdi (a.s) s.155-120</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b505c88601616c3708e90393b77382ac"> Şia kaynaklarında yer alan sahih hadislere göre Hz. İmam Mehdi (a.s) insanların arasında yaşamakta, pazarları gezmekte ve her yıl Hac mevsiminde Hac ibadetini eda etmektedir; ancak insanlar O&#8217;nu şahsen tanımamaktadırlar. <br><strong>Usul-u Kafi c.1 s.337, Kemal-ud Din c.2 s.440</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6ecb7af8f7d91d9b64296057296bfeec">Rivayetlerde konu edilen ev, kadınlar ve erkekler bölümü olarak iki ayrı kısımdan ibaretti ve bu bölümlerin altında, sıcak havalarda kalınan bir serdab vardı.<br> Şialara göre hem bu ev hem de evin serdabı, hem İmamlarımızın yaşamış olduğu hem de İmam Ali Naki (a.s) ve İmam Hasan Askeri&#8217;nin (a.s) Allah&#8217;a ibadet ettikleri ev olduğu için değerli ve saygı gösterilmesi gerekir. Bir toplumun liderine ait olan bir mekana veya bir şeye saygı gösterilmesi makul ve doğal bir şeydir.<br> Bütün dinlerde ve inançlarda da durum böyledir. Bu sebepten dolayı Şialar, hem kutsal yerlerin ve şehirlerin saygın bir şekilde korunmasını savunmakta hem de bu tür yerlerin Nur Suresi 36. ayetinde buyrulmuş olan &#8220;Allah&#8217;ın zikrinin yükseldiği evler&#8221; olarak kabul edilmektedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2392c929095a1eb8eb91cc0021e03804"> <strong>Hakikat şudur:</strong> <br> Hem Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Samarra şehrindeki serdapta gaybete çekildiği hem de orada yaşadığı iddiaları yalan ve iftiradan öte bir şey değildir ve Şianın büyüklerinin hiçbirisinin böyle bir görüşü yoktur. </p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-07c71e3c439a15372c458b92e2c65ac1">Gaybet-i Kübra/Büyük Gaybet</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ae76af3dc5a6d0dc13192198c6d992aa">438-Büyük Gaybet</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c7327522afd00990b0e62ef48a8ebd48">​Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) hayatının üçüncü kısmı (bölümü) suğra-küçük gaybetinden sonra başlayan büyük-kübra gaybet dönemidir. <br> Küçük/kısa gaybet döneminden sonra başlayan bu dönem, günümüzde devam etmekte olup zuhur şartlarının oluşacağı zamana kadar, yani insanların o Hazretin liderliğini ve kuracağı evrensel hükümeti kabullenecekleri zamana kadar devam edecektir.<br> İmamın hayatının bu evresi; insanların en büyük imtihan ve sınamaya tabi tutuldukları, müminlerin elendikleri ve imanlarının ölçüsünün ne olduğunun önlerine koyulduğu dönemdir. <br> Bu uzun dönemde gaybet perdesinin arkasında olan Hz. İmam Mehdi (a.s) tıpkı bulutların arkasında olan güneş gibi gaybet perdesinin arkasından nurunu yaymaktadır.<br><strong>Bihar-ul Envar c.52 s.93</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-161ede3d4ec65e8fdedb993a9005d1ea">439-Naipliğin Türleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-264a41cb4e4c28e469171d022af36d05">​ Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybeti döneminde iki çeşit naiplik görevi vardır:<br><strong>1-</strong>Küçük-kısa gaybet döneminde olan özel naiplik-vekillik<br><strong>2-</strong>Büyük-uzun gaybet döneminde olan genel naiplik-vekillik.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-90580dd70db9a65911191a8c8f4d10f8">Hz. ​İmam Mehdi (a.s), küçük gaybet dönemindeki bazı kimseleri özel temsilcileri olarak seçmiş ve onların adlarını ve kim olduklarını açıklamıştır ve vekillerin her birisi kendilerinden önceki temsilci tarafından insanlara bildirilmiştir.<br><strong>​ Genel naiplikte ise:<br></strong> İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) kendisi tarafından belirlenmiş olan birtakım kural ve ilkeler geçerlidir. Buna göre bu özellik ve şartların tamamına sahip olan kimse İmam&#8217;ın naibi ve olarak kabul edilmekte ve İmam&#8217;ın vekili olarak insanlara din ve dünya işlerinde liderlik yapmaktadırlar.<br> Bu makam ve bu vekillik, bizzat İmam Mehdi (a.s) tarafından şartlara sahip olan alimlere verilmekte olan makam ve temsilciliktir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3191002f86f5e3bab44606631d2bb8ea">​ Şeyh Tusi, Şeyh Saduk ve Şeyh Tabersi, İshak b. Ammar&#8217;dan şöyle nakletmişlerdir: <br>İshak b.  Ammar dedi ki: <br>&#8220;İmamımız (Mevlamız) Hz. İmam Mehdi (a.s), Şiaların gaybet döneminde yapmaları gereken vazifeler hakkında şöyle buyurdular:<br>​&#8221;Meydana gelecek hadise ve olaylarda bizim hadislerimizi sizlere söyleyenlere müracaat edin. Onlar benim size tayin etmiş olduğum hüccetimdir ve ben de Allah&#8217;ın onlara tayin etmiş olduğu hüccetim.&#8221;<br><strong>El-İhticac c.2 s.28</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-787bcfaaeaadf5b2eee3c5744036ce79">​ Şeyh Tusi (rahmetullahi aleyh) El-İhticac kitabında Hz. İmam Sadık&#8217;ın (a.s) bir hadisin içinde şöyle buyurduklarını nakletmiştir:<br>​&#8221;Avam halkın; nefislerine ve dinlerine hakim olan, arzu ve isteklerine uymayan ve İmamlara bağlı olan her fakihe taklit etmesi gerekir, şarttır.&#8221;<br><strong>El-İhticac c.2 s.459</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ba40ee90af5019d76da7de1d4c7c2009"> Bu ve bunun gibi hadislere göre Kübra (büyük) gaybet döneminde Müslümanların yapmaları gereken işler, Veliyyi Fakihe bırakılmıştır ve vazifelerin onun görüşü ve emri doğrultusunda yapılması gerekir. Müçtehitlerin fetva, hüküm ve kazavet makamları, İmamların döneminde meydana gelmiş olmasına rağmen bu dönemde resmiyet kazanmıştır ve Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhur dönemine kadar devam edecektir; o Hazretin zuhurundan sonra ise yönetim ve hakimiyet her zaman doğrudan Allah&#8217;ın hüccetlerinin elinde olacaktır. <br>(Bu hakikate Âl-i İmran Suresi&#8217;nin 140. ayet-i kerimesinde işaret olunmuştur.)<br><strong>Bihar-ul Envar c.52 s.312, Kemal-ud Din c.1 s.256</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7b06f33b1449d29fc3d49139a280dfa4">440-Genel Naiplik </h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-266464cfc0a984b6b1d5c22f658e66d4">​ Genel naiplik makamı görevi, İmamlar tarafından, özellikle de Hz. İmam Mehdi (a.s) tarafından şartları taşıyan müçtehitlere, fakihlere verilmektedir. <br> Sahip olunması gereken özellik ve şartların neler olduğunu İmam tarafından bizzat belirlenmiştir. Buna göre bu şart, sıfat ve özelliklere sahip olan müçtehitler, İmam&#8217;ın özel temsilcileridirler.<br>​ Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) ikinci özel temsilcisi Muhammed b. Osman aracılığı ile İshak b. Yakub&#8217;a göndermiş oldukları mektupta şöyle buyurmuşlardır:<br>​ &#8220;Gelecekte meydana gelecek olan olay ve hadiselerde bizim hadislerimizi size rivayet eden kimselere başvurun. Çünkü onlar, Allah&#8217;ın hücceti olan benim sizin için tayin ettiğim hüccetlerimdir.&#8221;<br><strong><strong>Kemal-ud Din c.2 s.</strong>483</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1c5469a9e14dcf199a538922b160be3b">441-Ehlibeytin Yönetimi/Hükümet Etmeleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f06a6cb1155de24a5f212db645619449"> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular:<br>&#8220;Bu iş (biz Ehlibeytin hükümeti) bütün kesimler, insanlara hükümet etmedikçe gerçekleşmeyecektir. Bu olduktan sonra bizim Kaimimiz (a.s) kıyam edip hakkı ve adaleti hakim kılacaktır.&#8221;<br><strong>El-Gaybet Lin Numanî  s.274                                                                                                                                                                                </strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-717ce709a0950b5f28973f720d0178fb">442-Her Kesimin Hükümet Etmesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-97ddf89030a3c0c35c8de20b08783427">&#8220;​Hiçbir hanedanın hükümeti baki kalmayacaktır. Tamamı bizim hükümetimizden önce iktidar olacaklar.<br><strong>El-Gaybet Lin Numanî  s.472                                                                                                                                                                                </strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1691bbc63e1cd79f26789b6e5815ca0f">443- Gaybet Döneminde Kıyam Etmenin Yasak Olması</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fb3508de0e23c534248c358dacdbf4e3">Hürr Amuli&#8217;nin (rahmetullahi aleyh) &#8220;Vesail-uş Şia kitabında&#8221; ve Şeyh Nuri&#8217;nin (rahmetullahi aleyh) &#8220;Müstedrekul Vesail&#8221; kitabında nakletmiş oldukları bazı rivayetler, gaybet döneminde kıyam etmenin yasak olduğu yönündedir. <br> Bu rivayetlerin bazılarında zuhurdan önce her türlü kıyam, başkaldırı ve bayrak açmanın yasak olduğu ve bunu yapan kimsenin ise tağut olduğu söylenmiştir.<br><br>​ Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Hz. Kaim&#8217;in (aleyhisselam) kıyamından önce kaldırılan her bayrağın sahibi tağuttur ve Allah&#8217;tan başkasına tapmaktadır.&#8221;<strong>Vesail-uş Şia, c.11, s.37</strong><br><br>​ Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s) ise şöyle buyurmuşlardır: <br>&#8220;Hz. Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) kıyamından önce bayrak kaldıran kimse tağuttur.&#8221;<br><strong>Müstedrekul Vesail c.11 sayfa 34</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2ec6a9756a42e92268162d0551bd0f67">​ Allah&#8217;ın hududunu aşan, çiğneyen ve insanların Allah&#8217;ın hükümetinin yerine, kendisinin hükümetini kabul etmesini isteyen kimseye tağut denilir. Nakletmiş olduğumuz bu iki hadiste buyurulmuş olan &#8220;tağut&#8221; kelimesi ve &#8220;Allah&#8217;tan başkasına tapıyor&#8221; cümlesine baktığımız zaman maksadın; Allah&#8217;ın, Allah&#8217;ın Resulü&#8217;nün ve İmamların karşısında bayrak açmak ve Allah&#8217;ın hükümetinin karşısında bir yönetim kurup kendi isteklerini toplumda gerçekleştirmek isteyen kimselerin kastedilmiş olduğunu açıkça görmekteyiz.<br><br> Buna göre salih bir kişinin Allah&#8217;ın emir ve hükümlerini hakim edebilmek için bayrak açıp kıyam etmesine tağut diyebilmek mümkün değildir. Çünkü böyle bir kimsenin yapmış olduğu kıyam, Hz. Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) kıyamının karşısında yapılmış bir kıyam olmamasının yanında, onun yolunda ve onun için açılmış bir bayrak ve yapılmış bir kıyamdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b1884d5fcf31a910a52a9706777e3cca">​ Bu sözümüzün delili masum İmamın buyruğudur, Hz. İmam Muhammed Bakır (aleyhisselam) buyurdular: <br> &#8220;وَإِنَّهُ لَيْسَ مِنْ أَحَدٍ يَدْعُو إِلَى أَنْ يَخْرُجَ الدَّجَّالُ إِلَّا سَيَجِدُ مَنْ يُبَايِعُهُ، وَمَنْ رَفَعَ رَايَةَ ضَلَالَةٍ فَصَاحِبُهَا طَاغُوتٌ&#8221;<br> Ve şüphesiz ki Deccal&#8217;in çıkması için çağrıda bulunan hiç kimse yoktur ki kendisine biat edecek birini bulmasın ve kim bir sapkınlık bayrağı kaldırırsa onun sahibi tağuttur.<br><strong>Furu-u Kafi c.8 s.297</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4725afc74554942635b368c2e8bbb8b1">Bu hadiste Hz. İmam Muhammed Bakır (a.s), bayrak kaldıran/kıyam eden kimsenin sapıklığa götürecek olması halinde tağut olduğunu buyuruyorlar.<br>​Bunu destekleyen bir başka hadis ise İsa b. Kasım&#8217;ın kendi kitabında nakletmiş olduğu bir başka hadistir. Ve İmam bu hadisinde kıyamları iki kısma ayırmaktadır:<br>​<strong>1-</strong>Liderlerin insanları kendilerine çağırdığı kıyamlar.<br>​<strong>2-</strong>Hakkı ihya ve batılı yok etmek için yapılan kıyamlar.<br> ​İmam bu hadisinde ikinci türden olan kıyamları destekliyor. <br>İmam (a.s), Zeyd b. Ali&#8217;nin ve onun kıyamı gibi olan kıyamları desteklerken taraftarlarına şu mesajı veriyorlar:<br><strong>&#8220;Delalete düşmemek için her kıyamın Zeyd&#8217;in kıyamı gibi olduğunu düşünmeyin.</strong><br> Sizi, yapacağı kıyama katılmaya çağıran kimselerin kıyam yapmaktaki hedeflerinin ne olduğuna bakın ve &#8220;Zeyd de kıyam etmiştir&#8221; demeyin!<br> Zeyd, alim ve doğru sözlü birisiydi. Ve sizi asla kendisi lider olmak için kıyama, kıyam etmeye çağırmış değildi.<br> Sizi, Hz. Muhammed&#8217;in (sallallahu aleyhi ve alihi) Ehlibeyt&#8217;inin razı olduğu bir işe çağırmıştır. Kazanmış olsaydı ahdine vefa edecekti. Çünkü o, Ümeyyeoğullarının tağuti düzenini yıkmak için kıyam etmiştir.<br>​ Fakat bugün kıyam eden kişi Muhammed b. Abdullah sizi başka bir şeye çağırıyor ve bizler, onun kıyamını kabul etmediğimizi söylüyoruz. O bugün bize bağlı değil ki yarın sancağını dalgalandırdığı zaman bize bağlı olsun. <br><strong>Vesail-uş Şia c.11 s.35<br></strong>​ Bu rivayette görüldüğü gibi İmam (a.s), Zeyd b. Ali&#8217;nin ve onun gibilerin kıyamını hak için yapılmış olmasından dolayı desteklerken, Muhammed b. Abdullah&#8217;ın kıyamını ise kendi liderliği için yapmış olmasından dolayı kınamaktadır. <br><strong>Mekatil-ut Talibin, Ebul Ferec İsfahani, s.157-165</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a013302d55b5de0f112d63d0d5816b95">Bu görüşün doğruluğunun bir başka kanıtı ise İmam&#8217;ın (a.s), Hüseyin b. Ali&#8217;nin Harun Reşid&#8217;in kardeşi Hadi&#8217;nin hükümetine/yönetimine karşı yapmış olduğu kıyamı desteklemeleridir. <br> Dolayısıyla Zeyd b. Ali&#8217;nin ve Hüseyin b. Ali&#8217;nin yapmış oldukları kıyamlarla birlikte bu türden olan kıyamları tağut görmek mümkün değildir.<br> ​Bunların ötesinde birçok hadise göre her türlü kıyamı tağut görmek cihadı, emr-i bi&#8217;l-maruf ve nehy-i an&#8217;il-münkeri emreden hadislere, Hz. Resulullah&#8217;ın ve Ehlibeyt İmamlarının (salavatullah aleyhim) sünnetine zıt ve aykırıdır. Ve bundan dolayı her türlü kıyamın tağut olduğunu söyleyen rivayetler itibarsız rivayetlerdir.<br>​ Ortaya koymuş olduğumuz delillerden şu sonuca ulaşmaktayız: <br> Kıyamı başlatan kimselerin yapmış olduğu kıyamlardan maksatları kendilerinin iktidara gelmeleri ve lider olmaları olacak olursa o kıyam tağuttur. Fakat kıyam eden kimse salih olur ve Masum İmama niyabetten kıyam edip, hükümet kuracak olursa hem kıyamı yapan kimsenin taut ve hem de kıyamın kendisinin tağutî olduğunu düşünmek kesinlikle mümkün değildir.<br>​ Birtakım kıyamların yasaklanması hakkında olan rivayetler ise o kıyamların, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) zuhurundan önce yapıldığında başarıya ulaşmasının mümkün olmamasından dolayı buyurulmuştur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5a788ac55c91c7bc196123c78d76b4d7">Bu rivayetlerde, başarıya ulaşması mümkün olmayan kıyamların yapılmasının meşru olmadığının buyurulmasının yanında aslında bu tür işleri kabul etmediği söylenmiştir. <br>Hz. İmam Zeynelabidin (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Allah&#8217;a and olsun ki, Hz. Mehdi&#8217;nin kıyamından önce bizim hiçbirimiz kıyam etmeyeceğiz. Eğer böyle olursa bu durum yavrularının kanatları gelişmeden yuvasını terk eden kuşun durumuna benzer. Yavrularını alır ve onlarla oynar.&#8221; <br><strong>Vesail-uş Şia c.11 s.36, Mustedrek-ul Vesail c.11 s.37<br></strong>​ Birtakım kimseler yukarıdaki rivayete dayanarak şu sonuca ulaşmışlardır: <br> &#8220;Zuhurdan önce İslami yönetim kurmak maksadıyla kıyam etmenin sonuç vermeyeceğinin yanında Ehlibeyt&#8217;i üzecek ve onlara sorun çıkaracak olmasından dolayı, zuhurdan önce İslami yönetim kurmak için kıyam etmekten uzak durulması gerekir.&#8221;<br>​ Fakat yukarıdaki rivayeti ve benzerlerini bu iddiaya delil göstermek birkaç açıdan yanlıştır. Çünkü bu rivayet, kıyam yapmanın özünü reddetmemektedir. Aksine kıyamın zaferle sonuçlanmayacağını söylemektedir. Eğer kıyamın özünü reddetmiş olsaydı Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (as.s) Yezid&#8217;e karşı yapmış olduğu kıyamı, Zeyd b. Ali&#8217;nin ve Hüseyin b. Ali Şehid-i Fahh&#8217;ın da kıyamlarını reddetmiş olmaları gerekirdi. Oysa bu ve buna benzer rivayetler, kıyamın özünü reddeden ve yasaklayan rivayetler değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b2ed59556f7d4be1b9c3e4cdc9480f1a">Sıffın savaşında Muaviye&#8217;nin öldüğü haberi yayılmış ve bu haber insanların sevinmesine sebep olmuştu. Emirel Müminin İmam Ali (aleyhisselam) insanların sevindiğini gördükleri zaman onlara şöyle buyurdular:<br>&#8220;Canım elinde olan Allah&#8217;a and olsun ki insanlar Muaviye&#8217;nin yanında yer alıncaya kadar o ölmeyecektir.&#8221; Arz ettiler: &#8220;Öyleyse neden onunla savaşıyorsun?&#8221; <br>Buyurdular: &#8220;Allah&#8217;a karşı vazifemi yapmak istiyorum.&#8221; <br><strong>Biharul Envar c.41 s.298</strong><br><br>Başka bir rivayette ise şöyledir: <br>&#8220;Şam&#8217;dan Kufe şehrine gelen bir adam Muaviye&#8217;nin öldüğünü söyledi. <br>Emirel Müminin (aleyhisselam) buyurdular: &#8220;Öldüğünü gördün mü?&#8221; <br>Adam dedi: &#8220;Evet, kendi ellerimle kabrine toprak attım.&#8221; <br>Buyurdular: &#8220;Bu adam yalan söylüyor.&#8221;<br>Sordular: &#8220;Ya Emirel Müminin, onun yalan söylediğini nereden biliyorsun?&#8221; <br>Buyurdular: &#8220;Muaviye şunları ve şunları yapmadan ölmeyecektir.&#8221; <br>(Muaviye&#8217;nin iktidar döneminde yapacaklarını sıraladılar.)<br> Sordular: &#8220;Öyleyse onunla savaşmanın sebebi nedir?&#8221; <br>Buyurdular: &#8220;Hakkı tamamlamak ve vazifemi yapmak için çalışıyorum.&#8221; <br><strong>Biharul Envar c.41 s.298</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-679c158761fb570753e91fd77878b0a7">​Bu rivayet, şunu ortaya koymaktadır: <br>Müslüman kimsenin güzel ve istenilen sonuca ulaşmayı beklemeden vazifesini yapması gerekir.<br> Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) gaybeti döneminde İslami yönetimin kurulması için çalışmanın meşru olmadığına delil olarak gösterilen bir başka grup rivayet ise, insanların sessiz kalmaya ve hiçbir çalışma içinde olmamaya çağıran rivayetlerdir. <br>Bu türden olan rivayetler, zuhurun nişaneleri ortaya çıkmadan, insanların her türlü mücadele ve kıyam etmesine engel olan rivayetlerdir.<br>​Hz. İmam Cafer-i Sadık (aleyhisselam) şöyle buyurdular: <br>&#8220;Ey Sudeyr, evinde otur ve yaşamana bak. Gece ve gündüzler sakin olduğu müddetçe sen de sakin ol. Süfyanî&#8217;nin çıktığını haber aldığın zaman çık ve yaya olarak da olsa bize gel.&#8221;<br><br>​Bir başka rivayette ise şöyle buyurmuşlardır: <br> &#8220;Kıyamdan önce beş şeyin olması gerekir: Gökten sesin gelmesi, Süfyanî&#8217;nin çıkması, Süfyanî&#8217;nin ordusunu Beyda denilen yerde yerin yutması, Nefs-i Zekiye&#8217;nin öldürülmesi ve Yemani&#8217;nin çıkması.&#8221;<br><strong>Vesail-uş Şia c.11 s.36</strong><br><br>​Ömer b. Hanzala şöyle demiştir:<br> Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;a sordum: &#8220;Siz Ehlibeyt hanedanından birisi, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) kıyamından önce kıyam edecek olursa, bizim ona katılmamız gerekiyor mu?&#8221; <br>Buyurdular: &#8220;Hayır.&#8221;<br>​Hz. İmam Muhammed Bakır (aleyhisselam) Cabir&#8217;e şöyle buyurdu: <br>&#8220;Ey Cabir, sana söyleyeceğim bu nişanelerin olduğunu görünceye kadar metanetini koru ve hiçbir iş yapma. O zamana kadar yaşamayacağını bilmemene rağmen bunları sana söylüyorum. Filanoğullarının arasında ihtilaf çıkacaktır. Gökten bir nida gelecektir ve Şam tarafından bir ses yükselecektir.&#8221;<br><strong>Mustedrek-ul Vesail c.11 s.38</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1ac6cb6cfce084e1abe18417843ed527"> Bu rivayetler hakkında şöyle söylenmiştir: <br>Bu rivayetlere amel etmek yalnızca Südeyre, Ömer b. Hazala&#8217;ya ve Cabir&#8217;e farz değildir. Bütün herkesin üzerine farzdır. Buyurulmuş olan nişanelerin meydana gelmesinden sonra Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) zuhur etmesine kadar hiçbir kimsenin kıyam etmemesi ve diğer insanların da yapılan kıyamlara katılmaması gerekir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-219d6442bb2657138e993fe81580ba6a"><strong>Cevap: </strong>Bu hükmün bütün herkes ve her zaman geçerli olabilmesi için bizim ve insanların kıyam eden kimse ya da kimselerin yapmış olduğu kıyamdaki maksadının İmamın maksadına ters ve zıt olduğunu bilmesi gerekir. <br> Yukarıdaki rivayetlere baktığımız zaman kıyam eden kimsenin böyle bir hedefinin olduğunu bilmediğimiz zaman, aksini yapmamamız gerektiğini görmemizin yanında bu rivayetlerin kendilerine söylenmiş olan kimselerin özelliklerini de göz önüne almalıyız.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e71359c49fb6bf7b71c7b958171ac919">​<strong>Örnek olarak Südeyr hakkında söylememiz gerekir ki: </strong>Hem tarihe hem de rivayetlere baktığımız zaman Südeyr&#8217;in, duygularının aklına galebe ettiği bir kişi olduğunu görmekteyiz. Südeyr, İmamın kıyam edip İslamî yönetim kurmasının imkanlarının var olduğuna inandığı için her an İmam&#8217;ın kıyam etmesini bekliyordu. <br> Hz. İmam Cafer-i Sadık (aleyhisselam) bu hadislerinde Südeyr&#8217;e zahiri anlamda kıyam etmesinin ve İslami yönetimi kurmasının mümkün olmadığını buyurduktan sonra Südeyr&#8217;e ve onun gibilerine evde oturmalarının daha iyi olduğunu buyurmuşlardır.<br>​ Söylemiş olduğumuz bu sözlerin delili, yine Südeyr&#8217;in Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;tan nakletmiş olduğu bir başka hadistir, şöyle demiştir: <br> &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) huzuruna müşerref oldum ve arz ettim: &#8220;Allah&#8217;a and olsun ki oturmak sizin şanınıza aykırıdır.&#8221; <br>Buyurdular: &#8220;Neden ey Südeyr?&#8221; <br>Arz ettim: &#8220;Sizin bu kadar taraftar ve yareniniz vardır. Allah&#8217;a and olsun ki eğer Emirel Müminin Ali&#8217;nin (aleyhisselam) bu kadar taraftarı olmuş olsaydı Teym ve Adiy kabileleri hilafete tamahlanamazlardı.&#8221; <br>Buyurdular: &#8220;Onların sayısı ne kadardır?&#8221; <br>Arz ettim: &#8220;100 bin, belki 200 bin.&#8221; <br>Buyurdular: &#8220;200 bin kişi mi?&#8221; <br>Arz ettim: &#8220;Evet, 200 bin, belki de dünyanın yarısı.&#8221;<br>​İmam Cafer-i Sadık (aleyhisselam) bir müddet sessiz kaldıktan sonra buyurdular: &#8220;Benimle birlikte Yenbee&#8217;ye (Medine&#8217;nin dışında bir yer) gelir misin?&#8221; <br>Oraya vardığımızda İmam bir çocuğun otlatmakta olduğu birkaç tane buzağıya baktı ve sonra buyurdular<br> &#8220;Bu buzağıların sayısı kadar taraftarım-şiam olmuş olsaydı kesinlikle kıyam ederdim.&#8221; <br>Südeyr şöyle demiştir: Onları saydım, sayıları sadece 17 taneydi. <br><strong>Usul-u Kafî c.2 s.242</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3b18fbdae7537b26e402240c0a68d412">Bu türden olan rivayetler Südeyr&#8217;in anlam kapasitesini ortaya koymaktadır. Ayrıca yukarıdaki hadiste buyurulmuş olan Şia&#8217;dan maksat sadece Şia olduklarını söyleyenler değildir. Asıl maksat şehadete kadar İmam&#8217;ın yanında olan ve hiçbir koşulda İmamdan ayrılmayan kimselerdir ve o dönemde böyle kimselerin sayısı oldukça azdı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-685f3361b716888e8e3b7a90bc05e74b"> ​Bir başka rivayette ise Musalla b. Henis şöyle demiştir: <br>&#8220;Abdüsselam&#8217;ın, Südeyr&#8217;in ve diğer kişilerin mektubunu Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;a götürmüştüm. Daha siyah bayrak sahipleri (Ebu Müslim Horasani) kıyam etmemiş ve Abbasilerin hükümeti ortaya çıkmış değildi.<br>O mektuplarda şöyle yazılmıştı: &#8220;Bizler hilafetin size verilmesini düşünüyoruz. Sizin bu husustaki düşünceniz nelerdir?&#8221; <br> Hz. İmam Cafer-i Sadık (aleyhisselam) hışım içinde mektupları yere fırlattı ve buyurdular: <br>&#8220;Ben onların İmam&#8217;ı değilim. Onlar Süfyanî&#8217;nin öldürülmesi gerektiğini bilmiyorlar mı?&#8221; <br><strong>Vesail-uş Şia, c.11 s.38</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1e660e2914c0b8729eaac0ff5370dbe2">Bu rivayetin ortaya koyduğu şey şudur: <br> &#8220;Sudeyr ve arkadaşları, Ebu Müslim Horasani&#8217;nin asıl maksadından haberdar olmadıkları için onun, hilafetin İmam&#8217;a geçmesi için kıyam ettiğini düşünüyorlardı. Oysa Ebu Müslim Horasani zahiren insanların Haşimoğullarından birisine bağlı olmaya çağırmasına rağmen İbrahim Abbasî tarafından Horasan bölgesini kendisine bağlamakla görevlendirilmişti. Ve İbrahim&#8217;in öldürülmesinden sonra insanları, kardeşi Abdullah Saffah&#8217;ın hilafetini kabul etmeye çağırıyordu.<br>​ Buna göre Südeyr&#8217;in sahip olduğu özellikleri beyan eden yukarıdaki ve benzeri diğer rivayetlere bakarak gaybet döneminde Şiaların tamamının evde oturmaları gerektiği sonucuna ulaşamayız. <br> Çünkü o rivayetler Sudeyr&#8217;in sahip olduğu özelliklerden dolayı, onun kendisine özel olarak buyrulmuş olan emirlerdir.<br>​ Bunların haricinde emri bil maruf, nehyi anil münker, Allah yolunda cihat etmek ve zalim yönetim ve yöneticilere karşı yapılması gereken mücadele hakkında var olan onca ayet, hadis ve akli delillere rağmen gaybet döneminde evde oturup susmanın ayet, hadis ve akla aykırı olduğu ortaya çıkmaktadır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-18034d5dc6453bfdab0da11cdcdb8e57">Ömer b. Hanzala&#8217;nın rivayeti de tıpkı Sudeyr&#8217;in rivayet etmiş olduğu hadis gibi özel bir mesele ve durum için buyrulmuş olan bir hadistir. <br> Hz. İmam Cafer-i Sadık (aleyhisselam), Hanzala ve onun gibi kimselerin Ehlibeyt&#8217;ten birtakım Seyyitlerin yaptığı ya da yapmak istedikleri kıyamlara katılmalarını yasaklamaktadır.<br> Yani İmamın burada koymuş olduğu yasak, belirli kişiler için koyulmuş olan yasaktır ve bu yasak, bütün Şialara her dönem için koyulmuş olan bir yasak değildir.<br>​ Ayrıca bu rivayetin içinde kıyam eden kişinin Mehdi olduğunu iddia ettiği, aynı rivayetin içinde buyrulmaktadır ve Hz. İmam Cafer-i Sadık (aleyhisselam) zuhurun nişanelerini sayarak &#8220;Mehdi olduğunu iddia edenlerin&#8221; iddialarını reddetmiş ve insanlara şunu öğretmiştir: <br> &#8220;Ehlibeytten kim olursa olsun bu nişaneler olmadan kıyam ederse o kimse Vaadedilmiş Hz. Mehdi (aleyhisselam) değildir.&#8221; <br> Bu tür hadislerin buyrulmuş olmasının bir diğer sebebi ise Ehlibeytten olan bazı Seyyitlerin, Vaadedilmiş Mehdi olduklarını iddia ederek kıyam edip bu İlahî emri, kendi menfaatleri için kullanmalarına engel olabilmektir.<br> İmam Cafer-i Sadık (aleyhisselam) bunları buyurarak Südeyr, Ömer b. Hanzala ve Cabir gibilerinin aldanıp onların tuzağına düşmemeleri için yapmış olduğu özel bir uyarıdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7331f2579edf4c41f56be38fac82dfb6">Gaybet döneminde İslamî yönetimin kurulmasının gayrı meşru olduğuna delil olarak gösterilen, çalışmanın ve faaliyet göstermenin caiz olmadığını söyleyen rivayetlerin bazılarında şöyle denilmektedir:<br> &#8220;Zuhur muhakkak olmadan Müslümanların kendisini sıkıntı ve zorluklara sokarak zalimlerin yönetimini yıkmaya ve adaleti hakim kılmaya çalışmaları caiz değildir.&#8221; <br> Ya da şöyle denilmektedir: <br>&#8220;Gaybet döneminde eğer insan, cihad etmeyi aklından geçirecek olsa dahi ona cihat sevabı verilir.&#8221;<br>​Ali b. Ebu Talib (aleyhisselam) buyurdular: <br>&#8220;Yere yapışarak belalara sabredin. İsteklerinizi gerçekleştirmek için ne ellerinizi ve ne de kılıçlarınızı hareket ettirin. Ve Allah&#8217;ın (kendisi için) acele etmediği şeyde acele etmeyin. Sizden Allah&#8217;ı, Resul&#8217;ünü ve Ehlibeyt&#8217;ini tanıyarak yatağında ölen kimse şehit ölmüş olur. Onun mükafatını Allah&#8217;ın kendisi bizzat verecektir. Yapmaya niyetlendiği her hayırlı iş tıpkı Allah yolunda kılıç sallaması gibidir. Bilin ki her şeyin olacağı bir zaman vardır.&#8221; <br><strong>Nehcul Belağe 233. hutbe<br></strong>​ Hz. Resulullah (sallallahu aleyhi ve alihi), Hz. İmam Ali&#8217;ye (aleyhisselam) buyurdular: <br>&#8220;Büyük ve heybetli dağları delmek, yıkılma zamanı gelmeyen yönetimleri devirmekten daha kolaydır.&#8221; <br><strong>Vesail-uş Şia c.11 s.38</strong><br>​Hz. İmam Cafer-i Sadık (aleyhisselam) buyurdular: <br>&#8220;Toz ve toprağın zararını, onu kaldıran/savuran görür. Ehlileşmeyen gururlu atlar yok olacaktır.&#8221; <br>Arz ettim: &#8220;Efendim, ehlileşmeyen gururlu atlar kimlerdir?&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Onlar acele edenlerdir. Onlar gözler önünde olan ya da kendileri ile ilişki içinde olunan kimselerdir.&#8221; <br>Sonra buyurdular: &#8220;Ey Ebu Merhef! Hiç Allah&#8217;ın kendileri için bir kurtuluş karar kılmadığı halde canlarını Allah yolunda koyan topluluk gördün mü? Evet, Allah&#8217;a and olsun ki Allah onlarla kurtuluş karar kılmıştır.&#8221; <br><strong>Furu-u Kafi c.8 s.273 Vesail-uş Şia c.11 s.36-37</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9747f445d3e25c4b036878af0f0db93c"><strong>Cevap: </strong>Emirel Müminin Hz. İmam Ali&#8217;nin (aleyhisselam) buyurmuş olduğu bu yer özel ve istisnai bir yerdir. Çünkü cihat etmek, önceden hazırlıkların yapılması gereken işler türünden bir iştir. Ve hiçbir hazırlık yapılmadan başlanacak olursa acı sonuçlanmasında hiçbir kimsenin en küçük bir şüphesi yoktur. Ve Emirel Müminin İmam Ali&#8217;nin (aleyhisselam) yukarıdaki hutbede buyurmuş olduğu hakikat bundan başka hiçbir şey değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7d3e725878a3a9fdaeed4496cfb981b9">​ İbn-i Ebi&#8217;l-Hadid, Hz. Emirel Müminin&#8217;in (aleyhisselam) bu cümlelerinin tefsirinde şöyle demiştir: <br> Hz. İmam Ali (aleyhisselam) buyurmuş olduğu bu sözlerle Kufelilerin Şamlılarla savaşmasının önüne geçmeye çalışmasını çıkarmak mümkün değildir. Çünkü o Hazret Kufe ehlinin Şam ehli ile savaşmada göstermiş oldukları gevşekliklerden dolayı her zaman kınamasının yanında Hz. İmam Ali&#8217;nin (aleyhisselam) yarenlerinden bazıları, Kufe ehlinden olan birtakım grupların fitne ve fesadın meydana gelmesindeki rollerini açıklayıp ifşa etmişlerdir. <br> Hz. İmam Ali (aleyhisselam) da iç karışıklığın çıkmasını engel olabilmek ve onların çıkarmak istedikleri fitnenin önüne geçebilmek için buyurdular: &#8220;Evlerinizde oturun ve belalar karşısında sabırlı olun.&#8221; <br><strong>Şerh-i Nehcul Belağe, İbn-i Ebi&#8217;l-Hadid c.13 s.113</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-511ed6c24f886cbff77741a7eca55bab"> nİnsanları cihada, fitne ve fesat ile mücadele etmeye teşvik edebilmek için o kadar konuşma yapan ve sözler söyleyen Hz. İmam Ali&#8217;nin (a.s) insanlara zulüm karşısında harekete geçmemelerini ve sabırlı olmalarını söylemesi nasıl mümkün olabilir? </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0f2d52ccc38cf666fb7c620c555d5206"> Konuşmalarının birisinde şöyle buyurmuşlardır:<br> &#8220;Düşmanın oklarının hedefi olduğunuz için yüzünüz kara olsun. Onlar size saldırıyorlar ama siz hiçbir şey yapmıyorsunuz. Onlar sizinle savaşıyorlar ama siz onlarla savaşmıyorsunuz. Allah&#8217;ın hududu çiğneniyor, Allah&#8217;a karşı günah işleniyor ve sizler buna razı oluyorsunuz.&#8221; <br><strong>Nehcul Belağe 5. Hutbe <br></strong>​ Hz. Resul-i Ekrem&#8217;den (s.a.a) rivayet edilmiş olan ikinci hadiste İslam&#8217;ın Aziz Peygamberi (s.a.a), padişahlara karşı koymanın hiçbir sonuç vermeyeceğini buyurmuyorlar! Çünkü Sadr-ı İslam&#8217;da Müslümanların, birçok bölgesel ve evrensel gücü mağlup etmelerinin bilinmesinin yanında; asrımızda da İslam İnkılabı&#8217;nın birçok zalim ve tağuti güçleri mağlup ederek zafere ulaştığını görmekteyiz.<br>​ Diğer taraftan bu hadislerin hiçbirisi zalimlerle mücadele etmeyi yasaklamak için söylenmiş değildir. <br> Eğer böyle olmuş olsaydı Emirel Müminin Hz. İmam Ali&#8217;nin (a.s) Ebu Süfyan oğlu Muaviye&#8217;ye ve Hz. İmam Hüseyin&#8217;in de (a.s) Muaviye&#8217;nin oğluna karşı yaptıkları kıyam ve mücadelenin doğru olmaması gerekir.<br> ​İslam&#8217;ın Aziz Peygamberi bu sözleri ile zalimlere karşı verilmesi gereken mücadelenin ağır büyük bir iş olduğunu ve bu mücadele için gerekli olan her türlü imkana ulaşmanın şart olduğunu buyurmaktadırlar. <br> Dağları yarıp parçalamak kolay bir iş olmadığı ve güç ve zamana ihtiyaç olduğu gibi yönetimlerini sağlam temeller üzerine oturtan zalim ve zorba yönetimlerle mücadele etmek için de imkan ve zamana ihtiyaç vardır. Ayrıca zalimlere karşı verilmesi gereken mücadelede zafere ulaşmak için fazla ümit ve imkan olmaması halinde dahi, zulüm ve fesat ile mücadele etmenin insanların asıl vazifesi olduğu unutulmamalıdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e3245e2fe2e1361267242277c6198e59">Üçüncü​ rivayetten şunu anlamaktayız: Birtakım kimseler Ümeyyeoğullarına karşı kıyam ettikleri için tağuti Ümeyye rejimi onların peşine düşmüştü. Ebu Merheb de hükümetin, kendisini yakalamasından korkuyordu. Ve imam onu içine düşmüş olduğu korkudan kurtarmak için bunları buyurmuşlardır.<br> İmam bir taraftan onu korkudan kurtarmak istiyor ve diğer taraftan ise şu hakikati ortaya koyuyordu: <br> &#8220;Duygularına kapılıp kıyamda acele davranmanın akıbeti mağlup ve helak olmaktır.&#8221;<br>​ Evet, hangi açıdan bakılırsa bakılsın bu hadislerin hiçbirisi ne düşmanın saldırısı karşısında savunma yapmayı yasaklamaktadır ve ne de imkan ve şartların olması durumunda İslami yönetimi kurmayı men etmektedir. Bu hadislerde buyrulmuş olan <strong>&#8220;acele etmeyin&#8221; </strong>buyruğundan maksat, zulmü kabullenmek ve zalimlerin dine, dini ilkelere ve insanların iffet ve namusuna hakimiyet kurmasına razı olmak değildir; maksat tek hak düzen olan dini düzenin kurulmasında tedbirsiz ve aceleci olmamaktır.<br>​ Şia mektebinde olanlar, Hz. Peygamber&#8217;in (sallallahu aleyhi ve alihi) buyurmuş oldukları hadislere istinaden Ehlibeyt&#8217;ten olan bir kişinin çıkıp hem insanlığı kurtarmasını ve hem de evrensel İslam devletini kurmasını bekliyor ve bunu muhtelif şekillerle beklediklerini ortaya koyuyorlardı. <br> Bu sebepten dolayı da kimi zamanlar Masum İmamlara kıyam etmedikleri ve zalimlerin burnunu kırmadıkları için itiraz ediyorlardı.<br>​ Bu itirazı yapmalarındaki ana sebep:<br>&#8220;İslam Peygamberi&#8217;nin (s.a.a), Ehlibeyt imamlarından birisinin kıyam edip zulüm ve haksızlıkları bitireceğini buyurmuş olmalarıydı.&#8221;<br> İmamlar ise insanların bu beklentileri karşısında şöyle buyuruyorlardı: <br> &#8220;Sizin bu isteğinizin zamanı gelmiş değildir. O kıyamın birtakım nişaneleri vardır ve o nişaneler meydana gelmeden Allah&#8217;ın vaadi olan, &#8220;Hz. Mehdi Kıyamı&#8221; adı ile kıyam etmek doğru değildir.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cc477eb1f847fb900138288c9c7f5b92"> İmamların bu hadislerde buyurmuş oldukları hakikat budur ve taraftarlarına zulme teslim olmalarını ve zulmü kabullenmelerini buyurmuyorlar. <br> İmamların bu sözleri buyurmalarındaki maksatları, Şiaları, her kıyama &#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) kıyamı&#8221; diye sarılmamaları hususunda uyarmak istemeleridir.&#8221;<br> Bu hadisler, Allah&#8217;ın salih kullarının ortamı Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) evrensel İslam devletine hazırlamak için zalimlerle mücadele eden İslami yönetim kurmalarını hiçbir şekilde men etmemektedir.<br>​ Hakikat bu şekilde olmasına rağmen birtakım hadisler genel olarak her dönemde Şialara takiyye etmeyi emrederken birtakım hadisler ise gaybet döneminde takiyye etmelerini emir buyurmuştur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bf818c5d7270e68e7103bc6489bcd841">​ Hz. İmam Rıza (aleyhisselam) şöyle buyurmuşlardır: <br>&#8220;Günahlardan uzak durmayanların dini, takiyye etmeyenlerin ise imanı yoktur. Hiç şüphesiz Allah katında en üstün olanınız takiyyeyi en iyi bileninizdir.&#8221; <br>Sordular: &#8220;Ey Allah Resulü&#8217;nün oğlu! Ne zamana kadar takiyye etmemiz gerekir?&#8221; <br>Buyurdular: &#8220;Bizim Kaimimizin (Hz. İmam Mehdi&#8217;nin) kıyam edeceği zamana kadar. Bizim Kaimimizin zuhur edeceği zamana kadar takiyye etmeyen kimse bizden değildir.&#8221; <br><strong>Vesail-uş Şia, c.11 s.466<br></strong>​ Mufazzal&#8217;ın, Hz. İmam Cafer-i Sadık (aleyhisselam)&#8217;dan nakletmiş olduğu hadiste de İmam, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) zuhur edeceği zamana kadar takiyye etmeleri gerektiğini buyurmaktadır.&#8221;<br><strong>Vesail-uş Şia, c.11 s.467</strong><br> ​Bazı kimseler bu ve buna benzer hadislere dayanarak siyasi hareketler başlatmanın ve zalim yönetimlerle mücadele etmenin caiz olmadığını söylemişlerdir. <br> Düşman ile mücadele edildiği zaman takiyye edilmesi ve işlerin gizli ve örtülü yapılmasında elbette ki hiçbir şüphe yoktur, olmazsa olmazdır. Ama takiyye adını kullanarak Allah&#8217;ın farz kılmış olduğu toplumsal vazifeleri Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) zuhuruna kadar yapmamak, İslam&#8217;ın kabul ettiği ve edeceği bir şey değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3773f4b88a3d3a8d2e72f634030a8713"> İslam dini mal, can ve namusun tehlikede olması durumunda ve hakkı açıkça izhar etmenin hiçbir şekilde olumlu sonucunun olmayacağı hallerde şartların normale döneceği zamana kadar takiyye etmeye ve Allah&#8217;ın yapılmasını farz kılmış olduğu vazifeleri gizli yapmaya izin vermiştir.<br>​ Burada söylenmesi ve bilinmesi gereken önemli bir husus ise şudur: <br> Kimi yer ve zamanlarda canın ya da dinin korunması için takiyye etmek şart iken kimi yer ve zamanlarda ise takiyye etmek dinin yok olmasına ve İslam toplumunun saptırılıp yoldan çıkarılmasına sebep olmaktadır. <br> Dinin ve Müslümanların tehlikede olduğu yerlerde susmak ve takiyye etmek haramdır. Bu durumlarda Emri bil marufun, nehyi anil münkerin ve her türlü fedakarlığın yapılıp şehadetin dahi seçilmesi şarttır.<br>​ Buna göre takiyye etmek marufu emretmeyi, münkeri nehyetmeyi, mücadele etmeyi ve zalimlere karşı koymayı terk etmek demek değildir!<br> Aksine Müslümanların önüne şu hakikati koymaktadır: <br> &#8220;Müslümanların bir taraftan en ciddi ve şiddetli bir şekilde vazifelerini yaparken diğer taraftan da imkan dahilinde kendisinin ve diğer Müslümanların mal ve canlarını korumaları gerekir.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-53e47cf8ec6a4a807c582dac7f3b61b4">​Bir hadiste şöyle buyurulmuştur: <br>&#8220;Takiyye, müminin zırhı ve miğferidir.&#8221; <br><strong>Vesail-uş Şia, c.11 s.461-465</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2dcc78cdf696d6a65e1b6153b838e3bf">​ Hepimiz, zırh ve miğferin kapıları kapalı kilitli evlerde değil savaş ve çatışma meydanlarında kullanıldığını biliyoruz. Bir takım sözde Muntezirler (zuhuru bekleyenler) takiyyenin ne demek olduğunu açıklarken onun zahiri ve sözlü olarak zalim yönetimlerin kabul edilmesi olduğunu söylüyorlar.<br>​ Hz. İmam Cafer-i Sadık (aleyhisselam) takiyyenin anlamının ne demek olduğu hakkında Ebu Hamza Sumali&#8217;ye şöyle buyurmuşlardır: <br> &#8220;Allah&#8217;a and olsun ki, eğer sizi Allah&#8217;ın düşmanı olan zalim yönetimlerle mücadele etmede yardıma çağıracak olursak takiyyeye sarılacak ve davetimizi reddedeceksiniz. Siz, takiyyeyi babalarınızdan ve annelerinizden daha çok seviyorsunuz. Ama bizim Kaimimiz (aleyhisselam) kıyam ettiği zaman sizin yardımınıza ihtiyaç duymayacak ve nifak ehli olduğunuz için çoğunuza had uygulayacaktır.&#8221; <br><strong><strong>Vesail-uş Şia, c.11 s.4</strong>82</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-44d51f8f6dbab5380e8c6ed9121e74bc">Hz. İmam Cafer-i Sadık (aleyhisselam) takiyyeden bu anlamı çıkarmanın münafıklığın nişanelerinden olduğunu ve Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (aleyhisselam) zuhur ettikleri zaman onlara münafık muamelesi yapacağını buyuruyor ve Şialarını uyarıyorlar.<br>​ Söylenmiş olan hadislerden çıkarılan yanlış hükümlere vermiş olduğumuz cevapların haricinde Ehlibeyt&#8217;ten (aleyhimusselam) ulaşan birtakım hadislerde Alevilerin (Ehlibeyt&#8217;in evlatlarının) ve Alevi olmayanların yapmış oldukları bir çok kıyamın Ehlibeyt tarafından onaylandığını da görmekteyiz. Yine Şiaların alimlerinin ve önde gelen büyüklerinin katıldığı nice kıyamlar da vardır ve bu hadisler o hadislerin ne anlamda söylendiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.<br> ​Mesela Muhammed b. İdris Es-Serair kitabında şöyle nakletmiştir: <br> &#8220;Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s) huzurunda kıyam konusu açıldı ve orada bulunanlardan birisi İmam&#8217;a Ehlibeyt&#8217;ten olan bazı kimselerin yaptıkları kıyamları sordu, İmam buyurdular: <br>&#8220;Hz. Muhammed&#8217;in Ehlibeyti&#8217;nin (sallallahu aleyhi ve alihi) soyundan birileri kıyam ettikçe ben ve Şialarım her daim hayır içindeyiz. O Hazretin (Hz. Muhammed&#8217;in) Ehlibeyti&#8217;nin evlatlarından birisinin kıyam etmesini ve benim de onun ailesinin ihtiyaçlarını gidermiş olmamı çok seviyor ve istiyorum.&#8221; <br><strong>Es-Serair c.3 s.569, Vesail-uş Şia c.11 s.39, Bihar-ul Envar c.46 s.172</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1eea9e5be89139c64aeb89c9eafa28ce"> Dindarların övüldüğü ve dindarların ateşi avuçlarının içinde tutmalarına gibi benzetmelerin yapıldığı hadislerde böyledir. <br> Gaybet döneminde yaşayan gerçek Müslümanlar, uhdelerinde bulunan vazifelerin ağırlığı ve onların değer ve makamlarının azameti hakkında buyurulmuş olan hadislerde gaybet döneminde silahlı mücadelenin yasaklandığını beyan ettiği söylenen hadislerden bu anlamı çıkarmanın mümkün olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.<br>​ Rivayet olunan başka bir hadiste Allah&#8217;ın Resulü (s.a.a) ashabına şöyle buyurmuşlardır: <br> &#8220;Sizden sonra öyle kimseler geleceklerdir ki onların her birisinin değeri ve makamı sizden 50 kişinin sahip olduğu değer ve makamdan daha büyük olacaktır.&#8221; <br>Arz ettiler: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! Bizler Bedir, Uhud ve Huneyn&#8217;de seninle birlikte savaştık ve bizim hakkımızda Kur&#8217;an ayetleri inmiştir. (Onlar nasıl bizden üstün olabilirler?)&#8221;<br>Buyurdular: &#8220;Onların omuzlarındaki sorumluluklara ve içinde bulundukları sıkıntı ve belalara sizin tahammül edebilmeniz mümkün değildir.&#8221; <br><strong>Bihar-ul Envar c.52 s.135<br></strong>​ Hz. İmam Zeynel Abidin&#8217;den (aleyhisselam) rivayet edilmiş olan bir hadiste ise İmam gerçek Şiaların alacağı sevabın, 1000 Uhud ve Bedir şehidinin sevabını alacaklarını buyurmuşlardır. <br><strong>Bihar-ul Envar c.52 s.135</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-72770b77a6f912a83a3336a50d12c6c1">Gaybet döneminde Bedir, Uhud ve Huneyn şehitlerinin aldığı sevabın 1000 katını ve Sadr-ı İslam Müslümanlarından 50 tane Müslümanın ulaşabildiği makama tek başına ulaşacak olan kimdir?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2fc045abf1ded7536aa14dc94a2e58e6">Acaba bunlar susup bir kenara çekilen ve yalnızca namaz kılıp oruç tutanlar mıdır? <br> Elbette ki o büyük makama ulaşacaklar, bu kimseler değildir ve bunda en küçük bir şüpheye dahi yer yoktur.<br> ​Bu azim makamlara ulaşacak olanlar, uhdelerindeki İlahi toplumsal vazifeleri hakkıyla yapabilenler ve tıpkı Sadr-ı İslam&#8217;daki Müslümanlar gibi zulüm ve haksızlıklarla amansız bir şekilde mücadele edenlerdir.<br>​ Eğer böyle olmayacak olursa avucunun içinde ateşi tutma pahasına imanı korumanın; Bedir, Uhud ve Huneyn şehitlerinin 1000 tanesinin ulaştığı sevaba ve Sadr-ı İslam müslümanlarının 50 tanesinin ulaştığı makama tek başına ulaşacağını beyan eden hadisler anlamsız sözlerden başka hiçbir şey olmazdı. Söylemiş olduğumuz bu kadar hakikatin haricinde İslam&#8217;ın Aziz Peygamberi (s.a.a) Müslümanların yapacakları kıyamlarda başarılı olacaklarını buyurmuşlardır.<br>Ve buyurdular:<br> &#8220;Benim ümmetimden bir kesim her daim kıyam edecek ve muzaffer olacaklardır. Bu kıyamlar, kıyamet gününe kadar devam edecektir.&#8221; <br><strong>Kenz-ul Ummal c.14 s.334, Sahih-i Müslim c.3 s.524</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0f8c5ab571ada350f460faa8c37e43df">​Bir başka hadiste ise şöyle buyurmuşlardır: <br>&#8220;Bu din her zaman baki kalacaktır ve Müslümanların bir kesimi kıyamet gününe kadar her zaman kıyam edip savaşacaklardır.&#8221; <br><strong>Sahih-i Müslim Hadis No:1922</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5ab386ed4bb223e11fdcaf7e65c3b86c">​Bu hususta bilinmesi gereken diğer bir ise şudur: <br>&#8220;Yapılmış olan ve İmamların onaylamasına mazhar olmuş kıyam ve inkılaplardan bazıları şunlardır: <br><strong>1- </strong>Hz. Zeyd&#8217;in Kıyamı<br><strong>2-</strong>Hüseyin b. Ali (Şehid-i Fahh&#8217;ın) Kıyamı<br><strong>3-</strong>Muhtar b. Ebu Ubeyd Sakafi&#8217;nin Kerbela şehitlerinin intikamını almak için Emevi yönetimine karşı yapmış olduğu kıyam<br><strong>4-</strong>Tevvabinlerin Kıyamı ve&#8230;<br>​Bu konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenlerin <strong>&#8220;Çeşm-i Be Rah-i Mehdi (a.s)&#8221;</strong> kitabına müracaat etmeleri gerekir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ab2e11ffe468fd562a051f7bd3a2b217">444-Gaybet Döneminde Yönetim Kurmak Masum İmamın Sınırlarını İhlal Etmek Midir?</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cdfbfa14e0617cae6135c9747f73ee80">Bazı kimseler şöyle söylüyorlar:<br>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) gaybeti döneminde İslamî yönetim kurmak, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) yetki alanına girmektir.<br>Bu nazariyenin meydana gelmesinin sebebi:<br>&#8220;İslamî yönetim kurma işinin yalnızca masum İmam&#8217;a ait olduğu için Masum İmamların haricinde hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur&#8221; düşüncesi ve &#8220;Masumların haricinde birilerinin harekete geçip İslamî yönetim kurması durumunda o yönetime tabi olmanın caiz olmadığı&#8221; düşüncesidir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ecc8cbf0ce3866199ac1acd71da153f">Bu nazariye iki ayrı bölümden meydana gelmektedir:<br>1-İslami yönetimin kurulmasının sadece Masum İmam&#8217;ın elinde olması.<br>2-Masum olmayan kimselerin hata ve yanlış yapmaları mümkün olduğu için İslamî yönetim kurmaları halinde onlara tabi olmanın caiz olmaması.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d7aec8c2ca7b5d5049367cc1ab3fb947"> Bu nazariyenin reddi hususunda söylediklerimiz, &#8220;Ehlibeyt mektebinin alim ve fakihlerinin büyük çoğunluğu, gaybet döneminde şartlara haiz-sahip fakihlerinin İslamî yönetim kurmakla muvazzaf olduklarına hükmetmişlerdir.&#8221;<br>İslamî yönetim kuran kişinin masum olma şartı sadece İmam&#8217;ın hazır olduğu zamanlarda geçerlidir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8b8f609fe8126e962de6de8785f5397d">Cevahir-ul Kelam kitabında şöyle yazılmıştır:<br>&#8220;Masum İmam, birinden zekatını vermesini ister ama kişi, zekatını İmam&#8217;a vermekten imtina eder ve başka bir kişiye verirse zekatı vermemiş olur. Bu kişi dünyadan gidecek olursa onda kalan maldan zekatın verilmesi gerekir.&#8221;<br>Yazar kitabında bu hükmü yazdıktan sonra &#8220;Medarik&#8221; kitabının yazarına şu cevabı vermiştir:<br>&#8220;Bu hükmün masum İmamın hazır olmadığı zamanlarda (gaybette olduğu zaman) geçerli olmadığı görüşü anlamsız ve mesnetsizdir.<br><br>Fakihin hükümet etme delilleri; özellikle de İshak b. Yakub&#8217;a yazılmış olan emirnamede fakihler, itaat edilmesi hepimizin üzerine farz olan Ulul Emr zümresinden sayılmıştır.<br><strong>Cevahir-ul Kelam c.15 sayfa 421</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1a44cf16a5d1a2c63a1b113c74b9c2b2"> Önceki, sonraki ve günümüzün fakihlerinin çoğunluğu İshak b. Yakub&#8217;a gönderilmiş olan emriname ile Velayet-i Fakih&#8217;in olduğuna hüküm vermişlerdir. <br> Bazı fakihler ise hem fakih ve hem de Velayet-i Fakih hükmü için Ömer b. Hanzala&#8217;nın sözünü delil olarak olarak görmüşlerdir. <br>Muhakkık Kerkükî, Velayet-i Fakih&#8217;in olduğu hususunda çok sayıda hadis olduğunu beyan ettikten sonra şöyle demiştir: <br> &#8220;Velayet-i Fakih&#8217;in olduğunu beyan eden çok sayıda rivayet fakihlerin genel naip olduğunun delilleridir. <br><strong>Muhakkık Kerkukî Resaili c.1 s.142</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-22e9a595742e71d025ba0fb7653aa1a0">Muhakkık Kerkukî başka bir yerde ise Seyyid Murtaza, Elemul Huda, Şeyh Tusi ve Allame Hilli gibi alimlerin yaptıklarının ve tutumlarının yukarıdaki iddianın bir başka delili olduğunu yazmışlardır. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9b2cbe1b70639595707b77931b55e734">Cevahir kitabının yazarı Hacı Ağa Rıza Hemedani ve birçok büyük alimin Velayet-i Fakih hakkındaki görüşleri şöyledir: <br> &#8220;Fakihlerin fıkhi meselelerdeki inançları Velayet-i Fakih&#8217;in olduğu ve itaat edilmesinin kesin ve şüphesiz bir temel ilke olduğu istikametindedir.<br><strong>Belağet-ul Fakih c.3 s.234, Bahrul Ulum; Cevahir-ul Kelam c.21 s.359, Misbah-ul Fakih (Humus bölümü) s.160-161 </strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e8e6bdd6068fc5b3ff0d5b5204fc292b">Burada bilinmesi gereken çok önemli bir konu ise şudur: <br> &#8220;Fakihin hata yapma ihtimallerinin olması, ona itaat edip emirlerinin yapılmamasına emel değildir çünkü Emirel Müminin Hz. İmam Ali (a.s), Malik-i Eştere tam ve eksiksiz yetkiler vererek kendisini yönetici yapmış ve insanlara da ona itaat etmelerini emir buyurmuştur.<br><strong> Nehc-ul Belağe 38. mektup</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-06517bfc169047f1d804c1a02141a560"> Yine Malik-i Eşter&#8217;i kendi ordusuna komutan yapmış ve ordusunun iki komutanına şöyle buyurmuştur: <br> &#8220;Onun emirlerini dinleyin ve yerine getirin; (onu) kendinize zırh ve siper karar kılın çünkü onda ne korku vardır ne de bedeni titrer. <br><strong>Nehc-ul Belağe 13. mektup</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-731d7d230a46c2d6e2510e38881cf3f2"> Şia fakihleri bunları ve bunlar gibi olan bir çok hakikati delil kabul etmiş ve adil fakihin hükümet ve yönetimine itaat edip bağlı kalınmasına hüküm-emir vermişlerdir. <br> Velayet-i fakih meselesi akli bir meseledir:<br> &#8220;İnsanlar okulların, fabrikaların ve diğer yerlerin yönetimine masum olmayan kimseleri getiriyorlar ve orada olanlara, bu kişilere itaat edip emirlerinin yerine getirilmesini söylüyorlar. Oysa o yerlerin başını getirilmiş olan kimselerin her zaman yanlış yapma ve ihanet etmeleri mümkündür.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dc603aba26ac249a2eb95d7d22d8db3f"> Emirel Müminin Hz. İmam Ali (a.s), valiliklere liyakat sahibi kimseleri getirmeye çalışıyordu ama ne asla yanlış yapmayacak ne de hiçbir zaman ihanet etmeyecek kimseleri seçip yönetici yapması mümkün değildi. Öyle ki görevlendirilmiş olduğu kimselerden bazıları ihanet dahi etmişlerdir. <br><strong>Tenbih-ul Ümmet s.77-78.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8d01b8990b9d51e7ae2d3ddcccbb4d35"> Söylemiş olduğumuz bu ve bunlar gibi birçok temel ilke ve hakikatten dolayı Şia mezhebinin (İmam Humeyni (rahmetullah aleyh) gibi) büyük fakihleri gaybet döneminde İslami yönetimin kurulmasını farz görmektedirler. <br> Bu fakihlere göre bir fakihin İslami yönetim kurması halinde insanların tamamının o yönetime tabi olması, itaat etmesi farzdır.<br> İslamî devletin kıyam etmenin haricinde hiçbir yol ve şekilde kurulması mümkün olmayacak olursa herkesin bu kıyama katılması farzdır. <br> Eğer bunlara rağmen İslam devletinin kurulması mümkün olmayacak olursa yine insanların yapması gereken vazife ortadan kalkmaz; İslam&#8217;ın emir ve ilkelerinin mümkün olduğu kadar uygulamaları da farzdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-55d56e85357ed0dac6180039586b748f">Buraya kadar söylediklerimizin ortaya koyduğu hakikat şudur:<br> &#8220;Müminlerin, zuhuru ve Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhur edip evrensel İslami yönetim kurmasını beklemeleri hiçbir şekilde zuhur ve kıyamdan önce harekete geçip İslamî yönetimin kurulmasını yasaklamadığı gibi insanların ve ortamın zuhura ve evrensel İslamî yönetime hazırlanması ise şart ve gereklidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f9fcb9f527700ed22aaa97f0ec1f9997">445-Gaybet Dönemi ve İslamî Yönetim</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fa321190b8a509f6f5e3122e57523363">Gaybet döneminin en önemli ve temel konuları; İslami yönetim, zuhuru beklemek ve bunların birbirleriyle olan ilişkileridir. <br> Şia ulemasının fakihlerinin büyük çoğunluğu gaybet döneminde İslami yönetimin kurulmasını şart ve adalet sahibi fakihlerin bu şartı gerçekleştirmeleri gerektiğini ve onlardan bir tanesinin bu emri yerine getirmesi halinde herkesin ona tabi olması gerektiğine inanmaktadırlar. <br> Bu büyük çoğunluğun karşısında sadece küçük bir azınlık İslamî yönetimi kurmanın masum imama mahsus-has bir iş olduğuna ve bu sebepten dolayı da gaybet döneminde İslamî yönetimin kurulmasının caiz olmadığına inanmaktadırlar. <br> Bu görüş ilk başlarda fıkhî görüş ayrılığı olmasına rağmen günümüzde siyasî hale dönüş dönüşmüştür. <br> Bu grubun İran&#8217;daki meşru hareketine karşı çıkan Ayetullah Horasani&#8217;yi, Ayetullah Mezerani ve Allame Naimi başta olmak üzere birçok büyük fakihe karşı amansız bir şekilde saldırmalarının asıl nedeni gaybet döneminde İslami yönetim kurulmasının caiz olmadığına inanmalarıdır. <br> Bu fikir, zalim yöneticilerin aleyhinde olmadığı ve ulaşmak istedikleri hedef olduğu için her zaman desteklenmiş ve yayılması için büyük sermayeler harcanmıştır. <br> Zamanla güç kazanmış ve İslam İnkılabıdan önce organize olmuş bir güç haline getirilmiştir. Bu fikrin taraftarları, &#8220;Bizim vazifemiz susmak ve İmamın zuhur etmesini beklemektir.&#8221; diyerek İslam İnkılabının taraftarlarına karşı şiddetli bir mücadele başlatmışlardır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2ce9b4468994cc069bb35d199469f7b9">446-Gaybet Dönemi ve İslamî Yönetim</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-22f401f0152a1216d7599f6e76732259">Kübra-büyük gaybet döneminde insanların İslami yönetimin kurulması için ve hak ve adaletin hakim olması için çalışması caiz olmanın yanında en önemli farzlardandır. <br> Büyük (Kübra) gaybetin üzerinden 1000 yıldan fazla bir zaman geçmiştir. Bunun ne kadar zaman sonra zuhur ile sonuçlanacağını Allah&#8217;ın haricinde hiç kimse bilmemektedir. <br>Acaba o güne kadar insanların İslami yönetime ve hak ve adaletin uygulanmasına ihtiyaçları yok mudur? <br>-Kesinlikle ihtiyaç vardır ve İslam&#8217;ın ilkelerinin uygulanmasının Hz. Peygamberin (s.a.a) ve masum İmamların (a.s) hazır oldukları dönemlerde uygulanması gerektiğini düşünmek hem akla hem de Kur&#8217;an&#8217;a aykırıdır. <br> Böyle bir iddiada bulunmak, masumun hazır olmadığı dönemlerde İslam&#8217;ın uygulanmasının şart olmadığını ortaya koymaktan başka hiçbir şey değildir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0342cd081fc1d4c5f0aab6b0626e3532">447-Gaybet Döneminde Şia&#8217;nın Fıkıh Merkezleri ve İlmi Havzaları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6f1015d1bbbbec7f16da0f4dd4033bcb">Kübra-büyük gaybetin başlarında Bağdat şehri, fıkıh ve fakihlik merkeziydi. <br>Fakat h.k 448 yılında Şeyh Tusi&#8217;nin (rahmetullahi aleyh) Necef şehrine gitmesinden sonra bir asır içinde Necef şehri fıkhın ve fakihlerin merkezi haline geldi. <br>Necef şehrinin yanında Halep şehri de Murtaza&#8217;nın talebelerinden olan &#8220;Selar&#8221; adıyla meşhur olan alim tarafından (h.k Ö.463) ilim merkezi haline getirilmişti. <br>Halep şehri Hicri 8. asrın ortalarına kadar ilim merkezi olarak kalmıştır ve bu merkezin yetiştirmiş olduğu alimlerden bir tanesi El Gaybet kitabının yazarı Seyyid Ebul Mekarim b. Zühre&#8217;dir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e4ac98c78bcb43ebbd49a36f6b9d8e82"> Necef Fıkıh Merkezi, bir asır boyunca Şeyh Tusi&#8217;nin görüşlerini takip ettikten sonra zayıflamaya başladı ve bunun yerini İbn-i İdris Hilli&#8217;nin içtihadı aldı ve İbn-i İdris Hilli, fıkıh merkezini Irak&#8217;ın Hille şehrine taşıdı ve Hille şehri, Şia&#8217;nın fıkıh merkezi haline geldi. <br> Hem Muhakkık Hilli ve hem de Allame Hilli, Şeyh Tusi&#8217;den sonra yeni Şia fıkhının temellerini atan alimlerdirler. <br> Bu alimler, Şia fıkhını duraklama döneminden çıkarmış, geliştirerek Şeyh Mufid&#8217;in yolunun devam etmesini sağlamışlardır. <br> Hille şehrinden sonra Cebel-i Amul şehrinin Şii bölgesi, yeni Şia fıkıh merkezi haline gelmiştir. Bu merkezin iki önemli alimi Şehid-i Evvel ve Şehid-i Sani&#8217;dir ve Şeyh Mufid&#8217;in fıkhını Cebel-i Amul&#8217;a getirerek güçlü bir ilim ve fıkıh merkezi oluşturmuşlardır. <br> Cebel-i Amul şehrinin fıkıh ve ilim merkezi haline gelmiş olmasının Şia yönetim olan Safevi Devletine ve İsfahan ve Necef ilim havzalarının gelişmesine çok büyük katkıları olmuştur. <br> Merhum Mukaddes Erdebilî (rahmetullahi aleyh) bu dönemde Necef havzasını yeniden canlandırmış ve bu canlılık günümüzde de devam etmektedir. <br> Kum İlimler Merkezi h.k 1. asırdan itibaren İbn-i Babaveyh Kummî, Muhammed b. Kuliyye ve merhum Şeyh Abdülkerim Hairi (rıdvanullah aleyhim) gibi büyük alim ve fakihler tarafından Şia&#8217;nın ilim ve fıkıh merkezi haline getirilmiştir. <br><strong>Fıkh-ı Şia ve Tarih-u Teşri-i El-İslam</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fd55fc914f49dd2753e2ebe98247851d">Şehid Mutahhari şöyle yazmıştır: <br> Tarih boyunca her zaman, özellikle de Safevi yönetiminden sonra İran&#8217;ın Hemedan, Şiraz, Yezd, Kaşan, Tebriz, Zencan, Kazvin, Tus gibi büyük şehirlerinin yanında İran&#8217;ın birçok şehrinde ilim ve fıkıh merkezleri kurulmuştur ama bunların hiçbirisi Kum, İsfahan ve kısa bir müddetliğine Kaşan havzaları gibi birinci dereceye yükselmiş değillerdir. <br><strong>İslam ve İran&#8217;ın Mütekabil Hizmetleri c.2 s.125-126</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6737acb0c7c04264973a9cdf0948c91b">448-Hak Halife </h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-800aedd9a0f1e7eca837a1e52f18a80d"> Hz. İmam Mehdi (a.s) gaybettedir. Hak halife ve mutlak Veliyullahtır. Evliyaullah&#8217;ın sonuncusu, vasilerin vasisi, dünyanın kurtarıcı lideri, en büyük inkılapçı ve en a&#8217;zam muhlistir. <br> Zuhur ettiği zaman Kabe&#8217;ye yaslanacak, eline Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) sancağına alacak, Allah&#8217;ın dinini diriltecek ve emir ve hükümlerini dünyanın tamamına hakim kılacaktır. <br>Kılıç ile zuhur edecek, zulüm ve haksızlıkla dolan dünyayı hak, adalet ve eşitlikle dolduracaktır.<br><strong>Hurşid-i Mağrib s.29</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-158294476fa80026d20d5d8c25bd8a06">449-15 Şaban</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-16c2e7dd1ad75a6201708daa27f72d6c"> 15 Şaban, Allahu Teala&#8217;nın kendi vilayeti için seçmiş olduğu son hüccetinin varlıkları ile dünyayı şereflendirdikleri gündür. <br> Allah&#8217;ın rahmetini alemlere ulaştıran son vesilesi olan Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) melekut aleminden nasut aleme geldiği gündür. Allahu Tebareke ve Teala&#8217;ya bizlerin doğumunu, büyümesini, eğitim ve terbiye olmasını Alemlerin Serveri Hz. Muhammed Mustafa&#8217;nın (s.a.a) ve onun mutahhar Ehlibeyti&#8217;nin (a.s) vadisinde karar kıldığı ve hayatımızı onların yolu, itaati ve sevgisinde karar kıldığı için sonu olmayan ilmi, gücü ve ihatesi kadar hamd ve şükrediyoruz.<br> Mehdeviyyet, asırlar boyunca hakkın peşinde olanların yok edilmek istenilen; varlıklara hayat suyu veren; kederle dolu kalpleri ümit, şevk ve heyecanla dolduran; derin ölüm uykularından ve her türlü esaret perdesini parçalayan İlahî mektebin adıdır. <br> Bu mektebin ilk adı, Muhammed Mustafa&#8217;nın (s.a.a) risaleti, Ali b. Ebu Talib&#8217;in (a.s) velayeti ve Hz. Fatime-i Zehra&#8217;nın (a.s) ismeti; son adı ise Mehdeviyyet&#8217;tir..<br>Mehdeviyyet, yani Hz. İmam Muhammed b. Hasan El-Mehdi&#8217;nin (a.s) yolunda olmak demek; Allah&#8217;tan başka hiçbir kimsenin hakimiyetini kabul etmemek, yeryüzünde hiçbir şekilde zulüm ve haksızlığın olmasını kabul etmemek, izzet ve haysiyet yoksunu zelillerin yeryüzünde olmasını ve insanlara tahakküm etmesini kabul etmemektir.<br>Mehdeviyyet mektebinde/Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) yolunda ve izinde olan kişilerde olması gereken özelliklerden bazıları şunlardır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-997bbd8a08a9e97e86d0dc15b867114a"><strong>1-</strong>Her türlü günah ve çirkin işten uzak olmak.<br><strong>2-</strong>Marifet ve bilgi sahibi olmak.<br><strong>3-</strong>Muhabbet ve sevgi ehli olmak.<br><strong>4-</strong>Basiretli olmak.<br><strong>5-</strong>Her bakımdan yardım eden olmak.<br><strong>6-</strong>Vefadar olmak.<br><strong>7-</strong>Fedakar olmak.<br><strong>8-</strong>Yalnızca Allah&#8217;ın ipine sarılmak.<br><strong>9-</strong>Hedef, niyet ve maksadın yalnızca Allah için olması.<br><strong>10-</strong>Allah yolunda sabırlı ve metanetli olmak.<br><strong>11-</strong>Allah yolunda çalışmak ve mücadele etmek.<br><strong>12-</strong>Her türlü fikri inhiraftan arınmış olmak.<br> Bu özellikler, Masum İmamın (Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;ın (a.s)) buyurmuş olduğu Nudbe duasında değinilmiş olan özelliklerden bazılarıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1091081f238e6f251669a05e528713ce">450-Şia&#8217;nın Özel Anlamları</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d4f64de8f308a3726d5e88fe1b29ec7a"> Bizlerin çocukluğumuzda öğrenmiş olduğumuz önemli konulardan bir tanesi Şialığın özel anlamlarıdır. Ve o anlamların bir tanesi de zuhuru beklemek-İntizar-ı Ferec&#8217;tir.<br> Ehlibeyt (a.s) mektebinden olup da bu hadisi duymayan hiç kimsenin olmaması gerekir:<br><strong>&#8220;Benim ümmetimin en faziletli ameli kurtuluşu -Hz. Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhur ve kıyamını- beklemesidir.&#8221;</strong> <br>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) kurtuluş zuhurunu beklemenin ne anlama geldiğinin bilinmesine rağmen, onun ibadetlerin en üstünü ve en faziletlisi sayılmasının nedeni nedir? <br> O hazretin zuhurunu beklemenin onun varlığı ile ne tür bir ilişkisi vardır ki ibadetlerin en üstünü sayılmıştır? <br> Mukaddes Ehlibeyt mektebi ile ilişkili olan insanların aklına bu soruların gelmesi mümkündür. Bunun sebeplerinden bir tanesi, içinde yaşamakta olduğumuz dönemin, şüpheler dönemi olmasıdır. Bu sebepten dolayıdır ki hiçbir konunun ve sorunun zamanının geçtiğini, onları konuşmanın gereksiz olduğunu düşünmememiz gerekir. Elbette ki hayatını Ehlibeyt mektebinin içinde geçiren ve her türlü ilim ve marifete ulaşmış olan kimseler için birçok konu ve mesele tekrar olmuş olabilir. Fakat her türden tehlikelerle karşı karşıya kalan, gerekli olan ilim ve marifete ulaşmamış oldukları için inançlarını sağlam temeller üzerine oturtamamış olan kimselerin, özellikle de gençlerin, İslam&#8217;ın ve mukaddes velayet mektebinin hangi tehlikelerle karşı karşıya olduğunu bilmeleri mümkün değildir. <br> Bu sebepten dolayı konuyu kısaca da olsa açıklamadan önce, imamet konusu hakkındaki, özellikle de Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) imameti, gaybeti ve zuhuru hakkında sahip olduğumuz bilgileri yenilememiz gerekir.  <br> Bizler dağınık olarak birçok konu ve mesele duyuyor ve onların tek tek doğru olduğunu düşünüyoruz. Ama bunların birbirleriyle olması gereken gerçek ilişkilerinin neler olduğunu anlayabilmek için ilave bir çaba ve çalışmanın içinde olmamız gerekir. <br> <strong>Mesele şudur: </strong>İmamın gelmesinin, gönderilmesinin sebebi nedir? İmamların sayısının 12 olmasının, bu imamlardan 11 İmamın birbirlerinden sonra gelmelerinin, yaşamalarının sebebi nedir? Ve İmamların 12&#8217;ncisinin gaybette olmasının ve kendisinden önceki 11 İmam gibi insanların kendisini görebilecekleri şekilde halkın içinde olmamasının hikmeti nedir?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-96fb4e041d4b7440fa323a6b0abd28b5">12. İmam gaybette olduğu için bizimle ne tür bir ilişki içindedir? Ve bizlerin onunla irtibat kurması nasıl mümkün olacak ve böyle bir dönemde yapmamız gereken vazifeler nelerdir? <br> Bunların cevabını öğrendikten sonra sıra İntizar-ı Ferece (kurtuluş zuhurunu beklemeye) gelmektedir. Bu durumda zuhuru beklemenin ne demek olduğunu ve zuhuru beklerken yapmamız gereken vazifelerin neler olduğunu bilmemiz gerekir. Bunların olabilmesi için de imamet ve zuhurun gayesini, Allahu Teala&#8217;nın imam tayin etmesinin nedenlerini, tayin etmiş olduğu imamın gaybete çekilmesinin sebeplerini, kendisine ne zaman zuhur izninin verileceğini ve imamın zuhur etmekteki gayesinin ne olduğunu bilmemiz gerekir.<br><br> Bizler bu mektebe inanmış ve bu mektebin emirlerini yapmaya çalışan kimseler olarak bu soruların her birisi için akıllarımızda bir tür cevap vardır. Fakat Allahu Teala&#8217;nın imameti takdir etmesinin ve imamları göndermesinin hikmeti şudur: <br> Allahu Teala son peygamber olan İslam&#8217;ın Aziz Peygamberini (s.a.a.) mebus edip gönderdiler ve insanların kıyametin kopacağı güne kadar geçecek olan zaman içinde kemale ulaşabilmeleri için İslam Peygamberinin vasi ve halifeleri olarak İmamları göndermeyi irade buyurmuştur. Bu imamlar Hz. Peygamber&#8217;e (s.a.a.) nazil olan peygamberlik vahyini almadan, o hazretin başlatmış olduğu hareketi tamamlamakla görevlidirler.<br> Hakikat bu şekilde olduğu için de Gadir-i Hum günü Allahu Teala Hz. Resul-i Ekrem&#8217;e (s.a.a.) şu ayet-i kerimeyi indirerek, Allah&#8217;ın tayin etmiş olduğu İmamın gönderilmesi ile dinin kemale ulaştığını buyurmuştur: <br><strong>اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دٖينَكُمْ<br></strong>&#8220;Bugün (Peygamberden sonraki ilk vasi, halife ve imamın ilan edilmesi ile) dininizi tamamladım.&#8221; <br><strong>Maide/3 </strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-836d15c3d7754c0d80ea58920bb914fe">İmametin karar kılınmasının felsefesi dinin kemale ulaştırılmasıdır ve imamet olmamış olsaydı din kemale ulaşmayacaktı. Allahu Teala kendi irade ve ilminde dinin kemale ulaşması için 12 Masum İmamın olmasını gerekli kılmıştır. Allahu Teala tekvini olarak bu şekilde olmasını irade ettiği için bu makama ulaşacak olan kimsenin de kemale ulaştırma özelliğinin olması gerekir. Yani Allahu Teala aniden bir kimseyi peygamber ya da imam olarak görevlendirmiş değildir. O kimsenin tekamül ettirme özelliğine sahip olması gerekir.<br>Velayet meselesinde de veli karar kılınan kimsenin bedenî ve ruhî bakımdan vahyi ve vahiy ilmini idrak edebilme kapasitesini miras alması gerekir ki imam olabilsin. Bu da herkesin imam-halife olamayacağını ortaya koymaktadır. Allahu Teala Hz. Zehra&#8217;nın (a.s) evlatlarına bu istidadı vermiştir ve onun 11 evladı imam olma istidadına sahiptirler. Yani Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.a.) makamı gibi bir makama, nübüvvet ve vahyi idrak etme istidadına sahip oldukları için Allah tarafından imam karar kılınmışlardır. Allahu Teala bu istidadı Hz. Zehra&#8217;nın (a.s) 11 evladına vermeyi irade etmiş olmasından dolayı da Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) peygamberlerin sonuncusu olmuştur.<br> Allah&#8217;a hamd ve senalar olsun ki biz Şialar/Ehlibeyt (a.s) mektebinin taraftarları, 1. İmam ve Velayetin Şahı Emirü&#8217;l-Müminin Hz. İmam Ali&#8217;nin ve diğer 10 mutahhar evladının (a.s) İslam&#8217;ın hak ve gerçek öğretilerini nesillere ulaştırabilmek için asırlar boyu nice katlanılması imkansız zahmetlere katlandıklarını, dağları dahi parçalayıp darmadağın edecek musibetlere tahammül ettiklerini çok iyi biliyoruz. Ama ne yazık ki onların almış oldukları tedbirleri ve önümüze koymuş oldukları kurtuluş yollarını uygulamayı bir tarafa bırakın, üzerlerinde düşünüp tefekkür dahi edemedik. Ama bizlerin bütün bu sorumsuzluk ve ihmalkarlıklarımıza rağmen onların yapmış oldukları işlerin ve almış oldukları tedbirlerin neticesinde İslami maarif ve hak fırka olan Şiilik, Ehlibeyt mektebiyle dünyanın tamamına yayılmıştır.<br><br> İmamların bu hedefi gerçekleşti, fakat masum imamın eliyle kurulması gereken adalet hükümeti gerçekleşmedi. Adalet hükümetinin gerçekleşmesi için meydana gelmesi gerekli olan iki şarttan bir tanesi olan masum imamın yapması gereken vazifeler her imam tarafından yapılırken; insanların yerine getirmeleri gereken/şart olan, &#8220;toplumun adalet yönetimini istemesi ve meydana gelebilmesi için yapmaları gereken şartlar&#8221; yapılmamıştır. Çünkü adil İslamî yönetimin kurulması vazifesi, yalnızca masum imama farz kılınmış değildir; insanlara da farz kılınmış İlahî bir vazifedir. <br><br> İmam tek bir kişidir ve milyonlarca kişiden oluşan bir toplumu gaybî bir güce sahip olmadan yönetmesi düşünülemez. <br> Dünyada her işin mucize ile yapılması, yaratılış felsefesine aykırıdır ve dünya işlerinin tamamında mucize istisnai bir olaydır. Bu sebepten dolayıdır ki insanlar adil İslami yönetime hazır oldukları ve bunun meydana gelebilmesi için vazifelerini yaptıkları zaman, vazife üstlenip adil İslamî yönetimi kurmak, imamın yapmaktan uzak durması imkansız olan vazifesi olmaktadır. <br> Emirel Müminin Hz. İmam Ali (a.s) Nehcü&#8217;l-Belağa&#8217;daki hutbelerinde bu hakikati şu şekilde beyan buyurmuşlardır:<br><strong> &#8220;İnsanların bana olan hücumu (yönelişi ve ısrarı) ve biat etmeleri olmamış olsaydı onlara imam olmamı şart kılan bir şey olmazdı. Bunlar olduğu için hükümet etmeyi (gasp edilerek elinden alınmış olan hilafeti)kabul ettim.&#8221; </strong><br> Emirel Müminin Hz. İmam Ali (a.s) Şıkşıkıyye hutbesinde insanların kendisine yönelmelerinin ve adalet hükümetini kurmasını istemelerinin şiddetini şöyle buyurmuşlardır: <br><strong> &#8220;İnsanların bana olan hücumu o kadar şiddetliydi ki neredeyse Hasan ve Hüseyin (a.s) ayaklarının altında eziliyorlardı.<br> İnsanlar böylesine bir izdiham ile bana biat ettiler ve ben etrafımda böylesine yardımcıları gördüğüm zaman vazife üstlenmekten uzak duramazdım. Zalimlerin karşısında durma vazifesi, herkesten önce alimlerin vazifesidir ve zalimlerin gasp ettiklerini ellerinden almak ve onların zulümlerine son verebilmek için yanımda bu kadar çok yardımcının olduğunu gördüğüm için onlara liderlik etmek ve adalet yönetimini kurmak üzerime farz oldu.&#8221; </strong><br><br> İzdiham yaratarak Emirel Müminin Hz. İmam Ali&#8217;ye (a.s) adalet hükümetini kurması maksadıyla yardıma gelen insanların o Hazrete nasıl ve ne kadar yardım ettiğini de çok iyi biliyoruz. Onun 4 yıl 9 ay süren hükümetinde üç büyük savaş çıkardılar. Ve Hz. İmam Ali&#8217;den sonra sıra diğer imamlara (a.s) geldiği zaman o topluluktan eser kalmamıştı. Bunun çok önemli sebepleri vardır, fakat yeri burası olmadığı için onlara girmeyeceğim.<br> Ancak içinde bulunduğumuz durumu dikkate alarak şu soruyu sormak istiyorum: <br>&#8220;O dönemin insanlarının yerinde bizler bu halimizle olmuş olsaydık Hz. İmam Ali&#8217;den (a.s) sonraki imamların yanında olur muyduk ve kalır mıydık? Çünkü o günün insanlarının müptela oldukları musibetlere bizler de müptelayız. Ayrıca bizim bazı alanlardaki halimiz onların zahirî hallerinden daha düşmancadır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f93d361d7dfce34f964bbd470dfef30f">Herkes külahını önüne koyacak olursa. Allahu Teala&#8217;nın saçlarının bir telinin dahi alemlerin tamamından daha değerli olan İmamları bizi kurtarmaları için birbirinin peşi sıra göndermesine rağmen bizim onlara neler yaptığımızı görecektir. <br> Bizler Allah&#8217;ın değil, kendimiz İmam seçmek istiyoruz. <br>Demokratik olmak istiyoruz ve bu isteğimizin neticesinin ne olduğu önümüzdedir. <br> Allah&#8217;ın 11 Hüccetine bunlar yapıldıktan sonra sıra 12. ve son Hüccete geldi ama ona yapılacak olanlar damutahhar babalarına yapılanların aynısı olacaktı. Zaman ve insanlar değişmedikleri gibi daha da kötü ve zalim oldukları için Allahu Teala Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Rahmet-i Vasie olan vücudunu, insanların imamın vücudundan açıkça yararlanma liyakatine ulaşacakları zamana kadar kendi sırrı haline getirdi. <br> Bunun böyle olacağını Allahu Teala hem kitabında ve hem de alemlerin Sserveri olan Resulü Hz. Peygamber (s.a.a) ile önceden haber vermişti. <br> Allahu Teala, son hüccetinin vücudunu insanların görmesini, tanınmasını ve ulaşmasını yasakladıktan sonra insanlık asırlar boyudur bela okyanuslarının içinde boğulmakta ve o ilahi kurtarıcıya ulaşabilmek için ne yaptıysa ve yapıyorsa da ulaşamamaktadırlar. Sebebi ise imamın mukaddes vücudunun aralarında olmasının liyakatine ulaşmamış olmalarıdır. Bu liyakate ulaştıkları ve İlahî adalet hükümetinin kurulmasını gerçek anlamda istedikleri zamana kadar da bu mahrumiyetin meydana getirmiş olduğu bela ve musibetlerin içinde boğulmaya devam edeceklerdir.<br> <br> Bu dönemin ne zaman olduğu; Allahu Teala&#8217;nın, hazinesi olan Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) ne zaman göndereceği açıklanmamış bir sırdır. <br> Bunun böyle olması hikmetten yoksun bir hadise değildir. Eğer o İlahî kurtarıcının geleceği zaman önceden haber verilmiş olsaydı, insanlar o hadisenin gelmesi için ihtiyari olarak yapmaları gereken işleri yapmayacak, kendilerini hazır hale getirmeyeceklerdi.<br> Çünkü İmam Mehdi (a.s) geldiği zaman Allah&#8217;ın yardımı ve izniyle her şeyi yapacak ve sorunların tamamını yeryüzünden yok edecektir. <br> Bu bir hakikattir ve insanların geneline vazifeleri hatırlatıldığı zaman bu türden sözleri söylemektedirler. Allahu Teala insanların ihtiyari olarak ve isteyerek doğru yolu bulmalarını, o yolda yürümelerini ve herkesin gücü ölçüsünde bu yolda zahmet çekmesini irade etmiştir.<br><br> İmam&#8217;ın varlığının ve gaybette olmasının felsefesi bizim önümüze şu hakikati koymaktadır: <br>Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) varlığından kurtuluşumuz için istifade edebilmemiz için yapmamız gereken iş ve vazifeler nelerdir?<br><br> Kurtuluşumuz için yapmamız gereken en önemli işlerden bir tanesi de Hz. Resul-i Ekrem&#8217;e ve Ehlibeyti&#8217;ne mütevesil olmaktır. Bizler o Hazretlere mutevesil olduğumuzda onlar da bizlere dua etmektedirler. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.a) ve Ehlibeyti kapısına gidip kendilerinden bir şey isteyen hiç kimseyi reddetmezler.<br><br> Tevessül etmenin, dua etmenin haricinde ayrı bir yol olduğu hiç kimsenin aklına gelmemesi gerekir. Tevessül etmek, güçlü bir dua ile Allah&#8217;ın kapısına gitmektir. <br>Hz. Peygamber&#8217;e ve onun Ehlibeytine tevessül eden kimse Allah&#8217;ın haricinde hiçbir kapıya gitmeyen kimsedir. Çünkü onların tek gayesi, insanlara Allah&#8217;ı tanıtmak ve Allahu Teala&#8217;dan aldıkları rahmeti insanlara ulaştırmaktır. <br> Tevessül eden kimse, Allah&#8217;tan başka hiçbir kimsenin kapısına gitmeyen ve Allah&#8217;ın kapısına giderken de Hz. Peygamber&#8217;in ve onun itretinin azametine sarılarak sağlam, ciddi ve güçlü giden kimsedir. <br>Sağlam ve güçlü olması da onların kendisine dua etmiş olmalarıdır.<br> Tevessül, insanı bireysel ferece/kurtuluşa ulaştıran vesiledir. <br>Ve Allahu Teala&#8217;nın, Peygamberi&#8217;nin ve onun itretinin etmiş olduğu duaların hürmetine bireysel kurtuluşa ulaştırmış olduğu kimsenin, evrensel kurtuluşu gerçekleştirecek olan Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhuru için vazife üstlenmemesi düşünülemez.<br>  </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9ac00cf961d1ea846fe5a532228b76c6"></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9ac00cf961d1ea846fe5a532228b76c6"></p>



<h3 class="wp-block-heading">451- Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Kontrolü </h3>



<p> Hz. İmam Mehdi (a.s) dünyadadır, hayattadır ve her yerde hazır ve nazırdır. <br>Hazır ve nazır olmayan bizim kendimiziz. Eğer kimi yer ve zamanlarda birtakım yerlerde hazır olabiliyorsak kendi dar ve kısır hesaplamalarımızla oluyoruz ama bilmemiz gerekir ki, bizleri ve yaptıklarımızı görüyorlar. Ehlibeyt&#8217;in (a.s), işlerimizi ve onlarla olan ilişkilerimizi onaylayacak şekilde yapmamız ve düzenlememiz gerekir. Öyle bir halde olmamız gerekir ki işlerimiz ve hedeflerimiz onların iş ve hedefleriyle aynı olması ve kendimizde onların yanlarında olmamız gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">452-Gaybette Olan İmamdan Faydalanmak</h2>



<p> Hadislerde Hz. İmam Mehdi (a.s) için uzun bir gaybet dönemi olacağı buyrulmuştur. <br> Bu hadisler şu soruyu akıllara getirmektedir: <br>&#8220;İnsanların gaybette olan İmamdan istifade edebilmeleri, yararlanmaları nasıl mümkün olabilir?&#8221;<br> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) kendisinden rivayet edilen birçok hadislerinde şöyle buyurmuşlardır: <br><strong>&#8220;Bulutların arkasında olan güneşten nasıl faydalanılıyorsa gaybette olan İmamdan da öyle istifade edilmektedir.&#8221;</strong></p>



<p> Fakat onun gece ve gündüzü birbirinden farklıdır ve bulutların arkasında olan güneş gecenin karanlığını yok edip ortadan kaldırmaktadır.<br>Yine bulutların arkasında olan güneş, o bölgede olan bitkilerin yeşermesine, meyvelerin olgunlaşmasına ve insanlar, bulutların arkasında olan güneşin gölgesinin altında hayatlarını idame etmektedirler. <br>Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s)&#8217;ın buyurmak istedikleri şey şudur: </p>



<p> İmam gaybet perdesinin arkasında olsa dahi İslam dünyası onun tam ve gerçek nüfuzunun altındadırlar. Hz. İmam Mehdi (a.s), <strong>&#8220;Be yumnihi ruzigel vera be yucudihi&#8230; Sebbetul arzu ves semau:</strong> <strong>Onun varlığının hürmetine yaratılmışların tamamı rızıklanmaktadırlar ve onun varlığının hürmetine yeryüzü ve gökler sabit kalmaktadır&#8221;</strong> olduğu için özel-has Şia ve dostlarına has lütufları vardır.<br> Müminlerde kimi zamanlar çok özel bir hal meydana gelmektedir:<br>Allahu Teala ile münacat etmek için gece namazı kılmak ya da diğer önemli işleri yapmak için can atmaktadırlar. İşte bu anlar, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) kalplere özel lütufta bulunduğu zamandır. Bu iş bir tür tekvini velayettir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">453-Sınanma ve Gaybet</h3>



<p> Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular:<br> İmamınız, hidayet edeniniz olmadığı ve sizden bazılarınızın bazılarından teberri ettiği zaman haliniz nice olacaktır? O zaman sınanacağınızı, eleneceğinizi bilin. O zaman kılıçlar çekilecek, sabahleyin yönetimi eline alan akşam olduğu zaman yönetimden düşürülüp öldürülecektir.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.24-25</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">454-Gaybetin Hikmeti</h3>



<p> Abdullah b. Fazl Haşimi şöyle demiştir: <br>Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: &#8220;Bu emrin sahibinin uzun bir gaybet dönemi olacak. Ve batılın peşinde olan bütün herkes o dönemde şüpheye düşecektir.&#8221;<br>Arz ettim: &#8220;Canım size feda olsun, böyle olmasının sebebi nedir?&#8221; <br>Buyurdular: O sebepleri açıklama iznine sahip değiliz. <br>Arz ettim: O gaybetin hikmeti nedir? <br>Buyurdular: Onun gaybete çekilecek olmasının hikmeti, ondan önce gaybete çekilen Allah&#8217;ın hüccetlerinin gaybete çekilmelerindeki hikmet ile aynıdır. Hz. Hızır&#8217;ın (a.s) kayığı delmesinin, erkek çocuğu öldürmesinin ve yıkılmakta olan duvarı yeniden yapmasının hikmetini Hz. Musa&#8217;ya (a.s) sonradan açıklandığı gibi, Hz. Kaim&#8217;in (a.s) gaybette olmasının hikmeti de onun zuhurundan sonra açıklanacaktır. Hz. Musa (a.s) da olanların hikmetinden haberdar değildi, ayrılacakları zaman öğrendi.&#8221;<br><strong>Kemal-ud Din c.2 s.234-235</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">455-Kıyama Davet</h3>



<p>İsa b. Kasım şöyle demiştir: <br>Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdular: <br>&#8220;Her zaman kendinize dikkat edin, kendinize mukayyet olun ve takvalı olmaktan uzaklaşmayın. Allah&#8217;a andolsun ki, eğer insan koyunlarını otlatması için bulduğu çobandan daha iyi bir çoban bulacak olursa önceki çobanı bırakıp bulduğu bilinçli ve tecrübeli olan çobanı işe alır. Eğer sizin iki canınız olmuş olsaydı, bir canınızla mücadele edip tecrübe kazanır ve diğer canınızla da kazandığınız tecrübeden istifade ederdiniz. Ama hakikat böyle değildir ve her insanın sadece bir canı vardır. Bu sebepten dolayı çok iyi düşünmeniz ve en iyi ve doğru olan yolu seçmeniz gerekir.<br> Buna göre, eğer bizlerden (Peygamberin Ehlibeyti) birisi çıkıp sizi kıyam etmeye ve ayaklanmaya davet edecek olursa, onun kıyamının sebebinin ne olduğu hususunda çok iyi düşünmeniz ve araştırmanız gerekir. &#8220;Zeyd b. Ali de kıyam etmiştir&#8221; demeyin. <br> Zeyd b. Ali bilge, alim ve doğru sözlü idi; insanları kendi imamlığına davet etmiyordu; aksine biz Ehlibeytin razı olduğu ve kabul ettiği kişinin imametine davet ediyordu. Zafere ulaşabilecek olsaydı kesinlikle emaneti sahibine teslim edecekti. O saltanat düzenini yıkmak için kıyam etmişti. Sizin vazifeniz, kıyam eden kişinin sizi neye çağırdığını bilmenizdir ve o şeyi Ehlibeytin kabul edip etmedikleridir. <br> Kıyam eden kişinin hedefi bizim razı olduğumuz hedefte değilse kıyamına da razı değiliz. Böyle bir kimse zafere ulaşmadan bize karşı olan ve muhalefet eden kimsedir ve zafere ulaşıp bayrağını dalgalandıracak olursa kesinlikle bize muhalefet edecek ve bize itaat etmeyecektir. <br> Fatime&#8217;nin (s.a) evlatlarının tamamının liderliğinde hemfikir oldukları ve onu sizin için imam ve lider olarak kabul ettikleri kimsenin davetini kabul edin. <br> Recep ayı olduğu zaman Allah&#8217;ın yardımına koşun. Gecikecek olursanız Şaban ayında yardımına koşmanızın sakıncası yoktur. Ramazan ayının orucunda ailenizin yanında olmak istemeniz sizin için hayırlı olabilir. Ama alamet ve nişane görmek isterseniz, Sufyani&#8217;nin çıkması nişane olarak yeterlidir.&#8221;<br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.49</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">456-İslamî Yönetim</h3>



<p> İslam dininin cihat, savunma, yargı, hukuki, medeni, ceza; fesat ve haksızlık ile mücadele, topluma adaletin hakim edilmesi gibi birçok siyasi ve içtimai kanun, hüküm ve programının uygulanabilmesi için İslam Dini, İslami yönetimin kurulmasını şart ve gerekli kılmaktadır. <br> Mukaddes kanun koyucu, bu türden kanun ve ilkeleri koyarken bunları uygulayacak olan kimseye (İslamî yönetimin başında olan kimseye) özel lütuf ve ihsanlarda bulunmuştur.</p>



<h3 class="wp-block-heading">457-Yeşil Ada (Hadra Adası)</h3>



<p> Yeşil Ada, Hadra Adası. Bazı kimseler İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Hadra Adasında yaşadığını öne sürerek o Hazret&#8217;in evlatlarıyla birlikte örnek İslami bir yönetim kurduğunu yaymaya çalışmaktadırlar. Ama yapılmış olan kapsamlı araştırmalar böyle bir adanın var olmadığı, uydurulmuş bir efsaneden ibaret olduğu kesin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Allame Meclisi (r.a) Bihar&#8217;ul-Envar kitabında bu masalı naklettikten sonra şöyle yazmıştır: &#8220;Hadra Adası masalını güvenilir kitaplarda bulamadığım için burada ayrı bir başlık altında anlatıyorum.&#8221;<br>Şeyh Ağa Bozorg-i Tahrani (rahmetullah aleyh) de bu masalın hayal ürünü ve uydurma olduğunu söylemişlerdir. Bu söylediklerimizin haricinde Hadra Adası masalı çelişkilerle dolu bir masal olduğu için kabul edilmesi mümkün değildir. Ayrıca rivayetlerin silsilesinde kendilerine itimat edilmesi imkansız olan tanınmamış kimseler vardır.<br>Ayetullah İbrahim Emini (r.a) &#8220;Dadguster-i Cihan&#8221; kitabında şöyle yazmıştır: <br>Hadra Adası masal ve romandır. Çünkü; <br><strong>1-</strong>Sağlam ve güvenilir kaynağa dayanmamaktadır. Bu masal, bilinmeyen el yazması olan bir kitapta yer almaktadır ve Allame Meclisi o kitapta yazılmış olanları güvenilir kitaplarda bulamadığını yazmıştır.<br><strong>2-</strong>Masal çelişki ve zıtlıklarla doludur. <br><strong>3-</strong>Bu masalda Kur&#8217;an&#8217;ın değiştirildiği iddia edilmiştir; bu iddianın hiçbir şekilde kabul edilebilmesi mümkün değildir.<br>Ayetullah Emine&#8217;nin haricinde, aralarında Ayetullah Şeyh Muhammed Takî Şuşterî, Ayetullah Şeyh Ağa Bozorg-i Tahranî ve Ayetullah Şeyh Cafer Kaşiful Gıta&#8217;nın da bulunduğu çok sayıdaki büyük alim, Hadra Adası masalının efsane ve uydurma olduğunu yazmış ve söylemişlerdir.</p>



<p>Hadra Adası Hikayesi: H.k 690 yılında Ali b. Fazıl Mazenderanî&#8217;nin Hadra Adası&#8217;na götürülmesi hakkında anlatılan hikayede, Hadra Adası&#8217;nın Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) ailesinin ve çocuklarının yaşadığı yer olduğu söylenmiştir. Bu hikayeyi İsbat-ul-Hudat kitabında olduğu şekilde nakledeceğim:</p>



<p> &#8220;Allame Meclisi, Bihar&#8217;ul-Envar kitabında, Yahya b. Fazl&#8217;ın Risalet-ul Bahrul Eaz vel Ceziret-ul Hadra kitabından Ali b. Fazl Mazenderanî&#8217;den nakletmiş olduğu çok uzun bir hadiste şöyle yazıldığını nakletmiştir: <br> Batı&#8217;daki (İspanya) şehirlerinden birisine girdim; Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) şehrinden birtakım kimseler de binekleriyle o şehre geldiler. Onlardan bir tanesi yaşlı bir adam idi. <br>Beni görünce dedi: &#8220;Senin adın nedir? Zannedersem senin adın Ali&#8217;dir.&#8221; <br>Dedim: &#8220;Evet, benim adım Ali&#8217;dir.&#8221;<br>Dedi: &#8220;Babanın adı nedir? Zannedersem babanın adı Fazıl&#8217;dır.&#8221; <br>Dedim: &#8220;Evet, babamın da adı Fazl&#8217;dır ama sen benim ve babamın adını nasıl bildin?&#8221; <br>Dedi: &#8220;Senin adını ve özelliklerini bana söylediler ve Hadra Adasına kadar senin yanında olacağım.&#8221;<br> Çok sevinmiştim. Birlikte sahile gittik. On altıncı gün beyaz suya ulaştık. <br>Sordum: &#8220;Burası neresidir?&#8221; <br>Dedi: &#8220;Bu Beyaz Deniz&#8217;dir, Orası ise Hadra Adası&#8217;dır. Etrafını saran bu beyaz su, Allah&#8217;ın hikmetiyle düşman gemilerinin ve deniz araçlarının adaya yaklaşmalarına, İmama ulaşmalarına engel olmaktadır.&#8221; <br>Sonra adaya girdik ve mescide gittik. Şemsettin adında bir kişiyi gördüm. Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) torunlarından olduğunu söylüyordu. Biraz konuştuktan sonra kendisine şöyle söyledim: &#8220;İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) gördün mü?&#8221;<br>Dedi: &#8220;Hayır, görmedim ama babam İmamın sesini duyduğunu ama kendisini görmediğini söylüyordu. Dedem ise hem imamın kendisini görmüş ve hem de sesini duymuştur.&#8221;<br> Bu konuşmalardan sonra o Seyyid ile birlikte şehrin dışına çıktık ve yaşlı bir adamla karşılaştık. Seyyid&#8217;e bu adamın kim olduğunu sordum. <br>Dedi: &#8220;Karşıda olan o dağın ortalarında bir yerde hürrem ve abad bir yer vardır. Orada bir çeşme vardır ve o çeşmenin olduğu yerde bir kabile yaşamaktadır. Bu zat, arkadaşı ile birlikte o kabileye hizmet etmektedir. Ben her hafta cuma günü sabahleyin oraya gidiyor, İmamın huzuruna çıkıyorum.&#8221; <br> (Bu hadisin ilk bölümünde Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) sesinin duyulup kendisinin görülmediği söylenirken, burada İmamın huzuruna müşerref olduğunu söylemektedir.)<br>İki rekat namaz kılıyorum. Sonra önümde yemek buluyorum. O yemeğin içinde bir hafta boyunca yapmam gereken işler yazılmaktadır. O listeyi alıyorum ve hafta boyunca yazılanları yapıyorum. <br>Ali b. Fazl daha sonra şöyle söylemiştir: &#8220;Hizmetçilerden beni de İmamın huzuruna götürmelerini istedim ama mümkün olmadığını söylediler. Arkadaşım bana döndü ve seni vatanına geri götürme emri geldi. Benim ve senin bu emre karşı çıkmamız doğru olmaz.&#8221; dedi. <br><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.371</strong><br>Ali b. Fazl kendi kıssasını Fevaid-uş Şemsiye kitabında etraflı bir şekilde yazmıştır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">460-Allame Hasanzade Amulî&#8217;nin Ağzından Hadra Adası</h3>



<p> Merhum Hacı Nurî&#8217;nin Hadra Adası hakkında rivayet etmiş olduğu sözler hakkında Allâme Şa&#8217;rânî şöyle buyurmuşlardır: <br> Hadra Adası günümüzde de vardır ve Endülüs ülkesine bağlıdır. Bütün adalar gibi bu ada da yemyeşil bir adadır. Bu adayı diğer adalardan ayıran özellik, Fâtımi Mehdi&#8217;nin yaşadığı yer ve hükümetinin başkenti/payitahtı olmasıdır. Fâtımi Mehdi&#8217;nin buraya gelmesinden sonra bu ada dillerden düşmez oldu. Ama birtakım cahil raviler, Fâtımi Mehdi&#8217;yi Hz. İmam Mehdi&#8217;ye (a.s) dönüştürdüler ve o Hazret&#8217;in Hadra Adası&#8217;nda yaşadığını iddia etmeye başladılar. Bu adayı Bermuda Üçgen Adası ile ilişkilendirmeye çalıştılar. <br> Bermuda Üçgen Adaları hakkında da çok şey söylenmiş ve ne yazık ki birtakım kimseler duymuş oldukları bazı şeyleri din ve inanç olarak insanların önüne koymaktadırlar.<br> Oysa İslam Dini ve islamî itikatların tamamı delil ve akıl üzerine bina olmuştur.<br> &#8220;Onlara de ki: Eğer doğru söylüyorsanız delillerinizi ortaya koyun.&#8221;<br><strong>Bakara Suresi 111. ayet</strong><br>Allahu Teala, Ayetullah Rafii&#8217;nin makamını yüceltsin. Bu büyük alim insanların İlahî Hüccet&#8217;e muhtaç oldukları hakkında buyrulmuş olan hadisler hakkında o hadislerden bir tanesi:<br>&#8220;Yeryüzünde Allah&#8217;ın Hücceti olmayacak yeryüzü yok olur.&#8221;<br> Hz. Bakiyyetullah&#8217;ın varlığı, Allah&#8217;ın sırlarından bir sır olduğu için olması şart ve olmazsa olmazdır ve varlık aleminin insan-ı kamilden müstefiz olmadan varlığını sürdürmesi mümkün değildir. <br>(Konunun devamı için Der Asiman-ı Marifet kitabına müracaat edilebilir.)<br><strong> Allame Hasanzade Amuli, Der Asiman-ı Marifet, sayfa 161.</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center">Müşerref ve Mutevessil Olmak</h2>



<h3 class="wp-block-heading">461-Şifa Bulan Hasta</h3>



<p>Merhum Şeyh Hürre-i Amulî, İspat&#8217;ul-Huda kitabında şöyle yazmıştır: On yaşlarında idim ve çok ağır bir hastalığa yakalanmıştım. Hastalığım o kadar ilerlemiş ve ağırlaşmıştı ki yakınlarım akşam saatlerini görmeyip öleceğimi düşündükleri için etrafıma toplanmışlardı. Ben ise uyku ile uyanıklık arasındaydım. Hz. Resul-i Ekrem&#8217;i s.a.v ve imamların a.s tamamını gördüm. Kendilerine teker teker selam verdim ve kendilerini öptüm. Fakat iki hadise ile karşılaştım. Onlardan bir tanesi şudur: Hz. İmam Cafer-i Sadık&#8217;a a.s öptüğüm zaman imam bir şey buyurdular. İmamın buyurduklarının tamamı şimdi dahi aklımdadır. Ayrıca İmam Cafer-i Sadık a.s bu söylediklerinin haricinde bana dua ettiler. İkinci hadisesi ise şöyledir: Hz. İmam Mehdi a.s da bana dua ettiler. Ben Hazreti İmam Mehdi&#8217;nin a.s karşısına geçip elimi uzatıp kendisini öptükten sonra ağlayarak şöyle dedim: Efendim! İlmî hedeflerimize ulaşmadan bu hastalıktan ölmekten korkuyorum. Hz. İmam Mehdi a.s buyurdular: Korkma! Bu hastalıktan dolayı ölmeyeceksin. Allahü Teâlâ sana hem şifa hem de uzun bir ömür verecektir. Hz. İmam Mehdi a.s bunları buyurduktan sonra elime su dolu bir kase verdiler ve ben o suyu içer içmez hastalığımdan kurtuldum. Hemen yatağımdan kalkıp yakınlarımın karşısında oturdum. Herkes şaşırıp kalmıştı. O gün onlara hiçbir şey söylemedim. Birkaç gün sonra masumları ziyaret ettiğimi kendilerine söyledim. </p>



<p><strong>İsbat-ul Hudat c.7 s.378, Bihar-ul Envar c.53 s.274, Necm-us Sakıb s.389</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">462-Hirekli&#8217;nin Şifa Bulması</h3>



<p>İrbeli, Herekli Hasan&#8217;ın oğlu İsmail&#8217;den şöyle nakletmiştir: Genç yaşlarımda sol bacağımda bir çıban çıkmıştı. Her yıl bahar mevsiminde iltihap topluyor ve katlanılması zor bir acı çekmeme sebep oluyordu. Seyyid ibni Tavus&#8217;un yardımlarıyla Bağdat ve Hille şehrindeki doktorlara gittim. Hangi doktora gittimse, cerrahi operasyonun yapılmaması durumunda ölümüme sebep olacağını söylediler. Çaresiz bir şekilde Samarra şehrine döndüm. Hz. İmam Hasan Askeri&#8217;nin ve Hz. İmam Aliyyül Hadi Naki&#8217;nin (a.s) haremine gittim. İmamları ziyaret ettikten sonra Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) ziyaret edip şifa alabilmek için Serdap denilen bölüme gittim. Birkaç gün Samarra&#8217;da ikamet ettikten sonra, son ziyaretimi yapmak için Dicle Nehri&#8217;ne gidip gusül, ziyaret guslü, abdesti aldıktan sonra şehre geri döndüm. Şehrin giriş kapısına geldiğim zaman, at üzerinde olan birkaç kişinin şehirden ayrıldığını gördüm. Bu kişilerden birisi kefiye ve benzeri bir örtü ile yüzünü örtmüştü. Bu kişinin yanındakiler bana selam verdiler ve ben de selamlarını alıp kendilerine selam verdim. Yüzü örtülü olan Hz. İmam Mehdi (a.s) buyurdular: &#8220;Yarın şehrine geri mi döneceksin?&#8221; Arzettim: &#8220;Evet.&#8221; Buyurdular: &#8220;Yaklaş. Bu yara, bu yara mı acı çekmene sebep oluyor?&#8221; Kendi kendime dedim ki; Araplar temizliğe fazla önem vermezler. Yeni gusül almış ve elbiselerimi yıkamışım ve elbisem daha kurumuş değildir. Bunları düşünmeme rağmen emrine itaat ettim ve yakınlaştım. İmam elimden tuttu ve kendisine doğru çektikten sonra, atın üzerinde olduğu halde yaraya kadar eğildiler. Mübarek eliyle yarayı sıktılar. Çok şiddetli acı hissetmiştim. İmamın yanında olan yaşlı bir adam bana hitaben şöyle dedi: &#8220;Ey Hasan&#8217;ın oğlu, İsmail&#8217;in oğlu Şemsettin, kurtuldun.&#8221; Benim babamın ve dedemin adını bilmesi karşısında şaşırmıştım. Dedim: &#8220;Allah&#8217;ın izniyle hem siz ve hem de biz kurtulanlardanız.&#8221; Yaşlı adam dedi: &#8220;Bu zat, peşinde koştuğun imamın, Hz. İmam Mehdi&#8217;dir (a.s).&#8221; Bunu duyar duymaz atın üzerinde olan imama sarıldım, sonra bacağını öptüm. İmam atını hareket ettirdi, ben de peşi sıra yürümeye başladım. Geri dönmemi buyurdular. Arzettim: &#8220;Sizinle birlikte gelmek istiyorum.&#8221; Yaşlı adam dedi: &#8220;İmamının sözünü dinlememekten utanmıyor musun?&#8221; İki defa dönmeni buyurmasına rağmen itaat etmedim. O yaşlı adamın bu sözleri üzerine durdum ve ilerlemedim. Hz. İmam Mehdi (a.s) birkaç adım ilerledikten sonra döndüler ve bana şöyle buyurdular: &#8220;Bağdat&#8217;a gidince Abbasi halifesi Ebu Cafer Muntasır seni huzuruna çağıracak ve sana para vermek isteyecektir. O parayı, onun vereceği parayı alma. Oğlum Razi&#8217;nin, Seyyid ibn Tavus&#8217;un yanına git ve ona Aliyyül İveze bir mektup yazıp seni tembihlemesini söyle. Biz Aliyyül İveze, istediğin her şeyi sana vermesini söyleyeceğiz.&#8221;</p>



<p> Bihar-ul Envar c.52 s.62, Mustedrek-ul Vesail, c.2 s.804, Necm-us Sakıb s.267-268, Ebkeriyyul Hisan s.27</p>



<p>(Herek, Hille şehrinin yakınlarında olan bir yerleşim yeridir.)</p>



<h3 class="wp-block-heading">463-Hastanın Şifa Bulması</h3>



<p>Muhammed b. Yusuf Şaşi şöyle demiştir: &#8220;Basur hastalığına yakalanmıştım. Birçok doktora gittim, çok masraf ettim. Ama verilen ilaçların faydası olmadı. Bunun üzerine oturup Hazreti İmam Mehdi&#8217;ye (a.s) mektup yazdım ve kendisinden dua etmesini istedim.&#8221; Bir müddet sonra elime ulaşan bir mektupta şöyle yazılmıştı: &#8220;Allahu Teala sana şifa ve sağlık elbisesi giydirsin. Dünya ve ahirette bizim yanımızda karar kılsın.&#8221; Bu duanın üzerinden bir hafta geçmeden bedenindeki yara iyileşti ve ben kurtuldum. İyileştiğimi arkadaşım olan bir doktora anlattığım zaman şöyle dedi: &#8220;Tıbbi olarak ağrılarını giderecek hiçbir ilaç yoktur. Şifa bulman Allahu Teala&#8217;nın lütfundan başka hiçbir şey değildir.&#8221; </p>



<p>El-Kafi c.1 s.519, El-İrşadu lil Mufid s.352, El-Haraic c.2 s.95, Bihar-ul Envar c.51 s.297, Medinet-ul Meaciz c.8 s.81</p>



<h3 class="wp-block-heading">464-Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) Huzuruna Müşerref Olmak</h3>



<p>Asrımızın büyük âlimlerinden olan Seyyid Cafer Şehrudi&#8217;nin bizlere anlatmış olduğu uzun bir mükaşefenin özet hali şöyledir, buyurdular: Şehrud şehrindeyken bir gece rüyamda Hazreti İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) bir topluluğun arasında olduğunu gördüm. Cemaat namazı kıldırıyor gibiydiler. Cemalini ziyaret etnek ve ellerinden öpebilmek için ilerledim. Yaklaştığım zaman nurani bir alimi Hazreti İmam Mehdi&#8217;ye (a.s) muttasıl, omuz omuza bir halde yanında durduğunu gördüm. Cemal, vakar ve azamet sahibi olduğu yüzünden belliydi.<br>Uykudan uyandıktan sonra onun kim olduğunu düşünmeye başladım. Meşhed şehrine gittim, bulamadım. Oradan Tahran&#8217;a gittim, aradım, araştırdım, bulamayınca Kum şehrine gittim ve onu Feyziye medresesinin sınıflığının birisinde ders verirken buldum. Kim olduğunu sordum. Büyük âlim Ayetullah Mirza Cevat Tebrizî olduğunu söylediler. Dersten sonra huzuruna müşerref oldum. Beni tanıyor ve olaydan haberdarmış gibi sorular soruyorlardı. Bir müddet yanında kaldıktan sonra rüyamda gördüğüm âlimin kendisi olduğunu anladım. O gece, seher vaktinde uyku ile uyanıklık arasında göklerin kapısının yüzüme açıldığını, perdelerin aralandığını ve Allah&#8217;ın arşının altına kadar her yeri görebildiğimi gördüm. Sonra büyük âlim Ayetullah Mirza Cevat Tebrizî&#8217;yi gördüm. Ayakta durmuş, ellerini kaldırmış ve razı niyaz ediyordu. Kendisine bakıyordum ve ulaşmış olduğu bu azim makamdan dolayı şaşkınlığım gittikçe artıyordu. Derken kapının çalınması ile o halden çıktım ve kapıya gittim. Kapıyı açtım. Büyük âlimin refakatçilerinden birisiydi. Şöyle dedi: &#8220;Ayetullah Tebrizî&#8217;nin evine gelin.&#8221; Dedim: &#8220;Bir şey mi oldu?&#8221; Dedi: &#8220;Başın sağ olsun. Allah sabırlar versin.&#8221; Hazreti Ayetullah Cevad Tebrizî vefat etti. </p>



<p>1001 kelime c.3 s.24, Ayetullah Hasanzade Amulî,</p>



<h3 class="wp-block-heading">465-Can Verirken Yari Görmek</h3>



<p>Merhum Muhammed Hasan Fazıl Meraği, elMa&#8217;seru velAsaru kitabında büyük arif Muhammed Rıza Gomşeyi hakkında şöyle yazmıştır: &#8220;Bu yıl hicrikameri 1360 yılıdır ve Tahran&#8217;da vefat etmiştir. Can vermeden önce yakınlarına şunları söylemiştir: &#8220;Hz. Mehdi&#8217;nin (a.s) binmem için bana göndermiş oldukları o beyaz atı gördünüz mü?&#8221;</p>



<p>On Risale s.120, Ayetullah Hasanzade Amuli</p>



<h3 class="wp-block-heading">466-Zamanın Hızırı</h3>



<p>Kum şehrindeki dostlarımdan birisinin küçük bir ticarethanesi vardı. Dinen ödemesi gereken mali vecibeleri, humusu ben hesaplıyordum ve verilmesi gereken yerlere veriyordum. İki yıl önce beni evine davet etti. Öğle yemeğini yedikten sonra malının hesabını yaptım. Çok cüzi bir miktar çıktı. İşim bitince hac ibadetini yapmak için Hicaz&#8217;a gideceğini söyledi. Ben de hac hakkında kendisine birtakım bilgiler verdim. Bu dostum hacdan dönünce kendisine ne gördüğünü, nelerle karşılaştığını sordum. Dedi: &#8220;Arafat&#8217;tan sonra Meş&#8217;ar&#8217;e hareket ettik de ettik. Trafik çok sıkışıktı ve bu gidişle Meş&#8217;ar&#8217;e ulaşamayacağımızı düşündüğüm için yürüyecek, gitmek için arabadan indim. Ama elimde olmadan araçların gittiği yöne doğru değil, sol tarafa yönlenip yürümeye başladım. Çünkü aklımda arabaların az olduğu bir yerden gitmek istiyordum. Biraz yürüdükten sonra kendimi bir çölde buldum. Şaşırıp kalmıştım. Ne ne araç sesi vardı ne de kuş sesi. Yerimde durdum ve Allah&#8217;a şöyle arz ettim: Allah&#8217;ım! Bu çölde ölecek deysem kendi şehrimde ölmem daha iyi olurdu.<br>Ben hac ibadetini yapmaya geldim ve senin evinin ziyaretçisiyim.<br>Sonra Hz. İmam Mehdi&#8217;ye (a.s) mütevessil olmaya başladım. Bu korkunç ortamın yanında hava da gitgide kararıyordu. Bu sırada karşımda bir Arap gördüm. Farsça dedi: &#8220;Burada ne yapıyorsun?&#8221;. Dedim: &#8220;Trafiğe takılıp kalmamak için arabadan indim ve kalabalık olmayan bir yerden Meş&#8217;ar&#8217;e gitmek istedim, ama kendimi burada buldum.&#8221;. Dedi: &#8220;Peşim sıra gel.&#8221;. Peşi sıra yürümeye başladım ve bir müddet yürüdükten sonra arabaları ve yürüyen kafileleri görmeye başladım. Buyurdular: &#8220;Hadi git, onlara katıl.&#8221;. Gidip insanların arasına katıldıktan sonra kendime geldim. O kimdi ki bana yardım edip içinde bulunduğum durumdan kurtarmıştı? Onunla karşılaştığım zaman kontrolünün altına girdiğim ve onun kim olduğunu düşünmek aklıma dahi gelmemişti. Bir daha görmedim. </p>



<p>Ayetullah Cafer Subhanî&#8217;nin h.k 1426 yılındaki konuşmasından</p>



<h3 class="wp-block-heading">467-Felçlinin Şifa Bulması</h3>



<p>Tağuti rejim döneminde iki çocuğunu kaybetmiş olan bir büyük zatın hanımı, müptelası olduğu şiddetli üzüntünün neticesinde felç olmuştu. Felç olmanın yanında hem gözlerini ve hem de fiziki olarak çökmüş, genç yaşta olmasına rağmen çok yaşlı bir kadın hâline gelmişti. O büyük zat olayın devamını şöyle anlattı: Aile bireyleri eşimi tedavi ettirmek için Tahran&#8217;a götürmeye karar verdiler. Sabah ezanı olduğu zaman yola çıkmaya hazırlanmaya başladılar. Hayatta olan çocuklarımın annesiz kalacak olmaları karşısında sarsılmıştım. Efendimiz ve İmamımız Hz. İmam Mehdi&#8217;ye (a.s.) mütevessil olmak için odaların birisine girdim.<br>Ama o hazrete mütevessil olma liyakatine sahip olmadığımı bildiğim ve utandığım için yüzümü göğe çevirdim ve Allahu Teala&#8217;ya şöyle arz ettim: Allah&#8217;ım, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) bizlere lütufta bulunmasını senin kendinden ihsan buyur. Ne kadar büyük sıkıntı ve zorluk içinde olduğumuzu görüyor ve biliyorsun. Bir taraftan eşim felç oldu, diğer taraftan çocuklar annesiz kaldılar ve benim de ne bunları sırtlanacak gücüm vardır, ne de çocuklara sahiplik yapabilirim. Sadece Rabbimle konuştum. Allah&#8217;ım ile konuşarak Hz. İmam Mehdi&#8217;ye (a.s.) mütevessil oldum. O gün akşam oldu ve gecenin bir vakti evde sesler yükseldi ve ışıklar yandı. Üst katta olduğum odadan alt kata indim ve küçük kızımı gördüm. Dedi: Baba, annem iyi oldu, iyileşti. Odaya geldim. Eşim hem iyileşmişti, hem yaşlılıktan kurtulup gençleşmişti, hem de görüyordu. Bu zatın eşi ise bu hususta şöyle söylemiştir: Odamda yalnızdım. Birden odanın Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s.) nuru ile aydınlandığını gördüm. Bana buyurdular: Kalk ve bundan sonra sabırsızlık yapma. Yatağımdan ayağa kalktım. İmam Mehdi&#8217;ye (a.s.) odamdan çıktılar. Ben de kapıya kadar peşin sıra yürüdüm. İmam gittikten sonra şifa bulduğumun farkına vardım. </p>



<p>Nefis ile Cihat s.232-233, Ayetullahil Uzma Mezahiri</p>



<h3 class="wp-block-heading">468-Behr-ul Ulum</h3>



<p>Allâme Bahrul Ulûm r.a. hakkında şöyle söylenmektedir: Aşure günü, matem tutanlar her taraftan Kerbela&#8217;ya yürüyorlardı. Allâme Bahrul Ulûm da bir grup din âlimiyle birlikte ezardarları karşılamak için yola çıkmıştı. Tuveric bölgesine geldiklerinde, Allâme Sînezenlileri ile meşhur olan bir desteyle karşılaştılar. Ve Allâme, ilerlemiş yaşına ve sahip olduğu büyük ilmî makamlara rağmen abasını bir kenara atıp sîne vurmaya başladılar. Kendisiyle birlikte olan âlimler, olumsuz bir şey olmasından korktukları için kendisine engel olmaya çalıştılarsa da başarılı olamadılar ve ezadarlık sona erinceye kadar sîne vurmaya devam ettiler. Daha sonraları âlimlerden bir tanesi kendisine bu fiilin hikmetini sorduğu zaman şöyle buyurdular: Ezadarların yanına geldiğim zaman kalplerin sevdası Hazreti İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) gördüm. Gözlerinden yaş akıtarak sîne vuruyorlardı. Bu manzarayı görmek beni benden aldı ve imamımızın karşısına geçip sîne vurmaya başladım. </p>



<p>Didar-ı Yar c.2 s.200, Ali Kerimî</p>



<h3 class="wp-block-heading">469-Behr-ul Ulum</h3>



<p>Seyyid Mehdi ibn Seyyid Murtaza ibn Seyyid Muhammed Burucerdi Tabatabai, on iki imam mektebinin en büyük âlim ve fakihlerinden birisidir ve Necef şehrinde yaşamıştır. Döneminin âlimlerinin tamamı onun makamının azameti hususunda hemfikirdirler. Öyle ki, Kâşifü&#8217;lGıta adıyla tanınan Şeyh Cafer-i Kebir, bu büyük âlim ve fakihin ayakkabısının tozunu temizlemiş ve bununla da övünmüştür. Şeyh-ül Kebir Kâşifü&#8217;lGıta&#8217;nın kendisinin de Hazreti İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) huzuruna müşerref olduğu mütevatirdir. Molla Zeynel Abidîn Salmasî şöyle buyurmuştur: Seyyid Bahr-ul Ulum bir gün Emir-el Muminin Ali b. Ebu Talib&#8217;in (a.s) Necef&#8217;teki haremine girdiği zaman şu beyti okuyorlardı: &#8220;Kur&#8217;an&#8217;ı sen dil-rubanın sesinden işitmek ne güzeldir. Yüzüne bakmak ve Allah&#8217;ın sözünü senden duymak bî-bedeldir.&#8221; O büyük zata bu beytleri okumasının sebebini sordum. Buyurdular: Hareme girerken Hz. İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) gördüm. Emir-el Muminin Hz. İmam Ali&#8217;nin (a.s) baş ucunda durmuş Kur&#8217;an okuyorlardı. Bunu gördüğüm zaman bu beytleri okudum. Hareme girdiğim zaman Kur&#8217;an ormayı okumayı bırakıp haremden çıktılar.&#8221; </p>



<p>Necm-us Sakıb 79. hikmet, Cennetül Me&#8217;va 54. kıssa</p>



<h3 class="wp-block-heading">470-Bir Başka Teşerruf</h3>



<p>Büyük âlim Molla Zeynelâbidîn Salmasî şöyle nakletmiştir: Merhum Seyyid Bahrul Ulûm (a.s) ile birlikte Hazreti İmam Hasan Askerî&#8217;nin (a.s) hareminde namaz kılıyorduk. Merhum Bahrul Ulûm (a.s) ikinci rekatta teşehüdü okuduktan sonra üçüncü rekata kalktıkları zaman biraz durakladıktan sonra kalkıp namaz kılıp namaz kılmaya devam ettiler. Onun bu hâli hepimizi şaşırtmıştı. Duraklamasının sebebini bilmediğimiz gibi hiç kimse de sebebini sormaya cesaret edemiyordu. Eve döndük. Sofrası açıldığı zaman dedim: Efendim, herkes namazdaki duraklamanızın sebebini merak ediyorlar. Buyurdular: Hazreti Bakıyetullah İmam Mehdi (a.s) mutahhar babalarına selam vermek için hareme giriyorlardı. Onun mutahhar yüzünü gördüğüm zaman öyle bir hâlin içine girdim ve bu durum o hazretin hareminden ayrılmasına kadar devam etti.&#8221; </p>



<p><strong>Abkariyyul Hisan c.2 s.68</strong></p>



<p>Merhum Allâme Bahrul Ulûm&#8217;un (a.s) defalarca Hazreti İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) huzuruna müşerref olduğu yazılmıştır. Ve bunların bir bölümü Ayetullah Şeyh Ali Ekber Nehavendî (r.a) Ekberiyyetul Hisan kitabında nakletmiştir. </p>



<h3 class="wp-block-heading">471- Tamirci Seyyid Kerim</h3>



<p>Tamirci Seyyid Kerim Mahmudî, Tahran pazarında tamir işleri yaparak ekmek parasını kazanıyorlardı. Seyyid Kerim, hayatı boyunca her gün düzenli olarak Hz. İmam Hüseyin&#8217;e mütevessil oldukları için, Hz. İmam Mehdi&#8217;nin her hafta kendisini görmeye geleceğinin sözüne bu büyük seyidi vermişlerdi. Ve biz burada o görüşmelerin bir tanesini anlatacağız. Bir defasında Hz. İmam Mehdi, Seyyid Kerim&#8217;in iş yerine gelmiş, dükkânda oturmuşlardı. Seyyid Kerim, bir taraftan imam ile konuşuyor, bir taraftan da eline almış olduğu ayakkabıyı tamir edip dikiyordu. Konuşma esnasında Hz. İmam Mehdi buyurdular: &#8220;Seyyid! Benim ayakkabılarımı da tamir eder misin?&#8221;. Seyyid Kerim arz etti: &#8220;Efendim, sizin ayakkabılarınızı tamir etmek şereftir, cana minnettir. Ama söz verdiğim için sizden önce bu ayakkabıyı tamir etmem gerekir.&#8221;. Kısa bir müddet sonra imam tekrar buyurdular: &#8220;Seyyid! Benim ayakkabılarımı diker misin?&#8221;. Seyyid Kerim arz etti: &#8220;Cana minnet sayarım. Ama bu ayakkabıyı diktikten sonra.&#8221;. İmam Mehdi isteğini üçüncü kere tekrarlayınca Seyyid Kerim ayağa kalkıp imama sarılıp öptükten sonra şöyle demiş: &#8220;Efendim, ben sizin köleniz, hizmetkarınız ve ayağınızdaki tozunuz. Beni bu kadar çok sınamayın. Eğer isteğinizi bir kere daha tekrarlayıp beni utandıracak olursanız dışarı çıkıp çarşıda, sokaklarda sizin dükânda olduğunuzu haykıracağım.&#8221;</p>



<p> Bunun üzerine Hz. İmam Mehdi kendisini rahatlatmış ve vermiş olduğu sözünde durduğu için kendisini tahsin buyurmuşlardır.</p>



<p><strong>Şeyh Kazım Sıddıkî nakletmiştir</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">472- Ebu Turabi&#8217;den (r.a) Bir Anı</h3>



<p>1981 yılında Irak&#8217;ın Anbar üssünde akşam namazında 27-28 esirin üsse getirildiği haber verdiler. Iraklılar kamplara yeni esir getirildiği zaman gözlerini korkutmak için ilk olarak onları döverek işkence ediyorlardı. Bizler yeni gelen esirlerin korkmamaları ve kendilerini yalnız hissetmemeleri için hep bir ağızdan İran Marşı&#8217;nı yüksek sesle okumaya karar verdik. Bu kararı aldık ama sabahleyin çok ağır bir cezalandırmanın bizi beklediğini biliyorduk. Kararımızı uyguladık. Sabahleyin Mahmut adında çok zalim ve acımasız bir Baasçı subay tarafından şiddetli cezalandırıldık. Ama bizim yapmış olduğumuz bu iş yeni gelen kardeşlerimize çok büyük cesaret vermiş ve Baasçıların planlarının birçoğunu işlemez hâle getirmişti. Gelen yeni grup esirin arasında 19 yaşlarında, 70-80 kiloda ve Ali Ekber adında çok neşeli bir genç vardı. Baasçı zalimler ona o kadar çok işkence yapmışlardı ki gelmesinin üzerinden bir yıl dahi geçmeden tahminen 28 kiloya kadar düşmüştü. Ayrıca mide hastalığına yakalanmıştı. Öyle ki, midesinin ağrısı başladığı zaman kendisini yere ve duvara vuruyordu. Bu yüzden esir arkadaşların gözü sürekli olarak onun üzerindeydi. Ağrıları başladığı zaman kendisine zarar vermemesi için el ve ayaklarını tutuyorlardı. Muharrem ayı geçmiş ve Erbain yaklaşıyordu. Arkadaşlara Hz. İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) musibetini hatırlatmak için Sefer ayının son günlerini oruç tutarak geçirmeye yöneldik. Fakat fiziki bakımdan zayıf ve güçsüz olanların oruç tutmamasını ısrarla söyledik. Erbain günü yaklaşınca, yaklaşık bin dört yüz kardeşimiz oruçluydu ve kamp maneviyat doluydu. Erbain&#8217;den bir gün sonra saat 11-12 sıralarında Ali Ekber&#8217;in mide ağrısı başladı ve kendisini adına &#8220;kamp hastanesi&#8221; dedikleri odaya götürdüler. Ben oraya vardığım zaman Ali Ekber&#8217;in sessiz ve hareketsiz bir şekilde yattığını gördüm. Kamptaki görevliler Ali Ekber&#8217;in mide ağrısını durduramayacaklarını anladıkları zaman kamp dışındaki bir hastaneye göndermeye karar verdiler.</p>



<p>Daha iyi tedavi olma imkânının meydana gelmiş olması bizleri çok sevindirmişti. Fakat öğleden sonra saat 3-4 sıralarında, kapının açılma ve bir şeyin yere atılma sesini duyduk. Beton yere atılan şeyin Ali Ekber&#8217;in bedeni olduğunu asla aklımıza gelmemişti. Oraya gittiğimiz zaman Ali Ekber&#8217;in cansız bedeni ile karşılaştık. Onların bu kadar acımasız ve taş kalpli olmalarının karşısında delirmemek elde değildi. Sesi duyduğumuz zaman, elbise ya da battaniye attıklarını düşünmüştük. Arkadaşlarımız Ali Ekber&#8217;i ağaç gibi kurumuş ve hareketsiz bedeni ile karşılaştıkları zaman ellerinde olmaksızın ağlamaya başladılar; çünkü onu bu hâlde görmek emsalsiz acı veriyordu. Arkadaşlarından bazıları Ali Ekber&#8217;i kaldırıp hücreye götürdüler. Ama kamp mateme bürünmüştü. Kampta bulunan arkadaşların tamamı Ali Ekber&#8217;in şifa bulması için dua ediyorlardı. Biz üç numaralı binadaki koğuşlarda kalıyorduk ve bizden iki bina ileride bulunan beş numaralı binadaki koğuşta çok şaşırtıcı bir olay olmuştu. Muhammed adındaki bir kardeşimiz sabah namazından önce uykudan fırlayarak kalkıyor ve aynı koğuşta bulunan şehit babasına, babası da şehit babası da olan yaşlı kardeşimizi uyandırmış ve ona şöyle demiştir: Hacı Ağa! Hazreti İmam Mehdi (a.s) Ali Ekber&#8217;e şifa verdi.</p>



<p>Yaşlı esir diyor: &#8220;Muhammed, sen ne söylüyorsun? Uykuda mısın yoksa uyanık mısın? Ali Ekber başka bir binada kalıyor. Şifa bulduğunu nasıl öğrendin?&#8221;. Muhammed diyor: &#8220;Hacıağa, sabah olunca doğru söyleyip söylemediğimi göreceksiniz. Genellikle her gün sabahleyin kapılar açılır ve esirler koğuşlardan çıkarılıp tek sıra hâlinde dizilir ve yoklama yapıldıktan sonra serbest bırakılırlardı. Ama bu sefer yoklama yapıldıktan sonra arkadaşlarının tamamı hep birlikte Ali Ekber&#8217;in götürüldüğü koğuşa gittiler. Ve içeri giren herkes &#8220;İmam-ı Zaman Hz. İmam Mehdi (a.s.) Ali Ekber&#8217;e şifa vermiştir&#8221; diyerek feryat ediyorlardı. Derken biz de Ali Ekber&#8217;in yattığı hücreye ulaşmıştık. Ali Ekber yatağındaydı ama yüzü tamamen değişmişti. Ve eski hâlinden eser kalmamıştı. İlk günleri gibi neşeliydi. Baasçı yöneticiler normal günlerde üç kişiden fazla bir araya toplanmasına izin vermezken o gün hiçbir müdahalede bulunmamalarının yanında kendileri de Ali Ekber&#8217;i görmek için hücresine giriyorlardı. Ali Ekber&#8217;e dedim: &#8220;Neler oldu?&#8221;. Dedi: &#8220;Dün gece lütufta bulundular ve uyku âleminde şifa verdiler.&#8221; Ortam müsait olmadığı için Ali Ekber&#8217;e fazla bir şey soramadım. Muhammed&#8217;i buldum ve ona dedim: &#8220;Muhammed, nasıl bir rüya gördün ve Ali Ekber&#8217;in şifa bulduğunu nasıl anladın?&#8221;. Dedi: &#8220;Hakikat şu ki ben 17-18 yaşımdan beri her gece iki rekat olan Hz. İmam-ı Zaman namazını 100 İyyake na&#8217;büdü ve iyake neste&#8217;în ile kıldıktan sonra uyuyorum. Ve sabah namazından önce uyanıyorum. Namazlarımdan sonra ise okuduğum tek dua Ferec duasıdır. Çünkü Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) zuhuru ile her şeyin güzel olacağına inanıyorum.&#8221; Dün akşam Ali Ekber&#8217;i o hâlde gördükten sonra Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) kendisine şifa vermesini istedim ve uyudum. Sabah namazına yakın bir saatte yemyeşil bir yerde olduğumu gördüm. Bana Hz. İmam Mehdi&#8217;nin (a.s) buradan geçeceğini söylediler. İmamı ziyaret edebilmek için dikkatli bir şekilde etrafımı kontrol edip duruyordum. Bir müddet sonra bir araba geldi. Arabaya yaklaştım. İçinde birkaç tane Seyyid&#8217;in olduğunu gördüm. Dedim: &#8220;Hz. İmam Mehdi&#8217;den (a.s) haberiniz var mı? Buraya geleceğini söylüyorlar.&#8221; Onlardan birisi dedi: &#8220;Evin, kapıdaki esir kapıdaki nuru görmüyor musun?&#8221;</p>



<p>Onlardan birisi dedi: &#8220;Esir, kapındaki nuru görmüyor musun?&#8221;. Arkama dönüp baktığımda üçüncü binanın önünde olduğumu gördüm and hemen Ali Ekber&#8217;in olduğu hücreye doğru yürüdüm. Çok güzel bir nurun sonu olmayan bir şekilde göğe yükseldiğini gördüm. Sadece koğuş binası değil, kampın tamamı o nurun ışığı ile aydınlanıyordu. O hâlde aklımdan Hz. İmam-ı Zaman&#8217;ın (a.s) Ali Ekber&#8217;e şifa verdiği, ona şifa vermek için geldiği geçti ve uyandım. Hacı Ağa&#8217;yı, şehit babasını uyandırdım ve Ali Ekber&#8217;in şifa bulduğunu kendisine söyledim. Sonraki zamanlarda fırsatı bulduğum zaman olayın nasıl olduğunu Ali Ekber&#8217;in kendisine sordum. Şöyle dedi: &#8220;Rüyamda Hazreti İmam Mehdi&#8217;yi (a.s) ziyaret ettim. Çok şiddetli acı içindeydim. O Hazret&#8217;ten bana şifa vermesini istedim. Buyurdular: İnşallah şifa bulacaksın.&#8221; O günden sonra Ali Ekber&#8217;in o hastalığından eser kalmadı ve arkadaşların tamamı bir gün oruç tuttular. Birkaç gün sonra Uluslararası Kızılhaç Örgütü&#8217;nden gelen heyetin içinde doktorlar da vardı. Hasta olan esirleri muayene etmek istiyorlardı ama arkadaşlar muayene olmuyor ve şöyle diyorlardı: &#8220;Bizim İmam-ı Zaman&#8217;ımız vardır ve sizin doktorlarınıza ihtiyacımız yoktur.&#8221; </p>



<p><strong>Risalet Gazetesi, 2020.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">473/474- İki Ayrı Teşerrufat</h3>



<p>Seçkin ve en büyük âlim arif müçtehitlerimizden birisi Ayetullah’il Uzma Seyyid Muhammed Mehdi Bahr-ul Ulum Tabatabaî Burucerdi (r.a) Tabatabaî Burucerdi (r.a) aleyhtir. Şia tarihinin en büyük şahsiyetlerinden olan bu büyük zat, Ayetullah Burucerdi’nin (r.a) büyük babasının dedesinin amcasıdır. Ve yıllar yıllarca Haremeyn’de, Mekke ve Medine’de İslami bilimler dersi vermişlerdir. Her İslami kesimden çok büyük topluluklar İslam’ı kendisinden öğrenmişlerdir. Bu büyük zat hicri kameri 1212 yılında Necef şehrinde vefat etmiştir. Ayetullah Seyyid Muhammed Mehdi Bahr-ul Ulum’un özelliklerinden bir tanesi, defalarca Hazreti İmam Mehdi’nin huzuruna müşerref olmasıdır. Ve burada onların ikisini nakledeceğiz. Ayetullah Uzma Seyyid Muhammed Mehdi Bahr-ul Ulum’un talebesi olan Allâme Şeyh Zeynel Abidin Salmasî şöyle söylemiştir: Allâme Seyyid Bahr-ul Ulum ile birlikte İmam Ali Naki elHadi ve Hz. İmam Hasan Askerî’yi ziyaret etmek için Samarra şehrine gittik. Orada ikamet ettiğimiz günlerin birisinde Allâme Harem-i Mutahharı ziyarete gitti. Ama bu ziyaret diğer günlerdeki ziyaretlerden çok farklı idi. Diğer günlerde Allâme büyük bir maneviyat ve özel bir edep içinde giriş iznini okuduktan sonra yavaş adımlarla vakar içinde yürüyorlardı. Ama bu sefer Harem’in giriş kapısının yanında durdular; yüzünü Harem’in kapısına koymuş ağlıyor, aheste bir şekilde bir şeyler söylüyordu. Ne söylediğini merak etmeye başladım. Kulağımı yakınlaştırdım ve bu şiiri okuyordu: &#8220;Kur&#8217;an&#8217;ı sen dil-rubanın sesinden işitmek ne güzeldir.&#8221; &#8220;Yüzüne bakmak ve Allah&#8217;ın sözünü senden duymak bî-bedeldir.&#8221; Bir müddet sonra Harem&#8217;e girdi ve ziyaret ettikten sonra eve döndüler. Fırsatını yakalayınca o şiiri okumasının nedenini kendisine sordum. Buyurdular: &#8220;Tam Harem&#8217;e girecekken efendimizin babasının kabrinin başucunda Kur&#8217;an okuduğunu gördüm.&#8221; &#8220;Ve elimde olmadan o şiiri okudum.&#8221;</p>



<p>Allâme Salmâsî şöyle demiştir: Allâme Bahr-ul Ulüm ile birlikte Mekke&#8217;ye müşerref olduk ve bu büyük âlim orada havza kurup ders vermeye başladılar. Bu dönem içinde onu emsalsiz cömertlik ve kerem içinde gördüm. Sahip olduğu bütün her şeyi insanlara veriyordu. Bir gün kendisine dedim: Efendim, burası Irak ve Necef şehri değildir. Ama siz her şeyi insanlara dağıtıyorsunuz. Burada Şiilerin sayısı oldukça azdır. Bu gurbet elinde paramız bitecek olursa kimden alacağız? Allâme Seyyid Muhammed Mehdi Bahr-ul Ulum hiçbir şey söylemediler. Allâme&#8217;nin Mekke&#8217;deki günlük programı şöyle idi: Sabah olmadan Mescid-i Haram&#8217;a gidiyor, tavaf ediyor ve tavaf namazını kıldıktan sonra sabah namazını kılıyorlardı. Güneş doğuncaya kadar takibat ve dua okuduktan sonra eve dönüyorlardı. Sabah kahvaltısını yaptıktan sonra grup grup gelen insanlara ilim ve İslami marifeti öğretiyordu. Bir müddet sonra Allâme&#8217;ye para kalmadığını söylediğimi söyledim. Akşam akşamın sabahı haremden döndüler ve Seyyid&#8217;in dönmesinin üzerinden fazla geçmeden kapı çalınmaya başladı. Ama o saatte hiç kimse gelmiyordu. Kapıyı açmaya gitmek istediğim zaman Seyyid Bahr-ul Ulum&#8217;un koşarcasına kapıya doğru gittiğini gördüm. Buyurdular: &#8220;Sen gelme.&#8221; Şaşırıp kalmıştım. Seyyid kapıyı açtığı zaman muhterem birinin atın üstünden kapının eşiğinde durduğunu gördüm. Atının üstünde kapının eşiğinde durduğunu gördüm. Seyyid hemen koşup karşısına gitti; saygılarını sunup &#8220;Hoş geldiniz&#8221; dedikten sonra atın yularını tuttular ve azim şahsiyet attan indiler. Seyyid Bahr-ul Ulum daha sonra dedi: &#8220;Buyurun efendim, buyurun.&#8221; O zat-ı kerim içeri girdiler. Seyyid&#8217;in oda- sına geçip Seyyid&#8217;in oturduğu yere oturdular. Bir müddet konuştuktan sonra o zat çıkıp atına binip gittiler. Seyyid misafiri uğurladıktan sonra döndüler ve çok sevinçliydiler. Bana bir havale emri verdiler. Ve Safa ile Merve arasında Merve&#8217;deki çarşıya gitmemi, havale emrini verip para almamı buyurdular. Çarşıya ve çarşıdaki Seyyid&#8217;in buyurduğu mağazaya gittim. Mağazanın sahibi beni bekliyordu. Havaleyi kendisine verdiğim zaman öpüp gözlerinin üzerine koydu. Ve bana gidip hamal getirmemi söyledi. Dışarı çıktım. Ve birkaç tane hamal buldum. Ve mağazaya geri döndüm. Mağaza sahibi o gün kullanılmakta olan perdeden birkaç tane çuval dolusu para verdi. Ve bizi uğurladı. Ben de o paraları getirip Seyyid&#8217;e teslim ettim. Uygun bir zaman olayı Seyyit&#8217;e sordum. Şöyle buyurdular: &#8220;Ben hayatta olduğum müddet içinde bu olayı hiç kimseye söylemeyeceksin.&#8221; &#8220;O havale emri Hazreti İmam Mehdi&#8217;nin Aleyhisselam kendisinin havale emriydi.&#8221; &#8220;Ve o gün sabahleyin gelen de Hazreti İmam Mehdi Aleyhisselam idi.&#8221; Gencîne-i Danişmendan, Cilt 2, Sayfa 271-272.</p>



<h3 class="wp-block-heading">475-Ahund Molla Ali Hemedani (r.a)</h3>



<p>Ahund Molla Ali Hemedanî r.a. Hazreti İmam Mehdi&#8217;ye a.s. gerçek anlamda aşık ve muti olan büyüklerden idi. Birçok büyük, onun defalarca Hazreti İmam Mehdi&#8217;nin a.s. huzuruna müşerref olduğuna şehadet etmişlerdir. Öyle ki Şeyh İsmail Namazî Şahrudî şöyle demiştir: Hazreti İmam Mehdi&#8217;nin a.s. bana şöyle buyurdular: &#8220;Ahund Molla Ali Hemedanî&#8217;ye benim selamımı ulaştır.&#8221; Bu büyük âlim, arif ve âşık öyle bir makama ulaşmışlardı ki ömrünün, hayatının son evrelerinde imamın izniyle diledikleri zaman kendisini Hazreti İmam Mehdi&#8217;nin huzurunda buluyordu. Bu büyük arif ve salih hakkında şöyle yazılmıştır: Bir gün kendisini çok düşünceli gördük ve bunun sebebinin sorulduğu zaman buyurdular: &#8220;Elli yıldır Hz. İmam Mehdi&#8217;nin a.s. hizmetkarı olduğumu iddia ediyorum. Ama bugüne kadar o hazret kendisini bu hizmetkarına göstermiş değildir. Buna üzülüyorum.&#8221; Hemçu Selman, sayfa 100. Merhum Ahund Molla Ali Hemedanî r.a. salavatın &#8220;Allahümme salli ala Muhammedin ve ali Muhammed ve accil ferecahum&#8221; şeklinde söylenmesini ısrarla vurguluyorlardı ve şöyle buyurmuştur: &#8220;Tanıdığım bir genç bu şekilde salavat göndermeyi o kadar idame ettirdi ki, Hazreti Resul-ü Ekrem s.a.v. rüyasında o gencin ağzını öpmüş ve o gencin vücudunun tamamını muatter yapmıştır.&#8221; Öyle ki ben çok uzak mesafeden dahi o kokuyu alıyorum. </p>



<p><strong>Hemçu Selman, sayfa 101</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">476-Bir Rüya ve Tabiri</h3>



<p>İmam Humeyni’nin r.a. Necef şehrindeki evine gelen ve imamın yanında olan bir âlim şöyle anlatmıştır: &#8220;Bir gece rüyamda İmam Humeyni’nin evinin yanında olduğunu ve Hz. İmam Mehdi’nin a.s. da orada olduğunu ve yanına gidip kendisiyle musafaha ettiğini gördüm.&#8221; İmam birisini bekliyor gibiydi. Derken İmam Humeyni evden çıktı ve Hz. İmam Mehdi a.s. ile birlikte Hz. Emîr-el Müminîn İmam Ali’nin a.s. haremine giden Şari-ul Resul caddesinde yürümeye başladılar. Arkalarında kalabalık bir topluluk vardı, ama onların içinde Arap yoktu. Rüyayı gördüğüm gecenin sabahı, İmam Humeyni’nin oğlu Hacı Ahmet Ağa bize geldi ve dedi: &#8220;İmam Humeyni buyurdular ki, Necef’teyken arkadaşlarımız vardı. Acı ve tatlı günleri beraber yaşadık. Bir şey yapmaya karar verdim ve bu işten arkadaşların da haberdar olmasını istedim.&#8221; Hz. İmam Humeyni Necef’ten ayrılmak istiyordu, ama bunun bilinmesini özel arkadaşlarının haricinde hiç kimsenin bilmesini istemiyordu. Bunun üzerine İmam Humeyni’nin r.a. has dostları İmamın evinde toplandılar. Ve o görüşmeden sonra İmam Irak’tan ayrıldılar. Önce Kuveyt’e, oradan da Paris’e gittiler. Bu arkadaşlar da İmam ile birlikteydiler. Evet, hem rüya ve hem de o rüyanın tabiri çok dikkat çekicidir. </p>



<p><strong>İmam Humeyni’nin Hayatındaki Özel Hatıralar c.6 s.86</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">477-Hedef</h3>



<p>Fakihlerin Şeyhi Ebu Cafer Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Musa b. Babeveyh Kummi r.a. Hazreti İmam Mehdi a.s. hakkında Kemalüddin ve Tamamun Nime adında çok önemli bir kitap yazmışlardır. Bu büyük âlim bu kitabın takdim bölümünde şöyle yazmıştır: &#8220;Bu kitabı yazmaktaki hedefim şudur: Hazreti İmam Ali İbn Musa Rıza aleyhimesselam ziyaret etme dileğim kabul olmuş, Neşabur şehrine gidebilmiştim. Neşabur şehrinde kalmaya karar verdim. Ama yanıma gelip giden Şiilerin, Hazreti İmam Mehdi&#8217;nin gaybeti hususunda şüphe içinde olduklarını, haktan koptuklarını, bu meseleye kendi kıyaslarıyla baktıklarını gördüm.&#8221; &#8220;Bunun üzerine Hazreti Resulullah&#8217;tan ve Ehli Beyt&#8217;ten aleyhimesselam elimize ulaşmış olan hadislerin yardımı ile insanları aydınlatmaya, irşad ve hidayet etmeye başladım.&#8221; &#8220;Derken Kum şehrinin büyük, şerif ve azamet sahibi olan âlimlerinden birisi, Buhara şehrinden bize geldiler.&#8221; &#8220;O zat, dindar, ileri görüşlü ve salih amel ehli olduğu için çok uzun zamandan beri kendisini görmeyi arzuluyordum. O şeyh, Necmeddin Muhammed b. Hasan b. Muhammed b. Ahmed b. Ali b. Salt&#8217;idi.&#8221; &#8220;Babam bu zatın dedesi olan Muhammed b. Ali b. Salt&#8217;dan hadis rivayet ediyordu ve sahip olduğu ilim ve faziletten dolayı kendisini övüyordu.&#8221; &#8220;Muhammed b. Muhammed b. İsa, sahip olduğu o azamet ve fazilete rağmen, Ebû Tâlib b. Abdullah Saffi Kummi&#8217;den hadis rivayet ediyordu.&#8221; &#8220;Bu zat, Muhammed b. Hasan Saffari&#8217;nin kendisiyle görüşmesine ve kendisinden hadis rivayet etmesine kadar hayattaydılar.&#8221; &#8220;Allahu Teala beni böylesine azamet sahibi olan bu şeyhe kavuşturduğu için hamd ve senalar ettim.&#8221; &#8220;Bu büyük âlim bir gün bana bir şeyler anlatırken, Buhara&#8217;nın önünde gelen bazı filozof ve mantıkçılarının gaybetin uzamasından dolayı şek ve şüpheye düştüklerinden haber vermesinin üzerine, Hazreti Resulullah&#8217;tan ve Ehli Beyt&#8217;ten aleyhimesselam Hazreti İmam Mehdi&#8217;nin aleyhisselam varlığı hakkındaki hadisleri kendisine söylemem üzerine, bu hususta içine düştüğü şek ve şüpeden kurtularak rahatladı.&#8221; &#8220;Ona söylemiş olduğum hadis ve delilleri kabul ettikten sonra benden bu hususta kendisi için bir kitap yazmamı istedi.&#8221; &#8220;Onun bu isteğini kabul ettim ve yaşadığım şehir olan Rey şehrine döndüğüm zaman istediği kitabı yazacağıma söz verdim.&#8221; &#8220;Bir gün geceleyin Rey şehrinde olan ailem, çocuklarım ve Allahu Teâlâ&#8217;nın ihsan buyurmuş olduğu nimetleri düşünürken uyumuşum ve şöyle bir rüya gördüm:&#8221; &#8220;Mekkede&#8217;ydim ve Allah&#8217;ın evini tavaf ediyordum.&#8221; &#8220;Yedinci şavttan sonra Hacerü&#8217;l-Esved&#8217;e geldiğim zaman onu selamladım ve ellerimi sürüp ziyaret ettikten sonra dua etmeye başladım.&#8221; &#8220;Derken mevlam ve sahibim Hz. İmam Mehdi&#8217;yi aleyhisselam gördüm.&#8221; &#8220;Kâbe&#8217;nin yanı başında duruyordu, perişan bir kalp ile yanına yaklaştım ve selam arz ettim.&#8221; &#8220;Benim perişan hâldeki yüzüme baktıkları zaman içimdeki sırrın ne olduğunu anlamışlardı.&#8221; &#8220;Selamımı aldıktan sonra buyurdular: &#8216;Gaybet hakkında neden bir kitap yazmıyorsun? Bunu yaparken içine düştüğün sıkıntılardan kurtulacaksın&#8217;.&#8221; &#8220;Arz ettim: &#8216;Ey Allah Resûlü&#8217;nün oğlu, gaybet hakkında birçok risale yazdım&#8217;.&#8221; &#8220;Buyurdular: &#8216;Hayır, şimdi sana söyleyeceğim şekilde gaybet hakkında kitap yazmanı istiyorum. Yazacağın kitapta peygamberlerin gaybetini açıkla&#8217;.&#8221; &#8220;Hz. İmam Mehdi bunları buyurduktan sonra gittiler.&#8221; &#8220;Uykudan uyandım ve sabaha kadar ağlayarak dua ve şükür ettim. Seher vakti bu kitabı yazmaya başlayarak imamın, imamım Hazreti İmam Mehdi&#8217;nin emrini yerine getirmeye koyuldum.&#8221; &#8220;Allahu Teâlâ&#8217;dan yardımını esirgememesini yalvararak isterken kendisine tevekkül ediyorum. Hata ve kusurlarımı bağışlamasını diliyorum.&#8221; &#8220;Beni ancak Allah başarılı kılabilir ve sadece ona tevekkül ediyorum.&#8221; &#8220;</p>



<p><strong>Kemal-ud Din c.1 s.4-7</strong></p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/">İmam Mehdi (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AŞURA; Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı 4</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-4/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 16:08:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşura]]></category>
		<category><![CDATA[Derslerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin (a.s)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=1213</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mukaddime Aşura gününün akşamında, Tasua gününün içerisindeyiz. Bu Azim günde Hazreti Nebiyyi Kibriya (s.a.a)&#8217;in ve tertemiz Ehlibeyti&#8217;nin; hasseten Seyyidi&#8217;ş-Şüheda İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın ve Kerbela şehitlerinin pak ve mutahhar huzurlarına; İmam&#8217;ın&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-4/">AŞURA; Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı 4</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-64a6f4e7eb6089b353ade04e009aa0f6">Mukaddime</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ac143b236c29d003da17554d8bd185c4">Aşura gününün akşamında, Tasua gününün içerisindeyiz. Bu Azim günde Hazreti Nebiyyi Kibriya (s.a.a)&#8217;in ve tertemiz Ehlibeyti&#8217;nin; hasseten Seyyidi&#8217;ş-Şüheda İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın ve Kerbela şehitlerinin pak ve mutahhar huzurlarına; İmam&#8217;ın vefalı ashabının pak ve mutahhar huzurarına 3 Â-li salavat takdim ve hediye ederek, kendilerine olan imanımızı, tasdikimizi ve bağlılığımızı huzurlarına arz ederken; düşmanlarından da beri ve uzak olduğumuzu arz edelim.<br><strong>اللهم صلى على محمد و آل محمد وعجل فرجهم.<br><a href="https://www.facebook.com/imammehdiyarenleri" type="link" id="https://www.facebook.com/imammehdiyarenleri">Allahumme selli ela Muhammed ve Â-li Muhammed ve eccil ferecehum.</a></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-48c5765a3deaa4789829be267174fda8">Ya Ebelfezl Abbas! Ey Emirel Müminin Ali b. Ebu Talib (a.s)&#8217;ın oğlu!<br>Şehadet ederim ki sen Resulullah&#8217;ın Halifesine, Allah&#8217;ın Hüccetine tam bir teslimiyyet içerisindeydin. <br>Onu tasdik edilmesi gerektiği şekilde tasdik ettin. Ona karşı vefa ehli idin. Vefanın emrolunduğu şekilde ona vefalı oldun. Ve sen aynı zamanda nasihat ehli idin. Hayırdan başka hiçbir şeyin peşinde değildin. Allahın selamı kıyamı kıyamete kadar sana, babana, kardeşlerine ve Â-li Muhammede olsun.<br><strong>Kamer-i Munir-i Ben-i Haşim Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın Ziyaretnamesi</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-28833aaeebe9b84ec2b44d19c39b1c0f">Bu dersimizi Hz. İmam Zeynelabidin (a.s)&#8217;ın mübarek dillerinden Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın azameti ve kişiliği hakkında işleyeceğiz.<br><strong>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) ne yaptı ki Allah katında o makama ulaştı?<br>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) ne yaptı ki Allahu Tebareke ve Teala, Ziyareti Aşura duasında Ebelfezl&#8217;in adını İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın adının yanına yazdı?<br>Allah neden Hz. Ebelfezlin etini İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın etinin içine koydu?<br>Allahu Tebareke ve Teala neden Ebelfezl&#8217;in kabrini İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın kabrinin içine koydu?</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-10bb363c178a41c0f25f1f6a2ad59b01">Bu dersimizde, Kameri Ben-i Haşim Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın ne yaparak, ne iş görerek, nasıl bir ruh, amel ve fikir yapısının içinde olduklarını ve Allahu Tebareke ve Teala&#8217;nın ne için Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ı bu kadar azim bir makama ulaştırdığını işleyeceğiz. <br>Vaktimizin yettiği ve dilimizin döndüğü kadarı ile bu konuyu işlemeye çalışacağız.<br>Konumuza, teberrüken İmam Zeynelabidin (a.s)&#8217;dan bir hadis ile giriş yapmak istiyorum.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8ce8c66f21e24eb103f0c392d7b549d2">Hz. İmam Zeynelabidin (a.s) buyurdular:<br><strong>Amcam, Kameri Ben-i Haşim Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın cennette öyle bir makamı vardır ki bütün şehitler cennette ona gıpta edecekler.</strong><br>Evvelinden ahirine kadar bütün Enbiyaullah&#8217;tan (Hz. Nebiyyi Kibriya ve 13 Masum hariç) tutun Evsiya&#8217;ya kadar hepsi Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın cennetteki makamına (Allah nezdindeki makamına) gıpta ile bakacaklar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fe982f4d68ad7ed952e9a24549d03a02">Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) bu makama nasıl ulaştılar?<br>Çok sayıda Enbiya ve Evlad-ı Resül varken nasıl oldu da evvelden ahirine kadar olan bütün şehitlerin serveri olan, Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın yanında olan kişi Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) olabildi?<br>Genele alacak olursak:<br><strong>&#8220;Kerbela Şehidleri, Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın gölgesinin altında evvelinden ahirine kadar olan bütün şehitlerin efendileridirler.&#8221;<br></strong>Bazılarınız bunu kabullenemiyebilir ama bilin ki bu bizim iddiamız değildir. Bu hak İmam&#8217;ın hak sözüdür.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-30894dbc302b31236f86911e5da8802a">Hz. Şah-ı Şehidan Eba Hüseyin El Hüseyin  (a.s) buyurdular:<br><strong>&#8220;Ey Rabbim! Ben kendi Ehlibeytimden daha temiz, daha mutahhar, daha pâk, sana daha sımsıkı teslim olmuş, daha akıllı, daha zeki, daha üstün ve senin yanında daha seçkin bir makama sahip olan ashab tanımıyorum. Ve varlık aleminin içerisinde kendi ashabım gibi bir ashap daha tanımıyorum ki senin nezdinde benim ashabımdan daha değerli, daha üstün ve daha hayırlı olabilsinler.&#8221;<br></strong>&#8220;Buna bütün Peygamberlerin (hatta Nebiyyi Kibriyanında) ashabı dahildir.&#8221;<br>Bu sebepten dolayı hadislerde, Kıyamı kıyamete kadar gelecek olan bütün Müminlere/Şiilere/Alevilere/Caferilere şöyle buyruluyor:<br>Kerbela ne zaman aklınıza gelirse, ne zaman Kerbelayı hatırlayacak olursanız şöyle söyleyin:<br><strong>Ya leytena kuntu meekum!<br>Keşke biz de sizinle beraber olsaydık.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-06c53dce38eb76cd57b9fece1b2e1531">Çok acayip bir şeydir, emsali yoktur.<br>Bu makama yalnızca lütuf ve kerem ile bu makama ulaşılabilir.<br>Bir kişi şehid de olabilir ve çok yüksek makamlara da ulaşabilir. <br>Her türlü cömertliğe sahip olabilir, fedakârlığı da yapabilir ama hiçbir fedakârlık Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın ashabının fedakârkığı gibi olamaz ve tarifi de imkansızdır!<br>Kelimelerde böyle bir kapasite yoktur ki biz kelimelerle, Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın Ehlibeyti&#8217;nin ve ashabının fedakârlığını bir şeye benzeterek bu fedakârlığın azametini size aktarabilelim.<br>Ama dünyadaki en değerli metalar tac ve tahttır.<br>Bu sebepten dolayı kelimeleri en verimli şekilde kullanarak o fedakârlığı tarif etmeye çalışırsak şöyledir:<br><strong>Eğer Eğer fedakarlık bir krallık olacak olsaydı Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın Ehlibeytinin ve ashabının fedakârlıkları, sadakatleri ve cömertlikleri, bu saltanatın tacı ve tahtı olurdu.<br></strong>Emsalsiz Kerbela vakası aklınıza geldiğinde şöyle söyleyin:<br><strong>Ey Hüseyin&#8217;in Ehlibeyti! Ey Hüseyin&#8217;in Ashabı! Keşke bizde sizinle birlikte olabilseydik!</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-729f7ccfbbd03ba002d30aabeb1a2368">Bir başka hadis de şöyle buyruluyor:<br><strong>&#8220;Kişi, sevdiği kişinin yaptığı amellere ortaktır.&#8221;<br>Sevmek:</strong> Sevmek yalnızca kalben muhabbet beslemek demek değildir. <br>Birisini diliniz ile sevdiğinizi söylemeniz, onu sevdiğiniz anlamına gelmez.<br><strong>Sevginin gerçek manası:</strong><br>1-Sevilen kişinin yaptığı işlerin ve amellerin seven kişide tezahür etmesidir.<br>2- Sevilen kişinin uzak durduğu bütün iş, fikir ve zikirlerin seven kişinin kendisinden ve sorumluluğu altında olan bütün mekanlardan ve kişilerden uzak olmasıdır.<br><strong>Elbetteki sevmenin sözcük manası:</strong><br>Kalben muhabbet beslemektir. Sevdiği kişinin adı geldiğinde hoş olmaktır. Sevdiği kişinin adı geldiğinde lezzet almaktır. Ama bunların tamamı sevmenin zahiri boyutlarıdır.<br>Fıkhi tabir ile bunların tamamı sevmenin sigasidir::Sevginin, kelime olarak ortaya koyulma (beyan) şeklidir.<br>Ama sevmenin asıl manası bu hadis-i şerifte, bize vazife olarak bildirilen şeye sahip olmaktır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-72b612c4dbe10e77551eecdd09b9106d"><strong>Kişi sevdiği kişinin yaptığı amellere ortaktır, yani bu hadis bu konumuz hakkında bize şöyle buyruyor:<br></strong>Ey! Hüseyin b. Ali (a.s)&#8217;ın yanında olamayanlar. Ey, Hicretin 63. yılında Kerbela&#8217;da olamayanlar. Ey, İmam Hüseyin&#8217;in davetine fiziki olarak Lebbeyk diyemeyenler! Ama bunlara rağmen İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın mektebine aşık olup ve o mektep ile yoğrulanlar. Hüseyin&#8217;in Aşurasını kendisine mektep ve hedef edinenler deyin ki:<br>Ey Hüseyin! Ey Hüseyin&#8217;in Ehlibeyti ve yarenleri! Siz o gün fiziki olarak meydana çıktığınız zaman; istiğase ettiğiniz zaman; yardım istediğiniz zaman; &#8220;Hel min nasirin yensuruni&#8221; dediğiniz zaman; benim bedenim ortada yoktu, ben size gelemedim; size cevap veremedim.<br>Ya Eba Ebdillah El Hüseyin ama bunu bilin ki:<br>Benim kalbim kıyam-ı kıyamete kadar sizin davetinize cevap veriyor ve verecektir.<br>Benim kulaklarım sizin sözlerinizi duyuyor, ben sizin sözlerinizden başka hiçbir söze kulak kabartmam;<br>Ben sizden ve sizin ilkelerinizden başka hiçbir şey görmedim ve görmeyeceğim.<br>Bu hem bize emredilmiştir (bizim vazifemizdir); hem de sevmenin tarifidir. Bu aşık olmanın tarifidir.<br>Bu özelliklere sahip olarak &#8220;Ya leytena kuntu me&#8217;ekum&#8221; diyen kişi, hakikaten Kerbela (Aşura) vakasına ortaktır.</p>



<pre class="wp-block-verse">İmam Hüseyin (a.s) bütün insanları Allah'a çağırdılar. 
Bu davet yalnızca o döneme özel değildir, bütün dönemlere aittir. 
İmam Hüseyin (a.s)'ın yapmış olduğu davet bu dönemde de vardır ve gelecek asırda da olacaktır.
Hatta Hz. Hüccet b. Hasan El Askeri'nin (ervahuna lehul fida) de zuhur buyuracakları zaman yapacakları davet Hz. İmam Hüseyin (a.s)'ın daveti olacak. 
Hz. İmamı Zaman'ın (a.f) da kendisine müstakil bir daveti yoktur. İmam Mehdi'nin (a.s) daveti de İmam Hüseyin (a.s)'ın davetidir.
Bu davetlere Lebbeyk diyebilmemiz için aşık olmamız gerekir. Gözlerimizin hakikaten onları görmesi gerekir. Bunun dışında İmam Hüseyin (a.s)'ın davetine lebbeyk diyebilmek mümkün değildir.</pre>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-97568553a66c369ff568665aa87c35a1">HABİB B. MEZAHİR:</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5140099f1393c9efad1d072755256220">Habib, İmam Hüseyin&#8217;in yanında savaşmış olan aksakallı, yaşlı ve kükremiş aslan ve korkusuz yiğittir.<br>Eğer biz Habib b. Mezahirin yerinde olmuş olsaydık Kerbela&#8217;ya gitmemek için onbinbir tane mazeretimiz olurdu. <br>Habib b. Mezahir ve bir arkadaşı İbn-i Ziyad&#8217;ın Kufeyi ele geçirerek şehrin bütün çıkışlarını kapatıp, çıkışları yasakladığı bir zamanda binbir türlü bela ve musibeti satın alarak kendilerini İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a yetiştirdi.<br>Bu yaşlı kişi (Habib b. Mezahir), Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın rikabında (huzurunda), emri altında, mukaddes vücudunun gölgesi altında savaştı ve nihayetinde yere düştü.<br>Habib b. Mezahir’in yere düştüğü zaman Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ı çağırıp çağırmaması ayrı bir meseledir ama Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s), Habib b. Mezahir’in kalbinin sesini duyuyor ve fikrini biliyordu.<br>Hz.Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s), Habib b. Mezahirin başına gitti. <br>İmam Hüseyin (a.s), Habibin başını, mübarek dizlerinin üzerine aldı; bu esnada Habib b. Mezahirin bedeninde tam 13 tane zehirli ok vardı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-242a36712fcbfa5abfd0b31c4f948bc4">Biz böyle bir durumda olsaydık, herhalde kanatlanarak uçar ve şöyle derdik:<br><strong>&#8220;Ben, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın rikabında can verdim, Veliyyullah&#8217;ın emrine mutii oldum ve herşeyimi feda ettim.&#8221; </strong>Biz olsaydık böyle derdik.<br>Habib b. Mezahir herşeyini feda etti (hakikat böyledir); Habib herşeyinden geçti.<br>Habib b. Mezahirin vücuduna 13 tane zehirli ok isabet etmişti.<br>Bu 13 zehirli okun her biri, bir kişiyi yok etmeye yetecek kadar güçlü zehire sahipti ama Habib b. Mezahir son enerjisini dahi feda ederek Allah ile muammele ediyordu.<br>Zehirli okların etkisini bir ân dahi geciktirebilmek için direniyordu.<br>Habib&#8217;in vücuduna 13 tane zehirli ok isabet etmişti ve bu okların herbiri bir bedene isabet ettiği zaman onu defeten yere yıkabilecek güce sahipti. <br>Habib b. Mezahir bunca yaranın sonunda yere düştü ve İmam Hüseyin (a.s), Habib&#8217;in yanına geldi.<br>Bunu bilin ki, eğer İmam Hüseyin (a.s) Habib&#8217;in yanına geliyorsa bu İmam&#8217;ın, Habib&#8217;ten razı olduğu manasına gelmektedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4ea9b92356a780fb67f657a5c9ad6262">İmam Habib&#8217;in yanına geliyorsa bunun manası şöyledir:<br>Ey Habib! Ben geldim ve ben senden razıyım. Hüseyin&#8217;in senden şikayetçi olduğunu ve senden razı olmadığını düşünme.<br>Habib b. Mezahir, o kanlı gözlerini açtığında Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ı görünce şöyle arz etti:<br><strong>&#8220;Ya Eba Ebdillah! Yebne Resulallah! Ben, ahdime vefa edebildim mi?&#8221;</strong><br>Yani bu ne demektir, biliyor musunuz?<br>Anlamı şöyledir:<br><strong>Hüseyin! Benim senden alacaklı olduğumu düşünme.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-baa0ddec6226fe68ed068568021936db">&#8211; Habib b. Mezahir o kadar yara ve darbe aldı.<br>&#8211; Habib b. Mezahir&#8217;in çocuklarını Kufe de esir ettiler.<br>&#8211; Habib&#8217;in ailesinin erzağını kestiler.<br>&#8211; Habib&#8217;in ailesi sokağa dahi çıkamıyorlardı.<br>Ama Habib, İmam&#8217;a dedi ki:<br><strong>Hüseyin zannetme ki Habib senden alacaklıdır.<br></strong>Habib sana borçludur.<br>Sen Habib&#8217;den razı ol.<br>İmamı sevmek budur!<br>İmama aşık olmak budur!<br>İmamı tasdik etmek budur!<br><strong>Ya da Zuheyri düşünün!</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d9188bd13c5533b19713f5b16d1507dd">Zuheyr b. Kayn El Beceli:</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a35c1b64d40bf6ff745b581fd6f84be7">Zuheyr, Osmanî idi ve Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın, bir bakışı ile velayete girdi. <br><strong>İmam niçin Zuheyr&#8217;e o şekilde (hidayet gözü ile) baktı?</strong><br><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-2/" type="link" id="https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-2/">Aşura: Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı konulu 2. dersimizde</a> Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın, Hürr b. Yezid Er Riyahi&#8217;yi bir bakışı ile nasıl mutlak zillettin ve mutlak esaretin zincirlerinden azad ettiğini işlemiştik.<br>Hürr b. Yezid Er Riyahi’nin olayının kat ve kat daha fazlası Zuheyr de vuku buldu.<br>Zuheyr, Hz. Emirelmüminin Ali b. Ebu Talib (a.s)&#8217;ı Osman b. Affa&#8217;nın katili biliyordu; İmam Ali (a.s )&#8217;ın evlatlarını da bu katlin ortakları biliyordu.<br>Zuheyr, Osman b. Affanın katillerinin peşindeydi.<br>Bilahare kader Zuheyr&#8217;i getirdi ve Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s) ile aynı yolda yürüttü.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-01a9b4b1ebda8d7cc892828bf4c07d3c">Zuheyr, Mekke&#8217;den Kufe&#8217;ye doğru hareket ediyordu ama konaklama yerlerinde çadırlarını kuracağı zaman, çadırlarını Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın çadırlarından mesafeli/aralıklı kurduruyordu.<br>Hz Eba Ebdillah El Huseyn(a.s) bir yere geldiler ve bir elçi görevlendirerek şöyle buyurdular:<br><strong>&#8220;Gidin ve Zuheyr&#8217;i çağırın!&#8221;</strong><br>Zuheyr zengin birisi idi. Köleleri ve kendisine müstakil kervanı vardı. İmamın elçisi, Zuheyrin yanına gittiği zaman, Zuheyr ailesi ile birlikte yemek yiyorlardı.<br>Ravi naklediyor ki:<br><strong>Zuheyr, lokmasını almıştı ve ağzına götürmek üzereydi.<br></strong>Kasid (elçi), seslendi:<br><strong>&#8220;Esselamu aleyke ya Zuheyr!&#8221;<br></strong>Zuheyr, cevap verdi:<br><strong>&#8220;Ve Aleykes selam!&#8221;<br></strong>Zuheyr, lokmasını henüz ağzına koymamıştı, selam verdi ve bekledi.<br>Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın elçisi içeri girdi ve şöyle dedi:<br><strong>Ey Zuheyr! Zehra (s.a)&#8217;nın oğlu seni emrediyor! Eba Ebdillah seni emrediyor!<br></strong>Zuheyr bunu duyunca irkildi kaldı.<br>Zuheyr&#8217;in hanımı, Zuheyr&#8217;e dönerek şöyle söyledi:<br><strong>Ey Zuheyr! Zehra&#8217;nın oğlu seni çağırıyor. Zehra&#8217;nın oğlunun sözü yere mi düşecek?<br></strong>Zuheyr&#8217;in lokması yere düştü. İntikam peşinde olan Zuheyr, Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın çadırına gitti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-31c03008ae13eb6068fc88bd5f5d75f1">Bazı tarihçiler diyorlar ki:<br>İmam Hüseyin (a.s), Zuheyr ile uzun uzun konuştu.<br>Ama bunu bilin! İmam, Zuheyr ile tek bir kelime dahi konuşmadı. Sadece Zuheyrin gözleri, Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın gözlerinin içine baktı.<br>Allahu Tebareke ve Teala bir lütuf buyurdu ve Zuheyr artık Hüseynî oldu.<br>Zuheyr, Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın ashabına katıldı. <br>Zuheyr, Kerbela&#8217;da yere düşmüştü. <br>İmam Hüseyin (a.s), Zuheyr&#8217;in başını mübarek dizlerinin üzerine aldı ve Züheyr İmam&#8217;a arz etti:<br>Ya Eba Ebdillah! Zannetme ki Zuheyr pişmandır. Zannetme ki Zuheyr bir şeylerin hasreti içindedir.<br>Ya Eba Ebdillah El Hüseyin! Annen Zehra&#8217;ya andolsun ki eğer dünya hayatı ölümsüz olsaydı, ben ölümsüzlüğü seçmez, senin yanında ölmeyi seçerdim.<br>Aşk budur! <br>Muhabbet budur! <br>Kabullenmek budur! <br>İmam&#8217;a bağlılık budur! <br>İmam&#8217;ı tasdik budur! <br>İmam&#8217;ın işini yapmak budur! <br>İmam&#8217;ın yükünü omuzlamak budur!</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c71e69428651d88c8e35c5b9fef8c42a">Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5cdec9b2d32fe802255679dd5416085c">Kerbela şehidleri bunlardır ve bu şehitlerin biri emsali daha yoktur! <br>Tarih boyunca bu şehitler gibi şehit/şehidler yoktur.<br>Kıyamet gününde bu şehidlerde dahil olmak üzere bütün şehitler Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın makamına gıpta edecekler.<br><strong>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın makamını bu şekilde gıptalandıran şey nedir?<br>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ı bu makama ulaştıran şey nedir?</strong><br>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ı bu makama ulaştıran şey, Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın velayetinden tam manası ile mutenneim olmasıdır.<br>Bunu bilin ki bizler, Ehlibeytin yanından dahi geçmiyoruz. Biz Ehlibeyt&#8217;in nimetinden mutenneim olduğumuzu zannediyoruz!<br>Bizler, Ehlibeyt&#8217;in sofrasından yiyip içtiğimizi zannediyoruz ama şu ana kadar bize ulaşan şeylerin tamamı Ehlibeyt&#8217;in gölgesinin gölgesidir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cf29bfd2f7e2dab7e083b28c656de88c">Hz Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ı bu makama ulaştıran şey:<br>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın, Veliyullah&#8217;ın, Hüccetullah&#8217;ın yani Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın velayetinden tam manası ile muteneim (nimetlenmiş/rızıklanmış) olmasıdır.<br>Bu rızık insanı Masum İmamların haricinde, Enbiyaullah&#8217;ın bile önüne geçiriyor.<br>Hz. Abbas&#8217;ın adının, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın adının yanına yazılması sıradan bir olay değildir. <br>Abbas (a.s)&#8217;ın adının, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın adının yanına yazılması demek:<br><strong>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) adının, Allah&#8217;ın kurbunda (Allah&#8217;ın arşında), Allah&#8217;ın kapısına yazılmasıdır.</strong><br><strong>Tabiri caiz ise Allah, Abbas&#8217;ın adını kapısının eşiğine yazmıştır. <br>Allah, Abbas&#8217;ın adını, Hz. Muhammed (s.a.a)&#8217;in, İmam Ali (a.s)&#8217;ın, Hz. Zehra (s.a)&#8217;nın, İmam Hasan (a.s)&#8217;ın ve İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın adının yanına yazmıştır.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b480a5f1d3e1aa8cb3d5c0438623ebf8">Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın Emsalsizliği</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-93c4574d1d754ecd664a359a055944a7">Allahu Tebareke ve Teala Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın adını neden kapısının eşiğine yazmıştır?<br>Çünkü Hz. Ebelfezl Abbas (a.s), Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın velayetinin içine girebilmişti ve Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın velayetini idrak etmişti.<br>O gün ki insanların tamamının, tarih boyunca olan bütün şehitlerin, kıyam-ı kıyamete kadar Masum İmamların haricinde olan bütün şehitlerin içerisinde, tam manası ile eksiksiz ve kusursuz bir şekilde Eimme-i Ethar (a.s)&#8217;ın velayetinin içerisine girebilen yegane kişi, Hz. Kameri Ben-i Haşim Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;dır. <br><strong>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın bir benzeri daha yoktur.<br></strong>Peygamberlerin oğullarının hiçbiri, Vasi oğullarının hiçbiri, mukarreb meleklerin hiçbiri, mustevcebud da&#8217;ve olabilen kişilerin hiçbiri, Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın makamı gibi bir makama ulaşamamışlardır.<br>İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a ulaşmak, İmam&#8217;ın gurbunda (yakınında) olmak budur!<br>İmam ile birlikte olmak; İmam&#8217;ın yanında olmak budur!</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-54dd15ca2bbb8331e36bc30ce85e1b78">İmam&#8217;ın Velayetinde Olma veya Gasıb Olma</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-65ffece51a79be5a363f8687fdbd55c2">Ben size diyorum ki:<br>&#8220;İmam ile dost olun! İmam ile barışık olun! İmam ile düşman olmayın!<br>Ben size bunları derken, bundan bahsediyorum. Hiçbirimiz İmam ile barışık olduğumuzu iddia edemeyiz!İmam ile barışık isek alameti nerededir?<br>Barışık olmanın nişanesi nerededir? <br>İmam&#8217;ın velayetini kabul etmenin nişanesi nerededir?<br>Velayeti, kabul ettiğinizi diliniz ile söylemenizden bahsetmiyorum!<br>Herkes dili ile velayeti kabul ettiğini söylüyor.<br>Hatta 1, 2 ve 3 numaralı taşlar bile Hz. Enirelmuminin Ali b. Ebu Talib (a.s)&#8217;ın velayetini kabul ettiklerini söylüyorlardı.<br>Beni Ümeyye bile (Allah&#8217;ın laneti onların üzerine olsun) Ali b. Ebu Talib (a.s)&#8217;ın velayetini inkar etmiyorlardı.<br>Bizler Beni Ümeyye&#8217;ye Münkirî Velayet (velayeti inkar edenler) demiyoruz çünkü inkar etmiyorlardı. <br>Biz, Beni Ümeyyeye Gasıbi Velayet (Velayet makamını gasp edenler) diyoruz.<br>Eğer bizlerde İmamlar&#8217;ın emirlerine amel etmiyorsak bizde kendi çapımızda gasıbi velayetiz.<br>Hiçbir kimsenin kendisini cehenneme atmaya hakkı yoktur!<br>Hiç kimse, Ben hürrüm ve demokratım diyemez!<br>Hiçbir kimsenin, ben liberalim; onu seçerim; bunu beğenirim; bunu yaparım demeye hakkı yoktur!<br>Sen müslümansan beğenemezsin!<br>Müslümanın böyle bir hakkı yoktur!<br>Eğer müslüman değilsen ve kâfir isen zaten o zaman da bizim senin ile işimiz yoktur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c9677c6583c1487912541184728657cc">Adını Ali b. Ebu Talib (a.s)&#8217;ın Şiası (taraftarı) koyan kişinin, velayetin dışında gezmeye hakkı yoktur!<br>Allah&#8217;ın İlahlığını kabul eden kişinin, Ali b. Ebu Talib (a.s)&#8217;ın velayetinin dışında gezmeye hakkı yoktur!<br>Biz Velayetin içine girmeye mecburuz çünkü biz mahlukuz (yaratılmışsın); biz halik (yaratıcı) değiliz ki muhtariyetimiz olabilsin.<br>Bizim muhtariyetimiz yoktur!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0f9e8c59ae88b7f4c50507b1a7ed42ba">Allah&#8217;ın ilahlığını kabullenmek demek; Allah vardır demek; Resul&#8217;ü haktır demek; Kur&#8217;an kitabımdır demek; Allah&#8217;ın arzında yaşamayı kabullenmek demektir.<br>Bu sebepten dolayı İmam Hüseyin (a.s) buyurdular ki:<br><strong>&#8220;Allah&#8217;ın arzından çık, ne yaparsan yap!&#8221;</strong><br>İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın bu buyruğunun manası şöyledir:<br><strong>Sen, Allah&#8217;ın arzında yaşadığın müddet içerisinde senin, istediğini yapabilmek gibi bir hakkın yoktur! <br>Sen Allah&#8217;ın arzında isen senin Ali b. Ebu Talib (a.s)&#8217;ın velayeti dışında yaşamak gibi bir hakkın yoktur!</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1b9d287cd1fd76e6babbc3759ccf2dd9">Hiç kimsenin, bu can benimdir; hesabını verecek olan benim gibi cümleler kurmaya hakkı yoktur. <br>Kimsenin işlemiş olduğu günahlarından dolayı, Hz. Zehra (s.a)&#8217;in masumluğu ilan edilmemiş olan evlatlarının, zecr ve karanlık çekmesine sebep olmaya hakkı yoktur.<br>Kimsenin böyle bir hakkın yoktur!<br>Kimsenin insanları karanlığa dökmeye hakkı yoktur!<br>Kimsenin çirkef hayat yaşamaya hakkı yoktur!<br>Kimsenin cahil bir hayat yaşayarak ümmetin çocuklarının cahil kalmasına sebep olmaya hakkın yoktur!<br>Kimsenin, karısının başı açık gezdirerek ümmetin kızlarına kötü örnek olma hakkı yoktur!<br>Kimsenin İmam&#8217;ın ekoli ile harb etme hakkı yoktur!<br>Kimsenin mektebini bilmeme gibi bir hakkı yoktur! Öğreneceksiniz!<br>Ya bu mektepteniz (Hz. Eba Ebdillah El Huseyn (a.s)&#8217;ın mektebindensiz); ya da değiliz!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7f0eb345e82324ac3c77b1cd7b74eab5">Bizler ilahi imtihanı geçmek için yaratıldık!<br>Yaratıldığımız ilk günden beri imtihan içerisindeyiz:<br>Doğuşumuzdan, kundaklanmamızdan, ağlamamızdan, yemek yememizden, emeklememizden, yürümemizden taa nefes vereceğimiz âna kadar yaşadığımız her şey imtihandır! <br>Hatta can verirken nasıl uzanmak istediğimiz dahi imtihandır.<br>Bu imtihanların tamamından geçebilmemiz için tek bir şart vardır, bu şart:<br>Ali b. Ebu Talib (a.s)&#8217;ın velayetine teslim olma şartıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9a3c739e5ffeda4c8ad4ece8670e0fcc">Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın Ziyaretnamesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9fe978fc0da49ca656c8af06917f52ed">Peygamberin oğlu, Allahın dininin mübelliği Hz. İmam Caferi Sadık (a.s), Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın velayete nasıl teslim olduklarını beyan buyuruyorlar.<br>Allahu Tebareke ve Teala, Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s)&#8217;a buyurdular ki:<br><strong>Abbas&#8217;a ziyaretname yaz!</strong><br>Masum İmam, Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;a ziyaretname yazıyor.<br>İmam İmam Cafer-i Sadık (a.s) bu ziyaretnamede, Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın kim olduğunu açıklıyor.<br>İmam bu ziyaretnamede, Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ı velayete ulaştıran ve velayetten nimetlendiren özelliğini açıklıyor.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5aa0d0ebcebf1f4c483167da6ebfb557"><strong>İmam Cafer Sadık (a.s), Allahu Tebareke ve Teala&#8217;nın buyruğu üzerine, Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) için yazmış olduğu ziyaretnâmede şöyle buyuruyorlar:</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-773dc8c7f70ef299930e78ed768bb502"><strong>Eşhedü enneke:<br>Şehadet ediyorum ki sen,<br>Lem tehin:<br>&#8220;Sen vazifeni yapmada (lem tehin), saniye kadarı geç kalmadın.&#8221;</strong><br>Vazife ile karşı karşıya geldiğin zaman; vazifen iblağ edildiği zaman; vazifeni gördüğün zaman; vazifen sana söylendiği zaman  &#8220;ama&#8221; demedin.<br>Sen vazifeni gördüğün zaman, ayakkabının olup olmamasına bakmadın. <br>Kılıcın var mıdır; yok mudur? bakmadın.<br>Vazifen düşman ordusunun içine girmekti; sen kılıcının bile olup olmamasına bakmadın.<br><strong>Hüseyin dedi:<br>&#8220;Ebelfezl! Düşmana, git!&#8221;</strong><br>Sen kılıcının var mıdır, yok mudur diye bakmadın.<br>Sen: <strong>&#8220;Ya Eba Ebdillah! Kılıcım vardır; ya da yoktur.&#8221; </strong>demedin.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3af45dcf19639cec6d6b394ad361e659">Hz. Ebelfezl Abbas (a.s), o kadınların ve çocukların susuz olduğunu görmesine rağmen bunu neden İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a söylemedi?<br>Neden <strong>&#8220;Ya Eba Ebdillah! Kadınlar ve çocuklar susuzdur.&#8221;</strong> demedi?<br>Biz böyle bir durumda olsaydık perdeyi yırtar mıydık?<br><strong>Yırtardık.<br></strong>Karşımızdaki kişi, Hz. Zehra (s.a)&#8217;nın oğlu Hüseyin b. Ali (a.s) dahi olsaydı, biz perdeyi yırtardık.<br><strong>Neden?<br></strong>Çünkü biz görev adamı değiliz. <br>Çünkü biz İmam&#8217;a teklif tayin eden kişileriz.<br>Biz imamın boynuna vazife koyarız.<br>Oysaki bizler (İmam&#8217;a teklif koyan kişiler değil) İmam Hüseyin (a.s)&#8217;dan teklif alması gereken kişileriz; bizim vazifemiz, İmam&#8217;dan emir almaktır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f9c3ccd9d5d8002e69c02ad7db70e078"><strong>İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyuruyor ki:<br></strong>Ey Amcam Abbas!<br><strong>Ben şehadet ediyorum ki sen, Allahu Tebareke ve Teala&#8217;nın Hüccetine karşı yapman gereken vazifede bir ân dahi gecikmedin.<br></strong>Bu bir şeydir; ama bu bile bir şey değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9c0ecc0ee7153464e2f1ec5dc5f118f0"><strong>Ve lem tenkul:<br>&#8220;Başkalarının önüne koşarak geçtin; yarış yaptın.&#8221;<br></strong>İmam&#8217;a cevap veren (Lebbeyk diyen) fazla kişi yoktu; ama o cevap verenlerin de hiçbirisi senin tozuna dahi ulaşamadılar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-db7133cdef057a1648c801ac70217b03"><strong>&#8220;Ve lem tenkul&#8221; yani İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyuruyor ki:<br></strong>Ey Amcam Abbas! Sen, başka kimselerin; hatta kendi öz çocuklarının; hatta İmam&#8217;ın Öz çocuklarının bile İmam&#8217;ın yükünü omuzlamasını beklemedin; kendin üstlendin hem de öyle bir üstlendin ki yarış edercesine.<br>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) buydu.<br>Eğer bizde bu inanç olacak olursa, muhakkak olarak (kesinlikle) oraya ulaşacağız.<br>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın özellikleri bu ziyaretnamede, Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) tarafından beyan buyrulmuştur.<br>Bunun için bu ziyaretnameye dikkat edin!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-29736d5853f265591877e11c325a98d1"><strong>İmam Cafer-i Sadık (a.s) devamında şöyle buyuruyorlar:<br>Eşhedu leke bitteslim:<br>Şehadet ederim ki sen tam manası ile teslim idin.<br></strong>Teslim olmak ne idi ise, sen o idin. Teslim olmak sana bir vazife değildi; sen kendin teslim olmuştun.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-934cd05a17b02801bd864c597e245082">Sonrasında ise şöyle buyurdular:<br><strong>&#8220;Vettesdiki; velvefai; vennasiheti lixelefin&#8217;nebiyyi sallallahu aleyhi ve alihil mursel&#8221;</strong><br>Bakın Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s), Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) hakkında 4 özellik zikredip, buyuruyorlar.<br>Öncelikle bunu bilin ki, Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ı, Ebelfezl Abbas (a.s) yapan şey, bu 4 özelliğin kendisinde sırasıyla muhakkak olması idi.<br>Bu bizim için de böyledir.<br>Bu aynı zamanda bizim içindir.<br>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) bu 4 özelliğe sahipti.<br>Ama sormamız gereken bir soru var:<br><strong>İmam Cafer-i Sadık (a.s) bunu niye beyan buyuruyorlar?<br>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s), şehit olduktan sonra bunların beyan buyurulmasının Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;a katacak neyi vardır?<br>İmam Cafer-i Sadık (a.s)&#8217;ın, Hz. Abbas&#8217;ın şehadetinden sonra, bunları beyan buyurmasının sebebi bizleriz.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0952dc8f8027e0c901ce2e404c31429d">Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) öyle bir konum ve makamdadır ki:<br><strong>Allahu Tebareke ve Teala&#8217;nın bizzat kendisi, Hz. Abbas (a.s)&#8217;ı selamlıyor!<br></strong>Hz. Abbas (a.s)&#8217;ın şahıslar tarafından selamlanmaya ihtiyacı yoktur.<br>Meleklerin, Hz. Abbas (a.s)&#8217;ı selamlaması şart değildir.<br>Benim ile senin, Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ı selamlaması şart değildir.<br>Şart değildir demek, Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın bunlara ihtiyacı yok demektir. .<br>Çünkü Allahu Tebareke ve Teala bizzat kendisi Abbas&#8217;a buyuruyor:<br><strong>اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يا اَبا عَبْدِاللهِ وَعَلَى الاَْرْواحِ الَّتي حَلَّتْ بِفِنائِكَ<br>Esselamu aleyke Ya Eba Ebdillah ve elel ervahilleti hellet bi finaik!<br>Ya Eba Ebdillah! Sana ve ruhlarını sana feda edenlere selam olsun!</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0604c7f140a676c0f764e1a87fdebf6a">Bizim günahkar ağızlarımızdan çıkan selam oraya ulaşmıyor ki biz, &#8220;Hayır, Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;a faydası var.&#8221; diyelim<br>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s), bizim ölülerimiz gibi değil ki, biz onları kurtarmak için Kur&#8217;an okuyalım; namaz kılalım; ayet okuyalım; zikir edelim.<br>Biz, Ehlibeytin haremlerini ziyaret ediyor, namaz kılıp onlara hediye ediyoruz ama biz bunları, onlara bir şey katmak için yapmıyoruz; biz bunu onlardan bir şey almak için yapıyoruz.<br>Biz Kerbela&#8217;ya İmam Hüseyin (a.s)&#8217;dan bir şey almak için gidiyoruz.<br>Biz kum şehrine, Hz. Fatime-i Masume (s.a)&#8217;in haremine gidip; o haremin duvarındaki tozu öpüyoruz çünkü bize bir şey vermelerini istiyoruz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-202936f73abe066dfc658ae9b4872bc0">Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s)&#8217;ın Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın buyurmuş olduğu bu özelliklerinin hepsinin sırası ile bizlerde gerçekleşmesi gerekir:<br>1- Teslimiyet<br>2- Tasdikiyet<br>3- Vefa<br>4- Nasihat ehli olma<br>Bu özelliklerin sırasıyla vakî olması lazımdır. Hem bizde vakî olması lazım; hem de buradaki maksat ki Kamer-i Ben-î Haşim Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;dır; Hz. Abbas (a.s)&#8217;da da sırasıyla vuku bulması gerekirdi ve buldu.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4c6823c7ba123d0cb9f48af4777a7b2f">Hz. Abbas (a.s)&#8217;ın Azameti</h3>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8c6ea1fc8a059c7ae73b029f475595f7">1-Teslimiyyet</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-69b42fe8e4e73287c6549494bd4dc56c">Bu özelliklerin ilki Veliyyullah&#8217;a teslim olmaktır<br>Evvela şunu söyleyeyim, Veliyullah&#8217;a teslim olmayan kişi Veliyullah&#8217;a iman etmemiştir.<br>Teslimiyyetin manasını biz burada özet olarak açıklayacağız; herkesin kendi kapasitesi ölçüsünde, bu manayı kendisinde yaşatması gerekir.<br>Bizler Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın teslim olduğu vech ile teslim olmayacak olursak bu bizim İmam&#8217;ı kabul etmediğimiz anlamına gelmektedir.<br>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın teslim olduğu vech ile İmam&#8217;a teslim olmamak, İmam&#8217;ı kabul etmemektir.<br>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) gibi teslim olmamanın başka bir manası yoktur.<br>Teslim olmamanın manası budur.<br>İmam&#8217;ı/Veliyyullah&#8217;ı kabul etmenin; Resulullah&#8217;ı kabul etmenin dolayısıyla Allah&#8217;ın vahdaniyetini ve İlahlığını kabul etmenin yegâne yolu, Veliyyullah&#8217;a teslim olmaktır.<br><strong>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın da teslimiyyeti bu şekilde olan bir teslimiyyettir.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9097d9a0f1b4e70b6430ce2e93424098"><strong>Kendimize bir bakalım; bu teslimiyyet bizde var mı?<br></strong>Eğer bu teslimiyyet bizde yoksa bile en azından şuna bakalım:<br>Biz bu teslimiyyetin peşinde miyiz yoksa bahanelerin arkasına mı sığınıyoruz?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-163c2543298ce4aba2c587741856c453"><br>Acaba bizler &#8220;O bana bıyığın kalın dedi&#8221;; &#8220;bu bana senin gözün eğridir dedi&#8221; vb. bahaneler mi arıyoruz?<br>Arıyorsanız şunu bilin:<br>&#8220;Biz muhtacız.&#8221;<br>Senin bahane üretme hakkın yoktur.<br>Eğer sen aç isen yemek yiyeceksin.<br>Bu durumda senin kepçeyi tutanla, yemeği dağıtanla işin olamaz?<br>Sen bunu biliyorsun ki sen yemek yemezsen öleceksin ve kendini de öldüremezsin!<br>Kepçenin kimin elinde olduğu seni ilgilendirmez?<br>Sen öyle bir yerde değilsin ki senin seçme hakkın olsun!<br>Sen kendine sınır belirleyemezsin!<br>Ben bunu yaparım; bunu yapmam diyemezsin!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a465f9a91da48d127e3053dc4f8280a9">Ben, sizi Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;a and veriyorum ve soruyorum<br>Siz getirmiş olduğunuz şehadetin manasını biliyor musunuz?<br>Kelime manasından bahsetmiyorum.<br>Yani siz gerçekten &#8220;La İlahe İllallah&#8221; ne demektir biliyor musunuz?<br>&#8220;Allah birdir ve onun ortağı yoktur&#8221; ne anlama geliyor, bilmiyor musunuz?<br>&#8220;Muhammed O&#8217;nun Resulüdür&#8221; ne demektir? Siz gerçekten Resul olmanın ne anlama geldiğini biliyor musunuz?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f63fe3f1ef8a723aca80ce8247852c1e">Hepimiz diyoruz ki:<br>&#8220;İman edin, iman edelim &#8220;Siz, İman etmenin ne olduğunu biliyor musunuz?&#8221;<br>İman etmek gerçekten nedir?<br>Siz şehadet getirdiğinizde neyi seçtiğinizi biliyor musunuz?<br><strong>&#8220;Muhammed Resulullah&#8217;tır!&#8221; </strong>bu ne anlama geliyor biliyor musunuz?<br>Bilin ki, Allah bize papağan gibi tekrar etmeyi emretmemişler!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f6546b863a28f69a8ce6be248bfa8e17"><strong>Hz. Ebelfezl Abbas (a.s)&#8217;ın teslimiyyeti şöyle idi:</strong><br>İmam Abbas(aleyhi ve âlâhu tehiyyetu vesselamur-Rahman) kendisini bütün aidiyyetlerden kurtarmıştı öyle ki artık Abbas diye bir vücud yoktu.<br>Cisim Abbasdı; konuşan dil Abbas&#8217;ın diliydi; o dilin eti, Abbas&#8217;ın diline ait olan etti; o ayaklar Hz. Kameri Beni Haşim (a.s)&#8217;ın fiziki ayağı idi ama Hz. Abbas (a.s) da aidiyet diye bir şey yoktu.<br>Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s), bir vücutta tecelli etmişti ve Abbas şeklinde konuşuyordu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-75e593eaeac8f34a6b7acbc30088fd38"><strong>Teslimiyyetin manası:<br>1- Aidiyyetlerden kurtulmaktır.<br>2-Nefsi egoların, taleplerin ve teşviklerin tamamını ayaklar altına almaktır.</strong><br>Eğer bizler hâla mal, mülk, ev ve araba sevgisinden kopamamışsak; Allah senin kalbine Hüseyin b. Ali (a.s)&#8217;ı koymaz.<br>Allah senin kalbin gibi bir kalbe İmam Hüseyin&#8217;i ve İmam Hüseyin&#8217;in sevgisini ve koymaz.<br>Şuna inanın! Allah&#8217;a inancınız varsa şuna inanın:<br><strong>Bizim tanımış olduğumuz Hüseyin b. Ali (a.s), Hz. İmam Hüseyin b. Ali (a.s)&#8217;a ihanettir.</strong><br><strong>Bizim tasavvur etmiş olduğumuz Hüseyin, Allah&#8217;ın yeryüzündeki hak halifesi olan Hüseyin değildir.</strong><br>Bunu bilin ki:<br><strong>&#8220;Hüseyin Nurullah&#8217;tır!&#8221;<br></strong>Sorum şudur:<br><strong>Allah nurunu çirkefin içine koyar mı?</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5d5ef005fcb3ae6514096a5975e854c9">Hüseyin, Allah&#8217;ın kelamıdır!<br>Hüseyin, Allah&#8217;ın sözüdür!<br>Hüseyin, Allah&#8217;ın iradesidir!<br>İmam Hüseyin (a.s), Allah&#8217;ın ayetlerinin konuşan ve konuşturan; yapan ve yaptıran halidir.<br>Hüseyin, Allah&#8217;ın iradesinin yürüyen halidir.<br>Hüseyin, Allah&#8217;ın iradesinin seven halidir.<br>Hüseyin, Allah&#8217;ım buğzunun tecelligahıdır.<br>Hüseyin, Allah&#8217;ın hükmünün icra şeklidir.<br>Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s) bu kişidir!<br>Allahu Tebareke ve Teala, bu Hüseyin&#8217;i getirip bizim kalbimize koyar mı?<br>Biz bu halimizle bin tane puta tapıyoruz.<br>Vallahi; Billahi; Tillahi; Hüseyin&#8217;in Rabbine and olsun ki! Biz bu halimiz ile puta tapıyoruz.<br>Hüseyin&#8217;in mektebi bugün öldürülüyor.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c34bf543b5d327ed211937fe3c9e2c12">Evvela bunu söyleyeyim: Hüseyin&#8217;in Mektebinin yaşamasının, Hüseyin&#8217;e hiçbir faydası yoktur; Allah&#8217;a ise hiç mi hiç faydası yoktur.<br>Allahu Tebareke ve Teala Hüseyin&#8217;i bizim kurtulabilmemiz için gönderdi. <br>İmam Hüseyin (a.s) bizim kurtulabilmemiz için şehit oldu.<br>Bugün Hüseyin&#8217;in Mektebi öldürülüyor.<br>Sizler ise şunu çok iyi biliyorsunuz:<br><strong>&#8220;Hüseyin&#8217;in Mektebi olmazsa, siz de yoksunuz!</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c8442935797023a955191a2fed1e9766">Allah&#8217;a andolsun ki!<br>Bu memlekette kendisini Ehlibeyt mektebine ait gören ne kadar kişi varsa; hepiniz bin defa Ehlibeyt&#8217;ten yüz çevirseniz (hatta gidip Yahudi dahi olsanız) karşınızdaki mektep sizi kabul etmeyecektir.<br>Siz onlara gidip: <strong>&#8220;Bizim Muhammed ile, Ali ile, Hasa ile, Hüseyin ile, Fatime ile ve evlatları ile işimiz yoktur&#8221;</strong> deseniz bile; onlar sizi kabul etmeyecekler!<br>Siz, kendinizi onlara kabul ettirmek için Anıtkabir&#8217;de meddahlık bile yapacak olsanız; onlar sizi kabul etmeyecekler.<br>Siz gidip düğünde dansöz bile oynatsanız onlar sizi kabul etmeyecekler.<br><strong>Hüseyin&#8217;in Mektebi budur!<br></strong>Biz, Hüseyin&#8217;in mektebine mecburuz!<br>Biz adam olabilmek için Hüseyin&#8217;e ve mektebine mecburuz!<br>Siz gidip farklı bir mektepten olmaya çalışsanız bile, o karşı mektep sizi kabul etmeyecek!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f2e22be48e08132800923d910246e231">Onların size diyecekleri en hoş söz:<br><strong>&#8220;Sen bizim <strong>ancak </strong>kölemiz olabilirsin çünkü senin, dedenin dedesinin dedesinin dedesi Hüseyin b. Ali&#8217;nin muhibbiydi. Sende de DNA kalıntısı olabilir bu sebepten dolayı sen ancak bize köle olabilirsin&#8221; olacaktır.</strong><br>Yahudi zihniyetleri ile size bunu diyecekler.<br>Şimdi size bir soru soracağım; eğer gerçekten bir mezhebiniz varsa mezhebinizin hakkı için doğruyu söyleyin; eğer gerçekten bir Allah&#8217;a inanıyorsanız inandığınız Allah için doğruyu söyleyin:<br><strong>Hüseyin&#8217;in mektebi şurada duruyor; diğer tarafta da sizin oğlunuz bir iş yapacak, bu durumda siz Hüseyin&#8217;e mi gider misiniz; yoksa Hüseyin&#8217;i yalnız bırakıp çocuğunuzun o işiyle mi meşgul olursun?</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e0efc8dd3a0ad9586810f41563ead95b">Vallahi! Siz bu halde iken derseniz ki:<br>Biz Hüseyin&#8217;in yanına gideriz, yalan konuşmuş olursunuz. Biz bu halimiz ile ancak Hüseyin&#8217;e sadaka veririz!<br>Bizim Şam ehlinden ne farkımız var?<br>Şam ehlinden bir farkımız var mı?<br>Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın 3 yaşındaki kızı Hz Rugeyye (s.a) şehit olduğu zaman, Hz. Ümmü Gülsüm bint-i Ali (s.a), kendisini Hz. Rugeyye (s.a)&#8217;in mezarının üzerine atmıştı ve çok ağlıyordu.<br>Hz. Ümmü Gülsüm (s.a), Hz. Rugeyye (s.a)&#8217;in mezarının üzerinden kalkmıyordu.<br>Hz. Zeynep (s.a) ne yaptıysa da bacısını, Hz. Rugayye (s.a)&#8217;in mezarının üzerinden kaldıramadı; Hz. Ümmü Gülsüm (s.a), o Mezar-ı Şerifin üzerinden kalkmıyordu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e54341d0eaabd555fd2b3f97cfe750a1">Hz. Zeyneb-i Kübra (s.a) buyurdu:<br>Bacım! Ne oldu ki, sen Rugeyyen&#8217;in mezarına böyle yapıştın ve kalkmıyorsun?<br>Hz. Ümmü Gülsüm (s.a) dedi:<br>Bacı! Şam&#8217;a girdiğimiz zaman, Rugeyye benim bağrımı yaktı!<br>Hz Zeynep dedi:<br>Bacı ne oldu? Rugeyye sana ne dedi?<br>Hz. Ümmü Gülsüm (s.a) dedi:<br>Şam&#8217;a girdiğimiz zaman Rugeyye benim yanıma geldi. Bizi seyretmek için gelen cemaatin içindeki çocukların elinde ekmek vardı.<br>Rugeyye bana dedi ki:<br>Emme (Hala) Vallahi, ben acım!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-50edf3202c351c9c3cbe309fcfbc07ab">Kendinize iyi tartın ve düşünün!<br>Şam ehli ile aranızda bir fark var mı?<br>Biz kalkıp İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın kızına sadaka veriyoruz.<br>Biz gerçekten İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın mektebinin içinde miyiz?<br>Biz bu halimiz ile Velayetten beklenti mi içindeyiz?<br>Biz bu halimiz ile Abbas b. Ali mi olmayı bekliyoruz?<br>Bizim varımız, yoğumuz; her şeyimiz, Rugeyyedir. Nefesimiz Rügeyyenindir.<br>Biz kimiz? Biz neyin krallığını yapmaya çalışıyoruz?</p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-4/">AŞURA; Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı 4</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşura: Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı 3</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-3/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 01:15:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşura]]></category>
		<category><![CDATA[Derslerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin (a.s)]]></category>
		<category><![CDATA[AŞURA]]></category>
		<category><![CDATA[KERBELA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=1211</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşura vakasının bu denli azamet, yücelik ve emsalsizlik ile vuku bulmasının tek sebebi insanların İmam&#8217;a/Veliyyullah&#8217;a karşı imtihan edilmesiydi.Allah, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın vasıtası ile; İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın eli ile, insanları Veliyyullah&#8217;a&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-3/">Aşura: Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı 3</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-aeed0d2238af63f65eb191aaa357f6fb">Aşura vakasının bu denli azamet, yücelik ve emsalsizlik ile vuku bulmasının tek sebebi insanların İmam&#8217;a/Veliyyullah&#8217;a karşı imtihan edilmesiydi.<br>Allah, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın vasıtası ile; İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın eli ile, insanları Veliyyullah&#8217;a ve velayete karşı sınayarak imtihan etti.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3282833bed11bfce4d1fd667e59d61a4">İnsanların Veliyullah&#8217;a Karşı İmtihan Edilmesi</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1a624cdf6b9393b9f4396c430e77e466">Bu konuyu anlayabilmemiz için Hz. İmam Hasan El Müçteba (a.s)&#8217;dan bir örnek vereceğim.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b8191d2701494765b344625d1fbaa59b">İmam Hasan (a.s)&#8217;ın Döneminde İnsanların İmtihanı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-226da24047f751bfe11e937bea9f1cd1"> Hz. İmam Hüseyin, insanları Aşura olayı ile nasıl imtihan buyurdu ise İmam Hasan (a.s)&#8217;da insanları aynı şekilde imtihan buyurdular.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f3193c95d749a5395481256f44db322d"><strong>İmam Hasan (a.s)&#8217;ın silahlı gücü zahiri olarak yerindeydi. Askerlerinin, taraftarlarının sayısı yüksekti. İmam Hasan (a.s)&#8217;ın takribi olarak 12.000 kişinin üstünde askeri vardı ve diğer Masum İmamlar&#8217;a nispeten daha çok askeri güce sahip olmasına rağmen Muaviye ile sulh ettiler.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2e59b59c7aa5dd9f49950aed3ad53e94">Bizler Velayet mektebine olan bağlılığımızı, Eimme-i Ethar (a.s)&#8217;a olan itaatimizi genellikle barış üzerine dizayn ediyoruz. Eğer hayatımızı sulh üzere dizayn ediyorsak ölçü ve kıstasımızın İmam Hasan (a.s) olması gerekir. Hiç kimse Allah&#8217;ın hak halifesi, Allah&#8217;ın nuru, Allah&#8217;ın velisi, Allah&#8217;ın tayin ettiği Resulullah&#8217;ın hak halifesi İmam Hasan (a.s)&#8217;ın ötesinde barış yaparak sulh ilan edemez. Hiç kimse Velayet hususunda, Veliyyullah&#8217;ın ötesinde tolereli olamaz, vurdumduymazlık yapamaz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ca46a2613b0f0a11796d81af77a65fab">İmam Hasan (a.s), diğer Masum İmamlar&#8217;a nispeten en çok askere sahip olan İmamdır.<br>İmam Hasan (a.s)&#8217;ın 12.000 askerin üstünde olan bir askeri gücü vardı.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9039ea3033ee07c67e5e6b58e333f318">Ubeydullah b. Abbas:</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-90f889f60a19a07677de26faed875d1c"> Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a) ve Hz. Emirelmüminin Ali (a.s)&#8217;ın amcasının oğludur.<br> İmam Ali (a.s)&#8217;ın hükümetinde vali idi.<br> Hz. İmam Hasan El Müçteba (a.s)&#8217;ın ordusunda, kolordu komutanıydı.<br> Ubeydullah’ın emri altında binlerce asker vardı. Ubeydullah, Muaviyenin gönderdiği onlarca torba altına karşılık İmam Hasan (a.s)&#8217;ın ordusunu terk ederek İmam&#8217;ı altın karşılığında sattı. Ubeydullah binlerce, onbinlerce askeri ile birlikte Muaviyeye teslim oldu.<br> İmam&#8217;ın yanından kaçanlar kaçtılar ve Muaviye&#8217;ye teslim olanlar da teslim oldular ve İmam Hasan (a.s)&#8217;ın yanında asker olarak 12.000 tane silahşör asker kaldı ve İmam Hasan (a.s)&#8217;da bu durumda Muaviye ile sulh etti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2ea0d2e0b3eeb948117c599f11918c0d"> İmam Hasan (a.s) Muaviye ile sulh ettiği zaman İmam Hasan (a.s)&#8217;ın yanında kalanların çoğunluğu Veliyyullah&#8217;a karşı geldiler ve itiraz ettiler. İtiraz edenlerin arasında seçkin kişilerin sayısı oldukça fazlaydı. İmam Hasan (a.s)&#8217;a itiraz edenlerin arasında Hz. İmam Ali (a.s)&#8217;ın önde gelen şiilerinden olan çok meşhur kişiler de vardı. Bunlar İmam Hasan (a.s)&#8217;a hakaret ediyorlardı. Bunlar cengaverlik fedaileriydiler ama hedeflerinde Hz. İmam Hasan (a.s) vardı. Sulhçular, Muaviye&#8217;ye teslim olup İmam Hasan (a.s)&#8217;a hakaret ederek sövüyorlardı; kendilerini cengaver olarak tanıtanlar da İmam Hasan (a.s)&#8217;a sövüyorlardı. Bunların arasında olan en önemli kişilerden birisi ise Sufyan b. Ebu Leyla idi.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-44292e340757de2c51a354bc88ba885e">SUFYAN B. EBU LEYLA:</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9437fbd2d990917493dded289f295c93"><strong>İmam Ali (a.s)&#8217;ın şialarındandı. <br>Kendisi çok meşhur/tanınmış biri ve aynı zamanda da bir alim idi. <br>İmam Ali (a.s)&#8217;ın yanında terbiye olmuştu. <br>İmamların yanında eğitim almıştı.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0e0563046b9a9339e0e13ca9a17190f4">Sufyan çok uzak bir yoldan geliyordu ve bineği ile İmam Hasan (a.s)&#8217;ın bulunduğu yere geldi; daha bineğinden inmeden İmam Hasan (a.s)&#8217;a şöyle dedi:<br><strong>&#8220;Esselamu aleyke Ya muzillel Muminin.&#8221;<br>&#8220;Selam olsun sana, Ey müminleri zillete sokan adam.&#8221;</strong><br>Yani müminlerin başına kara geçiren adam; müminleri alçaklığa sokan adam, sen öyle bir adamsın ki sen müminlere zillet elbisesini giydirdin.<br>İmam Hasan (a.s) ona şöyle buyurdular:<br><strong>&#8220;Yoldan geldin, yorgunsun; bineğinden in, biraz dinlen; ondan sonra söveceksen söversin. Ne diyeceksen ondan sonra dersin.&#8221;</strong><br>Bilahare Sufyan yanındakiler ile birlikte oturdular; Sufyan&#8217;ın yanında olanların bir kısmı İmam&#8217;ın ordusunda ki askerlerdi fakat bunların çoğunluğu İmam&#8217;ı tahkir etmekle görevliydiler. <br>Bunlar İmam Hasan (a.s)&#8217;ı hainlik ile ihanet ile hatta bir şekilde Allah&#8217;ın dininden çıkmak ile suçlamakla görevli kişilerdi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-26e9757d64228add41471cea96bf741d"><strong>İmam Hasan (a.s) buyurdular ki:<br>&#8220;Ben size ne anlatabilirim; nasıl anlatabilirim? Bunu bilin ki benim yapmış olduğum bu sulh sizin için üzerine güneşin doğduğu bütün nimetlere sahip olmanızdan daha yücedir.</strong><br>&#8220;Yani sizler dünyadaki bütün nimetlere sahip olsaydınız (çünkü güneş bunların üzerine doğuyor) bile benim sulhum sizler için daha hayırlıdır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c2ffe371e9fbc73a40da7324e696e011">İmam Hasan (a.s) bu sulhu ile insanları Velayet&#8217;e karşı imtihan etmiştir. <br>Bizler hiç kimsenin kılına ve tüyüne dokunmadan sulh ve asayiş içinde olmak ve Ehlibeyt&#8217;in Velayeti ekseninde yürümek istiyorsak yapmamız gereken tek şey:<br><strong>&#8220;Ama, lakin, fakat, ne için demeden, ikinci bir hedef gözetmeden İmam (a.s)&#8217;a tâbi olmamız gerekir.</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-92d88bfd7bb52a37a5960ec2714442d0">Veliyyullah&#8217;a Tebaiyyet</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a3d6954a48546945c3b193b4cb73e217"><strong>İmam&#8217;a nasıl tâbi olacağız?<br></strong>İmam bir şey yapmış ise neden ve niçin yaptınız demeyeceksin! <br>İmam bir şey buyurmuş ise &#8220;neden veya niçin böyle buyurudunuz?&#8221; demememiz gerekir!<br><br>Geçmişten bugüne kadar maalesef bir grup var ki bunlar, Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın beyanını, yaptıklarını ve hedeflerini aşırı bularak; Hz. İmam Hasan (a.s)&#8217;ın sulhunu daha fazla öne çekiyorlar. <br><strong>Ama bu kişilerin bilmediği şey: </strong><br>İmam Hasan (a.s) da yapmış olduğu bu sulh ile insanları (tıpkı kardeşi İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın Kerbela kıyamı ile imtihan buyurdukları gibi) imtihan buyurmuşlardı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ec48db2fc6ab9e83128d9b2be5e655c3"><strong>Hz. İmam Hüseyin (a.s), yanında hiçkimse yokken, taraftarı yokken, insanları velayete karşı imtihana tabi tuttukları gibi İmam Hasan (a.s) zahiren 12.000 kişilik bir ordusu varken insanları sulh ile imtihan tabi tuttular ama insanların geneli ise sınıfta kaldılar.</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f8ce1b83ba21168e9797f90005beed19">Muaviye&#8217;nin Â-li Resulullah&#8217;tan İntikam Planı </h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8284305637e6771d384953f62cce3ebc">Bizler hem dünyayı isteyerek, hem dünyaperstlik yaparak, hemde dünyayı İmam&#8217;ın önüne geçirerek İmam&#8217;a itaat edebileceğimizi zannetmemeliyiz. <br>Söz ile (iddia ile) Veliyyi Emr&#8217;in yanında olunamaz.<br>İmam Hasan (a.s) onlara buyurdular (bu buyruk bugün bizim içinde geçerlidir; bu buyruk yalnızca onlara has değildir.):<br><strong>Ben sizinle beraber mi, Muaviye ile savaşacaktım? Eğer ben sizinle beraber Muaviye ile savaşacak olsaydım sizler benim ellerimi ve kollarımı bağlayarak Muaviye&#8217;ye teslim ederdiniz.</strong><br>İtaat edilmesi gereken mercii İmam&#8217;dır. İmam&#8217;ın sözü önceliklidir. Bizler İmam&#8217;ın yapmış olduğu davetin hikmetini bilemeyiz.<br>Ben, İmam Hasan (a.s)&#8217;ın Muaviye ile yaptığı sulhun Risalet-i Nebiyyi Ekrem&#8217;e, Velayeti Emirel Müminin&#8217;e ve Ehlibeyt mektebine ne kattığını beyan edecek değilim zaten bizim haddimiz de buna yetmez. Bizler ancak elez&#8217;zahir bir şeyler diyebiliriz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-52fc1ad8cd739565c5fd85b0c764ef9e"><strong>Öncelikle şunu söyleyeyim:<br>Onlar ile (İmamı tahkir edenler ve Muaviye&#8217;ye teslim olanlar ile) bizim sulhtan anladığımız şey aynıdır.<br>Onlar ile bizim savaştan/mücadeleden anladığımız şey de aynıdır.</strong><br>Eğer, Hz. İmam Hasan-i Müçteba (a.s) onlar ile birlikte Muaviye ile savaşsaydı onlar İmam Hasan (a.s)&#8217;ın ellerini ve kollarını bağlayarak Muaviye&#8217;ye teslim edeceklerdi ama Muaviye kâtî surette İmam Hasan (a.s)&#8217;ı öldürmeyecekti çünkü Muaviye&#8217;nin ayrı bir nefreti, ayrı bir kini vardı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b7058f24c5faa0b0512f6eaa6227673b"><strong>Peki Muaviye&#8217;nin (l.a) Hz. İmam Hasan (a.s) hakkında asıl planı neydi?</strong><br>Hz. İmam Hasan (a.s)&#8217;ın dedesi Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a), Muaviye&#8217;nin babası Ebu Süfyanı esir almıştı. Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a) onları esir aldıktan sonra âzâd ettiler ve serbest bıraktılar.<br>Muaviyenin babası ve ailesi Ümeyyeoğulları bu olaydan sonra Tulegai Resulullah olarak tanınıyorlardı.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e04c6dd9f5ce9bbb52276a5f9ebd35ce">Tulegai Resulullah </h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7113e3289c2318ef5108c2f229b5053e">Tulegai Resulullah: &#8220;Resulullah (s.a.a) olmasaydı bunlar kurtulamazlardı&#8221; demektir.<br>Muaviye (l.a), İmam Hasan (a.s)&#8217;ın şahsında, Nebiyyi Kibriya (s.a.a)&#8217;den bunun intikamını alacaktı/ almak istiyordu.<br>Muaviye, Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a)&#8217;in Ümeyyeoğullarının boynuna takmış olduğu zillet madalyasının; Tulegai Resulullah rozetinin aynısını İmam Hasan-i Müçteba (a.s)&#8217;a takmak istiyordu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bc70c25683ca2975f2379a0038da91f7"> Eğer ki İmam Hasan (a.s) sulh yapmayarak Muaviye ile savaşsaydı İmam ihanete uğrayacaktı; kendi ordusu tarafında elleri ve kolları bağlanarak Muaviye&#8217;ye teslim edilecek ve Muaviye Ümeyyeoğullarının bu intikamını, İmam Hasan (a.s)&#8217;ın şahsında bütün Â-li Resulullah&#8217;tan almış olacaktı.<br> Eğer İmam Hasan (a.s) sulh yapmamış olsaydı, bugün bizlere Şie-i Tulegai Muaviye diyeceklerdi.<br>Yani bunlar öyle şialardırlar ki bunların İmamı&#8217;nı Muaviye âzâd etmişti diyeceklerdi. Muaviye bunların İmamını âzâd etmemiş olsaydı bugün bunlar hayatta yoklardı, diyeceklerdi.<br>Siz bunun ne kadar büyük bir ar olduğunu biliyor musunuz?<br>Siz bunun ne kadar büyük bir zillet olduğunu biliyor musunuz?<br>Bugün bizlerden sulhâmiz bir şey bekleniyorsa ve bizde bunu yapacaksak bu ancak Velayete tebaiyyet ile olur.<br>O gün ki insanlar bunların böyle olacağını bilmiyorlardı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-de1a3a45713c0c6d69c02c936350aa35">Ben bunları anlatırken, sizler belki diyebilirsiniz:<br><strong>&#8220;İmam Hasan (a.s)&#8217;ın sulhu ile İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın kıyamı arasında bir ilişki yoktur; Adnan hoca </strong>&#8220;<strong>Aşura</strong>&#8220;<strong> konulu dersinde niye İmam Hasan (a.s)&#8217;ın sulhunu anlatıyor?</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-62434d421b77a9d11157c836b6973db8">İmam Hasan (a.s)&#8217;ın sulhu ile İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın kıyamının birbiri ile bağlantılı olmadığını düşünebilirsiniz ama yanlışa düşmüş olursunuz.<br>Çünkü İmam Hasan (a.s)&#8217;ın sulhu ile İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın kıyamı tek bir olaydır; bunlar iki farklı olay değildir.<br>Her iki olayda bir emre davettir ama iki farklı şekilde gerçekleşmiş imtihanlardır.<br>Allahu Tebareke ve Teala bu olaylarla kimlerin Veliyyullah&#8217;ın yanında; kimlerin Veliyyullah&#8217;ın karşısında olduğu imtihan buyurdular.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a7325d4fbefc8214a5d6379f24a544cf">Veliyyullah&#8217;ın Velayetine Girme</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f19348765501771edef6da6fd512960a"><strong>Veliyyullah&#8217;ın yanında olabilmenin şartı neden ve niçinsizliktir!<br>Neden? Niçin? Niye? Fakat, ama ve lâkin demeyecek olursan Veliyyullah&#8217;ın yanında olanlardan olabilirsin.</strong><br><strong>Veliyyullah&#8217;ın emrini sorgulamamak, Veliyyullah&#8217;a itiraz etmemek, kısacası neden ve niçin dememek için ne yapmamız gerekir?</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1c13930c610966477915b0ab0e7c961c">Veliyyullah&#8217;ın daveti, hangi şart, koşul ve formda olursa olsun bizim yapmamız gereken tek bir iş vardır ve bu işi yapanlar, İmam&#8217;ın yanında ve Velayetinin altında olanlardır; bu işi yapan kişiler, İmam&#8217;ın Velayetini gerçekten kabul eden kişilerdir.<br>Peki bu iş nedir?<br>Bu iş, İmam&#8217;ın işini yapmaktır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dbe0f8307ab940dee066cdea5bd9a3d5">İmamların İşini Yapmak </h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2373f87856541de775f3c6b08ae87048"> Bizler masum İmamların, Veliyyullah&#8217;ın, Hüccetullah&#8217;ın işlerini yapmakla mükellefiz; İmamların omuzlarındaki yüklerini omuzlarımıza almak ile mükellefiz. Eğer bu yükü taşıyanlardan olursak bizler İmam&#8217;ın Velayetini kabul edenlerden yani İmam&#8217;ın yanında olanlardan oluruz. <br>İmam yükünü taşımamıza, İmamın işini yapmamıza engel olan yegane şey bizim lezzet peşinde koşmamızdır.<br><strong>Lezzet: </strong>Sadece yemek yemek, şehvetin en güzelini tatmak, istirahatin en kalitelisini yaşamak v.b şeyler değildir.<br>Lezzetin gerçek manasının yanında bunlar sadece devede kulaktır.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-58d77cbc7f7fe137f6080db9a6c35bd2">Lezzetin Gerçek Manası Nedir?</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fb93333d7a748dff29bc21f2fc652585">Lezzet, İmamların yanında olmanın, İmamların işini yapmanın dışındaki bütün işlere verilen addır.<br>Lezzet, hebadır yani hemencecik geçen, ardında âkıbeti ve eseri kalmayan şey demektir.<br>Bittikten sonra arkasında ürün/eser bırakmayan şeylerin tamamına verilen ad lezzettir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c6fa53f87ea0eeca0f871d4c45c431f1"><strong>ÖRNEĞİN:</strong><br>En güzel, en lezzetli yemeği yediğiniz zaman ondan tatmış olduğunuz lezzet, almış olduğunuz haz, o yemeği yutkunana kadardır. O yemek yutkunulduktan sonra artık ne yaparsanız yapın yutmuş olduğunuz yemeğin lezzeti birdaha hiçbir şekilde geri gelmeyecektir çünkü lezzet geriye hiçbir eser bırakmaz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1f91c1da7b31a42acb20e100908cf1a5"><strong>İmamın işlerinin dışında kalan her şey lezzete benzetilmiştir çünkü baki değildir. <br>İmam&#8217;ın işlerinin dışında olan hiçbir işin kalıcılığı yoktur.</strong><br><strong>Neden?<br></strong>Kalıcılıkları yoktur çünkü İmamların işlerinin dışında kalan hiçbir iş insanları kurtuluşa götürmez. <br>İmamın işlerinin dışında kalan işlerin hiçbirinin daimi reçete olmak gibi bir boyutları yoktur; hepsi geçicidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6d3314d51321fd0b5d4751966ef52bbe">İmamların İşini Yapmak İçin Yapmamız Gerekenler</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b4b01bd7a15e2e58fae9217c1bcb0145">İmamın işini yapabilmek, omuzlarındaki yükü kendi omuzlarımıza yükleyebilmek için yapmamız gereken tek bir iş vardır.<br>Bu iş İmamlar gibi dım atmaya, düşünmeye, belaların, sıkıntıların ve musibetlerin içine girmeye karar vermektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e9249d237d48e5521aff40fd714e5520">Musibet ve Sıkıntılar</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c933189345bd8f0a070f188ec138a2d9">Dünyada huzur, asayiş ve rahatlık yoktur, var olan tek şey sıkıntıdır, sadece sıkıntı vardır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-06793b60c7b2ddc5279c0a869cd83366">Musibet ve Sıkıntıların Gerçek Muhattabları ve Nedeni</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-018f8981c84a84c360bf3f14a138e287">Dünyada var olan bela, musibet ve sıkıntılar sadece Allah ile birlikte olan ve Allah ile birlikte olmak isteyen kişiler için vardır.<br>Allah ile birlikte olmayan kişiler için o boyuttaki gibi bir musibet, sıkıntı ve imtihan yoktur.<br>Allah ile birlikte olmayan (veya olmak istemeyen) kişilere neden sıkıntı yoktur?<br>Müminler niye sıkıntı içindedirler?<br><strong>Allah ile birlikte olmayan kişiler müminler gibi (müminler kadar) bela ve sıkıntıya müptela olmazlar çünkü belalar, musibetler, zorluklar ve sıkıntılar insanı olgunlaştırır ve insanın kapasitesini arttırır.</strong><br><strong>Musibet ve sıkıntılar insana yüklenebileceği yüklerin ötesindeki yükleri hamletmeyi gerekli kılar ve insana hacim kazandırır.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8e25ebece63461a95b1a5cd84d8f7e72"><strong>Örneğin:</strong><br>Sizler bir çocuğun eline öncelikle yarım kilogramlık bir yük veriyorsunuz ve onu alıştırıyorsunuz; çocuk alıştırdıktan sonra yavaş yavaş yükünü arttırıyorsunuz çünkü alıştıkça hacim kazanıyor ve daha çok yük taşıyabilme kapasitesine erişiyor.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6583d33519689bba9823f0372502ac68"><strong>Bir başka örnek verecek olursak:</strong><br>Bir hayvanın kas yapmasını istiyorsanız o hayvana yük taşıtırsınız ama kas yapmasını istemediğiniz hayvana ise yük taşıtmazsınız.<br>Bugün dünyada hayvancılık (etçilik) sektöründe bir uygulama var. Bir takım sığırları doğdukları ilk günden itibaren sürekli olarak yan yatırıyorlar ve belli bir mekanizma aracılığı ile de bir kaç saatte bir sağa ve sola çeviriyorlar. Bu sığırların vücudunda hiçbir şekilde kas oluşmuyor ve belli bir tonaja geldikleri zamanda ise kesiyorlar. Bu hayvanların eti lokumdan bile daha yumuşak (pamuk gibi) oluyor çünkü hiç kas yapmamışlardır. Bunların ağırlığı 2-3 ton arasında oluyorlar ama bu ağırlığa sahip olmalarına rağmen bunların sırtına en ufak bir yük dahi vurulacak olsa bunların beli kırılacak durumdadır.<br>İnsanlar da böyle bu şekildedirler.<br> İnsan musibetlere, zorluklara ve sıkıntılara girmeyecek olursa kendisi için tayin edilmiş olan nimeti tadabilme, görebilme, algılayabilme ve anlayabilme kudretine sahip olamaz. Bu sebepten dolayı da musibetler insan olmak isteyen kişiler için vardır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0033121eefa4e02b6a069c186a9db771"><strong>İslam dininin de şöyle söylenir:</strong><br><strong>&#8220;Musibet insan için vardır; musibetler insanlara verilir.&#8221;</strong><br>Bu musibetler insana kimi zaman Hz. İmam Hasan (a.s)&#8217;ın sulhunda verilir; kimi zaman ise Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın Kıyam-ı Aşurasında verilir çünkü her iki olayında ortak hedefi insanların Veliyyullah&#8217;ın ne kadar yanında olduklarını sınamak ve imtihan etmek ve imtihanın sonucunu insanın kendisine göstermektir.<br>Allahu Tebareke ve Teala, zaten kimin ne olduğunu biliyordu. <br>Allah insanların ne olduğunu bizzat kendilerini göstermeyi irade etmişti ve bu imtihanlar ile de bu sonucu bize gösteriyor.<br>Allah, bu imtihanlar ile insanlara, bu dünyada vermiş olduğu şeylerin, dünyevî nimetlerin nimet olduğunu göstermeyi irade etmiştir ve bunu imtihanlara ve bu vasıtalara tabi tutmuştur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-84f6af2d8c1fac902867b9c3fd279cfa"><strong>Örneğin:</strong><br>İmtihana girme zahmetine girmeyen, ders çalışmayan ve zahmet çekmeyen kişi, yarın sınava girdiği zaman meşhur bir üniversitenin meşhur bir bölümüne girme nimetinden mahrum kalmaya mahkûmdur.<br>Bir kişi anacak ders çalışma zahmetine katlanıp, sınava girip kazandığı zaman, kazanmış olduğu okulun ve bölümün azametini idrak edebilecek duruma gelir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-36594c8f8e900669db62297162fc1471">Sınava çalışmayan ve kazanamayan kişiler Tıp, Astronomi ve Mühendislik bölümlerinden ne anlayabilirler?<br>Sadece zahmet çeken ve imtihana tabi tutulan kişi nimetin azametini idrak edebilir?<br>Siz zahmet çekmeyen ve sınava girmeyen bir köylüye &#8220;Tıp fakültesi nedir?&#8221; diye soracak olsanız size diyecek ki:<br><strong>&#8220;Ben tıp fakültesinin ne olduğunu nereden bileyim?&#8221;</strong><br>Üniversite nedir diye soracak olursanız size verecekleri cevap:<br>&#8220;Biz nereden bilebiliriz ki Üniversite nedir?&#8221;<br>Yada filan Üniversitenin getirmiş olduğu bu makam nasıl bir makamdır, diye soracak olsanız; size vereceği cevap yine şöyle olacaktır:<br><strong>&#8220;Biz nereden bilebiliriz ki!&#8221;</strong><br>Bu bedevi insanlar için de böyledir.<br>Eimme-i Ethar (a.s)&#8217;ın yanında olma fikrinde ve zikrinde olmayan kişi musibet ile imtihan olamaz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d09f169a33c16cb421f2c0022d93a0f7">Musibet ile imtihan olmayan kişiler ise:<br>1-İmamın yanında olmanın nasıl azim bir nimet olduğunu anlayamazlar.<br>2-İmamın yükünü taşımanın nasıl bir makam olduğunu idrak edemezler.<br>3-İmamın işini yapmanın insana neler verdiğini idrak edemezler.<br><strong>Bu kişi insanlık makamından merduddurlar.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7853c5a3f61524c2fa45a3b2cdbbb2d5">İnsanlar, Veliyyullah ile birlikte olmak, Veliyyullah&#8217;ın emrinde olmak, Veliyyullah&#8217;ın işini yapmak ve Veliyyullah&#8217;ın yükünü omuzlarında taşımak için yaratılmıştır.<br>Bir kişi hangi sebep ile olursa olsun Veliyyullah&#8217;ın işini yaparak yükünü omuzlarında taşımıyorsa bu Veliyyullah&#8217;ı kabul etmemesi anlamına gelmektedir.<br>Veliyyullah&#8217;ın işini yaparken, Veliyyullah&#8217;ın sulh halinde veya savaş halinde olması da hiç fark etmiyor çünkü her iki durumda Müminin izzeti için yapılıyor.<br>İmam Hasan (a.s)&#8217;ın sulhu Müminin izzet ve itibarı için gerçekleşmiştir; aynı şekilde İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın Aşura kıyamı da Müminin izzeti ve itibarı için gerçekleşmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6dce16294c9ffbbd4d05bba3a2961d60">Müminliğin Nişanesi</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e0231a07d0ed33e9827d79deda1065fa">Mümin olmanın, İmamların şiası olmanın tek bir yolu ve nişanesi vardır. <br>Bu yol: &#8220;Öncelikli işinin, yapman gereken tek işinin İmamların işi olduğunu bileceksin ve İmamın işini yapacaksın. Şialığın İmamın yükünü omuzlamaktan başka bir nişanesi yoktur. İmamların yükünü omuzlamayan kişi İmamların yanında olmayan kişidir.&#8221;<br>İmamların yükünü omuzlamak için yaşınız, sağlık durumunuz veya ekonomik durumunuz v.b durumlar mevzu bahis bile değildir.<br>Bir Şiî Habib b. Mezahir iken de iş yapabilir, Müslim b. Akil iken de.<br>Bir Alevi Ali Ekber iken de iş yapabilir, Züheyr iken de.<br>Hiçbir kimse, hiçbir yaşta, hiçbir koşulda vazifeden vâreste değildir.<br>Hiç kimse İmamın yükünü taşıma ve işini yapma hususunda vâreste olmamıştır/olamaz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-90f0d510aa69b7a568debbd8fe008c21">İmamın yükünü omuzlamak ve işini yapmak bir kişinin önceliği olmayacak olursa ve bu öncelik çerçevesinde yaşamayacak olursa, bu kişinin yaşadığı her dakika Eimme-i Ethar&#8217;dan beridir. Eimme-i Ethar (a.s)&#8217;dan beri olarak geçirmiş olduğu bu dakikalardan birisinin içerisinde can verecek olursa bu kişi gayri müslim olarak ölmüş olur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5fc678c24aeabc93e49f3bb517559c78"><strong>İnsanı Müslüman edecek tek şey:</strong><br>İmam&#8217;ın emrinde olmak ve İmam&#8217;ın emrinde kalmaktır. <br>Veliyyullah&#8217;a tabii olmak insanı müslüman eder. <br>Veliyyullah&#8217;a itaat ile geçmeyen her dakika Veliyyullah&#8217;a muhalefet ile geçmiştir ve herkes bu muhalefetinin hesabını verecektir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bb9cb9d80df5f435db020e34a9e3c79f"><strong>Delil:</strong><br>Allahu Tebareke ve Teala Kuran-i Kerimde şöyle buyuruyor:<br><strong>ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ<br>Sonra o izin gününde (kıyamet gününde) nimetten sorgulanacaksınız.<br>Tekasür Suresi 6. ayet</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6666114cb78d46b6c8928cd6c68b8d22">Bu nimetin bir boyutunda vakit boyutudur; zamandır, zaman bir nimettir.<br><strong>Hadis-i Şerifte de bu daha açık bir şekilde buyruluyor:</strong><br><strong>&#8220;Siz, kıyamet günü zaman nimeti hususunda kesinlikle sorgulanacaksınız!&#8221;</strong><br><strong>Kıyamet günü, zaman hususunda nasıl hesap sorulacak?</strong><br>Sana hangi zaman diliminde ne yiyip içtiğini sormayacaklar. <br>Sana karpuzu ne zaman nasıl yediğin sorulmayacak.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b9b1f63ddc09e939e77fc275740daa01"><strong>Zaman hususunda sorulacak tek soru:</strong><br><strong>Sen bu zaman diliminde yemek yemişsin yada uyumuşsun veya başka bir iş ile meşgul olmuşsun, senin buradaki önceliğin kimdi?</strong><br>Sen bu zaman diliminde kendini kimin işini yapmak ile mükellef görüyordun? <br>Sen bu zaman diliminde kimin işini yapıyordun? <br>Yani sorulacak olan tek soru sen şu zamanını İmamın emri çerçevesinde geçirdin mi; geçirmedin mi?Zamanını İmamların emri çerçevesinde geçirmeyen kişi bunun hesabını verecek!<br> Allahu Tebareke ve Teala hesaba çekeceğiz buyurduğu zaman bunun manası budur ki: <br><strong>&#8220;Bu kişiler suç işlemişlerdir; suç işleyenlere hesap sorulacağı vakit bunun hesabını veremeyecekler demektir.&#8221;</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d744d6bcdf197c020180a912f32a1b59">Biz, o gün sizi zaman nimetinden hesaba çekeceğiz; yani sizler ki o zaman biriminde, Eimme-i Ethar (a.s)&#8217;ın yükünü omuzlamayı öncelikli işiniz olarak kabul etmediniz ve emirlerini öncelikli iş olarak yamadınız, yapmadığınız için biz sizden hesap soracağız. <br>Yani bunu yapmamanın bir hesabı var ve siz yapmadığınız için biz sizi hesaba çekeceğiz. <br>Bu vazifeyi yapan kişiye sorgu yoktur.<br>İmamlarının işini öncelikli işikabul eden kişilere sadece tek bir soru sorulacaktır. <br><strong>-Ömrünü nerede ve nasıl geçirdin?<br>+İmamımın emrinde geçirdim.</strong><br>Hepsi bu kadardır; bu kişiye başka bir soru (imtihan) yoktur.<br><strong>-Ömrünü nerede geçirdin?<br>+Tepeden tırnağa kadar İmamımın emrinde geçirdim.</strong><br>İmamın yükünü omuzlayan ve İmamın işini öncelikli işi olarak gören kişinin hesabı bu kadardır.<br>Sorguya çekilecek kişi, zamanını İmamın emrinde geçirmeyen kişidir. <br>Bir yerde sorgu var ise orada suç vardır. <br>Sorgu var ise orada günah, cürüm (suç) vardır.<br>İmamın emrine itaat etmemek, İmamın emri ile meşgul olmamak, suçtur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2a4a0d962e37f7d8bca6792cf5e516fb"><strong>Kimler hesaba çekilir?<br></strong>Kuran-i Kerim buyuruyor:<br><strong>Biz günahkarları hesaba çekeceğiz.</strong><br>Yani biz emre karşı gelerek suç işleyenlere hesaba çekeceğiz.<br>Hesaba çekileceksek demek ki biz İmama karşı gelmişiz, mücrimiz; İmam&#8217;ın emri dışında vakit geçirmek mücrimliktir.<br>Bir kişi İmamın yolunda değilse kimin yolundadır?<br>Elbette ki İblis&#8217;in yolundadır.<br>Bir ömür İmamın emrine, yoluna, hedefine matuf değilse o ömür iblisîdir. <br>Birinin öncelikli işi ve hedefi İmamın işi değilse o kişinin ömrü İblisîdir. <br>İmamın mektebinin gayrısında (dışında) olan bütün mektebler iblisîdir.<br>3. bir mektep hiçbir zaman olmamıştır ve olmayacaktır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d40ae79cacfd79200b4791f4db67f532"><strong>1. Mektep= Velayet Mektebi<br>2. Mektep= İblisî Mektep.<br>3. bir mektep yoktur. İmamet ve Velayet mektebinde olmayan kişi İblisin mektebindedir.</strong><br>İmamın emrinde geçen bütün vakitler, Allahın huzurunda (karşısında) kurbunda geçirilen vakittir.<br><strong>Bunun neye benzediğini biliyor musunuz?</strong><br><strong>Bu İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın bayrağına benzer.</strong><br>Siyah bir bez parçası ayaklar altında yerde çiğnendiği zaman hiçbir kimse buna itiraz etmez ama adamın biri çıkagelir ve o siyah bez parçasını alarak şöyle söyler:<br>Ben bu bez ile Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;a bayrak yapacağım. <br>Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın mübarek adı bu bezin üstüne geldiği ân itibari ile artık mukaddes oluyor ve artık yere atamıyorsunuz.<br>Bu bezin üstüne İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın adı geldiği an Hüseyin&#8217;in bayrağı olduğu için değer kaynağı olur ve o sıradan bez artık şifa kaynağı olmuştur.<br>Öyleki Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın bedenine temas eden bez ile bu bezin arasında hiçbir fark kalmamış oluyor.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3e46355b6c85dc6dd702f3385bd2dcc9">Bir vakit İmam&#8217;ın emrinde geçmiyorsa o vakit ayak altındadır; ayak altında olan bir vaktin hiç kimseye hiçbir faydası yoktur. <br>İmam&#8217;a adamadığın vaktin ne sana ne de o vakti adadığın kimseye faydası yoktur/olamaz.<br>Allah katında ayaklar altında olan bir vaktin, en çirkef yerlere layık olan bir vaktin sanada, ailenede değer verdiğin kimselere de hiçbir faydası olmaz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-63ef1401b2a7555b70c241b87475d5f3"><strong>Aşura konusunun ilk dersinde ben size bir soru sormuştum:</strong><br>Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın yarenlerinin gözleri neden İmam Hüseyin (a.s)&#8217;dan başka hiç kimseyi görmüyordu?<br>Neden Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a divanevarî aşık olmuşlardı?<br>Bizler neden böyle divanevarî aşık olamıyoruz?<br>Bizlerde, onlar gibi &#8220;Huseyn Huseyn&#8221; diyoruz; ama neden buna rağmen onlar gibi aşık olamıyoruz?<br>Sizi, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın matem meclisine getiren şey, Hüseyin aşkından başka bir şey midir?<br>Siz bu meclise Hüseyin&#8217;den başka bir ülkü ile mi geldiniz?<br>Biz, bu meclise gelene (maaş, para, altın yada başka bir şey) vermiyoruz ki siz onun için gelmiş olasınız; sizi, bu meclise getiren şey Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a olan muhabbetinizdir.<br>Hepinizin buraya geliş sebebi:<br>İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın adının (herkesin kendi idrak kapasitesi kadar) değerli olmasıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f80f2ef27d062937c14f12f96bbd485b">İmam&#8217;a İmam&#8217;ın 72 Yareni gibi Aşık Olma</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3f2bf7c2517749757ac650dc3660662d"><strong>Bizler neden İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a 72 yareni gibi aşık değiliz?
</strong>Bizler İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın velayetini kabul ediyoruz.
Hepimiz Ehlibeyt&#8217;İn Velayetini kabul eden kişileriz.
İmam&#8217;ın yarenleri de İmam&#8217;ın Velayetini kabul ediyorlardı ama onlar aşık olabilmişken bizler neden aşık olamıyoruz?
Onlar neden herşeylerini ellerine alarak İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a feda edebildiler ama biz edemiyoruz?
Herşeyimizi feda etmek bir tarafa, bizler herşeyimizi feda etmeyi tefekkür dahi edemiyoruz!
Feda etmeyi tefekkür dahi edemiyorsak bunun sebebi nedir?
Böyle bir şeyi tefekkür edebilmek için aşık olmamız gerekir.
Biz aşık olamıyoruz çünkü bizim meşgul olduğumuz işler Eimme-i Ethar (a.s)&#8217;ın işleri değildir, bizler kendi işlerimizle meşgulüz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ff0dbde802dca087b5aaa7bf6d96ebd3">Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s) kendi işlerinle meşgul olduğun bir vaktin içine sığmaz; Hüseyin böyle bir vaktin içine girmez. Hüseyin&#8217;in sahibi, Hüseyin&#8217;in Rabbi vardır.<br>Hüseyin&#8217;in Rabbi Hüseyin&#8217;in adını, cismini ve velayetini basit yerlere koymaz.<br>Allahu Tebareke ve Teala&#8217;nın Hüseyin&#8217;in adını koymak için bizden istediği kalp, hayat ve ömür:<br>Tamamen Hüseyin ile meşgul olan türden ömür, fikir, zikir ve bedendir.<br>Allahu Tebareke ve Teala bizden bütün işimizin ve emrimizin Hüseyin (Veliyyullah) olmasını istiyor ve yalnızca bu kişilere Hüseyin b. Ali&#8217;nin (a.s) velayetini veriyor.<br>Hüseyin&#8217;in adını, zikrini ve velayetini verdiği kimse Hüseyin&#8217;e aşık oluyor.<br>Bu sebepten dolayıdır ki o 72 kişi herşeylerini eline alarak Hüseyin b. Ali&#8217;ye feda edebildiler ve yine aynı sebebin negatif boyutun dolayı da bizler feda edemiyoruz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fd20dfabe175dc09f9bbe394f636046c">Bizler feda edemiyoruz/edemeyiz çünkü biz İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın işini yapmıyoruz.<br>Yapmıyoruz çünkü bizler, İmamı Zaman&#8217;ın (a.f) işini yapmaya mütemayil değiliz.<br>Yapmıyoruz çünkü bizler slogan atmaktan başka bir şey bilmiyoruz, slogan atmayı bırakıp İmam&#8217;ın işini yapmadığımız içinde İmam&#8217;a aşık olamıyoruz.<br>Biz, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın mektebinden menfaat devşirmeye çalıştığımız ve günümüzü yaşamaya çalıştığımız için aşık değiliz.<br>Aşık değilsek bunun sebebi, Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın mektebinden azuka elde etmeye çalışmamızdır.<br><strong>Bizim idrak edemediğimiz şey ise:<br>Bizler Hüseyin b. Ali (a.s)&#8217;dan istifade etmek için yaratılmadık.<br>Neden yaratıldık?<br>Bizler Hüseyin b. Ali (a.s)&#8217;a feda olmak için yaratıldık.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-35e0be96253e568d9560e67150c18f5f">Biraz düşünün!<br>Yıllardır küçüğümüz ile büyüğümüz fark etmeksizin hepimiz dua ettik ve ediyoruz.<br>Ama şunu düşünmemiz gerekir ki hiç şöyle dua ettik mi?<br>-Ya Rabbi! Benden al!<br>Hepimiz dua ederken sürekli şöyle diyoruz:<br>-Ya Rabbi! Bana ver!<br>Hepiniz Eimme-i Ethar (a.s)&#8217;ın haremlerine gittiniz.<br>●Kerbelaya gittiniz.<br>●Necefe gittiniz.<br>●Sammerraya gittiniz.<br>●Kâzımeyne gittiniz.<br>●Meşhedi Mukaddese gittiniz.<br>●Baki Mezarlığına gittiniz.<br>●Hacca, umreye gittiniz.<br>●İmam Hasan ile İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın koştuğu sokaklarda yürüdünüz; oralarda namaz kıldınız.<br>●Medineye Peygamberin haremine gittiniz.<br>●Emirel Müminin İmam Ali (a.s)&#8217;ın boynuna ip geçirilen yerde namaz kıldınız.<br>●Hz. Zehra (s.a)&#8217;nın tokat yemiş olduğu yerde namaz kıldınız.<br>●Bir ihtimale göre Hz. Zehra (s.a)&#8217;nın kabrinin bulunduğu yeri ziyaret ettiniz; orada namaz kıldınız.<br>Bu ziyaretlerde hiç &#8220;al&#8221; dediniz mi?<br>Hayır.<br>Peki ne dediniz?<br>Sürekli &#8220;ver&#8221; dediniz, hepimiz &#8220;ver&#8221; dedik.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-83fc468cf5ca3cd8ce20efb9a3a35ab7">Neden sürekli olarak &#8220;ver&#8221; diyoruz?<br>Çünkü bizler, İmamları kendimize mesih tayin ettik oysaki bizler onların emrinde olmak için yaratılmıştık.<br>Biz bunun idrakında olmadığımız için hiçbir şeyin sahibi değiliz. <br>Bizler, Veliyyullah&#8217;ı kendimize feda ettiğimiz için hiçbir şeyin sahibi değiliz ve olamayacağız.<br>Bizler bu halde iken tomarla yığın yığın paramız da olsa biz yine açız, aç olacağız ve aç kalacağız. Bizim bu halimizle paramız olsa bile yiyemeyeceğiz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9e81ae4113b96b5f6a67bd4c418fc1d7">Veliyyullah&#8217;ı kendisine feda etmeye çalışanların parasını en bol harcayacağı yerler:<br>●Hastaneler,<br>●Kan bedelleri,<br>●Musibet bedelleri,<br>●Avukat paraları,<br>●Vekil paraları,<br>●Vezir Paraları,<br>●Sulh paraları v.b yerledir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-13abb9d1172b89b58935707d14c581ab">Veliyyullah&#8217;ı kendine feda edenler, bugüne kadar kendileri için hiçbir şey yapamamışlardır/yapamayacaklardır. Çünkü bu kişi İmamını kendisine adamıştır. Oysa kendisini İmamına adaması gerekiyordu. Bunlar kendisi için hiçbir şey yapamazlar çünkü bunlar İmamı kendisine hamal tayin etmişlerdir oysaki, onlar İmam&#8217;ın hamalı olmak için yaratılmılardı.<br>Bizler bu sebepten dolayı Kerbela&#8217;yı anlayamıyoruz; bu sebepten dolayı hepimiz Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın adı geldiği zaman dut yemiş bülbüle dönüyoruz ve birbirimizin suratına baka kalıyoruz.<br>Biz öyle bir hâle gelmişiz ki İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a ağlamayı ar sayıyoruz.<br>Bu yüzden Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın adı geldiği zaman irkilmiyoruz bile. <br>Oysa ki bizler İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın yükünü omuzlamak/taşımak ile mükellefiz. <br>Bizler ancak İmamın yükünü omuzladığımız zaman insan kategorisine dahil olabiliriz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9740c3361089c005daf7140b919929c6">Bizler (Alevi/Şii/Caferi olanlar), hepimiz iddia ediyoruz ve söz ile diyoruz:<br>Biz, kerbelada İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın yanında şehid olan yarenler gibi Hüseyin&#8217;e aşığız. Kerbela bugün olacak olsaydı bende o 72 yaren gibi İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a feda olurdum.<br>Biz bunu iddia ediyoruz ama bunun iddiası çok basittir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-38679bf1f16144b558847dbc268fbff0"><br>Ben bir cümle söyleyeceğim ve sizde bu cümleye bir bakın acaba gerçekten etmiş olduğunuz iddia hakk mıdır?<br>Öncelikle şunu arz edeyim:<br>Hiçbiriniz velayetmedarlığınızı sorgulatmazsınız değil mi?<br>Siz, benim burada İmamın sözünü dediğimi bildiğiniz için bana taarruz edemiyorsunuz eğer bu böyle olmayacak olsaydı sizler o oturmuş olduğunuz sandalyeleri benim kafamda parçalardınız.<br>Ben size diyorum:<br>Velayetiniz eksiktir; Dininiz eksiktir.<br>Bir yabancı size böyle bir şey diyebilir mi?<br>Birisi, bize sen Ali b. Ebu Talib (a.s)&#8217;ın şiası değilsin; düşmanısın! diyecek olsa onun gözlerini çıkarırız değil mi?<br>Eğer bizler İmam Ali (a.s)&#8217;ın şiası isek Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;a olan aşkımızı ortaya koymamız gerekir.<br>Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın o eşsiz ashabı kerbelada ne yaptılar?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a3481360946aa382f8de848f3aa23816">İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın ashabının çoğunun ailesi Kerbela&#8217;da idiler. O eşsiz ashap hanımlarının, kızlarının ve bazı erkek çocuklarının esir alınacaklarını biliyorlardı. Onlar çocuklarının ya öldürüleceklerini yada çok feci bir şekilde esir alınacaklarını biliyorlardı; çünkü çoğu şey onlara müşahede olmuştu. <br>Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s) iki parmağının arasından onlara makamlarını gösterdiği zaman onlar çoğu şeye teslim olmuşlardı; onlar artık dünyadan kopmuşlardır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-958d4c9d654b08a16b651495ba2e9e6d">Hüseyin&#8217;in evlatlarına, hanımlarına, ehlibeytine ve ashabına zulüm olunuyordu ve bu zulümattan dolayı Arşullah çatlıyordu. Kerbela musibeti bu kadar büyük ve bu kadar ağırdı ama buna rağmen o seçkin ashaptan hiçbiri, kendi çocuklarının susuzluk acısını Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s)&#8217;ın önüne geçirmediler.<br>O eşsiz ashap can verme ânlarına kadar Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın yükünü taşıdılar ve İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın hedefine daha rahat ve daha kolay bir şekilde ulaşabilmesi için İmam&#8217;ın bütün yükünü omuzladılar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c9fbbc0c8afebd194618231186d57f65">Neden omuzladılar?<br>Çünkü hakikatin üzerindeki arzu ve isteklerinin perdelerini yırtmışlardı; arzu ve isteklerini törpüleyerek atmışlardı. Bir teslimiyyet şuuruna sahip olmuşlardı ve artık hakikatleri görebiliyorlardı.<br>Bizler ise hakikatleri göremiyor ve yalnızca bir takım sözcükler kullanarak:<br>&#8220;Ya Huseyn! Biz de hakikati göster.<br>Ya Huseyn! Bize de marifetinden ver.<br>İlahi! Bize marifetini ver.<br>İlahi! Bize Huseynin marifetini ver.&#8221; demekteyiz.<br>Ama hakikatte ise sadece slogan atıyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0781ab16f9e4c70bd66428ee3e294275">Hüseynî Marifete Ulaşma</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b9556d31f57832de21591ca8c8c7b8db">Bilin ki, Hüseyin&#8217;in marifetini herkese vermezler.<br>Hüseyin&#8217;in marifetini yalnızca müşteri olanlara verirler.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8f7aa49ad9887a21d6fa50910e556b08">Hüseynî Marifete Müşteri Olma</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d5943022cd31460ed982d8cf17a22555"><strong>İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın marifetine müşteri olmanın alameti nedir?</strong><br>Müşteri olmanın alameti, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın yükünü taşımaktır; İmamı Zaman&#8217;ın (a.f) yükünü omuzlamaktır.<br>Hepiniz (Şiilerin/Alevilerin/Caferilerin hepsi) Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın yükünü taşımak zorundasınız çünkü sizin İmam-ı Zamanınız da İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın yükünü taşıyor.<br>Arzu ve istekler insanı helak eder/etmiştir.<br><strong>Ömer b. Sad, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı tanımıyor muydu?</strong><br>Tanıyordu!<br>Ömer b. Sad&#8217;ın yanında olan kişilerin kahrı ekseriyyeti İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı tanıyordu. <br>Kufelilerin hemen hemen hepsi İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı tanıyordu. <br>İmam Ali (a.s) kufede hükümet etmişti ve İmam Hüseyin (a.s)&#8217;da oradaydı. Hüseyin kufelilere ders veriyordu; Hüseyin savaşmıştı, Hüseyin onların namusunu kurtarmıştı; onların hepsi Hüseyin&#8217;i tanıyorlardı ama arzu ve istekleri, onlara yüklerini Hüseyin&#8217;in (a.s) omuzlarına yüklemeye itti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d4bedf5207f5b0a2a02aed00bab7b3ab">Kendi yükünü İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın omuzuna yüklemeye çalışan kişinin, Ömer b. Sad&#8217;dan ve yanındakilerden hiçbir farkı yoktur.<br>Buna inanmayan varsa İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın siyerini açsın, okusun ve orada görsün.<br>İmamların taraftarları musibete uğradılar hem de tarih boyunca en büyük musibetlere uğradılar.<br><strong> Hiç kimse, &#8220;Dünyevî nimetlerden veraste olanların ve musibetler ile imtihan olanların kötü oldukları için bu halde olduğunu&#8221; zannetmesinler!</strong><br>Tam aksine onlar iyi oldukları için musibetlerin içindedirler.<br>Bunu bilin ki, Allahu Tebareke ve Teala dünya nimetini çoğu zaman çoğu kişiye zorla veriyor.<br>Ama İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın velayetine ulaştıracak olan bineği (musibetleri) yalvarıp yakarana veriyor.<br>Allah velayetin musibetini zahmet çekene veriyor.<br>Musibetler, İmam&#8217;ın yükünü omuzlarına alanlara veriliyor.<br>Bunlar sıradan şeyler değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9d030c5c2321fc07f038222db7ee123d"><strong>İslam dininin ve Ehlibeyt mektebinin taraftarlarının sıkıntı ve zorlukların içerisinde olmalarının sebebi nedir?</strong><br>Sebep, onların günahkâr ve suçlu olmaları değildir.<br>Siz zannetmeyin ki şialar zorluk ve sıkıntı içinde iseler bu onların Allah&#8217;ın yanında itibar sahibi olmamalarından kaynaklanıyor!<br>Allah&#8217;ın fakir müminleri, günahkar ve suçlu oldukları için fakir karar kıldığını zannetmeyin!<br>Ya da mal, mülk ve sıhhat sahibi olanların, Allah&#8217;ın yanında itibarlı oldukları için mal, mülk ve sıhhat sahibi olduklarını zannetmeyin!<br>Böyle değerlendirecek olursanız İmam&#8217;a gidemezsiniz. <br>Böyle değerlendiren kişiler İmam&#8217;ın yükünü omuzlayamazlar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-98139362ca67bd0364f8643abf7f6b28">Hakikati açıklayacak olur isek hakikat şöyledir:<br>1- Sana zenginlik verilmiş ise Veliyyullah&#8217;ın velayeti ile imtihan oluyorsun.<br>2- Sana fakirlik verilmişse sen Veliyyullah&#8217;ın velayeti ile imtihan oluyorsun.<br>3- Sana hastalık verilmişse sen Veliyyullah&#8217;ın velayeti ile imtihan oluyorsun.<br>4- Sana sıhhat verilmişse sen Veliyyullah&#8217;ın velayeti ile imtihan oluyorsun.<br>5- Hiçbir kimse imtihandan verâste değildir.<br>Bu böyledir ve bu hakikattir.<br>Eğer biz bunu kabul etmiyor isek bu işimize gelmemesinden kaynaklanıyor yoksa hepimiz bunun hakikat olduğunu biliyoruz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2d9eb32bee3c82eda8731551b2e127d4">Bizler bugüne kadar İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın mektebine bir şeyler katma taraftarı olmadık.<br>Bizler her zaman İmam Hüseyin (a.s)&#8217;dan ve mektebinden alma taraftarı olduk hatta bir süre sonra bunun ile de yetinmeyim İmam&#8217;dan ve mektebinden gasp ettik.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-362db379916d4b15bf62c02b4870adf9">İmam&#8217;ın yükünü Omuzlama</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1215372cec7bba6880d0a4b309e487d3">Bizler imamların yükünü omuzlamak zorundayız ve bunu yapabilmenin yolu bellidir:<br><strong>1-Üstün olma fikrinden vazgeçeceksin.<br>2- Meşhur olma fikrinden vazgeçeceksin.<br>3- İlaç olduğunu düşünme fikrinden vazgeçeceksin.</strong><br>İlaç olma fikrinden vazgeçeceksin çünkü sen, kendin ilaca muhtaçsın. <br>Sen ilaca muhtaç iken nasıl ilaç olabilirsin? <br>Senin sahip olmuş olduğun herşey senin imtihanındır. <br>Bugün sahip olduğun herşeyi yarın senin boynuna yular olarak geçirecekler. <br>Senin sahip olduğun herşeyi sen ölmeden önce senin burnundan lime lime getirecekler ve bu şekilde canını alacaklar:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a58ecd3e5fb6c12d8a10f4ef8c348e63">1-Bu dünyada sana ilim verilmiş; o ilmi, senin burnundan lime lime dökerek canını alacaklar.<br>2-Sana sağlık verilmiş; senin sağlığını burnundan lime lime dökerek canını alacaklar.<br>3- Sana mal mülk verilmiş; senin o servetini burnundan lime lime dökerek canını alacaklar.<br>İmam&#8217;ın yükünü taşıyabilmeniz için:<br>1- Meşhur olma fikrinizden vazgeçeceksiniz.<br>2- Egolarınızı ayaklarınızın altına alacaksınız.<br>İmam&#8217;ın karşısında ben demeyeceksiniz. <br>Ben de varım, İmam da var; ben de yaşayacağım, İmam da yaşayacak gibi fikirlerinizden kurtulacaksınız.<br>Bu fikirler sizi mektepten uzaklaştırır!<br>Kibir ve egolarınızdan hür, bağımsız ve azad olacaksınız.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-185e312b328cdfad4557537014e328a9">Bunu yapabilmeniz için:<br>1- Esaret zincirlerinizi kırmanız gerekir.<br>2- Tefekkür etmeniz gerekir.<br>Allah size akıl vermiştir o aklınızı kullanacaksınız.<br>Yargılamayan kişiyi akıllı kişi değildir, akılsızdır. <br>Körü körüne giden kişi akılsızdır. <br>Sana akıl verilmiştir, o halde imtihan et ve yargıla.<br>Sana verilen hastalığın sana ne kazandırdığını yargıla; yargılamadan niye mahkum ediyorsun?<br>Size verilen sağlığı yargılamadan niçin hemen nimet sayıyorsunuz?<br>Önce onu yargıla; bak! gerçekten nimet midir?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7b6bb44f2e49812ba5101f50624824cd">İmam Hüseyin&#8217;in Aşurası, Cennet ve Cehennemin ayrıldığı noktadır.<br>İmam Hüseyin&#8217;in Aşurası, Cennet ve Cehennem ile yüz yüze gelme noktasıdır.<br>Aşura, Velayeti kabul edip etmediğimizin imtihan arenasıdır.<br><strong>Bilmemiz gerken bir diğer önemli husus ise:<br></strong>Bizler İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın velayetinin yükünü mutlak vechi ile omuzlarımıza alıp yüklenemeyiz; zaten Allah da bize böyle bir imtihan vermez.<br>Allah bu imtihanın mutlağını bize vermez çünkü bizim liyakatimiz yok!<br>Ey İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın musibetine uğramak için fersah fersah kaçan kişi! Sakın zannetme ki, Allah bu imtihanı sana vermek için senin peşinden koşuyor!<br>Sakın böyle bir şeyi zannetme!<br>Bu musibet, tüccara verilmez!<br>Egoiste verilmez!<br>Bencile verilmez!<br>Kibirli kişiye verilmez!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ef4cefd51f33d9d2f5043eecb86c5078">Bu imtihan tek bir kişiye verilir:<br>Kendisinin, Hz. İmam Hüseyn (a.s)&#8217;ın emrine amade olmak ve İmam&#8217;ın işini yapmak için yaratıldığına inanan ve bunun gereğini yapan kişiye verilir.<br>Biz aşurayı, bunun için yaşıyoruz.<br>O gün görevini yapanlar da bunun için yaptılar.<br>İmam Hüseyin&#8217;e karşı gelenler de bunun için karşı geldiler.<br>O gün muhalefet eden kişiler egolarına yenik düştükleri için muhalefet ettiler.<br>O gün onlar İmam&#8217;ın emrinde çalışamayacakları için muhalefet ettiler.<br>Ama onların hepsi zarar ettiler!<br>Hepsi ziyan ettiler!<br>Çünkü o muhalefet edenlerin ve savaş ilan edenlerin hepsi, velayetten mahrum oldular ve mahrum kaldılar.</p>



<p></p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-3/">Aşura: Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı 3</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşura: Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı 2</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-2/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşura]]></category>
		<category><![CDATA[Derslerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin (a.s)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=1208</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ehlibeyt Meclisleri Hakkında Aşura konulu dersimize başlamadan önce vahyin oğlu, Kuranın konuşan hali Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s)&#8217;dan bir hadis nakletmek istiyorum.İmam Sadık (a.s) bu hadisi onların adına tertiplenen meclisler&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-2/">Aşura: Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c0763a075e114415b430c24f88047dc2">Ehlibeyt Meclisleri Hakkında</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-83966f9770abd19298bf78f415c1e591">Aşura konulu dersimize başlamadan önce vahyin oğlu, Kuranın konuşan hali Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s)&#8217;dan bir hadis nakletmek istiyorum.<br>İmam Sadık (a.s) bu hadisi onların adına tertiplenen meclisler hakkındadır. İmam bu meclislerin nasıl olması gerektiğini beyan buyuruyorlar.<br><strong>Ravi diyor ki: </strong>&#8220;Efendim İmam Cafer-i Sadık (a.s)&#8217;ın huzuruna vardım. Kendilerine saygılarımı arz ettim ve selam verdim.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b0f80e259b844c78679320d5571369dc"><strong>İmam selamımı aldıktan sonra buyurdular ki:</strong><br>Acaba biz Ehlibeyt için biz Âlullah için bir vakit ayırıyor musunuz?<br>Günlerinizin, haftalarınızın, aylarınızın içinde biz Âlullah için ayırdığınız bir vakit var mı? Bizi birbirinize anlatıyor musunuz?<br>Bizi bilenleriniz, bilmeyenlere anlatıyor mu? Yada herkes biliyorsa birbirinize tekit etmek amacıyla bizim emirlerimizi birbirinize te&#8217;kiden vurguluyor musunuz?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-34c866adf9d9fc0ac8b2b86cfe9d3fa9"><strong>Arz ettim ki:</strong><br>Evet Ey Resulullah’ın oğlu canım ve kanım size feda olsun. Sizin için vakit ayırıyoruz ve sizin emirlerinizi ve hakk ve hukukunuzu anlatıyoruz.<br><strong>Canlar Kurban olsun O İmam Cafer-i Sadık (a.s)&#8217;a ki buyurdular:</strong><br>&#8220;Ben, Resulullah&#8217;ın oğlu Cafer-i Sadık sizin o meclislerinize aşığım.&#8221;<br>Canlar kurban olsun o İmam Cafer-i Sadık (a.s)&#8217;a ki kendileri için ayrılan vakte ve o vakti ayıran kişiye aşıktırlar.<br>Veliyyullah, Allah&#8217;ın Nuru, tepeden tırnağa kadar hatalı olan kullara aşık olabiliyorlar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ce04284f481e4fe4c251e743fd8c916e"><strong>Ve İmam devamında buyurdular ki:</strong><br>&#8220;Ehyu Emrena.&#8221;<br>O meclilerde sloganik olmayın, kendinizi tatmin etmeyin. O meclislerde kalbinize, nefsinize ve işinize hoş gelenleri anlatmayın. O meclislerde bizim emrimizi ihya edin, bizim emrinizi ikame edin.<br>Ehyu emrena emri, aynı &#8220;Egimus Selat&#8221; emri gibidir.<br>Hem kendin amel edeceksin hem de başkalarının amel etmesine ortam hazırlayacaksın.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e9a8b766d5fa3cd6c9ba32c35cecca91">Bu meclisler böyle meclislerdir. <br>Hiçkimse radikalliğinden veya aşırı heva ve hevesinden dolayı toplumun çizmiş olduğu kutbun ekseninin dışına çıkıyor değildir. <br>Mevlamız, Efendimiz, İmamımız, İmam Cafer-i Sadık (a.s) ve diğer İmamlarımız emretmişlerdir ki onların adına tertiplenen bu meclislerde O Hazretlerin emirlerinin ihya edilmesi gerekir.<br>Bunu bilin ki! Resulullah&#8217;ın ve Ehlibeyti&#8217;nin emirleri nefse, egolara, menfaatlere terstir.<br>İnsanların arzu ve hevesleri, Resulullah&#8217;ın ve Ehlibeyti&#8217;nin emirlerinden hoşlanmaz çünkü insanların arzu ve isteklerine hitap eden İblis&#8217;tir ama Allah ise insanın ruhuna ve realiteye hitap eder. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fc71bfc313fe6f3f36aec044c7c26655">Büyük alimlerimizden biri şöyle buyuruyorlar (ki buna benzer manada olan hadislerde mevcuttur):<br>Eğer bir emir bir yerde size, menfaatinize, dünya hayatınıza, sizin özünüze ve arzularınıza ters ve acı geliyorsa o haktır ve ona sarılın. Onun acılığı size acı görünür ama onun acılığı kendi içinde bir iksirdir.<br>Bu bizim konumuz değildir ama madem konumuz böyle gelişti ben bunu da söyleyeyim, sizlerde bir düşünün:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-acf40a990bfe3b500009bd20127c7b6f">Bir takım meyveler ve sebzeler vardır ki bunların kabukları hem çok acı ve hemde çok serttir, örneğin Hindistan cevizi. Üstü tüylüdür, çok sert ve de çok acı bir kabuğu vardır ama o acı kabuğun olmaması takdirinde içindeki o iksir korunamaz olurdu.<br>Allahın kuralları da aynen böyledir.<br>Hindistan cevizi zahiren çok acıdır ve bizlere çok acı görünüyor ama o acılığa rağmen sen onu çiğneyecek olsan mümkündür dilinde bir acılık hissi uyansın ama yutkunduğun zaman onda emsali görülmemiş, tarifi olmayan bir lezzet mevcuttur.<br>Hak da bu şekildedir. Hak bizim güncel yaşantımıza terstir. <br>Allah&#8217;ın ve Resulü&#8217;nün emirleri bizim güncel hayatımıza ve yaşantımıza ters ve aykırıdır, menfaatlerimize terstir. Allah&#8217;ın ve Resulü&#8217;nün emirleri zordur ama itaat edince hayat veriyor çünkü bu emirlerin içinde bulunan iksir insanları bela ve musibetlerden koruyor çünkü bu emirlere itaat, bütün dertleri def ediyor. Bunların hepsinin ötesinde ise insana ölümsüzlük bahşediyor.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ac39a28426217ce0d5feadb25728aad4">Eğer bir kişide hayat yoksa, hayatın içinde nuraniyyet yoksa bu kişi yaşasa da ölüdür. Bir kişi karanlığın (zulümatın) içinde ıstıraptadır ve ölüdür. Ama bir kişi nuraniyyetin bağrında yaşıyorsa/yaşamışsa o fiziken ölmüş olsa dahi yaşıyordur ve ölümsüzdür.<br>Hz. Nebiyyi Kibriya Muhammed Mustafa (s.a.a)&#8217;in risaletinin mübelliği Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s)&#8217;ın şahsında, Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a)&#8217;in ve Ehlibeyt&#8217;inin pâk ve mutahhar huzurlarına sonsuz selat ve selam olsun.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e3cf442d36d98b75a74232d4ddc1d6d7">Aşura: Cennet ve Cehennem&#8217;in yol ayrımı konulu ilk dersimizi kısaca hatırlayacak olursak:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-573855eede212a9500f76a23486f1e0a">&#8220;Bizlerin Aşura ve benzeri e&#8217;zem olayları idrak edip, teslim olup içinde var olan sırra vakıf olabilmemiz için hayal ederek canlandırmamız lazım.&#8221;<br>Bizler Aşura ve benzeri e&#8217;zem olayların yaşandığı dönemde yaşamıyorduk bu sebepten dolayı da o olayların içinde yaşamadık.<br> Bu sebepten dolayı da bizler bu olayları günümüze kadar gelen yazılardan, hadislerden ve sözlerden öğrenmiş bulunuyoruz. Bizlerin o dönemde yaşanmış olayları yaşama imkanımızda yoktur.<br>Neden?<br>Çünkü Aşura vakası hem hacim ve hem de adet bakımından tektir. Eşi ve benzeri yoktur. Gök kubbe yere inecek, yeryüzü göğe çıkacak olsa dahi Aşura gibi bir olay bir daha vuku bulmayacaktır. <br>Aşura Vakası özünde tektir. <br>Aşura Vakası zaman bakımından tektir; <br>Aşura Vakası musibet bakımından tektir;<br>Aşura Vakası azamet bakımından tektir. <br>Aşura Vakası teslimiyyet bakımından tektir; <br>Aşura Vakası ders bakımından tektir;<br>Aşura olayı her açıdan emsalsizdir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8b5145cb09caff9c44c2b2d6b008a364">Bir kişi hangi dönemde yaşıyor olursa olsun, Aşura gibi önemli konuları idrak etmesi üzerine farzdır çünkü bir kişi Allah&#8217;a ve Resulüne iman etmişse, o kişinin Resulullah&#8217;ın ve Ehlibeyt&#8217;inin seyri sülükünü bilmesi ve idrak etmesi farzdır.<br>Bu mesele tıpkı şehadeteyn gibidir. Bir kişi dili ile şehadeteyni ikrar etmezse ve ikrar ettikten sonra her açıdan teslim olmazsa müslüman olmayacağı gibi Ehlibeyt&#8217;in seyri sülüküne teslim olmayan kişinin de aynı şekilde dini kamil olmaz.<br>O kişinin dini eksiktir, kamil değildir.<br>Ancak bizler ki o gün yoktuk ve yaşamıyorduk peki bizler o vakaların yaşandığı günleri ve zamanları nasıl idrak edeceğiz?<br>Bizler nasıl o gün İmama teslim olanlar gibi teslim olacağız?<br>Hiçbir kimsenin ama hiçbir kimsenin, hangi zaman diliminde yaşıyor olursa olsun bu konuda muafiyyeti söz konusu dahi değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ccc0a9f4189c9b919ef0af5cd3b192f0"><strong>Muafiyetimizin Olmaması ne demektir?</strong><br>Yani bizler bugün bu konjonktürde yaşıyoruz ve vazifemiz:<br>&#8220;İmam Huseyn (a.s)&#8217;ın nidasını ve feryadını o gün duyduklarında İmam&#8217;a kimler nasıl Lebbeyk diyerek teslim olduysalar aynı şekilde teslim olmaktır.<br>Ve bu vazifede, zengin/fakir, aç/tok, hasta/sağlıklı herkesin vermesi gereken cevap aynıdır.<br>Peki bizler Aşura ve benzeri olayların sırrını ve hikmetini nasıl anlayacağız? <br>Anlamamız farzdır çünkü anlayamadığımız sürece bizler İmam&#8217;a teslim olamayacağız.<br>Teslim olabilmek için idrak etmemiz gerekir.<br>Burada ki idrak farziyyesi sadece Aşura için değildir. Aşura&#8217;nın bir benzeri olan Gadir-i Hum vakası da böyledir; Hz. Zehra (s.a)&#8217;nın ve 6 aylık Muhsin adlı bebeğinin şehadet olayı da böyledir; Nebiyyi Kibriya (s.a.a)&#8217;in vasiyyetinin yazdırılmaması olayı ve benzeri vakaların tamamı bu şekildedir.<br>Bu musibetlerin tamamında teslimiyyet ehli olabilmemiz için öncelikle idrak etmemiz gerekir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-10ebe9214dc42ae68e28d3bed3d7ab56">Bu olayları ve hadiseleri anlayabilmemiz için öncelikle aklımızda canlandırmamız gerekir. <br>Bizim bu olayları tarafsız bir şekilde canlandırmamız gerekir çünkü ancak tarafsız bir şekilde canlandırma yaparak, o tarafa gidebiliriz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4b753308128ce0efe2f1659fc3772929">Eğer ki bizler bugüne kadar (hepimiz kendi ölçümüzde) İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a fersah fersah uzak isek bunun tek sebebi bugüne kadar aklımızda canlandırma yapmamışız olmamamızdır ve tek sebebi budur.<br>Bir alim ki alimdir, kitaplar yazmış, hutbeler ve beyanat vermiştir ama Aşura&#8217;dan fersah fersah uzaktır ise bunun tek sebebi Aşurayı kafasında canlandırmamasıdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-09357b9af6e80fcad71b84fbdba241c8">Bir Alim içtihad makamına ulaşmış ve müçtehid olmuş ve kendisine onbinlerce yüzbinlerce kişi taklid etmiş olmasına rağmen Aşuradan fersah fersah uzak olduğu için Siyonizmin filan uşağının kölesi ve sözcüsü omuşsa ki tarih böyle alimler ile doludur sebebi Aşurayı canlandırmamış olmalarıdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-31734d058175d2401747474c4adea276"> Bugün günümüzde de böyle olan kişiler vardır ve Siyonizmin Müçtehidi, Amerika’nın Müçtehidi, İsrail&#8217;in Müçtehidi gibi mahlaslarla meşhurdurlar ve bu tip kimseler günümüzde de halen yaşıyorlar.<br>Bu sadece alimler için değil diğer insanlar içinde böyledir. Sinezenler, nohehanlar, Aşuraya ağlayanlar veya matem saklayanlarda böyledir.<br>Bir işi duymak ve o işi yapmak, o işin hakkına teslim olmak demek değildir, teslim olabilmek için canlandırmamız gerekir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2e4a41e2a4e60dd8ec6c567ef8fa58f6"><strong>Peki bizler neden böyle olmuşuz?<br></strong>Bizler ki hepimiz 20-30-50-70 Aşura yaşamışız. <br>Aşuranın sene-i devriyesini görmüş, matem tutmuş, karalar giymişiz; evlerimizde radyo veya televizyon açmamış ve ihsanlar dağıtmışız.<br><strong>peki tüm bunları yapmamıza rağmen neden Aşura&#8217;ya teslim olamammışız?</strong><br>Çünkü bizler Aşurayı kendimizde hakim kılacak olan boyutu, bizi Aşuraya teslim kılacak olan boyutu kendimizde hakim etmedik ve boyutun adı da canlandırmaktır.<br>Buna misal verecek olursak musibet gören çocuğunuz misalidir. <br>Sizler musibet gören çocuğunuzun musibet görme halini gözlerinizin önünde canlandırıp, aklınıza ve kalbinize hem yazmaz ve hem de kazımazsanız o musibetin içine giremezsiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a2887bf5aa47661a5f19d09bdb5a560f">Aşura&#8217;yı ve Diğer E&#8217;zem Olayları Canlandırmanın Aşamaları</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8cb9afb62f556431415a84289d2acc06">Canlandırmak için:<br>1-Olaya katılanları,<br>2-Olaya katılmayanları,<br>3-Söz söyleyenleri,<br>4-Söz söylemeyenlerin hepsini bütün unsurları ile aklınızda canlandırmanız ve daha sonrada:<br>1- Yaptıkları işler pozitif ise pozitiflerini,<br>2-Yaptıkları işler negatif ise negatiflerini aklımıza ve beynimize kazımaktır.<br><strong>Bir işi canlandırmak o işi kalbe kazımaktır</strong> ve bizler bunu yapmadığımız için bugün Aşura&#8217;ya fersah fersah uzağız.<br>Aşurayı anlamak istiyorsak Aşura olayının taraflarını tanımamız ve bu tarafları aklımıza ve beynimize kazımamız gerekir. <br>Bu canlandırmanın nasıl olması gerektiğini, nasıl canlandırma yapılacağını merak edenler ilk dersi okusunlar. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-1/" type="post" id="1206">(İlk derse buraya tıklayarak uşabilirsiniz)</a></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-98bf4846542ead53ce4438fb31469128">1. Derste de işlediğimiz gibi Aşura Vakasında 4 farklı grup vardı.<br>Aşuranın taraflarına bir bakın ve kendinizi de tartın. <br>Tartın ki hangi grubun içerisinde olduğunuzu görebilesiniz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a291687f56980c2eee7d5715e3a67557"><strong>1.GRUP= Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın karşısına çıkarak direkt olarak harb ilan edenler</strong><br> Melun İbn-i Ziyad Kufe&#8217;yi fethinden sonra Kufe&#8217;nin hemen dışında bir askeri kışla (kamp) kurdu. İbn-i Ziyad bu kampın adını Nehliyye koydu. Binlerce, onbinlerce kişi Nehliyye kampına gönüllü olarak gittiler ve orada toplandılar.  İbn-i Ziyad bu kampa gelenleri Kerbela&#8217;ya sevk etti.<br>Bir grup böyleydi, gönüllü olarak gelmişlerdi ve İmam Huseyn (a.s)&#8217;ı öldürmek için and içmişlerdi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-01340c372fdac304e2aaa3271e24cb11"><strong>2.Grup=Vurdumduymazlar</strong><br>Bu grup bizlere ne kadar da çok benziyorlar değil mi? <br>Yada şöyle söyleyelim: &#8220;Bizler bu gruba ne kadarda çok benziyoruz değil mi?&#8221; çünkü bu daha doğru olur.<br>Bunların ne Hüseyinîn ne de Yezidin dedikleri ile işleri dahi yoktu.<br>Bunlar sadece aşlarının ve işlerinin peşine düşmüşlerdi. <br>İmam Hüseyin (a.s)&#8217;da, Yezid (l.a) de bunların hiç mi hiç umurunda dahi değildi.<br>Bu gruba mensup kimselerin hepsi Kerbela vakasında ortaktırlar.<br>Sevap cihetinde olanlar varsa sevabına, günah cihetinde olanlar ise günahına ortaklar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cf955b75e418704ac7ed8985fad693dd"><strong>3.Grup=Geç kalanlar</strong><br>Bu gruptaki kişilerde acabaların peşine düşmüşlerdi. <br>Acaba, ama, lakin, bu mu olacak? Şu mu olacak? Gitsem mi? Gitmesem mi? Bugün mü? Yarın mı?<br>İstihare ediyorlardı. Namaz kılıyorlardı. <br>Namazın özü (İmam Hüseyin (a.s)) tehlike altındaydı bunlar ise namaz kılıp istihare açıyorlardı.<br>Hüseyin namazın özüdür.<br>Hüseyin Kur&#8217;an&#8217;ın özüdür.<br>Hüseyin orucun özüdür.<br>Hüseyin emri bil marufun ve nehyi anil münkerin özüdür.<br>Hüseyin sevginin ve buğzun özüdür.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b5d8dfe9cb51df70e982f69ec593bf0c">Hüseyin o gün tehlike altındaydı ama bu grup ise secdeye yatmışlardı ve diyorlardı ki:<br><strong>&#8220;Ya Rabbel Alemin! Xirli: Ey Alemlerin Rabbi olan Allah! Hayırlı olanı bizim önümüze çıkar.&#8221;</strong><br>İstihare ediyorlardı ve diyorlardı ki: <strong>&#8220;Ya Rabbel Alemin en çok hayırlı olanı benim önüme çıkar, acaba ben Hüseyin&#8217;e mi katılayım? Yoksa Yezid&#8217;e mi katılayım?&#8221;</strong><br>Bunlar o gün yaşanan olaylardır.<br><strong>Bugün bizim için önemli olan şey:</strong><br>Bizler hangi grubun içindeyiz?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-18fbe30bff59b60393ebb60b6576e871">Eğer Kerbela&#8217;yı, Aşura vakasını canlandıracak olursak ki canlandırmak vazifemizdir buraya geleceğiz.<br>Burada hoplamadan zıplamadan kimin tarafında olduğumuzu kabulleneceğiz. <br>Çünkü vicdan, muhakemedir, hakim ve yargıçtır.<br>Vicdan seni rezil etmeden, yüzüne bağırmadan seni yargılıyor.<br>Adnan Hoca size kimlerden olduğunu söyleyecek olursa hoplayıp zıplayabilirsiniz. Gerçi ona da hakkınız yoktur ama olsun. Sizler yatın kalkın dua edin ki burada sizin nefsinize ağır gelenleri söyleyen birisi var.<br>Ya olmasaydı?<br>Ya sizlere de afyon niteliğinde bir dini anlatarak sizleri uyuştursaydı? <br>O zaman ne yapacaktınız? <br>O gün kim olacaktınız?<br>Acaba o gün ölüm anındaki şehadeteyniniz kim olacaktı?<br>Kimse öleceği zaman rahatlık ile: &#8220;Eşhedu en La İlahe İllallah. Ve Eşhedu enne Muhammeden Resulullah!&#8221; diyebileceğini zannetmesin!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f4b293a9eb3007093bf4d6aae064eac3"><strong>İsfehanlı bir Ağa anlatıyor:</strong><br>Bizlere haber geldi, Zamanın meşhur müçtehidi can veriyor. <br>Ailesi haber gönderdi: &#8220;Ağa Muhtezirdir. Gelin! Ağa telkin verin.&#8221;<br><strong>İsfehanlı bu Ağa diyor ki:</strong><br>&#8220;Gittik. Ağanın yanına oturduk. <br>Biz dedik: <strong>&#8220;Ağa de ki: Eşhedu en La İlahe İllallah.&#8221;</strong> <br>Ağa tekrar etti ve duvarın köşesinden bir ses geldi ve dedi ki: <br><strong>&#8220;Seddegte Ya Ebdi&#8221; yani &#8220;kulum sen doğru diyorsun.&#8221;</strong> <br>Biz dedik, o tekrar etti. O ne kadar, <strong>&#8220;Eşhedu En La İlahe İllallah&#8221;</strong> dedi ise duvarın dibinden buna benzer bir ses tekrar etti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d4de425cc6b955e7562b60fae3bb3eea"><br>Müçtehid can veriyor. Biz Ağaya telkin veriyoruz. Duvarın köşesinden o ses geliyor.<br><strong>Ağa sonra dedi ki:</strong><br>İblis de bir müçtehid idi ama teslim olmamıştı. <br>Can veren o müçtehid şehadet getirdikçe İblis de cevap veriyordu ve diyordu ki:<br><strong>&#8220;Evet kulum. Ben senin Rabbinim.&#8221;</strong><br>O diyordu ki:<br><strong>&#8220;La İlahe illa ente.&#8221;</strong><br>İblis cevap veriyordu:<br><strong>&#8220;Evet kulum! Sen bir ömür benim yoldan gittin.&#8221;</strong><br>Eğer ki bir ömür boyunca İblisin yolundan gittiysen ölüm vakti <strong>&#8220;Eşhedu En La İlahe İllallah&#8221;</strong> diyebileceğini zannetme!<br>Kelime olarak <strong>&#8220;Eşhedu En La İlahe İllallah&#8221;</strong> diyebilecek olsanız dahi İblis için diyeceksiniz. <br>O da size diyecek ki: <strong>&#8220;Seddegte&#8221; Doğru diyorsun.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-82c7bef2cb0104de5d09949c10efe4f9">Bizim hangi gruptan olduğumuzu bilmemiz lazım.<br>Biz İmam&#8217;a açıkça harp mı ilan edenlerdeniz mi; geç kalanlardan mı; umursamayarak, Hüseyin ile de Yezid ile de işi olmayan vurdumduymazlardan mı yoksa yoksa o 72 aşık gibi aşık olanlardan mıyız?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b6a658039feef64d1238999119c4050f"><strong>4. Grup= İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a divanevar aşık olanlar</strong><br>Bu derste Hür b. Yezid Er Riyahi’nin olayını anlatacağım. <br>Anlattıktan sonrada buradan bir netice alacağız.<br>Çünkü bizler Ehlibeyt&#8217;in emirlerini ihya etmek durumundayız.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-33a06f2c30a475567c1aef88280b6d09">HÜR B. YEZİD ER RİYAHİ:</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5bb013da414314e2f482ea7c95cd552b">Hür b. Yezid Er Riyahi, Yezid b. Muaviyenin komutanlarından birisi idi. Kufe ordusunun en önde gelen korkusuz, cengaver komutanlarındandı. Generaldi ve Muharrib Komutandı.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1ae0ed7c13f1274e0e4e9b0e130d582a">İmam&#8217;ın Yolunu Kesmesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-007a2e1f7e4955dc0aecef063fdf8b15">İbn-i Ziyad, Hürr&#8217;ü binlerce askere komutan atayarak İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın karşısına öncü birlik olarak gönderdi.<br>Hürr ile İmam Hüseyin (a.s) Kerbela&#8217;nın yakınlarında bulunan bir mevzide karşı karşıya geldiler ve Hürr İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın önünü kesti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d914e120fe56c2c4f6f05b5b4f123647">Hürr&#8217;ün babasının da adı Yezid&#8217;dir ama o güne kadar Yezid vakası vuku bulmadığı için kötü karşılamamak gerekir. O günlerde Yezid adı Araplar arasında kullanılan bir isimdi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e7cad211e9596434c858207e18942931">Onlar bâtının ehli olmadığı için İmam hücceti zahiri olarak tamamlamak istiyordu ve tamamladı da.<br>Hürr&#8217;ün ordusu bâtının ehli değildi, bu yüzdende İmam iki parmağının arasından ne var ne yok, nereye gidecekler ve nasıl gidecekler gibi şeyleri göstermedi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-12affec6e4eefce702e49dac883a44e4"><strong>Emirelmüminin İmam Ali (a.s) buyuruyorlar ki:</strong><br>&#8220;İnsanlar ile akıllarının ölçüsünde konuş. Fazla yüksekten konuşma, seni anlamazlar. Marifet ehli değiller ise onlar ile marifet ehlinin dili ile konuşma. Yoksa sana mecnun derler yada şair.&#8221;<br>Bilahare onlar zahirin ehli oldukları için İmam (a.s)&#8217;da onlara zahiri muammele yaptı çünkü İmam Hüseyin (a.s) hücceti tamamlayacaktı ve onların anlayabilecekleri de bu kadarı idi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-406c1537f40e8176f39f3b129c18f4c8"><strong>İmam Hüseyin (a.s) buyurdular ki:</strong><br>&#8220;Beni bırak, Yemen&#8217;e doğru gideyim.&#8221;<br><strong>Hürr dedi ki:</strong><br>&#8220;Bırakmam.&#8221;<br><strong>İmam Hüseyin (a.s) buyurdular ki:</strong><br>&#8220;Beni bırak. Ben Mekke’ye doğru geri döneyim.&#8221;<br><strong>Hürr dedi ki:</strong><br>&#8220;Bırakmam.&#8221;<br><strong>İmam Hüseyin (a.s) buyurdular ki:</strong><br>&#8220;Ne yapacaksın?&#8221;<br><strong>Hürr dedi ki:</strong><br>&#8220;Sen burada muhasara olacaksın.&#8221;<br>Bilahare İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı kanalize ettiler. En sonunda o meşhur olay ki hepiniz biliyorsunuz.<br><strong>İmam (a.s) buyurdu ki:</strong><br>&#8220;Buranın adı nedir?&#8221;<br>İla nihaye&#8230; İmam orada çadırların Kerbelaya kurulmasını emretti.<br>Bakınız buraya çok dikkat edin çünkü burada çok püf bir nokta var. <br>Ali Ali demek ile Alevî olunmuyor! <br>Bizler hepimiz Aleviyiz.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7f97e96075a887e8a42597da580b7038">Alevîlik Nedir</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2f97597c51107ba49ada3e44ba3ef6a8">Alevî, İmam Ali (a.s)&#8217;dan başka emir tanımayan kişidir. İmam Ali (a.s)&#8217;ın kendisine hükmettiği kişiye Alevî denir. <br>Alevî: Hz. Emirelmuminin İmam Ali (a.s)&#8217;ın evine, eline, fikrine, zikrine, siyasetine ve diyanetine hakim olduğu kişidir.<br>Alevi olmak budur. Kuru kurusuna &#8220;Ali Ali&#8221; demek ile Alevî olunmuyor.<br><strong>Alevî=Şibhi Ali=Ali&#8217;nin benzeri.</strong><br>Alevi olmak yani İmam Ali b. Ebu Talib (a.s)&#8217;ın gölgede fotoğrafının çekilmiş hâli. Alevî budur. Bu şekilde olmayanlar Alevî değildir. Onlar sadece Alevilik iddiasında bulunuyorlardır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ba53fd50d12515d96ba3312e4b2688bb">İmam Hüseyin (a.s), Hürr ile bu şekilde mübahese edip, tartışınca İmam (a.s) çok gazaplandılar. <br>Burada çok püf bir nokta var. <br>Çok dikkat edin bu özellik sizde var mıdır?<br>Bu özellik Hürr b. Yezid Er Riyahi’nin özelliğidir. <br>Hürr Yezidin komutanıdır; İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın önünü kesen kişidir; İmam&#8217;ı ölüme mahkum eden kişidir.<br>(Biz bu olayı zahiri manada ele alıyoruz. Elbetteki bu işin bâtînî manadaki sırrı farklıdır.)<br>Hürr İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a bu kadar çok zorluk çıkarınca, İmam Hüseyin (a.s) buyurdu ki:<br>&#8220;Sekiletke Ümmük&#8221; (Bu söz Arap gramerinde hakarettir, beddua etmektir, nifrin etmektir.&#8221; İmam Huseyn (a.s), Hürr&#8217;ün annesine beddua etti.<br>İmam Hürr&#8217;e dedi ki: &#8220;Annen mateminde otursun.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0d44e183955b615ffd88a156a16f3182"><br>Bir insana yapılabilecek en büyük beddua, en büyük nifrin, nefret nedir?<br>Budur ki, Azizin doğransın sende onun mateminde oturup ağlayasın. Bir insan için bundan daha büyük bir nifrin yoktur.<br>Sekiletke Ümmük yani Allah seni paramparça etsin ve sen ki annenin azizisin Allah senin annene öyle bir bela versin ki matemlere dalsın, ezaya dalsın.<br><strong>Hürr, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a cevaben dedi ki: </strong><br>Ya Huseyn! Senden başka hiç kimse benim annemin adını ağzına alamazdı.<br>(Burada ki ince ve püf olan noktaya bakın. Hürr burada ne diyor? Hürr de ne var? Hürr Yezidin komutanıdır ama ağzından bir cümle çıkıyor. Bu cümle nasıl bir cümledir?)</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8a0d889c04727029933c34675eed429b"><strong>Hürr diyor ki: </strong><br>Ya Huseyn! Benim annemin adını senden başka hiçkimse ağzına alamazdı. Yani siz Ehlibeytten başkası alamazdı. Eğer ki alacak olsaydı bende onun annesinin adını ağzıma alırdım.<br>Bu Hürr, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı ölüme mahkum eden komutandır.<br>Hürr&#8217;ün bu sözünün karşısında, o hengamede, o savaş arefesi ortamında (ki bir kaç gün içinde Âlullahın başına bela yağacak) İmam Hüseyin (a.s) Hürr&#8217;e lütuf gözü ile baktı.<br>Bakın enteresan bir şeydir İmam, Hürr&#8217;e kerem gözü ile baktı.<br>Hürr, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı ölüme mahkum ediyor, Yezide teslim etme niyetinde. Ehlibeytin çocukları ve hanımları esir edilecek.<br>Ama o esnada bile İmam Hüseyin (a.s), Hürr Hz. Fatime&#8217;tez Zehra&#8217;nın (s.a) adını ağzına saygı ile aldığı için ona keramet gözü ile bakıyor.<br>Hürr Yezidin komutanıdır ama İmam Hüseyin (a.s)&#8217;in de kim olduğunu biliyor. Babasının kim olduğunu biliyor.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-102ee7f3404edd05d159171eed4b55e0">İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın Hürr&#8217;e olan bu bakışını şimdi bir kenara ayırın; sizler bu olayı gözünüzün önünde canlandırdınız mı?<br>Eğer ki biz o halde olsaydık İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın annesine ne tür bir saygı gösterirdik? <br>Acaba saygı gösterir miydik?<br>Yada bugün ki halinize bakın çünkü bu şekilde canlandırmanız daha kolay olur. <br>Allah size emir vermiştir, yapmamışsınız ve siz bu işleri yapmadığınız içinde üstünüze belalar yağdırıyor. Hastalıklar, belalar ve çıkmazlıklar veriyor. O belaların içinde başınızı kaldırıp diyebiliyor musunuz ki:<br><strong>&#8220;Esselamu aleyki Ya Fatimet’ez-Zehra.&#8221;</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eb0de4c1231b3df936854ebeb1b330d8">Bu belaların içinde Fatimet’ez-Zehra (s.a)&#8217;ya teslim olabiliyor musunuz?<br>Bakın burada kendinizi kıyaslayın. O gün Hürr İmamın önünü kesmişti. <br>Bugünde bizler bir şekilde İmam&#8217;ın önünü kesmişiz.<br>Bakın bizim hiç birimiz İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı tanımıyoruz. Bizim hiçbirimiz İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın anne ve babasına Hürr kadarı saygı göstermiyoruz.<br>Hürr burada bizden öndedir.<br><strong>Hürr ile olan ortak noktamız ise: <br>Hürr de bizler de bir şekilde İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın düşmanlarına hizmet ediyoruz.</strong><br>Bizler de Hürr gibi bir şekilde tağutun borazancılarının yanındayız. <br>Eğer bu saydıklarımın hiçbiri sizde yoksa dahi hepimiz nefsimizin kontrolü altındayız. <br>Hepimiz nefsimizin emri altındayız.<br>Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s) nefs ile savaş halindedir. <br>Nefs, İblisin sadece tek bir silahıdır ama İblisin silahıdır ve Hüseyin b. Ali, İblis ile savaş halindedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ef5c408424309ad087bde3f18494d56e">İblis, 124.000 Peygamberin içinde sadece Nebiyyi Kibriya (s.a.a) mebus olduğu zaman, İblis bütün askerlerini bütün teçhizatları ile sahaya çekti.<br>İblis var olan bütün gücü ile sadece Nebiyyi Kibriya (s.a.a) ve Ehlibeyti ile savaşmıştır. <br>Yine aynı şekilde bütün Enbiyaullah&#8217;ın içinde tağutî sistemle İblisî sistem ile bütün gücü ile savaşan tek kişi, Hz. Nebiyyi Kibriya Muhammed Mustafa (s.a.a)&#8217;dir.<br>Bu sistem, bu mekteptir.<br>Hürr İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı tanıyordu. Hüseyin&#8217;in kim olduğunu biliyordu.<br>Aşura gününe baktığımız zaman Hürrün, Ömer b. Sad ile olan konuşmasında da bunu görebiliyoruz. Biz bunu çok açık ve de çok net bir şekilde görüyoruz. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6921cc8639d3581c0ce1ffe4621df66e">Görüyoruz ki:<br>1-Hürr İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı tanıyordu. <br>2-İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı kabul ediyordu. <br>3-Hürr&#8217;ün İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a hatta muhabbeti de vardı. Hürr, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı seviyordu.<br><strong>Hürr, Ömer b. Sad&#8217;a dedi ki:</strong><br>&#8220;Siz, gerçekten Hüseyin ile savaşacak mısınız? Barışmayacak mısınız?<br><strong>Ömer b. Sad dedi ki:</strong><br>&#8220;Hayır! Barışmayacağız! Savaşacağız!&#8221;<br>Hürr bir taraftır, hem de düşmanın tarafı. İmam&#8217;ın yolunu kesmişti hem de Allah&#8217;ın namusunun kalbini titretme pahasına ama Hürr bir iş yaptı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-16996d4926dffe30182c22982378eede">Bizler kendimize bir bakalım acaba bizler bugüne kadar böyle bir şey yapmış mıyız? Herkesin ömrü kendisi için mukaddestir. Bugün hepimiz için son gün olabilir. Ömür dediğimiz şey bu kadardır. İster 10 yıl olsun, ister 50 yıl, isterseniz de 70 yıl olsun. Hepimiz uzun bir saltanat sürmüşüz. Bizler bugüne kadar iyi veya kötü Kerbela&#8217;yı Aşura&#8217;yı duyduk. Hepimiz vicdanımız ile baş başa kaldığımız zaman biliyoruz ki İmam Hüseyin (a.s) ile dostane bir ilişkimiz yoktur ve bunun farkındayız.<br><strong>Peki kendimizi hiç arada gördük mü?<br>Hürr kendisini arada gördü.</strong> <br>O Hürr ki Yezid&#8217;in komutanı olarak İmam Hüseyin’in önünü keserek İmam&#8217;ı ölüme mahkum etti ancak buna rağmen kendisini arada da görebildi.<br>Burada aklımıza bir soru daha geliyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-33762895ffe11de1409c730b2422f7d2">Hürr İmam&#8217;ın Yolunu Neden Kesti</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6dd1b0eba34ec4c242314b23ce498df9"><strong>Hürr, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı bu kadar çok sevmesine rağmen İmam&#8217;ın önünü neden kesti? <br>Neden İmam&#8217;a engel oldu? <br>Hürr bunu niye yaptı?</strong><br>Acaba Hürr Emevilerin propagandalarının tesiri altında mı kalmıştı? <br>Çünkü bugün bazıları böyle söylüyorlar: <strong>&#8220;Bizi aldattılar.&#8221;</strong> <strong>Şu düzen, şu parti veya şu Molla bizi kandırdı.</strong><br>Acaba Emevi müçtehidleri Hürr&#8217;ü de mi kandırmışlardı?<br>Çünkü Emevi müçtehitleri diyorlardı ki:<br>&#8220;Emevi müçtehitlerine karşı gelen, Resulullah&#8217;a karşı gelmiştir. Resulullah&#8217;a karşı gelen ise dinden çıkmıştır.&#8221;<br>Acaba Hürr Emevi Padişahları olan Muaviye&#8217;yi ve Yezidi Halifetullah mı görüyordu? <br><strong>Hayır! Onları kabul etmiyordu.</strong><br>Peki Hür hem Emevileri kabul etmemesine hem de İmam Hüseyin’i tanımasına rağmen neden İmam&#8217;ın düşmanlarının safında yer aldı?<br>Bu sorunun cevabını açıklayacağız ama bize faydalı olup olmayacağı kendimizi muhasebe ve muhakeme etmemize bağlıdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eb040bd4c9b6bc9f9256a24b23dfe7ef">Hürr, İmam Hüseyin&#8217;i tanıyordu hem de çok iyi tanıyordu; Hürr, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın annesini de tanıyordu. <br>Hürr, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı da, annesini ve babasını da seviyordu. <br>Bu böyleydi, haktır, doğrudur ama aynı zamanda İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın azılı düşmanlarından da birisi de kendisi idi.<br>Neden? Ne olmuştu ki böylesine 2 tezat bir araya toplanmıştı?<br>Bizlerin de hayatı aynen bu şekildedir. Bizler İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı çok seviyoruz. <br>Bizler Hz. Zehra (s.a)&#8217;yı çok seviyoruz ama hayatımız (yaşantımız) Hüseyin&#8217;e düşmandır; tefekküratımız Hüseyin&#8217;e düşmandır, yolumuz, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a düşmandır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d5c064a0d935884bce806de3f6f9671e">Bu Tezatın sebebi nedir?<br>Böylesine iki tezat bir araya toplanmıştı çünkü Hürr hem dünyayı hem de ahireti bir arada istiyordu. <br>Bu sebepten dolayıydı ki Hürr, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın kim olduğunu bilmesine rağmen Yezid&#8217;in ordusunun komutanıydı.<br>Hürr hem İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a karşı gelerek cehennemlik olmak istemiyordu hem de Yezide rest çekip, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın yanında olarak dünyevî menfaatlerden, makamından, aldığı paradan, oturduğu saraydan&#8230; mahrum olmak istemiyordu.<br>Kendinizi tartın, kendinizi eleştirin göreceksiniz ki aynısı bizlerde de var.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3c66bb9ad1f80901cb7169d196c06e10"><strong>İmam Caferi Sadık (a.s) ki buyuruyorlar:</strong><br>&#8220;Ehyu Emrena: Bizim emirlerimizi ihya edin.&#8221;<br>Yani Bizim emirlerimizi insanların beyninde ve kalbinde vücuda getirin. <br>Yani insanlara yanlış yolda olduklarını anlatın. Gitmiş oldukları yolun Ehlibeyt&#8217;in yolu olmadığını bilsinler.<br>Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s) bizlerin bugün yaşadığımız gibi yaşamamız için öldürülmedi.<br>Haydi sen söyledin bizde inandık, İmam Hüseyin (a.s) kendisi geldi ve öldürüldü (bu bir tarafa.)<br>El Euzu billah, El Euzu billah! Hz. Eba Ebdillah El Hüseyin (a.s) ahmak birisi değildi ki ideolojisi bizim bu hayatımız gibi bir şey olsun. <br>İmam (a.s) böyle bir yaşam tarzı için eşini, çocuğunu ve bütün ailesini (Allah&#8217;ın namusu olan kimseleri) getirip esarete ve ölüme teslim etmez!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-109f7fae1e5e3232478c46baa92b2ebe">İmam Hüseyin (a.s) her şeyini feda etmiştir ama her şeyini bizim yaşamakta olduğumuz gibi bir yaşam tarzına sahip olmamız için feda etmemiştir! <br>Dünya ile ahiret bir arada toplanmaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b675d0e03f94a9a69e027ac758dffca0">Hürr&#8217;ün Muhasebe ve Muhakemesi</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1e2e43f0346b64c56d5344fde6ca75f6">Hürr hem İmam Hüseyin (a.s) ile savaşarak ahiretinden olmak istemiyordu hemde Yezid&#8217;e muhalif olarak tacından, tahtından ve rütbesinden mahrum kalmak istemiyordu. Hürr bunu bizzat Ömer b. Sad ile konuşmasında kendisi kullanmıştır. Hürr bunu kendi ağzı ile kendisi söylemiştir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3cdf22d25d6bdc3bdf322b138bedf1c7">Hürr baktı ki barış olmayacak. Aşura günü sabahın köründe kalktı ve Ömer b. Sad&#8217;ın yanına gitti ve Ömer b. Sad&#8217;a dedi ki:<br>&#8220;Ya Emir! Siz Hüseyin ile sulh etmeyecek misiniz? Barışmayacak mısınız? Anlaşmayacak mısınız?&#8221;<br>Ömer b. Sad dedi ki:<br><br>&#8220;Hayır! Sulh yoktur! Barış yoktur! Anlaşma yoktur! Hüseyin anlaşma yapmak isterse dahi biz onunla anlaşmayacağız. Bir tek şey var o da ölüm! Hüseyin öldürülecek. Bir tek şey var o da Hüseyin&#8217;in yanında olan erkek, kadın ve çocukların taarruzda bulunanların tamamı öldürülecek. Taarruz göstermeyenler ise esir edilecekler.&#8221;<br>Hürr savaşın kaçınılmaz olduğunu görünce sarsıldı ve titredi.<br>Hürre sordular, sen niye titriyorsun?<br>Hürr dedi ki:<br><strong>&#8220;Ben kendimi Cennet ile Cehennemin arasında görüyorum. Kendimi ateş ile kurtuluşun arasında görüyorum. Ben titremiyeyimde kim titresin? Ben bir yol ağzındayım.&#8221;</strong><br>Bunları iyi alın; bunlar Hürr&#8217;e mahsus olaylar değildir.<br>Bizler hepimiz bunun ile muvaccihiz (karşı karşıyayız.) Bu teklif hepimizin üstündedir.<br>Bakın ben bunları kendimden çıkarmıyorum.<br>Hani başlarınızı taşa duvara vurup &#8220;Ya Hüseyin&#8221; diyerek ağlıyorsunuz ya (sonrada bu hayatı yaşıyorsunuz) işte uğruna kendinize vurduğunuz o İmam Hüseyin (a.s) bunu buyuruyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5d2155f955c07e9f193270940536c402">İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın Aşura Günü Hutbeleri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9d48cf1723f973b1d4942eb79291bec2">İmam Hüseyin (a.s) Aşura günü kaç konuşma yaptı? <br>Bazıları diyor ki:<br>10-20 arası konuşma yapmıitır. Böyle bir şey yoktur. <br>İmam Hüseyin (a.s) sadece ama sadece 2 hutbe okudu. <br>Doğrudur İmam recez okuyordu, kısa sözleri vardı ama İmam, Aşura günü konuşma (Hutbe) olarak sadece 2 konuşma yaptılar.<br>İmam Hüseyin (a.s) Aşura günü savaş meydanının ortasında sadece 2 hutbe okudu, sadece 2 konuşma yaptı. İmam her iki hutbesinde de sadece tek bir hususu beyan buyurdular.<br>Hüseyin b. Ali (a.s) bu iki konuşması ile o günden kıyamı kıyamete kadar var olan ve olacak olan bütün herkese itmami hüccet ettiler. Hücceti tamamladılar. Bu sebepten dolayı da hiç kimsenin mazereti yoktur. Hiç kimse ben duymadım, diyemez!<br>Herbiriniz İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın bu hadisini en az 10.000 defa duymuşsunuzdur.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2d21779728c7ba9eef938ed72f120d31">İmam Hüseyin&#8217;in 1. Hutbesi</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2d64993c37e6f5c056694ae5e87336d7"><strong>İmam Hüseyin (a.s) buyurdular ki:<br>&#8220;Herkes beni duysun! Herkes bunu çok iyi bilsin! Hem dünyaya hemde ahirete aynı anda sahip olmak asla mümkün değildir.&#8221;</strong><br>Sen hem dindar olacaksın hemde dünyanın peşinden koşacaksın, böyle bir şey mümkün değildir. <br>Dindarlığını ilan edip namaz kılacaksın sonra da dünya için yanıp tutuşacaksın, bu şekilde kılınan namaz yoktur bu sebepten dolayı da biz buna namaz kılmak demeyelim!<br> Dünya için yanıp tutuşurken eğilip eğilip kalkacaksın adına da namaz koyup ahirette Allah&#8217;tan alacaklı olacaksın. <br> Dünya için yanıp tutuşurken kendinizi aç susuz bırakacaksınız (ve bu açlık ve susuzluğunda adını oruç koyup) Allah&#8217;tan alacaklı olacaksınız.<br> Helal haram demeden necaset üstüne necaset ile yığıştırdığın maldan leş gibi kokan 2 kuruşunuzu vereceksiniz (adına da humus koyup) Allah&#8217;tan alacaklı olacaksınız. <br>Bu kadar şeyden sonra bir de diyeceksiniz ki:<br>Ya İmam-ı Zaman ver ha! Ben verdim! Senden alacaklıyım!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-56a2af8e3987d54909959fb23babca60"><strong>İmam Hüseyin (a.s) buyuruyor ki: <br>&#8220;Hem dünyaya hem de ahirete sahip olmak asla mümkün değildir.&#8221; <br>Hiç şüpheniz olmasın! Herkes bunu çok iyi bilsin! Alçak oğlu alçak beni iki şeyin arasında koymuştur ve ben alçaklığı seçemem!&#8221;</strong><br>Alçaklığı seçemem! = Dünyayı seçemem!<br>Alçak oğlu alçak beni dünyayı yada ahireti seçmenin arasında koydu.<br>Hepiniz dünyayı veya ahireti seçmenin arasındasınız.Tek yolunuz budur. Bundan başka alternatif bir yolunuz yoktur. Hem dünyayı hemde ahireti aynı anda seçmek gibi bir olayınız olamaz. Böyle bir şey yoktur.<br>İmam buyruğuna şöyle devam etti:<br>&#8220;Allah buna düşmandır! Resulullah (s.a.a) bundan beridir!..&#8221;<br>Bakın, İmam &#8220;ben kılıcı seçtim&#8221; buyurmuyor! <br><strong>İmam Hüseyin (a.s) buyuruyor ki:</strong><br><strong>&#8220;Ben Alçaklığı seçmedim!&#8221; </strong>yani ben Dünyayı seçmedim!<br>Ben Dünya&#8217;nın sarayını, yatını, katını, şatosunu v.b şeyleri seçmedim&#8230;.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-77b16d37ae44a5d5c76ce7cb776c8b4d">İmam Hüseyin&#8217;in 2. Hutbesi</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-24772013b3eb7bd9d7056f4f22992550">İmam Aşura günü okuduğu 2. hutbede savaşın hakikatlerini beyan buyurdular. <br>Savaş hayat için verilir.<br>Savaş yaşam için verilir.<br>Hayatın içerisinde itikad varsa hayattır.<br>Yeme, içme, zevk, şehvet ve lezzet ile hayat olmaz.<br>Eğer ki bunlar hayat bahşetseydi Allah&#8217;ın insan gibi asi bir mahlukatı yaratmasına ne hacet vardı ki nasılsa öbür mahlukatlar her şeyi alenen yapıyorlardı?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-536f7c76ddab24ac2b5b05736fdc1b7c"><strong>İmam Hüseyin (a.s) buyurdular ki:</strong><br>&#8220;Hayatın hakikati, inancın hakikati: Hem dünyayı hem de ahireti seçemezsin aynı anda ikisine birden müşteri olamazsın; birisine müşteri olacaksın.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4ebfcac485d540acf44f3c9665e78dec">Sizler ya İblis&#8217;in ve Yezid&#8217;in safında yer alarak Dünya&#8217;ya müşteri olacaksınız.<br>Yada ukbaya müşteri olarak Allah&#8217;ın ve Resulü&#8217;nün safında yer alacaksınız.<br>Bakın, Hürr b. Yezid Er-Riyahi hem Dünya&#8217;yı hem de ukbayı istediği için İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın yolunu kesti ama bizler de hem dünyayı hem de ukbayı istiyoruz. Buna rağmen kendimizi nasıl Hüseyin&#8217;in yareni olarak görebiliriz?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ad73d8e9c89a17792cd6bcb3782a6556">En büyük kahraman Hürr&#8217;dür, Hürr! <br>Hürrün önüne dünyayı verdikleri zaman eline kılıcını alarak Kerbela&#8217;ya İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın başını kesmeye geldi.<br>Sen mi, dünyayı seçmene rağmen Hüseyin&#8217;in mübarek başını kesmeyeceksin? <br>Yada ben mi dünyayı seçmeme rağmen Hüseyin&#8217;in başını kesmeyeceğim?<br>Bizler neyin sloganını atıyoruz?<br>Bizler hangi Aşurayı yaşıyoruz?<br>Kuru kurusuna &#8220;Huseynim vay! Huseynim vay!&#8221; demek ile Aşuraî olunmuyor!<br>Sizin dünya peşinden koşarak, &#8220;Huseynim vay! Huseynim vay!&#8221; demenizin lisan-i hâli şöyledir:<br><strong>Yezidim Vay! Yezidim vay! Hüseyin kıyam etti ve senin saltanatını senin başına yıktı!</strong><br>Bunu böyle bilin ki çoğu kişi, &#8220;Huseyn vay!&#8221; diyerek aslında &#8220;Yezid Vay!&#8221; diyor.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-929f58ebb3f7dc2b913aeb7c05a9cf9f">Eğer ki bu dersleri duyduktan (okuduktan) hemen 1 saat sonrasındaki hayatınız hâlen İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a muhalif ise, her türlü fısk-ı fucur hayatınıza hakim olmaya devam ederse, her türlü fısk-ı fucur ailenizde, fikrinizde, zihninizde ve ekmeğinizde var olmaya devam edecek olursa anlamı &#8220;Sen korkudan &#8220;Yezid Vay!&#8221; diyemediğin için &#8220;Hüseyin vay! diyorsun demektir!&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-43e69606f2ca74f09647aa7c97df35aa"><strong>Bunun manası: </strong><br>&#8220;Sen, Ya Hüseyin diyerek Yezid&#8217;e matem tutuyorsun.<br>Çünkü sarayı yıkıldı!<br>Saltanatın yıkılıdı!<br>Hükümranlığı yok edildi!<br>Bugün 1400 yıl sonra bir Adnan çıkmış bunu bağırıyor:<br>İmam Hüseyin (a.s), Kerbela Kıyamını gerçekleştirmeseydi bugün kim bunları haykırabilirdi.<br> O gün, 1400 yıl önce benim diyen adam bu hakikatleri bağıramıyordu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-05a86416d50cbb293c26ecc4100ccb1b"><strong>İmam Caferi Sadık (a.s) yarenlerinden birine buyurdu:<br></strong>&#8220;Babam Hüseyin&#8217;in mezarı size yakın mıdır?&#8221;<br><strong>O kişi dedi ki: <br></strong>&#8220;Yakındır.&#8221;<br><strong>İmam (a.s) buyurdu ki:<br></strong>&#8220;Babamın Ziyaretine gidiyor musun?&#8221;<br><strong>O kişi dedi ki: <br></strong>&#8220;Gitmiyorum çünkü deşifre olmaktan korkuyorum.&#8221;<br><strong>Sonra devam etti ve dedi ki: <br></strong>&#8220;Ama ben geceleri oturup, sabahlara kadar Hüseyin&#8217;e ağlıyorum.&#8221; (Gizli bir şekilde)</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f09d3db9e8b78903bdfbbe4189893ec9">Hürr esaret bağları ile bağlıydı. Kendinize bakın, sizde de esaret bağları var mı?<br>Hürr kölelik zincirlerine bağlıydı onun içinde İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın önünü kesti ama Hürr de bir şey daha vardı ki o şey bizde yoktur.<br><strong>Hürr de olan ama bizde olmayan şey nedir?</strong><br>Hürr&#8217;ün aklı vardı.<br>Hürr akıllıydı, düşünüyordu. Bizler ise düşünemiyoruz daha doğrusu düşünmüyoruz. <br>Bizler düşünmemek için aynı Sadr-i İslamdaki putperestler gibi kulaklarımıza pamuk tıkıyoruz.<br>Adam dinî/ilmî meclislere gitmiyor, soruyorsun neden gitmiyorsun/gelmiyorsun?<br>Adam diyor ki: &#8220;Gelirsem, öğrenirim, öğrenirsem yapmam gerekir.&#8221;<br>Bu kişi ve bunun gibiler, Sadr-i İslamda ki putperestler gibi hakikatleri duymamak için kulaklarına pamuk tıkamışlardır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-64567c2c4381ccb4240748515e6ad74c">Siz öyle zannediyorsunuz ki meclise gitmeyip, Allah&#8217;ın ahkâmını duymadığınız zaman, Allah sizin üstündeki mesuliyeti kaldırıyor. Siz zannediyorsunuz ki ilim meclislerine gidip öğrenmeyince Allah&#8217;a: &#8220;Ben duymadım bilmiyorum.&#8221; diyebileceksiniz. Böyle bir şey yoktur. Böyle bir şey olmayacak. <br>Hürr esirdi. Hürr egosunun, arzusunun, isteklerinin, dünyevi menfaatinin, zevkinin, sefasının ve çocuklarının esiriydi ama aynı zamanda da akıllıydı.<br>Hür, Âlullahı 10 gün boyunca esaret zincirinin altına bağlamıştı ama bunu yapmasına rağmen akıllıydı. Akıllı olduğu için düşünerek silkindi ve kendisine geldi ama maalesef ki bizler de düşünme de yoktur.<br>Hürr, ahireti seçti ve kendisini alçaklıktan âzâd etti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ff2383572e3c0eb4bb50f1c02e44cd8c">Hürr b. Yezid Er Riyahi bu hürriyeti ile öyle bir makama geldi ki:<br>3 saat öncesine kadar İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın önünü kesen o korkusuz silahşör, 3 saat sonra İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın etinin bir parçası oldu.<br>Acaip bir sözdür!<br>Hürrün aklı vardı.<br>Hürrün idrakı vardı.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-31534c8bfc57149cf2ddf6900ff34251">Hürr&#8217;ün Kurtuluşunun Aşamaları</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-64b836e267d81df9cd4683300e7af12d">Sayacağımız bu aşamaları (Hürr&#8217;ün kurtuluşunun aşamalarını) herkes kendisinde uygulamaya koymak zorundadır çünkü bu aşamalar bizde hayat bulmayacak olursa İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a doğru gitmemiz mümkün değildir. <br>Çünkü Huseynî olmak imtihanlardan geçmek ile olur. <br>Huseynî olmayı herkese vermiyorlar. Öyle bir şey yoktur.<br><strong>Neden imtihan vermemiz gerekir?</strong><br>Çünkü İmam Hüseyin (a.s), Hüseyin olabilmek için herşeyini verdi.<br>Hiç kimse bunu diyemez ki:<br>&#8220;Bir insan herşeyini veremez.&#8221;<br>Hz. Eba Ebdillah El Hüseyina.s), her şeyini verdi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2b59c229e20483ee8f5a22a467a9cf46"><br>İmam Hüseyin (a.s) Kerbelaya gelene kadar yolda 400.000 dinar sadaka dağıttı. <br>Geriye kalan parası ile Kerbela toprağını satın aldı. (Bugün ki Kerbela şehrinin belli bir fersah kısmıdır.)<br>İmam Hüseyin (a.s) herkesin (yeğenlerinden bazılarının, Ehlibeyt&#8217;in hanımlarının ve kervandaki diğer esirlerin hepsinin) öldürülmeyeceğini bilmesine rağmen bütün malını verdi.<br>İmam bir dirhemi dahi kalmayacak şekilde bütün malını dağıttı. <br>Öyle ki benden sonra, Ehlibeytim&#8217;den geriye kalanlar için en azında şu kadar para ayırayım dahi demedi. <br>İmam malının hepsini verdi.<br>İmam Hüseyin (a.s) kardeşlerini feda etti.<br>İmam Hüseyin (a.s) yarenlerini feda etti.<br>İmam Hüseyin (a.s) evlatlarını feda etti.<br>İmam Hüseyin (a.s) namusunu verdi namusunu. Hüseyin b. Ali (a.s) namusunu kurban etti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-847983b2a25b84d4a347c4b0b0e32bf3"><br>İnsan nasıl olurda her şeyini veremiyor olur?<br>Nasıl veremez?<br>Hüseyin bunların hepsini verdi ve bu şekilde Hüseyin oldu.<br>Hüseyinîliği de (yani Hüseyin&#8217;in benzeri olmayı da) herkese vermiyorlar. <br>Huseynî olabilmek için imtihan vereceksin, sınanacaksın. <br>Kimse, Ahmed&#8217;in Mehmed&#8217;in duası ile Huseynî olamazsın.<br>Hürr bu kadar hatasına rağmen, bu kadar esaretine rağmen akıllı bir adamdı.<br>Hürr bu kadar olumsuz boyutuna rağmen akıllı bir adamdı.<br>Hürr düşündü ve azad oldu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a6e9091f61877c7b0c500cec499a36db"><strong>Hürr&#8217;ün esaretten kurtulmak için geçtiği aşamalar:</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-73042d3c544dd1d16635d69fe3258314">ESARET:</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a17841566cb73e30eef08ab11c7d5451">Hürr esirdi. Hepimiz Hürr gibi esiriz. Ben burada hiçbirinizi tenzih etmiyorum. Ben burada &#8220;kimse kusura bakmasın, ben kendimi kast ediyorum&#8221; demeyeceğim. Ben, kendimi hepinizin önüne koyuyorum ama hiçbirinizi de tenzih etmiyorum. Eğer ki benim Aşura kıyamından anladığımı siz bilmiyorsanız (ki bilmiyorsunuz) bu Hüseyin maarifetsizliğinin delilidir. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın maarifetine sahip olmayan kişi de tenzih edilmez. Bunun için de ben hiçbirinizi tenzih etmiyorum. Hiçbirinize de &#8220;kusura bakmayın&#8221; demiyorum.<br>Eğerki sizler esir değilseniz bu haliniz neyin nesidir?<br>Tamam anladık, yabancıya gücün yetmiyor ama kendine de mi gücün yetmiyor?<br>Tamam anladık, çocuğuna gücün yetmiyor, özüned emi yetmiyor?<br>Hürr esirdi. Esaretten silkindi. Esaret bağlarını koparmak için direndi, direndi, direndi ve sonunda kopardı. Böylece yeni bir makama geldi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8dd751f5e37c3d9b2df209525e1ce86a"><strong>Ömer b. Sad&#8217;a dedi ki:</strong><br>&#8220;Huseyn ile sulh etmeyecek misin?&#8221;<br><strong>Ömer b. Sad:</strong><br>&#8220;Etmeyeceğiz.&#8221;<br>Hürr bu ana kadar hem dünyayı hemde ahireti istiyordu.<br>Hem İmam Hüseyin&#8217;in öldürülmesini istemiyordu hem de kendisi ölmek istemiyordu. <br>Hürr savaşın olmasını istemiyordu.<br><strong>Ömer b. Sad dedi ki:</strong> <br>&#8220;Savaş kesindir hatta nihaye (olacağı yere kadar).&#8221;<br>Hürr silkindi ve esaret zincirini kopardı ve yeni bir makama geldi (tartıp/değerlendirme makamı.)</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ca7076923a103fd212c05df0896ba1b7">TARTIP/DEĞERLENDİRME:</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7272f4d8ed934e6af98b5a41a14e6c17">Hürr artık tartıp değerlendirme makamına (konumuna) geldi. <br>Hürr artık; tartıp değerlendiriyordu, muhakeme ve muhasebe edebiliyordu.<br><strong>Bizler esaret bağlarımızı niye kıramıyoruz, biliyormusunuz?</strong><br>Bizler esaret bağlarımızı kıramıyoruz çünkü bizler kendimizi muhakeme ve muhasebe etmiyoruz.<br>Mesela; adam ömrü boyunca tek bir ayet okumamış. <br>Adam ömrü boyunca Kuranın tek bir harfini görmemiş ve sen bu adama bir hükmü açıklıyorsun, bu adam sana (artık yalan/doğru) 52 tane ayet okuyor.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-992eebbd2a9f0bef3dc3ec6b196b67ce"><br>Geçen gün eve gidiyordum; yolun üstünde bir sütçü var. Dükkanının önünde her gün her türlü fıskı fucur cereyan ediyor. Bu adam bir tarikata/gruba bağlıdır. Birisini yoldan çıkarmaya çalışıyordu, karşısındaki adam ne derse desin bu sadece hadis var diyerek cevap veriyordu.<br><strong>Beni gördü dedi ki:</strong><br>&#8220;Hocamıza soralım!&#8221;<br><strong>Bende dedim ki:</strong><br>&#8220;Hocan hadis bilmiyor!&#8221;<br>Adam hadis diye bir şey bilmiyor; Sadece diyor ki: <strong>&#8220;Hadis var.&#8221;</strong><br>Bu böyledir. O böyledir. Öyle olamaz. Bence&#8230;<br>Bu niye böyledir?<br>Çünkü bizler kendimizi tartıp muhakeme ve muhasebe etme durumda değiliz. <br>Hürr bu makama (duruma/konuma) geldi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bb728339932f30a6db82ea54edd681c0">Hürr kendini tartıp yargıladığı; zaman ufku açıldı ve dedi ki:<br><strong>&#8220;Ey Hürr! Nereye gidiyorsun? Hürr, sen Zehra&#8217;ya (s.a) düşman mı oluyorsun? Aliyyel Murteza&#8217;nın (s.a) karşısına nasıl çıkacaksın?&#8221;</strong><br>Hürr, bunları kendisine söyledikten sonra dünyanın çirkefliğini gördü. <br>Hürr artık dünyayı muhakeme etmeye başladı ve dünyayı muhakeme etti.<br>Hürr bu sefer 3. Makama geldi.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e4c645379a22fcc35755c5925fbfa9f7">ŞAŞKINLIK:</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9a96d2842c3069d9339a54e309fc91e2">Hürr şaşkınlık makamına geldi; Hürr şaşırdı kaldı ama bizler ise hiç şaşkın bile değiliz.<br>Günah işliyoruz ama hiç umurumuzda bile değil, şaşırmıyoruz. <br>Her gün farklı farklı cinayetler işliyoruz ama hiç şaşırmıyoruz; silkinmiyoruz, rengimiz kaçmıyor, sararmıyoruz, solmuyoruz. Hürr şaşkınlık makamını da geçti ve 4. makama geldi.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-07b9fbb87f09d0af353163210dadb2e1">Ubudiyyet Makamı:</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0c4e4bff4c5956013f87c921451f333a">Hürr 4. bir makama geldi; o makam ubudiyyet makamıdır. <br>Hürr hayatının her ânında, her noktasında Veliyyullah ile birlikte olması gerektiğinin farkına vardı ve hemen atına binerek İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın safına/ordusuna katıldı.<br>Hürr daha 1 saat önce İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın başını kesmek için ant içen bir adamdı.<br>Hürr inançsız değildi, Hürr&#8217;ü İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın başını kesmek için Kerbelaya getiren şey:<br><strong>&#8220;Dünyayı ve ahireti birlikte istemesiydi.&#8221;</strong><br>Hürr b. Yezid Er Riyahi, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın önünü kestiği zaman İmam Hüseyin (a.s) ile mütareke etti ve İmam da kabul ederek Kerbela&#8217;da kaldı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ecf3e6a0dc66bd8897f708da8b612738"><br>İmam Hüseyin (a.s), Hürr&#8217;e sordu:<br><strong>&#8220;Ey Hürr! Sen, askerlerine namaz kaldırmayacak mısın?&#8221;</strong><br>Hürr, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a döndü ve dedi ki:<br><strong>&#8220;Ya Huseyn! Yebne Resulallah! Ben askerlerime namaz kaldırmayacağım, kıldıramam. Hepimiz senin arkanda namaz kılacağız.&#8221;</strong><br>Hürr, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın kim olduğunu biliyordu.<br>Hepiniz/Hepimiz İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın kim olduğunu biliyoruz.<br>Herkes, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın kim olduğunu biliyor.<br>Bizler ile İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın arasına mesafe koyan şey:<br><strong>&#8220;Bizler, hem İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı istiyoruz, hem de Muaviye&#8217;nin sofrasını.&#8221; <br></strong>Ama bu da olmuyor, ikisi bir arada mümkün değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1baf72b0f5d4fc11dd83f8df5bef2b61">Hürr, hayatının her ânında Veliyyullahın, Hüccetullahın (14 Masumun) yanında olması gerektiğini anladı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a6ed3c5c2871238a5612564a92217836">Peki İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın tabiri ile alçaklık sıfatları olan; Hürr&#8217;ü İmam Hüseyinin (a.s) karşısına getiren, İmam&#8217;ın katline kadar götüren o esaret bağları bizlerde de var mıdır?<br>Eğer ki varsa bizler biliyormuyuz, farkında mıyız? <br><strong>İnsanlar, acaba ömürlerinin sonlarında mı dünya ve ahiret arasında seçim yapması gerekir?</strong><br>Ben daha çok gencim, yaşlanınca Hacc&#8217;a giderim.<br>Daha gencim namazımı 40 yaşımdan sonra kılarım.<br>Ben bu ve bunu gibi cümleleri çok duyuyorum. Allah şahittir ki bu cümleyi duyduğum kişilere selam dahi vermek istemiyorum.<br>O, Selamunaleykum dediği zaman da (bugün İslam zahire hükmettiği için) bende mecburen aleykumselam diyerek selamını alıyorum. Ben bu ve bunun gibi cümleleri duyduğum kişilere selam vermek istemiyorum. Normal pozisyonda olsam selam vermem. <br>Hatta bazen bu tür adamları gördüğüm zaman yolumu değiştiriyorum ki beni görmesin ve ona selam vermeyeyim.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cdda766ce2e3e4b53b2638b72e1f0f73">Aşuraî Olabilmek için Kendimize Sormamız Gereken Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-26435e203b953fed69b9d5ea01354632">1. Boyuttan Sorular</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6d5370bd98cdf4b6646eddf6304d56bb"><strong>Acaba insan ömrünün sonlarında mı dünya ile ahiret arasında seçim yapmak durumunda kalıyor?</strong><br><strong>İnsan ömrünün sonlarında mı Hüseyin&#8217;in yolunu yada Yezid&#8217;in yolunu seçmek durumunda kalıyor?</strong><br><strong>Yoksa bir insan dünyaya gözünü açtığı ilk günden itibaren bu iki yoldan birisini mi seçmek durumundadır?</strong><br><strong>Yani birisi genç iken vazifesini yapmayarak İmam&#8217;a/Veliyyullaha sırtını çeviriyorsa bu adam Veliyyullah&#8217;a karşı sorumluluk sahibi değil midir?</strong><br><strong>Bir kişinin Veliyyullaha karşı sorumluluk sahibi olması için yaşlanması mı gerekir?</strong><br><strong>Bir insan ömrünün sonunda mı Cennetlik veya Cehennemlik oluyor?<br>İnsanların ömrünün sonunların da mı Hüseyin b. Ali&#8217;ye taraf gitmesi gerekir?</strong><br>Bu birinci boyuttur.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0e7ca405bc7535fdb90b4cc3812fc7a9">2. Boyuttan Sorular</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4c37f7ea1a780f1aec6d38fe8822328f"><strong>İnsan, sadece İmam&#8217;ın zahiri bedeni meydanda olduğu zaman mı Cennet veya Cehennemden birisi ile yüz yüzedir?<br>Eğer İmamın mukaddes vücudu meydanda değilse (gaybette ise) bizler Cennet veya Cehennem ile yüz yüze değil miyiz?<br>İmam Mehdi (a.f)&#8217;un gaybeti dönemindeki Şiîler/Caferîler/Alevîler sorumluluk sahibi değil midir?<br>Sorumluluk sahibi olmamız için illa İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın savaş meydanına mı çıkması gerekir?<br>Bizler; Cennete iman ederek bu Cennet için iş yapabilmemiz için, Cehennem haktır diyerek ondan uzaklaşabilmemiz için illa İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın Kerbela meydanına başının kesilmesi olayının gerçekleşmesi gerekir?<br>Kerbela vakası vuku bulmadan bizler mesuliyet sahibi değil miyiz?</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b47171d44067ff4f7689809083d56cbd">Soruların Tamamının Cevabı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3bfa2d148c8b58a60df32ce65086bb4e"><strong>Bütün bu soruların cevabı tektir ve şöyledir:</strong><br>Hilqet (yaratılış) aleminin evvelinde, Allah&#8217;ın emri ile Masum İmamların vücutları Allah&#8217;ın nurunu yansıtmaya başladığı ilk günden beri vazife ile vazifelendirilmiş mahlukatkarın tamamı Cennet ve Cehennem ile yüz yüzedirler.<br>İnsanlar yaratıldıkları ilk günden beri Cennet ve Cehennem ile yüz yüzedirler.<br>Melekler yaratıldıkları ilk günden beri Cennet ve Cehennem ile yüz yüzedir.<br>Taşlar var edildikleri ilk günden beri Cennet ve Cehennem ile yüz yüzedirler.<br>Toprak var edildiği ilk günden beri Cennet ve Cehennem ile yüz yüzedir.<br>Kıyamı kıyamete kadar; İmam&#8217;ın vücudu ister zahir olsun ister olmasın insanlar Cennet ve Cehennem ile yüz yüzedirler.<br>İmam&#8217;ın vücud-u mutahharı (tertemiz vücudu) ister ölüm ile yüz yüze olsun, ister olmasın insanlar Cennet ve Cehennem ile yüz yüzedir.<br>İmam&#8217;ın mutahhar vücudu ister ged elem ederek ilâni vücudiyyet etsin, ister yerinde otursun, insanların hepsi Cennet ve Cehennem ile yüz yüzedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c3dcea315e9b0e302e67baa0fd6ff25a"><strong>Cennet:</strong> Veliyyullahın yanında olmaktır.<br><strong>Cehennem:</strong> Veliyyullahtan teberri etmektir, uzak durmaktır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b8c0d32258949507045c7d6481ea6422">Cevabın Delili</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ca77f7a038cb7d266902dc3ab611876c">Hz. Emirelmuminin İmam Ali (a.s) Nehcü’l-Belâğa&#8217;nin 16. hutbesinde insanları 3 gruba ayırıyor.<br><strong>İmam Ali (a.s) buyurdular:<br>İnsanlar, bu 3 gruptan birisindendir:<br>1- &#8220;İnsanlardan bir grup vardır ki onlar Cennet ile Cehennemi gözlerinin önünde görürler.&#8221;</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4ed88e58f892c5a9a183052161ab7110">Onlar, hiçbir işlerinde, nefeslerinde, adım atışlarında ve hatta tefekkürlerinde dahi kendilerini Cennetten ve Cehennemden uzak görmezler. <br>Onların kendilerini Cennet ve Cehennemden uzak görmeyişleri hem şahsi bakışlarına hemde umumi bakışlarına hakimdir.<br>Onlar, hem nefes alırken hemde nefes verirken bu haldedirler; her zamanda ve mekanda kendilerini ya Cennette ya da Cehennemde görmektedirler. <br>Onlar, çok hızlı davranırlar ve kendilerini Cennette veya Cehennemde görmeyi geciktirmezler. <br>Bu kişiler kendilerini Cennette veya Cehennemde görmeyi zamana yaymazlar. <br>Onların, bu bakışları onların her ânına hakimdir. <br>Onlar kurtuluş ehlidir ve kurtulacak yegane grup onlardır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0b3d618bd0cb9152d5931d8fc0ed85b7">Her zamanda ve mekanda, her nefes alışlarında ve verişlerinde kendilerini Cennet ve Cehennem ile yüz yüze görenler vardır. <br>Onlar, buna göre tedbir alırlar. <br>Onlar hiçbir zaman kendilerini Cehenneme götürecek bir iş yapmazlar. <br>Bu gruba mesup kimseler işlerine mazeret (ama, lakin, fakat, ancak) uydurmazlar.<br>Bu kişiler işlerini geciktirmeden hemen uygularlar. <br>Cennete girmek onların neyine mâl olacak olursa olsun, onlar hemen o dem kabul ederler. <br>Cennete girmek için bütün mal varlıklarını feda etmeleri gerektiği zaman herşeyini feda etmeye razı olurlar ama bu fedakârlığı yapmayarak Cehenneme gitmeye asla razı olmazlar.<br>Bu gruba mensup olanlar asla gecikmeden karar verirler.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e2e2211797584bfcbb455d5ab1583f3b"><strong>İmam Ali (a.s) devamında buyurdular: <br>Bir diğer grup ise:<br>Onların, uzun uzun arzuları var; tükenmek bilmeyen, bitmeyen projeleri var.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f37031eecf5a52750b46d82ea0ecd957">Mesela; önce oğlunu evlendirir, sonra torununu evlendirir, daha sonra torununun oğlunu evlendirir, dedesini Cennetten çıkarır Cehenneme gönderir, Cehennemden çıkarır Cennete gönderir, tarlalar satar, arsalar alır. <br>Adam nefes alamaz ama gider kendisine tarla alır. <br>Nefes dahi alamazken kendisine ev alır. <br>Nefes alamaz ama gider kendisine bağ bahçe alır. <br>Bu kişilerin sonu gelmeyen uzun uzun arzuları vardır.<br>Bu kişilerin hesabı da uzun uzun olacak ve sonu gelmeyecek. <br>Bunların hesabı bitene kadar belki de inkirazı alem olacak. Bunlar da böyle bir gruptur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7f2da7374deca9794bb772bc599a0ceb"><strong>İmam Ali (a.s) bu hadisin devamında 3. grup hakkında şöyle buyurdular: </strong><br><strong>Bunlar öyle bir gruptur ki asla ama asla Cennet ve Cehennemi gözlerinin önünde görmezler.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6941fb194c8d99914f1eec63db0f2ef8">Bunlar heva ve heveslerinin esiridirler. <br>Arzuları onları çekmek istediği yere doğru sürükler. <br>Bunlar arzuları yolunda amansızca harb ederler.<br>Bir adam, Cennet ve Cehennemi gözlerinin önünde görmüyorsa yaptığı her işin onu Cennet&#8217;e veya Cehennem&#8217;e götüreceği tefekkürü onun tafekküratına hakim değilse bu kişi yalancıdır.<br><br>Bu adam diyorsa: &#8220;Ben bunları ailemin/çocuklarımın menfaati için yapıyorum.&#8221; Bu adam yalancıdır. <br>Eğer ben bunları oğlum için yapıyorum, ben oğlum için dinimi feda ediyorum diyen kişiye iğnenin ucu ona dokunduğu an feda edeceği ilk kişi oğlu olacaktır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-446ace4ad064024f72b71bbdcc1b6a61">Tıpkı o kadın gibi, anlatılıyor ve meşhur bir olaydır:<br>&#8220;Bir kadın varmış. Bu kadının sadece tek bir oğlu varmış. Oğlu da çok hastaymış. Kadın oğlunun şifa bulması dileğiyle adaklar adamış, nezir vermiş, sadaka dağıtmış, ihsan dağıtmış ama oğlu şifa bulmamış. Anne yüreği artık dayanamamaya başlamış ve Allah&#8217;a dua ederken demiş ki:<br><strong>&#8220;Ya Rabbel Alemin, ben bu kadar uzun bir ömür yaşadım. Ben dünyamı gördüm; devranımı sürdüm. Benim canımı al; oğlumun canını alma, benim ömrümü ona ver. Bu kadın bu zemzemeyi tekrar ederek ahıra gidiyor, eve gidiyor, tandıra gidiyor.</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-281672829d2b3894825dfaa66560020c"><br>Bilahare bir gün yine ahıra giderken bu duasını tekrar etti, dedi ki:<br> <strong>Ya Rabbel Alemin! Oğluma acı! Benim ömrümü al, ona ver. Ona acı!&#8221;</strong><br>Kadın bunu tekrar ederken tam o anda örtülü birisini görür, aklına da Azrail gelir ve şöyle sorar:<br>&#8220;Sen, Azrail misin?<br>Canımı almaya geldin?<br>Ben hasta değilim; benim oğlum hastadır.<br>Bak oradaki odada yatıyor.<br>Benim canımı alma!<br>Onun canını al!&#8221;<br>Yalan söylemeyin, kimseyi değil kendinizi kandırırsınız.<br><a href="https://www.facebook.com/imammehdiyarenleri">2.DERSİN SONU.</a></p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-2/">Aşura: Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşura: Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı-1</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-1/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 04:22:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşura]]></category>
		<category><![CDATA[Derslerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[AŞURA]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin (a.s)]]></category>
		<category><![CDATA[KERBELA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=1206</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşura&#8217;ya Bakmamız Gereken Bakış Açısı Muharrem ayında vuku bulan Aşura olayı sadece bir savaş olayı değildir. Belli kimselerin ve grupların çeşitli sebeplerden dolayı, haklı/haksız olarak anlaşamadıkları ve nihayetinde de savaştıkları&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-1/">Aşura: Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı-1</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-067f0a602e38a272de367b5584e8c4d8">Aşura&#8217;ya Bakmamız Gereken Bakış Açısı</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b022ca0c260fdd74267afc0df708029a">Muharrem ayında vuku bulan Aşura olayı sadece bir savaş olayı değildir. Belli kimselerin ve grupların çeşitli sebeplerden dolayı, haklı/haksız olarak anlaşamadıkları ve nihayetinde de savaştıkları bir olay değildir.<br>Aşuranın zahiri bu olmuş olsa dahi, aşurayı sadece bu şekilde görmememiz gerekir.<br><strong>Zahiri olarak Aşura olayı:</strong><br>&#8220;2 grup vardı ve bunların ideolojileri, dünyevi görüşleri birbirilerine tersti. Ve bu sebepten dolayı da birbirileri ile savaştılar.&#8221; şeklindedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fa04562fe641af47fb7e53884c79b9e4">Bizler eğer Aşura vakasına alemler düzeyinde bakmayacak olursak hem Aşura’ya, hem Aşura ehline, hem Aşura’nın kahramanlarına ve hem de Aşura’nın mesajına ihanet etmiş oluruz.<br>Bizim Aşura vakasına alemler düzeyinde bakmamız gerekir. Alemlerden kastımız bu dünya ve üzerinde var olan 3-5 tane yıldız değildir.<br>Bizim alemlerden kastımız:<br>Allahu Tebareke ve Teala’nın yaratmış olduğu bütün alemlerdir. Yaratılmış bu bütün alemlerde var olan mahlukatın (yaratılmışların) tamamıdır. <br>Bizim Aşura olayına bakmamız gereken açı, Allahın yaratmış olduğu bütün mahlukatların nezdinde olan bakış açısıdır. <br>Bunun için hem melâikê alemine hem de hemeletul arş alemine bakmamız gerekir. Hem Hilgetin özü bakımından bakmamız lazım ve hem de bu hilgetin (yaratılışın) cereyan ettiği olaylar açısından bakmamız lazımdır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2c00a6a635a881300e832d23de962b3d">Bütün alemler açısından baktığımızda Aşura olayı, Allahın hilgeti yaratması dışındaki (yaratıcılığının dışındaki) bütün olaylardan daha azimdir ve Allah&#8217;ın mahlukatı yaratması dışındaki hiç bir olay Aşura vakasından daha üstün değildir. <br>Alemlerdeki hiçbir olay Allah’ın nezdinde ve yaratılmışların nezdine Aşura vakası kadar büyük değildir.<br>Aşura olayı ne bizim İmamımızın ve yarenlerinin susuz şekilde öldürülmesidir ve ne de İmam Hüseyin (a.s) ve 72 yareninin mazlumane bir şeklide şehid edilmesidir. <br>Aşura vakası sadece ceberrut bir grubun mazlum bir gruba tahakküm ve taarruz olayı ve yalın bir şekilde şehitlerin başlarının kesilmesi olayı değildir.<br>Eğer ki bizler Aşura olayına sadece bu şekilde bakacak olursak Aşura&#8217;ya ihanet edenlerden oluruz. <br>Eğer bizler sadece böyle bakacak olursak Aşura’nın münkiri oluruz ve de Aşura’ya iman edenlerden olamayız.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ffab739aa5232e8cff9797f33d68c81f"><strong>Aşura’ya bakmamız gereken açı:</strong> Aşura olayı alemlerde benzeri olmayan yegane azim olaydır.<br><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" type="post" id="148"> Nebiyyi Kibriya Hz. Muhammed (s.a.a)</a>’in azameti Allah’ın yanında ne kadar azimdir ise Aşura’nın azameti de o kadardır. Nebiyyi Kibriya (s.a.a) alemlerin yaratılışının sırrıdır. Eğer Nebiyyi Kibriya (s.a.a) olmasydı alemler yaratılmazdı ve Aşura’nın azamet ve makamı bu kadar azimdir. Aşura bu kadar büyük bir olaydır. Bizler Aşura&#8217;ya sıradan bir olay gibi bakacak olursak sınıfta kalırız. Eğer sıradan bir olaymış gibi bakacak olursak bu nimet gemisinden ve nimet olayından nasiplenemeyiz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-928a869dcef9d34b7a6002a12f4a992c">Musibetin özü rahmettir.<br><strong>Aşura:</strong> Öyle bir musibettir, öyle bir ölüm, öyle bir kandır ki ihya ediyor.<br>Kimi ihya ediyor?<br>İman edenleri ihya ediyor.<br>Eğer Aşura’yı bu şekilde görmeyecek olursak elimiz boş geri döneriz. <br>Bizler ki Muharrem ayı girdiğinde matem tutuyoruz, eğer bizler Aşura’yı bu şekilde görmeyecek olursak matem tutmayanlar ile hiçbir farkımız olmayacaktır. Hatta o kişiler ki icabında Velayetin düşmanlarının hattında ve safında duruyorlar onlardan dahi hiç bir farkımız olmayacaktır.<br> Bizler Aşura olayını idrak etmek ile mükellefiz. Bizi yaratan Allahu Tebareke ve Teala, nasıl ki İlahlığına sadakat ve samimiyyet içerisinde iman etmeyi bizim üzerimize farz kılmıştırsa aynı şekilde Aşura olayını idrak etmeyi ve algılamayı da bizim üzerimize farz kılmıştır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1d9e1756aec2000bf0d08ec0f84760f9">Bu farz öyle bir farzdır ki namazdan ve oruçtan bile daha önemlidir çünkü bizim namaz ve oruçlarımız ancak Aşura’nın maarifetine ulaştığımız zaman makbul olacaktır. Eğer bizler Aşura’nın maarifetine sahip olmayacak olursak namazlarımız, eğilip kalkmaktan; oruçlarımız, aç ve susuz kalmaktan; zekat ve humuslarımız da, birilerinin yanında nâm ve itibar kazanmaktan öteye geçmeyecektir.<br>Aslı zaatında namazı namaz eden, orucu oruç eden ve bunları Allahu Tebareke ve Teala&#8217;ya ibadet ve itaat haline sokan ve bu ibadetlerin vücud bulduğu kimseyi kulluk (Ebdallah) makamına ulaştıran yegane şey Aşura&#8217;nın maarifetidir. Aşura olayı bu kadar azim bir olaydır. Aşura vakası hem azamet ve yücelik bakımından ve hemde musibet bakımından alemlerde emsalsizdir.<br>İnsanın İnsan olabilmesini sağlayan ve bu şekilde diğer mahlukat türevlerinden ayıran ve Allah’a kulluk makamına ulaştıran yegane iksirin adıdır Aşura.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a7cf377ebd6e13516f2389d97c49a6ef">Aşura&#8217;nın İdrakı</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8d086bc80904755da228b451f6b11b6d">İster Aşura vakası olsun isterseniz de Aşura&#8217;nın bir benzeri olan Gadir-i Hum vakası; ister Nebiyyi Kibriya (s.a.a)’in can verme anındaki son anları olsun istersenizde Veda Haccı; ister Hz. Zehra (s.a)’in kapısının yakılması olayı ve şehadeti olsun isterseniz de diğer azim vakalar, bunların tamamında bizim üzerimize düşen farz, idrak farziyyesidir. <br>İdrak bu kadar önemli bir meseledir.<br><strong>Peki bizler bu idraka nasıl ulaşacağız?</strong><br>Aşuranın idrakı bizim üzerimize farz kılınmıştır.<br>Gadiri Hum olayının idrakı bizim üzerimize farz kılınmıştır. <br>Gadir-i Hum olayı sadece 2kg şekerleme alıp dağıtmak değildir. <br>Gadir-i Hum Bayramı (Velayet Bayramı) kuru kurusuna “Ali Ali Mevla” yada “Eşhedu enne Aliyyen Veliyyullah” nidaları atmak değildir.<br>Sakife ihtilalinin azameti sadece bu değildir ki, şunu haykırasınız: &#8220;Sakife ehli İmamımız Ali b. Ebu Talib (a.s)’ın hakkını gasp ettiler!&#8221; Elbette bu haktır ve hakikattir ancak Sakıfiyyede ki asıl mesele başkadır.<br></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ed5c1e50bf4c00ddf136bb637c22d544"><strong>Sakıfiyye ihtilalinin asıl meselesi nedir?</strong><br>Asıl mesele budur ki, bizim bu gasp olayının nasıl cinayetler ve zulümler meydana getirdiğini idrak etmemiz gerekliliğidir. Ve aynı zamanda da nasıl nimetleri meydana getirdiğini de idrak etmemiz gerekir.<br>-Bu gasp ile birileri helak oldular, idrak etmen lazım ki helak olanlar niye helak oldular? <br>-Birileri kurtuldular, kurtulanlar nasıl ve niye kurtuldular?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5f8ec614ee5e96f0d4f0fe387515cde7">Bunları idrak etmek bize farzdır ve bunların hepsiz azim olaylardır ama bunlardan daha azim olan olay ise aşura olayıdır ki E’zem’dir. Aşurayı idrak etmemiz lazım.<br>İmam Ali (a.s)’ın boynuna ip geçirilmesi olayı E’zemdir ama Aşura bundan daha E’zem’dir.<br>Hz. Fatıma Zehra (s.a)’in kaburgasının kırılarak şehid edilmesi ve daha doğmamış olan Muhsin adlı bebeğinin karnında şehid edilmesi E’zemdir ama Aşura ise daha E’zemdir.<br>Bunları idrak etmek bizim üzerimize farzdır. <br><strong>Peki bunu nasıl idrak edeceğiz?</strong><br>Kelimeler ile idrak mümkün değildir. <br>Kelimeler size sadece teorileri verir ve olayları anlatır ve bu da sizi ancak belli bir yere kadar götürür. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f41a3ccc24b5ca0228d718b194adfc40"><strong>Peki bu olayların hakikatinin içine girebilmek için ne yapmamız gerekir?</strong><br>Bizim bu hakikatlerin içine girmemiz gerekir çünkü ancak bu hakikatlerin içine girebilirsek Aşura&#8217;nın o azametine erişebiliriz. Aşura’nın azametine ulaşmamız gereken boyut, Aşura&#8217;nın Allah’ın katındaki azamet boyutudur.<br><strong>Peki ulaşabilmek için ne yapmamız gerekir?</strong><br>Bu konu çok çetin ve çok büyüktür ama ilacı da çok basittir bu çetinliğin tedavisi çok basittir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2c09b53a3fbd2acacfc0da0931bbdfa1"><strong>Tedavisi:</strong> Hayal etmektir.<br>Hayal etmen gerekir. Olayın içine dalman gerekir. Olayın içine nasıl dalacağız? </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d5dbde335a8951ebb50df042d2d2c558">Bizim Aşura&#8217;yı hayal etmemiz gerekir. <br>Aşura olayının içine dalmamız gerekir. <br>Aşurayı hem aklımızda ve hem de fikrimizde canlandırmamız gerekir.<br> Çok enteresan bir olaydır, öyle ki eğer bizler bu güne kadar Aşura’dan bihaber isek sebebi budur. <br>Eğer bugüne kadar afyon niteliğindeki bir takım mersiye ve sözler ile buraya gelmişsek sebebi, bugüne kadar Aşura vakasını hayal etmemiş ve kendimizde canlandırmamış olmamızdır.<br> Yani İmam Hüseyin (a.s)’ın evladı 41 yıldır bir İnkılap yapmış ve İslam’ı dünyanın dört bir yanına ulaştırmıştır ama bizim memleketimizde/bizlerde birkıl veya tüy dahi kıpırdamamışsa bunun sebebi:<br> &#8220;Biz meclise gitmiş, dilimiz bir takım zikirleri söylemiş, ellerimizi kaldırıp sinemize veya başımıza da vurmuş, elimizi cebimize atıp ihsan ve infakta da bulunmuşuz ama bizler bir şeyi yapmamışız!<br> Aşura’yı, Kerbela vakasını kafamızda canlandırmamış, hayal etmemişiz.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f60c1e9efc4520ce41da4ad2a65098c0">Eğer bizler hayal etmiş olsaydık o ibtidai aşama bizlere verilmiş olacaktı ama biz hayal etmemiş ve kafamızda canlandırmamışız. Bu sebepten dolayı da o ibtidaisinden dahi mahrumuz ve bu halimiz ile de Ziyaret-i Aşura okuyarak o nihai marifetin beklentisi içinde bekliyoruz ama biz ibtidaisini dahi yapmadığımız için mahrumuz.<br> Evet doğrudur, Ziyaret-i Aşura, Allah’ın dininin ve Allah’ın İlahlığının ansiklopedisidir ama biz oradan evimize hiçbir şey koymamamıza rağmen hayal ettiğimiz bir ansiklopediden bize marifet verilmesini bekliyoruz. Bizim her şeyden önce Aşura’ya karşı vazifemizi (Aşura’yı aklımızda canlandırma vazifesini) yerine getirmemiz gerekir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6e73f037d780ba13563a625604e83807"> Eğer Aşura günü kimin galip ve kimin mağlup olduğunu gerçekten görmek istiyorsanız Aşura&#8217;yı aklınızda canlandırmanız gerekir. Bakın bizler şu anda galibi tanımıyoruz. <br>Hanginize sorsak diyeceksiniz ki: &#8220;İmam Hüseyin (a.s) galiptir.&#8221;<br>Ama nasıl diye sorunca kimse cevap veremiyor!<br>Bugün hepimiz (herkes) diyor ki:<br>“Yezid (l.a) ve ordusu, İbn-i Ziyad ve ordusu kıyamete kadar her zaman mağluptur.”<br>Ama hiç kimse bu mağlubiyyetin delilini ortaya koyamıyor. Hatta bunu öz başımıza kaldığımız zaman kendimize dahi telkin edemiyoruz değil mi? <br>Yezid (l.a) nasıl mağluptur? <br>Eğer Yezid mağlup ise bu mektep neden bu kadar mazlumdur? <br>Bu mektebin adamları neden bu kadar cahildir? <br>Bu mektebin adamları neden bu kadar sahipsizdir? <br>Neden bu kadar aklen özürlüdürler? <br>Bu insanlar neden bu kadar amelen özürlüdürler? <br>Bu insanlar neden böyle fikri özürlüdürler?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bfea57892b4f4e9703bde282ce4ec219">Yani Yezid ordusu (İblis ordusu) Kerbela’da mağlup iseler ki mağlupturlar bizim bu halimiz nedir.<br> Onların mağlubiyyeti haktır ve bizler ise bu hakikatin sadece kelimesini biliyoruz.<br>Peki bu Müslümanların, Şiaların, Alevilerin içinde bulunduğu durum neyin alametidir?<br>Biz sadece söz diyoruz ama galip ile mağlubu gerçekten tanımıyoruz. <br>Galip ile mağlubu gerçekten tanıyabilmemiz için bizim her şeyden önce Aşura’yı canlandırmamız lazım ki Hz. Eba Ebdillah El Huseyn (a.s)’ın nasıl galib, Yezid ve ordusunun ise nasıl mağlup olduğunu görebilelim.<br>Elbette ki bizler direkt olarak Kerbela’yı canlandırıp içine dalamayız .<br>Ben burada anlatırken, sizlerde hemen kalkın kendinizi kerbela çölüne götürün, İmam Hüseyin (a.s)’ın ordusunu canlandırın böyle bir şey yoktur. Eğer direkt olarak buraya balıklama atlamaya çalışırsanız size hiçbir şey verilmez.<br>Öncelikle bir antreman yapmanız lazım. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6c867bd516a5a5bf50135630f56b252f"><br>Dikkatlice bakın bizler 1 Muharremden itibaren ilk 10 gün matem tutuyoruz. Hatta Aşuradan bile daha şiddetli matem tutuyoruz. <br>Bizler genellikle Aşura günü konuşma yapmıyoruz. <br>İmam&#8217;ın 2. günü konuşma yapmıyoruz. <br>Kısmen İmam’ın şehadetinin 3. günü konuşma oluyor. <br>Genellikle 7. günü konuşma yapılıyor.<br>Ama 1 Muharremden 10 Muharrem’e (Aşura’ya) kadar yeri göğe çıkarıyoruz, göğü yere indiriyoruz. Her türlü şeyi anlatmaya çalışıyoruz ve bu her yerde de böyledir.<br>Neden?<br>Çünkü Aşura’yı hayal etmenin Aşura&#8217;ya dahil olabilmenin ön aşaması olduğu için…<br>Bakın bizler eğer ki din kardeşlerimizin durumunu aklımızda canlandırmayacak olursak Aşura’yı da canlandıramıyacağız.<br>Burada hiç kimse benim Ahmed ile Mehmed ile işim yok benim işim direkt olarak Hz. Eba Ebdillah (a.s) iledir diyorsa, böyle bir şey yoktur.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7df330c340ce79e55b0cd7163a8d7a04">Aşura&#8217;yı Canlandırmanın Yolları</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d14b4cb8833bf080ead56ffcdba12ca3">Bir Şiî/Caferî/Alevî din kardeşinin, mektep kardeşinin özlliklede bunların içinde muhtaç olanların (ihtiyaç sahibi olanların) ihtiyacını karşılamak durumundadır.<br>Bizler çoğu zaman ihtiyaç sahibi insanların kendi ihmalkârlıklarından dolayı muhtaç olduklarını düşünüyoruz.<br>Bu muhtaciyyet:<br>İlmi muhtaciyyet, maddi muhtaciyyet, nasihat bakımından muhtaciyyet, çevre bakımından muhtaciyyet&#8230; olabilir.<br>Bir adamın mal-mülk sıkıntısı yokken ama çevre sıkıntısı (doğru arkadaşı) olabilir. <br>Bu adam muhtaçtır senin bu adama el uzatman lazım.<br>Ya da bir adamın herşeyi olabilir ama bu adamın belağati yoktur, konuşmayı bilmiyordur, üslub bilmiyordur, bu kişiye de yine el uzatılması gerekir&#8230;<br>Biz sanıyoruz ki bu insanlar kendi kusurlarından dolayı muhtaçtırlar. <br>Bizler sanıyoruz ki bir adam maddi sıkıntı çekiyorsa bu o adamın çalışmamasından dolayı veya doğru ve iyi işi bulup o işi yapmamasından dolayıdır. Bizler genelde böyle yargılıyoruz ama hakikat ise bu değildir.<br>Elbette ki böyle olanda vardır ama istisnalar kaideyi bozmuyor.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4660cf9c72a30cc449905d1077940a7c"><strong>Peki ana ilke nedir?</strong><br>Ana ilke ise: <br>Bir toplumda veya bir cemaatin içerisinde hakikaten muhtaç birisi vardır ise bilinmesi gereken şey ihtiyaç sahibinin malı muhtaç olmayan kişidedir ki gasp etmiş ve vermiyordur. Allah ona götürüp sahibine vermesi için emanet vermiştir ama o ise vermeyerek üst üste yığmıştır.<br>Yoksa alim toplumda görev yapacak olursa, toplumda ilmî bakımdan fakirin, muhtacın olması mümkün değildir. Dinlemeyen olabilir, o kişi ki zaten enittir (inatçıdır). Bizim onunla işimiz yok, onunla kimsenin işi yoktur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5a3d7330209f06238b6d3e92d3019f67">Bir adam camii, ders ve söz ehlidir ise bu adamlar bir alim gördükleri zaman (hatta çocukları yaşında dahi olsa eline eğiliyor ve elini öpüyorlarsa) sen bu adama ne vereceksin de bu adamlar onu reddedecekler?<br>Demek ki Allah onun ihtiyacını bizlere vermiştir ama bizler ona vermemişiz.<br>Malda böyledir, ahlakî boyutta böyledir, diğer bütün yönlerde böyledir.<br> Bakın İmam Hüseyin (a.s)’ın Aşurasına dahil olabilmek ve onu canlandırabilmek için önce bizim kendi dindaşlarımızın, inançdaşlarımızın ve mektepdaşlarımızın özellikle de muhtaç olanların, ihtiyaç sahibi olanların durumunu canlandırmamız lazımdır.<br>Aşura Vakasının hakkaniyyeti bizlere anlatıldığı zaman o hakkaniyyete teslim olabilmemiz için bu hakkaniyyete teslim olmamız lazım.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eaef2be410612d5030e43af900ebb6b3"><strong>Bir diğer yol ise:</strong><br>İmam Hüseyin (a.s)’ın azameti, Yezid ordusuna karşı okuduğu o hutbeler, o ubuheti, o kişiliği ki bizler: &#8220;Melekler fovc fovc geldi, cinler fovc fovc geldi&#8221; diyoruz ve bundan da en ufak bir şüphemiz dahi yoktur.<br>İmam Hüseyin (a.s)’ın bu azametini canlandırıp ona teslimiyyet yolunu bulmamız için önce İmam Hüseyin (a.s)’ın mektebinin bir aliminin ubuhetini ve azametini düşüneceksin. <br> Veliyyi Fakihi düşüneceksin. <br> Veliyyi Fakihe ne kadar bağlısın, ne kadar teslimsin?<br> Bir müçtehide ne kadar teslimsin?<br> Bir müçtehidi, bir alimi canlandıracaksın. Veliyyi Fakihi canlandıracaksın.<br>Ama maalesef bugün insanlar sadece slogan ehlidirler.<br>Makamı Muazzemi Rehber Hz. Ayetullah El Uzma Seyyid Ali Huseyni Hamanei (s.a)’in adı geldiğinde bağırıyorlar: SALAVAT<br>Ancak bu iş salavat ile olmuyor. Evet iyidir, hoştur, güzeldir ama olmuyor&#8230;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d7b1a70df68419f05fb01c8be83dbd7b">İmam Humeyni (s.a)’in ve İmam Hamanei (s.a)’in adı geldiğinde salavat getirmek ona tebaiyyettir.<br>Salavat getirmek, onun gerçektende Veliyyi Emir İmam Hamaney olduğunun sende hüküm olmasıdır. Ağa’nın Velliyyi Emr oluşunun senin işinde ve fiilinde hayat bulmasıdır.<br>Bakın buraya girmeyen kişinin Aşura olayına girebilmesi, Aşurayı canlandırabilmesi ve Aşuranın gereğini yapabilmesi mümkün değildir!<br>Aşura Vakasına öncelikle bu seviyeden girmemiz lazımdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9f178f02d089dea127e39c5cd4e153f6">Allah&#8217;ın Aşura ile Kurduğu İlahî Düzen</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-83a0639ecc832aa80c230a3400d0d114">Bakın, Muharrem bize ne öğretiyor?<br>Bakın ve görün, Allahu Tebareke ve Teala İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın Aşurası ile nasıl bir düzen kurmuştur?<br>Aşura olayı, başlı başına, yalnızca 72 kişinin, binlerce kişi tarafından 3 saat içerisinde şehit edilme olayı değildir. <br>Aşurâ olayı yalnızca şehitlerin bedenlerinin atların ayakları altında ezilmesi ve parçalara ayrılma olayı değildir. <br>Aşura vakası yalnızca şehidlerden geriye kalan kadın ve çocukların tamamının (yani Allah’ın namuslarının) esir edilerek şehir şehir dolaştırılmaları olayı değildir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-94d6081eeb3cb0995d5242bdbc81fce7">Evet bu musibetlerin tamamı Aşura günü yaşandı.<br>Evet, bunların hepsi Aşura’nın içinde var ama Aşura’nın tamamı bundan ibaret değildir. <br>Bunlar Aşura vakasının zahiri boyutlarıdır. Bu olaylar vardır ama bu olayların içerisinde ne cereyan etti?<br>Aşura öyle bir görevdir ki halen devam ediyor ve kıyamete kadar da devam edecektir.<br>Peki bu görev ne veriyor?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7597a4b27a9604a351b2a2908c3b393a">Aşura&#8217;nın marifeti aleme hakim olmadığı müddetçe kıyamet kopmayacaktır!<br><strong>Aşura’nın marifeti=</strong> Velayet-i Emirel Müminin Ali b. Ebu Talib (a.s)<br>Yani Aşura’nın marifeti sır dolu sırdır.<br> Yani Aşura olayı kuru kurusuna Ya Ali! Ya Hüseyin! zikrini tekrar etmek demek değildir.<br>Elbette ki bu zikirler Aşura’nın parçalarıdır.<br> YA ALİ, YA HUSEYN! zikirlerini zikretmek öylesine ibadetlerdir ki, bu dünyada ki hiç kimse bu zikirlerin azametini ölçüp tartamaz, hâd ve sınır biçemez. ama kuru kurusuna sadece zikir etmek Aşura’nın marifetine ulaşabilmek için yeterli değildir.<br>Bu sebepten dolayı da Aşura’yı hayal etmeye bu büyük olayların altındaki olaylara, dinî boyutta girmemiz lazım.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f1304d9b0ae3ae96ae311fc6d4f09924">Muharremin ilk 10 günü bunun için vardır. Aşura günü o gemi açılıyor. Aşura günü Aşuraî olanların hepsini o gemiye alıyorlar.<br>Muharremin ilk 10 günü, Hüseyin b. Ali&#8217;nin gemisine binebilmemiz için gerekli olan hazırlığı yapabilmemiz için vardır ve altyapıları da bunlardır.<br>Artık Aşura’yı canlandırmaya başlayabiliriz.<br>Canlandırarak Aşura gününün nasıl bir kıyamet olduğunu görmemiz gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-daf861a0526291ef4308de649a12006c">Aşuradaki Kahramanlar (Tarafları)</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d4b33281e44392049be7efe1fe6d1dc4">Aşura olayında taraf olanların hepsi aynı düzeyde, aynı fikir ve görüş yapılarına sahip kimseler değillerdi. <br>Hepsinin görüşleri, davranışları ve tutumları aynı değildi. <br>Aşura vakasının kahramanları (tarafları) 4 farklı gruptan oluşmaktadırlar ve bunlar:</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-09da596c786fececa31c4e83eef20385">1- Açıkça Savaş İlan Edenler</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-25d6279009698b0e110bd81a82705aaf">Bir grup insanlar vardı ki bunlar alenen İmam’a karşı koydular ve İmam ile harb ettiler ve bunların kim oldukları zaten bellidir.<br>Bunların davranış ve tutumunu söylememize veya analiz etmemize dahi gerek yoktur çünkü bu grup Allah’ın yeryüzündeki temsilcisine, Allah’ın eline, Allah’ın diline, Allah’ın kelamına, karşı harb ilan ettiler. Yani Allah’a karşı harb ilan ettiler. Bu grup Eba Ebdillah El Huseyn (a.s)’ın kanını akıtmak ve o Hazreti öldürmek için and içtiler.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eb0768f869cf0555e45d0bd6d7883189">Daha sonra bu gruptan eğer bizlere de kalmış ise ne tür bir miras kaldığını açıklayacağız. <br>bilin ki burada namaz kılıp kılmamak mevzu bahis dahi bile değildir çünkü İblis de namaz kılıyordu. Bizlerin (Şiaların, Alevîlerin, Caferîlerin) İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın bize öğrettiği şekilde namaz kılmamız gerekir. çünkü bu namaz ile İblisin namazı birbirinden çok farklıdır.<br>Bir kısım insan vardı ki İmam ile savaşmayı azimle ve bilinçli olarak seçmişlerdi.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8d7f243059abb704493ecb8c3a05b5e1">İmam&#8217;a Karşı Neden Harb İlan Ettiler</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ce3cf5e1fb5bc2f986c37cb07166f626">Bu kişiler azimle ve bilinçli bir şekilde İmam&#8217;a savaş ilan ettiler,<br>Çünkü Hz. Eba Ebdillah El Huseyn (a.s) ile birlikte olmak onların dünyasına zararlı idi;<br>Huseyn ile birlikte olmak onların zevk ve sefalarına zararlı idi;<br>Çünkü İmam’ın vücudu ile onların at koşturdukları o meydanlar toplanıyor ve kapatılıyor ve artık onlar o meydanda at koşturamıyor oluyorlardı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e8a1be066550e0640a0d41f615051ee9"><strong>Onların at koşturdukları bu meydan nasıl bir meydandı?</strong><br>Mâli, siyasî, söz söyleme, eğlenme, yeme ve içme bakımından olmak üzere her türlü açıdan onların rahatlıkları ellerinden gidiyordu ve onlar da bu rahatlıkları ellerinden gitmesini istemedikleri için İmam ile savaşmaya karar veren kimselerdiler.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4c390256a46c5f5beac7e3c66cbeb9da">Eğer Kerbela Vakasını hayal edip canlandırmak istiyorsak Aşura böyle hayal etmemiz gerekir!<br>İmam’ın gelişinin sebebi insanı insanlıktan çkaran herşeyi ortadan kaldırmaktır. <br>Yani zevk, sefa, lezzet, şehvet, mal, mülk v.b ki bunların hepsi kardeşi kardeşine öldürten şeylerdir. <br>Bunların hepsi kardeşi kardeşe düşman eden şeylerdir.<br>Bakınız hepiniz az ama çok şahit olmuşsunuzdur denk gelmişsinizdir ki aile içinde kardeş kardeşi ile para için kavgalıdır. Hatta bazen baba ile oğul bile para için kavgalı olmaktadır.<br>İmam insanı insanlıktan çıkaran bütün her şeyi ortadan kaldırmak ve insanların hepsini birbirileri ile hemvücud etmek için gelmiştir.<br>İmam insanları aynı Hendek savaşı dönemindeki müminler gibi tek vücut ve hemvücud olmalarını sağlamak için gelmişlerdir. Öylesine bir hemvücudluk ki: &#8220;Kendisine bir şey ikram edildiği zaman &#8220;Önce kardeşim yesin.&#8221; dercesine&#8230;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bce3a8bda7d3539e07d62bfc41a5af9c"><strong>Rivayetlerde buyuruluyor ki:</strong><br>&#8220;Hendek savaşında her 40 kişiye yalnızca 1 hurma tanesi düşüyordu. Bir ısırık alayım sonra diğerine vereyim yoktu. ilk kişiden 40. kişiye gelene kadar sadece ağızlarına koyup çıkarmak ile çekirdek eriyordu. 40 kişinin başına git ve ilk kişiye tekrar geri dönene kadar çekirdek eriyordu. O diyordu ki: (“Ben yemem o yesin.”) Öbürüne veriyorlardı, o da diyordu ki: (“Ben yemem o yesin.”)&#8221;<br>O yaralılar ki, susuzluğun içinde su içmiyorlardı ve diyorlardı ki: (“Ben içmeyeceğim, diğer kardeşlerime verin”) O yaralılar eğer su içecek olsalardı ayağa kalkacaklardı ama içmiyorlardı aksine müslüman kardeşlerine verilmesini istiyorlardı.<br>İmamlarımızın hepsi böyle bir ortam yaratmak istiyordu/istiyorlar! <br>İmam böyle bir ortamı yaratmak için gönderilmişti ama bu enit grup bu ortamı şanlarına, makamlarına, sultalarına, lezzetlerine ve şehvetlerine ters gördükleri için İmam ile harb ettiler/halen de ediyorlar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b4b629bef1c2e9460d5df757b03c5599"> <strong>Şimdi bunu canlandırın ve kendinizi tartın. Bakın sizlerde ve bizlerde bu hasletlerden ne kadar var? Hayatınıza bir bakın! Hayatınızın neresinde kaç defa ne sıklıkla lezzetiniz, şehvetiniz ve rahatınız için İmam ile harb ettiniz?</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5dfed2faaee59aac2b73887b5cc8902c"> Bakın bunu bilin ki Kerbela’da İmam ile savaşanların tamamı lezzetleri, şehvetleri, rahatlıkları ve yorulmamak için savaştılar.<br>İmam ile savaşanların tamamı daha iyi yemek, daha lezzetli yemek, daha yağlı yemek yiyebilmek için savaştılar.<br>İmam ile savaşanların tamamı daha iyi bir dünya hayatı yaşayabilmek için İmam ile harb ettiler.<br>Yoksa onların bizim namaz kılıp kılmamamız ile hiç bir sorunları yoktu. <br>Onların İmamın kıldığı 1000 rekat namaz ile sorunları yoktu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-15a1a1ce078de37df1eb1532d7d6cf05">Bunlar birinci gruptur. Bunları canlandırın ve kendinize de pay çıkarın.<br>Eğer bizler bu sıfatlara sahip isek bizim ile onlar arasında yalnızca bir fark vardır ve o fark da:<br><br>Onlar bu özelliklerini alenen ortaya koyuyorlardı. ama biz ise münafıklık yapıyoruz. <br>Onlar gibi olmamıza rağmen, &#8220;Haşa haşa! Biz Hüseyin canımızı veririz. Biz Hüseyin için başımızı veririz.&#8221; deyip duruyoruz. <br>Yani biz ikiyüzlülük yapıyoruz ama onlar ise alenen bunu ilan ediyorlardı. <br>Düşmanın dahi yiğit iyidirçünkü biliyorsun ki düşmandır. <br>En azından onların düşmanlığı belli idi ve bizler gibi münafıklık yapmıyordı. <br><strong>(Tabi ki bu sözler saymış oluğumuz sıfatlar bizlerde var ise geçerlidir)</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fcef61df058d32d8a9efc2decef7fc31">2-VURDUMDUYMAZLAR</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-723c5cc0124922fae96c76dbf0d132eb">Vurdumduymazlar grubu öyle bir gruptular ki ne İmam’ın yanındaydılar ve ne de İmam&#8217;a karşıydılar. <br>Hiç birisi ile işleri dahi yoktu.<br>Bunlar sadece o kısır döngü lezzet ve şehvetlerinin peşinde olan kimselerdi. <br>Hükümette Allah’ın olması ile şeytanın olması onlar için hiç bir fark teşkil etmiyordu.<br>Bunlar böyle bir grupturlar ki maalesef bugün toplumumuzda da bir grup böyledir.<br> Bakıyorsun hiçbir şey adamların umurunda bile değildir, öyle ki &#8220;Veliyy-i Emir mi hüküm etmiş ya da Diyanet İşleri Bakanlığı Şia camisine fetva mı vermiştir&#8221; bu grubun umurunda dahi değildir.<br> Enteresan bir şeydir ki sadece bir cümledir ama yabana atmayın!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ba44200fecbe94856e356c5d02360144"><br> Veliyyi Emir fetva yayınlamış ve buyurmuş ki: &#8220;Bugün Hilal görünmedi ama diğer taraftan Suudilerin rasathanesi ise (ki Amerika’nın Deniz kuvvetlerinin elindedir kendi ölçüm ve biçimleri ile tarih veriyorlar.) diyor ki bugün sizin bayramınızdır. &#8221; Ama bu fetvanın menbağı adamların umrunda dahi olmuyor.<br>Sadece bir örnek veriyoruz, yoksa bizim kimse ile bir işimiz yok. Bilahare bunlar birer musibettir ki yaşıyoruz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-41032f2da8c60c98516b51f2a99d1f1b">Ramazan mıdır yoksa değil midir? Adamın umurunda bile değil. <br>Ramazandır, diyorlar, bunlarda o zaman bende aç kalırım biter gider, diyor.<br>Ezan vakti midir, değil midir bu adamların umrunda bile değildir. <br>Bir de arsızca &#8220;Yahu! İhtilaf doğurmaya gerek yok ki? Gün batımı kardeşlerin ile birlikte iftarını aç gitsin.&#8221; diyorlar.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-724804a0f198ef8fb8e6dcf3fecd38fd"><br>Adamların yapmış oldukları ibadet ve itaatin kabul olup olmaması ile bile işleri yoktur.<br>Bu şekilde olanların hepsi vurdumduymaz olan kimseler için birer örnektirler.<br> Bu adamlar zevk, sefa, lezzet ve şehvetlerinin atmosferi çerçevesinde bir hayat yaşıyorlar.<br>Hayal edin ve bakın, bu gruplardan bizler de ne kadar var. <br>Düşünün ve bakın Allah’ın hükümeti ile ve İblisin hükümeti arasında bize ne kadar ne miras kalmıştır?<br>Bakın bunu çok iyi bilin! Eğer ki sen bugün Huseyn’in adını diyor isen bu sana Huseyn’den miras kalmıştır.<br>Ama eğer bizlerde bu amellerden biri var ise o zaman da bu bize İblis’den, Yezid’den, İbn-i Ziyad’dan, Ömer b. Sad’dan ve Şimr’den miras kalmıştır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e6e0e2fadf32040cb5659e215f70ca30">Bakın bu budur ve böyledir sebepsiz hiç bir şey yoktur.<br>Adamın biri bir gün Nebiyyi Kibriya (s.a.a)’in huzuruna gittiler. Karısının kolundan tutmuştu ve karısını sürükleye sürükleye Peygamber&#8217;in (s.a.a) huzuruna getirdi ve huzura çıktılar.<br>Adam geldi ve Peygamber (s.a.a)’e arz etti:<br>&#8220;Ya Resulallah! Bu kadın Zina-i muhsine etmiş ve bu çocuğu doğmuştur ama bu çocuk benden değildir. Bu kadına had uygulaman ve recm etmen lazım.&#8221;<br>Resulullah (s.a.a) buyurdu ki:<br>“Sen nereden biliyorsun ki bu çocuk sana ait değildir?”<br>Adam dedi ki:<br>“Ya Resulullah! Ben babamı, dedemi ve dedemin babasını, hepsini gördüm. Hepsi beyaz tenli idi ama bu çocuk ise siyah tenlidir.”<br>Resul-i Kibriya (s.a.a) buyurdu ki:<br>“Bu kadın zina etmemiştir. Senin filan kökten bir deden zenci idi ve O&#8217;nun DNA&#8217;sı da sende kalmıştır&#8230;&#8221;<br>Şimdi hiçbiriniz demeyin ki DNA kalmıyor. Kalıyor. Kalıyor ve bir yerden, bir şekilde çıkıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-eaf17407c65ffbffc1c1665ef2f6a764">3-GEÇ KALANLAR</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-caac86aa7eb27709aaeda6439433594c">Geç kalanlar maalesef o gün de oldukları gibi bugünde vardılar. <br>Saydığımız bu gruplar sadece o gün var olan kişiler için değildir. Bu gruplar Aşura günü oldukları gibi aynı şekilde bu günde varlar. O günden bugüne kadar geçen her günde insanlar bu 4 grubun birinin içindedirler.<br>İyi olanlar için elbette ki Hz. İmam Hüseyin (a.s)’ın yanında olan 72 yarenini kast ediyoruz ama kötüler içinde sadece Yezidin safında olan binlerce askerini yada susarak Kerbela vakasına razı olan onbinlerce kişiyi kast etmiyoruz.<br>Bu 4 grup o günden bugüne kadar gelen ve gelecek olan milyarlarca insandır ve hepsi de aynı derecede sorumludurlar.<br>Bizler yalnızca İmam Hüseyin o gün tezahür ettiğinde mesuliyet sahibi değildik çünkü İmam Hüseyin (a.s) her gün her yerde tezahür ediyor. Bunun için biz her zaman her yerde İmam Hüseyin (a.s)’a karşı sorumluyuz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c675de44b88d7ea34356dcdff9761b3d">Kerbelada var olan 3. grup geç kalanlardır ve bu geç kalanlar geç kalmalarının ne kadar azim bir günah olduğun farkında dahi değillerdi. Çünkü dinlerini umursamıyorlardı, dinlerini öğrenmemişlerdi. Onlar dinlerini öğrenmedikleri için İmam’ın davetine geç kalmanın İmam’ın mübarek başını kesmeye eş değer olduğunu bilmiyorlardı.<br>Bunların içinde de bir grup var ki bunlar da maslahat gözetiyorlardı. Bu maslahat gözetenler aslı zatında İmam Hüseyin (a.s)’ın safındaydılar, İmam (a.s)’ın yanındaydılar ama menfaatleri, İmamın davetine Lebbeyk demeye ağır bastığı için onlar da geç kaldılar.<br>Geç kalanların geneli din bilgisine sahip değillerdi, eğer biz sizlere, &#8220;dininizi öğrenin&#8221; diyorsak sebebi budur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-36c61a0abe50260b2443d309a1e7687c">Hiç kimse size, &#8220;Çocuklarınıza ev, araba v.s almayın&#8221; demiyor ki böyle bir şey demek benim haddimde değildir. Çocuğa ev almak en büyük ihsandır. Eve erzak götürmek en makbul sadakadır ama ben diyorum ki bunu bilin ki sizler, &#8220;Çocuklarınızın Rabbi değilsiniz. Sizler çocuklarınızın Rezzağı değilsiniz.&#8221; <br>Çocuğunuz ev sahibi olacak diye siz dinsiz olamazsın. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-691d6750701eb2bb548876fec20832a0"><br><strong>Dinsizliğinde boynuzu yoktur:<br></strong>Dini bir konu ile karşı karşıya geldiğin zaman dinin hükmünü bilmiyorsanız, fellik fellik hoca arıyorsanız, Hoca sizin yerine namaz kılacak değildir..<br>Dinden haberi olmayan kişide dinsizdir&#8230;<br>Eğer ki ben diyorsam benim dolardan haberim yok, duymadım ve bilmiyorum. <br>Bunun manası benim dolarım yok demektir.<br>Adam dini bir konu ile karşılaşıyor ve haram iş görüyor, ve siz onu &#8220;Bu yaptığın iş dinen haramdır&#8221; şeklinde uyarıyorsanız ve o da diyorsa vallahi bilmiyordum, duymamıştım, öğrenmemiştim.&#8221;<br><strong>Bunun manası nedir?</strong><br>Bunun manası: &#8220;Benim dinden haberim yok, ben dine uzağım ve dini bilmiyorum&#8221; demektir çünkü din ile bir alakası olsaydı öğrenirdi. Din gibi bir derdi olsaydı dinini öğrenirdi.<br>Siz önce görevinizi yapın.<br>Dininizi öğrenin.<br>Dininizi öğrendiğin zaman, evladınıza ev almanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu o zaman göreceksiniz. Siz bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunu bilmiyorsunuz/bilemezsiniz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-88a6e1dff544b7f1f607d61240aacb63">Siz evladınıza ev almanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu bilmiyorsunuz çünkü siz diyorsunuz ki:<br>&#8220;Ben olmazsam bu acından ölecek.&#8221;<br>Bu tefekkürün manası: Allah yoktur. Benim Allah. <br>Bu tefekkürün manası: Ben öyle bir Allahım ki bir gün öleceğim.&#8221;<br>Kendisinden sonra çocuğunun aç kalacağını düşünenler çocuklarının rızkını kendilerinin verdiklerini düşünüyorlardır ve bunun başka bir manası yoktur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d1ca1f83af404acc5b6b96024e3de595">Bir grup vardı böyle düşünüyorlardı ve geç kaldılar. <br>Bir grupta vardı ki hakikaten dini bilmiyorlardı ve geç kaldılar. <br>Dini bilmedikleri için bir şeyden habersizlerdi ve o da: <br>&#8220;İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın davetine, çağrısına, feryadına cevapsız kalmak ve geç kalmak en büyük günahtır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-681ad73263e7bbc647deb8f8a1feaa46">Zinay-i Muhsine&#8217;nin hükmü idamdır. (Recm etmek, ateşte yakmak veya dağdan atmaktır). <br>Bu ceza çoğu zaman kişiyi cennetlik ediyor. Allah&#8217;ın hakkıdır ki bu kişiyi Allah ahiret günü Cehenneme göndermesin çünkü bu dünyada yapmış olduğu işten dolayı cezalandırılmıştı.<br>Ama İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın davetine geç kalan kişi, İmamın öldürülmesine sebep olduğu için bu kişi İmamın öldürülmesine ortaktır. İmamın ölümüne ortak olduğu için Allahın üzerine hak değildir kıyamet günü bu kişiyi affetsin. Ki onu affetmeyecek de&#8230;<br>Bizlerde İmam&#8217;ın hükmüne geç kalıyormuyuz? <br>Hz. İmam Hüseyin (a.s) et ve kemikten ibaret birisi değildir, İmam Hüseyin (a.s) Allah&#8217;ın nurudur.<br>Allahın nuru ne zaman sönmüştür?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-17504a96fd6be0d14decf122f76affe7"><br>Hepiniz Kuran okuyorsunuz.<br>Kuranda buyuruyor ki:<br>&#8220;Allahın nurunu ağızları ile söndürmek istiyorlar.&#8221;<br>Ağızları ile, yani bir takım sözler ile Allahın nurunu söndürmek istiyorlar.<br>Mesela, bu hükmün zamanı geçti. Şartlarım uygun değil, hangi çağda yaşıyoruz?&#8230; gibi onlarca söz ile Allahın nurunu söndürmeye çalışıyorlar.<br>Ama Allah bunlar hakkında ne buyuruyor:<br>&#8220;Allah nurunu tamamlayacaktır.&#8221;<br>Yani, &#8220;Allahın nuru ölümsüzdür.&#8221;<br>Tamamlayacak=Allah&#8217;ın nuru ölümsüzdür.<br>Yani Allah&#8217;ın nuru hiç bir zaman yok olmayacaktır/olmuyordur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9134c17f64450c2482f63126e866c7c2">Dikkat etmemiz gereken bir diğer mesele bu geç kalanların hepsi günahkarlar değildi.<br>Bir takım insanlar vardı ki bunlar dinin şiar boyutunu biliyorlardı ama teslimiyyet boyutunda olmadıkları için geç kaldılar.<br>Bu geç kalanlardan birisi de Tırımmah idi.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-56dbbd1e1adf78e5bc3deb256f687459">Tırımmah</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-481038e61201776855d895e12b17a5cc"><strong>Tırımmah kimdir?<br>Tırımmah&#8217;ın olayı nedir?</strong><br>Hepiniz tırımmahın adını duymuşsunuzdur.<br>Tırımmah Gadir-i Hum gününde de hazır bulunan ve İmam Ali (a.s)&#8217;ın aşkıyla yanıp tutuşan, Ali düşmanları ile çatışan Yemenlidir.<br>Bakın bir düşünün bizler bugüne kadar Gadir-i Hum ile ilgili neyi ne kadar diyebilmişiz ve ne yapabilmişiz. Bizler bir ömür boyunca kitapta yazsak dahi Tırımmah&#8217;ın şiirinin bir mısrası etmez çünkü Tırımmahın şiiri, Emirel Müminin İmam Ali (a.s)&#8217;ın velayetine Edebiyyat bakımından delildir.<br><strong>Nasıl delildir?</strong><br> Tırımmah o gün yaşıyordu ve Gadir-i Hum günü ayağa kalkıp o şiirleri okudu. Ve o meşhur şiiri okumasından dolayı Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a) onu tahsin etti, övdü ve ona dua etti.<br>Tırımmah o şiiri okuduğu için Ehlibeyt kendisine dua etti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1eb5181ce232761017cbb15592330909">&#8220;İmam&#8217;ın davetine sadece alenen günah işleyenler geç kalmadılar,&#8221; dedik ve buna Tırımmah&#8217;ı örnek verdik çünkü İmamet inancını kabul eden birisidir.<br>Tırımmah sadece bir örnektir, bizim yapmamız gereken şey ise İmam&#8217;ın davetine ve feryadına geç kalanların neden geç kaldıklarını idrak etmektir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c2373f0b6538367dd5607c752b34a77a">İmam Kerbela yolunda iken Tırımmah ile karşılaştı.<br>Tırımmah, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a nasihat etme cesaretinde bulundu.<br>Bakınız, İmam Hüseyin (a.s) Hüccetullahtır.<br> Yani Allahu Tebareke ve Teala İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ı göndermiş ve diyorki: &#8220;Bu Hüseyindir, bunun sözü benim sözümdür; işi, işimdir; emri, emrimdir.<br>El Euzu billah, El Euzu billah. Haşa ve kella Allah diyor ki: &#8220;Ben bir bedene girecek olsaydım Huseyn olurdum. <br>Haşa ve kella bir bedene girmem ama girecek olsaydım Hüseyin olurdum. <br>Yani ben bir bedene girecek ve yeryüzüne inecek olsaydım Huseynin yaptığı işin aynısını yapardım. Aliyyel Murtezanın yaptığının aynısını yapardım. <br>Allah&#8217;ın Hücceti (temsilcisi) olmanın manası budur. <br>Elbette ki Xalig (yaratan), Mahlukunun (yarattığının) içine sığmaz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-59eae2b5a73a703506b467e15e2cf7ad"> Hüccetullah olmak: Allahu Tebareke ve Tealanın bütün isim ve sıfatlarına mücehhez olmaktır. Yani İmam&#8217;ın kendisinden hiçbir şeyi yoktur. İmam&#8217;ın ne benliği vardır nede iradesi. Yani Hüseyin de Hüseyin diye bir şey yoktur. Hüseyindeki herşey Allah&#8217;ın iradesidir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a95a3de2691a0bb89c61773474458c22">Tırımmah kalktı ve İmam Hüseyin&#8217;e nasihatta bulundu, Hüccetullah&#8217;a nasihat etti yani Allah&#8217;a nasihat etmek ile aynı işi yaptı.<br>İnsanın şaşırdığı zaman nerelere gittiğini görüyorsunuz değil mi?<br><strong>İnsan şaşırdığı zaman Allah&#8217;a dahi nasihat etmeye kalkışıyor.</strong><br>Ve Allah&#8217;a diyor ki :<strong>&#8220;Ey Rabbim! Bunu böyle yapma yanlış yaparsın.&#8221;</strong><br>Birisi Masum İmam&#8217;a nasihatte bulunuyorsa yaptığı işin anlamı budur.<br><strong>Sizler bazen diyorsunuz ki</strong>: &#8220;İmam bunu niye böyle demiş.&#8221;<br>Yani anlamı budur ki: &#8220;Allah bunu nasıl böyle demiş.&#8221;<br><strong>Biraz daha gerçekçi olursak bunun anlamı:</strong><br> &#8220;Ey Allah&#8217;ım bana bak! Sen bilmiyorsun! Burada bir realite var.&#8221;<br>Hani sizler bazen diyorsunuz ya, &#8220;Ben Allah&#8217;ın bu emrini daha sonra yaparım.&#8221; yada &#8220;Ben daha gencim, yaşlanınca yapacağım.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0bb41272894e62f0eaeb8b48da610250"><br>S<strong>izin bu sözlerinizin tamamının anlamı: </strong><br> &#8220;Allah benim yaşadığım çağda enflasyonun, kiranın, savaşların, işsizliğin, yokluğun ve Covid salgının v.b sorun ve sıkıntıların var olacağını bilmiyordu ama biz ise bunları biliyor ve yaşıyoruz. Bu sebepten dolayıda Allah&#8217;ın kanunlarını bir kenara koyduk. <br> <strong>Yani Allah&#8217;ın emrini erteleyen ve öteleyenler diyorlar ki:</strong><br> &#8220;Allah bunların hiçbirinin olacağını bilmiyordu onun içinde bize bu emirlerini emretti. Yani eğer Allah bunların olacağını bilseydi bu emirleri bize göndermezdi. Allah bilmediği ve anlamadığı için emretti.&#8221;<br>Yani bunu yaparak Allah&#8217;a nasihat ediyoruz.<br>Diyoruz ki ben bunu sonra yapacağım. Ey Allahım! Sen gönderdin ama sen bilmiyordun ve hala da bilmiyorsun onun için ben sonra yapacağım. Allah&#8217;a nasihat etmek budur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c949b1f256d25a2754758db6c0e2ebf7">Elbette Tırımmah&#8217;ın nasihatındaki maksadı bu değildi ama nasihatın manası bizde budur.<br>İmam&#8217;a nasihat edemezsin! <br>İmam otur dediğinde oturacaksın. <br>İmam ayağa kalk dediğinde kalkacaksın. <br>Neden, niçin, nasıl, niye diyerek sorgulama hakkın yoktur.<br>İmamı Zaman (a.f)&#8217;da gelecek ve bazı kimselerin nikahını hiç sormadan boşayacak. <br>Hiç kimse <strong>&#8220;Ya İmam! Bizi niye boşadınız?&#8221;</strong> diyemez. <br>Hani sizin şu hiçbir şeye saymadığınız Veliyyi Emr İmam Hamaney (s.a) aynı yetki ile donanımlıdır. <br>Ama onlar bu yetkilerini kullammıyorlar ki biz cehalet içerisinde demeyelim <strong>&#8220;Aga sen bunu niye böyle yaptın.&#8221;</strong><br> Elbette Tırımmah&#8217;ın bu niyeti bu yoktu ama İmam&#8217;a nasihat etmeye kalkışmanın manası budur. İmam Hüseyin’e nasihat etmeye kalkıştı ve nasihatta etti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9c9ba2acf007ba6cfecf0c52e767350c"><strong>Tırımmah, İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a</strong>:<br>&#8220;Ya Eba Ebdillah! Ben kufeden geliyorum. Bütün Kufe şehri size karşıdır. Bu işi yapmayın. Eğer ki sen bu işi yapacak olursan. Hepsi &#8230;yerlere etrafında toplanmışlar ve seni boğacaklar. Ya Eba Ebdillah Huseyn savaşırsan mağlup olacaksın. Kesinlikle zafere ulaşamıyacaksın. Ya Eba Ebdillah El Hüseyin gitme!<br>Tırımmah burada diyor ki : &#8220;Gitme&#8221;<br><strong>Yani &#8220;Ya Huseyn sen İmamsın ama anlamıyorsun. Ben sana söylüyorum gitme Kufe halkı sana karşıdır. Bu savaşı kazanamayacak ve kesinlik ile de mağlup olacaksın. Ya Huseyn! Benim ile gel. Ben Yemen de sana bir ordu hazırlayayım</strong>.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4532c8e85dfad2d96e7a323902e6f198">Şimdi bunu hayatınızda canlandırın. <br>Bu bizim günümüzde neye benziyor?<br>Biz Reel bir hüküm ile karşılaştığımız zaman birileri gelip bize diyorlar ya:<br><strong>&#8220;Sen nerede yaşıyorsun? Sen bunu nasıl yaparsın? Biraz tolereli ol! Sabırlı ol! Bir gün gelecek ki biz o güce ve kudrete ulaşacağız işte o zaman biz buna baş kaldıracağız. O zaman buna itiraz edeceğiz. O zaman onun bu sözünü kabul etmeyeceğiz. Ama bugün sus!</strong><br>Hz. İmam Hüseyin (a.s) ki mutlak rahmettir.<br>İmam (a.s) Tırımmah&#8217;ın bu nasihat teşebbüsüne cevap olarak dua ettiler.<br><strong>Tırımmah dedi ki:</strong> Yebne Resulallah! Ben çocuklarıma buğday götürüyorum. Yiyecek götürüyorum. Bırakıp hemen dönüyorum. Tırımmah İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın İmametini kabul ediyordu. Emirel Müminin İmam Ali (a.s)&#8217;ın velayetini kabul ediyordu. Tırımmah gitti ve geri döndü ama döndüğü zaman İmamın mübarek başını kesilmiş ve mızrak ucuna takılmıştı. İmamın başı mızrak ucunda Kerbeladan Kufeye götürülüyordu. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-cc6578bbf39aafab339b3c924672e56c">Tırımmah geç kaldı.<br>Tırımmah geç kaldı ve Hüseyin b. Ali&#8217;yi ölüme verdi. <br>Ne sebep oldu? <br>Bir karın tokluğu yemek! <br>Ne sebep oldu?<br>Götürdüğü 10 deve yükü buğday, yada arpa, yada biraz pekmez.<br>Ama döndüğünde Allah&#8217;ın kanı akıtılmıştı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fe1c9c7750e014ace31cc2ece1dcb8b8">Aşura vakasında var olan 3. grup geç kalanlardır.<br>Kimse geç gelince kurtarabileceğini zannetmesin. <br>Geç gelenler çoğu zaman teammüden harb edenler ile aynıdırlar.<br>Bu grup niye İmam ile savaşanlarla aynı konumdadırlar.<br>Çünkü İmamın davetine Lebbeyk demediler. <br>Çünkü İmamın davetini reddettiler. <br>Katılmamak reddetmek demektir. <br>İmam, onlara &#8220;Gel&#8221; buyurdu ama onlar İmam&#8217;ın davetine &#8220;Lebbeyk&#8221; demediler!<br>Bu kişilerin İmam ile savaşanlar ile ne farkları var?<br>Hiç bir farkları yoktur!<br>Aynı zamanda canlandırma işlemini de yapıyorsunuz değil mi?<br>Canlandırın!<br>Bakın, İmam Hüseyin ile Tırımmah yolda karşılaştı ama canlandırma için Tırımmah&#8217;a gerek yok. Tırımmahın yerine kendinizi koyun çünkü bugün bizlerde aynısını yapıyoruz. <br>Tırımmahı suçlamayın, Tırımmah bir kahramandır. <br>Öyle bir kahraman ki bugün Tırımmah gibi 600.000.000 kahraman Alevi/Şii var.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4542322e49a724ce568a7990ee7e08da">Abdullah b. Hurr-î Cufi:</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ac9080548895d1147765ba7ab8956277">Geç kalan bir diğer isim ise Abdullah b. Hurri Cufi idi.<br>Hz. İmam Hüseyin (a.s), Hz. Fatimet’üz-Zehra&#8217;nın oğlu, Allah&#8217;ın Kanı kalktı çocukları ile Hz. Ali Ekber ile Hz. Kasım ile Hz. Ebelfezl Abbas (a.s) ile Cufi&#8217;nin çadırına gitti.<br><strong>İmam Cufi&#8217;ye dedi ki:<br>Gel! Bize yardım et.</strong><br>Cufi İmam&#8217;a ne dedi biliyor musunuz?<br><strong>Dedi ki: &#8220;Ya Huseyn! Benim çok güçlü bir atım var. Ben o atın sırtına bindiğim zaman düşmanlarım beni yakalayamıyor.Ya Eba Ebdillah bu atı sana vereyim ona bin ve kaç. Seni kimse yakalayamaz.&#8221;</strong><br>O da gelmedi!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a5c167924cb698732b7a9e47c9de3213">Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın, kerbeladan şehadet haberi gelince ömrünün sonuna kadar şöyle tekrar ediyordu:
Hüseyin&#8217;in mübarek ayakları ile çadırıma gelmesi ve Sarallahın (Allahın kanının) çocuklarının o mahzun bakışları beni hergün 1000 defa öldürüyor.
<strong>Hiç kimse Hüseyin b. Ali&#8217;ye Lebbeyk dememe pahasına bu dünyadan lezzet alabileceğini zannetmesin!</strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c1dd376afea3656d1e20e9848a799a11">Abdullah b. Abbas</h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-23f87c3374cb050886f025e281bbeb10">Abdullah b. Abbas, Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a)&#8217;in ve Hz. Emirelmuminin İmam Ali (a.s)&#8217;ın amcasının oğluyum. <br>O da İmam&#8217;a nasihat verdi.<br>İmam&#8217;a dedi ki:<br>&#8220;Gitme. Öleceksin.&#8221;<br>İmam, &#8220;Amcaoğlu bize yardım et.&#8221; dedi.<br>Abdullah b. Abbas ise dedi ki:<br>&#8220;Ben gelemem Amcaoğlu.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1d538c9113eb741838a7661088b431a6"> İmamın şehadet haberi İbn-i Abbas&#8217;a ulaştığı zaman İbn-i Abbas ağlıyordu ama Kerbelada İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın boğazına atılan oku (mânâ aleminde) İbn-i Abbas atmıştı.<br>Abdullah b. Abbas sıradan bir adam değildi.<br> Bunlar İmam&#8217;a geç katıldılar. Bunlar gibi bir çok kişi İmam&#8217;a geç katıldı. Bugünde çok kişi İmam&#8217;a geç katılıyor. Ama bir mâna ifade etmiyor, fayda vermiyor.<br>Doğrudur hadislerde de var ki Allah son nefeste dahi tövbeyi kabul ediyor ama kişi tövbe edebilirse.<br> Evvela budur ki kişi gerçekten tövbe edebilecek mi? <br>1-O kişi gerçekten şartları ile birlikte tövbe edebilecek mi? <br>2-Diyelim ki etti Allah kabul edecek mi?<br>Son nefeste dahi tövbe kabul edilir, doğrudur.<br>Haşa ve kella Peygamber yalan söz buyurmamıştır ama o kişi tövbe edebilecek mi? <br>Ve kabul edilecek mi?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7e1fe704d265f3d0bdfc85df4449b2c1">Eğer geri dönüp tövbe ettiğin zaman artık Hüseyin yoksa neyin tövbesini edeceksin? 
Geri dönüp tövbe ettiğin zaman artık Ali b. Ebu Talib (a.s) yoksa neyin tövbesini edeceksin/edeceğiz?</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ee03ec9812187bb9d8b5d1672fb4aed0">4-İmam&#8217;a Aşık Olanlar.</h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-12d122ce5f794d92790537c9ee0f48f4">Kıyam-ı kıyamete kadar Kerbela kıyamının içinde var olacak olan gruplar bu 4 gruptur.<br>Bu kimseler öyle kimselerdir ki bunların varları yokları Hüseyindir. <br>Bu kişilerin nefesleri, bakışları, ekmekleri aşları Hüseyindir.<br>Bunlar herdaim İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın bir işi gözünün ucu ile işaret etmesini bekleyen kimselerdir.<br>Bu kişiler öyle kimselerdir ki Hz. İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın bedeninin parçaları olmuşlardır ve bunların çoğunun İmam Hüseyin (a.s) ile herhangi bir nesep bağı yoktur ama İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın bedeninin parçaları olmuşlardır.<br>Hadislere bakıyoruz, İmam Hüseyin (a.s) buyuenim bedenimin bir parçası filan yerdedir. Benim canım filan yerde defindir. Benim ruhum filan yerde defindir.<br>Ama o mekanlara baktığımız zaman ise sadece ama sadece gözleri İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın gözünde, kulakları İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın ağzından çıkacak sözde olan kişiler var.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2d64f5874b35ec1a5720967679e4c470">Netice</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0d0810dccec6f1eef09347e49c6bccae">Bu 4 grubun hepsini canlandırdınız mı?<br>Bunlardan kendinizede pay çıkarın. Kendinizi değerlendirin ve bakın hangisinin içindesiniz?<br>Bakınız her grubun mensupları o gün yaşadılar ve yapacaklarını da yaptılar ve her birisi de kendisinden sorumludur.<br>Mesele bugün bizim için budur.<br>Bizler İmam Hüseyin (a.s)&#8217;a ihanet edenlerden nefret ediyoruz. Bu bu kadardır. <br>Biz bugün onları yargılayamıyoruz. Biz onların bedenlerini de çıkarıp ateşe veremeyiz çünkü biz onların bedenini çıkarsak ve bütün dünyayı ateşe verip onları içine atsak dahi, onların şu an içinde oldukları ateşin zerresi etmez.<br>Bizim bugün bunları burada anlatmamızın sebebi ise bizim kendimizin hangi grubun içinde olduğumuzu anlayabilmemiz içindir.<br>Bugün 1 Muharrem bizim hangi grubun içinde yer aldığımızı bilmemiz gerekir.<br>Acaba bizler, şartlar ne olursa olsun İmam&#8217;a katılmak için can atanların mı içindeyiz? <br>Yoksa bahane ve mazeret peşinde koşanlardan mıyız?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d364239aadd89ea8b702268a24a2b8ef">Önce bunu yapayım, o emir dursun şunu da yapayım sonra! İnşaallah! Maşallah! Allah Affeder! <br>Doğrudur Allah affeder ama Allah bağışlanacak şeyi affeder. <br>Allah kendi kanının akıtılmasını ki affetmez. <br>Hüseyin Sarellahtır ve bu bir şaka değildir!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2e46e923fb26c8db5b23455944adc608"><br>Biz gerçekten Hüseyin&#8217;in cephesinde miyiz? Yoksa Hüseyin&#8217;in karşısındaki cephede miyiz?<br>Bakın insanların O gün İmam&#8217;a katılmamasının sebeplerinin bazılarını söyledim. <br>Siz bunları alın ve kat ve kat arttırın ve sonra canlandırın ve bir bakın bu sebeplerin hangileri bizlerde ne kadar var?<br>Canlandırmak budur!<br>Yoksa kerbela meydanındasınız. Herkes eline kılıcını almış sallıyor ve İmam&#8217;a taraf saldırıyorlar. Ben size böyle bir ortamı hayal edin, canlandırın demiyorum. Elbette ki bu olaylarıda canlandırın. <br>Canlandırırsanız hakikatleri göreceksiniz. Hakikatleri gördüğünüz zaman rahat bir şekilde yargılayabilirsiniz. Eğer ki kendimizi yargılayacak olursak çok rahat bir şekilde karar verebiliriz. Eğer ki bizler bu güne kadar kendimizi yargılıyamadı isek sebebi budur ki bizler bu hayal etmeyi, canlandırmayı yapmadık. Canlandırmadık çünkü biz bugüne kadar bunları dengi dengine yan yana koyamadık.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2f2b648566fce16f966306b3d423899c">Biz bugüne kadar sadece dedik ki Yezid pistir. Evet pistir. Yezide bin defa lanet olsun. Milyon defa lanet olsun. Milyar defa lanet olsun. Ancak ya bizlerde bu özelliklerimiz ile Yezide denk isek o zaman bizlerde Yezid oluyoruz.<br>Aşura vakasını canlandırırken bizim bunları düşünmemiz gerekir. Bizim, hemen şimdi gerçekten kimin tarafında olduğumuzu görebilmemiz için Aşura vakasını bugüne kadar düşündüğümüz Aşuradan çok farklı bir şekilde ele almamız gerekir. Tarafımızı sloganlar ile, dilimiz ile ve söylediklerimiz ile değil, amellerimiz ile tartmamız gerekir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-bd424373117eadf04357008fde0aaf35"><br>Aşura Vakasına bakmamız gereken bakış açısı nasıl bir bakış açısıdır?<br>Aşura vakasına bakmamız gereken açı vâkâ hâli ile (vücud bulduğu hâl ile) ele almamız gerekir.<br>Bu şekilde ele almayacak olursak ne olur?<br>Aşura ehli olamayız.<br>Hani bizler diyoruz ya İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın defterine yazılmak işte o defter Aşura defteridir. Her yıl birilerinin adını Aşura defterine ekliyorlar ve defterde adı olanlara Aşuraî (Aşuralı) denir.<br>Bizim adımızı da bu deftere yazmaları için bizim öncelikle İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın bu kıyamı niye başlattığını bilmemiz lazım.<br>Aşuradaki güruhları önünüze koydum.<br>Bu orduları canlandırdınız mı?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9c0b990f8d9fdb1ef54b700a023bfe7c">Şimdi anlamamız gereken şey İmam Hüseyin (a.s) bu kıyamı niye başlattığıdır. <br><strong>İmam Hüseyin (a.s) bu kıyamı ne için yaptı?<br>Ya da İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın kıyamı beşerî tarihin üzerindeki etkisi ne oldu?</strong><br>Bizim bunları bilmemiz gerekir. <br>Eğer bunları bilmeyecek olursak, bizler aşuradan hiçbir şey anlamayız!</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-48e7705db779dbc99b3592bcae190f63">İmam Hüseyin (a.s) Aşura günü öyle bir hareket yaptı ki beşeri tarihi alt üst etti.<br>İmam Aşura ile sadece Aşura sonrası tarihi değil, Aşuradan önceki tarihide alt üst edip değiştirdi.<br>Hz. İbrahim (a.s) o put kıranlığı ile İbrahim idi. <br>Hz. Süleyman (a.s) o melikliği ve padişahlığı ile Süleymandı. <br>Hz. Davud (a.s) o azameti ile Davud idi. <br>Diğer Enbiyaullahlar ki o azametleti ile Enbiyaullahtılar, hiçbirisi o azametlerine rağmen Aşura gününe kadar kendi hakikatlerini Hz. Eba Abdillah El Huseyn (a.s) gibi ortaya koyamamışlardı. <br>İmam Hüseyin (a.s), Aşurası ile İbrahim&#8217;in, İsa&#8217;nın, Musa’nın, Davud&#8217;un ve diğer Peygamberlerin hakikatini ortaya koydu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-285b0120aadb1558babc415b773e7ac7">Hz. Eba Ebdillah Hüseyin (a.s)&#8217;ın kendisinden sonraki tarihi değiştirmesini bir tarafa koyun.<br>İmam Hüseyin (a.s) hilgetin ilki olan Hz. Adem (a.s)&#8217;ın dahi hakikatini ortaya koydu. Eğer ki İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın kıyamı olmasaydı, Adem (a.s)&#8217;ın azameti anlaşılamazdı!<br>Aşurayı anlayabilmemiz için bir şeyi daha bilmemiz gerekir. O da şudur:<br>&#8220;Bizler Aşurayı niye yaşatıyoruz. Bizler niye her sene matemlere dalıyoruz? Neden eza tutuyoruz? Bizler niye her sene başımızı, gözümüzü dövüyoruz?<br>Yani bizler delimiyiz ki her yıl birilerinin kalbini kırıyor ve düşman kazanıyoruz?</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fc2e1905049fa64be7ec3167dc343bee">Bizim son Meşhed (İmam Rıza (a.s)) ziyaretimizde ben birisine çok kızmıştım. Birde fırça attım. Ertesi gün sabah birisi geldi ve bana dedi ki:<br>&#8220;Hacı Ağa neden bunlara kızarak ateşlerini üzerinize çekiyorsunuz?&#8221;<br>Bende ilk başta gaflet ettim ve dedim ki:<br>&#8220;Doğru diyorsunuz, benim bunlar ile ne işim var. Alayım hareme götürüp getireyim. Hiçbir işlerinede karışmayayım. Kendi işlerimi halledeyim.&#8221;<br>Allah şahittir ki aynı gün öğle namazı vakti idi. Namaz için İmam Rıza (a.s)&#8217;ın haremine gidiyorduk. Biraz baktım ki bunlar haram iş görüyorlar. Mürted oluyorlar. Kendi kendime dedim ki:<br>&#8220;Hoca, senin daha çok düşmanlık kazanman lazım. Eğer ben bunları uyardığım zaman bunlar bana düşman olucaklarsa benim bunların düşmanlığını kazanmam gerekir. Eğer ki ben bunların bu işlerine karşılık susarsam bunlar bu haram işlerini İmam Rıza (a.s)&#8217;ın hareminde bayrak edinecekler.&#8221;<br><br>Yani demem odur ki birileri kalkıp diğerlerinin düşmanlığını kazanıyorsa bunun bir sebebi var.<br>Bu sebep nedir?<br>Bizlerin İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın Aşurasını yaşatarak bu kadar düşman kazanmamızın sebebi nedir?<br>Bunun bir sebebi var. Hiçbirimiz aptal veya manyak değiliz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-02768bf6b3fb1205b1e472b9597a4e7f"><strong>1. Sebep:</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-67fa0b2a5f19b3f5559b4e4fde899661">Aşurayı yaşatıyoruz çünkü bizler Aşurayı her yıl yaşatmazsak, hergün yaşatmazsak, en asgari her yıl peşpeşe olmak üzere 2 ay boyunca her gün matem tutmazsak, evimizi karalara bürümezsek, her türlü düğün ve kutlamayı hayatımızdan çıkarmazsak Aşuranın maarifet kapısına ulaşamayız.<br>Bu birinci sebeptir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ac157cf3841bc3543f0befba8b6e4da3"><strong>2. Sebep:</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-60b81569b77334a6ccf5d77004803364">Aşurayı canlı tutmamızın bir diğer sebebi ise bunu yapmazsak Aşurayı tahayyül etmeyi kabul dahi edemeyiz. Canlı tutmamız ve yaşatmamız gerekir ki içine girebilelim. <br>Yaşatmamız gerekir ki Aşuranın içindeki sırrın peşine düşebilelim. Aşurayı yaşatmamız gerekir ki Aşuranın içinde var olan azamete aşık olabilelim.<br>Aşurayı yaşatmazsak bunların hiçbirine ulaşamayız.<br>Ama herşeyden önce bilmemiz gereken şudur ki:<br>İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın ashabı ve yarenleri İmam&#8217;a neden o şekilde divanevarî aşık idiler?<br>Şimdi sizler canlandırdınız onlar ise yaşıyorlardı. Sizin tek farkınız budur o yüce ashab Aşurayı fiziki olarak yaşıyorlardı, siz ise hayal ederek yaşıyorsunuz.<br><strong><a href="https://www.facebook.com/imammehdiyarenleri?locale=tr_TR">Sizlerde hayal ediyorsunuz:</a><br></strong>İmam Hüseyin (a.s) Kerbelaya gelmiş. İmam (a.s) savaş meydanında. İmam ve Ehlibeyti muhasara altına alınmış. Su yolları kapatılmış. Ulaşım yolları kapatılmış. Hiçbir kimse hiçbir şekilde İmam&#8217;a taraf gelemiyor. Siz bu ortamı Allah&#8217;ın size vermiş olduğu kemal akıl ile canlandırarak yaşıyorsunuz ve onlar ile tek farkınız da onlar bu ortamı fiziki gözleri ile de görüyorlardı.<br><br>Bizler ki İmam Hüseyin (a.s)&#8217;ın azametini ve musibetini canlandırdığımız zaman fersah fersah kaçıyoruz, o ashab gözleri ile görüyorlardı ama kaçmıyorlardı. Onlar çocukların o susuzluğunu gözleri ile görüyorlardı. Onlar dişlerini gıcırdatarak kılıçlarını bileyen ve karşı taraftan savaş naraları atan İblis ordusunun yarın veya öbür gün hepsinin mübarek başını kesip ve çocukları ile kadınlarını da esir edeceklerini biliyorlardı.<br>İmamın o eşsiz ashabı bunların hepsini biliyorlardı.<br>O halde onlarda ne vardı?<br>Bizlerde ne yoktur?<br>Bunu hiç düşündünüz mü?<br>Şimdi o fikir ve ruh yapısına sahip olmaya hazırmısınız?<br>Şimdi o aşka sahip olmaya hazırmısınız?</p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-1/">Aşura: Cennet ile Cehennemin Yol Ayrımı-1</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/asura-cennet-ile-cehennemin-yol-ayrimi-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allahumme Kun Li Veliyyikel Ferec Duası</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/allahumme-kun-li-veliyyikel-ferec-duasi/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/allahumme-kun-li-veliyyikel-ferec-duasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 18:44:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dualar]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Mehdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=1198</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allahumme kun li veliyyikel Ferec duası, Bu dua gaybet döneminde zuhurun çabuklaşması için okunması tavsiye edilmiş olan dualardan biridir.&#160; Allahumme kun li veliyyik duası: بسم الله الرحمن الرحيمBismillahirrahmanirrahimاللّـهُمَّ صَلِّ عَلى&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/allahumme-kun-li-veliyyikel-ferec-duasi/">Allahumme Kun Li Veliyyikel Ferec Duası</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2c5364583c194026bcfcabe3ffdbbd34">Allahumme kun li veliyyikel Ferec duası, Bu dua <a href="https://www.facebook.com/imammehdiyarenleri" target="_blank" rel="noreferrer noopener">gaybet döneminde zuhurun</a> çabuklaşması için okunması tavsiye edilmiş olan dualardan biridir.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="allahumme-kun-li-veliyyik-duasi">Allahumme kun li veliyyik duası:</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0214fa245640fd0595a96126f456e819"><strong>بسم الله الرحمن الرحيم</strong><br>Bismillahirrahmanirrahim<br><strong>اللّـهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّد وَآلِ مُحَمَّد</strong><br>Allahumme salli ela Muhammedin ve ali Muhammed<br><strong>اَللّهُمَّ كُنْ لِوَلِيِّكَ الْحُجَّةِ بْنِ الْحَسَنِ</strong><br>Allahumme kun li-<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">veliyyik’el-Huccet-ibn’il Hesen</a>.<br><strong>صَلَواتُكَ عَلَيْهِ وَعَلى آبائِهِ</strong><br>Salavatuke eleyhi ve ala abaih.<br><strong>في هذِهِ السّاعَةِ وَفي كُلِّ ساعَةٍ</strong><br>Fi hazih’is-saeti ve fi kulli sae.<br><strong>وَلِيّاً ‏وَحافِظاً وَقائِداً وَناصِراً وَدَليلاً وَعَيْناً</strong><br>Veliyyen ve hafizen ve qaiden ve nasiren Ve delilen ve eyna.<br><strong>حَتّى تُسْكِنَهُ أَرْضَكَ طَوْعاً وَتُمَتِّعَهُ فيها طَويلاً</strong><br>Hetta tuskinahu erzeka tev’a ve Tumettiehu fiha tevilla.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="allahumme-kun-li-veliyyikel-ferec-duasinin-turkce-anlami">Allahumme kun li veliyyikel Ferec duasının Türkçe Anlamı:</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b185a93a6b105bde549e75373c227c80">Allahumme kun li veliyyikel Ferec duası Türkçe Anlamı:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ba18b2f14a8985fce1501011bae64263"><strong>Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla</strong><br>Allah’ım! bu saatte ve bütün saatlerde şimdi ve her zaman için <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Velin, Hüccetin İbnil Hesen’e</a> salat ve rahmetin onun ve babalarının üzerine olsun. Veli, koruyucu, öncü, yardımcı, kılavuz ve gözcü ol; böylece onu itaat edildiği halde yeryüzünde sakin kıl ve uzun bir müddet onu orada faydalandır.</p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/allahumme-kun-li-veliyyikel-ferec-duasi/">Allahumme Kun Li Veliyyikel Ferec Duası</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/allahumme-kun-li-veliyyikel-ferec-duasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ferec Duası</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/ferec-duasi/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/ferec-duasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2022 18:12:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dualar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=1186</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ferec Duası&#160;(Arapça:&#160;دعاء الفرج) &#8220;İlahi Azume’l Bela&#8221; (إلهی عَظُمَ البَلاء) ibaretiyle başlamakta ve&#160;Şialar&#160;bu duayı üzüntü ve sıkıntılarının giderilmesi için okumaktadır. &#8220;Mefatihu’l Cinan&#8221; kitabında bu&#160;dua, Kef’emi’nin &#8220;Beledu’l Emin&#8221; kitabından nakledilmiş ve kaynak&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/ferec-duasi/">Ferec Duası</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ferec Duası</strong>&nbsp;(Arapça:&nbsp;<strong>دعاء الفرج</strong>) &#8220;İlahi Azume’l Bela&#8221; (إلهی عَظُمَ البَلاء) ibaretiyle başlamakta ve&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/sia/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Şialar</a>&nbsp;bu duayı üzüntü ve sıkıntılarının giderilmesi için okumaktadır. &#8220;Mefatihu’l Cinan&#8221; kitabında bu&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/dua-2/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">dua</a>, Kef’emi’nin &#8220;Beledu’l Emin&#8221; kitabından nakledilmiş ve kaynak açısından da&nbsp;Masuma&nbsp;(a.s) dayandırılmamıştır. Nakledilenlere göre, bu dua&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Zaman’ın (a.f)</a>, öldürülmek korkusuyla&nbsp;Kazimeyn’e sığınan Muhammed b. Ahmed b. Leys’e rüyasında öğrettiği duadır. </p>



<p>Şialar arasında&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Mehdi’nin (a.f)</a> selameti için edilen “<strong>Allahumme kun li veliyyike’l Hüccet ibni’l Hasan</strong>” <a href="https://www.facebook.com/imammehdiyarenleri" target="_blank" rel="noreferrer noopener">(اَللّهُمَّ کُنْ لِوَلِیکَ الْحُجَّةِ بْنِ الْحَسَنِ.</a>..) duası da &#8220;Ferec duası&#8221; olarak bilinmektedir.</p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ferec-duasinin-kaynagi" style="color:#ff0000">Ferec Duasının Kaynağı</h2>



<p>Ferec duası &#8220;Vesailu’ş Şia&#8221; ve diğer hadis kitaplarında,&nbsp;Seyyid b. Tavus’un&nbsp;<strong>Cemalu’l Usbu’</strong>kitabından,<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[1]</mark></em></strong></sup>&nbsp;&#8220;İmam Zaman (a.f) namazının&nbsp;ardından okunan dua&#8221; unvanıyla getirilmiştir. Ancak bu duanın masumlardan nakledildiğine dair bir kaynak yoktur.<sup><em><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[2]</mark></strong></em></sup>&nbsp;İbn-i Meşhedi’nin&nbsp;<strong>el-Mezaru’l Kebir</strong>&nbsp;kitabında da <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Zaman’ın (a.f)</a><strong><em> </em></strong>Serdabı’nın&nbsp;ziyaret adabı&nbsp;babında, iki rekat&nbsp;ziyaret namazı&nbsp;kılınması ve ardından da okunması için bu&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/dua-2/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">dua</a>&nbsp;nakledilmiştir.<sup><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color"><em><strong>[3]</strong></em></mark></sup>&nbsp;Bu dua&nbsp;Kef’emi’nin &#8220;Misbah&#8221; kitabında, &#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Zaman’ın (a.f)</a> zindana düşen ve bu duayı okuduktan sonra zindandan kurtulan birine öğrettiği dua&#8221; olarak zikredilmiştir.<sup><em><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[4]</mark></strong></em></sup>&nbsp;Eminu’l İslam&nbsp;Tabersi&nbsp;“Kenuzu’n-Necah” kitabında bu duayı İmam Zaman’ın (a.f), öldürülmek korkusuyla Mekabir-i Kureyş’e (Kazimeyn) sığınan ve bu duanın bereketiyle kurtulan Muhammed b. Ahmed b. Leys’e rüyasında öğrettiği dua olarak getirmiştir.<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[5]</mark></em></strong></sup>&nbsp;Mefatihu’l Cinan da bu duayı&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/kadir-gecesi-nedir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ramazan ayının 23. gecesi</a>&nbsp;amelleri babında &#8220;Hediyyetu’z-Zair&#8221; kitabından nakletmiştir.</p>



<p>Yukarıda zikredilen kaynakların hiç birinde masuma (a.s) dayandırılan bir kaynağı olmayan bu dua, kaynak açısından zayıftır.</p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ferec-duasinin-ortaya-cikis-sebebi" style="color:#ff0000">Ferec Duasının Ortaya Çıkış Sebebi</h2>



<p>Eminu’l İslam Fazl b. Hasan Tabersi “Kenuzu’n-Necah” kitabında şöyle yazmaktadır: Ferec Duası<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> İmam Zaman’ın (a.f)</a> Bağdat’ta öldürülmek korkusuyla Mekabir-i Kureyş’e (Kazimeyn) sığınan ve bu duanın bereketiyle öldürülmekten kurtulan Ebe’l Hasan Muhammed b. Ahmed b. Leys’e rüyasında öğrettiği duadır.</p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ferec-duasinin-icerigi" style="color:#ff0000">Ferec Duasının İçeriği</h2>



<p>Ferec Duası üç bölümden oluşmaktadır:</p>



<p>Duanın birinci bölümünde, halkın&nbsp;gaybet döneminde&nbsp;müptela olduğu büyük imtihanlara işaret edilmektedir.</p>



<p>İkinci bölümde&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resul-ü Kibriya’ya (s.a.a) </a>ve onun pak&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/ehlibeyt/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ehlibeytine&nbsp;(a.s)</a> salat ve selam gönderdikten sonra müminlerin, onların sahip olduğu yüksek ve yüce makamları hasebiyle, emirlerine itaat etme gerekliliğini işlemektedir.</p>



<p>Duanın son bölümünde ise,&nbsp;Allah-u Teala’dan masumların (a.s) üzerimizde olan haklarının hürmetine bizlere kafi gelerek, yardım etmeleri istenilmektedir.</p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="diger-ferec-dualari" style="color:#ff0000">Diğer Ferec Duaları</h2>



<p>Ferec kavramı, (Arapça) sözlükte “gam ve hüzünden kurtulmak ve ferahlamak” anlamına gelir.<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[6]</mark></em></strong></sup>&nbsp;Hadis&nbsp;kitaplarında ferec ve ferahlamanın hâsıl olması için zikredilen dua ve ameller, bu sözlük anlamını taşımaktadır. Allame Meclisi &#8220;Biharu’l Envar&#8221; kitabının 95. cildinin “Bab-ı Ed’iyyetu’l Ferec”te (Ferec Duaları Babı) bu konuyla ilgili 39 dua nakletmiştir.</p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/sia/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Şialar</a>&nbsp;arasında&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Mehdi’nin (a.f)</a> selameti için edilen “Allahumme kun li veliyyike’l Hüccet ibni’l Hasan” (اَللّهُمَّ کُنْ لِوَلِیکَ الْحُجَّةِ بْنِ الْحَسَنِ&#8230;) duası da &#8220;Ferec duası&#8221; olarak bilinmektedir.</p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ferec-duasi" style="color:#ff0000">Ferec Duası</h2>



<figure id="Ferec-Duası" class="wp-block-audio Ferec-Duası"><audio controls src="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/03/ferec-duasi.mp3"></audio></figure>



<p id="ب-س-م-الل-ـه-الر-ح-م-ـ-ن-الر-ح-يم-إ-ل-ه-ی-ع-ظ-م-ال-ب-لاء-و-ب-ر-ح-ال-خ-ف-اء-و-ان-کش-ف-ال-غ-ط-اء-و-ان-ق-ط-ع-الر-ج-اء-و-ض-اق-ت-ال-أ-ر-ض-و-م-ن-ع-ت-الس-م-اء-و-أ-ن-ت-ال-م-س-ت-ع-ان-و-إ-ل-یک-ال-م-ش-ت-کی-و-ع-ل-یک-ال-م-ع-و-ل-ف-ی-الش-د-ة-و-الر-خ-اء-الل-ه-م-ص-ل-ع-ل-ی-م-ح-م-د-و-آل-م-ح-م-د-أ-ول-ی-ال-أ-م-ر-ال-ذ-ین-ف-ر-ض-ت-ع-ل-ین-ا-ط-اع-ت-ه-م-و-ع-ر-ف-ت-ن-ا-ب-ذ-ل-ک-م-ن-ز-ل-ت-ه-م-ف-ف-ر-ج-ع-ن-ا-ب-ح-ق-ه-م-ف-ر-جا-ع-اج-لا-ق-ر-یبا-کل-م-ح-ال-ب-ص-ر-أ-و-ه-و-أ-ق-ر-ب-یا-م-ح-م-د-یا-ع-ل-ی-یا-ع-ل-ی-یا-م-ح-م-د-اکف-یان-ی-ف-إ-ن-کم-ا-کاف-یان-و-ان-ص-ر-ان-ی-ف-إ-ن-کم-ا-ن-اص-ر-ان-یا-م-و-لان-ا-یا-ص-اح-ب-الز-م-ان-ال-غ-و-ث-ال-غ-و-ث-ال-غ-و-ث-أ-د-ر-کن-ی-أ-د-ر-کن-ی-أ-د-ر-کن-ی-الس-اع-ة-الس-اع-ة-الس-اع-ة-ال-ع-ج-ل-ال-ع-ج-ل-ال-ع-ج-ل-یا-أ-ر-ح-م-الر-اح-م-ین-ب-ح-ق-م-ح-م-د-و-آل-ه-الط-اه-ر-ین"><strong>بِسْمِ اللَّـهِ الرَّ‌حْمَـٰنِ الرَّ‌حِيمِ<br>إِلَهِی عَظُمَ الْبَلاءُ وَ بَرِحَ الْخَفَاءُ وَ انْکشَفَ الْغِطَاءُ وَ انْقَطَعَ الرَّجَاءُ وَ ضَاقَتِ الْأَرْضُ وَ مُنِعَتِ السَّمَاءُ وَ أَنْتَ الْمُسْتَعَانُ وَ إِلَیک الْمُشْتَکی وَ عَلَیک الْمُعَوَّلُ فِی الشِّدَّةِ وَ الرَّخَاءِ</strong>&nbsp;<strong>اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَی مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ أُولِی الْأَمْرِ الَّذِینَ فَرَضْتَ عَلَینَا طَاعَتَهُمْ وَ عَرَّفْتَنَا بِذَلِک مَنْزِلَتَهُمْ فَفَرِّجْ عَنَّا بِحَقِّهِمْ فَرَجا عَاجِلا قَرِیبا کلَمْحِ الْبَصَرِ أَوْ هُوَ أَقْرَبُ</strong>&nbsp;<strong>یا مُحَمَّدُ یا عَلِی یا عَلِی یا مُحَمَّدُ اکفِیانِی فَإِنَّکمَا کافِیانِ وَ انْصُرَانِی فَإِنَّکمَا نَاصِرَانِ</strong>&nbsp;<strong>یا مَوْلانَا یا صَاحِبَ الزَّمَانِ الْغَوْثَ الْغَوْثَ الْغَوْثَ أَدْرِکنِی أَدْرِکنِی أَدْرِکنِی السَّاعَةَ السَّاعَةَ السَّاعَةَ الْعَجَلَ الْعَجَلَ الْعَجَلَ یا أَرْحَمَ الرَّاحِمِینَ بِحَقِّ مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ الطَّاهِرِینَ</strong></p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ferec-duasi-nin-turkce-okunusu" style="color:#ff0000">Ferec Duası nın Türkçe Okunuşu</h2>



<p><strong>Bismillahirrahmanirrahim
</strong>İlâhi, azum’el belâu ve berih’al hefâu v’en keşef’el ğitâu ve’n gata’er-recâu ve zâgati’l arzu ve muniet’is-semâu ve ente’l musteanu ve ileyke’l müştekâ ve aleyk’el muavvelu fiş-şiddeti ve’r-rehâ. Allâhumme salli elâ Muhammed’in ve âl-i Muhammed; uli’l emrillezine ferazte aleyna taetehum ve arreftena bi-zalike menziletehum fe-ferric enna bi-haggihim feracen âcilen gâriben kelemh’il basari ev huve egrabu yâ Muhammed’u, Yâ Aliyy, Yâ Aliyyu, Yâ Muhammed, ikfiyâni feinne kuma kâfiyan. Vensurâni feinne kuma nasirân. Yâ mevlana yâ Sahib’ez-Zaman! El-ğavs, el-ğavs, el-ğavs, edrikni, edrikni, edriknî, es-saate, es-saate, es-saate, el-acel, el-acel, el-acel, yâ erham’er-rahimine, bihaggi Muhammedin ve âlihit-tâhirîn.</p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ferec-duasi-nin-turkce-anlami" style="color:#ff0000">Ferec Duası nın Türkçe Anlamı</h2>



<p><strong>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla </strong></p>



<p>Allah’ım! Zulüm çoğalmıştır ve gizliler açığa çıkmıştır. Kapalı perde kalkmıştır ve ümitler yok olmuştur; yeryüzü daralmış, gökyüzü senin rahmetinden mahrum kalmıştır. Ey Allah’ım! Sen varsın ve ancak sen yardım edersin, yüce makamına şikâyet ediyoruz. Kolaylık ve zorlukta güvenimiz sensin. Allah’ım!Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a) ve onun pak evladına rahmet et. O emir sahiplerine ki, onlara itaati bizler için farz etmiştin ve onların yüksek makamlarını bizlere tanıtmıştın. Onların yüzü suyu hürmetine bize ferahlık ver, acil ve yakın; tıpkı göz açıp kapama gibi ya da ondan daha yakın. Ey Muhammed, ey Ali; ey Ali, ey Muhammed! Bana kâfi geliniz ki, bana kâfi gelen sizlersiniz. Bizlere yardım edin; bizim yardımcımız sizsiniz. Ey saygı değer, ey zamanın sahibi ve imamı! Feryat, feryat, feryat; sesimi duy, sesimi duy, sesimi duy; hemen, hemen, hemen; acil, acil, acil; ey merhamet edenlerin en merhametlisi! Hz. Muhammed’in ve onun pak evlatlarının yüzü suyu hürmetine onun gelişini çabuklaştır.</p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="kaynakca" style="color:#ff0000">Kaynakça</h2>



<pre class="wp-block-verse"><strong><em>1-</em>Cemalu’l Usbu s. 280 - 281. 
<em>2-</em>Vesailu’ş Şia, c. 7, s. 435.  
<em>3-</em>el-Mezaru’l Kebir, s. 590. 
<em>4-</em>Misbah-ı Kef’emi, s. 176. 
<em>5-</em>Biharu’l Envar, c. 53, s. 275. 
<em>6-</em>İbn-i Manzur, Lisanu’l Arab, c. 2, s. 343, "el-Ferec" kelimesi.</strong></pre>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/ferec-duasi/">Ferec Duası</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/ferec-duasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahd Duası</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/ahd-duasi/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/ahd-duasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2022 15:43:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dualar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=1173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ahd Duası (Arapça: دعاء العهد); İmam Sadık’tan (a.s) nakledilmiş ve İmam Mehdi (a.f) ile biat yenileme üzerinedir. Bu dua İmam Zaman’ın (a.f) gaybeti döneminde okunması önemle tavsiye edilen dualardan biridir. Ayrıca bu duayı 40 sabah okuyan kimsenin, İmam Mehdi’nin&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/ahd-duasi/">Ahd Duası</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p> <strong>Ahd Duası</strong> <a href="https://www.facebook.com/imammehdiyarenleri" target="_blank" rel="noreferrer noopener">(Arapça: <strong>دعاء العهد</strong>)</a>; <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-caferi-sadik/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Sadık’tan (a.s)</a> nakledilmiş ve<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> İmam Mehdi (a.f)</a> ile biat yenileme üzerinedir. Bu <a href="https://imammehdiyarenleri.org/dua-2/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">dua</a> <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Zaman’ın (a.f)</a> gaybeti döneminde okunması önemle tavsiye edilen dualardan biridir. Ayrıca bu duayı 40 sabah okuyan kimsenin, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Mehdi’nin (a.f)</a> yarenlerinden olacağı rivayet edilmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image is-resized ahd-duası" id="ahd-duası"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="http://www.alulbeyt.com.tr/resimler/icerikler/2077.jpg" alt="Alulbeyt" width="346" height="255" title="ahd-duası"/></figure>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ahd-duasi-nin-senedi" style="color:#ff0000">Ahd Duası nın Senedi</h2>



<p> <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-caferi-sadik/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Sadık’tan (a.s) </a>rivayet edilen bu duayı,&nbsp;Seyyid b. Tavus&nbsp;Misbahu’z Zair’de,&nbsp;İbn-i Meşhedi&nbsp;el-Mezaru’l  Kebir’de,<sup><em><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[1]</mark></strong></em></sup>&nbsp;Kef’emi&nbsp;el-Misbah<sup><em><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[2]</mark></strong></em></sup>&nbsp;ve&nbsp;el-Beledu’l Emin’de<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[3]</mark></em></strong></sup>&nbsp;ve&nbsp;Allame Meclisi&nbsp;Biharu’l Envar<sup><em><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[4]</mark></strong></em></sup>&nbsp;ve&nbsp;Zadu’l Mead<sup><em><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[5]</mark></strong></em></sup>&nbsp;kitabında nakletmiştir. Bu duanın Seyyid b. Tavus, Kef&#8217;emi ve Allame Meclisi gibi büyük alimler tarafından nakledilmiş olması, onların Ahd Duasına güvendiklerinin göstergesidir. Ayrıca bu duanın içeriği, diğer dualarda onaylanmıştır.</p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ahd-duasinin-icerigi" style="color:#ff0000">Ahd Duasının İçeriği</h2>



<p> Ahd duası, duayı okuyan kişi ve aynı şekilde yeryüzünün doğusunda ve batısındaki, çölünde ve dağındaki, karasında ve denizindeki bütün mümin erkek ve kadın, anne-baba ve evlat tarafından,<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> İmam Mehdi’ye (a.f)</a> gönderilen özel bir salat ve selamı içermektedir. Okuyucu daha sonra<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">&nbsp;İmam Mehdi&nbsp;(a.f)</a> ile ahdini, akdini ve biatini yenilemekte ve&nbsp;kıyamete&nbsp;kadar da bu ahdine bağlı kalacağını açıklayarak,&nbsp;Allah-u Teâlâ’ya şöyle niyaz etmektedir: “<em>Allah’ım! Eğer benimle onun arasında kulların için kesin kıldığın ve takdir ettiğin ölüm engel oluşturursa, beni&nbsp;kefenimi&nbsp;kendime gömlek yaparak, kılıcımı kınından çıkararak, mızrağımı elime almış bir şekilde, -hakka- davet edenin şehirde ve diyardakilere yönelen davetine ‘‘lebbeyk’’ diyerek mezarımdan dışarı çıkar.</em>”</p>



<p>Zarif ve narin bir dille<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> İmam Mehdi’yi (a.f)</a> görme isteğiyle devam eden dua, batıla karşı zafere ulaşması, hakkı sabit kılması ve din ve iman ehlinin hayat bulması için<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> İmam Mehdi’nin (a.f)</a> zuhurunun çabuklaşmasını istemekle son bulmaktadır.<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[6]</mark></em></strong></sup></p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ahd-duasinin-okunma-zamani-ve-etkisi" style="color:#ff0000">Ahd Duasının Okunma Zamanı ve Etkisi</h2>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-caferi-sadik/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Sadık&nbsp;(a.s)</a> şöyle buyurmaktadır: “<em>Her kim bu duayı kırk sabah okursa&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Mehdi’nin (a.f) </a>yarenlerinden olur. Eğer okuyan kimse o hazretin zuhurundan önce ölürse,&nbsp;Allah-u Teâlâ onu <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-mehdi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Mehdi’nin (a.s)</a> safında&nbsp;cihat&nbsp;etmesi için kabrinden çıkarır; bu duanın her bir kelimesi için ona bin güzellik yazar ve ondan bin&nbsp;günah&nbsp;bağışlar.</em>”<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[7]</mark></em></strong></sup></p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ahd-duasi-dinle-ve-indir" style="color:#ff0000">Ahd Duası Dinle ve İndir</h2>



<figure id="Ahd-Duası" class="wp-block-audio Ahd-Duası"><audio controls src="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/03/Ahd-Duasi-1.mp3"></audio></figure>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ahd-duasinin-arapcasi-ve-anlami" style="color:#ff0000">Ahd Duasının Arapçası ve Anlamı</h2>



<figure class="wp-block-table" style="font-size:19px"><table class="has-black-color has-text-color"><tbody><tr><td class="has-text-align-center" data-align="center"><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0);color:#ff0000" class="has-inline-color"><em><strong>Ahd Duasının Arapçası</strong></em></mark></td><td class="has-text-align-center" data-align="center"><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0);color:#ff0000" class="has-inline-color"><em><strong>Ahd Duasının Anlamı</strong></em></mark></td></tr><tr><td class="has-text-align-center" data-align="center"><strong>بِسْمِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ</strong></td><td class="has-text-align-center" data-align="center">Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla</td></tr><tr><td class="has-text-align-center" data-align="center"><strong>اَللَّهُمَّ رَبَّ النُّورِ الْعَظِیمِ وَ رَبَّ الْکرْسِی الرَّفِیعِ وَ رَبَّ الْبَحْرِ الْمَسْجُورِ وَ مُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَ الْإِنْجِیلِ وَ الزَّبُورِ وَ رَبَّ الظِّلِّ وَ الْحَرُورِ وَ مُنْزِلَ الْقُرْآنِ [الْفُرْقَانِ] الْعَظِیمِ وَ رَبَّ الْمَلائِکةِ الْمُقَرَّبِینَ وَ الْأَنْبِیاءِ [وَ] الْمُرْسَلِینَ اللَّهُمَّ إِنِّی أَسْأَلُک بِوَجْهِک [بِاسْمِک] الْکرِیمِ وَ بِنُورِ وَجْهِک الْمُنِیرِ وَ مُلْکک الْقَدِیمِ یا حَی یا قَیومُ أَسْأَلُک بِاسْمِک الَّذِی أَشْرَقَتْ بِهِ السَّمَاوَاتُ وَ الْأَرَضُونَ وَ بِاسْمِک الَّذِی یصْلَحُ بِهِ الْأَوَّلُونَ وَ الْآخِرُونَ یا حَیا قَبْلَ کلِّ حَی وَ یا حَیا بَعْدَ کلِّ حَی وَ یا حَیا حِینَ لا حَی یا مُحْیی الْمَوْتَی وَ مُمِیتَ الْأَحْیاءِ یا حَی لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ</strong></td><td class="has-text-align-center" data-align="center">Allah&#8217;ım! -Ey- yüce nurun Rabb&#8217;i! Ey yüksek kürsünün Rabb&#8217;i! Ey kaynayan denizin Rabb&#8217;i! -Ey- Tevrat, İncil ve Zebur&#8217;u indiren! -Ey- gölgenin ve sıcak -güneşin- Rabb&#8217;i! -Ey- yüce Kur&#8217;an&#8217;ın Rabb&#8217;i! -Ey- mukarreb meleklerin, peygamber ve elçilerin Rabb&#8217;i! Allah&#8217;ım! Kerim ismin hürmetine, her şeyi nurlandıran yüzünün nuru ve kadim mülkünün hürmetine senden istiyorum. Ey diri, ey kayyum! Göklerin ve yerin kendisiyle ışıklandığı ismin hürmetine, öncekilerle sonrakileri kendisiyle ıslah ettiğin isminin hakkı için senden istiyorum. Ey her diriden önce diri. Ey her diriden sonra diri. Ey hiçbir diri olmadığı zaman diri olan. Ey ölüleri dirilten. Ey dirileri öldüren. Ey kendisinden başka ilâh olmayan diri</td></tr><tr><td class="has-text-align-center" data-align="center"><strong>اللَّهُمَّ بَلِّغْ مَوْلانَا الْإِمَامَ الْهَادِی الْمَهْدِی الْقَائِمَ بِأَمْرِک صَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَیهِ وَ عَلَی آبَائِهِ الطَّاهِرِینَ عَنْ جَمِیعِ الْمُؤْمِنِینَ وَ الْمُؤْمِنَاتِ فِی مَشَارِقِ الْأَرْضِ وَ مَغَارِبِهَا سَهْلِهَا وَ جَبَلِهَا وَ بَرِّهَا وَ بَحْرِهَا وَ عَنِّی وَ عَنْ وَالِدَی مِنَ الصَّلَوَاتِ زِنَةَ عَرْشِ اللَّهِ وَ مِدَادَ کلِمَاتِهِ وَ مَا أَحْصَاهُ عِلْمُهُ [کتَابُهُ] وَ أَحَاطَ بِهِ کتَابُهُ [عِلْمُهُ] اللَّهُمَّ إِنِّی أُجَدِّدُ لَهُ فِی صَبِیحَةِ یوْمِی هَذَا وَ مَا عِشْتُ مِنْ أَیامِی عَهْدا وَ عَقْدا وَ بَیعَةً لَهُ فِی عُنُقِی لا أَحُولُ عَنْهَا وَ لا أَزُولُ أَبَدا اللَّهُمَّ اجْعَلْنِی مِنْ أَنْصَارِهِ وَ أَعْوَانِهِ وَ الذَّابِّینَ عَنْهُ وَ الْمُسَارِعِینَ إِلَیهِ فِی قَضَاءِ حَوَائِجِهِ [وَ الْمُمْتَثِلِینَ لِأَوَامِرِهِ] وَ الْمُحَامِینَ عَنْهُ وَ السَّابِقِینَ إِلَی إِرَادَتِهِ وَ الْمُسْتَشْهَدِینَ بَینَ یدَیهِ اللَّهُمَّ إِنْ حَالَ بَینِی وَ بَینَهُ الْمَوْتُ الَّذِی جَعَلْتَهُ عَلَی عِبَادِک حَتْما مَقْضِیا،</strong></td><td class="has-text-align-center" data-align="center">Allah&#8217;ım! Hidayet edici, hidayet üzere olan ve senin emrine kıyam edici imam olan mevlamıza -rahmetin onun ve tertemiz babalarının üzerine olsun- yeryüzünün doğularında ve batılarındaki, çölünde ve dağındaki, karasında ve denizindeki bütün mümin erkek ve kadınlardan, benden ve anam-babamdan Allah&#8217;ın arşının ağırlığınca ve kelimelerinin çekimince, ilminin sayımınca ve -varlık- kitabının kapsamınca rahmet eyle<br><br>Allah&#8217;ım! Ben, bugünün sabahında ve yaşadığım sürece onun üzerimdeki ahdini, akdini ve biatini yeniliyorum. Hiçbir zaman ondan vazgeçmeyeceğim ve onu zail etmeyeceğim<br><br>Allah&#8217;ım! Beni onun ensarından ve yardımcılarından, onu savunanlardan, hacetlerini yerine getirmeye koşanlardan, emirlerine itaat edenlerden, onu destekleyenlerden, isteği doğrultusunda diğerlerinden öne geçenlerden ve huzurunda şehadete erişenlerden eyle</td></tr><tr><td class="has-text-align-center" data-align="center"><strong>اللَّهُمَّ إِنْ حَالَ بَینِی وَ بَینَهُ الْمَوْتُ الَّذِی جَعَلْتَهُ عَلَی عِبَادِک حَتْما مَقْضِیا،</strong><br><strong>فَأَخْرِجْنِی مِنْ قَبْرِی مُؤْتَزِرا کفَنِی شَاهِرا سَیفِی مُجَرِّدا قَنَاتِی مُلَبِّیا دَعْوَةَ الدَّاعِی فِی الْحَاضِرِ وَ الْبَادِی اللَّهُمَّ أَرِنِی الطَّلْعَةَ الرَّشِیدَةَ وَ الْغُرَّةَ الْحَمِیدَةَ وَ اکحُلْ نَاظِرِی بِنَظْرَةٍ مِنِّی إِلَیهِ وَ عَجِّلْ فَرَجَهُ وَ سَهِّلْ مَخْرَجَهُ وَ أَوْسِعْ مَنْهَجَهُ وَ اسْلُک بی‌مَحَجَّتَهُ وَ أَنْفِذْ أَمْرَهُ وَ اشْدُدْ أَزْرَهُ وَ اعْمُرِ اللَّهُمَّ بِهِ بِلادَک وَ أَحْی بِهِ عِبَادَک فَإِنَّک قُلْتَ وَ قَوْلُک الْحَقُّ ظَهَرَ الْفَسَادُ فِی الْبَرِّ وَ الْبَحْرِ بِمَا کسَبَتْ أَیدِی النَّاسِ </strong></td><td class="has-text-align-center" data-align="center">Allah&#8217;ım! Eğer benimle onun arasında kulların için kesin kıldığın ve takdir ettiğin ölüm engel oluşturursa, beni kefenimi kendime gömlek yaparak, kılıcımı kınından çıkararak, mızrağımı elime almış bir şekilde, -hakka- davet edenin şehirde ve diyardakilere yönelen davetine ‘‘lebbeyk’’ diyerek mezarımdan dışarı çıkar<br><br>Allah&#8217;ım! O değerli yüzü ve beğenilmiş parlaklığı bana göster. Ona bir bakışla gözüme -nur ve ebediyet- sürmesi sür. Zuhurunu çabuklaştır, çıkışını kolaylaştır, yolunu genişlet, beni onun hüccetli yolunda yürüt, emrini geçerli kıl ve sırtını güçlendir<br>Allah&#8217;ım! Onunla beldelerini bayındırlaştır ve onunla kullarını dirilt. Sen buyurdun ki -senin sözün haktır-: &#8220;Karada ve denizde insanların ellerinin kazandığı fesat zuhur etti&#8221;<br></td></tr><tr><td class="has-text-align-center" data-align="center"><strong>فَأَظْهِرِ اللَّهُمَّ لَنَا وَلِیک وَ ابْنَ بِنْتِ نَبِیک الْمُسَمَّی بِاسْمِ رَسُولِک،<br>حَتَّی لا یظْفَرَ بِشَیءٍ مِنَ الْبَاطِلِ إِلا مَزَّقَهُ وَ یحِقَّ الْحَقَّ وَ<br> یحَقِّقَهُ وَ اجْعَلْهُ اللَّهُمَّ مَفْزَعا لِمَظْلُومِ عِبَادِک وَ نَاصِرا لِمَنْ لا یجِدُ لَهُ نَاصِرا غَیرَک وَ مُجَدِّدا لِمَا عُطِّلَ مِنْ أَحْکامِ کتَابِک وَ مُشَیدا لِمَا وَرَدَ مِنْ أَعْلامِ دِینِک وَ سُنَنِ نَبِیک صَلَّی اللَّهُ عَلَیهِ وَ آلِهِ وَ اجْعَلْهُ اللَّهُمَّ مِمَّنْ حَصَّنْتَهُ مِنْ بَأْسِ الْمُعْتَدِینَ اللَّهُمَّ وَ سُرَّ نَبِیک مُحَمَّدا صَلَّی اللَّهُ عَلَیهِ وَ آلِهِ بِرُؤْیتِهِ وَ مَنْ تَبِعَهُ عَلَی دَعْوَتِهِ وَ ارْحَمِ اسْتِکانَتَنَا بَعْدَهُ اللَّهُمَّ اکشِفْ هَذِهِ الْغُمَّةَ عَنْ هَذِهِ الْأُمَّةِ بِحُضُورِهِ وَ عَجِّلْ لَنَا ظُهُورَهُ إِنَّهُمْ یرَوْنَهُ بَعِیدا وَ نَرَاهُ قَرِیبا بِرَحْمَتِک یا أَرْحَمَ الرَّاحِمِینَ.</strong></td><td class="has-text-align-center" data-align="center"><br>Allah&#8217;ım! O halde her batıla karşı zafere ulaşması ve onu yırtması -yok etmesi-, hakkı sabit kılması ve ayakta tutması için senin velin ve senin peygamberinin ismiyle adlananı ve senin peygamberinin kızının oğlunu bize göster. Onu, zulme uğrayan kullarının sığınağı, senden başka kendisine yardımcı bulamayanın yardımcısı, kitabının (Kur&#8217;an&#8217;ın) tatil olanını (uygulanmayan hükümlerini) yenileyici, dininin şiarlarını ve peygamberinin -Allah&#8217;ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyti&#8217;nin üzerine olsun- sünnetlerini sağlamlaştırıcı kıl<br><br>Allah&#8217;ım! Onu zalimlerin kötülüklerinden koruduğun kimselerden kıl. Allah&#8217;ım! Peygamberin Muhammed&#8217;i -Allah&#8217;ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyti&#8217;nin üzerine olsun- onu ve onun davetini izleyenleri görmekle sevindir ve ondan sonraki bizim zavallı halimize merhamet eyle. Allah&#8217;ım! Onun huzuruyla gamı bu ümmetten gider. O hazretin muhaliflerinin uzak gördüğü, bizim ise yakın gördüğümüz zuhurunu çabuklaştır; merhametinin hakkı için ey merhametlilerin en merhametlisi<br></td></tr><tr><td class="has-text-align-center" data-align="center"><strong>اَلْعَجَلَ الْعَجَلَ یا مَوْلای یا صَاحِبَ الزَّمَانِ</strong></td><td class="has-text-align-center" data-align="center"><br><strong>Daha sonra üç defa eller dize vurularak şöyle söylenir</strong><br>&#8220;el-Acel, el-Acel, ey mevlam, ey Sahibe&#8217;z-Zaman&#8221;<br></td></tr></tbody></table></figure>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="ahd-duasi-turkce-yazilisi" style="color:#ff0000">Ahd Duası Türkçe Yazılışı</h2>



<pre class="wp-block-verse"><strong>Allâhumme rabben-nûril azim ve rabbel kursiyyirraf’î, ve rabbel bahril mescûr ve munzilet tevrâti vel incili vez zebûr ve rabbez zilli vel harur ve munzilel kur’anil azim ve rabbel melaiketil mukarrabine vel enbiyâi vel murselîn.</strong></pre>



<pre class="wp-block-verse"><strong>Allâhumme inni es’eluke bi vechikel kerîm ve binûri vechikel munîr ve mulkikel kadîm. Ya hayyu ya kayyûm es-eluke bismikellezî eşragat bihis-semâvâtu vel arezun ve bismikellezî yeslahu bihil evvelûne vel âhirûn yâ hayyen gable kulli hay ve ya hayyen ba’de kulli hay ve yâ hayyen hîne lâ hay.</strong></pre>



<pre class="wp-block-verse"><strong>Yâ muhyiyel mevtâ ve mumîtel ehyâ. Yâ hayyu lâ ilahe illa ent. Allâhumme belliğ mevlanel imamel hâdil Mehdîyel gâime bi emrik; selavâtullâhi aleyhi ve alâ âbâihit-tâhirîn en cemîil mu’minîne vel mu’minât fî meşârigil arzi ve meğaribihâ, sehlihâ ve cebelihâ ve berrihâ ve bahrihâ ve enni ve en vâlideyye mines-salevâti zinete arşillâh ve midâde kelimâtihi ve mâ ehsâhu ilmuhu ve ehâte bihi kitâbuh.</strong></pre>



<pre class="wp-block-verse"><strong>Allâhumme inni uceddidu lehû fi sabîhati yevmî hâzâ ve mâ iştu min eyyâmi ahden ve akden ve bey’aten lehû fî unugî, lâ ehûlu anhâ ve lâ ezûlu ebadâ.</strong></pre>



<pre class="wp-block-verse"><strong>Allâhummec’alnî min ansârihî ve a’vânih vez-zâbbîne enhu vel musâriîne ileyhi fî gazâi havâicihî vel mumtesilîne li evâmirih vel muhâmîne enhu ves-sâbigîne ila iradetih vel musteşhedîne beyne yedeyh</strong></pre>



<pre class="wp-block-verse"><strong>Allâhumme in hâle beyni ve beynehul mevtullezî cealtu âlâ ibâdike hatmen magziyya, fe ehricnî min gabrî mu’teziren kefenî, şâhiren seyfî mucerriden ganâti mulebbiyen da’veted-daî fil hâziri vel bâdi.</strong></pre>



<pre class="wp-block-verse" id="allahumme-erinit-tal-ater-resideh-vel-gurratel-hamideh-vekhul-naziri-binazretin-minni-iley-ve-accil-fereceh-ve-sehhil-mahreceh-ve-evsi-menheceh-vessluk-bi-mehecceteh-ve-enfiz-emreh-usdud-ezreh-va-murillahumme-bihi-biladek-ve-ehyi-bihi-ibadek-feinneke-gulte-ve-gavlukel-hak-zaherel-fesadu-fil-berri-vel-bahri-bima-kesebet-eydinnas-fe-ezhirillahumme-lena-veliyyeke-vebne-binti-nebiyyik-el-musemma-bismi-resulik-hatta-la-yezfere-bisey-in-minel-batili-illa-mezzegah-ve-yuhiggal-hegge-ve-yuhaggigeh-vec-elhullahumme-mefzean-limezlumi-ibadik-ve-nasiren-limen-la-yecidu-lehu-nasiran-gayrek-ve-muceddiden-lima-uttile-min-ahkami-kitabik-ve-museyyiden-lima-verede-min-a-lami-dinik-ve-suneni-nebiyyik-sallallahu-aleyhi-ve-alih-vec-elhullahumme-mimmen-hassantehu-min-be-sil-mu-tedin"><strong>Allâhumme erinit-tal’ater-reşîdeh vel gurratel hamideh, vekhul nâzirî binazretin minni iley ve accil fereceh ve sehhil mahreceh ve evsi menheceh vessluk bî mehecceteh ve enfiz emreh uşdud ezreh va murillâhumme bihî bilâdek ve ehyi bihî ibâdek feinneke gulte ve gavlukel hak zaherel fesâdu fil berri vel bahri bimâ kesebet eydinnâs! Fe ezhirillâhumme lenâ veliyyeke vebne binti nebiyyik el-musemmâ bismi resûlik hatta lâ yezfere bişey’in minel bâtili illâ mezzegah ve yuhiggal hegge ve yuhaggigeh vec’elhullâhumme mefzean limezlûmi ibâdik ve nâsiren limen la yecidu lehu nasıran gayrek ve muceddiden limâ uttile min ahkâmi kitâbik ve muşeyyiden limâ verede min a’lâmi dînik ve suneni nebiyyik sallallahu aleyhi ve âlih vec’elhullâhumme mimmen hassantehû min be’sil mu'tedin.</strong></pre>



<pre class="wp-block-verse" style="font-size:18px"><strong>Allahumme ve surre nebiyyike Muhammeden sallallahu aleyhi ve âlih bi ru’yetihi ve men tebiehu âlâ da’vetih verham istikânetenâ ba’deh! Allâmummekşif hâzihil ğummete en hâzihil ummeh bi huzûrihî ve accil lenâ zuhûreh innehum yerevnehû baîdâ ve nerahu garîbâ. Bi rahmetike yâ erhamer râhimin!</strong></pre>



<pre class="wp-block-verse"><strong>(Buraya gelince üç kere elini dizine vurarak şunu söyle)</strong></pre>



<pre class="wp-block-verse"><strong>El’acele elacele Ya Mevlaye Ya Sahibez-Zeman!</strong></pre>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="kaynakca" style="color:#ff0000">Kaynakça</h2>



<pre class="wp-block-verse"><strong><em>1-</em>İbn-i Meşhedi, s. 663 - 666.&nbsp;
<em>2-</em>Kef’e2mi, Misbah, s. 550 - 552.&nbsp;
<em>3-</em>Kef’emi, Beledu’l Emin, s. 83. 
<em>4-</em>Meclisi, Biharu’l Envar, c. 83, s. 284&nbsp;
<em>5-</em>Meclisi, Zadu’l Mead, s. 542. 
<em>6-</em>Dairetu’l Mearif-i Teşeyyü, c. 7, s. 531. 
<em>7-</em>Meclisi, Biharu’l Envar, c. 83, s. 284.</strong></pre>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/ahd-duasi/">Ahd Duası</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/ahd-duasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Camia Kebire Ziyareti</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/camia-kebire-ziyareti/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/camia-kebire-ziyareti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2022 18:31:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dualar]]></category>
		<category><![CDATA[Camia Kebire Ziyareti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=1159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Camia Kebire ziyareti (Arapça:الزيارة الجامعة الكبيرة), Masum İmamlar&#8217;ın (a.s) en önemli ve kapsamlı ziyaret namelerinden biridir. Camia Kebire Ziyareti , Şialardan birinin isteği üzerine İmam Hadi (a.s) tarafından söylenmiştir. Ziyaret namede Şia’nın imamet, imamların makamı ve Şiaların, Ethar İmamlar (a.s) karşısındaki görevleri&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/camia-kebire-ziyareti/">Camia Kebire Ziyareti</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Camia Kebire ziyareti</strong> (Arapça:<strong>الزيارة الجامعة الكبيرة</strong>), <a href="https://imammehdiyarenleri.org/ehlibeyt/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Masum İmamlar&#8217;ın (a.s)</a> en önemli ve kapsamlı ziyaret namelerinden biridir. Camia Kebire Ziyareti , <a href="https://imammehdiyarenleri.org/sia/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Şialardan</a> birinin isteği üzerine <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali-naki/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hadi (a.s)</a> tarafından söylenmiştir. Ziyaret namede <a href="https://imammehdiyarenleri.org/sia/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Şia</a>’nın imamet, imamların makamı ve Şiaların, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/ehlibeyt/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ethar İmamlar (a.s)</a> karşısındaki görevleri hakkındaki inançlar yer almaktadır. <strong>Camia Kebire Ziyareti</strong>, İmamların (a.s) fasih ve hoş ifadelerle tanıtılması yönünde çok önemli bir ziyaretnamedir.</p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="bu-ad-ile-adlandirilmasinin-nedeni" style="color:#ff0000">Bu Ad İle Adlandırılmasının Nedeni</h2>



<p>Has bir imama mahsus olmayan ziyaretnamelere &#8220;camia ziyareti&#8221; denmektedir. Öte yandan, bu ziyaret öteki ziyaretnamelerden daha kapsamlı olduğu için, bu ziyaretname &#8220;Camia Kebire Ziyareti&#8221; olarak meşhur olmuştur.Camia Kebire Ziyareti nin metni, uzak ve yakından her imamın ziyareti için okunabilecek bir özelliğe sahiptir.</p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="camia-kebire-ziyareti-nin-kaynagi" style="color:#ff0000">Camia Kebire Ziyareti nin Kaynağı</h2>



<p>Camia Kebire Ziyareti, Şeyh Tusi “Tehzib”<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[1]</mark></em></strong></sup> kitabında, Şeyh Saduk “Men La Yahduruhu’l Fakih”<sup><strong><em><mark><mark style="background-color:#ffffff" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[2]</mark></mark></em></strong></sup> kitabında nakletmiştir. Allame Meclisi bu ziyaret hakkında şöyle demektedir:</p>



<p>“Camia Kebire Ziyareti uzak veya yakından (masumları ziyaret etmek için) en kapsamlı ziyaretnamedir.”<strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>[3]</sup></mark></em></strong> Babası ise “Men La Yahzuruhu’l Fakih” kitabının şerhinde şöyle yazmaktadır:</p>



<p>“ <strong>Camia Kebire Ziyareti</strong>, en üstün ziyaret ve onların en kâmillerindendir. Ben her zaman onun ışığı altında Tahir İmamların (a.s) ziyaretine kutsal mekânlarda (Kerbela, Necef, Medine, Meşhed) nail oldum.”</p>



<p>Camia Kebire Ziyareti nin metni, İmam Hadi (a.s) tarafından nakledilmiştir. İbn-i Babeveyh bu ziyareti, Muhammed b. İsmail Bermeki’den, o da Musa b. Abdullah Nahai’den ve o da İmam Hadi’den (a.s) nakletmiştir.<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[4]</mark></em></strong></sup> Cuveyni Horasani, “Feraidu’s Simteyn”<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[5]</mark></em></strong></sup> kitabında bu ziyareti, İbn-i Babeveyh yoluyla ile Hâkim-i Nişaburi’den nakletmiştir. Buna rağmen, bu ziyaretnamenin kaynağı hadis taksimi esasına göre, raviler arasında bulunan belirsiz ve meçhul bir kişi olarak tanınan Musa b. Abdullah Nahai’den dolayı, doğru olarak sayılamamaktadır.<strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>[6]</sup> </mark></em></strong>Elbette hicretin ilk yıllarındaki hadis uzmanlarının görüşüne göre, karinelerin yardımı ile hadisi doğru ve yanlış diye taksim etmekteydiler.<sup><em><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[7]</mark></strong></em></sup> Bu ziyaretname o dönemler doğrulardan sayılmaktaydı. İbn-i Babeveyh’in bu ziyarete olan güven ve itimadı, tercih nedeni ve senedinin takviyesine neden olmaktadır.<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[8]</mark></em></strong></sup> Buna ek olarak, İmamiye Şia’sı bu ziyareti öyle bir şekilde telakki etmekteydi ki eğer basiret ve eleştiri sahibi isterse, bunun sıhhati için masumların (a.s) sözlerini keşfeden icma iddiasında bile bulunabilmekteydiler.<br>Şubber<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[9]</mark></em></strong></sup> bu ziyareti, Nehcü’l Belağa ve Sahife-i Seccadiye ayarında bilmekte ve onda olan fesahat ve belagatin masum dışında sadır olmasının mümkün olmadığını belirtmektedir.<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[10]</mark></em></strong></sup> İhsa-i de Camia Kebire Ziyareti nin kaynağını inceldikten sonra, şöyle demektedir: Bu ziyarete lafız ve anlam yönünden bakıldığında, bilinçli bir insan bu ziyaretin masumların sözleri olduğunu anlar ve dolayısıyla kaynağının incelenmesine ihtiyaç yoktur.</p>



<p>Muhaddis Nuri’ye göre İbn-i Babeveyh<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[11]</mark></em></strong></sup> kendi rivayetinde ziyaretin metnini telhis (kısaltma) ettiğini ve inançlarına uymayan bazı yerlerini sildiğine inanmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="camia-kebire-ziyareti-nin-icerigi">Camia Kebire Ziyareti nin İçeriği</h2>



<p>Camia Kebire Ziyareti , <a href="https://www.facebook.com/imammehdiyarenleri" target="_blank" rel="noreferrer noopener">gerçekte </a>imametin aslı ve temeline yönelik yüce ve doğru tavsifleri içermektedir. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/sia/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Şia </a>açısından dinin devamı, bu inanca bağlanmak ve sarılmakla mümkündür. Bu ziyaretin içeriğinde bulunan İmamların (a.s) makamları konusundaki açıklamalardan dolayı, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali-naki/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hadi (a.s)</a> bu ziyaretin okunmadan önce yüz defa tekbir getirilmesini ve bu şekilde İmamların (a.s) hakkında aşırıya kaçılmamasını istemektedir.<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[12]</mark></em></strong></sup></p>



<p>Bu ziyarette, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a)</a> <a href="https://imammehdiyarenleri.org/ehlibeyt/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ehlibeyti (a.s)</a> onun hak halifeleri olarak tasvir edilmekte ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/sia/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Şia</a>’nın tüm öğretileri fasih bir dille ele alınmaktadır. İmamların (a.s), <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a)</a> ile olan ilişkileri, İmamların (a.s) ilmi, ahlaki ve siyasi makamlarının dillendirilmesi, onların örnek ve model olmaları, tevhit ve imamet arasındaki ilinti, Allah’ı tanıma ile imamı tanıma arasındaki irtibat, Ehlibeyt&#8217;in (a.s) ismet ve masumiyeti, onların bir bütün olarak yaratılışları, tevalla, teberra, ricat ve teslim vb. gibi özellikler buna örnektir. Bu ziyarette İmamların (a.s) fazilet ve üstünlükleri fasih bir dille, Kur’an ve sünnetle ilintili olarak en üstün bir şekilde beyan edilmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="camia-kebire-ziyaretnamesini-dinle">Camia Kebire Ziyaretnamesini  Dinle</h2>



<figure class="wp-block-audio aligncenter"><audio controls src="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/03/Camia_Kebire_Ziyareti_.mp3"></audio><figcaption><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">Camia Kebire Ziyareti <a href="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/03/Camia_Kebire_Ziyareti_.mp3" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Dinle ve İndir</a></mark></em></strong></figcaption></figure>



<div class="wp-block-columns alignfull is-not-stacked-on-mobile has-text-color has-background is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex" style="background-color:#ffffff;color:#000000">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="camia-kebire-ziyareti-arapca" style="color:#ff0000">Camia Kebire Ziyareti Arapça</h2>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color" style="font-size:20.5px"><strong><strong>السَّلَامُ عَلَيْكُمْ يَا أَهْلَ بَيْتِ النُّبُوَّةِ وَ مَوْضِعَ الرِّسَالَةِ وَ مُخْتَلَفَ الْمَلَائِكَةِ وَ مَهْبِطَ الْوَحْيِ وَ مَعْدِنَ الرَّحْمَةِ وَ خُزَّانَ الْعِلْمِ وَ مُنْتَهَى الْحِلْمِ وَ أُصُولَ الْكَرَمِ وَ قَادَةَ الْأُمَمِ وَ أَوْلِيَاءَ النِّعَمِ وَ عَنَاصِرَ الْأَبْرَارِ وَ دَعَائِمَ الْأَخْيَارِ وَ سَاسَةَ الْعِبَادِ وَ أَرْكَانَ الْبِلَادِ وَ أَبْوَابَ الْإِيمَانِ وَ أُمَنَاءَ الرَّحْمَنِ وَ سُلَالَةَ النَّبِيِّينَ وَ صَفْوَةَ الْمُرْسَلِينَ وَ عِتْرَةَ خِيَرَةِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ رَحْمَةُ اللَّهِ وَ بَرَكَاتُهُ</strong><br><strong>السَّلَامُ عَلَى أَئِمَّةِ الْهُدَى وَ مَصَابِيحِ الدُّجَى وَ أَعْلَامِ التُّقَى وَ ذَوِي النُّهَى وَ أُولِي الْحِجَى وَ كَهْفِ الْوَرَى وَ وَرَثَةِ الْأَنْبِيَاءِ وَ الْمَثَلِ الْأَعْلَى وَ الدَّعْوَةِ الْحُسْنَى وَ حُجَجِ اللَّهِ عَلَى أَهْلِ الدُّنْيَا وَ الْآخِرَةِ وَ الْأُولَى وَ رَحْمَةُ اللَّهِ وَ بَرَكَاتُهُ</strong><br><strong>السَّلَامُ عَلَى مَحَالِّ مَعْرِفَةِ اللَّهِ وَ مَسَاكِنِ بَرَكَةِ اللَّهِ وَ مَعَادِنِ حِكْمَةِ اللَّهِ وَ حَفَظَةِ سِرِّ اللَّهِ وَ حَمَلَةِ كِتَابِ اللَّهِ وَ أَوْصِيَاءِ نَبِيِّ اللَّهِ وَ ذُرِّيَّةِ رَسُولِ اللَّهِ ص وَ رَحْمَةُ اللَّهِ وَ بَرَكَاتُهُ</strong><br><strong>السَّلَامُ عَلَى الدُّعَاةِ إِلَى اللَّهِ وَ الْأَدِلَّاءِ عَلَى مَرْضَاةِ اللَّهِ وَ الْمُسْتَقِرِّينَ فِي أَمْرِ اللَّهِ وَ التَّامِّينَ فِي مَحَبَّةِ اللَّهِ وَ الْمُخْلِصِينَ فِي تَوْحِيدِ اللَّهِ وَ الْمُظْهِرِينَ لِأَمْرِ اللَّهِ وَ نَهْيِهِ وَ عِبَادِهِ الْمُكْرَمِينَ الَّذِينَ لَا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَ هُمْ بِأَمْرِهِ يَعْمَلُونَ وَ رَحْمَةُ اللَّهِ وَ بَرَكَاتُهُ</strong><br><strong>السَّلَامُ عَلَى الْأَئِمَّةِ الدُّعَاةِ وَ الْقَادَةِ الْهُدَاةِ وَ السَّادَةِ الْوُلَاةِ وَ الذَّادَةِ الْحُمَاةِ وَ أَهْلِ‏الذِّكْرِ وَ أُولِي الْأَمْرِ وَ بَقِيَّةِ اللَّهِ وَ خِيَرَتِهِ وَ حِزْبِهِ وَ عَيْبَةِ عِلْمِهِ وَ حُجَّتِهِ وَ صِرَاطِهِ وَ نُورِهِ وَ رَحْمَةُ اللَّهِ وَ بَرَكَاتُهُ أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ كَمَا شَهِدَ اللَّهُ لِنَفْسِهِ وَ شَهِدَتْ لَهُ مَلَائِكَتُهُ وَ أُولُو الْعِلْمِ مِنْ خَلْقِهِ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ وَ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ الْمُنْتَجَبُ وَ رَسُولُهُ الْمُرْتَضَى أَرْسَلَهُ بِالْهُدَى وَ دِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَ لَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ وَ أَشْهَدُ أَنَّكُمُ الْأَئِمَّةُ الرَّاشِدُونَ الْمَهْدِيُّونَ الْمَعْصُومُونَ الْمُكَرَّمُونَ الْمُقَرَّبُونَ الْمُتَّقُونَ الصَّادِقُونَ الْمُصْطَفَوْنَ الْمُطِيعُونَ لِلَّهِ الْقَوَّامُونَ بِأَمْرِهِ الْعَامِلُونَ بِإِرَادَتِهِ الْفَائِزُونَ بِكَرَامَتِهِ اصْطَفَاكُمْ بِعِلْمِهِ وَ ارْتَضَاكُمْ لِغَيْبِهِ وَ اخْتَارَكُمْ لِسِرِّهِ وَ اجْتَبَاكُمْ بِقُدْرَتِهِ وَ أَعَزَّكُمْ بِهُدَاهُ وَ خَصَّكُمْ بِبُرْهَانِهِ وَ انْتَجَبَكُمْ بِنُورِهِ وَ أَيَّدَكُمْ بِرُوحِهِ وَ رَضِيَكُمْ خُلَفَاءَ فِي أَرْضِهِ وَ حُجَجاً عَلَى بَرِيَّتِهِ وَ أَنْصَاراً لِدِينِهِ وَ حَفَظَةً لِسِرِّهِ وَ خَزَنَةً لِعِلْمِهِ وَ مُسْتَوْدَعاً لِحِكْمَتِهِ وَ تَرَاجِمَةً لِوَحْيِهِ وَ أَرْكَاناً لِتَوْحِيدِهِ وَ شُهَدَاءَ عَلَى خَلْقِهِ وَ أَعْلَاماً لِعِبَادِهِ وَ مَنَاراً فِي بِلَادِهِ وَ أَدِلَّاءَ عَلَى صِرَاطِهِ</strong><br><strong>عَصَمَكُمُ اللَّهُ مِنَ الزَّلَلِ وَ آمَنَكُمْ مِنَ الْفِتَنِ وَ طَهَّرَكُمْ مِنَ الدَّنَسِ وَ أَذْهَبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَ طَهَّرَكُمْ تَطْهِيراً فَعَظَّمْتُمْ جَلَالَهُ وَ أَكْبَرْتُمْ شَأْنَهُ وَ مَجَّدْتُمْ‏كَرَمَهُ وَ أَدْمَنْتُمْ ذِكْرَهُ وَ وَكَّدْتُمْ مِيثَاقَهُ وَ أَحْكَمْتُمْ عَقْدَ طَاعَتِهِ وَ نَصَحْتُمْ لَهُ فِي السِّرِّ وَ الْعَلَانِيَةِ وَ دَعَوْتُمْ إِلَى سَبِيلِهِ بِالْحِكْمَةِ وَ الْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَ بَذَلْتُمْ أَنْفُسَكُمْ فِي مَرْضَاتِهِ وَ صَبَرْتُمْ عَلَى مَا أَصَابَكُمْ فِي جَنْبِهِ وَ أَقَمْتُمُ الصَّلَاةَ وَ آتَيْتُمُ الزَّكَاةَ وَ أَمَرْتُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهَيْتُمْ عَنِ الْمُنْكَرِ وَ جَاهَدْتُمْ فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ حَتَّى أَعْلَنْتُمْ دَعْوَتَهُ وَ بَيَّنْتُمْ فَرَائِضَهُ وَ أَقَمْتُمْ حُدُودَهُ وَ نَشَرْتُمْ شَرَائِعَ أَحْكَامِهِ وَ سَنَنْتُمْ سُنَّتَهُ وَ صِرْتُمْ فِي ذَلِكَ مِنْهُ إِلَى الرِّضَا وَ سَلَّمْتُمْ لَهُ الْقَضَاءَ وَ صَدَّقْتُمْ مِنْ رُسُلِهِ مَنْ مَضَى فَالرَّاغِبُ عَنْكُمْ مَارِقٌ وَ اللَّازِمُ لَكُمْ لَاحِقٌ وَ الْمُقَصِّرُ فِي حَقِّكُمْ زَاهِقٌ وَ الْحَقُّ مَعَكُمْ وَ فِيكُمْ وَ مِنْكُمْ وَ إِلَيْكُمْ وَ أَنْتُمْ أَهْلُهُ وَ مَعْدِنُهُ وَ مِيرَاثُ النُّبُوَّةِ عِنْدَكُمْ وَ إِيَابُ الْخَلْقِ إِلَيْكُمْ وَ حِسَابُهُمْ عَلَيْكُمْ وَ فَصْلُ الْخِطَابِ عِنْدَكُمْ وَ آيَاتُ اللَّهِ لَدَيْكُمْ وَ عَزَائِمُهُ فِيكُمْ وَ نُورُهُ وَ بُرْهَانُهُ عِنْدَكُمْ وَ أَمْرُهُ إِلَيْكُمْ مَنْ وَالَاكُمْ فَقَدْ وَالَى اللَّهَ وَ مَنْ عَادَاكُمْ فَقَدْ عَادَى اللَّهَ وَ مَنْ أَحَبَّكُمْ فَقَدْ أَحَبَّ اللَّهَ وَ مَنْ أَبْغَضَكُمْ فَقَدْ أَبْغَضَ اللَّهَ وَ مَنِ اعْتَصَمَ بِكُمْ فَقَدِ اعْتَصَمَ بِاللَّهِ أَنْتُمُ الصِّرَاطُ الْأَقْوَمُ وَ شُهَدَاءُ دَارِ الْفَنَاءِ وَ شُفَعَاءُ دَارِ الْبَقَاءِ وَ الرَّحْمَةُ الْمَوْصُولَةُ وَ الْآيَةُ الْمَخْزُونَةُ وَ الْأَمَانَةُ الْمَحْفُوظَةُ وَ الْبَابُ الْمُبْتَلَى بِهِ النَّاسُ مَنْ أَتَاكُمْ نَجَا وَ مَنْ لَمْ يَأْتِكُمْ هَلَكَ إِلَى اللَّهِ تَدْعُونَ وَ عَلَيْهِ تَدُلُّونَ وَ بِهِ تُؤْمِنُونَ وَ لَهُ تُسَلِّمُونَ وَ بِأَمْرِهِ تَعْمَلُونَ وَ إِلَى سَبِيلِهِ تُرْشِدُونَ وَ بِقَوْلِهِ تَحْكُمُونَ سَعِدَ مَنْ وَالَاكُمْ وَ هَلَكَ مَنْ عَادَاكُمْ وَ خَابَ مَنْ جَحَدَكُمْ وَ ضَلَّ مَنْ فَارَقَكُمْ وَ فَازَ مَنْ تَمَسَّكَ بِكُمْ وَ أَمِنَ مَنْ لَجَأَ إِلَيْكُمْ وَ سَلِمَ مَنْ صَدَّقَكُمْ وَ هُدِيَ مَنِ اعْتَصَمَ بِكُمْ مَنِ اتَّبَعَكُمْ فَالْجَنَّةُ مَأْوَاهُ وَ مَنْ خَالَفَكُمْ فَالنَّارُ مَثْوَاهُ وَ مَنْ جَحَدَكُمْ كَافِرٌ وَ مَنْ حَارَبَكُمْ مُشْرِكٌ وَ مَنْ رَدَّ عَلَيْكُمْ فِي أَسْفَلِ دَرْكٍ مِنَ الْجَحِيمِ</strong><br><strong>أَشْهَدُ أَنَّ هَذَا سَابِقٌ لَكُمْ فِيمَا مَضَى وَ جَارٍ لَكُمْ فِيمَا بَقِيَ وَ أَنَّ أَرْوَاحَكُمْ وَ نُورَكُمْ وَ طِينَتَكُمْ وَاحِدَةٌ طَابَتْ وَ طَهُرَتْ بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍ خَلَقَكُمُ اللَّهُ أَنْوَاراً فَجَعَلَكُمْ بِعَرْشِهِ مُحْدِقِينَ حَتَّى مَنَّ عَلَيْنَا بِكُمْ فَجَعَلَكُمْ فِي بُيُوتٍ أَذِنَ اللَّهُ أَنْ تُرْفَعَ وَ يُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ وَ جَعَلَ صَلَوَاتِنَا عَلَيْكُمْ وَ مَا خَصَّنَا بِهِ مِنْ وَلَايَتِكُمْ طِيباً لِخَلْقِنَا وَ طَهَارَةً لِأَنْفُسِنَا وَ تَزْكِيَةً لَنَا وَ كَفَّارَةً لِذُنُوبِنَا فَكُنَّا عِنْدَهُ مُسَلِّمِينَ بِفَضْلِكُمْ وَ مَعْرُوفِينَ بِتَصْدِيقِنَا إِيَّاكُمْ فَبَلَغَ اللَّهُ بِكُمْ أَشْرَفَ مَحَلِّ الْمُكْرَمِينَ وَ أَعْلَى مَنَازِلِ الْمُقَرَّبِينَ وَ أَرْفَعَ دَرَجَاتِ الْمُرْسَلِينَ حَيْثُ لَا يَلْحَقُهُ لَاحِقٌ وَ لَا يَفُوقُهُ فَائِقٌ وَ لَا يَسْبِقُهُ سَابِقٌ وَ لَا يَطْمَعُ فِي إِدْرَاكِهِ طَامِعٌ حَتَّى لَا يَبْقَى مَلَكٌ مُقَرَّبٌ وَ لَا نَبِيٌّ مُرْسَلٌ وَ لَا صِدِّيقٌ وَ لَا شَهِيدٌ وَ لَا عَالِمٌ وَ لَا جَاهِلٌ وَ لَا دَنِيٌّ وَ لَا فَاضِلٌ وَ لَا مُؤْمِنٌ صَالِحٌ وَ لَا فَاجِرٌ طَالِحٌ وَ لَا جَبَّارٌ عَنِيدٌ وَ لَا شَيْطَانٌ مَرِيدٌ وَ لَا خَلْقٌ فِيمَا بَيْنَ ذَلِكَ شَهِيدٌ إِلَّا عَرَّفَهُمْ جَلَالَةَ أَمْرِكُمْ وَ عِظَمَ خَطَرِكُمْ‏وَ كِبَرَ شَأْنِكُمْ وَ تَمَامَ نُورِكُمْ وَ صِدْقَ مَقَاعِدِكُمْ وَ ثَبَاتَ مَقَامِكُمْ وَ شَرَفَ مَحَلِّكُمْ وَ مَنْزِلَتِكُمْ عِنْدَهُ وَ كَرَامَتَكُمْ عَلَيْهِ وَ خَاصَّتَكُمْ لَدَيْهِ وَ قُرْبَ مَنْزِلَتِكُمْ مِنْهُ بِأَبِي أَنْتُمْ وَ أُمِّي وَ أَهْلِي وَ مَالِي وَ أُسْرَتِي أُشْهِدُ اللَّهَ وَ أُشْهِدُكُمْ أَنِّي مُؤْمِنٌ بِكُمْ وَ بِمَا آمَنْتُمْ بِهِ كَافِرٌ بِعَدُوِّكُمْ وَ بِمَا كَفَرْتُمْ بِهِ مُسْتَبْصِرٌ بِشَأْنِكُمْ وَ بِضَلَالَةِ مَنْ خَالَفَكُمْ مُوَالٍ لَكُمْ وَ لِأَوْلِيَائِكُمْ مُبْغِضٌ لِأَعْدَائِكُمْ وَ مُعَادٍ لَهُمْ سِلْمٌ لِمَنْ سَالَمَكُمْ وَ حَرْبٌ لِمَنْ حَارَبَكُمْ مُحَقِّقٌ لِمَا حَقَّقْتُمْ مُبْطِلٌ لِمَا أَبْطَلْتُمْ مُطِيعٌ لَكُمْ عَارِفٌ بِحَقِّكُمْ مُقِرٌّ بِفَضْلِكُمْ مُحْتَمِلٌ لِعِلْمِكُمْ مُحْتَجِبٌ بِذِمَّتِكُمْ مُعْتَرِفٌ بِكُمْ وَ مُؤْمِنٌ بِإِيَابِكُمْ مُصَدِّقٌ بِرَجْعَتِكُمْ مُنْتَظِرٌ لِأَمْرِكُمْ مُرْتَقِبٌ لِدَوْلَتِكُمْ آخِذٌ بِقَوْلِكُمْ عَامِلٌ بِأَمْرِكُمْ مُسْتَجِيرٌ بِكُمْ زَائِرٌ لَكُمْ لَائِذٌ عَائِذٌ بِقُبُورِكُمْ مُسْتَشْفِعٌ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَ جَلَّ بِكُمْ وَ مُتَقَرِّبٌ بِكُمْ إِلَيْهِ وَ مُقَدِّمُكُمْ أَمَامَ طَلِبَتِي وَ حَوَائِجِي وَ إِرَادَتِي فِي كُلِّ أَحْوَالِي وَ أُمُورِي مُؤْمِنٌ بِسِرِّكُمْ وَ عَلَانِيَتِكُمْ وَ شَاهِدِكُمْ وَ غَائِبِكُمْ وَ أَوَّلِكُمْ وَ آخِرِكُمْ وَ مُفَوِّضٌ فِي ذَلِكَ كُلِّهِ إِلَيْكُمْ وَ مُسَلِّمٌ فِيهِ مَعَكُمْ وَ قَلْبِي لَكُمْ سِلْمٌ وَ رَأْيِي لَكُمْ تَبَعٌ وَ نُصْرَتِي لَكُمْ مُعَدَّةٌ حَتَّى يُحْيِيَ اللَّهُ دِينَهُ بِكُمْ وَ يَرُدَّكُمْ فِي أَيَّامِهِ وَ يُظْهِرَكُمْ لِعَدْلِهِ وَ يُمَكِّنَكُمْ فِي أَرْضِهِ</strong><br><strong>فَمَعَكُمْ مَعَكُمْ لَا مَعَ عَدُوِّكُمْ آمَنْتُ بِكُمْ وَ تَوَلَّيْتُ آخِرَكُمْ بِمَا تَوَلَّيْتُ بِهِ أَوَّلَكُمْ وَ بَرِئْتُ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَ جَلَّ مِنْ أَعْدَائِكُمْ وَ مِنَ الْجِبْتِ وَ الطَّاغُوتِ وَ الشَّيَاطِينِ وَ حِزْبِهِمُ الظَّالِمِينَ لَكُمْ الْجَاحِدِينَ لِحَقِّكُمْ وَ الْمَارِقِينَ مِنْ وَلَايَتِكُمْ وَ الْغَاصِبِينَ لِإِرْثِكُمْ الشَّاكِّينَ فِيكُمْ الْمُنْحَرِفِينَ عَنْكُمْ وَ مِنْ كُلِّ وَلِيجَةٍ دُونَكُمْ وَ كُلِّ مُطَاعٍ سِوَاكُمْ وَ مِنَ الْأَئِمَّةِ الَّذِينَ يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ فَثَبَّتَنِي اللَّهُ أَبَداً مَا حَيِيتُ عَلَى مُوَالَاتِكُمْ وَ مَحَبَّتِكُمْ وَ دِينِكُمْ وَ وَفَّقَنِي لِطَاعَتِكُمْ وَ رَزَقَنِي شَفَاعَتَكُمْ وَ جَعَلَنِي مِنْ خِيَارِ مَوَالِيكُمُ التَّابِعِينَ لِمَا دَعَوْتُمْ إِلَيْهِ وَ جَعَلَنِي مِمَّنْ يَقْتَصُّ آثَارَكُمْ وَ يَسْلُكُ سَبِيلَكُمْ وَ يَهْتَدِي بِهُدَاكُمْ وَ يُحْشَرُ فِي زُمْرَتِكُمْ وَ يَكُرُّ فِي رَجْعَتِكُمْ وَ يُمَلَّكُ فِي دَوْلَتِكُمْ وَ يُشَرَّفُ فِي عَافِيَتِكُمْ وَ يُمَكَّنُ فِي أَيَّامِكُمْ وَ تَقَرُّ عَيْنُهُ غَداً بِرُؤْيَتِكُمْ بِأَبِي أَنْتُمْ وَ أُمِّي وَ نَفْسِي وَ أَهْلِي وَ مَالِي مَنْ أَرَادَ اللَّهَ بَدَأَ بِكُمْ وَ مَنْ وَحَّدَهُ قَبِلَ عَنْكُمْ وَ مَنْ قَصَدَهُ تَوَجَّهَ بِكُمْ مَوَالِيَّ لَا أُحْصِي ثَنَاءَكُمْ وَ لَا أَبْلُغُ مِنَ الْمَدْحِ كُنْهَكُمْ وَ مِنَ الْوَصْفِ قَدْرَكُمْ وَ أَنْتُمْ نُورُ الْأَخْيَارِ وَ هُدَاةُ الْأَبْرَارِ وَ حُجَجُ الْجَبَّارِ بِكُمْ فَتَحَ اللَّهُ وَ بِكُمْ يَخْتِمُ وَ بِكُمْ يُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَ بِكُمْ يُمْسِكُ السَّمَاءَ أَنْ تَقَعَ عَلَى الْأَرْضِ إِلَّا بِإِذْنِهِ وَ بِكُمْ يُنَفِّسُ الْهَمَّ وَ يَكْشِفُ الضُّرَّ وَ عِنْدَكُمْ مَا نَزَلَتْ بِهِ رُسُلُهُ وَ هَبَطَتْ بِهِ مَلَائِكَتُهُ وَ إِلَى جَدِّكُمْ بُعِثَ الرُّوحُ الْأَمِينُ وَ إِنْ كَانَتِ الزِّيَارَةُ لِأَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ ع فَقُلْ وَ إِلَى أَخِيكَ بُعِثَ الرُّوحُ الْأَمِينُ آتَاكُمُ اللَّهُ مَا لَمْ يُؤْتِ أَحَداً مِنَ الْعَالَمِينَ طَأْطَأَ كُلُّ شَرِيفٍ لِشَرَفِكُمْ وَ بَخَعَ كُلُ‏ مُتَكَبِّرٍ لِطَاعَتِكُمْ وَ خَضَعَ كُلُّ جَبَّارٍ لِفَضْلِكُمْ وَ ذَلَّ كُلُّ شَيْ‏ءٍ لَكُمْ وَ أَشْرَقَتِ الْأَرْضُ بِنُورِكُمْ وَ فَازَ الْفَائِزُونَ بِوَلَايَتِكُمْ بِكُمْ يُسْلَكُ إِلَى الرِّضْوَانِ وَ عَلَى مَنْ جَحَدَ وَلَايَتَكُمْ غَضَبُ الرَّحْمَنِ</strong><br><strong>بِأَبِي أَنْتُمْ وَ أُمِّي وَ نَفْسِي وَ أَهْلِي وَ مَالِي ذِكْرُكُمْ فِي الذَّاكِرِينَ وَ أَسْمَاؤُكُمْ فِي الْأَسْمَاءِ وَ أَجْسَادُكُمْ فِي الْأَجْسَادِ وَ أَرْوَاحُكُمْ فِي الْأَرْوَاحِ وَ أَنْفُسُكُمْ فِي النُّفُوسِ وَ آثَارُكُمْ فِي الْآثَارِ وَ قُبُورُكُمْ فِي الْقُبُورِ فَمَا أَحْلَى أَسْمَاءَكُمْ وَ أَكْرَمَ أَنْفُسَكُمْ وَ أَعْظَمَ شَأْنَكُمْ وَ أَجَلَّ خَطَرَكُمْ وَ أَوْفَى عَهْدَكُمْ كَلَامُكُمْ نُورٌ وَ أَمْرُكُمْ رُشْدٌ وَ وَصِيَّتُكُمُ التَّقْوَى وَ فِعْلُكُمُ الْخَيْرُ وَ عَادَتُكُمُ الْإِحْسَانُ وَ سَجِيَّتُكُمُ الْكَرَمُ وَ شَأْنُكُمُ الْحَقُّ وَ الصِّدْقُ وَ الرِّفْقُ وَ قَوْلُكُمْ حُكْمٌ وَ حَتْمٌ وَ رَأْيُكُمْ عِلْمٌ وَ حِلْمٌ وَ حَزْمٌ إِنْ ذُكِرَ الْخَيْرُ كُنْتُمْ أَوَّلَهُ وَ أَصْلَهُ وَ فَرْعَهُ وَ مَعْدِنَهُ وَ مَأْوَاهُ وَ مُنْتَهَاهُ</strong><br><strong>بِأَبِي أَنْتُمْ وَ أُمِّي وَ نَفْسِي كَيْفَ أَصِفُ حُسْنَ ثَنَائِكُمْ وَ أُحْصِي جَمِيلَ بَلَائِكُمْ وَ بِكُمْ أَخْرَجَنَا اللَّهُ مِنَ الذُّلِّ وَ فَرَّجَ عَنَّا غَمَرَاتِ الْكُرُوبِ وَ أَنْقَذَنَا مِنْ شَفَا جُرُفِ الْهَلَكَاتِ وَ مِنَ النَّارِ بِأَبِي أَنْتُمْ وَ أُمِّي وَ نَفْسِي بِمُوَالَاتِكُمْ عَلَّمَنَا اللَّهُ مَعَالِمَ دِينِنَا وَ أَصْلَحَ مَا كَانَ فَسَدَ مِنْ دُنْيَانَا وَ بِمُوَالَاتِكُمْ تَمَّتِ الْكَلِمَةُ وَ عَظُمَتِ النِّعْمَةُ وَ ائْتَلَفَتِ الْفُرْقَةُ وَ بِمُوَالَاتِكُمْ تُقْبَلُ الطَّاعَةُ الْمُفْتَرَضَةُ وَ لَكُمُ الْمَوَدَّةُ الْوَاجِبَةُ وَ الدَّرَجَاتُ الرَّفِيعَةُ وَ الْمَقَامُ الْمَحْمُودُ وَ الْمَقَامُ الْمَعْلُومُ عِنْدَ اللَّهِ عَزَّ وَ جَلَّ وَ الْجَاهُ الْعَظِيمُ وَ الشَّأْنُ الْكَبِيرُ وَ الشَّفَاعَةُ الْمَقْبُولَةُ رَبَّنَا آمَنَّا بِمَا أَنْزَلْتَ وَ اتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ</strong><br><strong>رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَ هَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ سُبْحَانَ رَبِّنَا إِنْ كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُولًا يَا وَلِيَّ اللَّهِ إِنَّ بَيْنِي وَ بَيْنَ اللَّهِ عَزَّ وَ جَلَّ ذُنُوباً لَا يَأْتِي عَلَيْهَا إِلَّا رِضَاكُمْ فَبِحَقِّ مَنِ ائْتَمَنَكُمْ عَلَى سِرِّهِ وَ اسْتَرْعَاكُمْ أَمْرَ خَلْقِهِ وَ قَرَنَ طَاعَتَكُمْ بِطَاعَتِهِ لَمَّا اسْتَوْهَبْتُمْ ذُنُوبِي وَ كُنْتُمْ شُفَعَائِي فَإِنِّي لَكُمْ مُطِيعٌ مَنْ أَطَاعَكُمْ فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ وَ مَنْ عَصَاكُمْ فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَ مَنْ أَحَبَّكُمْ فَقَدْ أَحَبَّ اللَّهَ وَ مَنْ أَبْغَضَكُمْ فَقَدْ أَبْغَضَ اللَّهَ</strong>&nbsp;<strong>اللَّهُمَّ إِنِّي لَوْ وَجَدْتُ شُفَعَاءَ أَقْرَبَ إِلَيْكَ مِنْ مُحَمَّدٍ وَ أَهْلِ بَيْتِهِ الْأَخْيَارِ الْأَئِمَّةِ الْأَبْرَارِ لَجَعَلْتُهُمْ شُفَعَائِي فَبِحَقِّهِمُ الَّذِي أَوْجَبْتَ لَهُمْ عَلَيْكَ أَسْأَلُكَ أَنْ تُدْخِلَنِي فِي جُمْلَةِ الْعَارِفِينَ بِهِمْ وَ بِحَقِّهِمْ وَ فِي زُمْرَةِ الْمَرْحُومِينَ بِشَفَاعَتِهِمْ إِنَّكَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ وَ صَلَّى اللَّهُ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ وَ سَلَّمَ تَسْلِيماً كَثِيراً وَ حَسَبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَكِيلُ</strong></strong></p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<h3 class="has-text-color wp-block-heading" id="guncel-gosteriler-1" style="color:#ff0000;font-size:24px;line-height:1.3">Camia Kebire Ziyareti Türkçe Anlamı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">Esselamu aleykum ya ehle beytin nubuvveti ve mevzier risaleti ve muğtelefel melaiketi ve mehbitel vehyi ve madiner rahmeti ve ğuzzanel ilmi ve muntehel hilmi ve usulel keremi ve gadetel umemi ve evliyaen niemi ve enasirel ebrari ve deaimel eğyari ve sasetel ibadi ve erkanel biladi ve ebvabel imani ve umenaer rahmani ve sulaleten nebiyyine ve sifvetel murseline ve itrete ğiyereti rabbil alemine ve rahmetullahi ve berakatuhu<br>esselamu ela eimmetil huda ve mesabihid duca ve e’lamit tuga ve zevin nuha ve ulil hica ve kehfil vera ve verasetil enbiyai vel meselil e’la ved de’vetil husna ve hucecillahi ela ehlid dunya vel ağireti vel ula ve rahmetullahi ve berakatuhu esselamu ela mehalli me’rifetillahi ve mesakini beraketillahi ve meadini hikmetillahi ve hefezeti sirrillahi ve hemeleti kitabillahi ve evsiyai nebiyyillahi ve zurriyyeti rasulillahi sallallahu aleyhi ve âlihi ve rahmetullahi ve berakatuhu esslamu eled duati ilallahi vel edillai ela merzatillahi vel mustegirrine fi emrillahi vet tammine fi mehebbetillahi vel muğlisine fi tevhidillahi vel muzhirine liemrillahi ve nehyihi ve ibadihil mukreminel lezine la yesbigunehu bil gavli ve hum bi emrihi ye’melune ve rahmetullahi ve berakatuhu esselamu elel eimmetid duati vel gadetil hudati ves sadetil vulati vez zadetil humati ve ehliz zikri ve ulil emri ve begiyyetillahi ve ğiyeretihi ve hizbihi ve eybeti ilmihi ve huccetihi ve siratihi ve nurihi ve burhanihi ve rahmetullahi ve berakatuhu<br>eşhedu en la ilahe illallahu vehdehu la şerike lehu kema şehidellahu linefsihi ve şehidet lehu melaiketuhu ve ulul ilmi min ğelgihi la ilahe illa huvel azizul hekimu ve eşhedu enne muhammeden abduhul muntecebu ve rasuluhul murteza erselehu bil huda ve dinil heggi liyuzhirehu eled dini kullihi velev kerihel muşrikune ve eşhedu ennekumul eimmetur raşidunel mehdiyunel me’sumunel mukerremunel mugerrebunel muttegunes sadigunel musteffunel mutiune lillahil gavvamune bi emrihil aminune bi iradetihil faizune bi kerametihi istefakum bi ilmihi vertezakum liğeybihi veğtarekum lisirrihi vectebakum bi gudratihi ve e’ezzekum bihudahu ve ğessekum bi burhanihi ventecebekum linurihi ve eyyedekum bi ruhihi ve reziyekum ğulefae fi erzihi ve hucecen ela beriyyetihi ve ensaren lidinihi ve hefezeten lisirrihi ve ğezeneten li ilmihi ve mustevdeen lihikmetihi ve teracimeten livehyihi ve erkanen litevhidihi ve şuhedaen ela ğelğihi ve e’lamen li ibadihi ve menaren fi biladihi ve edillae ela siratihi esemekumullahu minez zeleli ve amenekum minel fiteni ve tahherekum mined denesi ve ezhebe enkumur ricse ve tahherekum tethiren fe’ezzemtum celalehu ve ekbertum şe’nehu ve meccedtum keremehu ve edemtum zikrehu ve vekkedtum misagahu ve ehkemtum egde taetihi ve nesehtum lehu fis sirri vel elaniyeti ve de’evtum ila sebilihi bilhikmeti vel mevizetil heseneti ve bezeltum enfusekum fi merzatihi ve sebertum ela ma esabekum fi cenbihi ve egemtumus selate ve ateytumuz zekate ve emertum bil merufi ve neheytum enil munkeri ve cahettum fillahi hegge cihadihi hetta e’lentum devetuhu ve beyyentum feraizehu ve egemtum hududehu ve neşertum şerayie ehkamihi ve senentum sunnetehu ve sirtum fi zalike minhu iler riza ve sellemtum lehul gezae ve seddegtum min rusulihi men meza ferragibu enkum marig vellazimu lekum lahig velmugessiru fi heggikum zahig vellahigu me’ekum ve fikum ve minkum ve ileykum ve entum ehluhu ve me’denuhu ve mirasun nubuvveti indekum ve iyabul ğelgi ileykum ve hisabuhum aleykum ve feslul ğitabi indekum ve ayatullahi ledeykum ve ezaimuhu fikum ve nuruhu ve burhanuhu indekum ve emruhu ileykum men valakum<br>feged valallahe ve men adakum feged adallahe ve men ehebbekum feged ehebbellahe ve men ebğezekum feged ebğezellahe ve meni’teseme bikum fegedi’teseme billahi entumus siratul egvemu ve şuhedau daril fenai ve şufeau daril begai verrehmetul mevsuletu vel ayetul meğzunetu vel emanetul mehfuzetu vel babul mubtela bihin nasu men atakum neca ve men lem yetikum heleke ilallahi tedune ve aleyhi tedullune ve bihi tu’minune ve lehu tusellimune ve biemrihi te’melune ve ila sebilihi turşidune ve bigavlihi tehkumune se’ede men valakum ve heleke men adakum ve ğabe men cehedekum ve zelle men faregekum ve faze men temesseke bikum ve emine men lece’e ileykum ve selime men seddegekum ve hudiye meni’teseme bikum menittebekum felcennetu me’vahu ve men ğalefekum fennaru mesvahu ve men cehedekum kafirun ve men harebekum muşrikun ve men redde aleykum fi esfeli derekin minel cehimi eşhedu enne haza sabigun lekum fima meza ve carin lekum fima begiye ve enne ervahekum ve nurekum ve tinetekum vahidetun tabet ve tehuret be’zuha min be’zin ğelegekumullahu envaren fece’elekum bierşihi muhdigine hetta menne aleyna bikum fece’elekum bierşihi muhdigine hetta menne aleyna bikum fece’elekum fi buyutin ezinellahu en turfe’e ve yuzkere fihasmuhu ve ce’ele salevatena aleykum ve ma ğessena bihi min vilayetikum tiben liğulgina ve tehareten lienfusina ve tezkiyeten lena ve keffareten lizunibina fekunna indehu musellimine bifezlikum ve me’rufine bitesdigina iyyakum febeleğellahu bikum eşrefe mehellil mukerremine ve e’ela menazilil mugerrebine ve erfee derecatil murseline heysu la yelheguhu lahigun ve la yefuguhu faigun ve la yesbiguhu sabigun ve la yetmeu fi idrakihi tamiun hatta la yebga melekun mugerrebun ve la nebiyyun murselun ve la siddigun ve la şehidun ve la alimun ve la cahilun ve la deniyyun ve la fazilun ve la mu’minun salihun ve la facirun talihun ve la cebbarun enidun ve la şeytanun meridun ve la ğelgun fima beyne zalike şehidun illa errefehum celalete emrikum ve izeme ğeterikum ve kibere şe’nikum ve temame nurikum ve sidge megaidikum ve sebate megamikum ve şerefe mehellikum ve menziletikum indehu ve kerametekum aleyhi ve ğessetekum ledeyhi ve gurbe menziletikum minhu biebi entum ve ummi ve ehli ve mali ve usreti uşhidullahe ve uşhidukum enni mu’minun bikum ve bima amentum bihi kafirun bieduvvikum ve bima kefertum bihi mustebsirun bişe’nikum ve bizelaleti men ğalefekum muvalin lekum ve lievliyaikum mubğizun lie’daikum ve muadin<br>lehum silmun limen salemekum ve herbun limen harebekum muheggigun lima heggegtum mubtilun lima ebteltum mutiun lekum arifun biheggikum mugirrun bifezlikum muhtemilun li ilmikum muhtecibun bizimmetikum mu’terifun bikum mu’minun bi iyabikum museddigun birec’etikum muntezirun liemrikum murtegibun lidevletikum ağizun bigavlikum amilun biemrikum mustecirun bikum zairun lekum laizun aizun biguburikum musteşfiun ilellahi ezze ve celle bikum ve mutegerribun bikum ileyhi ve mugeddimukum emame telibeti ve hevaici ve iradeti fi kulli ehvali ve umuri mu’minun bisirrikum ve elaniyetikum ve şahidikum ve ğaibikum ve evvelikum ve ağirikum ve mufevvizun fi zalike kullihi ileykum ve musellimun fihi me’ekum ve gelbi lekum musellimun ve re’yi lekum tebeun ve nusreti lekum mueddetun hetta yuhyiyellahu teala dinehu bikum ve yeruddekum fi eyyamihi ve yuzhirekum liedlihi ve yumekkinekum fi erzihi feme’ekum me’ekum la me’e ğeyrikum amentu bikum ve tevelleytu ağirekum bima tevelleytu bihi evvelekum ve beri’tu ilellahi ezze ve celle min e’daikum ve minel cibti vettağuti veşşeyatini ve hizbihimuz zalimine lekumul cahidine liheggikum vel marigine min vilayetikum velğasibine li irsikumuş şakkine fikumul munherifine enkum ve min kulli velicetin dunekum ve kulli mutain sivakum ve minel eimmetil lezine yed’une ilennari fesebbeteniyellahu ebeden ma heyitu ela muvalatikum ve muhebbetikum ve dinikum ve veffegeni litaetikum ve rezegeni şefaetekum ve ce’eleni min ğiyari muvalikumut tabiine lime deevtum ileyhi ve ce’eleni mimmen yegtessu asarekum ve yesluku sebilekum ve yehtedi bihudakum ve yuhşeru fi zumretikum ve yekirru fi rec’etikum ve yumelleku fi devletikum ve yuşerrefu fi afiyetikum ve yumekkenu fi eyyamikum ve tegerru eynuhu ğeden biruyetikum bi ebi entum ve ummi ve nefsi ve ehli ve mali men eradellahe bedee bikum ve men vehhedehu gebile enkum ve men gesedehu teveccehe bikum mevaliyye la uhsi senaekum vela ebluğu minel medhi kunhekum ve minel vesfi gedrekum ve entum nurul eğyari ve hudatul ebrari ve hucecul cebbari bikum fetehellahu ve bikum yeğtimullahu ve bikum yunezzilul ğeyse ve bikum yumsikus semae en tegee elelerzi illa bi iznihi ve bikum yuneffisul hemme ve yekşifuz zurre ve indekum ma nezelet bihi rusuluhu ve hebetet bihi melaiketehu ve ila ceddikum (Hz. Ali (a.s)’ın ziyaretinde ve ila ceddikum yerine ve ila eğike diye okunacak)<br>buiser ruhul eminu atakumullahu ma lem yu’ti eheden minel alemine te’tee kullu şerifin lişerefikum ve necee kullu mutekerribin litaetikum ve ğezee kullu cebbarin lifezlikum ve zelle kullu şey’in lekum ve eşrefetil erzu binurikum vefazel faizune bi vilayetikum bikum yusleku iler rizvani ve ela men cehede vilayetekum ğezebur rahmani bi ebi entum ve ummi ve nefsi ve ehli ve mali zikrukum fiz zakirine ve esmaukum fil esmai ve ecsadukum fil ecsadi ve ervahukum fil ervahi ve enfusukum fin nufusi ve asarukum fil asari ve guburukum fil guburi fema ehla esmaekum ve ekreme enfusekum ve e’zeme şa’nekum ve ecelle ğeterekum ve evfa ehdekum ve esdege ve’dekum kelamukum nurun ve emrukum ruşdun ve vesiyyetukumut tegva ve fi’lukumul ğeyru ve adetukumul ihsanu ve seciyyetukumul keremu ve şe’nukumul heggu ves sidgu ver rifgu ve gevlukum hukmun ve hetmun ve re’yukum ilmun ve hilmun ve hezmun in zukirel ğeyru kuntum evvelehu ve eslehu ve fer’ehu ve me’dinehu ve ma’vahu ve muntehahu bi ebi entum ve ummi ve nefsi keyfe esifu husne senaikum ve uhsi cemile belaikum ve bikum eğrecenallahu minez zulli ve ferrece enna ğemeratil kurubi ve engezena min şefa curufil helekati ve minen nari bi ebi entum ve ummi ve nefsi bi muvalatikum ellemenellahu mealime dinina ve eslehe ma kane fesede min dunyana bi muvalatikum temmetil kelimetu ve ezumetin ni’metu ve’telefetil furgetu ve bi muvalatikum tugbelut taetul mufterezetu ve lekumul meveddetul vacibetu vedderecatur refietu vel megamul mehmudu vel mekanul me’lumu indellahi ezze ve celle vel cahul ezimu veş şanul kebiru veş şefaetul megbuletu rebbena amenna bima enzelte vet tebe’nar resule fektubna meş şahidine rabbena la tuziğ gulubena be’de iz hedeytena ve heblena min ledunke rahmeten inneke entel vehhabu subhane rabbina in kane ve’du rabbina lemef’ulen ya veliyyellahi inne beyni ve beynellahi ezze ve celle zunuben la ye’ti eleyha illa rizakum febiheggi meni’temenekum ela sirrihi vester’akum emre ğelgihi ve gerene taetekum bi taetihi lemmas tevhebtum zunubi ve kuntum şufeai feinni lekum mutiun men etaekum feged etaellahe ve men esakum feged esellahe ve men ehebbekum feged ehebbellahe ve men ebğezekum feged ebğezellahe ellahumme inni lev ve cedtu şufeae egrebe ileyke min muhammedin ve ehli beytihil eğyaril eimmetil ebrari leceeltuhum şufeai febiheggihimul lezi evcebte lehum eleyke es’eluke en tudğileni fi cumletil arifine bihim ve biheggihim ve fi zumretil merhumine bişefaetihim inneke erhemur rahimine ve sallalahu ela Muhammedin ve alihit tahirine ve selemle teslimen kesiren ve hesbunallahu ve ni’mel vekil.</p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<h3 class="has-text-color wp-block-heading" id="camia-kebire-ziyareti-turkce-anlami-1" style="color:#ff0000;font-size:24px;line-height:1.3">Camia Kebire Ziyareti Türkçe Anlamı</h3>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:15.5px"><strong>Rahman (ve) rahim (olan) Allah&#8217;ın adıyla.</strong><br>Selam olsun size ey Peygamber&#8217;in Ehl-i Beyt&#8217;i, risalet&#8217;in karargâhı, meleklerin uğradığı kimseler; vahyin iniş yeri, rahmet madeni, ilim hazinelerinin kaynakları, hilimin nihayeti, bağışın kökü, ümmetlerin yöneticileri, iyilerin mücevheri, seçkinlerin direği, kulların önderleri, beldelerin temel taşları, iman kapıları, Rahman&#8217;ın emanetdarları, Peygamber&#8217;in öz soyu, ilahî elçilerin göz nuru ve resullerin yakınları! Allah&#8217;ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.<br>Selam olsun sizlere ey hidayet imamları, karanlıkların nur­ları, takvanın parlak nişaneleri, kâmil akıl ve bilinç sahipleri, halkın sığınakları, peygamberlerin varisleri, üstün örnekler, güzel davetçiler, Allah&#8217;ın dünya ve ahiret ehline ve ilk mahlûklara olan hüccetleri! Allah&#8217;ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.<br>Selam olsun sizlere ey Allah&#8217;ı tanımanın yolları ve Allah&#8217;ın bereketinin odakları, Allah&#8217;ın hikmetinin kaynakları, Allah&#8217;ın sırlarının koruyucuları, Allah&#8217;ın kitabının muhafızları ve Peygamber&#8217;in vasileri ve Resulullah&#8217;ın soyu! Allah&#8217;ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.<br>Selam olsun insanları Allah&#8217;a davet eden imamlara, rızasının kılavuzlarına, emrinde bulunanlara, muhabbetinde son merte­beye erişenlere, ihsanla tevhidine sarılanlara, emir ve nehiylerini aşikâr kılanlara ve emrine uyup Hak&#8217;tan önce bir şeyi dile getirmeyen tertemiz kullara! Allah&#8217;ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.<br>Selam olsun (Hakk&#8217;a) davet eden imamlara, hidayetçi olan önderlere, koruyucu ve destekçi velilere. Selam olsun siz zikir ehline, emir sahiplerine, Allah&#8217;ın yeryüzünde seçtiği halifelerine, O&#8217;nun seçkin kıldığı kendi hizbine, O&#8217;nun ilim çeşmelerine, O&#8217;nun hüccet ve nuruna; Allah&#8217;ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.<br>Allah&#8217;ın kendi hakkında şahadet ettiği gibi (ben de) şahadet ederim ki Allah&#8217;tan başka bir ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur. Nitekim melekler ve ilim sahibi yaratıkları da buna şahadet etmekteler. O&#8217;ndan başka bir ilah yoktur; O güçlü ve hikmet sahibidir. Şahadet ederim ki Muhammed O&#8217;nun seçkin kulu ve beğenilmiş elçisidir. Müşrikler bunu istemese de Onu hidayet ve hak din üzere ve bütün dinlere galip gelsin diye göndermiştir.<br>Yine şahadet ederim ki sizler değer ve hidayet sahibi masum imamlarsınız. Allah&#8217;a yakınlaştırılmış, muttaki, sâdık, seçkin ve O&#8217;na itaat eden, O&#8217;nun emrini tamamen yerine getiren, O&#8217;nun iradesine uyan, ikramını kazanan önderlersiniz. Allah sizi bilerek seçmiş, gaybının bilgisini size bahşetmiş, sırrını bil­mekle sizi seçkin kılmış ve kendi kudretiyle sizi değerlendirmiştir. Kendi hidayetiyle size izzet kazandırmış, kendi burhanıyla (mucize ve kerametleriyle) sizi özgün kılmış, kendi nurunu size bahşetmiş ve kendi ruhuyla sizi desteklemiştir. Yeryüzünde sizlerin halife olmanızı, kullarına hüccet ve dinine yardımcı ol­manızı, sırrını koruyanlar, ilmini taşıyanlar ve hik­metinin emanetdarları, vahyinin açıklayıcıları, tevhidinin erkânı, yaratıklarına şahitler, kullarına nişaneler, beldesinde ışık ve yolu­na delil olmanızı istemiştir.<br>Allah sizleri sürçmelerden korumuş, fitnelerden emanda kılmış, kirlerden temizlemiş, her türlü pisliği sizlerden uzaklaştırmış ve sizleri tertemiz kılmıştır. Siz de O&#8217;nun yüceliği karşısında tazim (ululama) ettiniz, şanını yüce bildiniz ve nimetini övdünüz. O&#8217;nu sürekli andınız, ahdını muhkemleştirip (sağlamlaştırdınız), kulluk bağını sağlamlaştırdınız ve O&#8217;nun rızası için açık ve gizlide müminlerin hayrına çalıştınız; hikmet ve güzel öğütle O&#8217;nun yoluna çağırdınız; O&#8217;nun rızası yolunda nefsinizden geçtiniz ve O&#8217;nun muhabbeti uğruna uğradıklarınıza sabrettiniz. Namazı dosdoğru kılıp, zekâtı verdiniz; marufa emredip, münkerden sakındırdınız. Allah uğruna hakkıyla cihat edip, O&#8217;nun davetini ilan ettiniz; farzlarını açıkladınız ve hadleri (şer&#8217;i hüküm ve cezaları) ikame edip, belirlenen hükümlerini beyan et­tiniz; sünnetine uyup, O&#8217;nun rızasına yöneldiniz, kaza ve takdiri O&#8217;na bıraktınız ve geçmiş peygamberleri tasdik ettiniz. Öyleyse sizi bırakıp başkasına yönelen sapar; size sarılan Hakk&#8217;a kavuşur ve hakkınızı çiğneyen ise, zevala uğrar.<br>Hak sizinledir ve sizdedir, sizdendir ve size yöneliktir; siz hakkın sahibi ve kaynağısınız. Peygamberlik mirası sizdedir, halk sizin kapınıza gelir ve onların hesabı sizin üzerinizdedir. Hakkı batıldan ayıracak kesin hüküm sizin yanınızdadır; Allah&#8217;ın nişaneleri sizdedir, O&#8217;nun hükümlerini bildirecek olan sizsiniz; O&#8217;nun nuru, açık delili sizin yanınızdadır. Emri size açıklanmıştır.<br>Size dost olan Allah&#8217;a dost olur ve size düşman kesilen Allah&#8217;a düşman kesilir. Sizi seven Allah&#8217;ı sever, size karşı kin besleyen Allah&#8217;a kin besler. Size sarılan Allah&#8217;a sarılır. Sağlam yol ve fena yurdunun şahitleri ve bekâ yurdunun şefaatçileri sizsiniz. Kesintisiz rahmet, korunmuş nişane, mahfuz emanet ve insanların imtihan edildikleri kapı sizsiniz. Kim size geldiyse kurtuldu ve size gelmeyen helak oldu. Siz, Allah&#8217;a doğru çağırıyorsunuz ve O&#8217;na yönlendiriyorsunuz, O&#8217;na iman edip O&#8217;na baş eğiyorsunuz, O&#8217;nun emrine uyup yoluna halkı irşat ediyorsunuz ve O&#8217;nun sözüyle hüküm veriyorsunuz.<br>Sizinle dostluk bağı kuran saadete erer ve size düşman olan ise kurtuluş yüzü görmez; sizi inkâr eden hüsrana uğrar ve sizden ayrı düşen sapıklığa duçar olur; size sarılan kurtulur, size sığınan güven kazanır, sizi tastik eden selamete kavuşur, size uyan hidayete erişir; size tabi olanın cennettir yeri, size karşı gelenin cehennemdir yuvası; sizi inkâr eden küfre sapar, sizinle harbeden şirke düşer, sizi reddeden cehennemin en alt tabakasında yanar.<br>Şahadet ederim ki bu ilahi irade önceden vardı ve bundan sonra da var olacaktır. Şahadet ederim ki sizlerin ruhlarınız ve nurlarınız birdir; tertemiz ve pâksınız ve hep birbirinizdensiniz; Allah sizleri nur olarak yarattı ve arşın etrafına yerleştirdi; sonra Allah bizlere ih­sanda bulunup, minnet edip, yücelmesini ve kendi isminin anılmasını istediği evlere yerleştirdi sizleri. Bizlerin size salât göndermemizi; sizlerin velayetinizi taşımak nimetini yaratılışımız için esenlik, nefsimiz için temizlik, bizler için arınma ve günahlarımız için kefaret kıldı. Böylece bizler Allah yanında sizlerin faziletlerini itiraf edenler ve sizlerin ilahî makamınızı tasdik edenler olarak tanındık. Allah&#8217;tan, sizleri hiç bir kimsenin ulaşamayacağı; kimsenin sizinle yarışamayacağı; erişmeyi arzu edemeyeceği keramet kazananların en üstün mertebesine ulaştırmasını; mukarreblerin en mükemmel makamına eriştirmesini ve mürsellerin en yüce derecelerine ulaştırmasını istiyorum. Öyle ki sizin imamet makamınızın yüceliğini, mevkinizin azametini, şanınızın üstünlüğünü, nurunuzun tamlığını, menziletinizin güzelliğini, makamınızın sebatını, yerinizin şerefini, Allah yanındaki mertebenizi, O&#8217;nun yanındaki değerinizi, O&#8217;na olan özelliğinizi ve O&#8217;na yakınlığınızı tanımayan, bilmeyen hiç bir mukarreb melek ve mürsel peygamber kalmasın. Bu makamınıza şahid, ne bir âlim, ne bir cahil, ne bir mümin, ne bir facir, ne bir inat eden tağut, ne bir azgın şeytan ve ne de bu mertebeler arasında bilinç sahibi bir mahlûk kalmasın.<br>Babam, annem, ailem, malım ve yakınlarım size feda olsun; Allah&#8217;ı ve sonra sizleri şahid kılıyorum ki ben, size ve sizin inandıklarınıza iman etmişim; sizin düşmanınıza karşıyım ve sizin reddettiğiniz şeyleri ben de reddediyorum; sizin makamınıza arifim ve size karşı gelenlerin sapıklıkta olduklarını biliyorum. Sizin dostlarınızın dostu ve düşmanlarınızın düşmanıyım; sizin hakkınıza riayet edene ben de riayet ederim; sizinle savaşanla savaşırım; sizin hak bildiğinizi hak bilirim ve sizin batıl bildiğinizi batıl bilirim; size itaat ediyorum, hakkınıza arifim ve faziletinize ikrar ediyorum. İlminizi taşıyorum, ahdinize bağlıyım, sizlerin makamınıza inanıyorum, gelişinize iman ediyorum, dönüşünüzü tasdik ediyorum, emrinizi bekliyorum, devletinizin arzusundayım, sözünüze bağlıyım, emrinize amel ediyorum, sizlere iltica etmişim, ziyaretinize gelmişi ve kabrinize sığınmışım. Sizi Allah azze ve celle yanında kendime şefaatçi kılmışım; sizin hürmetiniz için Allah&#8217;a yakın olmak istiyorum; her zaman ve her işimde kendi hacetlerimin, isteklerimin reva olması için sizleri (Allah huzurunda) aracı kılmışım; sırrınıza ve aşikâr makamınıza iman etmişim; sizlerin hazır olanınıza da, gaybette olanınıza da, evvel ve sonuncunuza da iman etmiş ve bütün işleri sizlere havale etmişim; bütün hallerimde sizlere boyun eğmişim; kalbim sizlere teslim olmuştur; görüşüm size tabidir ve yardımım sizin için hazırdır. Umudum şudur ki Allah sizin vasıtanızla dinini ihya eder; sizleri kendi istediği günlerde geriye çevirir ve adaleti ikame etmek için sizleri yeryüzünde galip kılar. Ben sizinleyim, size desteğim, sizden başkasıyla değilim. Sizlere inanmışım ve sonuncunuzu da ilkinizi sevdiğim gibi severim.<br>Sizin hakkınızı inkâr eden, velayetinizden çıkan, mirasınızı gasbeden, sizler hakkında şüpheye düşen, sizden ayrılan düşmanlarınızdan, tağuttan ve şeytandan ve onların zalim hiziplerinden Allah&#8217;a sığınıyorum. Sizin dışınızda olan her vasıta ve önderden, ateşe çağıran imamlardan O&#8217;na sığınırım. Allah&#8217;tan istiyorum ki yaşadığım müddetçe beni sizin velayetiniz, muhabbetiniz ve dininiz üzerine sabit kılsın; size itaat etmeğe beni muvaffak etsin; sizin şefaatinizi bana nasip etsin ve beni sizin en seçkin dotlarınızdan, sizin davetinize uyanlardan, sizin izinizi takip edenlerden, yolunuzdan gidenlerden, hidayetinizle hidayet bulanlardan, zümrenizde mahşere gidenlerden, dönüşünüzde dönenlerden, davetinizde mevki kazananlardan, huzur döneminizi görenlerden, sizin güçlü döneminizde eli açık olanlardan ve sizi görmek şerefine kavuşanlardan etsin.<br>Babam, annem, nefsim, ailem ve malım sizlere feda olsun! Allah&#8217;a kavuşmak isteyen size gelmelidir; tevhidi bilenler bunu sizden öğrenir ve O&#8217;na yönelmek isteyen sizin kapınıza gelir. Ey benim Mevlalarım! Sizin güzelliklerinizi söylemekle bitiremem; sizi methetmekle hakkınıza varamam ve sizin vasfınızı söylemekle değerinizi açıklayamam. Sizler seçkinlerin nu­rusunuz, iyilerin hidayete eriştirenlerisiniz ve Allah&#8217;ın hüccetlerisiniz; Allah sizinle yaratılışı başlatmış ve sizinle de bitirecektir. Sizin sebebinize Allah yağmur yağdırır ve sizin hürmetinize Allah göğün yere düşmesini önler, meğer kendi izni olsun ve sizin hürmetinize Allah zorlukları giderir ve müşkülleri bertaraf eder; sizin yanınızdandır elçilerin indirdiği ve meleklerin getirdiği hükümler sizin yanınızdadır. Ruhul Emin (Cebrail) sizin ceddinize (Hz. Ali&#8217;nin (a.s) ziyaretinde &#8220;ceddinize&#8221; yerine &#8220;kardeşine&#8221; kelimesi söylenilir) inmiştir. Allah hiç bir kimseye vermediği makamı size vermiştir; her şerefli sizin şere­finiz karşısında boyun eğer; her büyük size itaat eder; her güçlü size, faziletiniz için huzu eder; her şey size nazaran hakirdir; yeryüzü sizin nurunuzla aydınlanmış ve kurtuluşa erenler sizin velayetinizle kurtuluşa erişilir; sizin vasıtanızla Allah&#8217;ın rızasına kavuşulur ve sizin velayetinizi inkar edene Allah gazap eder.<br>Babam, annem, kendim, ailem ve malım size feda olsun. Sizin anınız diğer anılarla, isimleriniz diğer isimlerle, bedeniniz diğer bedenlerle, ruhunuz diğer ruhlarla, eserleriniz diğer eser­lerle ve kabirleriniz diğer kabirlerin yanısıradır. Oysa sizin isimleriniz ne tatlıdır! Ve nefisleriniz ne değerli ve makamınız ne büyük, mertebeniz ne yüksek ve ahdiniz ne de sağlamdır! Ve va&#8217;dınız ne de doğrudur, kelamınız nurdur, emriniz olgunluk, vasiyetiniz takvadır, işiniz hayır, adaletiniz ihsan, yaratılışınız kerem ve büyüklük; şanınız hak, doğruluk ve yumuşaklıktır; sözünüz kesin hükümdür, görüşünüz ilim, hilim ve bilinçtir (yakindir).<br>Hayırdan söz edildiğinde, hayırın başlangıcı, kökü, dalı, kaynağı, barınak ve sonucu sizin olduğunuz görülür. Babam, annem ve kendim size feda olayım. Sizi nasıl öveyim ve karşılaştığınız güzel imtahanları sayayım; Allah sizin sebebinizle bizi zilletten çıkardı, kederlerimizi giderdi, helak olmanın ve ateşin eşiğinde iken bizi kurtardı. Babam, annem ve kendim size feda olayım. Allah sizin vela­yetinizin sayesinde bize dinin nişanelerini öğretti ve dünyadaki bozukluklarımızı düzeltti. Sizin dostluğunuz sayesinde büyük tevhid nimeti tamamlandı ve ikiye ayrılma yerine kaynaşma oldu. Sizin velayetiniz sebebiyle farz itaatlar kabul olur ve Kur&#8217;an&#8217;da farz kılınan dostluk size aittir. Yüksek dereceler, övülmüş makam ve Allah azze ve celle yanında belirlenmiş yer, büyük mertebe ve kabul olan şefaat size aittir.<br>Ey Allah&#8217;ım! Biz, nazil ettiğine iman ettik ve resulüne uyduk. Öyleyse bizi tanıklardan yaz. Ey Rabbimiz! Bizi hidayet ettikten sonra kalbimizi batıla doğru eğme; kendi yanından bize rahmet ihsan et; gerçekten sen çok bağışlayansın. Rabbimiz her türlü eksiklikten uzaktır, Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşir.<br>Ey Allah&#8217;ın velisi! Benimle Allah azze ve celle arasında öyle günahlar var ki sizin rıza ve hoşnutluğunuz olmasa asla bağışlanmaz. Öyleyse sizi kendi sırrına emin kılan, halkın işlerinde sizi önder kılan, itaatinizi kendi itaatine dâhil eden Allah&#8217;ın hakkı hürmetine benim günahlarımı bağışlamasını isteyin ve benim şefaatçilerim olun. Ben size itaat edenim; kim size itaat etse, Allah&#8217;a itaat etmiş olur ve kim de size karşı gelse, Allah&#8217;a karşı gelmiş olur; sizi seven Allah&#8217;ı sevmiş olur ve size buğzeden Allah&#8217;a buğzetmiş olur. Allah&#8217;ım! Eğer ben Muhammed ve onun seçkin, beğenilmiş Ehli Beyt&#8217;inden sana daha yakın olan birisini bilseydim, onu sana şefaatçi kılardım. Öyleyse kendi üzerine farz kıldığın onların hakkı hürmetine Sen&#8217;den istiyorum ki beni, onları ve onların haklarını tanıyanlardan yap ve onların şefaatiyle merhamete kavuşanlardan karar kıl. Sen merhametlilerin en merhametlisisin. Ey Allah! Muhammed ve onun pâk Ehli Beyt&#8217;ine rehmet ve çok selam gönder. Allah bize yeter, O ne güzel sahiptir.</p>
</div>
</div>



<h2 class="wp-block-heading" id="kaynakca">KAYNAKÇA</h2>



<pre class="wp-block-verse"><strong><em>1-</em></strong>Tusi, Tehzib, c. 6, s. 96-102.
<strong><em>2-</em></strong>Men La Yahduruhu’l Fakih, c. 2, s. 610. 
<strong><em>3-</em></strong>Meclisi, Zadu’l Mead, s. 301. 
<strong><em>4-</em></strong>İbn-i Babeveyh, c. 2, s. 610. 
<strong><em>5-</em></strong>Feraidu’s Simteyn, c. 2, s. 179-186. 
<strong><em>6-</em></strong>İhsa-i, c. 1, s. 30. 
<strong><em>7-</em></strong>Mudir Şaneçi, s. 146. 
<strong><em>8-</em></strong>İhsa-i, c. 1, s. 31. 
<strong><em>9-</em></strong>Şubber, s. 33. 
<strong><em>10-</em></strong>İhsa-i, c. 1, s. 30. 
<strong><em>11-</em></strong>Müstedreku’l Vesail, c. 11, s. 170-171. 
<strong><em>12-</em></strong>Muhammed Taki Meclisi, ş. 1377, c. 8, s. 666.</pre>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/camia-kebire-ziyareti/">Camia Kebire Ziyareti</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/camia-kebire-ziyareti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşura Ziyareti</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/asura-ziyareti/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/asura-ziyareti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2022 15:50:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dualar]]></category>
		<category><![CDATA[Aşura ziyareti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=1152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşura Ziyareti&#160;(Arapça: زيارة عاشوراء),&#160;Şiaların&#160;uzaktan ve yakından&#160;İmam Hüseyin&#160;(a.s) ve yarenlerini&#160;ziyaret&#160;etmek ve&#160;Aşura vakıasını&#160;anmak için okudukları bir ziyaretnamedir. Aşura Ziyareti, İmam Muhammed Bakır&#8217;dan (a.s)&#160;rivayet&#160;edilmiş ve Şialar için önemli bir ziyaretnamedir. Aşura Ziyareti nin&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-ziyareti/">Aşura Ziyareti</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p> <strong>Aşura Ziyareti</strong>&nbsp;(Arapça: زيارة عاشوراء),&nbsp;<strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/sia/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Şiaların</a>&nbsp;</em></strong>uzaktan ve yakından<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">&nbsp;<strong><em>İmam Hüseyin&nbsp;(a.s)</em></strong></a> ve yarenlerini&nbsp;ziyaret&nbsp;etmek ve&nbsp;<strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-vakasi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Aşura vakıasını</a>&nbsp;</em></strong>anmak için okudukları bir ziyaretnamedir. Aşura Ziyareti, <strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-muhammed-bakir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Muhammed Bakır&#8217;dan (a.s)</a>&nbsp;</em></strong>rivayet&nbsp;edilmiş ve Şialar için önemli bir ziyaretnamedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized aşura-ziyaret" id="aşura-ziyaret"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/03/asura-ziyareti-huseyin-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1154" width="533" height="400" title="aşura-ziyaret" srcset="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/03/asura-ziyareti-huseyin-1024x768.jpg 1024w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/03/asura-ziyareti-huseyin-300x225.jpg 300w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/03/asura-ziyareti-huseyin-768x576.jpg 768w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/03/asura-ziyareti-huseyin-136x102.jpg 136w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/03/asura-ziyareti-huseyin.jpg 1200w" sizes="(max-width: 533px) 100vw, 533px" /></figure>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="asura-ziyareti-nin-senedi" style="color:#ff0000">Aşura Ziyareti nin Senedi</h2>



<p><strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-gunu-nedir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Aşura</a>&nbsp;</em></strong>Ziyareti nin yer aldığı en eski ve kaynak kitap, İbn-i Kavlaveyh’in yazmış olduğu “Kamilu’z-Ziyarat” kitabıdır.<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[1]</mark></em></strong></sup>&nbsp;Kitabın müellifi,<a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-gunu-nedir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> </a><strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-gunu-nedir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Aşura</a> </em></strong>ziyaretinin metnini<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-muhammed-bakir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong><em>&nbsp;İmam Muhammed Bakır’dan (a.s)</em></strong></a> nakletmiştir. Aynı şekilde bu ziyareti,&nbsp;Şeyh Tusi&nbsp;(r.a) “Misbahu’l Mütehaccid”<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[2]</mark></em></strong></sup>&nbsp;kitabında “Muhammed b. İsmail b. Bazi’den, o da Salih b. Ukbe’den, o da babasından ve o da&nbsp;Ebu Cafer’den nakletmiştir. &#8220;Kamilu’z Ziyaret&#8221; kitabının nakli ile &#8220;Misbahu’l Mütehaccid&#8221; kitabının nakli arasında farklılıklar göze çarpmaktadır.&nbsp;<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[3]</mark></em></strong></sup>&nbsp;Aşura Ziyareti’nden sonra Alkame’nin Safvan’dan ve onun da<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-caferi-sadik/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong><em>&nbsp;İmam Cafer Sadık’tan (a.s)</em></strong> </a>naklettiği “Alkame Duası” yer almaktadır.<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[4]</mark></em></strong></sup></p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="asura-ziyaretini-okumanin-sevabi" style="color:#ff0000">Aşura Ziyaretini Okumanın Sevabı</h2>



<p>Alkame b. Muhammed Hazar şöyle diyor:&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-muhammed-bakir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong><em>İmam Bakır’a (a.s)</em></strong></a> dedim ki: &#8220;Bana&nbsp;<strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-vakasi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Aşura</a>&nbsp;</em></strong>gününde&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong><em>İmam Hüseyin&#8217;i (a.s)</em></strong> </a>yakından ziyaret ettiğimde veya uzak şehirlerden yada evimden o hazrete selam verdiğimde okuyabileceğim bir dua öğretin”.<strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-muhammed-bakir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> İmam Bakır (a.s)</a> </em></strong>şöyle buyurdular:</p>



<p>“Ey Alkame! O hazrete selam ver ve sonra iki rekat&nbsp;namaz&nbsp;kıl. Daha sonra&nbsp;tekbir&nbsp;getir ve o hazreti işaret ederek şunları (ziyaretin metnini) söyle. Bunu okumakla <strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hüseyin’i (a.s)</a> </em></strong>ziyaret eden meleklerin&nbsp;duasını&nbsp;yapmış olursun. Bu durumda Allah-u Teâlâ senin için yüz binlerce derece verir ve<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong><em> İmam Hüseyin (a.s)</em></strong></a> ile birlikte&nbsp;şehit&nbsp;olanlar gibi olursun. Böylece onların ulaştıkları makama ulaşır ve o hazretle birlikte şehit olanlarla birlikte anılırsın. Bunun yanında senin için her peygamber ve elçinin sevabının yanında, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong><em>İmam Hüseyin (a.s)</em></strong></a> şehit olduğu günden itibaren o hazreti ziyaret edenlerin ziyaretinin sevabı yazılır.<sup><em><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[5]</mark></strong></em></sup></p>



<p>Alkame diyor ki<em><strong> <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-muhammed-bakir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Bakır (a.s)</a></strong></em> bu ziyareti naklettikten sonra şöyle buyurdu: “Ey Alkame! Eğer her gün evinde bu ziyaretnameyi okursan, bu sevapların hepsini alırsın.”<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[6]</mark></em></strong></sup></p>



<p>Başka bir rivayette ise: “Eğer insanlar <strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hüseyin’i (a.s)</a> </em></strong>ziyaret etmenin değerini anlasalardı, büyük bir şevkle ölümü arzulardı. Bu sevap ve mükafatlara ulaşma hasretinden beden ve ruhlarını parça parça ederlerdi.”<sup><strong><em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">[7]</mark></em></strong></sup></p>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="asura-ziyareti-dinle-ve-indir" style="color:#ff0000">Aşura Ziyareti Dinle ve İndir</h2>



<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/03/Ziyaret-i-Asura.ogg"></audio><figcaption>Aşura Ziyareti  Dinle veya İndir</figcaption></figure>



<h2 class="has-text-color wp-block-heading" id="asura-ziyareti-metni" style="color:#ff0000">Aşura Ziyareti Metni</h2>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-black-color has-text-color has-fixed-layout"><thead><tr><th>Aşura Ziyareti  Arapça</th><th>Aşura Ziyareti  Arapça Yazılışı</th><th>Aşura Ziyareti  Anlamı</th></tr></thead><tbody><tr><td><strong>بِسْمِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ</strong></td><td>Bismillahirrahmanirrahim<br></td><td>Rahman ve Rahim Allah&#8217;ın adıyla</td></tr><tr><td><strong>اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يا اَبا عَبْدِاللهِ، اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يَا بْنَ رَسُولِ اللهِ (السَّلامُ عَلَيكَ يا خِيَرَةِ اللهِ وابْنَ خَيرَتِهِ) اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يَا بْنَ اَميرِ الْمُؤْمِنينَ وَابْنَ سَيِّدِ الْوَصِيّينَ، اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يَا بْنَ فاطِمَةَ سَيِّدَةِ نِساءِ الْعالَمينَ، اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يا ثارَ اللهِ وَابْنَ ثارِهِ وَالْوِتْرَ الْمَوْتُورَ، اَلسَّلامُ عَلَيْكَ وَعَلَى الاَْرْواحِ الَّتي حَلَّتْ بِفِنائِكَ عَلَيْكُمْ مِنّي جَميعاً سَلامُ اللهِ اَبَداً ما بَقيتُ وَبَقِىَ اللَّيْلُ وَالنَّهارُ</strong></td><td>Esselamu aleyke ya eba ebdillah Esselamu aleyke yebne resulillah Esselamu aleyke yebne emiril muminin vebne seyyidil vesiyyin Esselamu aleyke yebne fatimete seyyideti nisail âlemin Esselamu aleyke ya sarallah vebne sarihi vel vitrel mevtur Essleamu aleyke ve elel ervahilleti hellet bi finaike aleykum minni cemien selamullahi ebeden ma begitu ve begiye-l leylu vennehari</td><td>Selam olsun sana ey Eba Abdillah! Selam olsun sana ey Resulullah&#8217;ın oğlu! Selam olsun sana ey Mu&#8217;minlerin Emiri ve vasilerin efendisinin oğlu! Selam olsun sana ey dünya kadınlarının efendisi Fatıma&#8217;nın oğlu! Selam olsun sana ey Allah&#8217;ın kanına (intikamına) talip olduğu ve kanına talip olduğunun oğlu! Ey (mukaddes) kanının intikamı henüz alınmayan!<br><br>Selam olsun sana ve senin eşiğine yerleşen (sana feda olup, senin haremine yerleşen) ruhlara. Hepinizin üzerine benden Allah&#8217;ın edebi selamı olsun; ben yaşadığım, gece ve gündüz devam ettiği müddetçe.</td></tr><tr><td><strong>، يا اَبا عَبْدِاللهِ لَقَدْ عَظُمَتِ الرَّزِيَّةُ وَجَلَّتْ وَعَظُمَتِ الْمُصيبَةُ بِكَ عَلَيْنا وَعَلى جَميعِ اَهْلِ الاِْسْلامِ وَجَلَّتْ وَعَظُمَتْ مُصيبَتُكَ فِي السَّماواتِ عَلى جَميعِ اَهْلِ السَّماواتِ،</strong><br><br><strong>فَلَعَنَ اللهُ اُمَّةً اَسَّسَتْ اَساسَ الظُّلْمِ وَالْجَوْرِ عَلَيْكُمْ اَهْلَ الْبَيْتِ، وَلَعَنَ اللهُ اُمَّةً دَفَعَتْكُمْ عَنْ مَقامِكُمْ وَاَزالَتْكُمْ عَنْ مَراتِبِكُمُ الَّتي رَتَّبَكُمُ اللهُ فيها، وَلَعَنَ اللهُ اُمَّةً قَتَلَتْكُمْ وَلَعَنَ اللهُ الْمُمَهِّدينَ لَهُمْ بِالَّتمْكينِ مِنْ قِتالِكُمْ، بَرِئْتُ اِلَى اللهِ وَاِلَيْكُمْ مِنْهُمْ وَمِنْ اَشْياعِهِمْ وَاَتْباعِهِمْ وَاَوْلِيائِهِم،</strong></td><td>Ya eba ebdillah leged ezumeti-r reziyyetu ve cellet ve ezumeti-l musibetu bike eleyna ve ela cemi-i ehlil İslami ve cellet ve ezumet musibetuke fi-s semavati ela cemi-i ehli-s semavati fe leene-l lahu ummeten defeetkum en megamikum ve ezaaletkum en meratibikumu-l leti rattebekumu-l lahu fiha ve leene-l lahu ummeten gateletkum ve leene-l lahu-l mumehhidine lehum bi-t temkini min gitalikum beri’tu ile-l lah ve ileykum minhum ve eşyaihim ve etbaihim ve evliyaihim</td><td>Ey Eba Abdillah! Senin yasın ve musibetin bize ve İslam ehline çok ağır ve büyük oldu. Senin musibetin göklerde bütün gök ehline de çok büyük ve ağır oldu. Allah lanet etsin, siz Ehl-i Beyt&#8217;e yapılan zulüm ve haksızlığın temelini atan topluluğa. Allah lanet etsin, sizi (ilahi) makamınızdan uzaklaştıran ve Allah&#8217;ın size tayin ettiği mertebeleri elinizden alan topluluğa. Allah lanet etsin, sizi şehit eden topluluğa. Allah lanet etsin, sizinle savaşabilmek için (zalimlere) ortam hazırlayan topluluğa.<br><br>Ben Allah&#8217;a ve siz (Ehl-i Beyt&#8217;e) doğru, o (zalimlerden) ve onların izleyicilerinden, takipçilerinden ve dostlarından beriyim.</td></tr><tr><td><strong> يا اَبا عَبْدِاللهِ اِنّي سِلْمٌ لِمَنْ سالَمَكُمْ وَحَرْبٌ لِمَنْ حارَبَكُمْ اِلى يَوْمِ الْقِيامَةِ، وَلَعَنَ اللهُ آلَ زِياد وَآلَ مَرْوانَ، وَلَعَنَ اللهُ بَني اُمَيَّةَ قاطِبَةً، وَلَعَنَ اللهُ ابْنَ مَرْجانَةَ، وَلَعَنَ اللهُ عُمَرَ بْنَ سَعْد، وَلَعَنَ اللهُ شِمْراً، وَلَعَنَ اللهُ اُمَّةً اَسْرَجَتْ وَاَلْجَمَتْ وَتَنَقَّبَتْ لِقِتالِكَ،</strong><br></td><td>Ya eba ebdillah inni silmun limen saalemekum ve herbun limen haarebekum ilee yevmi-l giyameti ve leene-l lahu ale ziyadin ve ale mervane ve leene-l lahu beni umeyyete gatibeten ve leene-l lahu-bne mercanete ve leene-l lahu omere-bne se’din ve leene-l lahu şimren ve leene-l lahu ummeten esrecet ve elcemet ve teneggebet ligitalike</td><td>Ey Eba Abdillah! Hiç şüphesiz ben, kıyamet gününe kadar sizinle barışık olanlarla barışığım ve sizinle savaşanlarla savaş halindeyim.<br>Allah lanet etsin Ziyad soyuna ve Mervan soyuna. Allah lanet etsin Ümeyye oğullarının hepsine. Allah lanet etsin Mercane oğluna (İbn-i Ziyâd&#8217;a). Allah lanet etsin Ömer b. Sa&#8217;d&#8217;a. Allah lanet etsin Şimr&#8217;e. Allah lanet etsin seninle savaşmak için at eğerleyen, dizgin çeken ve nikap bağlayan topluluğa.</td></tr><tr><td><br><strong>بِاَبي اَنْتَ وَاُمّي لَقَدْ عَظُمَ مُصابي بِكَ فَاَسْأَلُ اللهَ الَّذي َاكْرَمَ مَقامَكَ وَاَكْرَمَني اَنْ يَرْزُقَني طَلَبَ ثارِكَ مَعَ اِمام مَنْصُور مِنْ اَهْلِ بَيْتِ مُحَمَّد صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، اَللّـهُمَّ اجْعَلْني عِنْدَكَ وَجيهاً بِالْحُسَيْنِ عليه السلام فِي الدُّنْيا وَالاْخِرَةِ، يا اَبا عَبْدِاللهِ اِنّي اَتَقَرَّبُ اِلى اللهِ وَ اِلى رَسُولِهِ وَاِلى اَميرِ الْمُؤْمِنينَ وَاِلى فاطِمَةَ وَاِلَى الْحَسَنِ وَاِلَيْكَ بِمُوالاتِكَ وَبِالْبَراءَةِ (مِمَّنْ قاتَلَكَ وَنَصَبَ لَكَ الْحَرْبَ وَبِالْبَراءَةِ مِمَّنْ اَسَسَّ اَساسَ الظُّلْمِ وَالْجَوْرِ عَلَيْكُمْ وَاَبْرَأُ اِلَى اللهِ وَاِلى رَسُولِهِ) مِمَّنْ اَسَسَّ اَساسَ ذلِكَ وَبَنى عَلَيْهِ بُنْيانَهُ وَجَرى فِي ظُلْمِهِ وَجَوْرِهِ عَلَيْكُمْ وَعلى اَشْياعِكُمْ، بَرِئْتُ اِلَى اللهِ وَاِلَيْكُمْ مِنْهُمْ وَاَتَقَرَّبُ اِلَى اللهِ ثُمَّ اِلَيْكُمْ بِمُوالاتِكُمْ وَمُوالاةِ وَلِيِّكُمْ وَبِالْبَراءَةِ مِنْ اَعْدائِكُمْ وَالنّاصِبينَ لَكُمُ الْحَرْبَ وَبِالْبَراءَةِ مِنْ اَشْياعِهِمْ وَاَتْباعِهِمْ،</strong></td><td>bi ebi ente ve ummi leged ezume musabi bike fe es’elu-l lahe-l lezi ekreme megameke ve ekremeni en yerzugeni talebe sarike me’e imamin mensurin min ehli beyti muhammedin salla-l lahu aleyhi ve alihi<br><br>Allahumme celni indeke vecihen bi-l huseyn aleyhi-s selam fi-d dunya vel ahireti Ya eba ebdil lahi inni etegerrebu ile-l lahi ve ilee resulihi ve ilee emiri-l muminine ve ilee fatimete ve ile-l heseni ve ileyke bi muvaalatike ve bi-l beraaeti mimmen gaateleke ve nesebe leke-l herbe ve bi-l beraaeti mimmen essese esaase-z zulmi ve-l cevri aleykum ve ebreu ile-l lahi ve ilee resulihi mimmen essese esaase zalike ve bena eleyhi bunyaanehu ve ceraa fi zulmihi ve cevrihi aleykum ve ela eşyaikum beri’tu ile-l lahi ve ileyku minhum ve etegerrebu ile-l lahi summe ileykum bi muvaalatikum ve muvaalati veliy yukum ve bi-l beraaeti min e’daikum ve-n nasibine lekumul herbe ve bil beraaeti min eşyaihim ve etbaihim</td><td>Anam ve babam sana feda olsun; senin için musibetim çok büyüktür. Şu halde senin makamını yücelten ve beni seninle değerli kılan Allah&#8217;tan istiyorum ki, Muhammed&#8217;in (s.a.a) Ehl-i Beyt&#8217;inden olan muzaffer İmam (Hz. Mehdi) ile birlikte senin intikamını almayı bana nasip buyursun! Allah&#8217;ım! Beni dünya ve ahirette Hüseyin (a.s) ile şerefli kıl.<br>Ey Eba Abdillah! Hiç şüphesiz ben senin sevginle ve sizin (Ehl-i Beyt&#8217;in) düşmanlarından beri olmakla, Allah&#8217;a, Resulü&#8217;ne, Emir-ül Mu&#8217;minin&#8217;e, Fatıma&#8217;ya, Hasan&#8217;a ve sana yakınlaşıyorum. Onlar ki bu haksızlığın temelini atıp binasını kurdular; size ve takipçilerinize karşı zulüm ve haksızlıklarını devam ettirdiler.<br>Ben, Allah&#8217;a ve size doğru onlardan beriyim. Sizin dostlarınızı sevmekle ve size savaş açanlardan ve onların izleyicileri düşmanlarımızdan beri olmakla önce Allah&#8217;a ve sonra da size yakınlaşıyorum.</td></tr><tr><td><br><strong>اِنّي سِلْمٌ لِمَنْ سالَمَكُمْ وَحَرْبٌ لِمَنْ حارَبَكُمْ وَوَلِىٌّ لِمَنْ والاكُمْ وَعَدُوٌّ لِمَنْ عاداكُمْ فَاَسْأَلُ اللهَ الَّذي أكْرَمَني بِمَعْرِفَتِكُمْ وَمَعْرِفَةِ اَوْلِيائِكُمْ وَرَزَقَنِى الْبَراءَةَ مِنْ اَعْدائِكُمْ اَنْ يَجْعَلَني مَعَكُمْ فِي الدُّنْيا وَالاْخِرَةِ وَاَنْ يُثَبِّتَ لي عِنْدَكُمْ قَدَمَ صِدْق فِي الدُّنْيا وَالاْخِرَةِ وَاَسْأَلُهُ اَنْ يُبَلِّغَنِى الْمَقامَ الَْمحْمُودَ لَكُمْ عِنْدَ اللهِ وَاَنْ يَرْزُقَني طَلَبَ ثاري مَعَ اِمام هُدىً ظاهِر ناطِق بِالْحَقِّ مِنْكُمْ وَاَسْألُ اللهَ بِحَقِّكُمْ وَبِالشَّأنِ الَّذي لَكُمْ عِنْدَهُ اَنْ يُعْطِيَني بِمُصابي بِكُمْ اَفْضَلَ ما يُعْطي مُصاباً بِمُصيبَتِهِ مُصيبَةً ما اَعْظَمَها وَاَعْظَمَ رَزِيَّتَها فِي الاِْسْلامِ وَفِي جَميعِ السَّماواتِ وَالاْرْضِ</strong><br></td><td>İnni silmun limen salemekum ve herbun limen harebekum ve veliyyun limen vaalaakum ve eduvvun limen aadaakum fe es’elu-l lahe-l lezi ekremeni bi me’rifetikum ve me’rifeti evliyaikum ve rezegeniye-l beraete min e’daikum en yec’eleni meekum fi-d dunya ve-l ahireti ve en yusebbite li indekum gedeme sidgin fi-d dunya ve-l ahireti ve es’eluhu en yubelliğeniye-l megame-l mehmude lekum inde-l lahi ve en yerzugeni talebe sari me’e imamin haadin zahirin naatigin bi-l heggi minkum ve es’elu-l lahe bi heggikum ve bi-ş şe’nillezi lekum indehu en yu’tiyeni bi musabi bikum efzele maa yu’ti musaaben bi musibetihi musibeten maa e’zemeha e’zeme raziyyeteha fil İslami ve fi cemii-s semaavati vel erzi</td><td>Ben, sizinle barışık olanla barışığım ve sizinle savaşta olana karşı savaştayım. Size dost olana dostum ve size düşman olanla düşmanım. Şu halde sizi ve dostlarınızı tanımakla beni şereflendiren ve düşmanlarınızdan beri olmayı bana nasip eden Allah&#8217;tan istiyorum ki beni dünya ve ahirette sizinle birlikte kılsın; dünya ve ahirette sizin yanınızda bana sebat versin. Beni, sizin Allah katında sahip olduğunuz beğenilmiş makama ulaştırsın. Bana, hidayet İmamı olan, zuhur etmiş halde hakkı söyleyen (Hz. Mehdi) ile birlikte intikamınızı almayı nasip buyursun.<br>Sizin hakkınızı ve Allah&#8217;ın katında sahip olduğunuz ilahi mertebenizi vesile ederek, Allah&#8217;tan istiyorum ki sizin musibetinizi çektiğim için, musibet çeken bir kimseye verilen mükafatın en iyisini bana nasip etsin. Bu musibet ve bu musibetin İslam&#8217;da ve bütün göklerde ve yerde meydana getirdiği sıkıntı ve acı ne de büyüktür!</td></tr><tr><td><strong><br>اَللّـهُمَّ اجْعَلْني فِي مَقامي هذا مِمَّنْ تَنالُهُ مِنْكَ صَلَواتٌ وَرَحْمَةٌ وَمَغْفِرَةٌ، اَللّـهُمَّ اجْعَلْ مَحْياىَ مَحْيا مُحَمَّد وَآلِ مُحَمَّد وَمَماتي مَماتَ مُحَمَّد وَآلِ مُحَمَّد، اَللّـهُمَّ اِنَّ هذا يَوْمٌ تَبَرَّكَتْ بِهِ بَنُو اُمَيَّةَ وَابْنُ آكِلَةِ الاَْكبادِ اللَّعينُ ابْنُ اللَّعينِ عَلى لِسانِكَ وَلِسانِ نَبِيِّكَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ فِي كُلِّ مَوْطِن وَمَوْقِف وَقَفَ فيهِ نَبِيُّكَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، اَللّـهُمَّ الْعَنْ اَبا سُفْيانَ وَمُعاوِيَةَ وَيَزيدَ ابْنَ مُعاوِيَةَ عَلَيْهِمْ مِنْكَ اللَّعْنَةُ اَبَدَ الاْبِدينَ، وَهذا يَوْمٌ فَرِحَتْ بِهِ آلُ زِياد وَآلُ مَرْوانَ بِقَتْلِهِمُ الْحُسَيْنَ صَلَواتُ اللهِ عَلَيْهِ، اَللّـهُمَّ فَضاعِفْ عَلَيْهِمُ اللَّعْنَ مِنْكَ وَالْعَذابَ (الاَْليمَ) اَللّـهُمَّ اِنّي اَتَقَرَّبُ اِلَيْكَ فِي هذَا الْيَوْمِ وَفِي مَوْقِفي هذا وَاَيّامِ حَياتي بِالْبَراءَةِ مِنْهُمْ وَاللَّعْنَةِ عَلَيْهِمْ وَبِالْمُوالاةِ لِنَبِيِّكَ وَآلِ نَبِيِّكَ عَلَيْهِ وَعليهم السلام</strong></td><td>Allahumme-c elni fi megami haza mimmen tenaaluhu minke selevaatun ve rehmetun ve meğfiretun Allahummec el mehyaye mehya muhammedin ve ali muhammedin ve memati muhammedin memate muhammedin ve ali Muhammed Allahumme inne haza yevmun teberreket bihi benu umeyyete ve-bnu aakileti-l ekbaad el-l leinubnu-l lein ela lisaanike ve lisaani nebiyyike salla-l lahu aleyhi ve alihi<br><br>Allahumme-l en eba sufyane ve muaviyete ve yezidebne muaviyete aleyhim minke-l le’netu ebede-l abidine ve haza yevmun ferihet bihi alu ziyadin ve alu mervan bi gatlihimu-l huseyn salavatu-l lahi aleyhi<br><br>Allahumme fe zaif aleyhimul le’ne minke ve-l ezabe Allahumme inni etegerrebu ileyke fi haza-l yevmi ve fi mevgifi haza ve eyyami heyati bi-l beraeti minhum ve-l le’neti aleyhim ve bi-l muvalati linebiyyike ve ali nebiyyike aleyhi ve aleyhimu-s selam.</td><td>Allah&#8217;ım! Beni, şu bulunduğum halde-yerde, Senin salavat, rahmet ve mağfiretine mazhar olanlardan eyle. Allah&#8217;ım! Benim hayatımı Muhammed ve Âl-i Muhammed&#8217;in hayatı, ölümümü de Muhammed ve Âl-i Muhammed&#8217;in ölümü gibi kıl.<br>Allah&#8217;ım! Bu öyle bir gündür ki Ümeyye oğulları ve ciğer yiyen (Hind&#8217;in) oğlu, onu mübarek saymışlardır. O öyle bir kimseydi ki kendisi de babası da Senin ve Resulü&#8217;nün dilinde lanetlenmiştir. Peygamber&#8217;in (Allah&#8217;ın salat ve selamı onun ve Ehl-i Beyt&#8217;inin üzerine olsun) de bulunduğu her yerde ve durduğu her durakta onlara lanet okumuştur.<br>Allah&#8217;ım! Ebu Süfyan&#8217;a, Muaviye&#8217;ye ve Yezid b. Muaviye&#8217;ye lanet et. Senin lanetin ebediyyen onların üzerine olsun.<br>Bu öyle bir gündür ki onda Ziyad ve Mervan soyu, Hüseyin&#8217;i (a.s) öldürdükleri için sevindiler. Şu halde lanet ve acı azabını onların üzerine kat kat artır.<br>Allah&#8217;ım! Ben, bugün ve durduğum bu yerde ve bütün hayat günlerimde o (zalimlerden) beri olmakla ve onları lanetlemekle ve Peygamber&#8217;ini ve Ehl-i Beyt&#8217;ini (hepsinin üzerine selam olsun) sevmekle sana yakınlaşıyorum.<br></td></tr><tr><td>Sonra&nbsp;<strong>yüz defa</strong>&nbsp;şöyle söylenir:<br><strong>اَللّـهُمَّ الْعَنْ اَوَّلَ ظالِم ظَلَمَ حَقَّ مُحَمَّد وَآلِ مُحَمَّد وَآخِرَ تابِع لَهُ عَلى ذلِكَ، اَللّـهُمَّ الْعَنِ الْعِصابَةَ الَّتي جاهَدَتِ الْحُسَيْنَ (عليه السلام) وَشايَعَتْ وَبايَعَتْ وَتابَعَتْ عَلى قَتْلِهِ، اَللّـهُمَّ الْعَنْهُمْ جَميعاً</strong><br><br><br>Sonra da&nbsp;<strong>yüz defa</strong>&nbsp;şöyle söylenir<br><br><strong>اَلسَّلامُ عَلَيْكَ يا اَبا عَبْدِاللهِ وَعَلَى الاَْرْواحِ الَّتي حَلَّتْ بِفِنائِكَ عَلَيْكَ مِنّي سَلامُ اللهِ اَبَداً ما بَقيتُ وَبَقِيَ اللَّيْلُ وَالنَّهارُ وَلا جَعَلَهُ اللهُ آخِرَ الْعَهْدِ مِنّي لِزِيارَتِكُمْ، اَلسَّلامُ عَلَى الْحُسَيْنِ وَعَلى عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ وَعَلى اَوْلادِ الْحُسَيْنِ وَعَلى اَصْحابِ الْحُسَيْنِ،</strong><br><br><br>Sonra şöyle devam edersin<br><br><strong>اَللّـهُمَّ خُصَّ اَنْتَ اَوَّلَ ظالِم بِاللَّعْنِ مِنّي وَابْدَأْ بِهِ اَوَّلاً ثُمَّ (الْعَنِ) الثّانيَ وَالثّالِثَ وَالرّابِعَ اَللّـهُمَّ الْعَنْ يَزيدَ خامِساً وَالْعَنْ عُبَيْدَ اللهِ بْنَ زِياد وَابْنَ مَرْجانَةَ وَعُمَرَ بْنَ سَعْد وَشِمْراً وَآلَ اَبي سُفْيانَ وَآلَ زِياد وَآلَ مَرْوانَ اِلى يَوْمِ الْقِيامَةِ</strong><br></td><td>Sonra yüz defa şöyle denilir;<br>Allahummel en evvele zalimin zeleme hegge muhammedin ve âli Muhammed ve ahire tabiin lehu ela zalik Allahumme-l eni-l isabete-l leti cahedeti-l huseyn ve şayeet ve bayeet ve tabet ela gatlihi Allahumme-l enhum cemiien.<br><br>Sonra yüz defa şöyle denilir;<br>Esselamu aleyke ya eba ebdillah ve ele-l ervahilleti hellet bi finaike aleyke minni selamullahi ebeden ma begiitu ve begiye-l leylu ve-n neharu ve la ceelehu-l lahi ahire-l ehdi minni li ziyaretikum Esselamu ele-l huseyn ve ele-l aliyyibni-l huseyn ve ele-l evladil huseyn ve ela eshabi-l huseyn<br><br>Sonra şöyle denilir;<br><br>Allahumme husse ente evvele zalimin bi-l le’ni minni ve-b de bihi evvelen summe-s saniye ve-s salise ve-r rabie Allahumme-l en yezide hamisen ve-l en ubeydellahi-bne ziyadin ve-bne mercanete ve omere-bne sa’din ve şimren ve ale ebi sufyane ve ale ziyadin ve ale mervane ila yevmi-l gıyameti.<br></td><td>Sonra yüz defa şöyle söylersin:<br><br>Allah&#8217;ım! Muhammed ve Âl-i Muhammed&#8217;in hakkına ilk zulmeden kimseden, ona bu konuda en son tabi olan kimseye kadar hepsine lanet et.<br>Allah&#8217;ım! Hüseyin&#8217;le savaşan, onu öldürmek için birbirleriyle işbirliği yapan ve sözleşen topluluğa lanet et. Allah&#8217;ım! Onların hepsini toplu olarak kendi lanetine mazhar eyle.<br><br>Sonra da yüz defa şöyle söylersin:<br><br>Selam olsun sana ey Eba Abdillah ve o (pak) ruhlara ki senin eşiğinde (hareminde) yer aldılar. (Sana canlarını kurban etme ve aynı mekanda defnedilme şerefine nail oldular.)<br>Allah&#8217;ın selamı benden, ebediyen senin üzerine olsun; yaşadığım sürece, gece ve gündüz devam ettiği müddetçe.<br>Allah, bu ziyareti benim sizi son ziyaretim kılmasın. Selam olsun Hüseyin&#8217;e ve Ali b. Hüseyin&#8217;e, Hüseyin&#8217;in evlatlarına ve ashabına.<br><br>Sonra şöyle devam edersin:<br><br>Allah&#8217;ım! Sen, (Resul ve Ehl-i Beyt&#8217;ine) ilk zulmedeni benim özel lanetime mazhar eyle. Bunun için de önce birinci, sonra ikinci, sonra üçüncü ve sonra da dördüncüden başla. Sonra da&#8230; Yezid&#8217;e lanet eyle. Ziyad&#8217;ın ve Mercane&#8217;nin oğlu Ubeydullah&#8217;a, Sa&#8217;d oğlu Ömer&#8217;e, Şimr&#8217;e, Ebu Süfyan&#8217;ın, Ziyad&#8217;ın ve Mervan&#8217;ın soyuna kıyamet gününe kadar lanet et.</td></tr><tr><td>Sonra secdeye kapanıp şöyle dersin<br><strong>اَللّـهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ حَمْدَ الشّاكِرينَ لَكَ عَلى مُصابِهِمْ اَلْحَمْدُ للهِ عَلى عَظيمِ رَزِيَّتي اَللّـهُمَّ ارْزُقْني شَفاعَةَ الْحُسَيْنِ يَوْمَ الْوُرُودِ وَثَبِّتْ لي قَدَمَ صِدْق عِنْدَكَ مَعَ الْحُسَيْنِ وَاَصْحابِ الْحُسَيْنِ اَلَّذينَ بَذَلُوا مُهَجَهُمْ دُونَ الْحُسَيْنِ عليه السلام</strong></td><td>Secdeye gidilerek şöyle denilir;<br>Allahumme lekel hemdu hemde-ş şakirine leke ela musabihim el-hemdu lillahi ela ezimi reziyyeti Allahum-mer zugni şefaaete-l huseyn yevme-l vurudi ve sebbit li gedeme sidgin indeke me’e-l huseyn ve eshabi-l huseyn ellezine bezelu muhecehum dune-l huseyn aleyhisselam.</td><td>Sonra secdeye kapanıp şöyle dersin:<br>Allah&#8217;ım! Onların musibetine karşı bana, şükredenlerin hamdı gibi hamt etmeği nasip eyle. Bu büyük acı ve musibetimden dolayı Allah&#8217;a hamdolsun. Allah&#8217;ım! (Huzuruna) varacağım gün Hüseyin&#8217;in şefaatini bana nasip eyle; indinde Hüseyin ve canlarını Hüseyin&#8217;e (ona selam olsun) feda eden ashabıyla birlikte, benim doğruluk ayağıma sebat ver.</td></tr></tbody></table></figure>



<h2 class="wp-block-heading" id="kaynakca">KAYNAKÇA</h2>



<pre class="wp-block-verse"><strong><em>1-</em></strong>İbn-i Kavlaveyh, Kamilu’z Ziyaret, s. 581. 
<strong><em>2-</em></strong>Tusi, Misbahu’l Müteheccid,
<strong><em>3-</em></strong>Kalbasi, Şerhi Ziyareti Aşura, s. 210 
<strong><em>4-</em></strong>Tusi, Misbahu’l Müteheccid, s. 543. 
<strong><em>5-</em></strong>İbn-i Kavlaveyh, Kamilu’z Ziyaret, s. 581.</pre>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/asura-ziyareti/">Aşura Ziyareti</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/asura-ziyareti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
