<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>PEYGAMBER&#039;İN ANNESİ arşivleri - İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</title>
	<atom:link href="https://imammehdiyarenleri.org/tag/peygamberin-annesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://imammehdiyarenleri.org/tag/peygamberin-annesi/</link>
	<description>Adalet Güneşinin Doğacağı Sabahın Özlemiyle</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Mar 2026 04:54:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-imy-32x32.jpg</url>
	<title>PEYGAMBER&#039;İN ANNESİ arşivleri - İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</title>
	<link>https://imammehdiyarenleri.org/tag/peygamberin-annesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hz Âmine (s.a)</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/hz-amine-s-a/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/hz-amine-s-a/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Jan 2022 20:57:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed (s.a.a)]]></category>
		<category><![CDATA[HZ. ÂMİNE]]></category>
		<category><![CDATA[PEYGAMBER'İN ANNESİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=674</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖNSÖZ: Hz Âmine (s.a) , Masum İmamların annelerinin annesidir. Bu büyük hanımefendiye anne denilmesi uygun ve ayrı bir güzelliktir. Çünkü O, en büyük İlahi emaneti ve beşerin yol göstericisini taşımıştır.&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-amine-s-a/">Hz Âmine (s.a)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-white-background-color has-text-color has-background">ÖNSÖZ:</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">    Hz Âmine (s.a)  , Masum İmamların annelerinin annesidir. Bu büyük hanımefendiye anne denilmesi uygun ve ayrı bir   güzelliktir. Çünkü O, en büyük İlahi emaneti ve beşerin yol göstericisini taşımıştır. Söz konusu olan, bir benzeri daha olmayan  bir annedir. Ve bugün bir miyarın üzerinde taraftarı olan hayat veren mektebin sahibi olan evladın annesidir. O, varlık âleminin en üstün ve en soylu kadınlarındandı çünkü Peygamber&#8217;e anne olma liyakatini bulabilmişti. </p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized Hz-Âmine is-style-default" id="Hz-Âmine"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="255" height="198" src="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/01/hz.-amine2.jpg" alt="" class="wp-image-724" style="width:409px;height:358px" title="Hz Âmine"/></figure>



<h2 class="wp-block-heading">ADI VE SOYU </h2>



<p>Tarihçilerin ve hadisçilerin ihtilaf etmeksizin<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/"> Hz. Muhammed Mustafa&#8217;nın</a> (s.a.a) annesi için zikretmiş oldukları tek ad Hz. Amine (s.a)&#8217;dır ve O, Abdulmenaf oğlu Zohre oğlu Kellab oğlu Merre oğlu Ka&#8217;b oğlu Lavi oğlu Ğalib oğlu Fihri&#8217;nin kızı&#8217;dır.<sup>(5)</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color"> Hz Âmine (s.a) &#8216;nın annesi Abduluzza oğlu Osman oğlu Abduddar oğlu Kusa oğlu Kellab oğlu Marrede&#8217;nin kızı Berre&#8217;dir. Berre&#8217;nin annesi  de Esed oğlu Abduluzza oğlu Kays oğlu Kellab&#8217;ın oğlu Ummul Habib&#8217;dir. <sup>(6)</sup></p>



<p> Hz. Abdullah ve Hz Âmine (s.a)&#8217;nin tek çocukları <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Hz. Muahmmed (s.a.a)</a>&#8216;idi.<sup>(7)</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color">Allah&#8217;ın Elçisi&#8217;nin (s.a.a) saygıdeğer annesi otuz yaşında vefat etti ve &#8220;Ebvaa&#8221;da defnedildi.<sup>(8)-(9)</sup></p>



<p>Veheb ve Berre&#8217;nin tek çocukları   Hz Âmine (s.a) idi ve Tarihçiler arasında da <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Hz. Muhammed (s.a.a)</a>&#8216;in dayısının ve teyzesi&#8217;nin olmadığı meşhurdur. <sup>(10)</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color">Kız çocuğa sahip olmanın Araplar için leke ve utanç sayıldığı ve diri diri  gömüldüğü o dönemlerde Hz Âmine (s.a) kendi kavminin ve ailesinin içinde özel bir saygıya sahipti. <sup>(11)</sup></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">KUTSAL KİTAPLARDA HZ. ÂMİNE&#8217;NİN YÜCELİĞİ</h2>



<p>Ravi şöyle diyor: Ka&#8217;b<sup>(12)</sup> Muaviye&#8217;nin yanında idi, ona şöyle dedim: &#8220;Sizin kendi kitablarınızda<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> son Peygamberin</a> doğumu ve onun <a href="https://imammehdiyarenleri.org/ehlibeyt/">Ehl-i Beyt</a>&#8216;inin fazileti hakkında neler yazıyor?&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Ka&#8217;b, Muaviye&#8217;nin görüşünün ne olduğunu öğrenmek için ona baktı ve Allah Muaviye&#8217;yi konuşturdu, şöyle dedi: &#8221; Ey Ebu İshak! Ne biliyorsan söyle. Allah sana rahmet etsin&#8221;.</p>



<p>Ka&#8217;b şöyle dedi: &#8220;Ben 72 İlahi kitabı ve Danyal&#8217;ın Suhufu&#8217;nun (sayfalarının) tamamını okudum. Onların tamamında<a href="https://imammehdiyarenleri.org/ehlibeyt/"> Ehl-i B</a>eyt&#8217;in doğumu zikredilmiştir ve adı meşhurdur. İsa ve Ahmed&#8217;in haricinde hiçbir peygamber doğarken melekler inmemiştir. Meryem ne Âmine dışında hiçbir insan için cennet perdeleri açılmamıştır.  İsa ve<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/"> Ahmed&#8217;</a>in annesi dışında hiçbir hamile kadına melek görevlendirilmemiştir. Âmine&#8217;nin hamilelik işaretlerinden birisi münadinin<sup>(13)</sup> yedi kat gökte şöyle nida etmesi idi: &#8221; Müjdeler olsun, bugün <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Muhammed</a>&#8216;in nutfesi atıldı. Yeryüzünde de böyle nida edildi. Doğduğu gece Ka&#8217;be&#8217;den şu ses duyuldu:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Ey Kureyş Hanedanı! Sizin için müjdeleyen ve korkutan gönderildi. Sonsuz  izzet ve hayır onunladır ve O peygamberlerin sonuncusudur.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Bizim kitaplarımızda, Ondan sonra insanların en hayırlısının onun hanedanının olduğu ve onun evlatlarından bir kişi dahi yeryüzünde olduğu müddetçe insanların azaptan güvende oldukları yazılıdır<sup>(14)</sup>&#8220;.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">HADİSLERDE HZ. ÂMİNE</h2>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/ehlibeyt/">Ehl-i Beyt</a> tarftarlarının hadis kitaplarında, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Allah&#8217;ın El</a>çisi&#8217;nin (s.a.a) hanedanının özelliklede annesinin, Allah&#8217;ın vahdaniyetine olan iman ve inançlarını gösteren birçok hadis vardır.</p>



<p>Şeyh Saduk Emâlî kitabında şöyle nakletmiştir: &#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-caferi-sadik/">İmam Cafer-i Sadık (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p>&#8220;Cebrail <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Hz. Peygamber&#8217;e (s.a.a</a>) nazil oldu ve şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Ulu ve Yüce Allah sana selam ediyor ve şöyle dedi:</p>



<p><strong>&#8220;Ben, baban Abdullah&#8217;a, annen Âmine&#8217;ye ve senin sorumluluğunu üstlenen o ev halkına yani, amcan <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Ebu Talib&#8217;e </a>ateşi haram kıldım<sup>(15)</sup>.&#8221;</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color"><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Hz. Muhammed (s.a.a)</a> şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8221; Ulu ve Yüce Allah, şirkin necaseti ve küfrün rezaleti bana ulaşmasın diye  beni, babaların en hayırlısını (Abdullah b. Abdulmuttalib&#8217;i) ve annelerin en hayırlısının belinde karar kıldı<sup>(16)</sup>.&#8221;</p>



<p>Kuleyî Kâfi kitabında bu hususta <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-caferi-sadik/">İmam Cafer-i Sadık (a.s)</a>&#8216;dan kapsamlı bir hutbe nakletmişdir, onda şöyle denilmektedir:</p>



<p>&#8220;Allah, yaratılışta<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/"> Allah&#8217;ın Elçisi&#8217;</a>nin anneler zincirinde hiçbir kirlilik meydana gelmemesi için zinaya geçit vermedi. Hz. Peygamber&#8217;i en korunaklı taşıyıcılardan ve en güvenilir  rahimlerden Peygamberliğe seçti.<sup>(17)</sup>&#8220;</p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/">Müminlerin Emiri İmam Ali (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Allah&#8217;ın Elçisi (s.a.a) şöyle dedi: &#8220;Bizlerden hiç kimsenin zinaya düşmemesi için Allah bizleri kerim bellerde ve temiz rahimlerde karar kıldı.<sup>(18)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color"> &#8220;Allah&#8217;ın Elçisi (s.a.a) şöyle dedi: &#8220;Ulu ve Yüce Allah anneler ve babalar arasında bizleri asalet ve tabiat bakımından, en iyi madenlerden ve yetişme bakımından en iyi ekeneklerden (mezra)<sup>(19)</sup> var etti.<sup>(20)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Aleviler&#8217;in önemli kaynaklarında yer alan bu ve bunun gibi onlarca diğer hadislerden şu sonuç elde edilmektedir:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Hz. Muhammed (s.a.a)&#8217;in değerli annesi temiz rahimlerden olduğu için son Peygamberi taşıma liyakatine sahip olabilmiştir. Öyle Yüce bir makama ulaşmıştır ki Hz. Peygamber&#8217;i (s.a.a) ziyaret duaların birisinde o Hanımefendi ile Oğlu birlikte selamlanmıştır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Selam olsun sana ve annen Veheb kızı Âmine&#8217;ye!&#8221; denilmiştir<sup>(21)</sup>.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">Hz Âmine nin Ehl-i Beyt Âlimlerinin Yanındaki Makamı</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">Şeyh Müfid &#8220;Evailu&#8217;l-Makalat&#8221; kitabında şöyle nakletmiştir:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Annem Âmineden dünyaya gelinceye kadar Allah beni her zaman temiz anaların rahminde karar kıldı. Şeyh Müfidşöule diyor: Veheb kızı Âmine&#8217;nin tevhid inancına inandığına ve müminlerin arasında haşrolacağı konusunda bizim ashabımız arasında birlik vardır.<sup>(22)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Şeyh Saduk şöyle diyor:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Bizim itikadımıza göre Hz. Adem&#8217;den Hz. Abdullah&#8217;a kadar Allah&#8217;ın Elçisi&#8217;nin bütün babaları, Hz. Ebu Talib ve Veheb kızı Âmine müslaman idi.<sup>(23)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Allame Mamkanî şöyle diyor:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Alevî âlimleri Allah&#8217;ın Elçisi&#8217;nin (s.a.a) anne ve babasının, Âdem&#8217;e kadar dedelerinin tamamının müslüman olduklarında, o Hazret&#8217;in nurunun  müşrik sülb ve rahime girmediği ve o Hazret&#8217;in kendisinin baba ve annelerinin soyunda hiçbir şüphenin olmadığı hususunda birlik etmiştir.<sup>(24)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Mamkanî şöyle diyor: &#8221; Allah&#8217;ın Elçisi&#8217;nin (s.a.a) baba ve anne tarafından hiçbir ecdadının şirke bulaşmamış olması ve Hz. Âdem&#8217;e kadar muvahhid oldukları mezhebimizin (Ehl-i Beyt ve İmamiyye&#8217;nin) zaruriyatındandır<sup>(25)</sup>.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Aktarımlara göre, Hz. Muhammed (s.a.a), Hz. Abdullah ve Hz. Âmine&#8217;nin (s.a) kabrinin üzerine geldi ve her ikisini de diriltip kendisinin nübüvvetine ve Hz. İmam Ali (a.s)&#8217;ın velayeine şehadetten sonra onları geri gönderdi. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">Meclisî şöyle diyor:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Bu aktarımlar Hz. Abdullah ve Hz. Âmine&#8217;nin her iki şehadete iman etmiş oldukarını göstermektedir ve onların diriltilmesinden maksadın Hz. İmam Ali  (a.s)&#8217;ın velayetine şehadet ederek imanlarının tekmil edilmesi olduğunu ortaya koymaktadır<sup>(26)</sup>.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">Hz Âmine nin Ehl-i Sünnet&#8217;in Yanındaki Makamı</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">Ehl-i Sünnet, Allah&#8217;ın Elçisi&#8217;nin (s.a.a) hanedanına insafsızlık etmiştir. Ehl-i Sünnetin hadis kaynaklarında Peygamber&#8217;in hanedanının müşrik olduğu yönünde rivayetler vardır ve bazı sünni büyükleride bu hadislere istinaden Allah&#8217;ın Elçisi&#8217;nin (s.a.a) hanedanını müşrik saymışlardır. &#8220;Mustedreku Sahihayn&#8221; kitabı, Abdullah b. Mesud&#8217;dan naklen şöyle yazmıştır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Allah&#8217;ın Elçisi (s.a.a) kabirlere doğru gitti, bizlerde onunla beraber gittik. Bize, oturmamızı emretti. Resulullah (s.a.a), kabirlerin baş tarafında adım atıyordu; sonunda bir kabrin baş ucunda uzunca dua etti. Sonra Resulullah&#8217;ın (s.a.a) ağlama sesi yükseldi, bizler de ağladık. Resulullah (s.a.a) bize doğru geldiği zaman Ömer b. Hattab şöyle dedi: &#8220;Ya Resulallah! Sizi ağlatan şey neydi , bizide ağlattı?&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Sonra Resulullah şöyle buyurdu: Üzerinde dua ettiğimi gördüğünüz kabir, annem Veheb kızı Âmine&#8217;nin kabri&#8217;dir. O&#8217;nun kabrini ziyaret etmek için Allah&#8217;tan izin istedim. Allah izin verdi. Annem için af ve mağfiret dilemek amacıyla Allah&#8217;tan izin istedim. İzin vermedi ve şu ayeti nazil etti:</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong><em>&#8220;(Kâfir olarak ölüp) cehennemlik olduları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah&#8217;a şirk koşanlar için af dilemek ne peygambere yakışır ve ne de insanlara<sup>(27)</sup>)</em></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color">Resulullah (s.a.a) sonra şöyle dedi:  &#8220;Evladın ana ve babasına karşı içine düştüğü rıtk (merhamet) hâli beni aldı<sup>(28)</sup>.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Ebu Hureyre şöyle naklediyor: &#8220;Resulullah (s.a.a) annesinin kabrini ziyaret ettiği zaman ağladı ve onunla birlikte olanlar da ağladılar. Resulullah sonra şöyle dedi: &#8220;Annem için af ve mağfiret dilemek için Allah&#8217;tan izin istedim, izin vermedi. Allah&#8217;tan annemin kabrini ziyaret etmeyi diledim, isteğimi kabul etti<sup>(29)</sup>.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Ehl-i Sünnet kaynaklarında Resulullah&#8217;ın (s.a.a) babası hakkında da bu türden rivayetlerin çokça olduğu görülmektedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  Bu rivayetler karşısında Ehl-i Sünnet kaynaklarında Abdulmuttalib hanedanının, Özellikle de Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ın ve </p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">Hz Âmine (s.a)&#8217;in tek Allah inancına sahip olduğunu gösteren birçok rivayet vardır. </h3>



<p class="has-black-color has-text-color">Mesela: </p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>1-</strong> Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: </p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Ben, Hz. Âdem zamanına kadar uzanan bir nikâh vasıtası ile dünyaya geldim, Cahiliyye kirliliği bizden uzaktır.<sup>(30)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>2-</strong> İmam Ali (a.s)  şöyle buyurdu:  </p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Resulullah (s.a.a) şöyle dedi: &#8220;Ben nikâh yolun ile dünyaya geldimve şuana kadar hiç bir leke bana değmiş değildir.<sup>(31)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>3-</strong> İbn-i Abbas şöyle diyor:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Resulullah (s.a.a) şöyle dedi: &#8220;Ben İslam nikâhın gibi bir nilâh ile dünyaya geldim.<sup>(32)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>4-</strong> ibn-i Sad, İbn-i Abbas&#8217;ın &#8220;Seni secde edenler arasında görür<sup>(33)</sup>&#8221; ayetinin tefsirinde  şöyle dedi: &#8220;bu ayetten maksad şudur: Ey Peygamber! Allah senin sulbünü Peygamberlerden Peygamber&#8217;e geçirdi.<sup>(34)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Bu rivayetlerde Cahiliyye döneminin zina gibi kirlilikleri Resulullah (s.a.a)&#8217;in anne ve babasından nefy edilmiştir. Son aktarıma göre ise, kirliliklerin en kötüsü olan şirk kirliliğinin de Resulullah&#8217;ın (s.a.a) anne ve babalarının hayatında olmadığı söylenebilinir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color"> Resulullah (s.a.a)&#8217;in hanedanının müşrik olduğu hususundaki aktarımlarda da çok ihtilaf vardır<sup>(35)</sup>. İbn-i Mesud&#8217;un Tevbe Suresinin 113 ve 114. ayetlerinin inişi hakkında naklettiği rivayeti olduğu gibi Fahr-i Razi&#8217;de Tefsir&#8217;i Kebir&#8217;inde İbn-i Abbas&#8217;tan o rivayet gibi bir rivayet aktarmıştır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8221; Allah, Mekke&#8217;yi Peygamber için fetih ettikten sonra Hz. Peygamber, onlarla ahdini yenilemek için baba ve annesinin kabrinin yerini sordu. Peygamber&#8217;e annesinin kabri&#8217;nin yerini gösterdiler, Hz. Resulullah annesi için af ve mağfiret dilemek istediği zaman bu iki ayet indi<sup>(36)</sup>. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">Hz. Muhammed (s.a.a), babasının kabrinin Medine&#8217;de, annesinin kabrinin ise Ebvaa&#8217;da olduğunu bilmiyormuydu?</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  Öyleyse neden Mekke halkından onların kabrinin yerini sormuştu?</p>



<p class="has-black-color has-text-color">O yüzden bu hadislere güvenilmez.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color"> Ebu Hureyre&#8217;nin nakletmiş olduğu rivayet içinde </h3>



<p class="has-black-color has-text-color">Ehl-i Sünnet büyüklerinin onun hakkındaki görüşlerini bilmemiz yeterlidir. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">Mesela:</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>1-</strong> Zehebî şöyle diyor; Muaviye, Ebu Hureyre&#8217;ye bir şey verdiği zaman rahat duruyor. ve vermediği zaman Muaviye&#8217;in  aleyhinde çalışıyordu<sup>(37)</sup>.</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>2-</strong>İbn-i Kesir şöyle diyor;&#8221;Bizim ashabımız Ebu Hureyre&#8217;nin hadislerinden uzak duruyorlardı çünkü Ebu Hureyre Peygamber&#8217;den duydukarını hocası Ka&#8217;b&#8217;dan duydukarı ile harmanlıyordu<sup>(38)</sup>.</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>3- </strong>İbn-i Ebi&#8217;l Hadid şöyle diyor: &#8220;Ebu Hureyre&#8217;nin rivayetlerini bizim büyüklerimiz kabul etmiyorlar.<sup>(39)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>4- </strong>Ebu Yusuf şöyle diyor: &#8220;Ebu Hanife&#8217;ye şöyle dedim:&#8221;Peygamber&#8217;den bizim kıyasımıza muhalif bilgiler naklediliyor, ne yapalım?&#8221;                                                                                                                                                                                                 Şöyle dedi: &#8220;Eğer bilgiyi vseçkin kişiler naklediyorsa amel ediyoruz. Ebu Hureyre ve Enes b. Malik dışında ashabın tamamı güvenilir insanlardır.<sup>(40)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Ehl-i Sünnet büyüklerinin Ebu Hureyre&#8217;nin güvenilirliği konusundaki görüşlerini dikkate aldığımız zaman onun rivayetleri güvenilmezdir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Son olarak, bazı ehl-i Sünnet büyüklerininde İmamiyye (Ehl-i Beyt Mezhebi) gibi Hz. Peygamber&#8217;in hanedanının taharet ve temizliğine inandıkları konusunun aydınlanması için onlardan ikisinin sözlerinden zikrolunacaktır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>1- </strong>Subki şöyle diyor: &#8220;Hz. Peygamber&#8217;in soyunda vaki olmuş olan nikâhlar, Peygamber&#8217;den Âdem&#8217;e kadar olan nikâhların tamamı sıhhat şartına sahipti ve günümüzde İslam&#8217;da olan nikâhlar gibiydi. Bu konuya inan ve bu konuda geri adım atma ki dünya ve ahiret ziyanına uğrarsın.<sup>(41)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><b>2</b>&#8211; Marvudi şöyle diyor; &#8220;Hz.  Peygamber&#8217;in soyundan haberdar olmak istiyorsan bilmen gerekir ki Peygamber, Kerim babaların yâdigârıdır, onlarda pislik ve kirlilik yoktu aksine, onların tamamı yüce kişiler, önderler ve pâk soya sahip kişiler idiler. Bilmen gerekir ki pak doğum nübüvvetin şartlarındandır.<sup>(42)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">     Peygamber&#8217;in hanedanının müşrik olduğu hususunda hadis uyduranlar, kendi soylarının müşrik olması ayıbını İslam&#8217;ın Aziz Peygamber&#8217;i Hz. Muhammed (s.a.a)&#8217;in anne ve babasına şirk isnat ederek telafi etmek istemiştir.<sup>(43)</sup> </p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">HZ. ABDULLAH (A.S) VE HZ. ÂMİNE&#8217;NİN HAYATI</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">Hz. Abdullah (a.s) ve Hz Âmine (s.a)&#8217;nın akrabalık bağı vardı. Aynı mahallede yaşıyorlardı<sup>(44)</sup> ve çocukluklarında birbirilerini her gün görüyorlardı. Hz Âmine (s.a) olgunluk yaşına geldikten sonra namahrem gözlerin kendisini görmemesi için evde kalmaya, sokak ve pazara çıkmamaya çalışıyordu. Sonunda Allah&#8217;ın takdiri nu iki pâk ve iffetli gencin, nikâh vasıtası ile aynı çatı altında ve yan yana olup maneviyat ve Tevhid&#8217;in temelini atmaları yönünde oldu<sup>(45)</sup>.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">EVLİLİK HAZIRLIKLARI</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">Bir grup Yahudi büyükleri ve bilginleri Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ın çehresinde görmüş oldukları işaretlerden Resulullah&#8217;ın nurunun onun yüzünde olduğunu anlamış ve öldürmeye karar vermişlerdir<sup>(46)</sup>. Planlarını geçirebilmek  için sürekli fırsat peşindeydiler ki Hz. Abdullah (a.s) bir gün avlanmak için Mekke&#8217;nin etrafındaki vadilerden birisine gitti. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Kılıçlarını elbiselerinin altına saklamış olan Yahudiler Hz. Abdullah (a.s)&#8217;a ulaştıkları zaman o, vadinin arasında avını kesmekle meşguldü. Etrafını sardılar, Hz. Abdullah (a.s) onlara şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">    &#8220;Benden ne istiyorsunuz, ben size ne zarar verdim?&#8221; </p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Dört bir yandan Hz. Abdullah&#8217;a (a.s) saldırdılar, Hz. Abdullah bir taşın arkasına saklandı ve onlardan dört kişiyi öldürdü.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz Âmine (s.a)&#8217;nın babası Veheb o civarlarda idi ve Yahudilerin vicdansızca Hz. Abdullah&#8217;a saldırdıklarını ve Hz.  Abdullah&#8217;ın da kendisini savunduğunu görünce Hz. Abdullah&#8217;ın yardımına gitti. Bu esnada, yeryüzü insanlarına benzemeyen insanlar gökten yere inip Yahudilere saldırarak onları parçalara  ayırdılar<sup>(47)</sup>. Veheb hemen kendisini  Hz. Abdulmuttalib&#8217;in yanına ulaştırdı ve olayın tamamını anlattı. Hz. Abdulmuttalib (a.s) , oğulları ile birlikte Hz. Abdullah&#8217;a (a.s) ulaştı. O&#8217;nu sağ olarak gördükleri zaman bağrına basıp öpüp kokladı ve hep birlikte eve döndüler<sup>(48)</sup>.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">VEHEB&#8217;İN ÖNERİSİ</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">Veheb eve döndüğü zaman Hz. Abdullah&#8217;ın cesaret ve yiğitliğini eşi Berre&#8217;ye açtı ve şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  &#8220;Bu genç ne kadar da güzeldir, yüzünde nur vardır. Sanki mübarek alnından nur yayılıyor. Ey kadın! Kalk, babasının yanına git ve ona kızımız Âmine&#8217;yi o genç ile evlendirmesini öner; Bekli kızımızı kabul eder ve bu çok büyük saadet ve yüce iftihar bizlere nasip olur&#8221;. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">Veheb&#8217;in eşi Berre, birçok Mekke büyüğünün Hz. Abdullah&#8217;ın (a.s) kendilerine damad olmsaını arzuladıklarını biliyordu. Ama   Hz. Abdullah (a.s) ve Hz. Abdulmuttalib onların tamamını geri çevirmişlerdi. Berre kocasına şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8221;  Ey Veheb! Abdullah (a.s), mekke&#8217;nin nâm sahiplerini, liderlerinin ve zenginlerinin kızlarını reddetmişken bizim kızımızı kabul etmeyeceğini bilyorsun&#8221;. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">Berre, Veheb&#8217;in ısrarı üzerine değerli elbiselerini giyindi ve Abdulmuttalib&#8217;in evine doğru yola çıktı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Berre, Abdulmuttalib&#8217;in evine geldiğinde onun, akrabalarına, Yahudilerin Hz. Abdullah&#8217;a (a.s) saldırmalarını anlattığını gördü. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">  Veheb&#8217;in eşi Selam verdi. Abdulmuttalin selamı alıp Veheb&#8217;e takdir ve teşekkür ettikten sonra şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Kocan Veheb&#8217;in bizim üzerimizde büyük hakkı vardır; çünkü bize haber ulaştırarak Abdullah&#8217;ı kurtarmış oldu. Kocana ne isteği olursa yapacağımızı söyle dedi.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  &#8220;Veheb&#8217;in eşi fırsatı ganimet sayarak şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  &#8220;Bizim tek isteğimiz Abdullah&#8217;ın bize damat olmasıdır. Abdulmuttalib, Abdullah (a.s)&#8217;ın yüzüne baktı ve onda bir itiraz belirtisi görmedi, bundan önce kim böyle bir öneride bulunacak olsaydı Hz. Abdullah&#8217;ın (a.s) yüzünde rahatsızlık işareti beliriyordu<sup>(49)</sup>.  </p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz. Abdullah (a.s) evlenmeye razı oldu, sulbinde bir nurun olduğunu ve o nuru herkesin taşıyama liyakatine sahip olmadığını biliyordu. O, her gün gözlerinin önüne geçip kendisiyle evlenme önerisinde bulunan bütün kızların önerisini eliyle geri çeviriyordu. </p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">  Hz. abdulmuttalib oğluna şöyle dedi:</h3>



<p class="has-black-color has-text-color">   &#8220;Oğlum! Allah&#8217;a and olsun ki Mekke kzılarının içinde Âmine gibi bir kız yoktur. Çünkü o, yüce, kişilikli pak,akıllı ve dindardır.<sup>(50)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ın annesinin Veheb&#8217;in evine gitmesi, Hz Âmine ile görüşmesi ve bunun yanı sıra isteme zamanının belirlenmesi kararlaştırıldı. Fatime , Hz Âmine ile yaptığı konuşmada onun kişilikli ve yüksek kemâle sahip olduğunu anladı.  Hz Âmine (s.a)&#8217;in annesine şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8221; Âmine&#8217;nin aklı, zekâsı ve dirayeti beni şaşırttı; benim bundan nasıl haberim olmaz?&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Fatime eve döndü ve Hz. Abdullah (a.s)&#8217;a şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">&#8220;Oğlum! Arap kızlarının içinde Âmine gibi bir kız asla yoktur. Ben onu beğendim ve Allah sendeki bu nuru Âmine&#8217;den başka hiçbir kimseye vermeyecektir.<sup>(51)</sup>&#8220;</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">İSTEME MERASİMİ</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">  Hz. Abdumuttalib, Hz. Abdullah(a.s) ve bir kısım akrabaları ile birlikte  Hz Âmine yi istemek için Veheb&#8217;in evine gitti. Hz. Abdulmuttalib (a.s)&#8217;ın okuduğu  nikâh hutbesi şöyleydi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color"> &#8221; Bize verdikleri ve bizleri evinin komşuları yaptığı için Allah&#8217;a hamd ediyorum. O öyle bir Allah&#8217;tır ki bizim sevgimizi kullarının kalplerine yerleştirmiş ve bizi bütün milletlerden üstün kılmıştır.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Sonra Veheb&#8217;e şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   &#8220;Oğlum, sizin kızınız ile belirlenen (mihir)<sup>(52)</sup>karşışılğında evlenmek istiyor, acaba razı mısınız?&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Veheb şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Evet, razı olduk ve kabul ettik. Sonra Hz. Abdulmuttalib orada bulunanları şahid tuttu ve dört gün düğün yemeği verdi<sup>(53)</sup>.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   İbn-i Hişam şöyle diyor:    &#8220;Abdulmuttalib, soy ve makam bakımından Kureyş&#8217;in büyük kadınlarından olan Veheb kızı Âmine&#8217;yi Abdullah&#8217;a seçti ve düğün Veheb&#8217;in evinde yapıldı.<sup>(54)</sup>&#8220;</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">MUHAMMEDÎ NURUN HZ AMİNE&#8217;YE İNTİKALİ</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">Hz Âmine şöyle diyor:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   &#8220;Muhammed&#8217;in nuru babasından bana intikal etmesinden sonra yüzümden nur yayılıyordu. Mekke halkı onuru bende gördüğü zaman beni kutluyor ve çocuğumun parlak geleceğini konuşuyorlardı.<sup>(55)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Yıllardır Araplar kuraklık belasına müptela olmuşlardı. O nur Hz Âmine ye intikal ettikten sonra yağmur yağdı ve insanlar bol nimete kavuştular be bu yüzden O yılı  &#8220;FETH&#8221; ferahlık yılı olarak adlandırdılar<sup>(56)</sup>.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  Allah defalarca Hz Âmine yi müjdelemiştir:</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong><em>  &#8220;Dikkatli ol, özünde taşıdığın bu paha biçilmez yük, insanların efendisi ve yol göstericisidir<sup>(57)</sup>.&#8221;</em></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color">Abbas b. Abdulmuttalib:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  &#8220;Abdullah doğduğu zaman yüzünde bir nur parlıyordu, babam şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  &#8220;Buçocuk makam sahibi olacaktır. Kureyş&#8217;in en seökin kadını olan Âmine ile evlendiği zaman o nur Âmine&#8217;ye intikal etti.<sup>(58)</sup>&#8220;</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">HZ. MUHAMMED ANNE KARNINDA </h2>



<p class="has-black-color has-text-color">En bütük İlahi lütuf Hz Âmine ye verildi. Bu lütuf o büyük hanımefendinin Hz. Muhammed (s.a.a)&#8217;i taşıyıp yetiştirmesiydi. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz Âmine (s.a) şöyle diyor:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   &#8220;Hamile kadığım zaman kendimde, hamilelikten hiçbir eser göremiyordum ve diğer hamile kadınların karşılaştığı durumlarla karşılaşmadım. Bir gece, bir kişi rüyamda yanıma geldi ve bana: &#8220;İnsanların en hayırlısına hamile kaldın.&#8221; dedi, hamilelik bana kolaylaştı ve hiçbir zorluk çekmedim<sup>(59)</sup>.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">Şöyle aktarılmıştır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   &#8220;Hz Âmine hamile kaldığında kendisine şöyle söylendiğini gördü:</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong><em>       Şüphesiz, İnsanların en hayırlısına hamile kaldın<sup>(60)</sup>&#8220;.</em></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color">Hz Âmine (s.a)&#8217;in şöyle dediği aktarılmıştır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   &#8220;Hamileliğimin 6. ayında bir söyleyenin bana şöyle söylediğini gördüm:</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><em><strong>   &#8220;Ey Âmine! Sen, insanların en hayırlısına hamilesin.<sup>(61)</sup>&#8220;</strong></em></p>



<p class="has-black-color has-text-color">Yine şöyle aktarılmıştır: &#8220;Veheb&#8217;in kızı ve Resulullah&#8217;ın annesi Hz Âmine şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  Resulullah&#8217;a hamile kaldıktan sonra bana şöyle söylendi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong><em>     &#8220;Sen, bu ümmetin Efendisi&#8217;ne hamilesin, o doğduğu zaman şöyle söyle: &#8220;Ona hased edenlerin şerrinden tek olan Allah&#8217;a sığınıyorum.&#8221;</em></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color"> Hamile iken benden bir nur saçıldı ve onun içinde, Basra şehrinin saraylarını Şam&#8217;da gördüm.<sup>(62)</sup>&#8220;</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">EŞİNİN YOLCULUĞU</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">Hz. Abdullah (a.s) ve  Hz Âmine (s.a)&#8217;in evlenmesinden bir kaç gün sonra ticaret kervanının Şam&#8217;a hareket zili çalmaya başladı,  Hz. Abdullah (a.s)&#8217;da bu kervanla gitmeye karar verdi. Yaşlı babası ve genç eşi ile vedalaştı. Hz Âmine (s.a)&#8217;a dayanamadı ve peşi sıra gitti maşukuna, sırdaşına ve yoldaşına baka kalmıştı. Hz. Abdullah (a.s) geri döndü, gözleri Hz Âmine (s.a)&#8217;in  yüzüne ilişti, gözlerinden inci tanesi gibi yaşlar akıyordu. Bu ticaret seferinden vazgeçmek istediysede kervandakilere vermiş olduğu söz, kararının değişmesşne engel oldu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz Âmine (s.a) ile son kez vedalaştı. Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ın bedeni Şam&#8217;a doğru gidiyordu  ama ruhu Hz Âmine (s.a)&#8217;in yanında idi. Hz. Abdullah (a.s), Hz Âmine (s.a)&#8217;in hayalini her an gözlerinin önünde tutuyordu. Hayalinde Hz Âmine (s.a) vardı ve kalpleri yakan göz yaşları&#8230;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Onun latif ruhu Hz. Abdullah (a.s) ile birlikte Şam&#8217;a giden ticaret kâfilesinin ve kâfile başının nağmelerini dinliyordu.  Hz. Abdullah (a.s)  ile olan tatlı anları kervanın deve katarları gibi aklında ve hatıralarında canlanıp duruyordu<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(63)</span></sup>.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">HZ. ABDULLAH (A.S)&#8217;IN ÖLÜMÜ</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">  Her ne kadar yalnız olmasada karnında bir çocuk olmasına rağmen Hz. Abdullah (a.s) gitmiş ve Hz Âmine (a.s)&#8217;yı yalnız bırakmıştı. Günler ve geceler birbirilerini geride bırakıyordu ve çocuğunun doğumu yaklaşıyordu. O ise Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ı özlüyor, ayrılık hasreti ile kavuşmayı düşünüyordu. Bu arada ayrılığı kolaylaştıran tek şey,  Hz. Abdullah (a.s) bu uzun seferden döndüğü zaman ona baba olduğunun müjedsini verecek olmasıydı. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">  Birkaç ay aradan sonra ticaret kervanının Mekke&#8217;ye döndüğü haberi şehirde dolaşmaya başladı. Bazı insanlar akrabalarını karşılamak için şehir dışına çıktılar, Hz. Abdulmuttalib (a.s)&#8217;da oğlunu bekliyordu. Hz Âmine (s.a)&#8217;de kapının önüne otumuş ve kafilenin içinde Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ı arıyordu ama ondan bir işaret yoktu. </p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">  Sorup soruşturduktan sonra Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ın dönüşte hastalandığını ve Yesrib&#8217;te (Medine)&#8217;de akrabalarının yanında kaldığını öğrendi.</h3>



<p class="has-black-color has-text-color"> Bu haber Hz Âmine (s.a)&#8217;in çehresinde hüzün ve acının oluşmasına sebep oldu ve Hz. Abdulmuttalib (a.s) büyük oğlu Haris&#8217;i, Yesribe giderek Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ı getirmesi için görevlendirdi<sup>(64)</sup>.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Haris, Yesrib şehrine geldiği zaman Hz. Abdullah (a.s) dünyaya gözlerini kapamış ve defnedilmişti. Geri dönüp babasına kardeşinin ölüm haberini ulaştırdı<sup>(65)</sup>.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">     Hz. Abdullah (a.s) dünyadan ayrılmıştı. Hz Âmine (s.a) kalmıştı ve de oğlu&#8230; Allah&#8217;ın takdiri böyle idi, Hz. Abdullah (a.s) dünyadan göçecekti ve bu çocuk ileride yetimlerin dertlerini azaltması için yetim olarak dünya&#8217;ya gelmesi gerekirdi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>     &#8220;Öyleyse yetimi sakın ezme.<sup>(66)</sup>&#8220;</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color">  O yetimdi ama Allah&#8217;ın koruması altındaydı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>     &#8220;O, seni yetim bulup barındırmadı mı?<sup>(67)</sup>&#8220;</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color">  Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ın yaşı hakkında ihtilaf vardır, meşhur aktarıma göre 25 yıl yaşamıştı. Bazılar ise 17 yaşında olduğunu söylemişlerdir<sup>(68)</sup>.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Babası&#8217;nın ölümünde Peygamber (s.a.a)&#8217;in yaşı hakkında birkaç görüş vardır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>1- </strong>Hamileliğinin 2. ayında&#8230;</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>2-</strong> Doğmadan iki ay önce &#8230;</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>3-</strong>Doğduktan 2 ay sonra<sup>(69)</sup>&#8230; (en meşhur görüştür) ve babası Abdullah (a.s) Peygamber&#8217;i hiç görmemiştir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color"><strong>4- </strong>Doğumundan 7ay, 9ay, veya18 ay sonra vefa etti<sup>(70)</sup>ettiğine dair rivayetlerde mevcuttur&#8230;. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Ayti isminde birisi şöyle aktarmıştır:  &#8220;Resulullah&#8217;ın (s.a.a) babası Hz. Abdullah (a.s) 25 yaşında, Medine&#8217;de babasının dayılarının yanında, Beni Neccar kabilesinde ve Dari Nabiğa olarak bilinen evde vefat etti<sup>(70)</sup> ve meşhur aktarıma göre onun ölümü  Resulullahın doğumundan önce olmuştur.<sup>(71)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Yâkubi şöyle diyor: &#8221; Resulullah&#8217;ın (s.a.a) doğumundan sonra Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ın dünyadan göçtüğüne dair tarihçiler birlik hâlindedir.<sup>(72)</sup>&#8220;</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color"> MEKKE&#8217;NİN GÜNEŞİNİN DOĞUŞU</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">Hz. Muhammed (s.a.a), Fil yılı olarak meşhur olan yılda Rebiu&#8217;l Evvel ayının 17.&#8217;si cuma günü sabaha karşı dünyaya geldi. Ânnesi  Hz Âmine (s.a) hamileliği hakkında şöyle diyor:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  &#8220;Birkaç gün üzgündüm ve doğumun eşiğinde olduğumu biliyordum. O gün akşam üzeri ağrılarım arttı ve ben odamda yalnız başıma sırt üstü yatmıştım. Gencecik ölen kocam Abdullah&#8217;ı ve kendi yalnızlığımı düşünüyordum.<sup>(73)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  Hz. Âmine (s.a) şöyle diyor:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">     &#8220;Sessizce ağlıyordum, kalkıp Abdulmuttalib&#8217;in kızlarına haber vermeyi düşünüyordum ama düşüncem kesin karar haline gelmemişti. -Bu ağrıların oğlumun doğum ağrıları olduğu nereden belliydi ki- Aniden kalbimi hoş eden bir ses geldi kulağıma, yanımda oturup kendi aralarında konuşan bir kaç kadının sesini işittim. Benim hakkında konuşuyorlardı. Onların o yavaş ve kalbi okşayan seslerinden o kadar hoşlanmıştım ki ağrılarımı unutmuş gibiydim. Yanı başımda oturan kadınların nereli olduklarını, nereden geldiklerini ve beni nereden tanıdıklarını öğrenmek için başımı yerden kaldırdım. Ne kadar güzel yüzlü ve pâk idiler! Sanki yüzlerinin etrafından nur halkaları dönüyordu. Kureyş büyükleri&#8217;nin hanımları ve Mekkeli hanımlar olduklarını düşündüm. Habersizce odama girmelerine şaşırmıştım, onlara kim haber vermiş olabilirdi?<sup>(74)</sup>&#8220;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  Arap geleneğinde büyüyklerin karşısında ayağa kalmak vardır, ayağa kalktım sıcak ve samimi bir şekilde şöyle dedim:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">     &#8220;Anam babam size feda olsun, nereden geldiniz? Siz kimsiniz?&#8221;</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">Sağ tarafımda oturan hanım şöyle dedi:</h3>



<p class="has-black-color has-text-color">    &#8220;Ben, İmran&#8217;ın kızı, İsa Mesih&#8217;in annesi Meryem&#8217;im.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">    &#8220;İkinci hanım ise &#8220;Firavun&#8217;un Allah&#8217;a tapan hanımı Asiye&#8221; olduğunu söyledi.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">    &#8220;Diğer ikisi ise evime gelen iki cennet meleği idiler.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">  Kuş tüyünden olan yumuşah bir el ile, yan tarafıma temas etti ve bütün ağrılarım dindi ama bahar sabahlarında sis&#8217;in kapladığı hava gibi müphem (belirsiz) bir hâl aldı oda, artık ne bir şey görüyordum ne de bir ses duyuyordum. Bu durum birkaç dakikadan daha fazla sürmedi. Sis yavaş yavaş kayboldu ama ve yerini ruhanî bir nura bıraktı. Aydınlanınca bu İlahi nur, oğlumu kucağımda buldum; Ubudiyyet (kulluk) alnını yere koymuştu ve anlayamadığım bir fısıltı kulaklarımı okşuyordu. Söyleyeni görmüyordum ve fısıltısından da bir şey anlamıyordum ama sevinçli idim.Bir an dilim tutulmuştu, çok kısa bir zamandan sonra aniden dilim çözüldü ve haykırmaya başladım:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">    &#8220;Ümmül Osman!  Ümmül Osman!<sup>(75)</sup> Ondan yardım almak istemiştim, çocuğumun kucağımda uyuduğunu gördüm.<sup>(76)</sup>&#8220;</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">HZ. AMİNENİN ABDULMUTTALİB&#8217;E MÜJDESİ</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz. Âmine (s.a), büyük ilahi emaneti dünyaya getirdi. Gencecik kocasının ölümü ile yaralanan Hz Âmine (s.a)&#8217;in kalbi oğlunun doğumu ile iyileşmiş ve başka bir ümit kapısı yüzüne açılmıştı. Kalbi rahatladı ve Allah&#8217;a şükretmeye başladı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ın yeri dolmuştu ve çocuğunun doğması ile Abdullah&#8217;ın (a.s) adı dillerde dolaşıyordu ve Hz Âmine (s.a)&#8217;in yeni doğmuş olan bebeği Abdullah (a.s)&#8217;ın adını kıyamete kadar yaşatacaktı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz. Abdulmuttalib (a.s) hızla Hz Âmine (s.a)&#8217;in evine geldi ve Hz Âmine hem hamilelik döneminde çocuğu hakkında işitmiş oldukarını hem de doğumunda kendi gözleri ile görmüş olduğu herşeyi Hz. Abdulmuttalib&#8217;e anlattı.  Hz. Abdulmuttalib çocuğu kollarına alıp Ka&#8217;be&#8217;nin içine götürdü, bu İlahi hediyeden dolayı Allah&#8217;a şükretti ve sonra çocuğu annesine getirdi<sup>(77)</sup>.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">  HZ. AMİNE&#8217;NİN YOLCULUĞU</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz Âmine, yetim çocuğunun hem annesi hem de babası idi. Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ın oğlu bazen annesine &#8220;Babam nerededir?&#8221; diye soruyordu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Bilinçli ve akıllı bir kadın olan Hz Âmine (s.a), ikna edici cevaplar vererek çocuğunu rahatlatıyordu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz Âmine (s.a)&#8217;in oğlu 6yıl 3 aylık oldu<sup>(78)</sup>. Hz Âmine (s.a) çocuğu ile birlikte annesinin akrabalarını ve Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ın kabrini ziyaret etmek için Medine&#8217;ye gitmeye karar verdi. Hz. Abdulmuttalib&#8217;in (a.s) yanına gidip izin aldı. Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ümmü Eymen ile birlikte Medine&#8217;ye hareket etti. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">    Hz Âmine (s.a), Medine&#8217;deki akrabalarının yanına gitti ve Hz. Abdullah (a.s)&#8217;ın kabrinin yerini sordu; oğlunun elinden tutarak Hz. Abdullah(a.s)&#8217;ın kabrini ziyaret etmeye gitti<sup>(79)</sup>. Boğazı düğümlenmişti, ağlama sesi çıkmıyor ve gözlerinden yaş boşalmıyordu. Şaşkın bir hâlde genç kocasının kabrine bakıyordu. Hz Âmine (s.a)&#8217;in oğlu annesinin boğazındaki düğümü çözdü ve şöyle sordu:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   &#8220;Anne! Bu kimin kabridir ki böyle şaşkın bir şekilde ona bakıyorsun?&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Kalpleri yalan ağıt yükseldi, gözlerinden şelale gibi su akmaya başladı, şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   &#8220;Oğlum! bu baban Abdullah&#8217;ın (a.s) kabridir, Seni görmeden dünyadan gitti. AH! Gözlerim onu görmek istiyor.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz. Muhammed (s.a.a) küçük ellerini uzattı, annesinin gözlerindeki yaşları sildi ve şöyle dedi:<br>   &#8220;Anneciğim! Sabırlı ol, çok yakında ben ve sen bu gözlerimiz ile onu göreceğiz.&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Bu yolculuk Resulullah (s.a.a) için öylesine hatıra dolu ve unutulmaz bir yolculuktu ki 50 yıl sonra Bi&#8217;set&#8217;in<sup>(80)</sup> 13. yılında Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hicret ettiği zaman Beni Neccar Mahallesini görür görmez şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   &#8220;Annem beni buraya getirmişti, burası babam Abdullah&#8217;ın kabri&#8217;nin olduğu yerdir<sup>(81)</sup>. </p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color"> HZ. AMİNE&#8217;NİN ÖNGÖRÜSÜ</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">   Birkaç gün aradan sonra Hz Âmine (s.a), Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ümmü Eymen ile birlikte Mekke&#8217;ye doğru hareket ettiler ve yolda &#8220;EBVAA&#8221; bölgesinde hastalandı. Hareket edemeyecek kadar hasta idi. Ümmü Eymen ve Hz. Muhammed (s.a.a)  sırası ile bakımını yapıyorlardı. Hz Âmine (s.a)&#8217;in durumu gittikçe kötüleşiyordu. </p>



<p class="has-black-color has-text-color">   Oğlunun küçük ellerini ellerinin içine aldı, onun o güzel ve sevecen yüzüne uzun uzun baktıktan sonra şu şiiri okudu:</p>



<pre class="wp-block-verse has-text-align-center has-black-color has-text-color">Eğer doğru ise benim rüyamda gördüğüm,
Sen bütün insanlar için seçilmişsin Oğlum.
Mebus<sup>(82)</sup> olacaksın sen , helal ile haram arasında<sup>(83)</sup>,
Celal ve İkram Sahibi tarfından.

Tevhid ve İslam için seçileceksin,
Bu senin Muvahhid baban , İbrahim'in dinidir. 
 Allah yasaklamıştır sana putperestliği,
   Başkaları ile bir puta yaklaşma oğul.<sup>(84)</sup>    </pre>



<p class="has-black-color has-text-color">   Hz Âmine (s.a)&#8217;nın şiirlerinden onun usta bir şair olduğu ve Hz. İbrahim (a.s)&#8217;ın dininden olduğu anlaşılmaktadır. Hz Âmine (s.a) sonra şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color">   &#8220;Her canlı ölecektir, her yeni eskiyecektir ve her çok yok olacaktır. Ben de öleceğim ama benim adım ebedi kalacaktır çünkü ben ardımda bir hayır bırakıyorum, ben pak bir çocuk dünya&#8217;ya getirmişim<sup>(85)</sup>.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color">ANNE YOKLUĞUNDA HZ. MUHAMMED (S.A.A)</h2>



<p class="has-black-color has-text-color">Hz Âmine 6 yaşındaki çocuğunu yalnız koyup Rabbi&#8217;ne yürüdü. Hz Âmine (s.a)&#8217;in vefatından sonra Ümmü Eymen, Hz. Muhammed (s.a.a)&#8217;in ve bazı Ebvaa halkının yardımı ile bir başka rivayete göre de bazı yolcuların yardımı ile Hz Âmine (s.a)&#8217;yı Ebvaa&#8217;ya defnettikten sonra<sup>(86)</sup>, Hz Âmine (s.a)&#8217;in oğlu Hz. Muhammed (s.a.a) ile birlikte Mekke&#8217;ye doğru hareket etti.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center" style="font-size:30px">KAYNAKÇA:</h2>



<h3 class="wp-block-heading">5-20</h3>



<ol start="5" class="wp-block-list">
<li>El-Muknaa s.459, El-Bidayetu ven Nihayetu c.1 s.249, Tarihul Yakubi c.2 s.10, Es-Siretul Halebiyye c.1 s.39</li>



<li>Es-Siretun Nebeviyye c.1 s.70, Et-Tabakatuk Kubra c.1 s.59, İ&#8217;lamul Vera s.6</li>



<li>Es-Siretul Halebiyye c.1 s.51</li>



<li>Tarihul Yakubi c.2 s.10 ,Kurbul Esnad s.27</li>



<li>Ebvaa: Medine&#8217;nin bir köyüdür.</li>



<li>İ&#8217;lamu&#8217;l-Vera s.145- Biharu&#8217;l Envar c.35 s.108</li>



<li>El-Bidayetu ven Nihayetu c.1 s.249</li>



<li>Ka&#8217;b b. Mati, künyesi Ebu İshaktır. yemenlidir ve kitap ehinin büyük alimlerinden birisidir. Ebubekir döneminde İslamı seçti, Ömerin hilafeti döneminde Medine&#8217;ye yerleşti. Et-Tabakatuk Kubra c.7 s.156</li>



<li>Münadi: seslenen kimse demektir.</li>



<li>Emali Saduk s.601, Menâkıbu Âl-i Ebi Talib c.3 s.340</li>



<li>Emali Saduk s.606, Usul-i Kafi c.1 s.444</li>



<li>Delailu&#8217;l İmamet s.59, Camiul Ahbar s.15</li>



<li>Usul-i Kafi c.2 s.447</li>



<li>Kemalu&#8217;d Din c.1 s.291</li>



<li>Ekinek: Ekilecek yer anlamındadır.</li>



<li>Esrar-ı Âl-i Muhammed s.237</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading">21-40</h3>



<ol start="21" class="wp-block-list">
<li>İkbal s.604</li>



<li>Evailu&#8217;l Makalat s.46</li>



<li>İtikâdât-ı Saduks.110</li>



<li>Hayatu&#8217;l-Kulub c.3 s.51 </li>



<li>Riyaheyni&#8217;ş-Şeriat c.2 s.91</li>



<li>Hayatu&#8217;l-Kulub c.3 s.91</li>



<li>Tevbe/113</li>



<li>Mustedreku Sahihayn c.2 s.336</li>



<li>Sahih-i Müslim c.3, Kitabu&#8217;l Cenaiz, Peygamber&#8217;in annesinin kabrini ziyaret etmek için Rabb&#8217;inden izin isteme babı.</li>



<li>Et-Tabakatuk Kubra c.1 s.60</li>



<li>Mecmauz Zevaid ve Manbau&#8217;l Fevaid c.8 s.214</li>



<li>Aynı kaynak ve Haşiyetu&#8217;l Siretul Halebiyye c.1 s.33</li>



<li>Şuara/218</li>



<li>Et-Tabakatuk Kubra c.1 s.24</li>



<li>Duru&#8217;l Bidaye c.2 s.18 (bu konu hakkında değişik ifadelerle ve birbirine zıt 5 ayrı rivayet zikredilmiştir.)</li>



<li>Tefsir-i Kebir c.16 s.214</li>



<li>Tefsiri Kebir c.16 s.214</li>



<li>Tefsir-i Kebir c.16 s.214</li>



<li>Tefsiri Kebir c.16 s.214</li>



<li>Şerh-i Nehcül Belağa, ibn-i Ebi&#8217;l Hadid c.4 s.360</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading">41-60</h3>



<ol start="41" class="wp-block-list">
<li>Es-Siretu&#8217;l Halebiyye c.1 s.42</li>



<li>Es-Siretu&#8217;l Halebiyye c.1 s.42</li>



<li>Seyri der Sahihayn s.218</li>



<li>Esedu&#8217;l Ğaye c.1 s.13</li>



<li>Âmine Mader-i Peyamber-i İslam s.72</li>



<li>Riyaheyni&#8217;ş-Şeriat s.291</li>



<li>El Hareyucu ve&#8217;l Cerayih s.100, İsbatu&#8217;l Vesiyye s.194</li>



<li>Riyaheyni&#8217;ş-Şeriat c.2 s.293</li>



<li>Tarih-i Peygamber-i Hatem s.122, İslam Tarihinin Namlı Kadınları s.144</li>



<li>Biharu&#8217;l Envar c.15 s.99</li>



<li>Biharu&#8217;l Envar c.15 s.99</li>



<li>Mihir: İslam hukukunda erkeğin evlenirken kadına verdiği veya vermeyi taahüt ettiği para, mal veya menfaat hediyesidir. Mihir kadının mal varlığına dahil olur ve üzerinde dilediği tasarrufta bulunabilir.</li>



<li>Biharu&#8217;l Envar c.15 s.103, Esedu&#8217;l Ğaye c.1 s.13</li>



<li>Es-Siretun Nebeviyye s.103</li>



<li>İsbatu&#8217;l Vesiyye s.195, El Envaru Fi Mevludi Nebi s.126</li>



<li>El-Bidayetu ven Nihayetu c.1 s.249</li>



<li>İ&#8217;lamu&#8217;l-Vera s.55</li>



<li>Emali Saduk s.263</li>



<li>Et-Tabakatuk Kubra c.1 s.98, Celau&#8217;l Uyun s.71</li>



<li>Biharu&#8217;l Envar c.15 s.108</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading">61-86</h3>



<ol start="61" class="wp-block-list">
<li>Es-Siretul Halebiyye c.1 s.46</li>



<li>Es-Siretun Nebeviyye c.1 s.104</li>



<li>Âmine Mader-i Peyamber-i  s.69</li>



<li>Âmine Mader-i Peyamber-i  s.69 , Esedu&#8217;l Ğaye c.1 s.12</li>



<li>Es-Siretul Halebiyye c.1 s.50, Furuğ-ı Ebediyyet s.118</li>



<li>Duha suresi 9. ayet</li>



<li>Duha suresi 6. ayet</li>



<li>Kurbu&#8217;l Esnad s.17 , Esedu&#8217;l Ğaye c.1 s.12</li>



<li>Meşhur görüşe göre Hz. Peygamber dünyaya geldikten 2 ay sonra babası Hz. Abdullah vefat etmiştir ve babası , Peygamberi hiç görmemiştir. <strong>Yazar</strong></li>



<li>Es-Siretul Halebiyye c.1 s.49</li>



<li>Tarih-i Peygamber-i İslam s.19</li>



<li>Tarihul Yakubi c.2 s.10</li>



<li>İsbatu&#8217;l Vesiyyet s.206</li>



<li>Âmine Mader-i Peyamber-i  s.119</li>



<li>Ümmül Osman, Abdulmuttalib&#8217;in hanımlarından birisinin künyesidir. Keşfu&#8217;l-Ğumme c.1 s.64</li>



<li>Es-Siretul Halebiyye c.1 s.65 ,Revdatul Vaizin s.68, Diyar-ı Aşikan s.63</li>



<li>Es-Siretun Nebeviyye s.105, El Adadu&#8217;l Kaviyyetu Raziyuddin s.118 , Emal-i Şeyh Saduk s.286</li>



<li>Tarih-i Yakubi c.2 s.90</li>



<li>Âmine Mader-i Peyamber-i  s.109</li>



<li>Bi&#8217;set: Peygamberlikle görevlendirdiği yıl demektir.</li>



<li>Es-Siretul Halebiyye c.1 s.50</li>



<li>Mebus: Seçilmiş seçilen kişi</li>



<li>Sen bir bölge için değil bütün dünyaya gönderileceksin.</li>



<li>Siretul Halebiyye Haşiyyesi c.1 s.57, Hasaisu s.202</li>



<li>Siretul HalebiyyeŞerh-i c.1 s.57</li>



<li>Tarih-i Yakubi c.2 s.10, Tarih-i Peygamber-i İslam s.21</li>
</ol>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-amine-s-a/">Hz Âmine (s.a)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/hz-amine-s-a/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
