<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hüseyin Ateş, İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://imammehdiyarenleri.org/author/huseyin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://imammehdiyarenleri.org/author/huseyin/</link>
	<description>Adalet Güneşinin Doğacağı Sabahın Özlemiyle</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 16:16:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-imy-32x32.jpg</url>
	<title>Hüseyin Ateş, İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği sitesinin yazarı</title>
	<link>https://imammehdiyarenleri.org/author/huseyin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İmam Muhammed Bakır (a.s)</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/imam-muhammed-bakir/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/imam-muhammed-bakir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 15:42:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ehlibeyt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=162</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-muhammed-bakir/">İmam Muhammed Bakır (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-muhammed-bakir/">İmam Muhammed Bakır (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/imam-muhammed-bakir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Zeynelabidin (a.s)</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/imam-zeynelabidin/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/imam-zeynelabidin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 15:41:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ehlibeyt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=160</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-zeynelabidin/">İmam Zeynelabidin (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-zeynelabidin/">İmam Zeynelabidin (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/imam-zeynelabidin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Fatıma Zehra (s.a)</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/hz-fatima-zehra-s-a-kimdir/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/hz-fatima-zehra-s-a-kimdir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 15:41:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ehlibeyt]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Fatime-tül Zehra (s.a)]]></category>
		<category><![CDATA[Fatime]]></category>
		<category><![CDATA[Fatime-tül Zehra]]></category>
		<category><![CDATA[Fatıma]]></category>
		<category><![CDATA[Zehra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ümmül Eimmeh &#8220;İmamların Annesi&#8221; Hz Fatıma Zehra (s.a) masumluk makamına sahih ve iki masumun annesi olan melekûtî bir annedir. İmam Hasan (a.s) ve İmam Hüseyin (a.s)&#8216;ın anneleri Hz. Fatıma Zehra&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-fatima-zehra-s-a-kimdir/">Hz. Fatıma Zehra (s.a)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="ummul-eimmeh-imamlarin-annesi" style="color:#ff0101">Ümmül Eimmeh &#8220;İmamların Annesi&#8221;</h2>



<p>Hz Fatıma Zehra (s.a) masumluk makamına sahih ve iki masumun annesi olan melekûtî bir annedir.</p>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hasan (a.s)</a> ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hüseyin (a.s)</a>&#8216;ın anneleri Hz. Fatıma Zehra (s.a) fıtri (doğuştan) yetenekli ve çok çalışması ile elde etmiş olduğu maneviyat ve Îlahi rızalık basamaklarını bir bir yükseldiği sayısız faziletlere ve üstünlüklere sahiptir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="ummu-ebiha-babasinin-annesi" style="color:#fb0101">  Ümmü Ebiha Babasının Annesi  </h2>



<p>    Hz. Fatıma Zehra (s.a) babasının vefalı arkadaşı ve yardımcısı idi. Öyle ki <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber (s.a.a)</a> kendisine Ümmü Ebiha <strong><em>Babasının Annesi</em></strong> lakabını vermiştir.</p>



<p>   Bu büyük hanımefendinin makam ve fazileti o kadar yücedir ki kalem, onların tamamını yazmaktan acizdir. Onun faziletinin yüceliği hakkında şu yeterlidir: <strong><em>&#8220;Allah bütün Peygamberlerinin soyunu kendilerinden karar kılarken</em></strong><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong><em> Son Peygamber </em></strong>Hz. Muhammed (s.a.a)<strong><em> Mustafa&#8217;nın </em></strong></a><strong><em>soyunu </em></strong><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> <strong><em>ve  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın evlatlarından karar kılmıştır.</em></strong></p>



<p>    Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın pak eteğinde din düşmanlarına karşı göstermiş oldukları unutulmaz yiğitlik ve kahramanlıklara sahip evlatlar yetiştirmiştir.  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın kısa ama bereketli hayatının her evresi en yüce zirvelerle doludur.  Hz. Fatıma Zehra (s.a) kocası için iyi bir eş ve çocukları için iyi bir anne idi. Çocuk eğitiminde her annenin öncüsüdür.</p>



<p>    Hz. Fatıma Zehra (s.a), bereketli hayatında her türlü şatafattan uzak duruyor ve hatta savaş ganimetlerinin her taraftan yağdığı ve müslümanların mâli açıdan durumlarının iyileştiği dönemde dahi yaşamını en asgari imkânlarla sürdürüyordu. </p>



<p>   Müslüman kadınların sevgi, muhabbet, fedakârlık ve maneviyat meşalelerini nasıl yakacaklarını  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın Mektebinde öğrenmeleri gerekir.  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;yı örnekalarak iman ve iffet silahını kuşanıp  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın vermiş olduğu nurdan meşaleler ile fesadın kökünü yakmaları gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-fatima-zehra-s-a-nin-dogumu" style="color:#fe0202">Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın Doğumu</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized Hz Fatıma Zehra (s.a)" id="Hz-Fatıma-Zehra-(s.a)"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="673" src="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra-2.jpeg" alt="" class="wp-image-818" style="width:292px;height:192px" title="Hz Fatıma Zehra (s.a)" srcset="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra-2.jpeg 1024w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra-2-300x197.jpeg 300w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra-2-768x505.jpeg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>    Hz. Fatıma Zehra (s.a) Mekke&#8217;de vahyin indiği mübarek ve nuranî bir evde dünyaya geldi.  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın dünyaya gelmiş olduğu ev özel bir yüceliğe ve maneviyata sahip bir ev idi.<span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup><strong>(1)<em> </em></strong></sup></span><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-hatice/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Doğum olayını okumak için buraya tıklayınız. (Hz. Hatice&#8217;nin sırdaşı bölümünden itibarendir.)</a> Hz. Fatıma Zehra (s.a), <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a> ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-hatice/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Hatice (s.a)&#8217;in</a> en küçük ve son çocukları idi. Ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber (s.a.a)</a> onu sahip olduğu özelliklerinden dolayı diğer çocuklarından daha fazla seviyordu. <span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup><strong><em>(2)</em></strong></sup></span> </p>



<p>    Hz. Fatıma Zehra (s.a) Cemadiyes Sani ayının 20&#8217;sinde dünyaya geldi. Bu konuda fazla ihtiaf olmasa da doğum yılında ihtilaf vardır. Şöyle ki:</p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="1-kuleyni-3-ibn-i-ceriri-teberi-4-tabersi-5-meclisi-6-ibn-i-sehrasub-7-ve-seyyid-muhsin-emin-8-gibi-bircok-ehl-i-beyt-alimine-gore" style="color:#fd0000">   <em>1- Kuleyni</em>,<em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(3)</span></sup> İbn-i Ceriri Teberi,<span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(4)</sup></span> Tabersi,<span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(5)</sup></span> Meclisi,<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(6)</span></sup> İbn-i Şehrâşub,<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(7)</span></sup> ve Seyyid Muhsin Emin<span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(8)</sup></span> gibi Birçok Ehl-i Beyt alimine göre:  </em></h3>



<p>    Hz. Fatıma Zehra (s.a) Bi&#8217;set&#8217;in 5. Yılında dünyaya gelmiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="2-seyh-tusi-hadaiku-d-riyad-9-ve-misbahul-muctehid-de-oldugu-gibi-bir-grub-ehl-i-beyt-alimi-ise" style="color:#fb0000"><em>2- Şeyh Tusi &#8220;Hadaiku&#8217;d Riyad&#8221; <span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(9)</sup></span> ve &#8220;Misbahul Müctehid&#8221; de olduğu gibi bir grub Ehl-i Beyt alimi </em>ise:</h3>



<p>    Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın Bi&#8217;set&#8217;in 2. yılında doğduğuna inanmaktadırlar. <sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><strong><em>(10)</em></strong></span></sup> </p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="3-taberi-ebul-ferec-ifsehani-ve-ahmed-b-hanbel-gibi-bir-grup-ehl-i-sunnet-alimi-ise" style="color:#ff0000"><em>3- Taberi, Ebul Fereç İfsehani ve Ahmed b. Hanbel gibi bir grup Ehl-i Sünnet alimi ise</em>:</h3>



<p> Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nin Bi&#8217;set&#8217;ten 5 yıl önce doğduğunu söylemişlerdir.<em><strong><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(11)</sup></span></strong></em> </p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="4-baska-bir-grup-ehl-i-sunnet-alimi-ise" style="color:#fb0202"><em>4-Başka bir grup Ehl-i Sünnet alimi ise:</em> </h3>



<p>     Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın Peygamber (s.a.a)&#8217;in 40 yaşında iken yani Bi&#8217;set&#8217;in 1. yılında doğduğunu söylemişlerdir.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(12)</span></sup></em></strong> </p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="ad-kunye-ve-lakaplar" style="color:#ef0000">Ad, Künye ve Lakaplar</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="adi" style="color:#ff0000">Adı:</h3>



<p>      Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın birçok adı vardır, onların bir kısmını Ulu ve Yüce Allah, bir kısmını ise Allah&#8217;ın seçmiş oldukları vermiştir.</p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-caferi-sadik-hadisler/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Caferi Sadık (a.s)</a> şöyle buyuruyor:</p>



<p>&#8221; Fatıma (s.a)&#8217;nın Allah katında 9 adı vardır:</p>



<p>    <strong>1-Fatıma,</strong></p>



<p>   <strong>2-Sıddıka, </strong></p>



<p>   <strong>3-Mübâreke,</strong></p>



<p>   <strong>4-Tâhire,</strong></p>



<p>   <strong>5-Zekiyye, </strong></p>



<p>   <strong>6-Râziye,</strong></p>



<p><strong>   7-Merziyye,</strong></p>



<p>   <strong>8-Muhaddise,</strong></p>



<p>   <strong>9-Zehra.</strong></p>



<p>   Bütün kötülüklerden uzak tutulduğu için ona Fatıma adı verilmiştir ve eğer <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin-e-a-s-aglamakla-ilgili-40-hadis-i-serif/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Emirel Müminin İmam Ali (a.s)</a> olmasaydı, onun şanında (ona denk) birisi olmayacaktı.&#8221;<span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup><em><strong>(13)</strong></em></sup></span></p>



<p>  Meclisi, bu hadisin tefsirinde şöyle diyor:</p>



<p>  &#8221; <strong>&#8220;Sıddıka&#8221; </strong>Masumluk,</p>



<p>   <strong>&#8220;Mübâreke&#8221; </strong>ilimde, fazilette, kemâlatta, mucizelerde ve kerim evlat sahibi olmakta bereket sahibi olmak,</p>



<p>   <strong>&#8220;Tâhire&#8221; </strong>noksan sıfatlardan uzak olmak,</p>



<p>   <strong>&#8220;Zekiyye&#8221; </strong>kemal ve hayırda zirve yapmak,</p>



<p>   <strong>&#8220;Râziye&#8221; </strong>Hakkın kazasına razı olmak,</p>



<p><strong>   &#8220;Merziyye&#8221; </strong>Allahın ve Allah dostlarının beğendiği,</p>



<p>   <strong>&#8220;Muhaddese&#8221; </strong>Meleklerin kendisi ile konuştuğu kimse,</p>



<p>   <strong>&#8220;Zehra&#8221; </strong>Zahiri ve manevi yönden nur ile nurlanmak demektir.<strong><em><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(14)</sup></span></em></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="kunyeleri" style="color:#fb0000">Künyeleri:</h3>



<p>    Hadisçiler ve Tarihçiler Hz. Fatıma Zehra (s.a) için şu künyeleri zikredilmişlerdir:</p>



<p>&#8220;<strong>Ümmül Eimmeh </strong>İmamların Annesi,</p>



<p><strong>Ümmü Ebiha </strong>Babasının Annesi,</p>



<p><strong>Ümmül Hesen </strong>Hesen&#8217;in Annesi, <strong>Ümmül Huseyn </strong>Huseyn&#8217;in Annesi, <strong><strong>Ümmül Muhsin </strong>Muhsin&#8217;in Annesi</strong>&#8220;<em><strong><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(15)</sup></span></strong></em></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="lakaplari" style="color:#f90000">Lakapları:</h2>



<p> Eski büyüklerin (alimlerin) eserlerinde  Hz Fatıma Zehra (s.a) için şu lakaplar yazılmıştır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Hessan</strong></li>



<li><strong>Hura </strong></li>



<li><strong>Azra</strong></li>



<li><strong>Mansura </strong></li>



<li><strong>Nuriye</strong></li>



<li><strong>Betül</strong></li>



<li><strong>Âlime </strong></li>



<li><strong>Hâkime </strong></li>



<li><strong>Nakiye</strong></li>



<li><strong>Halime</strong></li>



<li><strong>Takiyye </strong></li>



<li><strong>Seyyide</strong></li>



<li><strong>Muzdehituş-Şehide</strong></li>



<li><strong>Munisetu&#8217;l-Haticetü&#8217;l-Kübra<em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(16)</span></sup></em></strong></li>
</ul>



<p>  Bu lakap ve künyelerden herbiri  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın yücelik ve büyüklüğünü göstermektedir.&#8221;</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="cocukluk-ve-genclik-donemi" style="color:#f40000">Çocukluk ve Gençlik dönemi</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized Hz Fatıma Zehra (s.a)" id="Hz-Fatıma-Zehra-(s.a)"><img decoding="async" width="746" height="560" src="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra-1.jpeg" alt="" class="wp-image-819" style="width:316px;height:237px" title="Hz Fatıma Zehra (s.a)" srcset="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra-1.jpeg 746w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra-1-300x225.jpeg 300w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra-1-136x102.jpeg 136w" sizes="(max-width: 746px) 100vw, 746px" /></figure>



<p>   Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber (s.a.a)&#8217;e</a> düşman tehditlerinin ve baskılarının altında ve O Hazretin yarenlerinin baskı ve işkence altında olduğu bir dönemde başladı. <strong><em><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(17)</sup></span></em></strong></p>



<p>    Hz Fatıma Zehra (s.a) çocukluk döneminin üç yılında  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Yüce Babasının</a> aile ve yarenlerinin <a href="https://imammehdiyarenleri.org/sib-kasidesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Şib&#8217;i<strong><em><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(18)</sup></span></em></strong> Ebi Talib</a>&#8216;teki kuşatmada olmalarına şahid olmuşlardı.<strong><em><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(19)</sup></span></em></strong> Açlığın bütün takatini aldığı bir gün  Hz. Fatıma Zehra (s.a), rengi solmuş bir halde <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Babası</a><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">n</a><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">ın</a> yanına geldi ve şöyle dedi:</p>



<p>    <strong><em>&#8220;Baba açım. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Resulullah (s.a.a)</a></em></strong> <strong><em>mübarek elini sevgili kızının göğsüne koydu ve yüzünü gökyüzüne kaldırarak şöyle dedi:</em></strong></p>



<p>   <strong><em>&#8220;Ey açları doyuran ve alçakları zelil eden Allah! Kızım Fatıma&#8217;yı aç koyma.&#8221;</em></strong></p>



<p>  İmran b. Hasin şöyle diyor: &#8220;Fatıma&#8217;nın yüzündeki sararma gitti ve yüzü gül gibi açtı.&#8221;<strong><em><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(20)</sup></span></em></strong></p>



<p>   Sonunda Kureyş&#8217;in alçak komplosu ve Şib&#8217;i Ebi Talibteki kuşatma dönemi sona erdi. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber (s.a.a)</a> ve yarenleri evlerine döndüler. Hz. Fatıma 5 yaşına basmıştı ve özgürlüğün candan kokusunu koklamak istiyor ama  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın güzel günleri fazla sürmedi ve annesi dünyadan ayrıldı.<strong><em><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(21)</sup></span></em></strong></p>



<p>   Hz. Fatıma Zehra (s.a), <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-hatice/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Hatice (s.a)</a>&#8216;in vefatından sonra hergün müşriklerin <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Yüce Babasının</a> başına getirdiği yeni acı ve elim bir olaya şahit oluyordu.</p>



<p>   Hz. Fatıma Zehra (s.a), bir gün müşriklerin Mescid&#8217;ul Haramda oturup <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber&#8217;i (s.a.a)</a> öldürme planı yaptıklarını görünce ağlayarak eve döndü ve babasına düşmanların komplosunu haber verdi.<span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup><strong><em>(22)</em></strong></sup></span></p>



<p>  İbn-i Mesud şöyle diyor: &#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a> bir gün Mescidu&#8217;l Haram&#8217;da namaz ikâme ediyordu. Ebu Cehil ve yarenleride ona bakıyorlardı. Aralarından biri kalkıp yeni kesilmiş olan devenin işkembesini aldı ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber (s.a.a)</a> secdeye gittiği zaman sırtına koydu. Diğerleri de<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Hz. Peygamber (s.a.a)</a> ile alay etmeye başladılar. Ben bu durumu gözlerimle görüyordum ama ileri gidip deve işkembesini onun sırtından almaya cesaretim yoktu.  Hz. Fatıma Zehra (s.a) bu durumdan haberdar olunca çok üzgün bir halde Mescidu&#8217;l Harama geldi. İşkembeyi <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Resulull</a><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">a</a><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">h&#8217;ın (s.a.a)</a> sırtından aldı ve ihaneti yapanları kınadı.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(23)</span></sup></em></strong>&#8220;</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-fatima-zehra-s-a-in-istenilmesi-ve-tarihi" style="color:#f70000">Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;in İstenilmesi ve Tarihi</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-fatima-zehra-s-a-in-evlilik-tarihi" style="color:#fb0000"> Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;in Evlilik Tarihi:</h3>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ile  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın mübarek evliliklerinin tarihi hususunda tarihçilerarasında ihtilaf mevcuttur. Bazıları bu kutsal bağın Hicret&#8217;in 1. yılında olduğunu söylerken<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(24)</span></sup></em></strong> bazıları ise Hicretin 2. yılının Zilhicce ayında olduğunu söylemişlerdir.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(25)</span></sup></em></strong></p>



<p>  Seyyid Muhsin Emin bu hususta şöyle demiştir: &#8220;Bazı kimseler  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın evliliğinin Hicret&#8217;in 2. yılında, bazıları ise 3. yılında olduğunu söylemişlerdir. Ama  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın Bi&#8217;set&#8217;in 5. yılında doğduğunu kabul edecek olursak Mekke&#8217;de Babası ile beraber yaşamış olmaktadır. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)&#8217;in</a> hicretinden sonra  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;da Medine&#8217;ye hareket etti ve Medine&#8217;de bir yıl kaldıktan sonra <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ile evlilik akitleri okundu.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(26)</span></sup></em></strong></p>



<p>    Hz. Fatıma Zehra (s.a) evlilik yaşına geldiği zaman sahip olduğu fazilet, kemal ve babasının yanındaki konumundan dolayı <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Resulullah (s.a.a)&#8217;in</a> ashabından bazıları o hanımefendiyi<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Hz. Peygamber&#8217;den (s.a.a)</a> istediler ama <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber (s.a.a)</a> onların damadı olmasını kabul etmedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-fatima-zehra-s-a-in-istenilmesi" style="color:#f60000"> Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;in İstenilmesi:</h2>



<p>  Abdurrahman b. Avf,  Hz. Fatıma Zehra (s.a) istemek için <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz.  Resulullah&#8217;ın (s.a.a)</a> huzuruna geldi ve şöyle dedi: <strong><em>&#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ya Resulullah!</a> Eğer Fatıma&#8217;yı benimle evlendirecek olursan yolunda çok mal harcarım ve kendisine büyük bir mihir veririm&#8221;.</em></strong></p>



<p>Bu söz <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber (s.a.a)&#8217;i</a> çok kızdırmıştı ve şöyle dedi:</p>



<p>     <strong><em>&#8220;Para ile beni bu evliliğe zorlamak mı istiyorsun?<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(27)</span></sup>&#8220;</em></strong></p>



<p>Enes b. Malik şöyle diyor: &#8221; <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)&#8217;dan</a> önce Ömer ve EbuBekir de  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;yı <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Hz. Peygamber&#8217;den (s.a.a)&#8217;den</a> istediler ama Hz. Peygamber (s.a.a)<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a> onlara olumsuz cevap vererek şöyle dedi:</p>



<p>   &#8220;<strong><em>Allah&#8217;ın emrini bekliyorum.</em></strong><em><strong><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(28)</span></sup></strong></em><strong><em>&#8220;</em></strong></p>



<p>Ebubekir, Ömer ve Sa&#8217;d b. Muaz, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)&#8217;ın </a>yanına gidip ,  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;yı <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber&#8217;den (s.a.a) </a>istemesini önerdiler. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Ben de bu kavuşmayı arzuluyorum.<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(29)</span></sup>&#8220;</em></strong></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Emirel Müminin İmam Ali (a.s) </a>şöyle diyor:</p>



<p>&#8220;<strong><em> Hz Fatıma Zehra (s.a) ile evlenmek istiyordum ama bu konuyu <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber&#8217;e (s.a.a)&#8217;e</a> açmaktan utanıyordum. Gece gündüz bunu düşünüyordum, nihayet birgün <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah&#8217;ın (s.a.a) </a>huzuruna vardım, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a) </a>bana şöyle dedi:</em></strong></p>



<p>   &#8220;<strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ya Ali</a>&#8220;</em></strong></p>



<p>   <strong><em>Şöyle dedim</em></strong>:</p>



<p>  &#8220;<strong><em>Emrindeyim <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ya Resulullah!&#8221;</a></em></strong></p>



<p>  <strong><em>Şöyle dedi:</em></strong></p>



<p>  <strong><em>&#8220;Evlenmek istiyormusun?&#8221;</em></strong></p>



<p>  <strong><em>Şöyle dedim:</em></strong></p>



<p>  <strong>&#8220;<em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah</a> daha doğrusunu bilir.</em>&#8220;</strong></p>



<p><strong><em>Kureyş kızlarından birini bana önereceğini düşünmüş ve Fatime&#8217;yi kaybetmekten korkmuştum. Resulullah&#8217;ın yanından ayrıldım. Peşim sıra <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah&#8217;ın</a></em></strong>,<strong><em> Elçisi geldi ve<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Resulullah&#8217;ın (s.a.a)</a> beni çağırdığını söyledi. Hızla gidip huzuruna vardım. Ümmü Seleme&#8217;nin odasında idi, beni gördüğü zaman sevincinden öyle güldü ki dişlerinin beyazlığı ışık gibi parlıyordu.</em></strong></p>



<p>  <strong><em>Şöyle dedi:</em></strong></p>



<p>  <strong><em>&#8220;Ali, müjdeler olsun, senin evliliğin için düşündüğüm şeyi Allah kabul etti ve Cebrail şimdi geldi ve Ulu ve Yüce Allah&#8217;ın Fatime&#8217;yi senin akdine geçirdiğini haber verdi.&#8221;<span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(30)</sup></span></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-fatima-zehra-s-a-nin-mihri" style="color:#ff0000"> Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın Mihri</h2>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">     Resulullah (s.a.a)</a>, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/">İmam </a><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ali (a.s)</a>&#8216;a şöyle dedi:</p>



<p>     <strong><em>&#8220;Fatime&#8217;nin mihri için verebilecek bir şeyin varmıdır?&#8221;</em></strong></p>



<p>     <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p>     <strong><em>&#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ya Resulallah</a>! Anam babam sana feda olsun; kılıç, zırh ve bir devemden başka birşeyim yoktur.&#8221;</em></strong></p>



<p>     <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Resulallah (s.a.a)</a> şöyle buyurdu: </p>



<p>     <strong><em>&#8220;Kılıç ve deve cihat ve iş için sana lazımdır, zırhını mihir yapalım.&#8221;</em></strong></p>



<p>     <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a>, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a>&#8216;in emri ile zırhını 500 dirhem karşılığında sattı ve mihriye olarak Hz. Peygamber&#8217;e takdim etti.<strong><em><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(31)  </sup></span></em></strong>      </p>



<p>     Bu ölçü &#8220;sünnet mihir&#8221; olarak meşhur oldu. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a>&#8216;in diğer eşlerinin mihriyeleride bundan fazla değildi. Bu işde ölçü  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın mihri idi.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(32)</span></sup></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-fatima-zehra-s-a-nin-ceyizi" style="color:#ff0000">Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın Çeyizi</h2>



<p>   <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ile  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın müşterek hayatları sade ve gösterişsiz bir merasim ve basit ev malzemeleri ile toprak evde başladı. İslam&#8217;ın örnek kadını  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın çeyizi şunlardı:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>&#8220;Bir elbise, bir adet baş örtüsü, </li>



<li>bir adet siyah havlu,   </li>



<li>Tahta ve hurma lifinden yapılmış bir adet somya,</li>



<li>Mısır keteninden iki döşek (birisi yün ve diğeri hurma lifi ile doldurulmuştu,)</li>



<li>Dört adet yastık (ikisi yün ikisi hurma lifi ile doldurulmuştu,)</li>



<li>Bir adet Perde,</li>



<li>1 adet Hayber yorganı,</li>



<li>Bir adet el değirmeni,</li>



<li>Deri&#8217;den bir su taşıma kabı,</li>



<li>Tahtadan bir adet süt kabı, </li>



<li>Elbise yıkamak için ahşab bir leğen,</li>



<li>Su saklamak için bie adet testi,</li>



<li>İbrik,</li>



<li>Bir adet hasır,</li>



<li>Askılık,</li>



<li>Koyun derisinden bir adet yer sofrası.&#8221;</li>
</ul>



<p>     Hz Fatıma Zehra (s.a) çeyizini <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a>&#8216;in emri ile ashabtan bazıları satın almışlardı ve toplam tutarı 63 dirhemdi. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a> kalan paranın bir kısmını güzel kokular alması için Bilal&#8217;e, bir kısmını zaruri ihtiyaçları karşılaması için Ümmül Eymen&#8217;e, geri kalanı kısmını ise saklaması için Ümmü Seleme&#8217;ye verdi.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(33)</span></sup></em></strong> Çeyiz, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a>&#8216;in huzuruna getirildiği zama onlara nakarak şöyle dedi:</p>



<p>    <strong><em>&#8220;Allahım! Kaplarının çoğu çamurdan olan bu çeyizi Ehl-i Beyt&#8217;e mübarek eyle.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(34)</span></sup> </em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="dugun" style="color:#ff0000">DÜĞÜN</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized Hz Fatıma Zehra (s.a)" id="Hz-Fatıma-Zehra-(s.a)"><img decoding="async" width="960" height="540" src="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra.jpeg" alt="" class="wp-image-820" style="width:326px;height:183px" title="Hz Fatıma Zehra (s.a)" srcset="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra.jpeg 960w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra-300x169.jpeg 300w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2022/02/Hz.-Zehra-768x432.jpeg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Eşyaların alınmasının üzerinden bir aya yakın bir zaman geçmişti ama <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> vaktinin çoğunu <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)&#8217;in</a> yanında geçirmesine rağmen utandığı için düğün hakkında <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a> ile bir şey konuşmuyordu. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)&#8217;ın</a> kardeşi Akil bir gün şöyle dedi:</p>



<p>   <strong><em>&#8220;Hanımını evine getir ki düğünün ile gözlerimiz aydınlansın.&#8221;</em></strong></p>



<p>   <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a> bu durumdan haberdar olunca <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)&#8217;ı</a> yanına çağırıp düğün için hazır olup olmadığını sordu. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> de hazır olduğunu söyledi.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(35)</span></sup></em></strong> Hicretin 2. yılının Zilhicce ayının 1&#8217;i veya 6&#8217;sında <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)&#8217;in</a> emri ile <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ve  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın düğün merasimleri yapıldı.</p>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a> velime (düğün yemeği) verilmesini emretti ve Ensar&#8217;ın büyüklerinden olan Sa&#8217;d velime için bir koyun hediye etti. Ensar&#8217;dan bazıları bir miktar mısır unu getirdi ve çarşıdan da bir miktar sulandırılmış çökelek, yağ ve hurma alındı. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)&#8217;in</a> nezaretinde yemek yapıldı ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)&#8217;in</a> elinin bereketi ile birçok insan bu yemekten yedi ve Fakirlere de yemek gönderildi.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(36)</span></sup></em></strong> </p>



<p>   <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)&#8217;in </a>hanımlarına ve Abdulmuttalib kadınlarına  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın düğününde tekbir getirmelerini, Allah&#8217;a hamd etmelerini ve dillerine O&#8217;nun rızasına ters bir şey almamalarını emretti.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(37)</span></sup></em></strong> </p>



<p>  Resulullah (s.a.a)&#8217;in hanımları ve Abdulmuttalib&#8217;in kızları  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;yı hazırlayıp bineğe bindirdiler. Bineğin yularını Selman-i Farisi tutmuştu. Mikdad ve bir grup Haşimoğlu bineğin etrafında, özel bir merasimle  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;yı <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)&#8217;ın</a> evine doğru hareket ettirdiler.</p>



<p>   Cebrail ve Mikail 70.000 melekle birlikte bu kutlu düğüne katılmıştı. Önce Cebrail Tekbir getirdi, sonra Mikail ve diğer melekler Tekbir getirdiler. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Hz. Muhammed (s.a.a)&#8217;de</a> Tekbir getirdi ve düğünlerde Tekbir getirmek bu zamandan beri resmiyyet kazanmış oldu.<strong><em><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(38)</sup></span></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="dugun-gecesinde-allah-i-anmak" style="color:#ff0303">DÜĞÜN GECESİNDE ALLAH&#8217;I ANMAK</h2>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> evlilik gecelerinde  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;yı üzgün bir halde gördüğü zaman neden üzgün olduğunu sordu.</p>



<p>   Hz Fatıma Zehra (s.a) şöyle cevap verdi:</p>



<p>   <strong><em>&#8220;Kendimi ve yaptıklarımı düşünüyordum ki ömrümün sonu ve kabrim aklıma geldi. Bugün babamın evinden sizin evinize geldim ve yarın ise bu evden kabre ve kıyamete doğru hareket edeceğim. Sana Allah&#8217;a and veriyorum, gel birlikte namaz ikâme edelim ve Allah&#8217;a ibadet edelim.<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(39)</span></sup> </em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="evin-durumu" style="color:#ff0101">EVİN DURUMU</h2>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ve  Hz Fatıma Zehra (s.a) hayatlarına başlarken kendilerine ait bir evleri yoktu. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> hicrettten sonra Ensar&#8217;dan birinin evinde yaşadığı için düğünden sonra <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)&#8217;in</a> evine uzak olan bu evde yaşamaya başladılar. Bir gün <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber (s.a.a) </a>  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın evine gelmişti ve şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Sana kendime yakın bir ev bulmamı istermisin?&#8221;</em></strong></p>



<p> Hz Fatıma Zehra (s.a) şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Size komşu olan Haris b. Numan&#8217;ın evi uygun olur.&#8221;</em></strong></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Resulu</a><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">l</a><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">lah (s.a.a)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Ben utanıyorum, Haris&#8217;e söyleyemem çünkü onun birkaç tane evini Muhacirler için istemiştim.&#8221;</em></strong></p>



<p>Haris durumdan haberdar olduğu zaman Resulullah (s.a.a)&#8217;in huzuruna vardı ve şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>  &#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ya Resulullah!</a> Bu ev sizin kendinize aittir ve benim malımdan istediğiniz kadar almanız almamanızdan daha değerlidir.&#8221;</em></strong></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Doğru diyorsun.&#8221;</em></strong></p>



<p>Bu konuşmadan sonra Haris, Beni Neccar Mahallesinde ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)&#8217;e</a> komşu olan bu evini rızasıyla <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)&#8217;in</a> emrine tahsis etti ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a> de kendi odasının yanında <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali-a-s-dan-ehlibeyt-hakkinda-hadisler/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ve  Hz Fatıma Zehra (s.a) için bir oda yapılıncaya kadar oraya yerleşmelerini sağladı.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(40)</span></sup></em></strong></p>



<p>   Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Emirel Müminin İmam Ali (a.s)</a> ile olan yaşamı çok sade idi. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> bu husuta şöyle diyor: </p>



<p> <strong><em>&#8220;Fatıma ile evlendiğim zaman bir koyun derisinden başka da bir şeyim yoktu, geceleri onun üstünde uyuyordum, gündüzleri ise onunla devemi yemliyordum.&#8221; <sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(41)</span></sup> </em></strong></p>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-muhammed-bakir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Muhammed Bakır (a.s)</a> ise şöyle diyor:</p>



<p>   <strong><em>&#8221; Ali ile Fatıma evlendikleri zaman  onların altında bir koyun derisi vardı, yatacakları zaman yünlü tarafını çevirip üzerinde yatıyorlardı ve yastıkları ise hurma lifi ile doldurulmuştu.&#8221; <sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(42)</span></sup> </em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="is-bolumu" style="color:#fd0000">İŞ BÖLÜMÜ</h2>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a>, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ile  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın evlenmesinden sonra evlerine gittiği zaman onlara şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Aliciğim</a> ve Fatımacığım! Ev işlerini aranızda taksim edeceğim; Evin içindeki işleri Zehra, dışındaki işleri ise Ali yapsın.&#8221; <sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(43)</span></sup></em></strong> </p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-fatima-zehra-s-a-nin-ev-hanimligi" style="color:#ff0000">  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın Ev Hanımlığı</h2>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a> bir gün <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/">İmam Ali (a.s)</a> ve  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın evine geldiği zaman onları el değirmeni ile buğdayı öğüterek un yaparken gördü.</p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">  Resulullah (s.a.a) </a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Sizden hanginiz yardım etmemi istiyor?&#8221;</em></strong></p>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ya Resulullah!</a></em></strong> Fatıma yardım istiyor, o yorgundur.&#8221;</p>



<p> <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">  Resulullah (s.a.a) </a> şöyle dedi: </p>



<p>  <strong><em>&#8220;Fatımacığım sen kalk!&#8221;</em></strong></p>



<p>Hz. Fatıma&#8217;nın yerinde oturdu, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)&#8217;a</a> buğdayı un yapmakta yardım etti. <strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(44)</span></sup></em></strong></p>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-caferi-sadik/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Caferi Sadık (a.s)</a>, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ve  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın evdeki iş bölümü hakkında şöyle dedi:</p>



<p><strong><em> &#8220;Odun, yakacak, su getirmek evi süpürmek <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)&#8217;ın </a>sorumluluğundaydı; değirmende un yapmak, hamur yapmak ve ekmek pişirmek  Hz Zehra (s.a)&#8217;nın sorumluluğundaydı.&#8221;</em></strong> <strong><em><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(45)</sup></span></em></strong></p>



<p>Zehra şöyle diyor:<strong><em>&#8220;Resulullah (s.a.a)&#8217;in kızı Fatıma o kadar el değirmeni ile un öğütmüştü ki elleri nasır bağlamıştı. Bu yüzden değirmenin tutacağına deri parçası bağlamıştı, öyle un öğütüyordu.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(46)</span></sup></em></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading" id="imam-caferi-sadik-a-s-soyle-diyor"><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-caferi-sadik/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Caferi Sadık (a.s)</a> şöyle diyor:</h3>



<p><strong><em> &#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulllah (s.a.a</a>) bir keresinde  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın evine geldiği zaman onun deve yününden bie elibise giydiğini, elleriyle un öğütürken çocuklarını da emzirdiğini gördü. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)&#8217;in</a> gözlerinden yaş boşaldı ve şöyle dedi:</em></strong></p>



<p><strong><em>&#8220;Kızım! Dünyanın zorluklarına ahiretin lezzetlerine ulaşabilmek için katlan.&#8221;</em></strong></p>



<p><strong><em>  Hz. Fatıma Zehra (s.a) şöyle dedi:</em></strong></p>



<p><strong><em>  &#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ya Resulullah!</a> Allah&#8217;a nimetleri için hamdediyorum, verdiği üstünlükler karşısında da şükrediyorum.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(47)</span></sup></em></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading" id="selman-i-farsi-soyle-diyor">Selman-i Farsi şöyle diyor:</h3>



<p><strong><em> &#8220;Bir keresinde Fatıma&#8217;nın evine gitmiştim, önündeki el değirmeni ile arpa öğüttüğünü gördüm. El değirmeninin ucu kan olmuştu ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hüseyin (a.s)&#8217;da </a> odanın bir köşesindeydi ama rahat değildi.  Hz. Fatıma (s.a)&#8217;ya şöyle dedim:</em></strong></p>



<p>  <strong><em>&#8220;Ey Resulullah&#8217;ın (s.a.a) Kızı (s.a)! Elleriniz değirmen çevirmekten dolayı yara olmuştur. Fizze de buradadır ve iş yapmıyor.&#8221; </em></strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-medium-font-size" id="hz-fatima-s-a-soyle-dedi"><strong><em>Hz. Fatıma (s.a) şöyle dedi:</em></strong></h4>



<p>  <strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Babam Resulullah (s.a.a)</a> ev işlerini bir gün benim bir günde Fiize&#8217;nin yapmasını buyurdu, Fizze&#8217;nin sırası dün idi ve bu gün de benim sıramdır.&#8221;</em></strong></p>



<p><strong><em>Şöyle dedim:</em></strong></p>



<p>  <strong><em>&#8220;Ben sizin azad (özgür) ettiğiniz köleyim. İzin verin ya <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hüseyin (a.s)&#8217;ı </a>sakinleştireyim yada un öğüteyim.&#8221;</em></strong></p>



<p><strong><em>Şöyle dedi:</em></strong></p>



<p>  <strong><em>&#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hüseyin&#8217;i (a.s) </a>rahatlatmaya ben daha layığım; sen, un öğüt.&#8221;</em></strong></p>



<p><strong><em>  Arpanın bir kısmını öğütmüştüm ki namaz için Ezan ve Kamet okundu ve bende namazımı kılmak için mescide gittim. Namaz bittikten sonra durumu <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Emirel Müminin İmam Ali (a.s)&#8217;a</a> anlattım ve o hazret üzgün bir halde mescitten çıktı. Bir müddet sonra ise gülerek geri döndü.</em></strong></p>



<p><strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Peygamber (s.a.a)</a> gülüşünün nedenini sordu, şöyle dedi:</em></strong></p>



<p><strong><em>  &#8220;Fatıma&#8217;nın yanına gittim, uyumuştu, Hüseyin&#8217;de göğsünün üzerinde uykuya dalmıştı ve değirmende kendi kendine dönüyordu.&#8221;</em></strong></p>



<p><strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a> gülerek şöyle dedi:</em></strong></p>



<p><strong><em>  &#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ya Ali</a>! Allahu Azze ve Celle kıyamete kadar Ehl-i Beyt&#8217;e hizmet etmeleri için yeryüzünde birçok melek karar kıldığını bilmiyor musun?&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(48)</span></sup></em></strong></p>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> savaşa gittiği zaman evin bütün işleri Fatıma&#8217;nın üzerine kalıyordu ve Hz. Peygamber&#8217;in Kızı Fatime (s.a) o kadar zahmete katlanıyordu ki hayat arkadaşı <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a>, Beni Sa&#8217;d kavminden birisine şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Fatıma, Benim eşim, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah&#8217;ın (s.a.a) </a>aile ferdlerinin içinden en çok sevileniydi. O kadar çok omuzlarında su kırbası taşımıştı ki bağı kollarında iz yapmıştı. Elleri ile o kadar çok iş yapmıştı ki elleri nasır bağşamıştı.Ve kazanın altında o kadar ateş yakmıştı ki ateşin hararetinden elbisesinin rengi değişmişti.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(49)</span></sup>  </em></strong></p>



<p> <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/">İmam Ali (a.s)&#8217;ın</a> ve  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın hayatı, özelliklede yalancı şan ve makam esaretinde olanlar ve çalışmayı şanlarında görmeyenler için çok büyük bir derstir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="koca-ya-karsi-fedakarlik" style="color:#ff0000">KOCA&#8217;YA KARŞI FEDAKÂRLIK</h2>



<p>   Yokluklar ve can alıcı zorluklar <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ve  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın  yeni başlayan yaşamlarının üzerine gölge düşürmüştü ve hayatları yoksulluğun zirvesinde geçiyordu. Geçen birçok günde <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ve  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın evlerinde yemek dahi bulunmuyordu. Ama Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın fedakârlığı, bütün zorlukları nurunun altına almıştı. Hz. Fatıma Zehra (s.a) en zor şartlarda dahi kocası zorluğa düşmesin diye ondan birşey istemiyordu.</p>



<p>  Bir sabah <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>  &#8220;Fatımacığım! Açlığımı gidermem için yiyecek bir şey varmıdır?&#8221;</em></strong></p>



<p>Hz. Fatıma (s.a) şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>  &#8220;Babamı peygamberliğe, Seni İmamlığa seçen Allah&#8217;a yemin olsun ki yoktur. İki gündür evimizde yeteri kadar yemeğimiz yoktur. Olanı da sana ve çocuklarımız Hasan (a.s) ve Hüseyin&#8217;e (a.s) verdim, kendim o yemekten biraz olsun yemiş değilim.&#8221;</em></strong></p>



<p> <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> üzgün bir halde şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>  &#8220;Fatıma! Neden yiyecek bulmam için bana haber vermedin?&#8221;</em></strong></p>



<p>Şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Ya Ebel Hesen! Rabb&#8217;imden gücünün yetmeyeceği bir şeyi senden isterim diye utanıyorum.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(50)</span></sup></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="kocasi-nin-gorusune-saygi-gostermek" style="color:#ff0000">KOCASI&#8217;NIN GÖRÜŞÜNE SAYGI GÖSTERMEK</h2>



<p>  Acı sakifiyye olayından, Ehl-i Beyt&#8217;in yalnızlığı ve Hz. Fatıma&#8217;ya (s.a) yapılanlardan sonra Sakifiyye liderleri toplumsal dikkatleri kendine çekebilmek için çareler aramaya ve   Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın gönlünü alamaya koyuldular. Defalarca  Hz. Fatıma Zehra (s.a) ile görüşmek için izin istediler ama  Hz. Fatıma Zehra (s.a) onların ard niyetli mücadelelerinin sürmemesi için onlara görüşme izni vermedi.      </p>



<p><strong><em> </em></strong>  Ebubekir ve Ömer, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Emirel Müminin İmam Ali (a.s)&#8217;a</a> yönelip Resulullah&#8217;ın kızından görüşme izni alması için onu aracı yaptılar.</p>



<p>   <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> bu isteği kabul etti ve Hz. Zehra (s.a)&#8217;nın yanına gelerek şöyle dedi: </p>



<p><em>   <strong>  &#8220;Fatımacığım! Ebubekir ve Ömer kapının ardındadırlar ve görüşmek için izin istiyorlar.&#8221;</strong></em></p>



<p>Ama Hz. Fatıma Zehra (s.a) kabul etmedi.</p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p> <strong><em>  &#8220;Fatımacığım! Onlara ben izin verdim.&#8221;</em></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading" id="hz-fatima-zehra-s-a-soyle-dedi"> Hz. Fatıma Zehra (s.a) şöyle dedi:</h3>



<p>  <strong><em>&#8220;En, senin evindir ve ben de senin karınım, ne istersen onu yap.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(51)</span></sup></em></strong></p>



<p>  Hz. Fatıma Zehra (s.a), hiafeti gasp edenler ile hiçbir şartta görüşme izni vermeme kararındaydı. Onlardan o kadar zulüm görmüştü ki Onları görmeye bile tahammülü yoktu fakat <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)&#8217;ın</a> onlara söz verdiğini öğrendiği an <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)&#8217;ın</a> görüşüne tabi oldu ve görüşme izni verdi. </p>



<p>   <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Emirel Müminin İmam Ali (a.s),</a> Ebubekir ve Ömer&#8217;i odaya çağırdı.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="ibn-i-abbas-soyle-diyor">  İbn-i Abbas şöyle diyor:</h3>



<p><strong><em>  &#8220;Onlar içeri girmek istedikleri zaman <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a>, Hz. Zehra (s.a)&#8217;nın yüzünü örtü ile kapatmasını söyledi ve o da öyle yaptı.&#8221;</em></strong></p>



<p>Ebubekir ve Ömer içeri girdiler ve şöyle dediler:</p>



<p><strong><em>  &#8220;Ey Resulullah&#8217;ın kızı! bizlerden razı ol ki Allah da senden razı olsun.&#8221;</em></strong></p>



<p> Hz Fatıma Zehra (s.a) şöyle dedi:</p>



<p>   <strong><em>&#8220;Bu işten amacınız nedir?&#8221;</em></strong></p>



<p> <strong><em> </em></strong>Şöyle dediler:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Biz sana kötülük yaptık, affedip bağışlamanı ümid ediyoruz.&#8221;</em></strong></p>



<p>Hz. Fatıma (s.a) şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Eğer doğru söylüyorsanız sorularıma cevap verin ve eğer doğru cevap verecek olursanızdoğru konuştuğunuza ve hayırlı bir niyetinizin olduğuna inanacağım.&#8221;</em></strong></p>



<p>Onlar sor dediler.</p>



<p>  Hz Fatıma Zehra (s.a) şöyle sordu:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;</em></strong><em>Sizi Eşi ve Benzeri olmayan Allah&#8217;a and veriyorum, babam Resulullah&#8217;ın (s.a.a):<strong> (Fatime benim bedenimin bir parçasıdır, onu üzen beni üzmüştür, ona eziyet eden bana eziyet etmiştir) </strong>buyurduğunu işittiniz mi?&#8221;</em></p>



<p> Onlar işittik dediler.</p>



<p><em> </em>    Hz Fatıma Zehra (s.a) ellerini gökyüzüne doğru kaldırdı ve şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>  &#8220;Ey Allah&#8217;ım! Bu iki kişi bana eziyet etmiştir.&#8221;</em></strong></p>



<p>Sonra şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>  &#8220;Allah&#8217;a yemin olsun ki siz ikinizden asla razı olmayacağım.&#8221;</em></strong></p>



<p>  Ebubekir şiddetle ağlayarak şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>&#8220;Keşke anam beni doğurmamış olsaydı.&#8221; dedi</em></strong></p>



<p>Ömer eleştirmek maksadıyla şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>&#8220;Ben bu insanların seni hilafete seçmesine şaşırıyorum, sen bir kadının öfkesi karşısında ağlıyorsun.&#8221; dedi.<span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(52)</sup></span></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-peygamber-in-tavsiyesi" style="color:#fd0000">Hz. Peygamber&#8217;in Tavsiyesi</h2>



<p>  Bir gün <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a>, Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın evine geldiği zaman onu arpa öğütürken gördü. Üstellik Hz Fatıma Zehra (s.a) hamileydi ve ev işleri kendisini zorluyordu. Babasından bir yardımcı istedi. Resulullah (s.a.a), kızı Fatime&#8217;ye (s.a) şöyle tavsiyelerde bulundu:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Kendi elleri ile buğday öğüten her kadına Allah, öğütmüş olduğu her buğday tanesi karşılığında bir iyilik ve bir günahını siler</em></strong></p>



<p>  <strong><em>Beni müjdeleyici olarak gönderen Allah&#8217;a yemin olsun ki kocan senden razı olmadığı bir halde ölecek olursan cenaze namazını kılmayacağım.</em></strong></p>



<p>  <strong><em>Kocası bir an olsun  kendisinden razı olan kadın ne de mutlu kadındır.</em></strong></p>



<p>  <strong><em>Kocasına Öf! diyen kadına Allah, melekler ve insanlar lanet etmektedir.</em></strong></p>



<p>  <strong><em>Kocasının izni olmadan elbisesini giyinip dışarı çıkan kadına dönünceye kadar yaş ve kuru ne varsa lanet etmektedir.&#8221; <sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(53)</span></sup> </em></strong></p>



<p>   Hz Fatıma Zehra (s.a) kocasının rızalığını kazanmak için öylesine çaba harcıyordu ki hatta ömrünün son anlarında kocasına şöyle diyordu:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Amca oğlu! yalancı ve aldatıcı olmadığımı biliyorsun, hayatımın sonuna kadar sana itaatsizlik etmediğimi biliyorsun, bana hakkını helal et.&#8221;</em></strong></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Allah&#8217;a sığınırım. Sen yücelik sahibi bir hanımsın; çok bilinçli, takvalı, iffetli ve Allah&#8217;tan çok korkan birisin, seni nasıl kınayabilirim ya da senden nasıl incinebilirim.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(54)</span></sup> </em></strong>  </p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="cocuk-yasta-ibadet-egitimi" style="color:#ff0000">ÇOCUK YAŞTA İBADET EĞİTİMİ</h2>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Fatıma ev halkından hiçkimsenin <a href="https://imammehdiyarenleri.org/kadir-gecesi-nedir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Kadir Gecelerinde</a> uyumalarına müsaade etmiyordu ve onlara az yemek yediriyordu. Bir gün <a href="https://imammehdiyarenleri.org/kadir-gecesi-nedir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Kadir Gecesine</a> hazırlanıyor ve şöyle diyordu:</em></strong></p>



<p>  <strong><em>&#8220;Asıl mahrum olan <a href="https://imammehdiyarenleri.org/kadir-gecesi-nedir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">bu gecenin</a> bereketinden mahrum kalan kimsedir.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(55)</span></sup></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="egitici-sozcukleri-secmek" style="color:#fd0000">EĞİTİCİ SÖZCÜKLERİ SEÇMEK</h2>



<p> Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hasan (a.s)</a>&#8216; söylemiş olduğu ninni anneler için en iyi örnektir. Rivayette  Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın tatlı ninnisin şöyle olduğu söylenmiştir. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hasan (a.s)</a> bebeklik ve çocukluluğunun tatlı döneminde iken  Hz Fatıma Zehra (s.a) onu tertemiz kucağına alıp şöyle diyordu:</p>



<pre class="wp-block-verse"><em><strong>  "Oğlum Hasan! Baban gibi ol.
    Hakk'ın boynuna geçirilen ipi çıkar.</strong>
    <strong>Nimet sahibi olan Allah'a ibadet et.</strong>
    <strong>Alçak ve kindarlarla dost olma." </strong></em></pre>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="cocuklarin-toplumsal-egitimi" style="color:#ff0000">ÇOCUKLARIN TOPLUMSAL EĞİTİMİ</h2>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hasan (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Annem Fatıma&#8217;yı (s.a) cuma gecesi ibadet mihrabında sabaha kadar rükû ve secde ederken gördüm. İman ehli erkek ve kadınlara adları ile çok dua ediyor ama kendisi için dua etmiyordu.&#8221;</em></strong></p>



<p> Anneme şöyle dedim:</p>



<p> <strong><em>  &#8220;Anne, başkalarına dua ettiğin gibi kendine neden dua etmiyorsun?&#8221; </em></strong></p>



<p>Şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Ey Oğlum! Önce komşu sonra ev halkı.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(56)</span></sup></em></strong></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-musa-kazim/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Musa Kâzım (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Fatıma dua ettiği zaman kendisi için değil Mümin erkek ve kadınlar için dua ediyordu. Kendisine: &#8216;Neden kendine değil de halka dua ediyorsun?&#8217; denildiği zaman şöyle dedi:</em></strong></p>



<p>  <strong><em>&#8220;Önce komşu, sonra ev.&#8221;<span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(57)</sup> </span></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="ortunme" style="color:#ff0000">ÖRTÜNME<strong><em> </em></strong></h2>



<p>  Toplumun korunmasının ve ilerleyecek bir halde ilerlermisini sağlayacak en etkili faktörlerinden birisi zengin İslami öğretiler doğrultusunda iffetin yaşatılmasıdır; iffetsizlik ve başıboşluk toplum ve aile düzenini dağıtmaktadır. Allah&#8217;ın, kadınlara örtülü olmalarını emretmelerinin sebebi de budur:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Mümün kadınlara söyle: &#8220;Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna ziynetlerini teşhir etmesinle. Başörtülerini göğüslerinin üzerine kadar örtsünler&#8230;&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(59)</span></sup></em></strong></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Emirel Müminin İmam Ali b. Ebu Talib (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Bir gün Fatıma,<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Resulullah (s.a.a)&#8217;in</a> huzurunda oturmuştu, bir şahıs içeri girmek için izin istedi. Hz. Fatıma (s.a) bulunduğu odadan çıkıp evin arka tarafına geçti. Misafir gittikten sonra <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a>, Fatıma&#8217;ya o şahıstan neden saklandığını, onun kendisini görmediğini sorduğu zaman Fatıma şu cevabı verdi:</em></strong></p>



<p>  <strong><em>&#8220;O beni görmüyordu ama ben onu görüyordum. Ayrıca her ne kadar o beni göremiyor olsa da koku yoluyla benim kokumu alabilirdi.&#8221;</em></strong></p>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8221;  Şehadet ediyorum ki sen benim bedenimin bir parçasısın.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(60)</span></sup></em></strong></p>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. muhammed Mustafa&#8217;nın (s.a.a)</a> Kızı, örtü konusunda o kadar hassas davranıyordu ki ölümünden sonra dahi hiçkimsenin bedeninin hacmini görmesini istemiyordu.</p>



<p>  Umeys kızı Esma şöyle diyor:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Hz. Fatıma (s.a) ömrünün son günlerinde bana şöyle buyurdu:</em></strong></p>



<p>  <strong><em>&#8220;Ben kadının cenazesin taşındığı zaman bedeninin hacmini erkeklerin görmesini sevmiyorum.&#8221;</em></strong></p>



<p>Esma şöyle diyor: &#8220;O Hazrete şöyle dedim: <strong>&#8221; Ben Habeşistan&#8217;da, ölülerin beden hacmi belli olmasın diye tabut yaptıklarını gördüm. İzin verirseniz sizin için bir tane örnek hazırlayabilirim.&#8221;</strong></p>



<p>  Esma bir tabut yaptı ve Hz. Zehra (s.a) tabutu görünce sevindi ve güldü.</p>



<p>  Esma Şöyle diyor: <strong><em>&#8220;Bu, Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)&#8217;in</a> dünyadan göçünden sonra ilk gülüşüydü.&#8221;&#8221;</em></strong></p>



<p>   Hz. Fatıma Zehra (s.a) şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>    &#8220;Allah seni cehennem ateşinden uzak tutsun, bana da böyle bir tabut yap ve bedenimi örtüp kapat.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(61)</span></sup></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="kadinin-en-ustun-ozelligi" style="color:#ff0000">KADININ EN ÜSTÜN ÖZELLİĞİ</h2>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah&#8217;ın (s.a.a)</a> huzurundaydım, şöyle buyurdu: &#8220;Kadın için en iyi şey nedir?&#8221;</em></strong></p>



<p>  Kimse cevap verenedi ve dağıldk. Ben Fatıma&#8217;nın yanına geldim ve şöyle dedim:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a> bize böyle bir soru sordu ama hiçkimse cevap verenedi.&#8221;</em></strong></p>



<p>       şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Kadın için en iyi şey erkeklerin onları ve onların da erkekleri görmemeleridir.&#8221;</em></strong></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)&#8217;in</a> yanına döndüm ve şöyle dedim:</p>



<p><strong><em>  &#8221; <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ya Resulullah!</a> Bizler kadın için en iyi şeyin ne olduğunu sormuştunuz. Kadın için en iyi şey erkeklerin onları ve onlarında erkekleri görmemesidir.&#8221;</em></strong> <strong><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(Elbette burada anlatılmak istenen şey:Bayanın kendisinin görmesinin uygun olmadığı erkekler ve erkeğin kendisini görmesinin uygun olmadığı bayanlardır.)</span></strong></p>



<p>Şöyle buyurdu:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Bunu sana kim söyledi?&#8221;</em></strong></p>



<p>   <strong><em>&#8220;Fatıma söyledi dedim.&#8221;</em></strong></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Fatıma benim bedenimin bir parçasıdır.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(62)</span></sup></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="dini-hukumlerin-ogretilmesi" style="color:#ff0101">DİNİ HÜKÜMLERİN ÖĞRETİLMESİ</h2>



<p>  <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)&#8217;in </a>kızı, Müslüman kadınların ilk kadın öğretmenidir. Medine kadınları dini hükümleri, İslami ahlak ve akaidi Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;dan öğreniyorlardı.</p>



<p>    Bir gün Medine kadınlarından birisi  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın yanına varıp şöyle dedi: </p>



<p>  <strong><em>&#8220;Namaz hakkında bazı soruları sormam için yaşlı annem beni size gönderdi.&#8221;</em></strong></p>



<p>  10 tane sorusuna cevap verdi. Medineli kadın şöyle dedi:</p>



<p><em>  <strong>&#8220;Bundan fazla size zahmet vermek istemiyorum.&#8221;</strong></em></p>



<p> Hz. Fatıma Zehra (s.a) şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>  &#8220;Sorularını sormak için yine gel, sen ne kadar çok soru sorsanda ben rahatsız olmam. Eğer birisine Eğer birisini ağır bir yükü 100.000 dinar karşılığında çatıya çıkarması için tutmuş olsalar, bu iş ona ağır gelirmi?&#8221;</em></strong></p>



<p>  Medineli kadın şöyle dedi:</p>



<p><em>   <strong>&#8220;Hayır, ağır gelmez&#8221;</strong></em></p>



<p>Şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Ben her cevap verdiğimde arşın ve yerin arasındaki büyüklükten daha fazla mücevher ödül alıyorum.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(63)</span></sup></em></strong></p>



<p></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-fatima-zehra-s-a-nin-ibadeti" style="color:#ff0000"> Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın İbadeti</h2>



<p>    <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed-hadisler/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)&#8217;in </a>kızının ibadeti kuru ve ruhsuz ibadet değildi. Babasının ibadet mihrabındaki manevi ve eşsiz ibadetine defalarca şahit olmuştu ve hangi ibadetin insana saadet verip ruhunu kemale ulaştırdığını babasından öğrenmişti. O, İlahî vahyin mektebinde yetişmişti ve İlahî huşu ve huzu dolu ibadetin doğruluk getirdiğini biliyordu.</p>



<p>    Hz. Fatıma Zehra (s.a) öylesine zikir, dua, ibadet ve geceleri ibadetle geçiren birisi idi ki bu konuda Hasan Basri şöyle diyor:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Ümmetin içinde Hz. Fatıma&#8217;dan daha üstünü yoktur, namaz ikame etmek için o kadar ayakta durmuştu ki ayakları şişmişti.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(64)</span></sup></em></strong></p>



<p>İbn-i Abbas şöyle diyor:</p>



<p>   <strong><em>&#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Resulullah (s.a.a)</a> şöyle dedi:&#8221; &#8220;Kızım Fatıma, Huriye-i İnsiyyedir. İbadet etmek için ibadet mihrabında durduğu zaman göklerdeki yıldızlar yeryüzüne parladığı gibi o da göklerdeki meleklere parlamaktadır va Allah Meleklere şöyle diyor:</em></strong></p>



<p>   <strong><em>&#8220;Ey Meleklerim! Kulum Fatıma&#8217;ya bakın, kadın kullarımın efendisine bakın. Karşımda ayakta durmaktadır, Kalbi korkumdan titreyerek bana ibadet etmektedir. Şahid olun ki onun taraftarlarına ateşi haram kıldım.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(65)</span></sup> </em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="hel-eta-insan-suresinin-nuzul-sebebi" style="color:#ff0000">HEL-ETA İNSAN SURESİNİN NUZUL SEBEBİ</h2>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hasan (a.s)</a> ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hüseyin (a.s)</a> hastalanmışlardı. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/">Hz. Muhammed (s.a.a)</a> onları görmek için  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın evine gitmişti, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ve  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;ya şöyle dedi:</p>



<p>   <strong><em>&#8220;Bu azizlerin iyileşmesi için bir şey nezir etseniz iyi olur.&#8221;</em></strong></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> ve Hz. Fatıma Zehra (s.a) çocukları iyileştikleri zaman 3 gün oruç tutmayı adadılar. Allah adaklarını kabul etti ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hasan (a.s)</a> ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hüseyin (a.s)</a> sağlıklarına kavuştular. 3 günlük oruca başladılar, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hasan (a.s)</a>, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hüseyin (a.s)</a> ve hizmetçileri Fizze de onlarla birlikte oruca başlamıştı.</p>



<p>   Birinci gün bir fakir kapıyı çaldı ve yardım istedi. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> kendi ekmeğine fakire verdi, Hz. Fatıma (s.a), <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hasan (a.s)</a>, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hüseyin (a.s)</a> ve Fizze de ekmeklerini fakire verdiler. Ve Hepsi sadece su içerek iftarlarını açtılar.</p>



<p>   İkinci gün olunca bir yetim kapıyı çalıp yardım talebinde bulundu ve yine hepsi ekmeklerine ona verip sadece su ile iftar ettiler. </p>



<p>   Üçüncü gün yine bir esir kapılarını çalıp yardım isteyince yine tamamı ekmeklerini o esire verip sadece su ile iftarlarını açtılar.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(66)</span></sup></em></strong> </p>



<p>  Onların infaklarınaki bu samimiyyetleri Allah&#8217;ın şu ayetlerinin nazil olmasına sebep oldu:<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(67)</span></sup></em></strong> </p>



<pre class="wp-block-verse">   <strong><em>"O kullar şiddeti her yere yayılmış bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.</em></strong>
    <strong><em>Onlar kendi canlarının çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirdiler.</em></strong>
    <strong><em>Biz sizi Allah için doyuruyoruz; Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür ediyoruz." </em></strong></pre>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-fatima-zehra-s-a-ve-savas" style="color:#ff0000">   Hz. Fatıma Zehra (s.a) Ve Savaş</h2>



<p>Şeyh Mufid şöyle diyor:</p>



<p><strong><em>   &#8220;Uhud Savaşı olumsuzluklar ile son bulmuştu,  Hz. Fatıma Zehra (s.a)  babasını karşılamaya gitti. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)&#8217;ın</a> kolları omuzlarına kadar müşriklerin kanına boyanmıştı. Onların yanına geldi, Zülfikar&#8217;ı  Hz. Fatıma Zehra (s.a)&#8217;ya verdi ve şöyle dedi:</em></strong></p>



<p>  <strong><em>&#8220;Al bu kılıcı ve ölülerin ondaki kanını temizle, bu kılıç bu gün bana yardım etti ve düşmanların belini kırdı.&#8221;</em></strong></p>



<p>   Bu<span style="text-decoration: underline">nun üzerine <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a</a>) şöyle dedi:</span> </p>



<p>  <strong><em>&#8220;Evet Fatıma, kılıcı al; kocan görevini çok iyi bir şekilde yaptı ve ve Allah Kureyşin büyüklerini onun kılıcı ile yok etti.&#8221;</em></strong><em><sup><strong><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(68)</span></strong></sup></em></p>



<p>  Sahl b. Sa&#8217;d şöyle diyor:</p>



<p><strong><em>  &#8220;Uhud Savaşında <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a> bir takım yaralar almıştı, mübarek yüzü yaralanmıştı, dişi ve kulakları kırılmıştı. <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> su getiriyordu ve Resulullah&#8217;ın kızı Fatıma da babasının yüzündeki kanları yıkıyordu. Suyun temas etmesinin daha fazla kanamaya sebep olduğunu görünce bir hasır parçasını yakıp külünü yaraya bastırdı.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(69)</span></sup></em></strong></p>



<p>  Medine&#8217;nin düşmanlar tarafından kuşatıldığı Hendek Savaşında herkes gücü kadarınca şehri savunuyordu. Erkekler Selman&#8217;ın planı uyarınca hendek kazarlarken kadınlar da cephenin arkasında askerler için su ve yemek hazırlıyorlardı. Resulullah (s.a.a)&#8217;in değerli kızı Fatıma&#8217;da ekmek yaparak askerlerin ihtiyaçlarının bir kısmını gideriyordu.</p>



<p>   Enes şöyle diyor:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Hz. Fatıma bir kaç tane ekmek pişirmişti, savaşın ön hattına geldi ve ekmekleri babasına vererek şöyle dedi:</em></strong></p>



<p>   <strong><em>&#8220;Bu ekmekleri ben pişirdim ama kalbim onları yememe razı olmadı, size getirdim.&#8221;</em></strong></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a> şöyle dedi:</p>



<p>  <strong><em>&#8220;Bu, babanın üç gün aradan sonra ağzına koyduğu ilk yemektir. Dünyada aç olanlar ahirette tok olacaklar ve Allah&#8217;ın en çok gazap ettiği kimse mideleri çok yemekten ağırlaşmış olanlardır. Canı çekmesine karşılık bir yemeği yemeyen her kişiye cennet de bir derece verilir.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(70)</span></sup></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-fatima-zehra-s-a-sehadet-yataginda" style="color:#ff0000"> <span style="font-size: revert;color: initial"> <span style="color:#ff0000" class="has-inline-color">Hz. Fatıma Zehra (s.a) </span></span><span style="color: initial;font-size: revert"> </span>Şehadet Yatağında</h2>



<p>  Şeyh Tabersi ve Erbili, Suveyd b. Ğufle ve Abdullah b. Abbas&#8217;tan şöyle nakletmişdir:</p>



<p>  &#8220;<em> Hz. Fatıma Zehra (s.a) hasta (şehadet) yatağına düştüğü zaman Muhacir ve Ensar&#8217;dan bir grup kadın ziyarete geldiler ve Ey Peygamber&#8217;in (s.a.a) kızı! nasılsın ?&#8221;</em> <em>dediler.</em></p>



<p><em>    Hz. Fatıma Zehra (s.a), Allah&#8217;a hamdu senalar edip babasına selam gönderip ve onların erkeklerinin vefasızlığından şikayet ettikten sonra toplumun geleceğini şöyle çizdiler:</em></p>



<p>   <strong><em>&#8220;Kendi canıma and olsun ki fitne tohumlarını ektiler, şimdi onun meyvelerini toplamayı beklemelisiniz. Devenin memesinden süt yerine kan sağıyorsunuz ve öldürücü zehirler yutuluyor. İşte buradadır batıl yolun yolcularının zarar edecek oluşları.</em></strong></p>



<p>   <strong><em>Gelecekteki Müslümanlar, İsam&#8217;ın başlangıcında İslam&#8217;ın yaptıklarının nelere mâl olduğunu görecekler. Bundan sonra kalplerinizi fitnelerin çıkacak olmasına inandırın. Müjdeler olsun size öldürücü kılıçlar, ardı kesilmeyen saldırılşar ve hücumlar, Müslümanların toplumsal işlerinin alt üst olması ve zalimlerin zulmü. Onlar sizin haklarınızdan az bir miktarını verecekler ve toplumlarınızı kendi kılıçları ile biçecekler.</em></strong></p>



<p>  <strong><em>  Pişmanlık ve üzüntüler sizindir. İşlerinizin sonu nereye varacaktır? Ne yazık ki hakikati görecek gözlere sahip değilsiniz; bizlerde de o güç yoktur ve sizi istemediğiniz şeylere zorlayamayız.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(71)</span></sup></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="imam-in-makami" style="color:#ff0000">İMAM&#8217;IN MAKAMI</h2>



<p>Muhammed b. Lebid şöyle diyor: </p>



<pre class="wp-block-verse"><em>"<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)'in</a> dünyadan ayrılmasından sonra  Hz. Fatıma Zehra (s.a) Uhud'da Hamza'nın kabrinin başında yas tutup ağlarken gördüm. Fırsatı ganimet bilerek şöyle sordum:</em>
<em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)'ın</a> imameti için <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)'in</a> şözlerinden öne sürebilecek deliliniz varmıdır?"</em></pre>



<p><em> </em> Hz. Fatıma Zehra (s.a) şöyle dedi:</p>



<p>   <strong><em>&#8220;Ne de şaşırılacak bir durumdur! Gadir-i Hum gününü unuttunuz mu? Resulullah&#8217;ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim:</em></strong></p>



<p>   <strong><em>&#8220;Ali en hayırlı olandır ve onu kendimden sonra aranızda halifem olarak bırakıyorum. Ali benden sonraki imam ve halifedir, oğullarım Hasan ve Hüseyin ve Hüseyin&#8217;in 9 evladı pâk ve lekesiz İmam ve önderlerinizdir. Eğer onlara itaat edecek olursanız sizleri doğru yola götürecekler ama eğer, onlara karşı koyacak olursanız kıyamet gününe kadar bela, tefrika ve ihtilaf aranızda hakim olacaktır.&#8221;</em></strong></p>



<p>Şöyle dedim:</p>



<p><em>  &#8220;Efendim, öyle ise <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a> neden sustu ve hakkını almadı?&#8221;</em></p>



<p> Hz. Fatıma Zehra (s.a) şöyle dedi:</p>



<p><strong><em><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">  &#8220;Resulullah (s.a.a)</a> şöyle dedi: İmam&#8217;ın misali Kâbe gibidir, insanların onun etrafına tavaf etmeleri gerekirKâbe insanların etrafına tavaf etmez.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(72)</span></sup></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="namaz-in-onemi-ve-hz-fatima-zehra-s-a" style="color:#ff0000">NAMAZ&#8217;IN ÖNEMİ VE  HZ FATIMA ZEHRA (S.A) </h2>



<p>    Hz Fatıma Zehra (s.a) değerli babasına şöyle sordu:</p>



<p><strong><em>   &#8220;Namazına önem vermeyen, onu hafife alan erkek ve kadının cezası nedir?&#8221;</em></strong> </p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a) </a>şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>    &#8220;Ya Fatime! Namazı hafife alan kimseyi Allah 15 belaya müptela eder. Bunların 6&#8217;sı dünyada, 3&#8217;ü can verirken, 3&#8217;ü kabirde, 3&#8217;üde kıyamet günü, kabirden çıkarılacağı gün kendisine ulaşacaktır.</em></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="dunya-da-muptela-olacagi-6-bela-sunlardir" style="color:#ff0000">Dünya&#8217;da müptela olacağı 6 bela şunlardır:</h3>



<ol class="wp-block-list">
<li>Allah o kimsenin ömründen bereketi kaldırır.</li>



<li>O kişinin rızkından bereket kaldırılır.</li>



<li>O kimseden Salihlerin çehresini (bezentisini) alır.</li>



<li>Yapmış olduğu hiçbir hayır amelin karşılığı yoktur.</li>



<li>Duası kabul olmaz.</li>



<li>İyilerin duasının ona faydası olmaz.</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="olum-zamani-gelecek-olan-3-bela" style="color:#ff0000">Ölüm zamanı gelecek olan 3 bela:</h3>



<ol class="wp-block-list">
<li>Alçakça can verir.</li>



<li>Aç can verir.</li>



<li>Susuz can verecek ve her ne kadar su içecek olsa da susuzluğu geçmeyecektir.</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="kabirde-karsilasacagi-3-bela" style="color:#ff0000">Kabirde Karşılaşacağı 3 bela:</h3>



<ol class="wp-block-list">
<li>Allah kabirde ona azap vermesi için bir melek görevlendirir.</li>



<li>Kabir sıkmasına müptela olur.</li>



<li>Kabri karanlık olacaktır.</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading has-text-color" id="kabirden-cikarilacagi-zaman-gorecegi-3-bela" style="color:#ff0000">Kabirden çıkarılacağı zaman göreceği 3 bela:</h2>



<ol class="wp-block-list">
<li>Ulu ve Yüce Allah bir meleğine herkesin gözü önünde onu yüz üstü sürüklemesini emredecektir.</li>



<li>Onun hesabı çok zor ve şiddetli görülecektir.</li>



<li>Allah, rahmeti ile ona bakmayacak, temizlemeyecek, ve şiddetli bir azap görecektir.<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><strong><em>(73)</em></strong></span></sup></li>
</ol>



<p><strong><em>Bu azaplar namaza önem vermeyenler içindir, hiç namaz kılmayanların azabı bunlardan daha şiddetlidir.</em></strong></p>



<p>Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın namazdaki irfanı ve melekûtî hali hakkında şöyle denilmiştir:</p>



<p>  <strong><em>&#8221; Hz Fatıma Zehra (s.a) namaza durduğu zaman kalbi çarpmaya başlıyor ve hıçkırıklar boğazına düğümleniyordu.<span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(74)</sup></span></em></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="hz-fatima-zehra-s-a-nin-fazileti" style="color:#ff0000"> Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın Fazileti</h3>



<p> Hz Fatıma Zehra (s.a)&#8217;nın sayısız fazileti vardır ve faziletlerden bazılarını Ulu ve Yüce Allah Kuran&#8217;da saymış ve hakkında ayetler indirmiştir.<strong><em><sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(75)</span></sup></em></strong><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Hz. Muhammed (s.a.a)&#8217;de</a> O&#8217;nun birçok faziletini saymışlardır. Bunlardan sadece 2 tanesi şunlardır:</p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="resulullah-s-a-a-selman-i-farisi-ye-soyle-buyurdu" style="color:#ff0000"><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a>, Selman-i Farisi&#8217;ye şöyle buyurdu:</h3>



<p>  <strong><em>&#8220;Ey Selman! Kızım Fatime&#8217;yi seven kimse cennet de benim yanımda olacaktır ve onu üzen kişinin yeri ise cehennemdir.</em></strong></p>



<p><em>   <strong>&#8220;Ey Selman! Fatime&#8217;nin sevgisi 100 yerde imdada koşacaktır, onların en hafif olanı ölüm zamanı, kabre girme zamanı, mahşer günü, sırat köprüsünden geçme zamanı ve kıyamet gününde esap vermektir. Kızımın razı olduğu kimseden ben de razıyım. Benim razı olduğum kimseden Allah&#8217;da razıdır. Kızım Fatime&#8217;nin kızgın olduğu kimseye bende kızgınım, benim kızgın olduğum kimse de Allah&#8217;ın azabınadüşecektir.</strong></em></p>



<p>   <strong><em>Ey Selman! Ona ve kocasına zulmedenin vah haline!&#8221;<span class="has-inline-color has-vivid-red-color"><sup>(76)</sup></span></em></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-color" id="bir-gun-hz-muhammed-s-a-a-imam-ali-a-s-hz-fatima-zehra-s-a-imam-hasan-a-s-ve-imam-huseyin-a-s-ile-birlikte-oturmuslardi-soyle-buyurdu" style="color:#ff0202">   Bir gün <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hz. Muhammed (s.a.a)</a>; <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)</a>, Hz Fatıma Zehra (s.a), <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hasan (a.s)</a> ve <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Hüseyin (a.s)</a> ile birlikte oturmuşlardı, şöyle buyurdu:</h3>



<p><em><strong>   &#8220;Allahım! Bunların Ehl-i Beyt&#8217;im olduğunu ve insanların arasında eyanımda n  değerli olduklarını biliyorsun. Bunlara dost olana dost ol, düşman olana düşman&#8230;</strong></em></p>



<p>  <strong><em>Kızım Fatime&#8217;yi kıyamet günü nurdan bir bineğe binmiş, sağında 70.000 melek, solunda 70.000, önünde ve arkasında 70.000 melek ile ümmetimin kadınlarını cennete yönlendirdiğini görür gibiyim. Her gün vakitlice namazını edâ eden, Allah&#8217;ın ayında orucunu tutan, Allah&#8217;ın evini hacceden, malının zekatını veren, kocasına itaat edenve benden sonra Ali&#8217;nin peşinden giden her kadın, kızım Fatime&#8217;nin şefaati ile cennete giredektir. O Alemlerdeki kadınların efendisidir..&#8221;</em></strong></p>



<p>Şöyle sordular:</p>



<p><strong><em>  &#8220;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ya Resulullah!</a> O, zamanının kadınlarının  mı Efendisidir?&#8221;</em></strong></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Resulullah (s.a.a)</a> şöyle buyurdular:</p>



<p>   <strong><em>&#8220;İmran&#8217;ın kızı Meryem kendi zamanının kadınlarının efendisi idi ama Kızım Fatime, yaratılış gününden kıyamete kadar bütün kadınların efendisidir. Mihrabıda (ibadete) durduğu zaman 70.000 Mukarrep Melek onu selamlıyor, Meryem&#8217;e seslendikleri gibi ona da sesleniyor ve şöyle diyorlarlardı: </em></strong></p>



<p>  <strong><em>   &#8220;Ya Fatime! Allah seni seçti, tertemiz kıldı ve  seni bütün dünya kadınlarına seçt</em>i.&#8221;</strong></p>



<p>Sonra <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İmam Ali (a.s)&#8217;a</a> şöyle dedi:</p>



<p><strong><em>  &#8220;Ya Ali! Fatıma bedenimin parçası, gözlerimin nuru ve kalbimin meyvesidir.&#8221;<sup><span class="has-inline-color has-vivid-red-color">(77)</span></sup></em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5f0cbd364f7e64c44b00ec86cdf8954e"><strong>Fedek Hutbesi </strong>Arapça-Türkçe Tam metin</h2>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-zehra-nin-hutbesi/"><strong>Bu linke tıklayarak hutbenin tamamının Türkçesine erişebilirsiniz.</strong></a></p>



<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/zehra-sa-nin-hutbesi-arapca/"><strong>Bu linke tıklayarak hutbenin tamamının Arapçasına erişebilirsiniz.</strong></a></p>



<h2 class="wp-block-heading" id="kaynakca">KAYNAKÇA</h2>



<h3 class="wp-block-heading" id="kaynakca-1-30">Kaynakça 1-30</h3>



<ol class="wp-block-list">
<li><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-hatice/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Bu linke tıklayarak içindekiler kısmından Hz. Hatice&#8217;nin sırdaşı bölümüne tıkayarak Hz Zehra&#8217;nın doğumunu  okuyabilirsininiz.</a></li>



<li>A&#8217;yanuş-Şia c.1 s.306</li>



<li>Usul&#8217;u Kafi c.2 s. 474 </li>



<li>Delailul İmamet s.10</li>



<li>İ&#8217;lamu&#8217;l Vera s.147</li>



<li>Biharul Envar c.43 s.7</li>



<li>Menakıb c.3 s.405</li>



<li>A&#8217;yanuş-Şia c.1 s.405</li>



<li>A&#8217;yanuş-Şia c.1 s.405</li>



<li>Biharul Envar c.43 s.8</li>



<li>Tarihi Taberi c.2 s.473, Mekatilu&#8217;t Talibin s.30, Mesned-i Ahmed b. hanbel c.6 s.163, Et-Tabakatu&#8217;l Kubra c.8 s.11</li>



<li>El-İsabet c.4 s.377, Maktelu&#8217;l Huseyn s.89</li>



<li>İ&#8217;leluş-Şerai s.171, İ&#8217;lamu&#8217;l-Vera s.148</li>



<li>Muntahal Amal c.1 s.252</li>



<li>Menakıb&#8217;u ibni Şehrâşub c.3 s.406, A&#8217;yanuş-Şia c.1 s.133</li>



<li>Biharul Envar c.43 s.16, Menakıb&#8217;u ibni Şehrâşub c.3 s.133</li>



<li>Siretu&#8217;n Nebeviyye s.196</li>



<li><a href="https://imammehdiyarenleri.org/ebu-talib-a-s/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ebu Talib </a>mahallesi demektir. Müşrikler tarafından müslümanlara eziyet etmek için baskı uygulanarak kuşatma altına alınmışlardı.</li>



<li>Siretu&#8217;n Nebeviyye s.196</li>



<li>Zehra Meludu vahy s.61</li>



<li>El Fusulul Muhimme Fi Marifeti Ahvali&#8217;l Eimmeh s.149, Tarihi Yakubi c.2 s.35, Biharul Envar c.16 s.1</li>



<li>Menakıb&#8217;u ibni Şehrâşub c.1 s.103</li>



<li>Sahihi Buhari&#8217;nin Ma leke en Nebiyyu ve Ashabihi Enil muşrikin babı c.3 s.1399</li>



<li>Et-Tabakatu&#8217;l Kubra c.8 s.13</li>



<li>Menakıbu Âl-i Ebi Talib c.3 s.405, El Fusulu&#8217;l Muhimme s.144, Ez-Zürriyetut-Tahire s.93 </li>



<li>Makalati Zehra Emini s.103</li>



<li> Keşfu-l Ğumme c.1 s.368, Menakıbu Âl-i Ebi Talib c.3 s.395</li>



<li>Menakıbu Âl-i Ebi Talib c.3 s.346, Et-Tabakatu&#8217;l Kubra c.8 s.11,Keşfu-l Ğumme c.1 s.354</li>



<li>Et-Tabakatu&#8217;l Kubra c.8 s.19, Emali c.1 s.38</li>



<li>Et-Tabakatu&#8217;l Kubra c.8 s.11, Emali Saduk s.559</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading" id="kaynakca-31-50">KAYNAKÇA 31/50</h3>



<ol start="31" class="wp-block-list">
<li>Bu ölçü Hz Peygamber (s.a.a)&#8217;in mihir noktasında uygulaması olarak esas alındı.</li>



<li>Et-Tabakatu&#8217;l Kubra c.8 s.22, Evalimu&#8217;l Mearif c.11 s.359</li>



<li>Menakıbu Âl-i Ebi Talib c.3 s.410, Makalatu&#8217;z-Zehra s.137</li>



<li>Emali s.40, A&#8217;yanu&#8217;ş-Şia c.1 s.312,</li>



<li>Biharul Envar c.43 s.92 ve s.130</li>



<li>Et-Tabakatu&#8217;l Kubra c.8 s.12. Biharul Envar c.43 s.137</li>



<li>Menakıbu Âl-i Ebi Talib c.3 s.403</li>



<li>Maktali&#8217;l Huseyn s.108, Menakıbu ibni Meğazili s.344, Revzetul Vaizins.127</li>



<li>Ferheng-i Suhanane Hz. Fatıma s.20 </li>



<li>Et-Tabakatu&#8217;l Kubra c.8 s.14, Müstedreku&#8217;l Sahihayn c.3 s.125</li>



<li>El Bidayetu ven Nihaye c.7 s.342 , Et-Tabakatu&#8217;l Kubra c.8 s.13, Mecmuatu&#8217;l Verram c.2 s.28</li>



<li>Kurbu&#8217;l Esnad s.112</li>



<li>Biharul Envar c.43 s.81, Avalim c.1 s.217</li>



<li>Mecmuatu&#8217;l Verram c.2 s.487, Biharul Envar c.43 s.50</li>



<li>Mecmuatu&#8217;l Verram c.2 s.162, Biharul Envar c.43 s.151, Vesailu&#8217;ş-Şia c.12 s.24</li>



<li>Menakıb&#8217;u ibni Şehrâşub c.3 s.389</li>



<li>Mekatilu&#8217;l Huseyn s.105, Evalim c.11 s.266</li>



<li>El Heraicu vel Cerayih s.390, Biharul Envar c.43 s.28</li>



<li>İlelu&#8217;l Şerai s.366</li>



<li>Emali Tusi s.616, Keşful Ğumme c.1 s.469,  Biharul Envar c.37 s.103</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading" id="kaynakca-51">Kaynakça 51</h3>



<ol start="51" class="wp-block-list">
<li>İlelu&#8217;l Şerai s.178</li>



<li>İlelu&#8217;l Şerai s.179, El İmametu ves Siyasetu c.1 s.20, Me&#8217;satu&#8217;z-Zehra s.216</li>



<li>İ&#8217;lamu İnni Fatiime c.3 s.12</li>



<li>Rezvatu&#8217;l Vaizin s.130</li>



<li>Deaimu&#8217;l İslam c.1 s.282,  Biharul Envar c.94 s.10</li>



<li>İlelu&#8217;l Şerai s.172,Keşfu-l Ğumme c.1 s.468 </li>



<li>İlelu&#8217;l Şerai s.216</li>



<li>Nur Suresi/31.Ayet</li>



<li>Menakıb s.380, Evalim c.11 s.223</li>



<li>A&#8217;yanuş-Şia c.1 s.321,Keşfu-l Ğumme c.1 s.503, Esedul Ğabe c.5 s.524, Maktali&#8217;l Huseyn s.127 </li>



<li>A&#8217;yanuş-Şia c.1 s.322, Biharul Envar c.101 s.36</li>



<li>Biharul Envar c.2 s.3</li>



<li>Menakıb c.3 s.389,</li>



<li>Emâli s.113</li>



<li>Fraid-u Samitin c.2 s.54, Menakıb c.3 s.426</li>



<li>El İrşad s.164, Esedul Ğabe c.5 s.530</li>



<li>İnsan suresi/7,8,9.Sureler</li>



<li>El İrşad s.81</li>



<li>Fraid-u Samitin c.2 s.54, Evâlim c.11 s.270, A&#8217;yanu&#8217;ş Şia s.310</li>



<li>Mecmua-i Verams.1 s.198, Biharu&#8217;l Envar c.20 s.245, İhkaku&#8217;l Hak s.10 s.285</li>



<li>El-İhticac c.1 s.146, Keşfu&#8217;l Ğumme c.1 s.492</li>



<li>El-İhkaku&#8217;l Hak s.21 s.26, Ferheng-i Suhanan-e Fatime s.24</li>



<li>Müstedrekü&#8217;l Vesail c.3 s.3, Mesned-i Fatime s.346</li>



<li>İrşadu&#8217;l Kulub s.105</li>
</ol>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-fatima-zehra-s-a-kimdir/">Hz. Fatıma Zehra (s.a)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/hz-fatima-zehra-s-a-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Hüseyin (a.s)</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 15:40:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ehlibeyt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=156</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/">İmam Hüseyin (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/">İmam Hüseyin (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/imam-huseyin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Hasan (a.s)</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 15:40:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ehlibeyt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=154</guid>

					<description><![CDATA[<p>FHTTF</p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/">İmam Hasan (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>FHTTF</p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/">İmam Hasan (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/imam-hasan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Ali (a.s)</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 15:37:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ehlibeyt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=150</guid>

					<description><![CDATA[<p>KISA BİYOGRAFİ Adı: Ali, Haydar.Künyesi: Ebu&#8217;l-Hasan, Ebu&#8217;l-Hasaneyn, Ebu&#8217;s-Sıbteyn, Ebu-Turâb, Ahavvu&#8217;r-Resul.Lâkapları: Emire&#8217;l-Müminin, Murtaza, Vasiyy-u Resulillah, Halifetu&#8217;r-Resul, Seyyidu&#8217;l-Evsiya, İmamu&#8217;l-Muttakin, Esedullahi&#8217;l-Gâlib, Seyfullah, Kerrar, Hâdi&#8230;Babası: Hz Resulullah&#8217;ın (s.a.a) pek sevdiği fedakâr amcası Hz. Ebu&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/">İmam Ali (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6c322f113bebe978ae0e043149fdd493"><strong>KISA BİYOGRAFİ</strong></h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d2ee8880f6475d73c503f03c42eb3d66"><strong>Adı</strong>: Ali, Haydar.<br><strong>Künyesi</strong>: Ebu&#8217;l-Hasan, Ebu&#8217;l-Hasaneyn, Ebu&#8217;s-Sıbteyn, Ebu-Turâb, Ahavvu&#8217;r-Resul.<br><strong>Lâkapları</strong>: Emire&#8217;l-Müminin, Murtaza, Vasiyy-u Resulillah, Halifetu&#8217;r-Resul, Seyyidu&#8217;l-Evsiya, İmamu&#8217;l-Muttakin, Esedullahi&#8217;l-Gâlib, Seyfullah, Kerrar, Hâdi&#8230;<br><strong>Babası</strong>: Hz Resulullah&#8217;ın (s.a.a) pek sevdiği fedakâr amcası Hz. Ebu Talip (a.s).<br><strong>Annesi</strong>: Fatıma Bint-i Esed. Hz Resulullah&#8217;ı (s.a.a) çok sever, onunla çok yakından ilgilenir, ona kendi çocuklarından daha fazla şefkat ve yakınlık gösterir, çocuklarına değil, ona öncelik tanırdı.<br><strong>Doğumu</strong>: Mekke&#8217;de, Kâbe&#8217;i-Mükerreme&#8217;nin içinde, Hz Resulullah&#8217;ın (s.a.a) peygamberliğe seçilmesinden 10 yıl önce.<br><strong>Eğitimi</strong>: Bizzat Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) evinde onun dizinin dibinde büyüyüp yetişti. <br><strong>İmanı</strong>: Hz. Resulullah&#8217;a (s.a.a) ve onun getirdiği yüce İslâm&#8217;a ilk iman getiren insandır; onunla ilk namaz kılan kişi de yine İmam Ali&#8217;dir (a.s).<br><strong>İmamet Süresi:</strong> 30 yıl; Hicretin 11. yılından 40. yılına kadar.<br><strong>Zahiri Hilafeti:</strong> 5 yıl; Hicretin 36. yılındna 40. yılına kadar.<br><strong>Mübarek Ömrü:</strong> 63 yıl.<br><strong>Şahadeti:</strong> Hicretin 40. yılı, Ramazan ayının 19. günü, sabah namazında İbn Mülcem&#8217;in (l.a), mübarek başına vurduğu zehirli kılıç darbesiyle ağır yaralandı, Ramazan&#8217;ın 21. günü seher vaktinde Rabbine kavuştu.  <br><strong>Türbesi</strong>: Irak&#8217;ın Necef kentindedir.<br><strong>Eşleri</strong>: İlk eşi, Hz Resulullah&#8217;ın sevgili kızı, dünya kadınlarının efendisi Hz Fatıma Zehra (a.s) olup, evlilikleri 10 yıl sürmüştür. Hz Fatıma (a.s) valıdemizin şehadetinden sonra bizzat onun vasiyeti üzerine kız kardeşi&#8217;nin kızı Îmame ile evlenmiş, sonraları da birkaç saygın ve mümin eşi olmuştur. Bunlar arasında Muhammed Hanefiyye&#8217;nin annesi olan Havle Hanefiyye ile Hz.  Ebulfazl Abbas&#8217;ın (a.s) annesi Ümmü&#8217;l Benin hanım (r.a) pek büyük şahsiyetlerdir. <br><strong>Çocukları</strong>: Hz. Fatıma Zehra&#8217;dan (a.s) olan çocukları; İmam Hasan (a.s) , İmam Hüseyin (a.s) , Hz. Zeyneb-i Kübra (a.s). Diğer eşlerinden olan çocukları; Muahammed Hanefiyye, Abbas (a.s) Cafer, Avn, Osman, Ümmü Gülsüm ve daha birkaç evladı.   </p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ebe3e4e183b2f1b8d3331d49a3894245"><strong>İMAM ALİ (A.S)</strong></h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d8876dc9b3f2a522bd99933df51bfb81">Bu kısa yazıda seçkin bir kişiden bahsetmek istiyoruz&#8230; Duygusal ve şairce bir deyişle değil, gerçek anlamda kalemin anlatmakta aciz kaldığı nadide bir kişiden&#8230;<br>Her türlü tanımlamadan öte bir kişilik, düşünceyi aşan, kelimelerden taşan, söze, dizeye sığmayan bir şahsiyet&#8230;<br>Gonca gibi açılışı hayret vericiydi onun; başka bir ölçü ile yaşadı, çok değişik bir şekilde dünyada kaldı ve yüce bir hâlde dünyadan gitti&#8230;<br>Dağların güçlülüğü ve sarsılmazlığı, suyun yumuşak huyluluğu ve billurluğu, şimşeğin coşkunluğu, güneşin sıcaklığı, okyanusların uçsuz bucaksızlığı, çöllerin saflık ve duruluğu, masumiyetin temizliği ve tüm güzellikler varlık ve kişiliğinde toplanmış olan şahıs. hayranlık uyandıran bir şekilde doğdu, hayranlık uyandıran bir şekilde yaşadı ve hayranlık uyandıran bir şekilde dünyadan göçtü&#8230;<br>Şimdi hep birlikte tüm bu şaşırtıcılıklara kısaca bir göz atalım: </p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-dbc39f2ba5aa74e306758200a07caf65"><strong>Doğumu</strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d562d65d5071238da2128c3a44ac4410">İbn Ga&#8217;neb diyor ki:  Abdulmuttalib&#8217;in oğlu Abbas ve diğer birkaç kişiyle Kâ&#8217;be&#8217;nin tam karşısında oturmuş sohbet ediyorduk. Esed kızı Fatıma&#8217;nın Kâ&#8217;be&#8217;ye doğru geldiğini gördük. Kâ&#8217;be&#8217;nin karşısında durup şöyle dediğini duyduk: <br><br><em>Ya Rabbi! Sana, peygamberlerine ve onların kitaplarına inanıyorum! Ceddim İbrahim&#8217;in (a.s) hak ve söylediklerinin de dosdoğru olduğuna şahadet ederim! Bu evi senin emrinle inşa etti… Onun ve karnımda taşıdığım şu bebeğin aşkına; bu doğumu bana kolaylaştır! </em></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-63e8e162a2679afdbc3b43cce25b8e26">Bu sırada hepimizi hayretler içinde bırakan bir şey oldu… Hepimizin gözleri önünde Kâbe&#8217;nin duvarı yarıldı ve o değerli kadın, adımını atıp içeri girdi, sonra da duvar bitişip eski haline geldi! Gözlerimize inanamıyorduk. İlk şaşkınlığımızı atlatınca hepimiz telaşla yerimizden fırlayıp Kâbe&#8217;nin kapısına koştuk, ama kapı bir türlü açılmıyordu! İşin içinde Kâbe&#8217;nin rabbinin bir hikmeti olduğunu anladık… <br>Dört gün sonra o yüce hanım, kucağında gururla tuttuğu nur topu gibi bir bebek ile Kâ&#8217;be&#8217;den çıktı… <br>&#8220;<em>Gaipten gelen bir ses, bu bebeğin adını &#8216;Ali&#8217; koymamı istedi.</em>&#8221; dedi<sup><strong>1</strong></sup> <br>Fil yılının 30&#8217;u, Receb ayının 13&#8217;ü ve günlerden Cuma&#8217;ydı o gün… <br>Hicret&#8217;ten tam 23 yıl önce…<strong><sup>2</sup><mark class="has-inline-color has-vivid-red-color"> </mark></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-88c5fd644b5555b61c2359a5df1551e8"><strong>Peygamber&#8217;in Kucağında Geçen Çocukluk Yılları </strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ab12b344524d4df3ab881a21b1466b6b">İmam Ali (a.s) çocukluk yıllarını anlatırken şöyle der: <br>Çocukluğum Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) evinde geçti; beni o büyüttü. Beni şefkatle kucağına alır, bağrına basar, lokmayı çiğneyip ağzıma koyardı. Onun o güzelim kokusu elvan elvan ruhumu okşardı benim. Sözlerimde yalana, davranışlarımda bir kusur ve cahilliğe rastlamadı asla. <br>Yüce Allah, gece gündüz onunla birlikte olup dünyanın yücelikleri ve iyilikleri konusunda onu eğitmesi için süt çağından hemen sonra büyük melekleri, Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) yanına verdi. Ben de tıpkı süt çağındaki bir bebek gibi Peygambere uymakta ve onu izlemekteydim. <br>Her gün yeni şeyler öğretiyordu bana, onun yaptıklarını yapmamı emrediyordu. Her yıl Hira dağına çıkar bu anlarında benden başka hiç kimse görmezdi onu… <br>İslâm henüz hiçbir eve girmemişken,  sadece Hz. Resulullah&#8217;la (s.a.a) Hz. Hatice&#8217;nin Müslüman olduğu günlerde ben üçüncü Müslüman&#8217;dım.  Vahiy ve peygamberlik nurunu görebiliyor, peygamberliğin kokusunu alabiliyordum.<strong><sup>1</sup></strong><br>Hz. Resulullah (s.a.a), peygamberlikle görevlendirilişinden üç yıl sonrasına kadar İslâm&#8217;ı açıkça tebliğ emri almadı. Bu süre zarfında sadece birkaç kişi Müslüman oldu; bunlar arasında ilk iman eden erkek, İmam Ali&#8217;dir (a.s).<strong><sup>2</sup></strong> <br>&#8220;<strong>Yakınlarını korkut…</strong>&#8221; ayeti nazil olduğunda, Hz. Resulullah (s.a.a), İmam Ali&#8217;yi (a.s) bu işle görevlendirdi ve akrabalarından kırk kişiyi yemeğe davet etti. Davetliler arasında Ebu Leheb, Abbas ve Hamza da vardı. Sadece bir kişilik yemek hazırlanmıştı, yemek sofraya konulduğunda Allah&#8217;ın iradesiyle herkes doyasıya yediği hâlde yemek hiç eksilmedi.  Yemekten sonra Hz. Resulullah (s.a.a) onları İslâm&#8217;a davet etmek isteyince bunu fark eden Ebu Leheb &#8220;Muhammed sizi büyüledi.&#8221; diyerek ortalığı karıştırdı. Neticede herkes kalkıp evine gitti ve toplantı sonuçsuz kaldı.<br>Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a), bir başka gün yine hepsini davet etti ve yemekten hemen sonra şu konuşmayı yaptı: </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8dcecddee504f01faedb64d669b0a518"><strong><em>Ey Abdulmuttaliboğulları! Arap gençleri içinde benim size getirmiş olduğumdan daha iyisini getiren olmamıştır! Ben bu dünyanın ve öte dünyanın iyilik ve hayrını getirdim size! Bilin ki Yüce Allah, sizleri O&#8217;na davet etmekle görevlendirdi beni! Şimdi, içinizden hanginiz bana bu yolda yardımcı olmak ister? Bilin ki bugün bunu kabul eden, benim kardeşim, vasim ve vekilim sayılacaktır artık! </em></strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f3c9ae8f085e0d623d0fbf1a0cb30024">Hz. Resulullah (s.a.a) bunu üç kez tekrarladığı halde, İmam Ali&#8217;den (a.s) başka ayağa kalkıp daveti kabullenen olmadı. Bunun üzerine Hz. Resulullah (s.a.a) İmam Ali&#8217;yi (a.s) göstererek şöyle buyurdu: </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8fac39b204faddbd24615ad96a387bf7"><em><strong>O halde bilin ki Ali, bugünden itibaren benim kardeşim, vasim ve vekilimdir. Ona itaat edin ve sözünü dinleyin</strong></em>!<sup><strong>3</strong></sup> </p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-dfd982af0c1a4fed192d74e1196820ae"><strong>Hicretin ilk Gecesi İmam Ali </strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c77f5b47ea99c761313efffa96965290">İslâm&#8217;ın aleni ve açık tebliğiyle birlikte Kureyşliler Hz. Peygamber&#8217;i (s.a.a) kendileri için bir tehlike olarak görmeye başladılar. Kureyş&#8217;in ileri gelenleri Daru&#8217;n-Nedve&#8217;de toplanıp Hz. Resulullah&#8217;ı (s.a.a) ortadan kaldırmaya karar verdiler; her kabileden bir genç seçilecek ve gece yarısı hep birlikte saldırıp onu öldüreceklerdi. <br>Hz. Resulullah (s.a.a) vahiy yoluyla durumdan haberdar edildi ve o gece yatağına yatmaması ve hicret etmesi emredildi.<strong><sup>1</sup></strong> <br>Hz. Resulullah (s.a.a) durumu İmam Ali&#8217;ye (a.s) açıp ondan o gece, ölümü göze alarak yatağında yatmasını istedi ve kimsenin bunun farkına varmaması gerektiğini vurguladı. İmam Ali (a.s) bu fedailiği can-ı gönülden kabul ederek o gece Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) yatağında yattı. Onun bu fedakârlığını yüce Rahman övecek ve hakkında şu ayeti indirecekti:<br><br><strong>İnsanlar arasında öyleleri vardır ki,  Allah&#8217;ın rızasını kazanabilmek için canlarını Allah&#8217;a satarlar,  Allah, kullarına karşı pek şefkatlidir.<sup>2</sup></strong> <br><br>Gecenin karanlığı Mekke şehrinin üzerine çökmüş, yeminli katiller Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) evini kuşatmışlardı. Hz. Resulullah (s.a.a) Yâsîn Suresi&#8217;nden bazı ayetleri okuyarak evinden ayrıldı ve Mekke dışındaki Sevr mağarasına doğru yola çıktı. <br>Katiller gece yarısı ansızın yalın kılıç Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) yatağına saldırdılar. İmam Ali (a.s) doğrulup oturdu. Katiller ne yapacaklarını şaşırmışlardı &#8220;Muhammed nereye gitti?&#8221; diye sordular. <br>İmam Ali (a.s) : &#8220;<em><strong>Onu bana mı emanet etmiştiniz de benden soruyorsunuz?!</strong></em>&#8221; <br>Öfkeden deliye dönen katiller, ite kaka İmam Ali&#8217;yi (a.s) Mescidu&#8217;l-Haram&#8217;a götürüp birkaç gün orada tuttuktan sonra serbest bıraktılar.<strong><sup>3</sup></strong> </p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-f1f9db703b9522e109befab4e57596e6"><strong>Peygamber&#8217;in Emini İmam Ali </strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-070eb6bf4a8df06146da188047ba1512">Peygamber-i Ekrem (s.a.a), Kureyşlilerin kendisine en güvendiği insan idi. O, onların eminiydi. Herkes emanetini ona teslim ederdi. Hicret etmeye mecbur kaldığında, ailesi ve kabilesi içinde İmam Ali&#8217;den (a.s) daha güvenilir birini bulamadı. Bu nedenle de kendisine emanet bırakılanları sahiplerine geri vermesi, borçlarını ödemesi ve ailesinin kadınlarını Medine&#8217;ye getirmesi için İmam Ali&#8217;yi (a.s) görevlendirdi. <br>Böylece Kureyşlilerin emini Hz. Muhammed (s.a.a) ve o hazretin emini de İmam Ali (a.s) olmuştur! <br>İmam Ali (a.s), Resulullah&#8217;taki (s.a.a) emanetleri sahiplerine iade edip onun tembihlediği bütün işleri aksatmaksızın yerine getirdikten sonra, onun emanetleri olan kendi annesi Fatıma (a.s), Resulullah&#8217;ın (s.a.a) biricik kızı Fatıma (a.s) ve Zübeyr&#8217;in kızı Fatıma&#8217;yla diğer kadınları yanına alıp Medine&#8217;ye doğru yola koyuldu. <br>Yolda onları öldürmek için Mekke müşriklerinin kiraladığı 8 azılı katille tek başına dövüşüp kadınları kurtardı ve Medine yakınlarında Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) kendisini beklemekte olduğu yerde onunla buluşarak birlikte Medine&#8217;ye girdiler.<strong><sup>1<mark class="has-inline-color has-vivid-red-color"> </mark></sup></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-6074c7e7bb9adf02de6463e2f885bd20"><strong>Allah Yolunda Savaşan Ali </strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a5626f0b405036ec16180d0d3997c5f6">İslâm, barış ve hayat dini olup insanların haksız yere öldürülmesine karşıdır. İnanan bir insanı kasıtlı ve haksız yere öldürenin ebediyen cehennem azabı çekeceğini söylemiştir. İslâm aynı zamanda cihanşümul bir din olup bütün insanlığa gönderildiğinden, insanların bu dine davet edilmesi ve onlara tebliğde bulunulması gerekmektedir. <br>Bu yüce dinin kabul edilmesini ve yayılmasını şahsî menfaatleri için tehlike görenler, daha ilk başlarda ona karşı savaş bayrağı açtılar. İşte yüce İslâm dini, kendisine savaş açan ve hakka karşı inat gösteren bu kin dolu düşmanlarına karşı koyabilmek ve gerektiğinde bu engeli ortadan kaldırabilmek için cihat hükmünü açıkladı. <br>Ecnebilerin İslâm&#8217;a ve Müslümanlara saldırması halinde nefsi müdafaanın zaruri olacağını akıl sahibi herkes kabul eder. Bu akıl, insaf ve fıtrat hükmü gereğince ecnebilerin saldırısını önleme veya caydırma amacıyla cihat etmek de yüce İslâm&#8217;ın kurallarından biridir. Nitekim Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) giriştiği savaşların tamamına yakını savunma niteliklidir. <br>İmam Ali (a.s) bu savaşların tamamına yakın bir kısmına katılmış, Allah&#8217;tan başka kimseden korkmayan görülmemiş bir cesaret kimliği sergilemiştir. <br>Savaşlarda daima en öndeydi; yiğit, korkusuz ve yenilmez bir savaşçıydı. Bu nedenle de çoğunlukla sancağı bizzat kendisi taşırdı. Savaş başladığında aslanlar misali kükrer, fırtına misali eser, düşman ordusunun sayısına ve teçhizatına aldırmaksızın ta kalbine dalar, önüne çıkanı yere serer, orduları hezimete uğratır ve zafer kazanmadan geri dönmezdi. Düşmana asla sırtını dönmezdi, bu yüzden zırhının arkası yoktu. <br>Hiçbir savaştan, hiçbir çarpışma ve tehlikeden kaçtığı görülmemiştir. <br>Çifte su verilmiş kılıcından kurtulan yoktu; bir kılıç darbesi yeter, ikinci darbeye gerek kalmazdı. Onun kılıcı indiği zaman mutlaka düşmanın canıyla kalkardı. <br>Bunların birer gerçek olduğunu anlayabilmek için onun bazı savaşlarına değinmemiz yeterli olacaktır sanırız: </p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-9e216c208a085eb828b9eef8ef75dce1"><strong>Hendek Savaşı&#8217;nda İmam Ali</strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7be360c822a632988cbab14d3f517142">Çeşitli grup, hizip ve kabileler İslâm düşmanlığında birleşmiş ve bu yüce dini ortadan kaldırmak için bir araya gelip Medine&#8217;ye yürümüşlerdi. <br>Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a), Selman-ı Farisî&#8217;nin (r.a) önerisiyle Medine şehrinin etrafına hendek kazılmasını emretti. <br>İki ordu karşı karşıya geldi. <br>Lâkabı &#8220;bin savaşçıya bedel&#8221; olan Arap Yarımadası&#8217;nın en namlı ve korkunç savaşçısı Amr b. Abdevud şiirler okuyup naralar savurarak kendisiyle savaşabilecek er istiyordu. <br>İslâm saflarında kimse onunla savaşabilecek cüreti gösteremiyordu. <br>Çok genç yaşına rağmen İmam Ali (a.s) onun karşısına dikildi. <br>Amr:<br>&#8220;<em>Geri dön, pek gençsin, seni öldürmek istemem!&#8221;</em> dedi. <br>İmam (a.s) geri dönmeyeceğini söyleyip şöyle ekledi: <br><em><strong>— Duyduğuma göre Kureyşlilerden biri senden iki şey isterse birini mutlaka yerine getireceğine dair Allah&#8217;ın ile sözleşmişsin! </strong></em><br><em>— Doğru duymuşsun! Benden isteğin nedir? </em><br><em><strong>— Müslüman ol! Allah&#8217;a yönel ve Hz. Resulullah&#8217;a (s.a.a) iman et! </strong></em><br><em>— Etmem! O saydıklarına hiç ihtiyacım yok! </em><br><em><strong>— O halde benimle savaşacaksın! </strong></em><br><em>— Geri dön… Babanla arkadaşlığımız vardı… Seni öldürmek istemem delikanlı! </em><br><em><strong>— Ama ben, vallahi hakka sırt çevirdiğin sürece seni öldürmek isterim! </strong></em><br>Amr atından inip İmam Ali&#8217;ye (a.s) saldırdı. Savurduğu kılıç İmam&#8217;ın (a.s) kalkanına inmişti. İmam Ali (a.s) hızla saldırıp Amr&#8217;ı yere serdi ve bir kılıç darbesiyle işini bitirdi. Bu kısa ve inanılmaz dövüşü gören diğer savaşçılar dehşetle oradan kaçtılar.<strong><sup>1</sup></strong> <br>İmam Ali (a.s) zaferle Müslümanların arasına dönmüştü. Hz. Resulullah (s.a.a) onu karşılayarak şöyle buyurdu: &#8220;Aferin sana ey Ali! Senin bugünkü şu cihadın, İslâm ümmetinin kıyamete kadar yapacağı bütün iyi amellerin toplamından daha üstündür! Zira senin bu zaferin sayesinde kâfirler zillete düşüp alçalmış, Müslümanlar ise izzet, onur ve gurur kazanmıştır!<strong><sup>2</sup></strong> </p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-ef7df17edb11534de0c41fb2c4998320"><strong>Hayber Savaşı&#8217;nda İmam Ali </strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8fc905a6a48ab7cae7c618b266e05c94">Yahudilerin büyük ihanetleri sonucu Hz. Resulullah (s.a.a) onların en güçlü karargâhı olan ve &#8220;fethi imkânsız&#8221; lâkabıyla meşhur bulunan Hayber kalesine yürüdü. Bu sırada İmam Ali (a.s) ağır bir göz hastalığına yakalanmış ve gözleri kapanmış olduğundan savaşamıyordu. <br>Hz. Resulullah (s.a.a) sancağı Ebubekir&#8217;e vererek onu Yahudilerin üzerine gönderdi, muhacirlerden müteşekkil bir orduyla Hayber&#8217;e saldıran Ebubekir çok geçmeden geri döndü, ordu zayiat vermiş, ama fetihte bulunamamıştı. <br>Ertesi gün sancağı Ömer&#8217;e verdi, o da zafer kazanamadan telefatla döndü; ordusu onu, o da ordusunu korkaklıkla suçluyordu.<br>Hz. Resulullah (s.a.a) müdahale edip bu niza ve çekişmeye son vererek şöyle buyurdu: <br><br><em><strong>Yarın sancağı öyle birine vereceğim ki, o Allah&#8217;ı ve Resulü&#8217;nü, Allah ve Resulü de onu sever! </strong></em><br><br>Herkes bu kutlu ve büyük komutanın kim olduğunu merak ederken Hz. Peygamber (s.a.a) İmam Ali&#8217;yi (a.s) istedi, çok hasta olduğunu söylediler. Resulullah: &#8220;<em><strong>Getirin.</strong></em>&#8221; buyurdu. İmam&#8217;ı (a.s) huzuruna getirdiler.<br>Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a): &#8220;<em><strong>Ya Ali! Neyin var?</strong></em>&#8221; diye sordu, İmam gözlerinin ve başının çok ağrıdığını söyledi. Hz. Resulullah (s.a.a) mübarek ağız suyunu İmam&#8217;ın gözlerine ve başına sürüp dua etti, o sırada inanılmaz bir şekilde İmam&#8217;ın (a.s) dayanılmaz ağrıları dindi ve gözleri açıldı.<br>Resulullah (s.a.a) beyaz sancağı İmam&#8217;a (a.s) verip şöyle buyurdu: <br><br><em><strong>Cebrail seninle olacak! Zafer senindir. Rabbim onların yüreğine korku salmıştır. Ya Ali! Bil ki onlar, kendilerini mağlup edecek kimsenin adını kendi kitaplarında okumuşlardır; onun adı İlya&#8217;dır (Ali&#8217;dir). O halde git ve onların karşısına dikilip adının Ali olduğunu söyle… </strong></em><br><br><em><strong>Rabbimin izniyle dehşete düşüp hakir olduklarını göreceksin! </strong></em><br><br>İmam Ali (a.s) sancağı alıp çok az sayıda adamıyla Hayber&#8217;in üzerine yürüdü. Önce Yahudilerin ünlü savaşçısı Merheb ile yiğitlikleri üzerine şiir söyleyip atıştılar. İmam Ali sonuçta onu kılıçtan geçirerek leşini yere serdi. <br>Dehşete kapılan Yahudiler hemen kalelerine çekilerek kapıyı kapadılar.<br>İmam Ali (a.s), yirmi kişinin zorlukla açtığı kapıyı tek yerinden söküp hendeğin üzerine attı. Bunun üzerine Müslümanlar, onun üzerinden geçerek kaleye girdiler ve zafere ulaştılar.<strong><sup>1</sup></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-1f851312e392dcd1066ce145537b79da"><strong>İmam Ali&#8217;nin İlmi </strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-05640500f2c82a9cd7e20e6ca6a96a2c">İbn Abbas Hz. Resulullah&#8217;tan (s.a.a) şu hadis-i şerifi nakleder: <br><br><br><em>Ali, ümmetimin en bilge ve âlimidir ve yargıda herkesten üstündür. </em><br><br>Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: <br><br><em>Ben ilmin şehriyim, Ali de bu şehrin kapısıdır. Bendeki ilmi arayan Ali&#8217;ye gitsin. </em><br><br>İbn Mesud şöyle der: <br><br>Hz. Resulullah (s.a.a) bir gün İmam Ali&#8217;yi (a.s) çağırıp onunla özel görüştü; Ali (a.s) çıktığında ne konuştuklarını sordum şöyle cevap verdi: <br><br>&#8220;<em><strong>Resulullah, ilim kapılarından bin kapı açtı bana; bu kapıların her birinden de yine bin kapı açılıyor!</strong></em>&#8221; <br><br>Bir gün İmam Ali (a.s) minberdeyken şöyle buyurdu: <br><br><em><strong>Ey cemaat! Beni kaybetmeden sorularınızı sorun bana! Geçmişin ve geleceğin ilmi bilin ki bendedir. Andolsun ki, eğer yargı dergâhı kurulacak olsa Yahudilere kendi kitapları Tevrat&#8217;tan, İncil ehline İncil&#8217;den, Zebur ehline Zebur&#8217;dan ve Kur&#8217;ân ehline Kur&#8217;ân&#8217;dan hüküm verir, yargıda bulunurum ben!… Allah&#8217;a yemin ederim ki Kur&#8217;ân&#8217;ı ve tevilini herkesten iyi bilirim ben!… Sorun benden beni yitirmeden… Kur&#8217;ân ayetlerini tek tek bana sorsanız, sorularınızın cevabını veririm!… O ayetin ne zaman, neden ve kimin hakkında nazil olduğunu söylerim size; ayetlerin hangisinin nasih, mensuh, özel, genel, muhkem, müteşâbih, Mekkî veya Medenî olduğunu… bütün teferruatlarıyla bilirim ben.</strong></em><strong><sup>1</sup></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-left has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-594a598f9636e6e80f8e190c4e5f16e3"><strong>GADİR-İ HUM OLAYI</strong><br></h3>



<p class="has-text-align-left"><br>Hz. Resulullah (s.a.a) İmam Ali&#8217;nin (a.s) sahip olduğu onca fazilete binaen yüce Allah tarafından onu kendisine vâsi ve vekil tayin etmekle görevlendirilmiş ve bunu defalarca yerine getirerek kendisi olmadığında Müslümanların İmam Ali&#8217;ye (a.s) uyup ona itaat etmelerini istemiştir. <br>Bu ilanın en büyüğü Gadir günü vuku buldu. <br>Hz. Resulullah (s.a.a) hicretin 10. yılında son hac farizasını yerine getirmek üzere Mekke&#8217;ye gitti, bu yolculuk sırasında beraberindeki Müslümanların sayısının 120 bini bulduğu kayıtlıdır. <br>Veda haccı dönüşünde böylesine büyük bir kalabalıkla hareket eden Hz. Peygamber (s.a.a), Zilhicce ayının 18. günü öğlen vaktine doğru Cuhfe sahrasında &#8220;Gadir-i Hum&#8221; denilen yere vardı. <br>Burada mola verdirip ezan okuttu ve öğle namazını eda ettikten sonra deve hamutlarından yapılan yüksekçe yere çıkarak hamd-u senadan sonra büyük kalabalığa hitaben şöyle buyurdu: <br><br>— <em><strong>Ey cemaat! Ben ve sizler karşılıklı sorumluluklar taşıyoruz! Ben size karşı sorumluluklarımı hakkıyla yerine getirebildim mi?!&#8221; </strong></em><br><br>Cemaat gözyaşları içinde: &#8220;<em>Evet ya Resulullah</em>!&#8221; dediler; &#8220;<em>Bize İslâm&#8217;ı tebliğ edip bu yolda nice eziyetlere katlandığına şahadet ederiz! Allah, en güzel ödülle ödüllendirsin seni!</em>&#8221; <br><br>Resulullah (s.a.a): <br><br><em><strong>— Allah&#8217;ın birliğine ve kulu Muhammed&#8217;in O&#8217;nun elçisi olduğuna, cennetle cehennemin hak olduğuna, ölümden sonra herkesin dirileceğine ve hesaba çekileceğine şahadet eder misiniz?</strong></em> diye sordu. <br><br>Cemaat: <br><br>— <em>Evet ya Resulullah!</em> diyerek olumlu cevap verdiler. <br><br>Resulullah akabinde şöyle buyurdu: <br><br><em><strong>— Ya Rabbi! Şahit ol! Ey insanlar! Unutmayın ki, hepiniz Kevser&#8217;in başında benimle görüşeceksiniz! Size bıraktığım iki değerli emanete nasıl davranacağınıza dikkat edin!</strong></em> <br><br>Cemaat merakla: <br><br><em>—</em> <em>O iki emanet nedir ya Resulullah</em>? diye sordu. <br><br>Resulullah&#8217;da (s.a.a) şöyle buyurdu: <br><br><em><strong>— Allah&#8217;ın kitabı ve soyum olan Ehlibeytim! Rabbim, bana Kevser havuzu kenarında benimle buluşuncaya kadar bu ikisinin asla birbirinden ayrılmayacağını bildirdi! Onlardan önde gitmeye kalkışmayın, helak olursunuz! Onlardan geri de durmayın, helâk olursunuz!&#8221; </strong></em><br><br>Bunu söyledikten sonra, İmam Ali&#8217;nin (a.s) elini tutup kaldırdı, herkesin onu görüp tanıdığından emin olunca şöyle buyurdu: <br><br><em><strong>— Ey insanlar! Kim müminlere kendi nefislerinden daha üstündür ve onlara velayette bulunup onları yönetme hakkına sahiptir?</strong></em> <br><br>Cemaat hep bir ağızdan: <br><br><em>— Allah ve Resulü daha iyi bilir!</em> diye cevap verdiler. <br><br>Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurdu: <br><br><em><strong>— Bilin ki, Allah&#8217;ın benim üzerimde velayet hakkı vardır. Benim de müminler üzerinde velayet hakkım vardır ve ben müminlere kendilerinden daha evlayım! O halde biliniz ki, ben kimin velisi isem, Ali de onun velisidir. Ya Rabbi! Ali&#8217;yi seveni sev ve ona düşmanlık edene düşman ol! Ona yardım edene yardım et!… </strong></em><br><br><em><strong>Dinleyin! Burada bulunan herkes, bulunmayanlara bunu bildirsin!</strong></em><sup><strong>2</strong></sup> <br><br>Cemaat henüz dağılmamıştı ki şu ayet nazil oldu: <br><br><strong>…Bugün dininizi kemale erdirip nimetimi size tamamladım ve dininizin İslâm olmasından razı oldum.</strong><sup><strong>3</strong></sup></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f4856cb1511fecbffc1f78e8225aaaee"><strong>Emirü&#8217;l-Müminin İmam Ali (a.s) ve Üç Halife</strong></h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d1177dbeafe9923099821b71ac8dd750">Hz. Resulullah (s.a.a) sevgi deryası gözlerini zahirde dünyaya yumarak beka âlemine göçünce bazı kara kalpliler &#8216;Benî Saide Sakifesi&#8217;nde toplandılar ve Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) Allah&#8217;ın emriyle kendisinden sonra İmam Ali&#8217;yi (a.s) vasi, vekil ve velî olarak tayin ve ilan etmiş olduğu hâlde, Ebubekir&#8217;i halife tayin edip iktidarın İmam Ali&#8217;nin (a.s) eline geçmesini önlediler. Ondan sonra da benzeri planlarla sırasıyla Ömer ve Osman&#8217;a verildi halifelik. Böylece Hz. Peygamber-i Ekrem&#8217;den (s.a.a) sonra 25 yıla yakın bir zaman iktidarı kendi ellerinde tuttular.<br>İktidarın gerçek sahibi olup bizzat Hz. Peygamber (s.a.a) tarafından tekrar tekrar vasi ve vekil tayin edilmiş olan ümmetin en âdil, en bilge ve en cesur insanı İmam Ali (a.s), henüz temelleri atılmakta olan İslâm düzeninin parçalanmaması ve ümmetin birbirine düşmemesi için, gerekli uyarı ve itirazlarda bulunduktan sonra, bütün bu süre zarfında inanılmaz bir sabır ve büyüklük sergileyip İslâm&#8217;a ve İslâm ümmetine, zahirî halifelik dışında her türlü hizmete devam etti ve gerçek bir İmam ve vasi olarak yürekleri ve akılları Yüce İslâm&#8217;a yöneltmeye çalıştı.<br>Bu vaka, insanlık tarihinin en acı ve en hayıflanacak vakasıdır. İnsaf sahibi Müslüman ve hele Ehlibeyt âşıkları bir tarafa; gayri müslimler ve dinsizler bile İslâm tarihini inceleyip de İmam Ali&#8217;nin (a.s) İslâm davası uğruna atıldığı tehlikeler, gösterdiği cesaret, fedakârlık ve serdengeçtilikler, sahip olduğu fevkalâde derin ilim, düşünce, yargı gücü ve yönetim kabiliyeti gibi özelliklerini ve vasıflarını gördüklerinde İslâm ümmetinin 25 yıl boyunca böyle bir nimetten mahrum bırakılmasına ve İslâm ümmetinin kaderine karşı böylesine bir zulüm ve insafsızlığın reva görülmüş olmasına teessüf etmekte, bundan duydukları şaşkınlığı gizleyememektedirler. Böylesi bir zulmün ümmete reva görülmüş olmasının vereceği acı elbette sıradağları aşacak kadar büyük ve elimdir.<br>Evet, Ebubekir hicretin 10. yılında halife yapıldı ve h. 13. yılda 63 yaşındayken öldü. Hilafeti 2 yıl, 3 ay,10 gün sürmüştür.<sup><strong>1</strong></sup><br>Ondan sonra Ömer b. Hattab halife oldu ve h. 23. yılı zilhiccesinin sonlarında Ebu Lu&#8217;lu&#8217; Firuz tarafından öldürüldü. Hilafeti 10 yıl, 6 ay, 4 gün sürmüştür.<sup><strong>2</strong></sup><br>Ömer kendisinden sonraki halifeyi tayin için bir şura hazırladı ve bunun sonucu Osman&#8217;ın lehine oldu. Böylece Ömer&#8217;den sonra, h. 24. yılı Muharrem ayının başlarında Osman halifeliğe geçirilmiş oldu ve h. 35.yılı zilhiccesinde, onun adaletsizliklerinden galeyana gelen halk tarafından linç edilerek öldürüldü. Halifeliği 12 yıldan birkaç gün azdır.<sup><strong>3</strong></sup><br>Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) vefatından sonra zulme uğrayan ve hakkı gasp edilen İmam Ali (a.s), kendisine bu zulmü reva görenlerin karşısına dikildi ve İslâm ümmetinin maslahatının elverdiği ve güç yetirebildiği yere kadar ifşaatta ve itirazlarda bulunup halkın gerçekleri görmesini ve halifelik makamının kendisinden zorla alınıp gasp edildiğini herkesin anlamasını sağladı. Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) biricik kızı Hz. Fatıma Zehra (a.s) da bu konuda ciddi ifşaatlarda bulunarak İmam Ali&#8217;ye (a.s) destek oldu ve halka yaptığı konuşmada Ebubekir iktidarını gayrimeşru ilan etti.<br>Hz. Selman, Ebuzer, Mikdad ve Ammar Yasir gibi Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) sahabesinin ileri gelenleri de halka hitaben yaptıkları etkili konuşmalar ve hutbelerinde Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) mükerrer açıklama ve sarih beyanatlarına binaen İmam Ali&#8217;nin (a.s) halife olduğunu belirterek Ebubekir&#8217;in bu makamı gasp ettiğini ve onu en ehil olan İmam Ali&#8217;ye tekrar iade etmesi gerektiğini söylediler.<br>Ancak, İslâm&#8217;ın henüz gelişme çağında olması ve çıkacak bir iç savaşın İslâm&#8217;a ve ümmete çok pahalıya mal olacağını gören İmam Ali(a.s) bu iç ihtilafın körüklenmesine izin vermedi. İslâm dininin maslahat ve geleceğini kendi hakkına tercih ederek kılıcına el atmadı ve çok sevdiği Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) onca zahmetlerinin bir çırpıda boşa gitmemesi için, hakkını gasp edip makamını elinden alanlara, gerektiğinde yol bile gösterip İslâm maslahatları doğrultusunda kılavuzluklarda bulundu. Nitekim Ömer&#8217;in defalarca &#8220;Ali olmasa, Ömer helak olurdu.&#8221; dediği bütün önemli kaynaklarda kayıtlıdır.<br>İmam Ali&#8217;nin (a.s) dinî, siyasî ve ilmî konulardaki yardım ve kılavuzlukları onları o kadar hayran bırakmıştı ki, İmam&#8217;ın (a.s) bilgelik ve büyüklüğünü itiraf etmekten kendilerini alamıyor ve başları ne zaman sıkışsa hemen ona koşuyorlardı. Şimdi, İslâm tarihi sayfalarındaki bu acı ve düşündürücü vakalardan birkaç örnek aktaralım.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-left has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-70ac3ef6a8093600a63191ed636f494c"><strong>Ebubekir Dönemi</strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d1f234ed13bb9157cdfffe17275c9217">Yahudilerin büyük din adamları Ebubekir&#8217;e gelerek &#8220;<em>Eğer sen son Peygamberin gerçek halifesi ve vasisi isen, bizim Tevrat&#8217;ımızda belirtildiği üzere insanların en bilgesi olman gerekir! O zaman söyle bakalım, Allah gökte midir, yerde mi?!</em>&#8221; diye sordular. Ebubekir &#8220;<em>Allah gökte, arşın üstündedir</em>.&#8221; dedi. Yahudi din adamları &#8220;<em>O halde Allah yeryüzünde yok! Yani bir mekanda var, diğerinde yok öyle mi?!</em>&#8221; deyince Ebubekir, &#8220;<em>Bu, kâfirlerin sözleridir, buradan hemen çıkıp gidin, yoksa öldürülmenizi emrederim!</em>&#8221; dedi.<br>Bunun üzerine Yahudi din adamları geri dönüp İslâm ile alay etmeye başladılar. İmam Ali (a.s) Ebubekir&#8217;le muhatap olan Yahudi din adamlarından biri çağırtıp onunla görüştü ve şöyle dedi:<br><br><em><strong>Ne sorduğunu ve cevap olarak ne duyduğunu biliyorum. Bil ki İslâm&#8217;a göre Allah, mekânın yaratıcısıdır; o halde mekânı yoktur ve mekânın onu kuşatmasından münezzehtir. O, mekânı olmaksızın ve onunla teması olmaksızın her yerde vardır; O, her şeyi ilmiyle kapsar…</strong></em><br><br>Yahudi Müslüman olup şöyle dedi:<br><br><em>Peygamberin vasi ve halifesi olmaya sen layıksın, başkaları değil!<sup>1</sup></em></p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-4db858eddaa397b1ad6703b19c5bb530"><strong>Ömer Dönemi</strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-063a296900b064d68e4834f1e146fdf0">Kudame b. Maz&#8217;un adlı biri şarap içmişti. Ömer, şeriat hükmünce ona had uygulamak istedi. Kudame dedi ki: &#8220;<em>Bana had uygulanması farz değildir. Çünkü Kur&#8217;ân&#8217;da: &#8216;</em><strong>İman edenler ve salih amellerde bulunanlar için korkup-sakındıkları, iman ettikleri ve salih amellerde bulundukları, sonra korkup-sakındıkları ve iman ettikleri ve sonra (yine) korkup-sakındıkları ve iyilikte bulundukları takdirde (yasaklanmadan önce) yedikleri dolayısıyla bir sorumluluk yoktur. Allah, iyilik yapanları sever.&#8217;</strong><em> buyrulmaktadır.&#8221;<sup>1</sup></em><br>Ömer ona had vurdurmayıp serbest bıraktı. İmam Ali (a.s) haberi duyar duymaz Ömer&#8217;e gidip: &#8220;<em><strong>Neden Allah&#8217;ın hükmünü uygulamadın?&#8221; </strong></em>diye sordu. Ömer, Kudame&#8217;nin okuduğu ayeti okuyunca, İmam (a.s) şöyle buyurdu:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-18b31f7e04e78c73253e6d752c70eb24"><em><strong>Kudame bu ayetin kapsamına girmiyor! Çünkü Allah&#8217;a inanıp da iyi amel işleyen biri asla Allah&#8217;ın haramını helal bilmez. Kudame&#8217;yi çağırt ve tövbe etmesini iste. Tövbe ederse had vurdur, etmezse öldürülmesi gerekir, zira şarap içmenin haram olduğunu inkâr ederek İslâm dininden çıkmıştır!</strong></em><br><br>Kudame bunu duyunca hemen gelip tövbe etti ve günah işlemeyi bıraktı. Ancak, bu sefer de Ömer ona ne kadar had vurulacağını bilemiyordu, İmam&#8217;dan (a.s) sordu, İmam &#8220;<em><strong>Seksen kırbaç!</strong></em>&#8221; buyurdu.<sup>2</sup></p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-8b6302a107b85ed24e6bde7d63873634"><strong>Osman Dönemi</strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-41df261ac7fd4a4b024fec0a28ecf900">Allame Meclisi, Keşşaf, Sa&#8217;lebî ve Erbein Hatib&#8217;den şöyle nakletmektedir: Osman döneminde bir Müslüman kadın 6 aylık hamileyken doğum yaptı. Osman onun kocasından önce başkasıyla zina yapmış olduğu hükmüne vararak recmedilmesi -taşlanarak öldürülmesi- emrini verdi. <br>Haberi duyan İmam Ali (a.s) Osman&#8217;a giderek şöyle buyurdu:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f91455ed3d76a040b22278f807fd98fa"><em><strong>Ben seninle Allah&#8217;ın kitabı ile mücadele edeceğim! Allah Teala bir ayette, süt emzirme ve hamilelik döneminin toplam 30 ay olduğunu belirtmekte ve &#8220;</strong></em><strong>Gebelik müddetiyle sütten kesilme müddeti, otuz ay tutar…</strong><em><strong>&#8220;buyurmaktadır.<sup>1</sup> Bir başka ayette de, bebeği emzirme süresinin 2 yıl, yani 24 ay olduğunu belirtmekte ve &#8220;</strong></em><strong>Analar, emzirme zamanını tamamlamak isterlerse tam iki yıl, çocuklarına süt verirler</strong><em><strong>.&#8221; buyurmaktadır.<sup>2</sup> Bu durumda, emzirme süresi 24 ay ise, emzirme ve hamileliğin 30 ay olduğunun belirtildiği önceki ayete binaen hamilelik dönemi en az 6 ay demektir! Yani Kur&#8217;ân&#8217;ın hükmüne göre, bu kadıncağıza zina isnadında bulunulamaz!&#8221;</strong></em><br><br>Bunun üzerine Osman, kadıncağızın serbest bırakılmasını emretti.<sup><strong>3</strong></sup> Ehlibeyt Mektebi&#8217;ne mensup Şia uleması bu iki ayetin hükmüne binaen hamilelik süresini en az 6 ay kabul eder. Yani bebeğin şer&#8217;i babasının sulbünden 6 ayda dünyaya gelebileceğini, ancak bundan daha kısa bir sürenin mümkün olamayacağını belirtirler.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a97c24caf26a5799828e55c269e07828"><strong>Emirü&#8217;l-Müminin Ali&#8217;nin Örnek Hükümeti </strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-5a38a36ec1deb3c4a9ccd4a983ceca35"><strong>Müminlerin Emiri İmam Ali&#8217;nin Hükümeti Dönemi </strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e0302ffb732b75ca0561efbafb995725">Osman&#8217;ın ve hükümetinde işbaşında tutmakta ısrar ettiği zalim ve liyakatsiz adamlarının adaletsizlik ateşi Müslüman halkı öyle bir kavurmuştu ki, sonunda İslâm beldelerinin dört bir yanından kırgın, bıkkın ve rahatsız insanlar, Medine&#8217;ye akın etmiş ve galeyana gelmişlerdi. <br>Adalet isteyen halkın bu isteğinin ısrarla cevapsız bırakılması bu haklı talebin kısa zamanda bir isyana dönüşmesiyle sonuçlandı. Medine, tarihin akışını değiştirecek çalkantılara gebeydi. İnkılâp ateşi her lahza artıyordu ve neticede o hadise gerçekleşti. Galeyana gelen halk, Osman&#8217;ın evine yürüyerek onu kılıçtan geçirdiler. Öfkeli halkın intikam ateşi sinmiş, ancak heyecanlar henüz yatışmamıştı. Herkes İmam Ali&#8217;nin (a.s) evine akın etmeye başlamıştı. Şahsî kin ve garazlarını bir kenara bırakan çeşitli hizip, sınıf ve gruplara mensup halk kitleleri İmam Ali&#8217;nin (a.s) kapısına dayanıp ondan ısrarla halife olmasını istediler ve İmam&#8217;ın isteksizliğine rağmen biat edip onu halife seçtiler.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-6ef749f489683f71bee774b23e7ca956"><strong>Ali İbn Ebî Talib&#8217;in Yönetimi </strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b3164fb68e2d717c554616bc6c7a3feb">İslâm inancında din, politika gereği renkten renge giren ve gereğine göre değişik konularda değişik görüşlerle uzlaşıp kolayca şekil ve mahiyet değiştirebilen devlet ve hükümetlerin temelini sağlamlaştırma aracı değildir. Bilakis İslâm inancına göre devlet, bu dinin bedeninin önemli uzuvlarından biri olup dinin değişmez kanun ve prensiplerini korumakla görevli bir muhafızdır. <br><br>Bu nedenledir ki İmam Ali (a.s), yeni devlet düzenini din temelleri ve esasları üzerine kurdu; bir toplum ve devletin gelişmesi ve ilerlemesi için en mükemmel programlar hak din olan yüce İslâm&#8217;da mevcut bulunduğundan; daha önceki iktidar ve yönetimlerin haksız ve hatalı uygulamalarından fevkalade zararlar görüp yaralar alan İslâm&#8217;ın iyileşmeye yüz tutması ve yaralarının sarılması gerekirken; İmam Ali&#8217;nin (a.s) kimseyi kayırmayan, hiçbir ayırım ve önceliğe yer vermeyen bu konuda kimseden çekinmeyen adil uygulamalarını kendi çıkarları için tehlike olarak göre Talha, Zübeyr, Aişe ve Muaviye gibi çıkar çevreleri Osman&#8217;ın kanını İmam Ali&#8217;nin (a.s) üzerine yıkarak onu yıpratmaya ve uygulamaya koyduğu yönetim programlarını kesintiye uğratmaya başladılar. Bu amaçla o büyük insana iftira atıp Osman&#8217;ı öldürtmekle suçlayarak ona isyan bayrağı çektiler ve iktidarının daha ilk günlerinden başlayarak onu bu nifak ve ihanet tohumlarıyla boğuşmaya zorlayıp Cemel, Sıffin, Nehrevan gibi büyük dâhili savaşlar açtılar başına.<br><br>İmam Ali&#8217;nin (a.s) iktidar dönemi incelendiğinde o hazretin uzlaşmaz ve taviz vermez tavrından rahatsız olan dünyaperestlerin ona karşı ortaklaşa bir savaş açtığı görülür. Hatta onun kimseye taviz vermeyen adaletini sindiremeyen bazı dostları bile ona karşı açılan bu geniş savaş yelpazesinin içinde yer almıştır. <br>Ne var ki İmam Ali (a.s), Kur&#8217;ân&#8217;da onun gibi yiğit müminleri tavsif eden ayetin mükemmel bir örneğini oluşturmak ve &#8220;…<strong>Allah yolunda cihat ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar…</strong>&#8221; dik duruşunu korumaktaydı.<sup><strong>1</strong></sup><br><br>Nitekim bugün de o büyük insanın bu istisnai kişiliği saptırılmadan ve gerçek haliyle tavsif edilecek olursa, onun dostu olduğu iddiasında bulunan niceleri onun düşmanlarıyla aynı safta yer almakta gecikmeyecektir. <br>İmam Ali (a.s), Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) emri ile yanında bir orduyla Yemen&#8217;e gitmişti. Görevini başarıyla tamamlayan İmam, Mekke&#8217;ye doğru yola çıkmıştı. Pek sevdiği Resulullah&#8217;a (s.a.a) bir an önce kavuşabilmek için, Mekke yakınlarına vardığında komutayı bir başkasına devrederek hızla şehre yöneldi. Kendi yerine atadığı şahıs, Yemen&#8217;den getirilen eşyaları askerler arasında paylaştırarak yeni elbiselerle şehre girmelerini istedi. Hz. Resulullah&#8217;la (s.a.a) görüştükten sonra süratle geriye dönen İmam Ali (a.s) durumu görünce bundan pek rahatsız oldu ve elbiseleri çıkarttırıp hayvanlara yüklettikten sonra, onları bizzat Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) paylaştırması gerektiğini vurguladı. <br><br>Ordu mensupları şehre varınca bu olayı Hz. Resulullah&#8217;a (s.a.a) anlatıp İmam&#8217;ı şikâyet ettiler. <br>Hz. Resulullah (s.a.a) onları sabırla dinledikten sonra şöyle buyurdu: <br><em><strong>Ali&#8217;den şikâyetçi olmayın! Vallahi Ali, Allah yolunda hiç kimseye zerrece taviz vermeyecek kadar doğru ve bu doğrusunda da kararlı ve azimlidir!</strong></em><strong><sup>2</sup></strong> <br>Evet, böylesine büyük bir ruhun; hırs ve bencillik dolu küçük ruhları nasıl etkileyeceği ve bir fırtınanın saman çöplerini savurması misali nasıl savurup atacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. <br>Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) ashabı arasında hiç birinin İmam</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-d39853b71d69276d47b73451e801acfd"> Ali&#8217;ninkiler kadar fedakâr dostları yoktu; kimsenin düşmanı da yine onunkiler kadar alçak ve tehlikeli değildi. <br>Onun cenazesine bile düşmanlık edecek kadar alçak ve tehlikeli. <br>Nitekim İmam Ali (a.s) mezarının gizli tutulmasını vasiyet etmiş ve Resulullah&#8217;ın Ehlibeyt&#8217;inden olan imamların altıncısı olan İmam İmam Cafer Sadık (a.s) tarafından açıklanıncaya kadar o büyük insanın mübarek mezarının yeri gizli tutulmuştur.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f676ba981153f1c0f9a060ff55de957b"><strong>İmam Ali&#8217;nin Savaşlarına Kısa Bir Bakış</strong> </h2>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-center has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-8492a1b99c659aedc36b4437c4efa83c"><strong>Cemel Savaşı </strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7a81b930467ef466cc0b547d5fdf8732">Bu savaşı başlatan Aişe binti Ebubekir, bir deve üzerinde savaşı körükleyip yönettiği için bu savaşa deve anlamına gelen &#8220;Cemel Savaşı&#8221; denmiştir. <br>Halife Osman, galeyana gelen halk tarafından linç edilip öldürüldüğünde Aişe Mekke&#8217;deydi. Haberi aldığı zaman &#8220;<em>Osman&#8217;a lanet olsun, yaptıklarının karşılığını buldu</em>!&#8221; demişti. <br>Amcasının oğlu olan Talha&#8217;yı halife yaparlar düşüncesiyle kendi konumunu güçlendirmek için hemen yola çıkıp Medine&#8217;ye gelmiş, ama halkın İmam Ali&#8217;ye (a.s) biat ettiğini duyunca ümitsizliğe kapılıp öfkelenmişti. İmam Ali&#8217;nin (a.s) halife olmaması için inanılmaz bir komploya başvurarak ona iftira atma yolunu seçen Aişe, Mekke&#8217;de söylediğinin tam tersini Medine&#8217;de söyleyerek: &#8220;<em>Vallahi Osman haksız yere öldürüldü. Vallahi onun kanının hesabını sormak için ayaklanacağım!</em>&#8221; dedi. <br>İbn Ümmü Kelab, Aişe&#8217;nin bunu söylediğini duyunca ona şöyle dedi: &#8220;<em>Üzerine yemin ettiğin Allah&#8217;a yemin olsun, &#8216;Bu Yahudi kılıklı herif</em><sup><strong>1</strong></sup> <em>kâfir oldu, gebertin onu</em>!&#8217; <em>dediğin zamanlarda Osman&#8217;ın öldürülmesi için ilk nifak tohumunu bizzat sen atmıştın.&#8221;</em><sup><strong>2</strong></sup> Talha ve Zübeyr de ilk önce İmam Ali&#8217;ye (a.s) biat etmişlerdi. Ama daha sonra İmam&#8217;a gidip iktidara ortak olmak istediklerini belirtip Basra&#8217;yla Kufe&#8217;nin valiliğini onlara vermesini talep ettiklerinde İmam (a.s) onların bu talebini geri çevirince İmam&#8217;ın karşısında yer almışlardı. Hatta İmam Ali (a.s) beytülmal taksim edilirken Ömer döneminde onlara yapılan ayrıcalığı kaldırarak Talha&#8217;yla Zübeyr&#8217;e de herkes gibi 3 dinar verince Talha &#8220;<em>Bu hükümetten bizim payımıza ancak, bir köpeğin burnuna yapışan miktar kadar yiyecek düşecek!</em>&#8221; demişti. İşte bu nedenlerle, Aişe, Talha ve Zübeyr, İmam Ali&#8217;ye (a.s) savaş açarak Cemel Savaşı&#8217;nın baş aktörleri oldular.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-e26cfb176dad64e9a66dba97394f04fb"><strong>Savaştan Önce Öğüt </strong></h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7d52e3b3ebd673657706a02e7c70a61f">Abdullah b. Abbas anlatır: Rebeze denilen yerde İmam Ali&#8217;nin (a.s) huzuruna vardım. Yırtılan çarığını tamir ediyordu. &#8220;Sence<em><strong> şu çarık ne kadar eder?</strong></em>&#8221; diye sordu. Çok eskimişti, bu yüzden &#8220;<em>Hiç değeri yoktur.</em>&#8221; dedim, &#8220;<em><strong>Bu haliyle ne kadar eder?</strong></em>&#8221; diye sorunca, &#8220;<em><strong>Bir</strong> dirhemden daha az.</em>&#8221; dedim. Buyurdu ki:<br><em><strong>Vallahi, şu köhne çarıkları, size hükümet etmekten daha çok seviyorum. Sadece bir hakkı ihya edebilme veya bir batılı giderebilme ümidiyle avunarak sürdürüyorum bu işi! </strong></em><br>Sonra, oradaki cemaate dönüp şöyle dedi: <br><em><strong>Allah Teala sevgili Peygamber&#8217;ini gönderdiği dönemde hepiniz cahillik içindeydiniz… O, halkı yüce insanî makama ve kurtuluşa ulaştırdı… Halkı ve yakınlarını doğru yola yöneltti; işte o dönemlerde onun sadık bir takipçisiydim ben, onun inancı ve fikirleri doğrultusunda çok çalıştım, asla korkmadım ve asla zaaf göstermedim. Allah&#8217;a yemin ederim ki, (geçmiş zamanda) kâfir oldukları hâlde onlarla (Kureyşlilerle) savaştım. Bugün de sapmış ve aldatılmış oldukları hâlde onlarla savaşıyorum. Bugün benim yolum ve yöntemim, Resulullah&#8217;ın (s.a.a) emri üzerine bina edilmiştir. Hakkın güneşini ortaya çıkarmak için batılın siyah perdesini parçalayacağıma yemin ederim!<sup>3</sup> </strong></em><br>Savaş başlamadan önce askerlerine şöyle talimat verdi: <br><em><strong>Sakın savaşı ilk siz başlatmayın! Önce yumuşak bir dille konuşun onlarla. Evlerine, çadırlarına ulaşacak olursanız sakın haddi aşmakla aranızdaki edep hicabını yırtmayın. Evlerinden içeri girmeyin, mallarına dokunmayın. Size ve büyüklerinize dil uzatıp küfredecek olsalar bile hiçbir kadına eziyet etmeyin! </strong></em><br>Sonra, İmam (a.s) elinde tuttuğu Kur&#8217;ân&#8217;ı kaldırarak şöyle buyurdu: <br><em><strong>Aranızdan kim bu Kur&#8217;ân&#8217;ı alıp onları Allah&#8217;ın kitabına davet edebilir? Ancak, bilmelisiniz ki, bunu yapacak kimse bu yolda öldürülecektir! </strong></em><br>Kufeli bir genç hemen ayağa kalkıp: &#8220;<em>Ey Müminlerin Emiri! Ben</em>.&#8221; dedi. İmam onu duymazdan gelip sözlerini tekrarladı. O genç bu görevi istediğini tekrar bildirince İmam (a.s) Kur&#8217;ân&#8217;ı ona verip gönderdi. <br>Genç; Aişe, Zübeyr ve Talha&#8217;nın ordusunun karşısına çıkıp elindeki Kur&#8217;ân&#8217;ı havaya kaldırarak onları Allah&#8217;ın kitabına uymaya davet etti. Ancak, Aişe&#8217;nin ordusundan biri onun Kur&#8217;ân&#8217;ı tutan elini kesti. Genç, Kur&#8217;ân&#8217;ı diğer eline aldı ve aynı sözleri tekrarladı. Bu defa da diğer kolunu kestiler. Yiğit genç Kur&#8217;ân&#8217;ı göğsüne bastırarak şehit düştü. <br>Bu sahne karşısında çok öfkelenen büyük sahabe Ammar Yasir hazretleri Aişe&#8217;nin ordusunun karşısına dikilerek savaştan vazgeçmelerini ve kardeş kanı dökmemelerini istedi. Aişe&#8217;ye yaklaşarak &#8220;<em>Ne istiyorsun sen!&#8221;</em> diye sordu. Aişe &#8220;<em>Osman&#8217;ın kanının intikamını almak istiyorum.</em>&#8221; deyince Resulullah&#8217;ın (s.a.a) büyük sahabesi Ammar hazretleri &#8220;<em>Bugün Osman&#8217;ın kanının davasına giriştiği yalanını uyduran ve aslında bizzat kendisi zalim olan kimseye Allah lanet etsin!</em>&#8221; diyerek Aişe&#8217;yı kınadı. Bu söz Aişe&#8217;nin adamlarını öfkelendirmişti. Ammar&#8217;ı ok yağmuruna tuttular. <br>Ammar hazretleri geri dönüp İmam Ali&#8217;ye (a.s) &#8220;<em>Ne bekliyorsunuz? (Siz sulh için çabalarken) onlar savaştan başka bir şey istemiyorlar.&#8221; dedi.<strong><sup>4</sup></strong></em></p>



<h4 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-473450238ef4fad2a7970039207d99de"><strong>Savaş Başlıyor </strong></h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5b13deac60cddfa076763ed7b645d33f">Ammar&#8217;a karşı başlatılan ok yağmuru devam etti. İmam&#8217;ın (a.s) saflarındaki üç asker atılan oklarla şehit düşünce İmam (a.s) yapılan işlere Allah&#8217;ı şahit tuttu ve Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) kendisine miras bıraktığı özel zırhı giyerek Zülfikar adlı ünlü kılıcı kuşandı. Hz. Resul-ü Ekrem&#8217;in &#8220;Kartal&#8221; adıyla meşhur sancağını oğlu Muhammed Hanefiye&#8217;ye verdi. <br>İki ordu karşı karşıya gelip savaş düzeni aldılar. Aişe yerden bir avuç çakıl alıp imam&#8217;ın ordusuna doğru savurdu ve &#8220;<em>Kör olun</em>!&#8221; diye bağırdı. <br>Bu fitne ateşini yakan üç kişiden biri olan Zübeyr, savaştan önce İmam&#8217;ın (a.s) yaptığı bir hatırlatmayla kendisine gelmiş, tövbe edip Aişe&#8217;nin ordusundan ayrılmıştı. Bu kısa görüşmede İmam (a.s) ona şöyle buyurmuştu: <br><em><strong>Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) sana: &#8220;Ey Zübeyr, andolsun ki sen zalim olduğun bir hâlde Ali&#8217;yle savaşmaya kalkışacaksın!&#8221; buyurduğunu hatırlıyor musun?&#8221; </strong></em><br>İmam Ali (a.s) gerekli bütün uyarılardan sonra, başka çare kalmayınca Aişe&#8217;nin ordusuyla savaşa girdi. Bu savaşa bizzat katılmış ve kısa sürede düşman ordusunun kalbine yaklaşmıştı. Adamları bu durumu görünce korkup onu &#8220;<em>Eğer sana bir şey olursa biz öndersiz kalırız. Biraz yavaş ol. Biz bu işi yapmaya yeteriz.</em>&#8221; diyerek durdurmaya çalışıyorlardı. İmam (a.s) ise bu sözlere cevaben: &#8220;<em><strong>Ben sadece Rabbimin rızası ve gideceğim ahiret yurdunu düşünürüm!&#8221; </strong></em>demişti. <br>Aişe ve Talha&#8217;nın ordusundan bir grup asker, Aişe&#8217;nin bindiği devenin etrafını koruma amacıyla sarmışlardı. İmam&#8217;ın (a.s) emriyle devenin ayakları kesildi. Deve yere yıkılınca savaş durmuş ve Aişe ve Talha&#8217;nın askerleri kaçmaya başlamıştı. <br>İmam Ali (a.s), Aişe&#8217;yi Basra&#8217;ya gönderip orada bir eve yerleşmesini sağladı ve Aişe&#8217;nin ordusunda olup da silahını yere atan herkesi hemen orada affederek evine barkına gitmesine izin verdi; hatta can düşmanı Mervan da teslim olanlara katılınca İmam onu bile affetti. <br>Savaş tam anlamıyla bitip komplolara son verilince İmam, Aişe&#8217;yi kardeşi Abdurrahman&#8217;ın koruması altında saygınlığını da koruyarak kendi evine gönderdiler.<strong><sup>5</sup></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-center has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-e88dd14a83040ee7f1b57974cd503f6f"><strong>Sıffin Savaşı </strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2fc69fe2ee587f2fc8bc0c19d5054e41">İmam Ali&#8217;yi (a.s) yönetimi boyunca en fazla uğraştıran gürültülü ve karmaşık olaylar, Muaviye tarafından ortaya atılanlardı. İmam&#8217;ın amcası oğlu İbn Abbas gibi kimi Müslümanlar, &#8220;<em>Muaviye&#8217;yi hemen azletme, önce onu bir göreve ata, sonra bir fırsatını bulur bulmaz azledersin</em>.&#8221; diyor ve hilekâr bir politika öneriyorlardı. Ancak İmam (a.s), asla bu yollara tevessül edecek, bu tür komplolara tenezzülde bulunacak biri değildi. Görünüşte o şartlar altında en zararsız yol gibi görünse de İmam&#8217;ın (a.s) dürüstlüğü ve kişiliğiyle bağdaşır bir yol değildi bu. Kaldı ki halk, İmam&#8217;ın Osman&#8217;a yönelttiği en önemli eleştirilerden birinin, Muaviye&#8217;yi Şam valiliğinden azletmemiş olması olduğunu biliyor ve İmam&#8217;dan (a.s) da kendisine yaraşır şekilde adaletle davranmasını bekliyordu. Üstelik Muaviye&#8217;nin ahlaksız uygulamaları, haksız ve İslâm&#8217;dan uzak yönetim tarzı, zorbalığı, beytülmali har vurup harman savurması ve pervasızca zulümler işleyip keyfi davranması o kadar alenileşip artmıştı ki, bir gün bile görevinde kalmasına göz yummak, onun zulmüne ortaklıktan başka bir mana ve sonuç vermeyecekti. <br>Kaldı ki, İbn Abbas gibilerinin tavsiyesiyle ona şimdilik dokunmayıp fırsat kollayacak olsa, Muaviye bunun farkına varmakta gecikmez, o da bir an önce İmam&#8217;ı (a.s) namertçe ortadan kaldırmak için güç toplayıp hileler ve komplolar tezgâhlardı. <br>Kısacası sadece İslâm&#8217;a teslim olmuş bir siyaset izleyen İmam Ali (a.s) gibi biri için Muaviye&#8217;yi hemen görevden alıp azletmekten başka hiçbir yol yoktu. Ve İmam da (a.s) bunu yaptı. Ancak, Muaviye bunu kabullenmeyerek İmam&#8217;a (a.s) başkaldırıp İslâm tarihine bir başka kanlı sayfa daha açılmasına neden oldu. <br>Muaviye&#8217;nin isyan ve komplosuyla vuku bulan bu savaş &#8220;Sıffin&#8221; adıyla tarihe geçecekti…</p>



<h4 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-42af281626daa4828d1db6e2603e4d5b"><strong>İmam Ali Sıffin Cephesinde </strong></h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a0742c024e44fd63f9d7954655dc094f">Sıffin, Irak&#8217;la Suriye arasındaki bir bölgenin adıdır. <br>Muaviye önceden ordusunu bu bölgeye yerleştirip su girişlerini tutmuş, böylece İmam&#8217;ın ordusuna suyu kesmişti.<br>Ancak İmam Ali (a.s) oraya vardığında kısa bir saldırıyla suyolunu açmakta gecikmedi. Şimdi suyolları İmam&#8217;ın eline geçmişti. <br>Muaviye, tarihin en komplocu ve iğrenç çehrelerinden biri olan Amr adlı danışmanına &#8220;<em>Ali sence bize su verir mi?</em>&#8221; diye sordu, Amr, &#8220;<em>Ali, senin yaptığın şeyi asla yapmaz!</em>&#8221; dedi ve gerçekten de öyle oldu. İmam (a.s) suyu ele geçirdikten sonra düşmanın su almasına izin verdi! Böylece İmam Ali&#8217;yle (a.s) Muaviye&#8217;nin kişilikleri de bir kez daha ortaya çıkmış oldu. <br>İmam&#8217;ın ordusu 90, Muaviye&#8217;nin ordusu 85 bin askerden müteşekkildi<strong><sup>1</sup></strong> ve İmam Ali&#8217;nin (a.s) ordusunda ensardan 900, muhacirinden de tam 800 sahabe vardı ve bu sahabeler, daha önce de Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) emrinde savaşmış, şimdi de Muaviye&#8217;ye karşı İmam Ali&#8217;nin (a.s) saflarında yer almışlardı. Muaviye&#8217;nin ordusunda ise, daha önce Hz. Resulullah&#8217;la (s.a.a) savaşan ve daima o hazrete karşı komplolar tezgâhlamış olan Ümeyyeoğulları (Süfyanîler/Emevîler) ve münafıklar toplanmıştı.<strong><sup>2</sup></strong> <br>Mesudî ve diğer ünlü tarihçiler İmam Ali&#8217;nin (a.s) Muaviye&#8217;ye &#8220;<em><strong>Gel bu yaptığından dön ve Müslümanlar arasında bölücülük yaratma!</strong></em>&#8221; diye savaştan önce mesaj gönderdiğini yazar. <br>Bu konuda epey mektuplar yazıldı, mesajlar gidip geldi, ama Muaviye, başlattığı fitneyi durdurmaya niyetli değildi. İmam (a.s) Şam ordusuna gönderdiği son mesajında: &#8220;<em><strong>Ben size Allah&#8217;ın kitabıyla konuştum ve sizi Allah&#8217;ın kitabına davet ettim.</strong></em>&#8221; dediyse de Muaviye &#8220;<em><strong>Biz Allah&#8217;ın kitabıyla değil, kılıçla konuşacağız.&#8221; cevabını verdi.<sup>3</sup> </strong></em><br>Savaşın kaçınılmaz olduğunu gören İmam Ali (a.s) ordusuna hitaben yaptığı konuşmada &#8220;<em><strong>Sakın savaşı ilk başlatan siz olmayın!</strong></em>&#8221; dedi ve şu direktifleri verdi. <br>&#8220;<em><strong>Savaştan kaçanı kovalamayın, esiri vurmayın, yaralananı bırakın, musle<sup>4</sup> etmeyin…&#8221;<sup>5</sup> </strong></em><br>Derken, savaş başladı. Savaşın 9. günü İmam Ali (a.s) ve diğer taraftan Muaviye de savaş meydanına gelmiş, çarpışmalar çok kızışmıştı. İşte bugün Hz. Resulullah&#8217;ın (a.s) çok sevdiği sahabelerinden Ammar Yasir hazretleri şehit düştü. Son nefeslerini verirken su istedi, bu sırada bir kâse süt verdiler kendisine, sütü içtikten sonra: &#8220;<em>Allahu Ekber! Allahu Ekber</em>!&#8221; dedi, &#8220;<em>Vallahi sevgili Resulullah&#8217;ın (s.a.a) bana önceden haber verdiği gün, işte bugündür!&#8221;</em><strong><sup>6</sup></strong> Hz. Ammar&#8217;ın bu sözü, Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) ona buyurmuş olduğu şu meşhur haberden kaynaklanıyordu: <br><em><strong>Ey Ammar! Senin şu dünyadan son içeceğin bir kâse süt olacak ve seni zalim bir topluluk öldürecek!<sup>7</sup> </strong></em><br>İmam Ali (a.s) savaş günlerinde adamlarına sık sık şöyle diyordu: <br><em><strong>Yüce Allah&#8217;ın sizi görmekte olduğunu sakın unutmayın! Sizler, Resulullah&#8217;ın (s.a.a) amcaoğlunun askerlerisiniz! Savaşıp vuruşmaya alıştırın kendinizi; sakın savaştan kaçmayın, bu gelecek nesillerin nazarında sizin için utanç ve kıyamet günü de sizin için azap teşkil eder! Nefsanî isteklerinizin kara bulutlarını canınızın ufkundan silip atın! Ölüme, huzur ve şevkle koşun! Şu güruhu alt edin artık, Muaviye&#8217;nin çadırını başına yıkın ve eliyle savaşıp ayağıyla firar eden o şeytanı cesaret ve yiğitliğinizle ürkütüp kaçırın! Mertlik gösterin ve hakkın çadırının yüce direğini kaldırıp dikin! Siz haklısınız, o halde üstünsünüz ve Allah sizinledir! Yüce Allah gösterdiğiniz çaba ve gayretleri asla küçümsemeyecektir!<sup>8</sup></strong></em></p>



<h4 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-b131aba642715f836d2a50a2ea0bb204"><strong>Savaşın Sonu </strong></h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-36064a6cb2bbb1862759e3ed90d9df1d">Savaş uzayıp telefat sayısı artınca İmam (a.s) Muaviye&#8217;ye: &#8220;<strong><em>Niçin boş yere başkalarının kanını döküyorsun</em></strong><em><strong>?</strong></em> <em><strong>Gel seninle ben teke tek dövüşelim, kazanan iktidar olsun!&#8221;</strong></em> diye mesaj gönderdi. <br>Muaviye&#8217;nin kurnaz müşaviri Amr, Muaviye&#8217;ye: &#8220;<em><strong>Vallahi pek insaflıca bir teklif bu.&#8221; </strong></em>dedi.<br>Muaviye ise ona: &#8220;<em><strong>Delirdin mi?! Ali&#8217;yle dövüşen canını kurtaramaz! Bildiğin bütün oyunlarını oyna, bir şeyler yap, yoksa işimiz bitik! Sana vaat ettiğim Mısır valiliğini düşün!&#8221;</strong></em> diye cevap verdi. <br>Amr askerlerine: &#8220;<em><strong>Kimin yanında Kur&#8217;ân&#8217;ı varsa hemen mızrağına geçirsin!</strong></em>&#8221; direktifi verdi. <br>Ve nifak ordusu, Kur&#8217;ân&#8217;ı mızrağa geçirip bekledi. <br>İmam Ali&#8217;nin (a.s) ordusundaki yoz düşünceli, aklı gözünde safdiller: &#8220;Biz<em><strong> Kur&#8217;ân&#8217;a kılıç çekmeyiz!</strong></em>&#8221; diyerek savaşı durdurdular. <br>Büyük bir bozguna uğramak üzere olan Muaviye, düşüncesi kıt insanların saflığı sayesinde kurtulmuş oldu. <br>Ve tarihte bilinen hakemiyet olayı yaşandı ve benzeri bir başka komployla Muaviye iktidara kondu! <br>Bu komplo özetle şöyle gerçekleşti: İmam Ali&#8217;nin (a.s) iki taraf arasında görüşmeleri yapmak için önerdiği şahıs kabul edilmeyince, kendisine zorla dayatılan Ebu Musa Eş&#8217;ari&#8217;yi istemeye istemeye kabul etmek zorunda kaldı. Muaviye ise, danışmanı ünlü komplocu Amr&#8217;ı hakem seçti.<br>Amr, basit bir oyunla Ebu Musa&#8217;yı kandırdı. <br>Hem İmam Ali&#8217;yi (a.s) hem Muaviye&#8217;yi azledip Abdullah b. Ömer&#8217;i halife ilan etme konusunda Ebu Musa&#8217;yı ikna ederek halkın huzuruna çıkardı. <br>Ebu Musa İmam Ali&#8217;yi (a.s) hilafetten azlettiğini söyledi. <br>Ancak, Amr , çirkin anlaşmanın gereğini yerine getirmeyip &#8220;<em><strong>Ebu Musa&#8217;nın Ali&#8217;yi azletme tavrı bence de çok doğru!</strong></em>&#8221; dedi ve ekledi: &#8220;<em><strong>Ben de, şimdi Ali&#8217;den boşalmış olan bu makama Muaviye&#8217;yi atıyorum!</strong></em>&#8221; diyerek Muaviye&#8217;yi hilafet makamına atadı. <br>Bu, İmam Ali&#8217;nin (a.s) yönetimine vurulan en büyük darbe olmuştur.<strong><sup>9</sup></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-center has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-86395c178bbfb4024d972de52bff99d6"><strong>Nehrevan Savaşı </strong></h3>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ae550fd4602caa09a3e0bcb126522933">Nehrevan, Bağdat&#8217;la Hilvan arasındaki bir yerin adıdır. Hicrî kamerî 37. yılda Haricîlerle İmam Ali (a.s) arasındaki meşhur savaş burada vuku buldu. <br>Savaşın çıkış sebebi şuydu: Sıffin savaşından döndükten sonra, İmam Ali&#8217;ye (a.s) hakemiyet olayını zorla dayatıp &#8220;Mızraklarda Kur&#8217;ân var.&#8221; diyerek Muaviye&#8217;yle savaşmayan dört bin kişilik bir grup İmam Ali&#8217;nin (a.s) ordusundan ayrılarak bir grup oluşturdular. Bunlar &#8220;Biz hakemiyet olayında hatalı davranıp küfre düştük. Şimdi tövbe edip yine Müslüman olduk. Ali de tövbe etsin, yoksa kâfir sayılır!&#8221; deme garabetinde bulundular! <br>İmam onlara şöyle buyuruyordu: <br><em><strong>Kur&#8217;ân&#8217;ın mızraklara takılmasının münafıklık olduğunu ve sizin gibi safları kandırmayı amaçladığını o zaman size söylemedim mi ben?! Ben size, buna aldırmayın, bu oyundur, savaşa devam edin, işlerini bitirin dedim, ama siz dediğimi yapmadınız ve &#8220;Bırak işi hakemler çözsün.&#8221; dediniz. İşi bu noktaya kendiniz getirdiniz! Size, madem hakemlik diyorsunuz, o zaman benim hakemim mutlaka Abdullah b. Abbas olsun, dedim. Buna da karşı çıktınız ve &#8220;İlla ki Ebu Musa hakem olsun.&#8221; dediniz! Bütün bunları yapan bizzat sizdiniz. Böyle olduğu halde, şimdi beni mi suçlamaya kalkışıyorsunuz?! </strong></em><br>Ancak, Haricîler güruhuna laf anlatabilmek imkânsızdı; İmam&#8217;ı hiç dinlemiyorlardı. Zussediyye adlı birini kendilerine başkan seçerek fitne çıkarmaya, bozgunculuk yaratmaya başladılar. Yaptıkları iğrençliklerden biri, Hz. Resulullah&#8217;ın (s.a.a) sevgili sahabelerinden Habbab ile hamile eşini vahşice katletmeleriydi. Habbab&#8217;a: &#8220;Ali hakkında ne düşünüyorsun?&#8221; diye sorduklarında bu büyük sahabe &#8220;<em><strong>Ali hepinizden daha bilge ve daha takvalıdır.</strong></em>&#8221; dediği için: &#8220;Bu da kâfirdir!&#8221; diyerek hemen oracıkta öldürdüler ve soyunun sürmemesi için, yanındaki hamile eşiyle bebeğini de kılıçla parçaladılar! <br>Bu sapık güruh, yobazlık ve cehalette işi öyle bir raddeye vardırmıştı ki, kim onlara gerçekleri anlatmaya çalışıp doğruyu görmelerini sağlamaya kalkışsa onu öldürüyorlardı.<strong><sup>1</sup></strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-5a851092d3deced92bd498bbcd96a60d"><strong>Haricîlere Karşı İmam&#8217;ın (a.s) Tavrı </strong></h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-2d433037fcfc1ba2fc92a7ec2738b26f">İmam Ali&#8217;nin (a.s) Haricîlere karşı tavrının temelleri adalet ve özgürlük hakkına dayanıyordu. Onları tutuklayıp işkence ettirebilirdi, ama bunu asla yapmadı. Hatta onlar kendisini kâfir ve kanını helal bildiklerini ilan ettikleri halde onlara beytülmalden düşen payı da kesmedi ve onlara da, herkese davrandığı gibi davrandı. İmam Ali&#8217;den (a.s) de bundan başkası beklenmezdi zaten… Ancak böyle bir devlet ve hükümet anlayışının tarih boyunca pek nadir görüldüğü de inkâr edilemez… <br>Haricîler, bu sapık fikirlerini her yerde, diledikleri zaman söylemekte serbestti. İmamla sahabesi de onlarla oturup tartışıyor; herkes kendi mantık ve delillerini serbestçe öne sürüyordu. <br>Çağdaş, ilerici ve modern dünya gibi safsatalar hakkında çokça bahsedilen günümüzde, hiçbir hükümet ve yöneticinin, kendisine ölümüne karşı çıkan böyle muhaliflere bunca serbesti tanıdığı görülmüş şey değildir. Haricîler camiye geliyor, İmam&#8217;ın (a.s) konuşmasını ve hutbesini yarıda kesip gürültülü tartışmalar çıkarıyor ve İmam Ali (a.s) onlara asla engel olmuyordu. <br>Haricîler camiye gelip İmam&#8217;ın (a.s) arkasında namaz kılıyor, yine de ona eziyetten vazgeçmiyorlardı. Bir gün cemaat namazı sırasında, Haricîlerden biri, İmam&#8217;a hitaben yüksek sesle şu ayeti okudu: <br><strong>Sana ve senden öncekilere şöyle vahyedildi: Andolsun, eğer (Allah&#8217;a) ortak koşarsan amelin boşa çıkar ve hüsrana uğrayanlardan olursun!<sup>2</sup></strong> <br>Söz konusu Haricî, Hz. Resulullah&#8217;a (s.a.a) hitaben nazil olan bu ayeti okumakla İmam&#8217;a (a.s) şunu söylemek istiyordu: Senin İslâm&#8217;da çok parlak bir geçmişin olduğunu biliyoruz. İlk Müslüman olan sensin, Peygamber seni kendisine kardeş ilan etmiştir, İslâm&#8217;a fevkalâde büyük hizmetlerin olmuştur. Ancak Allah Teala bu ayette Peygambere müşrik olursan tüm amellerin boşa gider buyuruyor. Sen de şimdi tövbe etmediğin için kâfir olmuş ve bütün amellerin boşa gitmiş durumda! <br>İmam, biraz susup onun okuduğu ayeti tamamlamasını bekledi, sonra, kaldığı yerden namazı kıldırmaya devam etti. Adam, tekrar bağırarak aynı ayeti okudu. İmam yine sustu ve namazı sürdürdü. Bir daha adam aynı ayeti tekrarlayınca İmam namaz sırasında yüksek sesle şu ayeti okudu: <br><strong>Sen sabret, hiç şüphesiz Allah&#8217;ın vaadi haktır, iyice inanmayanlar da sakın seni telaşa ve gevşekliğe düşürmesinler.<sup>3</sup></strong></p>



<h4 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-377827d3a2a423d6a26013b374be7612"><strong>Sükûna Davet </strong></h4>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6fb7085f0df8238dbda833cebf188d6b">İmam, silahlanan haricileri barışa davet etmek için Hâris b. Murre el-Abdî&#8217;yi elçi gönderdi. Ancak, azgınlar güruhu onu öldürdüler ve hiçbir mantığı kabul etmeyeceklerini bir kez daha göstermiş oldular. Bunun üzerine önce İbn Abbas, sonra da bizzat İmam onlarla görüşüp konuştuysa da hiçbir faydası olmadı; gözünü kan bürümüş olan bu cahil yobazlar sürüsü, İmam&#8217;a savaş açtılar. <br>Her zaman olduğu gibi bu savaşta da İmam kendi ordusuna &#8220;<em><strong>Savaşı ilk başlatan taraf siz olmayın.</strong></em>&#8221; emrini verdi. Neticede Haricîler, İmam&#8217;ın (a.s) askerlerinden birini öldürdüler. <br>Bunun üzerine İmam, büyük sahabe Ebu Eyyub el-Ensarî hazretlerine bir sancak vererek onu, Haricî ordusuna yakın bir yere dikmesini buyurdu ve bu sancağın altına sığınan veya Kufe ya da Medain&#8217;e dönenlere aman verileceğini ilan etti. 4 bin Haricîden 1200&#8217;ü geri döndü, 2800&#8217;ü savaşmak üzere orada kaldı.<sup><strong>4</strong></sup> <br>Savaş başladı, kısa ve kanlı oldu. Birkaç saat içinde Haricîlerden büyük bir çoğunluk öldürüldü ve bu fitne de böylece son bulmuş oldu.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-98e4fd656704c2f14aa5d6746efc72c1">Âdil Yönetim</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-397e7cfef6ad9433382fc98dcbc06e0a">İmam Ali&#8217;nin (a.s) bütün davranış ve sözleri, etrafındakiler için eğitim ve terbiye açısından tam anlamıyla mükemmel bir örnek teşkil ediyordu. Hatta savaş meydanlarında bile insanlara büyük dersler veriyor, mertlik ve yiğitliğin prensiplerini öğretiyordu adeta…</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-728fd918ec1ec93c375954614ec558ed"> İmam&#8217;ın hayatında bu tür eğitici ve öğretici kesitler pek çoktur. Burada onun âdil yönetim düzeninden bazı kesitler aktarmakla yetineceğiz:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5fac43ac9b1dbb62fadafb1b95fdd155">İmam Ali (a.s) çok fırtınalı ve olaylı geçen 5 yıllık halifeliği süresince gerçek İslâm devletinin nasıl olması gerektiğini ve âdil bir düzenin ne demek olduğunu insanlara bilfiil göstermiş oldu. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-04c95d6f1c70455a357064b5ee29c840">Çarpıcı, ama boş sloganlar vermek yerine; bizzat kendi uygulama ve amelleriyle adaleti icra edip yaşattı…</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-506016be578c61c343d23da1cb502b7d">Onun kurduğu yönetim sisteminin temeli, bilgi, takva ve fedakârlık prensipleri üzerine kuruluydu. </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-470b644a1d18e7d4146be827e1e95a87">Onun yönetim tarzında yegâne kanun ve ölçü, İslâm kanunlarıydı; kendi evlatları, ailesi ve yakınları bu kanunlar karşısında herkesle eşitti ve hiç kimseye ayrıcalık tanınmıyordu. Bu yüce İmam şöyle buyurmaktadır:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6f9325c1da8a121f7c1db5e0f010d539"><em>Beytülmalden haksız yere alınan malları geri alacağım! Hatta kadınlara mihriye olarak verilmiş veya cariye alınmış olsa bile!</em></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0a7fc3fb1774fcd11deb4eb7cb777a97">Valilerini atarken onlara, halka karşı daima sevgi, dostluk ve merhamet göstermelerini öğütler, &#8220;<em><strong>Halka karşı insaflı davranın</strong></em>.&#8221; derdi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e5bf1ae1dbca7f5116c2e3abea502602"> Valilerine sorumluluklarını, resmi bir görev değil, insanî bir vazife telakki etmelerini hatırlatırdı. Onlara şöyle buyururdu:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e09462c6335e1ce3190b47ca46f3c2f3"><em>Kimsenin, ihtiyaçlarını ve sorunlarını anlatmasına engel olmayın. Vergi almak için hiç kimsenin yazlık ve kışlık elbiselerine veya bineğine el koymayın. Ödemesi gereken parayı alabilmek için kimseye dayak atmayın!</em></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f3b0244d3d262fc30a42f4845c2cad23">Zekât toplamakla görevli memurlara şöyle derdi: </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a8a22a1929133f6c6c36f15735274abd"><em><strong>İnsanlarla muhatap olurken çok saygılı olun. Onlara selam verip &#8216;Ey Allah&#8217;ın kulları!&#8217; deyin, &#8216;Mallarınızdaki Allah hakkını almamız için Allah&#8217;ın velisi gönderdi bizi. Mallarınızda Allah&#8217;ın hakkı var mıdır? Eğer varsa, verin, onu Allah&#8217;ın velisine götürelim!&#8217; Eğer &#8216;Yok.&#8217; derlerse sakın ısrar etmeyin ve geri dönün, eğer &#8216;Var.&#8217; derlerse onların kendi meyilleriyle verdikleri kadarını alın, eğer verdiklerini geri isterlerse, geri verin!</strong></em></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5034aaf3ada926f76ee70ef127ddd2ab">Ayrıca şöyle de buyururdu: </p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ada818ae8fdd90d1d0fbcadba2b471f7"><em><strong>Haraç alınan beldelerin bayındır hale gelmesi için gerekenleri yapın. Vergi alıp orayı bayındır hale getirmezseniz şehirleri harabeye çevirir, halkı helak etmiş olursunuz. Bir bölgenin geri kalmışlığının nedeni, yöre halkının fakirliğidir, halkın fakirliğine neden olan şeyse, yöneticilerin paraları -halk için harcayacakları yerde- depolamalarıdır.</strong></em></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c15931492e27e648c48d92a8902e19d3">İmam Ali (a.s) vali seçilecek adayların belirlenmesi hakkında: &#8220;Onların<em><strong> soyuna sopuna, kabile ve ırkına değil, iman ve yeteneklerine bakın!</strong></em>&#8221; derdi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0e56fe7a3aac7468286c09e12cb8b88f"> Valilerinin ve atadığı memurların icraatlarıyla bizzat ilgilenir, bir hatalarını görecek olsa hemen uyarır veya cezalandırırdı. Basra&#8217;ya tayin ettiği valisi Osman b. Huneyf&#8217;e yazdığı çarpıcı mektup, İmam Ali&#8217;nin (a.s) bu konularda ne kadar dikkatli ve müsamahasız olduğunu gösterir. Şöyle buyuruyor:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ce18ffc55d7991c51e2ceb47fb6b0a77"><em><strong>Duydum ki şehrin zenginlerinden birinin özel davetine katılmışsın. Yağlı ballı yemeklerin sıralandığı alımlı sofralara kuruluvermişsin. Yoksulların davet edilmediği bir yere gidebileceğini tahmin etmezdim senin. Kendine gel, dikkatli ol, şüphe yaratacak şeylerden uzak dur!…</strong></em></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4877a57941cca5ec13c7208ecf36f135">Seksen dinarlık bir ev yaptıran kadı Şureyh&#8217;e: &#8220;<strong><em>Neden böyle görkemli bir ev yaptırdın kendine?&#8221;</em></strong> diyerek ceza vermiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-08bfeff530b377dad51ed0afd719567f">ADALET VE HUKUKA SAYGI</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-351a6fb1a675426cc6f033061d1720ea">İmam Ali&#8217;nin (a.s) şahadetinden sonra Hamdan kabilesinden Ammar&#8217;ın kızı Sevde, bir şikâyette bulunmak üzere Şam&#8217;a, Muaviye&#8217;yi görmeye gitmişti. Sevde, Sıffin savaşında Hz. Ali&#8217;nin (a.s) yanında yer almış ve o hazreti desteklemişti. Muaviye görüşme sırasında bunu hatırlatarak Sevde&#8217;yi kınayıp küçük düşürmeye çalıştı, sonra da bu ziyaretinin sebebini sordu. Sevde şu cevabı verdi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-22ec36434f26b95d8308134d6e16772f"><em>Ey Muaviye! Yüce Allah, bizim haklarımızı elimizden aldığın için hesaba çekecektir seni! Bize sürekli öyle yöneticiler gönderiyorsun ki olgunlaşmış mahsul gibi adeta biçip tırpanlıyor bizi, üzerlik otu taneleri misali eziyor, ölümü tattırıyorlar bize. Şimdi de Busr b. Ertat denilen adamı göndermişsin; erkeklerimizi öldürüp mallarımızı yağmalıyor. Merkez hükümete uymak istemesek şimdi daha onurlu ve güçlüydük şüphesiz! Onu azledersen ne ala; aksi takdirde Hamdan kabilesi olarak sana karşı kıyam edeceğiz, bilmiş ol!</em></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1453f389f80188ccd473170d75aba6df">Muaviye, bir kadının ona böylesine pervasızca tehdit savurmasına pek öfkelenmişti: &#8220;Beni kabilenle mi tehdit ediyorsun sen?!&#8221; diye bağırdı, &#8220;Seni feci bir halde o Busr dediğin adama göndereyim de gör, dilediğini yapsın sana!&#8221;</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b3ff69ca0eb15ff5a92dbcfe33739b6b">Sevde bir lahza susmuş, gözleri uzaklara dalmıştı, görkemli bir hatıra canlanıvermişti zihninde. Gayriihtiyarî, şu şiir döküldü dudaklarından:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-0d787bae873f5014686f2cd9f2b9e2ad"><em>Allah o büyük insanın ruhuna rahmetler etsin… Onunla birlikte adalet ve insafta toprağa gömülüp gitti… Haktan ve dürüstlükten yanaydı daima… Hakkı hiçbir şeye değişmezdi. Hak ile iman bir arada toplanmıştı onda…</em></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8437ed737c2744295b2365f573b5751d">Muaviye &#8220;Kimden söz ediyorsun?&#8221; diye sorunca Sevde şöyle dedi:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e37678000e2382f85a46a08b758f5bd1"><em>Hz. Ali&#8217;den tabi. Bir defasında zekât memurlarından şikâyete gitmiştim. Namaza durmak üzereydi, beni görünce namaza başlamaktan vazgeçip güler bir yüzle: &#8220;Ne var, bir şey mi istiyorsun?&#8221; diye sordu. Zekât memurundan şikâyetçi olduğumuzu söyleyip onun yaptıklarını anlattım. Beni dinlerken ağladı, gözyaşları içinde: &#8220;Ya Rabbim!&#8221; dedi, &#8220;Sen de bilirsin ki, kullarına zulmetmesini söylemiş değilim ona!&#8221; Hemen bir kâğıt çıkarıp besmele ve bir ayetten sonra şunu yazdı: &#8220;&#8230;Bu mektup eline ulaşır ulaşmaz sendeki zekat emanetlerini derleyip toparla ve daha sonra göndereceğim adama teslim etmeye hazırlan!&#8230;&#8221; Mektubu bana verdi, yemin ederim ki mektubu ne kapattı, ne de mühürledi. Mektubu öylece götürüp o zekât memuruna verdim, görevinden alındı ve bizim oradan çıkıp gitti.</em></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-63cac7d8eaf9e9b80826f8bee0fedb40">Muaviye bunları duyunca mecburen: &#8220;Şu kadın ne istiyorsa yazıp verin, götürsün.&#8221; demek zorunda kaldı.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6e9cc912616ee83f9757d279186d7007">İMAM ALİ&#8217;NİN ŞAHADETİ</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5747444fe97fd171c9406f7adbd881fd">Hicret&#8217;in 40. yılında Mekke&#8217;de bir araya gelen bazı Haricîler, bir komplo tertipleyerek Kûfe&#8217;de İmam Ali&#8217;yi (a.s), Şam&#8217;da Muaviye&#8217;yi ve Mısır&#8217;da da Amr b. Âs&#8217;ı terör etmeye karar verdiler.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ea19f8e010d277bea50b48f333853614">Ramazan ayının ilk Kadir Gecesi olan on dokuzuncu gece eylem gerçekleştirilecek ve (Mülcem&#8217;in oğlu) Abdurrahman, İmam Ali&#8217;yi (a.s), (Abdullah Sureymî&#8217;nin oğlu) Haccac, Muaviye&#8217;yi ve (Bekir Temimî&#8217;nin oğlu) Amr da, Amr b. Âs&#8217;ı öldürecekti.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5402b3d6ff78087f4f1b846c41f1b77b">İbn Mülcem, uğursuz plânını uygulamak için Kûfe&#8217;ye gitti. Şehirde hiç kimse onun neden Kûfe&#8217;ye geldiğini bilmiyordu. Bir gün, şehirdeki Haricîlerden birinin evinde, yine Haricîlerden olup güzelliği ve çekiciliğiyle ün salan &#8220;Kutame&#8221; adlı kadınla karşılaşınca ona âşık oldu ve evlenme teklifinde bulundu. Kutâme: <em>&#8220;Benim mihriyem -nikâh param- üç bin dirhem, bir köle ve bir de Ebu Talib oğlu Ali&#8217;nin canıdır!&#8221;</em> dedi.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b6664ff9ab89bde070b2680efe64e2c2">Kutame&#8217;nin babasıyla kardeşi, Nehrevan Savaşı&#8217;nda Hz. Ali (a.s) tarafımdan öldürülmüş olan Haricîlerdendi. Kutame de onların intikamını almak için her şeyi yapacağına yemin etmişti. İbn Mülcem, uğursuz plânını ona açarak: <em>&#8220;Ben de buraya onu öldürmeye gelmişim zaten!&#8221;</em> dedi. Böylece İbn Mülcem, Kutame&#8217;yle birleşme uğruna daha önceki niyetini daha bir kararlılıkla uygulamaya koyuldu.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6947ae7d19ed9e341a53e00d5bce8ae4">Ve o uğursuz gece gelip çattı… İbn Mülcem, birkaç işbirlikçisiyle birlikte uğursuz plânını icraata dökmek için o geceyi Kûfe Camii&#8217;nde geçirdi.<sup>1</sup> Otuz küsur yıl önce Hz. Resulullah (s.a.a) Hz. Ali&#8217;ye (a.s) bir ramazan ayında şehit düşeceğini haber vermişti… Bu haberi bizzat İmam&#8217;dan dinleyelim:</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-c289943885d6ae211c456628fe77569b"><em>&#8230;<strong>Resulullah (s.a.a) o ünlü ramazan hutbesini okuduktan sonra ben ayağa kalkıp: &#8220;Ya Resulullah! Bu ayda yapılacak en hayırlı amel nedir?&#8221; diye sordum. &#8220;Günahtan sakınmak.&#8221; buyurdu, sonra da şiddetle ağlayarak benim bu ayda şehit edileceğimi haber verdi&#8230;</strong></em><sup><strong>2</strong></sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5bab529680baed3a7c038ce4b4736703">İmam Ali&#8217;nin (a.s) hâl, hareket ve sözlerinden de bu ayda şehit düşeceğini anlamak mümkündü. Nitekim o yılın başlarında: <em>&#8220;<strong>Bu yıl hacda sizinle olamayacağım.</strong>&#8220;</em> buyurmuştu!</p>



<p>O ramazan, iftarda çok az yiyordu. &#8220;Neden birkaç lokma alıp sofradan çekiliyorsun?&#8221; diye sorulduğunda: <em>&#8220;<strong>Rabbimin huzuruna boş mideyle varmak istiyorum.&#8221;</strong></em> diyordu.<sup>3</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-68d1c7e76ce02fed1ec0f8783794bc35">Ramazan&#8217;ın 19. gecesi gelip çattı… O gece İmam (a.s) hiç uyumamış, bütün geceyi dua, ibadet ve zikirle geçirmişti. Yine o gece birkaç kez: <em>&#8220;<strong>Vallahi! Ne ben yalancıyım, ne de bana bu haberi veren yalancıdır. Hepsi dosdoğru işte. Bana vaat edilen o gece işte bu!</strong>&#8220;</em> demişti.<sup>4</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4deb250e16bfe2f0047db1b6c19599d9">Evet, ramazanının 19. gecesi İmam Ali (a.s) Kûfe Camii&#8217;nde sabah namazını kılarken, dünyanın en kötü ve en alçak insanı olan İbn Mülcem&#8217;in zehirli kılıcıyla vurularak şehit düştü ve güneş, hakkın mihrabında al kanlara boyandı… Ve iki gün sonra da, hicrî 40. yılı ramazanının 21. gecesi güneş battı.<sup>1</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-a7dcd80eddf199a29047036f6b4fae65">Mübarek naaşı, mukaddes Necef&#8217;te toprağa verildi ve vasiyeti gereği makberi yıllarca gizli tutuldu… Bu mübarek türbe, bugün dünyanın dört bir yanından gelen hak âşıklarının akınına uğramaktadır.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-06e2bcff0e28a382b38e6aba01dea984">Müminlerin Emiri İmam Ali (a.s) hayatının her nefesinde olduğu gibi son nefesinde de daima Rabbini anmış, O&#8217;nun mübarek adını asla dilinden düşürmemiştir. İbn Mülcem&#8217;in zehirli kılıcı mübarek başını yarınca İmam&#8217;ın (a.s) ağzından çıkan söz, <em>&#8220;<strong>Andolsun Kâbe&#8217;nin Rabbine, artık kurtuldum!&#8221;</strong></em> oldu…</p>



<p>Kanlar içinde kalan İmam&#8217;ı (a.s) hemen evine götürdüler… İki gün şahadet döşeğinde yattı ve o hâliyle bile ümmetin iyilik ve hayrını düşünmekten geri durmadı. Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin&#8217;in (a.s) imametleri ve İmam Hüseyin&#8217;in (a.s) soyundan gelen diğer imamlarla birlikte toplam 12 İmam&#8217;ın adı ve kimliği daha önce bizzat Hz. Peygamber (s.a.a) ve kendisi tarafından defalarca açıklanmış olduğu hâlde ahaliyi çağırıp Resulullah&#8217;ın (s.a.a) Ehlibeyt&#8217;inin imamlarını bir kez daha açıkladı…<sup>2</sup></p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-274c598e25100786d45d83d8c3a6c5b1">İMAM ALİ&#8217;DEN (A.S) VECİZ SÖZLER </h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b27c5a4bc140636e34dfcb7a280004f7">1- <strong><em>Hakka karşı gelip savaşan birini, hak alaşağı eder.</em></strong><sup>1</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-765d22367d8e97ca0fca4b92ef00f21c">2- <strong><em>Güzel ahlâk ve iyi huyların başı takvadır.</em></strong><sup>2</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-49e1fe726e783a570c5dd136a8602962">3- <strong><em>Kim kendi içini düzeltirse, Allah da onun dışını düzeltir.</em></strong><sup>3</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9eca8e4dc33d48fae9496dfa8413fc9e">4- <strong><em>Övünmeyi bırak, kibrini bir kenara at, gireceğin kabrini düşün.</em></strong><sup>4</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-dd25e75bb01dfdcc82eca27433fe395b">5- <strong><em>Devlet ve yönetim (iktidar), er insanların sınandığı meydanlardır.</em></strong><sup>5</sup> (İktidar, insanların karakterlerinin ortaya çıktığı meydanlardır.)</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4db3bf17d5180ba61df492f6cce9bbf2">6- <strong><em>Günahların en kötüsü, önemsemeden ve küçük sayarak işlenen günahlardır.</em></strong><sup>6</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-ba9ca09008d01de59722ba57b58c7879">7- <strong><em>Amelsiz amele davet etmek ve duada bulunmak, kirişsiz yayı olan okçuya benzer.</em></strong><sup>7</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-00757d6c9b8167254d4d307083d4dfbc">8- <strong><em>Zalimin hesap vereceği gün, mazluma zulmettiği günden çok daha çetindir.</em></strong><sup>8</sup></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-29cf98428a9fb76fff09532db3c703b1">9- <strong><em>İbretler pek çok, ibret alansa pek azdır.</em></strong><sup>9</sup></p>























<p></p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/">İmam Ali (a.s)</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
