<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gadir-i Hum arşivleri - İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</title>
	<atom:link href="https://imammehdiyarenleri.org/category/gadir-i-hum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://imammehdiyarenleri.org/category/gadir-i-hum/</link>
	<description>Adalet Güneşinin Doğacağı Sabahın Özlemiyle</description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 Jan 2022 12:54:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-imy-32x32.jpg</url>
	<title>Gadir-i Hum arşivleri - İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</title>
	<link>https://imammehdiyarenleri.org/category/gadir-i-hum/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İmam Ali (as) Hakkında Ayetler</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali-as-hakkinda-hadis-ve-ayetler/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali-as-hakkinda-hadis-ve-ayetler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Dec 2021 14:42:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gadir-i Hum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=68</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müminlerin Emiri İmam Ali (a.s) hakkında Hz. Peygamber buyurdular ki:&#160;“Ya Ali, senin yüzünden iki kavim, (iki taife) helak olur. Birincisi; senin hakkında&#160;guluv edip seni ilahIaştıran; ikinci sana düşmanlık yapıp hakkaniyetini&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali-as-hakkinda-hadis-ve-ayetler/">İmam Ali (as) Hakkında Ayetler</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Müminlerin Emiri İmam Ali (a.s) hakkında Hz. Peygamber buyurdular ki:&nbsp;<em>“Ya Ali, senin yüzünden iki kavim, (iki taife) helak olur. Birincisi; senin hakkında&nbsp;</em>gu<em>luv edip seni ilahIaştıran; ikinci sana düşmanlık yapıp hakkaniyetini gizleyenler.&nbsp;</em>“</p>



<h2 class="alignfull has-text-align-center wp-block-heading"> <strong>بسم الله الرحمن الرحیم&nbsp;</strong></h2>



<h2 class="alignfull has-text-align-center wp-block-heading"><strong> &nbsp;“Bismillahirrahmanirrahim”<br>&nbsp;(Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla)</strong></h2>



<p>1-&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Suleyman b. İbrahim Kunduz’nin rivayetine göre; İbn-i Talha El-Halebi Şafii Dur-rul mensur adlı kıtabında şöyle rivayet etmiştir:<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Biliniz ki bütün semavi kitapların sırları Kuran’da’dır ve Kuran’da olan bütün sırlar ise Fatiha suresindedir. Fatiha suresinde olan bütün sırlar ise besmele ‘de ‘dir. Ve besınele’de olan bütün sırlar ise besmeledeki be dedir. Be’de olan bütün sırlar ise be ‘nin altındaki noktadadır.&nbsp;” 1<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha sonra İmam Ali (a) nin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:&nbsp;“Ben be ‘nin altındaki noktayım&nbsp;“.<br><br>Hafız Kunduzi’nin başka bir rivayetinde ise; Hakim Tirmizi, İbni Abbas’ın bu ayetin tefsirinde, şöyle dediğini rivayet etmiştir:&nbsp;“İmam Ali Bismillahirrahmanirrahim de olan be ‘nin al- tındaki noktayı akşamdan sabah namazına kadar tefsir eder fakat bitmezdi’&nbsp;2<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2- “İhdines sıratel Mustakim (Allahım bizi dosdoğru yola hidayet eyle)”&nbsp;3<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Salebi “Keşful Beyan fi Tefsir-ul Kur’an” adlı tefsir kitabında, bu ayetin tefsirinde şöyle naklediyor:&nbsp;“Allah’ım bizi dosdoğru&nbsp;yola hidayet eyle” ayetinin tefsirinde Müslim b. Heyyan Ebu Bureyde’nin şöyle dediğini duydum.&nbsp;Sırat’tan (Doğru yol) maksat&nbsp;Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Ehl-i Beyti’dir.”4<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hadis ve tefsir alimleri bu ayetin tefsirinde birden fazla hadis nakleder ve bu ayetin Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt’i hakkında indiğini nakletmişlerdir.<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;3- “Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna”&nbsp;5<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani (hanefi) Şevahid Tenzil adlı kitabın<br>——————<br><br>1 – Yenabi-ul mevedde s.69<br>2&nbsp;– Yanabı-ul mevedde s. 70<br>3-&nbsp; Fatiha Suresi 7<br>4 – Reşfet-ul Sadi s. 25 ve Yenabi-ul mevedde s. 114<br>5-&nbsp; Fatiha&nbsp;Suresi 7<br><br><br><br>da bu ayetle ilgili olarak söyle rivayet etmiştir.&nbsp;“Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna” yani&nbsp;“Hz.&nbsp;Muhammed, İmam Ali bin Ebi Talib ve taraftarları&nbsp;(yani kendilerine nimet verilenler&nbsp;Hz. Muhammed İmam Ali ve onların yolunu takip eden taraftarları&nbsp;(=İmam Ali Şiası = Caferiler = Şia = Ehlibeyt Taraftarları = Onikiimam Taraftarları = İmam Ali gibi yaşamaya çalışan Aleviler)”6<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;4- “Bu kendisinde şüphe olmayan muttakiler için yol gösterici olan bir kitaptır”7<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehli sünnet alimleri Abdullah b. Abbas’ın bu ayetin tefsirinde şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:&nbsp;“Bu kendisinde şüphe olmayan” yani:&nbsp;Bu&nbsp;kendisinde süphe olmayan bir kitap ki Allah&nbsp;in&nbsp;katındandır.&nbsp;”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Yol gösterici;&nbsp;yani&nbsp;aşikar, nurlu yol”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Muttakiler” kelimesinden kasıt ise; İmam Ali bin Ebu Talib’tir.<br><br>O’na göre ki, İmam Ali, göz açıp kapayana kadar dahi, Allah’a şirk koşmamıştır”&nbsp;8<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmam Ali şirk ve putlara tapmaktan uzak olarak yüce Allah’a halis kulluk etmiştir.&nbsp;Imam&nbsp; ve taraftarları da hesaba çekilmeden cennete gireceklerdir.<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5- “Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah rızası için sarf ederler”&nbsp;9<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Hanefiyye Mir Muhammed Salih Tirmizi bu ayetle ilgili olarak Ahmed b. Musa Merdeveyh’den şöyle rivayet etmiştir:&nbsp;“Bu ayeti kerime Emir El-Müminin Ali hakkında indi.”&nbsp;10<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;6- “İşte bunlar Rabb’lerinden olan bir hidayet üzeredirler ve&nbsp;kurtuluşa erenlerde bunlardır.”&nbsp;11<br>————————<br><br>6- Şevahid-ul Tenzil c.1 s.66<br>7- Bakara Suresi 2<br>8- Sevahid-ul tenzil c.1 s. 67<br>9- Bakara Suresi 3<br>10- EI menakıb-ul Mir Keşfi Hanefi: son solumun ilk kısmına bak<br>11- Bakara Suresi 5<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefrnin rivayetine göre, Selman Farsi, İmam Ali’den şöyle naklediyor: ‘Ya&nbsp;Ebel Hasan (Ya Ali), sen ve ben peygamberin huzuruna her kabul edildiğimizde”&nbsp;Hz, Resul şöyle diyordu:&nbsp;“Ya Selman; Ali ve taraftarları kıyamet gününde&nbsp;kurtuluşa erenlerdir.&nbsp;“12<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;7- “Adem Rabbinden bir takım emirler alıp onları yerine getirdi, bunun üzerine Rabbi de tövbesini kabul etti. Şüphesiz ki O, daima tövbeleri kabul eden, çok esirgeyendir.”13&nbsp;,<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbni Abbas Hz, Resulullah’a (s.a.a) bu ayetin tefsiri hakkında sorduğunda:&nbsp;‘Adem (a.s), hangi kelimeler aldı da, Rabbide&nbsp;onun tövbesini kabul etti.&nbsp;”&nbsp;dedi.&nbsp;Hz. Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;“Adem, Allaha şöyle yalvarmıştı:&nbsp;‘Ey Rabbim, Muhammed (s.a.a) Ali, Fatma, Hasan ve Hüseyin’in hakkı için beni bağışla’ ve yüce Allah Adem ‘in bu kelimeler ile yalvarışından dolayı onun tövbesini kabul etti. “14<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 8- “Namaz kılın, zekatı verin ve ruku edenlerle ruku edin.”&nbsp;15<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas’dan şöyle rivayet edilmiştir:&nbsp;“Bu ayeti kerime Hz. Resulullah ve İmam Ali hakkında has olarak indi. Ona göre ki, ilk namaz kılan ve ruku eden onlar idi.&nbsp;“16<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;9- “Sabır ve namazla yardım isteyin şüphesiz namaz, huşu duyanların dışındakilere&nbsp;ağır gelir.”&nbsp;17<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hakim Haskani Hanefi’nin rivayetine göre İbn-i Abbas’ın şöyle dediğini rivayet eder: İbn-i Abbas dedi ki&nbsp;“Namaz’da huşu ile boyun eğenlerden kasıt, Hz. Muhammed ve Ali’dir ve bu ayet onlar hakkında indi”.&nbsp;18<br><br>——-<br><br>12- Şevahid-ulTenzıl c1. s.69<br>13- Bakara Suresi 37<br>14-lbn-i Meğazili Şafii: Menakib Ali bin Ebi Talib s. 63, Suyuti el Şafii c.1 s.60<br>15- Bakara Suresi 43<br>16- Menakib Keşfı bırıncı bab, Harezmi; menakib Ali bın Ebi Talib s198, Zehebi: Mi- zin-ul i’tidal s.223-224, Usd’ul Gabe c. 3 s.93-94, Şevahid-ul Tenzi! c. 1, s. 89<br>17- Bakara&nbsp;Suresi 45</p>



<p>10- “Bir zamanlar Rabbi İbrahim’i bir takım kelimelerle sınamış, onları tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara imam (önder) yapacağım, demişti… “19<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Abdullah b. Mes’ud bu ayetin tevilinde Hz. Resulullah’ın şöyle buyurduğunu rivayet eder:&nbsp;“Yüce Allah; Beni Peygamber,&nbsp;Ali’yi ise vasi olarak seçti.”&nbsp;20<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;11- “Deki: “Doğu da Allah’ındır, batı da. O dilediğini doğru yola yöneltir.”21<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafiz Hakim Haskani’nin rivayetine göre, Huzeyfe’den Hz. Resulullah’ın şöyle buyurduğunu rivayet eder:&nbsp;“Hakikaten Ali’yi kendilerine veli tutarlarsa kendilerine hak yolu gösteren bir rehber ve kendisiyle birlikte doğru yola ileten olarak bulacaktırlar.&nbsp;” 22<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;12- “Böylece sizi vasat bir ümmet kaldık ki, insanların üzerine şahitler olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun…”&nbsp;23<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafiz Hakim Haskani’nin İmam Ali (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet eder:&nbsp;‘İnsanların üzerine şahit olasınız” Kuran’daki bu ayetten kasıt; “Hz. Resulullah bize şahit ve&nbsp;biz de insanların üzerine şahitiz. Ve yeryüzündekilerin üzerine hüccetiz. Ve yüce Allah bizim hakkımızda şöyle buyurdu: ‘Böylece sizi vasat&nbsp;bir ümmet kıldık&nbsp;“’24<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 13- “Ey İman edenler, sabır ve namazla Allah’tan yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”25<br><br>——————<br><br>18- Şevahid-ul Tenzil c.1.s. 89<br>19. Bakara Suresi 124<br>20- Meğazili: Menakıb Ali bin Ei Talib s. 276 ve Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 92<br>21. Bakara Suresi 142 .<br>22- Kenzul Ummal h. 32966 ve Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 63-64<br>23. Bakara Suresi 143<br>24- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.92<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Abdullah b. Abbas Hz. Resulullah’ın şöyle buyurduğunu nakleder:&nbsp;“Allah Teala Kuran’da her ne kadar ‘Ey&nbsp;“İman edenler”&nbsp;ayetini nazil etmişse, bu hitabın ilk baştaki efendisi Ali’dir.&nbsp;“26<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 14-&nbsp;“İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızası için kendini feda eder. Allah kullarına karşı çok şefkatlidir.”&nbsp;27<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Hindi Ubeydellah Bısmıl, Kitabul Kebir ve Menakib Emir EI-Mumin’in Ali bin Ebi Talib kitabın’da, Gazali ve Sa’lebi’nin tefsirinden ve birçok tarih ve tefsir kitaplarından bu ayeti kerimenin, Hz. Resulullahlın Mekke’den Medine’ye hicret ederken bu ayeti kerimenin İmam Ali hakkında indiği hakkında ittifak ediyorlar.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Doğrusu Hz. Resulullah hicret edeceği zaman İmam Ali’yi kendi borç ve emanetlerini sahiplerine ulaştırması için kendi yerine halife tayin etti… Peygamber Efendimiz kendisine yönelik müşriklerin planladığı tuzakları İmam Ali’ye bildirerek onun kendi yerine yatmasını söylemişti. İmam Ali bir an tereddüt etmeden peygamberin dediği gibi yaptı.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yüce Allah Cebrail ve Mikail’e (a.s) şöyle buyurdu: “Ben birinizin ömrünü arkadaşınınkinden daha uzun etmek istesem, hanginiz ömrünün kısa olmasını isteyip arkadaşına karşı fedakar olmak isterdi? Cebrail ve Mikail (a.s) uzun hayatı istediklerinde, Yüce Allah onlara hitaben şöyle dedi:&nbsp;“Neden habibimin kardeşi Ali gibi olmadınız? İmam Ali, Hz. Muhammed (s.a.a) ve kardeşliği uğruna kendi nefsini feda edip, onun yatağına yattı. Derhal yanına inin, onu (Ali ‘yi) düşmanlarının şerrinden koruyun.”<br><br>Bu emir üzerine Cebrail ve Mikail (a.s), İmam Ali’nin huzuruna indiler, biri başı ucunda, öbürü ise ayakları ucunda beklediler. Cebrail (a.s) buyurdu ki:&nbsp;“Kim senin gibi olabilir ki, Ey<br>——–<br>25- Bakara Suresi 153<br>26. Irceh-ul metalib s. 29. EI Nizam Durrussemteyn s.89<br>27- Bakara&nbsp;Suresi 208<br><br><br><br><br>Ali b. Ebi Talib! Allah, meleklerine karşı seninle iftihar ediyor!”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunun üzerine yüce Allah İmam Ali’nin bu şanına Hz. Resulullah’a şu ayeti indirir:&nbsp;“İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah’ın rızasını&nbsp; kazanmak için…”&nbsp;28<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Nisaburi ibni Abbas’dan şöyle rivayet ediyor:&nbsp;“Ali (a.s) bir an bile tereddüt etmeden kendi nefsini, peygamberin nefsi yerine feda ederek, Hz. Peygamberin elbisesini giyindi.. . “29<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu’ ayetin İmam Ali hakkında indiğini bir çok Sünni alim kendi kitaplatında nakletmiştirler.Onlar’dan bazıları:<br><br>-İbn-ul Saib Kelbi kendi tefsirinde: El- Teshil Ulum-ul Tenzil c.l s. 94<br>-Ebu Abdullah Muhammed Bin Ahmed Bin ebi Ahmed b. Ebı bekr b. ferec Ensar-il Kurtubi: Tefsir-ul Kurtubı c. 3 s. 347<br>-Allame ŞAli Ebul Hasan Şeybanı (kendisi meşhur alimlerdendir.) ibn Esır: Esed-ul Ğabet fı maarifetul sahabiye c.3 s. 25<br>-Alleme Şafii, Ebu bekr Nişaburi: Tefsır-ul Taberi c. 1 s.281<br>-Hadis alimi İbni Kenci: Kifayet-ul Talib s. 114<br>-Abdurrahman el Sefuri Şafii: Nuzhetul Mealis c. 25 s. 168<br>-Muhibbidin Taberi: Zehair-ul ukba s. 88<br>-İmam Gazali: İhyaul Ulumul Din c. 35 s. 238<br>-Allame Malikiyye Nureddın El Mekki (ibn-ı sabbağ): Fusul-lul Muhimme s. 33<br>-Sıbt ibn Cevzi: Tezkiret-ul Havas s. 21<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;15- “Dinde zorlama yoktur. Gerçekten hak, batıldan iyice ayrılmıştır. Tağut’u inkar&nbsp;edip, Allah’a inanan kimse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Ve Allah her şeyi duyan, bilendir”30<br><br>——————<br><br>28. Irceh ul Metalib s. 70<br>29. Mustedrek A’laI sahiheyn&nbsp; c.3&nbsp; S. 4<br><br><br>Harezmi’nin naklettiği bir rivayette Hz. Peygamber’in (saa) İmam Ali’ye şöyle dediğini rivayet etmiştir:&nbsp;‘Sen kopmak bilmeyen sağlam bir kulpsun.”&nbsp;31<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;16- “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz tane olmak&nbsp;üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah’ın lütfu geniştir her şeyi bilir.”&nbsp;32<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani’nin rivayetine göre, İmam Muhammed Bakır (a.s) bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur:&nbsp;“Kur’an’daki mallarını Allah&nbsp; yolunda harcayanların durumu’&nbsp;ayeti kerimesi,&nbsp;İmam Ali’nin şanı hakkında inmiştir.”33<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;17-“Hikmeti dilediğine verir. Kime de hikmet verişmişse şüphesiz ki, ona pek çok hayır verilmiştir ”&nbsp;34<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Mes’ud Resulullah’ın şöyle buyurduğunu naklediyor:<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Hikmet&nbsp;on&nbsp;parçaya bölünda. Dokuz parçası Ali’ye verildi ve bir&nbsp;parçası&nbsp;da&nbsp;insanlara verildi.&nbsp;“35&nbsp;Bu hadisi birden fazla sünni alimi nakletmektedir. Onlardan bazıları şunlardır.<br><br>-Ahmed Bin Henbel: Fazail Ali Bin Ebi Talib c.1, s.63<br>-Hafız Hakim Haskani: Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 106<br>-Hanefi Hındı: Kenzul Ummal c. 6 s. 104<br>-Harezmi: Menakib Harezmi s. 49<br>-İbn-il Esir: Usd-ul Ğabe c. 4 s. 22<br>———————————<br><br>30. Bakara Suresi 256<br>31- Menakib-iI harazmi: s. 24<br>32. Bakara suresi 261<br>33.Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.106<br>34. Bakara suresi 269<br>35. EI bidaye ven nihaye&nbsp;c. 7 s. 360</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/notes_211205_142329_dc28188888875802103043.jpg" alt="" class="wp-image-31" title="İmam Ali"/><figcaption>İmam Ali</figcaption></figure>



<p id="1">18- “Gece ve gündüz, açık ve gizli Allah yolunda sarf edenlere gelince, işte onların mükafatları Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar&nbsp;üzülmeyeceklerdir.”&nbsp;“36<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Osman Hadyevi, bu ayetin tefsirinde naklettiği bir rivayete göre, mezkur ayet hakkında şöyle diyor: “Allah yolunda sarf edenlere gelince” ayeti kerimesi Ali bin Ebi Talib’in şanına indi.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ali’nin dört dirhemi vardı, birini gece, birini gündüz, birini aşikar ve birini de sadaka verdi. Bunun üzerine bu ayet indi. “37<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayetin İmam Ali hakkında indiğini, birçok Sünni tefsir ve hadis alimi kendi kitaplarında nakletmiştir. Onlardan bazılarının kaynağını aşağıda veriyoruz.<br><br>-Envar-ul Tenziı: s.162 (beyzani safii)<br>-Tefsir-ul Hazin: c. 2 s. 201<br>-İbni Kesir Dimeşki: Tefsır Kur’an’il Azim c. 1 s. 36<br>-Irak muftisi olan Kenci Şafii: Kıfayet-ul Talıb s. 322<br>-El Muhıbbiddin Taberi Şafii: Zuair-ul Ukba s. 88 ve Riyazed kitabi c. 2 s. 206<br>-Tenvir-ul Mıkyas mın Tefsır İbn-i Abbas s. 39<br>-Tefsir Sa’alebi: c. 1 s. 223<br>-Fahn Razi: Menfatıh-ul Gayb. Bu ayetın T efsiri bölümünde<br>-İbn-ı Hacer: Sevaik Muhrike s. 78<br>-Sadık Hasen Han Buhari Kannuci: Fethul Beyan FıI Mega’sid-ul Kur’an c. 1 s. 457<br>-Harezmi: Menakib Harezmi s. 198<br>-Tirmizi: Sahih Tirmizi c. 2 s. 299<br><br><br>19- “Peygamber (Rabbi tarafından) kendisine indirilene lman etti. Müminler de…”38</p>



<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br>36- Bakara suresi 274<br>37 -Durret’un Nasihin c. 1 s. 22<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Harezmi; Şafii alimi Muhammed b. İbrahim Hameveyni’den Ebi Selma dedi ki; Hz. Resulullah’ın şöyle buyurduğunu duydum:&nbsp;“Miraca çiktığımda yüce Allah bana dedi ki: ‘Peygamber, (Rabbi tarafından) kendisine indirilene iman etti.’ Bende dedim ki: ‘MüminIerde’ Yüce Allah bunun üzerine şöyle buyurdu; ‘Ey Muhammed! sana selam olsun, sen doğruyu söyledin. Senden sonra ümmetine senin yerine geçmek üzere kimi seçtin?’<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ben dedim ki: ‘Ehlimin en hayırlı olanını seçtim.&nbsp;‘<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bana buyurdu ki: ‘Ali bin Ebu Talib’i mi seçtin’<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ben dedim ki: ‘Evet, ey Rabbim!’<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cenab-ı Hak bunun üzerine bana hitaben şöyle buyurdu: ‘Ey Muhammed! Yeryüzüne baktım: Seni Seçtim sana isimlerimden bir isim verdim. Ben her zikredildiğimde sende zikredilesin Ben Mahmud olanım, sen ise Muhammedsin, sonra bir daha yeryüzüne baktım ve Ali’yi seçtim, ona isimlerimden bir isim verdim. En yüce olan (Aliyyul Ala) benim:Oda yüce olan Ali’dir.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ey Muhammed seni, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyni nurumdan (nur gölgeleri olarak) yarattım. Sonra da sizlerin velayetini göklere ve iki yer yüzüne sundum. Kim sizin velayetinizi kabul ettiyse zafere ulaştı ve müminlerden oldu. Kimde sizin velayetinizi inkar eder ve kabul edmezse küfre ve dalalete saptı.&nbsp;”<br><br>Ya&nbsp;Muhammed!&nbsp;“Bir kul, soyu kesilene kadar veya beli bükülene kadar bana ibadet etse dahi, bu haliyle sizin velayetinizi inkar ederse onu kesinlikle affetmeyeceğim.&nbsp;Ancak sizin velayetinizle gelirse…”&nbsp;39<br>——————–<br><br>38- Bakara Suresi 285<br>39- Harezmi: Mektel Hüseyn c. 1 s. 95<br>Feraid-ul semteyn c. 2&nbsp; ve Yenabi-ul&nbsp;Mevedde s. 486<br><br><br><br><br><br>20-&nbsp;“……Halbuki onun gerçek tevilini ancak ilimde derinleşmiş&nbsp;olanlar bilir, onlar; Biz ona inandık, hepsi&nbsp;Rabbimizin&nbsp;katındandır derler, ancak akıl sahipleri düşünebilirler.”&nbsp;40<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Hacer Askalani’nın rivayetine göre Hz. Resulullah ‘saa’ şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:&nbsp;“Ben Kuran in inişi için nasıl&nbsp;savaştıysam, Ali’de Kuran in tevili için savaşacaktır.&nbsp;”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başka bir hadiste Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:&nbsp;“Ben ilmin şehriyim Ali’de onun kapısıdır. Kim ilim talep ederse onun Imam Ali’nin kapısına gelsin.&nbsp;“41<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başka bir hadiste:&nbsp;“Benden sonra insanların, Kuran’in tevilini de bilmedikleri şeyleri Ali’den öğrenecekler.&nbsp;“42<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tefsir ve hadis alimleri bu ayetin tefsir ve şerhinde, Hz. Reulullah’tan naklettikleri hadiste, Ali bin Ebu Talib’in tevili için savaşacak, nasıl ki Hz. Peygamber’in Kur’an’m inişi için savaştığı gibi bu gerçeği Sünni alimlerinin en önde gelenleri ittifak etmişlerdir ve biz size bu hadislerin kaynaklanndan bazılarını takdim ediyoruz.<br><br>ı. El İsa be fi Temyız-ul Sahabe c. 1 s. 22<br>2. Kenzul Ummal c. 6 s. 390-391<br>3. Yenabi-ul Mevedde s. 521<br>4. Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.29<br>5. Menakib ibn-i Meğazıli s. 112<br>6. Menakib Harezmi s. 246<br>7. Feraid-ul Semteyn bab 56<br>8. Sevik-ul Muhrike s. 75- 93<br>9. Mızan-ul i’tidal fi Nekd-ul Rical c. 1 s. 205<br>10. El istıab fı Ma’arifetul Sehabe c. 4 s. 35<br>11. Kıfayet-ul Talıb s. 242<br>12 Hasais fi Fazı Ali Bin Ebi Talib’de<br><br>———————–<br><br>40. Al-i&nbsp;Imran Suresi&nbsp; 7<br>41.Menakib ibn-i Meğazıli s.84<br>42.Şevahid-ul Tenzil c.1 s.29<br><br><br><br><br><br>13.Müstedrek ala-l Sahiheyn c. 2 s. 148<br>14. Musned ibn-ı Hanbel c. 6 s. 289<br>15. Musned Ebi Davud c. 3 s. 90<br>16. B İmame ves Siyaset c. 2 s. 106<br>17. Sahih Müslim c. 4 s. 235<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 21- “Gerçek şu ki Allah Adem ‘i , Nuh’u, İbrahim ailesini ve&nbsp;İmran ailesini…..”&nbsp;43<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hakim Haskani Hanefı Sekik’ten şöyle rivayet ediyor:&nbsp;“Abdullah’in mushafında (ibn-i Mesud’un yazdığı Kuran ‘dan) bu ayeti şöyle okdum: “Gerçek şu ki Allah Ademi, Nuh’u, İbrahim&nbsp;ailesini ve İmran ailesini (Al-i Muhammed ailesini) alemler&nbsp;üzerine&nbsp;(üstün) seçti.&nbsp;“44<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 22- “Çünkü Allah benim de sizin de&nbsp;Rabbinizdir. O’na kulluk edin, doğru yol&nbsp;budur.”45<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefi’nin rivayetine… Hz. Muhammed (saa),&nbsp;İmam Ali’ye (as) şöyle dedi:&nbsp;“Ey Ali sen net ve aşikar yolsun, sen dosdoğru yolsun ve sen müminlerin arı beyisin&nbsp;“46<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;23- “Sana&nbsp;bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki : “Kim sana gelen bilgiden sonra seninle bu konuda tartışırsa, de ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra mübahele (beddua) edelim de Allah’tan yalancılar üzerine lânet dileyelim.”&nbsp;47<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fahri Razi, bu ayeti kerimenin tefsirinde şöyle rivayet eder:&nbsp;“Hz. Resulullah&nbsp;o&nbsp;gün üzerinde&nbsp;siyah yünden dokulu bir örtüyle,&nbsp;mubahele için şehirden dışarı&nbsp;çıktı.&nbsp;Hz.&nbsp;Hüseyni şefkat&nbsp;dolu<br>———————-<br><br>43-&nbsp;AI-i&nbsp;imran&nbsp;Suresi 33<br>44-&nbsp;Şevahıd-ul&nbsp;Tenzil c.1 s.&nbsp;118-119<br>45-&nbsp;AI-i&nbsp;İmran Suresi 61<br>46- Şevahid-ul Tenzil&nbsp;c. 1 s. 58<br>47- AI-i Imran Suresi 61<br><br><br><br><br><br><br>kucağına almış ve Hz. Hasan’in da ellerinden tutmuştu Hz. Ali as’da ardından, Hz. Fatıma s.a da Hz Ali a.s’ın ardından hareket ediyordu. Peygamber onlara şöyle buyurdu: Ben Allah’a&nbsp;dua ederken sizler de amin deyin.&nbsp;”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Necran Hıristiyanlarının piskoposu (Eskaf Necran) bu heyetin azamet ve haşmetli hallerini görünce Hıristiyan cemaata dönerek şöyle dedi:&nbsp;“Ben öyle çehreler görüyorum ki: Eğer AIlah ‘tan bir dağın yok olmasını isteseler, Allah onların duasına icabet edecektir. Sakın bunlarla mubahaleye girişmeyin. Zira helak olursunuz. Öyle ki kıyamete kadar yeryüzünde bir tek Hristiyan bile kalmaz”48<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayeti kerimenin Ehl-i Beyt’in faziletleri yönünde nazil olduğuna dair birçok Ehl-i sünnet alimi rivayet etmiştir ve onlardan bazılarını aşığıda size takdim ediyoruz.<br><br>1. Nizameddin Nisaburi&nbsp;:&nbsp;Tefsir Geraib-ul Kur’an ve Gera- ib-ul Furkan c. 3 s. 213<br>2. İyun-ul-Tefsir Sefhel-ul s. 67<br>3. T efsir-ul Celaleyn c. 1 s. 283<br>4. Medarik-ul Tenzil ve Hekailkul Te’vil c. 1 s. 221<br>5. T efsir-ul Meragi c. 3 s. 171<br>6. Tefsir-ul Vazih c. 3 s. 58<br>7. Futuhat-ul İlahıyyet bi T evzih-ul Celaleyn lil Dekaik Hefiyyet c. 1 s. 283<br>9. Zad-ul Mesır fı İlmul Tefsir s. 399<br>10. Ta’bir-ul Rahman, ve Tefsir-ul Menan c. 1 s. 114<br>11. Tefsir-ul Ta’cul Tefasir c. 1 s. 61<br>12. Tefsir Ebi Suud c. 1 s. 244<br>13. Mu’terek-ul Ekran fı l’can-ul Kur’an s. 562<br>14. Tefsir-ul Kur’an Hekim. c. 3 s. 322<br>15. Sahih Muslim c.7 s. 120<br>—————–<br><br><br><br>48-&nbsp;Fahri Razi: Tefsir-ul Kebir&nbsp;c. 8 s.&nbsp;80<br><br><br><br>16. Sahih Tirmizi c. 4 s. 293<br>17. Musned Ahmed Bin Hanbel c. 1 s. 185<br>18. Müstedrek alal Sahiheyn c. 1 s. 150<br>19. Fahri Razı Tefsirul Mesir c. 8 s. 80<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve bu kaynaklar dışında onlarca Tefsir kitaplarında,&nbsp;Hz. Resulullah (s.a.a) mubaheleye Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyn’i çağırmış ve şöyle buyurmuştur. “Allah’ım bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir.”&nbsp;diye buyurmuştur. Bu hadisi ise aynı mana içinde nakletmişlerdir.<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;24- “Kim Allah’a sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan bir yola iletilmiştir.”&nbsp;49<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani’ninn rivayetine göre Cabir Bin Abdullah dedi ki; Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;“Allah-u Teala Ali, Hanımı ve çocuklaını mahlukatın üzerindeki hüccetleri (kıldı) ve onlar ümmetimin ilim kapıları, kim onların vasıtasıyla hidayet&nbsp;olursa, dosdoğru yola hidayet olur (sıra-tul mustakıme)”&nbsp;50<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;25- “Hep birden Allah’m ipine sımsıkı sarılın (parçalanmayın) Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün…”&nbsp;51<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehl-i sünnetin tefsir ve hadis alimleri bu ayetin tefsirinde şöyle naklediyorlar. Onlardan Hafız Kunduzi, Muhammed Sebhan Mısn, Şafii alimi Şeblenci ve İbni Hacer, şöyle rivayet et- mişlerdir:&nbsp;Hz. Resulullah, İmam Ali’nin elinden tutarak&nbsp;“Ona sarılın, bu Allah’ın sağlam ipidir.”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dedikten sonra bu ayeti okudu&nbsp;“Hep birden Allah’m ipine sımsıkı sarılın….. “52<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayeti kerimenin İmam Ali ve Ehl-i Beyt’in faziletlerini ve azametlerini beyan maksadını taşıdığı yönünde bir çok hadis<br>——————<br><br>49- AI-i Imran Suresi 101<br>50- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 58 ve Yenabi-ul Mevedde s. 63<br>51- Al-i Imran Suresi 103<br>52- Yenabi-ul Mevedde s. 118-119, Sevikul Muhrike&nbsp;s. 93<br><br><br><br>&nbsp;<br><br>nakledilmiştir: Ve hadis alimlerinden bazıları şunlardır.<br><br>-Şeblenci: Nur-ul Ebsar s. 124<br>-Sabban Mısri: Esraful Rağibın s. 118<br>-İbn-i Hacer Sevaikul Muhrike s. 90<br>-Rah’ul Meani c. 4 s. 16<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;26- “Sizden hayra çağıran, hakkı emreden, batılı yasaklayan bir cemaat&nbsp;bulunsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”53<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefi’nin rivayetine göre: Ali bin Ebi Talib (a.s) şöyle dedi: Selman Farisi bana dedi ki: “Ya Ebel Hasan, ben ve sen Resulullah’ ın yanında iken Hz. Resulullah, belime vurarak şöyle buyuruyordu!&nbsp;“Ya Selman,bu ve taraftarları kurtuluşa erenlerdir.&nbsp;“54<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;27- “Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip&nbsp;geçmiştir. Şimdi o ölür&nbsp;ya da&nbsp;öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah’a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükafatlandıracaktır ”&nbsp;55<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Huzeyfetul Yemani şöyle dedi: “Uhud savaşında Hz. Resulullah müşrikler ile savaşa başladığında, Hz. Resulullah’ın sahabeleri hüsrana uğradıklarında, İmam Ali, Ebu Dücana ile Resulullah’ın yanında savaşarak müşrikleri Hz. Resullulah’tan uzaklaştırdılar ve bunun akabinde Allah’u Teala bu ayeti Ali ve Ebu Dücane için nazil etti. “56<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 28- “…Kim dünya nimetini isterse, onu&nbsp;vereceğiz.&nbsp;Ahiret sevabını isteyene de&nbsp;ondan vereceğiz. Biz şükredenleri yakında&nbsp;mükafatlandıracağız.”&nbsp;57&nbsp;.<br><br>———————<br><br>53-&nbsp;Al-i&nbsp;Imran Suresi 104<br>54- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.68<br>55-&nbsp;AI-i&nbsp;Imran Suresi 144<br>56- Şevahid-ul TenziI c. 1 s. 136<br>57- AI-i Imran Suresi 145<br><br><br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İbn&nbsp;Abbas&nbsp;şöyle dedi:&nbsp;‘Yüce Allah Kur’an’ın iki ayetinde&nbsp;Ali’yi şükredenler diye zikretmiştir. (Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır) Al-i İmran 144, (Biz şükredenleri yakında mükafatlandıracağız) Al-i İmran 145 ifadeleridir.”58<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;29- “Kim ateşten uzaklaştırılıp cennete konursa, gerçekten muradına ermiştir…”59<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili’nin rivayetine göre, Hz. Muhammed (s.a) şöyle buyurdu:&nbsp;“Kıyamet günü olduğunda, cehennem köprüsünün üzerinde bir yol vardır. Ali bin Ebi Talib’in vilayeti (beraatı) olmayanara izin verilmeyecektir (geçemeyecekklerdir)”60<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birçok tefsir ve hadis alimleri bu hadisi kendi kitaplanna nakletmişlerdir. Onlardan bazıları şunlardır.<br><br>1. İbn-i Hacer Asakalani: Lisan-ul Mizan c. 1 s. 51<br>2 Harezmi (şafii): Menakib Ali bin Ebi Talib s. 253<br>3 Hafız Muhibiddin Taberi: Zuhair-ul ukba s. 71 ve Erriyaz- un Nazire c. 2 S. 177<br>4. Haliz Ebi Naim Ahmed Bin Abdullah İsfahani: Ahbar-ı İsfahan c. 1 s. 342<br>5. Zehebi (şafii): Mizan-ul İ’tıdal c. 1 s. 28<br>6. Şa’zan Manakıb Mi’et Manakıb: 26 s. 11<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 30-&nbsp;“…..Allah&nbsp;kattında mükafattır bu, daha güzel mükafat da&nbsp;gene Allah katındadır.”61<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani bu ayetin beyan ve tefsirinde diyor ki; Resulullah; bu ayet hakkında Ali’ye şöyle dedi:&nbsp;“Allah katında mükafattır bu “Ey Ali, bu ayetteki mükafat (sevap) sensin&nbsp;“62<br><br>——————–<br><br>58- Şevahıd-ul Tenzil c. 1 s. 136<br>59- AI-i Imran Suresi 185<br>60- Menakıb Ibn-i Meğazili s. 242<br>61-&nbsp;AI-i&nbsp;Imran Suresi 195<br>62- Şevahid-ul Tenzıl c. 1 s. 138 .</p>



<p>31- “Fakat Rabb’lerine karşı gelmekten sakınan kimseler için, içinden ırmaklar akan Cennetler vardır. Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar. Bu, Allah katından bir konaklamadır. İyi kimseler için, Allah katında olan daha hayırlıdır. 63<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Esbağ b. Nebbat’tan Hz Ali’nin şöyle buyurduğunu duydum: ”&nbsp;Hz. Resulullah elimden tuttuktan sonra şöyle buyurdu:<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ey kardeşim! Allah&nbsp;‘u&nbsp;Teala şöyle buyuruyor.&nbsp;‘Allah katından ki&nbsp;nimettir.&nbsp;. …&nbsp;‘<br>Ayetini okuduktan sonra şöyle dedi:&nbsp;Ey Ali&nbsp;sen&nbsp;mükafatsın (velayetin) ve senin taraftarların (şiaların)&nbsp;en&nbsp;hayırlılarıdır.&nbsp;“64<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 32- “…Ve, nefsinizi öldürmeyin, şüphesiz ki Allah, sizin için rahim olandır.”65<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle rivayet ediyor:&nbsp;“… Ve&nbsp;nefsinizi öldürmeyin” yani,&nbsp;“Peygamber ehlini (Ehl-i beytini) öldürmeyin.&nbsp;”&nbsp;Doğrusu Allah şöyle buyuruyor: “Gelin oğullarımızı&nbsp;ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, nefislerimizi ve nefislerinizi davet edelim…” Bu ayette:&nbsp;“oğullarımızdan kasıt İmam Hasan ve Hüseyin Kadınlarımızdan kasıt, Hz. Fatıma,&nbsp;nefislerimizden kasıt ise; İmam Ali’dir. “66<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 33- “Yoksa onlar, Allah’m kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar?..”&nbsp;67<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur:&nbsp;”&nbsp;Bu&nbsp;ayeti kerime Hz. Muhammed ve Hz. Ali hakkında indi, Allah’ın kendi fazlı, nübüvvet ve imamettir.”68<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayeti kerimenin İmam Ali hakkında indiğini itiraf eden bazı sunni alimleri ve kitapları şunlardır.<br>————————–<br><br>63. Al-i&nbsp;İmran Suresi&nbsp;198<br>64.&nbsp;Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.138<br>65. Nisa Suresi 29<br>66- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 143, Menakib Ibni Meğazili s. 318<br>67 – Nisa Suresi 54<br>68- Ğayet-ul Meram s. 325<br><br><br><br><br>1.&nbsp;Allame Şevafi Hafız Ebul Hasan İbn-i Meğazili: Menakib&nbsp;İbn-i Meğazili s. 267<br>2. İbn-i Hacer Heysemi Sevaik-ul Muhrike s. 150<br>3. Ebu Bekir Şehabeddin Hazremi şafi: Reşful Sadı s. 37 Mısır.<br>4. Hafız Süleyman Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s. 121<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;34- “. . . oysa biz İbrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, büyük bir mülk bağışladık”&nbsp;69<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Hacer Heysemi’nin rivayetine göre; İmam Muhammed Bakır (a.s) bu ayetle ilgili şöyle (Büyük bir mülk bağışladık) buyurmuştur:&nbsp;“Onlara (İbrahim ailesine) imameti verdik. Onlara&nbsp;itaat Allaha itaat ve onlara isyan ise Allah il isyandır.&nbsp;”&nbsp;70<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Değerli kardeşlerim imametten kasıt; İmam Ali ve on bir evladıdır. Hz. Resulullah imamların sayısını ve isimlerini birden defalarca sahabelere açıklamıştır. Bu konu hakkında onların alimleri tarafından değişik hadisler nakledilmiştir.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;35- “Ey&nbsp;İman edenler, Allah’a itaat edin Peygbere ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin.”&nbsp;71<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayeti kerime Hz. Resulullah’ın İmam Ali’yi Medine de kendi yerine halife tayin ettiğinde nazil olmuştur. Alluh’u Teala Müslümanlara emrederek Peygamber ve Peygamberin kendi yerine bıraktığı emir sahibi ve halifesine itaat etmelerini ve ona karşı gelmelerini yasaklamıştır.72<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;36- ‘Ve kim&nbsp;Allah’a&nbsp;ve Peygamberine&nbsp;itaat&nbsp;ederse..işte onlar,&nbsp;Allah’ın nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehitlerle&nbsp;beraberdir Bu Allah’ın büyük bir lütfüdür”73<br><br>—————-<br>69- Nisa&nbsp;Suresi 54<br>70- Savaik-ul Muhrike s. 93 mısır<br>71- Nisa Suresi 59<br>72- Ğayet-ul Meram s. 263-264’de Bak<br>73 Nisa Suresi 69-70<br><br><br><br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir.&nbsp;“Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse”&nbsp;den maksat:&nbsp;“Allah’ın farzlarına&nbsp;ve Hz. Resulullah in sünnetine itaat ederse.&nbsp;”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “İşte onlar, Allah’ın nimet verdiği Peygamberler, sıddıklar,&nbsp;şehitlerle beraberdirler”&nbsp;ayetinden kasıt:&nbsp;“Ali bin Ebi Talib, Cafer Tayyar, Hamza bin Abdulmuttalib, Hasan ve Hüseyin. Bunlar şehitlerin efendileri ve en hayırlılarıdır.&nbsp;”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Bu Allah’ın büyük bir lütfudur”&nbsp;dan maksat: “Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’in menzilesi, Resulullah’ın menzilesi gibidir.&nbsp;Cennette bir yerdedirler. “74<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;37- “Gerçekten münafıklar, ateşin en alt tabakasındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın”75<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Askır, Ahmed b. Hanbel’in rivayetine göre Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurmuştur:&nbsp;“Ey Ali, seni ancak mümin&nbsp;sever ve ancak münafık buğz eder.&nbsp;”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha sonra Hz. Muhammed bu ayeti okudu: “Gerçekten münafıklar, ateşin en alt tabakasındandırlar. “76<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili, Hz. Muhammed’in (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivavet etmiştir:&nbsp;“Vay EhI-i&nbsp;Beytime zulüm (eziyet) eden kişiye, münafıklarla&nbsp;beraber cehennemin en alt tabakasında cezalandırılacaktır.&nbsp;“77<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;38- “İman edip iyi işler yapanlar ise, Allah onlara ecirlerini eksiksiz ödeyecek ve onlara kendi fazlından fazlasını da verecektir.”78<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefi’nin rivayetine göre ibn-i Abbas şöyle demiştir:&nbsp;“Kur’an’da her ne kadar ‘iman edip iyi işler yapanlar’ hitabı varsa bu hitabın efendisi başta Ali’dir.&nbsp;Yüce Allah<br><br>———————-<br><br>74. Şevahid-ul Tenzil c.1 s. 153-154 ve Ircehul Metalib s. 22, Zehebi: Mızan-ul i’ti’dal kısım 2 s. 212<br>75. Nisa Suresi 145<br>76. Tarih ibni Asakir c. 2 s. 253<br>77 – Menakib ibni Meğazili s. 66<br>78. Nisa Suresi 173<br><br><br><br>Kitabında sahabeyi ayıpladığı halde Ali’yi hayırdan başka bir şeyle hiç bir zaman anmamıştır. “79<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;39- “Bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamı seçip beğendim.”&nbsp;80<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ebu Hureyre’den rivayet ediliyor ki: Zilhicce ayının on sekizinde. (Gadir Hum günü) Peygamber(saa) şöyle buyurdu:&nbsp;“Ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır. (Emiridir)”&nbsp;O an,&nbsp;“bu gün dininizi tamamladım”&nbsp;ayeti nazil oldu.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Denilir ki! Resulullah (s.a.a) Ali’nin halifeliğini beyan ettikten sonra ‘Ali’ye müminlerin emiri diye selam verin”&nbsp;diye buyurdu.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sonra Hz. Resulullah tekbir getirerek,&nbsp;“Allah’u&nbsp;Ekber, dini&nbsp;kemale erdirdiği için, nimeti tamamladığı için. benim risalemde (peygamberliğinde) Ebu Talib oğlu Ali’nin benden sonra velayetine razı olduğu için”&nbsp;buyurdu. 81<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;40- “Allah, iman edenlere ve iyi işlerde bulunanlara vaat etmiştir, onlar için bir bağışlama ve büyük bir ecir vardır.”82<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Hanefiyye Mevfik Bin Ahmed’in rivayetine göre Yezid Bin Şerahil Ensari, İmam Ali’nin şöyle dediğini duydum der:&nbsp;“Hz. Muhammed şöyle dedi:&nbsp;Ey Ali! Allah’u Teala’nın şu ayetini duymuyor musun: ‘Allah iman edenlere ve iyi işlerde bulunanlara” ayetinden kasıt; Sen ve taraftarlarındır ve bizim buluşmayı vaat ettiğimiz yer havuzun başıdır. “83<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 41- “İnkara sapanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, alevli ateşin hakkıdırlar onlar”84<br><br>79. Şevahid-ul Tenzil c.1 s.21<br>80. Maide Suresi 3<br>81. Durr-ul Mensur c. 3 s. 19. Kur’an’da Hz. Ali c. 2 s. 56-59, Menakib-i ibn-i Meğazili s. 322-323, Maktel-i Hüseyin Harezmi c. 1 s. 470.480, Menakıb Harezmi s.8O<br>82-Maide Suresi 9<br>83. Menakib il Harezmi s. 187<br>84- Maide Suresi&nbsp;10<br><br><br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız İbn-i Meğazili’nin rivayetine göre İbn-i Abbas dedi ki Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;“İnkara sapanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar.”&nbsp;Yani;&nbsp;Ali’nin velayetidir. Ali’nin velayet hakkını tanımak bütün alemlerin üzerine farzdır”85<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;42- “And olsun ki Allah israiloğullarından kesin söz almıştır’. Onlardan on iki güvenilir gözetleyici göndemiştik. “86<br><br>İbni Abbas şöyle demiştir: “Cabir b. Abdullah Ensari ayağa kalkarak:&nbsp;‘Ya Resulullah imamların sayısı kaçtır?’&nbsp;dedi. Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;‘Ya Cabir bana sorduğun için Allah sana rahmet eylesin, imamların sayısı Allah-u Teala’nın şu ayette buyurduğu İsrail oğullarının on iki güvenilir gözeticileri kadardır. Allah buyuruyor ki:&nbsp;‘<br><br>And olsun ki<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Ey Cabir imamlar 12 tanedir. Onların evveli Ali bin Talib&nbsp;ve&nbsp;sonuncusu Muhammed Mehdi ‘dir. “87<br><br><br>&nbsp;<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;43- “…Onları dosdoğru yola yöneltip iletir”&nbsp;88<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefi’nin rivayetine göre Yeman Mevla Mesab b. Zübeyr şöyle demiştir.&nbsp;“Ali bin Ebi Talib, insanları doğru yola iletir.”89<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;44- “Ey İman edenler, Allah’tan korkup-sakının ve sizi O’na yaklaştıracak vesile arayın. “90<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmam Ali (a.s) dedi ki, Hz. Resulullah bu ayetin tefsirinde şöyle buyurdu.&nbsp;“Evladımdan gelecek olan imamlara itaat, Allah’a itaattir, onlara isyan Allah’a isyandır. Onlar kopmayan&nbsp;kulp ve Allaha vesiledirler. “91<br><br>———–<br><br>85- Menakib ibni Meğazili s. 322-323<br>86- Maide Suresi 12<br>87 – Menakib Mi’et Menakib 40 s. 28-29<br>88- Maide Suresi 16<br>89- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 65<br>90- Maide Suresi 35<br>91- Meveddet Pınarları s.92<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Hindi bu ayetin tefsirinde,&nbsp;Ehl-i Beyt’in kıyamet gününde Allah’a vesile veren yakınları olduğunu kaydediyor.92<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayeti kerimenin İmam Ali hakkında indiğini birçok Sünni alimi kaydetmektedir. Onlardan bazıları şunlardır:<br><br>-Menkıb İbn-ı Meğazili s. 56<br>-İbn-ı Hacer Heysemi: Mecme-ul Zevaid c. 1 s. 239<br>-Menakib-ul Mi’et, Menakib 53 s. 36<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 45- “Ey İman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınama- sından korkmazlar. Bu, Allah’ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir.”&nbsp;93<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fahri Razi bu ayetin tefsirinde şöyle rivayet etmiştir: Bu ayet Ali’nin (a.s) hakkında indi, dedikten sonra şöyle naklediyor: Hz. Resulullah sancağı ona verdiği gün buyurduğu söz ona dalalet ediyor:&nbsp;“Sancağı öyle birisine vereceğim ki, o Allah’ı ve Resulunu sever, Allah ve Resulu de onu sever”&nbsp;bu vasfedilen sıfatlar bu ayette zikredilen sıfatlardır. 94<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Değerli okuyucu bu hadis sahih ve meşhurdur.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;46- “Sizin veliniz ancak Allah, O’nun Peygamberi ve namaz kılan ve rüku halinde zekat veren müminlerdir. “95<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehl-i Sünnet’in önde gelen tefsir alimlerinden biri olan Fahri Razi şöyle rivayet etmiştir: Ebu Zer dedi ki: “Bilin ki bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi fakat ona kimse bir şey vermedi.&nbsp;Bu sırada Hz. Ali<br>——————-<br><br>92- Irceh-ul Metalib s. 591-592<br>93- Maide Suresi 54<br>94- Mefatih-ul Ğayb c. 12 s. 30 Esnal Mutalib lil Cezni s. 10-11<br>95- Maide&nbsp;Suresi&nbsp; 55<br><br><br><br><br><br>rukü halindeydi. Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü hazretin parmağından çıkanp aldı.”&nbsp;Bunun üzerine Hz. Resulullah Allah’a yakararak şöyle dua etti “Allah’ım kardeşim Musa sana dua etti ve&nbsp;&nbsp;‘Rabbim gönlümü aç işimi kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz&nbsp;ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun’u… Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin’&nbsp;96&nbsp;dedi.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sende ona! ‘Senin isteklerin sana verildi. Ey Musa’97&nbsp;diye vahyettin.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allah’ım! bende senin kulun ve peygamberinim benimde gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali’yi, bana yardımcı ver, onunla kuvvetimi arttır.” Ebu Zer diyor ki:&nbsp;“And olsun Allah’a! Henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamamıştı ki, Cebrail ‘Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve namaz kılan ve rüku halinde zekat veren rnüminlerdir.”&nbsp;ayetini getirdi.&nbsp;98<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Değerli Kardeşlerim, bu ayetin İmam Ali (a.s) hakkında indiğine dair Ehl-i Sünnet alimleri ittifak etmişlerdir ve onlardan bazıları:<br><br>1.Harezmi: Ensab-ul Eşref c. 2 s. 150<br>2.Tefsir Muhiddin Bin Arabi: c. 1 s. 334<br>3.Menakib Havarezmi: s. 186<br>4.Cami-ul Beyan c. 1 s .165 taberi<br>5.İbn Kesir: Tefsir-ul Kur’an-ul Azim c. 2 s. 71<br>6. Vahidi: Esbab-ul Nuzul s. 148 mısır<br>7. Suyuti: Durr’ul Mensur c. 2 s. 295<br>8. Mutteki hindi: Kenzul Ummal c. 6 s. 405<br>9. Şevkani: Feth-ul Gadir c. 2 s. 50<br>10. İbn Esir: Camı-ul Usul c. 9 s. 478<br><br>—————–<br>16- Ta-ha&nbsp;Suresi 25-35<br>17- Ta-ha&nbsp;Suresi 36<br>18-&nbsp;Fahrı Razi:&nbsp;Tefsir-ul Kebir c.12 s. 26 Beyrut&nbsp;~6<br><br><br><br><br><br>11. Kenci: Kiyafetul Talib s. 250<br>12. Tefsir Kurtubi: c. 9 s. 336<br>13. Hafız Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s. 202<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;47- “Kim Allah’ı, Peygamberini ve inananları veli kabul ederse, bilsin ki, şüphesiz Allah’ın ordusu olanlar üstün gelirler. “99<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas şöyle demiştir:&nbsp;“Kim Allah’ı, Peygamberini ve inananları veli kabul ederse…” ayeti kerimesi İmam Ali hakkında has olarak indi.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani bu ayetin tefsirinde, İbn-i Abbas Hz. Resulullah’tan şöyle rivayet etmiştir. “… yüzüğü sana kim verdi? Dilenci şöyle dedi: “Ayakta olan (kişi Ali bin Ebi Talib)” Hz. Resulullah şöyle sordu: “Yüzüğü nasıl bir vaziyette verdi.” O dedi: “Yüzüğü namazda rüku halinde iken verdi.” Hz. Resulullah bunu duyduğunda tekbir getirerek şöyle dedi: Allahu Teala şöyle buyuruyor!&nbsp;“Kim Allah’ı, Peygamberini ve inananları veli kabul&nbsp;ederse, bilsin ki, şüphesiz Allah’ın ordusu üstün gelir.”100<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;48- “Ey&nbsp;Peygamber, Rabbin tarafından indirilen emri bildir…”&nbsp;101<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Vahidi’nin nakline göre, bu ayeti kerime Gadir Hum günü Ali bin Ebi Talib hakkında indi.&nbsp;102<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Fahreddin Razi bu ayetin tefsirinde şöyle naklediyor:&nbsp;“Ey Peygamber, Rabbin tarafından indirilen emri bildir ve eğer bu tebliği ifa etmezsen, O’nun elçiliğini yapmamış olursun…”&nbsp;ayeti kerimesi, Ali bin Ebi Talib hakkında indi. Ayet indiğinde Ali’nin elinden tutup, Resulullah (saa) şöyle buyurmuştur:<br><br>———<br><br>99- Maida&nbsp;Suresi 56<br>100- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 185-186<br>101- Maide Suresi 67<br>102-&nbsp;Vahidi: Esbab-ul Nuzul&nbsp;s. 135<br><br><br><br><br><br>“Ben kimim mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Ey Allah’ım Ali’nin vilayetini kabul edip onu seveni sen de sev ve onun vilayetini inkar edip düşman olana sende düşman ol”&nbsp;103<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cemaleddin Suyuti’nin ‘Durr’ul mensur’ adlı tefsir kitabında şöyle naklediliyor:<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ebu Said El Hudri dedi ki:&nbsp;“Bu ayeti kerime, Gadir Hum günü Ali bin Ebi Talib hakkında indi.”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başka bir rivayette, Abdullah b. Mesud şöyle buyurmuştur:&nbsp;“Bizler Resulullah (s.a.a) zamanında bu ayeti kerimeyi şöyle okurduk: (Ey Peygamber) Ali’nin müminlerin mevlası olduğunu sana inen emir üzere bildir ve eğer bu tebliği ifa etmezsen onun elçiliğini yapmamış olursun…”lO4<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehl-i Sünnetin önde gelen alimleri bu ayetin tefsirinde hepsi yukarıda aktardığımız gibi ittifak etmişlerdir. Ve onların önde gelenleri şunlardır.<br><br>-Muhammed el Şevkani: Felh-ul Kadir c. 2 s. 57<br>-Hakim Haskani: Sevahid-ul Tenzil c. 1 s. 188-190<br>-Allame Nisaburi Ebu Bekir Muhammed b. Hasan (şafii) Tefsir-ul Nisaburi: c. 6 s. 194-195<br>-İbn-i Esir: Es’ed-ul Ğabe C. 2 s. 67-Kahire<br>-Taberi: Zuhair ukba s. 67 Kahire<br>-Ahmed Bin hanbel: Musned c. 4 s. 281 Mısır<br>-Belği: Menakib s. 28 Hind.<br>-İbn Hacer-ul Askalani: Tehzib Tehzib c. 3 s. 327<br>-Zehebi: Mizan-ul rtidal c. 2 s. 107<br>-Nisai: Hasais Emiril Müminin s. 89<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;49- “Ey iman edenler akitleri yerine getirin”&nbsp;105<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Zehebi, Abdullah b. Abbas’ın, bu ayetin tefsirinde şöyle<br>——————<br><br>103. Tefsir-ul Kebir c. 6 s. 53<br>104- Suyuti: Durr’ul Mensur c. 2 s. 298<br>105- Maide Suresi 1<br><br><br><br><br>Dediğini nakletmiştir.&nbsp;“Kur’an’da her ne kadar ‘Ey İman edenler’ hitabı varsa, işte bu hitabın efendisi başta Ali’ dir. Yüce Allah kitabında sahabeleri ayıpladığı halde, Ali’yi her zaman iyilikle anmıştır:’106<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 50- “Allah buyurur ki: “İşte bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür.”&nbsp;107<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Hindi’nin rivayetine göre İbn-i Abbas şöyle dedi:<br>“Ali sıddıkların efendisidir.’108<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;51- “Allah kimi dilerse, saptırır; dilediği kimseyi de doğru yola iletir.” “Qnları seçkin kıldık ve doğru yola ilettik.”109<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani Hanefi’nin rivayetine göre: Bu iki ayeti kerimedeki,&nbsp;“Sıratel Müstakim” yani doğru yoldan kasıt hitabı İmam Ali’yedir.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O rivayetlerden biri de, İmam Muhammed Bakır (a.s) bu ayetin tefsirinde şöyle buyurdu:&nbsp;“Allahu Teala’nın işaret ettiği yol, Al-i Muhammed’in yoludur.”&nbsp;110<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;52- “De ki! Kesin delil ancak üstün ve mükemmel huccet, Allah’ın delilidir. O dileseydi hepsini doğru yola iletirdi.”&nbsp;111<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili, Enes’in bu ayetin tefsirinde şöyle dediğini nakletmiştir: Resulullah’ın yanında bulunuyorduk. Ali bin Ebi Talib’i gördüğümde şöyle buyurdu:&nbsp;“Ben ve Ali, kıyamet gününde bu ümmetin üzerine delil ve hüccetiz. “112<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Al-i Muhammedin kıyamet ve dünya gününde, yüce Allah’ın bu ümmet üzerine göndermiş olduğu delil ve hücceti olduğunu destekleyen hadisler çoktur ve onlardan bazıları:<br>——————<br><br>106. Zehebi Mizan I’tidal c. 3 s. 311<br>107. Maide Suresi 119<br>108- Inceh-ul MeTalib s. 19<br>109- En’am Suresi 39 ve 87<br>110- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 59-61<br>111. En’am Suresi 145<br>112- Menalib ibn Meğazili s. 40 ve 197<br><br>Suyuti: Meğt’ul Hadis s. 19<br>Taberi: Zehair-ul Ukba s. 77<br>Taberi: Rayazun Nazire c. 2 s. 193<br>Hatib Bağdadi: Tanh-ul Bağdat c. 2 s. 88<br>Harezmi : Menakıb-ı Harezmi s. 228<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;53- “Anaya babaya iyilik edin”113<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;“Yüce Allah bana itaat etmenizi ve bana karşı gelmemenizi; emrime tabi olmanızı farz kıldı. Bana tabi olmanızı farz kıldığı gibi benden sonra Ali bin Ebi Talib’e&nbsp;itaat etmenizi de farz kıldı. Bana karşı gelmenizi yasakladığı gibi ona karşı gelmenizi de yasakladı. Yüce Allah Ali’yi vezirim, varisim karar kıldı. Ali bendendir. Ben de Ali denim.Ali’yi sevmek iman, Ali’ye buğz ise küfürdür. Onu seven beni sevmiştir, ona buğzeden bana buğz etmiştir. Ben kimim mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır. Ben bütün müslümanların mevlasıyım. Ben ve&nbsp;o,&nbsp;bu ümmetin babasıyız.&nbsp;“114<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili, Hz.Resulullah’ın şöyle buyurduğunu naklediyor:<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Ali’nin müslümanlar üzerindeki hakkı, babanın evlatları üzerinde olan hakkı gibidir. “115<br><br>-Zehebi: Mi’zan İ’tıdal c. 2 s 313<br>-Asakalanı “Lısan-ul Mizan c. 4 s. 399<br>-Harezmi: Menakıb-ı Harezmi s. 23 ve 219<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;54- “İblis, beni azdırdığın için ant olsun ki, senin doğru yolun üzerinde otunıp onlara karşı duracağım.”116<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefi’nin naklettiği bir rivayete göre Hz. Muhammed (saa) bu ayetin tefsirinde şöyle buyurdu:&nbsp;«&nbsp;ayeti kerimede İblis’in,&nbsp;‘senin doğru yolun’&nbsp;dediği yol,&nbsp;Ali bin Ebu Talib’in yoludur. “117<br>——————<br><br>113- En’am Suresi 151<br>114 -Manakıb Mı’et Menakıb 22 s. 15<br>115- Menakib ibn-i Meğaziii s. 48<br>116- Araf Suresi 16<br><br><br><br><br>&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image İmam Ali" id="İmam-Ali"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/notes_211205_142342_67a8726973408707744727.jpg?w=739" alt="" class="wp-image-32" title="İmam Ali"/><figcaption>İmam Ali </figcaption></figure>



<p>55- ‘Ve derler ki, hamd olsun Allah’a ki; Bizi hidayeti ile buna ulaştırdı. Allah hidayet&nbsp;etmeseydi&nbsp;biz bunu bulamazdık… ”&nbsp;118<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Kabbisi, sünni alimlerinin önde gelen tefsir alimlerinden olan Taberi den şöyle naklediyor. Hz. Resulullah Gadir Hum günü hutbesinde şöyle buyurdu:&nbsp;“Ey insanlar size dediğim gibi, müminlerin emri Ali’yi tebrik edin’. Ve şöyle deyin&nbsp;‘Ve derler ki hamdolsun Allah’a ki; bizi hidayeti ile buna ulaştırdı. Allahu Teala bütün söylenenleri (kalbinde), nefsinde hainlik olanları da biliyor. “119<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 56- “….A’raf üzerinde herkesi simasından&nbsp;tanıyan adamlar&nbsp;vardır.”&nbsp;120<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Hacer (şafii) Sa’lebi’nin tefsirin’den İbn-i Abbas’ın bu ayetin tefsirinde şöyle dediğini rivayet ediyor: “A’raf, sırat köprüsünün üstünde olan yüksek, bir dağdır. O dağın üzerinde Ab- bas, Hamza ve Ali bin Ebi Talib ve Cafer-i Tayyar dururlar. Kendilerini sevenleri yüzlerinin (nurundan) beyazlığından ve kendilerine buğzedenleri ise yüzlerinin kara olmasından tanırlar. “121<br>&nbsp;<br>(Not: Imam Cafer Sadık buyurdu ki:”A’raf üzerinde duracak olanlar Ehl-i Beyt imamlarıdır.”)<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;57- “A’raf ehl-i simalarından tanıdıkları bir takım adamlara, ‘Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size yarar sağladı”&nbsp;l22<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Süleyman Kunduzi’nin rivayetine Selman Farisi şöyle demiştir: Hz. Muhammed’in Imam Ali’ye on dan fazla şöyle buyurduğunu duydum:&nbsp;“Ey Ali sen ve&nbsp;senin vasilerin (imamlar)&nbsp;cennet ile cehennem arasında Araf ehlisiniz. Sizi tanıyanlar ve<br><br>117_Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.200<br>118. Araf Suresi 43<br>119. Kitap Maza rı Tarih c. 3s. 156, Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.200<br>120- A’raf Suresi 46<br>121- Sevalk-ul Muhrike s.101<br>122- A’raf&nbsp;Suresi 48<br><br><br>&nbsp;<br><br>sizin tanıdığınız (vilayeti kabul edenler) cennete girebilecek ve&nbsp;&nbsp;cehenneme de ancak sizi inkar edenler ve sizin inkar ettikleriniz&nbsp;&nbsp;girecektir. “123&nbsp;.</p>



<div class="wp-block-media-text alignwide has-media-on-the-right is-stacked-on-mobile is-vertically-aligned-center is-image-fill İmam-Ali" style="grid-template-columns:auto 85%" id="İmam-Ali-"><figure class="wp-block-media-text__media" style="background-image:url(https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/notes_211213_013926_a329194003023734597098.jpg?w=400);background-position:52% 49%"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/notes_211213_013926_a329194003023734597098.jpg?w=400" alt="" class="wp-image-33 size-full"/></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-text-align-center">İmam Ali</p>
</div></div>



<p><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;58- “… Affet deyin ve kapıdan secde ederek girin ki, hatalarınızı&nbsp;bağışlayalım,&nbsp;iyilik yapanlara ihsanımızı arttıracağız demiştik.”l24<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Heysemi (Safii)nin rivayetine göre Hz. Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;“Ehl-i Beyt’imin sizin aranızda ki misali, İsrail oğullarının Hitta kapısı (Selamet kapısı) gibidir. Kim o kapıdan&nbsp;girerse Allah onu bağışlar. “125<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mutteki Hindi’nin rivayetine göre Hz. Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;“Ali bin Ebi Talib Hitta kapısıdır. Kim o kapıdan girerse mümin olur, ve kim de o kapıdan çıkarsa kafir olur. “126<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sünni hadis alimleri yukarıda size sunmuş olduğumuz hadisi kendi kitaplarında kaydetmişlerdir. Ve onlardan bazdan şunlardır:<br><br>-Suyuti: El kaul-ul Celil, hadis 39<br>-Şeyh Muhammed Derulşi: Esnal Metalib ti Ehadıs Muhtelefet-ul Meratıb Huruf-ul Ayn s. 141 Mısır<br>-Allame Hındi: Menakıb Aynı s. 38<br>-İbrahim Bin Abdullah Ri’sabi: Esna’l Metalib 18 babın sonu.<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;59- “Hani Rabbin: Ademoğullarının sulbünden soyunu çıkarmış ve kendilerini nefislerine şahit tutmuş: Ben, sizin Rabb’niz değil miyim?” demişti. Onlar da demişlerdi ki: “Evet, biz buna şahidiz. Kıyamet günü: “Bizim bundan haberimiz yoktu.” demeyiniz”&nbsp;l27<br><br>——————–<br><br>123- Yenabi-ul Mevedde s. 452, Şevahid-ul Tenzil c.1 s.199<br>124. A’raf Suresi 161<br>125- Mecme-ul Zevaid c.9 s.153<br>126- Kenz-ul Ummal c.6 s. 153<br>127 – A’raf Suresi 172<br><br><br><br><br>Bazı sünni alimleri bu ayetin tevil ve tefsirinde şöyle rivayet etmişlerdir: Hz. Muhammed (saa) şöyle buyurdu:&nbsp;“İnsanlar Ali’nin ne zamandan beri müminlerin emiri sıfatını aldığını bilselerdi, onun faziletlerini inkar etmezlerdi. Ali müminlerin emiri&nbsp;sıfatını aldığında Adem (a.s)&nbsp;ruh ve ceset arasında idi.&nbsp;Yüce Allah mübarek kitabında şöyle buyurdu. “Hani Rabbim: Ademoğullarının sulbünden soyunu çakarmış…”<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;60- “Allah’ın doğru yola ilettiği kimse, doğru yoldadır. “129<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Süleyman Kunduzi’nin rivayetine göre Hz. Ali hutbelerinin birinde şöyle buyurdu:&nbsp;“Benim yol gösteren (hadi) ve benim hak yola ileten “130<br><br><br><br>&nbsp;<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;61-&nbsp;“Yarattıklarımızdan&nbsp;öyle bir ümmet vardır ki, onlar hakkı gösterirler ve onunla adaleti uygularlar. “131<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Süleyman Kunduzi’nin rivayetine göre Hz. Ali’den, Hz. Peygamber şöyle buyurdu:&nbsp;“Benden sonra ümmetim yetmiş üç fırkraya ayrılacak, yetmiş ikisi ateşliktir, bir fırkra, fırka-i&nbsp;naciyedir.&nbsp;”&nbsp;Hadısi şerif-i beyan ederken şöyle buyurmuşlardır: ‘Yarattıklanmızdan öyle bir ümmet vardır ki, onlar hakkı gösterirler ve onunla adaleti uygularlar.”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Bu ayeti kerimede, fırkai naciye beyan edilmiştir ki bu, ben, Ehl-i Beyt’im ve bize tabi olanlardır. “132<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;62- “Ey Allah’ım, eğer bu kitap senin katından gelen bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır ya da bize elem verici bir azap ver.” demişlerdi.”&nbsp;133<br><br>————–<br><br>128. Delail-ul Sıdk, Allame Deylemiden naklen, Meğazili: Menakıb ibni Meğazili s. 271-172<br>129- A’raf Suresi 178<br>130- Yenabi-ul Mevedde s. 495<br>131- A’raf S uresi 181<br>132-Meveddet Pinarları s. 23 Ş. Yeşil yayınları ist<br>133- Enfal&nbsp;Suresi 32<br><br><br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Kabbisi, Hafız Ebi Ubeyd-ul Harvi’nın tefsirinden (Ğarib-ul Kur’an) naklen şöyle rivayet ediyor: Hz. Resulullah (saa) Gadır Hum günü Ali’nin hakkını (velayetini ve imametini) duyurduktan sonra, Cabır b. Nezer b. Hans b. Keldı Adbi Hz. Muhammed’e gelerek şöyle dedi: ‘Ya Muhammed, Allah’ın birliğini ve senin Allah’ın resulü olduğunu, namaz kılmayı, oruç tutmayı, hacca gitmeyi, zekat vermeyi emrettin ve kabul ettik. Bunlardan razı deyilmisin ki, amcan oğlu Ali’yi bizden (Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır) diyerek üstün tutuyorsun.&nbsp;Bu senden mi yoksa Allah’tan mi?”&nbsp;Hz. Muhammed şöyle buyurdu:&nbsp;“Vallahi bu emir Allah’tandır.”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cabir giderek şöyle dedi:&nbsp;“Ey Allah’ım eğer Muhammed doğru söylüyorsa, gökyüzünden başımıza taş yağdır ya da bize elem verici bir azabı indir, Cabir kendi grubuna ulaşamadan, Allah’u Teala gök yüzünden taş indirerek, onu öldürdü. “134<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sünni alimlerinin önde gelenlerinden Şeyhul İslam Hamaveyni (hanefi) Feraid-ul Semteynn bab 13 de naklediyor.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbni Sabbağ (maliki): Fusul-ul Muhimme s. 36<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şeblenci (Şafii): Nur-ul Ebsar s. 78<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;63- “Halbuki sen (Muhammed) onların içinde iken, Allah onlara azap edecek değildi…”135<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meveddet Pınarları adlı kitabın yazarı, bu ayetin tefsirinde şöyle naklediyor:&nbsp;“Resulullah (saa) bu ayette beyan olunan, zat- i şerifleri hakkındaki mananın, kıyamet gününe kadar, Ehl-i Beyt’inden gelecek İmamlar hakkında da tecelli edeceğini beyan buyurmuşlardır. Nasıl ki Resulullah (saa) ehli arza eman ise, Ehl-iBeyt’i de arz ehlinin emanıdır.”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu konu hakkında pek çok hadis zikr olunmuştur. Nitekim Resulullah (saa) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:&nbsp;“Ehl-i Beytim Ehl-i arzın emanıdır. Ehl-i beyt’im helak olursa dünyanın sonu gelir.”136<br>—————-<br><br>134- Maza fil Tarih c. 3 s. 151<br>135- Enfal Suresi 33<br><br><br><br><br>&nbsp;<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;64- “……Hem de O’nun dostu olmadıkları halde, O’nun dostları ancak Allah’tan korkanlardır, fakat çoğu bunu bilmezler”137<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani’nin rivayetine göre, İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: “Hem de onun dostu olmadıklan halde” ayetinden kasıt; Mekke kafirleri “Onun dostları ancak Allah’tan korkanlardır,” ayetinden kasıt büyük şirklerden korkanlardır. Yani: “Ali bin Ebi Talib, Hamza, Cafer ve Akil’dır.” Bunlar Allah’ın dostlandır. Fakat çoğu bunu bilmezler. “138<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 65- “…Bilin ki ele geçirdiğiniz ganimetin beşte biri Allah’ın, Peygamberin ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır, Allah, her şeye güç yetendir.”l39<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İman Cafer-i Sadık, (as) şöyle buyurdu:&nbsp;“Ayeti kerimede kastedilen Peygamberin yakınları olan; müminlerin emiri Ali ve geri kalan Ehl-i Beyt imamlarıdır.&nbsp;“<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Peygamberin döneminde elde edilen ganimetierin beşte biri Ehl-i Beyte tahsis ediliyordu. Bu tahsis Peygamberden sonra, Ebubekir, Ömer, Osman’ın döneminde verilmedi. Emevi ve Abbasi döneminde de verilmedi. Lakin bir çok Sünni tefsir alimleri bu ayeti kerimenin tefsirinde işaret edilen, yakınlardan kastın, Ali bin Ebi Talib (a.s) olduğuna işaret etmişlerdir. Ona göre ki, İmam Ali peygamberin kardeşi, damadı ve amcasının oğludur. Ve o akrabalık bakımından Peygambere en yakın olandır. Bu konu hakkında aşağıda size aktaracağım kaynaklara müracaat edebilirsiniz.<br><br>-Dur’ul Esrar c. 1 s. 159<br>-Cami-ul Beyan fi Tefsirul Kur’an bu ayetin tefsirinde<br>-Tefsir-ul Kasımi: c. 8 s. 3001 Mısır&nbsp;.<br>-Tefsir-ul Tehrir ve Tenvir c. 10 s. 9 Tunus<br>————————<br><br>136- Hz. Muhammed (saa)&nbsp;Al-i&nbsp;Aba on iki Imam, Mehdi Resul, Meveddet Pinarlan ,.&nbsp;Yeşil Yayınları s. 131-132&nbsp;ıst<br>137 – Enfal Suresi&nbsp; 34<br><br><br><br><br><br>-Tefsir-ul Kur’an-i lil Kur’an c. 5 s. 618<br>-İhya-ul Ulumud Din c .3 s. 410 Kahire<br>-Musned Ahmed Bin Hanbel c. 1 s. 320 Mısır<br>-Tefsir-ul Keşşaf bu ayetin tefsirinde Mısır<br>-Kur’anda Ehli Beyt 104<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;66- “Eğer seni aldatmak isterlerse; Muhakkak ki Allah sana yeter. Seni ve müminleri yardımıyla destekleyen O’dur”&nbsp;l40<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ebu Hureyre’nin nakline göre: Hz. Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;‘Arşın üzerine şöyle yazıldığını gördüm. Allah’tan başka bir ilah ve O’nun şeriki yoktur. Muhammed, Allah’in peygamber ve&nbsp;uludur. Ve Onu Ali ile destekleyip kuvvetlendirdim.&nbsp;”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayetteki Allah’ın yardımından kasıt:&nbsp;“Müminlerin emiri İmam Ali’dir. ”&nbsp;Nitekim bunu destekleyen birçok sünni alimleri kitaplannda yer vermişlerdir.<br><br>-Süleyman Kunduzi Hanefi: Yanabi-ul Mevedde s. 94<br>-Taberi: Zehair-ul Ukba s. 69<br>-Hafız Ebul Hasan b. Meğazili: Menakib adlı kitabında s. 39<br>-Harezmi: Menakib Harezmi S. 234<br>-Taberi: Rıyaz-ul Nezer c. 2 s. 272<br>-İbn Hacer: Mecme-ul Zevaid c. 9 s. 121<br>-Alaeddin Hindi (Hanefi): Kenzul Ummal c. 6 s. 158<br>-Habb Bağdadi: Tarih-ul Bağdat c. 11 s. 173<br>-Kur’an’da Ehli Beyt s. 100. 105<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 67- “Ey Peygamber, sana ve sana uyan müminlere Allah&nbsp;yeter”141<br><br>———————-<br><br>138- Şevahid-ul Tenzil c.1 s. 216<br>139- Enfal Suresi 41<br>140- Enfa\ Suesi 62<br>141- Enfal Suresi&nbsp; 64<br><br><br><br><br>Hatib Ebu Bekir Ahmed b. Ali Bağdadi’nin nakline göre, Cabir b. Abdullah Ensari bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: “Ey Peygamber, sana ve sana uyan müminlere Allah yeter” ayetinden maksat;&nbsp;Ali bin Ebi Talib’tir ve müminlerin efendisidir.”142<br><br>-Allame Hindi: İrceh-ul Metalib s. 88<br>-Allame Hanefiyye Mir. Muhammed Salih Keşfi Tirmizi: Menakıb Iıl Keşfi ewel bab’da naklediyor<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;68- “En büyük hac günü, Allah ve Resulünden insanlara bir ilan bildirilir. Allah ve Peygamberi müşriklerden kesinlikle uzaktır.”l43<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tefsir ve tarih alimlerinin nakline göre, Tövbe suresinin bu ayeti indiğinde, Hz. Peygamber Ebu Bekiri Tövbe suresi ile Mekke’de bulunanlara ilan etmesi için gönderdikten sonra Cebrail (a.s) Peygambere gelerek şöyle dedi:&nbsp;“Rabbin sana selam söyler ve buyurur ki: Benim yerime ancak sen veya senden olan biri eda edebilir!”&nbsp;Bunu duyan Peygamber hemen Müminlerin Emiri Ali’yi Ebu Bekir’in arkasından gönderip, sureyi ondan almasını ve onu müşriklere İmam Ali’nin okumasını buyurdu. İmam Ali yolda Ebu Bekir’e yetişip, ayetleri onun elinden aldı. Mekke’ye ulaştığında, İmam Ali sureyi hazır olanlara bildirdi. Bu olaydan sonra Hz. Peygamber şöyle buyurdu:&nbsp;“Benim yerime ancak ben veya Ali eda edebilir.”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tefsir, tarih ve hadis alimleri bu ayetin tefsirinde yukarıda aktardığımız gibi bu olayı ittifak ile kaydediyorlar. Ve onlardan bazıları şunlardır:<br><br>-Sahih Buhari c. 5 s. 37<br>-Taberi: Camı-ul beyan fi Tefsir-ul Kur’an c. 1 s. 46<br>-Tefsir-ul Menar c. 10 s. 157<br>-Tefsir-ul Kur’an-ul Kerim Şeyh Şeltut s. 608<br>-Tefsir-ul Tehrir vel Tenvir c. 10 s. 100<br>—————————<br><br>142- Menakib Hatib Bağdadi&nbsp;s. 186<br>143- Tövbe Suresi&nbsp; 3<br><br><br><br><br>-Tefsir-ul Kasımi c. 8 s. 3069<br>-Durr’ul Mensur: Bu ayetin tefsirinde<br>-Nizamul Dur. C. 8 s. 364-365<br>– Tefsir-ul Kur’an-iI lil Kur’an c. 5 s. 698<br>-Menakıb Harezmi s. 24 ve 223<br>-Menakıb ibni Meğazili s. 112<br>-Feraidul Semteyn s. 58<br>-Sevaik-ul Muhrike s. 75, 93<br>-Mizan-ul İ’tidal Zehebi c. 1 s. 205<br>-EI İstiab c. 3 s. 35<br>-Kifayet-ul Talib s. 242<br>-Fezail Ali Bin Ebi T alıb İbni Hanbel c. 1 s. 43<br>-Hasais-ul Emiril Müminin Nisai s. 20<br>-Menakıb Ayni s. 18 ve 198<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;69- “Eğer antlaşmalarından sonra yine yeminlerini bozar ve dininize saldırırlarsa; o kafir önderlerini hemen öldürün çünkü onların yeminleri yoktur….”l44 .<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskanni’nin rivayetine göre: Müminlerin İmamı Hz. Ali şöyle buyurdu:&nbsp;“Cemel ve Sıfiın Savaşında, karşı tarafa ancak Allah’ın kitabındaki şu ayete dayanarak savaştım&nbsp;ve&nbsp;bu ayet bu gün için nazil oldu.&nbsp;Eğer antlaşmalarından sonra yine yeminlerini bozar ve dininize saldırırlarsa”145<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başka bir rivayette İmam Basra’da iken Cemel savaşı başlamadan önce bu ayeti okudu ve şöyle buyurdu: Anah’a andolsun ki, Resulullah (saa) bana ahdedip şöyle buyurmuştu:&nbsp;“Ey Ali! yeminlerini bozanlara; baği, asi olanlara ve dinden çıkanlara karşı savaşacaksın ki, bunların imanı yoktur.&nbsp;“<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;70- “Hacılara su vermeyi, Mecid-i Haram’ı onarmayı Allah’a ve Ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihat edenlerin imanı ile bir mi tutuyorsunuz? Onlar Allah katında bir olmazlar Allah zulmeden toplumu doğru yola iletmez.” “İnanan, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat eden kimselere Allah katında büyük dereceler vardır. Kurtuluşa erenlerde işte onlardır.”l46<br><br>———————–<br><br>144- Tövbe Suresi 12&nbsp;.<br>145- Şevadhid-ul Tenzil c. 1 s. 205, Kur’an’da Ehli Beyt s. 106<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Süleyman, Nesai’nin ikinci cildinden Muhammed b. Kab El Kurtubi’nin şu rivayetine göre: “Bir gün Abd-ud Dar’dan Talha b. Şeybe, Abbas b. Abd-ul Muttalib Kabe’ye olan hizmetlerinden bahsedip iftihar ediyorlardı. Talha, “Kabe’nin anahtarları bende”, Abbas ise “sulama işi bana ait” diyordu. Yanlannda bulunan Hz. Ali’de şöyle buyurdu:&nbsp;‘Ben bu beyte herkesten altı yıl öncesinden secde edenim ve cihat eden benim’&nbsp;dedi. Ve akabinde Cebrail (a.s) bu ayeti getirdi. “Hacılara su vermeyi Mescid-i Haram-ı onarmayı…”147<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurdu: Ayet, Ali, Hamza, Cafer, Abbas ve Şeybe hakkında indi. Abbas ve Şeybe, Ali’ye karşı iftihar ederek, Abbas şöyle dedi: “Ben senden daha faziletliyim çünkü hacılara su vermek benim elimdedir. Şeybe de dedi ki: Ben de senden daha faziletliyim çünkü Mescid-i Haram-ı tamir etmek benim elimdedir: İmam Ali’de şöyle buyurdu:&nbsp;Ben ikinizden daha faziletliyim. Çünkü sizden önce Allah’a iman ettim ve Allah yolunda cihatta ve hicrette bulundum.”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkisi de dedi ki: “Bizler Resulullahım (saa) vereceği hükme razıyız.”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beraberce Resulullah’ın huzuruna varıp, herkes dediğini tekrarladıktan sonra, yüce Allah Peygamberine şu ayetleri indirdi: “Siz, hacılara su vermeyi, Mescid-i Haram-ı tamir etmeyi,&nbsp;Allah’a ve Ahiret gününe inanan…..”148<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehl-i sünnetin önde gelen alimleri bu ayetin tefsir ve tevilinde yukarıda aktardığımız gibi rivayet ediyorlar ve onlardan bazıları şunlardır.<br>————————–<br><br>146- Tövbe Suresi 19-20<br>147- Meveddet Pmarlani, s.18<br>148- Kur’an’da Ehl-i Beyt&nbsp;s. 108<br><br><br><br><br>-Kifayet-ul Talib s. 237-238 Kenci Şafii<br>-Ruhul Beyan c. 1 s. 323<br>-Nur-ul Ebsar s. 77<br>-Nuzhet-ul Mecalis c. 2 s. 169<br>-Tefsir-ul Celalin c. 1 s. 10<br>-Tefsirul Kurtubi c. 8 s. 91<br>-Tefsirul Menar c. 1 s. 216<br>-Tefsirul Kur’an-ul Azim c. 2 s. 241<br>-Cami-ul Beyan fi Tefsirul Kur’an c. l0, s. 68<br>-Mefatih-ul Gayb c. 4 s. 422<br>-Esbâb-ul Nuzul s. 182<br>-Durr’ul Mensur c. 3 s. 218<br>-Fusulul Mubimme s. 123<br>-Camı ul Usul c. 9 s. 477<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;71- “Ey lman edenler, Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun”149<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Asakır bu ayetin tefsirinde şöyle rivayet ediyor: Ayetten kasıt;&nbsp;“Ali bin Ebi Talib ile beraber olunuz.”150<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: “Bu ayetteki&nbsp;‘Ey iman edenler’&nbsp;ve&nbsp;‘doğrularla beraber olun’&nbsp;hitaptan kasıt,&nbsp;İmam Ali bin Ebi Talib’e has olarak nazil olmuştur.”151<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayeti kerimenin İmam Ali hakkında indiğini birçok sünni alimi kaydetmektedir. Onlardan bazıları şunlardır.<br><br>-İbn-i Hacer Heysemi: Sevaik-ul Muhrike s. 93<br>-Kenci Şafi: Kifayet-ul Talib s. 111<br>-Hamaveyni Şafii: Feraid-ul Semteyn c. 1 s. 68<br>-Suyuti: Ed Durr’ul Mensur c. 3 s. 390<br>——————————-<br><br>149- Tövbe Suresi 119<br>150- Tarih Medinet Dimeşk c. 2 s. 421-422<br>151 Menakibi Harezmi s. 196<br>-Hafız Süleyman Kunduzi: Meveddet Pinarlan. s. 33, 105,130<br>-Zerendi Hanefi: Nizam Durr-ul Semteyn s. 92<br>-Allame Hindi: İrceh-ul Metalıb Fi Menakıb Ali Bin Ebi Talib s. 60</p>



<p>72- “…..Hakka eriştiren mi, yoksa götürülmeden gidemeyen mi uyulmaya daha layıktır. Ne oluyor size, nasıl hüküm ediyorsunuz?”&nbsp;152<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani’nin nakline göre İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: “Kendi aralarında tartışan kavim, bu münakaşayı Hz. Peygambere götürdüler ve Hz. Peygamber bazı sahabelerine emrederek onların aralarında hüküm vermelerini istedi. Verdikleri hükümden razı olmadılar.&nbsp;Daha sonra İmam Ali’nin hüküm vermesini istedi. Onların arasında hüküm verdi ve onlar onun verdiği hükümden razı oldular.&nbsp;Bunun üzerine bazı münafıklar onlara şöyle dedi: Falan kişi size hüküm etti fakat razı olmadınız. Fakat Ali size bir hüküm verdi ve onun hükmüne razı oldunuz vay halinize! Bunun mukabilinde yüce Allah Ali’nin hakkında bu ayeti indirdi.&nbsp;‘Hakka eriştiren mi, yoksa…’ Ondan dolayı ki, Ali’nin verdiği hüküm en doğru hükümdür.”153<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;73- “O gerçek mi? diye senden haber sorarlar. De ki: Rabbime and olsunı ki o, muhakkak gerçektir……”&nbsp;l54<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani’nin rivayetine göre:&nbsp;Mekke ehli Ya Muhammed, Ali’nin imameti hakkında söylediklerin gerçek mi?&nbsp;Dediler. Hz. Resulullah buyurdu:&nbsp;“Rabbime andolsun ki, Ali hakkında söylediklerim doğrudur.&nbsp;“155<br>————–<br><br>152 &#8211;<a href="http://Yunussuresi">Yunus Suresi 35</a><br>153- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 265<br>154- Yunus Suresi 53<br>155- Sevahid-ul Tenzil&nbsp;c. 1 s.267<br><br><br>&nbsp;<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;74- “De ki: Allah’ın fazileti ve rahmeti ile…”156<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sünni alimlerinin önde gelenlerinden biri olan İbn-i Asakir Tarih Medinet-i Dimeşk’ adlı kitabında, Abdullah Bin Abbas’ın bu ayetin tefsirinde şöyle dediğini rivayet ediyor:&nbsp;“Allah’ın Fazileti Resulullah (saa) ve Allah’ın Rahmeti ise Ali’dir.”157<br><br><br>&nbsp;75- “Biliniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.”&nbsp;158<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Harezmi Enes’den Hz. Peygamber şöyle buyurdu:&nbsp;“Ali ve Onun zürriyeti ve sevenleri (taraftarları) cennete ilk önce gireceklerdir. Ve Onlar cennette Allah’in ve Allah dostlarının komşularıdır. “159<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakkim Haskani Ebu Hureyre’den Hz. Resulullah şöyle buyurdu: “… .İnsanlann&nbsp;üzüldüğü ve insanların korktuğundan korkmazlar ve üzülmeyecekler, eğer onlar üzüldüğünde biliyor&nbsp;musunuz kimlerdir.&nbsp;”&nbsp;Dedik ki: “Hayır ya Resulullah” Hz. Resulullah buyurdu: “Onlar, Ali bin Ebi Talib, Hamza b. Abdulmuttalib, Cafer ve Akil’dır.&nbsp;”&nbsp;Hz. Resulullah daha sonra bu ayeti kerimeyi okudu:&nbsp;“Biliniz ki, Allahın dostlarına&nbsp;korku yoktur “160<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;76- “Ona bir hazine indirilse veya onunla beraber bir melek gelse ya!” demelerinden dolayı canın sıkılarak sana vahyedilen âyetlerin bir kısmının tebliğini terkedecek değilsin ya! Sen ancak bir uyarıcısın. Allah her şeye vekildir..”161<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayetin tefsirinde Hz. İmam Cafer-i Sadık (a. s) şöyle buyurdu: Ayeti kerimenin iniş sebebi şudur: Hz. Peygamber (saa) bir gün İmam Ali’ye buyurdu ki:&nbsp;“Ey Ali! Allah’tan seni bana vezir kılmasını istedim ve kabul etti; Seni vasim kılmasını istedim, kabul etti ve seni ümmetimin üzerine halifem olmanı istedim yine kabul etti.<br>——————<br><br>156- Yunus Suresi 58<br>157- Tarihık Medinet Dimeşk. s. 428, Fazılet-i Ehli Beyt-i Resulullah s. 73<br>158- Yunus Suresi 62<br>159- Menakib Harezmi s.32<br>160 Sevahid-ul Tenzil c. 1 s. 270<br>161- Hud Suresi 12<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Peygamberin yanında duran, Kureyşliler’den&nbsp;iki kişi birbirine şöyle dediler: “Allah’a ant olsun ki, su tulumunun içinde çürümüş, eskimiş bir tabak hurma, Muhammed’in Rabbin’den istediğinden daha hayırlıdır. Rabbin den bir melek gelseydi de, ona yardımcı olsaydı ve yahut ona mülk indirseydi de, fakirliğini giderseydi Allah’a and olsun ki, kendisi hakla veya batılı Allah’tan dileseydi, isteği kabul edilecekti!” Ve bunun akabinde Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi?:&nbsp;“Ona bir hazine indirilseydi, yahut onunla beraber yanında bir melek de gelseydi…”162<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sünni alimlerinden olan Hakim Haskani’de bu ayetin tevil ve tefsirinde yukarıda naklettiğimiz hadise yakın bir hadis nakletmiştir.&nbsp;163<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 77- “Rabbinden gelmiş açık bir delile dayanan kimse (hiç ötekiler gibi olur mu)? Bu delili de rabbinden gelen bir şahit izliyor…”&nbsp;l64<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Süleyman kunduzi, <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/">İmam Ali’nin</a> bu ayetin tefsirinde şöyle buyurduğunu naklediyor:&nbsp;“Beyyine (Açık bir delil) Hz. Muhammed; Şahid de benim”165<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Şevkani’nin nakline göre bu ayet hakkında, Hz. Resulullah (saa) şöyle buyurdu:&nbsp;“Rabbinden açık bir delil üzerinde bulunan benim ve ardınca da rabbi tarafından bir şahid gelen ise&nbsp;Ali’dir. “166<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Asakir Tarih Medinet-i Dimeşk’ adlı kitabında bu ayetin tefsirinde yukarıda naklettiğimiz rivayet aynen nakledililiyor.167<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sünni alimlerinin önde gelenleri bu ayetin tefsirinde,&nbsp;bu ümmetin şahidinin İmam Ali olduğuna&nbsp;dair birçok rivayetler nakletmişlerdir ve onlardan bazıları şunlardır.<br>——————-<br><br>162- Kur’an’da Elh-i Beyt s.124<br>163- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.282-283<br>164- Hud Suresi 17<br>165- Meveddet Pınarlani s. 25<br>166- Feth-ul Kadir c. 2 s. 466<br>167- Tarih Medinet-i&nbsp;Dirneşk s. 420-421<br><br><br><br>Suyutı: Durr’ul Mensur c. 3 s. 324<br>Muttuki Hindi Hanefi: Kenzul Ummal c. 1 s. 251<br>Kenci Şafii: Kifayet-ul Talib s. 111<br>Fahri Razi: Mefatih-ul Gayb bu ayetin tefsirinde<br>Harezmi: Menakib Harezmi s. 197<br>Meğazili: Menakıb İbn-i Meğazili s. 270-271<br>İbn-ı Ebi-l Hedid Mutezili: Şerh-ul Nehcul Belağa c. 1 s.208 Mısır<br>Taberi: Cam-ul Beyan Fi Tefsir-ul Kur’an c. 21 s. 10<br>Cevzi: Tezkiretul Havas-ul Ummeh s. 10<br>Hindi Ubeydallah Besmel: İrceh-ul Metalib s. 62<br>Mes’ud el Beğvi: Ma’alim el Tenzil c. 3 s. 224<br>Alaeddin Ali Bin Muhammed Hanin: Hanin Tefsiri c. 3 s.224<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;78- “Yeryüzünde hepsi de aynı kaynaktan sulanan birbirine sınır toprak parçaları, üzüm bağları… “168<br><br>Cabir b. Abdullah Ensari bu ayetin tefsirinde, Hz. Resulullah’ın İmam Ali’ye şöyle dediğini duydum:&nbsp;”&nbsp;Ya Ali, insanlar muhtelif soylardan&nbsp;sen&nbsp;ve ben ise bir soydanız (bir ağaçtanız)”&nbsp;demiştir.169<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;79- “Şüphesiz sen bir uyarıcısın fakat her toplumun hadisi&nbsp;(yol göstericisi) vardır. “170<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sa’lebi’nin rivayetine göre; İbn-i Abbas bu ayetin ‘tefsirinde şöyle demiştir: Bu ayet indiği zaman Hz. Resulullah şöyle dedi:&nbsp;“Uyarıcı benim,&nbsp;hadi ise Ali’dir. Ya Ali benden sonra hidayet ehli seninle hidayeti seçecektir.&nbsp;“<br>——————<br><br>168. Ra’d Suresi 4<br>169. Durr’ul Mensur bu ayetin tersirinde, Kenzul Umma! c. 6 s. 154 Menakıb Harezmi s. 86, Mustedrek Alal Sahiheyn c. 2 s. 241<br>170. Rad Suresi 7<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tefsir alimleri bu ayetin tefsirinde de, bu ayetteki Hadi hitabından, İmam Ali (a.s)’nin kastedildiğini nakletmektedirler. Ve onlardan bazıları şunlardır.<br><br>-Taberi: Cami-ul Beyan c. 13 s. 72<br>-İbn-i Sabbağ (maliki): Fusul-ul Muhimme fasıl 1<br>-Şeblenci (Şafii): Nur-ul Ebsar s. 70<br>-Mufessirlerin Şeyhi İsmail Hanifi: Ruhul beyan c. 2 s. 440<br>-Süleyman Kunduzi: Meveddet Pınarlan s. 26<br>-Kenei: Kifayet-ul Talib s. 109<br>-Nisaburi: Mustedrek alal Sahiheyn c. 3 s. 129<br>-Mutteki Hanefi Hindi: Kenzul Ummal c. 1 s. 251<br>-Fahri Razi: Mefatih-ul Gayb bu ayetin tefsirinde<br>-Suyutl: Durr’ul Mensur<br>-Fakir Ayni: Menakıb Ayni s. 18- 26<br>-Hakim Haskani: Şevahid-ul Tenzil&nbsp;c. 1 s. 301-302<br>-İbn Şehr-i Aşub: Menakib İbn-i Şehr Eşub&nbsp;c. 3 s. 83<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;80-&nbsp;“Onlar ki, inanmışlardır ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşmuştur. Dikkat edin gerçekten kalpler, ancak Allah’ı anmakla huzura kavuşur.”171<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Suyuti’nin rivayetine göre İmam Ali, Hz. Resulullah’tan şöyle naklediyor:&nbsp;“Onlar ki inanmışlardır ve kalpleri Allah’ı…”&nbsp;bu ayette,&nbsp;“Kim Allah ve Resulünü sever ve Ehli Beyt’imi samimi sever. “172<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hz. Resulullah (saa) İmam Ali’ye şöyle buyurdu: ‘Bu&nbsp;ayetin kimin hakkında indiğini biliyor&nbsp;musun?” İmam Ali dedi ki:&nbsp;“Allah ve Resulu&nbsp;daha&nbsp;iyi bilirler.”&nbsp;Resulullah (saa) buyurdu ki:&nbsp;‘Bu ayet, beni tasdik edip bana iman edenler ve senin zürriyetini senden sonra da sevip sizlere bu emri (halifeliği) teslim edenler hakkında inmiştir. “173<br><br>———————<br><br>171. Rad&nbsp; Suresi 28<br>172. Durr’ul Mensur bu ayetin tersirinde<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 81- “İman edip iyi ameller işleyenler için hoş bir hayat&nbsp;(tuba) ve güzel bir gelecek vardır.” 174<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Süleyman Kunduzi Sa’lebi’den naklettiği rivayetine göre İmam Muhammed Bakır’dan Hz. Resululaha bu ayeti kerimenin manası sorulduğunda şöyle buyurdu:&nbsp;“0, kökü benim evimde, dalları cennete uzanan Allah’in öz eliyle cenneti Adne diktiği bir ağaçtır.&nbsp;”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ya Resulullah! Bu ağaç hakkında, önceden buyurmuşdunuz ki, onun kökü Ali ve Fatıma’nın evinde, dalları da cennet ehlinin üzerinde diye sorulduğunda, Hz. Muhammed şöyle buyurdu:&nbsp;“Benim evimle Ali ve Fatımanın evi birdir. Cenab-ı Hak kendi eli ile diktiği bu ağaca ruhundan ruh üflemiştir. Güzelliği tarif ve tavsife gelmez, lütuf ve nimetleri benzersizdir. “175<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu hadisi bir çok Sünni alimi nakletmiştir. Onlardan bazıları şunlardır:<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurtubi: Tefsirul Kurtubi c. 9 s. 217<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Suyutı: Durr’ul mensur c. 4 s. 59<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili: Menakıb İbn-ı meğazili s. 268<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakım Haskani Hanifi: Şevahid-ul tenzil c. 1 s. 5 ve c. 3 s.306<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;82- “Görmez misin Allah nasıl bir misal verdi. Hoş bir söz;&nbsp;kökü&nbsp;sağlam&nbsp; dalları göğe doğru olan bir ağaca benzer ki, Rabb’inin&nbsp;izniyie her zaman yemişini verir. İnsanlar ibret alsın diye Allah onlara misal veriyor.”176<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Asım b. Hamza’nın naklettiği bir rivayetinde Hz. Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;“Ben ağacın köküyüm, Ali bu ağacın gövdesidir.<br>————————<br><br>173- Kur’an’da Ehl-i Beyt s. 133<br>174- Rad&nbsp; Suresi 29<br>175- Meveddet Pınarlani s. 20<br>176- İbrahim suresi 24-25<br><br><br>Hasan ve Hüseyin bu ağacın meyvesidir. Ehl-i Beyt ‘in taraftarları ise bu ağacın yapraklarıdır. “177<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir çok Sünni alimi bu ayetin tefsir ve tevilinde yukarıda naklettiğimiz hadisin aynısını naklediyorlar ve onlardan bazıları şunlardır.<br><br>-Hakim Haskani: Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 311-312<br>-Hakim Nisaburi: Mustedrek alal Sahiheyn c. 3 s. 126<br>-ıbn-ıl esir: Usd-ul ğabe c. 4 s. 22<br>-İbn-ıl Hacer askalanı: T ehzib-ul T ehzib c. 6 s. 320<br>-Abdul Rauf-ul Menavi Şafii: Feyzul Gadir c. 3 s. 46<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;83- “Hani İbrahim demişti ki; bu şehri emniyetli kıl, beni ve oğullarımı da puta tapmaktan uzak tut.”&nbsp;178<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmam Muhammed Bakır şöyle buyurdu:&nbsp;“Halil İbrahim dua etti: “Rabbim; bu şehri emniyetli kıl, beni ve oğullarımı da puta tapmaktan uzak&nbsp;tut.&nbsp;Onun bu duası Peygamberimiz Muhammede (saa) nübüvvet olarak, Ali bin Talibe de imamet ve vasiyet olarak nail oldu. Şanı Yüce olan Allah buyurdu ki: ‘Ey İbrahim: seni insanlara imam kıldım. ‘&nbsp;İbrahim buyurdu ki:&nbsp;‘Benim zürriyetimden de kılacak mısın?’&nbsp;Allah buyurdu ki:&nbsp;‘Bu ahdime (imamete) zalimler asla nail olamayacaktır. ‘&nbsp;Buradaki zalimlerden maksat; Allah’a&nbsp;şirk koşan ve putlara kurban kesenlerdir.&nbsp;<a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/">Müminlerin emiri İmam Ali</a> hariç Araplar ve Kureyş topluluğu, Peygamberimizin zuhurundan önce putlara tapmış ve onlara kurbanlar kesmişlerdi.&nbsp;İmamet putlara tapmış ve onlara kurban kesmiş birine asla caiz olmaz. Nitekim şanı yüce olan Allah şöyle&nbsp;buyurdu:&nbsp;‘Bu ahdime (imamete) zalimler asla nail olmayacaktır. ”&nbsp;179<br>——————<br><br>177-Kifayet-ul Talib s. 220<br>178-lbrahim Suresi 35<br>179. Enis Emir Kur’an’da Elh-i Beyt s. 139 ve Şevatıid-ul Tenzil c. 1 s.316<br>180. Hicr SUresi&nbsp;47<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;84- ‘Biz onların gönüllerinden kini söküp attık. Hepsi kardeş olarak tahtlar üzerinde karşılıklı oturacaklar”180<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Süleyman Kunduzi Menakıb’tan Zeyd b. Erkam’dan naklettiği bir rivayetine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:&nbsp;‘Ya Ali! Sen ve Kızım Fatıma ile beraber benim cennetteki köşkümdesiniz.&nbsp;”&nbsp;dedikten sonra bu ayeti kerimeyi okudu. “181<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;85- “Rabbin hakkı için onların hepsini mutlaka sorguya çekeceğiz.” 182<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskanni’nin rivayetine göre, Sıddı bu ayetin tefsirinde şöyle dedi:&nbsp;“Rabbin hakkı için onların hepsini mutlaka şorguya çekeceğiz.” yani İmam Ali’nin vilayeti hakkında”183<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;86- “…Bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.”184<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Taberi’nin rivayetine göre İmam Muhammed Bakır (a.s) bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur.&nbsp;“‘Şayet bilmiyorsanız, zikir ehiine sorun’ ayetinde işaret edilen zikir ehli, biz ehlibeyt’iz. “185<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve Taberi’ nin naklettiği başka bir rivayette ise İmam Ali şöyle buyurmuştur:&nbsp;“Ayette işaret edilen zikir ehli biziz. “186<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yusuf Göktan kendi tefsirinde bu ayeti genişçe nakletmiş&nbsp;ve&nbsp;bu ayette ki zikir ehlinden kastedilenlerin İmam Ali ve Ehl-i Beyt’i olduğunu kaydetmiştir. Ayrıca aşağıdaki kaynak kitaplarda da bu konu zikrediliyor.<br><br>-Ebu Ömer Yusuf b. Abdullah Endulisi :İstiab c. 3 s. 74<br>-Ali Mutteki Hindi Hanefi: Kenzul Ummal c. 3 s. 95<br>-Cevzi: T ezkiret-ul Hevas s. 87<br>-Ebu Davut Secistanı Süleyman bin Esa’s: Sünen Ebi Davud<br>———————-<br><br>181-&nbsp;Meveddet Pınarlani s. 50<br>182- Hicr Suresi 92<br>183- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.325<br>184- Nahl Suresi 43<br>185- Cami-ul Beyan c. 14 s. 109 bu ayetin tefsirin’de<br>186- Cami-ul Beyan&nbsp;c. 17 s. 5c. 4 s “.114<br>-Taberi: Zuhair-ul Ukba s. 81<br>-İbrahim b. Muhammed Hamaveyni: Feraid-ul Semteyn c. 1 s. 66<br>-Harezmi: Menakıb Harezmi s. 48<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ve diğer sünni alimleri bu ayette ki&nbsp;zikir ehlinden kastın, Al-i Muhammed&nbsp;olduğuna dair aynı mana içeriğinde bir çok rivayetler nakletmişlerdir.<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;87-&nbsp;“Akrabaya hakkını ver; yoksula ve yolda kalmışsa&nbsp;da…”187&nbsp;.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meveddet Pınarları adlı kitab, Ali bin Hüseyin (a.s)’ın şöyle buyurduğunu naklediyor:&nbsp;“Burada ki akrabalık hakkı beyanındaki murad-i ilahi; Ehl-i Beyt’tir. “188<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur:&nbsp;“Bu ayet nazil olduğu zaman Peygamber Hz. Fatıma’ya işte bu fedek arazisi senindir. Sana tahsis ettim.”&nbsp;diye buyurdular.&nbsp;Ve “akrabaya… ayetinden kasıt Ehli Beyt manasını verdiler. “189<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas’ın nakline göre: Hz. Resulullah’a senin akrabaların kimdir, diye sorduğumuzda Hz. Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;“Ali, Fatıma ve çocukları”190<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 88-&nbsp;“…Rabb’lerine hangisi daha yakın olacak diye vesile&nbsp;ararIar.”191<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Haskani’nin nakline göre İkrime şöyle dedi:&nbsp;“Bu ayetteki vesileden maksat; Hz. Peygamber, Ali, Fatma, Hasan ve Hüseyin’dir.”192<br>————————–<br><br>187-lsra Suresi 26<br>188- Gayet-ul Meram s. 40<br>189- Meveddet Pınarlani s. 35-36<br>190- Menakıb Harezmi s. 131, Şevahid-ul&nbsp;Tenzil&nbsp;c.&nbsp;2 s. 134, Durr’ul Mensur c. 4 s. 176<br>191-lsra Suresi 57<br>192- Şevahid-u\ Tenzil c. 1 s. 343<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Resulullah şöyle buyurdu:”Cennetteki tabakalar vesile&nbsp;diye adlanır.&nbsp;”&nbsp;diye buyurduğunda şöyle sordular:&nbsp;“Va Resulullah seninle beraber kim olacak?”&nbsp;Hz. Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;“Fatıma, kocası, Hasan ve Hüseyin”193<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbni Kesir Dimeşki: Tefsir-ul Kur’an-ıl Azim c. 3 s. 341<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mutteki Hindi: Muntehab Kenzul Ummal c. 5 s. 94<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hatıb Harezmi Meveffık bin Ahmed Hanefi: Mektel-i Hüseyin s. 66&nbsp;.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Değerli okuyucu Ehl-i Beyt’in en katı düşmanlanndan biri ve harici olan İkrime dahi Ehl-i Beyt’in bu faziletini İbn-i Abbas’dan naklediyor. Amma ki hakka doğru vesile olan Hz. Muhammed (s.a.a.), Ali(a.s), Fatıma(s.a), Hasan(a.s)ve Hüseyin’in(a.s)en katı düşmanları dahi bu hakikati itiraf etmiş ve yazmışlardır. Amma ki günümüzdeki takipçileri ise bu hakikati ne zaman itiraf edip mazlum müslümanlara ilan edecekler. Bunun cevabını bekliyoruz?<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;89- “O gün bütün insanları imamları ile çağıracağız. “194<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayet indiğinde müslümanlar, Hz. Peygambere sordular ki: “Ya Resulullah! Bütün insanlann imamı sen değil misin?” Hz. Peygamber:&nbsp;“Ben bütün insanlara Allah tarafından gönderilmiş bir Peygamberim. Lakin benden sonra insanlann üzerine Eh-li Beyt’imden imamlar olacaktır. Bu durum muhakkak olacaktır. Fakat bunu küffar ve dalalet ehli taraftarlan tekzip edip, onlara zülmedeceklerdir&nbsp;.”195<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kıyamet gününde her ümmet kendi imamlari ile çağrıldığında, Allah-u Teala hidayet imamlarını çağırıp (İmam Ali, Hasan ve Hüseyin…) İmamlar ve taraftarları hesaba çekilmeden cennete girecekerdir.&nbsp;Bu iddiamızı&nbsp;ehl-i sünnet alimi olan Hafız Kunduzi “Yenabi’ul&nbsp; Mevedde” adlı kitabında nakletmektedir. 196<br>——————<br><br>93. Menakıb Ibni Meğazili s. 247<br>94. Isra Suresi 71<br>95. Kur’an’da EhH Beyt s. 158<br>96- Yenabi-ul Mevedde s. 483<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;90- “Şüphe yok ki inanan ve iyi işlerde bulunanlara&nbsp; karşı Rahman, gönüllerde bir sevgi verir.”&nbsp;197<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmam Ali bir gün Hz. Peygamberin huzurunda iken, Peygamber ona şöyle buyurdu:&nbsp;“Ey Ali! de ki: Ey Allah’ım, inananların kalbinde bana karşı bir sevgi kıl!”&nbsp;İmam Ali bu duayı edince, Hz. Peygambere bu ayet indi: “Şüphe yok ki, inanan ve iyi işlerde bulunanlara karşı Rahman, gönüllerde bir sevgi verir.” 198<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Nisaburi ve İbn-i Hacer Şafii bu ayetin tefsirinde İbn-i Abbas Hz. Peygamberden şöyle naklediyor:&nbsp;“Hakikaten bu ayet Ali bin Ebu Talib hakkında indi. “199<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Taberi İbn-i Abbas’ın şöyle dediğini naklediyor.&nbsp;“Bu ayet Ali bin Ebu Talib hakkında indi. Allah-u Teala iman eden müminlerin kalbinde Ali’ye karşı bir sevgi karar kılmıştır. “200<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir çok Sünni alimi bu ayetin İmam Ali hakkında indiğini nakletmiştir ve onlardan bazıları şunlardır.<br><br>-Allame Ebu Bekir bin Şehabeddin Şafii: Reşfet-ul Sadi s. 25<br>-Hatib Bağdadi: Menakıb Bağdadi s. 188<br>-Sebban Safii: İsaf-ul Rağıbin s. 109<br>-Şeblenci Şafii: Nur-ul Ebsar s. 112<br>-Ebu Abdilah Şemseddin Zehebi: Tezkıret-ul Hıfaz c. 1 s. 10<br>-Zamahşeri: Keşşaf bu ayetin tefsirinde<br>-Camı-ul Zevaid c. 9 s. 125<br>-Suyuti: Durr’ul Mensur c. 4 s. 287<br>-İbni Meğazili: Menakıb İbni Megazili s. 327<br>-Harezmi: Menakıb Harezmi s. 197<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;91- “Musa şöyle dedi: ‘Rabbim, gönlüme ferahlık ver.’ İşimi kolaylaştır, dilimden bağı çöz ki, sözümü anlasınlar, bana ailemden bir vezir ver, kardeşim Harun’u, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl, böylece Seni çok tespih edelim ve Seni çokça analım, şüphesiz bizi görmektesin”201<br>————————-<br><br>197. Meryern Suresi 96<br>198- Kur’an’da EhH Beyt s. 168<br>199. Tefsir Nısaburi c. 3 s.520, Sevaik.ul Muhrike s. 170<br>200. Zuhaır-ul ukba fi meakıb zeviıl gurba&nbsp;c. 1 s. 89<br><br><br><br><br>İbn-i Abbas şöyle dedi: “Hz. Peygamber Ali’yi yanına alarak dört rekat namaz kıldıktan sonra, elini semaya doğru açarak, şöyle dedi:&nbsp;Ey Allahım! Kardeşim Musa’nın sana dua ettiği gibi, bende senin kulun Muhammed (saa)&nbsp;Ey Allah’ım! Göğsümü aç, işimi kolaylaştır. Dilimden de düğümü çöz ki, sözümü iyi anlasınlar. Kendi ailemden bir vezir ver bana Kardeşim Ali’yi , onunla destekle beni, onu işimizde ortak yap ki, seni daha çok tesbih edelim. Ve seni daha çok analım.”&nbsp;Daha sonra İbn-i Abbas şöyle dedi:&nbsp;“Bir münadinin şöyle dediğini duydum, Ya Ahmed senin isteklerin sana verildi.”<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 92- “Şüphesiz ki ben tövbe edeni, inanan ve salih amel işleyen sonrada doğru yola gireni muhakkak bağışlayanım.”202<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Hacer bu ayetin tefsirinde şöyle naklediyor: “Müminlerin Emiri Ali ve Ehl-i Beyt’in vilayetine doğru girin. “203<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yani doğru yola girmekten kasıt Ehl-i Beyt’in vilayetidir.<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;93- “Kim de Beni anmaktan yüz çevirirse, şüphesiz onun için sııkıntılı bir hayat vardır. Ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz. “204<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Haskani Hanefi’nin nakline göre İbn-i Abbas bu ayet hakkında şöyle dedi:&nbsp;“Hakikaten kim Ali’in vilayetini tanımadan bu dünyayı terkederse kıyamet günü Allah onu kör, dilsiz olarak haşredecektir. “205<br>——————<br><br>201- Taha&nbsp;Suresi 25-35<br>202- Taha&nbsp;Suresi 82<br>203- Delail&nbsp;Sıdk c. 2 s. 218<br>204. Taha Suresi 124<br>205- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 379-380<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;94 “Ehline namazı öğret “206<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Resulullah (saa) bu ayet nazil olduğunda, her namaz vakti kızı Fatıma’nın ve Ali’nin kapısına giderek şöyle buyuruyordu:&nbsp;“Haydi namaza, Allah’ın rahmeti üzerinize olsun:&nbsp;“ve devamında şu ayeti okuyordu:&nbsp;“Allah ancak ve ancak sizden her türlü pisliği gidermek ister ve sizleri tertemiz kılmak diler.&nbsp;(Ahzab 33)”207<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 95- “Şu&nbsp;Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: Kafir olanlar için ateşten bir elbise biçilmiştir. Başlarına da kaynar su&nbsp;dökülür. “208<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ebu Zer şöyle dedi:&nbsp;“Bu ayet, Bedir günü Atıbe ile muharebe ederken Ali, Hamza ve Ubeyd bin Hans bin Abdulmuttalib hakkında indi. “209<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birçok tefsir ve hadis alimi bu ayetin İmam Ali, Hamza, Ubeyd hakkında indiğine dair rivayetler nakletmişlerdir. Onlardan bazdan şunlardır.<br><br>-Suyuti: Durr’ul Mensur&nbsp;c. 4 s. 348&nbsp;Suyuti bu ayetle ilgili&nbsp;hadisi Sahih Buhari’ den naklediyor.<br>-Tefsir alimi Beyheki: Tefsır-ul Mevabıb-ul Aliyye, bu ayetin tefsirinde<br>-Sufyan bin Send bin Mesruk: T efsirul Sufyan s. 167<br>-Taberi: Zuhair-ul Ukba&nbsp;s. 89<br>-Meğazili: Menakıb İbni Meğazili s. 264-265<br>-Hakim: Mustedrek alal Sahiheyn&nbsp;c. 2 s. 386<br>-Ebu Davud Teyalsı ‘Müsned Davud Tayalsı&nbsp;s. 65<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 96- “Sur’a&nbsp;üfürüldüğü zaman, artık o gün aralarında ne akrabalık bağı kalır, ne de birbirlerini arayıp sorabilirler.”&nbsp;210<br>————-<br><br>206-&nbsp;Taha&nbsp;Suresi 132<br>207- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.381-382<br>208- Hac Suresi 19<br>209. Sahih Müslim c. 2 s. 550<br>210- Müminun Suresi 101<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili’ nin naklettiği bir rivayete göre Ömer bin&nbsp;Hattab&nbsp;Hz. Resulullah’ın şöyle buyurduğunu naklediyor:&nbsp;“Kıyamet&nbsp;günü bütün akrabalık bağları kesilir ancak benim nesebim kalır ve Ali bin Ebi Talib benim nesebimdendir; kim Ali’yi severse&nbsp;ancak&nbsp;beni sevmiştir, kim ona buğz ederse bana buğzetmiştir..”211<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tefsir alimleri kıyamet gününe kadar Hz. Resulullah’ın nesebinin kesilmeyeceğine dair rivayetler nakletmişlerdir ve onlardan bazıları:<br><br>-Hatib Bağdadi: Tarih-u! Bağdat c. 6 s. 182<br>-Beyheki: Sünen Beyheki c. 7 s. 63-64<br>-Hafız Ebu Naim Ahmed bin Abdullah İsbahanı: Hilyet-ut Jlema c. 7 s. 314<br>-Zehebi: Tezkır-ul Hafız-ul Zehebi c. 3 s. 117<br>.-İbn said: Tabakat-ul Kubra c. 8, s. 463<br>-İbn-ı Hacer Heysemi: Mecme-ul Zevaid c. 9 s. 173 ve c.4,&nbsp; s. 271<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 97- “Ve yakın akrabalarını uyar”&nbsp;212<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Resulullah (saa) bu ayet nazil olduğunda akrabalarını toplayarak onlara hitaben şöyle buyurdu:&nbsp;“Ey Abdulmuttalib oğulları! Allaha and olsun ki; Araplardan hiçbir gencin kendi&nbsp;kavmine, benim size getirdiklerimden daha üstününü getirdiğini&nbsp;bilmiyorum;<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Şüphesiz ben size, dünya ve ahiretin hayrını getirdim. Yüce Allah bana, sizi kendisine davet etmemi emretmiştir. Sizler benim yakın akrabalarım ve içinizde bana uyanlarınız vardır. Allah her göndermiş olduğu peygambere muhakkak ehlinden bir kardeş, varis, vezir ve vasi kılmıştır. Hanginiz ayağa kalkıp; kardeşim, vezirim ve ehlimden başka varisim olmak; benden sonra vasim, ehlim üzerine halifem ve borcumu ödemek üzere bana biat eder?”&nbsp;Hazır olanlar sustuklarında&nbsp;İmam<br>—————-<br><br>211-&nbsp;Menakib ibni Meğazili s. 109<br>212- Şuara Suresi 214<br><br>.<br><br><br>Ali&nbsp;(a.s) ayağa&nbsp;kalkıp, şöyle dedi:&nbsp;“Ben, biat ederim ya Resulullah.”&nbsp;Hz. Resulullah (saa) elini İmam Ali’nin omuzuna koyup&nbsp;buyurdu:&nbsp;“Bu içinizde benim halifem, vasim ve kardeşimdir! Ona itaat ediniz.”&nbsp;213.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir çok tefsir ve hadis alimi bu ayetin tefsirini daha detaylı olarak nakletmişlerdir ve onlardan bazıları:<br><br>-Ebu Davud Secistanı: Sünen Ebi Davud c. 2<br>-Ebu Cerir Taberi: Camı-ul Beyan fi Tefsiml Kur’an c. 19 s. 121 ve Tanh-ul Kebir’in de (Resulullah’a ilk iman edenlerin babı) bu rivayeti detayıyla nakletmiştir.<br>-İbni Asakir: Tarih-ul Dimeşk, Tercumet-ul Ali bin Ebi Talib H. 132<br>-Mutteki Hindi: Kenz-ul Ummal c. 13, s.128-129<br>-İmarnuddin Ebul Fada bin Kesir: El bidayet vel Nihaye&nbsp;c.3, s.40&nbsp;.<br>-Alaeddin Ali bin Muhammed Hazin: Hazın Tefsiri c. 3, s. 224<br>-Mes’ud Bağavi, Maalim el Tenzil c. 5 s. 127<br>-Fazileti Ehl-i Beyt’i Resulullah Enis Emir s. 41,42,45, 55,58<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;98- “Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık, bunu alemler için bir ibret kıldık”214<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İbn Abbas Hz. Resulullah’ın (saa) şöyle buyurduğunu naklediyor:&nbsp;Ya Ali senin ve evlatlarından olan imamların benden sonra ki misali Nuh ‘un gemisi gibidir. Kim ona biner veya tutunursa kurtulur. Kim onu terk eder veya muhalif olursa boğulur helak olur ”&nbsp;215<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu hadis, hadis alimleri arasında sahih bir hadistir. Bu hadisi ehli sünnet alimleri küçük mana değişikliği ile nakletmişlerdir<br>ve onlardan bazıları:<br>——————<br><br>213-Kur’an’da&nbsp;Ehl-i Beyt s. 195<br>214- Ankebut Suresi 15<br>215-Ğayet-u!&nbsp;Meram s. 238<br><br>-ibn Hacer Heysemi: Sevaik-ul Muhrike s. 234<br>-Meğazili: Menakib İbn Meğazili s. 132-134<br>-Süleyman Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s. 28<br>-Hatıb Bağdad: Tarih-ul Bağdad c. 12 s. 91<br>-İbni Kesir Dimeşki: Tefsir-ul Kur’an-ul Azim c. 9 s. 115<br>-Suyutı: Hasa’is-ul Kubra c. 2 s. 266<br>-Hakım: Mustedrek Alal Sahiheyn c. 3 s. 150<br>-Hafız Ebu Naim: Hilyet-ul Evliya c. 4 s. 306<br>-Hafız Heysemi: Mecmul Zevaid c. 9 s. 168<br>-Zehebi: Mızan-ul İ’tidal c. 1 s. 224<br><br><br><br>99- “Gerçekten Allah her çeşit pislik ve noksanlığı siz Ehl- i Beyt’ten gidermeyi ve sizi tertemiz kılmayı irade buyurmuştur. “216<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sahih-i Müslim Ayşe’den şöyle rivayet etmektedir:&nbsp;“Bir sabah Hz. Peygamber, koyun yününden dokunmuş siyah abayı, sırtına alarak evden çıkmak kastıyla kapıya yöneldiğinde o anda Hasan b. Ali’nin geldiğini fark etti, Hazret onu abasının içine aldı sonra, Hüseyin daha sonra sırayla Fatıma ve Ali geldi, ikisine de abasında yer verdikten sonra bu ayeti okudular.&nbsp;“217<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Değerli okuyucu bu ayeti kerime’nin Ehl-i Beyt hakkında indiği hakkında İslam uleması ittifak etmiştir. Ehl-i sünnet alimleri muhtelif lafzlarla nakletmiş oldukları rivayetler de tek bir görüş içinde, bu ayetin tefsirinde ve ayette kastedilenlerin, Hz. Muhammed (saa) Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin olduklarını ve bunlardan başkalarına şamil olmadığı konusunda ittifak etmişlerdir. Ve onlardan bazıları:<br><br>-Ahmed b. Hanbel: Müsned Ahmed b. Hanbel c. 6 s. 202<br>-Hakım: Müstedrek A’lal Sahiheyn c. 3 s. 135<br>———————<br><br>216- Ahzap Suresi 33.<br>217_Sahih Müslim: Ehl-i Beyt’in Faziletleri c. 2 s. 331 ve c. 4 s. 24&nbsp; Beyrut<br><br>-Ebu Davud Hafız Süleyman b. Davud Tayalsi: Müsned Tayalsi c. 8 s. 274<br>-Ahmed b. Muhammed Tahavi: Meskel-ul Esar c. 1 s. 333<br>-M. B. Sa’ib Kelbi: Tefsirul Kelbi s. 137<br>-Muhibiddin Taberi: Zuhair-ul Ukba s. 23<br>-Ahmed Mustafa Merağı (Mısır’ın, Ulumul Dar Kulliyesinin, İlahiyyat Fakültesinin Arap Dili Öğretmenidir): Tefsir-ul Meraği c. 22 s. 7 .<br>-Harezmi: Mektel Hüseyn Harezmi c. 1 s. 94<br>-M. Sabban: isaf-ul Rağıbın s. 107<br>-ibni Esir: Kamil fı Tarih-ul ibn-i Esir c. 3 s. 204<br>-Nisai: Hasais-ul Emiril Müminin Ali bin Ebi Talib s. 4<br>-Tefsir-ul Tian f. Ma’anil Kur’an c. 2 s. 1<br>-Kifaye-tul Talib s. 200<br>-Sahih Tirmizi c. 2 s. 301<br>-Hasais-ul Nisai s. 72 – 76<br>-Müsned Ahmed b. Hanbel c. 4 s. 363<br>-Nizam Durr’ul Semteyn s. 18<br>-Irsdul Sarı Şerh-ul Sahih Buhari c. 6 s. 81<br>-Sıret-ul Halebiyye c. 3 s. 373<br>-Riyazul Nezre c. 2 s. 192<br>-Amdetul Kari c. 7 s. 592<br>-Feth-ul Bari c. 7 s. 124<br>-Tezkiret-ul Havas s. 41<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;100- “Sizi karanlıktan aydınlığa çıkarmak için melekleri ile birlikte size rahmetini gönderen O’dur”&nbsp;218<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Harezmi Enes b. Malik’ten naklettiği bir rivayette Hz. Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;“Melekler bana ve Ali’ye 7 sene&nbsp;salat&nbsp;getirdiler”.<br>—————–<br><br>218- Ahzap&nbsp;Suresi 43<br><br>Neden dolayı ya Resulullah diye sorulduğunda Hazret şöyle buyurdu:&nbsp;“Çünkü Allahu Teala’nın vahdaniyetini ilk kabul eden ben ve Ali idik. “219<br><br>-Muhammed b. İbrahim Hamaveyni: Feraid-ul Semteyn c. s. 47 de<br>-İbni Esir: Esed-ul Gabe c. 4 s. 18 de<br>-Taberi: Zuhair-ul Ukba s. 64 de<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 101- “…Allah’ın Peygamberine eziyet vermeniz…”220<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Cabir b. Abdullah Ensari’den Hz. Resulullah’ın Ali’ye şöyle buyurduğunu rivayet eder:&nbsp;“Kim sana eziyet derse bana eziyet etmiştir. “Veya “Kim Ali’ye eziyet ederse&nbsp;bana eziyet etmiştir. “221<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;102- “Şüphesiz Allah ve melekleri, Peygambere çok salavat getirirler. Ey İman edenler siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin”&nbsp;222<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Buhari bu ayetin tefsirinde şöyle naklediyor: “Ya Resulullah! Sana selamın nasıl verileceğini bildik. Lakin sana nasıl salavat getireceğimizi bilmiyoruz?” diye sorulduğunda Hz. Resulullah buyurdu ki:&nbsp;Deyiniz ki:&nbsp;“Ey Allah’ım Muhammed ‘ve Al-i&nbsp;Muhammed’e salavat eyle… “223<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ali bin Ebi Talib Hz. Resulullah’ın amcasının oğlu, damadı, kardeşi ve O’nun Ehl-i Beyt’indendir. Ayrıca mübahale ayetinde O’nun kendi nefsi olarak zikredilmiştir. Bu ayetin Al-i Muhammed hakkında indiğine Sünni alimleri ittifak etmişlerdir ve onlardan bazıları şunlardır.<br><br>-Abdullah Rauf Menadı Şafii: Feyz-ul Gadır li Şerh-ul Ca- 1i-ul Sağır c. 5 s. 19<br>——————–<br><br>219-Menakıb Harezmi s. 31-32<br>220- Ahzap Suresi 53<br>221- Menakıb Harezmi s. 31-32, Şevahid Tenzil c. 2 s. 98<br>222- Ahzap Suresi 56<br>223- Sahih Buhari c. 3’de bu ayetin tefsirine bakın<br><br>-Buhari:Edeb-ul Müfred s. 93<br>-Kita-ul Da’vat:~ Salat Ala Nebi (saa)<br>-Tefsir-ul Meraği c. 22 s. 34<br>-Sevaik-ul Muhrike s. 88<br>-Müsned İbni Hanbel c. 5 s. 353<br>-Sahih-ul Nisai c. 1 s. 190<br>-Sahih-ul İbni Mace Kitab-ul Salat s. 65<br>-Müsned İmam Şafii: s. 23<br>-Tarih-ul Bağdat c. 14 s. 303<br>-Feth-ul Bari Şerh-ul Sahih Buhari c. 13 s. 411<br>-Müsned Alal Sahiheyn c. 1 s. 69<br>-Sevaikul Muhrike s. 89 Fahri Razin’nin nakline göre, onlarca kaynak<br>-Kur’an’da Ehl-i Beyt s. 220-221<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 103- “Biz her şeyi apacık bir kitapta saymışızdır.”224<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Süleyman Kunduzi’ nin nakline göre bu ayet nazil olduğunda ashab şöyle dedi: “Ya Resulullah bu kitap Tevrat, İncil, Kur’an mıdır?” Resulullah buyurdu ki: “Hayır” tam bu sırada müminlerin emiri İmam Ali (as) onların yanına geldiğinde, Hz. Peygamber şöyle dedi:&nbsp;Yüce Allah’ın, her şeyi apaçık bir şekilde saydığı kitap bu imamdır. “225<br><br>&nbsp;<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 104- “Selam olsun Yasin ailesine”226<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbni Hacer’in nakline göre İbn-i Abbas şöyle dedi:&nbsp;“Al-i Yasin’ den maksat, Al-i Muhammed’dir. “227<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fahri Razi kendi tefsirinde Ehl-i Beyt’in sahip olduğu beş özellikle Peygamberle aynıdır. Bu özellikler:<br>———————<br><br>224- Yasin Suresi 12<br>225-&nbsp;Yenabi-ul Mevedde s. 77, Kur’an’da Ehl-i Beyt s. 230<br>226- Saffat Suresi&nbsp;130<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; A) Kur’an’da Peygambere ve onun eşsiz Ehl-i Beyt’ine selam verilmesi “Selam olsun bütün Peygamberlere” (Saffat süresi 181)<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Selam olsun Yasin (Muhammed) Ehl-i Beyt’ine”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; B) Namazın Teşehhüt bölümünde Peygambere ve Ehl-i Beytine selam verilmesi<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; C) Onların masum oluşlarında, Peygambere hitaben “Ta- ha” [Taha süresi 1) ve Ehl-i Beyt’ine hitaben “Ey Ehl-i Beyt” (Ahzab 33)<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; D) Peygamber ve Ehl-i Beyti’ne sadakanın haram olması<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; E) Allah’ın onlara muhabbet ve sevgi gösterilmesini farz kılması Peygambere muhabbet edilmesinin farz kılındığı ayet Al-i İmran süresi 31&nbsp;228<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve Ehl-i Beyt’ine muhabbetinin farz kılındığı ayet ise Şura suresi 23<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Al-i Yasin den kasıt Al-i Muhammed&nbsp;olduğu konusunda alimler ittifak etmişlerdir ve onlardan bazıları:<br><br>-Sahih Müslim c. 2 s. 231<br>-Mustedrek Alal Sahiheyn c. 3 s. 146<br>-Sahih Tirmizi c. 2 s. 393 ve 467<br>-Müsned İbni Hanbel c. 6 s. 313<br>-Tefsir-ul Keşşaf c. 2 s. 329<br>-Manakib Harezmi s. 35<br>-Sevaikul Muhrike s. 87<br>-Reşfet-ul Sadi s. 16<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;105- “Ben bu tebliğime karşılık sizden ancak yakınlarıma sevginizden başka bir mükafat ve ücret istemiyorum.”&nbsp;229<br>—————————–<br><br>227- Sevaik-ul Muhrike 11 bab<br>228- Tefsir-ul Fahri Razi c. 26 s. 162 mısır.<br>229- Şura Suresi 23<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehl-i Sünnet, Ehl-i Beyt Mektebi icma etmiştir ki, bu ayeti kerimede ki yakınlardan maksat, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hasan ve Hüseyin’dir. Hadis, tefsir ve tarih kitapları detaylı olarak nakletmişlerdir.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayet nazil olduğunda sahabeler Hz. Peygambere:&nbsp;“Ey Allah’ın Resulü, Allah’ın bizlere muhabbet beslerneyi farz kıldığı kimseler de kimlerdir diye sorduklarında”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Peygamber onların bu sorularına şöyle cevap verdi:&nbsp;“Ali, Fatıma ve onların iki evladıdır.(Hasan, Hüseyin)”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu ayetle ilgili daha detaylı araştırma yapmak isteyenler aşağıda size sunacağımız kitaplara müracaat edebilirler. ‘<br><br>-Tefsir-ul Nesefi c. 4 s. 94<br>-Tefsir-ul Kur’an-ul Azim c. 3 bu ayetin tefsirinde (İbni Kesir)<br>-Zilal-ul Kur’an c. 25<br>-Tefsir-ul Celaleyn c. 25<br>-Menakib Harezmi s. 39<br>-Mektel Harezmi c.1s.27<br>-Yenabi-ul Mevedde s. 368<br>-Tefsir-ul Keşşaf ayetin tefsirinde<br>-Tefsir-ul Kelbi c. 4 s. 35<br>-Nur-ul Ebsar s. 112<br>-İsa’ful Rağıbin s. 105<br>-Esbab-ul Nuzul s. 243 Suyuti Mısır.<br>-Tefsir-ul Hadis c. 2 s. 127<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve bu ayetin devamı olan&nbsp;“Kim bir iyilik yaparsa, onun iyiliğini arttırırız”&nbsp;ayetinden kastedilen “Ehl-i Beyt’e muhabbet beslemek” olduğunu Ehl-i sünnet alimleri kaydediyor ve onlardan bazıları:<br><br>-Sevahid-ul Tenzil c. 2 s. 149-150<br>-Tefsir-ul Keşşaf bu ayetin tefsirinde<br>-Mukatil Talibin s. 52<br>-Menakib ibni Meğazili s. 316<br>-Sevaikul Muhrike s. 175<br>-Durr’ul Mensur c. 6 s. 7 ve diğerleri<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;106- “And olsun sen onları konuşma tarzlarından tanırsın.”&nbsp;230<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbni Merduveyh’in nakline göre İbn-i Mes’ud şöyle dedi:&nbsp;“Biz münafıkları, Hz. Resulullah’ın getirdiği dine iman edip etmediklerine, Ali’ye olan buğuzlarından tanırdık. “231<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Suyuti “And olsun sen onları konuşma tarzlarından tanırsın” ayetinin tefsirinde:&nbsp;“Ali b. Ebi Talibe olan buğuzlarından tanırsm.”232<br><br>-Kifayet-ul Talib s. 111<br>-Menakib İbni Meğazili s. 315<br>-Sahih Tirmizi c. 5 s. 298 h. 3800<br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;107- “Nitekim, Allah sizin bilmediğinizi bildi de işte bundan önce size yakın bir fetih nasip etti. “233<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br>Allame Asakiri’nin naklettiği bir rivayete göre: Hz. Resulullah Hayber’in fethi gününde, sancağı önce Ebu Bekir’e verdi&nbsp; fakat o geri döndü. Sonra Ömer’e verdi, o da geri döndü. Ve kaleyi fethedemediler. Hz. Resulullah (saa) bu durumdan sonra şöyle buyurdu:&nbsp;“Sancağı yarın öyle bir adama vereceğim ki, Allah ve Peygamberini sever, Allah ve Peygamberi de onu sever. O geri kaçmayacaktır. Allah kaleyi onun eli üzere fethedecek.&nbsp;”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hazır olanlar bu şerefe nail olmak istediler; Peygamber şöyle buyurdu:&nbsp;“Ebi Talibin oğlu Ali nerede?”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İmam Ali gözlerinden rahatsız idi. Geldiğinde Resulullah mübarek tükürüğünü gözlerine sürdü ve sancağı üç kere sallayıp Ali’nin eline verdi. Hz. Ali kaleyi fethetti ve Merhabı’da öldürdü.&nbsp;234<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu olay İslam alimleri arasında çok meşhurdur. Bu rivayeti nakledenlerin bazıları şunlardır:<br><br>230- Muhammed Suresi 30<br>231- Durr’ul Mensur c. 6 s. 66-68<br>232- Durr’ul Mensur c. 6 s. 66<br>233- Fetih Suresi 27<br>-Seyyid Kutub: Fi Zilal-ul Kur’an c. 26 s. 116<br>-Tabakat-ul Kubra c. 2 s. 111<br>-Sahih Müslim c. 5 s. 189<br>-Hakim Nisaburi: Mestedrek Alal Sahiheyn c. 3 s. 38<br>-Beyhaki: Sünen-ul Beyhaki c. 9 s. 131<br>-İbnı Kesir Dimeşki: El Bidaye vel Nihaye c. 7 s. 336<br>-Allame Şehabeddin Nuveyri: Nihayetul Irs fi Funun-ul&nbsp;Edeb c. 17 s. 252&nbsp;.<br><br><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;108- “Ve bir de ileri geçenler ki herkesi geçmişlerdir. İşte onlar nimetlerle dolu cennetlerde Allah’a en yakın olanlardır.”&nbsp;235<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Keşfi, Mir Muhammmed Salih Tirmizi’nin rivayetine göre bu ayetin tefsirinde sahabeler Hz. Resulullah’a şöyle sordular: “Bu ayetle kastedilenler kimlerdir?” Hz. Resulullah şöyle buyurdu:&nbsp;“Onlar önde gidenler ve Allah’a yakınlaşanlar,&nbsp;Ali ve taraftarlarıdır… “236<br></p>



<p>     Başka bir hadiste:&nbsp;“Önde gidenler üç kişidir. Hz. Musa’ya ilk varan Hazkil’dir. Kendisi Firavun’un ailesinden iman edendir. İkincisi Habib-i Neccar ki, kendisi Hz. İsa’ya önde varandı. Hz. Muhammed’e ise en önde varan Ali b. Ebi Talib’tir ki, kendisi hepsinden daha faziletlidir.”<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ve bu tür hadisleri tefsir ve hadis alimleri kendi kaynaklarında ayrıntısıyla zikretmişlerdir ve onlardan bazıları:<br><br>-İbni Cerir Taberi: Tarih-ul Taberi 1. bab<br>-Müsned İmam Ebu Hanife c. 1 s. 110<br>-Hatib Bağdadi: Menakıb Hatib Bağdadi s. 187<br>-Meveddet Pınartan s. 30<br>-Harezmi: Menakıb Harezmi s. 32-195<br>-İbn-i Kesir: El Bidaye vel Nihaye c. 1 s. 231<br>-Zehebi: Mizan-ul İ’tidal c. 1 s. 536<br>————————<br><br>234- Tenzıb-ul Tehzıb c. 7 s. 480<br>235- <a href="http://VakıaSuresi">Vakıa Suresi </a>10-11<br>236-Menakıb keşfi birinci&nbsp;bab.<br><br>-Mecne-ul Zevaid c. 9 s. 102<br>-İrceh-ul Metalib s. 18<br>-Allame Zehebi: Tarih-ul İslam Zehebi c. 2 s. 193<br>-Ebu Davud Tayâlisi: Müsned Tayâlisi s. 360<br>-Tirmizi: Sünen-ul Tirmizi c. 13 s. 176<br>-Taberi: Tarih-ul Umem ve Vel Meluk Taberi c. 2 s. 211<br>-İbni Kuteybe: Fil Meâ’rif&nbsp; İbn-i Kuteybe s. 169<br>-Tehzib-ul Kemal c. 8 s. 336<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;109- “Ancak iman edip iyi işlerde bulunanlar…”&nbsp;237<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani’ nin naklettiği rivayete göre bu ayeti kerime&nbsp;“İmam Ali ve taraftarları”&nbsp;hakkında nazil olmuştur. 238<br><br><br>&nbsp;<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;110- “Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla. De ki: O Allah, birdir “239<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Kunduzi (Hanefi’nin nakline İbn-i Abbas, Hz. ResululIah’tan şöyle naklediyor:<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Ey Ali: Senin insanların içindeki misalin Kuran daki: ‘De ki: O Allah birdir. ‘ ayet i gibidir. Kim İhlas suresini bir kere okursa, Kuran’ın üçte birini okumuş gibidir. Kim onu iki kere okursa, Kuran’ın üçte ikisini okumuş olur. Kim onu üç kere okursa Kuran’ı tamamen okumuş gibi olur.&nbsp;Ya Ali sen de öylesin. Kim seni kalbi ile severse imanın üçte birine sahip olur. Kim seni kalbi ve dili ile severse, imanın üçte ikisine sahip olur. Ve kim seni kalbi, dili ve eli ile severse imanın hepsine (yani kamil imana sahip) olur.&nbsp;Beni hak ile Peygamber gönderene and olsun ki, gök Ehli’nin seni sevdiği gibi yer yüryüzündekiler de sevseydi, Allahu Teala hiç bir insana ateş ile azap&nbsp;vermezdi. “240<br><br>-Meğazili: Menakib İbni Meğazili s. 69-70<br>-Fakir Aynı: Menlikib-ul aynı s. 49<br>———————<br><br>237- Tin Suresi&nbsp; 6<br>238- Şevahid-ul Tenzil&nbsp; c. 2 s.352-356<br>239- İhlas Suresi 1-4<br>240- Enis Emir: Kur’an’da Ehl-i Beyt s. 336-337, Yenabi-ul mevedde&nbsp;s. 125 64</p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali-as-hakkinda-hadis-ve-ayetler/">İmam Ali (as) Hakkında Ayetler</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali-as-hakkinda-hadis-ve-ayetler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gadir-i Hum Olayı Nedir ?</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/gadir-i-hum-olayi-nedir/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/gadir-i-hum-olayi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Dec 2021 14:42:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gadir-i Hum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=66</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gadir-i Hum olayının senedi Çok çok önemli ve bir o kadar da büyük olan Gadir-i Hum olayı; gerçekte bir “İlahi Davet Olayı”dır. “Büyük Velayet Olayı”dır. “Din’in Kemale Erme Olayı”dır. “Nimetin&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/gadir-i-hum-olayi-nedir/">Gadir-i Hum Olayı Nedir ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/notes_211213_134649_6044363052852531023948.jpg" alt="" class="wp-image-41"/><figcaption><em><strong>GADİR-İ HUM&nbsp;OLAYI NEDİR?</strong></em></figcaption></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading">Gadir-i Hum olayının senedi</h2>



<p>Çok çok önemli ve bir o kadar da büyük olan Gadir-i Hum olayı;  gerçekte bir “İlahi Davet Olayı”dır. “Büyük Velayet Olayı”dır. “Din’in Kemale Erme Olayı”dır. “Nimetin Tamama Erme Olayı”dır. “Rabbin Razı olma Olayı” dır. “Kafirlerin Ümitsizliğe Düştüğü” olayın adıdır!<br><br><br>Gadir-i Hum; önemine binaen Kuran’ın, hadislerin ve de tarihin konu edindiği ve yine asırlardır İslam’ın ve müslümanların birinci dereceden üzerinde durup hükümler çıkardığı, hatta Müslümanlardan bir bölümünün bu olaydan çıkardığı hükmü (velayeti/imameti) getirip inanç esaslarinin arasına yerleştirdiği emsali az olaylardan biridir<br>Gadir-i Hum olayını ;</p>



<p><br>•&nbsp; Sahabeden 110 kişi,<br>• tabiinden (ikinci kuşak nesilden) 84 kişi,<br>•&nbsp; ikinci asrın  uzman hadis alimlerinden 56 kişi,<br>•&nbsp; üçüncü asrın uzman hadis alimlerinden 92 kişi,<br>•&nbsp; dördüncü asrın  hadis alimlerinden 39 kişi<br>• beşinci asrın uzman hadis alimlerinden 24 kişi,<br>• altıncı asrın hadis alimlerinden 20 kişi,<br>•&nbsp; yedinci asrın hadis alimlerinden 19 kişi,<br>•&nbsp; sekizinci asrın hadis alimlerinden 18<br>•&nbsp; dokuzuncu asrın alimlerinden 16 kişi,<br>• 10. asrın hadis alimlerinden 14 kişi,<br>• 11. asrın hadis alimlerinden 12 kişi,<br>• 12. asrın hadis alimlerinden 13 kişi,<br>• 13. asrın hadis alimlerinden 12 kişi<br>•&nbsp; 14. asrın hadis alimlerinden de 17 kişi,<br>• böylece toplam da 352 hadis uzmanı alim bu konuyla ilgili derin araştırmalar yapmış ve kendilerinden sonraki nesiller için bilgi aktarmıştır.<br><br><strong>KAYNAK:<br>(el- Gadir kitabı, Allame Emini, c.1, s. 40- 241 arası).</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/notes_211213_134758_fc32049648888934094116.jpg?w=640" alt="" class="wp-image-42"/><figcaption>Gadri-i Hum</figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading">GADİR- İ HUM OLAYI ŞÖYLE GELİŞMİŞTİR :&nbsp;</h2>



<p>Hz. Peygamber (sav) ömrünün son günlerinde ve hac mevsiminde Allah’ın evi olan “Kabe”yi ziyaretle emrolunur.. Zira, o yılda&nbsp; Hac amelini yapmaz ve Müslümanlara “Hacc’ın islam’a göre nasıl yapıldığını göstermezse, irtihalinin yaklaşmasından dolayı bir daha onu gösterme şansı olmayacak ve müslümanlar da islam’a göre hac amelini yapma hususunda bir sürü ihtilaflara düşeceklerdi. Bunun için islam peygamberi, bütün eş ve aile fertlerini, Medine halkının önemli bir bölümünü ve hatta Medine civarında yaşayan kabilelere dahi haber salarak farklı kabile ve ırklardan insanları da yanına alarak Hac niyetiyle Mekke’ye doğru yola koyulur.<br><br><br>İslam peygamberi’nin Medine’ye hicret etmesinden sonra yaptığı ilk ve son hac ameli işte budur. Bu hac ameli, İslam tarihinde “Veda haccı”, ” İslam haccı”, “Tebliğ haccı”, “Kemal haccı” ve “itmam haccı ” olarak farklı isimlerle kayda geçmiştir.<br><br><br>İslam peygamberi, bu hac amelini yerine getirmek için hareket ederken gusletmiş, tedhinde bulunmuş ( saçını yağlamış) ve iki sade parçayla ihrama bürünmüş ve Zilkade ayının 24 veya 25. Cumartesi günü kendisi, tüm muhacir, ensar ve çeşitli arap kabileleriyle birlikte muazzam bir kalabalık eşliğinde yaya olarak ve eşleri de develer üzerindeki kecavelere bindirilerek Medine’den Mekke’ye doğru yola konulmuştur. Tarihin kayıtlarına göre o gün Hz. Peygamber (s.a.a) ile birlikte hacca hareket edenlerin sayısı 114.000, kimilerine göre 120.000 ve kimilerine göreyse 124.000&nbsp; kişiyi bulmuştur. Tabiki Mekke’den katılanları ve yine İmam Ali ve Ebu Musa Eş’ari’nin öncülüğünde Yemen’den gelip katılanları da buna ilave edersek, sayıları 140.000 gibi hayli kalabalık bir topluluğa ulaşmaktadır!</p>



<h2 class="wp-block-heading">TEBLİĞ AYETİNİN NÜZUL SEBEBİ GADİR-İ HUM</h2>



<p>Resulullah (s.a.a) bu kalabalık kafileyle hac amelini (onlara da göstererek) yaptıktan sonra, artık Medine’ye dönme zamanının geldiğini bildirdi ve dönüş hazırlığına başlandı. Medine’ye doğru hareket edip giderken, ” Cuhfe” denilen bölgeye yakın bir yerde bulunan “Gadir-i Hum” isimli bir sulak yere geldiklerinde, Allah’ın Vahiy meleği Cebrail (as) nazil olup Rabbinden şu ayeti getirdi :&nbsp;<br><br><br>يا ايها الرسول بلغ ما انزل اليك من ربك فان لم تفعل فما بلغت رسالته و الله يعصمك من الناس<br><br><br>“Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et (insanlara ilet). Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan , O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete eriştirmez.” (Maide-67)</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/notes_211213_135110_3793956205080719858994.jpg?w=668" alt="" class="wp-image-43"/><figcaption>Gadir-i Hum</figcaption></figure>



<p>Bu ayet indikten sonra, İslam peygamberi (s.a.a) Gadir-i Hum bölgesine varmıştı. Derhal etrafındaki adamlarına, kafilenin önde gidenlerini geri çevirmelerini, arkadan gelenlerin de gelip kendilerine ulaşmaları için onları beklemelerini emretti. Daha sonra, Rabbinin emrini insanlara iletmek için sesinin iyi duyulmasını sağlamak maksadıyla, kendisine deve mehfellerden yüksek bir yer yapmalarını emretti. Tabi ki öğlen namazı vaktiydi. Müezzin ezan okudu. Ashabı hava çok sıcak olmasına rağmen, kafalarındaki sarığının bir kısmıyla kafalarını örterken, bir kısmını da ayaklarının altına serip, güneşin ateşinden korunmaya çalışıyorlardı. <br>Böylesine zor şartlar altında, İslam Peygamberi (sav) namazı topluca kıldıktan sonra, kendisi için deve mehfellerinden yaptırdığı o yüksek yere çıktı. Allah’a hamd-u senada bulundu ve Hz. Ali’yi (a.s) huzuruna çağırdı. Sonra halka şöyle seslendi:<br><br><br>– Ey İnsanlar! Rabbime kavuşma vaktimin yaklaştığını zannediyorum. Benden sonra sapıklığa düşmeyesiniz ve cahiliyet dönemine geri dönüp biribirinizin boynunu vurmayasınız diye, kendimden sonra size iki ağır emanet bırakıp gidiyorum. Bunların biri Allah’ın kitabı (Kuran), diğeri ise soyumdan olan Ehl-i Beyt’imdir.”<br> <br><br>Bu sözünden Sonra üç kez de şöyle buyurdu:<br><br>” Ehl-i Beyt’im hakkında size Allah’ı hatırlatırım Allah’ı!”<br><br><br>Sonra yüzünü halka çevirip onlara hitaben şöyle bir soru yöneltti:<br><br> <br><br>” Ey insanlar! Ben size sizden daha üstün değil miyim?” Halk hep bir ağızdan:” Evet ey Allah’ın elçisi, sen bize, bizden daha üstünsün” diye arzettiler. Resulullah (s.a.a) bu cevabı halktan duyduktan sonra İmam Ali’nin kolundan tutup yukarı doğru kaldırarak yine yüksek sesle şöyle buyurdu:<br><br><br>– O halde (yani mademki ben size sizden daha üstünüm ve bunu da kabul ediyor iseniz) Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır. Allah’ım Ali’yi dost edinene dost ol, düşman edinene düşman ol, ona yardım edene yardım et, onu terk edeni terk et, ona zulmedene lanet et.” <br><br><br>Tarihin ve Tefsircilerin kaydettiklerini göre, Resulullah (saa) bu sözü söyledikten sonra, Ashabından Haris b. Numan Fehri isimli bir şahıs peygamberin huzuruna gelip öfkeli bir dille: ” Ey Allah’ın Resulü! Sen bunu ( yani Ali’nin senin vasin olduğunu söylemen) Allah’ın emri midir yoksa kendinden mi söylüyorsun?” diye sordu. Resulullah (s.a.a):” Tabiki Rabbimin emridir” diye cevap verdi. Adam şöyle dedi: ” Ya Muhammed ! Bize namaz kılın dedin kıldık, oruç tutun dedin tuttuk, zekat verin dedin verdik, hacca gidin dedin gittik, şimdi de kalkıp diyorsun ki benden sonra amcam oğlu Ali’ ye uyun ve onu imam edinin. Ben bunu kabul etmiyorum ve diyorum ki ;<br><br><br>اللهم ان كان هذا هو الحق من عندك فامطر علي حجارة من السما او أعطني بعذاب اليم<br><br><br>-“Allah’ım ! Şayet peygamberi’nin söylediği doğrudursa ve bu, senin katından gelen bir emirse, (ben bunu kabul etmiyorum) benim kafama gökten taş yağdır ya da yakıcı bir azap ile beni cezalandır.” <br><br><br>Bu sözü ağzından çıkar çıkmaz gök yüzünden (Ebrehe’nin fil ordusunun üzerine Ebabil kuşları vasıtasıyla yağan taşlardan) bir taş bunun kafasına düştü ve oracıkta helak olup gitti. İşte “Se’ele sailün” Suresi de bu şahıs için nazil oldu.<br><br><br>Tarihin kaydettiğine göre; Hz. Peygamber efendimiz (s.a.a) Hz. Ali’nin kendisinden sonraki imamlığını ilan ettikten sonra şu ayetler nazil oldu :<br><br>اليوم يئس الذين كفروا من دينكم فلا تخشوهم و اخشون<br><br>Bu gün küfre sapanlar, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın benden korkun.” (Maide-3)</p>



<p>اليوم أكملت لكم دينكم و أتممت عليكم نعمتي و رضيت لكم الإسلام دينا<br>– (Bilinen) bu gün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip beğendim. (Maide-3)</p>



<p>İslam peygamberi (saa) bu emri halka tebliğ edip ve Hz. Ali’nin imametini halka ilan ettikten sonra, hemen oracıkta ( Gadir-i Hum’ da) Peygamberin emriyle bir çadır kuruldu, erkekler teker teker gelip İmam Ali’yi tebrik ettiler ve biatlarını bildirdiler, kadınlar için de bir teştin içerisini su ile doldurdular ve Hz. Ali (a.s) elini o suya daldırıp çıkardıktan sonra, kadınlar da gelip ellerini o teştideki suya daldırıp çıkarıyor ve bununla da İmam Ali’ ye biat ettiklerini göstermiş oluyorlardı. Bu iş orada 3 gün devam etti. Hatta sünni ve şii tarihçileri ikinci halife Ömer b. Hattab’ın Hz. Ali’ye söylediği şu sözünü de kaydetmiş ve şöyle nakletmişlerdir:<br><br>&nbsp;<br><br>“Tebrik ederim, tebrik ederim seni ey Ebu Talib’in oğlu! Artık bundan böyle benim ve tüm mümin erkek ve mümine kadınların mevlası oldun.&#8221;</p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/gadir-i-hum-olayi-nedir/">Gadir-i Hum Olayı Nedir ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/gadir-i-hum-olayi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(Ali) Gadir-i Hum Hutbesinin Tam Metni</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/ali-ve-imamet/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/ali-ve-imamet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Dec 2021 14:41:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gadir-i Hum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=63</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gadir-i Hum  Hutbesinin Tam Metni </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/ali-ve-imamet/">(Ali) Gadir-i Hum Hutbesinin Tam Metni</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/notes_211213_150417_1912405661290865776609.jpg?w=349&amp;h=203&amp;crop=1" alt="" title="Gadir-i Hum Hutbesinin Tam Metni"/><figcaption><strong>Gadir-i Hum </strong></figcaption></figure></div>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">Resulullah (s.a.a) hac amellerini yaptıktan sonra, Mekke’ye geldiği insanlarla Medine’ye geri dönerlerken, Medine, Mısır ve Iraklıların yol ayrımı olan Gadir-i Hum’a ulaştıklarında, Cebrail şu ayeti indirdi: “Ey Peygamber, Rabbi’nden sana indirileni (Ali b. Ebu Talib’in imametini) tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır .”</p>



<h2 class="wp-block-heading" style="font-size:30px">Gadir-İ Hum Hutbesinin Türkçe Tercümesi</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İlahî Hamd ve Sena</h3>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">Hamd ve sena; birliğinde yüce yalnızlığında ve tekliğinde yakın, kudret ve sultasında azametli ve erkânında azim olan Allah’a mahsustur. Allah’ın ilmi yerinde kaldığı halde (hareket etmeksizin) her şeyi kuşatmıştır. O bütün yaratıkları kudret ve burhanıyla hâkimiyet altına almıştır.<br><br>Allah sürekli olarak övülmüş ve de övülmektedir. Allah yok olmayan bir azametin sahibidir. Yaratan O’dur. Yeniden dirilten de O’dur. Her iş O’na dönmektedir.<br><br>Yükseltilmişleri (göklerden ve semavi isimlerden kinayedir) vücuda getiren, serilenleri (yeryüzünden kinayedir) seren, yerlerin ve göklerin hükümranı, pak münezzeh, tenzih edilmiş, melek ve ruhların Rabbi, yarattığı her şeye ihsanda bulunan, vücuda getirdiği her şeye lütfeden O’dur. Her göz O’nun gözetiminde, O’nun gözü önündedir; ama gözler O’nu göremez.<br><br>Allah ikram edici, sabırlı ve tahammül sahibidir. Rahmeti her şeyi kaplamış, nimeti ile hepsine ihsanda bulunmuştur. İntikam almasında acele davranmaz ve müstahak oldukları azabına hemen teşebbüste bulunmaz.<br><br>Batınları ve gizlilikleri anlar, içleri bilir, gizlilikler ona saklı kalmaz ve gizlilikler O’na karmaşık gelmez. Her şeyi ihata eden O’dur. Her şeye galebe çalan O’dur. Her şeyde kuvvet O’dur, her şey üzerindeki kudret O’dur. Onun gibi bir şey yoktur. Hiçbir şey yokken bir şey var eden O’dur. Daimidir. Diridir, adalet ile kaimdir. İzzet ve hikmet sahibi O’ndan başka bir ilah yoktur.<br><br>O gözler tarafından idrak edilmekten daha yücedir. Ama kendisi gözleri derk ve idrak eder. O lütuf sahibi ve bilendir. Hiç kimse görmekle sıfatlarına ulaşamaz ve hiç kimse bizzat aziz ve celil olan Allah’ın kendisinin kılavuzluk ettiği dışında gizli ve açık niteliği hakkında bir şey elde edemez.<br><br>Şahadette bulunurum ki kutsiyeti, temizliği ve münezzeh oluşu zamanı dolduran ilah O’dur. O’nun nuru ebediyeti kapsamıştır. O emirlerini meşveret eden kimselerle meşveret etmeksizin icra etmekte, takdirinde ortağı bulunmamakta ve tedbirinde hiçbir yardım görmemektedir.<br><br>Yarattığı şeyi örnek ve misali olmaksızın yaratmış ve yarattığı her şeyi hiç kimseden yardım almadan, zahmete katlanmadan ve fikir ve çare bulmaya ihtiyaç duymadan yaratmıştır. Allah yaratıkları icat etti ve onlar da var oldular. Yarattı ve onlar da zahir oldular. O halde ondan başka ilah yoktur. Yaptığı sağlam ve işi güzeldir. Zulmetmeyen bir adil ve işlerin kendisine döndüğü bir ikram sahibidir.<br><br>Şahadette bulunurum ki her şeyin azameti karşısında tevazu gösterdiği ve her şeyin izzeti karşısında zelil olduğu ve her şeyin kudreti karşısında teslim olduğu ve her şeyin heybeti karşısında huzu gösterdiği (boyun eğdiği) ilah O’dur. Padişahların padişahı, galaksilerin döndürücüsü, güneş ve ayın müsahhar kılıcısı da (boyun eğdiricisi) O’dur. Her şey tayin edilmiş bir zamanla hareket etmektedir. Geceyi gündüze ve gündüzü de geceye giydirmekte ve süratle ardıca gitmektedir. İnatçı zorbayı döküp kıran ve her isyankar şeytanı helak eden O’dur.<br><br>O’nun için bir zıt ve onunla birlikte bir muarız mevcut değildir. Tek ve ihtiyaçsızdır. Doğurulmamış ve doğurmamıştır, O’nun hiç bir benzeri yoktur. Tek olan Allah ve azamet sahibi Rab’dır. İstemekte, ardından yerine getirmektedir. İrade etmekte, ardından mukadder kılmakta, bilmekte ardından saymaktadır. Öldürmekte ve diriltmektedir. Fakir kılmakta ve zenginleştirmektedir. Güldürmekte ve ağlatmaktadır. Yakın kılmakta ve uzaklaştırmaktadır. Esirgemekte ve bağışta bulunmaktadır. Hükümdarlık O’nundur, hamd ve sena ona mahsustur. Hayır onun elindedir, O her şeye kadirdir.<br><br>Geceyi gündüze ve gündüzü geceye giydirir. Ondan başka ilah yoktur.<br><br>Allah izzet ve mağfiret sahibidir. Dualara icabet eden, çok ihsanda bulunan, nefesleri sayandır. Cin ve insanların Rabbidir. Hiç bir şey O’na zor gelmez. Yardım isteyenlerin feryadı O’nu usandırmaz, ısrar edenlerin ısrarı onu bıktırmaz. Salihlerin koruyucusu, kurtuluşa erenlerin başarıya ulaştırıcısı, müminlerin ihtiyaç sahibi, âlemlerin Rabbidir. Yarattığı her şeyden dolayı kendisine her halde şükredilmesi gereken Allah’tır.<br><br>O’na hamd ediyorum, sürekli şükrediyorum. Rahatlık ve sıkıntı halinde, şiddet ve rahatlık halinde, zorluk ve huzur halinde O’na şükrediyorum. Meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ediyorum. O’nun emrini dinliyor, sadece O’na itaat ediyorum. O’nu hoşnut eden şeylere teşebbüste bulunuyorum. İtaatinde rağbet içinde olmak ve cezasından korkmak açısından O’nun mukadderatı karşısında teslim oluyorum. Zira düzeninden güvende olunmayan ve zulmünden korkulmayan (yani asla zulmetmeyen) Allah O’dur.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/notes_211213_150422_0166066282570950228251.jpg?w=739" alt="" class="wp-image-48" width="772" height="434"/><figcaption><strong>  Gadir-İ Hum Hutbesi </strong></figcaption></figure></div>



<h3 class="wp-block-heading">Önemli Bir Hususta (Ali) Allah’ın Emri</h3>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">Allah için nefsim hususunda kulluğumu itiraf ediyorum ve O’nun Rab olduğuna tanıklık ediyorum. Bana vahyettiği her şeyi eda ediyorum, zira eğer onu eda etmezsem bana azabının ineceğinden korkuyorum. Şüphesiz O’nun azabını her ne kadar büyük düzen kursa da ve dostluğu halis olsa da hiç kimse def edemez. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah bana Ali hakkında nazil buyurduğunu tebliğ etmediğim takdirde risalet ve peygamberliğimi eda etmemiş olacağımı ilan etti. Beni insanların şerrinden koruyacağını garantiledi. Allah kifayet eden ve yücelik sahibidir.<br><br>Allah bana şöyle vahyetmiştir:<br><br>يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ<br><br>“Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et(Ali b.Ebu Talib’in imameti), eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirlere yol göstermez.”<br><br>Ey insanlar! Ben Allah’ın bana nazil buyurduğu her şeyi ulaştırma hususunda kusur etmedim ve ben bu ayetin nüzul sebebini sizlere beyan ediyorum:<br><br>Cebrail üç defa bana nazil oldu ve Selam sahibi olan -ki o Selam’dır- Rabbim tarafından bu toplantı yerinde ayağa kalkmamı, siyah ve beyaz (ırktan) herkese “Ali bin Ebi Talib benim kardeşimdir, vasimdir, ümmetim üzerinde benim halifemdir ve Ali b.Ebu Talib benden sonra imamdır. Ali nin bana olan konum ve nispeti Harun’un Musa’ya olan konum ve nispeti gibidir. Sadece şu farkla ki benden sonra peygamber gelmeyecektir. Ali b. EbuTalib, Allah ve Resulünden sonra sizlerin ihtiyar sahibidir”, diye ilan etmemi emretti. Allah bu konuda kitabından bana bir de ayet nazil buyurdu:<br><br>إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ<br><br>“Şüphesiz sizin veliniz Allah Resulü, iman edip namaz kılanlar ve rükû halinde zekât veren müminlerdir.”<br><br>Namaz kılıp rükû halinde zekât veren ve her halinde aziz ve celil olan Allah’a yönelen kimse Ali bin Ebi Talip’tir.<br><br>Ey insanlar! Ben Cebrail’den benim için Allah’tan, beni bu önemli şeyi tebliğ etmekten mazur görmesini dilemesini istedim; zira takva sahiplerinin az olduğunu, münafıkların çokluğunu, kınayanların fesadını, İslam’ı alaya alanların hilelerini biliyorum. Onlar Allah’ın kitabında kendilerini şöyle nitelendirdiği kimselerdir: “Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi büyüktü.”<br><br>Hakeza, münafıklar defalarca bana eziyette bulundular ve beni, “uzun” (her söze kulak asan kimse) olarak adlandırdılar. Onlar Ali’nin benden ayrılmaması, benim kendisine düşkünlük göstermem, O’nun bana temayülü ve beni kabullenişi sebebiyle böyle olduğumu sandılar. Sonunda aziz ve celil olan Allah şu ayeti nazil buyurdu:<br><br>وَمِنْهُمُ الَّذِينَ يُؤْذُونَ النَّبِيَّ وَيِقُولُونَ هُوَ أُذُنٌ قُلْ أُذُنُ خَيْرٍ لَّكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةٌ لِّلَّذِينَ آمَنُواْ مِنكُمْ<br><br>“(Yine o münafıklardan:) O (Peygamber, her söyleneni dinleyen) bir kulaktır, diyerek peygamberi incitenler de vardır. De ki: O, sizin için bir hayır kulağıdır. Çünkü o Allah’a inanır, müminlere güvenir ve o, sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah’ın Resulüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır.”<br><br>Eğer ben, bana bu sözü (her söze kulak veren kimse olmayı) isnat edenlerin isimlerini ifşa etmek istersem ifşa edebilirim. Eğer onların kimliklerine işaret etmek istersem, kimliklerine de işaret edebilirim. Eğer onları alametleriyle tanıtmak istersem tanıtabilirim. Ama Allah’a andolsun ki ben onların işi hususunda yücelik gösterdim.<br><br>Bütün bunlardan sonra Ali hakkında bana nazil olan şeyi:<br><br>يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ<br><br>“Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirlere yol göstermez.” tebliğ etmediğim takdirde Allah asla benden razı olmayacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İmam Ali 11 İmam’ın İmamet ve Velayetinin Resmen İlan Edilmesi</h2>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">Ey insanlar! Onun (Ali’nin) hakkındaki bu konuyu biliniz ve anlayınız. Biliniz ki Allah Muhacirlere Ensar’a ve onlara iyilikle tabi olanlara, köylüye ve şehirliye; araba, ve aceme; özgüre ve köleye; büyüğe ve küçüğe; beyaza ve siyaha ona (Ali’ye) itaat etmeyi farz bilmiş, onu imam ve ihtiyar sahibi kılmıştır. Her muvahhit için onun hükmünü icra etmesi, sözüyle amel etmesi, emrini kabullenmesi gerekir. Her kim ona muhalefet ederse melundur (lanete uğramıştır). Her kim ona tabi olursa ve onu tasdik ederse Allah’ın rahmetine mazhar olacaktır. Allah onu ve onu dinleyip kendisine itaat eden herkesi bağışlamıştır.<br><br>Ey insanlar! Bu böylesine bir toplulukta ayağa kalktığım son defadır. O halde işitiniz, itaat ediniz, Rabbiniz olan Allah’ın emri karşısında teslim olunuz. Zira aziz ve celil olan Allah Teâlâ sizin ihtiyar sahibi ve mabudunuzdur. Allah’tan ve sizleri muhatap kılan Peygamber’inden, yani benden sonra da Ali Allah’ın emriyle sizin irade sahibiniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulüyle görüşeceğiniz güne kadar benim neslimin, onun çocuklarının hakkıdır.<br><br>Allah, Resulü ve onların (İmamların) helal kıldığı hususlar dışında bir helal yoktur. Allah, Resulü ve onların (imamların) sizlere haram kıldığı şey dışında da bir haram yoktur. Aziz ve celil olan Allah bana helal ve haramı tanıtmış ve Rabbimin kitabından, helal ve haramından bana öğrettiği her şeyi de ben ona ısmarlamış (öğretmiş) bulunmaktayım.<br><br>Ey insanlar! Ali’yi (başkalarından) üstün tutun. Allah var olan her ilmi bende bir araya toplamıştır. Ben de öğrendiğim her ilmi takva sahiplerinin imamında (Ali de bir araya) topladım. Var olan her ilmi mutlaka Ali’ye öğrettim. Allah’ın Yasin suresinde zikrettiği İmam-i Mübin (apaçık İmam) Odur:<br><br>وَكُلَّ شَيْءٍ أحْصَيْنَاهُ فِي إِمَامٍ مُبِينٍ<br><br>“Her şeyi, apaçık bir İmam’da saymışızdır.”<br><br>Ey insanlar! Ondan (Ali’den) başkasına yönelerek sapıklığa düşmeyin. Ondan yüz çevirmeyin, onun velayetinden ayrılmayın. O, hakka hidayet eder ve hak ile amel eder. Batılı iptal eder ve batıldan sakındırır. Allah yolunda kınayıcıların kınaması ona engel olamaz.<br><br>O, (Ali) Allah’a ve Resulüne iman eden ilk kimsedir. Bana iman husussunda hiç kimse ondan öne geçmemiştir. O canıyla Allah Resulü’nün yolunda her türlü fedakârlığa katlanmıştır. İnsanlardan hiç kimse onunla Allah’a ibadet etmediği bir zamanda o Allah Resulüyle birlikteydi. Namaz kılan ilk kimse odur. Benimle birlikte Allah’a ibadet eden ilk kimse de odur. Allah tarafından yerime yatağıma yatmasını emrettim. O da canını bana feda ederek benim yerime yatağıma yattı.<br><br>Ey insanlar! Onu üstün bilin ki Allah da ona üstünlük vermiştir. Onu kabul edin ki Allah onu tayin etmiştir.<br><br>Ey insanlar! O Allah tarafından tayin edilen İmam’dır. Her kim onun velayetini inkâr ederse şüphesiz Allah tövbesini kabul etmez ve onu bağışlamaz. Allah’ın ona muhalefet eden kimseye böyle davranacağı kesindir. Allah ona böyle yapar ve onu ebediyete kadar, sonsuza dek şiddetli azapla azaplandırır. O halde ona muhalefet etmekten sakının. Aksi takdirde yakıtı insanlarla taşlar olan ve kafirler için hazırlanan ateşe duçar olursunuz.<br><br>Ey insanlar Allah’a yemin olsun ki önceki peygamberler ve elçiler bana müjde vermişlerdir ve ben Allah’a andolsun ki peygamber ve elçilerin sonuncusuyum, gök ve yerdeki bütün yaratıkların üzerinde hüccetim. Her kim bu konuda şüphe ederse cahiliye küfrü gibi kafir olmuş olur. Her kim bu sözümün bazılarında şüphe ederse bana nazil olmuş olan her şeyden şüphe etmiştir. Her kim imamların birinde şüphe ederse onların tümünde şüphe etmiştir ve kim bizim hakkımızda şüphe ederse, şüphesiz ateştedir.<br><br>Allah bu üstünlüğü bana bağışta bulunmuştur, bu onun bana bir minneti ve ondan bana bir ihsandır. Ondan başka ilah yoktur. Ebediyete kadar, sonsuza dek her haliyle ona hamd ve senada bulunurum.<br><br>Ey insanlar! Ali’yi üstün biliniz ki o Allah’ın rızık indirdiği ve yaratıklar baki kaldığı müddetçe kadın ve erkek tüm insanların en üstünüdür. Bu sözü reddeden ve Ali b. Ebu Talib ile uyumlu olmayan kimse melundur, melundur, gazaba uğramıştır, gazaba uğramıştır!<br><br>Biliniz ki Cebrail Allah tarafından bu haberi benim için nazil kıldı ve şöyle buyurdu: “Her kim Ali ’ye düşmanlık eder ve velayetini kabul etmezse lanetim ve gazabım onun üzerine olsun.”<br><br>Herkes yarın için önceden ne göndereceğine baksın Ali ’ye muhalefet etmekten ve neticede sabit olduktan sonra adımının sürçmesinden dolayı Allah’tan korksun. Allah yaptıklarınızdan hiç şüphesiz haberdardır.<br><br>Ey insanlar! O (Ali) Allah’ın aziz kitabında zikrettiği ve ona muhalefet edenler hakkında şöyle buyurduğu Cenbillah’tır:<br><br>أَن تَقُولَ نَفْسٌ يَا حَسْرَتَى علَى مَا فَرَّطتُ فِي جَنبِ اللَّهِ<br><br>“Kişinin (yana yakıla) şöyle diyeceği (gün): “Cenbillah’a (Hz. Ali ’ye) karşı kusurlu davranışımdan (ve gevşeklik gösterdiğimden) ötürü bana yazıklar olsun…”<br><br>Ey insanlar! Kur’an hakkında tefekkür ediniz, ayetlerini anlamaya çalışınız, muhkem ayetlerine bakınız, müteşabih ayetlerinin peşice koşmayınız. Allah’a yemin olsun ki Kur’an’ın batınını sizlere beyan edebilecek ve tefsirini sizler için açıklayabilecek olan kimse, benim elimden tuttuğum, onu kendime doğru yükselttiğim, pazısından tuttuğum, iki elimle kaldırdığım ve sizlere, “Ben kimin Mevla’sıysam (Velisi) Bu Ali de O’nun Mevla’sıdır” diye bellettiğim kimsedir ve o benim kardeşim ve yerime geçecek olan Ali b. Ebi Talip’tir. Onun velayeti, bana nazil buyuran aziz ve celil olan Allah tarafındandır.<br><br>Ey insanlar! Ali ve onun soyundan olan temiz çocuklarım sıkli asgar (daha küçük değerli şey) ve Kur’an ise sıkli ekber (daha büyük değerli şey)’dir. Bu ikisinden her biri diğerini haber vermekte ve onunla uyum içinde bulunmaktadır. Onlar Kevser havuzunun başında yanıma gelinceye kadar asla birbirinden ayrılmazlar. Biliniz ki onlar insanlar arasında Allah’ın emin kulları ve yeryüzündeki hâkimleridir.<br><br>Biliniz ki ben eda ettim, biliniz ki ben tebliğ ettim, biliniz ki ben duyurdum, biliniz ki ben açıkladım, biliniz ki Allah buyurmuştur ve ben aziz ve celil olan Allah adına konuşuyorum. Biliniz ki Müminlerin Emiri de benim kardeşimdir. Biliniz ki “Müminlerin Emiri” olmak, benden sonra ondan başka hiç kimse için helal değildir.<br><br>Daha sonra Peygamber (s.a.a) eliyle Ali’nin (a.s) kolundan tuttu ve yukarı kaldırdı. Müminlerin Emiri ise Peygamber (s.a.a) minberin üstüne çıktığı andan beri, ondan bir basamak aşağıda bulunuyordu. Peygamber’in yüzüne (a.s) oranla sağ tarafına gelmekteydi ve dolayısıyla da yer itibariyle ikisi de bir mekânda durmuş gibiydiler.<br><br>Sonra Peygamber (s.a.a) eliyle elini tuttu ve her ikisi de elini göğe doğru kaldırdı. Ali (a.s) yerinden kalktı ve ayağı Peygamber’in (s.a.a) diziyle aynı hizaya geldi. Daha sonra Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu:<br><br>Ey insanlar! Ben sizlere sizlerden daha çok velayet (ve yönetici) hakkına sahip değil miyim?”<br><br>İnsanlar hep birden şöyle dediler: “Evet ey Resulullah!”<br><br>Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Biliniz ki ben kimin ihtiyar sahibi isem bu Ali de onun ihtiyar sahibidir. Allah’ım! Onu seven kimseyi sen de sev. Ona düşmanlık eden kimseye sen de düşmanlık et. Ona yardım edenlere yardım et, onu hakir kılanları hor ve hakir kıl.<br><br>“Ey insanlar, bu Ali ’dir, O benim kardeşim, vasim, ilmimi kendisinde toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerinde halifemdir. Aziz ve celil olan Allah’ın kitabını tefsir etmekte, Allah’a davet etmekte, Allah’ı razı eden şeylerle amel etmekte, Allah’ın düşmanlarıyla savaşmakta, Allah’ın dostlarını sevmekte ve Allah’a isyan etmekten sakındırmakta benim yerime geçen kimsedir.<br><br>Allah Resulü’nün halifesi odur, Müminlerin Emiri O’dur, Allah tarafından hidayet edenlerin imamı odur. Nakisin (ahdini bozan Cemel ashabı) Kasitin (Zulmeden Muaviye taraftarları) ve Marikin’i (dinden çıkan Hariciler’i) Allah’ın emriyle öldüren odur.<br><br>Allah şöyle buyurmuştur:<br><br>مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ<br><br>“Nezdimde söz değişmez”<br><br>Ey Rabbim! Senin emrinle şöyle diyorum: “Allah’ım! Ali’yi seven kimseyi sev, Ali ’ye düşman olan kimseye düşman ol. Ona yardım edene yardım et, onu yardımsız bırakan kimseyi, sen de yardımsız bırak. Ali’yi inkâr eden kimseye lanet et, Ali’nin hakkını inkar eden kimseye gazap et. ”<br><br>Ey Rabbim! Sen, bu konu aydınlandıktan ve Ali’yi bugün tayin ettikten sonra şu ayeti bana nazil buyurdun:<br><br>اَلْیوْمَ اَکْمَلْتُ لَکُمْ دینَکُمْ وَ اَتْمَمْتُ عَلَیکُمْ نِعْمَتی وَ رَضیتُ لکُمُ الاْءِسْلامَ دینا<br><br>“Bugün, size dininizi kemale erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam’ı beğendim.”<br><br>وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ<br><br>“Kim İslam’dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.”<br><br>Ey Rabbim sen de tanıklık et ki ben tebliğ ettim.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/notes_211213_150414_2157208509927233239937.jpg?w=555" alt="" class="wp-image-50"/><figcaption>İmam Ali</figcaption></figure></div>



<h3 class="wp-block-heading" style="font-size:29px">Ümmetin Ali nin İmameti Konusuna Önem Vermesine Vurgu</h3>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">Ey İnsanlar! Allah dininizi onun imametiyle kâmil buyurmuştur. O halde Kıyamet gününe ve aziz ve celil olan Allah’ın huzuruna varılacağı güne kadar her kim ona ve benim çocuklarımdan ve O’nun soyundan vasilere boyun eğmezse, böyle kimselerin amelleri dünya ve ahirette yok olmuş olur ve sürekli azap içinde bulunurlar. Azapları asla hafifletilmez ve onlara fırsat verilmez.<br><br>Ey İnsanlar! Bu Ali sizlerden bana en çok yardım eden, bana en layık olan, bana en yakın bulunan ve nezdimde en değerli olan kimsedir. Aziz ve celil olan Allah ve ben ondan razıyız. Kur’an’da Ali dışında hiç kimse hakkında razı olunma ayeti (kendisinden razı olunduğunu bildiren bir ayet) inmemiştir. Allah müminlere hitap ettiği her yerde önce ona hitap etmiştir. Kur’an’da var olan övgü ayetleri onun hakkındadır ve Allah İnsan suresinde sadece onun hakkında cennete gireceğine şahadette bulunmuştur. Bu sureyi ondan başkası hakkında nazil buyurmamış ve bu sureyle ondan başkasını övmemiştir.<br><br>Ey insanlar! O (Ali) Allah’ın dininin yardımcısı, Allah Resulü’nün (s.a.a) savunucusudur. O takvalı, temiz, hidayet eden ve hidayet olmuş kimsedir. Peygamberiniz en iyi Peygamber, vasiniz en iyi vasi, onun çocukları da en iyi vasilerdir.<br><br>Ey insanlar! Her peygamberin soyu kendi sulbündendir. Ama benim neslim Müminlerin Emiri’nin (a.s) sulbündendir.<br><br>Ey insanlar! Şeytan Âdem’i hasetle cennetten dışarı çıkardı. Sakın Ali’ye haset etmeyiniz. Aksi takdirde amelleriniz boşa gider, ayaklarınız sürçer. Âdem bir sürçme sebebiyle yeryüzüne gönderildi. Oysa Âdem aziz ve celil olan Allah’ın seçtiği kimseydi. O halde sizler, aranızda Allah’ın düşmanları olduğu halde nasıl bir hâlet içinde olacaksınız?<br><br>Biliniz ki sadece şekavet sahibi kimse Ali’ye düşmanlık eder ve sadece takva sahibi kimse Ali’yi sever. Ali’ye sadece halis mümin olan kimse iman eder. Allah’a yemin olsun ki Asr suresi Ali (a.s) hakkında nazil olmuştur:<br><br>بسم الله الرحمن الرحيم وَالْعَصْرِ إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ<br><br>“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. İkindi vaktine And olsun ki, İnsan hiç şüphesiz hüsran içindedir.”<br><br>İkindi vaktine and olsun ki iman eden, hak ve sabırdan hoşnut olan Ali dışında tüm insanlar hüsran içindedir.<br><br>Ey insanlar! Ben Allah’ı şahit tuttum, risaletimi sizlere tebliğ ettim. Peygamber’in sadece açıkça tebliğ etmekten başka bir sorumluluğu yoktur. Ey insanlar! Allah’tan hakkıyla korkun ve dünyadan sadece Müslüman olarak ayrılın.</p>



<h4 class="has-black-color has-text-color wp-block-heading" style="font-size:26px">Münafıkların Bozgunculuklarına İşaret</h4>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">“Ey Kitab verilenler! Bir takım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden yahut cumartesi ashabını (Yahudileri) lânetlediğimiz gibi lânetlemeden önce, elinizdeki Kitab’ı tasdik ederek indirdiğimiz Kur’an’a iman edin.”<br><br>Ey insanlar! Allah’a yemin olsun ki bu ayette kendilerini isim ve soylarıyla bildiğim ashabımdan bir grup dışında kimse kastedilmiştir. Ama onları ifşa etmemekle görevlendirildim. O halde her kim amel ederse, kalbinde Ali’ye karşı taşıdığı sevgi veya kinle mutabık olan şeyi bulacaktır.<br><br>Ey insanlar! Aziz ve celil olan Allah tarafından bana bir nur verilmiş, benden sonra Ali b. Ebi Talib’e ve ondan sonra da Mehdi Kaim’e (a.f) kadar onun nesline verilmiştir. Mehdi de Allah’ın hakkını ve bize ait olan her hakkı geri alır. Zira aziz ve celil olan Allah bizleri kusur edenlere, düşmanlık gösterenlere, muhaliflere, hainlere, günahkârlara, zalimlere ve tüm âlemlerden gasp edenlere karşı hüccet karar kılmıştır.<br><br>Ey insanlar! Sizleri Allah’tan korkmaya çağırıyor ve uyarıyorum ki ben Allah’ın Resulüyüm. Benden önce de peygamberler var olmuştur. Ben ölür veya öldürülürsem, sizler gerisin geriye mi döneceksiniz? Her kim gerisin geriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah çok yakında şükredenlere ve sabredenlere mükâfat verecektir. Biliniz ki sabır ve şükürle nitelendirilen Ali’dir. Ondan sonra da O’nun neslinden olan çocuklarım da aynen böyledir.<br><br>Ey insanlar! Müslüman oluşunuz sebebiyle bana, hatta Allah’a minnet etmeye kalkışmayın. Aksi takdirde amelleriniz boşa gider, size gazap edilir ve Allah sizleri ateşten ve (erimiş) bakırdan alevlere müptela kılar. Şüphesiz rabbiniz pusudadır.<br><br>Ey insanlar! Benden sonra ateşe davet edecek olan imamlar olacaktır. Onlar kıyamet günü yardım görmezler. Ey insanlar! Allah ve ben onlardan uzağız. Ey insanlar! Onlar ve yardımcıları, onlara tabi olanlar, onları takip edenler ateşin en alt derecesinde olacaklardır ve kibirli kimselerin yeri nede kötüdür. Biliniz ki onlar, Ashab-ı Sahife’dir. O halde sizden her biriniz kendi sahifesine baksın.”<br><br>Peygamber (s.a.a), “Ashab-ı Sahife” adını zikredince insanların çoğu Peygamberin bu sözden neyi kastettiğini anlamadılar. Kendileri için bir soru işareti doğdu. Oradakilerden çok azı Peygamber’in maksadını anlayabildi.<br><br>“Ey insanlar! Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar İmamet ve veraseti olarak neslime emanet ediyorum. Ben tebliğ etmekle görevli olduğum şeyi tebliğ ettim ki, burada hazır olan ve olmayan, dünyaya gelen ve gelmeyen herkese hüccet olsun. O halde kıyamet gününe kadar, burada hazır olanlar hazır olmayanlara ve babalar çocuklarına ulaştırsınlar.<br><br>Çok yakında benden sonra İmameti padişahlık olarak zulüm ve zorbalıkla alacaklardır. Allah gasp edenlere ve (bu hakka) tecavüzde bulunanlara lanet etsin. Bu esnada -ey insanlar ve cinler!- Sizlere dökülmesi gerekeni döker, sizlere ateş ve (erimiş) bakırdan alevler gönderir ve siz onu asla def edemezsiniz.<br><br>Ey insanlar! Aziz ve celil olan Allah sizleri kötüyü iyiden ayırt etmek için sizleri başıboş bırakmamıştır. Allah sizleri gaipten haberdar kılmamıştır.<br><br>Ey insanlar! Allah kıyamet kopmadan önce yalanlamaları sebebiyle bayındır olan her bölgeyi helak edecektir ve onu Hz. Mehdi’nin hâkimiyeti altına geçirecektir. Allah kendi vaat ettiği şeyi uygulayacaktır.<br><br>Ey insanlar! Sizden öncekilerin çoğu helak oldu. Allah onları helak etti ve gelecek nesilleri de helak edecek olan O’dur. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:<br><br>أَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّلِينَ ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْآخِرِينَ كَذَلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ<br><br>“Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız. Suçlulara böyle yaparız. O gün! Yalanlamış olanların vay haline!”<br><br>Ey insanlar! Allah bana emretmiş ve beni sakındırmıştır. Ben de Allah’ın emriyle Ali’ye emrettim ve onu sakındırdım. Emir ve yasaklama ilmi onun nezdindedir. O halde onun emrini dinleyiniz ki esenlikte kalasınız. Ona itaat edin ki hidayet bulasınız. Onun yasaklamalarını kabul edin ki doğru yolda olasınız ve onun maksat ve muradına doğru hareket edesiniz ve bilinmedik yollar sizleri onun yolundan alıkoymasın.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/notes_211213_150400_d374101596864254776632.jpg?w=535" alt="" class="wp-image-51"/><figcaption>Ali b. Ebu Talib’in İmameti </figcaption></figure></div>



<h4 class="wp-block-heading">Ehlibeyt ( Ali ) takipçileri ve düşmanları</h4>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">Ey insanlar! Ben Allah’ın uymayı emrettiği doğru yoluyum. Benden sonra da Ali ve sonra onun neslinden olan çocuklarım da hidayet imamlarıdır. Hakka hidayet eder, hakkın yardımıyla adalet üzere davranırlar.<br><br>Daha sonra Peygamber şu ayeti tilavet buyurdu:<br><br>بسم الله الرحمن الرحيم الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br><br>“Rahman ve Rahîm olan Allah’ın Adıyla, Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur…(Fatiha suresinin tamamı)”<br><br>Bu sure benim hakkımda nazil olmuştur ve Allah’a andolsun ki onlar (imamlar) hakkında nazil olmuştur. Genel olarak onları kapsamaktadır. Özel olarak da onlar hakkındadır. Onlar Allah’ın dostlarıdır, onlara bir korku yoktur ve onlar asla üzülmezler. Biliniz ki Allah’ın hizbi galip gelecektir.<br><br>Biliniz ki onların düşmanları, beyinsizler, sapıklar ve şeytanın kardeşleridir. Onlar batıl şeyleri gurur yüzünden birbirine iletirler. Biliniz ki Ehlibeyt’in dostları ise Allah’ın kitabında kendilerini zikrettiği ve haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir:<br><br>لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُوْلَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ<br><br>“Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir millettir, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah’a ve peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalplerine yazmıştır.”<br><br>Biliniz ki Ehli Beyt’in dostları aziz ve celil olan Allah’ın kendilerini nitelendirdiği ve haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir:<br><br>الَّذِينَ آمَنُواْ وَلَمْ يَلْبِسُواْ إِيمَانَهُم بِظُلْمٍ أُوْلَـئِكَ لَهُمُ الأَمْنُ وَهُم مُّهْتَدُونَ<br><br>“İşte güven; onlara, iman edip haksızlık karıştırmayanlaradır. Onlar doğru yoldadırlar.”<br><br>Biliniz ki Ehlibeytin dostları iman edenler ve kuşkuya düşmeyen kimselerdir.<br><br>Biliniz ki Ehlibeytin dostları esenlikle ve güven içinde cennete girenlerdir. Melekler selamla onları görmeye gelir ve şöyle derler: “Selam olsun size, tertemiz oldunuz. O halde ebedi olarak cennete giriniz.”<br><br>Biliniz ki Ehlibeytin dostları, cennetin kendilerinin olduğu ve içinde hesapsız rızıklanan kimselerdir.<br><br>Biliniz ki Ehlibeytin düşmanları ise ateşin alevleri içine girecek olan kimselerdir. Biliniz ki Ehlibeytin düşmanları ise cehennemden kaynadığı halde korkunç bir ses duyan ve cehennemin alevlenmesini gözleriyle gören kimselerdir.<br><br>Biliniz ki Ehlibeytin düşmanları Allah’ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir:<br><br>كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا<br><br>“Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lânet eder.”<br><br>Biliniz ki Ehlibeytin düşmanları Allah’ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir:<br><br>كُلَّمَا أُلْقِيَ فِيهَا فَوْجٌ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُهَا أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذِيرٌ قَالُوا بَلَى قَدْ جَاءنَا نَذِيرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللَّهُ مِن شَيْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِي ضَلَالٍ كَبِيرٍ… فَسُحْقًا لِّأَصْحَابِ السَّعِيرِ<br><br>“Oraya atıldıkları zaman, bekçileri onlara: “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar. Onlar: “Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik” derler… Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar!”<br><br>Biliniz ki Ehlibeytin dostları, gizlide Rablerinden korkan ve kendileri için mağfiret bulunan ve büyük ecir sahibi kimselerdir.<br><br>Ey insanlar! Ateşin alevleri ve büyük ecir arasındaki fasıla ne de uzundur.<br><br>Ey insanlar! Bizim düşmanlarımız, Allah’ın kendilerini kınadığı ve lanet ettiği kimselerdir. Bizim dostlarımız da Allah’ın kendilerini methettiği ve sevdiği kimselerdir.<br><br>Ey insanlar! Biliniz ki ben uyarıcı ve korkutucuyum, Ali de müjdeleyicidir.<br><br>Ey insanlar! Biliniz ki ben uyarıcıyım ve sakındırıcıyım. Ali ise hidayet edicidir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px"><br>Ey insanlar! Ben peygamberim, Ali ise benim vasimdir.<br><br>Ey insanlar! Biliniz ki ben peygamberim ve Ali ise benim vasimdir. Ondan sonraki imamlar da onun evlatlarıdır. Biliniz ki ben onların babasıyım. Onlar da onun (Ali’nin) sulbünden vücuda gelecektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Hz. İmam Mehdi (a.s)</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/18ed01d101b81fa8e26d3b2bd69e453a3713940001122849368.jpg?w=736" alt="" class="wp-image-52"/><figcaption>İmam Mehdi a.f</figcaption></figure></div>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">Biliniz ki İmamların sonuncusu, bizden olan kıyam edecek Mehdi’dir. Dinlere galip gelecek olan odur, zalimlerden intikam alacak olan odur, kaleleri fetheden ve onları yok eden kimse de odur. Şirk ehlinden her kabileye üstün gelen ve onları hidayet eden odur.<br><br>Biliniz ki Allah’ın evliya kullarına ait her kanın intikamını alacak olan odur. Allah’ın dinine yardım edecek olan da odur.<br><br>Biliniz ki derin denizden istifade eden odur, her fazilet sahibini fazileti miktarınca ve cehalet sahibini cehaleti miktarınca ödüllendiren odur. Allah’ın seçtiği ve ihtiyar ettiği kimse odur. Her ilmin varisi ve her anlayışı ihata eden odur.<br><br>Biliniz ki rabbinden haber veren odur, ilahî ayetleri yukarı yükselten odur, hidayete eren temeli sağlam kimse odur ve işlerin kendisine ısmarlandığı kimse de odur.<br><br>Öncekilerin müjdelediği kimse odur. Hüccet olarak baki kalacak olan odur ve ondan sonra hiç bir hüccet yoktur. Var olan her hak onunladır ve var olan her nur onun nezdindedir.<br><br>Biliniz ki o galibi olmayan kimsedir. Hiç kimseye onun aleyhine yardım edilmez. Allah’ın yeryüzündeki velisi, kulları arasında hükmedicisi, gizli ve açık eminidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İmam Ali ye Biat Meselesi</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/14385472_3473548898685502738277.jpg" alt="" class="wp-image-53"/><figcaption>Ya Ali a.s</figcaption></figure></div>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">Ey insanlar! Ben sizler için açıkladım ve sizlere anlattım. Benden sonra sizlere anlatacak olan da Ali’dir.<br><br>Biliniz ki ben, konuşmamın sonunda sizleri biat etmek ve ona ikrarda bulunmak için elinizi uzatmaya davet ediyorum ve benden sonra da sizleri kendisiyle biatleşmeye davet ediyorum.<br><br>Biliniz ki ben Allah’a biat ettim, Ali de bana biat etti ve ben de Allah tarafından onun için sizlerden biat alıyorum. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:<br><br>إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَى نَفْسِهِ وَمَنْ أَوْفَى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا<br><br>“Şüphesiz sana baş eğerek ellerini verenler, Allah’a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah’ın eli onların ellerinin üstündedir. Verdiği bu sözden dönen, ancak kendi aleyhine dönmüş olur. Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük ecir verecektir.”</p>



<h4 class="wp-block-heading" style="font-size:25px">Helal ve Haram, Farzlar ve Haramlar</h4>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">Ey insanlar! Hac ve umre Allah’ın şiarlarındandır. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur:<br><br>اللّهِ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَن يَطَّوَّفَ بِهِمَا<br><br>“Kim Kabe’yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur.”<br><br>Ey insanlar! Allah’ın evini hac etmeye gidin. Allah’ın evine giren her hanedan müstağni olur ve sevinir. Allah’ın evini terk eden her hanedan ise (soy açısından) kesilir ve fakirleşir.<br><br>Vukuf yerlerinde (Arafat, Meş’ar ve Mina’da) duran her müminin Allah o ana kadar işlemiş olduğu tüm geçmiş günahlarını affeder. Haccı sona erince de amellerine yeniden başlar.<br><br>Ey insanlar! Hacılara yardım edilir ve harcadıkları şey kendilerine geri döner. Allah ihsan edenlerin mükâfatını zayi etmez.<br><br>Ey insanlar! Kamil bir dinle ve tam bir anlayışla Allah’ın evini haccedin. O şerafet sahibi mukaddes yerlerden tövbe ederek ve günahlardan el çekerek geri dönün.<br><br>Ey insanlar! Aziz ve celil olan Allah’ın size emrettiği gibi namaz kılın ve zekât verin. Eğer uzun bir süre üzerinden geçer de kusur ederseniz veya unutursanız Ali sizin ihtiyar sahibinizdir. Sizin için beyan eder. Aziz ve celil olan Allah benden sonra onu kullarının emini olarak tayin etmiştir. O bendendir ve ben de ondanım.<br><br>O ve benim neslimden olanlar, sorduğunuz her soruya cevap verir ve sizlere bilmediğiniz şeyleri açıklarlar.<br><br>Biliniz ki helal ve haram benim tümünü sizlere tanıtacağımdan, bir oturumda tüm helalleri emredeceğimden ve tüm haramları sakındıracağımdan çok daha fazladır. O halde aziz ve celil olan Allah tarafından Müminlerin Emiri Ali ve benim ve onun soyundan olan ondan sonraki vasileri hakkında getirdiğim şeyleri kabul etme hususunda sizlere el uzatmak ve sizlerden biat almakla görevlendirildim. (Ali ve ondan sonraki vasiler hakkında nazil buyurulan şey ise) sadece onlarla ayakta duracak olan imamettir. Onların (vasilerin) sonuncusu ise kaza ve kaderi idare eden Allah ile görüşünceye kadar Mehdi’dir.<br><br>Ey insanlar! Sizlere gösterdiğim her helalden ve sizleri sakındırdığım her haramdan dönmüş değilim. Onları değiştirmedim. Bunu unutmayınız ve hafızalarınızda tutunuz, birbirinize tavsiyelerde bulununuz. Onu değiştirmeyiniz, tahrife kalkışmayınız.<br><br>Ben sözümü tekrar ediyorum: Namaz kılınız, zekât veriniz, iyiliği emrediniz ve kötülükten sakındırınız.<br><br>Biliniz ki iyiliği emretmenin en üst mertebesi sözümü anlamanız, onu burada hazır bulunmayanlara iletmeniz, benim tarafımdan kabul etmesini emretmeniz ve muhalefet etmekten sakındırmanızdır. Zira bu emir, aziz ve celil olan Allah ve benim tarafımdandır. Sadece masum imam ile iyilik emredilir ve kötülükten sakındırılır.<br><br>Ey insanlar! Kur’an sizlere Ali’den sonraki imamların onun evlatları olduğunu tanıtmakta ve ben de onların benim ve onun soyundan olduğunu tanıtmaktayım. Allah Teâlâ nitekim kitabında şöyle buyurmuştur:<br><br>جَعَلَهَا كَلِمَةً بَاقِيَةً فِي عَقِبِهِ<br><br>“Bu sözü, devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı.”<br><br>Ey insanlar takvalı olunuz, takvalı olunuz ve kıyametten sakınınız. Nitekim aziz ve celil olan Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:<br><br>إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ<br><br>“Doğrusu kıyamet gününün sarsıntısı büyük şeydir.”<br><br>Ölüm, ahiret, hesap, ilahî teraziler, âlemlerin rabbi nezdinde hesaba çekilmek, sevap ve cezayı hatırlayın. Her kim kendisiyle birlikte bir iyilik getirirse o iyilik esasınca sevaba erişir. Her kim de günah getirirse cennette onun bir nasibi olmayacaktır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Resmi Olarak İmam Ali ye  Biat Alınması</h3>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/12373214_828290549550297684672.jpg?w=1024" alt="" class="wp-image-54"/><figcaption>Ali Veliyullah</figcaption></figure></div>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px">Ey insanlar! Sizler aynı anda bana el uzatacak kadar (biat etmek için) ve sayı olarak çok daha fazlasınız. Rabbim, Müminlerin Emiri Ali (a.s) ve ondan sonra gelecek olan imamlar hakkında söylediklerim hususunda dilinizden itiraf almamı emretti. Onlar (imamlar) benim ve onun (Ali’nin) soyundandırlar. Nitekim sizlere daha önce de çocuklarımın onun (Ali’nin) soyundan olduğunu anlattım.<br><br>O halde hepiniz şöyle deyiniz: Biz işittik, itaat ettik, razı bulunmaktayız, teslim olmuşuz, rabbin ve kendi nezdinden imamımız, Müminlerin Emiri Ali’nin (a.s) ve onun sulbünden dünyaya gelecek olan imamların imameti hususunda bizlere ulaştırdığın şeylere boyun eğmişiz. Bu konuda kalplerimizle canlarımızla, dillerimizle ve ellerimizle sana biat etmekteyiz. Bu inanç üzere hayatta kalacağız ve onunla öleceğiz. (Kıyamet günü de) Onunla haşr olacağız. Asla değişmeyeceğiz, değiştirmeyeceğiz, kuşku duymayacağız ve inkarda bulunmayacağız. Kalbimizle şüpheye düşmeyeceğiz, bu sözden dönmeyeceğiz ve ahdimizi bozmayacağız.<br><br>Sen bizlere ilahî öğütlerde bulundun. Müminlerin Emiri Ali (a.s) ve ondan sonra senin neslinden ve onun çocukları olduğunu söylediğin imamlar, Hasan, Hüseyin ve Allah’ın o ikisinden sonra tayin ettiği kimseler hakkında öğüt verdin. O halde onlar için bizden söz ve ahit alındı. Kalplerimizden canlarımızdan, dillerimizden, içimizden ve ellerimizden söz alındı. Her kim yapabilirse eliyle biat eder. Her kim de yapamazsa diliyle ikrar eder. Asla onu değiştirme peşinde değiliz. Allah bu konuda nefislerimizde değişme görmeyecektir.<br><br>Biz bu konuyu çocuklarımızdan ve akrabalarımızdan uzak ve yakın herkese ulaştıracağız. Allah’ı bu konuda şahit tutuyoruz. Allah şahadet hususunda kifayet eder ve sen de bu itirafımıza şahit bulunmaktasın.<br><br>Ey insanlar! Ne diyorsunuz? Allah her sesi işitir ve her gizliliği bilir. O halde kim hidayet bulmuşsa kendi lehinedir ve her kim de sapmışsa kendi zararına sapmıştır. Her kim biat etmişse Allah’a biat etmiştir, Allah’ın eli onların (biat edenlerin) elinin üzerindedir.<br><br>Ey insanlar! Allah’a biat ediniz, bana biat ediniz, Müminlerin Emiri Ali’ye (a.s) Hasan’a Hüseyin’e ve dünya ve ahirette onlardan olan imamlara soylarında baki kalan imamet makamı hasebiyle biat ediniz. Allah vefasız kimseleri (biatini bozanları) helak edecektir. Vefalı olanları ise rahmetine mazhar kılacaktır. Her kim biatinden dönerse kendi zararına dönmüştür. Her kim de Allah’a söz verdiği şeyler hususunda vefalı olursa Allah ona büyük bir ecir inayet buyuracaktır.<br><br>Ey insanlar! Sizler bu dediğimizi söyleyin ve tekrar edin. Ali’yi “Müminlerin Emiri” olarak selamlayın ve şöyle deyin:<br><br>سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ<br><br>“İşittik, itaat ettik, Rabbimiz, affını dileriz, dönüş sanadır.”<br><br>Hakeza şöyle deyiniz:<br><br>الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي هَدَانَا لِهَـذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلا أَنْ هَدَانَا اللّهُ<br><br>“Bizi buraya hidayet eden Allah’a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet etmeseydi, biz hidayeti bulamazdık.”<br><br>Ey insanlar! Kur’an’ın nazil buyurmuş olduğu Ali b. Ebi Talib’in faziletleri Allah nezdinde, tümü bir oturumda sayabilecek miktardan çok daha fazladır. O halde her kim onları size haber verir ve onları tanırsa, siz de kendisini tasdik edin.<br><br>Ey insanlar! Her kim Allah’a, Peygamber’ine, Ali’ye ve bu zikrettiğim imamlara itaat ederse büyük bir kurtuluşa ulaşmış olacaktır.<br><br>Ey insanlar! Ona biat etmek, velayetini kabul etmek ve onu müminlerin emiri olarak selamlamak hususunda öne geçen kimseler, kurtuluşa erenlerdir ve onlar nimet bahçelerinde olacaklardır.<br><br>Ey insanlar! Allah’ın sizden razı olacağı bir söz söyleyiniz. Eğer sizler ve yeryüzünde bulunan herkes tümüyle kâfir olsa, yine de Allah’a hiçbir zarar gelip çatmaz.<br><br>Allah’ım! Eda ettiğim ve emrettiğim şeyler hatırına müminleri bağışla ve inkar eden kafirlere gazap et. Hamd ve sena alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.(4)<br><br></p>



<h2 class="wp-block-heading">Dipnotlar</h2>



<p class="has-black-color has-text-color" style="font-size:17px"><br>1. İbn Fital Nişaburi, c. 1, s. 89; Tabersi, c. 1, s. 66; İbn Tavus, el-Yakin, s. 343; Alemu’l Huda, c. 1, s. 186.<br><br>2. İbn Tavus, El-İkbal, s. 454 ve 456.<br><br>3. Ali b. Yusuf Hilli, s. 169; İbn Tavus, et-Tahsin, s. 578; Ali b. Yusuf Beyazi, c. 1, s. 301; Hüseyin b. Cebur, s. 26–34.<br><br>4. Ensari.<br><br>5. Ensari.<br><br>Kaynaklar<br><br>* İbn Tavus, el-İkbal, daru’l kutubu’l İslamiye, Tahran.<br><br>* İbn Tavus, et-Tahsin, daru’l kitab, Kum.<br><br>* İbn Tavus, el-Yakin, tahkik: Muhammed Bakır Ensari, daru’l kitab, Kum.<br><br>* İbn Fital Nişaburi, Ravzatu’l Vaizin, Şerif Razi, Kum.<br><br>* Ensari, Muhammed Bakır, Hitabe-i Gadir, intişar delilima, Kum.<br><br>* Hüseyin b. Cebur, Nehcü’l İman, hatlı nüshası İmam Hadi kütüphanesinde, Meşhed.<br><br>* Tabersi, el-İhticac, neşri Murtaza, Meşhed.<br><br>* Alemu’l Huda, Nezhetu’l Kiram, araştırma: Muhammed Şiri, intişar tarakki, Tahran.<br><br>* Ali b. Yusuf Beyazi, es-Sıratu’l Mustakim, matbaa haydariye, Necef.<br><br>* Ali b. Yusuf Hilli, el-Udedu’l Kaviye, Ayetullah Necefi Mer’aşi kütüphanesi, Kum.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Gadir Hutbesinin Arapça Metni</h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-normal-font-size">الحمد و الثناء<br><br>الْحَمْدُ للّهِِ الَّذی عَلا فی تَوَحُّدِهِ وَدَنا فی تَفَرُّدِهِ وَجَلَّ فی سُلْطانِهِ وَعَظُمَ فی أَرْکانِهِ، وَأَحاطَ بِکُلِّ شَیءٍ عِلْما وَهُوَ فی مَکانِهِ، وَقَهَرَ جَمیعَ الْخَلْقِ بِقُدْرَتِهِ وَبُرْهانِهِ، حَمیدا لَمْیزَلْ، مَحْمُودا لا یزالُ وَمَجیدا لا یزُولُ، وَمُبْدِئا وَمُعیدا وَکُلُّ أَمْرٍ إلَیهِ یعُودُ.<br><br>بارِئُ الْمَسْمُوکاتِ وَداحِی الْمَدْحُوّاتِ وَجَبّارُ الاْءَرَضینَ وَالسَّماواتِ، قُدُّوسٌ سُبُّوحٌ، رَبُّ الْمَلائِکَةِ وَالرُّوحِ، مُتَفَضِّلٌ عَلی جَمیعِ مَنْ بَرَأَهُ، مُتَطَوِّلٌ عَلی جَمیعِ مَنْ أَنْشَأَهُ.<br><br>یلْحَظُ کُلَّ عَینٍ وَالْعُیونُ لا تَراهُ. کَریمٌ حَلیمٌ ذُو أَناةٍ، قَدْ وَسِعَ کُلَّ شَیءٍ رَحْمَتُهُ وَمَنَّ عَلَیهِمْ بِنِعْمَتِهِ. لا یعْجَلُ بِانْتِقامِهِ، وَلا یبادِرُ إلَیهِمْ بِمَا اسْتَحَقُّوا مِنْ عَذابِهِ.<br><br>قَدْ فَهِمَ السَّرائِرَ وَعَلِمَ الضَّمائِرَ، وَلَمْ تَخْفَ عَلَیهِ الْمَکْنُوناتُ وَلاَ اشْتَبَهَتْ عَلَیهِ الْخَفِیاتُ. لَهُ الاْءحاطَةُ بِکُلِّ شَیءٍ وَالْغَلَبَةُ عَلی کُلِّ شَیءٍ وَالْقُوَّةُ فی کُلِّ شَیءٍ وَالْقُدْرَةُ عَلی کُلِّ شَیءٍ، وَلَیسَ مِثْلَهُ شَیءٌ. وَهُوَ مُنْشِئُ الشَّیءِ حینَ لا شَیءَ، دائِمٌ حَی وَقائِمٌ بِالْقِسْطِ، لا إلهَ إلاّ هُوَ الْعَزیزُ الْحَکیمُ.<br><br>جَلَّ عَنْ أَنْ تُدْرِکَهُ الاْءَبْصارُ وَهُوَ یدْرِکُ الاْءَبْصارَ وَهُوَ اللَّطیفُ الْخَبیرُ. لا یلْحَقُ أَحَدٌ وَصْفَهُ مِنْ مُعاینَةٍ، وَلا یجِدُ أَحَدٌ کَیفَ هُوَ مِنْ سِرٍّ وَعَلانِیةٍ، إلاّ بِما دَلَّ عَزَّ وَجَلَّ عَلی نَفْسِهِ. وَأَشْهَدُ أَنَّهُ اللّهُ الَّذی مَلاَءَ الدَّهْرَ قُدْسُهُ، وَالَّذی یغْشَی الاْءَبَدَ نُورُهُ، وَالَّذی ینْفِذُ أَمْرَهُ بِلا مُشاوَرَةِ مُشیرٍ، وَلا مَعَهُ شَریکٌ فی تَقْدیرِهِ، وَلا یعاوَنُ فی تَدْبیرِهِ.<br><br>صَوَّرَ مَا ابْتَدَعَ عَلی غَیرِ مِثالٍ، وَخَلَقَ ما خَلَقَ بِلا مَعُونَةٍ مِنْ أَحَدٍ وَلا تَکَلُّفٍ وَلاَ احْتِیالٍ.<br><br>أَنْشَأَها فَکانَتْ، وَبَرَأَها فَبانَتْ. فَهُوَ اللّهُ الَّذی لا إلهَ إلاّ هُوَ الْمُتْقِنُ الصَّنْعَةَ، الْحَسَنُ الصَّنیعَةُ، الْعَدْلُ الَّذی لا یجُورُ، وَالاْءَکْرَمُ الَّذی تَرْجِعُ إلَیهِ الاْءُمُورُ.<br><br>وَأَشْهَدُ أَنَّهُ اللّهُ الَّذی تَواضَعَ کُلُّ شَیءٍ لِعَظَمَتِهِ، وَذَلَّ کُلُّ شَیءٍ لِعِزَّتِهِ، وَاسْتَسْلَمَ کُلُّ شَیءٍ لِقُدْرَتِهِ، وَخَضَعَ کُلُّ شَیءٍ لِهَیبَتِهِ. مَلِکُ الاْءَمْلاکِ وَمُفَلِّکُ الاْءَفْلاکِ وَمُسَخِّرُ الشَّمْسِ وَالْقَمَرِ، کُلٌّ یجْری لاِءَجَلٍ مُسَمّی، یکَوِّرُ اللَّیلَ عَلَی النَّهارِ وَیکَوِّرُ النَّهارَ عَلی اللَّیلِ یطْلُبُهُ حَثیثا. قاصِمُ کُلِّ جَبّارٍ عَنیدٍ، وَمُهْلِکُ کُلِّ شَیطانٍ مَریدٍ.<br><br>لَمْ یکُنْ لَهُ ضِدٌّ وَلا مَعَهُ نِدٌّ، أَحَدٌ صَمَدٌ لَمْ یلِدْ وَلَمْ یولَدْ وَلَمْ یکُنْ لَهُ کُفْوا أَحَدٌ. إلهٌ واحِدٌ وَرَبُّ ماجِدٌ، یشاءُ فَیمْضی، وَیریدُ فَیقْضی، وَیعْلَمُ فَیحْصی، وَیمیتُ وَیحْیی، وَیفْقِرُ وَیغْنی، وَیضْحِکُ وَیبْکی، وَیدْنی وَیقْصی، وَیمْنَعُ وَیعْطی، لَهُ الْمُلْکُ وَلَهُ الْحَمْدُ، بِیدِهِ الْخَیرُ وَهُوَ عَلی کُلِّ شَیءٍ قَدیرٌ.<br><br>یولِجُ اللَّیلَ فِی النَّهارِ وَیولِجُ النَّهارَ فِی اللَّیلِ، لا إلهَ إلاّ هُوَ الْعَزیزُ الْغَفّارُ. مُسْتَجیبُ الدُّعاءِ وَمُجْزِلُ الْعَطاءِ، مُحْصِی الاْءَنْفاسِ وَرَبُّ الْجِنَّةِ وَالنّاسِ ؛ الَّذی لا یشْکِلُ عَلَیهِ شَیءٌ، وَلا یضْجِرُهُ صُراخُ الْمُسْتَصْرِخینَ، وَلا یبْرِمُهُ إلْحاحُ الْمُلِحّینَ. الْعاصِمُ لِلصّالِحینَ، وَالْمُوَفِّقُ لِلْمُفْلِحینَ، وَمَوْلَی الْمُؤْمِنینَ وَرَبُّ الْعالَمینَ ؛ الَّذی اسْتَحَقَّ مِنْ کُلِّ مَنْ خَلَقَ أَنْ یشْکُرَهُ وَیحْمَدَهُ عَلی کُلِّ حالٍ.<br><br>أَحْمَدُهُ کَثیرا وَأَشْکُرُهُ دائِما عَلَی السَّرّاءِ وَالضَّرّاءِ وَالشِّدَّةِ وَالرَّخاءِ، وَأُومِنُ بِهِ وَبِمَلائِکَتِهِ وَکُتُبِهِ وَرُسُلِهِ. أَسْمَعُ لاِءَمْرِهِ وَأُطیعُ وَأُبادِرُ إلی کُلِّ ما یرْضاهُ وَأَسْتَسْلِمُ لِما قَضاهُ، رَغْبَةً فی طاعَتِهِ وَخَوْفا مِنْ عُقُوبَتِهِ، لاِءَنَّهُ اللّهُ الَّذی لا یؤْمَنُ مَکْرُهُ وَلا یخافُ جَوْرُهُ.<br><br>أمرٌ إلهی فی موضوع هامّ<br><br>وَأُقِرُّ لَهُ عَلی نَفْسی بِالْعُبُودِیةِ، وَأَشْهَدُ لَهُ بِالرُّبُوبِیةِ، وَأُؤَدّی ما أَوْحی بِهِ إلَی، حَذَرا مِنْ أَنْ لا أَفْعَلَ فَتَحِلَّ بی‌مِنْهُ قارِعَةٌ لا یدْفَعُها عَنّی أَحَدٌ وَإنْ عَظُمَتْ حیلَتُهُ وَصَفَتْ خُلَّتُهُ ؛ لا إلهَ إلاّ هُوَ.<br><br>لاِءنَّهُ قَدْ أعْلَمَنی أَنّی إنْ لَمْ أُبَلِّغْ ما أَنْزَلَ إلَی فی حَقِّ عَلِی فَما بَلَّغْتُ رِسالَتَهُ، وَقَدْ ضَمِنَ لی تَبارَکَ وَتَعالی الْعِصْمَةَ مِنَ النّاسِ وَهُوَ اللّهُ الْکافِی الْکَریمُ.<br><br>فَأَوْحی إلَی: «بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحیمِ، یا أَیهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ ما أُنْزِلَ إلَیکَ مِنْ رَبِّکَ ـ فی عَلِی، یعْنی فِی الْخِلافَةِ لِعَلِی بْنِ أَبیطالِبٍ ـ وَإنْ لَمْ تَفْعَلْ فَما بَلَّغْتَ رِسالَتَهُ وَاللّهُ یعْصِمُکَ مِنَ النّاسِ».<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، ما قَصَّرْتُ فی تَبْلیغِ ما أَنْزَلَ اللّهُ تَعالی إلَی، وَأَنَا أُبَینُ لَکُمْ سَبَبَ هذِهِ الاْآیةِ: إنَّ جَبْرَئیلَ هَبَطَ إلَی مِرارا ثَلاثا یأْمُرُنی عَنِ السَّلامِ رَبّی ـ وَهُوَ السَّلامُ ـ أَنْ أَقُومَ فی هذَا الْمَشْهَدِ فَأُعْلِمَ کُلَّ أَبْیضَ وَأَسْوَدَ: أَنَّ عَلِی بْنَ أَبیطالِبٍ أَخی وَوَصِیی وَخَلیفَتی عَلی أُمَّتی وَالاْءمامُ مِنْ بَعْدی، الَّذی مَحَلُّهُ مِنّی مَحَلُّ هارُونَ مِنْ مُوسی اءلاّ أَنَّهُ لا نَبِی بَعْدی، وَهُوَ وَلِیکُمْ بَعْدَ اللّهِ وَرَسُولِهِ.<br><br>وَقَدْ أَنْزَلَ اللّهُ تَبارَکَ وَتَعالی عَلَی بِذلِکَ آیةً مِنْ کِتابِهِ هی: «إنَّما وَلِیکُمُ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذینَ آمَنُوا الَّذینَ یقیمُونَ الصَّلاةَ وَیؤْتُونَ الزَّکاةَ وَهُمْ راکِعُونَ»، وَعَلِی بْنُ أَبیطالِبٍ الَّذی أقامَ الصَّلاةَ وَآتَی الزَّکاةَ وَهُوَ راکِعٌ یریدُ اللّهَ عَزَّ وَجَلَّ فی کُلِّ حالٍ.<br><br>وَسَأَلْتُ جَبْرَئیلَ أَنْ یسْتَعْفِی لِی السَّلامَ عَنْ تَبْلیغِ ذلِکَ إلَیکُمْ ـ أَیهَا النّاسُ ـ لِعِلْمی بِقِلَّةِ الْمُتَّقینَ وَکَثْرَةِ الْمُنافِقینَ وَإدْغالِ اللاّئِمینَ وَحِیلِ الْمُسْتَهْزِئینَ بِالاْءسْلامِ، الَّذینَ وَصَفَهُمُ اللّهُ فی کِتابِهِ بِأَنَّهُمْ یقُولُونَ بِأَلْسِنَتِهِمْ ما لَیسَ فی قُلُوبِهِمْ، وَیحْسَبُونَهُ هَینا وَهُوَ عِنْدَ اللّهِ عَظیمٌ، وَکَثْرَةِ أَذاهُمْ لی غَیرَ مَرَّةٍ، حَتّی سَمُّونی أُذُنا وَزَعَمُوا أَنّی کَذلِکَ لِکَثْرَةِ مُلازَمَتِهِ إیای وَإقْبالی عَلَیهِ وَهَواهُ وَقَبُولِهِ مِنّی، حَتّی أَنْزَلَ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ فی ذلِکَ: «وَمِنْهُمُ الَّذینَ یؤْذُونَ النَّبِی وَیقُولُونَ هُوَ أُذُنٌ، قُلْ أُذُنُ ـ عَلَی الَّذینَ یزْعَمُونَ أَنَّهُ أُذُنٌ ـ خَیرٍ لَکُمْ، یؤْمِنُ بِاللّهِ وَیؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنینَ وَرَحْمَةٌ لِلَّذینَ آمَنوا مِنْکُمْ وَالَّذینَ یؤذُونَ رَسُولَ اللّهِ لَهُمْ عَذابٌ أَلیمٌ».<br><br>وَلَوْ شِئْتُ أَنْ أُسَمِّی الْقائِلینَ بِذلِکَ بِأَسْمائِهِمْ لَسَمَّیتُ، وَأَنْ أومِئَ إلَیهِمْ بِأَعْیانِهِمْ لاَءَوْمَأْتُ، وَأَنْ أَدُلَّ عَلَیهِمْ لَدَلَلْتُ، وَلکِنّی وَاللّهِ فی أُمُورِهِمْ قَدْ تَکَرَّمْتُ.<br><br>وَکُلُّ ذلِکَ لا یرْضَی اللّهُ مِنّی إلاّ أَنْ أُبَلِّغَ ما أَنْزَلَ اللّهُ إلَی فی حَقِّ عَلِی، «یا أَیهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ ما أُنْزِلَ إلَیکَ مِنْ رَبِّکَ ـ فی حَقِّ عَلِی ـ وَاِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَما بَلَّغْتَ رِسالَتَهُ وَاللّهُ یعْصِمُکَ مِنَ النّاسِ».<br><br>الإعلان الرسمی بإمامة الأئمة الاثنی عشر علیهمالسلام و ولایتهم<br><br>فَاعْلَمُوا مَعاشِرَ النّاسِ ذلِکَ فیهِ وَافْهَمُوهُ، وَاعْلَمُوا أَنَّ اللّهَ قَدْ نَصَبَهُ لَکُمْ وَلِیا وَإماما فَرَضَ طاعَتَهُ عَلَی الْمُهاجِرینَ وَالاْءَنْصارِ وَعَلَی التّابِعینَ لَهُمْ بِإحْسانٍ، وَعَلَی الْبادی وَالْحاضِرِ، وَعَلَی الْعَجَمِی وَالْعَرَبِی، وَالْحُرِّ وَالْمَمْلُوکِ وَالصَّغیرِ وَالْکَبیرِ، وَعَلَی الاْءَبْیضِ وَالاْءَسْوَدِ، وَ عَلی کُلِّ مُوَحِّدٍ ماضٍ حُکْمُهُ، جازٍ قَوْلُهُ، نافِذٌ أَمْرُهُ، مَلْعُونٌ مَنْ خالَفَهُ، مَرْحُومٌ مَنْ تَبِعَهُ وَصَدَّقَهُ، فَقَدْ غَفَرَ اللّهُ لَهُ وَلِمَنْ سَمِعَ مِنْهُ وَأَطاعَ لَهُ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّهُ آخِرُ مَقامٍ أَقُومُهُ فی هذَا الْمَشْهَدِ، فَاسْمَعُوا وَأَطیعُوا وَانْقادُوا لاِءَمْرِ اللّهِ رَبِّکُمْ، فَإنَّ اللّهَ عَزَّ وَجَلَّ هُوَ مَوْلاکُمْ وَإلهُکُمْ، ثُمَّ مِنْ دُونِهِ رَسُولُهُ وَنَبِیهُ الْمُخاطِبُ لَکُمْ، ثُمَّ مِنْ بَعْدی عَلِی وَلِیکُمْ وَإمامُکُمْ بِأَمْرِ اللّهِ رَبِّکُمْ، ثُمَّ الاْءمامَةُ فی ذُرِّیتی مِنْ وُلْدِهِ إلی یوْمٍ تَلْقَوْنَ اللّهَ وَرَسُولَهُ.<br><br>لا حَلالَ اءلاّ ما أَحَلَّهُ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَهُمْ، وَلا حَرامَ اءلاّ ما حَرَّمَهُ اللّهُ عَلَیکُمْ وَرَسُولُهُ وَهُمْ، وَاللّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَرَّفَنِی الْحَلالَ وَالْحَرامَ وَأَنَا أَفْضَیتُ بِما عَلَّمَنی رَبّی مِنْ کِتابِهِ وَحَلالِهِ وَحَرامِهِ اءلَیهِ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، فَضِّلُوهُ. ما مِنْ عِلْمٍ إلاّ وَقَدْ أَحْصاهُ اللّهُ فِی، وَکُلُّ عِلْمٍ عُلِّمْتُ فَقَدْ أَحْصَیتُهُ فی إمامِ الْمُتَّقینَ، وَما مِنْ عِلْمٍ إلاّ وَقَدْ عَلَّمْتُهُ عَلِیا، وَهُوَ الاْءمامُ الْمُبینُ الَّذی ذَکَرَهُ اللّهُ فی سُورَةِ یسآ: «وکُلَّ شَیءٍ أَحْصَیناهُ فی إمامٍ مُبینٍ».<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، لا تَضِلُّوا عَنْهُ وَلا تَنْفِرُوا مِنْهُ، وَلا تَسْتَنْکِفُوا عَنْ وِلایتِهِ، فَهُوَ الَّذی یهْدی إلَی الْحَقِّ وَیعْمَلُ بِهِ، وَیزْهِقُ الْباطِلَ وَینْهی عَنْهُ، وَلا تَأْخُذُهُ فِی اللّهِ لَوْمَةُ لائِمٍ. أَوَّلُ مَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ، لَمْ یسْبِقْهُ إلَی الاْیمانِ بی‌أَحَدٌ، وَالَّذی فَدی رَسُولَ اللّهِ بِنَفْسِهِ، وَالَّذی کانَ مَعَ رَسُولِ اللّهِ وَلا أَحَدَ یعْبُدُ اللّهَ مَعَ رَسُولِهِ مِنَ الرِّجالِ غَیرُهُ. أَوَّلُ النّاسِ صَلاةً وَأَوَّلُ مَنْ عَبَدَ اللّهَ مَعی. أَمَرْتُهُ عَنِ اللّهِ أَنْ ینامَ فی مَضْجَعی، فَفَعَلَ فادِیا لی بِنَفْسِهِ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، فَضِّلُوهُ فَقَدْ فَضَّلَهُ اللّهُ، وَاقْبَلُوهُ فَقَدْ نَصَبَهُ اللّهُ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّهُ إمامٌ مِنَ اللّهِ، وَلَنْ یتُوبَ اللّهُ عَلی أَحَدٍ أَنْکَرَ وِلایتَهُ وَلَنْ یغْفِرَ لَهُ، حَتْما عَلَی اللّهِ أَنْ یفْعَلَ ذلِکَ بِمَنْ خالَفَ أَمْرَهُ وَأَنْ یعَذِّبَهُ عَذابا نُکْرا أَبَدَ الاْآبادِ وَدَهْرَ الدُّهُورِ. فَاحْذَرُوا أَنْ تُخالِفُوهُ، فَتَصْلُوا نارا وَقُودُهَا النّاسُ وَالْحِجارَةُ أُعِدَّتْ لِلْکافِرینَ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، بی‌ـ وَاللّهِ ـ بَشَّرَ الاْءَوَّلُونَ مِنَ النَّبِیینَ وَالْمُرْسَلینَ، وَأَنَا ـ وَاللّهِ ـ خاتَمُ الاْءَنْبِیاءِ وَالْمُرْسَلینَ، وَالْحُجَّةُ عَلی جَمیعِ الْمَخْلُوقینَ مِنْ أَهْلِ السَّماواتِ وَالاْءَرَضینَ. فَمَنْ شَکَّ فی ذلِکَ فَقَدْ کَفَرَ کُفْرَ الْجاهِلِیةِ الاُْولی، وَمَنْ شَکَّ فی شَیءٍ مِنْ قَوْلی هذا فَقَدْ شَکَّ فی کُلِّ ما أُنْزِلَ اءلَی، وَمَنْ شَکَّ فی واحِدٍ مِنَ الاْءَئِمَّةِ فَقَدْ شَکَّ فِی الْکُلِّ مِنْهُمْ، وَالشّاکُ فینا فِی النّارِ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، حَبانِی اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ بِهذِهِ الْفَضیلَةِ مَنّا مِنْهُ عَلَی وَإحْسانا مِنْهُ إلَی وَلا إلهَ إلاّ هُوَ، أَلا لَهُ الْحَمْدُ مِنّی أَبَدَ الآبِدینَ وَدَهْرَ الدّاهِرینَ وَعَلی کُلِّ حالٍ. مَعاشِرَ النّاسِ، فَضِّلُوا عَلِیا فَاءنَّهُ أَفْضَلُ النّاسِ بَعْدی مِنْ ذَکَرٍ وَأُنْثی ما أَنْزَلَ اللّهُ الرِّزْقَ وَبَقِی الْخَلْقُ.<br><br>مَلْعُونٌ مَلْعُونٌ، مَغْضُوبٌ مَغْضُوبٌ مَنْ رَدَّ عَلَی قَوْلی هذا وَلَمْ یوافِقْهُ. أَلا إنَّ جَبْرَئیلَ خَبَّرَنی عَنِ اللّهِ تَعالی بِذلِکَ وَیقُولُ: «مَنْ عادی عَلِیا وَلَمْ یتَوَلَّهُ فَعَلَیهِ لَعْنَتی وَغَضَبی»، «وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ ما قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللّهَ ـ أَنْ تُخالِفُـوهُ فَتَزِلَّ قَدَمٌ بَعْدَ ثُبُوتِها ـ إنَّ اللّهَ خَبیرٌ بِما تَعْمَلُونَ».<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّهُ جَنْبُ اللّهِ الَّذی ذَکَرَ فی کِتابِهِ الْعَزیزِ، فَقالَ تَعالی مُخْبرا عَمَّنْ یخالِفُهُ: «أَنْ تَقُولَ نَفْسٌ یا حَسْرَتا عَلی ما فَرَّطْتُ فی جَنْبِ اللّهِ».<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، تَدَبَّرُوا القُرْآنَ وَافْهَمُوا آیاتِهِ، وَانْظُرُوا إلی مُحْکَماتِهِ وَلا تَتَّبِعُوا مُتَشابِهَهُ، فَوَاللّهِ لَنْ یبَینَ لَکُمْ زَواجِرَهُ وَلَنْ یوضِحَ لَکُمْ تَفْسیرَهُ إلاَّ الَّذی أَنَا آخِذٌ بِیدِهِ وَمُصْعِدُهُ إلَی وَشائِلٌ بِعَضُدِهِ وَرافِعُهُ بِیدی وَمُعْلِمُکُمْ: أَنَّ مَنْ کُنْتُ مَوْلاهُ فَهذا عَلِی مَوْلاهُ، وَهُوَ عَلِی بْنُ أَبیطالِبٍ أَخی وَوَصِیی، وَمُوالاتُهُ مِنَ اللّهِ عَزَّ وَجَلَّ أَنْزَلَها عَلَی.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّ عَلِیا وَالطَّیبینَ مِنْ وُلْدی مِنْ صُلْبِهِ هُمُ الثِّقْلُ الاْءَصْغَرُ، وَالْقُرْآنُ الثِّقْلُ الاْءَکْبَرُ، فَکُلُّ واحِدٍ مِنْهُما مُنْبِئٌ عَنْ صاحِبِهِ وَمُوافِقٌ لَهُ، لَنْ یفْتَرِقا حَتّی یرِدا عَلَی الْحَوْضَ.<br><br>أَلا إنَّهُمْ أُمَناءُ اللّهِ فی خَلْقِهِ وَحُکّامُهُ فی أَرْضِهِ.<br><br>أَلا وَقَدْ أَدَّیتُ، أَلا وَقَدْ بَلَّغْتُ، أَلا وَقَدْ أَسْمَعْتُ، أَلا وَقَدْ أَوْضَحْتُ. ألا وَإنَّ اللّهَ عَزَّ وَجَلَّ قالَ، وَأَنَا قُلْتُ عَنِ اللّهِ عَزَّ وَجَلَّ.<br><br>أَلا اءنَّهُ لا «أَمیرَالْمُؤْمِنینَ» غَیرَ أَخی هذا. أَلا لا تَحِلُّ اءمْرَةُ الْمُؤْمِنینَ بَعْدی لاِءَحَدٍ غَیرِهِ.<br><br>رفع علی علیهالسلام بیدی رسول اللّه صلیاللهعلیهوآله ثم ضرب بیده إلی عضد علی علیهالسلام فرفعه، وکان أمیرالمؤمنین علیهالسلام منذ أول ما صعد رسول اللّه صلیاللهعلیهوآله منبره علی درجة دون مقامه مُتیامِنا عن وجه رسول اللّه صلیاللهعلیهوآله کأنَّهما فی مقام واحد. فرفعه رسول اللّه صلیاللهعلیهوآله بیده وبسطهما إلی السماء وشال علیا علیهالسلام حتی صارت رجله مع رکبة رسول اللّه صلیاللهعلیهوآله، ثم قال: أیهَا النّاسُ، مَنْ أوْلی بِکُمْ مِنْ أنْفُسِکُمْ؟ قالوا: اللّهُ وَ رَسوُلُهُ. فَقالَ:<br><br>ألا فَمَنْ کُنْتُ مَوْلاهُ فَهذا عَلِی مَوْلاهُ، اللّهُمَّ والِ مَنْ والاهُ وَعادِ مَنْ عاداهُ وَانْصُرْ مَنْ نَصَرَهُ وَاخْذُلْ مَنْ خَذَلَهُ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، هذا عَلِی أَخی وَوَصِیی وَواعی عِلْمی، وخَلیفَتی فی أُمَّتی عَلی مَنْ آمَنَ بی‌وَعَلی تَفْسیرِ کِتابِ اللّهِ عَزَّ وجَلَّ وَالدّاعی إلَیهِ وَالْعامِلُ بِما یرْضاهُ وَالْمُحارِبُ لاِءَعْدائِهِ وَالْمُوالی عَلی طاعَتِهِ وَالنّاهی عَنْ مَعْصِیتِهِ.<br><br>إنَّهُ خَلیفَةُ رَسُولِ اللّهِ وَأَمیرُالْمُؤْمِنینَ وَالإمامُ الْهادی مِنَ اللّهِ، وَقاتِلُ النّاکِثینَ وَالْقاسِطینَ وَالْمارِقینَ بِأَمْرِ اللّهِ.<br><br>یقُولُ اللّهُ: «ما یبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَی». بِأَمْرِکَ یا رَبِّ أَقُولُ:<br><br>اللّهُمَّ والِ مَنْ والاهُ وَعادِ مَنْ عاداهُ وَاْنصُرْ مَنْ نَصَرَهُ وَاخْذُلْ مَنْ خَذَلَهُ وَالْعَنْ مَنْ أَنْکَرَهُ وَاغْضِبْ عَلی مَنْ جَحَدَ حَقَّهُ. اللّهُمَّ إنَّکَ أَنْزَلْتَ الاْآیةَ فی عَلِی وَلِیکَ عِنْدَ تَبْیینِ ذلِکَ وَنَصْبِکَ إیاهُ لِهذَا الْیوْمِ: «الْیوْمَ أَکْمَلْتُ لَکُمْ دینَکُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَیکُمْ نِعْمَتی وَرَضیتُ لَکُمُ الاْءسْلامَ دینا»، وَ قُلْتَ: «إنَّ الدّینَ عِنْدَ اللّهِ اْلإسْلامُ»، وَ قُلْتَ: «وَ مَنْ یبْتَغِ غَیرَ الاْءسْلامِ دینا فَلَنْ یقْبَلَ مِنْهُ وَ هُوَ فِی الاْآخِرَةِ مِنَ الْخاسِرینَ».<br><br>اللّهُمَّ إنّی أُشْهِدُکَ أَنّی قَدْ بَلَّغْتُ.<br><br>التأکید علی توجه الأُمة نحو مسألة الإمامة<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّما أَکْمَلَ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ دینَکُمْ بِإمامَتِهِ. فَمَنْ لَمْیأْتَمَّ بِهِ وَبِمَنْ یقُومُ مَقامَهُ مِنْ وُلْدی مِنْ صُلْبِهِ إلی یوْمِ الْقِیامَةِ وَالْعَرْضِ عَلَی اللّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَأُولئِکَ الَّذینَ حَبِطَتْ أَعْمالُهُمْ فِی الدُّنْیا والاْآخِرَةِ وَفِی النّارِ هُمْ خالِدُونَ، «لا یخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذابُ وَلا هُمْ ینْظَرُونَ».<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، هذا عَلِی، أَنْصَرُکُمْ لی وَأَحَقُّکُمْ بی‌وَأَقْرَبُکُمْ إلَی وَأَعَزُّکُمْ عَلَی، وَاللّهُ عَزَّ وَجَلَّ وَأَنَا عَنْهُ راضِیانِ. وَما نَزَلَتْ آیةُ رِضی فِی الْقُرْآنِ إلاّ فیهِ، وَلا خاطَبَ اللّهُ الَّذینَ آمَنُوا إلاّ بَدَأَ بِهِ، وَلا نَزَلَتْ آیةُ مَدْحٍ فِی الْقُرآنِ إلاّ فیهِ، وَلا شَهِدَ اللّهُ بِالْجَنَّةِ فی «هَلْ أَتی عَلَی الاِْنْسانِ» إلاّ لَهُ، وَلا أَنْزَلَـها فی سِواهُ وَلا مَدَحَ بِهـا غَیرَهُ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، هُوَ ناصِرُ دینِ اللّهِ وَالْمُجادِلُ عَنْ رَسُولِ اللّهِ، وَهُوَ التَّقِی النَّقِی الْهادِی الْمَهْدِی. نَبِیکُمْ خَیرُ نَبِی وَوَصِیکُمْ خَیرُ وَصِی وَبَنُوهُ خَیرُ الاْءَوْصِیاءِ.<br><br>مَعـاشِرَ النّـاسِ، ذُرِّیـةُ کُلُّ نَبِـی مِنْ صُلْـبِهِ، وَذُرِّیتـی مِنْ صُلْبِ أمیرِالْمُؤْمِنینَ عَلِی.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّ إبْلیسَ أَخْرَجَ آدَمَ مِنَ الْجَنَّةِ بِالْحَسَدِ، فَلا تَحْسُدُوهُ فَتَحْبِطَ أَعْمالُکُمْ وَتَزِلَّ أَقْدامُکُمْ، فَإنَّ آدَمَ أُهْبِطَ إلَی الاْءَرْضِ بِخَطیئَةٍ واحِدَةٍ، وَهُوَ صَفْوَةُ اللّهِ عَزَّ وَجَلَّ، وَکَیفَ بِکُمْ وَأَنْتُمْ أَنْتُمْ وَمِنْکُمْ أَعْداءُ اللّهِ.<br><br>ألا وَإنَّهُ لا یبْغِضُ عَلِیا إلاّ شَقِی، وَلا یوالی عَلِیا إلاّ تَقِی، وَلا یؤمِنُ بِهِ إلاّ مُؤمِنٌ مُخْلِصٌ. وَفی عَلِی ـ وَاللّهِ ـ نَزَلَتْ سُورَةُ الْعَصْرِ: «بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحیمِ، وَالْعَصْرِ، إنَّ الاْءنْسانَ لَفی خُسْرٍ» إلاّ عَلِی الَّذی آمَنَ وَرَضِی بِالْحَقِّ وَالصَّبْرِ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، قَدْ اسْتَشْهَدْتُ اللّهَ وَبَلَّغْتُکُمْ رِسالَتی وَما عَلَی الرَّسُولِ إلاَّ الْبَلاغُ الْمُبینُ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، «اتَّقُوا اللّهَ حَقَّ تُقاتِهِ وَلا تَمُوتُنَّ إلاّ وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ».<br><br>الإشارة إلی مقاصد المنافقین<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، «آمِنُوا بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَالنُّورِ الَّذی أُنْزِلَ مَعَهُ مِنْ قَبْلِ أَنْ نَطْمِسَ وُجُوها فَنَرُدَّها عَلی أدْبارِها أَوْ نَلْعَنَهُمْ کَما لَعَنّا أَصْحابَ السَّبْتِ». بِاللّهِ ما عَنی بِهذِهِ الاْآیةِ إلاّ قَوْما مِنْ أَصْحابی أَعْرِفُهُمْ بِأَسْمائِهِمْ وَأَنْسابِهِمْ، وَقَدْ أُمِرْتُ بِالصَّفْحِ عَنْهُمْ. فَلْیعْمَـلْ کُلُّ امْرِئٍ عَلی ما یجِدُ لِعَلِی فی قَلْبِهِ مِنَ الْحُبِّ وَالْبُغْضِ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، النُّورُ مِنَ اللّهِ عَزَّ وَجَلَّ مَسْلُوکٌ فِی، ثُمَّ فی عَلِی بْنِ أَبیطالِبٍ، ثُمَّ فِی النَّسْلِ مِنْهُ إلَی الْقائِمِ الْمَهْدِی الَّذی یأْخُذُ بِحَقِّ اللّهِ وَبِکُلِّ حَقٍّ هُوَ لَنا، لاِءَنَّ اللّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَدْ جَعَلَنا حُجَّةً عَلَی الْمُقَصِّرینَ وَالْمُعانِدینَ وَالْمُخالِفینَ وَالْخائِنینَ وَالاْآثِمینَ وَالظّالِمینَ وَالْغاصِبینَ مِنْ جَمیعِ الْعالَمینَ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، أُنْذِرُکُمْ أَنّی رَسُولُ اللّهِ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِی الرُّسُلُ، أَفَإنْ مِتُّ أَوْ قُتِلْتُ انْقَلَبْتُمْ عَلی أَعْقابِکُمْ ؟ وَمَنْ ینْقَلِبْ عَلی عَقِبَیهِ فَلَنْ یضُرَّ اللّهَ شَیئا وَسَیجْزِی اللّهُ الشّاکِرینَ الصّابِرینَ. أَلا وَإنَّ عَلِیا هُوَ الْمَوْصُوفُ بِالصَّبْرِ وَالشُّکْرِ، ثُمَّ مِنْ بَعْدِهِ وُلْدی مِنْ صُلْبِهِ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، لا تَمُنُّوا عَلَی بِإسْلامِکُمْ، بَلْ لا تَمُنُّوا عَلَی اللّهِ فَیحْبِطَ عَمَلَکُمْ وَیسْخَطَ عَلَیکُمْ وَیبْتَلِیکُمْ بِشُواظٍ مِنْ نارٍ وَنُحاسٍ، إنَّ رَبَّکُمْ لَبِالْمِرْصادِ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّهُ سَیکُونُ مِنْ بَعْدی أَئِمَّةٌ یدْعُونَ إلَی النّارِ وَیوْمَ الْقِیامَةِ لا ینْصَرُونَ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّ اللّهَ وَأَنَا بَریئانِ مِنْهُمْ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّهُمْ وَأَنْصارَهُمْ وَأَتْباعَهُمْ وَأَشْیاعَهُمْ فِی الدَّرْکِ الاْءَسْفَلِ مِنَ النّارِ وَلَبِئْسَ مَثْوَی الْمُتَکَبِّرینَ.<br><br>ألا اءنَّهُـمْ أَصْحـابُ الصَّحیفَـةِ، فَلْینْظُـرْ أَحَـدُکُمْ فـی صَحیفَتِـهِ!!<br><br>قال: فذهب علی الناس ـ إلاّ شرذمة منهم ـ أمر الصحیفة.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنّی أَدَعُها إمامَةً وَوِراثَةً فی عَقِبی إلی یوْمِ الْقِیامَةِ، وَقَدْ بَلَّغْتُ ما أُمِرْتُ بِتَبْلیغِهِ حُجَّةً عَلی کُلِّ حاضِرٍ وَغائِبٍ، وَعَلی کُلِّ أَحَدٍ مِمَّنْ شَهِدَ أَوْ لَمْ یشْهَدْ، وُلِدَ أَوْ لَمْ یولَدْ، فَلْیبَلِّغِ الْحاضِرُ الْغائِبَ وَالْوالِدُ الْوَلَدَ إلی یوْمِ الْقِیامَةِ.<br><br>وَسَیجْعَلُونَ الاْءمامَةَ بَعْدی مُلْکاً وَاغْتِصاباً، ألا لَعَنَ اللّهُ الْغاصِبینَ الْمُغْتَصِبینَ، وَعِنْدَها سَیفْرُغُ لَکُمْ أَیهَا الثَّقَلانِ مَنْ یفْرُغُ، وَیرْسَلُ عَلَیکُما شُواظٌ مِنْ نارٍ وَنُحاسٌ فَلا تَنْتَصِرانِ. مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّ اللّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمْ یکُنْ لِیذَرَکُمْ عَلی ما أَنْتُمْ عَلَیهِ حَتّی یمیزَ الْخَبیثَ مِنَ الطَّیبِ، وَما کانَ اللّهُ لِیطْلِعَکُمْ عَلَی الْغَیبِ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، اءنَّهُ ما مِنْ قَرْیةٍ اءلاّ وَاللّهُ مُهْلِکُها بِتَکْذیبِها قَبْلَ یوْمِ الْقِیامَةِ، وَمُمَلِّکُهَا الاْءمامَ الْمَهْدِی وَاللّهُ مُصَدِّقٌ وَعْدَهُ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، قَدْ ضَلَّ قَبْلَکُمْ أَکْثَرُ الاْءَوَّلینَ، وَاللّهُ لَقَدْ أَهْلَکَ الاْءَوَّلینَ، وَهُوَ مُهْلِکُ الاْآخِرینَ. قالَ اللّهُ تَعالی: «أَلَمْ نُهْلِکِ الاْءَوَّلینَ، ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الاْآخِرینَ، کَذلِکَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمینَ، وَیلٌ یوْمَئِذٍ لِلْمُکَذِّبینَ».<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّ اللّهَ قَدْ أَمَرَنی وَنَهانی، وَقَدْ أَمَرْتُ عَلِیا وَنَهَیتُهُ بِأَمْرِهِ. فَعِلْمُ الاْءَمْرِ وَالنَّهْی لَدَیهِ، فَاسْمَعُوا لاِءَمْرِهِ تَسْلِمُوا وَأَطیعُوهُ تَهْتَدُوا وَانْتَهُوا لِنَهْیهِ تَرْشُدُوا، وَصیرُوا إلی مُرادِهِ وَلا تَتَفَرَّقْ بِکُمُ السُّبُلُ عَنْ سَبیلِهِ.<br><br>أولیاء أهل البیت علیهمالسلام وأعداءهم<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، أَنَا صِراطُ اللّهِ الْمُسْتَقیمُ الَّذی أَمَرَکُمْ بِاتِّباعِهِ، ثُمَّ عَلِی مِنْ بَعْدی، ثُمَّ وُلْدی مِنْ صُلْبِهِ أَئِمَّةُ الْهُدی، یهْدُونَ إلَی الْحَقِّ وَبِهِ یعْدِلُونَ.<br><br>«بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحیمِ، الْحَمْدُ للّهِِ رَبِّ الْعالَمینَ، الرَّحْمنِ الرَّحیمِ، مالِکِ یوْمِ الدّینِ، إیاکَ نَعْبُدُ وَإیاکَ نَسْتَعینُ، اهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقیمَ، صِراطَ الَّذینَ أَنْعَمْتَ عَلَیهِمْ غَیرِ الْمَغْضُوبُ عَلَیهِمْ وَلاَ الضّالّینَ»، فِی نَزَلَتْ وَفیهِمْ وَاللّهِ نَزَلَتْ، وَلَهُمْ عَمَّتْ، وَإیاهُمْ خَصَّتْ، أُولئِکَ أَوْلِیاءُ اللّهِ الَّذینَ لا خَوْفٌ عَلَیهِمْ وَلا هُمْ یحْزَنُونَ. أَلا إنَّ حِزْبَ اللّهِ هُمُ الْغالِبُونَ. أَلا إنَّ أَعْداءَهُمْ هُمُ السُّفَهاءُ الْغاوُونَ إخْوانُ الشَّیاطینِ، یوحی بَعْضُهُمْ إلی بَعْضٍ زُخْرُفَ الْقَوْلِ غُرُورا.<br><br>أَلا إنَّ أوْلِیاءَهُمُ الَّذینَ ذَکَرَهُمُ اللّهُ فی کِتابِهِ، فَقالَ عَزَّ وَجَلَّ: «لا تَجِدُ قَوْما یؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْیومِ الاْآخِرِ یوادُّونَ مَنْ حادَّ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ کانُوا آبائَهُمْ أَوْ أَبْنائَهُمْ أَوْ إخْوانَهُمْ أَوْ عَشیرَتَهُمْ، أُولئِکَ کَتَبَ فی قُلُوبِهِمُ الاْیمانَ وَأَیدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُ وَیدْخِلُهُمْ جَنّاتٍ تَجْری مِنْ تَحْتِهَا الاْءَنْهارُ خالِدینَ فیها رَضِی اللّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُولئِکَ حِزْبُ اللّهِ أَلا إنَّ حِزْبَ اللّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ».<br><br>أَلا إنَّ أَوْلِیاءَهُمُ الْمُؤْمِنُونَ الَّذینَ وَصَفَهُمُ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ فَقالَ: «الَّذینَ آمَنُوا وَلَمْ یلْبَسُوا ایمانَهُمْ بِظُلْمٍ أُولـئِکَ لَهُمُ الاْءَمْنُ وَهُمْ مُهْتَدُونَ».<br><br>أَلا إنَّ أَوْلِیاءَهُمُ الَّذینَ آمَنُوا وَلَمْ یرْتابُوا.<br><br>أَلا إنَّ أَوْلِیاءَهُمُ الَّذینَ یدْخُلُونَ الْجَنَّةَ بِسَلامٍ آمِنینَ، تَتَلَقّاهُمُ الْمَلائِکَةُ بِالتَّسْلیمِ یقُولُونَ: سَلامٌ عَلَیکُمْ طِبْتُمْ فَادْخُلُوها خالِدینَ.<br><br>أَلا إنَّ أَوْلِیاءَهُمْ، لَهُمُ الْجَنَّةُ یرْزَقُونَ فیها بِغَیرِ حِسابٍ.<br><br>أَلا إنَّ أَعْداءَهُمُ الَّذینَ یصْلَوْنَ سَعیرا.<br><br>أَلا</p>



<p>أَلا إنَّ أَعْداءَهُمُ الَّذینَ یسْمَعُونَ لِجَهَنَّمَ شَهیقا وَهِی تَفُورُ وَیرَوْنَ لَها زَفیرا.<br><br>أَلا إنَّ أَعْداءَهُمُ الَّذینَ قالَ اللّهُ فیهِمْ: «کُلَّما دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَعَنَتْ أُخْتَها حَتّی إذَا ادّارَکُوا فیها جَمیعا قالَتْ أُخْریهُمْ لاِءوُلیهُمْ رَبَّنا هؤُلاءِ أَضَلُّونا فَآتِهِمْ عَذابا ضِعْفا مِنَ النّارِ قالَ لِکُلٍّ ضِعْفٌ وَلکِنْ لاتَعْلَمُونَ».<br><br>أَلا إنَّ أَعْداءَهُمُ الَّذینَ قالَ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ: «کُلَّما أُلْقِی فیها فَوْجٌ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُها أَلَمْ یأْتِکُمْ نَذیرٌ، قالُوا بَلی قَدْ جاءَنا نَذیرٌ فَکَذَّبْنا وَقُلْنا ما نَزَّلَ اللّهُ مِنْ شَیءٍ، إنْ أَنْتُمْ إلاّ فی ضَلالٍ کَبیرٍ، وَقالوُا لَوْ کُنّا نَسْمَعُ أَوْ نَعْقِلُ ما کُنّا فی أَصْحابِ السَّعیرِ فَاعْتَرَفوُا بِذَنْبِهِمْ فَسُحْقا لاِءَصْحابِ السَّعیرِ».<br><br>أَلا إنَّ أَوْلِیاءَهُمُ الَّذینَ یخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَیبِ، لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ کَبیرٌ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، شَتّانَ ما بَینَ السَّعیرِ وَالاْءَجْرِ الْکَبیرِ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، عَدُوُّنا مَنْ ذَمَّهُ اللّهُ وَلَعَنَهُ، وَوَلِینا کُلُّ مَنْ مَدَحَهُ اللّهُ وَأَحَبَّهُ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، أَلا وَإنّی أنَا النَّذیرُ وَعَلِی الْبَشیرُ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، أَلا وَإنّی مُنْذِرٌ وَعَلِی هادٍ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنّی نَبِی وَعلِی وَصِیی.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، أَلا وَإنّی رَسُولٌ وَعَلِی الاْءمامُ وَالْوَصِی مِنْ بَعْدی، وَالاْءَئِمَّةُ مِنْ بَعْدِهِ وُلْدُهُ. أَلا وَإنّی والِدُهُمْ وَهُمْ یخْرُجُونَ مِنْ صُلْبِهِ.<br><br>الإمام المهدی عجَّل اللّه تعالی فرجه الشریف<br><br>أَلا إنَّ خاتَمَ الأَئِمَّةِ مِنَّا الْقائِمَ الْمَهْدِی. أَلا إنَّهُ الظّاهِرُ عَلَی الدّینِ. أَلا إنَّهُ الْمُنْتَقِمُ مِنَ الظّالِمینَ. أَلا إنَّهُ فاتِحُ الْحُصُونِ وَهادِمُها. أَلا إنَّهُ غالِبُ کُلِّ قَبیلَةٍ مِنْ أَهْلِ الشِّرْکِ وَهادیها.<br><br>أَلا إنَّهُ الْمُدْرِکُ بِکُلِّ ثارٍ لاِءَوْلِیاءِ اللّهِ. أَلا إنَّهُ النّاصِرُ لِدینِ اللّهِ. أَلا إنَّهُ الْغَرّافُ مِنْ بَحْرٍ عَمیقٍ. أَلا إنَّهُ یسِمُ کُلَّ ذی فَضْلٍ بِفَضْلِهِ وَکُلَّ ذی جَهْلٍ بِجَهْلِهِ. أَلا إنَّهُ خِیرَةُ اللّهِ وَمُخْتارُهُ. أَلا إنَّهُ وارِثُ کُلِّ عِلْمٍ وَالْمُحیطُ بِکُلِّ فَهْمٍ.<br><br>أَلا إنَّهُ الْمُخْبِرُ عَنْ رَبِّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَالْمُشَیدُ لاِءَمْرِ آیاتِهِ. أَلا إنَّهُ الرَّشیدُ السَّدیدُ. أَلا إنَّهُ الْمُفَوَّضُ إلَیهِ.<br><br>أَلا اءنَّهُ قَدْ بَشَّرَ بِهِ مَنْ سَلَفَ مِنَ الْقُرُونِ بَینَ یدَیهِ.<br><br>أَلا إنَّهُ الْباقی حُجَّةً وَلا حُجَّةَ بَعْدَهُ وَلا حَقَّ إلاّ مَعَهُ وَلا نُورَ إلاّ عِنْدَهُ.<br><br>أَلا إنَّهُ لا غالِبَ لَهُ وَلا مَنْصُورَ عَلَیهِ. أَلا وَإنَّهُ وَلِی اللّهِ فی أَرْضِهِ، وَحَکَمُهُ فی خَلْقِهِ، وَأَمینُهُ فی سِرِّهِ وَعَلانِیتِهِ.<br><br>التمهید لأمر البیعة<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنّی قَدْ بَینْتُ لَکُمْ وَأَفْهَمْتُکُمْ، وَهذا عَلِی یفْهِمُکُمْ بَعْدی. أَلا وَاءنّی عِنْدَ انْقِضاءِ خُطْبَتی أَدْعُوکُمْ اءلی مُصافَقَتی عَلی بَیعَتِهِ وَالاْءقْرارِ بِهِ، ثُمَّ مُصافَقَتِهِ بَعْدی.<br><br>أَلا وَاءنّی قَدْ بایعْتُ اللّهَ وَعَلِی قَدْ بایعَنی، وَأَنَا آخِذُکُمْ بِالْبَیعَةِ لَهُ عَنِ اللّهِ عَزَّ وَجَلَّ. «إنَّ الَّذینَ یبایعُونَکَ إنَّما یبایعُونَ اللّهَ، یدُ اللّهِ فَوْقَ أَیدیهِمْ. فَمَنْ نَکَثَ فَإنَّما ینْکُثُ عَلی نَفْسِهِ، وَمَنْ أَوْفی بِما عاهَدَ عَلَیهُ اللّهَ فَسَیؤْتیهِ أَجْرا عَظیما».<br><br>الحلال و الحرام، الواجبات و المحرَّمات<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، إنَّ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ مِنْ شَعائِرِ اللّهِ، «فَمَنْ حَجَّ الْبَیتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلا جُناحَ عَلَیهِ أَنْ یطَّوَّفَ بِهِما وَمَنْ تَطَوَّعَ خَیرا فَإنَّ اللّهَ شاکِرٌ عَلیمٌ».<br><br>مَعاشِـرَ النّاسِ، حِجُّـوا الْبَیتَ، فَما وَرَدَهُ أَهْـلُ بَیتٍ إلاَّ اسْتَغْنَـوْا وَأُبْشِـرُوا، وَلا تَخَلَّفُـوا عَنْهُ إلاّ بُتِـرُوا وَافْتَقَرُوا.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، ما وَقَفَ بِالْمَوْقِفِ مُؤْمِنٌ إلاّ غَفَرَ اللّهُ لَهُ ما سَلَفَ مِنْ ذَنْبِهِ إلی وَقْتِهِ ذلِکَ، فَإذَا انْقَضَتْ حَجَّتُهُ اسْتَأْنَفَ عَمَلَهُ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، الْحُجّاجُ مُعانُونَ وَنَفَقاتُهُمْ مُخَلَّفَةٌ عَلَیهِمْ وَاللّهُ لا یضیعُ أَجْرَ الْمُحْسِنینَ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، حِجُّوا الْبَیتَ بِکَمالِ الدّینِ وَالتَّفَقُّهِ، وَلاتَنْصَرِفُوا عَنِ الْمَشاهِدِ إلاّ بِتَوْبَةٍ وَإقْلاعٍ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، أَقیمُوا الصَّلاةَ وَآتُوا الزَّکاةَ کَما أَمَرَکُمُ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ، فَاءنْ طالَ عَلَیکُمُ الاْءَمَدُ فَقَصَّرْتُمْ أَوْ نَسیتُمْ فَعَلِی وَلِیکُمْ وَمُبَینٌ لَکُمْ ؛ الَّذی نَصَبَهُ اللّهُ عزَّ وَجَلَّ لَکُمْ بَعْدی أَمینَ خَلْقِهِ. إنَّهُ مِنّی وَأَنَا مِنْهُ، وَهُوَ وَمَنْ یخْلُفُ مِنْ ذُرِّیتی یخْبِرُونَکُمْ بِما تَسْأَلُونَ عَنْهُ وَیبَینُونَ لَکُمْ ما لا تَعْلَمُونَ.<br><br>أَلا اءنَّ الْحَلالَ وَالْحَرامَ أَکْثَرُ مِنْ أَنْ أُحْصِیهُما وَأُعَرِّفَهُما ؛ فَآمُرُ بِالْحَلالِ وَأَنْهی عَنِ الْحَرامِ فی مَقامٍ واحِدٍ، فَأُمِرْتُ أَنْ آخُذَ الْبَیعَةَ مِنْکُمْ وَالصَّفْقَةَ لَکُمْ بِقَبُولِ ما جِئْتُ بِهِ عَنِ اللّهِ عَزَّ وَجَلَّ فی عَلِی أَمیرِالْمُؤْمِنینَ وَالاْءَوْصِیاءِ مِنْ بَعْدِهِ الَّذینَ هُمْ مِنّی وَمِنْهُ اءمامَةً فیهِمْ قائِمَةً، خاتِمُها الْمَهْدِی اءلی یوْمٍ یلْقَی اللّهَ الَّذی یقَدِّرُ وَیقْضی.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، وَکُلُّ حَلالٍ دَلَلْتُکُمْ عَلَیهِ وَکُلُّ حَرامٍ نَهَیتُکُمْ عَنْهُ فَاءنّی لَمْأَرْجِعْ عَنْ ذلِکَ وَلَمْ أُبَدِّلْ. أَلا فَاذْکُرُوا ذلِکَ وَاحْفَظُوهُ وَتَواصَوْا بِهِ، وَلا تُبَدِّلُوهُ وَلا تُغَیرُوهُ.<br><br>أَلا وَإنّی أُجَدِّدُ الْقَوْلَ: أَلا فَأَقیمُوا الصَّلاةَ وَآتُوا الزَّکاةَ وَاءْمُرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَوْا عَنِ الْمُنْکَرِ.<br><br>أَلا وَاءنَّ رَأْسَ الاْءَمْرِ بِالْمَعْرُوفِ أَنْ تَنْتَهُوا اءلی قَوْلی وَتُبَلِّغُوهُ مَنْ لَمْ یحْضُرْ وَتَأْمُرُوهُ بِقَبُولِهِ عَنّی وَتَنْهَوْهُ عَنْ مُخالَفَتِهِ، فَاءنَّهُ أَمْرٌ مِنَ اللّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَمِنّی. وَلا أَمْرَ بِمَعْرُوفٍ وَلا نَهْی عَنْ مُنْکَرٍ اءلاّ مَعَ اءمامٍ مَعْصُومٍ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، الْقُرْآنُ یعَرِّفُکُمْ أنَّ الاْءَئِمَّةَ مِنْ بَعْدِهِ وُلْدُهُ، وَعَرَّفْتُکُمْ أنَّهُمْ مِنّی وَمِنْهُ، حَیثُ یقُولُ اللّهُ فی کِتابِهِ: «وَجَعَلَها کَلِمَةً باقِیةً فی عَقِبِهِ»، وقُلْتُ: «لَنْ تَضِلُّوا ما إنْ تَمَسَّکْتُمْ بِهِما».<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، التَّقْوی، التَّقْوی، وَاحْذَرُوا السّاعَةَ کَما قالَ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ: «إنَّ زَلْزَلَةَ السّاعَةِ شَیءٌ عَظیمٌ».<br><br>اذْکُرُوا الْمَماتَ وَالْمَعادَ وَالْحِسابَ وَالْمَوازینَ وَالْمُحاسَبَةَ بَینَ یدَی رَبِّ الْعالَمینَ وَالثَّوابَ وَالْعِقابَ. فَمَنْ جاءَ بِالْحَسَنَةِ أُثیبَ عَلَیها وَمَنْ جاءَ بِالسَّیئَةِ فَلَیسَ لَهُ فِی الْجِنانِ نَصیبٌ.<br><br>البیعة بصورة رسمیة<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، اءنَّکُمْ أَکْثَرُ مِنْ أَنْ تُصافِقُونی بِکَفٍّ واحِدٍ فی وَقْتٍ واحِدٍ، وَقَدْ أَمَرَنِی اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ آخُذَ مِنْ أَلْسِنَتِکُمُ الاْءقْرارَ بِما عَقَّدْتُ لِعَلِی أَمیرِالْمُؤْمِنینَ، وَلِمَنْ جاءَ بَعْدَهُ مِنَ الاْءَئِمَّةِ مِنّی وَمِنْهُ، عَلی ما أَعْلَمْتُکُمْ أَنَّ ذُرِّیتی مِنْ صُلْبِهِ.<br><br>فَقُولُوا بِأَجْمَعِکُمْ: «إنّا سامِعُونَ مُطیعُونَ راضُونَ مُنْقادُونَ لِما بَلَّغْتَ عَنْ رَبِّنا وَرَبِّکَ فی أَمْرِ إمامِنا عَلِی أَمیرِالْمُؤْمِنینَ وَمَنْ وُلِدَ مِنْ صُلْبِهِ مِنَ الاْءَئِمَّةِ. نُبایعُکَ عَلی ذلِکَ بِقُلُوبِنا وَأَنْفُسِنا وَأَلْسِنَتِنا وَأَیدینا. عَلی ذلِکَ نَحْیی وَعَلَیهِ نَمُوتُ وَعَلَیهِ نُبْعَثُ. وَلا نُغَیرُ وَلا نُبَدِّلُ، وَلا نَشُکُّ وَلا نَجْحَدُ وَلا نَرْتابُ، وَلا نَرْجِعُ عَنِ الْعَهْدِ وَلانَنْقُضُ الْمیثاقَ.<br><br>وَعَظْتَنا بِوَعْظِ اللّهِ فی عَلِی أَمیرِالْمُؤْمِنینَ وَالاْءَئِمَّةِ الَّذینَ ذَکَرْتَ مِنْ ذُرِّیتِکَ مِنْ وُلْدِهِ بَعْدَهُ، الْحَسَنِ وَالْحُسَینِ وَمَنْ نَصَبَهُ اللّهُ بَعْدَهُما.<br><br>فَالْعَهْدُ وَالْمیثاقُ لَهُمْ مَأْخُوذٌ مِنّا، مِنْ قُلُوبِنا وَأَنْفُسِنا وَأَلْسِنَتِنا وَضَمائِرِنا وَأَیدینا. مَنْ أَدْرَکَها بِیدِهِ وَإلاّ فَقَدْ أَقَرَّ بِلِسانِهِ، وَلا نَبْتَغی بِذلِکَ بَدَلاً وَلا یرَی اللّهُ مِنْ أَنْفُسِنا حِوَلاً. نَحْنُ نُؤَدّی ذلِکَ عَنْکَ الدّانی وَالْقاصی مِنْ أَوْلادِنا وَأَهالینا، وَنُشْهِدُ اللّهَ بِذلِکَ وَکَفی بِاللّهِ شَهیدا وَأَنْتَ عَلَینا بِهِ شَهیدٌ».<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، ما تَقُولُونَ ؟ فَإنَّ اللّهَ یعْلَمُ کُلَّ صَوْتٍ وَخافِیةَ کُلِّ نَفْسٍ، «فَمَنِ اهْتَدی فَلِنَفْسِهِ وَمَنْ ضَلَّ فَإنَّما یضِلُّ عَلَیها»، وَمَنْ بایعَ فَإنَّما یبایعُ اللّهَ، «یدُ اللّهِ فَوْقَ أَیدیهِمْ».<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، فَبایعُوا اللّهَ وَبایعُونی وَبایعُوا عَلِیا أمیرَالْمُؤْمِنینَ وَالْحَسَنَ وَالْحُسَینَ وَالاْءَئِمَّةَ مِنْهُمْ فِی الدُّنْیا وَالاْآخِرَةِ کَلِمَةً باقِیةً ؛ یهْلِکُ اللّهُ مَنْ غَدَرَ وَیرْحَمُ مَنْ وَفی. «فَمَنْ نَکَثَ فَإنَّما ینْکُثُ عَلی نَفْسِهِ وَمَنْ أَوْفی بِما عاهَدَ عَلَیهُ اللّهَ فَسَیؤْتیهِ أَجْرا عَظیما».<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، قُولُوا الَّذی قُلْتُ لَکُمْ وَسَلِّمُوا عَلی عَلِی بِإمْرَةِ الْمُؤْمِنینَ، وَقُولُوا: «سَمِعْنا وَأَطَعْنا غُفْرانَکَ رَبَّنا وَإلَیکَ الْمَصیرُ»، وَقُولُوا: «الْحَمْدُ للّهِِ الَّذی هَدانا لِهذا وَما کُنّا لِنَهْتَدِی لَوْلا أَنْ هَدانَا اللّهُ لَقَدْ جاءَتْ رُسُلُ رَبِّنا بِالْحَقِّ».<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، اءنَّ فَضائِلَ عَلِی بْنِ أَبیطالِبٍ عِنْدَ اللّهِ عَزَّ وَجَلَّ ـ وَقَدْ أَنْزَلَها فِی الْقُرْآنِ ـ أَکْثَرُ مِنْ أَنْ أُحْصِیها فی مَقامٍ واحِدٍ، فَمَنْ أَنْبَأَکُمْ بِها وَعَرَفَها فَصَدِّقُوهُ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، مَنْ یطِعِ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَعَلِیا وَالاْءَئِمَّةَ الَّذینَ ذَکَرْتُهُمْ فَقَدْ فازَ فَوْزا عَظیما.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، السّابِقُونَ إلی مُبایعَتِهِ وَمُوالاتِهِ وَالتَّسْلیمِ عَلَیهِ بِإمْرَةِ الْمُؤْمِنینَ أُولئِکَ هُمُ الْفائِزُونَ فی جَنّاتِ النَّعیمِ.<br><br>مَعاشِرَ النّاسِ، قُولُوا ما یرْضَی اللّهُ بِهِ عَنْکُمْ مِنَ الْقَوْلِ، فَإنْ تَکْفُرُوا أَنْتُمْ وَمَنْ فِی الاْءَرْضِ جَمیعا فَلَنْ یضُرَّ اللّهَ شَیئا.<br><br>اللّهُمَّ اغْفِرْ لِلْمُؤْمِنینَ بِما أَدَّیتُ وَأَمَرْتُ وَاغْضِبْ عَلَی الْجاحِدینَ الْکافِرینَ، وَالْحَمْدُ للّهِِ رَبِّ الْعالَمینَ.[۵]</p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/ali-ve-imamet/">(Ali) Gadir-i Hum Hutbesinin Tam Metni</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/ali-ve-imamet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Resulullah tan İmametin Nişanesi</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/resulullah-imametin-nisanesi/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/resulullah-imametin-nisanesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Dec 2021 14:41:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gadir-i Hum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=61</guid>

					<description><![CDATA[<p>Velayeti Emirel müminin Ali b. Talip aleyhisselatu vesselam</p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/resulullah-imametin-nisanesi/">Resulullah tan İmametin Nişanesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large Velayet" id="velayet"><img decoding="async" width="995" height="1024" src="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2021/12/2-995x1024.jpg" alt="" class="wp-image-370" title="Velayet" srcset="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2021/12/2-995x1024.jpg 995w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2021/12/2-292x300.jpg 292w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2021/12/2-768x790.jpg 768w, https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2021/12/2.jpg 1080w" sizes="(max-width: 995px) 100vw, 995px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Resululullahın Buyruğu</h2>



<p> Resulullah (s.a.a) buyurdular ki : “Bunlar öyle bir kavimdir ki kalpleri yumuşak ve imanları sağlamdır. Onlardan Mansur adlı biri ortaya çıkacak, benim halifeme ve halifemin vasisine, yetmiş bin kişiyle yardım edecektir.<br>Onların kılıçlarının bağı deridendir.”<br><br>Dediler ki: Ey Resulullah! Senin vasin kimdir? Buyurdu ki: “O öyle birisidir ki yüce Allah ona sarılmanızı emrederek şöyle buyurdu: Allah’ın ipine sımsıkı<br>sarılın ve ayrılmayın!” Dediler ki: Ey Resulullah! Bu ipin ne olduğunu bize açıklar mısın?<br><br>Şöyle buyurdu: 0, yüce Allah’ın şu ayetindir: “Fakat Allah’tan bir iple ve halktan bir iple!” Allah’ın ipi, Allah’ın kitabıdır. Halktan olan ip ise benim vasimdir.<br></p>



<h2 class="wp-block-heading">Resulullahın Vasisi</h2>



<p><br>Dediler ki: Ey Resulullah! Kimdir senin vasin? Şöyle buyurdu: Allah cc onun hakkında şu ayeti nazil etmiştir: “Bir nefis sonunda diyecek ki: Allah’ın yanında olduğu halde ona aldırış etmedim”<br><br>Dediler ki: Ey <a href="https://imammehdiyarenleri.org/hz-muhammed-hadisler/">Resulullah</a>! Allah’ın yanında olan bu şey nedir? Şöyle buyurdu:<br><br>Allah-u Teala onun hakkında buyurmuştur ki: “O gün zalim elini ısırarak der ki: Keşke Resulullah’ın yolunu izleseydim.”<br><br>O benim vasimdir ve benden sonra bana ulaşan yol o’dur. Dediler ki:<br><br>Ey Resulullah! Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a andolsun ki bize vasini göster. Onu görmeyi çok istiyoruz.<br><br>Peygamber şöyle buyurdu: Allah işaretleri tanıyan müminlere onu bir ayet olarak karar kılmıştır. Eğer kalbi sağlam ve kulağı iyi işiten bir şahit gibi ona bakarsanız, onu tanırsınız. Tıpkı benim peygamber olduğumu anladığınız gibi, onun da vasim olduğunu anlarsınız. Safları karıştırarak çehrelere bakmaya başladılar. Çünkü yüce Allah, Kur’an-ı Kerimde buyuruyor ki:<br><br>Cabir der ki: Eş’arilerden Ebu Âmir-i Eş’ari kalktı. Hevlâni’lerden ise Ebu Gurret-il Hevlani, Benî Kays’dan Osman bin Kays ve Zean ayağa kalktılar. Düsilerden de Arne-i Düsi ve Lahik bin Alaka ayağa kalktılar. Safları kariştirıp çehrelere baktılar ve Hazreti Ali’nin elinden tuttular Dediler ki: Ey Resulullah! Kalbimiz buna doğru yöneldi.</p>



<h3 class="wp-block-heading"> “Halktan bir bölümünün kalplerini onlara doğru yönelt. ” Yani ona ve onun evlatlarına.<br> </h3>



<p><br>Peygamber de buyurdu ki: Peygamberiniz onu tanıtmadan siz onu tanıdığiniz için siz Allah’ın seçkinlerisiniz. Onun vasi oldugunu nasıl anladınız?<br><br>Ağlayarak dediler ki: Ey Resulullah! Bu topluluğun çehresine baktığımızda hiçbir şey hissetmedik. Ama buna bakınca kalplerimiz titredi. Sonra ona tam olarak güvendik ve mutmain olduk. Sonra ciğerlerimiz ferahladı, gözlerimiz yaşardı ve kalplerimiz serinledi. Sanki o bizim babamız, biz de onun evlatları gibiydik.<br><br>Resulullah (sallallahu aleyhi ve alih) buyurdu ki: “Onun te’vilini sadece Allah bilir ve ilim de derin olanlar.” İşte siz onlardansınız.<br>Cabir şöyle der: Bu yüce kavim Hazreti Ali aleyhisselam’a Cemel ve Sıffin’de yardım ettiler ve Sıffın savaşında şehid oldular. Resulullah saa onları cennetle müjdeledi ve onların, Ali bin Ebi Talib’ in yanında savaşırken şehit olacakları haberini verdi.<br><br>Kaynak:<br>Gaybet-i Numani. </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/resulullah-imametin-nisanesi/">Resulullah tan İmametin Nişanesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/resulullah-imametin-nisanesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayet : Gadir-i Hum İle İlgili Ayetler</title>
		<link>https://imammehdiyarenleri.org/gadir-hum-ile-ilgili-ayet-ler/</link>
					<comments>https://imammehdiyarenleri.org/gadir-hum-ile-ilgili-ayet-ler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YÖNETİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Dec 2021 14:40:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gadir-i Hum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imammehdiyarenleri.org/?p=59</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, Onun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır.(MAİDE SURESİ 67.AYET)&#160; 1-) TEBLİĞ AYETİ (MAİDE SURESİ’NİN 67.&#160; AYET-İ&#8230; </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/gadir-hum-ile-ilgili-ayet-ler/">Ayet : Gadir-i Hum İle İlgili Ayetler</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.files.wordpress.com/2021/12/sealing-yaali-32022479241354044854687.jpg?w=562" alt="" class="wp-image-212" width="351" height="353"/><figcaption>Ayet-i Gadir-i hum</figcaption></figure></div>



<p><strong><em>Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, Onun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır.(MAİDE SURESİ 67.AYET)<br>&nbsp;</em></strong></p>



<h3 class="has-text-align-left wp-block-heading"><br><br>1-) TEBLİĞ AYETİ (MAİDE SURESİ’NİN 67.&nbsp; AYET-İ KERİMESİ )</h3>



<p><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allah-u Teala’nın, dinin koruyucusu olan Emiru’l-Mü’minin Ali b. Ebu Talib (a.s)’ın elinde büyük bir kanıt bulunması için, Gadir Hadisinin meşhurlaşmasında, dillerde dolaşmasında ve ravilerin onu nakletmesinde özel bir inayeti vardır. Bu hedef için Allahu Tebareke ve Teala Peygamber’e (s.a.a) Hacc-ı Ekber’den döndüğünde binlerce insanın içerisinde velayet meselesini tebliğ etmesini emretti.<br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allah-u Teala bununla da yetinmedi, Gadir Hadisinin taptaze kalmasını ve zamanın onu yıpratmamasını istedi. Bu nedenle ümmetin sabah-akşam okuması için, Gadir’le ilgili apaçık ayetler indirdi. Allah-u Teala, o ayetlerden her biri okunduğunda, okuyan kimseye hilafet konusunda Allah’a itaat etmekle ilgili farz olan şeyi hatırlatmaktadır.<br></p>



<p>O, ayetlerden biri de, Maide suresindeki 67. ayettir:</p>



<p class="has-vivid-red-color has-white-background-color has-text-color has-background"><br>يَٓا اَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّـغْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَؕ وَاِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُؕ وَاللّٰهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِؕ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرٖينَ <br>﴾٦٧﴿</p>



<p class="has-black-color has-white-background-color has-text-color has-background"><br><br>Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, Onun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphe yok ki Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.<br><br>    Bu ayet, Haccet-ül Veda yılının (h. 10) zilhicce ayının 18. günü nazil oldu. Peygamber (s.a.a), Gadir-i Hum’a vardığında öğleyi beş saat geçerken Cebrail inerek şöyle dedi: Ey Muhammed! Yüce Allah sana selam göndererek şöyle buyurmaktadır:<br><br>Ey Peygamber! (Ali hakkında) Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Bunu yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun.</p>



<p class="has-vivid-red-color has-white-background-color has-text-color has-background"><br><br>يَٓا اَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّـغْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَؕ وَاِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُؕ وَاللّٰهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِؕ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرٖينَ <br>﴾٦٧﴿</p>



<p><br><br>Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, Onun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphe yok ki Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.</p>



<p><br><br>    Bu ayet, Haccet-ül Veda yılının (h. 10) zilhicce ayının 18. günü nazil oldu. Peygamber (s.a.a), Gadir-i Hum’a vardığında öğleyi beş saat geçerken Cebrail inerek şöyle dedi: Ey Muhammed! Yüce Allah sana selam göndererek şöyle buyurmaktadır:<br><br>Ey Peygamber! (Ali hakkında) Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Bunu yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun.<br></p>



<p>120.000-140.000 veya daha fazla olan insanların bir kısmı ilerleyip Cuhfe’ye yaklaşmıştı. Allah-u Teala ileri gidenlerin geri dönmesini, geride kalanların da bu mekanda durdurulmasını ve Ali’yi (a.s) halka gösterip onun hakkında nazil olan ayeti onlara tebliğ etmesini Peygambere emretti ve onu halktan koruyacağını kendisine bildirdi.<br>Bu naklettiğimiz sözler, İmamiyye alimlerinin üzerinde ittifak ettikleri sözlerdir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://imammehdiyarenleri.org/wp-content/uploads/2021/12/3.jpg" alt="" class="wp-image-375" width="300" height="300"/><figcaption> Ayet-i Gadir-i hum </figcaption></figure></div>



<h3 class="wp-block-heading"><br><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2-) İKMAL AYETİ ( MAİDE SURESİ’NİN 3. AYET-İ KERİMESİ)</h3>



<p><br>   <a href="https://imammehdiyarenleri.org/gadir-i-hum-nedir/">Gadir-i Hum</a>’da <a href="https://imammehdiyarenleri.org/imam-ali/">Hz. Ali (a.s) </a>hakkında nazil olan ayetlerden biri de ,Maide Suresinin 3. Ayetidir:</p>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color">اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دٖينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتٖي وَرَضٖيتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ دٖيناًؕ</p>



<p><br>Bu gün size dininizi kamil ettim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip beğendim.<br><br>    İmamiy’ye ilk baştan beri ikmal ayetinin, Peygamber’in (s.a.a) açık lafızlarla, Emiru’l-Muminin Ali’nin (a.s) velayetini açıkladıktan sonra, Gadir nassıyla ilgili olarak nazil olduğunda ittifak etmiştir. Bu ayet, gayet açık bir nassı içermiş, sahabe onu bilmiş, Araplar onu anlamış ve kendisine bu haber ulaşanlar onu delil olarak kullanmışlardır.</p>



<p>Ehl-i Sünnetin tefsir ve hadis alimlerinin birçoğu da, bu manada İmamiyeyle aynı görüşe sahiptirler.</p>



<p><br><br>    Akıl ve nakil’de bu görüşü desteklemektedir. Tefsir-i Fahr-i Razi’de,[1] eser sahiplerinden aktarılan nakillere bakabilirsiniz. Örneğin, şöyle demişlerdir: Bu ayet (İkmal ayeti) Peygamber’e nazil olduktan Seksen bir veya Seksen iki gün sonra, Peygamber bu dünyadan göçtü. Ebu’s-Suud, tefsir’inde bunu belirlemiştir.[2]</p>



<p> Onların tarihçileri de[3] şöyle diyorlar: Resulullah (s.a.a) Rebiulevvel’in on ikisinde vefat ettiler. Gadir ve vefat günlerini çıktıktan sonra seksen iki günden bir gün fazla kalması, güya dikkatsizlikten ileri gelmiştir. Her halukâr da bu nakil, ikmal ayetinin Arefe günü nazil olduğu görüşünden hakikate daha yakındır. </p>



<p>-Nitekim Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim vb. kitaplarda böyle nakledilmiştir.- Çünkü Arefe günü nazil olduğunu kabul etmiş olursak, o zaman birkaç gün (dokuz gün) fazla çıkmış olur. Üstelik bu (İmamiye’nin ittifak ettiği şey), birçok naslarla da te’yid olmuştur.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 3-) AZAB-UL VAKİ AYETİ (MEARİC SURESİ’NİN 1.&nbsp; 2. ve 3. AYETLERİDİR)</h3>



<p><br>    <a href="https://imammehdiyarenleri.org/gadir-i-hum-nedir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Gadir nassından</a> sonra nazil olan ayetlerden biri de Mearic suresinin 1. 2. ve 3.  ayetlerdir:</p>



<p class="has-vivid-red-color has-white-background-color has-text-color has-background"><br>سَاَلَ سَٓائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍۙ ﴿١﴾<br><br>لِلْكَافِر۪ينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌۙ ﴿٢﴾<br><br>مِنَ اللّٰهِ ذِي الْمَعَارِجِۜ ﴿٣﴾</p>



<p><br><br>1-)İstekte bulunan biri, gerçekleşecek olan azabı istedi.<br>2-)Kafirler için olan bu (azabı) geri çevirecek kimse yoktur. <br>3-)(Bu azab) yüce makamlar sahibi olan Allah’tandır.<br><br>Şia, bu ayetin Gadir nassından sonra nazil olduğunda ittifak etmiştir. Ehl-i Sünnetin büyük alimleri de bu ayete tefsir ve hadis kitaplarında yer vermişlerdir.<br></p>



<h2 class="wp-block-heading"><br><strong><em>Örneğin:<br></em></strong></h2>



<p><br>1- Hafız Ebu Ubeyd-i Herevi (ö. h. 223 veya 224) Garib-ul Kuran tefsirinde bu konu hakkında bir hadis nakletmiştir.<br><br>2- Ebu Bekir Nakkaş-i Musili el Bağdadi (ö. h. 351) Şifa-us Sudur tefsirinde Ebu Ubeyd’in mezkur hadisini zikretmiştir.<br><br>Şeyh Zeyn-ud Din-il Menavi eş-Şafii (ö. h 1301) Velayet hadisinin şerhinde onu rivayet etmiştir.[4]<br><br>3- Seyyid b. İdris-i Hüseyni el Yemeni (ö. h. 1041) el İkd-un Nebevi ve’s Sırr-ul Mustafevi kitabında o hadisi nakletmiştir.<br><br>4- Şeyh Ahmed b. Baksir-il Mekki eş-Şafii (ö. h. 1047), Vesilet-ul Meal Fi Addi Menakıb-il Al kitabında mezkur hadisi nakletmiştir.<br><br>5- Şeyh Abdurrahim-i Safuri eş-Şafii, Kurtubi’nin hadisini rivayet etmiştir.[5]</p>



<h3 class="wp-block-heading"><br>KAYNAKLAR:</h3>



<p><br> 1- )Seyyid b. İdris-i Hüseyni el Yemeni (ö. h. 1041) el İkd-un Nebevi ve’s Sırr-ul Mustafevi kitabında o hadisi nakletmiştir.<br>2- )Şeyh Ahmed b. Baksir-il Mekki eş-Şafii (ö. h. 1047), Vesilet-ul Meal Fi Addi Menakıb-il Al kitabında mezkur hadisi nakletmiştir.<br>3- )Şeyh Abdurrahim-i Safuri eş-Şafii, Kurtubi’nin hadisini rivayet etmiştir.</p>



<p><br>[4]- Feyz-ul Kadir, fi Şerh-il Cami-is Sağir, c. 6, s. 218.<br><br>[5]- Nezhet-ul Mecalis, c. 2, s. 242<br><br>  </p>
<p><a href="https://imammehdiyarenleri.org/gadir-hum-ile-ilgili-ayet-ler/">Ayet : Gadir-i Hum İle İlgili Ayetler</a> yazısı ilk önce <a href="https://imammehdiyarenleri.org">İmam Mehdi(a.s) Yarenleri Derneği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://imammehdiyarenleri.org/gadir-hum-ile-ilgili-ayet-ler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
