İmam Mehdi (a.s.a.f)

DOĞUMUNDAN BABASININ ŞEHADATİNE KADAR OLAN DÖNEM

1. KONU:

Tarihçiler şöyle yazmışlardır:
Abbasîler, Hz. İmam Mehdi (a.s)’ın annesi Hz. Nergis Hatunu (s.a), kendi aralarında meydana gelen muhtelif olaylardan kendileri meşgul olana kadar sıkı bir kontrol ve gözetim altında tutuyorlardı.
O olaylardan bazıları şunlardır:
1- Yakub b. Leys Seferî ile meydana gelen savaştan dolayı Mu’tamad ve Mutevekkil’İn Yakub ile savaşmak için Samerra’dan Bağdat’a hareket etmesi.
2- Hicri 263 yılında Mu’tamad’ın veziri Abdullah b. Yahya b. Hakan’ın ölümü.
3- Hz. Nergis Hatun’un (s.a) ve diğer kadınların kontrolünden sorumlu olan başyargıç Hüseyin b. Ebu Şurab’ın Hicri 261 yılda ölümü.
4- Abbasîleri çok büyük sıkıntıya sokan Sahib-i Zenc’in (yada Zengiyan’ın) kıyam ve başkaldırmasının devam ediyor olması.

Hz. İmam Mehdi (a.s)’ın annesine muhtelif isimlerin (Nercis, Sikal, Reyhane, Hekime ve Meryem) verilmesinin nedenini açıklayacağımız şu iki hususa dikkat edecek olursak daha iyi anlama imkanına sahip olacağız.

A- Hz. İmam Hasan Askerî (a.s)’ın muhtelif adlarda cariyeleri vardı ve Hz. Hekime Hatun (s.a) bu konuyu iki ayrı yerde açıklamışlardır:
1- Hekime Hatun bir yerde şöyle buyurmuşlardır:
“Bir defa Hz. İmam Hasan Askerî’nin huzuruna gitmiştim. İmam evinin bahçesinde oturmuşlardı ve cariyeleride etrafında-yanında idi.
Dedim: “Canım sana feda olsun! Halefin, bunların hangisinden dünyaya gelecektir?
Buyurdular: “Susen’den dünyaya gelecektir”
Bihar-ul Envar c.51 s.17

2-Hekime Hatun şöyle buyurmuşlardır: “Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) evine gitmiştim, dönmek istediğim zaman bana buyurdular: “İftarını bizde aç çünkü Allah bu akşam bize bir evlat ihsan edecektir.
Dedim: “Efendim, hangi cariyenizden olacaktır?”
Buyurdular: “Nercis’ten olacaktır.”
Arz ettim: “Efendim, ben onu diğer cariyelerden daha çok seviyorum.”
Bihar-ul Envar c.51 s.25
Bu iki hadis Hz. İmam Hasan Askerî (a.s)’ın birden fazla cariyesinin olduğunu göstermektedir.

B- Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) oğlu tehlike dolu bir ortamda dünyaya gelmişlerdir çünkü Abbasî halifeleri ve hatta Haşimoğullarından bazıları Hz. İmam Mehdi (a.s)’ın dünyaya gelme zamanının geldiğini bildikleri için (ki o zalim yöneticiler ile mücadele edecek en büyük İlahî Hücet’tir) görevlendirmiş oldukları ajanlar vesilesi ile hem Hz. İmam Hasan Askerî’nin ve hemde Ehlibeyt’e ait (Alevîlerin) bütün evleri kontrol altında tutmaya başlamışlardı. Bunların bu işteki tek gayeleri doğacak çocuğu Abbasî halifesine teslim etmekti.

Bu iki hususa kısaca değindikten sonra şunları söylememiz gerekiyor:
Allahu Teala böylesine sıkı bir şekilde kontrol altında tutulan bir evde ve böylesine büyük korkuları hakim ettiği bir ortamda Hz. İmam Hasan Askerî’ye bir evlat vermeyi ve onu bütün tehlikelerden koruyup muhafaza etmeyi irade etmişti. Alahu Teala’nın bu iradesi tedbirlerle doluydu.
1- Her şeyden önce elimize ulaşan çok sayıda hadiste de buyrulmuş olduğu gibi Allah’ın iradesi ile Hz. İmam Mehdi’nin annesinde hamilelik nişanesi yoktu.
2- Hz. İmam Hasan Askerî (a.s) doğacak İmam’ın annesinin kim olduğunu kimseye söylemiş değillerdi.
3- Doğum zamanında Hz. Hekime Hatun’un (s.a) dışında (belki de cariyelerden bazıları hariç) hiç kimse İmam’ın doğumunda bulunmamış ve şahit olmamışlardır.
4-Bunların dışında Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) evlenip evlenmediğini ve eğer evlenmişse cariyelerden hangisinin İmam’ın eşi olduğunu hiç kimse bilmiyordu.
Dadkuster-i Cihan s.113-114

14-Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) Annesinin (s.a) Milliyeti

12. İmam’ın annesi (s.a), Rum Kayseri’nin oğlu Yeşuu’nun kızıdır ve annesi ise Hz. İsa (a.s)’ın havarilerinden Simon’un soyundandır. İslam ordusu tarafından esir alınmış ve satışa çıkarılmıştır fakat Hz. İmam Hadi’nin (a.s) gönderöiş olduğu elçi tarafından Bağdat köle pazarından satın alınmış ve Samerra’da bulunan İmam Hadi’ye (a.s) götürülmüştür.
Kemal’ud Din s.317
12. İmam’ın Siyasî Gaybet Tarihi s.114-115

15- Sukeyl

Sukeyl, 12. İmam’ın annesinin lakaplarından bir tanesidir ve arınmış ve pak olmuş demektir.
Seyyid Muhammed Sadr, bu hususta şöyle demiştir:
“İmam’ın (a.s) aile fertleri bu hanımefendide hamilelik belirtilerinin olmadığını gördükleri zaman kendisine vermiş oldukları, Nercis, Susen ve Reyhane gibi isimlerin yanına Sukeyl adınıda kendisine verdiler.”
Tarih-ul Gaybet-us Suğra s.243

Bir başka rivayet ise şöyledir:
“Bu hanımefendi nurdan bir bebeğe sahip oldukları için özel bir nura bürünmesinden dolayı kendisine Sukeyl adı verilmiştir.”
Kemal-ud Din s.432

Merhum Meclisî bu husuta şöyle demiştir:
O Hanımefendiye nurdan bebeğe sahip olduğu için sahip olduğu öz nuraniyetten dolayı Soykel yada Sekila adı verilmiştirin anlamı şudur:

Bihar-ul Envar c.51 s.15

16-Doğumun Gizli Olması

Ahmed b. Hasan b. İshak Kummî şöyle rivayet etmiştir:
Salih evlat dünyaya geldikten sonra Ahmed b. İshak, Hz. İmam Hasan Askerî’nin mübarek elleri ile yazmış olduğu bir mektubu bana getirdi, şöyle yazmışlardı:
“Bir oğlum oldu, bu konuyu sakla ve gizli tut çünkü onun doğduğunu dost ve yakınlarımın haricinde hiç kimseye söylemeyeceğim.
İsbat-ul Hudat c.6 s.432

17-Doğumun Gizli Olması

Abbasî yöneticileri, Hz. İmam Mehdi’yi bulabilmek için çok çalışıyorlardı ve bu sebepten dolayı da Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) hayatını çok sıkı kontrol altına almışlardı ve bundan dolayı Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) doğumu gizli gerçekleşmiştir.
Şeyh Mufid (r.a), İmam-ı Zaman’ın (a.s) halinin şerhi kitabının başlarında şöyle yazmışlardır:
İmam Mehdi’nn doğumu zamanın yönetiminin almış olduğu sıkı tedbirlerden meydana gelmiş olan sıkıntı ve zorluklardan ve O Hazret’i bulabilmek için uygulamış oldukları aşırı istihbarat harekatından dolayı gizli gerçekleşmiştir.
El-İrşad s.435

Abbasi Halifesi Mutamad, Hz. İmam Hasan Askerî’nin hastalandığı haberini alınca özel hizmetçisi Narir’in de olduğu beş hizmetçiyi, birkaç doktoru ve gaz-il guzzatı (başyargıcı) İmam’ın evine yerleştirdi ve bunların haricinde vezirine, güvendiği 10 kişiyi İmam’ın evine yerleştirmesini ve gece v güzndüz ayrılmadan orada kalmalarını emretti. Hz. İmam Hasan Askerî (a.s) şehid oluncaya kadar bu kişiler İmam’ın evinde kaldılar.

Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) şehadet haberi duyulunca Samerra şehrinin tamamı mateme girmişti. Yönetim, İmam’ın evinin aranması için görevliler gönderdi. Ev, didik didik aranarak bulunan her şey kayıt altına alınıp mühürlendi. Bütün bunlar, İmam Hasan Askerî’nin oğlunu bulup ele geçirmek için yapılıyordu.
Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) bütün cariyelerini teker teker kontrol ve muayene ettiler ve hamile olmasından şüphelendikleri cariyelerden birisini, bir odaya kapattılar ve başına muhafız koydular.
İmam’ın defninden sonra hem sultan hem de insanlar her yerde İmam Hasan Askerî’nin oğlunu arıyorlardı. Bütün evleri en ince ayrıntısına kadar aradılar. İmam Mehdi’yi (a.s) bulmaktan ümitleri kesilince ve o cariyenin hamile olmadığı anlaşılınca Hz. İmam Hasan Askerî’nin malını annesi ve kardeşi arasında taksim ettiler.
Usul-u Kâfi c.2 s430

18-Doğum Haberi

Ahmed b. İshak şöyle demiştir:
Hz. İmam Hasan Askerî’nin huzuruna müşerref olmuştum buyurdular:
“Ahmed! İnsanların şek ve şüphe ettiği meselede ne haldesin?”
Arz ettim: “Oğlunuzun doğumunu müjdeleyen mektubunuz elime ulaştıktan sonra erkek, kadın, genç ve yaşlı bütün hepimiz için hak aşikar oldu ve ona inandık.”
Buyurdular: “Yeryüzünün Hüccetsiz olmayacağını bilmiyor musun?”
Muntahabul Eser s.345

19-İmam’ın Veladeti

Şii/Caferi/Alevilerin 12. İmam’ı Hicrî Kamerî 255. yılın Şaban ayının 15. günü/Cuma günü sabaha karşı Samerra şehrinde dünyaya gelmiştir.1
Hz. İmam Mehdi’nin (a.s), 254.2 256.3 ve 257.4 yıllarda doğduğu da söylenmiştir.
1-Şia kaynaklarının çoğu
2-Kemal-ud Din s.227-228
3-Usul-u Kafi c.1 s14
4-Bihar-ul Envar c.51 s.16


Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) doğmuş olması tarihin kesin olaylarındandır. Masum İmamların yanı sıra Şia alimleri, tarihçileri ve hadisçileri ile birlikte sünni alim, taihçi ve hadisçilerinin birçoğu da bu olayı teyit etmişlerdir. Bu hususta yazılmış olan bazı araştırma kitaplarında bu sünni alim, tarihçi ve hadisçilerin 50’den fazlasının adı yazılmıştır.
Hurşid-i Mağrib s.18-20

20- 15 Şaban

Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) doğumundan sonra, Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) şehadetinden önce vefat etmiş olan Fazl b. Şazan, “GAYBET” adlı kitabında, Muhammed b. Ali b. Hamza’dan şöyle rivayet etmiştir:
Hz. İmam Hasan Askerî’nin şöyle buyurduğunu duydum: “Allah’ın Hücceti ve benim yerime geçecek olan İmam, H.255 yılın Şaban ayının 15. günü şafak doğarken sünnetli olarak dünyaya gelmiştir.”
Muntahab-ul Eser s.32

21- 15 Şaban’ın Fazileti

Şeyh Hurrî Amulî, Ashabın büyüklerinin Hz. İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduklarını naklettiklerini rivayet etmişlerdir:
“Hz. İmam Mehdi’nin doğduğu gece doğan bütün çocuklar mümin olarak dünyaya gelirler. Kafir diyarında dünyaya gelecek olsa dahi Allahu Teala onu Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) bereketi hürmetine imana hidayet edecektir.”
Tevzih-ul Mekasid (Şeyh Bahaî) s.532

22- 15 Şaban’ın Fazileti

15 Şaban günü Hz. İmam Hüseyin’in (as.) ve Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) ziyaretnamelerini okumak mustehaptır.
Hz. İmam Cafer-î Sadık (a.s) şöyle buyurmşlardır:
“Kadir gecesinden sonra en üstün gece 15 Şaban gecesidir. Bu gece, yatsı namazından sonra 2 rekat namaz kılmak mustehaptır. Birinci rekattan sonra Fatiha suresinden sonra Kafirun suresi, ikinci rekatta ise Fatiha suresinden sonra Tevhid suresi okunur.”
İsbat-ul Hudat c.7 s162

23- 15 Şaban’ın Fazileti

15 Şaban gecesi gusül almanın ve uyumadan sabahlamanın çok büyük fazileti vardır. Bu gecenin Allah katındaki değeri o kadar büyüktür ki Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) mübarek doğumları bu gece sabaha karşı gerçekleşmiştir.

24- 15 Şaban’ın Fazileti

Rivayet olunan bir diğer hadiste ise şöyle buyurulmaktadır:
“Kadir gecesinde olduğu gibi 15 Şaban gecesinde de rızıklar ve ömürler taksim edilmektedir.
Bazı hadislerde ise şöyle buyuruluştur:
“Kadir gecesi, Hz. Resul-î Ekrem’in (s.a.a) gecesi ve 15 Şaban ise İmamların (a.s) gecesidir.”
Bu gecenin faziletlerinden bir diğeri ise şudur:
“Hz. İmam Hüseyin’in (a.s) ziyaretinin okunduğu özel gecedir. Bu gece 100.000 Peygamber O Hazret’in ziyaretine gitmektedirler.”
Bu gece kılınması mustehab olan bir diğer namaz şöyle kılınmalıdır:
“2 rekattır ve her rekatta Fatiha suresinden sonra 100 defa İhlas suresi okunmalıdır.”
Bihar-ul Envar c.51 s.322

25- İmam’ın Doğumu Hakkında Bilgi

Bu bilgiyi Hz. İmam Hasan Askerî’nin (aleyhisselam) halası, Hz. Hekime Hatun (s.a) vermişlerdir.
Şeyh Mufid, Hz. İmam Muhammed Takî’nin (a.s) kızı, Hz. Hekime Hatun’un (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir.
Ebu Muhammed Hasan b. Ali (aleyhuma selam) haber gönderip beni yanına çağırttı. Yanına gittiğim zaman buyurdu: “Halacığım! Bugün akşam iftarını bizimle birlikte aç çünkü bugün, Şaban ayının 15’idir. Allahu Teala bugün Hüccetini yeryüzünde zahir edecektir.
Sordum: Annesi kimdir?
Buyurdular: Nercis’tir.
Dedim: Canım sana feda olsun! onda hiçbir hamilelik emaresi yoktur.
Buyurdu: Halacığım! Söylediğim olacaktır.
Bunun üzerine içeriye girdim ve selam verdim. Nercis, beni karşılayıp ayakkabımı çıkardıktan sonra dedi:
“Efendim! Nasılsınız?”
Ona dedim ki: Benim ve ailemin Hanımefendisi sensin!
Ama o benim söylediklerimi kabul etmeyerek dedi: “Halacığım! Siz, neler buyuruyorsunuz?”
Dedim: “Kızım! Allahu Teala bu gece sana, bu dünyanın ve öteki dünyanın efendisi olan çocuğu ihsan buyuracaktır.”

Benim bu söylediklerimden utanmıştı. Akşam namazını kıldıktan sonra iftar ettim ve uyudum. Gecenin yarısı olunca yatsı namazını kılmak için uyandım ve namazımı kılmaya başladım ama Nercis uykuda idi ve kendisinde hiçbir hamilelik emaresi yoktu.
Namazımı kıldıktan sonra mustehap-sünnet namazlarımı da kıldım ve tekrardan yatağa girdim ama o uykuda idi. Sonra uyandı, mustehap namazlarını kıldıktan sonra yatağa uzandı.

Hekime Hatun (s.a) daha sonra şöyle buyurmuşlardır:
Şafağın atmasını görebilmek için ben dışarı çıktım ve ben çıkarken o uyuyordu. Onun bu durumu beni, Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) beklentisi hakkında şüpheye düşürmüştü. Ben bunları düşünürken İmam, bulundukları yerden sesini yükselterek buyurdular:
“Halacığım! Çok acele etme, çok yakında vaad edilen muhakkak olacaktır.”

Bunun üzerine Ha Mim (Secde) ve Yasin surelerini okumaya başladım. Nercis Hatun uykudan uyanıp doğruldular. Yanına gittim ve dedim: “Hanımın! Selam olsun sana! Bir şeyler hissedyor musun?”
Dedi ki: “Evet, benim Efendim.”
Dedim: “Kendini toparla ve rahatlamaya çalış.”
Bunları söyleyince uyku bana galebe etmeye başladı…
Efendimin seslenmesi ile uyanıp kendime geldim ve …
örtüyü kaldırdım Efendimi (Hz. Mehdi’yi) secde halinde gördüm, kucağıma aldım, pak ve tertemizdi.
Eba Muhammed beni seslenerek buyurdular: “Halacığım! oğlumu bana getirin.”
Bende söylediğini yaptım. İmam Hasan Askerî (a.s) mübarek dilini onun ağzına koyduktan sonra ellerini gözlerine, kulaklarına, kol ve bacaklarına çektikten sonra buyurdular: “Oğlum! Konuş.” Bunun üzerine çocuk konuşmaya başladı ve şöyle dedi:

“Allah’tan başka hiçbir İlah’ın olmadığına ve Muhammed’in (s.a.a) O’nun Peygamberi olduğuna şehadet ediyorum. Daha sonra Emirelmuminin Hz. İmam Ali’den (a.s) başlayarak babasına kadar dedelerinin adlarını teker-teker söyleyip onları selamladıktan sonra sustular.”

İmam Hasan Askerî (a.s) buyurdular:
“Halacığım! Annesine götür, onada selam versin. Sorna bana geri getir.”
İmam’ın buyruğunu yerine getirdim, annesine götürdükten sonra geri getirdim ve İmam’ın yanına koydum. Daha sonra İmam Hasan Askerî (a.s) bana buyurdular:
“Halacığım! 7 gün sonra onu görmeye gel.”

Bir gün sonra Hz. İmam Hasan Askerî’yi selamlamaya gittim; Efendimi görmek için perdeyi araladım ama onu göremedim, İmam Hasan Askerî’ye dedim: “Canım size feda olsun! Efendime ne odu?”
İmam buyurdular: “Halacığım! O’nu, Hz. Musa’nın (a.s) annesinin oğlunu emanet ettiği kimseye emanet ettim.”

Hz. Hekime Hatun (s.a) daha sonra şöyle buyurdular:
“Yedinci gün gittim, Hz. İmam Hasan Askerî’ye selam verdim ve oturdum.
İmam buyurdular: “Halacığım! oğlumu bana getir.”
Bende gidip O’nu bir bez parçasını sarılı olduğu halde getirdim İmam Hasan Askerî (a.s) ilk gün yaptıklarının aynısını yaptılar ve çocukta o gün söylediklerinin aynısını söyledikten sonra şu Ayet-i Kerime’yi okudular:
وَنُر۪يدُ اَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْاَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ اَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِث۪ينَۙ
وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَنُرِيَ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُمْ مَا كَانُوا يَحْذَرُونَ

26- İmam’ın Doğumu Hakkında Bilgi

Hz. Musa (a.s) ile Firavunun kıssası meşhur bir olaydır ve bir şekilde Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) veladetleri için de gerçerlidir. Kısaca şu şekildedir:
O dönemdeki bütün sihirbazlar Allahu Teala’nın o gün bir rahime yerleştireceği bir nütfenin Firavun’un düzenini yıkıp yerle bir edeceğini söylediler. Firavunda güç ve kudret sahibi olduğu için bütün erkeklerin bir yerde toplanmasını emretti. Bütün erkekler bir mekanda toplanınca Firavun onlara şöyle dedi:
“Bana düşman birisi varmış ve ben, onu bulup ortaya çıkaracağım.” Firavun, onlara teker teker bakıyor ve bu değildir diyordu.
Firavun bu bahane ile bütün erkekleri bir araya toplamış ve evde olmalarına engel olmuştu. Sabah olunca da şöyle dedi:
“Bu gece bir nütfenin münakir birleşmesi irade olunmuştu ve biz, bütün erkekleri burada tutarak o nütfenin münakit olmasına engel olduk.”
Ama olay bu kadar değildi ve Firavun, olayın zahiri yönünü görüyordu ama Allah’ın kanun ve ilkelerinin batınından habersizdi. Hz. Musa’nın (a.s) babası İmran ile annesi Yer’a (ki her ikiside Hz. İbrahim’in (a.s) torunlarından idiler) o gecenin belli bir zamanında Firavun’un sarayında birlikte idiler.
Mevlana Celaleddin Rumî Mesnevisinde bu olayı şiire dökmüş ve Hz. İmran’ın eşi Yer’a’dan ayrılırken söylemiş olduğu sözleri şiir dili ile şöyle nakletmiştir.

Ben bulut gibiyim, sen topraksın Musa da bitki,
Hak, satrançta şahtır, biz ise matız, mat.

Satrançta şah olan Allahu Teala’dır ve Firavun, bildiği birkaç taktikle Allah ile satranç oynamak ve bildiği birkaç tane hile ile Allahu Teala’nın iradesinin önüne geçmek istiyordu ancak Allahu Teala’nın milyarlarca ilke ve kanunundan bihaberdi.

Evet, Allah’ın sayısız kanun ve ilkeleri vardır ve birtakım insanlarda Allahu Teala’nın bu ilkesinden haberdardırlar. İmran ile Yer’a bundan haberdar iken Firavun gaflet içindeydi. Bütün işlerde durum böyledir ve iyiler, özel-has yerleri görmelerine rağmen hadlerini aşmıyorlar.

Bir misalde Hz. Hekime Hatun’dan (s.a) vereyim:
Hz. Hekime Hatun (s.a), Hz. İmam Muhammed Takî’nin (a.s) kızıdır, çok mütedeyyin ve büyük makam sahibidir. Nercis (s.a) adında bir hizmetkarı vardır. Hz. Nercis Hatun (s.a), İmam’ın evine ilk geldiği zaman Hz. Hekime Hatun’a (s.a) hizmetkarlık yapıyordu. Hz. Hekime Hatun (s.a), bir meclise gireceği zaman Hz. Hekime Hatun’un ayakkabılarını alıyor ve gideceği zamanda önüne koyuyor ve kendisine tazim edip saygı gösteriyordu.
Bir akşam Hz. İmam Hasan Askerî (a.s), Hz. Hekime Hatun’a buyurdular:
“Halacığım! Allahu Teala, Hz. Kaim’i (a.s) bu kadından bize ihsanda bulunacaktır.”
Hz. Hekime Hatun (s.a) arz ettiler: “Ben bilmiyordum.”
İmam buyurdular: “Nercis Hatun’un yüzünden belli ve aşikardır.”
Hz. Hekime Hatun (s.a) arz ettiler: “Ben Efendim! ben görmüyorum.”

Bu konuşmadan sonra Hz. Hekime Hatun (s.a), Hz. Nercis Hatun’un (s.a) odasına girdiler ve Hz. Nercis Hatun, Hz. Hekime Hatun’un (s.a) ayakkabısını çıkarmak için eğilince hemen eğildiler ve Hz. Nercis Hatun’un (s.a) ellerinden öpüp, dediler:
“Ayakkabımı çıkarmana ve önüme koymana müsaade etmeyeceğim.”
Nercis Hatun dedi: “Nasıl olur? Sen, benim Efendimsin.”
Hekime Hatun dedi: “Sen benim Efendim ve Hanımımsın.”
Nercis Hatun: “Efendim, neden böyle konuşuyorsun?”
Hekime Hatun buyurdu: “Hz. İmam Hasan Askerî (a.s), Allah’ın hazinesi olan Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) senden olacağını beyan buyurdular.”

Evet, Hz. Hekime Hatun (s.a), mukaddes ve çok büyük makam sahibi olmasına rağmen bunu görebilmiş değildi çünkü mutahhar insanların görüşlerinin de bir haddi ve ölçüsü vardır ama kamil insan mahlukatın tamamını görmektedir.

Hz. Hekime Hatun şöyle buyurmuşlardır:
“15 Şaban gecesi namazımı kılmak için kalktığımda Nercis Hatun henüz yatağında idi ve kendisinde hiçbir hamilelik emaresi yoktu.
Kendi kendime dedim ki: “Hz. İmam Hasan Askerî (a.s) bu gece oğlum dünyaya gelecektir, buyurdular ama hala hiçbir hamilelik emaresi dahi yoktur.”
Başka bir odada olan İmam (a.s), buyurdular: “Halacığım! Acele etme.”
Daha sonra yanıma gelip buyurdular: “Halacığım! Mehdi (a.s) annesinin kaburgasına yapışık şekilde yatıyor, annesinin karnında değildir.”

27- Hz. Hekime Hatun’un Rivayeti

Hz. İmam Hüccet b. Hasan Mehdi’nin (a.s) doğumunda hazır olan ve olayı etraflı bir şekilde nakleden kimselerden bir tanesi, Hz. İmam Muhammed Takî (a.s)’ın kızı ve Hz. İmam Hasan Askerî (a.s)’ın halası olan Hz. Hekime Hatun’dur ve olay kısaca şu şekildedir:

Hz. Hekime Hatun (s.a) buyurdular:
“Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) evine gitmiştim ve o gün, Hicri Kameri 255. yılın Şaban ayının 15. gününün akşam vakti idi. İmam Hasan Askerî (a.s) buyurdular:
“Halacığım! Bugün bizim evde kal çünkü bu gece Allah’ın Hücceti ve benim halefim olan İmam dünyaya gelecektir.”
Sordum: “Hangi cariyeden olacaktır?”
Buyurdular: “Susenden olacaktır. Susen’e ne kadar baktımsa kendisinde en ufak bir hamilelik belirtisi göremedim. Akşam namazını kıldıktan sonra iftar açtım ve Susen ile birlikte aynı odada uyuduk. Çok geçmeden uykudan uyandım ve İmam’ın buyruklarını düşünmeye başladım. Daha sonra gece namazını kılmaya başladım. Susen de uyanıp gece namazını kıldı. Şafak vakti yaklaşıyordu ama Susen de hiçbir hamilelik belirtisi yoktu. İmam’ın buyruklarından şek etmeye başlamıştım ki İmam Hasan Askerî (a.s) bulunduğu odadan buyurdular: “Halacığım! Şüpheye düşme, oğlumun doğum vakti çok yakındır.”

Bu esnada Susen’in durumunda değişiklik olmaya başladığını gördüm ve ne olduğunu sordum.
Dedi ki: “Şiddetli bir ağrım vardır, şiddetli bir ağrı başladı.” Hemen kalkıp hazırlık yaptım ve doğacak olan çocuğun ebelik görevini üstlendim. Çok geçmeden çocuk, tertemiz ve pak bir şekilde dünyaya geldi ve başka bir odada olan Hz. İmam Hasan Askerî (a.s) buyurdular:
“Halacığım! Oğlumu bana getir.”
Çocuğu alıp İmam’a götürdüm ve İmam, çocuğu kucağına aldıktan sonra ağzını çocuğun gözlerine koydu ve çocuğun gözleri hemen açıldı. Sonra ağzını çocuğun ağzına ve kulaklarına koydular ve ardından elini başına sürdüler. Çocuk konuşmaya ve Kur’an okumaya başladı. Daha sonra annesine götürmem için tekrar bana verdiler bende annesinin yanına koyduktan sonra kendi evime geri döndüm.

Doğumdan üç gün sonra Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) evine gittim ve ilk olarak çocuğu görmek için Susen’in odasına girdim ama çocuk yoktu. Oradan çıkıp İmam’ın odasına girdim ama utandığım için İmam’a (a.s) çocuğu soramadım.
İmam buyurdular: “Halacığım! Oğlum Allah’ın koruması içinde gaybete çekildi. Ben dünyadan gittikten sonra şialarımın ihtilafa düştüğünü gördüğün zaman oğlumun doğduğunu şialarımızdan güvenilir olanlara anlat. Bu olayın gizli kalması gerekir çünkü oğlumun gaybet dönemi olacaktır.”
El Gaybet-i Şeyh Tusi s.141

28- İmam’a Akika Yapılması

Ebu Cafer Ömerî şöyle rivayet etmiştir: “Hz. Hüccet b. Hasan Mehdi (a.s) dünyaya geldikten sonra İmam Hasan Askerî (a.s) şöyle buyurdular: “Ebu Amr’ı hazır edin!” Ebu Amr geldiği zaman buyurdular: “Onbin parça ekmek ve onbin parça et temin edip Haşimoğullarına dağıtın ve bu kadar sayıda koyunu da oğlum için akika et.”
İsbat-ul Hudat c.6 s.230

29- İmam Hasan Askerî’nin El Yazısı

Musa Bağdadî diyor: Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) üzerinden şöyle bir yazı çıktı: “Ben öldükten sonra soyun munkatî olacağını (kesileceğini) düşündüler ama Allahu Tebareke ve Teala, onların sözünü boşa çıkardı, Elhemdulillah!”
Kemal-ud Din c.2 s.117

30-Bizim Küçük Efendimiz (Mevlamız)

Hz. İmam Ali Naki’nin (a.s) hizmetçisi Hamza b. Nasır, babasının şöyle söylediğini nakletmiştir:
Hz. Sahib-el Emr Mehdi (a.s) dünyaya gelince Hz. İmam Hasan Askerî’nin aile fertleri birbirilerini tebrik edip müjdeliyorlardı. Biraz büyüdükten sonra her gün etli kemik almamı emrettiler ve bunun küçük Mevlamız için olduğunu söylüyorlardı.
İsbat-ul Hudat c.8 s.18, İsbat-ul Vasiyyet s.197

31- Yakub b. Mankuş’tan Rivayet

Yakub b. Mankuş şöyle demiştir:
Hz. İmam Hasan Askerî’nin huzuruna müşerref oldum. İmam bir taş parçasının üzerine oturmuşlardı. Sağ tarafında bir oda vardı ve odanın kapısına bir perde asılmıştı.
Arz ettim: “Benim Efendim! Emir sahibi kimdir?”
Perdeyi aralamamı buyurdular. Perdeyi açtığım zaman 8-10 yaşlarında bir erkek çocuk gördüm. Nur yüzlü, beyaz simalı, parlak gözlü, geniş omuzlu ve öne çıkık dizli idi. Sağ yanağında bir ben vardı ve saçları uzundu. Gelip babası İmam Hasan Askerî’nin (a.s) dizinin üzerine oturdular. Sonra İmam Hasan Askerî (a.s) bana buyurdular: “Sahibiniz budur.”
Sonra o çocuk ayağa kalktılar ve İmam buyurdular: “Oğlum! Ma’lum zaman gelinceye kadar eve gir.” O da İmam’ın emri üzerine eve girdi. Daha sonra İmam Hasan Askerî (a.s) bana buyurdular: “Ey Yakub! Eve gir ve bak, içeride kim vardır? İçeri girdim fakat hiç kimse yoktu.”
Kemal-ud Din c.2 s.116-117

32-Doğumun Şahidi: Nesim-Mariye

Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) hizmetçilerinden şöyle rivayet etmişlerdir:
“Hz. İmam Mehdi (a.s) dünyaya geldikten sonra dizlerinin üzerine oturdu ve parmağını göğe kaldırdılar sonra hapşırdılar ve şöyle buyurdular: “Elhemdulillahirabbilalemin: Hamd olsun alemlerin Rabbi olan Allah’a.”
İsbat-ul Hudat c.7 s.292, İsbat-ul Vasiyyet s.197

33-Doğan Çocuğun Tanıtılması

Hizmetkar Ebu Ğanem şöyle demiştir:
“Hz. İmam Hasan Askerî’nin bir oğlu oldu ve adını Muhammed koydular. Doğumunun üçüncü günü o çocuğu ashabına gösterdiler ve şöyle buyurdular: “Bu benim oğlumdur ve benden sonra sizin sahibiniz ve İmamınızdır. Bütün herkesin gelmesini beklediği Kaim budur. Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra kıyam edecek ve onu, hak ve adalet ile dolduracaktır.”
İsbat-ul Hudat c.6 s.431

34-Doğumun Şahidi

Ebu Ali Hizranî, Hz. İmam Hasan Askerî’ye (a.s) hediye etmiş olduğu hizmetçinin şöyle söylediğini nakletmiştir:
“Ben, Sahib-el Emr Hz. Mehdi’nin (a.s) doğumunda orada idim. Annesinin adı Sakil’dir.”
Muntahab-ul s.343

35-Doğumun Şahidi

Hasan b. Munzir şöyle dedi:
“Hamza b. Ebul Feth yanıma geldi ve dedi ki:
“Müjdeler olsun! Dün gece Allah, Hz. İmam Hasan Askerî’ye (a.s) bir erkek evlat verdi ama İmam, onun doğumunu dizli tutmamızı emir buyurdular. Adını sordum, Muhammed olduğunu buyurdular.”
İsbat-ul Hudat c.6 s.432

36-Gizli Doğum

Genellikle çocuk sahibi olacak kimseler bu haberi akrabalarına, yakınlarına ve arkadaşlarına verirler. Özelliklede toplum içinde bir yeri olan kimselerin çocuk sahibi olmaları gizli tutulmaz.
Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) düşman ve muhaliflerinin İmam’ın kendisinin ve yakınlarının tamamının evlerine ajanlar yerleştirip her anı kontrolleri altına almalarına rağmen Hz. İmam Hasan Askerî’nin çocuğunun olacağını öğrenememeleri nasıl mümkün olabilir?
Hz. İmam Hasan Askerî’nin çocuğunun olması sıradan bir olay mıydı yoksa olağan dışı ve mucizevi bir olay mıydı?

Hz. İmam Hasan Askerî (a.s) hem önceden verilmiş olan bilgilerden haberdar idiler ve hemde doğacak olan çocuğun azamet ve önemini biliyorlardı.
İmam, hem düşmanın doğacak olan çocuğa olan o büyük hassasiyetlerini ve hemde topluma hakime olan siyasi durumun ne olduğunu çok iyi bir şekilde biliyorlardı. Bu sebepten dolayı da doğacak olan çocuğun doğumunu öylesine bir titizlikle hazırladılar ki düşmanların tamamının o doğumdan haberdar olmamaları bir tarafa yakınlarının ve sevenlerinin dahi büyük bir çoğunluğu o doğumdan haberdar olmamışlardı.
Böylece İmam dirayeti, becerisi, İlahî gücü ve ileriyi görüp bilmesinden dolayı bu doğumu, düşmanlarının almış olduğu onca tedbir ve önleme rağmen gizli tutarak Allah’ın kendisine vermiş olduğu bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmişlerdir.

Bu sebeplerden dolayı Şeyh Tusî (r.a), İmam Mehdi’nin (a.s) doğumun gizli olmasını sıradan ve normal bir iş olarak görmüş ve şöyle söylemişlerdir:
“İnsanlık tarihinde bu olay ilk olay değildir, bunun gibi bir çok olay olmuştur.”
Gaybet-i Şeyh Tusî s.77

Şeyh Tusî, bu cümlesinde Hz. İbrahim’in (a.s) ve Hz. Musa’nın (a.s) gizli olan doğumlarına işaret etmektedirler.
Bihar-ul Envar c.12 s.19, c.13 s.15

37-İmam’ın Dünya’ya Geldiği ve Korunduğu Yer

Bu hususta birkaç ihtimal vardır:
1- Samerra’da Dünya’ya geldiler ve babası Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) hayatının sonuna kadar o şekilde idiler.
Bu ihtimalin olması, şiaların Hz. İmam Hasan Askerî’yi (a.s) Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) doğumundan dolayı tebrik etmelerini beyan eden rivayetlerden çıkarımdır.
Bu rivayetler, Gaybet-i Tusî s.230 ve s.251’de Kemal-ud Din kitabının 434. sayfasında nakledilmiştir.
Bize göre bu rivayetler, Hz. İmam Mehdi’nin, İmam Hasan Askerî’nin (a.s) evinde dünyaya gelip gelmemelerine delalet etmemektedir. Başka bir yerde dünyaya gelmiş olma ihtimalide vardır ve İmam Mehdi’nin dünyaya geldiğinden haberdar olan bir takım has şialar, Hz. İmam Hasan Askerî’yi (a.s) tebrik etmek için İmam’ın Samerrada ki evine gitmiş olabilirler.
Bu ihtimalin diğer bir şahidi ise muhtelif şekillerde Hz. Hekime Hatun’dan (s.a) nakledilmiş olan rivayetlerdir. Bu rivayetlerde Hz. İmam Hasan Askerî’nin doğumun olacağı günün akşamı halası Hz. Hekime Hatun’dan kendilerinde kalmasını ve Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) hem doğumuna yardım etmesini ve hemde onu görmesini kendisinden istemesi beyan olunmuştur. Bu olayın Samerra Şehrinde olduğu, El Gaybet-i Tusî s.232 de ve Kemal-ud Din kitabının 429, sayfasında nakledilmiştir. Ama bize göre bu hadislerde Hz. İmam Mehdi’nin Samerra’da dünyaya geldiğine kesin olarak delalet etmemektedir. Çünkü bu hususta elimizde olan bir takım hadisler bu hadisler ile çelişmektedir ve onlardan bir tanesi de Kemal-ud Din kitabının 501. sayfasında şöyledir:
“Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) şehadetinden sonra Medine’de Hz. Hekime Hatun’a (s.a) şöyle soruldu:
Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) yerine kim geçti?
Hz. Hekime Hatun (s.a) buyurdular: Yeryüzü Allah’ın Hücceti olmadan ayakta duramaz, Allah’ın Hücceti olmadan baki kalamaz. İmam Hasan Askerî’nin oğlu onun yerine geçen İmam’dır.
Soruldu: “İmam Hasan Askerî’nin oğlunu siz gördünüz mü yoksa duymuş musunuz?
Buyurdular: “Duydum.”

Hz. Hekime Hatundan nakledilmiş hadislere istinad ederek kesin olarak bir yeri söylemek mümkün değildir.
Bu görüşün isbatı için söylenmiş olan üçüncü grup rivayetlerde Hz. İmam Mehdi’yi Samerra şehrinde Hz. İmam Hasan Askerî’nin evinde gördüklerini söyleyenlerin rivayetleridir. Bu rivayetler Kemal-ud Din kitabının 435. sayfasında ve Sefinet-ul Bihar kitabının 2. cildinin 703. sayfasında nakledilmiştir.
a- Hz. İmam Mehdi’yi (a.s), Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) evinde görmüş olanlar sadece bir defa görmüş ve diğer gidip gelmelerinde ise görememişlerdir. Hz. İmam Hasan Askerî kendisinden sonraki İmamın, Hz. İmam Mehdi (a.s) olduğu husunda hücceti tamamlamak için İmam Mehdi’nin (a.s) Samerra’ya getirilmesini ve bu kişilerin kendisini görmesinden sonra yaşadığı yere götürülerek koruma altında tutulmasını emir buyurmuş olabilirler.
b- Hz. İmam Mehdi (a.s) Samerra şehrinde yaşıyorduysa sürekli olarak İmam’ın yanına gidip gelen güvenilir kimselerin o Hazreti defalarca görmesinde ne tür sakıca olabilirdi?
Mesudî, İsbat-ul Vasiyyet kitabında şöyle nakletmiştir:
Hz. İmam Hasan Askerî’nin huzuruna müşerref olmuştum, buyurdular:
“İnsanların şek ve şüphe içinde oldukları meselede siz ne haldesiniz?”
Arz ettim: “Efendim! Mevlamız ve Efendimizin doğum haberi bize ulaştığı zaman bizim büyüklerimizin ve küçüklerimizin, kadınlarımızın ve erkeklerimizin tamamı onu kabul ettiler.”
İmam buyurdular: “Yeryüzünün hiçbir zaman Allah’ın Hücceti olmadan baki kalmayacağını bilmiyor musunuz?”
Hz. İmam Hasan Askerî (a.s), İmam Mehdi’yi h. 259 yılında kendi annesi ile Hacca göndermişlerdir. İmam, onları Hac seferine gönderirken gerekli olan her şeyi buyurmuş, İmamet emrini oğlu İmam Mehdi’ye bırakmış ve h. 260 yılında olacak olayları annesine haber vermişlerdir.

2-Samerra’da Dünya’ya gelmişlerdir ve babası kendi şehadetinden önce Hz. İmam Mehdi’yi (a.s) Mekke’ye göndermişlerdir ve Hz. İmam Mehdi (a.s) babasının şehadetine kadar Mekke’de yaşamışlardır.
Bu hususta olan hadislerden şu neticelere ulaşılmaktadır:
a-Hz. İmam Mehdi (a.s)’ın doğum haberi, mektup veya güvenilir kişilerin aracılığı ile birçok şiaya verilmiştir.
b- Şialar, Hz. İmam Mehdi’nin dünyaya gelip gelmediği hususunda şek şaşkınlığa düşmüş ve birçok kimsede bu yüzden yoldan çıkmıştır.
c- Hz. İmam Mehdi (a.s) doğumundan sonra bir müddet Samerra da kalmıştır.
d- Bu rivayete göre Hz. İmam Mehdi (a.s) dört yaşındayken babasının şehadetinden bir yıl öncesinde Samerra şehrinden ayrılmıştır. İmam’ın öğütlerini ve İmameti o zaman babasından almış ve bu tarihten sonra babasını bir daha görmemiştir.
e- Hz. İmam Mehdi (a.s), babaannesi ile birlikte Mekke’ye gitmiş ve Mekke’de ikamet etmiştir. Bu iddianın delili ise Hz. İmam Mehdi’nin Mekke’nin yakınlarında “Zi Tuva” adında bir yerde ikamet ettiğini beyan eden rivayettir.

3- Samerra da Dünya’ya gelmiştir ve sonra da Medine’ye götürülüp koruma altına alınmıştır.
4- Medine’de Dünya’ya geldiler ve Medine’de yaşadılar.
Bu iki görüş hakkında hem bir takım rivayetler hem de bir tarihi olaylar nakledilmiştir.
Hz. İmam Hasan Askerî’ye (a.s) arz edildi: “Efendimiz! Bir sorumuz vardır ama sizin azametiniz soruyu sormamıza engel olmaktadır. Sormamıza izin var mıdır?”
Buyurdular: “Sorabilirsiniz.”
Arz ettim: “Efendimiz, sizin evladınız var mıdır?”
Buyurdular: “Evet, vardır.”
Arz ettim: “Efendimiz! Bir şey olursa onu nerede bulabiliriz?”
Buyurdular: “Medine’de”
Usul-u Kafi c.1 s.328

Bu hadisten İmam Mehdi’nin Samerra’da Dünya’ya gelmediği anlaşılmaktadır çünkü Haşim, İmam’ın kendisine karşı takiye yapacağı birisi değildir. Ayrıca Hz. İmam Hasan Askerî’nin “Medine’de” buyruğunu manası benim ölümümden sonra onu Medine’de bulabilirsiniz, değildir! Çünkü Haşim yeryüzünün İmamsız ve Hüccetsiz olmayacağını ve 11. İlahî Hüccet’ten sonra 12. İlahî Hüccet’in olmasının zarurattan olduğunu biliyordu ve Hz. İmam Hasan Askerî’nin (a.s), “Medine’de” buyruğunun manası da, İmam Mehdi’nin Medine’de olduğunu ve orada korunduğunu buyurmaktadır. Bu hususta bir takım diğer hadislerde vardır.

38-Şiaların içine Düşmüş Oldukları Şaşkınlık

Hz. İmam Hasan Askerî (a.s)’ın şehadetinden (a.s) suğra (küçük) gaybetin sonuna kadar olan dönemi, “Şiaların şaşkınlık dönemi” olarak adlandırmak mümkündür.
El Gaybet-i Numanî s.185
Bu dönem Ehlibeyt’in (a.s) taraftarları ve sevenleri için çok zor ve çetin bir dönem olmuştur. Çünkü bu dönemde İmamet meselesi husunda farklı görüşlere sahip fırkalar ortaya çıkıp insanları şüpheye düşürüyorlardı ve şialar da kendileri için bir merci arayıp duruyorlardı.
Bihar-ul Envar c.51 s.11
Bu mesele o kadar şiddetli yayılıyordu ki Mesudî şöyle yazmıştır:
“Hz. İmam Hasan Askerî’den (a.s) sonra insanlar 20 fırkaya ayrıldılar ve her bir fırkanın itikadı bir diğerinden farklı idi.
Murevvic-uz Zeheb c.4 s.199
Diğer taraftan da düşmanlar İmam Hasan Askerî’nin (a.s) bir oğlu olduğunu anladıkları için her yolu kullanıyor ve onu öldürüp ortadan kaldırmaya çalışıyorlardı.
Bütün bu olanlar Ehlibeyt’in (a.s) içine düşmüş oldukları hayret ve şaşkınlığı kat kat artırmıştı.
Hz. İmam Rıza (a.s) bir hadiste şöyle buyurumuşlardır:
“Üçüncü oğlumun (Hz. İmam Hasan Askerî’nin) vefatından sonra öylesine şiddetli ve kapsamı geniş bir fitne vücuda gelecektir ki bir çok iyi ve seçkin kimse de o fitnenin içinde olacaktır.
El Gaybet-i Numanî s.180, Kemal-ud Din s370, Sefinet-ul Bihar c.2 s.703

39-Küçük Yaşta İmam Olmak

Hz. İmam Mehdi (a.s) beş yaşındayken ağır ve büyük İmamet makamını üstlendiler.
İmam Mehdi (a.s)’ın küçük yaşta İmam olması istisnai bir durum mudur? Yoksa normal bir şey midir?
Biz Şiaların inancına göre İmam’ın küçük yaşta olmasının hiçbir mahzuru yoktur ve bunun gibi başka örnekler de vardır.

Kur’an İslam dininin en muhkem ve şüphesiz bilgi kaynağıdır ve Kur’an’da bazı kimselerin adları zikredilerek daha küçük yaştayken kendilerine hikmet ve nübüvvetin verildiği buyurulmuştur. Bu ayetler, Allah’ın Peygamber göndermesinde gönderilen Peygamberin-Liderin çocuk olmasının hiçbir öneminin olmadığını ortaya koymaktadır.
Hz. Yahya (a.s) hakkında şöyle buyurulmuştur:
يَا يَحْيٰى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍؕ وَاٰتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّاۙ

Ey Yahya! Kitabın hükümlerine sımsıkı sarıl. Ona henüz küçük bir çocukken ilim, hikmet ve peygamberlik verdik.
Meryem Suresi 12. Ayet

Hz. İsa’nın (a.s) Peygamberliği hakkında Kur’an’da şöyle buyurulmuştur:
فَاَشَارَتْ اِلَيْهِ۠ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِى الْمَهْدِ صَبِيًّا
قَالَ اِنّٖى عَبْدُ اللّٰهِ۠ اٰتَانِىَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنٖى نَبِيًّاۙ

Bunun üzerine (Meryem çocukla konuşun diye) işaret etti. Dediler ki: “Bir çocuk ile nasıl konuşabiliriz?” Bebek şöyle dedi: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni peygamber yaptı.”
Meryem Suresi 29. ve 30. Ayetler

Evet, küçük yaşta İmam olmak ilk defa Hz. İmam Mehdi (a.s) ile olmuş bir şey değildir ve buna hiçbir itiraz edilemez. Allah’ın Peygamberlerinden bazıları daha küçük yaşta yukarıda örneklerini verdiğimiz gibi yerlerde olduğu gibi daha kundakta iken peygamber olmuşlardır. Nitekim Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) haricinde 12 İmam’dan Hz. İmam Muhammed Taki Cevad (a.s) ve Hz. İmam Ali Naki Hadi (a.s) da çocuk yaşta iken İmamet makamına ulaşmışlardır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir